BAŞKANDAN

Dünya ve değişen dengeler üzerine

Ülkemizin büyümesi ve gelişmesi, küresel ölçekteki her değişimden anbean etkilenmemize yol açıyor. Dünya sürekli değişirken, stratejik öneme sahip büyük bir ülke olan Türkiye, global dengeler açısından ister istemez tarafını seçmek durumunda kalıyor. Amerika, Çin, Rusya ve Avrupa ülkeleri arasında yaşanan sürtüşme ve konjonktürel anlamda değişen koşullar ülkemizi de bir şekilde etkiliyor. Özellikle son dönemde keskin bir biçimde değişen Amerikan dış politikası bizleri hem ekonomik hem de politik anlamda başka mecralara sürüklemekte. Müttefik saydığımız bu ülkenin birçok noktada bizi yalnız bırakması ve beklentilerimizi karşılamaması sonucunda ülkemiz bir şekilde kendi yolunu çizmeye karar vermiştir. Bu yolda atılan en önemli adımlardan birisi sanırım Rusya Federasyonu’ndan alacağımız S400 füze savunma sistemleri olacaktır.

Türkiye’nin uzun yıllardır üyesi bulunduğu Kuzey Atlantik Savunma Paktı (NATO) ile olan bağı onu bir şekilde Batı blokunda yer almaya itmektedir. Ancak özellikle son dönemde ülkemiz dış politikasında ve güvenlik stratejisinde daha bağımsız hareket etmekte çıkarları doğrultusunda yoluna devam etmektedir. Dünya’da kıtaları birbirine bağlayan, Balkanlar, Avrupa, Orta Doğu, Afrika, Orta Asya ve Kafkasya gibi fazlasıyla önem arz eden bölgelerin hepsi ile yakından ilişkili olan Türkiye’nin elbette ki tek kutuplu bir politika izlemesi düşünülemez. Böylesine stratejik bir coğrafyada yer alan Türkiye’nin siyasi, ekonomik ve askeri alanda kendi yolunu çizmesi şüphesiz ki elzemdir.

Sadece ABD özelinde son dönemde yaşanan gelişmelere bir göz atalım: Yeni ABD yönetimi göreve gelir gelmez bölgede İran karşıtı bir politika izlemeye başladı. “America First!” mottosundan hareketle yalnız ama yalnız Amerikan çıkarlarını gözeteceğini belirterek Avrupa ile köprüleri attı. Çin’e karşı ekonomi temelli ancak geleceğe dönük politik kaygılar ekseninde yeni gümrük vergileri uygulamaya başladı. Yatırımları ve parayı yeniden Amerika’ya çekebilmek adına tüm eko-politik atmosferde revizyona gitti. Rusya’ya zorlayıcı yaptırımlar uygulayarak küresel rakiplerini ekonomik açıdan kıstırmayı tercih etti. Türkiye gibi dost ve müttefik bir ülkeye ekonomik yaptırım uygulama kararı aldı. Daha çok silah satışı gerçekleştirmek adına dünya dengelerini alt-üst eden yeni bir politik vizyon benimsedi. Yapılan birçok küresel anlaşma Amerikan çıkarlarına ters görülerek ya iptal edildi ya da revize edildi. Orta Doğu’da İsrail’in merkeze alındığı ve yaptığı her şeyin mubah görüldüğü yeni bir sistem oluşturuldu. BM ve alt kurumlarının ABD nezdinde geçerliliği sorgulanır hale geldi. ABD politikalarına karşı duran BM kurumları ya desteklenmeme ya da bu kurumlara üyelikten çıkma kararları alındı. Başta Orta Doğu olmak üzere geleceğe dönük daha kanlı ve savaş tohumları atacak birçok hamlelerde bulunuldu. ABD çıkarlarına hizmet eden diktatörlerin el üstünde tutulduğu, karşı duran ülkelerin ise demokratik değerlere sahip olsa bile dışlandığı yeni bir yapı kuruldu. Ülkelerin ABD egemenliğine bağlı kalmaması durumunda ekonomik ve finansal sistemlerine dolar temelinde saldırılar gerçekleştirildi.

Ülkemizin geçtiği bu kritik süreçte yalnızca ABD üzerinde durduğumuzda dahi olayın ne denli karmaşık olduğu görülebilir. Denkleme diğer küresel güçleri kattığımızda Türkiye’nin istikrarlı bir yönetimde yoluna devam etmesinin önemini tekrardan görebiliriz. Özellikle bu tür ekonomik zorlukların yaşandığı süreçlerde bir arada ve dayanışma içerisinde hareket etmemiz oldukça önemlidir. Küresel güçler tarihte hiçbir zaman çıkarlarına karşı duran kişi ve halkları istememiş aksine onları yok etmek için her yolu denemişlerdir. Ülkemiz bu tür saldırılara son on yılda defalarca maruz kalsa da dik durmuş ve yoluna devam etmiştir. Bu sürecin de bizler için hayırla sonuçlanacağından eminiz. Hep söylediğimiz gibi daha çok çalışacak, daha çok üretecek ve daha çok mücadele edeceğiz. Ülkemizi tökezletmeyi ve yolundan döndürmeyi hiçbir gafil başaramayacaktır. Yeter ki birlik ve beraberlik içerisinde yolumuza devam edelim. İnanmış insanların akıbeti tarih boyunca ferah ve aydınlık olmuştur. İnanıyorum ki bu yolun sonu da bizim için hayırlı olacaktır.

Bu dilek ve temennilerle sizleri selamlıyor, saygılar sunuyorum.

Gıyasettin Eyyüpkoca

Bu Haberi Paylaş: