yasam HABERLERi

Standard Post with Image

Moskova’da dün en soğuk gece yaşandı, 'daha beter' 2 gün bekleniyor: -32

Takvimler kışın son haftasını gösterirken, Meteoroloji Moskova ve çevresinde yaşayanları, yılın en soğuk günlerine karşı uyardı. Cumartesiyi pazara bağlayan gece merkezde -18,8 derece ile yaşanan "en soğuk gece” rekoru, dün gece -19.8 derece ile bir kez daha yenilendi. Bmlgelerde ise dün gece Klin'de -29,3 derece görüldü. Başkent sakinleri için “daha beter soğuklar” ise bugün ve yarın kapıda... Buna göre 26 ve 27 şubat (bugün-yarın) başkentte kış mevsiminin en soğuk günleri ve geceleri yaşanacak. Termometrenin gündüz -14 ila -16, gece ise merkezde -24, oblastta (bölge)  -32 dereceye kadar düşmesi bekleniyor. Ayazların etkisini hafta sonuna doğru hafifletmesi ve kar yağışının Moskova’ya geri dönmesi bekleniyor. Doktorlar, termometre -15 derecenin altına düşerse 3 yaşından küçük çocukları sokağa çıkarmama uyarısında bulunuyor. 1 Mart perşembe günü takvimler baharın ilk gününü gösterirken gündüz -8, gece -19 derece bekleniyor. Meteoroloji mart sonundan önce Moskova’da “bahar emareleri” beklemiyor. Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Siz Rusya'yı nasıl bilirsiniz?

Seveni de çok, korkanı da... Takdir edeni de çok, eleştireni de...  Ama ortak nokta, Rusya'nın her zaman dünyanın en çok merak edilen ülkelerinden biri olduğu gerçeği. Çoğu yabancı için, Rusya hakkında bilinenler ise bazen bu nispette yüzeysel. Bu da önyargılara, doğru bilinen yanlışlara, güncel ifadeyle söylemek gerekirse "steryotiplere", yani basmakalıp inanışlara kapı aralıyor. İşte Georgi Manayev'in derlediği bunlardan bazıları ve "doğru"lar: 1. En popüler Rus ismi İvan'dır: İvan aslen Rus ismi olmadığı gibi, en popüler isim de değildir. İvan eski bir Yahudi ismidir (Yohanan). Rusya'da en çok rastlanan erkek isimleri Aleksandr, Sergey ve Dmitri'dir. 2. Bira Rusya'da alkolden sayılmaz: Yaygın kanının aksine bira 2011'den beri Rusya'da alkollü içecek sınıfına girer. 3. Ruslar birbirine hep "yoldaş" der: Sovyet devrinin bu sıfatı hiç yaygın değildir. Genellikle, şaka yollu kullanılır. 4. Tüm Ruslar komünisttir: Hayır, Sovyetler Birliği'nin en kuvvetli yıllarında bile tüm Ruslar komünist değildi. En iyi zamanlarında bile parti üyesi 20 milyonu bulmamıştı. 5. Rusya çok soğuktur ve sürekli kar yağar: Rusya belirli bir iklim kalıbına sokulamayacak kadar büyük bir coğrafi alana yayılan bir ülkedir. Dört iklim bölgesine ayrılan ülkede hava sıcaklığı -41 ile +41 arasında değişir. 6. Ruslar diğer Slav dillerini kolayca anlayabilir: Bazılarını kısmen evet (Ukraynaca), bazılarını hayır (Lehçe, Çekçe). Türklerin Azericeyi kolay, Kazakçayı çok az anlaması gibi. 7. Rusya yoksul bir ülkedir: Rusya gelir dağılımının adaletsiz olduğu ülkeler arasında yer alır, ancak bir bütün olarak yoksul bir ülkedir denemez. Rusya dünyanın en büyük 12. ekonomisidir. 8. Rusya'da mağazalarda raflar boştur: Perestroyka döneminden kalan bu inanış kesinlikle yanlıştır. Rusya bugün tüketimin bol olduğu bir ülkedir. 9. Her Rus mafyayla biraz ilişkilidir: Ortalama Rusun kanunla derdi ödenmemiş bina hizmeti faturaları ve trafik cezalarından öteye geçmez. 10. Rusya sokaklarında ayılar gezer: Hayır. Sadece Sibirya'da ya da uzak bazı kasabalarda kışın yiyecek bulmak için şehre nadiren inen ayılar olursa bu da "büyük haber" olur.  11. Rusların gizemli bir ruhu vardır: XIX. yüzyıl edebiyatçıları tarafından "yaratılan" Rus ruhu kavramı Ruslara kendilerini özel hissettirir ve renk katar, ama ülkeye dair herhangi bir gizeme ışık tuttuğu şüphelidir. 12. Bütün Ruslar KGB tarafından izlenir: KGB'nin dağılmasının üzerinden neredeyse 30 yıl geçti, ismi FSB'ye döndü ama genel olarak sistem devam ediyor. "Herkes izleniyor" paranoyası yersizdir elbette ama yine de Rusya'da gizli servislerin hayat üzerindeki kontrolü Batılı demokrasilere göre daha fazladır. 13. Ruslar daçayı sever: Doğru. 1950'lerin sonunda Kruşçev'in toprak reformu ile birlikte Rusların daça edinme imkanı ortaya çıkmasaydı Sovyetler Birliği daha erken yıkılabilirdi. Hem ekonomik açıdan, hem özel alan yaratma olanakları bakımından daçalar Rusya vatandaşlarının "hayatını kurtardı" denebilir. Ancak daça kültürünün SSCB öncesine uzandığını da bilmeli. 14. Rusya'da yollar berbattır: Kısmen doğru. O yüzden Rusçada "Bizim iki derdimiz var; yıllar (darogi) ve aptallar (duraik)" derler. 15. Ruslar batıl inançlıdır: Evet. Uzaya ilk insan yollamış, bilim ve teknolojide bu kadar yol almış bir ülke ve toplum için umulmayacak kadar fazla batı inanç vardır. 16. Rusya'da bütün sürücülerin araç içinde kamerası vardır: Neredeyse tamamen doğru.  17. En iyi hackerlar Rusya'dan çıkar: Matematik geleneği kuvvetli bir ülke olarak Rusya iletişim teknolojilerinde de iyi bir yerdedir. Ve, evet, maceracı ruhla birleşince, Rusya'dan ve eski Sovyet cumhuriyetlerinden çok sayıda iyi hackerın çıktığı doğrudur. 18. Yolsuzluk Rusya'da yaygındır: Devlet görevlilerinin işlerini yapmaları için rüşvet verdiğini söyleyen Rusyalı sayısı Avrupalı sayısının dört katı olduğunu söylemekle yetinelim. 19. Ruslar çok votka içer: Yaygın kanının aksine Rusya dünyada içki tüketiminde 1. değil, 6. sıradadır. 20. Rusya babuşkalarla doludur: Gerçekten de Rusya'da yaşlı kadın sayısı yaşlı erkek sayısının bir buçuk katıdır.  Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

İstenmeyen düşünceleri unuturan kimyasal bulundu

Bilim adamları, beynin "hafıza" bölümünde istenmeyen düşünceleri bastırmamızı sağlayan kilit öneme sahip bir kimyasal buldu Bilim adamları, beynin "hafıza" bölümünde istenmeyen düşünceleri bastırmamızı sağlayan kilit öneme sahip bir kimyasal keşfetti.  Sonuçları "Nature Communications" dergisinde yayımlanan araştırma çerçevesinde bir grup katılımcıya söz dizilerini ilişkilendirmeleri öğretildi. Çile/hamamböceği, yosun/kuzey gibi bağlantısız kelime çiftlerini ilişkilendiren katılımcılardan daha sonra kelime çiftinin ilki yeşil gösteriliyorsa eşini hatırlamaları, kırmızı ise eşini hatırlamaktan kaçınmaları istendi. Bu sırada katılımcılara, Fonskiyonel Manyetik Rezonans Görüntülemesi (fMRI) ve beyin kimyasını ölçen manyetik rezonans spektroskopisi yapıldı. Katılımcıların düşüncelerini bastırmaya çalıştıklarında beyinlerinin kilit bölgelerinde neler yaşandığını görmek isteyen bilim adamları, bu yetinin, mesajların sinir hücreleri arasında geçişini sağlayan GABA kimyasalına bel bağladığını tespit etti. Cambridge Üniversitesinde görevli Dr. Taylor Schmitz ve Prof. Michael Anderson tarafından yürütülen çalışmada, beynin hafızayla bağlantılı bölümü hipokampusta GABA yoğunluğunun, kişinin istenmeyen düşünceleri ve anıları aklına getirmeme kabiliyetinin öngörülmesini sağladığı kaydedildi.  Keşfin, kaygı bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu ve hipokampusta "hiperaktivetinin" gözlendiği şizofreni gibi rahatsızlıklar konusunda uzun süredir cevaplanamayan bazı sorulara çözüm getirebileceği ifade edildi. www.dunyabulteni.net
Devamını Oku
Standard Post with Image

İş hayatında her daim profesyonel kalabilmenin 5 yolu

İş yerlerimizde son zamanlarda durumlar değişti. Sosyal medya herkesin gerçek yaşamında nasıl biri olduğuna dair çok fazla bilgi verebileceğinden profesyonel iş yaşantısının da bundan nasibini alması kaçınılmaz oldu. Nasıl siz basit bir google aramasında çalışmak istediğiniz bir şirketin tüm bilgilerine ulaşabiliyorsanız insanlar da sizin bilgilerinize ve hakkınızda söylenenlere kolayca ulaşılabiliyor. Bu demek oluyor ki profesyonel duruşunuzu her daim korumak artık çok daha önemli. İşte bunu başarabilmek için bir kaç küçük ipucu. Toplantılarınızı çalışma saatleri içinde planlayın Artık çalışma saatleri 9-5’in çok ötesine uzanıyor görünse de toplantılarınızı mesai saatleri içerisinde planlamak son derece önemlidir. Aksi takdirde siz ve meslektaşlarınız toplantıya tamamen farklı amaçlarla gelebilirler. Cuma akşamına ayarlanan bir toplantı her iki taraf için de bir iş toplantısı olamayacaktır. Sosyal medyayı dikkatli yönetin Cumartesi gecesi o kafanızın çok güzel olduğu fotoğrafı yaynlamadan önce bunu herkesin görebileceğini unutmayın. Bununla birlikte profilinizde çalıştığınız markayı da rencide edecek paylaşımlarda bulunabilirsiniz. Bu nedenle profilinizi temizleyin. Evet, yanlış duymadınız. Erişilebilir ve çok kişisel olan şeyler için gizlilik ayarlarına başvurun ve sadece arkadaşlarınızın görebileceği paylaşımları ayırın. Kalan yerlerde ise sakıncalı gördüğünüz tüm içeriği temizleyin. Kişisel iletişim uygulamalarını ticari amaçla kullanmak özel hayatı ve iş hayatını birbirine karıştırmaktır ve trajik sonuçlar doğurabilir. Artık işletmelerin çoğu çabuk haberleşmek için Facebook Messenger, iMessage veya WhatsApp gibi kişisel iletişim uygulamalarını kullanıyor. Bunu hepimiz hızlı olmak için yapıyoruz ama müşterinize ‘Seni seviyorum bebeğim’ gibi bir mesajı yanlışlıkla atma riskinizi de yukarılara çıkarıyor. Bu nedenle kişisel mesajlaşma gereçleri yerine profesyonel iletişim araçlarınızı kullanmanız doğru olacaktır. Aşırıya kaçmayın İş ortamınız çok rahat olabilir. Ancak iş ortamında yaptığınız bir yorum ya da aşırı bir tepki insanlar tarafından yanlış algılanabilir ve beklenmedik sonuçlar doğurabilir. Açık fikirli ofis düzenlerine, masa tenisine ve rahat kıyfet kodlarına güvenmeyin ve profesyonel kimliğinizin her şeyin ötesinde olduğunu unutmayın. Ayrım yapmayı bilin İş hayatınız ve özel hayatınız arasında bir ayrım  yaparak başınıza gelebilecek utanç verici kazaları en aza indirmiş olursunuz. Kişisel iletişim mecralarının sizin için bir tehdit olabileceğini unutmayın ve mutlaka bu hesapları birbirinden ayırın. Kaynak:www.hurriyet.com.tr
Devamını Oku
Standard Post with Image

"Metro kazısındaki bulgular, kent tarihi açısından dikkat çekici"

İstanbul'da yapımı süren Kabataş-Beşiktaş-Mecidiyeköy-Mahmutbey metro hattının Beşiktaş istasyonda süren arkeolojik kazı çalışmalarında, tarih gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Son olarak Erken Demir Çağı'na ait olduğu değerlendirilen iki mezarın bulunduğu kazı alanında çalışmalar, 5 müzeci ve 45 işçiyle sürdürülüyor. İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürü Kızıltan: "İstanbul, geçmişi 8 bin yıla dayanan bir kent. Özellikle Tarihi Yarımada içerisinde yapılan kazılar, bunu kanıtladı ama Tarihi Yarımada dışında özellikle Beşiktaş bölgesinde tarih öncesi bir döneme ait bir yerleşim olduğu bugüne kadar tespit edilmemişti. Bu bulgular, kent tarihi açısından önemli ve dikkat çekici belgelerdir" "Kazılarda kentin geçmişine yönelik çeşitli kültür katmanları açığa çıkıyor. Derinlere indikçe farklı kültür kalıntılarına rastlıyoruz" İstanbul'da yapımı süren  Kabataş-Beşiktaş-Mecidiyeköy-Mahmutbey metro hattının Beşiktaş istasyonda süren  arkeolojik kazı çalışmalarında, Beşiktaş bölgesinde tarih öncesi döneme ait bir  yerleşim olduğuna dair bulgulara ulaşılmaya devam ediliyor.     Arkeolojik kazı çalışmalarında, tarih gün yüzüne çıkmaya devam ediyor.  Son olarak Erken Demir Çağ'a ait olduğu değerlendirilen iki mezarın bulunduğu  kazı alanında çalışmalar, 5 müzeci ve 45 işçiyle sürdürülüyor.     Kazı başkanı olan İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürü Zeynep Kızıltan,  AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilgili Koruma Kurulunun aldığı kararlar  doğrultusunda İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin metro inşaatının devam ettiği  Beşiktaş istasyonunda çalışmalar yaptıklarını söyledi.     Kızıltan, kazılarda kentin geçmişine yönelik çeşitli kültür  katmanlarının açığa çıktığını aktararak, şöyle devam etti:     "Bunlar, günümüzden itibaren süreklilik gösteriyor. Büyük bir bölümü  19. yüzyıl sonu, 20. yüzyıl başlarına ait. Bu alandaki kalıntılar, belgelendikten  sonra alttaki kültür katlarına inmek için, ilgili Koruma Kurulunun kararı  doğrultusunda kaldırıldı. Şu anda Beşiktaş istasyon alanının bin 800 metrekarelik  bölümünün yaklaşık 850 metrekaresinde kazı çalışmalarına devam ediyoruz. 5'e  5'lik 54 açma içinde arkeolojik kazılarımızı sürdürüyoruz. Deniz düzleminin  yaklaşık 7 metre üstünde başladık. Şimdi yaklaşık 5 metrelerdeyiz. Önce kentin  altyapı sistemlerine ait kalıntılar ortaya çıktı. Bunları belgeledik ve  kaldırdık."     Derinlere indikçe farklı kültür kalıntılarına rastladıklarını  vurgulayan Kızıltan, "Yuvarlak taş oluşumlar açığa çıkmaya başladı. Yaklaşık 2,5  aydır bunlarla ilgili çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Alanda normal basit  mezarlarla kremasyon mezarlar açığa çıktı. Bütün bu alanda çıkan malzemenin,  mezarların değerlendirilmesi sonucu burada Erken Demir Çağı'na ait kurgan tipi  bir mezarlık alanında çalıştığımızı tespit ettik. Bu çalışmalarımız hassasiyetle  devam ediyor." ifadelerini kullandı.     - "İki tür mezar bulundu"     Kazı çalışmalarında iki tür mezar bulunduğunu dile getiren Kızıltan,  şu bilgileri verdi:     "Biri normal basit toprak mezar; çukur açılarak iskeletler, yarı  hocker pozisyonunda gömülmüş. Yanlarına ise o dönemde kullandıkları taş baltası,  ok ucu ve diğer aletler mezar hediyesi olarak konulmuş. Buna ilişkin bulgular  var. Topluca üç iskeletten oluşan bir toplu mezarımız var. İkinci mezar tipi ise  kremasyon dediğimiz, ceset yakıldıktan sonra kalan kemiklerin ve küllerin  toplanıp bazen bir kap, pişmiş toprak bir küp içine konularak gömüldüğü mezar  şeklidir. Bu tipte ise bazen tamamen çömleksiz olarak gömülüp etrafına taş  dizilmiş, bazen de etrafı taşlarla kapatılarak üstü kapatılmış."     Kızıltan, Beşiktaş'taki mezar tipinin, özellikle Anadolu ve Trakya  bölgesinde tespit edilen Erken Demir Çağı'na işaret ettiğini, elde edilen  verilerin Milattan Önce 1200 ila 800 yıllarına tarihlendirildiğini ve bulguların  bir dönemin ölü gömme geleneğini gözler önüne serdiğini anlattı.     - "Bulgular şehirde tarih öncesi dönemde yerleşim alanı olduğunu  kanıtlıyor"     Bulguların, şehirde tarih öncesi dönemde yerleşim alanı olduğunu  kanıtladığını dile getiren Kızıltan, şöyle konuştu:        "Daha önce Tarihi Yarımada içinde Marmaray kazıları sırasında kentin  Neolitik dönem insanlarına ait yerleşim yerleri ve mezarlıklarını açığa  çıkarmıştık. Burası için aynı ifadeyi kullanamıyoruz ancak bu mezarlıktaki  sakinler, günümüzden yaklaşık 3000-3500 yıl geriye götürecek Erken Demir Çağı'nın  temsilcileridir. İstanbul, geçmişi 8 bin yıla dayanan bir kent. Özellikle Tarihi  Yarımada içerisinde yapılan kazılar, bunu kanıtladı ama Tarihi Yarımada dışında  özellikle Beşiktaş bölgesinde bugüne kadar tarih öncesi bir döneme ait herhangi  bir yerleşim olduğu bugüne kadar tespit edilmemişti. O nedenle bu bulgular, kent  tarihi açısından önemli ve dikkat çekici belegelerdir."     - "Buluntular bilimsel çalışmalarda kullanılacak hale getiriliyor"        Elde edilen buluntuların her birine isim ve adres verildiğini aktaran  Kızıltan, bütün buluntuların kodlara göre alandan toplandığını ve daha sonra  adresleriyle birlikte atölyelerine götürüldüğünü söyledi.     Kızıltan, buluntuların orada profillerine göre envanterleştirme  işlemine tabi tutulduğunu anlatarak, "Tümlenecek parçalar yapıştırılıyor. Daha  sonra bunlar müzeye naklediliyor ve bilimsel çalışmalar için kullanılacak hale  getiriliyor." dedi. Kaynak:www.milliyet.com.tr
Devamını Oku
Standard Post with Image

Sigara yasağında yeni düzenleme!

Sigara yasağı genişliyor. Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşları Teşkilat Yasası değişiyor ve toplu taşıma araçlarında uygulanan sigara içme yasağı, özel araçları da kapsayacak şekilde genişletiliyor. Gazete Habertürk'ten Fatmanur Boylu'nun ulaştığı yasa taslağında, milyonlarca sürücüyü ilgilendiren kritik bir düzenleme de yer alıyor. Buna göre toplu taşıma araçlarında uygulanan sigara içme yasağı, özel araçları da kapsayacak şekilde genişletiliyor. Yeni düzenleme ile “hususi araçların sürücü koltuklarında oturanların” da sigara içmeleri yasaklanıyor. TEK TİP PAKET Yapılacak düzenleme ile Türkiye’de üretilen veya ithal edilen tütün ürünleri; markanın yazım şekli, yazı karakteri, punto boyutu, paket üzerindeki konumu, paketlerin rengi, diğer yazı, ibare ve şekiller dahil tek tip tasarlanmış düz standart paket biçiminde piyasaya sürülecek. Marka; paketin tek bir yüzeyine ve yüzeyin yüzde 5’ini aşmayacak şekilde yazılacak. Paketlerin üzerine markanın logosu, simgesi veya sair işaretleri konulamayacak. TEŞKİLAT YAPISI Sağlık Bakanlığı teşkilatı, kamu hastaneleri kurumu ve bazı bağlı kurumların yapısında bazı değişiklikler de yapılacak. İl sağlık müdürlerine daha fazla yetki verilecek. Taslağa göre; Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterlikleri ile bağlı hastanelerde görevli sözleşmeli personelin sözleşmeleri, ilgili maddenin yayımlanmasından sonra sona erecek. Sözleşmeli pozisyonlara kamu kurum ve kuruluşlardan görevlendirilenler kadro görevlerine dönecek, açıktan atananların ilişikleri kesilecek. Sağlık çalışanlarının nöbet ücretleri artırılacak. Normal doğuma bağlı, kadın ve çocuğun uğrayacağı zararlara karşı yapılacak özel sigortanın poliçesi 3 yıl süreyle Sağlık Bakanlığı’nca temin edilecek. Süre 6 yıla kadar uzatılabilecek. Aile hekimleri, 72 yaşına kadar çalışabilecek. ŞİRKET KURULUYOR Uluslararası sağlık hizmetlerine ilişkin politika ve stratejiler geliştirmek, hizmet sunum standartlarını ve akreditasyon kriterlerini belirlemek, ülkenin sağlık turizmine yönelik faaliyetlerini desteklemek üzere Uluslararası Sağlık Hizmetleri unvanı ile bir anonim şirket (USHAŞ) kurulacak. Bu şirket, uluslararası sağlık hizmetlerinin fiyat tarifelerini hazırlayarak bakanlığın onayına sunacak.  Kaynak:www.milliyet.com.tr
Devamını Oku
Standard Post with Image

İstanbul'da sansar alarmı

İstanbul sokaklarının kirpilerden sonra yeni misafiri sansarlar. Forum sitelerinde İstanbul’da sansar görenlerin paylaşımları yer alıyor. Yaban Hayvan Veterineri Ahmet Emre Kütükçü, bazı ilçelerde sansar yavruları bulduklarını açıklamıştı. Geceleri dolaşıp kedilerin mamalarını yiyorlar. İstanbul'da kirpilerden sonra  sansar alarmı. Gazete Habertürk'ten Uzay Kesmen'in haberine göre; İstanbul’da kirpilerin yanı sıra sansarlar da sıklıkla görülüyor. Sansarlar, özellikle geceleri binaların çatılarında ve bahçelerde dolaşıyor. Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) üyesi ve Yaban Hayvan Veterineri Ahmet Emre Kütükçü, İstanbul’da görülen türün daha çok ‘kaya sansarı’ olduğunu açıkladı. AHŞAP EVLERDE YAŞIYORLAR Sansarların özellikle ahşap ya da müstakil evlerin çatı aralarında barındıklarını belirten Kütükçü, “Geceleri beslenmeye çıkıyorlar. İstanbul’da sıçan ve güvercinler gibi avlayabilecekleri çok hayvan var. Tatlıya da düşkünler. Bazen açık pencere bulurlarsa evlere girebilirler. Yumurtayı da severler. Burunlarıyla kırıp içerisinden emerler. İstanbul’da sansarlar için hem barınma hem de beslenme imkânı geniş. Daha önce Fatih ve Beyoğlu’ndan çok ihbar geldi. Bu bölgelerde bir sürü yavru sansar bulduk. Sansarlar, şehirde yaşamaya ayak uydurmuş bir hayvan. Ancak yeni yapıların yüksek ve betonarme olması bu hayvanların farklı alanlara yönelmesine neden oluyor” diye konuştu. Kütükçü, son olarak 18 Temmuz’da Sarıyer’de ormanlık alandan kente inen domuzlarla ilgili ise “Eğer ormanlık alan yetmiyorsa bu sefer domuzlar daha geniş alanları taramaya başlıyorlar. Bazen yiyecek aramak için şehir içine giriyorlar. Bu domuzların artık şehirde yiyecek aramaya başladığını ve ormanın yetmediğini bize söylüyor” dedi. GÖRENLER SOSYAL MEDYADA PAYLAŞIYOR Cerrahpaşa Mahallesi’nde, evimin arkasındaki okul bahçesinde sansarlar var. Kedilere verdiğim mamaları yiyorlar. Şehremini’de oturuyorum. 17 yıldır ve hâlâ arka bahçedeki tek katlı eski yapıda sansarlar yaşıyor. Gece karanlığında bağrıştıklarını sık sık duyarım. Fındıkzade Haseki Sultan Mahallesi’nde arabaların altından aniden karşınıza çıkabilir. Üsküdar Devlet Acil’de çalışıyorum. Geçen gece 2.5 civarlarında arabayla sigara almaya çıktığımda sansar gördüm. Altunizade Koşuyolu civarlarında da aralıklarla görüyoruz. Kirpiler de var. Validebağ’da da sincaplarımız var. Kaynak: www.milliyet.com.tr
Devamını Oku
Standard Post with Image

Dünyanın en güçlü pasaportları

Mali danışmanlık şirketi Arton Capital'ın vizesiz seyahat edilebilen ülkeler ve insani gelişmişlik düzeyi temel alınarak hazırladığı en güçlü pasaport listesi açıklandı. Türkiye ve Rusya geçen senelerde olduğu gibi yine başa baş gitti.  Türkiye küresel sıralamada 42’nci, bireysel sıralamada 83’üncü sırayı aldı. Rusya ise globalde 43’üncü, bireyselde 86’ncı sırada. Türkiye pasaportu ile 104, Rusya pasaportu ile 103 ülkeye vizesiz girilebiliyor. Küresel sıralama vizesiz girilebilen ülkelerin, bireysel sıralama ise vizenin, sınır kapılarında alınabildiği ülkelerin sayısına göre yapılıyor. Listenin ilk sırasında, vatandaşlarının 158 ülkeye vizesiz girebildiği Almanya var. İsveç (157), Singapur (157), Danimarka (156), Finlandiya (156), Fransa (156), İspanya (156), İsviçre (156), Norveç (156), Büyük Britanya (156)  ve ABD (156) ilk 11 sırayı paylaşan ülkeler. Araştırmaınn orijinali için: https://www.passportindex.org Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

İndirimli alışveriş neden mutlu eder?

Bazıları için "% 50 indirim" afişleri hiçbir şey ifade etmezken, bazılarında da diğer bağımlılık türlerindeki gibi bir dürtüyü tetikler. Terapistler, indirimde ucuza eşya alma duygusunun alkol, uyuşturucu ve gıda bağımlılığı ile benzerlik taşıdığını söylüyor. Takıntılı bir satın alma dürtüsü teşhisi konmamış olanlar bile benzer bir coşku hissedebilir. BİLİNÇALTINDA ALINAN KARAR Gerçekte çoğumuz bir şeyi satın almaya kısa bir an içinde karar verir, konu hakkında uzun uzun düşünmeyiz. İndirim etiketlerinin cazibesine kapılmış bir halde, sonucu tartıp düşünecek normal süreci işletmeyiz. İnsan beyninin yapısından dolayı, bu şekildeki ani duygusal kararlar bilinçaltında alınır çoğunlukla. ALIŞVERİŞ Satın almaya karar verdiğimiz an pozitif bir duygu yüklemesi ile kendimizi iyi hissederiz. Fakat ardından, tıpkı uyuşturucu ve alkol bağımlılığında olduğu gibi, yoğun bir suçluluk hissi baş gösterir. Bu durum mantıklı düşünmeye de engel olur. Yeniden kendimizi iyi hissetmek için daha fazla satın almaya ihtiyaç duyarız. Bu dürtüyü tetikleyen şeyleri ve ortaya çıktığında insanın beyninde ne olup bittiğini anlarsak kontrol dışı görünen bu durumla baş etme yollarını da bulabiliriz. 'HAZİNE AVI' Sevdiğiniz bir mağazaya ya da alışveriş sitesine girmek bu duyguyu tetikler. Bu eylemin kendisi vücudumuza daha fazla dopamin üretme emri verir. Dopamin beyindeki bir nörotransmiterdir ve alışveriş yoluyla beynin ödül ve zevk merkezini harekete geçirerek mutluluk hissi verir. Bazı uzmanlar alışverişi "hazine avına" benzetiyor. Alacağınız şeyi arayıp bulmak kendibaşına oldukça motive edici bir eylem haline geliyor. Bir sonraki adım ise mantıklı karar verme sürecinin dışına düşüyor. Çoğumuz satın alma kararını bir saniyeden daha kısa zamanda alırız. Bu sırada beyin dalgalarında bir yükselme görülür; bunun nedeni aldığımız ürüne karşı oluşan "duygusal angajman"dır. Çoğu zaman bu dürtüler belli bir markayla ilgili önceki deneyimlerimiz ya da almak istediğimiz bir eşyanın indirime girmiş olması ile tetiklenir. Çoğumuz satın aldığımız şeylere bağımlı değilizdir. Bu daha çok alışveriş sürecinin alışkanlık haline gelmesi ve tıpkı uyuşturucu ve alkol bağımlılığı gibi zor kırılmasıdır. Satın alma anından önceki günlerde bu düşüncenin getirdiği alışveriş heyecanı ile başlar ve o anı dört gözle bekler hale geliriz. KORKU VE REKABET ABD ve dünyanın birçok ülkesinde geçen hafta indirimli alışveriş olanağı olarak sunulanKara Cuma günü günlerden uzak durmak zor gelebilir. İndirimli satışlar sırasında vücudun otonom sinir sistemi bazı organların kontrolünü ele geçirerek ölüm kalım anlarındakine benzer aşırı tepki gösterir hale getirir. Ucuzluktan yararlanamama korkusu bizi "rekabet moduna" sokar ve başkalarından önce bir şeyi bulup alma güdüsünü kontrol edilmez hale getirir. Bunun nedeni düşünmeden hareket etmektir. Bazılarında bu durum heyecan ve rekabet hissini tetiklerken bazılarında da nabız atışı yavaşlar, alışveriş günlük endişe ve sorunlardan uzaklaşmayı ve rahatlamayı sağlayan bir etkinlik haline gelir. Alışverişe arkadaşlarınızla giderek davranışlarınızı daha iyi kontrol edebileceğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Tersine bunun alışverişi körükleyici etkisi olur genellikle. SON PİŞMANLIK Arkadaşla gitmek, alış veriş yapan diğer insanlarla karşılaşmak ve internette başka insanların fikirlerini okumak kişide bağlantı duygusunu artırarak tereddüt halinde bile satın almayı kolaylaştırır. Bunun farkında bile olmazsınız çoğu zaman. Bu durum hızlanan kalp atışı ve gerilen kaslardan ziyade beyin dalgaları ve büyümüş göz bebekleriyle kendisini gösterir. Bu güdüden kurtulmak için indirimlerden uzak durmak, internette alışveriş yaparken hemen ucuzluk bölümüne girmemek, mağazada ise her eşyanın etiketine bakmayıp sadece ilgilendiğiniz şeyin fiyatına bakmak etkili olabilir. Uzmanlar bu konuda sakin olmayı ve mantıklı düşünmeyi öneriyor. Ayrıca satın aldıktan sonra hissedilen pişmanlık duygusunu düşünmek de işe yarar. Kaynak:www.hurriyet.com.tr  
Devamını Oku