Arama HABERLERi

Standard Post with Image

KYSD’nin Yeni Başkanı Murat Özpehlivan LASİAD’ı Ziyaret Etti

Konfeksiyon Yan Sanayicileri Derneği (KYSD), genel kurulunun ardından yeni başkanları ile LASİAD’ı ziyaret etti. KYSD Yönetim Kurulu Başkanı Murat Özpehlivan, aynı zamanda Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini yürüttüğü LASİAD’ı ziyaret etti. 21 Nisan 2016 tarihindeki ziyarete LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları, Yönetim Kurulu Üyeleri ile KYSD Yönetim Kurulu Üyeleri; Osman Nuri Noyan, İsmail Ali Şahin, İbrahim Şentürk, Sezai Poyraz, Muharrem Erdoğan ve Genel Sekreter Hasan Yeğenler katıldı. “Doğduğumuz ve Doyduğumuz Topraklara Vefa Borcumuzu Ödüyoruz” Konuşmasına, LASİAD Başkanlığı görevinde 3. dönemi olduğunu belirterek başlayan Eyyüpkoca:” Masanın etrafında erkek giyim, kadın giyim, çocuk giyim, turizm, lojistik, gıda, ayakkabı kısaca Türkiye ekonomisini canlı tutan tüm sektörler var. Murat Özpehlivan’la birlikte KYSD bizim kardeş kurumumuz oldu. Murat gerek akademik kariyeri açısından gerekse kişiliği açısından bizler için çok değerli. Akademik geçmişi olan bir iş adamı ve biz bununla gurur duyuyoruz. Bizim yönetim kurulumuz 22 kişiden oluşuyor, KYSD’nin de ki 22 kişiden oluşuyor. Artık bundan böyle 44 kişilik bir sivil toplum kuruluşuyuz. İnancımız gereği, neye inanırsak inanalım her semavi dinde kişi kazandığının karşılığını vermek zorundadır. Böyle düşündüğünüzde yaptığınız her işin karşılığını iyilik ve güzellikle alabilirsiniz. Biz işimizi nasıl daha iyi yaparız, doğduğumuz topraklara olan vefa borcumuzu nasıl daha fazla şekilde geri ödeyebiliriz düşüncesiyle çalışıyoruz. Ama doğduğumuz yere olan vefa borcumuzun yanında, doyduğumuz yere olan da sarsılmaz bir bağımız var. Bu nedenle buradaki mücadelemiz asla bitmeyecek” şeklinde konuştu. “İleriye Dönük Birçok Projeye İmza Atacağımıza İnanıyorum” KYSD Yönetim Kurulu Başkanı Murat Özpehlivan: “ Yeni bir takıma transfer olup eski takımına karşı maça çıkan Futbolculara sorarlar, düşünüyorsunuz diye. Onlar da kendimi evimde hissediyorum derler ya, ben de şu an kendimi evimde hissediyorum. KYSD 21 yıllık köklü bir kuruluş. Değer ve bilinirlilik anlamında bu zamana kadar pek efektif olamamıştık ancak bunun üzerine gideceğiz. Bu anlamda ilk adımı LASİAD’ı ziyaret ederek gerçekleştirmek istedik. KYSD, Türkiye hazır giyim endeksini beslerken aynı zamanda yurtdışına da ihracat yapan bir değer. Bu güçle birlikte yan sanayi sektörü de her geçen gün gelişiyor. Dernek olarak, ileriye dönük birçok proje yapacağımıza inanıyorum. Bu iki kurumun iş birliğine devam etmesinin de herkes için hayırlı olacağı görüşündeyim” ifadelerini kullandı. Toplantının ardından LASİAD ile KYSD arasında iş birliği protokolü imzalandı. KYSD Yönetim Kurulu Başkanı Murat Özpehlivan’ın LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkocaya plaket takdim etmesinin ardından; Eyyüpkoca, Özpehlivan’a lale motifli tabak takdim etti.
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD, TRİSAD’ın düzeneldiği ‘’Tecrübe Paylaşım Programı’’na katıldı

Süleyman Orakçıoğlu: “Başarıya Giden Yol İnanmışlıktan Geçer” Türkiye’nin lider moda markaları Damat – Tween ve D’S Damat’ı bünyesinde barındıran Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu deneyimlerini sektör temsilcileri ile paylaştı. 26 Nisan 2016 tarihinde, Türkiye Triko Sanayicileri Derneği (TRİSAD)’nde düzenlenen söyleşiye TRİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Balkuv, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Turan ile Yönetim Kurulu Üyesi Rıfat Opan, İSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İrfan Özhamaratlı ve çok sayıda sektör temsilcisi katıldı. Saat 18:00’de başlayan söyleşide deneyimlerini paylaşan Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, genç nesile yönelik tavsiyelerde bulundu. “Genç yaşta sektörün içine girince çok şey öğrendim. Üniversitelerde ders verdiğim öğrencilerime de aynı tavsiyede bulunuyorum: çalışma hayatında şimdiden deneyim edinin. Çünkü çocuklarımızın ne kadar iyi bir eğitim hayatı olmasını sağlarsak sağlayalım, sıra çalışma hayatına geldiğinde en önemli şey tecrübe oluyor. Yurtdışında master yaptıktan sonra yönetici pozisyonunda işe başlayan gençlerimiz, bakkalda ekmeğin fiyatının ne olduğunu bilmiyor. İşlerimizi devredeceğimiz, bizim yaptığımızdan daha büyük işler başarmasını beklediğimiz çocuklarımıza iyi bir eğitimin yanı sıra iyi bir iş tecrübesi imkanı da sağlamaya çalışmalıyız” ifadelerini kullanan Orakçıoğlu, özellikle bu sektörde yetişecek olan genç neslin izlemesi gereken yolu anlattı.   “Gençler Yönetici Olabiliyor Ama Ekmeğin Fiyatını Bilmiyorlar” Damat-Tween markası ile dünyanın dört bir yanında faaliyet gösteren Süleyman Orakçıoğlu, bünyelerinde üst düzey pozisyonda çalışan yaklaşık 2000 kişi olduğunu belirtti ve ekledi: “Bir firmanın, hangi sektörde olursa olsun, başarıyı yakalayabilmesinin en önemli koşullarından biri çalışanlarının başarıya olan inancıdır. Bizim şirkette, çalışanlarımız ortaya koyduğumuz projenin başarılı olacağına benden çok inanıyor. İnanmışlık, nitelik, güven ve çaba beraberinde hiç kuşkusuz başarıyı da getirecektir.” Gelecek sezonlarda çok daha farklı ve yeni projelere imza atacaklarını belirten Orakçıoğlu, sürdürülebilir küresel başarı için çalıştıklarını söyledi. Global marka olma yolunda geçirilen akreditasyon sürecinin geçtiğimiz yıllarda sağlam bir temelde oluştuğunu ifade eden Orakçıoğlu düşüncelerini:” Yeni sezonda spor, eğlence ve iş dünyasında önemli sponsorluk anlaşmalarımız var. Amerika’da, Rusya’da, Avrupa’da, Afrika’da, Çin’de, Avusturalya’da bulunan mağazalarımızın sayısını başarı ve ihtiyaç oranına göre arttırmayı hedefliyoruz. Özellikle Rusya pazarı kaynaklı yaşanan ekonomik krizin ardından piyasadan çekilen firmaların aksine, tüm zorlukların karşısında ayakta kalabilme ve hatta ilerleyebilme politikası izlemek ne derece globalleşebildiğimizi gösteriyor” şeklinde ifade etti. Söyleşi, katılımcıların Orakçıoğlu’na yönelttiği sorular ile devam etti. Söyleşinin ardından TRİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Balkuv, Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu’na plaket takdim etti.
Devamını Oku
Standard Post with Image

‘Vizesiz Avrupa’ ekonominin önünü açacak

Türkiye-AB Zirvesi’nde gündeme gelen Türk vatandaşları için “Vizesiz Avrupa” konusu ekonomi çevrelerince pozitif karşılandı.   Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye uyguladığı vize uygulamasının haziran ayında kalkacağının açıklanması iş dünyası tarafından olumlu karşılandı. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Ömer Cihad Vardan, Brüksel’de yapılan Türkiye-AB Zirvesi’nde Türk tarafının öneriler paketinde yer alan “En geç haziran sonunda Türk vatandaşlarının Schengen bölgesine vizesiz seyahat edebilmeleri” talebini değerlendirdi. ‘Önemli bir engel kalkar’ Vardan, Türk vatandaşlarının Schengen vize başvurusu için milyonlarca euro para harcadığına dikkati çekerek, “Vizelerin kaldırılması AB ile ticaretimizdeki önemli bir engelin kalkması anlamına gelmektedir” dedi. Vize uygulamasının Avrupa’ya olan ticareti olumsuz etkilediğini savunan Vardan, şu ifadeleri kullandı: “Vatandaşlarımız 2014 yılında AB ülkelerine yaptığı 813 bin 339 kısa süreli Schengen vize başvurusuna, 50 milyon euroya yakın para harcamışlar. Bunların yanında bir de gizli maliyetler var. Banka komisyonları, aracı kurum hizmet bedelleri, seyahat sağlık sigortası bedelleri de eklendiği zaman fatura iyice kabarıyor. Özellikle Türk iş dünyası için maliyet tek olumsuzluk değil. Schengen vize uygulamaları, en büyük ticaret ortağımız AB ile aramızda önemli bir dengesizlik oluşturuyor. İş insanlarımız AB’ye üye ülkelere ürün satmaya, almaya, ürünlerini pazarlamaya, anlaşma imzalamaya veya yatırım yapmaya kısacası iş yapmaya giderken vize engeli ile karşılaşıyorlar. Bu engeli de sadece kendileri değil çalışanları ve personeli de yaşıyor. Bu durumda Türk özel sektörü rekabet avantajını maalesef en başta kaybediyor. Türk vatandaşlarına yönelik vize uygulamalarının kaldırılması, AB ile ticaretimizdeki önemli bir engelin kalkması anlamına gelmektedir.” ‘İkişkilere olumlu katkı sağlayacak’ Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi de mevcut vize uygulamasından en çok ihracatçıların etkilendiğine dikkati çekerek, “Vizesiz Avrupa” sürecinin hızlandırılmasını olumlu karşıladıklarını bildirdi. Büyükekşi, “Vize serbestisinde bu aşamaya gelinmesinde büyük emek ve destekleri olan Sayın cumhubaşınımız ve başbakanımız başta olmak üzere hükümetimize gösterdikleri yoğun çaba ve kararlı tutum için şükranlarımızı sunuyoruz. TİM olarak, vize uygulamasının kaldırılmasının, halkımızın AB’ye duyduğu güven kaybı nedeniyle üyelik sürecine giderek azalan desteğini yeniden artıracak ve Türkiye-AB ilişkilerinin olumlu yönde gelişmesine katkı sağlayacak önemli bir kilometre taşı olacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı. Malların serbest dolaşımda olduğunu ancak kişilerin vizesiz Avrupa’ya gidemediğini hatırlatan Büyükekşi, “2015 yılında AB pazarından aldığımız payı yüzde 1,21’e çıkararak rekor kıran ihracatçılarımız, vize serbestisinin sağlayacağı avantajlarla hedeflerine çok daha sağlam ilerleyebileceklerdir” değerlendirmesinde bulundu. 300 milyar euro ekonomiye dönecek Vizesiz Avrupa Projesi ve Türkiye’yi Tanıtım Platformunun Kurucu Başkanı Mehmet Okumuş ise vizelerin kalkmasıyla Türk vatandaşlarına yaklaşık 35 yıldır uygulanan “haksız-hukuksuz” seyahat engeline son verilmiş olunacağını belirtti. Okumuş, “Bu hem Türkiye hem de AB ekonomilerine çok büyük katkı sağlayacak. Vize engelinden dolayı yaklaşık 300 milyar euroluk ekonomik kaybın AB ve Türkiye ekonomilerine dönüşümü sağlanacaktır. Türk ekonomisinin rekabet gücü artacaktır. İş adamlarımız daha kolay seyahat edebilecek, fuarlara katılabilecek, iş anlaşmalarını daha kolay yapabileceklerdir. Kararın Türk turizm sektörüne de çok önemli katkıları olacaktır” ifadelerini kullandı. Kaynak: www.dunya.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Meydanı lale bahçesine çeviren halı

Yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgi gösterdiği Lale Halısı, bu yıl ikinci kez Sultanahmet Meydanı’nda sergilendi. Bin 728 metrekarelik alana döşenen halı için 563 bin canlı lale kullanıldı. İstanbul’da Lale Festivali kapsamında bu yıl ikinci kez düzenlenen ve yerli yabancı pek çok turistin ilgiyle izlediği Lale Halı, Sultanahmet Meydanı’nda görücüye çıktı. Yaklaşık yarım milyon canlı lale kullanılarak hazırlanan ve bin 728 metrekarelik alana döşenen halı, aynı zamanda İstanbul’un fethinin 563. yıldönümü için yapılacak kutlamalar için de tasarlandı.   TURİSTLERİN İLGİ ODAĞI Sultanahmet Meydanı’nda görsel şölen sunan Lale Halı, pek çok ülkeden gelen yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı olmuştu. Geçen sene ilk kez yapılan halı, bu yılki festival etkinliklerinin en önemli bölümlerinden birini oluşturdu. Geçen seneki halıdan daha büyük ve daha fazla lale barındıran halı için bin 728 metrekarelik alan ayrıldı. Sultanahmet Meydanı’nı lale bahçesine çeviren halı için 563 bin canlı lale kullanıldı.   30 NİSAN SON TARİH Sultanahmet Meydanı’ndaki canlı Lale Halısı 30 Nisan’a kadar ziyaretçilere açık olacak.   BAHARIN MÜJDECİSİ İBB Meclis Başkanvekili Ahmet Bilal Kıymaz, 2005’te başlatılan ‘Lale Evine Dönüyor’ kampanyasıyla bu topraklardan göç eden lalenin yeniden İstanbul’un her köşesinde açmaya başladığını söyledi. Kıymaz, “Artık halkımız ilkbaharın gelmesiyle İstanbul’un her köşesinde laleleri görmeye alıştı. Adeta baharın müjdecisi oldu. Bu güzelliğin yanında Türkiye’de lale endüstrisi kuruldu. Bu sayede ülkemiz lale ihraç eden ülkeler arasına girdi” dedi.   EN GÜZELİ SEÇİLECEK İstanbul’un parklarında, bahçelerinde, korularında ve köşklerinde açan laleler, ‘En Güzel Lale’ fotoğraf yarışması ile seçilecek. Bu yıl 11’incisi düzenlenen İstanbul Lale Festivali kapsamında park ve bahçeleri gezen vatandaşlar, lalelerle fotoğraf çektirip, özçekim yaptı.   kaynak: www.itohaber.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD, İMA Mezuniyet Törenine Katıldı

İstanbul Moda Akademisi (İMA) 2015 – 2016 öğretim yılında başarılı olarak mezun olan öğrencilere diplomalarını düzenlediği özel bir törenle verdi. Nişantaşı’nda bulunan okul binasının bahçesinde düzenlenen ödül töreni birçok sektör temsilcisinin yanı sıra LASİAD Yönetim Kurulu Üyeleri Barış Köseliören ve Arif Özkan’da katıldı.  Bu anlamlı günde öğrencilerin yanında olarak sevinçlerini paylaşan Köseliören ve Özkan mezunolan öğrencilerle sohbet ederek, sektör ve LASİAD hakkında bilgi verdiler.   
Devamını Oku
Standard Post with Image

Dostluk, birlik, "beraberlik"... 0-0

Türkiye ile Rusya A milli futbol takımları arasında Antalya'da oynanan hazırlık maçı golsüz sona erdi. Tamamına yakını dolu tribünler önünde, ellerinde Türk ve Rus bayrakları taraftarların coşkulu alkışları ve tezahüratları arasında oynanan maç iki takım için de iyi bir prova oldu. Yeni Teknik Direktör Çerçesov ile ilk maçına çıkan Rusya ile, Arda, Selçuk, Burak gibi aslarının kadro dışı kalmasıyla yeni bir anlayışla sahaya çıkan Türkiye yenişemedi. Maçta Rusya daha etkili olurken, Türkiye'de Emre Mor'un kişisel becerileri ve pozisyonları alkış aldı. İki ülke arasında siyasi kriz sonrası "normalleşme" adımları kapsamında yapılan bu maç, dostluk havası içinde "beraberlik" ile sonuçlandı: 0-0 Bu arada Hürriyet'in aktardığına göre, Rusya Milli Takımı sahaya .ıktığında tribünler ıslık ve protesto edince Antalya Arena Stadında hemen acil bir anons yapıldı.  Federasyon yetkilileri taraftarların Rusya Milli marşı çalınırken Türk misafirperverliğine yakışır şekilde centilmence dinlenmesini istedi. Tribünde binden fazla Rus taraftar da vardı. Stadyum öncesinde dev Türk ve Rus bayrakları önünde taraftarlar hatıra fotoğrafı çektirdiler. Bu arada Rusya'nın maçta, Türk ve Rus bayraklarının olduğu özel forma ile çıkması dikkat çekerken, Türkiye standart forma ile oynadı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da tribünde maçı izleyenler arasındaydı. Bakanın yanında, Rusya Futbol Federasyonu Başkanı Vitali Mutko oturdu. Kaynak: www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD İlk Tekstil Ar-GE Merkezi Açılışında Yer Aldı

İstanbul Tekstil İhracatçı Birlikleri ile Alman RWTH Aachen Üniversitesi Tekstil Teknoloji Enstitüsü işbirliğiyle kurulan, Türkiye’nin tekstil sektöründeki ilk AR-GE-inovasyon merkezi olan İTA, 8 Ekim'de açıldı. Merkez ile ortak kalkınma projeleri, know-how paylaşımı, mesleki ve akademik eğitimi desteklenerek her iki tarafın kurumlarının daha da güçlenmesi amaçlanıyor. Törende özellikle sanayinin geleceğine yönelik Aachen Üniversitesi yetkililerinin sanayi 4.0 ile ilgili yaptığı sunum ilgiyle izlendi. İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Gülle ve İTA İstanbul A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Şişman’ın evsahipliğinde düzenlenen açılış törenine; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, aynı zamanda İTHİB Yönetim Kurulu Üyesi de olan İSO Yönetim Kurulu Üyesi Sultan Tepe yanında İTHİB üyeleri, İSO Meclis Üyeleri ile tekstil ve iş dünyasından çok sayıda temsilci katıldı. Etkinliğte LASİAD adına da Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Turan ve Proje Sorumlusu Fatih Akkoç yer aldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

ŞİÖ mü, yoksa AEB mi?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) yerine Şanghay İşbirliği Örgütü'ne (ŞİÖ) üye olabileceğine dair açıklamasının ardından başlayan ŞİÖ tartışmalarında asıl "AB muadili" kurumun Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) olduğu yorumları öne çıkıyor.  Konuyu yakından izleyenler, "ŞİÖ tam olmasa da, bir ölçüde güvenlik temelli bir anlaşma olarak NATO ile karşılaştırılabilir. Ama eğer AB'nin karşılığı olarak Rusya ile birlikte hareket edilecek bir Avrasya platformu kast ediliyorsa o zaman Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) anlaşılmalı" değerlendirmesini yapıyor. Erdoğan konuyu şu sözlerle gündeme taşımıştı: "Mesela, “Şanghay 5’lisi içerisinde Türkiye niye olmasın?” diyorum. Bunu sayın Putin’e olsun, Nazarbayev’e olsun, şu anda Şanghay 5’lisinin içerisinde olanlara da söyledim. Başlangıçta 5 ülkenin kurduğu Şanghay İşbirliği Örgütü’ne daha sonra Özbekistan, Pakistan, Hindistan gibi ülkeler de dahil oldu. İran da girmek istiyor. Sayın Putin, “Bunu değerlendiriyoruz” gibi bir ifade de kullandı. Temenni ederim ki orada olumlu bir gelişme olması halinde, yani Türkiye’nin Şanghay 5’lisi içerisinde yer alması, bu konuda çok daha rahat hareket etmesini sağlayacaktır diye düşünüyorum.” BBC Türkçe'den Onur Erem, uzman görüşlerine dayanarak konuyu analiz attiği yazıda şu değerlendirmeyi yaptı: "AB'nin ekonomi, politika, güvenlik ve insan hakları konusunda bağlayıcı bir müktesebatı, üye ülkelerden parlamenterlerin temsil ediği ve yasama gücü bulunan bir meclisi, mahkemesi, marşı ve tüm üye ülkelerin bayraklarının yanında kullandığı bir bayrağı bulunurken bunlar ŞİÖ'de mevcut değil. AB'nin üye ülkeleri arasında insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunurken ŞİÖ'de bunlar da yok. AB, diğer ülkelerle de serbest ticaret anlaşması imzalayabilirken ŞİÖ üyeleri kendi aralarında bile serbest ticaret anlaşmasına sahip değil. ŞİÖ'ye kıyasla, AB'ye daha çok benzeyen Asya örgütü ise Avrasya Ekonomik Birliği (AEB). Rusya, Kazakistan, Ermenistan, Belarus ve Kırgızistan'ın üye olduğu AEB'de insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunuyor. 2013 yılında "Türkiye hem NATO üyesi, hem de ABD'nin en yakın müttefiklerinden. ŞİÖ üyelerinin bu şartlarda Türkiye'yi tam üyeliğe kabul etmesi mümkün değil" diyen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in danışmanı Sergey Markov, bu yüzden Türkiye'nin ŞİÖ'ye değil AEB'ye üye olabileceğini söylemişti. Kazakistan lideri Nursultan Nazarbayev de 2014 yılında Türkiye'yi AEB üyeliğine davet etmişti." PUTİN DE DEĞİNMİŞTİ 2014 Aralık sonundan Kremlin Sarayı’nda yapılan Avrasya Ekonomik Yüksek Konseyi Toplantısında  Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Belarus Devlet Başkanı Aleksander Lukaşenko, Kırgızistan Devlet Başkanı Almazbek Atambayev, Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev ve Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan buluşmuştu. Toplantıda konuşan Rusya Devlet Başkanı Putin, "Ulaşılan noktada durmak tabii ki doğru olmaz. Geleceğe yönelik yeni büyük hedeflerimiz var" demişti. Putin devamında,  başka ülkelerin de birliğe ilgi duyduğuna işaret ederek, “Vietnam’la serbest ticaret sözleşmesi projesine hazırlık için final aşamasına gelindi. Türkiye, Hindistan ve İsrail ile de benzer sözleşmeler üzerinde çalışmalar yapılıyor” dedi.  Rusya resmi haber ajansı Sputnik, bu sözleri şöyle yorumlamıştı: "Türkiye önce de Avrasya Ekonomik Birliği ile işbirliği veya üyelik ihtimalini dile getirmişti. Başta Türkiye’nin bu isteği Türkiye’nin AB üyelik sürecini hızlandırmak amacıyla AB’ye baskı yapma çabası olarak algılanmıştı. Ama sonra Ankara daha pragmatik yaklaşım sergilemeye başladı. Türkiye Ukrayna’daki kriz yüzünden uygulanan Rusya karşıtı yaptırımlara katılmayı reddetti, Rusya ile ticari-ekonomik işbirliğini genişleterek karşılıklı ödemelerde ulusal para birimlerini kullanmaya hazır olduğunu açıkladı. 1 Aralık’ta gerçekleşen Rusya Devlet Başkanı Putin’in Türkiye ziyareti sırasında Güney Akım boru hattının rotasının değiştirilip Türkiye üzerinden geçeceği açıklanmıştı. Ayrıca Avrasya Ekonomik Birliği ile işbirliği Türkiye için ticari-ekonomik alanda çok büyük fırsatlar tanıyacak. Türk işadamları faaliyetlerini uluslararası ticaret şartlarına göre yürütebilecekler. Ayrıca Avrasya Birliği’nin üyelerinin Türkiye’den AB ile Avrasya Ekonomik Birliği arasında seçim yapmasını talep etmemeleri önemlidir. İleride iki birliğin mutlaka işbirliğini yapması gerekecek. Bütün bunlar Türkiye’nin Avrasya Ekonomik Birliği ile işbirliği için hazırlanan yol haritasında yansıtılacak." TARİHÇESİ 1994'te ilk kez Kazak lider Nazarayev tarafından dile getirilen "ortak pazar" fikri sonucunda Avrasya Ekonomik Birliği'nin (AEB) hukuki temeli, 29 Mayıs 2014'te Belarus, Kazakistan ve Rusya liderleri tarafından imzalanan bir antlaşma ile atılmıştı. AEB'ye Ermenistan'ı dahil eden antlaşma 9 Ekim 2014'te imzalandı. Birlik resmen 1 Ocak 2015'te kuruldu.  Kırgızistan'ın Avrasya Birliği'ne tam üyeliği de 1 Mayıs 2015 tarihinden itibaren geçerliliğini kazandı. Böylece bu ülkeler gümrüksüz "ortak pazar" uygulamasına geçti. Beş soruda Şanghay İşbirliği Örgütü Onur Erem, BBC Türkçe'ye derledi: 1. Şanghay İşbirliği Örgütü nedir? ŞİÖ, bölgesel bir işbirliği örgütü. Ana işbirliği konusu güvenlik olan ŞİÖ, ilk olarak 1996'da Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan tarafından "Şanghay Beşlisi" adıyla kuruldu. 2001'de Özbekistan'ın da katılmasının ardından adını Şanghay İşbirliği Örgütü olarak değiştirdi. Örgütün uluslararası yapısında düzenli olarak toplanan Devlet Başkanları Konseyi ve Hükümet Başkanları Konseyi'nin yanı sıra sekretarya, Bölgesel Anti-Terör Yapısı, Dışişleri Bakanları Konseyi gibi yapılar yer alıyor. Örgütün sekretaryası Çin'in başkenti Pekin'de, "Bölgesel Terörle Mücadele Kuruluşu" ise Özbekistan'ın başkenti Taşkent'te bulunuyor. Bugün örgütün 6 üyesinin yanı sıra 6 gözlemcisi ve 6 "diyalog ortağı" bulunuyor. Gözlemciler; Afganistan, Belarus, Hindistan, İran, Moğolistan ve Pakistan. 2006 yılında üyelik başvurusu yapan Pakistan ve 2014 yılında üyelik başvurusu yapan Hindistan'ın 2017'de ŞİÖ'ye üye olmaları bekleniyor. Örgütün diyalog ortakları ise Ermenistan, Azerbaycan, Kamboçya, Nepal, Sri Lanka ve Türkiye. ŞİÖ üyesi 6 ülke, dünya nüfusunun yaklaşık çeyreğini oluşturuyor. Buna gözlemciler ve diyalog ortakları da eklendiğinde ŞİÖ, dünya nüfusunun yaklaşık yarısını içeriyor. ŞİÖ üyesi 6 ülke, dünya nüfusunun yaklaşık çeyreğini oluşturuyor.   2. Hangi amaçla kuruldu? Hükümetler arası bir kurum olan ŞİÖ'nün kuruluşunda Çin ve Rusya'nın Asya'da güvenlik üzerine işbirliği yapma amacı bulunuyordu. Örgütün güvenlik konusundaki endişelerinden biri, Orta Asya'daki İslamcı örgütler ve uyuşturucu ticaretiydi. ŞİÖ üyeleri, bunlara karşı birbirileriyle istihbarat paylaşımında bulunuyor, ortak askeri tatbikat düzenliyor, "suçluları" birbirlerine iade ediyor. Örgüt, Rusya ve Çin'in Orta Asya'ya yönelik politikalarını koordine etmenin bir aracı olma özelliği taşıyor. Askeri bir ittifak ise değil. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün eski direktörü Bates Gill'e göre örgütün kuruluşunda Rusya ve Çin'in ABD'nin Asya'daki olası müdahalelerine karşı ortak hareket etme isteği de vardı. Gill, Brookings Enstitüsü için yazdığı makalede, örgüte üye ülkelerin imzaladığı anlaşmalarda yer alan "Diğer ülkelerin iç işlerine 'insani müdahale' veya 'insan haklarını koruma' gerekçesiyle yapılacak müdahalelere karşı çıkmak ile ülkelerin güvenlik meselelerinde birbirlerine yardım etmesi" ifadelerinin bunun kanıtı olduğunu söylemişti. Şangay İşbirliği Örgütü Batı'ya rakip mi? Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu Doğu Avrupa ve Orta Asya Direktörü Sacha Koulaeva ise ŞİÖ'yü "içe kapalı otoriter ülkeler kulübü" olarak tanımlıyor. Sacha Koulaeva, "Ülkelerin gizli servisleri diğer ülkere engellenmeden girip, hatta girdikleri ülkenin güvenlik güçlerinden yardım alarak 'suçlu' ilan ettikleri kişileri alıp geri götürebiliyorlar" diyor.   3. AB'den ne farkı var? Avrupa Birliği, üye ülkelerin üzerinde yer alan bir hükümetler üstü yapıyken ŞİÖ, işbirliği için kurulmuş hükümetler arası bir yapı özelliği taşıyor. AB'nin ekonomi, politika, güvenlik ve insan hakları konusunda bağlayıcı bir müktesebatı, üye ülkelerden parlamenterlerin temsil ediği ve yasama gücü bulunan bir meclisi, mahkemesi, marşı ve tüm üye ülkelerin bayraklarının yanında kullandığı bir bayrağı bulunurken bunlar ŞİÖ'de mevcut değil. AB'nin üye ülkeleri arasında insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunurken ŞİÖ'de bunlar da yok. AB, diğer ülkelerle de serbest ticaret anlaşması imzalayabilirken ŞİÖ üyeleri kendi aralarında bile serbest ticaret anlaşmasına sahip değil. ŞİÖ'ye kıyasla, AB'ye daha çok benzeyen Asya örgütü ise Avrasya Ekonomik Birliği (AEB). Rusya, Kazakistan, Ermenistan, Belarus ve Kırgızistan'ın üye olduğu AEB'de insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunuyor. 2013 yılında "Türkiye hem NATO üyesi, hem de ABD'nin en yakın müttefiklerinden. ŞİÖ üyelerinin bu şartlarda Türkiye'yi tam üyeliğe kabul etmesi mümkün değil" diyen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in danışmanı Sergey Markov, bu yüzden Türkiye'nin ŞİÖ'ye değil AEB'ye üye olabileceğini söylemişti. Kazakistan lideri Nursultan Nazarbayev de 2014 yılında Türkiye'yi AEB üyeliğine davet etmişti.   4. Neden Türkiye'nin gündeminde? Türkiye 2011 yılındaki başvurusunun ardından 2013'te ŞİÖ'nün diyalog ortağı konumuna gelmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu tarihten sonra hem başbakanlığı hem de cumhurbaşkanlığı döneminde pek çok defa Türkiye'nin Şanghay İşbirliği Örgütü'ne üye olarak kabul edilmesi karşılığında AB'ye tam üyelik başvurusunu geri çekebileceğini açıklamıştı. Erdoğan'ın, son olarak geçen hafta "Türkiye bir defa kendini rahat hissetmeli. 'Benim için varsa, yoksa Avrupa Birliği' dememeli. Mesela, 'Şanghay Beşlisi içerisinde Türkiye niye olmasın?' diyorum. Temenni ederim ki orada olumlu bir gelişme olması halinde, yani Türkiye'nin Şanghay Beşlisi içerisinde yer alması, bu konuda çok daha rahat hareket etmesini sağlayacaktır diye düşünüyorum" açıklaması üzerine ŞİÖ üyeliği tekrardan gündem oldu.   5. Türkiye için AB'nin alternatifi olabilir mi? Peki ŞİÖ, Türkiye için AB'nin alternatifi olabilir mi? Avrupa Birliği ve Küresel Araştırmalar Derneği Başkan Yardımcısı Can Baydarol'a göre bu sorunun cevabı "Hayır". AB'nin kendine özgü bir entegrasyon süreci olduğunu, ŞİÖ'nün ise ekonomiden ziyade siyasetle ilgili ve NATO'ya alternatif olabilecek bir oluşum olduğunu söyleyen Baydarol, "Erdoğan'ın bu konudaki mesajı ŞİÖ'nün AB'ye alternatif olarak görülmesini değil, Erdoğan'ın Batı dünyasına bir alternatif arayışını ifade ediyor, NATO'yu tartışma haline getiriyor" diyor. Erdoğan'ın bugün NATO Parlamenterler Meclisi toplantısında ittifak üyelerine sert mesajlar verdiğini hatırlatan Baydarol, "Türkiye'nin Batı'yla entegrasyonu bırakıp ŞİÖ üyeliği yoluna girmesi çok çok zor. Türkiye'nin ekonomisi Batı'yla entegre. Bunu koparıp da yerine kısa vadede, hele böyle bir konjonktürde bir alternatif bulması olası gözükmüyor" uyarısında bulunuyor. Baydarol, NATO ile Rusya arasında gerginlik tırmanırken böyle mesajlar vermenin Türkiye için riskler taşıdığını düşünüyor: "Rusya ve NATO Ukrayna'da silahlarını birbirine çeviriyor. Türkiye eğer Rusya'nın kampına girerse Batı da silahlarını Türkiye'ye çevirir." Baydarol, Avrupa Birliği müktesebatının bir AB üyesinin ŞİÖ üyesi olmasına imkan tanımadığını, bu açıdan yasal ve teknik engeller olduğunu belirtirken "Batı dünyası içindeyseniz Çin ve Rusya ile yanyana yer alamazsınız" diyor. Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Ekonomi Araştırmaları Direktörü Sadık Ünay ise ŞİÖ'yü Türkiye için AB'ye karşı hem siyasi hem de ekonomik olarak önemli bir denge unsuru olarak görüyor. ŞİÖ'nün siyasi olarak AB'nin net bir alternatifi olmadığını belirten Ünay, "ŞİÖ enerji güvenliği ve lojistik bağlantılar açısından yükselen Asya'yı temsil ettiği için, içinde dünya ekonomisinin yükselen güçleri olduğu için dünya sisteminin temel ekseninin kaymakta olduğu bir yörüngeyi temsil ediyor" diyor. Ünay'a göre Türkiye-AB ilişkisinin bozulduğu bir dönemde Türkiye'nin, yükselen bir ekonomi olarak diğer ekonomilerle yakın ilişkiler geliştirmesi anlaşılır bir tutum: "AB ile hem ekonomik hem de siyasi sorunlar yaşanıyor. Gümrük Birliği'nin mevcut yapısı Türkiye'nin dış politikasını istediği gibi dizayn etmesine engel oluyor. "Siyaseten de AB'den son dönemde terörle mücadele ve mülteci sorununda Türkiye'nin beklentilerinden uzak açıklamalar geliyor. "Üstelik kıtada aşırı sağ yükseliyor, Türkiye ve Erdoğan karşıtı, İslamofobik yaklaşımlar yükselişe geçiyor". Türkiye'nin ŞİÖ üyeliğinin Avrupa çıpasını tamamen terk etmek ve doğuya yönelik bir eksen kayması değil bir dengeleme olacağını söyleyen Ünay, "Türkiye AB ile ilişkileri kesmeden ŞİÖ üyesi olabilir" diyor ve ekliyor: "Türkiye-AB ilişkisi her zaman bir şekilde devam edecektir. Ama Türkiye'nin Asya'daki pazarlara erişimi açısından böyle açılımlara da ihtiyacı var". Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Katip Kasım İlkokulu 23 Nisan Kutlaması

Katip Kasım İlkokulu 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinliklerini kötü hava koşullarından dolayı 28 Nisan 2015 tarihinde gerçekleştirdi. Saat 9:30’da Katip Kasım İlkokulu bahçesindeki alanda başlayan etkiliğe LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Erdem Soylu Karabağlı, Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak ve Sekreterya katıldı. Etkinliğin açılış konuşmasını Okul Müdürü Serdar Esina yaptı. Esina konuşmasında; bu yıl 95. kez kutlanan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın Türkiye halklarına, Ulu Önder Atatürk’ten emanet kaldığını söyledi. Daha sonra söz alan LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ve  Eğitim Komitesi Başkanı Erdem Soylu Karabağlı; “23 Nisan günü her yıl başta siz temiz yürekli çocukların kutlamaları olmak üzere tüm ülke genelinde şenliklerle geçiyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün tüm dünya çocuklarına armağan ettiği bu güzel güne hepimiz aynı direnç ile sahip çıkmalıyız. 95 yıldır özveri ile kutlanan bu gün, yüzyıllarca kutlanmaya devam edecektir. Bizlerin ve ülkemizin geleceği olan sizler, inanıyorum ki güzel ve aydınlık düşünceleriniz ile yarınlarda yaşayacaksınız. LASİAD olarak biz her zaman sizlerin yanındayız. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı hepinize kutlu olsun” şeklinde konuştu. Daha sonra Katip Kasım İlkokulu öğrencileri hazırlamış oldukları gösterileri ve oyunları sergilediler. İlk olarak dans topluluğu tarafından sergilenen oyun tüm katılımcılar tarafından ilgiyle izlendi. Velilerin ve vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği kutlama etkinlikleri, Halk oyunları ve tiyatro oyunlarının ardından, okul korosu tarafından seslendirilen şarkı ve şiirlerle son buldu.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD 30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlama Resepsiyonundaydı..

30 Ağustos Zafer Bayramı'nın 91.Yıldönümü nedeniyle İstanbul Valiliği tarafından Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen resepsiyona LASİAD Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca'nın yanı sıra pek çok ünlü sanatçı, siyasetçi ve vatandaşlar da katıldı.Tüm gün boyunca süren Zafer Bayramı kutlamaları, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen resepsiyonda muhteşem bir havai fişek gösterisiyle son buldu. Sabah saatlerinde İstanbul'un dört bir yanında başlayan kutlamaların devamında İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu ve eşi Gül Mutlu'nun ev sahipliği yaptığı verilen resepsiyona; 1.Ordu Komutanı Orgeneral AhmetTurmuş, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İl Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, idari ve askeri erkânile sanat, siyaset, iş ve medya dünyasından davetliler, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri katıldı. LASİAD Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca da resepsiyonda derneği temsilen hazır bulundu. Resepsiyon, Vali Mutlu ve eşi Gül Mutlu’nun konukları tek tek karşılamasıyla başladı. Sohbet ve TSM korosu eşliğinde yenilen yemeklerin ardından İstanbul semaları havai fişeklerle süslendi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

AK Parti Fatih İlçe Başkanı Ahmet Hamdi Görk LASİAD’ı Ziyaret Etti

AK Parti  İlçe Başkanı Ahmet Hamdi Görk 28 Şubat 2013 tarihinde LASİAD’ı ziyaret etti. Ziyarete;Ak  Parti İlçe Başkanı Ahmet Hamdi Görk ile birlikte  başkan yardımcıları  Temel Sirkeci  ve Büşra  Uncu Halktaş Genel Müdürü Kemal Aktaş katılırken  LASİAD adına  Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Vedat Toy, LASİAD Yönetim Kurulu Üyeleri;Abdurrahman Demircan, Benan Çalabakul, Erdem Soylu Karabağlı, Ercan Elveren, Ercan Çelik, G.Naci Polat, İrfan Akbaş, İ.Murat Ramizoğlu, Murat Eraslan, Murat Özpehlivan, Mehmet Ocaklı, Mehmet Özbayrak, ,LASİAD Genel Sekreteri Şerafettin Yüzüak, LASİAD Yönetim Kurulu Asistanı Nada İsmail ve LASİAD Proje Sorumlusu Fatih Akkoç katıldı. Ziyarette konuşan AK Parti  İlçe Başkanı Ahmet Hamdi Görk,LASİAD’ın önemli çalışmalar yaptığını dile getirerek, “ Laleli için sinerjinizi ve enerjinizi yerel yönetimle iş birliği çerçevesinde kullanmanız çok güzel. Sivil toplum kuruluşu olarak Laleli için çalışmalarınızın yanı sıra sosyal yardım noktasında da önemli adımlar attınız. Laleli’nin bir tekstil merkezi olacağını düşünüyorum.Hem sektörel bazda hem de ilçe bazında daha farklı projelerinizin de olacağı kanaatindeyim. Başarılarınızın devamını dilerim” dedi. “Türkiye’nin dışarıya açılan yüzü; Laleli” LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca ise Laleli’ye olan duyarlılıklarından ve dernek bazında yapılan projelerden bahsederek, “ Laleli, 55 ülkeye ihracatı olan bir bölge. Laleli, Türkiye’nin dışarıya açılan yüzü. Gerekli mercilere dernek olarak götürdüğümüz sorunlarımızın yanında çözüm önerilerimizi de ilettik ve iletmeye devam ediyoruz. Dernek olarak hiçbir zaman alan el olmadık. Daima veren eliz” dedi.  Eyyüpkoca, LASİAD’ın sosyal yardım projeleri arasında yer alan Van Deprem bölgesine, Somali’ye ve Katip Kasım İlköğretim Okulu’ na yaptıkları yardım ve destekleri dile getirdi.  Laleli Fashion Shopping Festival konusunda bilgiler veren Eyyüpkoca, Hayriye Tüccarı ve Türkeli Caddesi’ndeki mülteci sorunu konusunda  da kısaca bilgi aktararak bu konuyla ilgili destek beklediklerini de sözlerine ekledi. Ziyaretin sonunda LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, AK Parti  İlçe Başkanı Ahmet Hamdi Görk’e LASİAD logolu tabak takdim etti.
Devamını Oku
Standard Post with Image

İTO Öncülüğünde 80 İş Adamı Yeni İpek Yolu’nun Merkezi Özbekistan’a gitti

Türkiye ile yeni İpek Yolu rotasının merkezinde bulunan Özbekistan arasında ticaretin geliştirilmesi için yeni bir dönem başlıyor. Ekonomide açılım politikasını devreye koyan Özbekistan, Türk yatırımcılar için önemli fırsatlar sunuyor.Bu fırsatı değerlendirmek isteyen İstanbul Ticaret Odası (İTO), Avrasya’nın yeni ilgi odağı Özbekistan’a 30 Eylül tarihinde ziyaret gerçekleştirdi. İTO öncülüğündeki 80 iş adamı, Özbekistan’a çıkarma yaptı.LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı GiyasettinEyyüpkoca katılım gösterdi. Taşkent’e giden İTO, hem sektörel ikili iş görüşmeleri yaptı hem de Özbek-Türk İş Forumu ile yatırım fırsatlarını masaya yatırdı. Forumun açılışında konuşan Özbekistan Başbakan Yardımcısı CamşidKuçkarov, Türkiye’nin Özbekistan’ın bağımsızlığını tanıyan ilk ülke olduğunu vurgulayarak, “Halklarımız ortak dini ve kültürel değerleri taşıyor. Halklarımız arasındaki işbirliğinin gelişmesini istiyoruz ve Türkiye’yi uzun vadeli stratejik ortak olarak görüyoruz.” dedi.Özbekistan’ın yakın dönemde gerçekleştirdiği ekonomik reformlardan bahseden Kuçkarov, yabancı yatırımlarla ilgili engellerin kaldırıldığını, tüm sektörlerde liberalleşme adımları gerçekleştirilmekte olduğunu kaydetti. ‘Buradan İş Çıkarmadan Gitmek Yok’ İTO Başkanı İbrahim Çağlar da, “İki ülke dilde bir, fikirde birdir. Tarihimiz bir, kökümüz bir… Özümüz bir, yatırımlarda da, ticarette de beraber olmalıyız. Buradan iş çıkarmadan gitmek yok. Hep birlikte oturacağız anlaşacağız, ortaklık kuracağız” diye konuştu.İTO olarak gerek bürokratik işlemlerle ilgili konularda, gerek yatırım veya iş fikri konularında, gerekse her türlü bilginin paylaşımı konusunda Özbek iş adamlarının yanında olduklarını ifade eden Çağlar, “Ayrıca Özbekistan gibi Türkiye’de de birçok iş fırsatı var. Biz İTO olarak her türlü desteğe hazırız” dedi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Erdoğan- Putin görüşmesi başladı, ilk açıklama geldi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Soçi'de görüşüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin ile baş başa  görüşmesinde, "Gerek bölgede ikili ilişkilerimiz, bunun yanında bölge sorunlarına  yönelik dayanışmamız, geleceğe yönelik güvenimizi de artırıyor" dedi. Putin  ise "İlişkilerin tam kapasite ile canlandığını söyleyebiliriz" ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan Rusya'ya geldi.  Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı, Soçi Uluslararası Havalimanı'na gelişinde,  Krasnodar Valisi Vinyamin Kondratyev, Soçi Belediye Başkanı Anatoli Pakhomov,  Türkiye Cumhuriyeti Moskova Büyükelçisi Hüseyin Diriöz, Novorossisk Başkonsolosu  Yunus Emre Özigci ve diğer yetkililer karşıladı. Erdoğan, daha sonra  Devlet Başkanlığı Rezidansı'na geçti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı  Vladimir Putin ile bir araya geldi. Görüşme, saat 17.20'de başladı.  Görüşmeye, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Dışişleri Bakanı  Mevlüt Çavuşoğlu ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da katılıyor.  İLK AÇIKLAMA GELDİ Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin ile baş başa  görüşmesinden ilk açıklama geldi.  "Aramızdaki siyasi, askeri ekonomik ve ticari bütün ilişkiler her geçen gün artarak devam ediyor" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gerek bölgede ikili ilişkilerimiz, bunun yanında bölge sorunlarına  yönelik dayanışmamız, geleceğe yönelik güvenimizi de artırıyor. Özellikle bu normalleşme süreci içerisinde gerçekten yoğun bir  şekilde bir araya gelişimiz, Türkiye ve Rusya Federasyonu arasındaki ilişkileri  daha da güçlendirecek" ifadelerini kullandı.  TİCARET HACMİMİZ YÜZDE 30 ARTTI  Putin  ise "Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin  artık tümüyle eski haline döndüğünü söyleyebiliriz. Ticaret hacmimiz, geçen yıl  yaşanan düşüşten sonra bu yılın ilk 8 ayında yüzde 30'dan fazla arttı. Türkiye ve  Rusya, Suriye krizi dahil olmak üzere tüm konular üzerinde birlikte  çalışıyor" dedi. Kaynak: www.milliyet.com.tr
Devamını Oku
Standard Post with Image

Azerbaycanlı Vekil: Geçmişte Yanımızda Olmayan Batı Bugün de Türkiye'nin Yanında Değil

Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva, sözde Ermeni soykırımını kabul eden Hollanda Parlamentosu'nun Hocalı soykırımıyla ilgili açıklama yapmadığını belirterek, "Geçmişte bizim yanımızda olmayan Batı bugün de Türkiye'nin yanında değil" dedi. Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva, sözde Ermeni soykırımını kabul eden Hollanda Parlamentosu'nun Hocalı soykırımıyla ilgili açıklama yapmadığını belirterek, "Geçmişte bizim yanımızda olmayan Batı bugün de Türkiye'nin yanında değil" dedi. Karabağ Savaşı sırasında 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaşanan ve Azeri sivillerin Ermenistan'a bağlı kuvvetler tarafından toplu şekilde katledilmesinin 26. yıldönümünde Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva açıklamalarda bulundu. Paşayeva, "Hocali Soykırımı üzerinden 26 yıl geçti. O gün orada kar ve soğuk vardı. Ermenistan askeri güçleri sivil insanlarımızı çocuk, kadın, yaşlı demeden acımadan bu soykırımı yaptılar. İnsanların çoğunu katlettiler, çok az insan sağ kurtuldu. Onlar da ayakları ve elleri donarak, ağır hastalık ve travmalarla kurtuldular. İşgalci Ermenistan askerleri yeryüzünden Hocalı adında bir kent sildiler. Çoğunu da rehin aldılar, bazıları kayıp. Onlarda 26 yıldır kendi evlerine dönemiyorlar. Oradaki insanların tek suçu Türk Müslüman olmaktı. O insanlara yapılan soykırım tüm insanlığa yapılmıştır. Herkesin din, dil ve ırk fark etmeksizin Hocalının yanında olmalıdır. Bizim isteğimiz bu soykırımı yapanların adalet karşısında hesap vermesidir. Bunu yapanlar işgalci Ermenistan'da en üst düzeyde şu an görev yapıyorlar ve adalet karşısında cevap vermiş değiller. Dünyanın her yerinde bu çalışmaları yürütüyoruz. Tüm insanlığa Hocalı için adaletin yanında olmaya çağırıyoruz" dedi. "SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMINI KABUL EDEN HOLLANDA, HOCALI'YLA İLGİLİ AÇIKLAMA YAPMADI" Ganire Paşayeva, "Biz bu konuda Batı'da çifte standartlarla karşılaşıyoruz. Sözde Ermeni soykırımını kabul eden Hollanda'nın bu kararını Türk evlatları olarak kabul etmeyeceğiz. Bu yalan ve iftiradır. Bu kararları kabul eden Hollanda Parlamentosu, Hocalı katliamıyla ilgili herhangi bir açıklama yapmadı. Neden yüzyıl önce olmamış olayları kabul edenler modern dünyanın gözü önünde olan Hocalı soykırımını görmek istemiyor. Fransa Cumhurbaşkanı Ermeni Diasporasıyla görüşerek, sözde Ermeni soykırımını anma günlerinin içerisinde ekleyeceklerini söyledi. Biz bunu kınıyoruz. Fransa'nın bu adımları atması çok yanlıştır. Ayrıca Fransa, Karabağ sorunun çözümünde rol oynayacak 3 ülkeden biridir. Tüm bunlar çifte standartı gösterir" ifadelerini kullandı. "GEÇMİŞTE BİZİM YANIMIZDA OLMAYAN BATI BUGÜN DE TÜRKİYE'NİN YANINDA DEĞİL" Paşayeva, "Azerbaycan'da Ermenistan destekli terör örgütleri metroları, parkları ve sivil insanları öldürdüklerinde Batılı ülkeler bizim yanımızda değillerdi. Bugün de terörle mücadele de Türkiye'nin yanında değiller. Uluslararası hukukun çöktüğü dünyada haklı olmak yeterli değil, güçlü olmak zorundayız. Hep birlikte kardeş ülkelerle beraber tüm haksızlıkların karşısında olacağız. Hollanda'da binlerce insanımız var. Evlerinizde oturmayın, itirazınızı Hollanda Parlamentosuna iletin. Seçimler geldiğinde de bu haksız adaletsiz karar kimler oy kullandıysa onlara oy kullanmayın. Herkese de bunu duyurun. Bu yalanlara destek verenlere bizim oyumuz yok. Yalanlara karşı en güzel mücadelenin yolu doğruları anlatmaktır. Gençlerimiz de sosyal medyada daha aktif olmalıdır" şeklinde konuştu. "-TERÖRLE BERABER MÜCADELE EDELİM- DİYEN BATI, TÜRKİYE'NİN YANINDA DEĞİL" Afrin harekatıyla ilgili de açıklamalarda bulunan Paşayeva, "Avrupa, 'terör insanlık aleyhine suçtur' diyor. Terörle mücadele etmek gerekir. Bizde doğrudur diyoruz. Terör her yerde terördür ve kınıyoruz. Aynı duruşu ve tavrı göremiyoruz. Türkiye'nin bugün Afrin'de yaptığı terörle mücadeledir. PKK'nın tüm kolları terör örgütüdür. Bu örgüt binlerce can aldı. Zeytin Dalı Harekatıyla batı ülkelerinin Türkiye'nin yanında olmadığını görüyoruz. Tam aksine Türkiye'nin aleyhine çalışan terör örgütlerini desteklediklerini görüyoruz. Terör kendilerine gelince beraber mücadele edelim derler. Bize gelince terör örgütlerinin arkasında durdukları için insanlık suçu derler. O yüzden biz Azerbaycan olarak kardeş Türkiye'nin yanındayız. Herkesin de Türkiye'nin yanında olması lazım. Terörle mücadele için canımızı vermeye hazırız. Amaçları Türkiye'nin gücünü zayıflatmaktır. Türkiye'nin gücü azalırsa, herkesin gücü azalır. Türkiye'nin gücü bizim gücümüzdür. Birlik ve beraber olma günüdür" diye konuştu. Kaynak:www.sondakika.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Lübnan'da Türk lirasına destek kampanyası

Lübnan'ın başkenti Beyrut ve Sayda şehirlerinde ABD'nin yaptırımlarına karşı Türk lirasına destek kampanyaları başlatıldı. Lübnan'da Türk lirasına destek kampanyasına ilişkin AA muhabirine konuşan Sayda şehrindeki Revvad İzci Derneği yetkilisi Hani Hariri, 15 Temmuz 2016'daki başarısız darbe girişiminin ardından Türkiye'nin ekonomik saldırılarla yıpratılmaya çalışıldığını belirtti. Hariri, bu çerçevede Türkiye'nin yanında olduklarını göstermek amacıyla "Türk lirasına destek kampanyası başlattıklarını" belirtti. "Türk halkıyla dayanışma içindeyiz" Türk ekonomisini hedef alan komplolara karşı başlattıkları kampanya hakkında Hariri, "Bu basit kampanyayla, ayrıca ABD'den yapılan bu yapay kriz karşısında Türk halkıyla dayanışma içerisinde olduğumuzu duyurmak istiyoruz." dedi. Türkiye'ye yaptırım işaretlerinin gelmesinden bu yana Lübnanlıların sosyal medyadaki desteğini gördüklerini belirten Hariri, Sayda'daki döviz merkezlerinde Türk lirasına yoğun bir ilgi olduğunu ifade etti. "Türkiye'yi desteklemek hepimizin boynunun borcu" Sayda sakinlerinden Hilal Huho, Türk lirası kampanyasına katılmak istediklerini ancak döviz bürolarında Türk lirasını bulmakta zorluk çektiklerini aktardı. Birçok döviz bürosunu gezdikten sonra Türk lirası bulabildiğini vurgulayan Huho, sonuna kadar Türkiye'nin yanında durmaktan onur duyduklarını dile getirdi. Saydalı iş adamı Ahmed et-Tayş da on binlerce doları Türk lirasına çevirdiklerini dile getirerek, "İslam dünyasında kalkınma ve medeniyetin simgesi olan Türkiye'yi desteklemek hepimizin boynunun borcudur. Dünya mazlumlarına sahip çıkan Türkiye yalnız değildir." diye konuştu. Başkentteki esnafın destek kampanyaları Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta birçok esnaf, "Hakka destek ve Türk halkıyla dayanışma" adı altında Türk lirasıyla alışveriş yapacak müşterilere yüzde 50'ye varan indirim kampanyaları başlattı. Beyrut'un Talat Nuri Caddesi'nde yer alan Topkapı Kuyumculuk, Türk lirasıyla alışveriş yapacak müşterilerine yüzde 25 indirim yapma kararı aldı. Topkapı Kuyumculuk, bugün itibarıyla başlattığı kampanyanın, 20 Ağustos'a kadar süreceğini duyurdu. Başkentte yer alan Hediyeti Mağazalar Zinciri de Türk lirasıyla alışveriş yapan vatandaşlara bugün ve yarın olmak üzere iki günlük indirim kampanyası yaptı. İsam Sencer Oyuncak mağazası da Türkiye'ye yönelik ekonomik saldırılar karşısında Türk lirasıyla gelen müşterilerine yüzde 25 indirime gittiklerini duyurdu. Mağaza sahibi Sencer, Lübnanlılar olarak ABD doları karşısında Türk lirasına destek vermek için bu kampanyayı başlattıklarını aktararak, Türkiye ekonomisini destekleyecek ve halkıyla dayanışma yönündeki çalışmalarını sürdüreceklerini söyledi. Antika ve hediyelik eşya satan Velid Murra Mağazalar Zinciri ise ay sonuna kadar Türk lirasını kullanacak vatandaşlara yüzde 50 indirim yapma kararı aldıklarını açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısı karşılık buldu Başkentte döviz bürosu sahibi olan Abdullah Gaziri de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "dolarınızı bozun" çağrısı üzerine Lübnanlıların da 200 dolardan başlayan meblağlarla Türk lirası almak üzere döviz bürolarına akın ettiğini belirtti. Dövizini Türk lirasına çevirmek isteyen Lübnanlılara "Türkiye'ye mi gideceksiniz?" sorusunu yönelttiklerinde, "Hayır Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğa​n çağrı yaptığı için bozuyoruz" şeklinde yanıtlar aldıklarını aktaran Gaziri, ancak müşterilerine Türk lirasını temin etme konusunda zorlandıklarını söyledi.  Kaynak:www.aa.com.tr
Devamını Oku