politika HABERLERi

Standard Post with Image

Bakan Dönmez: 2030'da Türkiye'de 1 milyonun üzerinde elektrikli otomobil olacağını öngörüyoruz

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dönmez, "Yerli elektrikli otomobillerle birlikte 2030'da Türkiye'de 1 milyonun üzerinde elektrikli otomobil olacağını öngörüyoruz." dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, AA Editör Masası'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sözlerine, Mısır polisinin AA Kahire ofisine yaptığı baskını kınayarak başlayan Dönmez, "Yaşanan bu olayı şiddetle kınıyoruz. Antidemokratik rejimlerin olduğu ülkelerde basın özgürlüğünün olmadığını bir kez daha görmüş olduk. Geçmiş olsun diliyor ve inşallah en kısa sürede gözaltındaki AA çalışanlarının özgürlüklerine kavuşmalarını temenni ediyorum." ifadelerini kullandı. Geçen yıl enerjide hedeflerin yakalandığını dile getiren Dönmez, elektrikte 3 bin 600 megavatlık kurulu güç ilave edildiğini söyledi. Dönmez, 2000'li yılların başında 30 bin megavat olan kurulu gücün 2019'da 91 bin 300 megavata ulaştığına dikkati çekerek, "Üretim ve tüketim miktarımız da arttı. Yerli ve yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretim oranını yüzde 62'ye taşıdık. Elektrik Üretim AŞ'nin portföyüne kattığı 7 mobil santral söz konusu. Burada 2 tırla her bir santrali, Anadolu'nun herhangi bir yerine 24 saatte kurabilecek imkana sahip olduk. Enerji naklinde kesintiler, kopmalar olması durumunda afetin olduğu bölgede vatandaşlarımızı daha fazla elektriksiz bırakmamak için böyle bir tedbire başvurduk." diye konuştu. "Avrupa'ya gaz göndermeye hazırız" Geçen yıl güneş santrallerine yönelik çatı cephe uygulamarında da yeni bir kurgu yapıldığını anlatan Dönmez, bundan sonra vatandaşların ev ve iş yerlerinde çatı ve cephelerini değerlendirebileceğini ifade etti. Dönmez, Doğu Akdeniz'de 2 sismik ve 2 sondaj gemisiyle faaliyetlerin sürdürüldüğünü anımsatarak, şöyle devam etti: "Geçen yıl deniz üstü 4 sondajımızı tamamlamış olduk. TANAP gibi son yılların mega projelerinden birinin açılışını yaptık. 2018'de Eskişehir'e kadar olan etabı açmıştık. Geçen yıl 30 Kasım'da da Edirne'ye kadar taşımış olduk. Bundan sonra gaz göndermeye hazırız, yeter ki Avrupalı komşularımız kendi bölgelerindeki doğal gaz boru hattını tamamlasınlar. 2020 sonlarına doğru orada da gaz akışı başlayabilir diye düşünüyoruz." Bakan Dönmez, doğal gaz depolamaya yönelik adımların da atılmaya devam edildiğini belirterek şöyle dedi: "Geçen yıl itibarıyla sisteme günlük gönderilebilecek doğal gaz miktarı 318 milyon metreküpe çıktı. Günde en fazla 250-260 milyon metreküp gaz tüketiyoruz. Bunun üstünde bir girişle altyapı güçlenmiş oldu. Doğal gazda artık arz güvenliği sorunu kalmamıştır. Bir taraftan da yeni ilçelere ve yerlere gaz götürüyoruz. 2019'da 550 ilçeye ulaştık. Ülke nüfusunun 60 milyonluk kısmı gaza erişebilir hale geldi. 52 milyonluk kısmı da fiilen gaz kullanıyor. Plan, program dahilinde tüm ilçelerimize gaz götürmeyi planlıyoruz. Nüfusu görece yüksek olandan başlayarak iletim hatlarımıza yakınlığını, tüketim potansiyelini dikkate alarak öncelik sıralamasıyla doğal gaz konforundan tüm vatandaşlarımızın yararlanması için gereken hazırlıkları yapıyoruz."  Petrol üretiminde son 20 yılın rekorunun kırıldığına işaret eden Dönmez, üretimin günlük ortalama 50 bin varile yükseldiğini bildirdi. Dönmez, Ceyhan'da 1 milyar doları aşkın polipropilen yatırımı olacağını vurgulayarak, ikinci ürünlerdeki ithalatın azaltılmasının da hedeflendiğini söyledi. Maden sektörü ve altın Geçen yıl madende 1 milyon metre arama amaçlı sondaj yapıldığına dikkati çeken Dönmez, madende üretimin olduğunu ancak bazı madenlerin ithal edildiğini anlattı. Dönmez, maden ve ham madde ithalatının yaklaşık 27 milyar doları bulduğunu, sektörde net dış ticaret açığının ise 20 milyar dolar olduğunu söyledi. Bakan Dönmez, geçen yıl 38 ton altın üretimiyle rekor elde edildiğini belirterek şunları kaydetti: "Son 20 yılda hızlı trendle burayı yakaladık. Buna rağmen her yıl yurt dışından ortalama 130-160 ton arasında ithalat yapıyoruz. Üretimimizi inşallah artıracağız. Yurt dışından bazı ülkelerde altın madeni işletme ruhsatı aldık. Sudan'da 2 ruhsatımız var. Özbekistan'da 3 saha aldık. Özbekistan ve Sudan'da yıllık altın üretimi 90-100 ton. Yani bizden fazlalar. O ülkenin milli mevzuatına uymak şartıyla bu sahaları aldık. Biz bu işi artık biliyoruz, bu kabiliyette firmalarımız var. Bu açığımızı süratle kapatmak arzusundayız. Üretimimiz 1,9 milyar dolar, üretmeseydik bu kadar altını kullanacaksak ithal edecektik, bu da cari açık demek." Dönmez, bor karbür üretim tesisinin temelinin de geçen yıl atıldığını anımsatarak, "Burayı 1,5-2 yıl içinde hizmete alacağız. Bu da özellikle savunma sanayimiz açısından son derece önemli. Zırh yapımında top, tank gibi askeri araçların zırhlanmasında kullanılan bu ürünü ithal ediyorduk. Borun ham maddesi bizde ama işleyip kullanamadığımız için ithal ediyorduk. Uç ürünlere dönüştürecek bir tesisin de temelini atmış olduk." dedi. "2030'da Türkiye'de 1 milyonun üzerinde elektrikli otomobil olacağını öngörüyoruz" Bugüne kadar klasik içten yanmalı motorların enerji ihtiyacının petrolden karşılandığını ama artık elektrikli otomobillerin yaygınlaştığını söyleyen Dönmez, Türkiye'nin de yerli elektrikli otomobilinin 2022-2023'te yollarda olmaya başlayacağını ifade etti.  Dönmez, hem elektrikli araç kullanımı hem de elektrikli şarj istasyonlarına ilişkin planlamaların yapıldığını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yapılan planlamalarda Türkiye'de 2030 yıllarında 1 milyonun üzerinde elektrikli otomobil olacağını öngörüyoruz. Buna göre de şebekede hazırlıklarını planladık. Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) yönetimi bize planlarını aktardı ve bizim arkadaşlarla birlikte çalışıyorlar. Burada yavaş şarj dediğimiz istasyonlarda şebekeye çok büyük bir etki olmasını beklemiyoruz ama hızlı şarj istasyonlarının lokasyonu asıl konu. Bu istasyonlarla arabanının hızı ve kapasitesine göre 15-20 dakikada hızlı şarj etme imkanı olacak. Burada da şebekeyi saatlik olarak 50-100 kilovat yüklemeniz gerekiyor. Bu kapasiteler üretim tarafında arz güvenliği için problem değil. Problem, şarj istasyonu kurulmak istenen noktadaki şebekenin altyapısında olabilir ki bu da bir planlama gerektiriyor. İnşallah bizim hedefimiz bu tarihe kadar 1 milyon adet şarjı yavaş, orta ve hızlı olmak üzere dağıtım şebekesine etkilerini değerlendirdikten sonra bir planlamayla yapmayı arzu ediyoruz. TOGG sadece büyük şehirlerden değil Anadolu ve kırsaldan da fazla talep aldığı için, şarj istasyonlarının en ücra beldelere kadar olmasında fayda var. Bu anlamda yaygınlık, bu araçların kullanımını da kolaylaştıracak. Evde şarj olabilir ama uzun süreli olacağı için pek cazip olmaz."  Akaryakıt istasyonlarının da elektrikli şarj istasyonu kurmak için hazır olduğunu dile getiren Dönmez, "Biz istasyonlara bunlar için izin verdik. Hatta bazı ilçelerde akaryakıt istasyonlarının şarj istasyonu bulundurmasını belki de zorunlu tutacağız. Serbest girişimci gelip, 'şarj istasyonu kuracağım' demediyse o bölgede, biz de akaryakıt istasyonlarına bunu kamu hizmeti olarak görmelerini söyleyeceğiz ama bu hizmetin tabii bir karşılığı olacak. Bir kar merkezi olarak da değerlendirilebilir. Bunun dışında alışveriş merkezlerinde, dinlenme tesislerinde araçlar şarj edilebilecek." diye konuştu.  Dönmez, şarj istasyonlarının bir standardı olması gerektiğine de işaret ederek, şarj istasyonlarına araç plakalarının tanımlı olabileceğini ve Türkiye'nin herhangi bir yerinde bu hizmet alındığında faturanın düzenli olarak plakaya bağlı bir hesaba gönderileceği sistemlerin hayata geçirilebileceğini anlattı.  Çatılar için 2 binin üzerinde başvuru  Türkiye'nin yenilenebilir enerjideki adımlarının da devam ettiğini vurgulayan Dönmez, mini güneş Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) projesi için yaklaşık 40 ilde kapasiteleri 10 ila 50 megavat arasında değişen ihaleler açılacağını anımsattı.  Dönmez, mini güneş YEKA için bir kanun değişikliği planlandığını ve konunun Meclis'te görüşülmesinin ardından şubatta ihale ilanlarının açıklanabileceğini, nisan-mayıs aylarında da bu ihalelerin gerçekleştirilebileceğini ifade etti.  Güneş enerjisi çatı uygulamalarında ise 4-5 bin megavat seviyesinde güneş enerjisi potansiyeli bulunduğunu dile getiren Dönmez, "Çatı güneş uygulamaları için yaklaşık 900 sanayi tesisinden kapasitesi 800 megavatı bulan başvuru aldık. Konutlarda ise çatı uygulamaları için 10 kilovat sınırı var. Konutlardan da kapasitesi 10 megavatı bulan 1200-1300 civarında başvuru aldık. Artık bu uygulamalarda aylık mahsuplaşma var. İhtiyacınız olmadığında elektriği biz satın almış oluyoruz. Bu süreci son derece pratik çalışır bir hale getirdik." diye konuştu. "YEKDEM devam edecek" Dönmez, 2020'nin sonuna kadar işletmeye girecek tüm yenilenebilir enerji tesislerinin Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması'ndan (YEKDEM) yararlanacağını hatırlattı.  YEKDEM'in 2021'den sonra nasıl devam edeceğine ilişkin çalışmaların sürdüğünü belirten Dönmez, şunları kaydetti: "Burada 10 yıllık bir alım garantisi veriyoruz. Hem yatırımcının hakkını koruyacak hem de sisteme ilave maliyet getirmeyecek bir model üzerinde çalışıyoruz. Hazırlıklarımız büyük oranda tamamlandı. Meclis grubumuzla paylaşacağız. Onların da bizden böyle bir beklentisi var. Cumhurbaşkanlığı koordinasyonunda ilgili kamu kurumlarının görüşleri alınacak. Meclis'te de en kısa sürede yasalaşmak suretiyle 2020’den sonra nasıl olacağını hep birlikte göreceğiz. YEKDEM yine devam edecek ama aynı şartlarda olmayacak çünkü teknoloji gelişti, verimlilik arttı ve maliyetler düştü. Dolayısıyla eski fiyatlarla ilerlemenin bir anlamı yok. Eski fiyatlar sembolik de kalıyor çünkü bir yere birden fazla başvuru olduğunda ihale yapıyoruz ve fiyatlar kilovatsaat başına 5 dolar/cent ve altına iniyor. Yani yatırımcı fiyatı kendisi belirlemiş oluyor. Piyasada bir tavan fiyat vardı, biz şimdi kaynak bazında bu fiyatı güncellemiş olacağız. Yine YEKDEM'e 2020’den sonra da devam edeceğiz. Belki burada yerli aksamın kullanılması, yerli ürünlerin kullanılmasının desteklenmesi kalabilir gibi görünüyor. Bunların hepsini değerlendiriyoruz."  Dönmez, Türkiye'nin yenilenebilir enerjide önemli bir teknoloji üssü haline geldiğine dikkati çekerek, YEKA’larla birlikte daha önce yurt dışından ithal edilen birçok ürünün en az yüzde 50’sinin Türkiye’de üretilme imkanı olduğunu ve bu ürünlerin ihraç edilebildiğini sözlerine ekledi.  "Doğu Akdeniz'deki denklem bozuldu" Deniz yetki alanlarına ilişkin, uluslararası deniz hukukunda iki türlü işlem yapılabildiğini dile getiren Dönmez, kıyıdaş ülkelerle bir araya gelip mutabakat yapılarak denizdeki yetki alanlarını sınırlandırmanın mümkün olduğunu söyledi. Dönmez, böyle bir anlaşma olmadığı zaman ülkelerin kendi kıta sahanlığını ilan edebildiğine dikkati çekerek şöyle konuştu: "Her iki işlem de BM'de sonlanıyor. Oraya gidip başvuruyorsunuz. Daha önce Doğu Akdeniz'de kıta sahanlığımızı ilan ettiğimiz ve geçmiş yıllarda BM'ye gönderdiğimiz bölgelerimiz vardı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni (KKTC) de sayarsak bu iki oluyor. KKTC ile adanın kuzeyindeki bölgelere ilişkin böyle bir mutabakatımız var. Libya ile bu ikinci anlaşmayla özellikle Doğu Akdeniz'de petrol ve doğal gaz kaynaklarının paylaşımı konusunda oynanan denklemi bozmuş olduk. Hem bizi hem Libya'yı bir anlamda oyunun dışında tutmaya çalışıyorlardı. Biz, 'Hayır burada haklarımız var sonuna kadar gözeteceğiz. Bu oyunda biz de varız.' dedik." Türkiye'nin ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin ruhsat kestiği alanlar olduğuna dikkati çeken Dönmez, bazı alanlarda çakışmalar olduğunu ancak Türkiye'nin kendi ruhsat kestiği alanlarda bugüne kadar arama ve sondaj faaliyetlerini kesintisiz yaptığını anlattı. Dönmez, Rum yönetiminin ruhsat verdiği ve keşifle sonuçlanan birkaç alanı olduğunu belirterek, "Onlar Rum yönetiminin 2003'lerde 2005'lerde Mısır ile yaptığı deniz yetki alanı paylaşımından kaynaklı, bizim ruhsat sahalarımızın güneyinde yer alan sahalardı. Orada fiilen bizim sahalarımızda arama yapmıyorlar şu anda ama hak iddia ediyorlar. KKTC adanın asli unsurlarından. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, adanın doğal kaynaklarını KKTC'deki soydaşlarımızla hakça, adilane şekilde paylaşmalı." dedi.  Libya'da süratle ruhsatlandırma yapılacak Libya ile imzalanan anlaşmaya ilişkin BM'de bir tescil ilan süreci olduğunu vurgulayan Dönmez, "O tamamlanır tamamlanmaz biz de bu bölgedeki sahaları süratle ruhsatlandıracağız. Bizde de petrol kanunundan gelen prosedür var. O kapsamda uluslararası aktörler ve bu alanda faaliyet gösterenler eğer Türkiye ile Türkiye Petrolleri ile iş birliği yapmak isterse bunlar da oturulur konuşulur. Sayın Cumhurbaşkanımızın altını çizdiği bir husus var. Biz Doğu Akdeniz'de Rum yönetimi hariç, ki onun muhatabı KKTC'dir, diğer tüm ülkelerle diyalog kurarız. Hakkaniyete uygun şekilde bu paylaşımı yaparız." diye konuştu. Bakan Dönmez, Doğu Akdeniz'de kıyı uzunluğu en büyük ülkenin Türkiye olduğuna dikkati çekerek, bazı adaları ortaya koymak suretiyle bunu daraltmanın bir anlamı olmadığını söyledi. Karadaki petrol ve doğal gaz aramalarında geçen yıl geleneksel kazılara ek olarak hidrolik çatlatma yönteminin uygulanmaya başladığına değinen Dönmez, "İlk neticeyi Diyarbakır'da aldık. Bu yıl da devam etmeyi planlıyoruz. Kayaçların arasına sıkışmış olan petrolü daha rahat sağabiliyoruz. Geçtiğimiz yıl çatlatma yöntemiyle ürün almaya başladık. Klasik yöntemlere nazaran 3 ile 5 kat daha fazla ürün alma imkanımız var." ifadelerini kullandı. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/bakan-donmez-2030da-turkiyede-1-milyonun-uzerinde-elektrikli-otomobil-olacagini-ongoruyoruz/1704125
Devamını Oku
Standard Post with Image

Sanayide yerlileşme hamlesine yoğun ilgi

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, "Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı'nın makine sektöründeki pilot çağrısına yoğun başvuru aldık. Ön değerlendirme sürecini geçen 153 proje başvurusu bulunuyor." dedi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, AA muhabirine, Milli Teknoloji Hamlesi vizyonuyla, katma değeri yüksek ürünlerin yerlileşmesi için geçen yıl başlatılan Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı'na ilişkin değerlendirmede bulundu.  Sanayi üretiminde ve ihracatta katma değerin artırılmasının temel öncelikleri olduğunu vurgulayan Varank, bunun için hem ileri teknolojili ürünlere yönelik Ar-Ge faaliyetlerinin hem de bu ürünlere ilişkin yatırımların artırılmasını hedeflediklerini söyledi. Nihai fizibilite için son tarih 19 Ocak Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı'nın bu yönde atılan bir adım olduğunu anımsatan Varank, "Programla odak sektörlerde yüksek dış ticaret açığı verdiğimiz ürünlerin yerlileştirilmesini hedefliyoruz. Bu amaçla Ar-Ge ve yatırım desteklerini Tek Pencere Sistemi ve uçtan uca bir yaklaşımla yönetiyoruz." diye konuştu. Varank, program kapsamında ilk çağrıya makine sektöründe çıktıklarını ve ön başvuru sürecinin tamamlandığını dile getirerek, şunları kaydetti: "Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı'nın pilot çağrısına yoğun başvuru aldık. Ön değerlendirme sürecini geçen 153 proje başvurusu bulunuyor. Bu projelerin toplam bütçesi 5,3 milyar lira büyüklüğünde. Projelerin büyük kısmı Ar-Ge'ye dayalı nitelikli makine ve tezgah geliştirmeyi içeriyor. Bu aşamada, yatırım başvurularının, programın temel kriterlerini sağlayıp sağlamadığını değerlendiriyoruz. Temel kriterleri sağlayan firmalar, detaylı fizibilitelerini hazırlamaya ve Ar-Ge süreci dahil nihai destek başvurularını yapmaya devam ediyor. Bu projelerin nihai fizibilitelerini sunmaları için son tarih 19 Ocak." Yılın ilk yarısında yeni çağrıya çıkılacak Bundan sonraki süreçte detaylı bir değerlendirmenin olacağını anlatan Varank, katma değeri yüksek projeleri tespit etmek için bağımsız danışmanlık raporu, TÜBİTAK teknik değerlendirmesi ve bakanlık incelemesi gibi adımları içeren bütüncül bir değerlendirme sürecinin olacağını bildirdi. Varank, bu sürecin tamamlanmasının ardından nisan sonunda sonuçları paylaşmayı planladıklarını ifade etti. Makine sektörüne yönelik çağrının bir pilot uygulama olduğunu hatırlatan Varank, "Yeni çağrılarımıza yılın ilk yarısından itibaren çıkmayı planlıyoruz. Program kapsamında diğer odak sektörlerimiz olan kimya, ilaç, tıbbi cihaz, elektrikli teçhizat, otomotiv, elektronik, raylı sistem araçları gibi alanlarda da çağrılara çıkarak programı genişleteceğiz." dedi. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/sanayide-yerlilesme-hamlesine-yogun-ilgi/1704324
Devamını Oku
Standard Post with Image

TBMM'de uluslararası anlaşmalara ilişkin 5 kanun teklifi kabul edildi

TBMM Genel Kurulunda, uluslararası anlaşmaların uygun bulunmasına ilişkin 5 kanun teklifi kabul edildi. TBMM Genel Kurulunda, uluslararası anlaşmaların uygun bulunmasına ilişkin 5 kanun teklifi kabul edildi. Müzakerelerin ardından kabul edilen kanun teklifleri şöyle: - Türkiye ile Gana Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi - Türkiye ile Zambiya Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi - Türkiye ile Fildişi Sahili Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi - Türkiye ile Çad Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi - Türkiye ile Somali Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi. FETÖ tartışması Teklifler üzerindeki görüşmelerde söz alan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, bugün bir gazetenin, "FETÖ CHP'nin eseri" manşetiyle çıktığını belirterek, "Bu manşetleri nereden örnek alıyorlar? Siyasette attıkları her adımda örnek aldıkları gibi Hitler'in propaganda bakanı Goebbels'ten alıyorlar. Goebbels'in taktiği ne? 'Bir yalan ne kadar büyükse ve ne kadar çok tekrarlanırsa inanan çıkar.' diyor. Aslında havuz medyası ve haram medyası uzunca bir süreden beri bu işi yapıyor." dedi. Ağbaba, CHP Grubu'nda, Pensilvanya'ya giderek başına türban bağlayan, fotoğraf çektiren bir kadın milletvekili bulunmadığını belirterek, "Sizde var." ifadesini kullandı. AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, "Ağbaba'nın kullandığı dilin iyi bir dil olmadığı" değerlendirmesinde bulunarak, "Kendi istemediği haberi yapınca hemen 'havuz medyası', 'haram medyası' tarzı ithamların çok yanlış olduğu kanaatindeyim." dedi. Turan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu FETÖ denilen lanet örgüt 50 yıldan beri var. Bu, AK Parti'nin döneminde çıkmış olan bir örgüt değil. Bakınız ısrarla bazı AK Parti'li vekillerin Pensilvanya'ya gittiğini iddia etti. Sizin bir vekiliniz, kendi grup başkanvekilinizin fotoğrafını koyarak, 'Bu adamın ne işi var orada.' demedi mi? Bir başka CHP'li vekil, 'Bizim partimiz FETÖ'ye alet oldu, onun altında kaldı.' deyip de ihraç konusu olmadı mı? Bu dil, FETÖ'yü bulma dili değil, FETÖ'yü aklama dilidir." Bunun üzerine Ağbaba, "FETÖ konusunda bize en son laf söyleyecek grup sizsiniz. Bunu bizimle hiç tartışmayın, çıkın milletten özür dileyin ve bu işi çözün. Bunların hepsi sizin eseriniz. Bundan utanıyor musunuz veya pişman mısınız? Değilsiniz. Halen cemaatlerle ilişki kuruyorsunuz, halen cemaatlerin, şıhların önünde diz çöküyorsunuz." diye konuştu. "Kasetli bir örgüt bu" AK Parti Grup Başkanvekili Turan ise kendileri FETÖ'yle mücadele ederken CHP'yi yanlarında hiç görmediklerini belirterek, "MİT krizinde, dershanelerin kapatılmasında, Bank Asya'da, diğer meselelerde, hiçbirinde yanımızda olmadınız. Allah'tan Erdoğan var, Allah'tan AK Parti Grubu var ki bu adamlarla mücadele ettik biz." ifadelerini kullandı. FETÖ'nün en önemli özelliğinin, "kasetle operasyon yapması" olduğunu dile getiren Turan, şöyle konuştu: "Kasetli bir örgüt bu. Dönün geriye, AK Parti'den önceye veya şimdiye, bu örgüt elindeki en büyük argüman olan kasetle bir operasyon yaptı. AK Parti'nin güya ses kayıtlarını, tapelerini Meclis'te kim hukuksuz, yargı kararı olmaksızın yargılamışsa o örgütün gölgesini orada arayın. Aynı şekilde o örgüt MHP'ye yaptı kasetle. Yıllarca uğraştılar ama başaramadılar fakat o örgüt kasetle bir genel başkan operasyonu yaptı. O örgüt kasetle hangi partinin genel başkanını değiştirmişse FETÖ'nün gölgesini, ilişkisini orada arayın. İtham etmek kolay, mücadele etmek zordur. FETÖ ile en iddialı haliyle mücadelemize, size rağmen devam edeceğiz." "Araştırma komisyonu kurulsun" önerisi İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, FETÖ'nün siyasi ve ekonomik ayağı ile bağlantılarının araştırılması için 3 önerge verdiklerini hatırlatarak, "Bunu kısır tartışmalara dönüştürmek yerine FETÖ araştırma komisyonu kuralım." dedi. Konunun önce kurulacak komisyonda sonra da Genel Kurulda tartışılmasını talep eden Dervişoğlu, "Kimse de bundan kaçmasın çünkü bu tartışma ilanihaye devam ettikçe TBMM'nin itibarı zedeleniyor. Ben bu Meclis'te ne bir teröristin ne de bir FETÖ'cünün bulunduğuna inanmak istiyorum." ifadelerini kullandı. Tekliflerin kabul edilip yasalaşmasının ardından TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, birleşimi saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/politika/tbmmde-uluslararasi-anlasmalara-iliskin-5-kanun-teklifi-kabul-edildi/1702605
Devamını Oku
Standard Post with Image

2023 yılını çok sağlam sanayi ve teknoloji altyapısıyla karşılayacağız

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank: "Yıl boyunca atacağımız adımlarla, bu büyüme oranlarını orta ve uzun vadeye de yaymaya devam edeceğiz. Türkiye 2023 yılını, çok sağlam bir sanayi ve teknoloji altyapısıyla karşılayacak." dedi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, şehir merkezindeki bir otelde organize edilen, "Milli Teknoloji, Güçlü Sanayi" İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, katılımcılara Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın selamlarını iletti. Gümüşhanelilerin, Erdoğan'ın Gümüşhane'ye olan sevgisini bildiklerine işaret eden Varank, kente ziyaretlerde kendisine defalarca eşlik ettiğini ancak bakan olarak ilk kez gelmenin bugüne nasip olduğunu söyledi. Varank, Gümüşhane'nin yerinin kendileri için başka olduğunun altını çizerek, "Çünkü sizler, millete hizmet yolunda dolu dolu geçirdiğimiz 17 yıllık dönemde, bizi hiç yalnız bırakmadınız. 2002'den bu yana yapılan tüm seçimlerde liderinizin arkasında durdunuz, AK Parti'yi her seferinde birinci parti olarak çıkardınız. Bizim de sizi yalnız bırakmamız söz konusu olamaz. Dolayısıyla biz sadece seçim dönemlerinde oy istemek için kapı çalan bir anlayışta değiliz. Bizim özledikçe bir Gümüşhane'yi görmemiz, Gümüşhanelilerle şöyle bir kucaklaşmamız lazım. İnşallah bu toplantıları ilerleyen dönemlerde de devam ettireceğiz." diye konuştu. "Başarıya giden yolu, sizlerle birlikte yürüyeceğiz" "Türkiye yatırımlar öncülüğünde büyüsün" diye Bakanlık olarak tüm imkanları seferber ettiklerine dikkati çeken Varank, "Ancak bu şekilde ülkemizi hem teknoloji geliştirmede hem de rekabetçi üretimde dünyanın sayılı güçlerinden biri haline getirebiliriz. Sizler kaynaklarınızı yatırımlara yönlendirdikçe Türkiye güçlenecek, Türkiye daha da büyüyecek." ifadesini kullandı. Varank, ekonomik görünümün günbegün canlandığına işaret ederek, şu değerlendirmede bulundu: "Geçen senenin üçüncü çeyreğinden itibaren büyüme eğilimine geçmiş durumdayız. Faizler düşüyor. Enflasyon hedefin de altında kaldı. Ekonomiye olan güven artmaya devam ediyor. İç talep canlanıyor. İhracatta rekorlar kırıyoruz yani dış talep cephesi de aslında gayet kuvvetli. Dolayısıyla bu sene ekonomik büyümenin güçlendiği bir yoldayız. Yıl boyunca atacağımız adımlarla, bu büyüme oranlarını orta ve uzun vadeye de yaymaya devam edeceğiz. Türkiye 2023 yılını, çok sağlam bir sanayi ve teknoloji altyapısıyla karşılayacak." İddialı olmakla beraber, oldukça gerçekçi hedeflerinin bulunduğunu dile getiren Varank, başarıya giden yolu, değerli iş insanlarıyla beraber yürüyeceklerini söyledi. Varank, Bakanlık olarak, sanayicilerin üretime daha sıkı sarılması için yenilikçi politikalar geliştirdiklerine dikkati çekerek, Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı'nın bunlardan bir tanesi olduğunu aktardı. Bu programla yerlileşme alanında benzersiz bir işe giriştiklerini belirten Varank, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ne demek istiyorum kısaca özetleyeceğim, bakınız 2018 Ağustos ayında ekonomik temellerimizden bağımsız birçok ciddi dış şokla karşılaştık. Bunun sonucunda döviz kurlarında yukarı yönlü ciddi bir dalgalanma gösterdi. Yurt dışından ithal edilen her şeyin fiyatı da artmış oldu. Bu da maliyet artışı olarak sanayicimize, üreticimize ciddi şekilde yansıdı. İşte biz dedik ki Türkiye aslında bu ithalatın önüne geçebilir. İşte Hamle adını verdiğimiz programımız da aslında bunu amaçlıyor. Programı oluştururken, sanayideki mevcut kabiliyetlerimizi ölçtük ve nerelerde sıçrama yapabileceğimizi değerlendirdik. Bakınız biz burada hem alıcıyı hem de satıcıyı aynı anda destekleyeceğimiz bir model oluşturduk." Varank, programa başvuranların, Bakanlığın sunduğu tüm desteklere tek pencereden erişebildiğini ifade ederek, "İlk çağrıya makine sektöründe çıktık ve oldukça yoğun bir taleple karşılaştık. Sadece tek bir sektörde çıktığımız yani makine sektöründe çıktığımız çağrıya toplamda 5,3 milyar liralık yatırım başvurusu yapıldı. Şimdi bu başvuruları değerlendiriyoruz, inşallah sonuçlarını nisan ayında açıklayacağız. Ayrıca yılın ilk yarısında kimya, ilaç, tıbbi cihaz, otomotiv, elektronik ve raylı sistem araçları gibi alanlarda yeni başvuruları da ilan edeceğiz." dedi. Bu programda Gümüşhane'den de firmalar görmek istediğini dile getiren Varank, "İlimiz özellikle madencilik ve gıda sektöründe güçlü bir şehir. Bunun gibi programlar, farklı sektörlere yatırım yapmak isteyenler açısından çok iyi fırsatlar sunuyor." diye konuştu. Bakan Varank, bir diğer vizyoner programlarının da işletmelere sundukları sermaye mekanizmalarıyla ilgili olduğunu kaydederek, şunları söyledi: "Biz bu amaçla biri bölgesel kalkınma diğeri de teknoloji ve inovasyon alanında olmak üzere iki yeni fon kurduk. Burada bizim paydaşımız Türkiye Kalkınma Bankası, böylece 750 milyon liralık kaynağı teknolojiyi, sanayiyi ve yeniliği odağına alan işletmelere aktaracağız. Bakın bu fonlar yatırımcımıza ortak olacaklar ve sizleri bankalara faiz ödemekten de kurtaracak. Finansman alanında sizlere sağladığımız bir başka kolaylığımız daha var. KOSGEB, KOBİ Finansman Destek Programı. Bu programla işletmelere 18 aya kadar yatırım, 36 aya kadar da finansman desteği sağlayacağız. Biliyorsunuz kredi faizlerindeki düşüş eğiliminden sonra işte KOSGEB bunu da dikkate alıp, bankalarla yaptığı protokolleri güncelledi. Şu an finansman maliyetlerinin tamamını KOSGEB'imiz karşılayabiliyor yani istediğiniz zaman KOSGEB'e başvurabileceğiniz bu programlarla faiz ya da kar payı ödemeksizin bankalardan kredi kullanabileceksiniz." Bakan Varank, Gümüşhane Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İsmail Akçay'ın konuşmasında bu süreçteki başvuru koşullarında birtakım teknik zorluklardan bahsettiğini anımsatarak, "Belki biz KOSGEB olarak burada bir program yapabiliriz ve gelir burada süreçlerin nasıl işlediğini anlatabilirler. Aslında süreçlerimiz çok zor değil, hepsi online gerçekleşiyor ama biz burada bir programı hayata geçiririz." dedi. "Biz inşallah elimizden gelen desteği vermeye hazırız" Varank, kendisine iletilen talepler doğrultusunda Gümüşhane özelinde birkaç konuya özellikle değinmek istediğini söyledi. Organize sanayi bölgesinin altyapı desteği ve genişleme süreciyle ilgili taleplere değinen Varank, şöyle devam etti: "Biz inşallah elimizden gelen desteği vermeye hazırız, biraz önce telefon ettirdim, benim plandan haberim yoktu, salı günü inşallah plan onaylanarak buraya gelecek. Bunda hızlıca hareket edebiliriz. Diğer alanlarda da başvurularınızı bize iletirseniz bütçe imkanları çerçevesinde elimizden gelen desteği verebiliriz. Teşviklerden yeterince yararlanamadığınızı bize gelen taleplerde ifade etmişsiniz. Bakınız biz son 7 senede Gümüşhane'de 500 milyon liralık sabit yatırımı teşvik ettik. Tabii burada şunu da vurgulamam gerekiyor; biz bu sene teşvik sistemimizle ilgili kritik adımlar atacağız. Teşviklerimizi daha esnek bir yapıya kavuşturacağız. Yani yatırımcılarımız projelerini hayata geçirmek için ihtiyaç duyduğu destekleri adeta kendileri belirleyebilecekler. Bu sene içerisinde bu alanda yaptığımız çalışmaları biz kamuoyu ve değerli iş insanlarımızla paylaşacağız." Varank, Gümüşhane'de bir Türk Standardları Enstitüsü (TSE) temsilciliği açılması talebine ilişkin, "Bunun için de arkadaşlarımla gelmeden önce görüştüm. Bugüne kadar TSE şehirde sadece 29 belgelendirme faaliyeti yapmış. Ölçü tartı aletlerinin periyodik bakımlarıyla ilgili, evet doğru bu seneden itibaren biz Bakanlığımızın bu sorumluluğunu TSE'ye devrettik ama bütün tedbirlerimizi de aldık, bir sıkıntı yaşanmasını beklemiyoruz ama yine de bunu da tekrar arkadaşlarımızla değerlendirip ona göre nihai kararlarımızı veririz." ifadesini kullandı. Şehit Necmettin öğretmenin adı İŞGEM'de yaşatılacak Bu toplantının hemen ardından Gümüşhane'nin en büyük yatırımlarından biri olan İş Geliştirme Merkezi'nin resmi açılışını yapacaklarına işaret eden Varank, 8-8,5 milyon avroluk bu yatırımın, Bakanlığın Rekabetçi Sektörler Programı sayesinde hayat bulduğunu kaydetti. Varank, buraya şehit öğretmen Necmettin Yılmaz'ın ismini vermek istediklerini dile getirerek, "İnşallah ismini bu şekilde vereceğiz. Bu topraklardan yetişmiş, vatan sevgisiyle dolu gencecik bir fidanımız, terör örgütü PKK tarafından şehit edildi. Biz şehidimizin aziz hatırasını ismiyle bu merkezde yaşatmak istiyoruz." diye konuştu. "Küçük sanayi sitesiyle ilgili de orada tüzel kişilikle biz muhatap olabiliyoruz, eğer siz tüzel kişiliği kurunca bize başvurursanız orada da bütçe imkanlarımız çerçevesinde elimizden gelen desteği vereceğiz." ifadesini kullanan Varank, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kalkınma ajanslarından ve bölge kalkınma idarelerinden burada bahsettiniz, elbette biz bu iki kurumumuzu en verimli şekilde değerlendirmek istiyoruz çünkü yerelin potansiyeli çok önemli, kalkınma yerelden başlıyor, biz yerelin potansiyelini hayata geçirecek ekonomik yapıları kurabilirsek bu ülkenin kalkınması açısından da çok önemli. Ben arkadaşlarımla sürekli görüşüyorum ama bundan sonra pozitif ayrımcılık da olacak şekilde Gümüşhane'mizin projelerine daha bir dikkatli bakacağız, Gümüşhane'de yerel potansiyeli nasıl harekete geçirebiliriz, bunu daha dikkatli bir şekilde gündemimize alacağız." Varank, Gümüşhaneli iş insanlarından kentin gelişmesine katkı sunmalarını isteyerek, "Sayın Aydın Doğan'ın son zamanda medyayı sattıktan sonra nakit anlamında elinde büyük bir sermaye olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla bu şehrin ihtiyaçlarına dönük hem de ileride kendisine rahmet olacak şekilde bu şehre katkı sağlayabilirse tabii ki faydalı olur. Ben şehrimiz için önemli projeleri kendisine ulaştıracağım, oradan da iş adamımızın desteğini almış oluruz." diye konuştu. Bakan Varank, KOSGEB konusundaki değerlendirme süreçlerine ilişkin ilgililerle konuşacağını, o süreleri kısaltmak için elinden gelen gayreti göstereceğini vurguladı. "Bu işin püf noktası, birlik ve beraberlik" Hiçbir terör örgütüne göz açtırmadıklarını vurgulayan Varank, şunları kaydetti: "Sınırlarımızda peydahlanmak istenilen terör devletine de müsaade etmeyeceğimizi tüm dünyaya gösterdik, bu yönde özellikle adımlarımızı attık, operasyonlarımızı sürdürüyoruz. Tabii bu işin püf noktası, birlik ve beraberlik. Devletle millet bir ve beraber oldukça, Allah'ın izniyle hiç kimse bu ülkenin tek bir karış toprağına göz dikemez. Zaten güvenlik güçlerimiz, Allah nazarlardan saklasın, hem içeride hem dışarıda oldukça başarılı operasyonlarını yürütüyorlar. Zeytin Dalı, Fırat Kalkanı, Barış Pınarı, Pençe, Kıran, hangi operasyon gerekiyorsa o operasyonu hayata geçiriyorlar. Biz de siyasiler olarak, terörün üzerine en sert şekilde gidiyor, bu konuda en ufak bir zaaf göstermiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde nasıl ki bu ülkenin başına bela olan yüzlerce dertten kurtulduysak inşallah bu terör belasından da ebediyen kurtulacağız." Varank, terörle mücadele etmenin hem çok boyutlu hem de oldukça meşakkatli bir süreç olduğuna işaret ederek, "Çünkü terörle mücadele ettiğinizde kutsalı olmayan, ilke tanımayan, insan bile diyemeyeceğimiz kişileri karşınıza alıyorsunuz. Bazıları bir dinin, bazıları bir etnik kökenin maskesine bürünse de terörle mücadele ettiğinizde inançsızları, vatansızları karşınıza alıyorsunuz ve en önemlisi terörle mücadele ettiğinizde aslında cehaletin ta kendisiyle mücadele ediyorsunuz." dedi. "Terörün panzehri eğitim diyoruz" Terör örgütlerinin ekseriyetinin hedefinde çocuklar, gençler olduğuna dikkati çeken Varank, "Çünkü tarihinin farkında olan, nereden geldiğini bilen, okuyan, araştıran, kendini geliştiren hiçbir genci terör örgütü esir alamaz. İşte bu yüzden terörün panzehri eğitim diyoruz." ifadesini kullandı. Bakan Varank, tüm anne babalara, ağabeylere, hocalara, öğretmenlere ve siyasilere büyük işler düştüğünü vurgulayarak, konuşmasını şöyle tamamladı: "Ancak ve ancak vatanını seven, adil ve cesur gençler yetiştirerek terörü yenebiliriz, tamamen kökünü kazıyabiliriz. İşte bunun en güzel örneği tek başına bir ordu olan şehit öğretmenimiz Necmettin Yılmaz. Urfa'da öğretmenlik yapan Necmettin kardeşimiz bayramda ailesini ziyaret etmek için memleketine giderken teröristler tarafından alçakça şehit edildi ama arkasında gözyaşlarını değil, 'Vatan sağ olsun' diyen bir ana babayı, 82 milyonun duasını, 'Büyüyünce ben de Necmettin öğretmen gibi olacağım' diyen onlarca genci bıraktı. İşte terörle mücadele etmek demek, Necmettinler yetiştirmek demektir. Rabbim Necmettin öğretmenimize ve tüm şehitlerimize rahmet eylesin." Açılış konuşmalarının ardından basına kapalı devam eden toplantıya, Vali Kamuran Taşbilek, AK Parti Gümüşhane Milletvekili Cihan Pektaş, Gümüşhane Belediye Başkanı Ercan Çimen, Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Halil İbrahim Zeybek, İl Genel Meclisi Başkanı Mehmet Emin Erdoğdu, Gümüşhane Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İsmail Akçay, AK Parti Gümüşhane İl Başkanı Celalettin Köse, AK Parti Bayburt İl Başkanı Hacı Ali Polat, diğer ilgililer ve iş insanları katıldı. Kaynak: https://www.azonceoldu.com/gundem/2023-yilini-cok-saglam-sanayi-ve-teknoloji-altyapisiyla-karsilayacagiz-66306
Devamını Oku
Standard Post with Image

Bakan Kasapoğlu: 'Spor Kulüpleri ve Federasyonları Yasası' yakın bir zamanda Meclis gündemine alınacak

Gençlik ve Spor Bakanlığınca Ankara'da düzenlenen, Türk sporunun mevcut sorunları ve çözüm önerilerinin ele alınacağı "Spor Kulüpleri ve Federasyonları Çalıştayı" başladı. The Green Park Hotel'de 5 gün sürecek çalıştayın açılış konuşmasını yapan Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, 2019 yılında pek çok branşta önemli başarıların elde ediğini vurguladı.  A Milli Futbol Takımı'nın 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası'na gitmeye hak kazandığını hatırlatan Kasapoğlu, dün A Milli Kadın Voleybol Takımı'nın 2020 Tokyo Olimpiyatları'na vize almasıyla bir gurur daha yaşadıklarını dile getirdi. "Hiçbir başarı tesadüfi değil." diyen Bakan Kasapoğlu, şöyle devam etti: "Spor camiamız yükselen bir ivmeye sahip. Sayın Cumhurbaşkanımız, belediye başkanlığı döneminden beri spora önem veriyor. Cumhurbaşkanımızın üstün gayretleriyle "Spor tesisleri devrimi' gerçekleşti. Cumhurbaşkanımızın göstermiş olduğu vizyon çerçevesinde yapılan çalışmalarla ülkemizin 4 bir yanında tesis eksiklerimizi tamamladık. Avrupa'nın en modern tesislerine, statlarına sahibiz."  Kasapoğlu, sporun tabana yayılması için kadın erkek, genç yaşlı, engelli engelsiz demeden bütün vatandaşların spora eşimlerini sağladıklarını vurgulayarak, "Artık niteliklerimizi artırmak ve başarıların sürekliliğini sağlamak için Türk sporunda, insan odaklı yapısal reformlar hayata geçirme amacımız var." şeklinde görüş belirtti. "Daha fazla elit sporcu yetiştirmenin gayreti içerisindeyiz" Bakan Kasapoğlu, antrenör eğitim, sporcu lisans, vize ve transfer yönetmeliğinde değişiklikler yaparak, spor üzerindeki bürokrasiyi azaltıp, süreçlerin hızlanmasına yönelik önemli bir adım attıklarını kaydetti. Sportif yetenek taramasını da sürdürdüklerine değinen Kasapoğlu, "Herhangi bir spor dalına yeteneği olan gençlerimizi küçük yaşlarda keşfederek, ilgili spor dallarına yönlendiriyor ve o alanlarda nitelikli bir şekilde eğitim almalarını sağlıyoruz. Bu şekilde de ülkemizin sahip olduğu genç nüfus potansiyelini sonuna kadar kullanarak olimpik sporcu havuzumuzu olabildiğince geliştirmek ve nihayetinde de daha fazla elit sporcu yetiştirmenin gayreti içerisindeyiz." ifadelerini kullandı. Sporcular ve aileleri için büyük problem olan 'Spor mu, eğitim mi?' ikilemini ortadan kaldırma yolunda vakıf üniversiteleriyle önemli bir mutabakata imza attıklarına işaret eden Kasapoğlu, sözlerini söyle sürdürdü: "Artık gençlerimiz hem kampüste eğitimini hem de sahada sporunu yüzde 100 burslu bir şekilde yapabilecekler. Bu şekilde sporcularımızın karşı karşıya olduğu dezavantajlı durumun ortadan kalkmasını amaçladık. Yine 2020 yılında 1 milyon kişiye yüzme öğretme hedefiyle başlattığımız yüzme bilmeyen kalmasın projemiz var. Öte yandan yerel yönetimlerimizle, kamu kurum ve kuruluşlarımızla, bakanlıklarımızla güçlü işbirliklerine imza atıyoruz. 10 bin pota olarak adlandırdığımız projemizle, ülkemizin dört bir yanına çok amaçlı açık hava spor yerleşkeleri inşa ediyoruz. Tesislerimizin tamamını 24 saat vatandaşlarımızın kullanımına açtık. Günün her saati, rahatlıkla spor yapılabilecek imkanları milletimizin hizmetine sunduk." "En büyük görev spor kulüplerimize düşüyor" Bakan Kasapoğlu, spor kültürünü yaygınlaştırmak ve her yaştan herkesin daha fazla spor yaptığı Türkiye hedefine ulaşmak için dinamik bir şekilde canla başla çalışmayı sürdürdüklerini belirterek, "Onlarca projemizle, toplumun bütün kesimlerini kapsayan spor faaliyetlerimizle sporun bir hayat tarzı haline gelmesinin önündeki engelleri birer birer ortadan kaldırıyoruz. Bu noktada sporun tabana yayılmasında en büyük görev altını çizmek isterim ki spor kulüplerimize düşüyor." diye konuştu.  Kasapoğlu, Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bütün imkanları spor kulüpleri için kullanmaya çalıştıklarını ifade ederek, "Ancak bu noktada maalesef önemli sıkıntılar var. Tesisler gelişti, imkanlar genişledi, spor pazarı içerisinde ülkemizin elde ettiği pay arttı, uluslararası organizasyonlar ülkemizde daha fazla yer almaya başladı ancak federasyonlar ve kulüpler noktasında idari ve mali anlamda olması gereken noktada değiliz. Mevcut yapı ve anlayışla kulüplerimizin, bilhassa futboldaki faaliyetlerini sürdürmeleri pek mümkün görünmüyor." değerlendirmesinde bulundu.  Mevcut durumun iyi analiz edilmesi gerektiğini vurgulayan Kasapoğlu, "Bu endüstrinin dinamolarından biri haline gelmek istiyorsak, analitik bir şekilde yaklaşarak futbola bütüncül bir bakış açısı getirmek mecburiyetindeyiz. Sorunların çözüm yollarını enine boyuna tartışmak zorundayız. Mevcut ortaklıkların ve mevcut varlıkların değerini artıracak stratejiler artık üretilmelidir. Reklam, sponsor, maç başı gelirleri artıracak eylem planlarını hayata geçirmeliyiz." şeklinde konuştu. "Küresel rekabette, özel sektörden ve devletten gelecek destek çok önemli" Bakan Kasapoğlu, sponsorların spor ekonomisinin yapıtaşları olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti: "Maalesef Türk sporunda muhtelif nedenlerle sponsorlar noktasında azalış yaşandığını hep birlikte görüyoruz. Küresel rekabette, özel sektörden ve devletten gelecek destek çok önemli. Ama bunun dengeli olması lazım. Bu açığı sadece devlet üzerinden kapatmaya çalışmak, devleti en büyük sponsor yapar ki bu da sürdürülebilir bir sistem oluşturmak için rasyonel bir adım değildir. Sponsorların sistemden çıkış nedenleri doğru analiz edilmeli ve onlar yeniden sektöre kazandırılmalıdır. Fakat esas konu, kulüplerimizdeki yönetim zafiyetleri olarak ortaya çıkıyor."  Almanya, Fransa, İngiltere gibi; idari, mali ve sportif yönden bir yeniden yapılanma sürecine girilmesi gerektiğini söyleyen Kasapoğlu, "Özellikle futbolumuzun artık kendi değerini, idari, mali ve sportif anlamda çağdaş ve gerçekçi yöntemlerle, uluslararası bakış açısına uygun strateji ve planlarla şekillendirmesi gerekiyor. Çünkü global çapta sportif başarının, finansal ve idari disiplinle eş zamanlı gerçekleştiği bir çağda yaşıyoruz. Kulüplerin idari ve mali disiplini yakalamaları için liyakat sahibi kimselerin yönetim kadrolarına dahil edilmesi gerekiyor." diye konuştu.  "Yasal düzenlemeler problemlerin çözümü için ilk adımlardır" Kasapoğlu, ülkedeki kulüp yapılarının, Avrupa'da hatta dünyada eşine pek az rastlanır bir çeşitlilik gösterdiğini dile getirerek, şunları söyledi: "Dernek, anonim şirket, müessese, branş ve belediye kulüplerimiz var. Bu durum, yasal anlamda sorunları da beraberinde getiriyor. Milli irademizin tecelligahı Gazi Meclisimiz, üzerine çalıştığı bizim de teknik ve veri desteği verdiğimiz 'Spor Kulüpleri ve Federasyonları Yasası'nı yakın bir zamanda gündemine alacak. Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bütün paydaşlarımızla, bilgi, birikim ve tecrübe paylaşımı noktasında Gazi Meclisimizin emrindeyiz. Elbette yasal düzenlemeler problemlerin çözümü için ilk adımlardır. Uygulamalarıyla bu çözümleri sürekli kılacak olanlar, spor kulüplerimizdir. Kulüplerimizin, içinde bulundukları bu girdaptan çıkmaları için herkes elini taşın altına koymalıdır."  Bakan Kasapoğlu, altyapıların sözde değil, gerçekte hayata geçirilmesi gerektiğini dile getirerek, "Önümüzdeki süreç futbolcu yetiştirme, futbolcu ihracatı, Türk futbolu için markalaşma süreçlerinin hızlandığı bir dönem olacak. Öyle gençler yetiştirmeli, öyle kadrolar çıkarmalıyız ki milli takımımızın da eli güçlensin." dedi. Katılımcı anlayışla ortak aklın işletildiği ve bu kapsamda bir ilk olma özelliği taşıyan "Spor Kulüpleri ve Federasyonlar Çalıştayı"nın fırsat olarak görülmesi gerektiğini belirten Kasapoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: "Önümüzdeki 5 gün boyunca hep beraber bütün fikirlerimizi, analizlerimizi, tespitlerimizi masaya yatıracağız. Sorunlarımızın tamamını kapsamlı bir biçimde ele alarak, çözüm önerileri üreteceğiz. Spor camiamızın en önemli isimleri, bütün tarafları, bakanlığımızın bütün paydaşları bizlerle beraber. Öncelikli ve birincil hedefimiz, güçlü bir spor kültürü oluşturmaktır. Planlı gelişmenin, büyümenin, sürdürülebilir başarının, ekonomik zorlukları aşmanın yollarını birlikte bulacağız. Sadece cesaretle eski hatalarımızla yüzleşelim ve yeni bir başlangıç için samimi şekilde takım ruhunu oluşturalım."  Çalıştayın ilk gününde "Türk Sporunda Gelecek Stratejileri" ve "Türk Futbolunda Finansal Sorunlar ve Çözüm Önerileri" ele alınacak.  İkinci gün "Türk Futbolunda Sportif Sorunlara Çözüm Önerileri" ile "Türk Futbolunda Marka Yönetimi" başlıkları görüşülecek. Üçüncü gün ise "Spor Kulüplerinin Hukuki Sorunları ve Çözüm Önerileri" oturumu yapılacak.  Çalıştayın son üç gününde olimpik ve paralimpik dalları da kapsayan bütün branşlardaki kulüpler ve federasyonlar ile Türk sporunun sorunları ve çözüm önerileri istişare edilecek.  Çalıştaya Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Nihat Özdemir, A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Şenol Güneş, kulüp ve federasyon başkanları katılıyor.  Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/spor/bakan-kasapoglu-spor-kulupleri-ve-federasyonlari-yasasi-yakin-bir-zamanda-meclis-gundemine-alinacak/1700755
Devamını Oku
Standard Post with Image

Kat serbestisine kısıtlama geliyor

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, partisinin inşaatlar için TBMM'ye sunacağı yeni kanun teklifine dair açıklamalarda bulundu. AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, yeni kanun teklifi ile ilgili olarak ''Yüksek binalar yapılamayacak, kaçak binalara ceza artacak'' dedi. İşte Muş'un açıklamalarından öne çıkanlar; KAT SERBESTİSİNE KISITLAMA GELİYOR ''Yüksek binalar yapılmayacak. Kat serbestisine sınırlama getiriyoruz. Kaçak olarak bilinen ya da ruhsatın dışında eklemeler yapılan imalatlarla ilgili tapuya bildirim zorunluluğu getiriyoruz. Yani bir vatandaş bir daire almaya gittiğinde orada eğer binada böyle bir aykırılık söz konusuysa bunu tapuda görecektir. RUHSATA UYGUN HALE GETİRİLECEK Ne zaman kaldırılacak bu? Bu, imalatçı tarafından ruhsata uygun hale getirilene ve belediye tarafından onaylanana kadar tapuda bu kalacaktır. Düzeltildiği takdirde bu şerh kaldırılacaktır. "CEZASI OLACAK! BELEDİYEDEN TAHSİL EDİLECEK. ÖDENMEZSE..." Vatandaş bu düzeltmeyi yapmazsa, ilgili belediye o da yapmazsa Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bu kısımları yıkacaktır. Ortaya çıkacak tüm masraflar yüzde yüz artırılarak idareden tahsil edilecektir. Eğer idare ödemezse merkezi yönetimden gönderilen ödenekten kesilecektir. Arsanın değerine göre ceza miktarı değişecektir. Yatay mimari olarak dile getirdiğimiz uygulamanın yer bulması amacıyla, bundan sonra binalar istedikleri kadar yukarı gidemeyecekler.' TIRAŞLAMA YOK Mevcut binaların tıraşlanması olmayacak. Onlarla ilgili bir planlama yok" Kaynak: https://www.superhaber.tv/ak-partiden-insaatlar-icin-yeni-kanun-teklifi-haber-250703
Devamını Oku
Standard Post with Image

Araç alım satımında yeni dönem! Bakan Pekcan duyurdu

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, "Araç alım satımında Güvenli Satış Sistemi'ni getiriyoruz. Noterlerde eş zamanlı satış bedeli tahsili ve devir işlemi yapılabilecek." dedi Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, araç alım satımında noterlerde eş zamanlı satış bedeli tahsili ve devir işlemi yapılabileceğini açıkladı. Türkiye Noterler Birliği ile güvenli ödeme sisteminin kurulması için ilk adımın atıldığını belirten Bakan Pekcan, sosyal medyadan şu açıklamaları yaptı: "İkinci el araç ticaretinde güvenli ödeme sistemimizi devreye alıyoruz. Bu kapsamda satış bedeli ile taşıt mülkiyetinin eş anlı el değiştirmesini sağlayacak güvenli ödeme sisteminin kurulması için ilk adımı Türkiye Noterler Birliği ile birlikte attık. Hayırlı olsun" Kaynak: https://www.azonceoldu.com/ekonomi/arac-alim-satiminda-yeni-donem-66100?p=4
Devamını Oku
Standard Post with Image

İngiltere'de sandıktan Boris Johnson çıktı!

