BAŞKANDAN

Yeni Başlangıçlar, Yeni Umutlar...

“Her şeyin en mühim noktası, başlangıcıdır” der Eflatun.

Başlamak; geçmişi silmek, yeni bir sayfa açmaktır. Başlamak mazinin acı ve kederlerini unutmak, geleceğe umutla bakmaktır. Zordur, meşakkatlidir ama bu yüzden başlangıçlar yeniden doğmak ve yaşama tutunmaktır. Başlangıçlar her şeyin daha iyi olacağına inanmak, inandırmak ve bunun için çabalamaktır. Ve başlangıçlar bize yılmamayı, yorulmamayı ve yola devam etmeyi öğreten mihenk taşlarıdır.

Ülkemizin dört bir tarafı adeta cayır cayır yanıyor. Her gün yeni bir acı, yeni bir dram. İnsanlar ekonomiden, büyümeden ve ticaretten çok artık can derdine düşmüş durumdalar. Yanı başımızda gelişen ve ummadığımız, beklemediğimiz olaylar aniden önümüzde bitiveriyor. Zaman insanları şaşırtıyor, öngörüler alt üst oluyor. Bir balon gibi şişip büyüyen sorunlar çözümsüz ve kronik yaralara dönüşüyor. Komşularımız ise fırtınalı bir havada iskeleye tutunan kırık kayıklar gibi bir oraya bir buraya savrulup durmakta. Bu amansız fırtınaya direnen kadim ve köklü iskeleyse kuşkusuz güzel ülkemiz, Türkiye. Bölgenin en istikrarlı ve çevresindeki gelişmelere en duyarlı ülkesinde yaşarken ne yazık ki her olumsuz gelişmeden azami düzeyde etkilenen yine biz oluyoruz. Ülkemizin coğrafi ve stratejik konumu her anlamda eşsiz. Tabi bunun pozitif yansımaları olduğu gibi negatif sonuçları da olabilmekte. Tarihi ve kültürel bağlarımız olan üç komşumuz, Irak, Suriye ve Ukrayna iç savaş girdabında boğuşuyor. Savaşın yüzü olabildiğince soğuk, karanlık ve hazin. Ölen çocuklar, ağlayan analar, yitirilen evlatlar, kim olursa olsun, millet ayrımı yapmadan içimizi acıtıyor, yaralıyor. Bir de mübarek Ramazan ayında göğsümüze taş gibi oturan Gazze. Çaresizlik ve masumiyetin çığlığını duymayan dünya, sanırım adalet ve barış kelimelerini unutup yerine aymazlık ve güçlünün haklılığına kendini inandırmış durumda. Susuyor, haykırışımızı içimize gömüyor, üzülüyor ve sadece üzülüyoruz.

Ama her şeye rağmen, tüm bu olumsuz tabloya inat ümitvar olmak, geleceğe umutla bakmak bizler için tek yol ve tek çıkış noktası olarak görünmekte. Başlangıçlar dedik ya hani! Belki bundan sonra her şey düzelir, yaralar sarılır, kılıçlar kınına sokulur, eller yine buluşur. Önümüzde beliren ve bize inanç veren birçok başlangıç var. Bir bayram örneğin, buruk da olsa içimizi ısıtan, çocukları gülümseten, vefayı, dostluğu anımsatan. Sonra ülkemizin geleceğini belirleyecek bir cumhurbaşkanlığı seçimi. Cumhuriyet tarihinde ilk defa halkın seçeceği güçlü bir lider ülkemizi ileriye taşıyacak, önemli atılımlar gerçekleştirip, kalplerimize heyecan ve azim kırıntıları serpecektir. Yarışmak, daha iyi için uğraş vermek güzel şey. Başarıyı getiren de bu değil mi zaten! Ayrışmamak, ayrılmamak, bir ve diri olmak en büyük arzumuz. Bu seçimin ülkemizin birlik ve beraberliğini güçlendirmesini diliyor, istiyoruz. Her halükarda kazanan ülkemiz, kazanan milletimiz olsun, kazanan bu millet nezdinde bize gönül ve umut bağlamış tüm halklar olsun. Kazanan gelişen ve büyüyen Türkiye olsun.

Yine bölgemiz adına yepyeni bir sezon, yeni beklentiler, yeni bir dönem. Hazırlıklarımızın meyvesini almayı umduğumuz yeni bir kalp çarpıntısı. Ardından bu yıl dopdolu ve rengarenk geçmesini umduğumuz büyük festivalimiz geliyor. Bölgemize her anlamda güç ve ivme katan bu festival, tıpkı bir fidan gibi her yıl büyüyor, ümitlerimizi yeşertmeye devam ediyor. Can suyunu iki yıl önce verdiğimiz bu fidan gün gelecek ulu, koca bir çınar olup gölgesine Laleli’yi saracak ve ülkemize büyük katkılar sağlayacaktır. Bu sene festival süresince 27 ülkeden Laleli’ye gelecek, Laleli’yi keşfedip festivalimizi onurlandıracak olan alım heyetlerinin bölgemize olan ilgisi işte o güzel günlerin habercisidir. Bu çalışmanın bölgemize hayır ve bereket getirmesi en büyük dileğimiz.

İşte böyle. Ümitsiz olmak için de, ümitvar olmak için de birçok sebep bulabiliriz. Kısacası nasıl bakarsak öyle görmekteyiz. Kimi dünyanın karanlık ve irin dolu yüzünü, kimiyse aydınlık ve nurlu yüzünü görüyor. Bizler her şeye rağmen ümitliyiz. Sizlerin de ümit ve inancınızı sonuna kadar korumanızı diliyoruz. Zaman geçecek ve bu karanlık tünelin sonundaki aydınlık güneş, çalışan, azimli ve kararlı insanların, yani sizlerin önüne parıldayan ışıklarını serecektir. Buna inanın ve inandırın. O zaman göreceksiniz ki bu yeni başlangıçlar hayalini kurduğumuz güzel günleri müjdeleyecek, yolumuzdaki dikenleri ve kayaları çekip atacak, ufkumuzu ve yolumuzu açacaktır.

Bu temennilerle sizleri yürekten selamlıyor, barış, huzur ve sağlık dolu kazasız bir bayram geçirmenizi dileyerek saygılar sunuyorum.

Giyasettin Eyyüpkoca

Bu Haberi Paylaş: