BAŞKANDAN

Yeni bir dönemin başındayız

Haziran ayı içerisinde gerçekleşen olağan genel kurulumuz sonucunda üyelerimiz bizlere teveccüh gösterip bir dönem daha Laleli’ye hizmet etme imkanı sundular. Büyük bir inanç ve gayretle yol aldığımız bu süreçte verilen görevin kıymetini ve omuzlarımızdaki yükün ağırlığını biliyoruz. Bizlere inanan, güvenen ve itimat eden tüm dostlarımıza teşekkürü borç biliyorum. Yeni dönemde de en az ilk günkü heyecan ve azimle çalışacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın. Geliştirdiğimiz projelerin nihai aşamaya ulaşması, hedeflerimizin gerçekleşmesi ve Laleli’yi ulaştırmayı umduğumuz o güçlü yapıya varabilmemiz adına bu dönemin çok ama çok büyük önem taşıdığı kanaatindeyim. Yönetim kurulumuzda ortaya koyduğumuz kan değişikliği ve aramıza katılan yeni arkadaşlarımız yoluyla Laleli için var gücümüzle çalışmayı sürdüreceğiz. Hedefimiz sağlam, inancımız tam. İnanıyor ve diliyorum ki bu süre içerisinde Laleli’ye yepyeni kazanımlar katacak, hep birlikte bölgemizin sorunlarına çözüm bulup Laleli’yi geleceğe taşıyacağız.

Geçtiğimiz dönemin sonlarında gelişen ve her anlamda takipçisi olduğumuz Mikro İhracat konusu tüm hızıyla ilerlemektedir. Bu noktada süreci başından beri yakından izlediğimizi ve doğru ilerlemesi adına her konuda oluşuma temelden müdahil olduğumuzu belirtmek isterim. Laleli adına tarihsel bir kazanım olacak bu projenin başarıya ulaşması adına LASİAD yönetimi olarak seferber olduğumuzu belirtmek isterim. Bu kapsamda tüm çabalarımız ülkemiz ve bölgemizin menfaatleri ekseninde ilerliyor. Laleli’nin ekonomik ve ticari altyapısında çığır açacak bu proje yoluyla bölgemizin kangren haline gelen birçok sorununu çözecek bir miladın eşiğinde olduğumuzu söyleyebilirim. Laleli’nin hak ettiği hedefe ulaşması adına bu prosesleri ivedilikle takip etmekteyiz.

Ticaret; genel anlamda iki temel sacayağından oluşur. Bunlardan birisi risk diğeri ise öngörüdür. Elde edilen öngörüler ışığında alınan riskler girişimci için metaa dönüşür ki bu da tüccarın ferasetiyle ilgili bir durumdur. Bizim gibi küresel aktörlerin yapacağı yatırımlar da şüphesiz bölgesel ve global konuların ışığında şekillenmektedir. Özellikle son dönemde İran-ABD paralelinde estirilen savaş rüzgarları enerji fiyatları başta olmak üzere bölgesel istikrarı derinden etkilemektedir. Bilhassa Körfez Ülkeleri’nin bu olası çatışmayı arzularcasına pozisyon almaları akılla izah edilecek bir durum değildir. Halihazırda her yanı ateşlerle çevrilen Orta Doğu coğrafyası bir savaşı daha kaldıramaz. Bu beklentinin gerçekleşmesinin başta Körfez Ülkeleri olmak üzere kimseye faydası olmayacaktır. Bölgenin ihtiyaç duyduğu tek şey barış ve sağduyudur. ABD güdümünde hareket eden bu ülkelerin silahlanma yerine diyaloğa, çatışma yerine el sıkışmaya ihtiyacı vardır. Dertlerimizin ve hastalıklarımızın çaresini on binlerce kilometre uzaklardaki silah tüccarlarında aramak yerine tarihimize nakşedilmiş olan kardeşlik bağlarımızda bulmalıyız. Bizi birbirimizden ayıran basit kültürel fraksiyonlara odaklanmak yerine bizi çelik halatlarla birbirimize bağlayan değerlerimizi keşfetmeliyiz. Yeteri kadar canımız yandı! Binlerce hatta yüzbinlerce Ali’yi, Ahmet’i, Hasan’ı, Muhammet’i yitirdik. Artık buna dur demenin zamanı çoktan gelmiştir. Devir bir olma, kardeş olma ve kucaklaşma devridir. Unutulmamalıdır ki, yaptığı küçük hesaplar yüzünden kardeşine sırtını dönen kim varsa bu hengamede ilk kaybedecek olan o olacaktır. Bu gerçeği görmemek ancak kör ya da izan yoksunu olma ile izah edilebilir.

Bu yeni dönem ve onun ayak sesleri, Dünya’da değişimin çok hızlı ve yıkıcı olduğunu gösteriyor. İzlenmesi güç, dahil olunması ise hayli sarsıcı olan bu dönüşümü ülke olarak kaçırmak gibi bir lüksümüz yoktur, olamaz. Yeni ticari koridorlar, yeni ittifaklar ve yeni güç dengeleri içerisinde Türkiye’de yerini başarıyla alacaktır. Bugün Akdeniz havzasında yaşanan gerginlik ve çekişmelerin sebebi de budur. Oradaki mevcut doğalgaz ve petrol kaynaklarında ülkemiz ve Kıbrıs halkının hakları asla göz ardı edilemez. Bu noktada ülkemizin duruşu bellidir ve nettir. Özellikle iç siyasi çekişmeler bir kenara bırakılıp ülke olarak menfaatlerimiz doğrusunda yekvücut olmalı, iktidarı ve muhalefetiyle dik ve milli bir duruş sergilemeliyiz. Çekilen zorluklar ve hissedilen sancıların sebebi, bu küresel kırılmanın Dünya’yı yüzyıldır sömüren güçlerde meydana getirdiği direniş çığlıklarıdır. Ama ok artık yaydan çıkmıştır ve de hedefine varacaktır.

Bu vesileyle 15 Temmuz Demokrasi ve Birlik Günü’nüzü kutluyor, vatanına ihanet eden hainlerin bir daha ülkemizde böylesine acı günler yaşatamaması dileğiyle sizlere saygılar sunuyorum. 

Giyasettin Eyyüpkoca

Bu Haberi Paylaş: