Arama HABERLERi

Standard Post with Image

LASİAD, TRİSAD’ın düzeneldiği ‘’Tecrübe Paylaşım Programı’’na katıldı

Süleyman Orakçıoğlu: “Başarıya Giden Yol İnanmışlıktan Geçer” Türkiye’nin lider moda markaları Damat – Tween ve D’S Damat’ı bünyesinde barındıran Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu deneyimlerini sektör temsilcileri ile paylaştı. 26 Nisan 2016 tarihinde, Türkiye Triko Sanayicileri Derneği (TRİSAD)’nde düzenlenen söyleşiye TRİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Balkuv, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Turan ile Yönetim Kurulu Üyesi Rıfat Opan, İSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İrfan Özhamaratlı ve çok sayıda sektör temsilcisi katıldı. Saat 18:00’de başlayan söyleşide deneyimlerini paylaşan Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, genç nesile yönelik tavsiyelerde bulundu. “Genç yaşta sektörün içine girince çok şey öğrendim. Üniversitelerde ders verdiğim öğrencilerime de aynı tavsiyede bulunuyorum: çalışma hayatında şimdiden deneyim edinin. Çünkü çocuklarımızın ne kadar iyi bir eğitim hayatı olmasını sağlarsak sağlayalım, sıra çalışma hayatına geldiğinde en önemli şey tecrübe oluyor. Yurtdışında master yaptıktan sonra yönetici pozisyonunda işe başlayan gençlerimiz, bakkalda ekmeğin fiyatının ne olduğunu bilmiyor. İşlerimizi devredeceğimiz, bizim yaptığımızdan daha büyük işler başarmasını beklediğimiz çocuklarımıza iyi bir eğitimin yanı sıra iyi bir iş tecrübesi imkanı da sağlamaya çalışmalıyız” ifadelerini kullanan Orakçıoğlu, özellikle bu sektörde yetişecek olan genç neslin izlemesi gereken yolu anlattı.   “Gençler Yönetici Olabiliyor Ama Ekmeğin Fiyatını Bilmiyorlar” Damat-Tween markası ile dünyanın dört bir yanında faaliyet gösteren Süleyman Orakçıoğlu, bünyelerinde üst düzey pozisyonda çalışan yaklaşık 2000 kişi olduğunu belirtti ve ekledi: “Bir firmanın, hangi sektörde olursa olsun, başarıyı yakalayabilmesinin en önemli koşullarından biri çalışanlarının başarıya olan inancıdır. Bizim şirkette, çalışanlarımız ortaya koyduğumuz projenin başarılı olacağına benden çok inanıyor. İnanmışlık, nitelik, güven ve çaba beraberinde hiç kuşkusuz başarıyı da getirecektir.” Gelecek sezonlarda çok daha farklı ve yeni projelere imza atacaklarını belirten Orakçıoğlu, sürdürülebilir küresel başarı için çalıştıklarını söyledi. Global marka olma yolunda geçirilen akreditasyon sürecinin geçtiğimiz yıllarda sağlam bir temelde oluştuğunu ifade eden Orakçıoğlu düşüncelerini:” Yeni sezonda spor, eğlence ve iş dünyasında önemli sponsorluk anlaşmalarımız var. Amerika’da, Rusya’da, Avrupa’da, Afrika’da, Çin’de, Avusturalya’da bulunan mağazalarımızın sayısını başarı ve ihtiyaç oranına göre arttırmayı hedefliyoruz. Özellikle Rusya pazarı kaynaklı yaşanan ekonomik krizin ardından piyasadan çekilen firmaların aksine, tüm zorlukların karşısında ayakta kalabilme ve hatta ilerleyebilme politikası izlemek ne derece globalleşebildiğimizi gösteriyor” şeklinde ifade etti. Söyleşi, katılımcıların Orakçıoğlu’na yönelttiği sorular ile devam etti. Söyleşinin ardından TRİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Balkuv, Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu’na plaket takdim etti.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Dolar güçlü duruşunu sürdürüyor

Siyasi risklerin tekrar ön plana çıkması ve küresel satış baskısı ardından geçen hafta sert yükselişe geçen dolar/TL bu sabah 2.94’ün üzerinde güne başladı. Dün piyasaların kapanış saatlerinde 2.9350/2.9360 seviyesinde olan dolar/TL, bu sabah 2.9444/2.9450 seviyesinde bulunuyor. Dolar/TL geçen haftaya dolardaki küresel zayıf seyre paralel altı ayın en düşük seviyeleri olan 2.80’in altında başlamış ancak artan risklerle yönünü yukarı çevirerek 2.9765 seviyesini test etmişti. Dün aynı saatte 3.1380/3.1395 seviyesinde olan sepet bazında TL bu sabah 3.1470/3.1484, 3.3419/3.3435 seviyesinde olan euro/TL ise 3.3500/3.3517 seviyesinde işlem gördü. Bankacılar önümüzdeki dönemde siyasi gelişmelerin nasıl seyredeceği, ekonomi yönetimi ve politikalarının nasıl şekilleneceği netleşene kadar TL’de gelişmekte olan ülke para birimlerinin de üzerindeki satış baskısının sürebileceğini belirtiyor. TEB Stratejisti Erkin Işık, bu sabahki notunda global risk algısının Çin büyümesine yönelik endişeler, geçen hafta beklentilerin altında gelen ABD tarımdışı istihdam verisi ardından baskı altında kaldığını söyleyerek, “TL geçen hafta artan politik tansiyon nedeniyle 16 gelişmekte olan ülke para biriminin oluşturduğu sepet karşısında yüzde 3 zayıf seyrederken, dün benzer para birimlerine paralel bir seyir görüldü” dedi. Işık politik tansiyonun yanı sıra ekonomi politikalarında daha genişlemeci yönde değişim olasılılığının da piyasalar için bir endişe kaynağı olduğunu söyleyerek, “Bu çerçevede 24 Mayıs’taki PPK kararı, oluşacak yeni kabine önemli olacak. TL’nin performansı da bu konulara bağlı olacak” dedi. AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yerini Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın işaret edeceği bir başka siyasiye bırakacak olmasının siyasi riskleri artırmasıyla geçen hafta kur ve faiz sert yükselmişti. Bu çerçevede AK Parti’nin 22 Mayıs’ta yapılacak olağanüstü kongresi en önemli gündem maddesi olarak öne çıkıyor. Öte yandan kongrenin hemen ardından 24 Mayıs’ta yapılacak PPK toplantısında faiz indirimlerinin devam edip etmeyeceği de önemli olacak. Kaynak: www.dunya.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASAİD Ağrı'da 6 Bin 500 Kişiye İftar Verdi

Her yıl düzenlenen ‘Geleneksel LASİAD İftarı’ bu yıl ''Gelin Gönüller Yapalım, Bu Ramazan ve Her Zaman'' teması ile ve Ağrı Valiliği'nce ''Kardeşlik Sofrası'' adı verilen büyük bir iftar organizasyonu olarak gerçekleştirildi. ''Hemen hemen her gün şehit cenazelerinin olduğu bir ortamda İstanbul'da iftar programı düzenlemeyi uygun bulmuyoruz'' diyen LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, bu nedenle bu yıl iftar programını Ağrı Valiliği işbirliği ile 6 bin 500 Ağrılıyı, Ağrı Şehir Stadı’nda iftarda ağırladı. LASİAD'ın iftarına Başbakan Binali Yıldırım ile Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Mehmet Mehdi Eker ve Yasin Aktay, Ağrı Valisi Musa Işın, Iğdır Valisi Ahmet Turgay Alpman, milletvekilleri, bürokratlar ve üst düzey devlet erkânı ile LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, Başkan Vekili Muhammed Sancaktar, Başkan Yardımcısı Ahmet Turan, Yönetim Kurulu Üyeleri Mehmet Yasubuğa, Murat Eraslan, Barış Köseliören, LASİAD Üyesi ve İTO Meclis Üyesi Şenol Aras ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katıldı. 21 Haziran 2016 günü Ağrı'ya giden LASİAD heyetini Ağrı valiliğinde Vali Musa Işın karşıladı. Burada yapılan görüşmelerin ardından Başbakan Binali Yıldırım ve beraberindekileri karşılamak üzere Ağrı Ahmed-i Hani Havalimanı’na gidildi. Burada Giyasettin Eyyüpkoca ve Muhammed Sancaktar Ağrı Valisi Musa ışın ve İl protokolüyle birlikte Başbakan ve beraberindeki heyeti karşıladı. Başbakan Binali Yıldırım ve Başkan Giyasettin Eyyüpkoca arasında ayaküstü kısa bir sohbet oldu. Bu sohbette Başkan Eyyüpkoca, Laleli ve LASİAD hakkında Başbakan Binali Yıldırım'a kısa bilgiler verdi. Ve Ağrı'ya 6.500 kişiye iftar vermek için geldiklerini belirtti. Başbakan Binali Yıldırım da bundan duyduğu menuniyeti dile getirdi. Daha sonra iftar programı için Ağrı şehir stadına hareket edildi. İftar programında konuşan Başbakan Binali Yıldırım, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ve Vali Musa Işın kardeşlik vurgusu yaptılar. İftar yemeğinden sonra yapılan duayla program son buldu.  İftar programının ardından Vali Musa Işın, LASİAD heyetini konutunda ağırladı. Oldukça samimi bir ortamda gerçekleşen görüşme sohbetlerle sahura kadar devam etti. Vali Işın daha sonra LASİAD heyetine sahur yemeğinde ağırladı. 22 Haziran günü LASİAD heyeti Vali Musa Işın'ı tekrar makamında ziyaret etti. Ziyarette Vali Işın'a lale motifli vazo, plâket ve çeşitli hediyeler takdim edildi. Vali Işın da başta LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca ve Başkan veklili Muhammed Sancaktar olmak üzere LASİAD heyetine plaket ve çeşitli hediyeler takdim etti. Başkan Eyyüpkoca, Vali Işın'a teşekkürlerini iletti. Vali Işın LASİAD heyetini valiliğin önünden bizzat kendisi havaalanına uğurladı.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD İTHİB’in İftar Organizasyonuna Katıldı

İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) bu yılki iftar programını Bahçelievler Şeyh Zayid Çocuk Yuvası’nda gerçekleştirdi. Programa İstanbul Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürü Önal İnaltekin, İTHİB Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Gülle, Kızılay Merter Şubesi Başkanı Erhan Tan, LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, BATİAD Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Ertem, OTİAD Yönetim Kurulu Başkanı İlker Karataş, MESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Gecü, Bahçelievler Şeyh Zayed Çocuk Yuvası Müdürü Hanifi Küçükaltun, LASİAD Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Yasubuğa, Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak, Dış İlişkiler Sorumlusu Muharrem Ay, Çocuk Yuvası ve Huzur evi sakinleri, anne öğretmenler ve çalışanlar katıldı. İftar yemeği öncesinde Başkan Giyasetin Eyyüpkoca yuvadaki çocuklara çeşitli hediyeler takdim etti. Mehmet Yasubuğa da tüm çocuklara çikolata dağıttı. Programda konuşan İTHİB Başkanı İsmail Gülle, çocukların gelecek için öneminden bahsetti ve yardım yapan dernek ve kuruluşlara teşekkürlerini iletti. İftar yemeği miniklerin koro eşliğinde söylediği şarkı ve şiirlerle devam etti.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Zirve muhasebesi: Kim ne aldı?

Uçak krizi sırasında atılan köprüleri tekrar onarmaya başlayan Tükiye ile Rusya, dün iki ülke liderinin İstanbul zirvesi ile yeniden "güçlü işbirliği" mesajları verdi. İlişkilerin temel taşlarından olan enerji alanında Türk Akım için konulan imzalar, Ankara-Moskova bağlarını daha da perçinledi. İki liderin yakınlığı ve samimi pozları, kriz günlerine sünger çekildiği, "normalleşme" sürecinin pratikte Türk tarafının arzuladığı kadar hızlı olmasa da "adım adım" devam edeceği tespitlerini güçlendirdi. Her ne kadar Rusya'daki iş dünyasının beklediği somut adımlar henüz atılmamış olsa da, genel manzara Türkiye-Rusya ilişkilerinde bulutların büyük ölçüde dağıldığı, Suriye krizi yüzünden yeni "kara bulutlar" birikmezse yolun açık olduğu şeklinde.    Dünkü zirveden çıkan bazı sonuçları şöyle sırlamak mümkün: - İki lider uçak krizi sırasında büyük darbe olan samimi ilişkilerine yeniden döndüler. Erdoğan ile Putin’in birlikte verdikleri fotoğraf, “kırgınlıkların unutulduğu, Rus tarafının uçak krizinin perde arkasında başka nedenler olduğu kanaatine geldiği, Erdoğan ile ilişkileri iyi tutma arzusunda olduğu” yorumlarını güçlendirdi. - Putin, iki ülkenin Türkiye’yi “enerji hub’ı yapma” niyetini bizzat dile getirerek, Türkiye ile stratejik ilişkilerin olası boyutuna dair ipucu verdi. Hata kulislerde, TANAP, Türk Akımı gibi projelerin birbirine rakip değil, Rusya-Türkiye-Azerbaycan arasında “enerji ortaklığı” yaratma konusunda fırsat verebileceği değerlendirmeleri yapıldı. - Rusya Botaş’ın istediği doğal gaz indirimini alamadığı için Türk Akımı’na daha önce gerekli izinleri vermemişti. Şimdi Gazprom’dan indirim garantisi alındığı, sadece oran üzerinde görüşmeler yapılacağı bildiriliyor. Rus basını da bugün Putin'in Türkiye'ye gazda indirim için söz verdiğini özellikle vurguluyor. - Rus tarafının Güney Akım’ın suya düştüğü bir dönemde Türk Akımı anlaşmasını imzalaması, Batı’ya karşı “Hala enerjide gücümüz yerinde” mesajı olduğu ve Ankara ile Moskova’nın AB’ye karşı “ortak tavır” sergiledikleri belirtiliyor. AB içinde Rusya’dan yeni hat ile gaz almaya hazır pek şok ülke olduğu içini, bu proje AB enerji politikalarındaki çatlağı büyüteceğe benziyor.  - Suriye konusunda medyanın önünde "farklı düşüncelere rağmen diyaloga devam" mesajı verilse de, iki tarafın politikalarının hala çok uzak olduğu belirtiliyor. Esad'ın kaderi konusu en önemli farklılık konusu olarak masada. Ancak Fırat Kalkanı operasyonu ile ilgili Rusya'nın başından itibaren ölçülü tepki verme çabasında olması, iki tarafın uçak krizi oılayından ders alarak "diğer konuların ikili ticari-ekonomik ilişkilerin seyrini bozmasına izin vermeme" çabasına bağlanıyor. - Zirvede ağırlığın enerji projelerine ve Suriye konusunda olduğu, ikili ilişkilerdeki detaylı konuların bakanlara havale edildiği anlaşılıyor. Yaş sebze meyvede yasağın domatesi kapsamaması, Rusya’nın yerli üreticisini koruma kararlılığı ile açıklanıyor. Çalışma izinleri başta olmak üzere, Türk iş dünyasının talepleri, KEK toplantısı ve bakanlıklar arasındaki müzakerelere kaldı. Yani Rusya verirken "acele" etmiyor. -  Rusya’nın ilk günden Putin’in ağzından ilan ettiği “kademeli normalleşme” politikasına bağlı olduğu, Türkiye’den gelen taleplerin “aşama aşama karşılanacağı” mesajı verdiği anlaşılıyor. Yıl sonuna kadar yaptırımlardan kaynaklanan yasakların kaldırılması bekleniyor.  Vize konusunda ise en fazla "iş adamlarına vizesiz rejim" beklentisi şimdilik gündemde. Turist vizesinin kaldırılması, Türkye'de olağanüstü hal sürdükçe masada olmayacağa benziyor. Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Uzmanlar tartışıyor: "Ruble ve lirayla ödeme, tur paketlerinde ne kadar düşüş sağlar?"

Rusya ile Türkiye arasında ödemelerde ulusal para birimlerine geçilmesi fikri Rusya’da da tartışılmaya devam ediyor. Rossiyskaya Gazeta, bazı uzmanların bu konudaki fikirlerine başvurdu. Konuyu değerlendiren Rusya Turizm Acenteleri Birliği Başkanı Andrey Gavrilov, “Bunu iki bölüme ayırmak lazım. Birincisi, turistlerin Türkiye’deki mekan ve mağazalardaki ödemeleri. İkincisi, tur paketlerinin ödemeleri. Mağazalardaki basit alışverişler kura bağlı olacak ve bunu yapmak çok kolay değil. Turizm sektöründe tur paketleri satışı  için ise bu mümkün” değerlendirmesini yaptı.  Rusya turizm endüstrisinin, Türkiye’ye ödemeleri özel hesaplara ruble cinsinden yapabileceğini belirten uzman, “Bu ruble kaynakları biriktirilip, daha sonra Türkiye tarafınca, belirli mal ve hizmetlerin ödemelerinde kullanılabilir. Böylece komisyon ödemelerinden, kur farkından ve banka hizmetleri için yapılan, tur fiyatlarının toplam yüzde 3-4’ünü bulan ödemeler kurtulmuş olunur. Örneğin 50 bin rublelik bir turda 2 bin ruble tasarruf sağlanır. Bu, hem tüketiciler hem de tur operatörleri için fena bir para değil” dedi. Stratejik Analiz Enstitüsü Müdürü İgor Nikolayev ise, “Bu tür uygulamalar daha çok, birbirlerine komşu olan, örneğin Çin ile Uzak Doğu Bölgesi gibi yerlerde uygulanıyor. Türkiye ise coğrafi olarak uzak. Reel ürünlerin ihracatı konusunda gerçekçi olmak gerekiyor. Herkes ürününü öncelikle dolar ve euro ile satmak ister. Bugün ruble kuru göz önünde bulundurulduğunda bu kazançlı. Kimse kar marjından feragat etmek istemez. Eğer bu mümkün olsaydı, şimdiye kadar yapılırdı. Ben henüz bu açıklamalarda ekonomiden çok, politikayı görüyorum” değerlendirmesinde bulundu. Kaynak: www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Rusya: 2017'de 2015 rakamlarını bile geçebiliriz!

Andrey Gavrilov, "Eğer bu fiyat politikası önümüzdeki yaz sezonu da devam ederse, 2015 yılını geçeceğimizi düşünüyorum." dedi. Turizm Acentaları Birliği Başkanı Andrey Gavrilov, 2017 yılında Rus turistlerin Türkiye turlarına taleplerinin 2015 yılı düzeyine ulaşacağını hatta Türkiye'de güvenlik önlemlerinin alınması halinde bu düzeyin de üzerine çıkabileceğini bildirdi. Gazetem.ru'da yer alan habere göre Gavrilov "Türkiye'ye seyahat: Bugün oraya gitmek güvenilir mi?" adlı yuvarlak masa toplantısında "Eğer Türkiye'de her şey normal olursa veya Rusya Dışişleri Bakanlığı'nın ilgili tavsiyeler yapmasına sebep olacak terör saldırıları yaşanmazsa önümüzdeki sezon Türkiye'ye turist akımının tamamen düzelmesini bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Gavrilov şunları söyledi: "2015 yılından fazla olur mu söylemek zor. Yine de böyle bir ihtimal var. Türkiye ile charter seferleri düzeldiği zaman her şey dahil tur paketleri normalden daha ucuzdu. Eğer bu fiyat politikası önümüzdeki yaz sezonu da devam ederse, 2015 yılını geçeceğimizi düşünüyorum. Olumlu koşullarda 2017 yılında Türkiye'ye tur satışlarının düzelmesini veya artmasını bekliyoruz." Kaynak:www.turizmdebusabah.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Piyasalarda Trump etkisi! Dolar ve Euro uçtu

Dolar, ABD'deki başkanlık seçiminin ardından büyük bir sıçrayış yaptı. Dolar fiyatları 3,30 seviyelerine kadar yükselirken şu sıralar 3,18 liradan işlem görüyor. Seçimlerinin ardından en ağır düşüşü ise Meksika Pesosu aldı. Euro ise 3,67 ile rekor kırdı. Şu sıralar 3,56 liradan işlem görüyor. Piyasalardaki Trump depremi etkisini ilerleyen günlerde dolar ve euro üzerinde nasıl göstereceği hakkında uzmanlar önemli uyarılarda bulunuyor. ABD'deki başkanlık seçimlerden Trump'ın zafer ile çıkması dolar/TL kuru, uluslararası piyasalarda 3,30 sınırına dayanarak tarihi seviyeleri gördü. Seçim sonuçlarından en ağır darbeyi ise Meksika Pesosu aldı. Donald Trump'ın yarışı önde bitirmesiyle birlikte Meksika pezosu tüm zamanların en düşük düzeyini gördü. Euro/dolar yüzde 2'nin üzerinde değerlendi. Euro/TL'de kendi rekorlarını alt üst ederek 3.6954'ü gördü. ABD DOLARI ÖNEMLİ PARA BİRİMLERİ KARŞISINDA DEĞER KAYBEDİYOR ABD başkanlık seçimlerinde Donald Trump'ın önde gittiği, çekişmeli Florida eyaletinin Trump'ın kazandığı haberleri ABD Doları'na değer kaybettiriyor. ABD Doları önde gelen para birimleri karşısında yüzde 3'e varan değer kayıpları yaşıyor. Euro, ABD Doları karşısında yüzde 2,18 değer artışıyla 1,1254 seviyesine yükselirken, İngiliz Sterlini de yüzde 1,11 artışla 1,2507 dolar seviyesini çıktı. ABD Doları, Japon Yeni karşısında yüzde 3,16 düşüşle 101,79 yeneve İsviçre Frangı karşısında yüzde 2,17 kayıpla 0,9571 CHF'ye geriledi. 'PİYASALARDAKİ YÜKSEK HAREKETLİLİĞE ÖNLEM ALABİLİRİZ' Japonya’da Kabine Sekreteri Yoshihide Suga, Japon Yeni’nin ABD Doları’na karşı yüzde 3 değer kazanmasının ardından bir açıklama yaparak, finansal piyasalardaki yüksek hareketliliğe karşı önlem alabileceklerini söyledi. TÜRK LİRASI DA DEĞER KAYBETTİ ABD’de seçimi Donald Trump’ın önde götürmesi, Türk Lirası’nın da uluslararası piyasalardaki değerini düşürdü.  TSİ 06:17 itibarıyla Dolar/TL kuru %2,5 yükselişle 3.23'e, Euro/TL ise %4'ün üzerinde primle 3.48'e çıktı. BORSA GÜNE DÜŞÜŞLE BAŞLADI Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, ABD başkanlık  seçiminde Donald Trump'ın zafere çok yakın olduğu haberlerinin ardından güne  yüzde 2,37 düşüşle 74.561,69 puandan başladı. Açılışta, BIST 100 endeksi 1.806,10 puan azalırken, bankacılık endeksi  yüzde 2,46, holding endeksi yüzde 2,13 değer kaybetti. Tüm sektör endeksleri  değer kaybederken, en çok gerileyen ise yüzde 3,85 ile tekstil, deri oldu. Dün ABD'de açıklanan son anketlere göre, Hillary Clinton'ın başkanlık  yarışında yaklaşık 3 puan farkla önde olmasının etkisiyle gün boyu pozitif bir  seyir izleyen BIST 100 endeksi yüzde 0,91 artışla 76.367,79 puandan kapanmıştı. ABD başkanlık seçiminde kesin olmayan sonuçlara göre Trump, başkanlık  için gerekli olan 270 temsilciye oldukça yaklaştı. Uzmanlar, bundan sonra açılan  sandıklarda görünümün değişmesinin pek mümkün olmadığını belirterek, yüzde 80  ihtimalle Trump'ın yeni ABD Başkanı olacağını kaydetti. Trump'ın uygulayacağı ekonomik ve siyasi politikalara ilişkin belirsizliğin küresel piyasalarda risk iştahını azalttığı ve yatırımcıların  güvenli liman arayışlarının öne çıktığı görülüyor. Analistler, piyasalarda ilk  anda oluşan panik havasının uzun soluklu olmayacağını ve gelmesi muhtemel tepki  alımlarının gücü ile ABD'den gelecek haberlerin piyasaların yönü üzerinde  belirleyici olacağını ifade ediyor. Kaynak:www.milliyet.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

ŞİÖ mü, yoksa AEB mi?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) yerine Şanghay İşbirliği Örgütü'ne (ŞİÖ) üye olabileceğine dair açıklamasının ardından başlayan ŞİÖ tartışmalarında asıl "AB muadili" kurumun Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) olduğu yorumları öne çıkıyor.  Konuyu yakından izleyenler, "ŞİÖ tam olmasa da, bir ölçüde güvenlik temelli bir anlaşma olarak NATO ile karşılaştırılabilir. Ama eğer AB'nin karşılığı olarak Rusya ile birlikte hareket edilecek bir Avrasya platformu kast ediliyorsa o zaman Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) anlaşılmalı" değerlendirmesini yapıyor. Erdoğan konuyu şu sözlerle gündeme taşımıştı: "Mesela, “Şanghay 5’lisi içerisinde Türkiye niye olmasın?” diyorum. Bunu sayın Putin’e olsun, Nazarbayev’e olsun, şu anda Şanghay 5’lisinin içerisinde olanlara da söyledim. Başlangıçta 5 ülkenin kurduğu Şanghay İşbirliği Örgütü’ne daha sonra Özbekistan, Pakistan, Hindistan gibi ülkeler de dahil oldu. İran da girmek istiyor. Sayın Putin, “Bunu değerlendiriyoruz” gibi bir ifade de kullandı. Temenni ederim ki orada olumlu bir gelişme olması halinde, yani Türkiye’nin Şanghay 5’lisi içerisinde yer alması, bu konuda çok daha rahat hareket etmesini sağlayacaktır diye düşünüyorum.” BBC Türkçe'den Onur Erem, uzman görüşlerine dayanarak konuyu analiz attiği yazıda şu değerlendirmeyi yaptı: "AB'nin ekonomi, politika, güvenlik ve insan hakları konusunda bağlayıcı bir müktesebatı, üye ülkelerden parlamenterlerin temsil ediği ve yasama gücü bulunan bir meclisi, mahkemesi, marşı ve tüm üye ülkelerin bayraklarının yanında kullandığı bir bayrağı bulunurken bunlar ŞİÖ'de mevcut değil. AB'nin üye ülkeleri arasında insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunurken ŞİÖ'de bunlar da yok. AB, diğer ülkelerle de serbest ticaret anlaşması imzalayabilirken ŞİÖ üyeleri kendi aralarında bile serbest ticaret anlaşmasına sahip değil. ŞİÖ'ye kıyasla, AB'ye daha çok benzeyen Asya örgütü ise Avrasya Ekonomik Birliği (AEB). Rusya, Kazakistan, Ermenistan, Belarus ve Kırgızistan'ın üye olduğu AEB'de insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunuyor. 2013 yılında "Türkiye hem NATO üyesi, hem de ABD'nin en yakın müttefiklerinden. ŞİÖ üyelerinin bu şartlarda Türkiye'yi tam üyeliğe kabul etmesi mümkün değil" diyen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in danışmanı Sergey Markov, bu yüzden Türkiye'nin ŞİÖ'ye değil AEB'ye üye olabileceğini söylemişti. Kazakistan lideri Nursultan Nazarbayev de 2014 yılında Türkiye'yi AEB üyeliğine davet etmişti." PUTİN DE DEĞİNMİŞTİ 2014 Aralık sonundan Kremlin Sarayı’nda yapılan Avrasya Ekonomik Yüksek Konseyi Toplantısında  Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Belarus Devlet Başkanı Aleksander Lukaşenko, Kırgızistan Devlet Başkanı Almazbek Atambayev, Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev ve Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan buluşmuştu. Toplantıda konuşan Rusya Devlet Başkanı Putin, "Ulaşılan noktada durmak tabii ki doğru olmaz. Geleceğe yönelik yeni büyük hedeflerimiz var" demişti. Putin devamında,  başka ülkelerin de birliğe ilgi duyduğuna işaret ederek, “Vietnam’la serbest ticaret sözleşmesi projesine hazırlık için final aşamasına gelindi. Türkiye, Hindistan ve İsrail ile de benzer sözleşmeler üzerinde çalışmalar yapılıyor” dedi.  Rusya resmi haber ajansı Sputnik, bu sözleri şöyle yorumlamıştı: "Türkiye önce de Avrasya Ekonomik Birliği ile işbirliği veya üyelik ihtimalini dile getirmişti. Başta Türkiye’nin bu isteği Türkiye’nin AB üyelik sürecini hızlandırmak amacıyla AB’ye baskı yapma çabası olarak algılanmıştı. Ama sonra Ankara daha pragmatik yaklaşım sergilemeye başladı. Türkiye Ukrayna’daki kriz yüzünden uygulanan Rusya karşıtı yaptırımlara katılmayı reddetti, Rusya ile ticari-ekonomik işbirliğini genişleterek karşılıklı ödemelerde ulusal para birimlerini kullanmaya hazır olduğunu açıkladı. 1 Aralık’ta gerçekleşen Rusya Devlet Başkanı Putin’in Türkiye ziyareti sırasında Güney Akım boru hattının rotasının değiştirilip Türkiye üzerinden geçeceği açıklanmıştı. Ayrıca Avrasya Ekonomik Birliği ile işbirliği Türkiye için ticari-ekonomik alanda çok büyük fırsatlar tanıyacak. Türk işadamları faaliyetlerini uluslararası ticaret şartlarına göre yürütebilecekler. Ayrıca Avrasya Birliği’nin üyelerinin Türkiye’den AB ile Avrasya Ekonomik Birliği arasında seçim yapmasını talep etmemeleri önemlidir. İleride iki birliğin mutlaka işbirliğini yapması gerekecek. Bütün bunlar Türkiye’nin Avrasya Ekonomik Birliği ile işbirliği için hazırlanan yol haritasında yansıtılacak." TARİHÇESİ 1994'te ilk kez Kazak lider Nazarayev tarafından dile getirilen "ortak pazar" fikri sonucunda Avrasya Ekonomik Birliği'nin (AEB) hukuki temeli, 29 Mayıs 2014'te Belarus, Kazakistan ve Rusya liderleri tarafından imzalanan bir antlaşma ile atılmıştı. AEB'ye Ermenistan'ı dahil eden antlaşma 9 Ekim 2014'te imzalandı. Birlik resmen 1 Ocak 2015'te kuruldu.  Kırgızistan'ın Avrasya Birliği'ne tam üyeliği de 1 Mayıs 2015 tarihinden itibaren geçerliliğini kazandı. Böylece bu ülkeler gümrüksüz "ortak pazar" uygulamasına geçti. Beş soruda Şanghay İşbirliği Örgütü Onur Erem, BBC Türkçe'ye derledi: 1. Şanghay İşbirliği Örgütü nedir? ŞİÖ, bölgesel bir işbirliği örgütü. Ana işbirliği konusu güvenlik olan ŞİÖ, ilk olarak 1996'da Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan tarafından "Şanghay Beşlisi" adıyla kuruldu. 2001'de Özbekistan'ın da katılmasının ardından adını Şanghay İşbirliği Örgütü olarak değiştirdi. Örgütün uluslararası yapısında düzenli olarak toplanan Devlet Başkanları Konseyi ve Hükümet Başkanları Konseyi'nin yanı sıra sekretarya, Bölgesel Anti-Terör Yapısı, Dışişleri Bakanları Konseyi gibi yapılar yer alıyor. Örgütün sekretaryası Çin'in başkenti Pekin'de, "Bölgesel Terörle Mücadele Kuruluşu" ise Özbekistan'ın başkenti Taşkent'te bulunuyor. Bugün örgütün 6 üyesinin yanı sıra 6 gözlemcisi ve 6 "diyalog ortağı" bulunuyor. Gözlemciler; Afganistan, Belarus, Hindistan, İran, Moğolistan ve Pakistan. 2006 yılında üyelik başvurusu yapan Pakistan ve 2014 yılında üyelik başvurusu yapan Hindistan'ın 2017'de ŞİÖ'ye üye olmaları bekleniyor. Örgütün diyalog ortakları ise Ermenistan, Azerbaycan, Kamboçya, Nepal, Sri Lanka ve Türkiye. ŞİÖ üyesi 6 ülke, dünya nüfusunun yaklaşık çeyreğini oluşturuyor. Buna gözlemciler ve diyalog ortakları da eklendiğinde ŞİÖ, dünya nüfusunun yaklaşık yarısını içeriyor. ŞİÖ üyesi 6 ülke, dünya nüfusunun yaklaşık çeyreğini oluşturuyor.   2. Hangi amaçla kuruldu? Hükümetler arası bir kurum olan ŞİÖ'nün kuruluşunda Çin ve Rusya'nın Asya'da güvenlik üzerine işbirliği yapma amacı bulunuyordu. Örgütün güvenlik konusundaki endişelerinden biri, Orta Asya'daki İslamcı örgütler ve uyuşturucu ticaretiydi. ŞİÖ üyeleri, bunlara karşı birbirileriyle istihbarat paylaşımında bulunuyor, ortak askeri tatbikat düzenliyor, "suçluları" birbirlerine iade ediyor. Örgüt, Rusya ve Çin'in Orta Asya'ya yönelik politikalarını koordine etmenin bir aracı olma özelliği taşıyor. Askeri bir ittifak ise değil. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün eski direktörü Bates Gill'e göre örgütün kuruluşunda Rusya ve Çin'in ABD'nin Asya'daki olası müdahalelerine karşı ortak hareket etme isteği de vardı. Gill, Brookings Enstitüsü için yazdığı makalede, örgüte üye ülkelerin imzaladığı anlaşmalarda yer alan "Diğer ülkelerin iç işlerine 'insani müdahale' veya 'insan haklarını koruma' gerekçesiyle yapılacak müdahalelere karşı çıkmak ile ülkelerin güvenlik meselelerinde birbirlerine yardım etmesi" ifadelerinin bunun kanıtı olduğunu söylemişti. Şangay İşbirliği Örgütü Batı'ya rakip mi? Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu Doğu Avrupa ve Orta Asya Direktörü Sacha Koulaeva ise ŞİÖ'yü "içe kapalı otoriter ülkeler kulübü" olarak tanımlıyor. Sacha Koulaeva, "Ülkelerin gizli servisleri diğer ülkere engellenmeden girip, hatta girdikleri ülkenin güvenlik güçlerinden yardım alarak 'suçlu' ilan ettikleri kişileri alıp geri götürebiliyorlar" diyor.   3. AB'den ne farkı var? Avrupa Birliği, üye ülkelerin üzerinde yer alan bir hükümetler üstü yapıyken ŞİÖ, işbirliği için kurulmuş hükümetler arası bir yapı özelliği taşıyor. AB'nin ekonomi, politika, güvenlik ve insan hakları konusunda bağlayıcı bir müktesebatı, üye ülkelerden parlamenterlerin temsil ediği ve yasama gücü bulunan bir meclisi, mahkemesi, marşı ve tüm üye ülkelerin bayraklarının yanında kullandığı bir bayrağı bulunurken bunlar ŞİÖ'de mevcut değil. AB'nin üye ülkeleri arasında insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunurken ŞİÖ'de bunlar da yok. AB, diğer ülkelerle de serbest ticaret anlaşması imzalayabilirken ŞİÖ üyeleri kendi aralarında bile serbest ticaret anlaşmasına sahip değil. ŞİÖ'ye kıyasla, AB'ye daha çok benzeyen Asya örgütü ise Avrasya Ekonomik Birliği (AEB). Rusya, Kazakistan, Ermenistan, Belarus ve Kırgızistan'ın üye olduğu AEB'de insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunuyor. 2013 yılında "Türkiye hem NATO üyesi, hem de ABD'nin en yakın müttefiklerinden. ŞİÖ üyelerinin bu şartlarda Türkiye'yi tam üyeliğe kabul etmesi mümkün değil" diyen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in danışmanı Sergey Markov, bu yüzden Türkiye'nin ŞİÖ'ye değil AEB'ye üye olabileceğini söylemişti. Kazakistan lideri Nursultan Nazarbayev de 2014 yılında Türkiye'yi AEB üyeliğine davet etmişti.   4. Neden Türkiye'nin gündeminde? Türkiye 2011 yılındaki başvurusunun ardından 2013'te ŞİÖ'nün diyalog ortağı konumuna gelmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu tarihten sonra hem başbakanlığı hem de cumhurbaşkanlığı döneminde pek çok defa Türkiye'nin Şanghay İşbirliği Örgütü'ne üye olarak kabul edilmesi karşılığında AB'ye tam üyelik başvurusunu geri çekebileceğini açıklamıştı. Erdoğan'ın, son olarak geçen hafta "Türkiye bir defa kendini rahat hissetmeli. 'Benim için varsa, yoksa Avrupa Birliği' dememeli. Mesela, 'Şanghay Beşlisi içerisinde Türkiye niye olmasın?' diyorum. Temenni ederim ki orada olumlu bir gelişme olması halinde, yani Türkiye'nin Şanghay Beşlisi içerisinde yer alması, bu konuda çok daha rahat hareket etmesini sağlayacaktır diye düşünüyorum" açıklaması üzerine ŞİÖ üyeliği tekrardan gündem oldu.   5. Türkiye için AB'nin alternatifi olabilir mi? Peki ŞİÖ, Türkiye için AB'nin alternatifi olabilir mi? Avrupa Birliği ve Küresel Araştırmalar Derneği Başkan Yardımcısı Can Baydarol'a göre bu sorunun cevabı "Hayır". AB'nin kendine özgü bir entegrasyon süreci olduğunu, ŞİÖ'nün ise ekonomiden ziyade siyasetle ilgili ve NATO'ya alternatif olabilecek bir oluşum olduğunu söyleyen Baydarol, "Erdoğan'ın bu konudaki mesajı ŞİÖ'nün AB'ye alternatif olarak görülmesini değil, Erdoğan'ın Batı dünyasına bir alternatif arayışını ifade ediyor, NATO'yu tartışma haline getiriyor" diyor. Erdoğan'ın bugün NATO Parlamenterler Meclisi toplantısında ittifak üyelerine sert mesajlar verdiğini hatırlatan Baydarol, "Türkiye'nin Batı'yla entegrasyonu bırakıp ŞİÖ üyeliği yoluna girmesi çok çok zor. Türkiye'nin ekonomisi Batı'yla entegre. Bunu koparıp da yerine kısa vadede, hele böyle bir konjonktürde bir alternatif bulması olası gözükmüyor" uyarısında bulunuyor. Baydarol, NATO ile Rusya arasında gerginlik tırmanırken böyle mesajlar vermenin Türkiye için riskler taşıdığını düşünüyor: "Rusya ve NATO Ukrayna'da silahlarını birbirine çeviriyor. Türkiye eğer Rusya'nın kampına girerse Batı da silahlarını Türkiye'ye çevirir." Baydarol, Avrupa Birliği müktesebatının bir AB üyesinin ŞİÖ üyesi olmasına imkan tanımadığını, bu açıdan yasal ve teknik engeller olduğunu belirtirken "Batı dünyası içindeyseniz Çin ve Rusya ile yanyana yer alamazsınız" diyor. Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Ekonomi Araştırmaları Direktörü Sadık Ünay ise ŞİÖ'yü Türkiye için AB'ye karşı hem siyasi hem de ekonomik olarak önemli bir denge unsuru olarak görüyor. ŞİÖ'nün siyasi olarak AB'nin net bir alternatifi olmadığını belirten Ünay, "ŞİÖ enerji güvenliği ve lojistik bağlantılar açısından yükselen Asya'yı temsil ettiği için, içinde dünya ekonomisinin yükselen güçleri olduğu için dünya sisteminin temel ekseninin kaymakta olduğu bir yörüngeyi temsil ediyor" diyor. Ünay'a göre Türkiye-AB ilişkisinin bozulduğu bir dönemde Türkiye'nin, yükselen bir ekonomi olarak diğer ekonomilerle yakın ilişkiler geliştirmesi anlaşılır bir tutum: "AB ile hem ekonomik hem de siyasi sorunlar yaşanıyor. Gümrük Birliği'nin mevcut yapısı Türkiye'nin dış politikasını istediği gibi dizayn etmesine engel oluyor. "Siyaseten de AB'den son dönemde terörle mücadele ve mülteci sorununda Türkiye'nin beklentilerinden uzak açıklamalar geliyor. "Üstelik kıtada aşırı sağ yükseliyor, Türkiye ve Erdoğan karşıtı, İslamofobik yaklaşımlar yükselişe geçiyor". Türkiye'nin ŞİÖ üyeliğinin Avrupa çıpasını tamamen terk etmek ve doğuya yönelik bir eksen kayması değil bir dengeleme olacağını söyleyen Ünay, "Türkiye AB ile ilişkileri kesmeden ŞİÖ üyesi olabilir" diyor ve ekliyor: "Türkiye-AB ilişkisi her zaman bir şekilde devam edecektir. Ama Türkiye'nin Asya'daki pazarlara erişimi açısından böyle açılımlara da ihtiyacı var". Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Uzmanlar tartışıyor: "Şanghay üyeliğinin Türkiye'ye ekonomik katkısı olur mu?"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarıyla Şanghay İşbirliği Örgütü'ne (ŞİÖ) üyelik konusu tekrar gündemde. Ekonomik açıdan da tartışılan ŞİÖ hakkındaki genel kanı, Türkiye'ye ticari ilişkiler açısından yeni bir vizyon vaat etmediği yönünde. Özge Özdemir, BBC Türkçe için derledi: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) yerine ŞİÖ'ye üye olabileceğini söylemiş; ŞİÖ üyeleri Çin ve Rusya'dan da bu yönde olumlu sinyaller gelmişti. Bölgesel bir işbirliği örgütü olan ŞİÖ'nün üyeleri, Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan. Örgütün, bugün altı üyesinin yanı sıra altı gözlemcisi ve Türkiye'nin de içinde bulunduğu altı "diyalog ortağı" bulunuyor. "Şanghay İşbirliği Örgütü, Türkiye'nin ticari ilişkilerine merhem olur mu?" sorusuyla ilgili uzmanların ilk çekincesi, örgütün yapısıyla ilgili olarak geliyor. BBC Türkçe'ye konuşan Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi Asya Çalışmaları Uzmanı Dr. Altay Atlı, örgütün ilk amacının "güvenlik ve terörizmle mücadele" konularında işbirliği olduğunu vurguluyor. Ancak Atlı'ya göre örgüt son zamanlarda Çin ve Rusya ekonomilerinin zora girmesi dolayısıyla ekonomik işbirliğine de yönelmiş durumda: "Ekonomisi petrol ve doğalgaz fiyatlarına aşırı derecede bağımlı olan Rusya, bir yandan fiyatların düşük seyretmesi, diğer yandan Avrupa'nın uyguladığı yaptırımlarla karşı karşıya kalması nedeniyle ekonomik bir darboğaza girdi. Çin ise ihracat ve yatırıma dayalı bir kalkınma modelinden iç tüketim ve yüksek katma değere dayalı bir modele geçmek için çaba gösteriyor ve bu süreçte ekonomik büyümesi hız kesiyor." Atlı, Pekin ve Moskova'nın bu yüzden ekonomik işbirliği projelerine giriştiğini belirtiyor. BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Enerji Piyasaları ve Politikaları Enstitüsü (EPPEN) Başkanı Dr. Volkan Özdemir ise örgütün ekonomik bir işbirliği değil, siyasi bir ittifak olduğuna dikkat çekiyor. Volkan Özdemir bu görüşünü, "Her şeyden önce ŞİÖ, gelişim sürecini henüz tamamlamamış olan ve iktisadi işbirliğinden ziyade üye ülkeler arası terörizmle mücadele, kaçakçılık, köktencilik gibi konularda siyasi ittifakın varolduğu uluslararası bir örgüttür" sözleriyle açıklıyor. Özdemir ayrıca, "NATO üyesi bir ülkenin resmi üyeliği söz konusu olamayacağı ve iktisadi birliktelik olmaması hasebiyle Türkiye'ye ek bir ticari fırsat oluşturmayacağını iddia edebiliriz" açıklamasında bulunuyor.   'Çin ile dengeli bir ticari ilişki kurulmalı' Türkiye'nin Çin ve Rusya ile ticari ilişkilerine baktığımızda büyük bir dengesizlik göze çarpıyor. Türkiye ile Çin arasındaki ticaret dengesi, Türkiye aleyhine işliyor. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) verilerine göre 2016 Ocak-Eylül döneminde Türkiye'nin en büyük ithalat ortağı Çin. Türkiye, Çin'den 19,3 milyar dolarlık bir ithalat gerçekleştirirken ihracatı 1,5 milyar dolar seviyesinde. Asya uzmanı akademisyen Atlı da Çin ile ticaret açığının büyüklüğüne vurgu yaparak, "Sattığımız her bir dolarlık mal karşılığında bu ülkeden on doların üzerinde alım yapıyoruz. Çin ile açığı kapatamayız, ancak daha dengeli bir ekonomik ilişki kurabiliriz" açıklamasında bulunuyor.   'Rusya ile güven tesis edilmeli' Rusya ile de özellikle uçak krizinin ardından ticari dengesizliğin büyüdüğü fark ediliyor. TÜİK verilerine göre, Türkiye'nin 2016'nın Ocak-Eylül döneminde Rusya'ya ihracatı yaklaşık 1,2 milyar dolar iken bu ülkeden yapılan ithalat 11,3 milyar dolar seviyesinde. Türkiye sınırları içinde bir Rus uçağının 24 Kasım 2015'te düşürülmesinin ardından iki ülke ilişkileri neredeyse durma noktasına gelmişti. Rusya'nın Türkiye'ye uyguladığı ekonomik yaptırımlar ticari ilişkilere zarar verirken, normalleşme süreci kurulan diplomatik temasların ardından bu yılın ikinci yarısında başlamıştı. Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi Asya Çalışmaları'ndan Atlı'ya göre Türkiye ve Rusya arasında ekonomik ilişkileri iyileştirmek için güveni tesis etmek önemli bir yer tutuyor. Atlı, Rusya'dan doğalgaz alan ve Rusya'ya gıda ürünleri ve inşaat hizmetleri ihracatı yapan Türkiye için Rusya'nın önemli bir ticari ortak olduğunu vurguluyor. Rus lider Vladimir Putin, iki ülke ilişkilerinin normalleşme sürecine girmesinin ardından 10 Ekim'de Türkiye'yi ziyaret ederek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la bir basın toplantısı düzenledi. Atlı, "Uçak krizinden sonra, ekonomik yaptırımların da uygulanmasıyla büyüyen kriz, iki tarafa da ekonomik anlamda zarar verdi. Türkiye, turizm ve gıda pazarlarını kaybederken, Türkiye'den alım yapmamak Rusya'da enflasyonu tetikleyen bir etki yarattı" diyor.   'Türkiye, Avrasya Ekonomik Birliği'ne katılmalı' EPPEN Başkanı Dr. Volkan Özdemir ise ŞİÖ yerine Çin ve Rusya'nın başını çektiği farklı projelere yönelmenin daha iyi olacağı görüşünde. Özdemir, "Çin dünya ölçeğinde üretim ekonomisiyle mallarını pazarlara daha kolay ve çeşitli yollarla aktaracak başta Yeni İpek Yolu gibi projelere odaklanmaktadır" açıklanmasında bulunarak Çin ve Rusya arasındaki ticari vizyon farkına dikkati çekiyor. ŞİÖ'de kalkınma bankası ya da serbest ticaret bölgesinin kurulmasını uzak bir ihtimal olarak gören Özdemir, "Çin'in geliştirdiği ve odağında enerji ile ulaşım projeleri yer alan Yeni İpek Yolu'na aktif katılım Türkiye'ye yarar sağlar. Rusya ise ağırlığını daha çok Avrasya Ekonomik Birliği'ne vermektedir" diyor. Bu yüzden Özdemir'e göre Türkiye'nin Avrasya Ekonomik Birliği'ne katılımı daha pozitif olur. Ermenistan, Belarus, Kazakistan, Kırgızistan ve Rusya'nın üye olduğu bölgesel ve ekonomik bir işbirliğini temel alan Avrasya Ekonomik Birliği, 2014'te kuruldu. Üye ülkeler arasında bir serbest ticaret bölgesi yaratıldı. Özdemir, "Türkiye'nin bu birliğe katılımı mevcut üye ülkelere göre rekabetçi üretim yapısı nedeniyle kendisi için yararlı. Bu ülkelerle yapılacak gümrüksüz ticarette ihracatımız ithalatımıza oranla kat ve kat artacaktır. Bunun nedeni başta Rusya olmak üzere üye ülkelerin ihracatının enerjiye dayanması ve bunun zaten tarafımızca şu anda da ithal edilmesidir" diyor.   'ŞİÖ üyeliği, projelerde avantaj yaratabilir' Çin ve Rusya ile ticari ilişkilerin geliştirilmesi için Dr. Atlı halihazırda sürdürülen işbirliklerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. "Rusya'nın başı çektiği 'Avrasya Ekonomik Topluluğu' ve Çin'in büyük yatırımlar yaptığı, Yeni İpek Yolu olarak da adlandırdığımız 'Bir Kuşak, Bir Yol' projesi oldukça iddialı; bu projeler özellikle Orta Asya'da coğrafi anlamda örtüşüyor" diyen Atlı, Türkiye'nin bu projelerde önemli roller üstlendiğine dikkati çekiyor. "Rusya ve Orta Asya'da Türkiye'nin büyük yatırımları ve inşaat projeleri var" açıklamasında bulunan Atlı, Türkiye ve Çin arasında altyapı konusunda ortak girişimlerin artacağı görüşünde. Atlı'ya göre Türkiye'nin ŞİÖ üyeliği bu projelerde Türkiye'yi avantajlı bir konuma geçirebilir.   'AB'ye alternatif olamaz' Diğer yandan iki uzman da Şanghay İşbirliği Örgütü'nün ticaret açısından Avrupa Birliği'ne alternatif oluşturamayacağını söylüyor. Türkiye'nin AB ile ticaret hacminin büyüklüğü ve gümrük birliği anlaşması göz önünde bulundurulduğunda ŞİÖ'nün küçük bir potansiyel teşkil ettiği vurgulanıyor. TÜİK verilerine göre Türkiye'nin 2016'nın Ocak-Eylül döneminde AB'ye ihracatı 50.5 milyar dolar seviyesinde. Atlı bu durumu, "Ticaret açısından baktığımızda Türkiye'nin halen ihracatının yarısını AB ülkelerine yaptığını, pazar büyüklüğü ve derinliği açısından ŞİÖ ülkelerinin AB ile yapılan ticarete bir alternatif oluşturabilmekten henüz çok uzakta olduğunu belirtmek lazım" diyerek özetliyor. (BBC) Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Hollanda'yı Kınıyoruz!

Hollanda'yı Kınıyoruz!  Her platformda bize demokrasi,özgürlük,insan hakları,düşünce ve fikir hürriyeti dersi vermeye kalkışan Avrupa'nın göbeğinde bulunan Hollanda Krallığı'nı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız Sn.Fatma Betül Sayan Kaya'ya yapmış olduğu diplomasi kurallarına,uluslararası hukuka ve  insan haklarına aykırı hareketinden dolayı en ağır şekilde kınıyoruz.T.C. Bakanı'na,üstelik bir kadına yapılan bu çirkin muamele asla kabul edilemez.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye-Moldova İş Forumu

Başbakan Binali Yıldırım 5-6 Mayısta Türk iş adamlarıyla Moldova’nın başkenti Kişinev ziyaretinde bulundu. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ev sahipliğinde düzenlenen Türkiye-Moldova İş Forumu, Başbakanın katılımıyla istişare toplantıları ve ikili görüşmelerle sürdü. Foruma Ankara’dan çok sayıda isim katıldı. Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, AK Parti Genel Başkan yardımcıları Mehdi Eker ve Fatih Şahin, Türkiye'nin Kişinev Büyükelçisi Hulusi Kılıç, TİKA Başkanı Serdar Çam ve Başbakanlık Dış Politika Başdanışmanı Kerim Uras yer aldı. 300’e yakın iş adamının olduğu programa LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca katıldı.   Türk ve Moldovalı iş adamlarına seslenen Yıldırım, iki ülke ticaret hacminin artırılması için her türlü desteği sağlayacaklarına vurgu yaptı. Başbakan Binali Yıldırım forumda yaptığı açıklamada, "Türkiye, kişi başına düşen milli geliri 25 bin dolara çıkarmayı hedefliyor. Bunu yapmak için iki şeye ihtiyacımız var. Güven ve istikrar. Son 15 yıl içerisinde Türkiye bir yandan bütün alt yapı eksiklerini giderirken, diğer yandan dünyanın birçok alanında ciddi yatırımlar yaptık. İş adamlarımızın önünü açacak adımlar atıyoruz. İmkânlar hazırlıyoruz" dedi.    
Devamını Oku
Standard Post with Image

Sigara yasağında yeni düzenleme!

Sigara yasağı genişliyor. Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşları Teşkilat Yasası değişiyor ve toplu taşıma araçlarında uygulanan sigara içme yasağı, özel araçları da kapsayacak şekilde genişletiliyor. Gazete Habertürk'ten Fatmanur Boylu'nun ulaştığı yasa taslağında, milyonlarca sürücüyü ilgilendiren kritik bir düzenleme de yer alıyor. Buna göre toplu taşıma araçlarında uygulanan sigara içme yasağı, özel araçları da kapsayacak şekilde genişletiliyor. Yeni düzenleme ile “hususi araçların sürücü koltuklarında oturanların” da sigara içmeleri yasaklanıyor. TEK TİP PAKET Yapılacak düzenleme ile Türkiye’de üretilen veya ithal edilen tütün ürünleri; markanın yazım şekli, yazı karakteri, punto boyutu, paket üzerindeki konumu, paketlerin rengi, diğer yazı, ibare ve şekiller dahil tek tip tasarlanmış düz standart paket biçiminde piyasaya sürülecek. Marka; paketin tek bir yüzeyine ve yüzeyin yüzde 5’ini aşmayacak şekilde yazılacak. Paketlerin üzerine markanın logosu, simgesi veya sair işaretleri konulamayacak. TEŞKİLAT YAPISI Sağlık Bakanlığı teşkilatı, kamu hastaneleri kurumu ve bazı bağlı kurumların yapısında bazı değişiklikler de yapılacak. İl sağlık müdürlerine daha fazla yetki verilecek. Taslağa göre; Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterlikleri ile bağlı hastanelerde görevli sözleşmeli personelin sözleşmeleri, ilgili maddenin yayımlanmasından sonra sona erecek. Sözleşmeli pozisyonlara kamu kurum ve kuruluşlardan görevlendirilenler kadro görevlerine dönecek, açıktan atananların ilişikleri kesilecek. Sağlık çalışanlarının nöbet ücretleri artırılacak. Normal doğuma bağlı, kadın ve çocuğun uğrayacağı zararlara karşı yapılacak özel sigortanın poliçesi 3 yıl süreyle Sağlık Bakanlığı’nca temin edilecek. Süre 6 yıla kadar uzatılabilecek. Aile hekimleri, 72 yaşına kadar çalışabilecek. ŞİRKET KURULUYOR Uluslararası sağlık hizmetlerine ilişkin politika ve stratejiler geliştirmek, hizmet sunum standartlarını ve akreditasyon kriterlerini belirlemek, ülkenin sağlık turizmine yönelik faaliyetlerini desteklemek üzere Uluslararası Sağlık Hizmetleri unvanı ile bir anonim şirket (USHAŞ) kurulacak. Bu şirket, uluslararası sağlık hizmetlerinin fiyat tarifelerini hazırlayarak bakanlığın onayına sunacak.  Kaynak:www.milliyet.com.tr
Devamını Oku
Standard Post with Image

Fed Başkan Yardımcısı Fischer istifa etti!

ABD Merkez Bankası (Fed) Başkan Yardımcısı Fischer istifa etti. ABD Merkez Bankası (Fed) Başkan Yardımcısı Stanley  Fischer'ın istifa ettiği bildirildi. Fed'den yapılan resmi açıklamada, bankanın başkan yardımcısı ve  yönetim kurulu üyesi olan Fischer'ın istifa mektubunu ABD Başkanı Donald Trump'a  sunduğu belirtildi. 73 yaşındaki Fischer, mektubunda, kişisel sebepler nedeniyle istifa  ettiğini ifade ederek, Fed'de görev almaktan ayrıcalık duyduğunu ve görev süresi  boyunca 2008 finansal krizinden toparlanan Amerikan ekonomisinin güçlenmeye devam  ettiğini vurguladı. Açıklamada görüşlerine yer verilen Fed Başkanı Janet Yellen,  Fischer'ın hizmetlerinin Fed'in para politikasına ve ülkede finansal istikrarın  sağlanmasına katkıda bulunduğunun altını çizdi. İstifası 13 Ekim tarihinden itibaren geçerli olacak Fischer'ın yönetim  kurulu üyeliği 31 Ocak 2020, başkan yardımcılığı ise 12 Haziran 2018'de  dolacaktı. Fischer, 28 Ocak 2014'ten beri Fed'in yönetim kurulunda bulunurken, 16  Haziran 2014'te de başkan yardımcılığı görevine başlamıştı. Kaynak:www.milliyet.com.tr
Devamını Oku
Standard Post with Image

İTO Öncülüğünde 80 İş Adamı Yeni İpek Yolu’nun Merkezi Özbekistan’a gitti

Türkiye ile yeni İpek Yolu rotasının merkezinde bulunan Özbekistan arasında ticaretin geliştirilmesi için yeni bir dönem başlıyor. Ekonomide açılım politikasını devreye koyan Özbekistan, Türk yatırımcılar için önemli fırsatlar sunuyor.Bu fırsatı değerlendirmek isteyen İstanbul Ticaret Odası (İTO), Avrasya’nın yeni ilgi odağı Özbekistan’a 30 Eylül tarihinde ziyaret gerçekleştirdi. İTO öncülüğündeki 80 iş adamı, Özbekistan’a çıkarma yaptı.LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı GiyasettinEyyüpkoca katılım gösterdi. Taşkent’e giden İTO, hem sektörel ikili iş görüşmeleri yaptı hem de Özbek-Türk İş Forumu ile yatırım fırsatlarını masaya yatırdı. Forumun açılışında konuşan Özbekistan Başbakan Yardımcısı CamşidKuçkarov, Türkiye’nin Özbekistan’ın bağımsızlığını tanıyan ilk ülke olduğunu vurgulayarak, “Halklarımız ortak dini ve kültürel değerleri taşıyor. Halklarımız arasındaki işbirliğinin gelişmesini istiyoruz ve Türkiye’yi uzun vadeli stratejik ortak olarak görüyoruz.” dedi.Özbekistan’ın yakın dönemde gerçekleştirdiği ekonomik reformlardan bahseden Kuçkarov, yabancı yatırımlarla ilgili engellerin kaldırıldığını, tüm sektörlerde liberalleşme adımları gerçekleştirilmekte olduğunu kaydetti. ‘Buradan İş Çıkarmadan Gitmek Yok’ İTO Başkanı İbrahim Çağlar da, “İki ülke dilde bir, fikirde birdir. Tarihimiz bir, kökümüz bir… Özümüz bir, yatırımlarda da, ticarette de beraber olmalıyız. Buradan iş çıkarmadan gitmek yok. Hep birlikte oturacağız anlaşacağız, ortaklık kuracağız” diye konuştu.İTO olarak gerek bürokratik işlemlerle ilgili konularda, gerek yatırım veya iş fikri konularında, gerekse her türlü bilginin paylaşımı konusunda Özbek iş adamlarının yanında olduklarını ifade eden Çağlar, “Ayrıca Özbekistan gibi Türkiye’de de birçok iş fırsatı var. Biz İTO olarak her türlü desteğe hazırız” dedi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Laleli Buluşmaları

LASİAD, Kasım ayı Laleli Buluşmalarını 2 Kasım Perşembe günü Laleli Wyndham Old City Otel’de gerçekleştirdi. Bu ayki Laleli Buluşmaları’nın konuğu Gazeteci İsmet Berkan oldu. Programın açılış konuşmasını LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin EYYÜPKOCA yaptı. Ardından İsmet Berkan ‘’Küresel Siyasetin Dünya ve Türkiye Ekonomisine etkileri’’ Konulu konuşmasını gerçekleştirdi. Berkan Konuşmasında “Hem Suriye de ki iç savaşın hem de Irakta ki gelişmelerin Türkiye’nin içine bire bir etkileri oldu. Bu etkileri Türkiye’nin her yerinde yaşadık, gördük. Geçen hafta sonu Türk Polisi çok önemli bir saldırıyı engelledi. İstanbul polisine teşekkür etmemiz lazım. Terör olarak hayatımıza yansıyan yönleri var. İstanbul da pek hissetmiyor olabiliriz” dedi ve ekledi;“Suriye de ki iç savaş Türkiye’nin iç işidir. Şu sebeple bir kere Suriye de sizin vatandaşlarınızın akrabaları yaşıyor, Türklerin akrabaları yaşıyor. Sizin sırtınızı dönmeniz pek mümkün değil. O yüzden Türkiye bu iç savaşın bir parçası oldu” dedi. “Üretiminizi Rusya’ya taşımalısınız” Sözlerine Rusya ile ilgili devam eden Berkan ; “Avrupa Birliği ve Amerika Rusya’ya ambargo koyduğunun ertesi günü Vladimir Putin bunu büyük bir iç politika hamlesine çevirdi. “Biz kendimize yeteriz” adıyla da bunu sloganlaştırdı. Rusya ve Putin açısından gıda ilk adım. Putin var oldukça bu durum sürecek diye düşünüyorum. Üretiminizi Rusya’ya taşımalısınız. Ben Putin olmadan bir Rusya hayal edemiyorum” dedi. Programa Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Gürsoy ve Konfeksiyon Yan Sanayicileri Derneği (KYSD) Başkanı Murat Özpehlivan da katılım gösterdi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Başbakan Yıldırım ABD'ye gidecek

Yıldırım, 7-10 Kasım'da ABD'ye bir ziyaret gerçekleştirecek, ABD Başkan Yardımcısı Pence ile görüşecek. Görüşmede terörle mücadele, ikili siyasi, ekonomik ve askeri ilişkilerin yanı sıra vize sorununun çözümü ele alınacak Başbakan Binali Yıldırım, 7-10 Kasım'da ABD'ye bir ziyaret gerçekleştirecek, ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ile görüşecek. Başbakanlık kaynaklarından alınan bilgiye göre, Yıldırım, 7-10 Kasım'da Washington ve New York'ta bazı temaslarda bulunacak. Söz konusu ziyaret, ABD'de yeni yönetimin göreve gelmesinden sonra Türkiye'den ABD’ye başbakan düzeyinde gerçekleştirilecek ilk ziyaret olacak. Ziyaret sırasında Başbakan Yıldırım'a Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak eşlik edecek. Yıldırım'ın, ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ile yapacağı görüşmenin yanı sıra, Washington ve New York'ta kanaat önderleri, Türk ve akraba toplulukları ile Müslüman ve Yahudi toplumu temsilcileri, medya mensupları, yatırımcılar ve iş adamlarıyla bir araya gelmesi öngörülüyor. Başkan Yardımcısı Pence ile yapılacak görüşmelerde, ikili siyasi, ekonomik ve askeri ilişkilerle, Suriye, Irak dahil bölgesel konuların yanı sıra ortak gündemde yer alan başta FETÖ, DEAŞ, PYD/YPG olmak üzere terörle mücadele, sığınmacılar meselesi ve vize sorununun çözümü konularında görüş alışverişinde bulunulması planlanıyor. Görüşmelerin, ABD ile bazı konulardaki görüş farklılıklarının giderilmesi ve iş birliğinin ilerletilmesi yönündeki ortak çabaların sürdürülmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Başbakan Yıldırım'ın ziyareti, Türkiye'nin dış politikasına ilişkin temel mesajlar ile Türkiye'nin bölgesinde ve dünyadaki rolü ile ekonomik ve ticari potansiyelinin vurgulanması açısından da önemli bir fırsat oluşturacak. www.dunyabulteni.net
Devamını Oku
Standard Post with Image

...Ve Rusya'ya yeniden yatırım reytingi

Rusya ekonomisi için "beklenen" güzel haber geldi:  Standart & Poors uluslararası reytşmg ajansı, Rusya'nın kredi notunu yeniden "yatırım" seviyesine yükseltti. S&P, Rusya'nın kredi notunu "BBB-"ye yükseltirken, görünümünün "durağan" olduğunu duyurdu. Bu not arttırımı yabancı fonlar açısından Rusya'yı yeniden "yatırım yapılabilir ülke" seviyesine taşıyacağı büyük önem taşıyor.  S&P'den yapılan açıklamada, Rusya'nın yabancı para cinsinden kredi notunun "BBB-" seviyesine, yerli para cinsinden kredi notunun da "BBB" seviyesine yükseltildiği, görünümünün de "durağan" olduğu bildirildi. Makroekonomik politikaların, Rusya'nın dış ve mali bilançosunu güçlü tutacağı vurgulanan açıklamada, aynı zamanda daha sıkı yaptırımlara ve düşük emtia fiyatlarına karşı ekonomiyi de koruyacağına dikkat çekildi. AA'nın aktardığına göre, ekonomik düzelmenin hız kazanması ve değişken emtia fiyatlarının kamu finansmanı üzerindeki etkisinin azalması durumlarında Rusya'nın görünümünün "pozitife" yükseltilebileceğine yer verilen açıklamada, öte yandan, jeopolitik gelişmeler nedeniyle Rusya'nın üzerindeki yaptırımların daha da artması halinde ülkenin görünümünün "negatife" düşürülebileceği uyarısında bulunuldu. S&P, geçen sene yüzde 1,5 büyüme kaydeden Rusya ekonomisinin bu yıl yüzde 1,8; gelecek sene de yüzde 1,7 büyümesinin tahmin edildiğini aktardı. Bir diğer uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings ise, Rusya'nın kredi notunu teyit ettiğini açıkladı. Fitch Ratings'ten yapılan açıklamada, Rusya'nın yabancı ve yerli para cinsinden kredi notunun "BBB-" seviyesinde teyit edildiği, görünümünün de "pozitif" olduğu ifade edildi. Açıklamada, "pozitif" görünümle ilgili olarak, ekonomik politika çerçevesinin ilerlediği ve enflasyona karşı güçlü kararlılıkla hareket edildiği vurgusu yapıldı. Büyüme potansiyelini artıracak yapısal reformların uygulanması, güçlü parasal ve mali politikalarda makroekonomik dengenin oluşması durumunda Rusya'nın kredi notunun yükseltileceğine yer verilen açıklamada, öte yandan, yaptırımların artarak makroekonomik dengeyi sarması veya Rusya'nın uluslararası rezervlerinin azalması halinde ülkenin görünümünün "durağana" düşürüleceği kaydedildi. Açıklamada, geçen sene yüzde 1,5 büyüme yakalayan Rusya ekonomisinin bu yıl ve gelecek sene ortalama yüzde 2 büyümesinin öngörüldüğü bilgisine yer verildi. Kaynak: www.turkrus.com
Devamını Oku