  İngiltere’de erken genel seçimde, iktidardaki Muhafazakar Parti sayımı tamamlanan 642 seçim bölgesinde 360 milletvekilliği kazanarak tek başına hükümeti garantiledi. Johnson Brexit'i gerçekleştirmek için yeni ve güçlü bir yetki elde etti. Yerel saatle 06.30 itibariyle 650 seçim bölgesinden 644’ünde oy sayımı tamamlandı. Boris Johnson liderliğindeki Muhafazakar Parti tek başına hükümet için gerekli 326 milletvekilinin 34 milletvekili üzerine çıktı ve 360 milletvekiline ulaştı. CORBYN AĞIR HEZİMET YAŞADI Ana muhalefetteki İşçi Partisi, geçen seçimde kazandığı 262 milletvekilinin gerisine düşerek şu ana kadar sadece 203 milletvekili çıkarabildi. Ana muhalefet lideri Jeremy Corbyn, henüz resmen istifa etmediyse de partisine başka bir seçim kampanyasında liderlik yapmayacağını duyurdu. LİBERAL LİDER MİLLETVEKİLİ BİLE SEÇİLEMEDİ Seçim sonuçlarına göre en ağır darbelerden birini Liberal Demokrat Parti aldı. Partinin lideri Jo Swinson, İskoçya’daki seçim bölgesinde milletvekili seçilmeyi başaramadı. Liberal Demokratlar şu ana kadar sadece 11 milletvekili çıkarabildi. SEÇİMİN BİR DİĞER KAZANANI İSKOÇYA ULUSAL PARTİSİ  Seçimden karlı çıkan partilerden biri ise İskoç Ulusal Partisi oldu. Parti son seçimde çıkardığı 35 milletvekili sayısını aşarak milletvekili sayısını 48’e yükseltti. Ülkede 6 seçim bölgesinde oy sayımı devam ediyor. BORİS JOHNSON'DAN ZAFER KONUŞMASI Seçim sonuçlarına ilişkin konuşan İngiltere Başbakanı Boris Johnson, "Bu aşamada, bu tek ulus Muhafazakar Parti hükümetine, sadece Brexit'in gerçekleştirilmesini sağlamak değil, aynı zamanda bu ülkeyi birleştirmek ve ilerletmek için de yeni ve güçlü bir yetki verildiği görünüyor" dedi. Johnson, sonucun İngiliz halkının demokratik iradesine saygı duyma, ülkeyi daha iyi bir hale getirme ve tüm halkın potansiyelini ortaya çıkarma şansı veren tarihi bir seçim olacağına işaret ettiğini belirtti. Öte yandan Johnson, Batı Londra'daki seçim bölgesinde oy oranını 1,8 puan artırarak 7 bin 210 oy farkla ve toplam da 25 bin 251 oyla yeniden Avam Kamarası'na seçildi. Sandık çıkış anketlerine göre, Johnson liderliğindeki Muhafazakar Parti, 368 sandalye ile seçimi ilk sırada tamamladı. Böylece Muhafazakarlar, salt çoğunluk olan 326'yı geçerek 2 yıl aradan sonra yeniden tek başına iktidara geldi. Johnson'ın en büyük rakibi konumundaki Jeremy Corbyn liderliğindeki İşçi Partisi ise 191 sandalye ile ikinci oldu. Böylece İşçi Partisi, 2017'de kazandığı 262 sandalyeden 71'ini kaybederek tarihinin en kötü yenilgilerinden birini aldı.BREXIT KESİNLEŞTİ Bu sonuca göre Johnson, AB'yle vardığı Brexit anlaşmasını başka bir partinin desteğine gerek kalmadan 650 üyeli Avam Kamarasında geçirebilecek ve İngiltere, 31 Ocak 2020'de AB'den ayrılmış olacak. Johnson, tek başına iktidara gelmesi durumunda ilk işinin Brexit anlaşmasını parlamentoya getirmek olacağını söylüyordu. 2017'de yapılan erken seçimde Muhafazakarlar 317, İşçi Partisi 262, İskoçya Ulusal Partisi 35 ve Liberal Demokrat Parti 8 sandalye kazanmıştı. Tek başına iktidarı kaybeden Muhafazakar Parti, Kuzey İrlanda'nın Demokratik Birlik Partisi'nin desteğiyle azınlık hükümeti kurmuştu. Ancak eski Başbakan Theresa May, bu tablonun bir sonucu olarak AB'yle vardığı Brexit anlaşmasını Avam Kamarasında geçirmekte başarısız olmuştu. May'in istifasıyla Başbakanlık koltuğuna oturan Johnson, Brexit düğümünün çözülebilmesi için 12 Aralık'ta erken genel seçime gidilmesini istemişti. Kaynak: https://www.ntv.com.tr/dunya/boris-johnson-ingilterede-tek-basina-iktidar-oldu,-RBOFvA9EkGaBV6ORwuBkQ
Devamını Oku
Standard Post with Image

TBMM'de bütçe görüşmeleri

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM), 12 gün sürecek 2020 bütçe görüşmeleri yarın başlıyor. TBMM Genel Kurulu, yarın saat 12.00'de Meclis Başkanı Mustafa Şentop Başkanlığı'nda toplanacak. Genel Kurul, 2020 bütçesi görüşmelerinin tümü üzerindeki görüşmeleri ile başlayacak, 20 Aralık'ta sona erecek. Kamu idarelerinin bütçe ve kesin hesapları üzerindeki görüşmelerin 8 turda tamamlanması, kamu idarelerinin bütçe ve kesin hesaplarının görüşülme günlerini belirten programın TBMM Başkanlığı'nca bastırılarak duyurulması, turların bitiminden sonra Bütçe Kanunu Teklifi ve Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin maddelerinin oylanması öngörüldü. SİSTEMİN HAZIRLADIĞI İLK BÜTÇE 2020 bütçesi; aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde hazırlanan ilk bütçe olacak. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, 2020 bütçesinin sunuş konuşmasını yapacak. 2020 bütçesinin tümü üzerinde yapılacak görüşmelerde siyasi parti grupları adına konuşmalar yapılacak. Gruplar adına konuşmalar sandalye sayısı en az olan partiden başlayacak. İYİ Parti Grubu adına Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan ve Bursa Milletvekili İsmail Tatlıoğlu, MHP Grubu adına grup başkanvekilleri Erkan Akçay ve Muhammed Levent Bülbül, HDP grubu adına eş genel başkanlar Pervin Buldan ve Sezai Temelli, CHP Grubu adına Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, Ak Parti grubu adına Grup Başkanvekili Mehmet Muş, Genel Başkan Yardımcısı Nurettin Canikli ve Mersin Milletvekili Lütfi Elvan konuşacak. SALI GÜNÜ TBMM BÜTÇESİ GÖRÜŞÜLECEK Genel Kurul'da Salı günü TBMM, Çarşamba günü Adalet Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Perşembe günü Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Cuma günü Ticaret Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Cumartesi Sağlık Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Pazar günü Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi görüşülecek. PARTİLERDEN BÜTÇE UYARISI Ak Parti, 12 gün sürecek bütçe görüşmelerinin aralıksız devam edeceğini belirterek milletvekillerinden resmi ve özel programlarını TBMM Genel Kurulu'nda olacak şekilde yapmalarını istedi. CHP Grup Başkanlığı, bütçenin tümü üzerindeki görüşmelerin yapılacağı günlerde bütün milletvekillerinden Genel Kurul'da bulunmalarını istedi. MHP ve İYİ Parti de bütçe görüşmeleri boyunca milletvekillerinin programlarını Meclis'te olacak şekilde ayarlamalarını istedi. Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/tbmmde-butce-gorusmeleri-yarin-basliyor-41392402
Devamını Oku