BAŞKANDAN

Mevcut Potansiyeli Görebilmek

İki ayrı ülke arasında yaşanan siyasi sorunların her zaman bazı ekonomik sonuçları olagelmiştir. Sorun yaşayan ülkeler birbirine komşu iseler bu defa problemler daha da içinden çıkılmaz bir hal alabilir. Hele de bu iki ülke Türkiye ve Rusya gibi bölgesinde güçlü ve aktif rol oynayan ülkelerse artık sorun oldukça pragmatik yönelimlere ulaşan bambaşka bir boyuta varabilmektedir.

2015 Kasım’ında Türkiye ile Rusya arasında yaşanan talihsiz uçak krizi maalesef her iki ülkeye de ciddi anlamda zarar verdi. Ülke liderlerinin akılcı tutumu sonrasında tekrardan gelişen ilişkiler iyiye doğru evrilirken bu dönüşümün hızı ve ivmesi ne yazık ki umduğumuz boyutlarda gerçekleşmemektedir. Rusya’nın mevcut tutumunu düşen petrol fiyatları ve Batı’nın uyguladığı yaptırımlar ekseninde ele aldığımızda bazı tutarlılıklar görebiliriz. Komşumuzun tarım, turizm ve sanayi alanında yerel üreticiyi destekleyen bir politika benimsemesi kendi açısından elbette ki doğrudur. Ancak Rusya tarafında uygulanan politikanın iki ülkenin gelecek ekonomik perspektifine pek de uygun düştüğünü maalesef söyleyemeyiz. Özellikle Türk vatandaşlarına dönük vize uygulamasının dost ve kardeş bu iki ülke halkları nezdinde yeri olmadığı kanaatindeyim. Kökleri güçlü imparatorluklara dayanan ve  tarih boyunca Karadeniz’in iki ucunda birbirine komşu olmuş Türk ve Rus halkları bana göre bu uygulamayı hak etmemektedir. Bizleri geleceğe taşıyacak en önemli unsur elbette ki dostluğun, ekonominin ve kültürel kaynaşmanın önündeki tüm engelleri kaldırmak olmalıdır. Dünyada birbirinin eksik yönlerini tamamlayabilen ve ticari anlamda böylesine güçlü bir potansiyel barındıran iki ülke daha olmadığını düşünüyorum. Vefa ve dostluk kavramları kuşkusuz zor zamanlarda anlaşılabilir. Şunu unutmayalım; 2014 yılında Kırım ve ardından gelen Doğu Ukrayna meseleleri nedeniyle Batı ile arası açılan Rusya’ya ağır yaptırım kararları alınırken Türkiye bu rüzgara kapılmamış ve yaptırım yerine Rusya ile ilişkilerini daha da güçlendirme yoluna gitmiştir. Türk ve Rus halkları yüzyıllara dayanan tarihi ilişkileri ve yaklaşık 30 yıldır süregelen pozitif uygulamalar neticesinde artık ayrılmaz bir bütünün parçası olmuşlardır. Yüzbinleri bulan evlilikler, iki ülkenin KOBİ, sanayi, ticaret, bankacılık, teknoloji, turizm ve tarım alanındaki işbirlikleri ve en önemlisi ülke liderlerinin ortaya koyduğu irade bugün ulaştığımız seviyenin çok daha fazlasını hak ettiğimizi kanıtlar niteliktedir. Muhakkak ki global siyasi konjonktür bizlere bu olanakları istediğimiz ölçüde sunmuyor olabilir. Ama yine de Rusya tarafından beklediğimiz pozitif adımların daha güçlü ve ivedi bir biçimde atılması bizleri mutlu edecek, iki ülkeye de büyük katkılar sunacaktır. Türkiye, Avrupa’nın bir parçası olsa da kültürel ve ekonomik anlamda, özellikle de algı ve anlayış perspektifinde büyük farklılıklar göstermektedir. Bu açıdan Rusya’nın Türkiye ile her alanda iyi ilişkiler geliştirmesi bana göre en çok kardeş Rus halkını memnun edecektir. İnanıyorum ki mevcut meseleler kısa zamanda halledilir. En azından bu iradenin olduğunu görmek bizleri geleceğe dönük umutlandırıyor. Özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızın 9-10 Mart’ta Rusya’ya yapacağı ziyaretin oldukça önemli olduğunu ve 24 Kasım krizinden kalan birçok sorunun o ziyarette aşılacağını düşünüyorum. Ayrıca iki ülke bürokratlarının hummalı bir çalışma içerisinde olduğunu ve kısa zamanda birçok sürpriz adımın atılabileceğini belirtmekte fayda var. Laleli’de ticaret ve turizm alanında son zamanda görülen pozitif büyümenin temelinde yatan da aslında budur.

            Sözlerimi sonlandırmadan evvel ülkemiz ve dünyadaki tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü yürekten kutluyorum. Şundan eminim, Dünya’da ümit ettiğimiz barış ancak kadınların toplumda hak ettiği yeri aldığı gün gerçekleşecektir. Barış ve huzur dolu günler dileğiyle sizleri saygıyla selamlıyorum.

            Gıyasettin Eyyüpkoca

Bu Haberi Paylaş: