BAŞKANDAN

Mısır Olayları ve Bölgeye Etkileri

Buradan misyon ve vizyonumuz gereği sizlere ekonomik gelişme ve yürüttüğümüz projelerden bahsetmek isterdim ancak içinde bulunduğumuz süreç ne yazık ki finansal analizleri arka plana itmiş ve mazlum halkların kulaklarımızı yırtan çığlıklarıyla bizleri adeta sarsan bir boyut kazanmıştır. Bugün tarihi bağlarla kenetlendiğimiz kardeş Mısır’da idareyi gasp eden darbe yönetiminin sivil halka karşı uyguladığı katliamları görünce, bir ülke için elde edilen demokratik kazanımları koruyabilmenin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha idrak ediyoruz. Mısır tarihinin demokratik yollarla seçilmiş ilk devlet başkanını pervasızca görevden alan ve halkın oylarını hiçe sayan yönetimin bu gaddar tavrından çok, batının ileri sayılan demokrasilerinin bu vahşi insanlara karşı üç maymunu oynayan tutumları elbette ki unutulmayacak, tarih sayfalarında derinlemesine sorgulanacaktır. Demokrasiyi, uğruna on yıllar boyunca büyük bedeller ödeyerek ve bu uğurda amansız mücadele vererek elde edebilmiş nadide bir ülkenin ferdi olarak bu filmi Bosna’da ve sayabileceğimiz daha bir çok coğrafyada seyretmiş olmanın verdiği hüzün ve yılgınlıkla yine de, her şeye rağmen dünyada adalet ve eşitliğin hakim olmasını umuyor, yapılan haksızlıkların derhal son bulmasını temenni ediyorum.

Bildiğiniz gibi Mısır, tek başına münferit olarak değerlendirilebilecek bir ülke değildir. Bulunduğu bölgenin hassasiyeti, ülkenin nüfus ve coğrafik anlamda büyüklüğü, stratejik konum ve önemi açısından bu yaşananların tüm Orta Doğu’ya etki etmesi muhtemeldir. Tunus’ta Arap Baharı adıyla başlayan ve domino etkisi ile çevre ülkelere yayılan bu çok seslilik sekteye uğruyor gibi görünse de, uzun yıllardır halkından kopuk kukla yönetimlerin idaresi altında yaşayan insanların uyanışı ve silkelenmesi öyle ya da böyle devam edecektir. Son birkaç sene içerisinde şahit olduğumuz olaylar bizlere göstermiştir ki, artık halk iradesi her şartta tecelli etmekte, önündeki setleri adeta sel gibi, yaralı ellerle de olsa birer birer yıkıp geçmektedir. Gecikmeler, ertelemeler ya da zorlamalar olsa da hak yerini bulmakta, insanlar demokratik haklarını bir şekilde geri almaktadırlar.

Umuyor ve diliyorum ki Mısır’ın maruz kaldığı bu zulüm kısa zamanda son bulur ve Mısırlıların iradesi tüm ülkede hakim olur. Bölgenin kadim ülkelerinden olan kardeş Mısır, barış, kardeşlik ve istikrar havzasına dönüşmesini umduğumuz bu coğrafyanın belkemiği olur. Mısır gibi demokrasi mücadelesini canla başla veren diğer tüm ülkelerde hak galip gelir, kardeşlik daim olur. Tarihi, kültürel ve kardeşlik bağlarıyla birbirine bağlı olan bu bölgenin insanları tıpkı eskisi gibi kucaklaşır, hoşgörü ve anlayış bu toprakların her karışına ilmik ilmik işlenir. Uzun yıllardır yaşanan acı ve baskılar son bulur, şehitlerin kanlarıyla sulanmış bu topraklara barış ve huzur gelir. Anaların ve yetimlerin buruk gözyaşları diner, kardeşlik çınarının dalları tüm bölge halklarını barış ve huzur sedalarıyla gölgeler.

İyilik ve sevgi dolu yarınların ümidiyle sözlerimi sonlandırırken, Eylül ayında kutlanan Dünya Barış Günü’nün sembolik anlamından öte dünyanın farklı mecralarında yaşanan acıların son bulmasına vesile olmasını diliyor, saygılar sunuyorum.

Giyasettin Eyyüpkoca

Bu Haberi Paylaş: