BAŞKANDAN

Biz Aslında Kimiz?

Ülkemiz ve dünya çok farklı bir süreçten geçmekte. Gelişen yeni dinamikler ile ekonomik ve siyasi eksende yaşanan öncü sarsıntılar dünyadaki mevcut yapısal sistemin büyük bir yıkımla yerle yeksan olacağının ayak sesleri gibi. Batı gitgide kendi gerçeği olan örtülü faşizme doğru yol alırken gelişmekte olan ülkelerin durdurulamaması bu süreci tetikler nitelikte. Türkiye, Rusya ve Çin gibi ülkeler büyüdükçe ve güç birliği yapıp statükoya direndikçe Batılı ülkelerin uysal maskesi düşüp yerini vahşi çehreleri almakta. Bu süreç ve sonucunun pek de parlak olmadığı aşikar. Yirmi sekiz farklı ülkenin dar bir kıtaya sığışıp çıkar birliği yaptığı Avrupa'nın geleceği ırkçı söylemlerin etkisinde bilinmez bir karanlığa doğru sürüklenmekte. Bu noktada Türkiye karşıtlığı tarihte olmadığı kadar kıymetli bir argümana dönüşmüş durumda. Irkçı partiler, hoşnut olmadıkları göçmen politikaların altını Türkiye aleyhtarı söylemlerle doldururken ekonomik gelgitlerle boğuşan seçmenlerin faşizan yaklaşımlara dönük artan ilgisinin keyfini doyasıya çıkarmaktalar. Öyle ki bu karşıtlık adeta düşmanlık hatta nefret boyutuna ulaşmış durumda. Bu akıl dışı gidişatın derhal durdurulmasının hayati derecede önemli olduğunu artık Batılı ülke liderlerinin görmesi gerektiği kanaatindeyim. Aksi taktirde dünyanın hiç de umulmadık bir serüvene doğru hızla sürüklenmesi su götürmez bir gerçektir.

Bizler gerek inandığımız milli ve manevi değerler gerekse de ülke politikamız hasebiyle daima barışı ve kardeşliği benimsemiş bir milletiz. Şunu açık ve net bir biçimde söyleyebilirim: Dünyadaki mazlumların ve ezilmişlerin yanında hiçbir çıkar ve beklentisi olmadan yer alan tek ülke Türkiye’dir. Bir durum tespiti yaparken ülkemle gurur duymaktan ziyade bu acı tabloya “maalesef” demek daha doğru olur sanırım. Çünkü dünyadaki mevcut adaletsiz ve sömürü sistemine benim güzel ülkemin yalnız başına karşı koyması ne yazık ki mümkün değildir. Burada sevindirici olan tek şey dünyada hala birilerinin bu acımasız sistemin tüm zorbalığına karşı sesini pervasızca yükseltebiliyor olmasıdır.

Ülkemiz, dünyadaki ezilenler nezdinde böylesine kıymetli ve önemliyken her daim güçlü ve istikrarlı olmamız gerektiğini görmezden gelemeyiz. Hatırlayalım, Türkiye siyasi çalkantılarla boğuşurken Bosna’da, Azerbaycan’da, Somali’de, Filistin’de ve dünyanın birçok yerinde mazlumlar büyük zulüm ve katliamlara maruz kalmıştır. Türkiye’nin istikrarı onlar için nefes, hayat ve yaşama umudu olmuştur. Kimsesizlerin kimsesi olan Türkiye’nin sığ ve temelsiz iç politik tartışmalarda boğulmaması oldukça önemlidir. Bu nedenle ülkemizin uzun soluklu ve öngörülebilir, istikrarlı bir devlet sistemine sahip olması gerektiğini tarafsız bir biçimde görmeliyiz.

Halkımızın hür iradesiyle vereceği kararın ülkemize hayırlar getirmesini can-ı gönülden diliyorum. Millet olarak bizler binyıllar boyudur kardeşiz ve de kardeş kalmaya devam edeceğiz. Ayrışmak yerine birleşecek, gönüllerimizi ve kalplerimizi daha da yakınlaştıracağız. Ne Balkanlar bize uzak, ne Orta Doğu yabancımız, ne Kafkasya garip, ne Afrika bize el, ne Orta Asya yaban, ne Uzak Asya bigane. Hepsi bizim canımız, hepsi yoldaşımız. Kimseyi bir diğerinden ayırmayız, ayıramayız. Biz mazlumların, biz güçsüzlerin, biz yetimlerin ağabeyiyiz. İşte biz böyleyiz. Böyle Türkiye’yiz.

Giyasettin Eyyüpkoca

 

Bu Haberi Paylaş: