gündem HABERLERi

Standard Post with Image

Akaryakıtta çifte indirim

Enerji Petrol Gaz İkmal İstasyonları İşveren Sendikasından (EPGİS) alınan bilgiye göre, bugün uygulamaya giren söz konusu indirim motorinde pompa fiyatlarına ortalama 21 kuruş, benzinde ise 23 kuruş olarak yansıdı. Motorinde litre başına indirimden kalan 2 kuruşluk kısım ise devreye alınan Eşel Mobil sistemi kaynaklı ÖTV gelirinin yerine konulması için kullanıldı. Buna göre, Ankara'da ortalama 6,62 liradan satılan motorinin litre fiyatı 6,41 lira oldu. Motorinin litresi İstanbul'da 6,56 liradan 6,35 liraya, İzmir'de 6,63 liradan 6,42 liraya indi. Ankara'da ortalama 7,12 liradan satılan benzinin litre fiyatı ise 6,89 liraya geriledi. Benzinin litresi İstanbul'da 7,05 liradan 6,82 liraya, İzmir'de 7,14 liradan 6,91 liraya düştü. Akaryakıt fiyatlarının hesaplanması Akaryakıt fiyatları, Türkiye'nin de dahil olduğu Akdeniz piyasasındaki işlenmiş ürün fiyatlarının ortalaması ile dolar kurundaki değişiklikler baz alınarak rafineriler tarafından hesaplanıyor. Bu hesaplanma sonucunda dağıtım firmalarınca uygulanan fiyatlar, rekabet ve serbesti nedeniyle şirketler ve kentlere göre küçük değişiklikler gösterebiliyor. Akaryakıt fiyatlarında uygulanan Eşel Mobil sistemiyle, petrol fiyatları, döviz kuru ve uluslararası ürün fiyatlarındaki artış sonucunda yurt içi pompa fiyatlarında meydana gelen yükselişler, ÖTV ayarlamasıyla tüketiciye zam olarak yansıtılmadan dengelenmeye çalışılıyor. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/akaryakitta-cifte-indirim/1715951
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye'nin Otomobili'nin fabrika temeli mayısta atılacak

Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) Üst Yöneticisi (CEO) Gürcan Karakaş, "Fabrika inşaatı için çalışmalara başladık. Mayıs ayında temel atılacak. Kaba inşaatın 12 ay süreceğini öngörüyoruz. 2022 yılı itibariyle ön üretim araçlarımızı bantlardan indireceğiz." dedi. TOGG tarafından Bilişim Vadisi’nde Türkiye’nin Otomobili’ne ilişkin basın toplantısı düzenlendi. Karakaş, C-SUV modeli başta olmak üzere, fabrika yatırımı ve imalat gibi önemli konu başlıklarının ele alındığı toplantıda yaptığı konuşmada, yıllık 175 bin adetlik kapasitesiyle 2022 yılında üretime başlayacak Gemlik’teki fabrikanın temelinin mayıs ayında atılacağını dile getirdi.  "2032 yılına kadar 1 milyon aracı bantlardan indirmeyi hedefliyoruz"  Belirlemiş oldukları zaman çizelgesine sadık kalarak ilerlediklerini aktaran Karakaş, "Fabrika inşaatı için çalışmalara başladık. Baharda temel atılacak. Kaba inşaatın 12 ay süreceğini öngörüyoruz. 2022 yılı itibarıyla ön üretim araçlarımızı bantlardan indireceğiz. 22 milyar TL'lik yatırımla, yıllık ortalama 175 bin adetlik üretim kapasitesine ulaşacak fabrikamızda, 2032 yılına kadar 1 milyon aracı bantlardan indirmeyi hedefliyoruz." dedi. Kurulacak fabrikanın akıllı fabrika konseptinde olacağına dikkati çeken Karakaş, "Fabrikanın plan projesi hazır. İki binadan oluşacak ikonik bir tasarıma sahip olmasını hedefliyoruz. Öte yandan dünyada imalat hattı konusunda en iyi firmalar ile görüşüyoruz." diye konuştu.   "Marka ismini sonbaharda açıklayacağız"  Marka isminin belirlenmesi konusunda çalıştıklarını ve bu konudaki nihai kararlarını sonbaharda açıklayacaklarını bildiren Karakaş, "Olabilecek en doğru markayı belirlemek için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Dünyanın önde gelen tüm büyük pazarlarını da içine alacak şekilde en doğru ismin sadece Türkiye’de değil global ölçekte de kabul edilebilir bir isim olmasını hedefliyoruz. Araştırmalarımızı Norveç, Almanya, Rusya, Fransa ve Türkiye’de gerçekleştirdik. Markamızın ismini sonbaharda duyuracağız." ifadelerini kullandı.   "Avrupa’daki ilk tanıtım MWC’de" Karakaş, İspanya'nın Barselona kentinde düzenlenecek Mobile World Congress (MWC) etkinliğinde, otomotivin mobilite ekosistemine dönüştüğünün habercisi ön gösterim aracı C-SUV modelini ilk kez Avrupa'da dünya arenasına çıkaracaklarını söyledi. Türkiye'nin otomobilini geliştirirken önemli bir vizyon ortaya koyduklarını belirten Gürcan Karakaş, "Klasik bir otomobil şirketi değiliz. O nedenle yıkıcı teknolojilerin peşinden gidiyoruz. Kendimizi mobilite odaklı teknoloji şirketi olarak konumlandırıyoruz. TOGG olarak kabuk değiştiren otomotiv sektörüne çığır açan teknolojilerimizle öncülük edeceğiz." dedi. "Sadece otomobil yapmak üzere yola çıkanlar yolda kaldı" Otomobilden fazlasını yapmak üzere yola çıktıklarını anlatan Gürcan Karakaş, şunları söyledi: "Sadece otomobil yapmak üzere yola çıkanların çoğu yolda kaldı. Çünkü otomobilden sonrasını tasarlamadığınız sürece ürün sadece A noktasından B noktasına giden araçta kalıyor. Şu anda üreticilerin araç başına karı 300 ila 500 dolar arasında değişiyor. Doğru zamanda yola çıktık. Gelecekte kazanacakların kriterlerinin değiştiğini görüyoruz. Eski büyükler sadece büyük oldukları için kazanamayacak. Gelecek büyük olanlarda değil. Daha çevik yaratıcı, iş birliğine açık ve kullanıcı odaklı organizasyonlar başarılı olacak. Biz Türk mobilite sisteminin çekirdeğini oluşturmak üzere çalışmalarımızı sürdürüyoruz." "2022’de Türkiye'de ödenmiş sermayesi en yüksek otomobil şirketi olacağız" Karakaş, dünyanın her yerinde devletlerin de kurumların da bu tip projeleri desteklediklerini ifade ederek, şunları kaydetti: "Bu uzun vadeli bir proje ve yolculuk. 15 yıllık proje içinde finansmanın da sağlanmış olması lazım. Dünyanın en iyileriyle iş birliği yapıyoruz. Hata yapma lüksümüz yok. Fırsat penceresi 2023’ten itibaren daha hızlı kapanacak. Dolayısı ile başarı kriterlerinin hepsini dantel gibi işleyerek 2022’nin sonunda otomobilimizi çıkarmamız gerekiyor. Müşterilerin isteği doğrultusunda geliştirilmeyen her ürün ölü doğar. Dünyanın en iyileri ile çalışarak büyüyoruz. Belirli noktalarda ülkemizde henüz tecrübe yok. Olmaması sorun değil, biz onu yaratmak için uğraşıyoruz. 2022’de Türkiye’de ödenmiş sermayesi en yüksek otomobil şirketi olacağız. Kazandığımız parayı yeni yatırımlara yeni ürünlere harcayacağız." "En iyilerden danışmanlık alıyoruz" Belirli ürünlerin hedef maliyetlerini belirlemek ve üretim süreçlerini kısaltmak üzere profesyonel destek aldıklarını anlatan Karakaş, şöyle devam etti: "Araç entegrasyonu konusunda teknoloji partneri olarak Alman mühendislik firması EDAG’ı seçtik. Myra İngiltere’nin kabul gördüğü, özelikle mekanik akşamlarda şasi sistemleri konusunda partnerlerimizden birisi. Onlarla beraber bunları Türkiye’de nasıl yerleştirebiliriz diye de bakıyoruz. Tasarlarken bunu Türkiye’de kim uygulayabilir nasıl uygulayabilir bunlara da bakıyoruz. Ekiplerimiz aradığımız 105 farklı komponenti tek tek araştırdık. Varsa Türkiye’de, yoksa dünyanın en iyileri ile çalışıyoruz. Tedarikçi ile oturduğumuzda maliyet net bir şekilde hesaplanıyor, pazarlıklarımızı görüşmelerimizi gerçekleştirebiliyoruz. Biz 48 aylık süreç belirledik. Bizim yola çıkış noktamız başkalarının nasıl yapabildiğine bakıp öyle yola çıktık. Nisan mayıs gibi tedarikçi seçimlerimizi tamamlamış olacağız. Görüşmeleri sürdürdüğümüz ancak pazarlık gücümüzü azaltmasın diye henüz isimlerini açıklayamadığımız markalar da var." "Şarj altyapısı 2022’de oluşacak" Gürcan Karakaş, şarj altyapısı konusunda Norveç, Almanya, Fransa, İngiltere, ABD ve Çin'i yakından incelediklerini ifade etti. Bu bağlamda kendilerinin de bir sistem geliştirdiklerini aktaran Karakaş, "Türkiye’de kamudaki paydaşlarımızla paylaştık. Burada önemli olan başkalarının bu konuda yaptığı hataları tekrar etmemek. Şarj altyapısı 2022’de hazır olacak. TOGG olsun olmasın 2022’de Türkiye elektrikli araçlara girecek ve şarj altyapısını oluşturacak. Çünkü içten yanmalı motora sahip araçlar için pazar 2030'da yüzde 50’nin altına inecek. Bu da pazarın yüzde 50’den fazlasının elektrikli olacağı anlamına geliyor.” diye konuştu. "Kimse toz konduramayacak" Türkiye'den çok kaliteli bir otomobil çıkmasını kimsenin beklemediğini, bunun en önemli nedeninin 2022’deki EuroNCAP şartları olduğunu dile getiren Karakaş, "Savunma sanayisinden bize gelen arkadaşlarla birlikte modelleme ve simülasyonlarla beraber buna hazırlanıyoruz. Yurt dışına çıktığımız zaman kimsenin otomobile toz konduracak bir durumu kalmayacak. Direksiyonda biz varız. Bizim ihracat pazarı olarak ilk etapta gördüğümüz pazar Avrupa ve altyapısı hazır olduğu sürece bazı Türki Cumhuriyetler olacak. Bu süreç ölçek ekonomisi ile katlanabilir ve hızlandırılabilir." şeklinde konuştu. Şirketin genel merkezi için Bilişim Vadisi’ni bilinçli olarak seçtiklerini vurgulayan Karakaş, "Her şeyden önce yakın iş birliğini önemsiyoruz. Özellikle de startuplarla olan iş birliğinin öneminin daha fazla ön plana çıkacağını görmüştük. Bu nedenle biz genel merkezimizi buraya taşıdık. Çünkü buranın etrafında oluşturacağımız startuplarla, ekosistemle daha fazla bir dinamizm olacak. Fabrika yapılana kadar ve belki fabrika yapıldıktan sonra da bir süre buradayız." dedi. Tasarım için yola çıktıklarında 18 şirketle görüştüklerini, Murat Günak haricinde bazı Türk tasarımcılarla da görüşmeler gerçekleştirdiklerini aktaran Karakaş, Türkiye’nin Otomobili için şu ana kadar 4 kayıtlı patent ve 4 tescil alındığını ifade etti. "2022'de piyasaya girdiğimiz zaman en son teknoloji neyse onu istiyoruz" Gürcan Karakaş, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Batarya konusunda yöneltilen soruya karşılık Karakaş, "Biz hiçbir zaman gidip de eski teknolojiyi biraz daha ucuz olacak diye buraya getirmiyoruz. Çünkü ucuz olan eski teknolojinin maliyetini tüketiciler çekiyor nihayetinde. Yeni teknolojiyle beraber eskiye göre 1-2 adım daha ileriye gidebiliyorsunuz. Bataryada da öyle. Bizim bataryada en önem verdiğimiz konu 2022'de piyasaya girdiğimiz zaman en son teknoloji neyse onu istiyoruz. Belki şu an onayı tamamlanmamışsa bile teknolojik olarak onu istiyoruz. Dünyada belli başlı 7 üretici var. Bunlar yaklaşık yüzde 95’ini yapar. Biz bu 7 üreticinin 6'sıyla gizlilik anlaşması imzaladık. Gizlilik anlaşması yaptığımız zaman bu şirketlerin uzun vadeli planlarını konuşabiliyorsunuz. Bu nedenle de geleceğe yönelik en son teknolojiyi görüşebiliyoruz." dedi. "Türkiye'de henüz oturmuş bir elektrikli otomobil piyasası yok"  Karakaş, otomobilin fiyatına ilişkin sorulara ise şu karşılığı verdi: "Şu aşamada bunun fiyatını söylemek hem pazarlama hem de rekabetçilik anlamında doğru değil. Çünkü benim rakibim ben pazara girmeden 2-3 ay önce yüzde 15 indirimle girer hayata girmemizi zorlaştırır. Türkiye'de henüz oturmuş bir elektrikli otomobil piyasası yok. Olmadığı için de kıyaslayabileceğimiz, baz alabileceğimiz bir şey yok. Bu nedenle biz kendi stratejimizi, oyun planımızı Türkiye'deki mevcut üreticilerden pazar payı alabilecek şekilde kuruyoruz." Karakaş ön siparişlerle ilgili ise henüz imalatın başlamasına yaklaşık 2,5 yıllık bir süre olduğunu anımsatarak, bu aşamada ön sipariş almanın doğru olmadığını vurgulayarak, C-SUV modeli piyasaya çıktıktan sonra sedan modelinin de 18 ay içinde piyasaya girmesinin planlandığını sözlerine ekledi. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/turkiyenin-otomobilinin-fabrika-temeli-mayista-atilacak/1716010
Devamını Oku
Standard Post with Image

Memur emeklilerinin maaş farkları ödenmeye başlandı

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, memur emeklilerine aylık farklarının bugün ödenmeye başlandığını, SSK emeklilerine 26 Ocak'a kadar, Bağ-Kur emeklilerine ise 25 ila 28 Ocak arasında ödeneceğini bildirdi. Bakan Selçuk, yaptığı yazılı açıklamada, emeklilere yeni yılla birlikte oluşan aylık farklarını ödemeye başladıklarını belirterek, "Emekli Sandığı (memur) emeklilerimizin aylık farklarını bugün itibarıyla ödemeye başlandık. 4a (SSK) emeklilerine farklarını 26 Ocak'a kadar, 4b (Bağ-Kur) emeklilerine ise 25 ila 28 Ocak'ta ödeyeceğiz. Bu kapsamda, 2 milyon 274 bin 975 kişiye, toplam 500 milyon 288 bin 542 lira 74 kuruş maaş farkı yatırılacak." ifadelerini kullandı. Emeklilerin yanında olmaya devam edeceklerini vurgulayan Selçuk, şunları kaydetti: "Çalışarak ülkemizin kalkınmasına katkı sunan, alın teri döken, ülkemizin her bir karışında emeği ve hizmeti olan emeklilerimize yapılacak ek ödemelerinin hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum."  Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/bakan-zehra-zumrut-selcuk-memur-emeklilerinin-maas-farklari-odenmeye-baslandi/1710969
Devamını Oku
Standard Post with Image

Şirketler artık lastik, pil ve elektronik eşyalar için de beyanname verecek

Şirketler, poşetle ilgili uygulamanın ardından, yılbaşından itibaren devreye giren düzenleme kapsamında, lastik, akümülatör, pil, yağ ve elektronik eşya gibi ürünler için de geri kazanım katılım payı beyannamesi verecek. Çevre Kanunu'nda yapılan düzenlemeyle 1 Ocak 2019'dan itibaren ücretli hale gelen poşetler için geri kazanım katılım payı tahsil edilmeye başlanırken, uygulamanın ikinci aşamasına bu yıl geçildi. Lastik, akümülatör, pil, madeni yağ, bitkisel yağ, elektrikli ve elektronik eşya, ilaç ile plastik, metal, cam ve ahşap ambalajlar için geri kazanım katılım payı tahsil edilmesi uygulaması 1 Ocak 2020'den itibaren başladı. Poşet için adet başına 15 kuruş olan geri kazanım katılım payı tutarı, lastikler için türüne göre adet başına 2-10 lira, akümülatörler için kilogram başına 5-50 kuruş, piller için kilogram başına 2-15 lira, yağlarda kilogram başına 10-50 kuruş, elektrikli ve elektronik eşyalarda kilogram başına 20-30 kuruş, ilaçlarda kutu ya da şişe başına 1 kuruş, ambalajlarda litresine göre 1-10 kuruş olarak belirlendi. Bu ürünleri ithal edenler ile piyasaya sürenler beyanname vererek, bu payı ödeyecek. Hazine ve Maliye Bakanlığı da geri kazanım katılım payı beyannamelerinin verilmesine ve uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirleyecek. Bakanlığın, geri kazanım katkı payına tabi yeni ürünler için de beyanname ve ödeme tarihleriyle diğer konulara ilişkin tebliğ düzenlemesi yapması bekleniyor. "TÜKETİCİYE YANSIR" Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) Genel Başkanı Emre Kartaloğlu, poşetin ardından çok sayıda kalemde ürün için de geri kazanım katılım payı ödenmesinin firmalar için zorlu bir süreç olacağını söyledi. Firmalardan alınacak katılım paylarının, tüketiciye yansımasının kaçınılmaz olduğunu belirten Kartaloğlu, "Örneğin lastik fabrikası adet başına 10 lira katılım payı ödeyecekse bunu mutlaka fiyatlarına yansıtacaktır." dedi. Kartaloğlu, uygulamanın işleyişinin henüz belirsiz olduğunu ve Gelir İdaresi Başkanlığının çıkaracağı tebliğle düzenlemeyi basitleştirmeye ve kolaylaştırmaya çalıştığını ifade ederek, şöyle konuştu: "Poşetlerde satış noktaları beyanname veriyordu ancak yeni ürünlerde 'piyasaya süren' diyor. Bu ürünü piyasaya süren kim, üreten mi, tüketiciye satan mı? Tanımlar netliğe kavuşturulmalı. Lastiği piyasaya süren kim, fabrikası mı, yoksa bayisi mi? İmalatçı ya da ithalatçı olarak sınırlandırılmalı. Tebliğ çıktıktan sonra biraz daha netleşebilir ancak ciddi bir sıkıntı bizleri bekliyor. Ne işletmeler ne de tüketiciler bu uygulamadan haberdar." "CEZALAR ÇOK AĞIR" Yeni ürünlere ilişkin beyanların da poşet beyannamesine ekleneceğini ve tek beyannameyle tüm işlemin tamamlanacağını anlatan Kartaloğlu, "Ocak ayına ilişkin katılım payı tutarlarının şubat sonunda beyan edilmesi gerekiyor." ifadesini kullandı. Kartaloğlu, kapsama giren ambalaj malzemeleri için de uygulamanın netleştirilmesi gerektiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti: "Örneğin, marketten alınan peynirin sarıldığı streç film de ambalaj malzemesi mi? Ambalajın sınırı nedir? Uygulanabilirliği zor bir düzenleme ve cezaları çok ağır. Basitleştirilmesi lazım. Bizim talebimiz, uygulamayla ilgili belirsizlikler netleşinceye kadar ceza uygulanmaması. Bildirim ve bilgi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyenlere 22 bin 109 lira idari para cezası kesilecek. Bildirim ve bilgi verme yükümlülüğüne aykırı olarak yanlış ve yanıltıcı bilgi verenler, 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacak." Kaynak: http://ekonomi.haber7.com/ekonomi/haber/2936472-sirketler-artik-lastik-pil-ve-elektronik-esyalar-icin-de-beyanname-verecek
Devamını Oku
Standard Post with Image

İhracatçılar 'Turkey' yerine 'Türkiye'yi kullanacak

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle, yerli otomobil tanıtımında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın özellikle dikkati çektiği Made in Turkey yerine Türkiye kullanılması ile ilgili süreci ihracatçı ailesi olarak destelediklerini söyledi. Gülle, "Türkiye'nin dışarıya açılan ihracat elçileri olarak sattığımız her üründe uluslararası arenalarda kullandığımız 'Turkey' yerine bundan sonra 'Türkiye' kullanacağız." açıklamasında bulundu. "Dünya bizi artık Türkiye olarak biliyor" Türkiye'nin ismini pek çok etkinlikte dünyaya tanıttıklarının altını çizen Gülle, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu amaçla Türkiye'yi marka yapmak, Türkiye'yi yüceltmek hepimizin ortak mücadelesi ise bunu marka ve logo ile yapmamız gerekiyor. Bütün bu logoları bundan sonra Türkiye olarak yapacağız ve ihracatçılarımızdan da bundan sonraki süreçte bütün etiketlerinde Türkiye'de üretildiğini gösteren bütün ibarelerde Turkey yerine Türkiye kullanmalarını istiyoruz. Dünya bizi artık Türkiye olarak biliyor ve tanıyor. Bizim bunun üzerinden yürümemiz gerekiyor. Artık spor, kültür, sanayi ve ticaretteki her türlü başarımızı bu isim adı altında taçlandıracağız. Bugüne kadar bununla ilgili kullanım esaslarını içeren genelge vardı. Bu çerçevede onun değiştirilmesi gerek yurt içinde gerek yurt dışındaki bütün etkinlikliklerde, bu logo üzerinden olacak, bununla ilgili bir sürecede ihtiyacımız olacak onu da yıl sonuna kadar tamamlayacağız. Türkiye'nin şu anda kullanılan logo yerine bugünkü gelmiş olduğu gücünü gösteren bir logo ve algı ile bu çalışmaları tamamlayacağız. Cumhurbaşkanımızın göstermiş olduğu hepimizin zaten istediği konuda bazılarının çift logo olarak kullandığı şeyde artık bundan sonra tek bir logomuz tek bir sloganımız olacak. Türkiye'nin değerini çok güzel başarılar ile taçlandırıyoruz. Artık ismiyle de taçlandırmak bizim yol haritamız ve hedefimiz olacak. Türkiye tanıtım grubu olarakta hem Türkiye'yi hem de Türkiye'nin 27 sektörünü tanıtıyoruz."  Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/ihracatcilar-turkey-yerine-turkiyeyi-kullanacak/1711310
Devamını Oku
Standard Post with Image

TUSAŞ atıklarının yüzde 99'unu dönüştürdü

TUSAŞ'ta oluşturulan ekosistem sayesinde atıklar ayrıştırılıp geri dönüşüme gönderiliyor. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ), atıklarının yüzde 99'unu dönüştürdü. Şirketten yapılan açıklamaya göre, TUSAŞ'ta israfın önlenmesi, kaynakların etkin kullanılması, atık oluşumunun engellenmesi, atıkların kaynağında ayrı toplanması ve geri dönüştürülmesi gibi konularda örnek uygulamalar gerçekleştiriliyor. Şirketin Kahramankazan merkez yerleşkesi başta olmak üzere, yurt içi ve yurt dışı tüm ofislerinde oluşturulan ekosistem sayesinde atıklar ayrıştırılıp geri dönüşüme gönderiliyor. Bu kapsamda 2019'da 2 bin 847 ton metal, 611 ton kağıt, 44 ton plastik ve 6 ton cam atığın yerinde ayrıştırılması ve dönüşüme gönderilmesiyle 10 bin 386 ağacın kesilmesi ve 380 bin 607 kilogram karbondioksite (CO2) eşdeğer sera gazının salınımı önlendi, 4,6 milyon kilovatsaat enerji tasarrufu sağlandı. TUSAŞ, ayrıca, 10 bin çalışanı adına 10 bin fidan ile Ankara'nın Kahramankazan ilçesi Kıranardı mevkisinde TUSAŞ Hatıra Ormanı Projesi oluşturdu. Öte yandan ahşap ve metal hurdalar da şirketin diğer projelerinde değerlendiriliyor. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/tusas-atiklarinin-yuzde-99unu-donusturdu/1709061
Devamını Oku
Standard Post with Image

Bakan Turhan: Kanal İstanbul Projesi'ni 2026 gibi tamamlamış olacağız

Kanal İstanbul'a neden ihtiyaç duyulduğuna açıklık getiren Turhan, İstanbul Boğazı'nın uluslararası deniz taşımacılığında kullanılan bir su yolu olduğunu ve çok yoğun deniz trafiğine maruz kaldığını söyledi. Turhan, bu su yolunun yatay olarak İstanbul'un her iki yakasında oturan vatandaşlarca sabah ve akşam saatlerinde çok yoğun olarak kullanıldığını, buradaki 57 iskeleden Boğaz'ın her iki yakasında deniz taşımacılığı amacıyla yararlanıldığını bildirdi.  İstanbul'un turizm açısından önemine dikkati çeken Turhan, kente gelen yerli ve yabancı turistler için yapılan Boğaz turu amaçlı deniz trafiğinin de yoğun olduğunu dile getirdi.  Turhan, "Böyle bir ortamda, giderek artan ticari taşımacılıkla Boğaz'ın deniz trafiği için dünyanın en riskli geçiş yollarından biri olması İstanbul Boğazı'nda yaşayan insanların hayatını tehdit ediyor. Birinci nedenimiz bu. Yani Boğaz ve çevresinde yaşayan insanların hayatı risk altında. İkincisi, İstanbul'u İstanbul yapan Boğaz sahillerinde yer alan tarihi eserler. Bu eserler insanlığın malı. İstanbul pek çok medeniyete beşiklik yapmış, bunların hepsinin izleri, eserleri var. Bizim milletimizin de 800 yıla varan tarihi değerleri var. Hepsini korumak ve saklamak istiyoruz. Geçmiş insanlığın mirası olan bu eserleri gelecekteki nesillerin emaneti olarak görüyoruz, bunları kollamamız ve korumamız lazım. Bunları tehdit eden riskleri azaltmamız gerekiyor. Bu su yolunu kapatamıyoruz ancak kullananların uyması gereken kuralları koyuyoruz, şartları belirliyoruz." diye konuştu.  "Geçen gemi sayısı azaldı, yük miktarı arttı" Turhan, Boğaz trafiğine yönelik bilgisi olmayanların "Kanalın yapılmasına gerek yok, zaten bedava geçiş yapılan su yolu varken neden yeni kanal kullanılsın" yönünde eleştirilerde bulunduğunu hatırlatarak, Boğaz trafiğine ilişkin verileri paylaştı.  Son 15 yılda İstanbul Boğazı'ndan geçiş yapan gemilerin sayısının yıllık ortalama 48 bin 296 olduğunu belirten Turhan, şöyle konuştu: "Bu rakam, zaman zaman 50 binin üzerine çıktı. Son 5 yılın ortalaması 42 bin 258. Düşmüş ve giderek düşüyor rakamlar. 'Demek ki Boğaz kullanılmıyor' gibi bir anlayışla bu rakamları söyleyenler, kendi tezlerini güçlendirmek için bunu kullanıyor ama gerçekler böyle değil. Son 3 yıl ortalaması da 41 bin 731 ama 2005, 2006 ve 2007 yıllarının ortalaması 55 bin 426. Çok yüksek bir rakam. Son üç yıl ortalaması 41 bin ve 2019 yılında 41 bin 112 geçiş olmuş. Bu rakamlar İstanbul Boğazı'nı kullanan, uğraksız olarak transit geçen deniz trafiği, şehir içi trafiği değil. O da her geçen gün artıyor. Gemi geçiş rakamlarında son 15 yılda yüzde 25'lik azalma olduğunu görüyoruz. Yani 48 bin 296'dan 41 binlere düşmüş ama bu gemilerin taşıdığı yük miktarında yüzde 53'lük artış var. İşte bizi de en fazla korkutan, ürküten geçen yükün miktarı ve geçen yükün içindeki tehlikeli madde miktarı. LNG, doğal gaz, kimyasal madde, petrol, patlayıcı madde taşıyor. 10 yıl önce geçen yükün yüzde 25'iydi tehlikeli madde miktarı, şimdi bu yüzde 35'in üzerine çıktı. Tehlikeli madde miktarında yüzde 11'lik artış var ve bu giderek artıyor." Turhan, geçmişte Boğaz'da tehlikeli madde taşıyan bir geminin yaptığı kazayı anımsatarak, bu kazanın Boğaz'ın çıkış noktasında olmasının, olayın sadece maddi hasarla atlatılmasını sağladığını söyledi. Bu geminin 1 kilometre daha Boğaz'ın içinde olması halinde, Karaköy, Moda, Sirkeci ve Beşiktaş civarındaki evlerin tamamında hasar olacağını ve ölümlü bir kazanın meydana gelebileceğine dikkati çeken Turhan, "Başka bir risk daha var, Boğaz'ın güney tarafında yani Marmara Denizi'ne yakın yerdeki Boğaz trafiğinin riski. Bunu Boğaz'ı geçen gemileri kullanan kaptanlar söylüyor, en riskli yer Sarıyer ile Marmara Denizi arasındaki kıvrımlarda, bizim tabirimizle keskin virajlarda. Bu keskin virajları geçmişte 50-100-150 metrelik araçlar manevra rahatlığında geçerken şimdi 200-250-300 metre ağır yük taşıyan araçlar bu manevraları yapmak zorunda kalıyor." ifadelerini kullandı.  "Amacımız deniz trafiğinin güvenli ve emniyetli sağlanması" Özellikle son yıllarda İstanbul Boğazı'nı kullanan araçların geçişinde birtakım sınırlamalar getirdiklerini anlatan Turhan, riskli boyuttaki yük ya da gemilerin trafik ve hava şartlarının uygun olduğu zamanda geçişlerine izin verdiklerini dile getirdi. Turhan, "Bizim buradaki maksadımız 'deli dumrul muhasebesi' yapmak değil. Benim köprümden geçersen 1 dolar geçmezsen 2 dolar gibi bir niyetimiz yok. Kanal İstanbul Projesi'nde amacımız, ülkemizde deniz trafiğinin güvenli ve emniyetli sağlanması, insanların, değerlerin korunmasıdır. Amacımızın bu trafikten para kazanalım, bunu gelire, kara döndürelim değil., İstanbul Boğazı'nın güvenliğini giderek artan risklerini azaltmak." diye konuştu. Projenin hazırlık aşamasında uluslararası denizcilik konusunda uzman bir Hollanda firmasına Boğaz trafiğinde gelecek dönemde olacak artışa ilişkin bir rapor hazırlattıklarının bilgisini veren Turhan, ilgili fizibilite raporlarının hazırlandığını aktardı.  Turhan, İstanbul Havalimanı'nın da Atatürk Havalimanı'nın ihtiyaçları karşılamaması gerekçesiyle yapıldığını anımsatarak, şunları kaydetti:  "İstanbul Havalimanı'na uçuş izni isteyen ülkelere biz hayır diyorduk. Onlar da bizim bazı taleplerimize mütekabiliyet esası gereği hayır diyorlardı. Bizim kaybımız oluyordu. Örneğin Çin'e hayır diyorduk. Çin son yıllarda çok hızlı gelişen bir ülke, İstanbul Havalimanı'na uçmak istiyordu. Ülkemiz bulunduğu konum itibarıyla Afrika, Asya, Avrupa kıtalarının tam kalbinde bulunuyor. Coğrafi avantajlarımızı ülkemiz için ekonomik büyüklüğe, gelire dönüştürmek istiyoruz. Biz ülkemizi bir lojistik üs yapmak, uluslararası ticarette bir köprü, bir kavşak olarak kullanılmasını istiyoruz." Uluslararası 7 kara yolu ve 5 demir yolunun Türkiye'den geçtiğini bildiren Turhan, bu yolların ulaşım standardının yükseltilmesi halinde gelire ve ticaret yapılan ülkelerle olan diplomatik ilişkilere olumlu yansıyacağını ifade etti. Turhan, "Örneğin Orta Asya ülkelerinin Avrupa'ya, Afrika'ya yapacağı ticarette geçiş yollarını onlara yasaklasam, onlara kota koysam, bizim de onların da zararına olur. Biz de Orta Asya'ya mal satmak istiyoruz. Ticaretimiz Orta Asya'ya, Güney Asya'ya, doğru kayıyor. Karşılıklı olarak kazan-kazan, çıkarları koruma anlayışıyla bunu yapıyoruz. Kanal İstanbul bu manada çok önemli." değerlendirmesinde bulundu.  "Amacımız yeni bir su yolu kapasitesi oluşturmak" Turhan, ulaşımda yeterli kapasite sağlanmadığı durumlarda ticarette önemli kayıplar yaşandığına dikkati çekerek, şöyle konuştu:  "Biz kimseyi boşuna bekletmiyoruz. 25 bin yıllık geçiş kapasitesi olan bir su yolundan takip mesafesini kısaltarak 41 bin geçiriyoruz. Atatürk Havalimanı'nda da bunu yapıyorduk. 1200 olan iniş kalkış kapasitesini uçakların seyir iniş kalkış arasındaki sınırları son limitinde kullanarak 1400'lere 1500'lere çıkarıyorduk. Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nü niye yaptık. İstanbul Boğazı'ndan gerek bizim nakliyecilerimize gerekse Orta Doğu'dan, Kafkasya'dan, Orta Asya'dan Güney Asya'dan Avrupa'ya gidip gelenlere sabah 06.00 ile 10.00, akşam 16.00 ile gece 22.00 arası 'Dur kardeşim geçemezsin' diyoruz. Adamlar zulüm çekiyor, gelir kaybı oluyordu." Bakan Turhan, "Bizim amacımız burada bu koridoru, bu suyu yolunu kullanan insanların emniyetli ve güvenli bir şekilde geçebileceği yeni bir su yolu kapasitesi oluşturmak. Yapacağımız yeni kanalın geçiş kapasitesi Boğaz'ın 2,5 katının üstünde 3 katına yakın olacak." ifadelerini kullandı. "Kanal İstanbul'dan günde 185 gemi geçirebileceğiz" Bakan Turhan, "Otoyol standardındaki Kanal İstanbul'dan güvenli şekilde günde 185 gemi geçirebileceğiz. Şu anda Boğaz'dan 118-125 gemi geçirebiliyoruz." ifadelerini kullandı. "Yıllık 5 milyar dolar gelirimiz olacak" Hesaplara göre Kanal İstanbul'dan geçecek gemilerden alınacak paranın, asgari yıllık net 1 milyar dolar civarında olduğunu belirten Turhan, "68 bin kapasiteli kanaldan 50 bin gemi geçtiğinde yıllık 5 milyar dolar gelirimiz olacak, bu rakamlara gelecekte ulaşacağız." diye konuştu. Turhan, "Kanaldan çıkarılacak kazıyı Durusu Gölü ve Karadeniz arasındaki falezlerde dolgu olarak kullanacağız. Oluşan alanı mesire yeri yapacağız." dedi. "Yapım maliyeti toplam 15 milyar dolar" "Milli menfaatler söz konusu olunca herkes esas duruşa geçecek, yerini, yetkisini, sorumluluğunu bilecek, çalışacak, millete hizmet edecek." diye konuşan Turhan, Kanal İstanbul'un projelendirilmesinden sonra yapım maliyetini toplam 15 milyar dolar, inşaat maliyetini 10 milyar dolar olarak belirlediklerini dile getirdi. Turhan, Kuzey Marmara Otoyolu 7. kesiminde Hasdal, Hadımköy, Başakşehir, Bahçeşehir, Esenyurt'u bağlayacak yolun ihalesine gelecek ay çıkacaklarını bildirdi. "Projeyi 2025 sonu 2026 gibi tamamlamış olacağız" Bakan Turhan "Kanal İstanbul'a 2020'de kazmayı vurursak, projeyi 2025 sonu 2026 gibi tamamlamış olacağız. Kanal İstanbul Projesi ile Hollandalı, Belçikalı, Fransız firmalar ilgileniyor. Hepsi bu işlerde uzman firmalar." dedi. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/politika/bakan-turhan-kanal-istanbul-projesini-2026-gibi-tamamlamis-olacagiz/1700681
Devamını Oku
Standard Post with Image

Dijital takografa geçişte 6 aylık süre uzatımı Resmi Gazete'de yayımlandı

Taşımacılık yapan ve takograf kullanması gereken 2008 ve sonrası model araçlarda geçiş süresi 6 ay uzatıldı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan Takograf Cihazları Muayene ve Damgalama Yönetmeliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, Resmi Gazete'de yayımlanarak 1 Ocak 2020'den geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi. Buna göre, yurt içinde taşımacılık yapan ve takograf kullanması gereken 2008 ve sonrası model araçlardaki analog veya elektronik takograf cihazlarının dijital takograf ile değiştirilmesi zorunluğu 10 Temmuz'a kadar uzatıldı. Söz konusu süre 31 Aralık 2019'da sona ermişti. İçişleri Bakanlığı verilerine göre, yaklaşık 350 bin araçta dijital takografa geçilirken, 150 bin araçta henüz dönüşüm tamamlanmadı. Oluşan yoğunluk nedeniyle dijital takografa geçiş süresi 6 ay uzatılmış oldu. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/dijital-takografa-geciste-6-aylik-sure-uzatimi-resmi-gazetede-yayimlandi/1697224
Devamını Oku
Standard Post with Image

TürkAkım doğal gaz boru hattı açılıyor

Rusya'nın doğal gazını Türkiye'ye ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya iletecek TürkAkım doğal gaz boru hattı bugün düzenlenecek törenle açılacak. Rusya'nın doğal gazını Türkiye'ye ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya iletecek TürkAkım doğal gaz boru hattının açılışı bugün İstanbul'da düzenlecek törenle gerçekleştirilecek. Haliç Kongre Merkezi'ndeki törene, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sırbistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Aleksandar Vuçiç ve Bulgaristan Cumhuriyeti Başbakanı Boyko Borisov katılacak. Boru hattı 31 Aralık'ta gaz akışına hazır hale getirildi Rusya'nın Anapa şehrinden Kıyıköy'e uzanan ve 935'er kilometre uzunluğundaki iki hattan oluşan TürkAkım'ın inşaat süreci sona erdi. Anapa'da bulunan Russkaya Kompresör İstasyonu ve Türkiye Kıyıköy Alım Terminali de tamamlandı.  Rus gazını doğrudan Türkiye'ye iletecek TürkAkım boru hattı 31 Aralık 2019 itibarıyla gaz akışına hazır hale getirildi. Her bir hattı 15,75 milyar metreküp olmak üzere toplam 31,5 milyar metreküp gaz kapasitesi bulunan TürkAkım'ın 15,75 milyar metreküp kapasiteli ilk hattı Türkiye'ye gaz akışı sağlarken, aynı kapasiteli ikinci hat üzerinden Avrupa'ya gaz gönderilecek. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/turkakim-dogal-gaz-boru-hatti-aciliyor/1695772
Devamını Oku