BAŞKANDAN

Risk ve Fırsat Çözümlemeleri

Uygulanan sıkı mali disiplin politikası ve özel sektör odaklı büyüme hedefi ile birlikte ülkemiz gün geçtikçe gelişiyor ve büyüyor. Çevre ülkeler, özellikle AB üyesi ülkelerle kıyaslandığında büyüme rakamlarımız gerçekten imrendirici nitelikte. İşsizlik oranımız İspanya, İtalya ve Fransa gibi Avrupa’nın sanayisi oturmuş ülkelerine göre fark edilir düzeyde düşük. Bütçe ve borçlanma hedefleri yönünden Maastricht Kriterleri’ni fazlasıyla karşılamaktayız. Yüksek oranda seyreden ve turizm, yurt dışı yatırım ve döviz transferleriyle dengelenmeye çalışılan cari açığımız dışında ekonomimiz istenen hedeflere hızla ilerliyor. Ancak tüm bu iyimser yaklaşımların yanında büyük bir eşiğin önünde olduğumuzun sinyallerini iyi algılamak ve doğru okumak gerektiği kanaatindeyim. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde bu gelişimi devam ettirmek istiyorsak çözmek zorunda olduğumuz iki temel sorun vardır. Bunlar; üretim ve satış kalemlerindeki inovasyon/marka eksikliği ile politik dalgalanmaların ekonomi üzerinde süregelen etkisidir.

2013 yılı ihracat rakamları açıklandığında 2012 yılına göre %0,01 oranda bir artışla ihracatımız neredeyse yerinde saymış oldu. Bu durum ihracat odaklı büyüme stratejisi benimseyen ülkemiz için irdelenmesi gereken bir konu. İhracat kalemleri nicelik yerine nitelik boyutuyla değerlendirildiğinde inovatif anlamdaki zayıflığımız ve marka eksikliğimiz hemen fark ediliyor. Sanayimizin şu anki duruşuyla ekonomik büyümeye katkı sağlayabilmesi pek gerçekçi görünmüyor. Büyük bir kabuk değişimine ihtiyacımız olduğu açık. Yeni bir soluk, yeni bir anlayış gerek. Üretimi ve inovasyonu destekleyici politikaların tabana yayılması şart. Yenilikçi/akılcı projeler üretilmesi ve mali desteklerin daha bilinçli ve gelecek vaat eden sektörlere aktarılması gerekli. Yoksa bu endüstri ve ürün gamıyla ülkemizin hedeflerine ulaşması gerçekten zor. Ekonomik patinaj dönemi kapımızı şimdiden çalmaya başladı bile. Yeni fikirler üretip uygulamaya koymazsak, finansal toparlanma sürecine giren gelişmiş ülkeler pastadan kaybettikleri paylarını geri almakta geç kalmayacaklardır. Enerjide dışa bağımlı bir ülke olarak bu handikabın içinden çıkmak için sanayimizi temelden ele almalı ve güçlü değişim paketleri ortaya koymalıyız. Aksi takdirde elde edilen ekonomik kazanımların sürdürülebilmesi gerçekten güç olacaktır. Bu noktada bilim-sanayi işbirliği daha reel anlamda uygulamaya konmalı ve algı değişimine ön ayak olacak panel ve kongreler tertiplenip çözüm yolları aranmalıdır.

İkinci sorun olarak da politik dalgalanmaların ekonomiye etkileri gelmektedir. Bildiğiniz gibi ülkeler ve ekonomiler büyüdükçe dış siyasi gelişmelerin etkisi reel sektörde daha fazla hissedilmektedir. Kozmopolitik yönden hassas bir coğrafyada bulunan ülkemiz ekonomisi, çevresel anlamda pozitif ya da negatif süreçlerden büyük oranda etkilemekte hatta bazen pazar transformasyonuna bile gitmektedir. Laleli’nin yıllar boyu değişen müşteri portföyü bu etkinin anlaşılabilmesi adına önemli bir örnektir. Yatırımcılar gibi işletmeler de siyasi ve ekonomik istikrar isterler. Önlerini görerek doğru kararlar almayı hedeflerler. Bulanık ve sisli süreçler, makulün üzerindeki risk oranları hep karar almayı geciktiren unsurlardır. İyi ilişkiler iyi ekonomik sonuçlar doğururken, gerginlikler sanayici ve tüccara daima kaybettirmiştir. Gelecek perspektifimizde bu durum mutlaka en azından asgari düzeyde öngörülebilir seviyelere çekilmelidir. Aksi takdirde ekonomik ve siyasi gelgitlerle boğuşan bir Türkiye’nin bölgesel güç olma hedefi maalesef sekteye uğrayabilir.

Son olarak sizlere ay içerisinde gerçekleşen Dosso Dossi Fashion Show’dan bahsetmek istiyorum. Tatil ve alışveriş temalı fikrin özgünlüğü ve uygulamadaki başarısı sanırım tüm bu anlattıklarımı özetler nitelikte. Kendilerine ses getiren bu büyük organizasyon için, fuarlarında Lasiad’a stant vererek Laleli’nin tanıtımına destek oldukları için ve Laleli’nin bir değeri olmaları hasebiyle şükranlarımı sunuyor, başarılarının devamını diliyorum.

Önümüzdeki ay daha huzurlu, daha güçlü ve daha müreffeh bir Türkiye’de yaşıyor olmak ümidiyle hepinize saygılar sunuyorum.

Giyasettin Eyyüpkoca

Bu Haberi Paylaş: