Arama HABERLERi

Standard Post with Image

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çoçuk Bayramı Coşkuyla Kutlandı

LASİAD, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamalarına Laleli Kâtip Kasım İlkokulu’nda katıldı. Saat 10:00’da İstaklal Marşı ile başlayan törene LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları İrfan Akbaş ile Barış Köseliören, Yönetim Kurulu Üyeleri Turan Yavuz, Mehmet Ocaklı ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katıldı. Etkinliğin açılış konuşmasını Okul Müdürü Serdar Esina yaptı. Konuşmasında; Laleli Sanayici ve İş Adamları’na katılımlarından dolayı teşekkür eden Esina,Mustafa Kemal Atatürk’ün tüm dünya çocuklarına armağan ettiği bu özel günü kutlamaktan büyük mutluluk duyduklarını belirtti. Daha sonra konuşma yapan LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca duygu ve düşüncelerini; “Bugün, dünyanın her yerindeki çocuklar için çok özel birgün. Bizler burada, sizlerin sevincine ve neşesine ortak olmaktan gurur duyuyoruz. Bugün bizlerin değil, siz değerli çocukların günüdür. 23 Nisan hepinize kutlu olsun” şeklinde ifade etti. Konuşmaların ardından, Kâtip Kasım İlkokulu öğrencileri hazırladıkları gösterileri sundu.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Hollanda, Türkiye ile daha güçlü olacak

Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş, Türk girişimcilerle birlikte ziyaret ettiği Lahey kentinde iki ülke iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi. Elitaş, Hollanda’nın Türkiye gibi sürekli gelişen ve küresel alanda söz sahibi bir ortakla daha güçlü olacağını söyledi. Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş, beraberindeki Türk girişimcilerle resmi temaslarda bulunmak üzere Lahey’e giderek, Hollanda iş dünyası ile bir araya geldi. Hollanda’nın Türkiye gibi güçlü, sürekli gelişen ve küresel alanda söz sahibi bir ortakla daha güçlü olacağını belirten Bakan Elitaş, “Tüm Hollanda firmalarını Türkiye gibi dinamizmini yitirmeyen bir ülkeye yatırım yapmaya davet ediyorum” diye seslendi.   SERMAYE İHRACATINDA LİDER İstanbul Ticaret Odası (İTO) Taşımacılık ve Lojistik Hizmetleri Meslek Komitesi Meclis Üyeleri Cihan Kilerci ve Tamer Dinçşahin’in de aralarında bulunduğu Türk iş dünyasının önde gelen temsilcileri ile birlikte katıldığı Hollanda-Türkiye İş Forumu’nda konuşan Bakan Elitaş, Türk şirketlerinin yatırım için en fazla sermaye ihraç ettiği ülkenin Hollanda olduğunu söyledi. “Ekonomik işbirliğimizi geliştirmek amacıyla ülkemize düşen her türlü görevi yerine getirmeye hazırız” diyen Elitaş, bu konuda asıl sorumluluğun ise her iki ülkenin iş dünyasının omuzlarında olduğunu kaydetti.   TTIP ANLAŞMASI Bakan Elitaş, Lahey’de gazetecilerle yaptığı toplantıda ise ABD ile AB arasında müzakereleri sürdürülen Transatlantik Yatırım Ortaklığı Anlaşması’nda (TTIP) Türkiye’nin dışarıda kalmasının Türkiye için ölüm kalım meselesi olmadığını kaydetti.   O HÜKÜM KONULMALI Bakan Elitaş, “TTIP bizim olmazsa olmazımız değil ama AB’nin Türkiye’ye haksızlık yapmadığını ifade edebilmek için en önemli göstergelerden birinin bu olması gerekir” dedi. Elitaş, Türkiye’nin Gümrük Birliği Anlaşması’na ‘üçüncü ülkelerle yapılan Serbest Ticaret Anlaşması’na (STA) Türkiye doğrudan taraf olur’ hükmünü koydurduğu takdirde, ABD ile AB arasındaki STA’ya Türkiye’nin kendiliğinden dahil olacağını dile getirdi.   İHRACAT ARTIYOR Türkiye ve Hollanda arasındaki ticaret hacmi 2002-2015 arasında 2.4 milyar dolardan 6.1 milyar dolara ulaştı. Hollanda, yüzde 53.9 ile bu yılın mart ayında Türkiye’nin en fazla ihracat artışı gerçekleştirdiği ülke oldu.   500 BİN TÜRK YAŞIYOR Hollanda, Avrupa’da en fazla sayıda Türk’e ev sahipliği yapan 3’üncü ülke. Bu ülkede yaşayan yaklaşık 500 bin Türk, iki ülke arasındaki ilişkilerde köprü görevi görüyor.   İŞ DÜNYASININ YOLU DAHA AKICI OLMALI Hollanda Dış Ticaret ve Kalkınma İşbirliği Bakanı Lilianne Ploumen, Hollanda’nın, Türkiye’nin 16’ncı ticaret ortağı olduğunu hatırlatarak, “Bununla yetinmemek lazım. Çünkü Türkiye, G20’de yer alan ülkeler içerisinde 5’inci sırada yer alıyor” dedi. Ploumen, işbirliğini geliştirerek iş dünyasının yolunun daha akıcı olması için çaba gösterdiklerini belirterek, vize konusundaki sıkıntıların da ortadan kaldırılması için girişimleri sürdürdüklerini anlattı. Türkiye’deki KOBİ’lerin kendilerini kanıtlamış işletmeler olduğuna işaret eden Ploumen, “Hollanda’daki KOBİ düzeyinde Türk asıllı girişimciler her türlü fırsatı yakalıyorlar. İki ülke arasında sonsuz denebilecek olanaklar bulunuyor” diye konuştu.   JETCO ANLAŞMASI İMZALANDI Türkiye ile Hollanda arasında Ekonomik ve Ticari Ortaklık Komitesi (JETCO) Anlaşması imzalandı. Taraflar adına imzaları Elitaş ve Ploumen attı. Kaynak: www.itohaber.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

‘Vizesiz Avrupa’ ekonominin önünü açacak

Türkiye-AB Zirvesi’nde gündeme gelen Türk vatandaşları için “Vizesiz Avrupa” konusu ekonomi çevrelerince pozitif karşılandı.   Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye uyguladığı vize uygulamasının haziran ayında kalkacağının açıklanması iş dünyası tarafından olumlu karşılandı. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Ömer Cihad Vardan, Brüksel’de yapılan Türkiye-AB Zirvesi’nde Türk tarafının öneriler paketinde yer alan “En geç haziran sonunda Türk vatandaşlarının Schengen bölgesine vizesiz seyahat edebilmeleri” talebini değerlendirdi. ‘Önemli bir engel kalkar’ Vardan, Türk vatandaşlarının Schengen vize başvurusu için milyonlarca euro para harcadığına dikkati çekerek, “Vizelerin kaldırılması AB ile ticaretimizdeki önemli bir engelin kalkması anlamına gelmektedir” dedi. Vize uygulamasının Avrupa’ya olan ticareti olumsuz etkilediğini savunan Vardan, şu ifadeleri kullandı: “Vatandaşlarımız 2014 yılında AB ülkelerine yaptığı 813 bin 339 kısa süreli Schengen vize başvurusuna, 50 milyon euroya yakın para harcamışlar. Bunların yanında bir de gizli maliyetler var. Banka komisyonları, aracı kurum hizmet bedelleri, seyahat sağlık sigortası bedelleri de eklendiği zaman fatura iyice kabarıyor. Özellikle Türk iş dünyası için maliyet tek olumsuzluk değil. Schengen vize uygulamaları, en büyük ticaret ortağımız AB ile aramızda önemli bir dengesizlik oluşturuyor. İş insanlarımız AB’ye üye ülkelere ürün satmaya, almaya, ürünlerini pazarlamaya, anlaşma imzalamaya veya yatırım yapmaya kısacası iş yapmaya giderken vize engeli ile karşılaşıyorlar. Bu engeli de sadece kendileri değil çalışanları ve personeli de yaşıyor. Bu durumda Türk özel sektörü rekabet avantajını maalesef en başta kaybediyor. Türk vatandaşlarına yönelik vize uygulamalarının kaldırılması, AB ile ticaretimizdeki önemli bir engelin kalkması anlamına gelmektedir.” ‘İkişkilere olumlu katkı sağlayacak’ Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi de mevcut vize uygulamasından en çok ihracatçıların etkilendiğine dikkati çekerek, “Vizesiz Avrupa” sürecinin hızlandırılmasını olumlu karşıladıklarını bildirdi. Büyükekşi, “Vize serbestisinde bu aşamaya gelinmesinde büyük emek ve destekleri olan Sayın cumhubaşınımız ve başbakanımız başta olmak üzere hükümetimize gösterdikleri yoğun çaba ve kararlı tutum için şükranlarımızı sunuyoruz. TİM olarak, vize uygulamasının kaldırılmasının, halkımızın AB’ye duyduğu güven kaybı nedeniyle üyelik sürecine giderek azalan desteğini yeniden artıracak ve Türkiye-AB ilişkilerinin olumlu yönde gelişmesine katkı sağlayacak önemli bir kilometre taşı olacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı. Malların serbest dolaşımda olduğunu ancak kişilerin vizesiz Avrupa’ya gidemediğini hatırlatan Büyükekşi, “2015 yılında AB pazarından aldığımız payı yüzde 1,21’e çıkararak rekor kıran ihracatçılarımız, vize serbestisinin sağlayacağı avantajlarla hedeflerine çok daha sağlam ilerleyebileceklerdir” değerlendirmesinde bulundu. 300 milyar euro ekonomiye dönecek Vizesiz Avrupa Projesi ve Türkiye’yi Tanıtım Platformunun Kurucu Başkanı Mehmet Okumuş ise vizelerin kalkmasıyla Türk vatandaşlarına yaklaşık 35 yıldır uygulanan “haksız-hukuksuz” seyahat engeline son verilmiş olunacağını belirtti. Okumuş, “Bu hem Türkiye hem de AB ekonomilerine çok büyük katkı sağlayacak. Vize engelinden dolayı yaklaşık 300 milyar euroluk ekonomik kaybın AB ve Türkiye ekonomilerine dönüşümü sağlanacaktır. Türk ekonomisinin rekabet gücü artacaktır. İş adamlarımız daha kolay seyahat edebilecek, fuarlara katılabilecek, iş anlaşmalarını daha kolay yapabileceklerdir. Kararın Türk turizm sektörüne de çok önemli katkıları olacaktır” ifadelerini kullandı. Kaynak: www.dunya.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

STK'lardan Darbe Girişimine karşı Ortak Bildiri

STK'lardan Darbe Girişimine karşı Ortak Bildiri Sektörün Önde gelen STK'ları, 15 Temmuz darbe girişimine karşı "Karanlıktan Aydınlığa: 15 Temmuz" bildirisi yayınladı. Sivil toplum örgütlerinin ‘Karanlıktan Aydınlığa 15 Temmuz’ başlıklı ortak bildirisini MÜSİAD Başkanı Nail Olpak okudu. 18 Temmuz 2016 günü yapılan toplantıya ve bildiriye TİM, ASKON, DEİK, Deniz Ticaret Odası, İstanbul Sanayi Odası, İstanbul Ticaret Borsası, İstanbul Ticaret Odası, MÜSİAD, TAMPF, TÜMSİAD ve YASED, LASİAD, OTİAD ve daha bir çok STK katıldı. Demokrasiye ve milli iradeye darbe girişimine karşı ortak basın bildirisi yayınladı. LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca'nın katıldığı toplantıda yayınlanan ortak basın bildirisinin adı "Karanlıktan Aydınlığa 15 Temmuz" Bildiri Şöyle; Ülkemiz, 15 Temmuz Cuma gecesi önce karanlığı; ortaya konan büyük inanç ile de aydınlığı yaşadı. Artık 15 Temmuz, öznesi millet olan demokrasinin kazandığı bir gündür. Bu gün, yalnızca Türkiye'nin değil, dünyanın tarihine geçecek Milli İrade günüdür. Ülkemizin büyük demokrasi yürüyüşüne yönelik 15 Temmuz saldırısında, millet ile iradesi arasındaki köprüye atılan her bomba, sıkılan her kurşun, aslında bunu yapanların karanlık planlarının aydınlığa çıkmasını sağladı. Milletin İradesinden Başka İrade Tanımıyoruz… Ülkemizdeki iş dünyasının temsilcileri olarak, demokrasimizin derinleşmesi ve ekonomimizin güçlenmesinin sivil bir yönetimle mümkün olduğunun bilinci ile demokrasi dışı güçlerin müdahalelerinin en başta ekonomimize büyük zarar vereceğini, tüm birikimlerimizi heba edeceğini biliyoruz. Seçilmiş hükümeti yıkmaya yönelik teşebbüsler demokrasimizi ve ekonomimizi katledecektir. Anti demokratik her türlü girişimin karşısında kararlılıkla duruyoruz. Darbecileri lanetliyor, hükümetimizi destekliyor ve milletimizin iradesinden başka bir irade tanımıyoruz. Milletin İstikrarı En İyi Cevaptır… Bu hain girişimin çökertilmesinin orta ve uzun vadede ülkemiz ekonomisine olumlu yansımalarının olacağı kanaatindeyiz. Çünkü iş dünyası huzur, güven ve istikrar ister. Yaşananlar, tüm bu bileşenleri perçinlemiştir. İstikrarın sadece hükümetle olmayacağını söyleyenlere, siyasi risk olduğunu söyleyenlere, her görüşten milletin istikrarı cevap vermiştir. Güçlü millet iradesi her türlü zorlukla baş edebileceğimizi, ülkemizin uluslararası arenada da siyasi ve ekonomik gücünün kat be kat artacağını ortaya koymuştur.  Çalışmaya ve Üretmeye Devam Edeceğiz… Başbakanımızın dünkü açıklamalarında söylediği gibi ekonomimizin temelleri sağlamdır ve hükümetimiz ile Merkez Bankası ve ilgili kuruluşlar da gereken tedbirleri almıştır. Türkiye, global krizlere karşı ayakta durmayı başaran, G20 üyesi ve AB adayı, serbest piyasa ekonomisini ve çok partili siyasi sistemi içselleştirmiş güçlü bir ülkedir. İlk refleks olarak olumsuz etkiler hissetsek de ülkemizin güçlü imajı, kısa sürede hem iç pazarda hem de dış pazarlarda bu olumsuzlukları bertaraf edecektir. Keza, kamuoyunun da izlediği gibi bütün piyasalar süratle normal seyrine ulaşmıştır. Bundan sonra da bizler daha çok çalışarak ve üreterek ekonomimizi büyütmeye devam edeceğiz. Şimdi “Sağduyu ve Hukuk” Zamanı… Şimdi, paralel terör örgütü darbecilerinin hukukla yüzleşme ve milletin derin hafızasında mahkûm olma zamanıdır. Bu ihanet tezgahını tasarlayan hainlerin hukuk çerçevesinde yargılanarak, en ağır ve caydırıcı cezaları almasını bekliyoruz. Artık darbe kelimesinin literatürden kalkmasını istiyoruz. Meclis'te siyasi partiler arasında takdir edilen bir yaklaşım varken toplumda ayırımcılık yapılması teröristlerin amacına ulaşmasına sebep olur. Sağduyu içerisinde hareket etmeliyiz. Gün Birlik Günü, Milletimize Teşekkürler… Milli İradeyi korurken şehit düşen vatandaşlarımıza ve güvenlik görevlilerimize Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Gün birlik günüdür. Demokrasimize sahip çıkan necip milletimize, halkımıza kararlılığı ile cesaret veren Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan ve Sayın Başbakanımız ile hükümetimize, darbe girişimine destek vermeyen ve karşı mücadele eden Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarımıza, polisimize ve güvenlik güçlerimize, darbeye kalkışanlara bir ağızdan karşı çıkan parti liderleri ile STK'larımızın sağduyulu açıklamalarına ve basınımızın darbe karşıtı tutumuna sonsuz teşekkür ediyoruz. Üretmeye ve demokrasi nöbetine devam edeceğiz… Bizler de iş dünyası olarak, üretmeye ve demokrasi nöbeti tutmaya devam edeceğiz.
Devamını Oku
Standard Post with Image

5. Laleli Fashion Shopping Festival açılışı

Türkiye’nin en büyük açık hava alışveriş merkezi olan Laleli’de LASİAD’ın düzenlediği 5. Laleli Fashion Shopping Festival 8 ağustos 2016 günü Laleli Double Tree Hilton Otelde yapılan açılış töreniyle başladı.   5.LALELİ FASHİON SHOPPING FESTİVAL AÇILIŞI Açılış programına GANA Cumhuriyet Ankara Büyükelçisi İbrahim Abass, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir GANA Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği Ticari Ateşesi John HawkinsAsideu, Rusya Federasyonu Tataristan Cumhuriyeti Türkiye Temsilcisi Ramil Gubeydullin, İl Kültür ve Turizm Müdürü Nedret Apaydın,İTO Başkan Yardımcısı Dursun Topçu,İso Başkan Yardımcısı İrfan Özhamaretlı, İHKİB Başkan Vekili, Kemalettin Güneş, İTO Yönetim Kurulu Üyesi Servet Samsama, İBB Kültür A.ş Genel müdürü Nevzat Kütük, TRİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Balkuv, Fatih Belediyesi Meclis Üyesi Salih Akverdi, FAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Artuğ, FAGİDER Genel Sekreteri Tuğrul Dirier, İstanbul Viranşehirliler Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Necati Erol, TDKD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İbrahim Aydoğan katıldılar. 7 ülkeden toplam 170 alıcıyı ağırlayan LASİAD, Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyüpkoca’nın daha önce yaptığı basın açıklamasında sade bir şekilde Double Tree By Hilton Oteli’nde gerçekleşti. Eyüpkoca açıklamasında geçen senelerde olduğu gibi defile, eğlence odaklı olmayacağını belirtmişti. Bunun sebebinin ise 15 Temmuz darbe girişimi sırasında şehit olan asker, polis ve vatandaşlarımız olduğunu dile getirmişti. Aynı zamanda “darbeye inat üretime ihracata devam” diyen Eyüpkoca davet edilen hiçbir ülkenin daveti geri çevirmediğini belirtti. 51 Laleli firmasının iştirak ettiği B2B börüşmelere Katılan ülkeler ve gelen davetli sayısı şöyle; Gana 20, İran 50,Lübnan 20, Nijerya 20, Türkmenistan 20, Cezayir 20, Kamerun 20 kişi şeklinde. Festival LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyüpkoca’nın konuşmasıyla başladı. Eyüpkoca konuşmasında ‘’ Bildiğiniz gibi hayatın her alanında devamlılık esastır. Bir işi ya da faaliyeti kıymetlendiren ana unsur şüphesiz ki o işin devamlılığıdır. Özetle “Taşı delen suyun gücü değil, damlaların sürekliliğidir” Bizler ülkemizin ve dünyanın geçtiği bu zorlu süreçte beşinci festivalimizi gerçekleştirmenin onurunu ve gurunu sizlerle paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bu renkli festival sizlerin ve yurtdışından gelen kıymetli misafirlerimizin ülkemize olan güvenlerinin en büyük ispatıdır. Unutmayalım ki Türkiye’miz, bu güzel memleketimiz büyük, güçlü ve eşsiz bir ülkedir. Bizler Türkiye Cumhuriyeti’nin neferleri ve işadamları olarak dimdik ayaktayız ve yolumuza hız kesmeden, ara vermeden devam ediyoruz. Ancak şunu özellikle belirtmeliyim ki, yaşanan tüm badirelere karşın bugünü geçmişle kıyasladığınızda çok ama çok önemli bir fark göreceksiniz. Bizler ülke ve millet olarak artık geçmişe nazaran daha gayretli, daha azimli, daha inançlı ve gelecekten çok daha fazla ümitliyiz. Demokrasimiz ve devletimiz eskisinden kat be kat daha güçlüdür. Ülkemize gerek ticaret gerekse de ziyaret için gelen saygıdeğer misafirlerimizi kaygılandıracak ya da endişeye sevk edecek herhangi bir durum söz konusu değildir. Türkiye tüm hızıyla büyümeye ve her anlamda gelişmeye devam etmektedir. Bizler de Laleli ve LASİAD olarak bu gelişime var gücümüzle katkı sunmaya devam ediyoruz ve edeceğiz. Ülkemizin aydınlık yarınlara kavuşması adına emek sarf etmekten asla yorulmayacak ve yılmayacağız. ’’ dedi. Ardından Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir konuştu. Demir’’içimizden çıkan bir stk olarak LASİAD’ın yaptıklarıyla gurur duyuyoruz. Her geç gün durmadan ilerleme kaydeden LASİAD’ın bugün burada, mekanda böyle bir etkinlik yapıyor olması bile LASİAD’ın ilerlemesinin bir kanıtı.Eminim ki LASİAD önümüzde yıllarda çok daha ilerilerde olacaktır. Geçtiğimiz Cuma günü Yenikapı’da 5 milyon insanımızın katıldığı Ortadoğu ve Avrupa’nın bugüne kadar görmüş olduğu en büyük mitingii15 temmuz demokrasi ve şehitler mitingini yaptık.Burada Laleli esnafı ve işadamları da vardı.Sizlerle gururu duyuyoruz ’’ dedi.  Konuşmaların ardından LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyüpkoca ve Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir ve diğer katılımcılar standları dolaşarak gelen davetlilere ‘’hoş geldiniz’’ diyerek ayaküstü sohbette bulundular. Fotoğraf çekiminin ardından protokol ekibiyle birlikte toplantı yapan Demir, daha sonra otelden ayrıldı. Program Laleli Firmaları ile 7 ülkeden gelen 170 kişiden oluşan alım heyetinin B2B görüşmeleri ile devem etti. 9 ağustos Salı günü de B2B görüşmelere devam edilecek.
Devamını Oku
Standard Post with Image

6 Türk bankasından Galataport imzası

Galataport projesi için 6 Türk bankası 1 milyar euro’luk finansmana imza attı. Ferit Şahenk, İstanbul’un sembolü olacak proje için atılan imzanın zamanlamasına dikkat çekerek, Türkiye’nin geleceğine duyulan güveni vurguladı. İstanbul’da Karaköy ve Tophane’yi birbirine bağlayan bölgede yer alan Galataport projesi için 1 milyar 20 milyon euro’luk finansman sağlandı. Ziraat Bankası,Garanti Bankası,Yapı Kredi,İş Bankası, TSKB ve Finansbank’ın oluşturduğu konsorsiyumla imzalanan anlaşması sonrasında, proje 2018’in son çeyreğinde tamamlanacak.  Yüzde 81’i Doğuş, kalanı Bilgili ortaklığıyla yapılacak projeyle ilgili konuşan Doğuş grubunun Başkanı Ferit Şahenk, ‘eşsiz İstanbul'’un simgesel projesi olacak’ dediği Galataport’un finansmanının Türkiye’nin gücüne inancın en önemli göstergesi olduğunu söyledi. Şahenk, “Finansmanın 6 Türk bankası tarafından sağlanması çok önemli. Ölçek, 14 yıllık vade bizlerin ve finans sektörünün gücü bakımından önemli. Memleketimize bugün, dünden daha çok güveniyoruz” dedi. 5 bin kişilik istihdam Galataport’un Karaköy’ün tarihi ve mimari yapısına uygun olacağını belirten Şahenk, projedeki iki hedefini de açıkladı: “İlk olarak 200 yıldır İstanbul halkının erişimine kapalı olan rıhtım ve deniz kenarı 1.2 kilometre boyunca halka açılacak ve sahil şeridi bir yürüyüş yolu haline getirilecek. İkinci olarak kruvaziyer turizminde İstanbul hak ettiği yere yükselecek.” Bilgili Holding'in Başkanı Serdar Bilgili ise, projenin İstanbul’un tüm sosyal yaşantısını değiştireceğini söyledi.    Finansman, 3,5 yıl anapara geri ödemesiz yatırım dönemi olmak üzere toplam 14 yıl vadeli olarak imzalandı. Toplam 4.5 milyar liralık yatırım planlanan Galataport’un, proje aşamasında 5 bin, proje tamamlanıp hayata geçtiğinde ise 4.500 kişiye istihdam sağlaması öngörülüyor. Finansman yapısı, Yapı Kredi 275 milyon euro, Garanti Bankası 255 milyon euro, İş Bankası 150 milyon euro, Ziraat Bankası 130 milyon euro, TSKB 110 milyon euro, Finansbank 100 milyon euro şeklinde oluştu. Doğuş Grubu CEO'su Hüsnü Akhan, Galataport’un yılda 3 milyon kruvaziyer yolcu olmak üzere 7 milyon yabancı ziyaretçiyle, ülkenin turizm gelirlerine 5 milyar lira civarında katkı sağlayacağı öngörüsünde bulundu.  30 bin metrekare ‘yeşil alan’ olacak - 200 adet yeme-içme ve mağaza noktası olacak. - Kiralanabilir alanın büyüklüğü 45 bin metrekare. - Ofis alanları 40 bin metrekare. - Proje toplam 112 bin metrekarelik planlama alanına sahip. - 1.200 metre uzunluğunda bir rıhtım kurulacak. - Projede 30 bin metrekarelik bölüm yeşil alana ayrılacak. - Kamuoyunda “Galataport” olarak bilinen Salı Pazarı Kurvaziyer Limanı Projesi, Karaköy Rıhtımı’ndan Mimar Sinan Üniversitesi Fındıklı Kampüsü’ne kadar uzanan 1.2 kilometrelik sahil şeridini, 112 bin 147 metrekarelik alanı kapsıyor.  - Bu alandaki tüm binaların turistik ve ticari amaçlarla onarılması ya da yıkılarak yeni binalara yer açılması amaçlanıyor.  - Doğuş Grubu ihaleyi 702 milyon dolara tek başına almıştı. Ardından Bilgili grubu ile ortaklığa gidilmişti. Ünlü, The Peninsula Türkiye yolcusu Hong Kong kökenli The Peninsula Hotels Grubu ile projede, Karaköy tarafındaki tarihi binalar için bir anlaşma yapıldı. Bu ortaklık kapsamında sadece işletme değil aynı zamanda Salıpazarı Liman İşletmeciliği ile birlikte 500 milyon liralık bir yatırım yapacaklar. Böylece doğrudan yabancı yatırım da söz konusu olacak. Yapı Kredi Bankası Genel Müdürü Faik Açıkalın  En büyük finansör olarak yer almaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz. Bizler Türkiye’nin parlak ve güçlü geleceğine yürekten inanıyoruz. Finansbank Yönetim Kurulu Bşk. Ömer Aras Olağanüstü dönemde bu olağanüstü projeyi finanse etmekten banka olarak gurur duyuyoruz. İstanbul’da böyle bir yerin ikincisi yok. Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın Biz ülkeye güvenenlere güvenmeye devam ediyoruz. Türk bankacılık sektörü çok önemli sınavları başarıyla veriyor. Vermeye devam edecek.    İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali Gerek turizm, gerekse sosyal doku açısından Galataport çok önemli bir proje. Daha da önemlisi zamanlaması. Bu dönemin sembol işi olacak. Garanti Bankası Genel Müdürü Ali Fuat Erbil İlk günden elini taşın altına koyan her zaman yerli bankalar olur. Biz de Türk bankaları olarak projelere destek olmaya devam edeceğiz. TSKB Genel Müdürü Suat İnce Projede bulunmaktan onur duyuyoruz. Bulunduğu bölgeye yapılacak yatırımları hayal edince ayrı bir heyecan duydum.   Kaynak: www.milliyet.com.tr
Devamını Oku
Standard Post with Image

Bakan Bozkır'dan çok önemli pasaport açıklaması

AB Bakanı Bozkır, "Vizeler iki ay içinde ya kalkacak ya da kalmayacak" dedi. Bozkır ayrıca parmak izli pasaportlara geçiş yapacak olan pasaport sahibi vatandaşların tekrar harç yatırmayacaklarını söyledi. CNN Türk’te yayınlanan Hakan Çelik ile Hafta Sonu programına katılan AB Bakanı Volkan Bozkır sorulara cevap verdi. AB ile vizelerin kaldırılması ile ilgili konuşan Bozkır “Vizeler iki ay içinde ya kalkacak ya da kalmayacak” dedi. Bozkır vizelerin belirlenen tarihte kaldırılmasının yüksek bir ihtimal olduğunu da sözlerine ekledi. Bozkır, “İki ay sonunda vizeler kalkacak. Kalkma ihtimali çok büyük. Bütün anlaşma yapıldı. Burada bütün mesela 72 beklentiyi karşılamamız. 6 yasa geçmesi gerekiyordu. O geçti. 5 yasa daha Meclis’ten geçecek. Şu anda 40 önlem ve beklenti karşılanmış durumda” dedi.  AB Bakanı, "Vizeleri kaldırmazsa AB, biz de geri kabul anlaşmasını fesh edebiliriz. Bu durum anlaşmada var. Geri kabul anlaşmasını da vizeler kalkmazsa fesh ederiz" dedi.  YENİDEN HARÇ YATMAYACAK AB Bakanı Volkan Bozkır ayrıca parmak izli pasaportlara geçiş yapacak olan pasaport sahibi vatandaşların tekrar harç yatırmayacaklarını söyledi. DEFTER BEDELİ ÖDENECEK   Bozkır, yeni pasaportlar için harç ödenmeyeceğini ancak sadece defter bedeli ödeneceğini belirtti. Avrupa Birliği'ne vizesiz seyahatte işte bunlar değişecek Örneğin iki yıl önce 10 yıllık pasaport almış bir vatandaş yeni pasaport aldığında kalan 8 yıl için ayrıca bir harç ödemeyecek. "PASAPORT HARÇLARI YÜKSEK DEĞİL" Volkan Bozkır “pasaport harçlarının yüksek olduğu” şeklindeki yorumlara katılmadığını söyledi. Kaynak: www.radikal.com.tr
Devamını Oku
Standard Post with Image

Moda 360 Derece’ sergisi açıldı

Güzel sanatlar ve tasarım fakültesi moda ve tekstil tasarımı bölümü öğretim elemanları ‘Moda 360 Derece’ adlı sergi açtı. İzmir’deki Buca Kültür Sanat Merkezi’nde açılan sergide modadan illüstrasyona, seramikten keçeye dek birbirinden farklı çalışmalar 24 Ekim’e dek görülebilecek. İzmir’deki bir vakıf üniversitesinin öğretim elemanları sergi açtı. İzmir Ekonomi Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Moda ve Tekstil Tasarımı Bölümü’nünLitvanya, Hollanda, İrlanda gibi farklı ülkelerden gelen hocalarının açtığı ‘Moda 360 Derece’ adlı sergi, 24 Ekim’e kadar açık olacak. Bölüm Başkanı Prof. Dr. Elvan Özkavruk Adanır, Litvanya Hollanda, İrlanda gibi farklı ülkelerden öğretim üyelerinin bulunduğuna dikkat çekerek, “Bölümümüz, öğretim elemanlarımızın farklı ülkelerden olmasıyla farklı kültürlerin etkileşimini yoğun şekilde barındırıyor. Biz bölüm olarak modaya ve tasarıma tek taraftan değil kültürlerin, renklerin etkileşimiyle daha zengin bir açıdan bakıyoruz. Bu sergiyle de sadece moda değil farklı alanlarda neler yaptığımızı anlatmak istedik. Moda, illüstrasyon, lif sanatı, seramik, fotoğraf, keçe heykeller, dijital baskı üstüne işleme, steampunk gibi birbirinden farklı eserler ürettik. Bölümümüzdeki 10 öğretim elemanımızın 30’un üzerindeki eserlerini görmeye Buca ve İzmirli sanatseverlerimizi bekliyoruz” dedi. Sergi, İEÜ Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Moda ve Tekstil Tasarımı Bölümü öğretim elemanlarından Doç. Dr. Şölen Kipöz, Yrd. Doç. Dr. Duygu Ebru Öngen Corsini, Yrd. Doç. Dr. Dilek Himam Er, Özge Dikkaya Göknur, Jörn Fröchlich, Angela Burns, ElifTekcan, Duygu Kocabaş Atılgan, Jovita Kurnaz ve Prof. Dr. Elvan Özkavruk Adanır’ın çalışmalarından oluşuyor.  Kaynak:www.hürriyet.com.tr
Devamını Oku
Standard Post with Image

Zirve muhasebesi: Kim ne aldı?

Uçak krizi sırasında atılan köprüleri tekrar onarmaya başlayan Tükiye ile Rusya, dün iki ülke liderinin İstanbul zirvesi ile yeniden "güçlü işbirliği" mesajları verdi. İlişkilerin temel taşlarından olan enerji alanında Türk Akım için konulan imzalar, Ankara-Moskova bağlarını daha da perçinledi. İki liderin yakınlığı ve samimi pozları, kriz günlerine sünger çekildiği, "normalleşme" sürecinin pratikte Türk tarafının arzuladığı kadar hızlı olmasa da "adım adım" devam edeceği tespitlerini güçlendirdi. Her ne kadar Rusya'daki iş dünyasının beklediği somut adımlar henüz atılmamış olsa da, genel manzara Türkiye-Rusya ilişkilerinde bulutların büyük ölçüde dağıldığı, Suriye krizi yüzünden yeni "kara bulutlar" birikmezse yolun açık olduğu şeklinde.    Dünkü zirveden çıkan bazı sonuçları şöyle sırlamak mümkün: - İki lider uçak krizi sırasında büyük darbe olan samimi ilişkilerine yeniden döndüler. Erdoğan ile Putin’in birlikte verdikleri fotoğraf, “kırgınlıkların unutulduğu, Rus tarafının uçak krizinin perde arkasında başka nedenler olduğu kanaatine geldiği, Erdoğan ile ilişkileri iyi tutma arzusunda olduğu” yorumlarını güçlendirdi. - Putin, iki ülkenin Türkiye’yi “enerji hub’ı yapma” niyetini bizzat dile getirerek, Türkiye ile stratejik ilişkilerin olası boyutuna dair ipucu verdi. Hata kulislerde, TANAP, Türk Akımı gibi projelerin birbirine rakip değil, Rusya-Türkiye-Azerbaycan arasında “enerji ortaklığı” yaratma konusunda fırsat verebileceği değerlendirmeleri yapıldı. - Rusya Botaş’ın istediği doğal gaz indirimini alamadığı için Türk Akımı’na daha önce gerekli izinleri vermemişti. Şimdi Gazprom’dan indirim garantisi alındığı, sadece oran üzerinde görüşmeler yapılacağı bildiriliyor. Rus basını da bugün Putin'in Türkiye'ye gazda indirim için söz verdiğini özellikle vurguluyor. - Rus tarafının Güney Akım’ın suya düştüğü bir dönemde Türk Akımı anlaşmasını imzalaması, Batı’ya karşı “Hala enerjide gücümüz yerinde” mesajı olduğu ve Ankara ile Moskova’nın AB’ye karşı “ortak tavır” sergiledikleri belirtiliyor. AB içinde Rusya’dan yeni hat ile gaz almaya hazır pek şok ülke olduğu içini, bu proje AB enerji politikalarındaki çatlağı büyüteceğe benziyor.  - Suriye konusunda medyanın önünde "farklı düşüncelere rağmen diyaloga devam" mesajı verilse de, iki tarafın politikalarının hala çok uzak olduğu belirtiliyor. Esad'ın kaderi konusu en önemli farklılık konusu olarak masada. Ancak Fırat Kalkanı operasyonu ile ilgili Rusya'nın başından itibaren ölçülü tepki verme çabasında olması, iki tarafın uçak krizi oılayından ders alarak "diğer konuların ikili ticari-ekonomik ilişkilerin seyrini bozmasına izin vermeme" çabasına bağlanıyor. - Zirvede ağırlığın enerji projelerine ve Suriye konusunda olduğu, ikili ilişkilerdeki detaylı konuların bakanlara havale edildiği anlaşılıyor. Yaş sebze meyvede yasağın domatesi kapsamaması, Rusya’nın yerli üreticisini koruma kararlılığı ile açıklanıyor. Çalışma izinleri başta olmak üzere, Türk iş dünyasının talepleri, KEK toplantısı ve bakanlıklar arasındaki müzakerelere kaldı. Yani Rusya verirken "acele" etmiyor. -  Rusya’nın ilk günden Putin’in ağzından ilan ettiği “kademeli normalleşme” politikasına bağlı olduğu, Türkiye’den gelen taleplerin “aşama aşama karşılanacağı” mesajı verdiği anlaşılıyor. Yıl sonuna kadar yaptırımlardan kaynaklanan yasakların kaldırılması bekleniyor.  Vize konusunda ise en fazla "iş adamlarına vizesiz rejim" beklentisi şimdilik gündemde. Turist vizesinin kaldırılması, Türkye'de olağanüstü hal sürdükçe masada olmayacağa benziyor. Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Uzmanlar tartışıyor: "Ruble ve lirayla ödeme, tur paketlerinde ne kadar düşüş sağlar?"

Rusya ile Türkiye arasında ödemelerde ulusal para birimlerine geçilmesi fikri Rusya’da da tartışılmaya devam ediyor. Rossiyskaya Gazeta, bazı uzmanların bu konudaki fikirlerine başvurdu. Konuyu değerlendiren Rusya Turizm Acenteleri Birliği Başkanı Andrey Gavrilov, “Bunu iki bölüme ayırmak lazım. Birincisi, turistlerin Türkiye’deki mekan ve mağazalardaki ödemeleri. İkincisi, tur paketlerinin ödemeleri. Mağazalardaki basit alışverişler kura bağlı olacak ve bunu yapmak çok kolay değil. Turizm sektöründe tur paketleri satışı  için ise bu mümkün” değerlendirmesini yaptı.  Rusya turizm endüstrisinin, Türkiye’ye ödemeleri özel hesaplara ruble cinsinden yapabileceğini belirten uzman, “Bu ruble kaynakları biriktirilip, daha sonra Türkiye tarafınca, belirli mal ve hizmetlerin ödemelerinde kullanılabilir. Böylece komisyon ödemelerinden, kur farkından ve banka hizmetleri için yapılan, tur fiyatlarının toplam yüzde 3-4’ünü bulan ödemeler kurtulmuş olunur. Örneğin 50 bin rublelik bir turda 2 bin ruble tasarruf sağlanır. Bu, hem tüketiciler hem de tur operatörleri için fena bir para değil” dedi. Stratejik Analiz Enstitüsü Müdürü İgor Nikolayev ise, “Bu tür uygulamalar daha çok, birbirlerine komşu olan, örneğin Çin ile Uzak Doğu Bölgesi gibi yerlerde uygulanıyor. Türkiye ise coğrafi olarak uzak. Reel ürünlerin ihracatı konusunda gerçekçi olmak gerekiyor. Herkes ürününü öncelikle dolar ve euro ile satmak ister. Bugün ruble kuru göz önünde bulundurulduğunda bu kazançlı. Kimse kar marjından feragat etmek istemez. Eğer bu mümkün olsaydı, şimdiye kadar yapılırdı. Ben henüz bu açıklamalarda ekonomiden çok, politikayı görüyorum” değerlendirmesinde bulundu. Kaynak: www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

ŞİÖ mü, yoksa AEB mi?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) yerine Şanghay İşbirliği Örgütü'ne (ŞİÖ) üye olabileceğine dair açıklamasının ardından başlayan ŞİÖ tartışmalarında asıl "AB muadili" kurumun Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) olduğu yorumları öne çıkıyor.  Konuyu yakından izleyenler, "ŞİÖ tam olmasa da, bir ölçüde güvenlik temelli bir anlaşma olarak NATO ile karşılaştırılabilir. Ama eğer AB'nin karşılığı olarak Rusya ile birlikte hareket edilecek bir Avrasya platformu kast ediliyorsa o zaman Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) anlaşılmalı" değerlendirmesini yapıyor. Erdoğan konuyu şu sözlerle gündeme taşımıştı: "Mesela, “Şanghay 5’lisi içerisinde Türkiye niye olmasın?” diyorum. Bunu sayın Putin’e olsun, Nazarbayev’e olsun, şu anda Şanghay 5’lisinin içerisinde olanlara da söyledim. Başlangıçta 5 ülkenin kurduğu Şanghay İşbirliği Örgütü’ne daha sonra Özbekistan, Pakistan, Hindistan gibi ülkeler de dahil oldu. İran da girmek istiyor. Sayın Putin, “Bunu değerlendiriyoruz” gibi bir ifade de kullandı. Temenni ederim ki orada olumlu bir gelişme olması halinde, yani Türkiye’nin Şanghay 5’lisi içerisinde yer alması, bu konuda çok daha rahat hareket etmesini sağlayacaktır diye düşünüyorum.” BBC Türkçe'den Onur Erem, uzman görüşlerine dayanarak konuyu analiz attiği yazıda şu değerlendirmeyi yaptı: "AB'nin ekonomi, politika, güvenlik ve insan hakları konusunda bağlayıcı bir müktesebatı, üye ülkelerden parlamenterlerin temsil ediği ve yasama gücü bulunan bir meclisi, mahkemesi, marşı ve tüm üye ülkelerin bayraklarının yanında kullandığı bir bayrağı bulunurken bunlar ŞİÖ'de mevcut değil. AB'nin üye ülkeleri arasında insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunurken ŞİÖ'de bunlar da yok. AB, diğer ülkelerle de serbest ticaret anlaşması imzalayabilirken ŞİÖ üyeleri kendi aralarında bile serbest ticaret anlaşmasına sahip değil. ŞİÖ'ye kıyasla, AB'ye daha çok benzeyen Asya örgütü ise Avrasya Ekonomik Birliği (AEB). Rusya, Kazakistan, Ermenistan, Belarus ve Kırgızistan'ın üye olduğu AEB'de insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunuyor. 2013 yılında "Türkiye hem NATO üyesi, hem de ABD'nin en yakın müttefiklerinden. ŞİÖ üyelerinin bu şartlarda Türkiye'yi tam üyeliğe kabul etmesi mümkün değil" diyen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in danışmanı Sergey Markov, bu yüzden Türkiye'nin ŞİÖ'ye değil AEB'ye üye olabileceğini söylemişti. Kazakistan lideri Nursultan Nazarbayev de 2014 yılında Türkiye'yi AEB üyeliğine davet etmişti." PUTİN DE DEĞİNMİŞTİ 2014 Aralık sonundan Kremlin Sarayı’nda yapılan Avrasya Ekonomik Yüksek Konseyi Toplantısında  Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Belarus Devlet Başkanı Aleksander Lukaşenko, Kırgızistan Devlet Başkanı Almazbek Atambayev, Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev ve Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan buluşmuştu. Toplantıda konuşan Rusya Devlet Başkanı Putin, "Ulaşılan noktada durmak tabii ki doğru olmaz. Geleceğe yönelik yeni büyük hedeflerimiz var" demişti. Putin devamında,  başka ülkelerin de birliğe ilgi duyduğuna işaret ederek, “Vietnam’la serbest ticaret sözleşmesi projesine hazırlık için final aşamasına gelindi. Türkiye, Hindistan ve İsrail ile de benzer sözleşmeler üzerinde çalışmalar yapılıyor” dedi.  Rusya resmi haber ajansı Sputnik, bu sözleri şöyle yorumlamıştı: "Türkiye önce de Avrasya Ekonomik Birliği ile işbirliği veya üyelik ihtimalini dile getirmişti. Başta Türkiye’nin bu isteği Türkiye’nin AB üyelik sürecini hızlandırmak amacıyla AB’ye baskı yapma çabası olarak algılanmıştı. Ama sonra Ankara daha pragmatik yaklaşım sergilemeye başladı. Türkiye Ukrayna’daki kriz yüzünden uygulanan Rusya karşıtı yaptırımlara katılmayı reddetti, Rusya ile ticari-ekonomik işbirliğini genişleterek karşılıklı ödemelerde ulusal para birimlerini kullanmaya hazır olduğunu açıkladı. 1 Aralık’ta gerçekleşen Rusya Devlet Başkanı Putin’in Türkiye ziyareti sırasında Güney Akım boru hattının rotasının değiştirilip Türkiye üzerinden geçeceği açıklanmıştı. Ayrıca Avrasya Ekonomik Birliği ile işbirliği Türkiye için ticari-ekonomik alanda çok büyük fırsatlar tanıyacak. Türk işadamları faaliyetlerini uluslararası ticaret şartlarına göre yürütebilecekler. Ayrıca Avrasya Birliği’nin üyelerinin Türkiye’den AB ile Avrasya Ekonomik Birliği arasında seçim yapmasını talep etmemeleri önemlidir. İleride iki birliğin mutlaka işbirliğini yapması gerekecek. Bütün bunlar Türkiye’nin Avrasya Ekonomik Birliği ile işbirliği için hazırlanan yol haritasında yansıtılacak." TARİHÇESİ 1994'te ilk kez Kazak lider Nazarayev tarafından dile getirilen "ortak pazar" fikri sonucunda Avrasya Ekonomik Birliği'nin (AEB) hukuki temeli, 29 Mayıs 2014'te Belarus, Kazakistan ve Rusya liderleri tarafından imzalanan bir antlaşma ile atılmıştı. AEB'ye Ermenistan'ı dahil eden antlaşma 9 Ekim 2014'te imzalandı. Birlik resmen 1 Ocak 2015'te kuruldu.  Kırgızistan'ın Avrasya Birliği'ne tam üyeliği de 1 Mayıs 2015 tarihinden itibaren geçerliliğini kazandı. Böylece bu ülkeler gümrüksüz "ortak pazar" uygulamasına geçti. Beş soruda Şanghay İşbirliği Örgütü Onur Erem, BBC Türkçe'ye derledi: 1. Şanghay İşbirliği Örgütü nedir? ŞİÖ, bölgesel bir işbirliği örgütü. Ana işbirliği konusu güvenlik olan ŞİÖ, ilk olarak 1996'da Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan tarafından "Şanghay Beşlisi" adıyla kuruldu. 2001'de Özbekistan'ın da katılmasının ardından adını Şanghay İşbirliği Örgütü olarak değiştirdi. Örgütün uluslararası yapısında düzenli olarak toplanan Devlet Başkanları Konseyi ve Hükümet Başkanları Konseyi'nin yanı sıra sekretarya, Bölgesel Anti-Terör Yapısı, Dışişleri Bakanları Konseyi gibi yapılar yer alıyor. Örgütün sekretaryası Çin'in başkenti Pekin'de, "Bölgesel Terörle Mücadele Kuruluşu" ise Özbekistan'ın başkenti Taşkent'te bulunuyor. Bugün örgütün 6 üyesinin yanı sıra 6 gözlemcisi ve 6 "diyalog ortağı" bulunuyor. Gözlemciler; Afganistan, Belarus, Hindistan, İran, Moğolistan ve Pakistan. 2006 yılında üyelik başvurusu yapan Pakistan ve 2014 yılında üyelik başvurusu yapan Hindistan'ın 2017'de ŞİÖ'ye üye olmaları bekleniyor. Örgütün diyalog ortakları ise Ermenistan, Azerbaycan, Kamboçya, Nepal, Sri Lanka ve Türkiye. ŞİÖ üyesi 6 ülke, dünya nüfusunun yaklaşık çeyreğini oluşturuyor. Buna gözlemciler ve diyalog ortakları da eklendiğinde ŞİÖ, dünya nüfusunun yaklaşık yarısını içeriyor. ŞİÖ üyesi 6 ülke, dünya nüfusunun yaklaşık çeyreğini oluşturuyor.   2. Hangi amaçla kuruldu? Hükümetler arası bir kurum olan ŞİÖ'nün kuruluşunda Çin ve Rusya'nın Asya'da güvenlik üzerine işbirliği yapma amacı bulunuyordu. Örgütün güvenlik konusundaki endişelerinden biri, Orta Asya'daki İslamcı örgütler ve uyuşturucu ticaretiydi. ŞİÖ üyeleri, bunlara karşı birbirileriyle istihbarat paylaşımında bulunuyor, ortak askeri tatbikat düzenliyor, "suçluları" birbirlerine iade ediyor. Örgüt, Rusya ve Çin'in Orta Asya'ya yönelik politikalarını koordine etmenin bir aracı olma özelliği taşıyor. Askeri bir ittifak ise değil. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün eski direktörü Bates Gill'e göre örgütün kuruluşunda Rusya ve Çin'in ABD'nin Asya'daki olası müdahalelerine karşı ortak hareket etme isteği de vardı. Gill, Brookings Enstitüsü için yazdığı makalede, örgüte üye ülkelerin imzaladığı anlaşmalarda yer alan "Diğer ülkelerin iç işlerine 'insani müdahale' veya 'insan haklarını koruma' gerekçesiyle yapılacak müdahalelere karşı çıkmak ile ülkelerin güvenlik meselelerinde birbirlerine yardım etmesi" ifadelerinin bunun kanıtı olduğunu söylemişti. Şangay İşbirliği Örgütü Batı'ya rakip mi? Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu Doğu Avrupa ve Orta Asya Direktörü Sacha Koulaeva ise ŞİÖ'yü "içe kapalı otoriter ülkeler kulübü" olarak tanımlıyor. Sacha Koulaeva, "Ülkelerin gizli servisleri diğer ülkere engellenmeden girip, hatta girdikleri ülkenin güvenlik güçlerinden yardım alarak 'suçlu' ilan ettikleri kişileri alıp geri götürebiliyorlar" diyor.   3. AB'den ne farkı var? Avrupa Birliği, üye ülkelerin üzerinde yer alan bir hükümetler üstü yapıyken ŞİÖ, işbirliği için kurulmuş hükümetler arası bir yapı özelliği taşıyor. AB'nin ekonomi, politika, güvenlik ve insan hakları konusunda bağlayıcı bir müktesebatı, üye ülkelerden parlamenterlerin temsil ediği ve yasama gücü bulunan bir meclisi, mahkemesi, marşı ve tüm üye ülkelerin bayraklarının yanında kullandığı bir bayrağı bulunurken bunlar ŞİÖ'de mevcut değil. AB'nin üye ülkeleri arasında insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunurken ŞİÖ'de bunlar da yok. AB, diğer ülkelerle de serbest ticaret anlaşması imzalayabilirken ŞİÖ üyeleri kendi aralarında bile serbest ticaret anlaşmasına sahip değil. ŞİÖ'ye kıyasla, AB'ye daha çok benzeyen Asya örgütü ise Avrasya Ekonomik Birliği (AEB). Rusya, Kazakistan, Ermenistan, Belarus ve Kırgızistan'ın üye olduğu AEB'de insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunuyor. 2013 yılında "Türkiye hem NATO üyesi, hem de ABD'nin en yakın müttefiklerinden. ŞİÖ üyelerinin bu şartlarda Türkiye'yi tam üyeliğe kabul etmesi mümkün değil" diyen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in danışmanı Sergey Markov, bu yüzden Türkiye'nin ŞİÖ'ye değil AEB'ye üye olabileceğini söylemişti. Kazakistan lideri Nursultan Nazarbayev de 2014 yılında Türkiye'yi AEB üyeliğine davet etmişti.   4. Neden Türkiye'nin gündeminde? Türkiye 2011 yılındaki başvurusunun ardından 2013'te ŞİÖ'nün diyalog ortağı konumuna gelmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu tarihten sonra hem başbakanlığı hem de cumhurbaşkanlığı döneminde pek çok defa Türkiye'nin Şanghay İşbirliği Örgütü'ne üye olarak kabul edilmesi karşılığında AB'ye tam üyelik başvurusunu geri çekebileceğini açıklamıştı. Erdoğan'ın, son olarak geçen hafta "Türkiye bir defa kendini rahat hissetmeli. 'Benim için varsa, yoksa Avrupa Birliği' dememeli. Mesela, 'Şanghay Beşlisi içerisinde Türkiye niye olmasın?' diyorum. Temenni ederim ki orada olumlu bir gelişme olması halinde, yani Türkiye'nin Şanghay Beşlisi içerisinde yer alması, bu konuda çok daha rahat hareket etmesini sağlayacaktır diye düşünüyorum" açıklaması üzerine ŞİÖ üyeliği tekrardan gündem oldu.   5. Türkiye için AB'nin alternatifi olabilir mi? Peki ŞİÖ, Türkiye için AB'nin alternatifi olabilir mi? Avrupa Birliği ve Küresel Araştırmalar Derneği Başkan Yardımcısı Can Baydarol'a göre bu sorunun cevabı "Hayır". AB'nin kendine özgü bir entegrasyon süreci olduğunu, ŞİÖ'nün ise ekonomiden ziyade siyasetle ilgili ve NATO'ya alternatif olabilecek bir oluşum olduğunu söyleyen Baydarol, "Erdoğan'ın bu konudaki mesajı ŞİÖ'nün AB'ye alternatif olarak görülmesini değil, Erdoğan'ın Batı dünyasına bir alternatif arayışını ifade ediyor, NATO'yu tartışma haline getiriyor" diyor. Erdoğan'ın bugün NATO Parlamenterler Meclisi toplantısında ittifak üyelerine sert mesajlar verdiğini hatırlatan Baydarol, "Türkiye'nin Batı'yla entegrasyonu bırakıp ŞİÖ üyeliği yoluna girmesi çok çok zor. Türkiye'nin ekonomisi Batı'yla entegre. Bunu koparıp da yerine kısa vadede, hele böyle bir konjonktürde bir alternatif bulması olası gözükmüyor" uyarısında bulunuyor. Baydarol, NATO ile Rusya arasında gerginlik tırmanırken böyle mesajlar vermenin Türkiye için riskler taşıdığını düşünüyor: "Rusya ve NATO Ukrayna'da silahlarını birbirine çeviriyor. Türkiye eğer Rusya'nın kampına girerse Batı da silahlarını Türkiye'ye çevirir." Baydarol, Avrupa Birliği müktesebatının bir AB üyesinin ŞİÖ üyesi olmasına imkan tanımadığını, bu açıdan yasal ve teknik engeller olduğunu belirtirken "Batı dünyası içindeyseniz Çin ve Rusya ile yanyana yer alamazsınız" diyor. Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Ekonomi Araştırmaları Direktörü Sadık Ünay ise ŞİÖ'yü Türkiye için AB'ye karşı hem siyasi hem de ekonomik olarak önemli bir denge unsuru olarak görüyor. ŞİÖ'nün siyasi olarak AB'nin net bir alternatifi olmadığını belirten Ünay, "ŞİÖ enerji güvenliği ve lojistik bağlantılar açısından yükselen Asya'yı temsil ettiği için, içinde dünya ekonomisinin yükselen güçleri olduğu için dünya sisteminin temel ekseninin kaymakta olduğu bir yörüngeyi temsil ediyor" diyor. Ünay'a göre Türkiye-AB ilişkisinin bozulduğu bir dönemde Türkiye'nin, yükselen bir ekonomi olarak diğer ekonomilerle yakın ilişkiler geliştirmesi anlaşılır bir tutum: "AB ile hem ekonomik hem de siyasi sorunlar yaşanıyor. Gümrük Birliği'nin mevcut yapısı Türkiye'nin dış politikasını istediği gibi dizayn etmesine engel oluyor. "Siyaseten de AB'den son dönemde terörle mücadele ve mülteci sorununda Türkiye'nin beklentilerinden uzak açıklamalar geliyor. "Üstelik kıtada aşırı sağ yükseliyor, Türkiye ve Erdoğan karşıtı, İslamofobik yaklaşımlar yükselişe geçiyor". Türkiye'nin ŞİÖ üyeliğinin Avrupa çıpasını tamamen terk etmek ve doğuya yönelik bir eksen kayması değil bir dengeleme olacağını söyleyen Ünay, "Türkiye AB ile ilişkileri kesmeden ŞİÖ üyesi olabilir" diyor ve ekliyor: "Türkiye-AB ilişkisi her zaman bir şekilde devam edecektir. Ama Türkiye'nin Asya'daki pazarlara erişimi açısından böyle açılımlara da ihtiyacı var". Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Uzmanlar tartışıyor: "Şanghay üyeliğinin Türkiye'ye ekonomik katkısı olur mu?"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarıyla Şanghay İşbirliği Örgütü'ne (ŞİÖ) üyelik konusu tekrar gündemde. Ekonomik açıdan da tartışılan ŞİÖ hakkındaki genel kanı, Türkiye'ye ticari ilişkiler açısından yeni bir vizyon vaat etmediği yönünde. Özge Özdemir, BBC Türkçe için derledi: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) yerine ŞİÖ'ye üye olabileceğini söylemiş; ŞİÖ üyeleri Çin ve Rusya'dan da bu yönde olumlu sinyaller gelmişti. Bölgesel bir işbirliği örgütü olan ŞİÖ'nün üyeleri, Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan. Örgütün, bugün altı üyesinin yanı sıra altı gözlemcisi ve Türkiye'nin de içinde bulunduğu altı "diyalog ortağı" bulunuyor. "Şanghay İşbirliği Örgütü, Türkiye'nin ticari ilişkilerine merhem olur mu?" sorusuyla ilgili uzmanların ilk çekincesi, örgütün yapısıyla ilgili olarak geliyor. BBC Türkçe'ye konuşan Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi Asya Çalışmaları Uzmanı Dr. Altay Atlı, örgütün ilk amacının "güvenlik ve terörizmle mücadele" konularında işbirliği olduğunu vurguluyor. Ancak Atlı'ya göre örgüt son zamanlarda Çin ve Rusya ekonomilerinin zora girmesi dolayısıyla ekonomik işbirliğine de yönelmiş durumda: "Ekonomisi petrol ve doğalgaz fiyatlarına aşırı derecede bağımlı olan Rusya, bir yandan fiyatların düşük seyretmesi, diğer yandan Avrupa'nın uyguladığı yaptırımlarla karşı karşıya kalması nedeniyle ekonomik bir darboğaza girdi. Çin ise ihracat ve yatırıma dayalı bir kalkınma modelinden iç tüketim ve yüksek katma değere dayalı bir modele geçmek için çaba gösteriyor ve bu süreçte ekonomik büyümesi hız kesiyor." Atlı, Pekin ve Moskova'nın bu yüzden ekonomik işbirliği projelerine giriştiğini belirtiyor. BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Enerji Piyasaları ve Politikaları Enstitüsü (EPPEN) Başkanı Dr. Volkan Özdemir ise örgütün ekonomik bir işbirliği değil, siyasi bir ittifak olduğuna dikkat çekiyor. Volkan Özdemir bu görüşünü, "Her şeyden önce ŞİÖ, gelişim sürecini henüz tamamlamamış olan ve iktisadi işbirliğinden ziyade üye ülkeler arası terörizmle mücadele, kaçakçılık, köktencilik gibi konularda siyasi ittifakın varolduğu uluslararası bir örgüttür" sözleriyle açıklıyor. Özdemir ayrıca, "NATO üyesi bir ülkenin resmi üyeliği söz konusu olamayacağı ve iktisadi birliktelik olmaması hasebiyle Türkiye'ye ek bir ticari fırsat oluşturmayacağını iddia edebiliriz" açıklamasında bulunuyor.   'Çin ile dengeli bir ticari ilişki kurulmalı' Türkiye'nin Çin ve Rusya ile ticari ilişkilerine baktığımızda büyük bir dengesizlik göze çarpıyor. Türkiye ile Çin arasındaki ticaret dengesi, Türkiye aleyhine işliyor. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) verilerine göre 2016 Ocak-Eylül döneminde Türkiye'nin en büyük ithalat ortağı Çin. Türkiye, Çin'den 19,3 milyar dolarlık bir ithalat gerçekleştirirken ihracatı 1,5 milyar dolar seviyesinde. Asya uzmanı akademisyen Atlı da Çin ile ticaret açığının büyüklüğüne vurgu yaparak, "Sattığımız her bir dolarlık mal karşılığında bu ülkeden on doların üzerinde alım yapıyoruz. Çin ile açığı kapatamayız, ancak daha dengeli bir ekonomik ilişki kurabiliriz" açıklamasında bulunuyor.   'Rusya ile güven tesis edilmeli' Rusya ile de özellikle uçak krizinin ardından ticari dengesizliğin büyüdüğü fark ediliyor. TÜİK verilerine göre, Türkiye'nin 2016'nın Ocak-Eylül döneminde Rusya'ya ihracatı yaklaşık 1,2 milyar dolar iken bu ülkeden yapılan ithalat 11,3 milyar dolar seviyesinde. Türkiye sınırları içinde bir Rus uçağının 24 Kasım 2015'te düşürülmesinin ardından iki ülke ilişkileri neredeyse durma noktasına gelmişti. Rusya'nın Türkiye'ye uyguladığı ekonomik yaptırımlar ticari ilişkilere zarar verirken, normalleşme süreci kurulan diplomatik temasların ardından bu yılın ikinci yarısında başlamıştı. Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi Asya Çalışmaları'ndan Atlı'ya göre Türkiye ve Rusya arasında ekonomik ilişkileri iyileştirmek için güveni tesis etmek önemli bir yer tutuyor. Atlı, Rusya'dan doğalgaz alan ve Rusya'ya gıda ürünleri ve inşaat hizmetleri ihracatı yapan Türkiye için Rusya'nın önemli bir ticari ortak olduğunu vurguluyor. Rus lider Vladimir Putin, iki ülke ilişkilerinin normalleşme sürecine girmesinin ardından 10 Ekim'de Türkiye'yi ziyaret ederek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la bir basın toplantısı düzenledi. Atlı, "Uçak krizinden sonra, ekonomik yaptırımların da uygulanmasıyla büyüyen kriz, iki tarafa da ekonomik anlamda zarar verdi. Türkiye, turizm ve gıda pazarlarını kaybederken, Türkiye'den alım yapmamak Rusya'da enflasyonu tetikleyen bir etki yarattı" diyor.   'Türkiye, Avrasya Ekonomik Birliği'ne katılmalı' EPPEN Başkanı Dr. Volkan Özdemir ise ŞİÖ yerine Çin ve Rusya'nın başını çektiği farklı projelere yönelmenin daha iyi olacağı görüşünde. Özdemir, "Çin dünya ölçeğinde üretim ekonomisiyle mallarını pazarlara daha kolay ve çeşitli yollarla aktaracak başta Yeni İpek Yolu gibi projelere odaklanmaktadır" açıklanmasında bulunarak Çin ve Rusya arasındaki ticari vizyon farkına dikkati çekiyor. ŞİÖ'de kalkınma bankası ya da serbest ticaret bölgesinin kurulmasını uzak bir ihtimal olarak gören Özdemir, "Çin'in geliştirdiği ve odağında enerji ile ulaşım projeleri yer alan Yeni İpek Yolu'na aktif katılım Türkiye'ye yarar sağlar. Rusya ise ağırlığını daha çok Avrasya Ekonomik Birliği'ne vermektedir" diyor. Bu yüzden Özdemir'e göre Türkiye'nin Avrasya Ekonomik Birliği'ne katılımı daha pozitif olur. Ermenistan, Belarus, Kazakistan, Kırgızistan ve Rusya'nın üye olduğu bölgesel ve ekonomik bir işbirliğini temel alan Avrasya Ekonomik Birliği, 2014'te kuruldu. Üye ülkeler arasında bir serbest ticaret bölgesi yaratıldı. Özdemir, "Türkiye'nin bu birliğe katılımı mevcut üye ülkelere göre rekabetçi üretim yapısı nedeniyle kendisi için yararlı. Bu ülkelerle yapılacak gümrüksüz ticarette ihracatımız ithalatımıza oranla kat ve kat artacaktır. Bunun nedeni başta Rusya olmak üzere üye ülkelerin ihracatının enerjiye dayanması ve bunun zaten tarafımızca şu anda da ithal edilmesidir" diyor.   'ŞİÖ üyeliği, projelerde avantaj yaratabilir' Çin ve Rusya ile ticari ilişkilerin geliştirilmesi için Dr. Atlı halihazırda sürdürülen işbirliklerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. "Rusya'nın başı çektiği 'Avrasya Ekonomik Topluluğu' ve Çin'in büyük yatırımlar yaptığı, Yeni İpek Yolu olarak da adlandırdığımız 'Bir Kuşak, Bir Yol' projesi oldukça iddialı; bu projeler özellikle Orta Asya'da coğrafi anlamda örtüşüyor" diyen Atlı, Türkiye'nin bu projelerde önemli roller üstlendiğine dikkati çekiyor. "Rusya ve Orta Asya'da Türkiye'nin büyük yatırımları ve inşaat projeleri var" açıklamasında bulunan Atlı, Türkiye ve Çin arasında altyapı konusunda ortak girişimlerin artacağı görüşünde. Atlı'ya göre Türkiye'nin ŞİÖ üyeliği bu projelerde Türkiye'yi avantajlı bir konuma geçirebilir.   'AB'ye alternatif olamaz' Diğer yandan iki uzman da Şanghay İşbirliği Örgütü'nün ticaret açısından Avrupa Birliği'ne alternatif oluşturamayacağını söylüyor. Türkiye'nin AB ile ticaret hacminin büyüklüğü ve gümrük birliği anlaşması göz önünde bulundurulduğunda ŞİÖ'nün küçük bir potansiyel teşkil ettiği vurgulanıyor. TÜİK verilerine göre Türkiye'nin 2016'nın Ocak-Eylül döneminde AB'ye ihracatı 50.5 milyar dolar seviyesinde. Atlı bu durumu, "Ticaret açısından baktığımızda Türkiye'nin halen ihracatının yarısını AB ülkelerine yaptığını, pazar büyüklüğü ve derinliği açısından ŞİÖ ülkelerinin AB ile yapılan ticarete bir alternatif oluşturabilmekten henüz çok uzakta olduğunu belirtmek lazım" diyerek özetliyor. (BBC) Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

"ŞİÖ, Türkiye'den önce İran'ı kabul edecek"

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) işlerinden sorumlu özel temsilcisi Bahtiyar Hakikov, örgütün yakında İran'ın katılım dilekçesini incelemeye alabileceğini söyledi.  Görünüşe bakılırsa Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, nükleer sorun çözüldükten ve yaptırımlar kalktıktan sonra İran'ın ŞİÖ'ye üyelik başvurusunun olumlu değerlendirilmesi için hiçbir engelin kalmadığı yönündeki ifadeleri uygulamaya geçiyor. Peki, Tahran mevcut koşullarda ŞİÖ üyeliğine hazır mı? Zira başvuru yapıldığı 2008'den bu yana uzun zaman geçti ve siyasi ve ekonomik bütünleşme alanında birçok şey değişti.  Tahran merkezli Şehit Beheşti Üniversitesi Bilimsel Konseyi üyesi ve Avrasya araştırmaları uzmanı Hamid Reza Azizi, Sputnik'e açıklamasında, birkaç kilit noktaya dikkat çekerek, "Bu, İran'ın ŞİÖ üyeliği konusunda 2008'den bu yana sergilediği resmi tutum. Burada önemli değişiklikler yaşandı. Bilindiği gibi son zamana kadar İran, uluslararası ve bölgesel ittifaklara katılım yönünde birçok planını hayata geçirmekte engel olan uluslararası yaptırımların baskısı altındaydı. Başta İran'ın nükleer programıyla ilgili sağlanan anlaşma, yaşanan değişiklikler dikkate alınırsa İran'ın bölgesel ve uluslararası ittifaklarla bütünleşme yolu üzerindeki engeller de kalktı" dedi. İran'ın ŞİÖ'ye katılımını engelleyen bir diğer engelin, örgüt içindeki iki kampın tutumundan kaynaklandığını belirten Azizi, "Bir yandan dünyanın en büyük iki ülkesi Rusya ve Çin, diğer yanda da ŞİÖ'nün diğer üyeleri. Rusya ve Çin, 2008'den bu yana ABD ile aktif işbirliği aramadı. İran'da da, Batı ve ABD ile daha büyük çatışmaya girilmemesi, ŞİÖ içinde ve dışındaki uluslararası durumu daha fazla germemek için üyelik konusunda biraz daha beklenmesi gerektiği yönünde görüş üstün geldi" diye konuştu. Ama 2014'ten başlayarak dünya sahnesinde birçok şeyin değiştiğine dikkat çeken Azizi, "Ukrayna krizi, Rusya ve ABD arasındaki mücadeleyi alevlendirdi. Rusya, aktif olarak uluslararası ittifakları ve bölgesel koalisyonları güçlendirme, çok taraflı işbirliğini geliştirme çizgisine girdi. Rusya'nın bu çizgisini bugün sadece ŞİÖ değil, BRICS ve Avrasya Ekonomik Birliği örneğinde de gözlemliyoruz. Bunlar, İran'ı tutumunu gözden geçirmeye zorlayan olumlu siyasi faktörler" ifadelerini kullandı.  ŞİÖ, ortak enformasyon alanı kuruyor ŞİÖ'nün diğer üyelerinin de unutulmaması gerektiğini kaydeden Azizi, "Onların duruşu da dikkate alınmalı. Örneğin geçen yıl, Rusya ve Çin'in büyük ilgi duymasına rağmen bazı ŞİÖ üyelerinin tutumu yüzünden İran başvurusunun incelenmeye alınması sürecinin geciktiği haberi yapılmıştı. Nükleer anlaşmanın uygulanmaya başlamasıyla İran'ın ŞİÖ üyeliği önündeki engellerin kalkmasına rağmen nihai karar, örgütün diğer üyeleri arasında tam konsensüsün sağlanma olasılığına ve kilit oyuncuların (Rusya ve Çin) İran'ın ittifaka katılımının ekonomik ve siyasi yararları olacağına diğer üyeleri ikna etme ve ilgisini çekme yeteneğine bağlı" yorumunda bulundu.  İran'ın üyelik tutumunun da 2008'den bu yana güçlü bir değişim geçirdiğini söyleyen Azizi, "2014 olayları kilit faktörleri büyük oranda etkiledi. Şimdi, dünya sahnesinde gözlemlediklerimiz dikkate alındığında, İran elbette Rusya ve Çin ile ekonomik bütünleşme ve yakınlaşma peşinde. Ve eğer ŞİÖ, İran'ın bu hırs ve isteklerinin uygulamaya geçmesi için uygun zemini hazırlarsa İran bu örgüt içinde eşit haklara sahip üye statüsüne daha fazla ilgi duyar. Ayrıca, 2008'deki durumun tekrarlanmaması için tüm ŞİÖ üyelerinin de İran'a ilgi duyması gerekir. Bu, sanırım, bugün İran'ın ŞİÖ'ye katılım sürecini hızlandırmak için gereken tek tedbir" dedi.  Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Atlasglobal Rusya’nın 10 şehrine uçacak

Odeabank iş birliğiyle hayata geçirilen Bank’O Atlas kredi kartının tanıtımında konuşan Atlasglobal Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ersoy, önümüzdeki yıl Rusya’nın 10’dan fazla şehrine tarifeli uçuşlara başlayacaklarını söyledi  Bank’O Atlas’ın tanıtım toplantısında konuşan Atlasglobal Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ersoy, yurt dışında Irak ve Ukrayna’da iki hava yolu şirketi kurduklarını belirterek, 2017 sonrasında en az 8 hava yolu şirketi daha kuracaklarını ifade etti. 2017’nin 2016 gibi zor bir yıl olacağına işaret eden Ersoy, yeni 20 dış hat noktasına uçuş gerçekleştireceklerini, bu hatların ağırlıklı olarak Antalya çıkışlı olacağını kaydetti. 2016’da 50’den fazla noktaya uçtuklarını bu rakamı 2017’de 70’e çıkaracaklarını söyleyen Ersoy; “2017’de Rusya’ya ciddi bir açılımımız olacak. 10’dan fazla şehre tarifeli uçuşlara başlayacağız” dedi. “2016 sadece Türk taşıyıcıları için değil, Türkiye’ye yolcu taşıyan diğer bütün yabancı millî hava yolu şirketleri için de zor bir yıldı” diyen Murat Ersoy, birçok yabancı millî hava yoluyla ortak uçuş gerçekleştireceklerini kaydetti. Yeni iş birliklerini önümüzdeki aydan itibaren duyuracaklarını söyleyen Ersoy, Bank’O Atlas sayesinde yolcu sadakat programlarını 2020 yılına kadar 1 milyondan fazla aktif yolcuya ulaştırmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi. ODEABANK’IN HEDEFİ 500 BİN KART Toplantıda konuşan Odeabank Genel Müdürü Hüseyin Özkaya da, büyükler ligine girmek için yola çıktıklarını ve bu doğrultuda yatırımlarına hız kesmeden devam edeceklerini söyledi. 500 bin kart kullanıcısı hedeflediklerini belirten Özkaya; “Yeni ürünümüz ile hem Odeabank olarak büyümedeki iddiamızı devam ettiriyoruz hem de mil kartları pazarına canlılık getirmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.  Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

İndirimli alışveriş neden mutlu eder?

Bazıları için "% 50 indirim" afişleri hiçbir şey ifade etmezken, bazılarında da diğer bağımlılık türlerindeki gibi bir dürtüyü tetikler. Terapistler, indirimde ucuza eşya alma duygusunun alkol, uyuşturucu ve gıda bağımlılığı ile benzerlik taşıdığını söylüyor. Takıntılı bir satın alma dürtüsü teşhisi konmamış olanlar bile benzer bir coşku hissedebilir. BİLİNÇALTINDA ALINAN KARAR Gerçekte çoğumuz bir şeyi satın almaya kısa bir an içinde karar verir, konu hakkında uzun uzun düşünmeyiz. İndirim etiketlerinin cazibesine kapılmış bir halde, sonucu tartıp düşünecek normal süreci işletmeyiz. İnsan beyninin yapısından dolayı, bu şekildeki ani duygusal kararlar bilinçaltında alınır çoğunlukla. ALIŞVERİŞ Satın almaya karar verdiğimiz an pozitif bir duygu yüklemesi ile kendimizi iyi hissederiz. Fakat ardından, tıpkı uyuşturucu ve alkol bağımlılığında olduğu gibi, yoğun bir suçluluk hissi baş gösterir. Bu durum mantıklı düşünmeye de engel olur. Yeniden kendimizi iyi hissetmek için daha fazla satın almaya ihtiyaç duyarız. Bu dürtüyü tetikleyen şeyleri ve ortaya çıktığında insanın beyninde ne olup bittiğini anlarsak kontrol dışı görünen bu durumla baş etme yollarını da bulabiliriz. 'HAZİNE AVI' Sevdiğiniz bir mağazaya ya da alışveriş sitesine girmek bu duyguyu tetikler. Bu eylemin kendisi vücudumuza daha fazla dopamin üretme emri verir. Dopamin beyindeki bir nörotransmiterdir ve alışveriş yoluyla beynin ödül ve zevk merkezini harekete geçirerek mutluluk hissi verir. Bazı uzmanlar alışverişi "hazine avına" benzetiyor. Alacağınız şeyi arayıp bulmak kendibaşına oldukça motive edici bir eylem haline geliyor. Bir sonraki adım ise mantıklı karar verme sürecinin dışına düşüyor. Çoğumuz satın alma kararını bir saniyeden daha kısa zamanda alırız. Bu sırada beyin dalgalarında bir yükselme görülür; bunun nedeni aldığımız ürüne karşı oluşan "duygusal angajman"dır. Çoğu zaman bu dürtüler belli bir markayla ilgili önceki deneyimlerimiz ya da almak istediğimiz bir eşyanın indirime girmiş olması ile tetiklenir. Çoğumuz satın aldığımız şeylere bağımlı değilizdir. Bu daha çok alışveriş sürecinin alışkanlık haline gelmesi ve tıpkı uyuşturucu ve alkol bağımlılığı gibi zor kırılmasıdır. Satın alma anından önceki günlerde bu düşüncenin getirdiği alışveriş heyecanı ile başlar ve o anı dört gözle bekler hale geliriz. KORKU VE REKABET ABD ve dünyanın birçok ülkesinde geçen hafta indirimli alışveriş olanağı olarak sunulanKara Cuma günü günlerden uzak durmak zor gelebilir. İndirimli satışlar sırasında vücudun otonom sinir sistemi bazı organların kontrolünü ele geçirerek ölüm kalım anlarındakine benzer aşırı tepki gösterir hale getirir. Ucuzluktan yararlanamama korkusu bizi "rekabet moduna" sokar ve başkalarından önce bir şeyi bulup alma güdüsünü kontrol edilmez hale getirir. Bunun nedeni düşünmeden hareket etmektir. Bazılarında bu durum heyecan ve rekabet hissini tetiklerken bazılarında da nabız atışı yavaşlar, alışveriş günlük endişe ve sorunlardan uzaklaşmayı ve rahatlamayı sağlayan bir etkinlik haline gelir. Alışverişe arkadaşlarınızla giderek davranışlarınızı daha iyi kontrol edebileceğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Tersine bunun alışverişi körükleyici etkisi olur genellikle. SON PİŞMANLIK Arkadaşla gitmek, alış veriş yapan diğer insanlarla karşılaşmak ve internette başka insanların fikirlerini okumak kişide bağlantı duygusunu artırarak tereddüt halinde bile satın almayı kolaylaştırır. Bunun farkında bile olmazsınız çoğu zaman. Bu durum hızlanan kalp atışı ve gerilen kaslardan ziyade beyin dalgaları ve büyümüş göz bebekleriyle kendisini gösterir. Bu güdüden kurtulmak için indirimlerden uzak durmak, internette alışveriş yaparken hemen ucuzluk bölümüne girmemek, mağazada ise her eşyanın etiketine bakmayıp sadece ilgilendiğiniz şeyin fiyatına bakmak etkili olabilir. Uzmanlar bu konuda sakin olmayı ve mantıklı düşünmeyi öneriyor. Ayrıca satın aldıktan sonra hissedilen pişmanlık duygusunu düşünmek de işe yarar. Kaynak:www.hurriyet.com.tr  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Abhazya Hükümetinden LASİAD’a Yatırım Daveti

Abhazya Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı ve yatırımlardan sorumlu Devlet Bakanı Beslan T.Butba, 14 Mayıs 2015 tarihinde LASİAD’ı ziyaret etti. Abhazya ile Laleli arasındaki dostluk ilişkilerinin gelişmesine yönelik yapılan ziyaret saat 12:00’de Laleli Sanayici ve İş Adamları Derneği’ne gerçekleşti. Abhazya Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısıve yatırımlardan sorumlu Devlet Bakanı Beslan T.Butba, Ahbazya Özerk Cumhuriyeti İstanbul Temsilcisi İnarGitsba ve Akva Şirketler Genel Müdürü Ahmet Ceylan’ı; LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca ile Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları; İsmail Dark, Ercan Hardal, Mehmet Ocaklı, Ahmet Turan, Erdem Soylu Karabağlı ve Sekreterya karşıladı. “Sizleri burada ağırlamaktan çok büyük mutluluk duyuyoruz. Türkiye her zaman yeni ilişkilere açık bir ülke olmuştur. Dolayısıyla sizlerle dostluk kurmak ve birlikte yeni iş kolları geliştirmekten büyük mutluluk duyuyoruz” şeklinde konuşan Eyyüpkoca, Türkiye’nin komşusu olan Abhazya’ya karşı her zaman misafirperver olduklarını dile getirdi. Laleli bölgesi ile birçok alanda ortak ticaret yapmak istediklerini dile getiren ve bu amaçla Laleli’yi ziyaret eden Butba; küçük bir ülke olan ve henüz gelişim aşamasında olan Abhazya’nın Türkiye ile yapacağı ticari anlaşmaları sonuna kadar desteklediğini dile getirdi. “Sizin Yaptıklarınız Doğrultusunda Yeni Projeler Geliştiriyoruz” “Öncelikle bizleri kabul ettiğiniz için hepinize çok teşekkür ederim. Laleli hakkında birçok düşüncem vardı ancak burada sizleri tanıdıktan sonra bu bölge hakkında daha büyük düşünmeye başladım. Abhazya birçok açıdan çok zengin bir ülkedir. Ancak bölgemizde ve çevremizde gerçekleşen savaşlardan sonra uygulanan yoğun ambargolardan dolayı ticari anlamda gelişim gösterememiş bir ülkedir, Abhazya. Benim görevim ise, Abhazya’ya yatırım yapabilecek olan ülke ve şirketlerle dostluk bağlarımızı geliştirmek. Böylece Abhazya’nın kendi ekonomisini oluşturmasını ve geliştirmesini sağlamış olacağız. Ben özellikle son zamanlarda Asya’ya yoğun ziyaretler gerçekleştiriyorum. Çünkü Avrupa ile henüz ticari ilişkiler kurabilecek yapıda olmadığımızı biliyorum. Abhazya; üniversite mezunu çalışanları ile, toplam işçi kapasitesi ile, ucuz elektrik gücü ile, otelleri, konaklamaları, turizmi ile her açıdan zengin ve yatırım yapıldığı zaman bu zenginliği dört bir yana dağıtabilecek kapasiteyi bünyesinde barındıran bir ülke. Bizlerin istediği; yapılacak yatırımlar ile birlikte herkesin eşit oranda kazanmasıdır. Yalnızca tekstil değil, birçok farklı sektör ile yeni ticari ilişkiler kurmak üzere Türkiye’ye gerçekleştirdiğimiz bu ziyarette gördük ki; Laleli bölgesi pek çok farklı sektörü kendi bünyesinde barındırmasıyla bizlerin ortaklık kurmak isteyeceği önemli ve büyük bir bölge. Bizler Abhazya’da sizin işlerinizi analiz ederek, yeni projeler üretmek üzere çalışmalar sürdürüyoruz. Umarım LASİAD gibi değerli ve başarılı bir kurum aracılığı ile Laleli bölgesi Abhazya’ya açılır ve böylece iki ülke arasındaki dostluk bağları en temelden, sağlam bir şekilde kurulmuş olur.” Şeklinde konuşan Abhazya Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Beslan T.Butba, LASİAD ve Laleli ile yapılmasını desteklediği ticari ortaklıklar hakkında bilgi verdi. LASİAD’ı, Abhazya’ya davet eden Butba; yatırımcıların yeni yatırımlar yapacakları yerleri birebir görmeleri için ellerinden gelen tüm misafirperverliği sağlayacaklarını belirtti. Toplantının ardından LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, Abhazya Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı’na LASİAD’ın simgesi olan lale figürlü plaket takdim etti.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD FİNANS SEKTÖRÜ BULUŞMASI

LASİAD  birçok bankanın Laleli, Aksaray, Beyazıt Şube müdürleri ile bir araya geldi. LASİAD, Laleli, Aksaray, Beyazıt ve Laleli’ye yakın bölgelerde  hizmet veren bankaların şube müdürleri ile bir araya gelen LASİAD Yönetimi, bankalar ile ortaklaşa yapılacak çalışmaları değerlendirdi. 20 Nisan 2015 tarihinde, Wyndham Hotel'de düzenlenen toplantıya LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları; Ercan Hardal, Ercan Çelik, Mehmet Ocaklı, Erdem Soylu Karabağlı ile Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Murat Ramizoğlu ve Sekreterya katıldı. Laleli ve civarında  hizmet veren tüm banka şubelerinin müdürlerinin katıldığı toplantı akşam saat 19:00'da verilen akşam yemeği ile başladı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Eyyüpkoca; 21. yy'da gelinen ekonomik düzende piyasanın gerçek sahiplerinin bankalar olduğunu ifade etti ve ekledi: "Bu Zor Zamanlarda Bankalar İle Birlikte Hareket Etmeliyiz" "Ticaretin herhangi bir kolu ile uğraşan iş adamları ve sanayiciler bugün geldiğimiz düzende piyasanın gerçek sahipleri değillerdir, çünkü bizler kobi ölçekli firmalarız. Bugün baktığımız zaman tüm ekonomik alanlara bankalar yön veriyor. Dolayısıyla paraya yön veren kurumlar olan bankalar, esnafın üzerinde hakimiyet kurabilecek güçtedirler. Bunun yanı sıra bugün hepimizin etkilerini yakından hissettiği Rusya krizini hiçbirimiz beklemiyorduk. Bu zor zamanlarda bankalar ile birlikte ortak akıl doğrultusunda hareket etmemiz gerektiğine inanıyorum. Birlikte üretilecek fikirler ile, feryat figan etmeden çözüme odaklanmalıyız. Bugün, burada toplanmamızdaki temel amaç da budur." "Tercihli Ticaret Anlaşması Üzerine Çalışmalar Yürütüyoruz" "Ben ve arkadaşlarım geçtiğimiz ay üç defa Rusya ziyaretinde bulunduk, oradaki piyasayı ve son durumu yakından takip ediyoruz. Bu nedenle yakın ve uzun vadede nasıl gelişmeler olacağını, nelerin olup biteceğini tahmin edebiliyoruz, bu durumlar üzerine değerlendirmeler yapıyoruz. Bu değerlendirmelerle birlikte vardığımız kesin sonuç ise, önümüzdeki süreçte bankalara çok fazla iş düşeceğidir. Garanti Bankası Laleli Şube Müdürü geçen ay bizlerle birlikte Moskova ziyaretimize katıldı, bu önemli girşim için Garanti Bankası'na yeniden çok teşekkür ederim. Garanti Bankası da bizlerle birlikte piyasayı yerinde gördü, değerlendirdi. Daha sonra birlikte yapmış olduğumuz ortak görüşmeler sonucunda varmış olduğumuz fikirlerden biri, Ruysa ile gerçekleşecek Tercihli Ticaret Anlaşması'dır. Bu anlaşma kesinlikle çözüme giden yolda olmazsa olmaz adımlardan biridir. Rusya'daki kurum ve kuruluşlar ile, dernekler ile yaptığımız görüşmeler sonucunda bu konuyu Bakanlar Kurulu'na taşıdık ve Başbakan'ın bizzat talimatı ile Tercihli Ticaret Anlaşması (Rusya) gündem maddelerinden biri haline geldi. Atılacak ileriki adımlarda bu konuyu sonuca bağlayarak, gerçekleştireceğimizi ümit ediyorum." "Rusya'nın Kendi Enerji Koridorunu Başkasına Kaptırmayacağına İnanıyorum" "Rusya krizi tahminlerimizin de ötesinde çok ağır bir durumdur. Bu ciddi krizi Rusya özelinde ele almak, sorunları daha iyi kavrayarak, çözüme daha iyi odaklanmamızı sağlayacaktır. Rusya'nın kendi enerji koridorunu, nefes aldığı kapıyı başkasına kaptırmayacağına inanıyorum. Dolayısıyla ülke menfaatleri ön plana çıktığında, kimse kimsenin gözünün yaşına bakmıyor. Biz komşularımızla var olan bir ülkeyiz. Komşularımızın hepsinde bir ateş var. Ancak biz birlik ve beraberlikle tüm sorunları çözecek bir toplumuz." Eyypkoca'nın konuşmasının  ardından söz alan bankaların şube müdürleri; Eyyüpkoca'nın değerlendirmeleri ve paylaştığı bilgiler temelinde Rusya krizini ele alarak fikirlerini sundular. Ekonomik krizleri ve bu krizlerin çözüm yollarını değerlendiren bankacılar, yaşanan sorunların birlikte çalışma ile çözülebileceğini belirttiler. Daha sonra banka şube müdürlerinin değerlendirmeleri üzerinden, toplantıya katılanlara fikirlerini sunan LASİAD Yönetim Kurulu birlik ve beraberliğe odaklanılması gerektiği mesajını verdi. Banka şube müdürlerinin değerlendirmelerinin ardından LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, B2B Görüşmeleri ve Laleli Fashion Shopping Festival hakkında bilgi sundu.
Devamını Oku
Standard Post with Image

“2023 Hedeflerine Ulaşmak Hayal Değil”

ASKON (Anadolu Aslanları İşadamları Derneği) tarafından düzenlenen ve Ekonomi Bakanlığı İhracat Genel Müdürü Veysel Parlak’ın önemli bilgiler paylaştığı "İhracat Teşvik Destekleri ve Gelecek Dönem Vizyonu" başlıklı toplantıya katıldı. ASKON Genel Merkezi’nde düzenlenen toplantıya LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katıldı. İhracat teşvik destekleri ile ilgili detaylı bilgiler veren Ekonomi Bakanlığı İhracat Genel Müdürü  Veysel Parlak, Laleli’de bavul ticaretinin 8-9 milyar dolar gibi katkısı olduğunu dile getirdi. Parlak, ayrıca Giyasettin Eyyüpkoca’yı kastederek Laleli’nin dinamik bir başkanı ve LASİAD gibi bir derneğinin olmasının büyük bir şans olduğunun da altını çizdi. Başkan Eyyüpkoca ise toplantı öncesi ve sonrası özel temaslarda bulunduğu Veysel Parlak’ı önümüzdeki günlerde makamında ziyaret edeceğini söyledi. Ekonomi Bakanlığı mevcut destekleri hakkında bilgiler veren Parlak; ihracata hazırlık destekleri, pazarlama destekleri ve yüksek katma değere yönelik desteklerden firmaların faydalanması gerektiğini belirterek, Türkiye’nin Almanya’ya makine ihraç edebilecek seviyeye geldiğini ifade etti. Parlak, “ihracat 2023 stratejimizin 500 milyar dolar olmasını hedefliyoruz. Türkiye 2023 ihracat stratejisine ulaşabilmesinde 19 stratejik hedef ve 76 stratejik eylem planladık. Bu planlamalar sonucunda 2023 hedeflerine ulaşmak hayal değildir. Bu hedefe ulaşmada hepimize bir görev düşüyor. Hepimizin vizyonu bu hedef doğrultusunda ilerlerse biz bu hedefi yakalarız.” dedi. İş adamlarımızdan Rusya’da temasların arttırılması gerektiği üzerine gelen soruyu cevaplayan Parlak, “İran ile yaptığımız tercihli ticaret anlaşmasını Rusya ile de yapmak istiyoruz. Rusya ile temaslarımız sürüyor. Özellikle Rusya ile tarım ürünlerindeki ihracatını yakından takip ediyoruz. Ne yazık ki Rusya’da hantal bir yapı olduğundan süreci yavaş ilerletiyorlar. Biz bu hantallığı ortadan kaldırmak için elimizden geleni yapıyoruz. Yakın zamanda Rusya ile ticari anlaşmalarımızın yürürlüğe gireceğini inanıyoruz.”  Diye konuştu. Toplantı sonunda Ekonomi Bakanlığı İhracat Genel Müdürü  Veysel Parlak’a, ASKON Başkanı Mustafa Koca tarafından günün anısına “Elif” kitabı takdim edildi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Ak Parti Fatih İlçe Başkanı Ahmet Hamdi Görk’ten LASİAD Yönetim Kurulu’na Ziyaret

Ak Parti Fatih İlçe Başkanı Ahmet Hamdi Görk,Ak Parti Fatih İlçe teşkilatının yeni dönem yönetim kurulu üyeleriyle birlikte  LASİAD’ı ziyaret ederek, Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca ve LASİAD Başkan Yardımcıları ile  görüştü. Ak Parti Fatih İlçe Başkanı Ahmet Hamdi Görk,Ak Parti Fatih İlçe teşkilatı ile LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca ve İcra kurulu üyeleri 28 Ocak Çarşamba günü LASİAD’da bir araya geldiler. Ziyarete Ak Parti Fatih İlçe Başkanı Ahmet Hamdi Görk ile birlikte Ak Parti Fatih İlçe Teşkilatından; İlçe Başkan Yardımcısı ve Fatih Belediyesi Ak Parti Meclis Üyesi Cahide Ahmetoğlu, İlçe Başkan Yardımcısı Emrullah Gözcü,İlçe Yönetim Kurulu Üyeleri,Hayrullah Küçüktekin,Hasan Bayram ,Tuğrul  Diriel ve  Cebrail Uludağ, iştirak etti.LASİAD adına ise; Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca,Başkan yardımcıaları,Ercan Çelik,İsmail Dark,Ahmet Turan,Mehmet Yasubuğa,Mehmet Ocaklı,Erdem Soylu Karabağlı,Sayman İbrahim Murat Ramizoğlu,Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak ve Başkan Özel Kalemi Nada İsmail katıldı. İbrahim Haliloğlu, Hasan Bayram, Erdem Soylu Karabağlı, Ahmet Turan, Mehmet Ocaklı, İsmail Dark ve Mehmet Doğan’ın katıldığı toplantıda; Görüşmede Ak Parti Fatih İlçe Başkanı Ahmet Hamdi Görk LASİAD’ın çalışmalarını değerlendirerek, yeni dönemle ilgili düşüncelerini aktardı. “Hem Kapınızı, Hem Gönlünüzü Açtığınız İçin Teşekkürler” “Buraya bugün siyasi temsilci olarak değil dost olarak geldik. Ben öncelikle sizleri, tüm LASİAD ailesini tebrik etmek istiyorum. LASİAD’ın Fatih’te getirdiği ses bizler için çok önemli. LASİAD kesinlikle bir marka haline gelmiştir” diyen Ahmet Hamdi Görk, Beyazıt Meydanı Projesi’nin Laleli’nin üzerine güzellik ve mutluluk getireceğini düşündüğünü sözlerine ekledi.Bu  Çalışmaları  yürüten herkesin ortak paydasının Fatih olduğunu söyleyen Görk, Laleli’nin de her geçen gün büyüyerek bir marka haline geldiğini belirtti.Bölge için  yürütülen diğer  çalışmalara da değinen Görk sözlerini; “Hem kapınızı, hem gönlünüzü açtığınız için hepinize çok teşekkür ederim” diyerek sonlandırdı. “Masada Her Zaman LASİAD Olmalı” LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca ise; elde edilen tüm başarının, LASİAD’ın tüm çevrelerce kabul görmesinin ve sayılmasının nedeninin ekip ruhundan kaynaklandığını ifade etti. Ekip ruhunun olduğu yerde, başarının kaçınılmaz olduğunu da belirten  Eyyüpkoca,’’ bölgemiz için bu çalışmaları  yürüten tüm dostlarımıza tebriklerimizi sunuyorum’’ dedi. Sözlerine; “ Laleli gerçekten çok özel bir yer, hassasiyetleri fazla olan bir yer. Türkiye açısından baktığımızda; her dilin, her dinin, her ırkın, her kültürün bir araya geldiği önemli bir ticari merkez. Dünya açısından baktığımızda ise, Laleli Türkiye’nin dışarıya açılan kapısıdır” şeklinde devam etti. Laleli’nin dönem dönem zorluklar yaşasa da bu zorlukları aşacağına inandığını söyleyen Eyyüpkoca, tüm zorluklar karşısında her zaman bir umut olduğunu ifade etti. Yeni dönemlerde yeni çalışmalara imza atacaklarını da sözlerine ekleyen Gıyasettin Eyyüpkoca, masada her zaman LASİAD’ın olması gerektiğini ifade etti. Görüşmenin sonunda LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca,Ak Parti Fatih İlçe Başkanı Ahmet Hamdi Görk’e Lale Plaketi takdim etti.
Devamını Oku
Standard Post with Image

MÜSİAD’IN 22. Olağan Genel Kurulu Haliç Kongre Merkezinde Yapıldı.

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) 22.Olağan Genel Kurulu T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımlarıyla 27 Nisan 2013 tarihinde Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirildi. Genel Kurul’a Başbakan Erdoğan’ın yanı sıra; T.C. Ekonomi Bakan Zafer Çağlayan, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, LASİAD Genel Sekreteri Şerafettin Yüzüak ve çok sayıda davetli katıldı. Genel Kurulda konuşan MÜSİAD Genel Başkanı Nail Olpak, çözüm sürecine desteklerinin tam olduğunu belirterek, "Son 10 yılda hayata geçirilen önemli reformların arasında özel bir yeri olan çözüm sürecini, medeniyetimizin bize yüklediği tarihi bir sorumluluk olarak görüyoruz. Çözüm süreci Türkiye'nin ekonomik gelişimini hızlandıracak bir gelişmedir. Çözüm süreci, gelecek ve refah için prangaların sökülüp atılması demektir" diye konuştu. Başbakan Erdoğan, 22. Olağan Genel Kurulu'nun açılışında yaptığı konuşmada, MÜSİAD'ın, gerek bir sivil toplum örgütü olarak gerekse tek tek tüm mensuplarıyla Türkiye iktisadına yeni bir soluk ve iklim kazandırdığını söyledi. Erdoğan, "Türkiye ekonomisini sizler, kanaat kavramıyla tanıştırdınız. Türkiye ekonomisini sizler, bereket kavramıyla taçlandırdınız. Sizler, acımasız kapitalizmin, kıran kırana rekabetin, insanı insanın kurdu olarak gören anlayışın izinden değil, kanaatin, bereketin, zühdün ve takvanın izinden gittiniz" ifadelerini kullandı. MÜSİAD'ı çok iyi tanıdığını ve bildiğini ifade eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "MÜSİAD için insan, önce müşteri, önce tüketici, önce çalışan değil, MÜSİAD için insan, önce insandır, eşrefi mahlukattır, yaratılmışların en şereflisidir. MÜSİAD için ülke, büyük bir fabrika, büyük bir mağaza, bir tüketim arenası değil, her şeyden önce şehitlerimizin kanıyla sulanmış mübarek vatan toprağıdır. MÜSİAD için millet, bir para kaynağı, bir emek kaynağı, bir iş gücü yığını değil, tarihin ve ecdadın şanlı mirasını omuzlarında taşıyan, kader birliği yapan, aynı ufka bakan kardeşler topluluğudur. MÜSİAD'ı, Türkiye için değerli kılan, işte ekonomiye, iktisada, böyle farklı bir nazarla bakıyor olmasıdır. Başbakan Erdoğan'a, konuşmasının ardından MÜSİAD Başkanı Nail Olpak, hattat Ahmet Bursalı'nın yaptığı Hz. Muhammed'in özelliklerini anlatan Hilye-i Şerif takdim etti.
Devamını Oku
Standard Post with Image

AK Parti İstanbul İl Başkan Aziz Babuşcu Suriçi’nde Konuştu

AK Parti İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşcu,31 Mart 2013 tarihinde Topkapı Eresin Otel’de İstanbul Suriçi Grubu Derneği tarafından düzenlenen ‘İstanbul Toplantıları’ programına konuk oldu. Toplantıya Başkan Babuşçu’nun yanı sıra Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, İstanbul Suriçi Grubu Derneği Genel Başkanı Nedim Abi, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Vedat Toy, LASİAD Yönetim Kurulu Üyesi Sabri Akten ve çok sayıda davetli katıldı. Burada gündeme ilişkin konularda değerlendirmelerde bulunan Başkan Babuşçu, 2014 yılında yapılacak olan seçim sürecine ilişkin de bilgiler verdi. AK Parti İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşcu, “2014 tarihi bir seçimdir. Herhangi bir seçim değildir. 2014 bu merkez ile çevre arasındaki mücadelenin finalidir. Bu seçimin ortaya çıkaracağı sonucun 2014"ü 2015"i ve geleceği hazırlayacak bir sonuç olacağını bu nedenle de 2014 çıtasının asla aşağıya düşmeyeceği tarzda yukarıya olması gerektiğini, çünkü oransal anlamdaki çok küçük bir sonucun siyasi anlamda doğuracağı sonuçların daha çok büyük olacağını biliyoruz” dedi. Program, İstanbul Suriçi Grubu Derneği’nin AK Parti İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşçu’ya katılımlarından dolayı bir tablo hediye etmesiyle son buldu.
Devamını Oku
Standard Post with Image

BATİAD’dan Ramazan’ın İlk İftarı

Bayrampaşa Tekstilci ve Sanayici İşadamları Derneği (BATİAD), 09 Temmuz 2013 tarihinde Titanic Hotel’de iftar verdi. İftar Yemeğine; Ak Parti Bayrampaşa İlçe Başkanı Cemil Yıldız, Bayrampaşa Belediye Başkanı Atilla Aydıner, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Ocaklı, LASİAD Denetleme Kurulu Üyesi Zülfi Koç, OTİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ulvi Orhan, MESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Halit Tuna ve çok sayıda davetli katıldı. Bin kadına bir iş projesiyle 30 kursiyeri fabrikalara yerleştirdiklerini ifade eden BATİAD Başkanı Aydın Erten de, “Başarı bir yolculuktur. Varış noktası değildir. Bu başarı yolculuğunda bizleri destekleyen Bayrampaşa Belediye Başkanı Atilla Aydıner, iş adamlarımız ve halkımıza teşekkür ediyoruz.“ diye konuştu.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Yurtdışı Açılımı Toplantılarının İlki Gerçekleşti

BMD’nin, markaların uluslararası alandaki rekabet gücünü artırıp, işbirliklerini geliştirmesi amacıyla düzenlediği “Yurtdışı Açılımı Toplantılarının”  ilki 11 Eylül 2013 tarihinde İstanbul’da yapıldı.  Toplantıya LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, LASİAD Üyesi İsmail Kutlu'nun yanı sıra çok sayıda işadamı katıldı. Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Hüseyin Doğan, Türk markaların her geçen gün dünyada daha geniş bir coğrafyaya yayıldığını vurgulayarak, “Markalarımızın yurt dışındaki tecrübelerimizden faydalanıp, stratejik hatalardan uzak durmasını sağlayarak, bugün 3 bin olan yurt dışındaki mağaza sayımızı 2023’te 20 bine çıkaracağız” dedi.    Hüseyin Doğan açılışta yaptığı konuşmada BMD olarak “markalı ekonomiyi” ülke gündemine taşıdıklarını belirterek, yüksek katma değer ile Türkiye’nin zenginleşmesine katkı sunduklarını ifade etti.  Türk markaları olarak sürekli daha uzaklara gittiklerinin altını çizen Doğan,şöyle devam etti:   “Artık tüm dünya bizim için oyun alanı. Sadece yakın çevremizi değil, Amerika’dan Uzakdoğu’ya kadar olan coğrafyada tüm ülkeleri Türk markaları açısından hedef pazarlar olarak kabul ediyoruz. Bir başka deyişle, yeni hedefimiz Birleşmiş Milletler’e üye 193 ülkede en az bir Türk markasının mağaza açmasını sağlamak. BMD, bu hedefine ulaşmak üzere, rekabetçi bir dünyada markalarımızın avantajlı konumda olmalarını sağlayacak etkinliklerle, üye firmalarımıza yol gösterici oluyor. Bugün dünyada daha fazla söz sahibiyiz. Stratejik hatalardan uzak durmak için birbirimizin hatalarından, tecrübelerinden ders çıkarmak zorundayız.  Bir markamızın herhangi bir ülkedeki başarısı, bir diğer markanın da başarısı anlamına geliyor. BMD üyesi markalarımızın yurtdışında sahip olduğu 3 bine yakın mağazayı, markalı ekonomiye dönüşüm sonucunda, 2023 yılında 20 bine çıkarabileceğimize inanıyoruz.”    
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD, 7. Olağan Genel Kurul Toplantısını Gerçekleştirdi

LASİAD, 30 Mayıs 2013 tarihinde gerçekleştirilen 7. Olağan Genel Kurulda yeni yönetim, denetleme ve disiplin kurullarını belirledi. LASİAD Kurucu Başkanı Ayhan Karahan, LASİAD Üyeleri  Fethi Köseliören ve Yurdanur Çekiç’in divan heyetini oluşturduğu LASİAD 7. Olağan Genel Kurulu LASİAD üyelerinin katılımı ile Crowne Plaza’da gerçekleşti. Genel Kurul İstiklal Marşının okunması ve akabinde LASİAD Tanıtım filminin gösteriminin ardından NTV’nin eski  başarılı spikeri Defne Sarısoy’un sunuculuğu ile başladı. “Gurur duymamak mümkün değil” Film gösteriminin ardından LASİAD Kurucu Başkanı Ayhan Karahan, yaptığı açılış konuşmasında LASİAD’ın önemine değinerek, “Türkiye ve Laleli için 2011-2013 faaliyet dönemini incelediğimizde gurur duymamak mümkün değil. Ülkesine ve bölgesine bu denli önemli işler yapan LASİAD Yönetimine ve üyelerine teşekkür ediyorum. Biliyoruz ki insanların en hayırlısı insanlara faydalı olandır” dedi. “Başaracağımıza inanıyoruz” LASİAD Genel Kurulunun ardından tekrar Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçilen Giyasettin Eyyüpkoca yaptığı konuşmada, 2011-2013 faaliyet dönemi içerisinde LASİAD’a maddi ve manevi katkıları bulunan herkese teşekkür ettiğini dile getirerek, “ 2 yıllık süre çerçevesinde çok güzel işlere imza attık. Bunu LASİAD ve Laleli esnafı olarak birlikte başardık. İşimizin zor olduğunu biliyoruz. Ancak üstesinden geleceğimize de eminiz. Laleli’ye ve LASİAD’a inancım sonsuz. Bu nedenle başaracağımıza inanıyoruz” dedi. LASİAD Eski Başkanı Orhan Altun ise çalışmaları ve gösterdikleri özveri için LASİAD Yönetimine teşekkür etti. Genel kurul, görevi bırakan Yönetim Kurulu üyelerine plaket verilmesinin ve toplu fotoğraf çekiminin ardından son buldu.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Ünlü Modacı Hakan Akkaya İle LASİAD Bir Araya Geldi

“Bugün Ne Giysem?” programının başarılı jürilerinden biri olan Modacı Hakan Akkaya, 12 Kasım 2013 tarihinde Laleli’yi ziyaret ederek Darkhill Hotel’de LASİAD ile bir araya geldi. Sohbet havasında geçen görüşmeye; LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca başta olmak üzere; LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları; İsmail Dark, Erdem Soylu Karabağlı, LASİAD Yönetim Kurulu Üyesi Murat Özpehlivan, LASİAD Başkan Özel Kalemi Nada İsmail ve Yön Tanıtım Ekibi katıldı. Görüşmede; LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca,  Laleli piyasası hakkında değerlendirmeler yaparak, “Laleli, 57 dünya ülkesi tarafından alışveriş yapılan bir yer ve bu durum önem arz etmektedir.  Bizim piyasamızı diğer piyasalardan ayıran özellik ise hızlı ve kaliteli iş yapmamız. Bu süreç uzun ve emek isteyen bir süreçtir. Mesela hazırlanan defileler iki mankenin podyuma çıkıp 10 dakikalık yürümesinden ibaret değildir. Bizim  yaptığımız festival organizasyonu bir yıl boyunca yaptığımız hazırlığın sonucudur. Gün geçtikçe yelpazemizi geliştiriyoruz ve çalışmalarımızı yeniliyoruz.” dedi. Eyyüpkoca, LASİAD’ın gerek sosyal sorumluluk gerekse ticari projelerine dikkat çekerek bu yıl 3.sünü organize edecekleri Laleli Fashion Shopping Festival programı ve süreçleri hakkında da Ünlü Modacıya bilgiler verdi. “Laleli’nin Hızı İnanılmaz” Hakan Akkaya ise Laleli’nin imaj yenilenmesi adına yapılan veya yapılacak olan çalışmalarla ilgili bilgiler isteyerek, “ Laleli piyasasında Rusya coğrafyasının önemli katkılarını göz ardı etmemek gerekir. Bugün Rusya coğrafyası Laleli için önemli bir piyasa.  Diğer bir açıdan Laleli’ye baktığımızda üretim ve pazarlama hızı oldukça iyi. Laleli’nin hızı inanılmaz.  Laleli piyasası modayı takip eden insanlardan oluşuyor.  Ankara’da yapılan alışveriş festivali, İstanbul’da yapılan alışveriş festivalinin sadece 10’da 1’i kadar ses getirebildi” dedi. Akkaya  gelecek projelerinden de bahsederek, “ Hazırgiyim  sektöründe de iş yapmaya başlayacağım. Her kadının ihtiyaç duyacağı ürünlerle ilgili üretimler yapacağız. Daha sonra gece elbisesi alanı içinde bir şeyler yapmayı planlıyorum” dedi. Görüşmenin sonunda LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca , Hakan Akkaya’yı 3. Laleli Fashion Shopping Festival’e davet etti.  Görüşmenin akabinde Ünlü Modacı Akkaya ile LASİAD Yönetimi Laleli sokaklarında modanın öncü markalarının koleksiyonlarını değerlendirdiler.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Rusya ve Türkiye arasında vize kolaylaşacak

Rusya Dışişleri Bakanlığı Dördüncü Avrupa Departmanı Başkanı Aleksandr Botsan-Harçenko, Rusya ve Türkiye'nin 9 Şubat'ta iş adamları başta olmak üzere bazı Türk vatandaşları kategorileri için vize rejiminin kolaylaştırılma imkanını görüşeceklerini bildirdi. Rus diplomat konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "9 Şubat'ta Türkiye ile konsolosluk konularına ilişkin detaylı toplantı yapılmasını planlıyoruz. Kilit konulardan birisi bazı Türk vatandaşları kategorileri için vize rejiminin kolaylaştırılması. Bazı kolaylıklar planlanıyor, bunları ekonomik bağların daha aktif hale getirilmesi gerekliliğiyle bağdaştırıyorlar. Öncelikle bu konu girişimcileri kapsıyor" ifadelerini kullandı. ANKARA İLE TEMASLARIMIZ DÖRT KOLDAN Botsan-Harçenko şu şekilde devam etti: "Bu aşamada önceden alınan kararların bir anda kaldırılmasından ve tamamen vizesiz rejime dönülmesinden bahsetmiyoruz. Tabi ki, vizelerin tamamen kaldırılması çok yakında olmayacak, fakat bu konunun sonsuza dek üzerinin çizildiğini söylemek doğru olmaz. Şu anda Ankara ile temaslarımız sadece Dışişleri Bakanlığı düzeyinde değil, askeri hatta ve özel servisler hattında da düzeldi. Bunların sonuç vermesini umuyorum. İşte o zaman bu konuya bakacağız." Kaynak: www.haberturk.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD 9. Olağan Genel Kurulu Gerçekleşti

Laleli Sanayici ve İş Adamları Derneği (LASİAD), 9. Olağan Genel Kurulunu 17 Mayıs Çarşamba günü Double Tree By Hılton Hotel’de gerçekleştirdi. Genel Kurul LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca’nın açılış konuşmasıyla başladı. Ardından LASİAD’ın “Faaliyet Filmi” gösterimi yapıldı. Genel Kurulun Divan Başkanlığını GIZIA markasının sahibi İsmail Kutlu,Divan Kurulu üyeliklerini ise Vakıf Bank Laleli Şube Müdürü Ceyhun Can Aydın,ve Yön Tanıtım Ajans sahibi Zübeyir Arı yaptıFaaliyet,denetim,bilanço ve bütçe raporlarının okunup oylanmasıyla devam eden genel kurulda;Yönetim,Denetleme ve Disiplin Kurulu asil ve yedek üyelikleri için seçim yapıldı. Yeni dönemde LASİAD kurullarına seçilen isimler Şunlar; Yönetim  Kurulu Üyeleri; Gıyasettin Eyyüpkoca Muhammed Sancaktar Ercan Hardal, Ercan Çelik, Erdem Soylu Karabağlı, İbrahim Murat Ramizoğlu, Murat Özpehlivan, Murat Eraslan, Barış Köseliören Ahmet Turan İsmail Dark İrfan Akbaş Turan Yavuz Mehmet Ocaklı İhsan Bıyıkbeyi Arif Özkan Yakup Samsama Coşkun Melengiç Tarık Nayman Rıfat Opan Sebahattin Demir Mehmet Muhammet Yaşar Gökhan Karabulut   Denetleme Kurulu Üyeleri: Metin Görür Zülfü Koç Mehmet Özbayrak Benan Çalabakul Ali Yüksel   Disiplin Kurulu Üyeleri: Erdoğan Avit Bilal Varlık Münir Dinler Gazi Naci Polat Zafer Tevfik Yavuz Seçimin ardından 9. Dönem için yeniden Yönetim kuruluna seçilen  Gıyasettin Eyyüpkoca teşekkür konuşması yaptı. Yeni yönetim kurulunda genç isimlere yer verdiğinin altını çizdi. Eyyüpkoca yaptığı konuşmada ‘’ bu dönem  son İki yılım olacak bundan sonraki dönemde ben olmayacağım. Şimdiden ilan edelim. Belki aramızdan çıkacak baba yiğitler olacak. Özellikle yeni gelecek kişilere yol açmış olalım. Benim gönlümden geçen görevi bırakırken tamamen ikinci nesile bırakmaktı. Sizlerde göreceksiniz yeni yönetim kurulunun yarısı ikinci nesil olacak. Biz bırakıp gittiğimize ikinci nesil her şeye hazır olmuş olacak. Şimdiden hepsine başarılar diliyorum.” mesajı verdi. Eyyüpkoca, yıllardır LASİAD’ın içinde yetişmiş değerli isimlere de konuşmasında yer verdi; “Allah bizi mahcup etmesin. Sizin desteklerinizden ötürü hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Özellikle son iki yılda aramızdan başkanlar, yönetim kurulu üyeleri çıkarttık. Örneğin Muhammet Sancaktar, bugün aramızda değil ama hepinize selamları var. Bosna Cumhurbaşkanının davetlisi olarak Bosna’ya gitti. Kendisi Bosna Sancak Derneğinin başkanı oldu. Bu bizim gururumuz. Murat Özpehlivan bugün aramızda değil, Konfeksiyon Yan Sanayicileri Derneği (KYSD) başkanı oldu. Yine bir yönetim kurulu üyemiz olarak. Yine aynı şekilde görevlerine devam ediyorlar. Onlara ben sizin adınıza teşekkür ediyorum. Lafı uzatmadan görevi alıp çalışma zamanı. Hızlı bir şekilde biz üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz.” Programın sonunda 8.dönemde kurularında yer alıp, 9.dönem kurullarında yer almayanlara plaket verildi. Resimler için tıklayınız
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD, sektör temsilcileriyle iftar yemeğinde buluştu

İstanbul Hazır Giyim Ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB), birlik ve derneklerle ortaklaşa yaptığı iftarların sonuncusunu Laleli Sanayici ve İş Adamları Derneği (LASİAD)’ la birlikte 16 Haziran Cuma akşamı Sheraton Otelde gerçekleştirdi. Dernek STK başkanları, yöneticileri ve Laleli esnafının katılım gösterdiği iftar yemeğine Fatih Belediyesi Başkanı Mustafa Demir de katıldı. Açılış konuşmasını LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca yaptı. LASİAD yönetiminin ev sahipliği yaptığı geceye yaklaşık 600 kişi katıldı.  “Birliğimizi Pekiştirmek Adına Bundan Sonraki İftarlarınızı Doğu Ve Güneydoğu’da Gerçekleştireceğiz “  Eyyüpkoca; “Ramazanın belki de en güzel sahnelerinden birini yaşıyoruz. Biz LASİAD olarak son 3 senedir aldığımız karar gereği İstanbul’da iftar yapmıyoruz. Geçen sene Ağrı’da bu sene de Muş’ta LASİAD olarak 6.000 kişi ile mükemmel bir iftar gerçekleştirdik. Bu sene İHKİB’in organize ettiği iftarda bize ev sahipliği yaptıkları için çok teşekkür ediyorum. Her yıl Ramazan’da Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin bir ilinde olacağız. Bütün Sivil Toplum Örgütlerine bir çağrıda bulunmak istiyorum, lütfen herkes bir yere dağılsın, birliğimizi pekiştirmek adına bundan sonraki iftarlarınızı Doğu ve Güneydoğu’nun mutlaka bir şehrinde yapın.” Diye konuştu.  “ Bu Olumsuz Ortamı Olumlu Hale Çevirmek İçin Mücadele Ettik” İHKİB Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Tanrıverdi yağtığı; “Son günlerde zor bir dönemden geçiyoruz. Atatürk Havalimanı’nda yaşanan terör saldırısı, yılbaşında Reinakatliamı ve 15 Temmuz darbesi nedeniyle hep işlerimizin geri kalmasına özellikle bizim gibi yurt dışı ile çalışan firmaların zarar görmesine sebep oldu. Bu olumsuz ortamı olumlu hale çevirmek için mücadele ettik. İhracatımız ne kadar düştüyse de Allah’a çok şükür şu anda iyi durumdayız. Bu ülke bizim bu yüzden daha da fazla çalışıp ülkemize, ekonomimize katkı sağlamamız lazım” dedi.   “Ramazan sabahtan akşama kadar aç kalmak iftarda da karın doyurmak değildir” Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir yaptığı konuşma ; “Yine Ramazan gününün bir akşamında geleneksel iftarınızdasizlerle beraber olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Mevlam bu paylaşma hazzını herkese nasip etsin. Necip Fazıl üstad der ki; “Ekmeği paylaşmanın hazzını bir bilseniz ekmeğin kendisinden daha tatlı olduğunu anlarsınız.”Ramazan sabahtan akşama kadar aç kalmak değildir, iftarda da karın doyurmak değildir. Son 10 güne girdik. Mevla’m, başı rahmet ortası mağfiret sonu da cehennem azabından kurtuluş olan ve son 10 gününde saklı olan ve bin aydan hayırlı olan Kadir Gecesinin feyzine ermeyi nasip eylesin. Bu günleri en iyi şekilde yakalayıp, en güzel şekilde idrak edenlerden olalım inşallah. Ramazan bayramınızı şimdiden kutluyorum ” dedi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Kültür ve Turizm Bakanı Kurtulmuş Çin'de

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, bu yıl sonuna  kadar 200 bin Çinli turistin Türkiye'yi ziyaret etmesini beklediklerini  söyleyerek "Fakat bu rakam yeterli değil, bu sayının bir milyon olmasını  istiyoruz." dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, resmi ziyaret kapsamında geldiği Çin'in başkenti Pekin’de  Çin Kültür Bakan Luo Şugang ile görüştü. Kültür Bakanlığı konutunda yapılan  görüşmede, iki ülke arasındaki kültür ve turizm konuları ele alındı. Çin ve Türkiye arasındaki ilişkileri ve iş birliğini güçlendirmek için  güçlü bir irade olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Turizm alanında iş birliklerimizi  güçlendirmeliyiz. Bütün bu iş birliklerini güçlendirecek yumuşak güç, kültür ve  turizm alanıdır. Çin'de gelecek yılın 'Türkiye Turizm Yılı' olarak ilan edilmesi  Kültür ve Turizm Bakanlığının en önemli projesidir." diye  konuştu. Bakan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da desteklediği  "Türk-Çin Üniversitesi"nin kurulmasının büyük önem taşıdığını dile getirerek iki  bakanlığın bu konu üzerinde hassasiyetle durması gerektiğini söyledi. HEDEF BİR MİLYON ÇİNLİ TURİST Bu yıl sonunda 200 bin Çinli turistin Türkiye'yi ziyaret etmesini  beklediklerini kaydeden Kurtulmuş, "Fakat bu rakam yeterli değil, bu sayının bir  milyon olmasını istiyoruz. Özellikle Çin ve Türkiye turizm operatörleri  arasındaki iş birliğinin artırılmasını istiyoruz. Türkiye’deki Konfüçyüs  Enstitüsü ve Çin'deki Yunus Emre Enstitüsü iki ülke arasındaki hatları   yakınlaştırma açısından iyi bir fırsat." ifadelerini kullandı. Bakan Kurtulmuş, şunları kaydetti: "Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan iki ülke arasındaki  ilişkilere ayrı bir önem veriyor. Türkiye ve Çin, birisi Asya'nın doğusunda  birisi Asya'nın en batısında Avrupa kapısında iki değerli ülkedir. Her iki  ülkenin de çok zengin ve derin tarihi ve kültürel birikimi var. Çin 5 bin yıllık  devlet geleneğine sahip olan bir büyük ülke. Türkiye de binlerce yıllık devlet  geleneği olan çok zengin ve  farklı kültürleri bir arada barındıran bir ülke.  Mesafelerin uzak olmasına rağmen Çin Halk Cumhuriyeti ile dostane ilişkileri  artırmak konusunda daha yakın ilişkiler kuruyoruz." "Bizim kültürel, siyasi ve ekonomik ilişkilerimizde benzerliklerimiz  var" diyen Kurtulmuş, "Kuşak ve Yol" Projesiyle ilişkilerin her alanda  gelişmesini beklediğini söyledi. Kurtulmuş, Türkiye ve Çin arasında ilişkilerin başta enerji, ulaşım,  kültür ve turizm olmak üzere her alanda gelişeceğini düşündüklerini ve bu konuda  kararlılık gösterdiklerini ifade ederek "Ümit ederim ki bu ziyaretimiz de  kültürel alandaki iş birliğimiz konusunda önemli katkı sağlar." dedi. ÇİNLİ BAKANDAN TOPKAPI SARAYI'NA ÖVGÜ Topkapı Sarayı’nda sergilenen porselenleri incelediğini kaydeden Luo,  "Çin porselen ülkesi olarak bilinir ancak ben Topkapı’da sergilenen eserleri  Çin’de bile görmedim. Bu eserlerin İpek Yolu’nun izdüşümü olduğunu düşünüyorum.”  ifadelerini kullandı. Bakan Luo, gelecek yıl "Türkiye Yılı" olması dolayısıyla büyük  bir  etkinlik yapacaklarını belirtti. Toplantı sonrasında Pekin’deki tarihi ve turistik yerleri ziyaret eden  Kurtulmuş, Pekin’deki temasları kapsamında gazeteciler ve Çinli tur  operatörleriyle bir araya gelecek.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Laleli Buluşmaları

LASİAD, Kasım ayı Laleli Buluşmalarını 2 Kasım Perşembe günü Laleli Wyndham Old City Otel’de gerçekleştirdi. Bu ayki Laleli Buluşmaları’nın konuğu Gazeteci İsmet Berkan oldu. Programın açılış konuşmasını LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin EYYÜPKOCA yaptı. Ardından İsmet Berkan ‘’Küresel Siyasetin Dünya ve Türkiye Ekonomisine etkileri’’ Konulu konuşmasını gerçekleştirdi. Berkan Konuşmasında “Hem Suriye de ki iç savaşın hem de Irakta ki gelişmelerin Türkiye’nin içine bire bir etkileri oldu. Bu etkileri Türkiye’nin her yerinde yaşadık, gördük. Geçen hafta sonu Türk Polisi çok önemli bir saldırıyı engelledi. İstanbul polisine teşekkür etmemiz lazım. Terör olarak hayatımıza yansıyan yönleri var. İstanbul da pek hissetmiyor olabiliriz” dedi ve ekledi;“Suriye de ki iç savaş Türkiye’nin iç işidir. Şu sebeple bir kere Suriye de sizin vatandaşlarınızın akrabaları yaşıyor, Türklerin akrabaları yaşıyor. Sizin sırtınızı dönmeniz pek mümkün değil. O yüzden Türkiye bu iç savaşın bir parçası oldu” dedi. “Üretiminizi Rusya’ya taşımalısınız” Sözlerine Rusya ile ilgili devam eden Berkan ; “Avrupa Birliği ve Amerika Rusya’ya ambargo koyduğunun ertesi günü Vladimir Putin bunu büyük bir iç politika hamlesine çevirdi. “Biz kendimize yeteriz” adıyla da bunu sloganlaştırdı. Rusya ve Putin açısından gıda ilk adım. Putin var oldukça bu durum sürecek diye düşünüyorum. Üretiminizi Rusya’ya taşımalısınız. Ben Putin olmadan bir Rusya hayal edemiyorum” dedi. Programa Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Gürsoy ve Konfeksiyon Yan Sanayicileri Derneği (KYSD) Başkanı Murat Özpehlivan da katılım gösterdi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Brexit müzakereleri 'para'ya takıldı

Birleşik Krallık'ın Avrupa Birliği'nden ayrılmasına (Brexit) ilişkin müzakereler "para" konusuna takıldı Brüksel’in etkili düşünce kuruluşlarından Bruegel'in Müdür Yardımcısı Maria Demertzis, Birleşik Krallık'ın Avrupa Birliği'nden (AB) ayrılmasına (Brexit) ilişkin müzakerelerdeki son durum hakkında yaptığı açıklamada, Brexit müzakerelerinin 6'ncı turunun 9-10 Kasım'da Brüksel'de gerçekleştirileceğini hatırlatarak, görüşmelerin İngiltere Başbakanı Theresa May'in Floransa'da gerçekleştirdiği konuşma sonrasında ivme kazandığını söyledi.  Demertzis, İngiltere'de siyasi belirsizlikler ve May hükümetinde çalkantılar olduğuna işaret ederek, "Süreçte ciddi zorluklar mevcut. Buna rağmen müzakere sürecinde hem Birleşik Krallık hem de AB için ilerleme sağlamanın önemli olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle olabildiğince hızlı bir biçimde müzakerelerdeki ilk aşama geçilerek ticaret anlaşması görüşmelerine başlanmalı." ifadelerini kullandı. Mevcut durumda tarafların "diplomatik oyunlar" oynadığını, süreci geciktirmenin hiç kimseye fayda sağlamadığını belirten Demertzis, Birleşik Krallık'ın AB üyeliğinin Mart 2019'da son bulacağını hatırlattı. Demertzis, "Bu tip müzakerelerin başarılı olması için süre kritik öneme sahiptir. Burada olumlu bir sonuç almak için geriye çok uzun bir süre kalmadığının farkına varılmalı." dedi.  "BÜTÜN ÇABALARI BİR ANLAŞMA SAĞLAMAYA YOĞUNLAŞTIRMAK GEREKİYOR" Maria Demertzis, AB üyesi 27 ülkenin, İngiltere’den mali taahhütleri konusunda açıklık getirmesini talep ettiğini, Birleşik Krallık'ın ise söz konusu faturayı azaltmaya çalıştığını ifade ederek, şunları kaydetti: "Müzakerelerde artık ilerleme sağlandığını görmek istiyorum. 20-100 milyar avro aralığında bir ayrılık faturası tartışması devam ediyor. Bu rakam, ne olursa olsun ticaret anlaşması yapılmadan gerçekleşecek bir Brexit'le karşılaştırınca bir önem taşımıyor. Bütün çabaları, bir anlaşma sağlamaya yoğunlaştırmak gerekiyor." Söz konusu rakamların ekonomilerin boyutlarıyla karşılaştırıldığında çok önemli bir konu olmaması gerektiğini vurgulayan Demertzis, "Para konusu üzerinde bu kadar zaman kaybetmek iyi bir strateji değil. Taraflar arasında ayrılık sonrasında geçerli olacak ticaret anlaşması yapılması, ekonomik açıdan çok daha büyük öneme sahip." diye konuştu.  www.dunyabulteni.net
Devamını Oku
Standard Post with Image

Fatih Belediyesi ‘Kültürel Mirası İhya’’ Programında Tarihi Yarımadada Yapılan Restorasyon Projeleri Tanıttı.

Fatih Belediyesi, 2004 yılından itibaren Medreseler, Tekkeler, Sıbyan Mektepleri, Sarnıçlar, Anıt Yapılar, Tescilli Sivil Mimarlık örneği yapılar, Camiler ve Çeşmelerden oluşan toplam 320 adet orta ölçekli eseri Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Valiliği, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve hayırsever vatandaşlar ile işbirliği yaparak restore işlemlerini gerçekleştirdi. Yapılan bu restore işlemleri için Fatih Belediyesi 11 Kasım Cumartesi günü Yenikapı Etkinlik Alanı’nda Cumhurbaşkanının katıldığı ve tüm halkın davetli olduğu bir tanıtım programı gerçekleştirdi. ‘320 Orta Ölçekli Eseri Restore Ettik’ Programın açılış konuşmasını Fatih Belediyesi Başkanı Mustafa Demir yaptı. Demir, “8.500 yıllık tarihi boyunca, üç kadim medeniyete ve imparatorluğa ev sahipliği yapan Fatih, binlerce yıldır medeniyetlerin, birbirleriyle yarışına sahne olmuş ve bu yarışta ecdadımız,medeniyet tasavvurunu mimariye yansıtarak, abidevi eserler vücuda getirmiş, şehre, adeta; mührünü vurmuştur.” dedi. Sözlerine şu şekilde devam eden Demir,“Camiler ve çeşmelerden oluşan 320 adet, orta ölçekli eseri restore ettik. Ayrıca hâlihazırda sayısı 480’i bulan ecdat yadigârı eserimizin bir kısmının projeleri tamamlandı, bir kısmının ise; proje süreci devam etmektedir. Bunlardan ayrı olarak; temeli Fatih Sultan Mehmet Han tarafından atılan, 2.776 parsel ve 3.125 dükkândan oluşan, şehrimizin simge eserlerinden Kapalıçarşı’yı da, zamanın acımasız ellerine bırakmadık ve restorasyon sürecini başlattık.” diye konuştu. ‘15 Yılda Hükümet İmkânlarıyla Tarihimizi Ayağa Kaldırmanın Mücadelesini Verdik’ Programa katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptığı konuşmada, tarihle ters düşülmemesi gerektiğini belirterek şunları kaydetti, "Biz tarihimizle ters düşmemeli, tarihimizle bütünleşirsek bir değer ifade eder. Bunu yapamıyorsak bir kaçak var demektir. Bugün ecdadımızın seviyesine ulaşabilmiş değiliz. Bir gün restorasyonun açılışını yaptığımız eserlerine bakalım bir de günümüz mimarisiyle yapılan eserlere bakalım. Ecdat ne kadar zamanda yapmış biz restorasyonu ne kadar zaman da yapmışız. Hangisi insan ruhuna daha iyi ifade ediyor. Hangisi gelecek nesillere iftiharla bırakacak nitelikte. Ecdadın yaptığı eserle bu özelliklere sahip. Zihniyeti ve uygulamamızı değiştirmeliyiz. Önce ihyayı gerçekleştirmeliyiz, sonra da onu aşacak yani inşayı gerçekleştirecek bir anlayışı hâkim kılmalıyız.” Erdoğan, "İstanbul'da yaşamanın anlamını ancak bu manayı kavrayarak anlarız. Geçtiğimiz 15 yılda hükümet imkânlarıyla tarihimizi ayağa kaldırmanın mücadelesini verdik. Yeniden ayağa kaldırdığımız eserleri tek tek saysam saatler sürer. ” dedi. Programa LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Erdem Soylu Karabağlı, Barış Köseliören, Ahmet Turan Yönetim Kurulu Üyeleri İsmail Dark, Turan Yavuz, İhsan Bıyıkbeyi, Arif Özkan, Yakup Samsama, Sebahattin Demir, Gökhan Karabulut ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak  ve 150 kişilik bir Laleli iş adamı grubu katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Siz Rusya'yı nasıl bilirsiniz?

Seveni de çok, korkanı da... Takdir edeni de çok, eleştireni de...  Ama ortak nokta, Rusya'nın her zaman dünyanın en çok merak edilen ülkelerinden biri olduğu gerçeği. Çoğu yabancı için, Rusya hakkında bilinenler ise bazen bu nispette yüzeysel. Bu da önyargılara, doğru bilinen yanlışlara, güncel ifadeyle söylemek gerekirse "steryotiplere", yani basmakalıp inanışlara kapı aralıyor. İşte Georgi Manayev'in derlediği bunlardan bazıları ve "doğru"lar: 1. En popüler Rus ismi İvan'dır: İvan aslen Rus ismi olmadığı gibi, en popüler isim de değildir. İvan eski bir Yahudi ismidir (Yohanan). Rusya'da en çok rastlanan erkek isimleri Aleksandr, Sergey ve Dmitri'dir. 2. Bira Rusya'da alkolden sayılmaz: Yaygın kanının aksine bira 2011'den beri Rusya'da alkollü içecek sınıfına girer. 3. Ruslar birbirine hep "yoldaş" der: Sovyet devrinin bu sıfatı hiç yaygın değildir. Genellikle, şaka yollu kullanılır. 4. Tüm Ruslar komünisttir: Hayır, Sovyetler Birliği'nin en kuvvetli yıllarında bile tüm Ruslar komünist değildi. En iyi zamanlarında bile parti üyesi 20 milyonu bulmamıştı. 5. Rusya çok soğuktur ve sürekli kar yağar: Rusya belirli bir iklim kalıbına sokulamayacak kadar büyük bir coğrafi alana yayılan bir ülkedir. Dört iklim bölgesine ayrılan ülkede hava sıcaklığı -41 ile +41 arasında değişir. 6. Ruslar diğer Slav dillerini kolayca anlayabilir: Bazılarını kısmen evet (Ukraynaca), bazılarını hayır (Lehçe, Çekçe). Türklerin Azericeyi kolay, Kazakçayı çok az anlaması gibi. 7. Rusya yoksul bir ülkedir: Rusya gelir dağılımının adaletsiz olduğu ülkeler arasında yer alır, ancak bir bütün olarak yoksul bir ülkedir denemez. Rusya dünyanın en büyük 12. ekonomisidir. 8. Rusya'da mağazalarda raflar boştur: Perestroyka döneminden kalan bu inanış kesinlikle yanlıştır. Rusya bugün tüketimin bol olduğu bir ülkedir. 9. Her Rus mafyayla biraz ilişkilidir: Ortalama Rusun kanunla derdi ödenmemiş bina hizmeti faturaları ve trafik cezalarından öteye geçmez. 10. Rusya sokaklarında ayılar gezer: Hayır. Sadece Sibirya'da ya da uzak bazı kasabalarda kışın yiyecek bulmak için şehre nadiren inen ayılar olursa bu da "büyük haber" olur.  11. Rusların gizemli bir ruhu vardır: XIX. yüzyıl edebiyatçıları tarafından "yaratılan" Rus ruhu kavramı Ruslara kendilerini özel hissettirir ve renk katar, ama ülkeye dair herhangi bir gizeme ışık tuttuğu şüphelidir. 12. Bütün Ruslar KGB tarafından izlenir: KGB'nin dağılmasının üzerinden neredeyse 30 yıl geçti, ismi FSB'ye döndü ama genel olarak sistem devam ediyor. "Herkes izleniyor" paranoyası yersizdir elbette ama yine de Rusya'da gizli servislerin hayat üzerindeki kontrolü Batılı demokrasilere göre daha fazladır. 13. Ruslar daçayı sever: Doğru. 1950'lerin sonunda Kruşçev'in toprak reformu ile birlikte Rusların daça edinme imkanı ortaya çıkmasaydı Sovyetler Birliği daha erken yıkılabilirdi. Hem ekonomik açıdan, hem özel alan yaratma olanakları bakımından daçalar Rusya vatandaşlarının "hayatını kurtardı" denebilir. Ancak daça kültürünün SSCB öncesine uzandığını da bilmeli. 14. Rusya'da yollar berbattır: Kısmen doğru. O yüzden Rusçada "Bizim iki derdimiz var; yıllar (darogi) ve aptallar (duraik)" derler. 15. Ruslar batıl inançlıdır: Evet. Uzaya ilk insan yollamış, bilim ve teknolojide bu kadar yol almış bir ülke ve toplum için umulmayacak kadar fazla batı inanç vardır. 16. Rusya'da bütün sürücülerin araç içinde kamerası vardır: Neredeyse tamamen doğru.  17. En iyi hackerlar Rusya'dan çıkar: Matematik geleneği kuvvetli bir ülke olarak Rusya iletişim teknolojilerinde de iyi bir yerdedir. Ve, evet, maceracı ruhla birleşince, Rusya'dan ve eski Sovyet cumhuriyetlerinden çok sayıda iyi hackerın çıktığı doğrudur. 18. Yolsuzluk Rusya'da yaygındır: Devlet görevlilerinin işlerini yapmaları için rüşvet verdiğini söyleyen Rusyalı sayısı Avrupalı sayısının dört katı olduğunu söylemekle yetinelim. 19. Ruslar çok votka içer: Yaygın kanının aksine Rusya dünyada içki tüketiminde 1. değil, 6. sıradadır. 20. Rusya babuşkalarla doludur: Gerçekten de Rusya'da yaşlı kadın sayısı yaşlı erkek sayısının bir buçuk katıdır.  Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Azerbaycanlı Vekil: Geçmişte Yanımızda Olmayan Batı Bugün de Türkiye'nin Yanında Değil

Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva, sözde Ermeni soykırımını kabul eden Hollanda Parlamentosu'nun Hocalı soykırımıyla ilgili açıklama yapmadığını belirterek, "Geçmişte bizim yanımızda olmayan Batı bugün de Türkiye'nin yanında değil" dedi. Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva, sözde Ermeni soykırımını kabul eden Hollanda Parlamentosu'nun Hocalı soykırımıyla ilgili açıklama yapmadığını belirterek, "Geçmişte bizim yanımızda olmayan Batı bugün de Türkiye'nin yanında değil" dedi. Karabağ Savaşı sırasında 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaşanan ve Azeri sivillerin Ermenistan'a bağlı kuvvetler tarafından toplu şekilde katledilmesinin 26. yıldönümünde Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva açıklamalarda bulundu. Paşayeva, "Hocali Soykırımı üzerinden 26 yıl geçti. O gün orada kar ve soğuk vardı. Ermenistan askeri güçleri sivil insanlarımızı çocuk, kadın, yaşlı demeden acımadan bu soykırımı yaptılar. İnsanların çoğunu katlettiler, çok az insan sağ kurtuldu. Onlar da ayakları ve elleri donarak, ağır hastalık ve travmalarla kurtuldular. İşgalci Ermenistan askerleri yeryüzünden Hocalı adında bir kent sildiler. Çoğunu da rehin aldılar, bazıları kayıp. Onlarda 26 yıldır kendi evlerine dönemiyorlar. Oradaki insanların tek suçu Türk Müslüman olmaktı. O insanlara yapılan soykırım tüm insanlığa yapılmıştır. Herkesin din, dil ve ırk fark etmeksizin Hocalının yanında olmalıdır. Bizim isteğimiz bu soykırımı yapanların adalet karşısında hesap vermesidir. Bunu yapanlar işgalci Ermenistan'da en üst düzeyde şu an görev yapıyorlar ve adalet karşısında cevap vermiş değiller. Dünyanın her yerinde bu çalışmaları yürütüyoruz. Tüm insanlığa Hocalı için adaletin yanında olmaya çağırıyoruz" dedi. "SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMINI KABUL EDEN HOLLANDA, HOCALI'YLA İLGİLİ AÇIKLAMA YAPMADI" Ganire Paşayeva, "Biz bu konuda Batı'da çifte standartlarla karşılaşıyoruz. Sözde Ermeni soykırımını kabul eden Hollanda'nın bu kararını Türk evlatları olarak kabul etmeyeceğiz. Bu yalan ve iftiradır. Bu kararları kabul eden Hollanda Parlamentosu, Hocalı katliamıyla ilgili herhangi bir açıklama yapmadı. Neden yüzyıl önce olmamış olayları kabul edenler modern dünyanın gözü önünde olan Hocalı soykırımını görmek istemiyor. Fransa Cumhurbaşkanı Ermeni Diasporasıyla görüşerek, sözde Ermeni soykırımını anma günlerinin içerisinde ekleyeceklerini söyledi. Biz bunu kınıyoruz. Fransa'nın bu adımları atması çok yanlıştır. Ayrıca Fransa, Karabağ sorunun çözümünde rol oynayacak 3 ülkeden biridir. Tüm bunlar çifte standartı gösterir" ifadelerini kullandı. "GEÇMİŞTE BİZİM YANIMIZDA OLMAYAN BATI BUGÜN DE TÜRKİYE'NİN YANINDA DEĞİL" Paşayeva, "Azerbaycan'da Ermenistan destekli terör örgütleri metroları, parkları ve sivil insanları öldürdüklerinde Batılı ülkeler bizim yanımızda değillerdi. Bugün de terörle mücadele de Türkiye'nin yanında değiller. Uluslararası hukukun çöktüğü dünyada haklı olmak yeterli değil, güçlü olmak zorundayız. Hep birlikte kardeş ülkelerle beraber tüm haksızlıkların karşısında olacağız. Hollanda'da binlerce insanımız var. Evlerinizde oturmayın, itirazınızı Hollanda Parlamentosuna iletin. Seçimler geldiğinde de bu haksız adaletsiz karar kimler oy kullandıysa onlara oy kullanmayın. Herkese de bunu duyurun. Bu yalanlara destek verenlere bizim oyumuz yok. Yalanlara karşı en güzel mücadelenin yolu doğruları anlatmaktır. Gençlerimiz de sosyal medyada daha aktif olmalıdır" şeklinde konuştu. "-TERÖRLE BERABER MÜCADELE EDELİM- DİYEN BATI, TÜRKİYE'NİN YANINDA DEĞİL" Afrin harekatıyla ilgili de açıklamalarda bulunan Paşayeva, "Avrupa, 'terör insanlık aleyhine suçtur' diyor. Terörle mücadele etmek gerekir. Bizde doğrudur diyoruz. Terör her yerde terördür ve kınıyoruz. Aynı duruşu ve tavrı göremiyoruz. Türkiye'nin bugün Afrin'de yaptığı terörle mücadeledir. PKK'nın tüm kolları terör örgütüdür. Bu örgüt binlerce can aldı. Zeytin Dalı Harekatıyla batı ülkelerinin Türkiye'nin yanında olmadığını görüyoruz. Tam aksine Türkiye'nin aleyhine çalışan terör örgütlerini desteklediklerini görüyoruz. Terör kendilerine gelince beraber mücadele edelim derler. Bize gelince terör örgütlerinin arkasında durdukları için insanlık suçu derler. O yüzden biz Azerbaycan olarak kardeş Türkiye'nin yanındayız. Herkesin de Türkiye'nin yanında olması lazım. Terörle mücadele için canımızı vermeye hazırız. Amaçları Türkiye'nin gücünü zayıflatmaktır. Türkiye'nin gücü azalırsa, herkesin gücü azalır. Türkiye'nin gücü bizim gücümüzdür. Birlik ve beraber olma günüdür" diye konuştu. Kaynak:www.sondakika.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Turizm Haftası Açılışı

İstanbul İl Kültür ve İl Turizm Müdürlüğü tarafından 42. kez düzenlenen Turizm Haftası etkinliklerinin açılış töreni 16 Nisan Pazartesi günü Türk ve İslam Eserleri Müzesi'nde gerçekleşti. Açılış törenine katılan İstanbul Valisi Vasip Şahin, ``İstanbul`un en önemli sorunlarından biri İstanbul`a ulaşım ve İstanbul içinde ulaşımdır.`` dedi.  3. Havalimanıyla birlikte İstanbul için ``altın yılın``başlayacağını belirten Vali Şahin, `İstanbul geçen yıl 13 Milyon turisti ağırladı. Bu yeterli değil diyoruz ama, İstanbul daha fazla turisti bundan sonra ağırlayabilecek kapasiteye eriştirilmeli. Yeni havalimanıyla birlikte İstanbul`a erişim kolay olacak. Bu havalimanında Tarihi Yarımada`ya ulaşım için metro çalışmaları devam ediyor. Tüm bu çalışmalar önemli ve ileriye yönelik çalışmalar. Geriye bakıp ağlanmak yerine, ileriye bakıp ümitvar olmak istiyorum.`` dedi. Turizm Haftası açılış törenine LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Erdem Soylu Karabağlı katıldı. Törende Karabağlı, Rusya Federasyonu İstanbul Başkonsolosu Andrey Podelyshev ile de görüşme yaptı. 
Devamını Oku