BAŞKANDAN

Sağduyu ve Aklıselim Çağrısı

Bildiğiniz gibi ciddi travmalar ve zor süreçlerle dolu bir ay geçirdik. Doğa ve çevre duyarlılığına sahip yurttaşlarımızın başlattığı ve sonrasında ne yazık ki farklı mecralara sürüklenen olaylar, ülke bazında üzücü ve istenmeyen durumların oluşmasına sebep oldu. İstikrarlı büyümesi ve gerçekleştirdiği ekonomik ve demokratik reformlarla son yılların parlayan yıldızı olan Türkiye’mizin imajı dünya nezdinde tamiri güç yaralar aldı. Son otuz yılın acılarını sarmayı ümit ettiğimiz ve kardeşçe kucaklaştığımız şu günlerde keskin ayrışmalara şahit olmak, süreç içerisinde yaşadığımız finansal kaybın dışında yüreğimizde derin yaralar açmış oldu. Her şeye rağmen birliğe, barışa, kardeşlik ruhu ve aklıselime olan inancımızı yitirmiyor, bu zor günlerin geçip mutlu yarınların üzerimize doğacağına kalpten inanıyoruz.

Bizler Laleli olarak on yıllardır ülkemizin dış ticaretine katkı sağlarken bir yandan da sosyal barış ve refahımızın yükselmesine, turizm gücümüzün artmasına, ülkemizin tanıtımına ve gelişimine fayda sağlamayı kendimize amaç edindik. Bu temelde hareket ederken, dünya ölçeğinde eriştiğimiz çıtanın kıymetini sanırım en iyi bizler bilmekte, en iyi bizler idrak etmekteyiz. Dünyanın gelişmiş ülkeleri girdikleri finansal krizler ve yapısal sorunlarla boğuşurken bizler rekor büyümelerin gururunu yaşadık. Çevremiz savaş ve yıkımlarla oradan oraya savrulurken bizler alan değil veren el olduk. Geliştik, güçlendik, büyüdük, mazlumun ve yoksulun sesi soluğu olduk. Bugün gelinen noktada artık Türkiye çark ve dinamikleri işleyen, güçlü, istikrarlıve devamlı büyüyen yapısıyla geleceğe umutla bakan bir ülke olmuştur. Elbette ki demokratik talep ve beklentiler özgür bir şekilde seslendirilebilmeli, bu hakkın önünde hiçbir engel bulunmamalıdır. Bu konuda ülkemizin kahir ekseriyeti sanırım hemfikirdir. Ayrıca doğa, çevre ve yeşil bizler için en hassas konulardır. Unutmamalıyız ki bizler “Kıyametin koptuğunu görsen de elindeki fidanı dik” diyen bir peygamberin ümmetiyiz. Bu bağlamda bu isteklerin dile getirilmesi esnasında şahit olduklarımız gerçekten her anlamda yüreklerimizi burkmuştur. Aşırılığın ve çatışma ortamının ülkemize tıpkı geçmişte olduğu gibi bundan sonra da katkı sunmayacağı aşikardır. Esas olan insanların birbirini dinlemesi, anlamaya çalışması ve farklı fikirlere saygı göstermesidir. Ne yazık ki yaşananlar ülkemize yakışmamıştır. Kamu mallarının uğradığı zararlar neticede bizlere yansıyacak, bozulan ülke imajımız ise turizm ve ticaretimize, dolayısıyla işçi ve işverenlerimize büyük kayıplar yaşatacaktır. Birbiriyle et-tırnak olmuş 76 milyon artık bu sahneleri yaşamamalı, bizleri mahzun ve kaygı dolu gözlerle izleyen dünyanın ücra köşelerindeki mazlumlara bu üzüntüyü yaşatmamalıyız. Zaman acıları unutma, kucaklaşıp geleceğe yönelme zamanıdır. Zaman dostluk ve kardeşlik bilinciyle yaraları sarma zamanıdır. Artık Türkiye’nin kaybedecek tek bir anı bile yoktur. Türkiye kaybederse hepimiz kaybederiz. Ülkemiz kaybederse umudunu bizlere bağlamış halklar kaybeder. Gelin geçmişe bir sünger çekelim, kavga yerine anlayış, küskünlük yerine muhabbet, çatışma yerine demokrasiyi ülkemize hakim kılalım. Bu dileklerle değerli halkımızı sağduyuya davet ediyor, karanlık senaryoların ülkemizden uzak olması ümidiyle saygılar sunuyorum.

Giyasettin Eyyüpkoca

Bu Haberi Paylaş: