BAŞKANDAN

Yeni Denklemde Türkiye

Trump’ın iş başına gelmesiyle birlikte dünyada kurulu ekonomik dengeler bir bir değişmeye başladı. ABD’nin demir-çelik ithalatına damping uygulamaya başlaması adeta küresel ticaretin yeniden sorgulanmasına yol açtı. Yine ABD’nin Çin’e karşı uygulamaya koyduğu son tarifelerin Çin’e yıllık bazda faturası yaklaşık 60 milyar dolar civarında. Son 15 yılın ekonomik performansları, Batı medeniyetinin kapitalist öncüsü olan ABD’nin korumacı politikaları savunmasına ve sosyalizmin beşiği Çin’in gümrük duvarlarının kalkmasını istemesiyle sonuçlanan çelişkili bir duruma dönüştü. Gelecek muhtemelen küresel ticaretin zayıflamaya başladığı, ülkelerin daha çok kendi iç ekonomilerine odaklanacağı bir sürece dönüşüyor. Bölgesel güçlerin daha etkin rol alacağı bu süreçte ayakları yere sağlam basan, gelişme potansiyeli yüksek ve dinamik ülkelerin başarılı olması kaçınılmaz.

Peki bu duruma nasıl geldik? Son 30 yılı doğru okursak daha akılcı bir sonuca varmamız mümkün. Öyle ki, 1989 yılında ABD ekonomisi Çin ekonomisinin yaklaşık 16 katıyken bugün bu fark 1,6’ya düşmüş durumda. Özetle 1989’den bugüne ABD ekonomisi 3,57 kat büyürken Çin ekonomisi yaklaşık 34,5 kat büyüdü. Bir diğer deyişle Çin ekonomisinin büyüme oranı ABD ekonomisine göre nerdeyse on kat fazla. Gidişatın böyle süreceğini varsayarsak dünyanın son yüz yılında benimsenen ekonomik sistemin kökünden çatırdadığı görülebilir. Bu durumda Batı ülkeleri, başta ABD olmak üzere ummadıkları biçimde büyüyen ve gelişen Çin faktörüne karşı savunma mekanizmaları geliştirmek zorunda kaldılar. Özellikle Çin’in sahip olduğu mevcut ekonomik büyümenin siyasi ve askeri anlamda nüfuz ve etkiye evirilmesi Batılı ülkeleri fazlasıyla endişelendiriyor. Ayrıca karşıt blokta yer alan ve askeri alanda rüştünü ispatlamış istikrarlı bir Rusya’nın da denkleme Çin ekseninde dahil olması Batı’yı fazlasıyla köşeye sıkıştıran bir durum. Bu noktada Trump’ın gerçekleştirdiği son ekonomik hamleler, dev bir ülkenin başına geçen çılgın bir işadamının gayrı ciddi politikaları olarak asla görülmemelidir. Aksine bu adımlar gelecek kaygıları taşıyan Amerikan halkının ortak aklı olarak düşünülebilir. Her zaman söylediğimiz gibi dünya artık eskisi gibi değil. Savaşlar, kavgalar ve didişmeler geçmişten oldukça farklı. Robotik teknikler, yapay zeka, otomasyon gibi kavramlar hayatımızın içine anbean işlerken artık tüm geçmiş sistemler öyle ya da böyle sorgulanmak zorunda kalıyor.

Ülke olarak bize düşen, geçmişin doğrularının güncelliğini yitirdiği bu süreçte yepyeni bir hikaye yazmaktır. Bu hikayeyle birlikte gelecek yüzyılımızı ortaya koyacak ve bizi geleceğe taşıyacak harikulade bir projeyi hep birlikte hayata geçirmeliyiz. Olası bu doktrin çerçevesinde dünya ekonomileri ile baş edebilecek, siyasi ve askeri alanda güçlü, etkin ve dinamik bir Türkiye’yi hep birlikte inşa etmenin yollarını aramalıyız. Önümüze çıkan bu konjonktürel fırsatları doğru zamanda ve akılcı bir biçimde uygulamaya koymazsak tüm bu fırsatlar gelecek on yılların muhtemel kriz senaryolarına dönüşebilecektir.

Bölgesinin her anlamda en güçlü ülkesi olan Türkiye kuşkusuz kendi geleceğini kendisi yazacaktır. Ülkemizin farklı bloklarla girişeceği işbirlikleri ancak ve ancak kazan-kazan ekseninde yürütülebilir. Aksi bir hal, büyüyen ve gelişen ülkemizin tercih etmeyeceği bir durumdur ki bölgemizde Türkiye’ye rağmen uygulamaya konulacak her tür girişim kesinlikle başarısızlığa mahkumdur. Bu nedenle özellikle Batılı ülkelerin bunu dikkate almaları önemlidir. Bizler ülke olarak birlik-beraberlik içerisinde olursak ne denli güçlü ve ne denli sinsi olursa olsun tüm planlar akamete uğrayacaktır. Bunu kahraman silahlı kuvvetlerimizin Afrin operasyonuyla net bir biçimde görmüş olduk. Ülkemiz üzerinde oynanan planlar başarılı bir operasyonla yerle yeksan edilmiş oldu. Bu vesileyle Afrin operasyonunda şehit olan 46 evladımıza Allah (c.c.)’tan rahmet, yaralanan 226 gazimize de acil şifalar diliyorum. Onların cesareti, yiğitliği ve vatanseverliği sayesinde ülkemiz eşsiz bir zafere imza atmış oldu.

Bizler, mazlumların yanında yer almak uğruna tarih boyunca çile çekmiş bir millet olarak refahı ve huzuru fazlasıyla hak ediyoruz. Ticaret erbabı ve sanayiciler olarak bizlere düşense ülkemizin her daim hizmetinde olmaktır. Bu niyet ve temennilerle sizleri selamlıyor, sağlık, huzur ve mutluluklar diliyorum.

Giyasettin Eyyüpkoca

Bu Haberi Paylaş: