Arama HABERLERi

Standard Post with Image

Ev tekstilcileri

Hedef ülkelerin başında Japonya, Çin, Kanada, Brezilya, Arjantin, Güney Afrika geliyor.   Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TETSİAD) 2016 yılında sektörün yeni pazarlara yöneleceğini belirtiyor. Piyasalardaki daralma, Rusya krizi ve Ortadoğu’da yaşanan sorunlar, ev tekstilcilerini yeni pazar yaratabilecekleri ülkelerde arayışa yönlendirdi. Bu bağlamda çalışmalarını sürdüren TETSİAD, Messe Frankfurt ile çeşitli ülkelerde işbirliği çalışmaları başlattı. Bunlardan ilki ise, Japonya’da düzenlenecek Interior Lifestyla Fuarı olacak Türk ev tekstili sektörünün çatı kuruluşu olan Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TETSİAD), küresel boyutta yapılan taramalarla, dünya ekonomisinde ve yakın coğrafyamızda yaşanan değişimleri mercek altına alındı. Öncelikle 2015 yılı verileri masaya yatırılarak, sonuçlar dikkatle izlendi. Bu incelemeler sonucunda belirlenen negatif ve pozitif gelişmeler değerlendirildi ve 2016 ve sonrası için yeni hedefler belirlendi. Sektörün 2015 yılında özellikle Rusya ve yakın komşularımızda kan kaybı yaşandığını belirleyen TETSİAD, İran piyasasına çok olumlu bakıyor. AB piyasasındaki daralma, Rusya ve Ukrayna’daki istikrarsızlık, Ortadoğu piyasasına mal satılmasını zorlaştıran Suriye ve Irak’taki gerginlikler, Mısır ve Libya’da yaşanan sorunlar, düşen petrol fiyatlarının var olan pazarlarımızdaki alım gücüne olumsuz etkileri, Türkiye ekonomisini olumsuz yönde etkilerken, ev tekstili oyuncularını da alternatif pazar arayışlarına yöneltiyor. Bundan yola çıkan ev tekstilciler, alım gücü yüksek, ev tekstilinde net ithalatçı konumunda bulunan ve pazar payımızın ortalamaların altında olduğu ülkelere yönelmeyi hedefliyor. Hedef ülkelerin başında Japonya, Çin, Kanada, Brezilya, Arjantin, Güney Afrika geliyor. İran’da yaşanması beklenen olumlu gelişmeler ise bu ülkeyi her zamankinden çok daha cazip kılıyor.   Ekonomi Bakanlığı’ndan ev tekstilcilere destek Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TETSİAD) Başkanı Yaşar Küçükçalık konuya ilişkin şu şekilde konuştu: “TETSİAD olarak sektörün alternatif pazarlara daha rahat ulaşabilmesi, ülkeler arasında yaşanan krizlerden daha az etkilenebilmesi amacıyla yurtdışında değişik pazarlarda araştırmalarımızı sürdürüyoruz. Bu çerçevede Messe Frankfurt ve İTKİB işbirliği Japonya’nın başkenti Tokyo’da düzenlenecek Interior Lifestyle Fuarına Türkiye’den milli katılım düzenlenmesi için çalışmalar yürütüyoruz. Uzakdoğu piyasasında ev tekstili sektörünün aldığı payı arttırmak ve alım gücü yüksek ülkelerde yeni pazarlar oluşturabilmek amacıyla düzenlenecek olan 1 – 3 Haziran 2016 tarihleri arasında fuara, milli katılımın destek onayı, Ekonomi Bakanlığı’ndan çıktı. Hedef pazar olan Japonya’da gerçekleştirilecek fuarımıza, Ekonomi Bakanlığı %70 oranında destek vermekte. Japonya pazarı çok zor, çok zahmetli gibi görünse de şimdiden atılacak adımlar, ilerisi için bir altyapı oluşturacak. Fuar için yapılan duyuruya şimdiden kırktan fazla firmanın olumlu cevap vermesi de pazarın ve fuarın doğruluğunu teyit eder niteliktedir” Kaynak: www.dunya.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD, Dosso Dossi Fashion Show’u Ziyaret Etti

Türkiye’nin en büyük moda organizasyonlarından biri olan Dosso Dossi Fashion Show’un 22.si Antalya’da yine muhteşem bir organizasyonla düzenlendi. Organizasyona LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Erdem Soylu Karabağlı katıldı. Birçok ülkeden hazır giyim sektörü profesyonellerinin bir araya geldiği organizasyonun ilk günü, dünyaca ünlü iki ismin konserine sahne oldu. Açık havada düzenlenen Faydee ve Alexandra Stan konserleri, konukları coşturdu. ş ve tatili birleştiren özgün modeliyle tüm dünyada adından söz ettiren Dosso Dossi Fashion Show (DDFS), bölgesel sorunlar nedeniyle daralan pazara alternatif olarak sunduğu VIP konsepti ile önemli bir başarıya imza attı. Daha önce Antalya Expo-Center’da düzenlenen Dosso Dossi Fashion Show’a bu yıl ilk kez Titanic Hotel ev sahipliği yaptı.Dosso Dossi Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Eraslan, düzenledikleri organizasyonlar ve yaptıkları yeniliklerle sektöre yıllardır öncülük ettiklerini hatırlatarak VIP konsept ile ağırladıkları alıcıları yüksek katma değerli ürünlerle buluşturduklarını söyledi.Hazır giyim ihracatının ilk beş ayda yüzde 49 gerilediği Rusya başta olmak üzere BDT ülkelerindeki pazarlarda yaşanan daralmaya karşı geliştirdikleri yeni strateji ile ciddi bir çıkış yakaladıklarını bildiren Eraslan şöyle devam etti: “Fuarımıza katılım için müşterilerimize en az 15 bin dolarlık alım şartı koyuyorduk. İlk kez bu organizasyonda asgari alım sınırını 25 bin dolara çıkardık. Buna karşılık üretici firmalarımızı elemeden geçirip daha kaliteli ve katma değerli üretim yapanları kabul ettik. Böylece Dosso Dossi Fashion Show’u üreticisiyle ve alıcısıyla çok daha elit bir organizasyona dönüştürdük. DossoDossi başından itibaren katma değerli ürünleri alıcılarla buluşturuyor. Türkiye’nin hazır giyim ihracatında kilogram başına ortalama satış geliri 24 dolar iken Dosso Dossi olarak biz 45-50 dolarlardaydık. Yeni konseptimizde hazır giyimin değerine daha da değer katıp kilogram başına ihracat birim fiyatımızı ortalama 75 dolar düzeyine çıkardık. İhracat gelirimizi üçe katlayarak sektörümüzün hayalindeki rakamlara öncülük ettik.”  
Devamını Oku
Standard Post with Image

V. Laleli Fashion Shopping Festival başlıyor.

LASİAD, 7 ülkeden 170 alıcıyı Laleli’ye Getiriyor! Türkiye ekonomisinde ihracat potansiyeli açısından çatı görevi yapan bölgelerden biri olan Laleli’yi yurt dışı pazarlarda da güçlendirmek adına birçok önemli projeye imza atan ve Darbe girişimine inat, üretime ve ihracata devam” diyen LASİAD, V. Laleli Fashion Shopping Festival kapsamında 7 ülkeden 170 alıcıyı İstanbul’a getiriyor. 8 Ağustos’ta başlayıp 14 Ağustos’ta sona erecek olan V. Laleli Fashion Shopping Festival’in basın lansmanı Grand Hyatt Regency Otel’de gerçekleşti. Kalabalık bir basın grubunun yer aldığı lansmana LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, Başkan Vekili ve Festival Komitesi Başkanı Muhammed Sancaktar, Başkan Yardımcıları Ercan Hardal, İrfan Akbaş, Erdem Soylu Karabağlı ve Sayman İbrahim Murat Ramizoğlu katıldı. Türkiye’nin en önemli hazır giyim ihracat merkezlerinden Laleli, başta Rusya olmak üzere komşu ülkelerle yaşanan gerilimler nedeniyle kaybettiği pazarları canlandırmak ve alternatif kapılar açmak için harekete geçti. Laleli Sanayici ve İşadamları Derneği (LASİAD) tarafından bu yıl 5’incisi düzenlenecek olan Laleli Fashion Shopping Festivali 8 Ağustos’ta başlayacak. Festival için LASİAD’ın ev sahipliğinde 7 ülkeden 170 alıcı Laleli’de buluşacak. 15 Temmuz’daki darbe girişiminin ardından Türkiye’nin morale ihtiyacı olduğunu vurgulayan LASİAD Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, bu yılki festivali “darbe girişimine inat üretim ve ihracata devam” sloganı ile gerçekleştireceklerini söyledi. Son bir yılda Ruble’nin değer kaybı ve uçak krizi nedeniyle yüzde 60 daralan Rusya pazarına alternatif arayışındaki Laleli için festivali fırsata dönüştürmek istediklerini bildiren Eyyüpkoca, şöyle devam etti: Festivalin Ana Etkinliğini B2B Görüşmeler Oluşturacak “Önceki yıllarda açık hava defileleri ile festivalimize farklı bir renk ve coşku katıyor, Laleli’de dünyanın en uzun podyumunu kuruyorduk. 300 metrelik podyumda birbirinden ünlü mankenler Laleli’de yaratılan değerleri alıcılarla buluşturuyordu. Ancak bu yıl festival ülkemiz ve milletimiz için sıkıntılı bir döneme denk düştü. Hem 15 Temmuz’daki darbe girişimi sırasında can veren 250’ye yakın polis, asker ve sivilimiz hem de terör olaylarındaki şehitlerimiz nedeniyle defile, eğlence gibi etkinlikler gerçekleştirmeyeceğiz. Şehitlerimizin acısını yüreğimizde yaşarken “hayat devam ediyor” ilkesinden hareketle Laleli Fashion Shopping Festivali’ni düzenleyeceğiz. Darbe girişimine inat üretime ve ihracata devam edecek, ülkemizi büyüteceğiz. Bir hafta sürecek festival boyunca İran, Cezayir, Nijerya, Türkmenistan, Lübnan, Kamerun ve Gana’dan toplam 170 kişilik alım heyetini ağırlayacağız. Avrupa gibi geleneksel pazarlardaki alıcılar darbe girişimini öne sürüp, İstanbul’a gelmekten kaçınırken, davet ettiğimiz ülkelerden hiçbir iptal bildirimi almadık. Bu onların Türkiye’ye olan güvenlerini ortaya koyuyor. Bu yıl ki festivalimizin ana etkinliğini Laleli firmalarının yabancı alıcılarla yapacakları B2B görüşmeleri oluşturacak. Firmalarımız alternatif pazarlar için yeni ihracat köprüleri kuracak.” Krizde Yüzde 60 Daraldık, Gözümüz Erdoğan ve Putin Zirvesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 9 Ağustos’ta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile St. Petersburg’da gerçekleştireceği kritik zirveyi değerlendiren Eyyüpkoca, tarihi buluşmanın uçak krizi nedeniyle yüzde 60 daralan Rusya pazarına can suyu olacağını söyledi. Giyasettin Eyyüpkoca, kriz öncesi Laleli’den ağırlıklı kısmı Rusya’ya olmak üzere 5,8-6 milyar dolar aralığında ihracat gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, “Krizle beraber bu rakam 2,5 milyar dolarlara kadar geriledi. Şimdi yeniden eski günlere dönecek olmanın heyecanını yaşıyoruz. Yaklaşık 3,5 milyar dolarlık kaybın ardından yeniden bir sıçrama yakalayabilmek için gözümüz kulağımız 9 Ağustos’taki zirveden çıkacak kararlarda. Bu kararlar başta Laleli olmak üzere tüm hazır giyim endüstrisine can suyu olacak” dedi.  Festivale Ekonomi Bakanlığı ve İHKİB Destek Veriyor Moda ve alışverişi buluşturan Laleli Fashion Shopping Festivali, bölgede faaliyet gösteren 7 bin civarındaki işyerinin pazarlama ve satış kanallarını daha etkin kullanma hedefiyle düzenlenmeye başlandı. İlki 2012’de gerçekleştirilen ve bu yılla birlikte 64 ülkeden alıcının ağırlandığı festival aynı zamanda “Türkiye’nin en büyük açık hava alış veriş merkezi” olarak da nitelendiriliyor. Ekonomi Bakanlığı ile İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nin (İHKİB) destek verdiği festivalin ana sponsorluğunu önceki yıllarda olduğu gibi yine Garanti Bankası üstleniyor.
Devamını Oku
Standard Post with Image

ŞİÖ mü, yoksa AEB mi?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) yerine Şanghay İşbirliği Örgütü'ne (ŞİÖ) üye olabileceğine dair açıklamasının ardından başlayan ŞİÖ tartışmalarında asıl "AB muadili" kurumun Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) olduğu yorumları öne çıkıyor.  Konuyu yakından izleyenler, "ŞİÖ tam olmasa da, bir ölçüde güvenlik temelli bir anlaşma olarak NATO ile karşılaştırılabilir. Ama eğer AB'nin karşılığı olarak Rusya ile birlikte hareket edilecek bir Avrasya platformu kast ediliyorsa o zaman Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) anlaşılmalı" değerlendirmesini yapıyor. Erdoğan konuyu şu sözlerle gündeme taşımıştı: "Mesela, “Şanghay 5’lisi içerisinde Türkiye niye olmasın?” diyorum. Bunu sayın Putin’e olsun, Nazarbayev’e olsun, şu anda Şanghay 5’lisinin içerisinde olanlara da söyledim. Başlangıçta 5 ülkenin kurduğu Şanghay İşbirliği Örgütü’ne daha sonra Özbekistan, Pakistan, Hindistan gibi ülkeler de dahil oldu. İran da girmek istiyor. Sayın Putin, “Bunu değerlendiriyoruz” gibi bir ifade de kullandı. Temenni ederim ki orada olumlu bir gelişme olması halinde, yani Türkiye’nin Şanghay 5’lisi içerisinde yer alması, bu konuda çok daha rahat hareket etmesini sağlayacaktır diye düşünüyorum.” BBC Türkçe'den Onur Erem, uzman görüşlerine dayanarak konuyu analiz attiği yazıda şu değerlendirmeyi yaptı: "AB'nin ekonomi, politika, güvenlik ve insan hakları konusunda bağlayıcı bir müktesebatı, üye ülkelerden parlamenterlerin temsil ediği ve yasama gücü bulunan bir meclisi, mahkemesi, marşı ve tüm üye ülkelerin bayraklarının yanında kullandığı bir bayrağı bulunurken bunlar ŞİÖ'de mevcut değil. AB'nin üye ülkeleri arasında insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunurken ŞİÖ'de bunlar da yok. AB, diğer ülkelerle de serbest ticaret anlaşması imzalayabilirken ŞİÖ üyeleri kendi aralarında bile serbest ticaret anlaşmasına sahip değil. ŞİÖ'ye kıyasla, AB'ye daha çok benzeyen Asya örgütü ise Avrasya Ekonomik Birliği (AEB). Rusya, Kazakistan, Ermenistan, Belarus ve Kırgızistan'ın üye olduğu AEB'de insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunuyor. 2013 yılında "Türkiye hem NATO üyesi, hem de ABD'nin en yakın müttefiklerinden. ŞİÖ üyelerinin bu şartlarda Türkiye'yi tam üyeliğe kabul etmesi mümkün değil" diyen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in danışmanı Sergey Markov, bu yüzden Türkiye'nin ŞİÖ'ye değil AEB'ye üye olabileceğini söylemişti. Kazakistan lideri Nursultan Nazarbayev de 2014 yılında Türkiye'yi AEB üyeliğine davet etmişti." PUTİN DE DEĞİNMİŞTİ 2014 Aralık sonundan Kremlin Sarayı’nda yapılan Avrasya Ekonomik Yüksek Konseyi Toplantısında  Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Belarus Devlet Başkanı Aleksander Lukaşenko, Kırgızistan Devlet Başkanı Almazbek Atambayev, Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev ve Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan buluşmuştu. Toplantıda konuşan Rusya Devlet Başkanı Putin, "Ulaşılan noktada durmak tabii ki doğru olmaz. Geleceğe yönelik yeni büyük hedeflerimiz var" demişti. Putin devamında,  başka ülkelerin de birliğe ilgi duyduğuna işaret ederek, “Vietnam’la serbest ticaret sözleşmesi projesine hazırlık için final aşamasına gelindi. Türkiye, Hindistan ve İsrail ile de benzer sözleşmeler üzerinde çalışmalar yapılıyor” dedi.  Rusya resmi haber ajansı Sputnik, bu sözleri şöyle yorumlamıştı: "Türkiye önce de Avrasya Ekonomik Birliği ile işbirliği veya üyelik ihtimalini dile getirmişti. Başta Türkiye’nin bu isteği Türkiye’nin AB üyelik sürecini hızlandırmak amacıyla AB’ye baskı yapma çabası olarak algılanmıştı. Ama sonra Ankara daha pragmatik yaklaşım sergilemeye başladı. Türkiye Ukrayna’daki kriz yüzünden uygulanan Rusya karşıtı yaptırımlara katılmayı reddetti, Rusya ile ticari-ekonomik işbirliğini genişleterek karşılıklı ödemelerde ulusal para birimlerini kullanmaya hazır olduğunu açıkladı. 1 Aralık’ta gerçekleşen Rusya Devlet Başkanı Putin’in Türkiye ziyareti sırasında Güney Akım boru hattının rotasının değiştirilip Türkiye üzerinden geçeceği açıklanmıştı. Ayrıca Avrasya Ekonomik Birliği ile işbirliği Türkiye için ticari-ekonomik alanda çok büyük fırsatlar tanıyacak. Türk işadamları faaliyetlerini uluslararası ticaret şartlarına göre yürütebilecekler. Ayrıca Avrasya Birliği’nin üyelerinin Türkiye’den AB ile Avrasya Ekonomik Birliği arasında seçim yapmasını talep etmemeleri önemlidir. İleride iki birliğin mutlaka işbirliğini yapması gerekecek. Bütün bunlar Türkiye’nin Avrasya Ekonomik Birliği ile işbirliği için hazırlanan yol haritasında yansıtılacak." TARİHÇESİ 1994'te ilk kez Kazak lider Nazarayev tarafından dile getirilen "ortak pazar" fikri sonucunda Avrasya Ekonomik Birliği'nin (AEB) hukuki temeli, 29 Mayıs 2014'te Belarus, Kazakistan ve Rusya liderleri tarafından imzalanan bir antlaşma ile atılmıştı. AEB'ye Ermenistan'ı dahil eden antlaşma 9 Ekim 2014'te imzalandı. Birlik resmen 1 Ocak 2015'te kuruldu.  Kırgızistan'ın Avrasya Birliği'ne tam üyeliği de 1 Mayıs 2015 tarihinden itibaren geçerliliğini kazandı. Böylece bu ülkeler gümrüksüz "ortak pazar" uygulamasına geçti. Beş soruda Şanghay İşbirliği Örgütü Onur Erem, BBC Türkçe'ye derledi: 1. Şanghay İşbirliği Örgütü nedir? ŞİÖ, bölgesel bir işbirliği örgütü. Ana işbirliği konusu güvenlik olan ŞİÖ, ilk olarak 1996'da Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan tarafından "Şanghay Beşlisi" adıyla kuruldu. 2001'de Özbekistan'ın da katılmasının ardından adını Şanghay İşbirliği Örgütü olarak değiştirdi. Örgütün uluslararası yapısında düzenli olarak toplanan Devlet Başkanları Konseyi ve Hükümet Başkanları Konseyi'nin yanı sıra sekretarya, Bölgesel Anti-Terör Yapısı, Dışişleri Bakanları Konseyi gibi yapılar yer alıyor. Örgütün sekretaryası Çin'in başkenti Pekin'de, "Bölgesel Terörle Mücadele Kuruluşu" ise Özbekistan'ın başkenti Taşkent'te bulunuyor. Bugün örgütün 6 üyesinin yanı sıra 6 gözlemcisi ve 6 "diyalog ortağı" bulunuyor. Gözlemciler; Afganistan, Belarus, Hindistan, İran, Moğolistan ve Pakistan. 2006 yılında üyelik başvurusu yapan Pakistan ve 2014 yılında üyelik başvurusu yapan Hindistan'ın 2017'de ŞİÖ'ye üye olmaları bekleniyor. Örgütün diyalog ortakları ise Ermenistan, Azerbaycan, Kamboçya, Nepal, Sri Lanka ve Türkiye. ŞİÖ üyesi 6 ülke, dünya nüfusunun yaklaşık çeyreğini oluşturuyor. Buna gözlemciler ve diyalog ortakları da eklendiğinde ŞİÖ, dünya nüfusunun yaklaşık yarısını içeriyor. ŞİÖ üyesi 6 ülke, dünya nüfusunun yaklaşık çeyreğini oluşturuyor.   2. Hangi amaçla kuruldu? Hükümetler arası bir kurum olan ŞİÖ'nün kuruluşunda Çin ve Rusya'nın Asya'da güvenlik üzerine işbirliği yapma amacı bulunuyordu. Örgütün güvenlik konusundaki endişelerinden biri, Orta Asya'daki İslamcı örgütler ve uyuşturucu ticaretiydi. ŞİÖ üyeleri, bunlara karşı birbirileriyle istihbarat paylaşımında bulunuyor, ortak askeri tatbikat düzenliyor, "suçluları" birbirlerine iade ediyor. Örgüt, Rusya ve Çin'in Orta Asya'ya yönelik politikalarını koordine etmenin bir aracı olma özelliği taşıyor. Askeri bir ittifak ise değil. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün eski direktörü Bates Gill'e göre örgütün kuruluşunda Rusya ve Çin'in ABD'nin Asya'daki olası müdahalelerine karşı ortak hareket etme isteği de vardı. Gill, Brookings Enstitüsü için yazdığı makalede, örgüte üye ülkelerin imzaladığı anlaşmalarda yer alan "Diğer ülkelerin iç işlerine 'insani müdahale' veya 'insan haklarını koruma' gerekçesiyle yapılacak müdahalelere karşı çıkmak ile ülkelerin güvenlik meselelerinde birbirlerine yardım etmesi" ifadelerinin bunun kanıtı olduğunu söylemişti. Şangay İşbirliği Örgütü Batı'ya rakip mi? Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu Doğu Avrupa ve Orta Asya Direktörü Sacha Koulaeva ise ŞİÖ'yü "içe kapalı otoriter ülkeler kulübü" olarak tanımlıyor. Sacha Koulaeva, "Ülkelerin gizli servisleri diğer ülkere engellenmeden girip, hatta girdikleri ülkenin güvenlik güçlerinden yardım alarak 'suçlu' ilan ettikleri kişileri alıp geri götürebiliyorlar" diyor.   3. AB'den ne farkı var? Avrupa Birliği, üye ülkelerin üzerinde yer alan bir hükümetler üstü yapıyken ŞİÖ, işbirliği için kurulmuş hükümetler arası bir yapı özelliği taşıyor. AB'nin ekonomi, politika, güvenlik ve insan hakları konusunda bağlayıcı bir müktesebatı, üye ülkelerden parlamenterlerin temsil ediği ve yasama gücü bulunan bir meclisi, mahkemesi, marşı ve tüm üye ülkelerin bayraklarının yanında kullandığı bir bayrağı bulunurken bunlar ŞİÖ'de mevcut değil. AB'nin üye ülkeleri arasında insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunurken ŞİÖ'de bunlar da yok. AB, diğer ülkelerle de serbest ticaret anlaşması imzalayabilirken ŞİÖ üyeleri kendi aralarında bile serbest ticaret anlaşmasına sahip değil. ŞİÖ'ye kıyasla, AB'ye daha çok benzeyen Asya örgütü ise Avrasya Ekonomik Birliği (AEB). Rusya, Kazakistan, Ermenistan, Belarus ve Kırgızistan'ın üye olduğu AEB'de insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunuyor. 2013 yılında "Türkiye hem NATO üyesi, hem de ABD'nin en yakın müttefiklerinden. ŞİÖ üyelerinin bu şartlarda Türkiye'yi tam üyeliğe kabul etmesi mümkün değil" diyen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in danışmanı Sergey Markov, bu yüzden Türkiye'nin ŞİÖ'ye değil AEB'ye üye olabileceğini söylemişti. Kazakistan lideri Nursultan Nazarbayev de 2014 yılında Türkiye'yi AEB üyeliğine davet etmişti.   4. Neden Türkiye'nin gündeminde? Türkiye 2011 yılındaki başvurusunun ardından 2013'te ŞİÖ'nün diyalog ortağı konumuna gelmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu tarihten sonra hem başbakanlığı hem de cumhurbaşkanlığı döneminde pek çok defa Türkiye'nin Şanghay İşbirliği Örgütü'ne üye olarak kabul edilmesi karşılığında AB'ye tam üyelik başvurusunu geri çekebileceğini açıklamıştı. Erdoğan'ın, son olarak geçen hafta "Türkiye bir defa kendini rahat hissetmeli. 'Benim için varsa, yoksa Avrupa Birliği' dememeli. Mesela, 'Şanghay Beşlisi içerisinde Türkiye niye olmasın?' diyorum. Temenni ederim ki orada olumlu bir gelişme olması halinde, yani Türkiye'nin Şanghay Beşlisi içerisinde yer alması, bu konuda çok daha rahat hareket etmesini sağlayacaktır diye düşünüyorum" açıklaması üzerine ŞİÖ üyeliği tekrardan gündem oldu.   5. Türkiye için AB'nin alternatifi olabilir mi? Peki ŞİÖ, Türkiye için AB'nin alternatifi olabilir mi? Avrupa Birliği ve Küresel Araştırmalar Derneği Başkan Yardımcısı Can Baydarol'a göre bu sorunun cevabı "Hayır". AB'nin kendine özgü bir entegrasyon süreci olduğunu, ŞİÖ'nün ise ekonomiden ziyade siyasetle ilgili ve NATO'ya alternatif olabilecek bir oluşum olduğunu söyleyen Baydarol, "Erdoğan'ın bu konudaki mesajı ŞİÖ'nün AB'ye alternatif olarak görülmesini değil, Erdoğan'ın Batı dünyasına bir alternatif arayışını ifade ediyor, NATO'yu tartışma haline getiriyor" diyor. Erdoğan'ın bugün NATO Parlamenterler Meclisi toplantısında ittifak üyelerine sert mesajlar verdiğini hatırlatan Baydarol, "Türkiye'nin Batı'yla entegrasyonu bırakıp ŞİÖ üyeliği yoluna girmesi çok çok zor. Türkiye'nin ekonomisi Batı'yla entegre. Bunu koparıp da yerine kısa vadede, hele böyle bir konjonktürde bir alternatif bulması olası gözükmüyor" uyarısında bulunuyor. Baydarol, NATO ile Rusya arasında gerginlik tırmanırken böyle mesajlar vermenin Türkiye için riskler taşıdığını düşünüyor: "Rusya ve NATO Ukrayna'da silahlarını birbirine çeviriyor. Türkiye eğer Rusya'nın kampına girerse Batı da silahlarını Türkiye'ye çevirir." Baydarol, Avrupa Birliği müktesebatının bir AB üyesinin ŞİÖ üyesi olmasına imkan tanımadığını, bu açıdan yasal ve teknik engeller olduğunu belirtirken "Batı dünyası içindeyseniz Çin ve Rusya ile yanyana yer alamazsınız" diyor. Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Ekonomi Araştırmaları Direktörü Sadık Ünay ise ŞİÖ'yü Türkiye için AB'ye karşı hem siyasi hem de ekonomik olarak önemli bir denge unsuru olarak görüyor. ŞİÖ'nün siyasi olarak AB'nin net bir alternatifi olmadığını belirten Ünay, "ŞİÖ enerji güvenliği ve lojistik bağlantılar açısından yükselen Asya'yı temsil ettiği için, içinde dünya ekonomisinin yükselen güçleri olduğu için dünya sisteminin temel ekseninin kaymakta olduğu bir yörüngeyi temsil ediyor" diyor. Ünay'a göre Türkiye-AB ilişkisinin bozulduğu bir dönemde Türkiye'nin, yükselen bir ekonomi olarak diğer ekonomilerle yakın ilişkiler geliştirmesi anlaşılır bir tutum: "AB ile hem ekonomik hem de siyasi sorunlar yaşanıyor. Gümrük Birliği'nin mevcut yapısı Türkiye'nin dış politikasını istediği gibi dizayn etmesine engel oluyor. "Siyaseten de AB'den son dönemde terörle mücadele ve mülteci sorununda Türkiye'nin beklentilerinden uzak açıklamalar geliyor. "Üstelik kıtada aşırı sağ yükseliyor, Türkiye ve Erdoğan karşıtı, İslamofobik yaklaşımlar yükselişe geçiyor". Türkiye'nin ŞİÖ üyeliğinin Avrupa çıpasını tamamen terk etmek ve doğuya yönelik bir eksen kayması değil bir dengeleme olacağını söyleyen Ünay, "Türkiye AB ile ilişkileri kesmeden ŞİÖ üyesi olabilir" diyor ve ekliyor: "Türkiye-AB ilişkisi her zaman bir şekilde devam edecektir. Ama Türkiye'nin Asya'daki pazarlara erişimi açısından böyle açılımlara da ihtiyacı var". Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Uzmanlar tartışıyor: "Şanghay üyeliğinin Türkiye'ye ekonomik katkısı olur mu?"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarıyla Şanghay İşbirliği Örgütü'ne (ŞİÖ) üyelik konusu tekrar gündemde. Ekonomik açıdan da tartışılan ŞİÖ hakkındaki genel kanı, Türkiye'ye ticari ilişkiler açısından yeni bir vizyon vaat etmediği yönünde. Özge Özdemir, BBC Türkçe için derledi: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) yerine ŞİÖ'ye üye olabileceğini söylemiş; ŞİÖ üyeleri Çin ve Rusya'dan da bu yönde olumlu sinyaller gelmişti. Bölgesel bir işbirliği örgütü olan ŞİÖ'nün üyeleri, Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan. Örgütün, bugün altı üyesinin yanı sıra altı gözlemcisi ve Türkiye'nin de içinde bulunduğu altı "diyalog ortağı" bulunuyor. "Şanghay İşbirliği Örgütü, Türkiye'nin ticari ilişkilerine merhem olur mu?" sorusuyla ilgili uzmanların ilk çekincesi, örgütün yapısıyla ilgili olarak geliyor. BBC Türkçe'ye konuşan Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi Asya Çalışmaları Uzmanı Dr. Altay Atlı, örgütün ilk amacının "güvenlik ve terörizmle mücadele" konularında işbirliği olduğunu vurguluyor. Ancak Atlı'ya göre örgüt son zamanlarda Çin ve Rusya ekonomilerinin zora girmesi dolayısıyla ekonomik işbirliğine de yönelmiş durumda: "Ekonomisi petrol ve doğalgaz fiyatlarına aşırı derecede bağımlı olan Rusya, bir yandan fiyatların düşük seyretmesi, diğer yandan Avrupa'nın uyguladığı yaptırımlarla karşı karşıya kalması nedeniyle ekonomik bir darboğaza girdi. Çin ise ihracat ve yatırıma dayalı bir kalkınma modelinden iç tüketim ve yüksek katma değere dayalı bir modele geçmek için çaba gösteriyor ve bu süreçte ekonomik büyümesi hız kesiyor." Atlı, Pekin ve Moskova'nın bu yüzden ekonomik işbirliği projelerine giriştiğini belirtiyor. BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Enerji Piyasaları ve Politikaları Enstitüsü (EPPEN) Başkanı Dr. Volkan Özdemir ise örgütün ekonomik bir işbirliği değil, siyasi bir ittifak olduğuna dikkat çekiyor. Volkan Özdemir bu görüşünü, "Her şeyden önce ŞİÖ, gelişim sürecini henüz tamamlamamış olan ve iktisadi işbirliğinden ziyade üye ülkeler arası terörizmle mücadele, kaçakçılık, köktencilik gibi konularda siyasi ittifakın varolduğu uluslararası bir örgüttür" sözleriyle açıklıyor. Özdemir ayrıca, "NATO üyesi bir ülkenin resmi üyeliği söz konusu olamayacağı ve iktisadi birliktelik olmaması hasebiyle Türkiye'ye ek bir ticari fırsat oluşturmayacağını iddia edebiliriz" açıklamasında bulunuyor.   'Çin ile dengeli bir ticari ilişki kurulmalı' Türkiye'nin Çin ve Rusya ile ticari ilişkilerine baktığımızda büyük bir dengesizlik göze çarpıyor. Türkiye ile Çin arasındaki ticaret dengesi, Türkiye aleyhine işliyor. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) verilerine göre 2016 Ocak-Eylül döneminde Türkiye'nin en büyük ithalat ortağı Çin. Türkiye, Çin'den 19,3 milyar dolarlık bir ithalat gerçekleştirirken ihracatı 1,5 milyar dolar seviyesinde. Asya uzmanı akademisyen Atlı da Çin ile ticaret açığının büyüklüğüne vurgu yaparak, "Sattığımız her bir dolarlık mal karşılığında bu ülkeden on doların üzerinde alım yapıyoruz. Çin ile açığı kapatamayız, ancak daha dengeli bir ekonomik ilişki kurabiliriz" açıklamasında bulunuyor.   'Rusya ile güven tesis edilmeli' Rusya ile de özellikle uçak krizinin ardından ticari dengesizliğin büyüdüğü fark ediliyor. TÜİK verilerine göre, Türkiye'nin 2016'nın Ocak-Eylül döneminde Rusya'ya ihracatı yaklaşık 1,2 milyar dolar iken bu ülkeden yapılan ithalat 11,3 milyar dolar seviyesinde. Türkiye sınırları içinde bir Rus uçağının 24 Kasım 2015'te düşürülmesinin ardından iki ülke ilişkileri neredeyse durma noktasına gelmişti. Rusya'nın Türkiye'ye uyguladığı ekonomik yaptırımlar ticari ilişkilere zarar verirken, normalleşme süreci kurulan diplomatik temasların ardından bu yılın ikinci yarısında başlamıştı. Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi Asya Çalışmaları'ndan Atlı'ya göre Türkiye ve Rusya arasında ekonomik ilişkileri iyileştirmek için güveni tesis etmek önemli bir yer tutuyor. Atlı, Rusya'dan doğalgaz alan ve Rusya'ya gıda ürünleri ve inşaat hizmetleri ihracatı yapan Türkiye için Rusya'nın önemli bir ticari ortak olduğunu vurguluyor. Rus lider Vladimir Putin, iki ülke ilişkilerinin normalleşme sürecine girmesinin ardından 10 Ekim'de Türkiye'yi ziyaret ederek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la bir basın toplantısı düzenledi. Atlı, "Uçak krizinden sonra, ekonomik yaptırımların da uygulanmasıyla büyüyen kriz, iki tarafa da ekonomik anlamda zarar verdi. Türkiye, turizm ve gıda pazarlarını kaybederken, Türkiye'den alım yapmamak Rusya'da enflasyonu tetikleyen bir etki yarattı" diyor.   'Türkiye, Avrasya Ekonomik Birliği'ne katılmalı' EPPEN Başkanı Dr. Volkan Özdemir ise ŞİÖ yerine Çin ve Rusya'nın başını çektiği farklı projelere yönelmenin daha iyi olacağı görüşünde. Özdemir, "Çin dünya ölçeğinde üretim ekonomisiyle mallarını pazarlara daha kolay ve çeşitli yollarla aktaracak başta Yeni İpek Yolu gibi projelere odaklanmaktadır" açıklanmasında bulunarak Çin ve Rusya arasındaki ticari vizyon farkına dikkati çekiyor. ŞİÖ'de kalkınma bankası ya da serbest ticaret bölgesinin kurulmasını uzak bir ihtimal olarak gören Özdemir, "Çin'in geliştirdiği ve odağında enerji ile ulaşım projeleri yer alan Yeni İpek Yolu'na aktif katılım Türkiye'ye yarar sağlar. Rusya ise ağırlığını daha çok Avrasya Ekonomik Birliği'ne vermektedir" diyor. Bu yüzden Özdemir'e göre Türkiye'nin Avrasya Ekonomik Birliği'ne katılımı daha pozitif olur. Ermenistan, Belarus, Kazakistan, Kırgızistan ve Rusya'nın üye olduğu bölgesel ve ekonomik bir işbirliğini temel alan Avrasya Ekonomik Birliği, 2014'te kuruldu. Üye ülkeler arasında bir serbest ticaret bölgesi yaratıldı. Özdemir, "Türkiye'nin bu birliğe katılımı mevcut üye ülkelere göre rekabetçi üretim yapısı nedeniyle kendisi için yararlı. Bu ülkelerle yapılacak gümrüksüz ticarette ihracatımız ithalatımıza oranla kat ve kat artacaktır. Bunun nedeni başta Rusya olmak üzere üye ülkelerin ihracatının enerjiye dayanması ve bunun zaten tarafımızca şu anda da ithal edilmesidir" diyor.   'ŞİÖ üyeliği, projelerde avantaj yaratabilir' Çin ve Rusya ile ticari ilişkilerin geliştirilmesi için Dr. Atlı halihazırda sürdürülen işbirliklerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. "Rusya'nın başı çektiği 'Avrasya Ekonomik Topluluğu' ve Çin'in büyük yatırımlar yaptığı, Yeni İpek Yolu olarak da adlandırdığımız 'Bir Kuşak, Bir Yol' projesi oldukça iddialı; bu projeler özellikle Orta Asya'da coğrafi anlamda örtüşüyor" diyen Atlı, Türkiye'nin bu projelerde önemli roller üstlendiğine dikkati çekiyor. "Rusya ve Orta Asya'da Türkiye'nin büyük yatırımları ve inşaat projeleri var" açıklamasında bulunan Atlı, Türkiye ve Çin arasında altyapı konusunda ortak girişimlerin artacağı görüşünde. Atlı'ya göre Türkiye'nin ŞİÖ üyeliği bu projelerde Türkiye'yi avantajlı bir konuma geçirebilir.   'AB'ye alternatif olamaz' Diğer yandan iki uzman da Şanghay İşbirliği Örgütü'nün ticaret açısından Avrupa Birliği'ne alternatif oluşturamayacağını söylüyor. Türkiye'nin AB ile ticaret hacminin büyüklüğü ve gümrük birliği anlaşması göz önünde bulundurulduğunda ŞİÖ'nün küçük bir potansiyel teşkil ettiği vurgulanıyor. TÜİK verilerine göre Türkiye'nin 2016'nın Ocak-Eylül döneminde AB'ye ihracatı 50.5 milyar dolar seviyesinde. Atlı bu durumu, "Ticaret açısından baktığımızda Türkiye'nin halen ihracatının yarısını AB ülkelerine yaptığını, pazar büyüklüğü ve derinliği açısından ŞİÖ ülkelerinin AB ile yapılan ticarete bir alternatif oluşturabilmekten henüz çok uzakta olduğunu belirtmek lazım" diyerek özetliyor. (BBC) Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD 2015 Yılı Yol Haritasını Belirledi

LASİAD, geleneksel Arama Konferansını 23-27 Aralık 2014 tarihleri arasında Antalya Mardan Palace Hotel’de Yönetim, Denetleme ve Disiplin Kurulu’nun katılımıyla gerçekleştirdi. Gelecek Vizyonu konulu Konferans, LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca’nın açılış konuşması ile başladı. Eyyüpkoca, komitelerin 2014 yılı içinde yapmış oldukları çalışmalar kapsamında değerlendirme yapıp, komitelerin görevlerini en iyi şekilde yerine getirdiklerine vurgu yaparak harcadıkları emekler için tüm komite üyelerine teşekkür etti. Program, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar’ın moderatörlüğünde devam etti. LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları komitelerin bir yıl boyunca gerçekleştirdikleri tüm faaliyetlerin sunumunu yaparak katılımcıların görüşlerini aldı. Konferans, Erguvan İletişim adına Zerrin Yazıcı’nın bilgilendirme sunumu ile devam etti. Yazıcı, sunumunda daha verimli ve stratejik pazarlama tekniklerinden bahsetti. Ardından LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, 2015 yılı plan ve hedefleri konusunda görüş ve önerileri aldı. Arama Konferansı’nın ikinci günü; ulusal ve uluslararası kapsamda büyük ses getiren III. Laleli Fashion Shopping Festival’inin genel bir değerlendirmesi ile başladı. Festival, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Festival Komitesi Başkanı Muhammed Sancaktar’ın moderatörlüğünde geniş ve objektif bir şekilde tüm detaylarıyla değerlendirildi. Sancaktar “Her geçen yıl daha da profesyonel ve kapsamlı bir karnavala dönüşen Laleli Fashion Shopping Festivali’ni daha da ileriye taşıyacağız” dedi. Ardından 24-30 ağustos 2015 tarihlerinde düzenlenecek olan IV. Laleli Fashion Shopping Festival’i ile ilgili yeni projelerini ve yapmak istediklerini katılımcılara aktardı. 2015 yılında 4.sü düzenlenecek olan festivalin daha geniş kitlelere hitap etmesi ve daha fazla ses getirmesi adına katılımcılar ile fikir alışverişinde bulunuldu. Konferans Bloomberg HT Televizyonu Haber Koordinatoru-Gazeteci Ali Çağatay’ın ‘’Ukrayna-Rusya gerginliği ve Laleli piyasasına olan etkileri’’ konulu sunumuyla devam etti. Avrupa Birliği’nin Rusya’ya uyguladığı ambargo karşısında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in sergilediği tutuma değinen Çağatay “Rusya’ya uygulanan bu ambargonun Türkiye ve sizin için büyük getirileri olacaktır. Krizleri fırsata dönüştürebilirsiniz. Tavsiyem Rusya’daki mevcut yatırımlarınızı koruyun fakat yeni yatırımlar yapmayın” dedi. Çağatay konuşmasının devamında dünyadaki petrol krizinin ülkelere yansımalarından söz ederek  “Afrika’da da yatırımlar yapılabilir, özellikle Angola, Fildişi Sahili, Nijerya, Libya gibi ülkeler alternatif pazarlarınız olabilir” dedi. Türkiye ve dünya ekonomisi üzerinde duran Çağatay’ın katılımcıların sorularını cevaplamasının ardından LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca günün değerlendirmesini yaptı. Arama Konferansı’nın üçüncü günü LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar’ın moderatörlüğünde başladı. Ardından Bloomberg HT Televizyonu Haber Koordinatörü - Gazeteci Ali Çağatay’ın sunumu ile devam etti. Çağatay, konuşmasına Türkiye’nin siyasi gelişimi ve bu gelişmelerin Türkiye ekonomisine yansımalarının nasıl olduğunu anlatarak başladı. 2008 ve 2014 krizleri üzerinde duran Çağatay, Türkiye ekonomisini kuvvetlendiren unsurlardan bahsetti. Şuan petrol fiyatlarındaki düşüşün Türkiye’nin cari açığına yansımadığını ve 2015 yılında Türkiye’nin çok iyi seviyelere geleceğinden bahsetti.  Çağatay, konferansın devamında katılımcılardan gelen soruları yanıtladı. Konferansın sonunda Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca,  Arama Konferansına ilişkin genel değerlendirmeler yaptı. Laleli Sanayici ve iş adamları olarak İlerleyen zamanlarda nasıl hareket edilmesi gerektiği üzerinde duran Eyyüpkoca,  uluslararası ekonomik dalgalanmalara karşı alınacak önlemlerden bahsetti. Teşekkürlerini sunarak konferansı kapattı.
Devamını Oku