Arama HABERLERi

Standard Post with Image

İndirimli alışveriş neden mutlu eder?

Bazıları için "% 50 indirim" afişleri hiçbir şey ifade etmezken, bazılarında da diğer bağımlılık türlerindeki gibi bir dürtüyü tetikler. Terapistler, indirimde ucuza eşya alma duygusunun alkol, uyuşturucu ve gıda bağımlılığı ile benzerlik taşıdığını söylüyor. Takıntılı bir satın alma dürtüsü teşhisi konmamış olanlar bile benzer bir coşku hissedebilir. BİLİNÇALTINDA ALINAN KARAR Gerçekte çoğumuz bir şeyi satın almaya kısa bir an içinde karar verir, konu hakkında uzun uzun düşünmeyiz. İndirim etiketlerinin cazibesine kapılmış bir halde, sonucu tartıp düşünecek normal süreci işletmeyiz. İnsan beyninin yapısından dolayı, bu şekildeki ani duygusal kararlar bilinçaltında alınır çoğunlukla. ALIŞVERİŞ Satın almaya karar verdiğimiz an pozitif bir duygu yüklemesi ile kendimizi iyi hissederiz. Fakat ardından, tıpkı uyuşturucu ve alkol bağımlılığında olduğu gibi, yoğun bir suçluluk hissi baş gösterir. Bu durum mantıklı düşünmeye de engel olur. Yeniden kendimizi iyi hissetmek için daha fazla satın almaya ihtiyaç duyarız. Bu dürtüyü tetikleyen şeyleri ve ortaya çıktığında insanın beyninde ne olup bittiğini anlarsak kontrol dışı görünen bu durumla baş etme yollarını da bulabiliriz. 'HAZİNE AVI' Sevdiğiniz bir mağazaya ya da alışveriş sitesine girmek bu duyguyu tetikler. Bu eylemin kendisi vücudumuza daha fazla dopamin üretme emri verir. Dopamin beyindeki bir nörotransmiterdir ve alışveriş yoluyla beynin ödül ve zevk merkezini harekete geçirerek mutluluk hissi verir. Bazı uzmanlar alışverişi "hazine avına" benzetiyor. Alacağınız şeyi arayıp bulmak kendibaşına oldukça motive edici bir eylem haline geliyor. Bir sonraki adım ise mantıklı karar verme sürecinin dışına düşüyor. Çoğumuz satın alma kararını bir saniyeden daha kısa zamanda alırız. Bu sırada beyin dalgalarında bir yükselme görülür; bunun nedeni aldığımız ürüne karşı oluşan "duygusal angajman"dır. Çoğu zaman bu dürtüler belli bir markayla ilgili önceki deneyimlerimiz ya da almak istediğimiz bir eşyanın indirime girmiş olması ile tetiklenir. Çoğumuz satın aldığımız şeylere bağımlı değilizdir. Bu daha çok alışveriş sürecinin alışkanlık haline gelmesi ve tıpkı uyuşturucu ve alkol bağımlılığı gibi zor kırılmasıdır. Satın alma anından önceki günlerde bu düşüncenin getirdiği alışveriş heyecanı ile başlar ve o anı dört gözle bekler hale geliriz. KORKU VE REKABET ABD ve dünyanın birçok ülkesinde geçen hafta indirimli alışveriş olanağı olarak sunulanKara Cuma günü günlerden uzak durmak zor gelebilir. İndirimli satışlar sırasında vücudun otonom sinir sistemi bazı organların kontrolünü ele geçirerek ölüm kalım anlarındakine benzer aşırı tepki gösterir hale getirir. Ucuzluktan yararlanamama korkusu bizi "rekabet moduna" sokar ve başkalarından önce bir şeyi bulup alma güdüsünü kontrol edilmez hale getirir. Bunun nedeni düşünmeden hareket etmektir. Bazılarında bu durum heyecan ve rekabet hissini tetiklerken bazılarında da nabız atışı yavaşlar, alışveriş günlük endişe ve sorunlardan uzaklaşmayı ve rahatlamayı sağlayan bir etkinlik haline gelir. Alışverişe arkadaşlarınızla giderek davranışlarınızı daha iyi kontrol edebileceğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Tersine bunun alışverişi körükleyici etkisi olur genellikle. SON PİŞMANLIK Arkadaşla gitmek, alış veriş yapan diğer insanlarla karşılaşmak ve internette başka insanların fikirlerini okumak kişide bağlantı duygusunu artırarak tereddüt halinde bile satın almayı kolaylaştırır. Bunun farkında bile olmazsınız çoğu zaman. Bu durum hızlanan kalp atışı ve gerilen kaslardan ziyade beyin dalgaları ve büyümüş göz bebekleriyle kendisini gösterir. Bu güdüden kurtulmak için indirimlerden uzak durmak, internette alışveriş yaparken hemen ucuzluk bölümüne girmemek, mağazada ise her eşyanın etiketine bakmayıp sadece ilgilendiğiniz şeyin fiyatına bakmak etkili olabilir. Uzmanlar bu konuda sakin olmayı ve mantıklı düşünmeyi öneriyor. Ayrıca satın aldıktan sonra hissedilen pişmanlık duygusunu düşünmek de işe yarar. Kaynak:www.hurriyet.com.tr  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Alışveriş Çılgınlığı Başlıyor

Her yıl geleneksel olarak LASİAD (Laleli Sanayici ve İş Adamları Derneği) tarafından yapılan, bu yıl da 27 Mayıs-02 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan  “II.Laleli Fashion Shopping Festivalin basın lansmanında kağıt bebekler Laleli sokaklarını renklendirdi. Bu yıl 2. Kez Laleli Mesihpaşa caddesine kurulacak 150 metrelik rekor podyumda gerçekleşecek defile öncesi Merve Büyüksaraç, Ebru Öztürk, Tuba Melis Türk, Didem Soydan, Nur Gümüşdoğrayan’ın yanı sıra 24 model Laleli sokaklarında festivalin tanıtımı için LASİAD Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, LASİAD Başkan Vekili Muhammed Sancaktar, LASİAD Başkan Yardımcısı İsmail Dark ve LASİAD Yönetim Kurulu Üyesi Ercan Çelik’in katılımıyla objektiflere poz verdiler. Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’in desteğiyle “II. Laleli Fashion Shopping Festival” kapsamında 27 Mayıs - 02 Haziran tarihleri arasında iç ve dış piyasadaki toptancılara yönelik, indirim fırsatlarının yanı sıra çeşitli etkinliklerle Doğu Blokları, Türki Cumhuriyetler ve Avrupa’dan gelecek misafirleri ile Türk tekstilcilerine ev sahipliği yapacak. Festivali düzenleyen Laleli Sanayici ve İş Adamları Derneği Başkanı (LASİAD) Giyasettin Eyyüpkoca, “Bölgemizin tek yürek olacağı, kalplerin Laleli için çarpacağı, bizleri anlatan, geleceğimizi umutlandıran bu festivali desteklemeli, Laleli’nin tüm fertleri olarak birlik ve bütünlüğümüzü bir kez daha göstermeliyiz.” dedi. 27 Mayıs günü Laleli şenlenecek ve üç farklı noktada sahne kurularak, yerli ve yabancı sanatçıların sahne performanslarının yanı sıra, dansçılar, bando takımı, dünya starlarının tiplemeleri festivalin gün boyu sürecek etkinlikleri arasında yer alıyor. Yine 150 metrelik podyumda büyük defile… Festivalin en büyük sürprizlerinden biri ise Festival organizasyonunu ve defilenin kareografisini yapan Öner Evez, Laleli Mesih Paşa Caddesine boydan boya kuracağı 150 metre uzunluğundaki podyumda LASİAD üyesi onlarca markanın ürünlerinden oluşacak Laleli defilesinde yerli ve yabancı 40 manken podyumda yürüyecek.
Devamını Oku
Standard Post with Image

CBME Türkiye Anne Bebek Çocuk Ürünleri Fuarı

Türkiye’nin en büyük anne, bebek, çocuk ürünleri fuarı CBME Türkiye, 11-14 Ocak 2017 tarihleri arasında İstanbul CNR Fuar Merkezi'nde 32.kez yapıldı. Bebek ve çocuk sektörüne ait tüm ürünlerin tek bir çatı altında sergilendiği ve LASİAD adına Yönetim Kurulu Üyesi Rıfat Opan’ın katıldığı fuara, 750 marka ve 370 firma katıldı. Bu yıl CBME Türkiye fuarında bir ilke de imza atılarak bazı firmalar, 2017 İlkbahar-Yaz Koleksiyonları ile birlikte 2017-2018 Sezonu Sonbahar-Kış Koleksiyonları'nı da sergilediler. UBM ICC Genel Müdürü Erdal Baykara'nın verdiği bilgilere gore Rusya, anne-bebek-çocuk ürünleri ihtiyacının %30’unu Türkiye'den karşılıyor.
Devamını Oku
Standard Post with Image

İstanbul Kids Fashion Fuarına Uluslararası İlgi

35. Uluslararası İstanbul Kids Fashion-Bebek Çocuk Hazır Giyim ve Aksesuarları Fuarı, 17-20 Temmuz tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde 72 ülkeden 4 bin 550 uluslararası ve ulusal profesyonel ziyaretçi ile 156 markanın katılımı ile yapıldı. 2018 Sonbahar-Kış Bebek Çocuk hazır giyim koleksiyonlarının vitrine çıktığı fuara en çok ziyaretçi; soğuk ülkeler Rusya ve Ukrayna ile kış mevsiminin de yaşandığı sıcak ülkeler Cezayir, Libya ve Irak’tan geldi. Fuarı değerlendiren UBM ICC Marka Müdürü Hatice Dinçer, “Bu yıl İstanbul Kids Fashion, 72 ülkeden 4 bin 550 profesyonel ziyaretçi ve 165 markanın katılımı ile gerçekleşti. Hedefi ihracat olan bir fuarız ve en başından itibaren stratejimiz, katılımcı markalarımız 2018 sonbahar kış koleksiyonlarını vitrine çıkardıkları için soğuk ülkeler ve kış mevsiminin de yaşandığı Asya ve Afrika ülkelerinden yoğun profesyonel ziyaretçi katılımı sağlamaktı.” dedi. Fuara LASİAD Yönetim Kurulu Üyesi Rıfat Opan’ın sahip olduğu ALVAN Kids firması katıldı.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Hazır Giyim ve Konfeksiyon Sektöründe Yüzler Gülüyor

Ekim ayında 1,6 milyar dolar ihracat ile Türkiye’nin en çok ihracat yapan üçüncü sektörü olan Hazır Giyim ve Konfeksiyon sektörü, 9-12 Ocak 2019 tarihleri arasında, İstanbul Fuar Merkezi – CNR Expo’da 36’ncısı düzenlenecek Uluslararası İstanbul CBME Türkiye Anne, Bebek ve Çocuk Ürünleri Fuarı’nda buluşmaya hazırlanıyor. Fuara,125 ülkeden, 300 katılımcı, 750 marka ile 18 bini aşkın profesyonel ziyaretçi katılımı bekleniyor. 600 milyon TL ekonomik büyüklüğe ulaşan bebek ve çocuk giyimi, ülkemizde ve global pazarlarda hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün en yüksek büyüme potansiyeline sahip alt sektörü olarak dikkat çekiyor. Sektörün Ekim ayında anne bebek çocuk ürünleri alanında bir dünya markası olan ve Türkiye dışında Çin, Hindistan ve Singapur’da düzenlenen 36.Uluslararası İstanbul CBME Türkiye Anne, Bebek ve Çocuk Ürünleri Fuarı’nda biraraya geleceğini ifade eden UBM ICC Marka Direktörü Hatice Dinçer,“212 ülkeye yapılan 17 milyar dolarlık toplam hazır giyim ihracatı içinde bebek giyimi yüzde 1,6 paya sahip olurken, sektörün yıllık ekonomik büyüklüğü 600 milyon TL’ye ulaştı. Türkiye, Ekim ayında ülke olarak Cumhuriyet tarihimizin en yüksek ihracat rakamlarına ulaştı. Hazır Giyim ve Konfeksiyon sektörünün 1,6 milyar dolar ihracat ile en çok ihracat yapan sektör olmasını çok memnuniyet verici buluyoruz” dedi.   Kaynak: https://www.akilligundem.com/hazir-giyim-ve-konfeksiyon-sektorunde-yuzler-guluyor/
Devamını Oku
Standard Post with Image

Bebek ve çocuk giyimcilerinin rotası Polonya

Türkiye’de bebe ve çocuk konfeksiyonu üretiminin yüzde 80’ini tek başına karşılayan Bursa, ihracatla büyüme yolculuğunda rotasını bu kez Avrupa’nın lojistik merkezi konumundaki Polonya’ya çevirdi. 130’a yakın iş insanı, Varşova’da ikili iş görüşmeleri gerçekleştirdi. Ticaret Bakanlığı’nın destekleriyle sektöre yönelik 2 ayrı Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi Projesi’ni (UR-GE) yürüten Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), şimdiye kadar ABD, Afrika, İran, Kırgızistan ve Kazakistan gibi önemli pazarlarda sektörün açılımına öncülük etti. ‘Juniokids’ kurumsal markası ile faaliyetlerini sürdüren bebe ve çocuk konfeksiyonu sektörünün 11. yurt dışı programı ise Avrupa Birliği’nin en dinamik ve en hızlı büyüyen ülkelerinden Polonya oldu. Bursalı 60’ı aşkın firmadan yaklaşık 130 iş insanı, Polonya’nın başkenti Varşova’da B2B organizasyonu gerçekleştirdi. “Polonya, Avrupa için geçiş kapısı”   Kaynak: https://www.businessworldglobal.com/bebek-ve-cocuk-giyimcilerinin-rotasi-polonya/
Devamını Oku
Standard Post with Image

Çocuk Hazır Giyim Pazarı 2019'un İlk 5 Ayında Yüzde 25 Büyüdü!

2019 yılının ilk 5 ayında yüzde 25 büyüme sağlayan konfeksiyon bebe giyimi ve eşyası sektörü, 26-29 Haziran tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen 37.Uluslararası İstanbul Anne Bebek Çocuk Ürünleri Fuarı-İstanbul Kids Fashion’da buluşmaya hazırlanıyor. 26-29 Haziran 2019 tarihleri arasında gerçekleştirilecek 37.Uluslararası İstanbul Anne Bebek Çocuk Ürünleri Fuarı'na başta BDT, Kuzey Afrika ve Orta Doğu olmak üzere, 80 ülkeden 5 binin üzerinde ulusal ve uluslararası ticari alıcıyla 200’den fazla markanın katılımı bekleniyor. Kaynak:http://www.bul.com.tr/haber/cocuk-hazir-giyim-pazari-2019-yilinin-ilk-5-ayinda-yuzde-25-buyudu-d41d-1212629/
Devamını Oku
Standard Post with Image

İstanbul Kids Fashion Fuarı Uluslararası Ziyaretçi Akınına Uğradı

2019 yılının ilk 6 ayında yaklaşık yüzde 25 oranında büyüyen anne, bebek, çocuk hazır giyim ve aksesuarları sektöründe yüzler İstanbul Kids Fashion Fuarı ile gülüyor. 26-29 Haziran tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi'nde ziyarete açılan fuar, uluslararası ziyaretçi akınına uğradı. İstanbul Kids Fashion Fuar Direktörü Hatice Dinçer, bir önceki yıla göre ziyaretçi rakamında yüzde 35 artış sağlandığını, en yüksek sayıda ziyaretçi gelen ilk 5 ülkenin Rusya, Ukrayna, Cezayir, Filistin ve Yunanistan olduğunu açıkladı. Dinçer, 4 günde 80 ülkeden 5 binin üzerinde ziyaretçi katılımı beklendiğini ifade etti. 0-16 yaş arası grubu 2019&2020 sonbahar-kış sezonuna yönelik bebek çocuk giyim, abiye, pijama, iç çamaşırı, çorap, aksesuar, ev tekstili, mobilya gibi tüm alt sektörlerden geniş yelpazede ürünlerin sergilendiği fuarda ayrıca, Rusya, Ukrayna, Moldova, Belarus, Kırgızistan, Gürcistan, Lübnan, BAE, Kuveyt, Cezayir, Ürdün, Suudi Arabistan ve Yunanistan'tan 41 kişilik Alım Heyeti katılımcı firmalarla görüşmeler gerçekleştirdi.   Kaynak: https://www.haberler.com/istanbul-kids-fashion-fuari-uluslararasi-12187530-haberi/    
Devamını Oku
Standard Post with Image

Hedef Avrupa’da Liderlik Dünyada İlk Beş

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) 2023 yılı hazır giyiminde 52 milyar dolar olarak hedeflediği ihracat hacminde rekor büyüme bebek ve çocuk giyim sektöründen geldi. Yetişkin hazır giyime oranla bebek ve çocuk giyim sektörü yüzde 50 daha fazla büyüme kat etti. 2010 yılında 118 milyon dolar olan bebek giyim ihracatı, 2018 yılında 249 milyon dolara yükseldi. Ülkemiz, bebek ve çocuk giyim sektöründe hem ihracat hem de ithalat payı olarak, yaklaşık 600 milyon dolarlık iş hacmiyle de önemli bir konumda yer alıyor. Avrupa'nın ikinci, dünyanın yedinci büyük giyim tedarikçisi olan Türkiye’de, son verilere göre bebek giyim sektöründe en fazla ihracat yapılan ülke, yüzde 14,4 pay ile İspanya olurken, ihracatımızda yüzde 11,9 payla ikinci sırada yer alan Almanya pazarını, yüzde 11,6 ile Irak, yüzde 7,3 ile İngiltere ve yüzde 4,4 ile Libya takip ediyor. Bebek ve çocuk giyim sektöründe yeni hedef ise ihracat rakamlarında Avrupa’da lider, Dünya’da ilk beş içerisinde yer almak. Diğer sektörlerle karşılaştırıldığında, Türkiye’de bebek ve çocuk giyim sektöründeki en zayıf halkayı ise pazarlama uygulamaları oluşturuyor. Sektördeki şirketler üretmeyi bir şekilde başarmış olsa da pazarlama kaynaklarını kullanmakta zorluk yaşıyor. Bu sebeple sektöre yönelik yapılan organizasyon ve uluslararası fuar çalışmalarına daha fazla önem verilmesi ile birlikte bebek çocuk giyim sektörünün de gelişmeye ve büyümeye devam edeceği kaydediliyor. Özellikle ihracata yönelik olan bebek ve çocuk ürünleri özelindeki fuarlar pazara büyük bir dinamizm getirirken sektörün ekonomik olarak büyümesine ve yeni pazarlara açılmasına da hizmet ediyor. Kaynak: https://www.kocaelipusula.com/haber/25658/hedef-avrupada-liderlik-dunyada-ilk-bes.html    
Devamını Oku
Standard Post with Image

Sigara paketlerinde yeni dönem

Tarım ve Orman Bakanlığı sigara paketlerinde düz ve standart paket uygulamasına 5 Aralık'ta geçileceğini duyurdu. Sigara paketlerinde yeni dönem 5 Aralık’ta başlıyor.  Tarım ve Orman Bakanlığınca yapılan düzenlemeyle "Tütün mamullerinde düz ve standart paket" uygulamasına 5 Aralık'ta geçiliyor. Yarından itibaren artık eski paketlerle tütün mamulleri üretilmeyecek. Bir aylık süreçte, yani 5 Ocak’a kadar yeni paketlerle üretim yapılacağı gibi mevcut paketlerin piyasadaki satışı devam edecek.  5 Ocak 2020 itibari ile ise sadece yeni standart paketlerin satışı yapılabilecek ve piyasada eski tip paket bulunmayacak. Düz ve standart paket uygulaması ile paketlerin çeşitli renklerinden ve grafik tasarımlarından kaynaklanan çekiciliğinin ve yanıltıcı özelliğinin ortadan kaldırılması, sağlık uyarıları mesajlarının caydırıcı etkisinin artırılması hedefleniyor. Yeni düzenleme ile tütün mamulleri paketlerin rengi, Pantone 448 C Mat bitişli tek renk olarak belirlendi. Marka, ayırt edici ibare ve diğer zorunlu bilgilerin yazım şekli, rengi, konumu standart hale getirildi, markanın logosu, simgesi veya sair işaretleri kaldırıldı. Tek tip ve tek renk olacak paketler üzerindeki birleşik (resimli) sağlık uyarıları alanı yüzde 65’ten yüzde 85’e çıkarıldı, resimli uyarı paketin ön yüzeyi yanı sıra arka yüzeyine de konuldu. 14 yeni birleşik (resimli) sağlık uyarısı belirlendi. Bütün paketlerde yer alacak ibarelerden biri de birleşik (resimli) sağlık uyarıları içerisinde yer alan ‘‘ALO 171 SİGARA BIRAKMA HATTI’’ mesajı olacak. Yeni düzenleme ile tütün mamulü çeşidini belirleyen ayırt edici ibare paketlerin ön yüzeyinde yer alacak. Nargilelik tütün mamulü paketlerinin iç ambalajı ile puro ve sigarillo paketlerinin varsa iç ambalajları üzerine marka ve ayırt edici ibare siyah renkle yazılacak. Üretim tarihi ve üretim kodlama bilgileri, siyah zemine beyaz renkte yazılacak. Ayrıca yeni paketlerde, yan yüzey alanlarının yüzde 50'sini kaplayan genel uyarı ve bilgi mesajı yer alıyor. Paketlerde, "Sigara içmek öldürür-hemen bırakın" genel uyarısı ile "Tütün dumanı, kansere yol açtığı bilinen 70'ten fazla madde içerir" bilgi mesajı bulunacak. Halihazırda mevcut sigara paketlerinin yan yüzeyinin birinde yüzde 10’unu kaplayan zifir, nikotin ve karbon monoksit bırakım değerlerine ilişkin bilgilendirme kaldırıldı, paketler üzerinde bulunan “18 yaşını doldurmayanlara satılamaz” şeklindeki uyarı, “18 yaşını doldurmayanlara satışının cezası hapistir” şeklinde değiştirildi. 14 yeni mesaj ve resim Paketlerde sigara içen insanlara ilişkin caydırıcı fotoğraflarla birlikte 14 ayrı yeni resimli uyarı mesajı da yer alacak. Resimli uyarılarda yer alan ifadelerden bazıları şöyle: Sigara içiyorsanız çocuğunuzun da sigara içme ihtimali iki kat fazladır. Yaşam boyu sigara içenlerde erken ölümlerin yarısı sigara içmekten kaynaklanmaktadır. Sigara içmek kan akışını yavaşlatır ve cinsel iktidarsızlığa neden olur. Sigara kullanımı gebelikte erken doğuma yol açarak bu bebeklerdeki ölüm, hastalık ve engellilik riskini artırır. Sigara kullanımı her aldığınız nefesi zorlaştıran kronik bronşite neden olmaktadır. Sigara en büyük inme nedenidir. Sigara dumanında benzen, nitrozamin, formaldehit ve hidrojensiyanit gibi kanser yapıcı maddeler bulunur. Sigara içmek ayakta kangrene neden olur. Sigara içenler genç yaşta ölür. Kaynak: https://www.azonceoldu.com/gundem/sigara-paketlerinde-yeni-donem-64700
Devamını Oku
Standard Post with Image

Fuat Oktay 2020 büyüme hedefini açıkladı!

Oktay, TBMM Genel Kurulunda görüşmelerine başlanılan 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin sunuş konuşmasını yaptı. Milli iradenin tecelligahı olan TBMM'deki bütçe görüşmelerinin,  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve kabinesinin vizyonunu ortaya koyma ve  millet önünde hesap verme mecrası olarak büyük bir fırsat olduğuna inandıklarını  söyleyen Oktay, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ikinci, AK Parti  hükümetlerinin 18. bütçesi olan 2020 yılı merkezi yönetim bütçesinin devlete ve  millete hayırlı olmasını diledi. Ekonomide yaşanan dalgalanmalar, yaptırım tehditleri ve bölgesel  belirsizliklerinin, Türkiye'yi hedeflerinden uzaklaştırmadığını aksine  hedeflerine daha sıkı sarılmaya yönelttiğini vurgulayan Oktay, "2020 yılı  bütçesini, toplumumuzun tüm kesimlerini kapsayan sürdürülebilir ekonomik kalkınma  ve toplumsal refah artışı için bir fırsat olarak görüyoruz." dedi. Oktay, 2020 yılı bütçesinin, 11. Kalkınma Planı ile Yeni Ekonomi  Programı'nın hedeflerini merkeze aldığını, 82 milyonun bütçesi olduğunu belirtti. Küresel ekonomik görünüme değinen Oktay, 2020'de küresel büyüme  açısından ılımlı bir toparlanma beklendiğine işaret etti. Küresel ekonominin, ticari ve jeopolitik gerginliklerin yanı sıra  uluslararası ekonomik ve ticari iş birliğinin geleceğine yönelik  belirsizliklerdeki artışın, yatırımcı güvenini ve küresel ticari gelişmeleri  olumsuz etkilediğine dikkati çeken Oktay, bu kapsamda 2018'de küresel büyümenin  yüzde 3,8'den yüzde 3,6'ya gerileyerek ivme kaybettiğini dile getirdi. GELİŞMEKTE OLAN EKONOMİLERDE KÜRESEL TİCARET SAVAŞLARI Oktay, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan  ekonomilerde küresel ticaret savaşları nedeniyle korumacılık eğilimlerinin  artması, güven ve yatırım ortamının zayıflaması ile Çin'de görülen belirgin  ekonomik yavaşlamanın, 2018'de olduğu gibi 2019'da da sürdüğüne dikkati çekti. Gelişmiş ekonomilerde 2019 ve 2020'de büyüme oranının yüzde 1,7  olmasının beklendiğinin altını çizen Oktay, geride kalan dönem ortalamalarına  göre düşük büyüme beklentisinin, başta ticari gerilimler kaynaklı olmak üzere dış  talebin zayıflamasına bağlı olarak öne çıktığını söyledi. Oktay, güçlü seyreden istihdam gelişmelerine rağmen ABD'nin ticaret  anlaşmazlıkları, büyüme üzerinde baskı oluşturduğunu, ticaret savaşının  etkilerinin birçok sektöre yayıldığını dile getirdi. Avro bölgesinde ekonomik büyümenin, 2018 ortasından itibaren  yavaşladığını ve 2019'un ilk yarısında da zayıf bir performans gösterdiğini  aktaran Oktay, ihracat kanalındaki yavaşlamanın, otomotiv sektörü başta olmak  üzere sanayi üretimine yansıdığını belirtti. Fuat Oktay, sonuç olarak küresel ekonomik büyümenin destekleyici  politikalar ve iktisadi faaliyette beklenen canlanmayla 2020'de 2019'a kıyasla  bir miktar daha yüksek olmasının ve yüzde 3,4'e yükselmesinin tahmin edildiğini  bildirdi. ABD VE ÇİN ARASINDA ARTAN TİCARET TANSİYONU Küresel büyümeyi etkileyen en önemli faktörün, ticaret hacmine yönelik  gelişmeler olduğuna işaret eden Oktay, ABD ve Çin arasında artan ticaret  tansiyonunun olumsuz etkilerinin, küresel ticaret hacmindeki artışı  sınırlandırdığını ve buna bağlı olarak dünyada korumacı politikaların artış  göstermesinin küresel büyüme oranlarını baskıladığını anlattı. ABD Merkez Bankasının (Fed), 2008 sonrasında ilk kez 2019 Temmuz  ayında faiz indirimine gittiğini, eylül ve ekim aylarında da faiz indirimlerine  devam ederek genişletici para politikasını sürdürdüğünü anımsatan Oktay, Fed'in  2020'de de faiz indirimine gidebileceğinin, Avrupa Merkez Bankasının politika  faizlerinin de sıfır seviyelerine yakın kalmaya devam edeceğinin  değerlendirildiğini vurguladı. Oktay, 2018'de işsizlik oranının küresel düzeyde yüzde 5 olarak gerçekleştiğini hatırlatarak, genç işsizliğin yanı sıra eğitim ve gelir düzeylerindeki eşitsizliklere de bağlı olarak işgücü piyasasının gerektirdiği  becerilere uygun yeterli işgücünün olmamasının, küresel iş gücü piyasasının  kronik problemleri arasında öne çıktığını aktardı. PETROL FİYATLARINDAKİ DALGALANMALAR Yılın başlarında petrol piyasalarının arz yönlü olarak baskılandığını  ve fiyatların yukarı yönlü hareket ettiğini belirten Oktay, İran ve Venezuela  yaptırımlarının yanı sıra Libya'da artan çatışmalar ile OPEC ve Rusya başta olmak  üzere OPEC dışı bazı ülkelerin üretim kısıntısı kararını yürürlüğe koyması  sonucunda, Brent petrolün varil fiyatının 70 dolar seviyesini aştığını aktardı. Mayıs ayıyla birlikte ticaret savaşı geriliminin yeniden  tırmanmasının, talep yönlü endişeleri tetikleyerek petrol fiyatlarını aşağı yönlü  baskıladığını anlatan Oktay, ortalama petrol fiyatlarının 2019'da 61,8, 2020'de  ise 60 doların altında olmasının beklendiğini belirtti. Türkiye ekonomisinin, küresel büyüme ve ticarete bağlı dış talepteki  toparlanma beklentisiyle genişletici para politikalarından olumlu etkilenmesinin  beklendiğini ifade eden Oktay, "Küresel finans piyasalarında ortaya çıkabilecek  dalgalanmalar ve petrol fiyatlarında meydana gelebilecek yukarı yönlü hareketler,  Türkiye ekonomisinde cari işlemler dengesi ve enflasyon üzerinde risk  oluşturabilecektir." diye konuştu. Son 17 yılda gerçekleştirilen temel icraat ve hizmetlere değinen  Oktay, "Ekonomideki başarılarımızın arkasında bütçe disiplinindeki istikrarlı  duruşumuz bulunmaktadır." dedi. Oktay, 2002'de yüzde 11,2 olan bütçe açığını 2018 sonunda yüzde 2'ye  indirdiklerinin, böylece vergi gelirlerinin daha etkin harcanabileceği mali  yapıya kavuşulduğunu altını çizdi. Mali alanla büyüme ve istihdamın desteklenmesinin yanı sıra başta  ulaştırma, Ar-Ge, eğitim ve sağlık gibi ekonomik ve sosyal alanlarda büyük  altyapı yatırımlarına imza atarak önemli gelişmeleri gerçekleştirdiklerini  anlatan Oktay, "2003-2018 döneminde yıllık ortalama yüzde 5,6 oranında büyüme  sağlayarak ekonomi genelinde toplamda 9,8 milyon, yıllık ortalama olarak ise  yaklaşık 610 bin yeni istihdam oluşturduk. Ar-Ge harcamalarının milli gelir  içindeki payını 2002'de yüzde 0,51'den 2018'de yüzde 1,03'e yükselttik. Söz  konusu harcama tutarı 2002'de toplamda 1,8 milyar lirayken 2018'de toplam 38,5  milyar liraya çıkmıştır." ifadelerini kullandı. ALT YAPI YATIRIMLARI Başta ulaştırma olmak üzere pek çok alanda önemli alt yapı yatırımları  oluşturduklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, "Bu kapsamda  havalimanı sayımızı 56'ya, bölünmüş yol uzunluğumuzu 2019 Kasım ayı itibarıyla 27  bin 123 kilometreye yükseltirken daha önce kullanımda olmayan hızlı trenlerin  kullanımı için bin 213 kilometrelik hat oluşturduk. Derslik sayısını toplamda 343  binden 721 bine çıkararak ilköğretimde derslik başına düşen öğrenci sayısını  36'dan 24'e indirdik." diye konuştu. Oktay, 10 bin kişiye düşen hastane yatağı sayısını 24,8'den 27,9'a  çıkarırken nitelikli yatak sayısını da 19 binden 145 bine yükselttiklerini  anlatarak, "Sağlık yatırımlarımızın sonucunda bin canlı doğumda bebek ölüm hızını  31,5'den 6,8'e, 100 bin canlı doğumda anne ölüm oranını ise 64'ten 13,6'ya  geriletmiş olduk. Söz konusu kazanımlarımıza imkan tanıyan bütçe disiplinine  yönelik istikrarlı tutumumuzu, büyümeye ve refaha daha fazla destek olmasını  sağlayacak şekilde ortaya koymaktayız." dedi. Türkiye ekonomisine ilişkin gelişmeleri aktaran Oktay, Türkiye'nin son  17 yılda yalnızca ekonomik değil, siyasi anlamda da dünyada ağırlığını  hissettirmeye başladığını ve dünyanın bölgesel güç merkezlerinden biri haline  geldiğini belirtti. Bu durumun Türkiye'nin siyasi ve iktisadi rakiplerinin dikkatinden  kaçmadığını ve Türkiye'nin, yapılan bilinçli hamlelerle çok sayıda iç-dış siyasi  ve iktisadi şoklarla karşı karşıya kaldığını ifade eden Oktay, bunların son  örneğinin, 2018 Ağustos ayında başlayan spekülatif kur saldırıları olduğunu  hatırlattı. "2020 YILI BÜYÜME HEDEFİMİZ YÜZDE 5 OLARAK BELİRLENDİ" Hükümetin, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde her türlü açık tehdit ve  baskıya rağmen kararlı tutumuyla saldırılara boyun eğilmediğini ve alınan  tedbirlerle bu şokların etkisiz hale getirildiğini belirten Oktay, "Şokların  neticesinde yükselen enflasyonla oldukça kararlı bir mücadele ortaya konulmuş,  halkımızın desteği alınarak beklentiler iyi yönetilmiş ve enflasyonda belirgin  bir düşüş gerçekleştirilerek fiyat artışında katılaşmanın önüne geçilmiştir."  dedi. Mali disiplinden taviz vermeden vergi indirimleri, istihdam teşvikleri  ve kredi programlarıyla ekonomik büyümenin desteklendiğini vurgulayan Oktay,  uygulanan dış ticaret politikaları ve alınan tedbirlerle, ithalatın  kompozisyonunun ihracatı destekleyecek şekilde değişmeye başladığını, turizm  gelirlerinin desteğiyle cari işlemler fazlası veren bir ekonomiye doğru önemli  adımlar atıldığını söyledi. Yeni Ekonomi Programı'nda öngörülen para ve maliye politikalarının,  koordineli şekilde uygulanmayı sürdürüleceğini ifade eden Oktay, "Yargı reformu  stratejisi ve vergi reformu gibi temel alanlarda öngörülebilirliği güçlendirecek  adımlarla ekonomide yapısal dönüşüm, enflasyonu daha da aşağıya çekerken  ekonominin sürdürülebilir bir büyüme patikasına oturmasına da yardımcı olacaktır.  Bu kapsamda 2020 yılı büyüme hedefimiz yüzde 5 olarak belirlenmiştir." diye konuştu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, iş gücü piyasasına yönelik yapısal adımlar atılacağını, bu kapsamda iş gücü piyasası deneme ve denkleştirme süresi ve kısmi süreli çalışma konularının taraflar arasında mutabakatla esnekleştirilmesinin öngörüldüğünü belirtti. Oktay, TBMM Genel Kurulunda görüşmelerine başlanılan 2020 Yılı Merkezi  Bütçe Kanunu Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin  sunuş konuşmasında, döviz kurlarındaki yükselme sonucu oluşan maliyet baskısı ve  fiyatlama davranışlarında ortaya çıkan bozulma neticesinde 12 aylık tüketici  enflasyonunun ekimde yüzde 25,2 seviyesine ulaştığını söyledi. Para ve maliye politikaları arasındaki güçlü koordinasyon, petrol ve  diğer emtia fiyatlarındaki aşağı yönlü hareketin, kamu fiyatlama mekanizmalarıyla  kur kaynaklı fiyat dalgalanmalarının tüketici enflasyonu üzerindeki etkisinin  yumuşatılması ve enflasyonla mücadele çerçevesinde gösterilen toplumsal destek  neticesinde enflasyonun düşüş eğilimine girdiğini belirten Oktay, bu çerçevede  tüketici enflasyonunun, 2018 sonunda Yeni Ekonomi Programı tahminleriyle uyumlu  olarak yüzde 20,3 seviyesine ve 2019 Kasım ayı itibarıyla da yüzde 10,56  seviyesine gerilediğini ifade etti. Oktay, 2019 yıl sonunda TÜFE'nin Yeni Ekonomi Programı (YEP) hedefi  olan yüzde 12 seviyesinin altında gerçekleşmesinin öngörüldüğünü anımsattı. YEP'te öngörülen politikaların hayata geçirilmesiyle enflasyonun  kalıcı olarak düşük, tek haneli seviyelere indirilmesinin temel hedefleri  olduğuna işaret eden Oktay, bu çerçevede enflasyonun 2020 yılında yüzde 8,5'e,  2022 yılında ise yüzde 4,9'a düşmesinin beklendiğini de vurguladı. İhracatın, AB ekonomisindeki yavaşlamadan olumsuz etkilense de 2018'de  genel ticaret sistemine göre 176,9 milyar dolara yükseldiğine dikkati çeken  Oktay, yıllık ihracatın bu yıl sonunda 180 milyar doları aşmasını, 2020 yılı  ihracat hedefinin ise 190 milyar dolar olduğunu bildirdi. Oktay, bu yıl sonunda seyahat gelirlerinin 29 milyar dolara  ulaşılacağını tahmin ettiklerine dikkati çekerek, "Bu çerçevede turizmdeki  canlanmanın sürmesini beklediğimiz 2020 yılında da seyahat gelirleri hedefimizi  34,3 milyar dolar olarak öngörmekteyiz." diye konuştu. "YÜKSEK KATMA DEĞERLİ ÜRÜN İHRACATININ ARTIRILMASINI BEKLİYORUZ" Oktay, cari işlemler dengesinin YEP'te öngörüldüğü şekliyle 2020  yılında makul düzeylerde bir açık vermesinin beklendiğini dile getirdi. Enflasyondaki gerilemeyle birlikte risk primlerindeki düşüş ve  kaliteli sermaye girişleri için ortamın elverişli hale gelmesinin dış finansmanın  temel belirleyicisi olacağına işaret eden Oktay, bu kapsamda cari işlemler  açığının GSYH'ye oranının 2020 yılında yüzde -1,2 olarak gerçekleşmesinin  öngörüldüğünü anlattı. Oktay, üretimdeki dönüşüme bağlı olarak yüksek katma değerli ürün  ihracatının artırılmasını beklediklerini, bu durumun aynı zamanda yerlileştirme  yoluyla ithalata olan bağımlılığın azaltılmasıyla da destekleneceğini vurguladı. Seyahat gelirlerinin de önemli derecede artmasıyla cari işlemler  dengesinde kalıcı iyileşme sağlanacağına işaret eden Oktay, bu sayede dış  finansman ihtiyacının azalacağını, dengeli ve sürdürülebilir büyüme eğiliminin  korunacağını belirtti. Fuat Oktay, Türkiye'nin gelecek dönemde de yeni nesil uygulamalarla  hızlı ve kolay ticaretin adresi, bölgesinde güvenli bir liman olmaya devam  edeceğinin altını çizdi. Geçen yıl yaklaşık 550 bin kişilik ilave istihdamla işsizlik oranının  yüzde 11 seviyesinde gerçekleştiğini anlatan Oktay, büyümedeki gelişmelerin  istihdama da yansıdığını, işgücü piyasasının ekonomideki büyüme yönünden  etkilendiğini ve 2018'in ikinci yarısında başlayan ekonomik yavaşlama neticesinde  işsizlik oranının bu yıl sonunda yüzde 12,9 olarak gerçekleşmesinin öngörüldüğünü  söyledi. "3 YILDA İSTİHDAM 3,2 MİLYON KİŞİ ARTIRILACAK" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 2020 yılında hedeflenen yüzde 5'lik  büyümeyle iktisadi faaliyette toparlanma ve bunun sonucunda işgücüne katılım ve  istihdam oranlarında iyileşme öngörüldüğünü belirtti. Oktay, "İstihdama yönelik olarak iktisadi güven ortamının güçlenmesi  sonucunda ertelenmiş yatırımların hayata geçirilmesi ve üretimdeki artışla  birlikte istihdam teşviklerinin etkili bir biçimde uygulanmaya devam edecektir.  Ayrıca işgücü piyasasına yönelik yapısal adımlar atılacaktır. Bu çerçevede,  işgücü piyasası deneme ve denkleştirme süresi ve kısmi süreli çalışma konularının  taraflar arasında mutabakatla esnekleştirilmesi öngörülmektedir." şeklinde  konuştu. Kadın istihdamı için 2020'de de güçlü bir destek paketinin hayata  geçirileceğini anlatan Oktay, kadınların çalışma hayatına girişini  kolaylaştıracak ve kadın istihdamını yükseltecek esnek çalışma imkanlarının  artırılması, kadın kooperatiflerinin güçlendirilmesi, çocuk bakım hizmetleri ve  ihtiyaca göre belirlenmiş mesleki eğitim programlarının yaygınlaştırılması için  teşvik uygulamalarının artırılarak sürdürüleceğine işaret etti. İstihdam teşviklerinin ihtiyaçlara göre yeniden tasarlanarak hayata  geçirilmesi ve gençlerin iş dünyasının ihtiyaçlarına uygun mesleki eğitim  programlarına dahil edilmesiyle genç işsizliğinin azaltılmasını sağlayacaklarını  belirten Oktay, bu çerçevede 2020 yılında bu yıla göre istihdamın 1 milyon 52 bin  kişi artmasının, işsizlik oranının ise yüzde 11,8’e gerilemesinin beklendiğini,  YEP'e göre de gelecek üç yılda istihdamın 3,2 milyon kişi artırılarak 2022'de  işsizliğin yüzde 9,8'e düşürülmesinin hedeflendiğini kaydetti. "FAİZ ÖDEMELERİNİN BÜTÇE İÇİNDEKİ PAYI AZALTILDI" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, kamu maliyesinde en önemli  kazanımlardan birinin faiz ödemelerinin bütçe içindeki payının azaltıldığını  vurguladı. Faiz harcamalarının bütçe giderleri içerisindeki payı, 2002'de yüzde  43,2 iken, 2020 yılı bütçesinde bu oranın yüzde 12,7 seviyesinde kalmasının  öngörüldüğünü dile getiren Oktay, bu çerçevede oluşturdukları mali alanla  vatandaşlara hizmet olarak ayrılan kaynakların miktarının önemli ölçüde  artırıldığına dikkati çekti. Oktay, vergi gelirleriyle faiz giderleri karşılaştırıldığında da  benzer bir görünümün ortaya çıktığına işaret ederek, şöyle konuştu: "2002'de toplanan her 100 liralık verginin 85,7 lirası faiz  harcamalarına giderken, 2020 bütçesinde yalnızca 17,7 lirasının faiz  harcamalarına ayrılacağı tahmin edilmektedir. Kamu maliyesinin bir diğer önemli  kazanımı ise borç stokunda ciddi oranda bir düşüşün sağlanmasıdır. 2000'li  yılların başında Gayri Safi Yurtiçi Hasıla içindeki payı yüzde 76,1 seviyesinde  bulunan AB tanımlı borç stoku seviyesi 2019 yılı ikinci çeyreği itibarıyla yüzde  32,2 seviyesindedir. Avrupa İstatistik Ofisi verilerine göre, aynı dönemde 28 AB  üyesi ülkenin borç stokunun Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranı yüzde 80,5  düzeyindedir. 2019 Ekim ayı IMF Küresel Ekonomik Görünüm Raporu'na göre söz konusu  oran gelişmiş ülkeler için yüzde 103,1; gelişmekte olan ülkeler için ise yüzde  53,3 seviyesinde bulunmaktadır. Yüzde 32,2 ile borç stokumuzun düşük seviyelerde  bulunması maliye politikamızın işlevselliğini önemli ölçüde arttırmıştır. 2019  yılında yüzde 32,8 olması beklenen AB tanımlı genel yönetim borç stokunun Gayri  Safi Yurtiçi Hasılaya oranının 2020 yılı itibarıyla yüzde 33,2 ve Yeni Ekonomi  Programı dönemi sonunda ise yüzde 32,3 seviyesine gelmesini hedefliyoruz." "YEREL YÖNETİMLERİN ÖZ GELİRLERİNİN ARTIRILMASI DA ÖNGÖRÜLÜYOR" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 11. Kalkınma Planı'na da değinerek,  Planda verimlilik odağında sanayi sektörünün itici güç rolünü üstlendiği,  ihracata dayalı istikrarlı bir büyüme modeli çerçevesinde hedeflerin  belirlendiğini anlattı. Belirlenen büyüme modelinde bir taraftan yatırımların üretken alanlara  yönlendirilmesinin, diğer taraftan yurt içi tasarrufların artırılmasının  amaçlandığını, bu kapsamda plan dönemi sonunda yurt içi tasarrufların milli  gelire oranının yüzde 30'un üzerine çıkarılmasını hedeflediklerini belirten  Oktay, Kalkınma Planı'nda yurt içi tasarrufların artırılması için hane halkı ve  firmaların tasarrufa özendirilmesinin yanında kamu tasarruflarının artırılmasının  ve bu tasarrufların ekonominin verimli alanlarındaki yatırımlara  yönlendirilmesinin öngörüldüğünü söyledi. Fuat Oktay, planda öngörülen büyümeyi destekleyici maliye  politikalarının hayata geçirilebilmesi için program bütçe sistemine geçilmesinin  yanı sıra maliye politikasının etkinliğini artırmak için harcamaların gözden  geçirildiğini anlatarak şöyle konuştu: "Buna ek olarak vergi adaletini güçlendirecek ve vergi tabanını  genişletecek revizyonların yanı sıra yerel yönetimlerin öz gelirlerinin  artırılması da öngörülmektedir. Ayrıca, sosyal güvenlik sisteminin  güçlendirilmesi için kayıtlı istihdamın artırılması, sistemin kapsadığı nüfusun  genişletilmesi ve prim tahsilatlarının artırılması sağlanarak emeklilik ve sağlık  harcamalarının kamu maliyesi üzerindeki baskısının kontrol altında tutulması  hedeflenmektedir." "EKONOMİDE KAYIT DIŞILIĞIN AZALTILMASINI HEDEFLİYORUZ" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 2018 Ağustos'unda yaşanan kur şokundan  sonra uygulanan maliye politikalarının iktisadi faaliyetin yanı sıra cari açık ve  enflasyonla mücadeleyi desteklediğine işaret etti. Uygulanan etkin bütçe politikaları sayesinde 2018 yılında merkezi  yönetim bütçe açığının Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranının yüzde 2 gibi makul  bir seviyede gerçekleştiğini hatırlatan Oktay, şunları kaydetti: "2020-2022 döneminde de mali disiplini kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu  kapsamda, bütçenin gelir performansının yükseltilmesine yönelik; sürekli gelir  kaynakları ile vergi tahsilatında etkinliğin artırılması ve ekonomide kayıt  dışılığın azaltılmasını hedefliyoruz. Kaynakların verimli kullanılmasını ve  belirlenen alanlarda tasarrufların artırılmasını sağlayacak yapısal  değişiklikleri hayata geçireceğiz. Böylece kamu borçluluğu düşük düzeylerde  tutulacaktır. Yeni Ekonomi Programı'nın kapsadığı önümüzdeki üç yıllık dönemde de  bütçe açığının Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranının yüzde 3'ün altında kalmasını  hedefliyoruz."   Geçen yıl bütçe giderlerinin 830,8 milyar, bütçe gelirlerinin 758  milyar lira olduğunu belirten Oktay, bütçe açığının 72,8 milyar, faiz dışı  fazlanın 1,1 milyar lira olarak gerçekleştiğini anlattı. 2018 yılı bütçe giderlerinin, bütçe başlangıç tahminine göre yüzde  10,8, yıl sonu gerçekleşme tahminine göre yüzde 1 arttığını dile getiren Oktay,  buna karşın bütçe gelirlerinin bütçe başlangıç tahminine göre yüzde 8,1, yıl sonu  gerçekleşme tahminine göre yüzde 1,1 arttığı bilgisini verdi. Oktay, "2018  yılında 72,8 milyar lira olarak gerçekleşen bütçe açığı başlangıçta öngörülen  açığın 6,9 milyar lira üzerinde, yıl sonu gerçekleşme tahmini ise 0,7 milyar lira  üzerinde gerçekleşmiştir." dedi. "BU YIL SONUNDA BÜTÇE AÇIĞININ 125 MİLYAR LİRA OLMASINI BEKLİYORUZ" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 2019 yılı merkezi yönetim bütçe  gerçekleşmelerine ilişkin yıl sonu beklentilerine de değindi. Bu yıl merkezi yönetim bütçe giderlerinin 992,4 milyar, merkezi yönetim bütçe gelirlerinin ise 867,4 milyar lira olmasının öngörüldüğünü  vurgulayan Oktay, bu yıl sonunda bütçe açığının 125 milyar lira, faiz dışı açığın  21,9 milyar lira olarak gerçekleşmesini beklediklerini ifade etti. Fuat Oktay, 2019 yıl sonu bütçe açığının 125 milyar lira ile bütçe  başlangıç hedefinin 44,4 milyar lira üzerinde gerçekleşeceğini beklediklerini  aktararak, şöyle devam etti: "Bu açığın milli gelire oranının ise yüzde 2,9 olacağını  öngörmekteyiz. Bütçe giderlerinin detaylarına bakacak olursak, 2019 yılında  personel giderlerinin 250,7 milyar lira, sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi  giderlerinin 43,7 milyar lira, mal ve hizmet alım giderlerinin 78,4 milyar lira,  cari transferlerin 397,1 milyar lira, sermaye giderlerinin 75,3 milyar lira,   sermaye transferlerinin 15,3 milyar lira, borç verme giderlerinin 28,8 milyar  lira, faiz giderlerinin 103,1 milyar lira olarak gerçekleşmesini beklemekteyiz." Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 2019 yılında vergi gelirlerinin  yaklaşık 668 milyar lira, vergi dışı gelirlerin ise yaklaşık 200 milyar lira  olacağını öngördüklerini söyledi. 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nde bütçe giderlerinin  1 trilyon 95,5 milyar, faiz hariç giderlerin 956,5 milyar, bütçe gelirlerinin  956,6 milyar lira olduğunu belirten Oktay, gelecek yılın bütçesinde vergi  gelirlerinin 784,6 milyar lira, bütçe açığının 138,9 milyar lira olarak  öngörüldüğünü bildirdi. Oktay, 2020 bütçesinde personel giderlerinin 282,5 milyar, sosyal  güvenlik kurumlarına devlet primi giderlerinin 48,1 milyar, mal ve hizmet alım  giderlerinin 75,6 milyar, cari transferlerin 451,1 milyar, sermaye giderlerinin  56,6 milyar, sermaye transferlerinin 6,8 milyar, borç verme giderlerinin 27,1  milyar, yedek ödeneklerin 8,8 milyar, faiz giderlerinin 138,9 milyar lira olduğu  bilgisini verdi. Fuat Oktay, 2020 Yılında Merkezi Yönetim Bütçe gelirlerinin 2019 yılı  gelir hedefine göre yüzde 10,3 artışla 956,6 milyar lira, vergi gelirlerinin  yüzde 17,5 oranında yükselerek 784,6 milyar liraya çıkmasının öngörüldüğünü,  ayrıca vergi dışı gelirlerin 172 milyar liraya ulaşacağının tahmin edildiğini  dile getirdi. Bütçelerin ekonomideki gelişmelere göre şekillendirdikleri maliye  politikalarının bir yansıması olduğunun altını çizen Oktay, bu çerçevede 2020  yılı bütçesinin, ekonomide öngörülen "dengelenme", "disiplin" ve "değişim"  yaklaşımına uygun hazırlandığını vurguladı. Ekonomide dengelenme çerçevesinde elde ettikleri kazanımların  geliştirilmesi, üretim ve verimlilik odaklı sürdürülebilir büyüme ile adaletli  paylaşımın tesisinin 2020 yılı bütçenin temel amacı olduğunu vurgulayan Oktay,  sözlerini şöyle sürdürdü: "2020 yılı bütçesi, önceki 17 bütçemizde olduğu gibi bir hizmet  bütçesi olacaktır. Faiz ödemelerinin bütçe içindeki payı azalırken vatandaşa  hizmet olarak gidecek ödemelerin payının artması sağlanacaktır. Bütçedeki  kaynaklarımız, vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu hizmetlerin karşılanmasında  kullanılacaktır. Yeni Ekonomi Programında öngördüğümüz üzere bütçenin sağlam ve  sürdürülebilir gelirlere dayanması, toplanan gelirlerin ise vatandaşlarımıza  hizmeti esas alan bir anlayışla kullanılması en temel önceliğimiz olacaktır." "EĞİTİMİN YAYGIN VE ERİŞİLEBİLİR OLMASINDA ÖNEMLİ İLERLEMELER SAĞLANDI" Oktay, Türkiye'nin beşeri kapasitesinin güçlenmesine yönelik tüm  kademelerde kapsayıcı ve kaliteli eğitim hamlesiyle bilgiyi ekonomik ve sosyal  faydaya dönüştüren, teknoloji kullanımına ve üretime yatkın, nitelikli ve mutlu  bireylerin yetiştirilmesinin her zaman temel önceliklerini olduğunu ifade etti. AK Parti hükümetleri döneminde temel kamu hizmeti olarak görülen  eğitim hizmetlerinin yaygın ve erişilebilir olması doğrultusunda önemli  ilerlemeler sağlandığına işaret eden Oktay, bu çerçevede öğretmen sayılarının  artırıldığını, başta kız çocukları ve dezavantajlı öğrenciler olmak üzere  eğitimin tüm kademelerinde okullaşma oranlarında artış sağlandığını ve derslik  başına düşen öğrenci sayısının önemli ölçüde azaltıldığını dile getirdi. Eğitime ilişkin hareket noktalarının, "güçlü öğretmen, güçlü gelecek"  olduğunu belirten Oktay, eğitim, kendileri için her zaman bir ülke ve millet  ödevi olduğunu söyledi. Oktay, "2020 yılı bütçemizde de eğitime her zamanki gibi  büyük önem veriyoruz. Eğitime ayırdığımız bütçe kaynaklarını, 2020 yılında 176,1  milyar liraya çıkarıyoruz. Böylelikle bütçe giderlerinin yaklaşık yüzde 16,1'ini  tek başına eğitime ayırıyoruz." ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, bütçede eğitimin her kademesinde  niteliğin artırılmasına yönelik; tekli eğitime geçilmesi, okul öncesi eğitimin  yaygınlaştırılması, mesleki ve teknik eğitim atölye ve laboratuvarlarının  modernizasyonu, tasarım ve beceri atölyelerinin kurulması, öğretmenlerin mesleki  gelişimlerinin desteklenmesine yönelik yapacakları yatırımların, 2020 yılında ön  plana çıkacağını vurguladı. Buna ilaveten, 2020 yılı bütçesinden öğrencilere doğrudan nakdi ve  ayni olarak önemli destekler sağlamayı sürdürdüğünü, bu kapsamda tahsis edilen  ödenek tutarının 26,4 milyar lira olduğunu anlatan Oktay, şöyle konuştu: "2 milyon öğrencimizin faydalandığı burs ve öğrenim kredisi için 12,5  milyar lira, 1 milyon 315 bin öğrencimizin faydalandığı taşımalı eğitim ve yemek  yardım programı için 4,5 milyar lira, 403 bin engelli evladımızın faydalanacağı  eğitim programları için yaklaşık 3,7 milyar lira, öğrencilerimize destekleme ve  yetiştirme kursu çerçevesinde 1,8 milyar lira, özel okullara giden yaklaşık 160  bin öğrencimize eğitim öğretim desteği kapsamında 804 milyon lira, pansiyonlarda  barınan 353 bin öğrencimize barınma desteği olarak 1,2 milyar lira,  üniversitelerde harcı kaldırmamız sonucunda 2 milyon 186 bin üniversite öğrencisi  için üniversitelerimize 602 milyon lira, ücretsiz kitap desteği kapsamında 1,3  milyar lira destek verilecektir." "YATIRIMLARA 64,1 MİLYAR LİRA KAYNAK AYIRIYORUZ" Sağlıklı nesillerin yetişmesi için sağlık alanındaki harcamaları da  yıllara sari olarak yükselttiklerini belirten Oktay, "Sağlığa 2020 yılı  bütçesinde 188,6 milyar lira kaynak ayıracağız. Böylece, 2002 yılında yüzde 11,3  olan sağlık harcamalarının bütçe içerisindeki payını 2020 yılında yüzde 17,2'ye  çıkarıyoruz." dedi. Oktay, 2020 yılında tedavi harcamaları için 98,4 milyar lira, ilaç  harcamaları için 47,3 milyar lira, aile hekimliği için 10,5 milyar lira kaynak  ayrılacağını bildirdi. Özel sektörün yenilikçi ve üretken yatırımlarını teşvik edecek altyapı  yatırımlarını desteklemeye devam edeceklerini, bu çerçevede, 2020 yılında merkezi  yönetim bütçesinden yatırımlara 64,1 milyar lira kaynak ayırdıklarını belirten  Oktay, "Yerel yönetimlere verdiğimiz önem doğrultusunda iktidarımız döneminde  yerel yönetimlere bütçeden ayrılan kaynak miktarı da artırılmıştır. Bu kapsamda  büyükşehir ve diğer belediyelerimiz ile il özel idarelerimize ayırdığımız kaynağı  2019 yılı bütçesine göre yüzde 18,2 artırarak 97,3 milyar lira seviyesine  ulaştırıyoruz." diye konuştu. Oktay, köylerin altyapısını güçlendirmek amacıyla oluşturdukları  KÖYDES projesi için 1,5 milyar lira, belediyelerin su ve kanalizasyon  altyapılarını güçlendirmek amacıyla oluşturdukları SUKAP projesi için 837 milyon  lira, sokak aydınlatmaları için 2,4 milyar lira kaynak ayırdıklarını dile  getirdi. Bütçede sosyal harcamalar için ayrılan kaynak miktarını 69,5 milyar  liraya çıkardıklarını bildiren Oktay, bu tutarın 2020 yılı bütçesinin yüzde  6,3'üne denk geldiğini, 2002 yılında bu oran yüzde 1,3 ve ayrılan kaynağın ise  sadece 1,6 milyar lira olduğunu söyledi. Ödeme gücü olmayan vatandaşların sağlık giderlerini karşılamak  amacıyla 13,4 milyar lira ayırdıklarını ifade eden Oktay, 65 yaş üstü yaşlılar,  bakıma ihtiyacı olan engelli vatandaşlar ve engelli vatandaşların yakınlarına  bağlanan aylıklar kapsamında 11,6 milyar lira, engelli vatandaşların evde  bakımına destek amacıyla 9,4 milyar lira, yoksul ailelere elektrik tüketim  desteği kapsamında 1,8 milyar lira, ekonomik yoksunluk içinde olan çocuk ve  gençlerin aileleri yanında yetişmelerine imkan sağlayan sosyal ve ekonomik destek  ödemeleri için 1,6 milyar lira kaynak ayırdıkları bilgisini verdi. "KADININ KONUMUNUN GÜÇLENDİRİLMESİ, TEMEL POLİTİKALARIMIZDAN BİRİDİR" "Kadının konumunun güçlendirilmesi, temel politikalarımızdan biridir."  diyen Oktay, bu kapsamda eğitim, sağlık, ekonomi, karar alma mekanizmalarına  katılım temel eksenleri üzerine inşa edilen Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi  ve Eylem Planı'nı uygulamaya devam ettiklerini vurguladı. Oktay, şöyle devam etti: "Kadın girişimciliğini geliştirmeye yönelik olarak kadın  kooperatifçiliğini destekleme konusunda yeni adımlar atıyoruz. 81 ilimizde kadın  kooperatifçiliği çalışma grupları oluşturduk. Teşvik ve desteklerimizin de  etkisiyle, 2023 yılında kadın istihdam oranını yüzde 34'e; kadın işgücüne katılım  oranını ise yüzde 38,5'e yükseltmeyi hedefliyoruz. Kadına yönelik şiddete karşı mücadelemizi 'sıfır tolerans' anlayışıyla  sürdürüyoruz. Bu çerçevede, 'Mercan Seferberliği'ni başlatarak Aile, Çalışma ve  Sosyal Hizmetler, Adalet, İçişleri, Milli Eğitim, Sağlık Bakanlıklarımız ve  Diyanet İşleri Başkanlığımız bir araya gelerek 2020-2021 Koordinasyon Planımızı  hazırlamıştır. 81 ilde hizmete açtığımız Şiddeti Önleme ve İzleme Merkezlerinden  bugüne kadar toplamda 514 bin kişi yararlanmıştır." Gençlerin, serbest zamanlarının değerlendirilmesi,  kişisel ve sosyal  gelişiminin desteklenmesi, zararlı alışkanlıklardan korunması ve karar alma  süreçlerine aktif katılımlarına imkan sağlanmasına yönelik çalışmaların aralıksız  devam ettiğinin altını çizen Oktay, "Gençlerimize bağımlılığın her türüyle  mücadele hakkında seminer ve eğitimler verilmekte, bağımlılıkla mücadele  konusunda projeler desteklenmektedir. Üniversite öğrencilerimizin ekonomik olarak  desteklenmesi ve modern ortamlarda barındırılması ile sağlıklı ve dengeli  beslenmelerinin sağlanması için çalışmalarımız sürdürülmektedir." şeklinde  konuştu. Spor alanında ise stadyumlar, yüzme havuzları, gençlik merkezleri,  spor salonları, atletizm pistleri ve benzeri gençlik ve spor tesislerinin yapımı  ve mevcut tesislerin modernizasyonlarının gerçekleştirildiğini anımsatan Oktay,  "Yatırım programında bulunan 37 adet stadyum, 294 adet spor salonu ve 79 adet  yüzme havuzu olmak üzere 1220 adet gençlik ve spor tesisi projesinden 962 tanesi  tamamlanarak hizmete sunulmuştur." dedi. TARIMSAL DESTEKTE YÜZDE 36,7 ARTIŞ Tarım ve orman alanının, her zaman önem verilen alanların başında  geldiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, şunları kaydetti: "Üreticimizin en önemli sorunu olan mazot kullanımını azaltarak yüzde  90'a varan tasarruf sağlayan, yüzde yüz yerli ve çevreci Elektrikli Traktör  prototipini geliştirdik. Buna benzer çalışmalarımızı artıracağız. 2020 yılında  bütçemizden tarım ve ormana ayırdığımız kaynağı 40,3 milyar liraya çıkartıyoruz.  Bu kapsamda, tarımsal destek programları için 22 milyar lira, tarım sektörü  yatırım ödenekleri için 5,1 milyar lira, tarımsal kredi sübvansiyonu, müdahale  alımları, tarımsal KİT'lerin finansmanı ve ihracat destekleri için 6,3 milyar  lira kaynak ayırıyoruz. Tarımsal destek programları için ayırdığımız kaynağı 2019  yılı ödeneklerine göre yüzde 36,7 oranında artırarak 22 milyar liraya  çıkarmaktayız." Türkiye'de artan enerji talebinin sorunsuz karşılanması amacıyla,  milli kaynakların öncelikli kullanılması hususuna dikkat ederek tüm enerji  kaynaklarını milletin hizmetine sunmak için çalışmaların aralıksız sürdüğünü  belirten Oktay, bu kapsamda, enerjinin yüksek verimle kullanılması, arz  güvenliğinin tahkim edilmesi ve cari açığın azaltılmasına katkı sağlanması  amacıyla yerli ve yenilenebilir kaynakları azami ölçüde değerlendirdiklerini  söyledi. Oktay, "Hazar'dan İtalya'ya uzanan TANAP ile Asya'yı Avrupa'ya  bağlayarak bölgede enerji üssü olma yönündeki iddiamızı gerçekleştirmeye devam  etmekteyiz. Ülkemize ve Avrupa'ya doğal gaz arz edecek TürkAkım projesinin de  inşaat ve imalatı tamamlanmıştır." diye konuştu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, Fatih ve Yavuz gemilerinin, Doğu  Akdeniz'deki sondaj faaliyetlerine devam ettiğini kaydederek, "Milli gemilerimiz  ile 2020 yılı içerisinde 5 kuyu daha açarak petrol ve doğal gaz arama  faaliyetlerinde aktif bir strateji izlemeye devam edeceğiz." ifadesini kullandı.   Oktay, TBMM Genel Kurulunda görüşmelerine başlanılan 2020 Yılı Merkezi Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu'nun sunuş konuşmasında, "Reel kesim destekleri için bütçemizden 44,5 milyar lira kaynak ayırmaktayız. Böylece son iki yıl içinde önemli ölçüde arttırdığımız reel sektör desteklerine 2020 yılında da devam ederek özel sektör aracılığıyla büyüme  stratejimizi sürdürmekteyiz." dedi. İşletmelerin 2020 yılında sosyal güvenlik kurumuna ödenmesi gereken  25,3 milyar lira tutarındaki işveren priminin bütçeden karşılanacağını bildiren  Oktay, Hazine destekli kefaletle sağlanan krediler çerçevesinde 2020 yılı  bütçesinde 5 milyar lira kaynak ayrıldığını söyledi. "İhracatçımızın rekabetçi gücünü artırmak amacıyla bütçeden ihracat  destekleri kapsamında 3,8 milyar lira harcamayı hedeflemekteyiz." ifadelerini  kullanan Oktay, Ziraat Bankası aracılığıyla tarımsal kredilere verilen faiz  destek tutarını yaklaşık yüzde 23 artırarak 4,2 milyar liraya çıkaracaklarını  belirtti. "KOSGEB BÜTÇESİNE 1,4 MİLYAR LİRA" Oktay, Halk Bankası aracılığıyla 2020 yılında kullandırılacak esnaf  kredileri için faiz desteği olarak 2,2 milyar, KOSGEB bütçesine ise 1,4 milyar  lira kaynak ayıracaklarını dile getirdi. Oktay, 2020 yılı bütçesinden Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı  aracılığıyla kullandırılmak üzere teşvik ödemeleri kapsamında 1 milyar lira  kaynak ayırdıklarını belirterek, "Bütçemizden başta TÜBİTAK olmak üzere kamu ve  özel sektör Ar-Ge harcamalarına destek sağlarken, diğer taraftan vergi ve diğer  mevzuat düzenlemeleri vasıtasıyla özel sektör Ar-Ge yatırımları için önemli katkı  veriyoruz. Bu amaçlarla 2020 yılı bütçemizde yaklaşık 5,5 milyar lira kaynak  ayırmaktayız." ifadelerini kullandı. Dijital Türkiye Platformu üzerinde 9 Aralık 2019  itibarıyla 44  milyondan fazla kullanıcı sayısına erişildiğini,  638 kurum ve kuruluşa ait  toplam 5 bin 115 hizmet sunulduğunu kaydeden Oktay, sıfır belge politikası  çalışmaları kapsamında toplam 111 adet sürecin sadeleştirildiğini, hizmet başına  düşen ortalama belge sayısının 3,8 iken yapılan çalışmalar neticesinde talep  edilen ortalama belge sayısının 0,34'e düşürüldüğünü, hedeflerinin bunu sıfıra  indirmek olduğunu söyledi. "DEVLET KATKISI TUTARI 25,6 MİLYAR LİRAYA ULAŞACAK" Oktay, 2020 yılında Bireysel Emeklilik Sistemi kapsamında bütçeden  aktarılacak devlet katkısı tutarının 5,1 milyar liraya ulaşmasını öngördüklerini,  böylece 2020 yılı sonunda bütçeden karşılanan toplam devlet katkısı tutarının  25,6 milyar lira olacağını kaydetti. Oktay, 2002-2019 Ekim döneminde kamu görevlilerinin aylık ve  ücretlerinde enflasyonun oldukça üzerinde artış sağladıklarını belirterek,  konuşmasına şöyle devam etti: "Aile yardımı ödeneği dahil en düşük memur maaşı 2002 Aralık ayında  392 lira iken 2019 Ekim ayında 3 bin 707 liraya çıkarıldı, artış oranı yüzde  846'ya ulaştı. Aile yardımı ödeneği dahil ortalama memur maaşı 2002 Aralık ayında  578 lira iken 2019 Ekim ayında 4 bin 483 liraya çıkarıldı, artış oranı yüzde  676'ya ulaştı. Muhtar aylığı 2002 Aralık ayında 97 lira iken 2019 Ekim ayında 2  bin 027 liraya çıkarıldı, artış yüzde bin 982'ye ulaştı. Güvenlik korucularının  ücretleri 2002 Aralık ayında 236 lira iken 2019 Ekim ayında 2 bin 162 liraya  çıkarıldı, artış yüzde 815'e ulaştı." "BİRİNCİ YARGI PAKETİYLE BİRÇOK YENİLİK GETİRİLDİ" Yargı Reformu Strateji Belgesi'nin 30 Mayıs'ta Cumhurbaşkanı Recep  Tayyip Erdoğan tarafından açıklandığını hatırlatan Oktay, belgenin, toplumsal  taleplerin karşılanmasını, vatandaşların etkili ve daha kaliteli adalet hizmetini  makul sürede alabilmelerini sağlamak amacıyla katılımcı bir anlayışla  hazırlandığını söyledi. Strateji Belgesi'ne yönelik yoğun toplumsal ilginin, doğru istikamette  olunduğunun göstergesi olduğuna işaret eden Oktay, yasalaşan birinci yargı paketi  kapsamında birçok yeniliğin getirildiğini vurguladı. İfade özgürlüğünün güvencesinin artırılması, soruşturma aşamasında  tutukluluk sürelerine azami sınır getirilmesi, hukuk mesleklerine giriş sınavının  getirilmesi, yeni muhakeme ve yargılama usullerinin getirilmesi ve avukatlara  hususi damgalı pasaport verilmesinin bu yeniliklerden bazıları olduğunu anlatan  Oktay, "2020 yılında da yeni reform paketleriyle sistemimizi daha güçlü hale  getirmeyi hedeflemekteyiz. Bu konudaki kararlığımız tamdır." diye konuştu. "AÇIK KAPI POLİTİKASI EZBERLERİ BOZDU" Türkiye'nin sahada ve masada güçlü olmaya dayanan girişimci ve insani  dış politikasının milli menfaatlere, bölgenin ve dünyanın barış ve istikrarına,  insanın refah ve huzuruna odaklanan bir yaklaşımla uygulanmaya devam edeceğini  kaydeden Oktay şöyle konuştu: "Dünya, küresel düzeyde istikrarsızlık, belirsizlik ve ciddi  sınamalarla mücadele halindedir. Böylesi bir ortamda hayata geçirdiğimiz insani  dış politika ve Cumhurbaşkanımızın 'Dünya 5'ten büyüktür' söylemiyle küresel  sistemin çarpıklıklarına Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üzerinden  yönelttiğimiz eleştiriler, dünya çapında yankı bulmuştur. Suriye'de yaşanan  insani krize karşı yürüttüğümüz açık kapı politikası ve dünya mazlumlarına her  şartta kol kanat geriyor olmamız var olan ezberleri bozmuştur. Suriye meselesi,  en hayati dış politika başlıklarından birisi olarak gündemimizdeki yerini  korumaktadır. Ülkemizde bulunan sığınmacıların ülkelerine gönüllü ve güvenli geri  dönüşleri, ancak Suriye'nin yeniden huzura, güvene ve istikrara kavuşmasıyla  mümkündür." "HAREKAT, TERÖR TAMAMIYLA TEMİZLENENE KADAR SÜRECEK" Barış Pınarı Harekatı ile Türkiye'nin güvenlik endişelerinin  giderilmesi, bölge halkının PKK-YPG-PYD ve DEAŞ baskısından kurtarılması ve  Suriyeli sığınmacıların ülkelerine güven içerisinde dönmeleri için uygun ortamın  oluşturulması, Suriye'nin toprak bütünlüğünün muhafazasına katkı verilmesinin  hedeflendiğinin altını çizen Oktay, "Bu doğrultuda 4 bin  kilometrekareyi  aşkın  alanı bilfiil terörden arındırdık ve sahadaki kararlı duruşumuzu diplomatik  hamlelerle perçinledik. Aynı zamanda ABD ve Rusya ile sağlanan mutabakatlarla  harekatın meşruiyetinin tescil edilmesini ve güvenli bölgenin tanınmasını  sağladık. Barış Pınarı Harekatı bölgesinde terörle mücadelemiz bu alanda terör  tamamıyla temizlenene kadar sürecektir." değerlendirmesinde bulundu. "ÜLKEMİZİN İZLEDİĞİ TAVİZSİZ POLİTİKA" Oktay, "Dış politikada kararlı duruşumuzun bir diğer örneği, Doğu  Akdeniz'de son dönemde tırmanan hidrokarbon kaynaklarının paylaşım sorununa karşı  ülkemizin izlediği tavizsiz politikadır. Bu konudaki kararlılığımızı, etkin  diplomatik girişimlerimiz yanında sahada arama faaliyetlerimiz dahil  uygulamalarımızla da gösteriyoruz." yorumunu yaptı. Oktay şöyle devam etti: "Libya ile imzaladığımız Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına  İlişkin Mutabakat Muhtırası ile karşılıklı iki kıyıyı dostluk köprüsüyle  birbirine bağlamış durumdayız. Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilip Sayın  Cumhurbaşkanımızın onayının ardından Resmi Gazete'de yayımlanan bu anlaşma, dün  itibariyle Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi tarafından da  onaylanmıştır. Türkiye ne Kıbrıs'ta ne Ege'de ne de Doğu Akdeniz'deki hak ve  çıkarlarından en küçük bir taviz vermeyecektir. Ülkemiz, bölgede yaşanan  belirsizliklerden yakından etkilenirken Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve  NATO gibi kuruluşlar bu süreçte Türkiye'ye karşı üzerlerine düşen  sorumluluklarını ne yazık ki yerine getirmemişlerdir. Tüm bunlara rağmen  Cumhurbaşkanımızın liderliğinde devletimiz 'kendi göbeğini kendi kesmeyi' bilmiş,  uluslararası alanda söz sahibi, güçlü bir aktör haline gelmiştir." "YURT DIŞINA KAÇAN HAİNLER HESAP VERMEKTEN KAÇAMAMAKTADIR" Yurt içinde ve yurt dışında terörle kararlılıkla mücadele ettiklerini  söyleyen Oktay, "Güvenlik güçlerimiz ve silahlı kuvvetlerimizin etkin, caydırıcı  ve saygın nitelikleriyle yurt içinde Kıran ve yurt dışında da Pençe gibi  operasyonları başarıyla sürdürerek terör tehdidini kaynağında yok etmektedir.  Türk milletine ihanet eden FETÖ üyeleri gibi yurt dışına kaçarak kurtulacağını  zanneden hainler de Türk adaletine hesap vermekten kaçamamaktadır. Nerede  olurlarsa olsunlar bulup adalete teslim etmeye devam edeceğiz." dedi. "Artık başka ülkelerin belirlediği çerçevede değil kendi menfaatleri  çerçevesinde hareket eden; hem masada hem sahada kazanan bir Türkiye vardır."  diyen Oktay, Türkiye'nin insan odaklı politikasını sürdüreceğini belirtti. "SAVUNMA VE HAVACILIK İHRACATI 2 MİLYAR 188 MİLYON DOLARA ULAŞTI" Fuat Oktay, milli güvenliğin temini maksadıyla milli savunma sanayinin  gelişiminin ne denli önemli bir mesele olduğunun son yıllarda yapılan yurt içi ve  yurt dışı operasyonlarda kendini bir kez daha gösterdiğini vurgulayarak, son  yıllarda Savunma Sanayii Başkanlığınca yürütülen projelerin güvenlik güçlerinin  her geçen gün gelişimine katma değer sağladığını ifade etti. Savunma sanayi cirosunun 2002 yılında 1 milyar dolar düzeyinde iken  günümüzde 8 milyar 760 milyon dolara ulaştığına dikkati çeken Oktay, dünyanın en  büyük 100 savunma sanayii şirketi arasında bu yıl itibariyle 5 Türk şirketinin  yer aldığını bildirdi. Savunma ve havacılık ihracatının, 2018 yılı sonunda 2 milyar 188  milyon dolara ulaştığını bildiren Oktay, "2019 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki  yıla kıyasla da yüzde 37,7'lik bir artış sağlanan ihracatımızın yıl sonunda rekor  bir düzeyde gerçekleşmesini beklemekteyiz." şeklinde konuştu. Yerli taarruz helikopteri ATAK'ın sayısının 50'yi aştığını, özgün  genel maksat helikopteri GÖKBEY'in de ilk uçuşunu gerçekleştirdiğini anımsatan  Oktay, "ANKA insansız hava aracı hizmete devam ederken, AKINCI taarruzi insansız  hava aracı ise test uçuşlarına başlamıştır. Yüksek faydalı yük kapasiteli  insansız hava aracımız AKSUNGUR ise bu yıl sonu itibarıyla kullanıma hazır hale  gelecektir. Bunların yanında, Milli gemimiz MİLGEM'in dördüncüsü TCG Kınalıada,  yerli gemisavar füzemiz ATMACA silah sistemi entegre edilmiş halde, bu yıl  içerisinde Deniz Kuvvetlerimize teslim edilerek göreve başlamıştır. TCG Anadolu  çıkarma gemimiz ise suya indirilmiştir." ifadelerini kullandı. Savunma sistemleri üzerine çalışmaların da yoğun şekilde devam  ettiğini belirten Oktay, savunma sanayinde yerlileşme ve millileşme hamlesinin  2020 bütçe döneminde de güçlenerek süreceğini kaydetti.   Oktay, TBMM Genel Kurulunda görüşmelerine başlanılan 2020 Yılı Merkezi Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi'nin sunuş konuşmasında, 2020-2022 döneminde kamu gelir politikalarını büyümenin desteklenmesi, kamu harcamaları için finansman sağlanması, kalkınma ve gelir adaletinin desteklenmesi, ekonomimizin rekabet gücünün artırılması ve yurt içi  tasarruflara katkı sağlanması hedefleri doğrultusunda yürüteceklerini belirtti. "Ağustos 2018'de başlayan spekülatif kur saldırılarına karşılık  hükümetimizin proaktif bir yaklaşımla gelir politikalarıyla ilgili aldığı  tedbirler ekonominin canlanması için hayati rol oynamıştır." diyen Oktay,  bu  uygulamaların başında, akaryakıt ürünlerine yönelik uygulanan tavan fiyat sistemi  olan eşel mobil sisteminin geldiğini ifade etti. Petrol fiyatları veya döviz kurları kaynaklı akaryakıt fiyatlarının  artması durumunda ÖTV tutarının bu artış kadar azaltılması yoluyla pompa satış  fiyatlarını belirli seviyelerde tuttuklarını hatırlatan Oktay, şöyle devam etti: "Bu politikayla vatandaşlarımız ve üreticiler için fiyat yükünü  azaltmanın yanı sıra belli oranda kamu gelirinden vazgeçerek enflasyonun aşağıya  inme sürecine önemli oranda katkı sağladık. Buna ilaveten, 2019 yılında ekonomik  aktivitenin daha da canlanması için bir yıl süreyle uygulanmak üzere, tapu  harcında yüzde 25 indirim sağladık, konut ve bazı işyerleri alımında KDV'yi yüzde  18'den yüzde 8'e düşürdük. Beyaz eşya alımlarında ÖTV'yi sıfırladık, mobilyada  KDV'yi yüzde 18'den yüzde 8'e düşürdük. Ocak-Haziran dönemi için altı aylık  uygulanmak üzere, otomobil alımlarında yaklaşık yüzde 30 indirim sağladık. Ticari  araç alımlarında KDV'yi yüzde 18'den yüzde 1'e düşürdük." Bütçe disiplininden taviz vermeden belirli vergi indirimleriyle  büyümeyi ve dezenflasyon sürecini desteklendiği gibi, bütçenin gelir  performansını yükseltmek amacıyla kalıcı gelir kaynakları ile vergi tahsilatında  etkinliğin artırılması için çalışmaları devam ettirdiklerini vurgulayan Oktay, bu  çerçevede, kalkınma hedefleriyle uyumlu şekilde ihracat odaklı ve teknoloji  tabanlı bir üretim modeline geçmeyi öngördüklerini söyledi. "YENİ DÜZENLEMELERLE VERGİ TABANINI GENİŞLETECEĞİZ" Bu doğrultuda yüksek katma değerli üretime, nitelikli istihdama ve  ihracata dayalı bir büyüme modeli için 2019 yılında imalat sektörüne yönelik  ilave destekler sağladıklarına işaret eden Oktay, şöyle konuştu: "Önümüzdeki dönemde de ekonomi genelindeki rekabet ve verimliliği  artırmak üzere yüksek katma değerli üretim ve ihracatı artırmak için düzenlemeler  yaparak ekonomide öngördüğümüz yapısal dönüşümün temellerini sağlamlaştıracağız.  Buna yönelik olarak imalat sanayinde finansmana erişim kanallarını artıracağız.  KOBİ’lerden istenen teminat maliyetlerini hafifleteceğiz. Kredi Garanti Fonu  uygulamasını sanayi odaklı olarak geliştireceğiz. Katılım bankacılığı  enstrümanları ve bireysel emeklilik fonlarının sanayi projelerine yatırım  yapmasına yönelik düzenlemeleri uygulamaya koyacağız." Vergisel teşvikleri gelecek dönemde de tüm sosyo-ekonomik etkileriyle  ele alarak, vergi harcaması nitelikli tüm düzenlemeleri gözden geçireceklerini  dile getiren Oktay, mükerrer teşvik ve destekleri sadeleştirip, etkin olmayanları  kademeli olarak kaldıracaklarını bildirdi. Yeni düzenlemelerle vergi tabanını genişletecek, vergide adaleti  pekiştirerek, tahsilatta etkinliği artıracaklarını ifade eden Oktay, vergi  mevzuatının, daha basit ve anlaşılabilir hale getirilmesi amacıyla, mükellef  uyumunu da gözetecek şekilde sadeleştirilmesine yönelik çalışmaları da  kararlılıkla sürdüreceklerinin altını çizdi. Oktay, kayıt dışı ekonominin azaltılması için planlı bir mücadele  yürüterek kayıt dışı istihdam oranını, 2002 yılındaki yüzde 52,1 seviyesinden,  2018 yıl sonu itibarıyla yüzde 33,4'e indirdiklerini söyledi. "BÜTÇE, BÜYÜME VE KALKINMA HEDEFLERİNİ DESTEKLEYECEK" Oktay, 2020 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi'nin, küresel düzeyde finansal  dalgalanmaların ve ticaret savaşlarının yaşandığı, Türkiye'nin jeopolitik risk ve  tehditlere maruz kaldığı bir ortamda hazırlandığına dikkati çekerek, "Önümüzdeki  dönemde de On Birinci Kalkınma Planı ve Yeni Ekonomi Programı’nda ortaya konulan  hedeflere ulaşmak üzere 2020 yılı bütçemizde olduğu gibi, gerekli kaynakları  kademeli bir biçimde ayıracak ve bütçenin büyümeyi ve kalkınma hedeflerimizi  desteklemesine yönelik politikalarımızı sürdüreceğiz." ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin getirdiği avantajları da  kullanarak kamu yönetiminin ve kamu maliyesinin etkinliğinin daha da  artırılmasını sağlayacaklarını vurgulayan Oktay, "2020 yılı bütçemizin nihai  amacı vatandaşlarımızın refahını artırmak ve onlara daha hızlı ve kaliteli hizmet  sunumunu sağlamaktır.  Uluslararası alanda ise hükümetimizin tüm dönemlerinde  olduğu gibi, bu dönemde de ülkemiz bölgesinde yükselen ekonomik ve siyasi bir güç  olmaya devam etmektedir." dedi. Fuat Oktay, bütçeyi, mali disiplinden taviz vermeyecekleri, kamu  gelirlerinin artırılacağı, kamu harcamalarında etkinliğin sürdürüleceği ve  tasarrufların üretken alanlara yönlendirileceği bir yapı üzerine inşa ettiklerini  kaydetti. Öte yandan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay'ın, 2020 yılı bütçesini  sunuş konuşmasını yaptığı sırada Genel Kurul Salonu'na giren CHP Genel Başkanı  Kemal Kılıçdaroğlu, CHP milletvekilleri tarafından ayakta alkışlandı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de bütçe görüşmelerini Genel  Kuruldaki yerinden takip etti. HDP Eş Genel başkanları Pervin Buldan ve Sezai  Temelli ile çok sayıda milletvekili, Bahçeli ile tokalaştı. Oktay bütçe sunumunu yaparken AK Parti TBMM Grup Başkanı Naci Bostancı, AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş da Genel Kurul Salonu'nda  yer aldı. Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/siyaset/fuat-oktay-2020-buyume-hedefini-acikladi-6097009
Devamını Oku