BAŞKANDAN

Laleli’nin Hakkını Vermek...

Ülke olarak 2023 yılı için belirlediğimiz ihracat hedefi 500 Milyar dolardır. Geçtiğimiz yıl ise toplam bazda 151,7 Milyar dolar ihracat gerçekleştirmiş olduk (TİM). Bu şu anlama geliyor. İhracat yapan her bir fert 10 yıl sonrasında şimdikinden yaklaşık 3 kat fazla efor sarf edecek, yurtdışı satışlarsa en az üçe katlanacak. Dünya ölçeğinde gelişmiş ülkeler arasında yer almak istiyorsak buna mecburuz.

Bu konuya değinmemin ana sebebi, Laleli’deki işletmelerin abartısız tamamının satışlarını yurtdışına yapıyor olmasıdır. Bundan dolayı belirlenen rakamlar ivedilikle irdelenmeli, bölgesel politikalar mutlaka denklemin içine konmalıdır. Şu bir gerçek; bugünün ürün ve fiyat gamasıyla hedeflerimize ulaşmamız kesinlikle mümkün değildir. Algı açısından bu, on yıl öncesinin ürünlerini bugün satışa sunmaya benzer ki on yıl sonra da durum bundan farklı olmayacaktır. Değişmeyen tek şey, değişime ayak uyduramayanların on yıl sonraki resimde yer alamayacağıdır. Gelişen dünya ve artan rekabet koşulları bize şimdiden bunun sinyallerini vermektedir. Peki o zaman neler yapmalı, işletmelerimizi büyütmek, en azından ayakta tutabilmek adına ne tür reçeteler uygulamalıyız.

Bunun cevabı çok da zor değil aslında. Çağımızda kullanılan anahtar sözcüklere bakarsak stratejik planlarımızı ne yönde geliştirmemiz gerektiğini görebiliriz. Aslında bu perspektif, 2023 hedeflerimizi daha şimdiden realize etmekte olan ülkelerin üretim ve satış politikalarının temelini oluşturmaktadır. Artık global anlamda işletme ve ürünlerde aranan 5 temel kriter “SETIC” olarak tanımlanıyor. Hizmet odaklı (Service-oriented), doğa dostu (Eco-friendly), teknolojik (Technologic), yenilikçi (Innovative) ve rekabetçi (Competitive) olmak. Şirketleri ve ülkeleri uluslararası arenada başarıya götüren yolun anahtarı bu 5 temel kriterleri yerine getirmekten geçiyor. Uzun ve meşakkatli bu yolu gerçekten başarıyla tamamlayan ve o ivmede kalıcı olma yetkinliğini kazanan firmalar ülke ekonomilerine büyük katkı sağlarken, ülke imajı ve marka değerini de güçlendiriyorlar. Bunu başaran şirketler büyüyor, küresel alıcıların talep gösterdiği kurumsal sistemler halini alıyorlar.

Özellikle bizler, Laleli olarak bölgesel bir marka olma yolunda ilerlerken çağın gerisinde kalmayı asla düşünemeyiz. Aksine farkımızla ve ortaya koyduğumuz çıktılarla izleyen değil izlenen, taklit eden değil özgün olan bir yapı olmanın yollarını aramalıyız. Bu günlere güçlü bir şekilde ulaşabilmemizin temelinde de aslında bu derin unsur yatmakta. Geriye, on yıllar öncesine dönüp baktığımızda her zaman çağı yakalayan ve güncel olan bir Laleli görmekteyiz. Lasiad olarak yaptığımız festival, proje ve faaliyetler hep bu özgünlüğümüzü arttıran etkenler olmuştur. Gelecek on yıl boyunca bu dinamizmimizi korumalı, şirketlerimizi daha sistematik işleyen ve detaylara önem veren işletmelere dönüştürmeliyiz. Bildiğiniz gibi ürün ve hizmet kombinasyonunda kalite kavramı her zaman ayrıntılarda gizli olmuştur. İnsanların bilinç algılarını ve zihinsel oluşumlarını hep bu ince ve fark edilmesi güç öğeler belirlemiştir. Doğru ürün, doğru zamanda ve doğru bir prezantasyonla sunulduğunda başarı kaçınılmazdır. Bugünün gelişmiş olarak varsayılan tüm ülkeleri bunu başarmışlardır. Esasen bunu başardıkları için gelişebilmişlerdir.

Bizler de dünyada bir eşi benzeri daha olmayan ve bu denli güçlü kapasiteye sahip bir bölgenin mensupları olarak en azından Laleli’nin hakkını vermek adına çaba sarf etmeli, var olan bireysel değerlerimizi dünya ölçeğinde hatırı sayılır bölgesel güçlere dönüştürmeliyiz. Bu sayede belki küresel anlamda bilinir markalarımız çoğalacak ve günümüz koşullarında gerçekleştirilmesi güç görünen ihracat hedeflerimize daha rahat ulaşacağız. Bunun için kuşkusuz yapısal açıdan bazı köklü reformlar gerçekleştirmek zorundayız. Her yeni gün dünü ve bizleri eskitirken, şirketlerimiz yaşlanmamalı, her zaman dinç ve dinamik olmalıdırlar. Güneşin her doğuşunda dünyanın sayısız ülkesinden alıcı ve misafirler ağırlayan Laleli gibi nadide bir eserin çağın gerisinde kalması zaten mümkün değildir. Yeter ki günün gereklerini yerine getirelim, bir ve birlik olalım. O zaman inanın sırtımız yere gelmeyecek, ülkemizi hak ettiği yere taşımada Laleli’miz öncü rol üstlenecektir. Politik ve coğrafi dalgalanmalar bizi etkilemeyecek, sahip olduğu güçlü firmalar ve kendi marka değeri ile Laleli, her zaman olduğu gibi yoluna emin adımlarla devam edecektir.

Bildiğiniz gibi sivil toplum kuruluşlarının bir diğer misyonu da birlik-beraberliğin getirdiği güçle sosyal acıların dindirilmesine katkı sunmaktır. Acımız ölçülemeyecek kadar büyük, yüreğimiz yangın yeri, kalbimiz buruk, gönlümüz kapkara, tıpkı kömür gibi. Giden geri gelmiyor, gelmez, gelemez, acılar dinmez, bunu biliyoruz. Her şeye rağmen yürek sızımızı kalbimize gömdük ve Lasiad olarak ay içerisinde Soma’ya bir gezi tertipledik. Yürekleri yıkan bu sarılması imkansız yaranın bir nebze olsun hafifletilmesi adına Laleli’deki esnaflarımızdan toplanan 100.000 TL’lik nakdi yardımı maden şehitlerimizin ailelerine ulaştırılması için yetkililere teslim etmiş olduk. İnşallah ülke olarak bir daha böyle elim kazalar yaşamaz, analarımız canları olan evlatlarını, minik yavrularımız ise biricik babalarını madenlerde yitirmez.

Bu dua ve temennilerle sizleri selamlıyor, mübarek Ramazan ayının başta sizlere, ülkemiz ve İslam alemine, sonra da tüm dünyaya huzur, barış ve sağlık getirmesi dileğiyle saygılar sunuyorum.

Giyasettin Eyyüpkoca

Bu Haberi Paylaş: