BAŞKANDAN

Kudüs’e dair

Dünya, belki de tarihte görülmemiş bir barbarlığın hegemonyası altında yaşamını sürdürüyor. Maalesef güçlünün haklı, zalimin baskın olduğu, adaletinse yerlerde süründüğü bir dönemden geçmekteyiz. İnsanların yüzyıllardır mesken tuttuğu topraklarından bir çırpıda sürüldüğü ve yerine toplama yığınların yerleştirildiği bir garip süreç bu. Kendi öz vatanından edilenlerin doğup büyüdüğü topraklarda dışlandığı, kutsalların ayaklar altına alındığı, zalimin mazlum rolü oynarken, gerçek ezilenlerin ve yurtlarından edilenlerin terörist olarak lanse edildiği saçma sapan bir tiyatroyu hep birlikte izliyoruz. Tüm bu paradokslarla tüm acı kavramların kesiştiği yegâne şehirden bahsediyoruz. Müslümanların, Hristiyanların ve Musevilerin kutsal saydığı o şehir, Kudüs. Dünya ve onun içinde uyuklayıp duran milyarlar bu tiksindirici adaletsizliğe daha ne kadar göz yumabilir gerçekten anlamak zor. Üstelik aklını, ruhunu ve benliğini kısacık bir saltanat uğruna şeytana satmış hainler de bu acımasızlığa sırtlarını dönmüş, görmezlikten gelmekteler. Ancak kimse görmese, kimse duymasa ve kimse anlamak istemese de bu adaletsizliği cesaretle haykıracak ve zalimlerin yüzüne vuracak bir ülke var. O da Türkiye.

Dünya’nın beşten hatta birden büyük olduğu gerçeği bir kez daha görüldü

            Son yetmiş yıla baktığımızda aymazlık ve kanun tanımazlığı şiar edinen İsrail tüm dünyanın gözü önünde adım adım Filistin’i işgal etti. Müslümanların ilk kıblesi olan Kudüs ise geçtiğimiz günlerde ABD Başkanı Donald Trump tarafından İsrail’in başkenti ilan edildi. Özetle, yaşanan süreçte vahşi bir canavarın kurbanına vuracağı o son ve öldürücü darbe sahnelenmekte. 1,8 milyara yaklaşan İslam âlemi ise maalesef bu oldu bitti karşısında on yıllardır sessiz ve çaresiz bekleşmekte. Önlerine sunulan iç çekişmelerle sindirilen, koltuk ve çıkarlarını koruma uğruna bu gaddarlığa sessiz kalan Müslüman ülkeler, Aralık ayı içerisinde Türkiye’nin İİT başkanlığı misyonu ve girişimiyle İstanbul’da toplandı ve bir deklarasyon yayınlandı. İİT tarihinde belki de ilk defa böylesine gür, tek ve etkili bir ses hep bir ağızdan dillendirilmiş oldu. Çelişki ve tartışmalarla dolu olsa da sergilenen bu birliktelik ruhu inanıyorum ki şer güçlerin sinmelerine, ürkmelerine ve dişlerini daha da bilemelerine yol açmıştır. Yine ay içerisinde toplanan BMGK, 14 oya karşı 1 oyla tasarıyı reddetti. Ancak BM Genel Kurulu’na giden tasarı 128 üye ülkenin oyuyla ezici bir çoğunlukla kabul edilmiş oldu. Bu vesileyle sürekli dile getirdiğimiz dünyanın beşten hatta birden büyük olduğu gerçeği bir kez daha görüldü. Hukuki ve insani yönden bu mücadele asla bitmeyecek, aksine güçlenerek devam edecektir. Türkiye inandığı bu haklı dava uğruna sonuna dek çaba gösterecek ve bu onurlu mücadelenin önderliğini yılmadan sürdürecektir.

            Şüphesiz haksızlığa karşı yükselen bu şerefli başkaldırının altında yatan birçok gerçek ve birçok bilinmezlik vardır. 16 yaşındaki Fevzi el-Cüneydi’nin etrafını saran alçakların arasındaki dik ve mağrur duruşunun elbette ki bir nedeni vardır. Down sendromlu Muhammed et-Tavil’in hainlerin kalbine verdiği korku ve endişenin kaynağı boş ve yavan olağanlıklar dairesinde açıklanamaz. Filistinli Cesur Kız olarak bilinen Ahed et-Temimi’nin yüreğindeki ateşi harlayan acı bir rüzgâr yıllardır esip durmaktadır. Tekerlekli sandalyeyle direnirken şehit olan İbrahim Ebu Süreyya’nın inandığı değerleri ve onun özündeki hakikati içselleştirmeden anlamak mümkün değildir. Bizlerin özümseyemediği bu tılsım, şüphesiz ki haklı olmanın ve gerçek adalete olan inancın hakiki sembolüdür. İşte bu yüzdendir ki, güçlü olan haklı değil, haklı olan güçlüdür. Ekser Müslümanların maalesef yoksun ya da bihaber olduğu bu gerçeği inşallah bir gün bizler de görür, anlar ve ibret alırız.

            Bu niyet ve temennilerle sizleri selamlıyor, yeni yılın dünyaya adalet, huzur, barış ve refah getirmesi dileğiyle saygılar sunuyorum.

            Giyasaettin Eyyüpkoca

Bu Haberi Paylaş: