BAŞKANDAN

Büyük resme odaklanmak...

Türkiye’yi Batı komşularından başlayarak şöyle bir inceleyelim. Yunanistan; iflas eden ve düştüğü girdaptan çıkmaya çalışan bir ülke. Bulgaristan, Avrupa’nın küçük ülkesi genç nüfusun çalışmak için Avrupa’ya gitmesiyle gün be gün küçülmekte. Romanya; tıpkı Bulgaristan gibi genç ve tüketmeye hazır nüfusunu yitiriyor. Moldova; bu küçük ülke Rusya ve Batı arasında sıkışıp kalmış, politik kaosların içinde ve işgücü ihracatıyla yaşamaya çalışıyor. Ukrayna; ekonomik ve politik krizlerin yanı sıra Kırım meselesi ve Doğu bölgesindeki iç savaşla zor günler geçirmekte. Rusya; düşen petrol fiyatları ve baş etmeye çalıştığı yaptırımlarla her anlamda zor bir dönemden geçiyor. Gürcistan; Rusya ile yaşadığı savaş ve siyasi gelgitlerden sonra ülke ekonomisi pek de iç açıcı değil. Ermenistan; her yönden gitgide küçülen ülke ile Karabağ işgali dolayısıyla ilişkilerimiz kesilmiş durumda. Azerbaycan; düşen petrol fiyatları nedeniyle devalüasyona giden ülkede ekonomik vaziyet çok da parlak değil. İran; ambargonun kalkmasıyla hareketlenen ülke, petrol fiyatlarındaki düşüşten olumsuz yönde etkilenirken 2017 yılında gerçekleşmesi planlanan başkanlık seçimlerine kilitlenmiş durumda. Irak, ABD işgali sonrası bölünmenin eşiğine gelen ülke halihazırda DAEŞ’le savaşıyor ve maalesef mezhepsel çatışmaların içinde sürükleniyor. Suriye; 6 yıla yakındır acımasızca sürüp giden savaş milyonlarca insanı evinden etmiş, ülkeyi tam bir harabeye çevirmiş durumda. İşte böyle bir çemberin içinde Türkiye. Tüm zorluklara karşın yaşamaya ve çevresine hayat vermeye çalışan bir istikrar adası.

Günümüzün ekonomik ve siyasi meseleleri tartışılıp dururken bu tabloyu masaya yatırmak bana göre elzemdir. Dünya’nın, özellikle bölgemizin ne denli çetin bir süreçten geçtiğini asla unutmamalıyız. Avrupa’yı sarsan Brexit konusu, Çin ekonomisinin durağanlaşması, Amerika’da karmaşaya dönüşen seçimler. Adeta tüm dünya ağır ve kesif bir dönemden geçiyor. Üstelik bu hengame içerisinde hain bir darbe girişimine maruz kaldığımızı da unutmamalıyız. Ayrıca 30 yılı aşkındır mücadele ettiğimiz terör sorunu ve güney komşularımızda yaşanan askeri hareketlilikler denkleme katıldığında işin boyutu daha iyi anlaşılabilir. Siyasal açıdan tüm bu çapraşık ortamda ekonomik ve iktisadi ilerlemelerin gerçekleşmesi oldukça zor görünebilir. Buna rağmen ülkemiz, sanayicilerimiz ve iş adamlarımız büyük bir özveriyle çalışmalarını sürdürüyor. İnancımızı asla ama asla kaybetmedik. Her karanlığın aydınlığa kavuşacağı gibi bu zor günler de bir gün son bulacak ve bulunduğumuz coğrafyaya barış ve istikrar gelecektir. Buna tüm kalbimizle inanıyoruz.

Her zaman söylediğimiz gibi Batı ve emperyalist güçler, 100 yıl önce Lozan'da yarım bıraktıkları projeyi gerçekleştirmek için harekete geçmiş durumdalar. İşadamları olarak bizlerin yapması gereken en önemli şey çalışmak ve de çalışmaktır. Her gayretiniz ve her girişiminiz sadece ülkemizin değil dünyadaki tüm mazlumların nefesi olacaktır. Bu açıdan yaptığımız işin kıymetini ve değerini idrak edebilmemiz son derece önemlidir.

Hayal ettiğimiz güzel günlere hep birlikte kavuşmamız ve barışın, huzurun ve refahın bölgemizde yeniden doğması dileğiyle sizleri saygıyla selamlıyorum.

Giyasettin Eyyüpkoca

Bu Haberi Paylaş: