Arama HABERLERi

Standard Post with Image

Hazır Giyimin Yıldızları Ödüllendirildi

Geçen yıl 17 milyar dolarlık ihracat ile ülke ekonomisine önemli ölçüde katkı sağlayan hazır giyim sektörünün başarılı firmaları ‘İhracatın Yıldızları’ ödül töreninde buluştu. 16 Nisan 2016 tarihinde Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen ödül törenine LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Ercan Hardal, Erdem Soylu Karabağlı, İrfan Akbaş, Murat Özpehlivan ile Yönetim Kurulu Üyeleri Turan Yavuz, Barış Köseliören, Tarık Nayman, Münir Dinler, Rıfat Opan, Arif Özkan ve çok sayıda sektör temsilcisi katıldı. Bu yıl “Yıldızımız Her Zamankinden Daha Parlak” ve “Yıldızımız Sizinle Daha Parlak” sloganı taşıyan ödül töreni açılış kokteylinin ardından gerçekleşti. Ünlü spiker Simge Fıstıkoğlu’nun sunuculuğu üstlendiği ödül töreninde sektör temsilcilerine seslenen İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Tanrıverdi; hazır giyim sektörünün son 30 yılda 25 kez ihracat şampiyonu olduğunu söyledi. Tanrıverdi, “Ülkemizi hazır giyimde dünyanın 7. büyük tedarikçisi konumuna yükselttiniz. Sektörel ihracatımızı 1 milyar dolardan 18.7 milyar dolara çıkardınız. Ülkemize son 10 yılda net 150 milyar dolar para kazandırdınız.” dedi.     “Türkiye Hazır Giyimde Dünyanın 7. Büyük Tedarikçisi” Tanrıverdi, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen ödül töreninde yaptığı konuşmada ekonomik gelişmeler ve hazır giyim sektörüyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Başarıyı konuşmak ve ödüllendirmek için bir araya geldiklerini belirten Tanrıverdi, firma temsilcilerine hitap ederek şunları söyledi: “Fabrikalarınızda, imalathanelerinizde 500 bin insanımıza iş veriyorsunuz. Mağazacılık tarafınızla birlikte 1,5 milyon kişiyi istihdam ediyorsunuz. Çalışanlarınızın yarıya yakınını kadınlar oluşturuyor. Kadın istihdamının da lideri sizlersiniz. Geliri tabana yayıyorsunuz. Biliyorum hiç bir zaman işimiz kolay olmadı. İçeride ciddi sıkıntılı dönemlerden geçtik. Küresel pazarlarda önümüze engeller çıktı. Ama hiç bir zaman yılmadınız. ‘Güçlükler, başarının değerini arttıran süslerdir’ inancıyla yola devam ettiniz.” Tanrıverdi, Türkiye’nin hazır giyimde dünyanın 7. büyük tedarikçisi konumuna yükseldiğini vurguladı. Kilogram başına ihracat gelirlerinin 3 dolardan 24 dolara çıktığını kaydetti. Ardından şöyle dedi: “Hazır giyimi katma değerli üretimde ilk üç sektörden biri haline getirdiniz. Son 30 yılın 25’inde sektörümüzü ihracat şampiyonu yaptınız. 200’ün üzerinde ülkeye ihracat yaptınız. Sektörel ihracatımızı 1 milyar dolardan 18.7 milyar dolara çıkardınız. Ülkemize son 10 yılda net 150 milyar dolar para kazandırdınız. Markalarımız bugün 100’e yakın ülkede 4 bin 500 mağazaya ulaşmışsa bu gururda da sizin payınız var.”   2015 yılının sektör açısından zorlu bir yıl olduğuna değinen Tanrıverdi, “Kilogram bazında yüzde 5 daha fazla mal sattığımız halde parite etkisiyle gelirde 1.7 milyar dolarlık bir kayıp yaşadık. Geçen yılı 17 milyar dolar ihracatla kapattık.” şeklinde konuştu. Jeopolitik sorunlara, uçak krizine, bin 300 TL’lik asgari ücretin ek maliyetine rağmen 2016’ya iyi başladıklarını ifade eden Tanrıverdi, “İlk çeyrekte Türkiye’nin genel ihracatı yüzde 10 düşerken hazır giyim sektörü ihracatı yüzde 7 artış kaydeti. Üç ayda 4,255 milyon dolarlık ihracat yaptık. İnanıyorum ki siz dostlarımızın azim ve gayreti ile beraber bu yıl 18 milyar doları hep birlikte geçeceğiz. Cumhuriyetimizin 100. yılını kutlayacağımız 2023 için 60 milyar dolarlık bir hedef koyduk.” ifadelerini kullandı. Törende, 50 milyon doların üzerinde ihracat yapan firmalar platin, 20-50 milyon dolar arasında ihracat yapanlar altın, 10-20 milyon dolar arasında ihracat yapanlar gümüş, 2,5-10 milyon dolar arasında ihracat yapanlar bronz plaket, 500 bin – 2.5 milyon dolar arasında ihracat gerçekleştiren firmalar ise başarı belgesi ile ödüllendirildi. 47 firmaya platin, 136 firmaya altın, 167 firmaya gümüş, 674 firmaya bronz plaket, 1025 firmaya ise başarı sertifikası verildi.   Hazır giyim ihracatında ilk 10 sıra şöyle oluştu: 1. Akıntek Tekstil San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şirketi 2. LC Waikiki Mağazacılık Hiz. Tic. A.Ş. 3. USM Lojistik Tekstil Gıda İnşaat Sanayi ve Dış Tic. Ltd. Şirketi 4. Şık Makas Giyim San. Ve Tic. A.Ş. 5. Cross Tekstil San. Ve Tic. A.Ş. 6. ERPA Hazır Giyim İç ve Dış Tic. A.Ş. 7. Akıntek Tekstil Ürün San. ve Dış Tic. LTD. Şirketi 8. Aster Tekstil Sanayi ve Dış Ticaret A.Ş. 9. Aster Global Pazarlama ve Dış Ticaret A.Ş. 10. Saide Tekstil San. ve Tic. A.Ş.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Yeni İstanbul için geri sayım

İstanbul’u her alanda dünyanın merkezi haline getirecek projelerin inşası durmaksızın devam ediyor. Bu projelerden Marmaray hizmete girerken, 3. Havalimanı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Kanal İstanbul, Galataport, Avrasya Tüneli ve Haliç Yat Limanı’nın çalışmaları ise hız kesmeden sürüyor. Dünyanın en büyük şantiyelerinden Üçüncü Havalimanı’nda ilk etabın 2018’in başına yetiştirilmesi için 16 ülkeden 13 binin üzerinde personel, çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. İstanbul’u her alanda dünyanın merkezi haline getirecek projelerin inşası durmaksızın devam ediyor. Bu projelerden Marmaray hizmete girerken, 3. Havalimanı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Kanal İstanbul, Galataport, Avrasya Tüneli ve Haliç Yat Limanı’nın çalışmaları ise hız kesmeden sürüyor. Dört alt projeden oluşan Marmaray’da demiryolu boğaz tüp geçişi, tüneller ve istasyonların inşası tamamlanırken, Gebze-Haydarpaşa, Sirkeci-Halkalı Banliyö Hatlarının İyileştirilmesi, İnşaat ve Mekanik Sistemleri, Yeni Demiryolu Araçlarının Temini, Mühendislik ve Müşavirlik Hizmetlerinin tamamı 2018’in Haziran ayında bitirilecek.   HALKALI-GEBZE 105 DAKİKA Gebze’den başlayarak Haydarpaşa’ya kadar banliyö hattı ile buradan Boğaz’ın altından batırma tüp tünel ile Sarayburnu’na ve Yedikule-Halkalı arasında yerüstü banliyö hatlarını kullanarak oluşan projenin uzunluğu 76.3 kilometreyi buluyor. Kadıköy-Kartal Metro Hattı ile entegre olan İbrahimağa-Ayrılık Çeşmesi İstasyonu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nca inşa edilip, hizmete açıldı. Projeyle tek yönde 1 saatte 75 bin yolcu taşınacak, Gebze-Halkalı arası seyahat süresi 105 dakika olacak ve güzergâhta toplam 440 araç ile hizmet verilecek. Toplam maliyeti 10 milyar 177 milyon 359 bin lira olan proje için 2015 sonu itibarıyla toplam 7 milyar 278 milyon 246 bin lira harcama yapıldı. İşte kamu yatırımları bakımından Türkiye’de ilk sırada yer alan İstanbul’daki mega projeler:   YILDA 150 MİLYON YOLCU 2017’de bitirilmesi hedeflenen 3. Havalimanı için, 10.2 milyar Euro harcanacak. Yılda 150 milyon yolcuya hizmet verecek havalimanında ilk etap, 29 Ekim 2017’de hizmete açılacak. Bittiğinde 120 bin kişiye iş imkânı sağlayacak.   BOĞAZDA TANKER RİSKİNE SON Kanal İstanbul projesi, 25 metre derinliğinde, 150 metre genişliğinde olacak ve Karadeniz’i Marmara Denizi’ne bağlayacak. Proje ile İstanbul Boğazı üzerindeki tanker trafiği, Kanal İstanbul’a yönlendirilecek ve her gün tehlikeli yük taşıyan tanker riskleri de son bulacak.   TURİST SAYISI 6 KAT ARTACAK Galataport projesi kapsamında Salıpazarı’nda bulunan liman, kruvaziyer gemiler için tanzim edilerek bölge turizme yönelik değerlendirilecek. Sona erdiğinde kruvaziyer ile gelen turist sayısında 5-6 kat artış olacağı tahmin ediliyor.   TRANSİT TRAFİK AZALACAK Yavuz Sultan Selim Köprüsü ile İstanbul’daki transit trafik yükü hafifleyecek. Şehir içi trafik; erişim kontrollü, kesintisiz ve emniyetli şekilde sağlanacak. Köprü, bu yıl hizmete girecek.   140 YAT KAPASİTELİ LİMAN Haliç Yat Limanı ve Kompleksi projesi içinde 2 adet her biri minimum 70 yat kapasiteli yat limanı ile 2 adet 5 yıldızlı 400 odalı otel, dükkânlar, ofis ve kongre merkezi bulunacak. Kaynak: www.itohaber.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Cumhurbaşkanı Erdoğan Fildişi Sahili’nde

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ziyaret için geldiği Fildişi Sahili’nde Devlet Başkanı Alassane Vattara tarafından resmi törenle karşılandı.   Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, özel uçak “TUR” ile TSİ 21.05’te Fildişi Sahili’ne geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Felix Houphouet Boigny Havalimanı’nda, Fildişi Sahili Devlet Başkanı Alassane Vattara ile eşi Dominique Vattara, Fildişi Sahili Başbakanı Daniel Kablan Duncan ve Bakanlar Kurulunun tüm üyelerinin yanı sıra Türkiye’nin Abidjan Büyükelçisi Esra Demir ile büyükelçilik yetkilileri karşıladı. Fildişi Sahili’ne Cumhurbaşkanı Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan’ın yanı sıra Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Çevre ve Şehircilik Bakanı Fatma Güldemet Sarı, Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş ve Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz da geldi. Resmi törenle karşılandı Erdoğan, havalimanına gelişinde Fildişi Sahili Devlet Başkanı Vattara tarafından resmi törenle karşılandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, havalimanındaki başkanlık karşılama salonunda Fildişi Sahili Devleti’nin tüm yetkilileriyle tokalaştı. Kabile liderlerini selamladı Öte yandan Erdoğan, geleneksel kıyafetleriyle kendilerine ayrılan yerde hazır bulunan 60 yerel kabile liderinin yanına giderek, onları da selamladı. Havalimanında Fildişi Sahilli vatandaşlar da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Fransızca “Bienvenu Erdoğan” yazılı “Hoşgeldin Erdoğan” anlamına gelen pankartlar ve Türk bayraklarıyla sevgi gösterisinde bulundu, Fildişi Sahili’nde yaşayan Türk vatandaşlar da “Başkan Erdoğan” sloganı attı. Erdoğan’a Fildişi Sahili, Gana, Nijerya ve Gine’deki ziyaretlerinde 100’ü aşkın iş adamı eşlik ediyor. Kaynak: www.dunya.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

STK'lardan Darbe Girişimine karşı Ortak Bildiri

STK'lardan Darbe Girişimine karşı Ortak Bildiri Sektörün Önde gelen STK'ları, 15 Temmuz darbe girişimine karşı "Karanlıktan Aydınlığa: 15 Temmuz" bildirisi yayınladı. Sivil toplum örgütlerinin ‘Karanlıktan Aydınlığa 15 Temmuz’ başlıklı ortak bildirisini MÜSİAD Başkanı Nail Olpak okudu. 18 Temmuz 2016 günü yapılan toplantıya ve bildiriye TİM, ASKON, DEİK, Deniz Ticaret Odası, İstanbul Sanayi Odası, İstanbul Ticaret Borsası, İstanbul Ticaret Odası, MÜSİAD, TAMPF, TÜMSİAD ve YASED, LASİAD, OTİAD ve daha bir çok STK katıldı. Demokrasiye ve milli iradeye darbe girişimine karşı ortak basın bildirisi yayınladı. LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca'nın katıldığı toplantıda yayınlanan ortak basın bildirisinin adı "Karanlıktan Aydınlığa 15 Temmuz" Bildiri Şöyle; Ülkemiz, 15 Temmuz Cuma gecesi önce karanlığı; ortaya konan büyük inanç ile de aydınlığı yaşadı. Artık 15 Temmuz, öznesi millet olan demokrasinin kazandığı bir gündür. Bu gün, yalnızca Türkiye'nin değil, dünyanın tarihine geçecek Milli İrade günüdür. Ülkemizin büyük demokrasi yürüyüşüne yönelik 15 Temmuz saldırısında, millet ile iradesi arasındaki köprüye atılan her bomba, sıkılan her kurşun, aslında bunu yapanların karanlık planlarının aydınlığa çıkmasını sağladı. Milletin İradesinden Başka İrade Tanımıyoruz… Ülkemizdeki iş dünyasının temsilcileri olarak, demokrasimizin derinleşmesi ve ekonomimizin güçlenmesinin sivil bir yönetimle mümkün olduğunun bilinci ile demokrasi dışı güçlerin müdahalelerinin en başta ekonomimize büyük zarar vereceğini, tüm birikimlerimizi heba edeceğini biliyoruz. Seçilmiş hükümeti yıkmaya yönelik teşebbüsler demokrasimizi ve ekonomimizi katledecektir. Anti demokratik her türlü girişimin karşısında kararlılıkla duruyoruz. Darbecileri lanetliyor, hükümetimizi destekliyor ve milletimizin iradesinden başka bir irade tanımıyoruz. Milletin İstikrarı En İyi Cevaptır… Bu hain girişimin çökertilmesinin orta ve uzun vadede ülkemiz ekonomisine olumlu yansımalarının olacağı kanaatindeyiz. Çünkü iş dünyası huzur, güven ve istikrar ister. Yaşananlar, tüm bu bileşenleri perçinlemiştir. İstikrarın sadece hükümetle olmayacağını söyleyenlere, siyasi risk olduğunu söyleyenlere, her görüşten milletin istikrarı cevap vermiştir. Güçlü millet iradesi her türlü zorlukla baş edebileceğimizi, ülkemizin uluslararası arenada da siyasi ve ekonomik gücünün kat be kat artacağını ortaya koymuştur.  Çalışmaya ve Üretmeye Devam Edeceğiz… Başbakanımızın dünkü açıklamalarında söylediği gibi ekonomimizin temelleri sağlamdır ve hükümetimiz ile Merkez Bankası ve ilgili kuruluşlar da gereken tedbirleri almıştır. Türkiye, global krizlere karşı ayakta durmayı başaran, G20 üyesi ve AB adayı, serbest piyasa ekonomisini ve çok partili siyasi sistemi içselleştirmiş güçlü bir ülkedir. İlk refleks olarak olumsuz etkiler hissetsek de ülkemizin güçlü imajı, kısa sürede hem iç pazarda hem de dış pazarlarda bu olumsuzlukları bertaraf edecektir. Keza, kamuoyunun da izlediği gibi bütün piyasalar süratle normal seyrine ulaşmıştır. Bundan sonra da bizler daha çok çalışarak ve üreterek ekonomimizi büyütmeye devam edeceğiz. Şimdi “Sağduyu ve Hukuk” Zamanı… Şimdi, paralel terör örgütü darbecilerinin hukukla yüzleşme ve milletin derin hafızasında mahkûm olma zamanıdır. Bu ihanet tezgahını tasarlayan hainlerin hukuk çerçevesinde yargılanarak, en ağır ve caydırıcı cezaları almasını bekliyoruz. Artık darbe kelimesinin literatürden kalkmasını istiyoruz. Meclis'te siyasi partiler arasında takdir edilen bir yaklaşım varken toplumda ayırımcılık yapılması teröristlerin amacına ulaşmasına sebep olur. Sağduyu içerisinde hareket etmeliyiz. Gün Birlik Günü, Milletimize Teşekkürler… Milli İradeyi korurken şehit düşen vatandaşlarımıza ve güvenlik görevlilerimize Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Gün birlik günüdür. Demokrasimize sahip çıkan necip milletimize, halkımıza kararlılığı ile cesaret veren Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan ve Sayın Başbakanımız ile hükümetimize, darbe girişimine destek vermeyen ve karşı mücadele eden Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarımıza, polisimize ve güvenlik güçlerimize, darbeye kalkışanlara bir ağızdan karşı çıkan parti liderleri ile STK'larımızın sağduyulu açıklamalarına ve basınımızın darbe karşıtı tutumuna sonsuz teşekkür ediyoruz. Üretmeye ve demokrasi nöbetine devam edeceğiz… Bizler de iş dünyası olarak, üretmeye ve demokrasi nöbeti tutmaya devam edeceğiz.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Putin, 3 Eylül'de Çin'de Erdoğan ile bir araya gelecek

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Çin'de bir araya geleceği bildirildi.  Konuyla ilgili açıklama yapan Rusya Devlet Başkanı'nın Danışmanı Yuriy Uşakov, "3 Eylül'de Çin'de ikili görüşmeler planlanıyor. İlki Arjantin Devlet Başkanı Mauricio Macri ile olacak. Bu görüşmenin Macri'nin göreve seçilmesinden sonraki ilk görüşme olduğunu belirtmek isterim.  Bunun ardından daha ilginç bir temas gerçekleşecek. Putin, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya gelecek" ifadelerini kullandı.  Uşakov, iki liderin 9 Ağustos'ta St. Petersburg'da bir araya geldiğini hatırlatarak, "İkili ilişkilerin normale dönme süreci ilerliyor. Şimdi charter seferlerinin başlamasına ilişkin kararname çıktı. Kasım ayındaki uçak olayının ardından işbirliğinin normale dönme süreci etkili tempoyla sürüyor" dedi.  Kaynak: www.gazetem.ru
Devamını Oku
Standard Post with Image

Alvan ve Fimka Gana 1. Türk Ürünleri Fuarı’na Katıldı

İstanbul Ticaret Odası tarafından Gana’da düzenlenen Gana 1. Türk Ürünleri Fuarı, Batı Afrika ülkelerine ihracat için önemli bir adım oldu. Sektör lideri firmaların katıldığı fuar, bölge genelinde ilgi gördü. Fuara Laleli’den LASİAD Yönetim Kurulu Üyesi Rıfat Opan’a ait Alvan firması ile LASİAD Yönetim Kurulu Üyesi Barış Köseliören’in ortağı olduğu Fimka firması da katıldı. Dış fuar organizasyonlarıyla da firmalara destek olan İstanbul Ticaret Odası (İTO), Batı Afrika’nın ticaret kapısı olan Gana’da 1. Türk Ürünleri Fuarı düzenledi. Batı Afrika Devletleri Ekonomik Topluluğu (ECOWAS) ülkelerine ihracat için önemli bir giriş noktası olan Gana’nın başkenti Akra’da gerçekleştirilen fuar, 24-27 Ağustos tarihlerinde yapıldı. Fuarı düzenleyen ve firmaların katılım organizasyonunu da yapan İstanbul Ticaret Odası, Gana’yı ECOWAS bölgesinde iş yapılabilecek en iyi yer olması ve sektörlerin hızlı gelişimi sebebiyle seçti. Gana’nın yanı sıra Benin, Burkina Faso, Cabo Verde, Fildişi Sahilleri, Gambiya, Gine, Gine-Bissau, Liberya, Mali, Nijer, Nijerya, Senegal, Sierra Leone, Togo'ya ihracat için büyük potansiyel barındıran fuara sektör lideri 50 firma katıldı. Amaç Ekonomik Birliktelik Gana’nın ikinci büyük şehri Kumasi’den de iş adamlarını ağırlayan fuarı, binlerce firma temsilcisi ve profesyonel ziyaret etti. Akra Mövenfick Ambassador Hotel’deki fuarın açılışında Gana Ticaret ve Sanayi Bakanı Dr. Ekwow Spio - Garbrah, Gana’daki Nana bölgesi kralı Osabarima Ansah Sasrako, her iki ülkenin büyükelçileri Nesrin Bayazıt ve Alhaji Ibrahim Abass, Gana Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Dr. Appiagyei Dankawoso da yer aldı. Bakan Dr. Ekwow Spio - Garbrah, Gana’nın yatırıma ihtiyacı olduğunu belirterek, Türk iş adamlarına, bölgeye yatırım için gelmeleri çağrısında bulundu. Katılımcıların Ekonomi Bakanlığı’ndan devlet teşviği de aldığı fuarın açılışında konuşan İstanbul Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Dursun Topçu, “Gana’da ilkini düzenlediğimiz Türk Ürünleri Fuarı, yeni adımların başlangıcı olacak” dedi. Topçu, konuşmasında şunları söyledi: “Ülkelerimiz arasında 5 bin kilometre mesafe var. Fakat amaç ekonomik birliktelik olunca, mesafelerin önemi kalmıyor. Burada, sadece tek taraflı bir iş yapmak için bulunmuyoruz. Gana ekonomisi, çok daha büyük işbirliklerine ve yatırım iklimine sahip. Daha fazla yatırım için yeni ortaklıklar inşa etmeyi arzu ediyoruz. Sadece Türkiye-Gana ilişkileriyle de sınırlı kalmayalım. Bölgedeki diğer iş yapma alanları için de birlikte hareket edelim diyoruz.”
Devamını Oku
Standard Post with Image

Kritik zirvenin perde arkası

İki ülke liderleri Erdoğan ve Putin’in Çin’deki G-20 zirvesi öncesinde Cumartesi günü yaptıkları görüşmeye dair Krmelin’den açıklama geldi. Putin’in basın sözcüsü Peskov, iki liderin “çok ve uzun süre konuştuklarını” söyledi. Peskov, “Türk meslektaşlarımız tarım ürünlerine konan yasağın hızlı bir şekilde kaldırılması konusunu gündeme getirdi. Bu alanda çalışmalar devam edecek” dedi. Rus yetkili, “Genel olarak son derece pozitif görüşmeler oldu. İlişkilerin hızlandırılması konusunda iki taraf da kararlılığını teyit etti” dedi.  Rus gazetecilere bilgi veren Peskov, devlet başkanlarının tüm alanlarda işbirliğinin normalleştirilmesi konusunda çalışma grafiğini ele aldıklarını vurguladı. Buna göre, yıl sonuna kadar Rusya’da yapılması planlanan, iki liderin başkanlık edeceği Üst Düzey İşbirliği Konseyi toplantısı için de hazırlıklara hız verildi. Peskov, Suriye krizinden ikili ilişkilere kadar ker konuda ayrıntılı fikir alışverişinde bulunulduğunu vurguladı. Peskov, “Oldukça uzun süre oturup konuştular. Hem delegasyonla, hem ikili ve dışişleri bakanlarının dahil olduğu formatla. Sonra Suriye konusunda görüş alışverişinde bulundular. Oldukça güvene dayalı ve ayrıntılı fikir değiş tokuşu oldu” dedi. Üst Düzey İşbirliği Konseyi’nin altındaki stratejik planlama gurubu ve toplumsal forumun da sonbaharda toplantıları olacağını ekleyen Peskov, ayrıca 2019 yılına kadarki kültürel ve bilimsel teknolojik işbirliği programının imzalanacağını vurguladı. Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD Kiev'e de Destek Verdi

31.Uluslararası Kiev Moda Festivali Kyiy Fashion, 7-9 Eylül tarihleri arasında Kiev Expo Plaza'da gerçekleştirildi. 700 katılımcının yer aldığı bildirilen etkinliği, 9.700 kişinin ziyaret ettiği belirtiliyor. Bir sonraki etkinlik 8-10 Şubat 2017 tarihinde... LASİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Fimka firması ortaklarından Barış Köseliören, etkinlikte firması ve LASİAD adına yer aldı. Türkiye'den ve bilhassa Laleli'den gelen firmaların standlarında incelemelerde bulunan Köseliören, katılımcılardan fuar, sorunlar ve tavsiyeleri hakkında bilgiler aldı, onlarla izlenimlerini paylaştı. İTKİB desteğiyle sağlanan alanda Türkiye'den; YilbaTekstil, CemDeri, THM TEKSTİL, SETRE, Star Time, BOVONA, MESS, Fimka firmaları yer aldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

2. Uluslararası Ayakkabı Tasarım Yarışması

İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (İDMİB), Türk ayakkabı sektörünün yaratıcı gücünün yükselmesi, özgün tasarımlarını yaratma ve satma isteklerinin güçlendirilmesi  adına Ayakkabı Tasarım Yarışması düzenledi. Uluslar arası bir yarışma olan ve bu yıl 2.si organize edilen  yarışma, 26 Eylül 2016 günü Conrad İstanbul Bosphorus Hotelde  düzenlendi. Ayakkabı sektöründe tasarım ve inovasyona katkıda bulunup ihracatı artırmak maksatlı düzenlenen yarışmada onur jüriliğini Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi üstlendi. Asil jüri üyeliğini ise Barış Arduç, Ali Sabancı, Didem Çapa gibi önemli isimler yaptı. Ayakkabı sektöründe gelecek yılın modasının tanıtıldığı ve aynı zamanda Özge Ulusoy’un baş mankenlik yaptığı yarışmaya sektör temsilcileri katıldı. Yarışmaya LASİAD adına Yönetim Kurulu Üyesi Barış Köseliören katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Bakan Bozkır'dan çok önemli pasaport açıklaması

AB Bakanı Bozkır, "Vizeler iki ay içinde ya kalkacak ya da kalmayacak" dedi. Bozkır ayrıca parmak izli pasaportlara geçiş yapacak olan pasaport sahibi vatandaşların tekrar harç yatırmayacaklarını söyledi. CNN Türk’te yayınlanan Hakan Çelik ile Hafta Sonu programına katılan AB Bakanı Volkan Bozkır sorulara cevap verdi. AB ile vizelerin kaldırılması ile ilgili konuşan Bozkır “Vizeler iki ay içinde ya kalkacak ya da kalmayacak” dedi. Bozkır vizelerin belirlenen tarihte kaldırılmasının yüksek bir ihtimal olduğunu da sözlerine ekledi. Bozkır, “İki ay sonunda vizeler kalkacak. Kalkma ihtimali çok büyük. Bütün anlaşma yapıldı. Burada bütün mesela 72 beklentiyi karşılamamız. 6 yasa geçmesi gerekiyordu. O geçti. 5 yasa daha Meclis’ten geçecek. Şu anda 40 önlem ve beklenti karşılanmış durumda” dedi.  AB Bakanı, "Vizeleri kaldırmazsa AB, biz de geri kabul anlaşmasını fesh edebiliriz. Bu durum anlaşmada var. Geri kabul anlaşmasını da vizeler kalkmazsa fesh ederiz" dedi.  YENİDEN HARÇ YATMAYACAK AB Bakanı Volkan Bozkır ayrıca parmak izli pasaportlara geçiş yapacak olan pasaport sahibi vatandaşların tekrar harç yatırmayacaklarını söyledi. DEFTER BEDELİ ÖDENECEK   Bozkır, yeni pasaportlar için harç ödenmeyeceğini ancak sadece defter bedeli ödeneceğini belirtti. Avrupa Birliği'ne vizesiz seyahatte işte bunlar değişecek Örneğin iki yıl önce 10 yıllık pasaport almış bir vatandaş yeni pasaport aldığında kalan 8 yıl için ayrıca bir harç ödemeyecek. "PASAPORT HARÇLARI YÜKSEK DEĞİL" Volkan Bozkır “pasaport harçlarının yüksek olduğu” şeklindeki yorumlara katılmadığını söyledi. Kaynak: www.radikal.com.tr
Devamını Oku
Standard Post with Image

Zirve muhasebesi: Kim ne aldı?

Uçak krizi sırasında atılan köprüleri tekrar onarmaya başlayan Tükiye ile Rusya, dün iki ülke liderinin İstanbul zirvesi ile yeniden "güçlü işbirliği" mesajları verdi. İlişkilerin temel taşlarından olan enerji alanında Türk Akım için konulan imzalar, Ankara-Moskova bağlarını daha da perçinledi. İki liderin yakınlığı ve samimi pozları, kriz günlerine sünger çekildiği, "normalleşme" sürecinin pratikte Türk tarafının arzuladığı kadar hızlı olmasa da "adım adım" devam edeceği tespitlerini güçlendirdi. Her ne kadar Rusya'daki iş dünyasının beklediği somut adımlar henüz atılmamış olsa da, genel manzara Türkiye-Rusya ilişkilerinde bulutların büyük ölçüde dağıldığı, Suriye krizi yüzünden yeni "kara bulutlar" birikmezse yolun açık olduğu şeklinde.    Dünkü zirveden çıkan bazı sonuçları şöyle sırlamak mümkün: - İki lider uçak krizi sırasında büyük darbe olan samimi ilişkilerine yeniden döndüler. Erdoğan ile Putin’in birlikte verdikleri fotoğraf, “kırgınlıkların unutulduğu, Rus tarafının uçak krizinin perde arkasında başka nedenler olduğu kanaatine geldiği, Erdoğan ile ilişkileri iyi tutma arzusunda olduğu” yorumlarını güçlendirdi. - Putin, iki ülkenin Türkiye’yi “enerji hub’ı yapma” niyetini bizzat dile getirerek, Türkiye ile stratejik ilişkilerin olası boyutuna dair ipucu verdi. Hata kulislerde, TANAP, Türk Akımı gibi projelerin birbirine rakip değil, Rusya-Türkiye-Azerbaycan arasında “enerji ortaklığı” yaratma konusunda fırsat verebileceği değerlendirmeleri yapıldı. - Rusya Botaş’ın istediği doğal gaz indirimini alamadığı için Türk Akımı’na daha önce gerekli izinleri vermemişti. Şimdi Gazprom’dan indirim garantisi alındığı, sadece oran üzerinde görüşmeler yapılacağı bildiriliyor. Rus basını da bugün Putin'in Türkiye'ye gazda indirim için söz verdiğini özellikle vurguluyor. - Rus tarafının Güney Akım’ın suya düştüğü bir dönemde Türk Akımı anlaşmasını imzalaması, Batı’ya karşı “Hala enerjide gücümüz yerinde” mesajı olduğu ve Ankara ile Moskova’nın AB’ye karşı “ortak tavır” sergiledikleri belirtiliyor. AB içinde Rusya’dan yeni hat ile gaz almaya hazır pek şok ülke olduğu içini, bu proje AB enerji politikalarındaki çatlağı büyüteceğe benziyor.  - Suriye konusunda medyanın önünde "farklı düşüncelere rağmen diyaloga devam" mesajı verilse de, iki tarafın politikalarının hala çok uzak olduğu belirtiliyor. Esad'ın kaderi konusu en önemli farklılık konusu olarak masada. Ancak Fırat Kalkanı operasyonu ile ilgili Rusya'nın başından itibaren ölçülü tepki verme çabasında olması, iki tarafın uçak krizi oılayından ders alarak "diğer konuların ikili ticari-ekonomik ilişkilerin seyrini bozmasına izin vermeme" çabasına bağlanıyor. - Zirvede ağırlığın enerji projelerine ve Suriye konusunda olduğu, ikili ilişkilerdeki detaylı konuların bakanlara havale edildiği anlaşılıyor. Yaş sebze meyvede yasağın domatesi kapsamaması, Rusya’nın yerli üreticisini koruma kararlılığı ile açıklanıyor. Çalışma izinleri başta olmak üzere, Türk iş dünyasının talepleri, KEK toplantısı ve bakanlıklar arasındaki müzakerelere kaldı. Yani Rusya verirken "acele" etmiyor. -  Rusya’nın ilk günden Putin’in ağzından ilan ettiği “kademeli normalleşme” politikasına bağlı olduğu, Türkiye’den gelen taleplerin “aşama aşama karşılanacağı” mesajı verdiği anlaşılıyor. Yıl sonuna kadar yaptırımlardan kaynaklanan yasakların kaldırılması bekleniyor.  Vize konusunda ise en fazla "iş adamlarına vizesiz rejim" beklentisi şimdilik gündemde. Turist vizesinin kaldırılması, Türkye'de olağanüstü hal sürdükçe masada olmayacağa benziyor. Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türk Akımı'na tarihi imza

Türkiye ile Rusya arasında, Türk Akımı boru hattının inşaatına dair hükümetlerarası anlaşma dün İstanbulda imzalandı. İki ülke devlet başkanının huzurunda imzalanan anlaşma, Karadeniz'in altından hem Türkiye'ye, hem de Türkiye üzerinden  AB'ye gaz sevk edecek iki paralel hat döşenmesini öngörüyor. İstanbul'da düzenlenen 23. Dünya Enerji Kongresi'ne  katılan Rusya Devlet Başkanı Putin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan,  son derece yoğun bir gün yaşadı. İki lider, kongrenin açılış oturumunun ardından ikili görüşme için Mabeyn Köşkü'nde buluştu. İki liderin görüşmesi 1 saat 40 dakika kadar sürdü. Görüşmenin ardından  Türk Akımı gaz boru hattı için hükümetler arası anlaşma imzalandı. İki ülke enerji bakanları, liderlerin huzurunda imzaları attı. Putin, Rusya'nın bazı Türk tarım ürünlerinde yasağı kaldırdığını açıkladı. Putin 2015 yılında 500 milyon dolarlık Türk gıda ürünü alındığını, yasak kararının kalkmasıyla Rusya'nın kendisinin üretmediği bu ürünlerde, iç piyasada fiyatların ucuzlayacağını söyledi ve "karşılıklı faydaya" işaret etti. Rus liderin "çekirdekli ürünler ve turunçgillerde yasağın kaldırıldığını" açıklaması dikkat çekti. Bu durumda domateste ihracat yasağı ise sürecek.   Rusya Federal Tarım Ürünleri Denetleme Ajansı (Rosselhoznadzor) Başkanı Aleksey Alekseyenko, Türkiye’den gelen narenciye, şeftali ve eriğin girişine daha önce getirilen kısıtlamanın kaldırılacağını açıkladı. Sputnik'e  göre, Türkiye’den Rusya’ya meyve teslimatının güvenli bölgelerden ve büyük işletmelerden geleceğini belirten Alekseyenko, “Türk mevkidaşlarımızla geçen hafta görüşmemiz oldu. Haşerelerden arındırılmış bölgelerden ve kontrolümüz altında güvenliği sağlamaya hazır büyük işletmelerden başlayarak meyve teslimatını yeniden başlatma konusunda anlaşmaya vardık” dedi. Alekseyenko, hangi tarım ürünlerine izin verileceği sorusuna, “Narenciye ve sert çekirdekli meyveler, yani Türkiye için geleneksel meyveler, şeftali, erik ve diğerleri” cevabını verdi. ÖNEMLİ MESAJLAR Anlaşmanın imzalanmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmeye ilişkin bilgi verdi. Erdoğan, Putin ile dolu dolu bir görüşme yaptıklarını belirterek, “23. Dünya Enerji Kongresi sebebiyle İstanbul'daki toplantımızı gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Toplantı 2 gün daha sürecek. Bu kongre çok daha farklı bir zenginliğe kavuşacaktır. Bugün devlet başkanları olarak açılış konuşmalarında bir arada bulunduk. Ardından ikili görüşmelerimizi gerçekleştirdik. Bakanlarımız ikili görüşmelerine devam ediyor. Bu aynı zamanda ülkeler arasındaki enerjiyle ilgili münasebetleri özellikle ilgilendiren konular. Türkiye Rusya arasındaki ilişkiler noktasında Sayın Başkanla dolu dolu bir gün geçirdik. Sonunda az önce imzalanan anlaşmalar imzalanacak noktaya geldi” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye -Rusya arasındaki normalleşme sürecinin hızla devam edeceğine inandığını belirterek, “Türkiye Rusya arasındaki normalleşme sürecinin hızla devam edeceğine inanıyorum. Bir çok alanda bu ilişkilerimizi bundan sonraki süreçte çok iyi şekilde geliştireceğiz” diye konuştu. "KARŞILIKLI GÖREVLENDİRMELER YAPTIK" Görüşmede Suriye konusunun da ele alındığını belirten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Tabii çok daha hassas bir konu bölgedeki mevcut gelişmeler. Suriye konusunu etraflıca ele alma imkanımız oldu. Fırat Kalkanı operasyonunu kendileriyle görüştük. Bu konuda iş birliği yapabiliriz, bunların değerlendirmesini yaptık. Halep'teki gelişmelerde insani yardım konusunda ne gibi strateji uygulayalım ki insanlar rahata kavuşsunlar; bu konuda karşılıklı olarak görevlendirmemizi yaptık” ifadelerini kullandı. Erdoğan, “Türk Akımı'nın aramızda değerlendirmesini yaptık. Türk akımıyla ilgili sürecin hızlanması konusunda az önce atılan imzayla noktayı koyduk. Akkuyu Nükleer Enerji Santrali'yle ilgili olarak burada bundan sonraki sürecin hızla devamında mutabakatımız net. Zaman kaybının önümüzdeki süreçte telafi edileceği inancındayım” diye konuştu. Son dakika: Türkiye ile Rusya arasında Türk Akımı anlaşması imzalandı Rusya Devlet Başkanı Putin'in açıklamalarından satırbaşları şöyle: Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye’den ihraç edilmesi yasaklanan bazı tarım ürünlerindeki kısıtlamaları kaldırdıklarını belirterek, “Türk Akımı doğalgaz boru hattı projesi çevresinde Türkiye'ye doğalgaz indirimi yapılması konusunda mutabık kaldık” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Mabeyn Köşkü'nde gerçekleştirdiği görüşmenin ardından açıklama yapan Putin, “Kongre için gönderilen davetten dolayı şükranlarımı sunuyorum. Bu çok büyük bir organizasyonun başarılı şekilde gerçekleştirilmesinden dolayı Türk dostlarımız tebrik ederim. Bizim iki ülke için çok fazla konu üzerinde görüş alışverişi yaptık. İkili ilişkilerin normalleşmesi sonucunda çaba gösterme konusunda mutabık kalmıştık” dedi. “BAZI TARIM ÜRÜNLERİNDEKİ KISITLAMALARI KALDIRDIK” Narenciye ve yaş sebzeye yönelik yasağın kaldırılması kararını aldıklarını anlatan Putin, “Özellikle şu konuya dikkatinize çekmek isterim. Rusya, Türkiye’den ihraç edilmesi yasaklanan bazı kalemlerin yeniden ihracını açmış bulunuyoruz. Narenciye gibi bazı tarım ürünlerindeki kısıtlamaları kaldırdık. Bu karşılıklı yarar sağlayan bir karar sonuçta. Rusya’daki tarım sektörü bu tür tarım ürünleri üretmiyor. Türkiye’den bu kalemleri Rusya’ya ithal edince Rusya’daki fiyatlar düşecektir. Türk ortaklarımız için Rusya piyasasının açılışı anlamına gelecektir. Bahsettiğim kalemlerin 2015 yılındaki ihracatının hacmi 500 milyon dolar hacmindeydi. Dolayısıyla önemli kararlar alındı ve ikili ilişkilerimizin tamamen normalleşmesi konusunda mutabık kalmıştık. Önümüzdeki günlerde bizim karma ilişkiler konseyimiz bu konuda çalışacaktır. “TÜRKİYE'YE DOĞALGAZ İNDİRİMİ YAPILMASI KONUSUNDA MUTABIK KALDIK” Putin, Türk Akımı projesi çevresinde Türkiye'ye doğalgaz indirimi yapılması konusunda anlaştıklarını da belirtti. “HALEP'E İNSANİ YARDIMLARIN GÖTÜRÜLMESİ, İÇİN GÖRÜŞÜMÜZ AYNI” Putin, görüşmede farklı alanlarda iş birliğinin de ele alındığını belirterek, “Uzay gibi diğer alanlarda iş birliğimizin geliştirmesini ele aldık bugünkü görüşmede. İnsani alanda işbirliğinin geliştirilmesinden bahsettik. Türk tarafı bize karşılık olarak Rus Turizm Günleri yapmayı önerdiler. Biz bu öneriyi destekliyoruz. Suriye'de akan kanın durdurulmasından yanayız. Düşünüyoruz ki Suriye'deki barışı isteyen herkes bunu desteklemeli. Halep'e insani yardımların götürülmesi, için görüşümüz aynı. Tek konu var insani yardımın ulaşımında güvenliğin sağlanmasıdır”. “HALEP'E İNSANİ YARDIMI ABD ENGELLİYOR” Putin konuşmasını şöyle sürdürdü: “İnsani konulara ateş açılmasın diye önerimiz oldu Amerika tarafına. Amerika tarafı fiilen bunu yapmak istemiyor yada yapamıyor. Özellikle özel servisler ve askeri kurumlarımızın arasındaki temasların hızlandırılması için mutabık kalmıştık. Biz savunma sanayi alanındaki işbirliğini sürdürmeye hazırız. Bunu somut projelere dönüştürülmesini umut ediyoruz. Her iki taraftan bu noktada olan öneriler araştırılmaktadır. Bunları gerçekleştirmek için imkanlarımız var." Görüşmenin heyetler arası kısmında Türk tarafından Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Enerji Bakanı Berat Albayrak ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Rusya tarafından Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Ekonomi Bakanı Aleksey Ulyukaev ve Enerji Bakanı Aleksandr Novak katıldı. Öte yandan Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rusya ve Türkiye arasında Suriye konusunda görüş ayrılıklarının mevcut olduğunu ancak iki ülkenin diyalogun devamı için siyasi irade ortaya koyduğunu söyledi.  Sputnik'e göre, gazetecilerin, Rusya ve Türkiye’nin Suriye konusundaki görüş ayrılıklarının giderilmesi konusunda ilerleme kaydedip kaydetmediğine dair sorusunu yanıtlandıran Peskov, “Şüphesiz ki Suriye konusunda görüş ayrılıkları, farklı yaklaşımlar mevcut. Yine de en azından diyalog devam ediyor ve taraflar, bu iletişimi geliştirmek için siyasi irade gösteriyor ki bu bile olumlu bir faktör” dedi. Bu arada Gazprom Başkanı Aleksey Miller, Rusya ve Türkiye'nin Türk Akımı doğalgaz boru hattı projesinde iki kol inşa edilmesiyle ilgili hükümetlerarası anlaşma imzalaması konusunda mutabakat sağladığını ve anlaşmanın Putin-Erdoğan görüşmesinin sonunda imzalanacağını ifade etti. Miller, anlaşmanın proje çerçevesinde iki kol inşa edilmesini öngördüğünü ve iki kolun Aralık 2019'a kadar inşa edileceğini bildirdi. Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD Alleather-IDF Lansmanı’ndaydı

‘Deri’de Yüksek Ritm’ mottosuyla, Türkiye Deri Vakfı ve UBM işbirliğiyle düzenlenecek Alleather – IDF İstanbul Deri Fuarı’nın tanıtım toplantısı 17 Ekim Pazartesi günü Ataköy Sheraton Otel’de gerçekleşti. Türk ekonomisi içinde katma değeri yüksek sektörler arasında önemli bir ayrıcalığa sahip olan deri sektörünün dünya pazarına açılan kapısı niteliğinde olacak fuarın tanıtım toplantısına, LASİAD adına; Yönetim Kurulu Üyeleri Tarık Nayman ve Turan Yavuz katılım gösterdi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin açış konuşması ile başlayan etkinlik Türkiye Deri Vakfı (TÜRDEV) Başkanı Kıyasettin Temuçin, fuar şirketi UBM EMEA (İstanbul) Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Tığlıoğlu ve sektör temsilcilerinin konuşmaları ile devam etti. Fuar 1-3 Şubat 2017 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde yapılacak.
Devamını Oku
Standard Post with Image

BBC’nin Çocuk Çalışan Karalamasına LASİAD’dan Tepki

İstanbul Sanayi Odası (İSO), İngiliz Yayın Kuruluşu BBC’nin “Çocuk Mülteciler” haberi ile ilgili olarak tekstil, hazır giyim, deri ve deri mamulleri sektörlerini temsil eden komitelerini ve 16 Sivil Toplum Kuruluşunu 31 Ekim Pazartesi günü bir araya getirdi. Toplantıda LASİAD, Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca tarafından temsil edildi. Toplantının sonunda yapılan açıklamada, BBC’de yayımlanan “Çocuk mülteciler Türkiye'de tekstil atölyelerinde çalıştırılıyor” haberinin Türkiye’nin imajını olumsuz etkilediğine vurguda bulunularak, “Gerçeklerle bağdaşmayan  bu  haberden çok büyük üzüntü duyan sektörlerimizin ve firmalarımızın haberde yer alan ağır suçlamaları hiçbir şekilde hak etmiyor, ortaya atılan asılsız iddiaların tam aksine, Türk tekstil ve hazır giyim sanayimiz, rakiplerine göre birçok açıdan çok daha uygun şartlara ve etik değerlere bağlı bir çalışma ortamına sahiptir” ifadeleri kullanıldı.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Piyasalarda Trump etkisi! Dolar ve Euro uçtu

Dolar, ABD'deki başkanlık seçiminin ardından büyük bir sıçrayış yaptı. Dolar fiyatları 3,30 seviyelerine kadar yükselirken şu sıralar 3,18 liradan işlem görüyor. Seçimlerinin ardından en ağır düşüşü ise Meksika Pesosu aldı. Euro ise 3,67 ile rekor kırdı. Şu sıralar 3,56 liradan işlem görüyor. Piyasalardaki Trump depremi etkisini ilerleyen günlerde dolar ve euro üzerinde nasıl göstereceği hakkında uzmanlar önemli uyarılarda bulunuyor. ABD'deki başkanlık seçimlerden Trump'ın zafer ile çıkması dolar/TL kuru, uluslararası piyasalarda 3,30 sınırına dayanarak tarihi seviyeleri gördü. Seçim sonuçlarından en ağır darbeyi ise Meksika Pesosu aldı. Donald Trump'ın yarışı önde bitirmesiyle birlikte Meksika pezosu tüm zamanların en düşük düzeyini gördü. Euro/dolar yüzde 2'nin üzerinde değerlendi. Euro/TL'de kendi rekorlarını alt üst ederek 3.6954'ü gördü. ABD DOLARI ÖNEMLİ PARA BİRİMLERİ KARŞISINDA DEĞER KAYBEDİYOR ABD başkanlık seçimlerinde Donald Trump'ın önde gittiği, çekişmeli Florida eyaletinin Trump'ın kazandığı haberleri ABD Doları'na değer kaybettiriyor. ABD Doları önde gelen para birimleri karşısında yüzde 3'e varan değer kayıpları yaşıyor. Euro, ABD Doları karşısında yüzde 2,18 değer artışıyla 1,1254 seviyesine yükselirken, İngiliz Sterlini de yüzde 1,11 artışla 1,2507 dolar seviyesini çıktı. ABD Doları, Japon Yeni karşısında yüzde 3,16 düşüşle 101,79 yeneve İsviçre Frangı karşısında yüzde 2,17 kayıpla 0,9571 CHF'ye geriledi. 'PİYASALARDAKİ YÜKSEK HAREKETLİLİĞE ÖNLEM ALABİLİRİZ' Japonya’da Kabine Sekreteri Yoshihide Suga, Japon Yeni’nin ABD Doları’na karşı yüzde 3 değer kazanmasının ardından bir açıklama yaparak, finansal piyasalardaki yüksek hareketliliğe karşı önlem alabileceklerini söyledi. TÜRK LİRASI DA DEĞER KAYBETTİ ABD’de seçimi Donald Trump’ın önde götürmesi, Türk Lirası’nın da uluslararası piyasalardaki değerini düşürdü.  TSİ 06:17 itibarıyla Dolar/TL kuru %2,5 yükselişle 3.23'e, Euro/TL ise %4'ün üzerinde primle 3.48'e çıktı. BORSA GÜNE DÜŞÜŞLE BAŞLADI Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, ABD başkanlık  seçiminde Donald Trump'ın zafere çok yakın olduğu haberlerinin ardından güne  yüzde 2,37 düşüşle 74.561,69 puandan başladı. Açılışta, BIST 100 endeksi 1.806,10 puan azalırken, bankacılık endeksi  yüzde 2,46, holding endeksi yüzde 2,13 değer kaybetti. Tüm sektör endeksleri  değer kaybederken, en çok gerileyen ise yüzde 3,85 ile tekstil, deri oldu. Dün ABD'de açıklanan son anketlere göre, Hillary Clinton'ın başkanlık  yarışında yaklaşık 3 puan farkla önde olmasının etkisiyle gün boyu pozitif bir  seyir izleyen BIST 100 endeksi yüzde 0,91 artışla 76.367,79 puandan kapanmıştı. ABD başkanlık seçiminde kesin olmayan sonuçlara göre Trump, başkanlık  için gerekli olan 270 temsilciye oldukça yaklaştı. Uzmanlar, bundan sonra açılan  sandıklarda görünümün değişmesinin pek mümkün olmadığını belirterek, yüzde 80  ihtimalle Trump'ın yeni ABD Başkanı olacağını kaydetti. Trump'ın uygulayacağı ekonomik ve siyasi politikalara ilişkin belirsizliğin küresel piyasalarda risk iştahını azalttığı ve yatırımcıların  güvenli liman arayışlarının öne çıktığı görülüyor. Analistler, piyasalarda ilk  anda oluşan panik havasının uzun soluklu olmayacağını ve gelmesi muhtemel tepki  alımlarının gücü ile ABD'den gelecek haberlerin piyasaların yönü üzerinde  belirleyici olacağını ifade ediyor. Kaynak:www.milliyet.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

ŞİÖ mü, yoksa AEB mi?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) yerine Şanghay İşbirliği Örgütü'ne (ŞİÖ) üye olabileceğine dair açıklamasının ardından başlayan ŞİÖ tartışmalarında asıl "AB muadili" kurumun Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) olduğu yorumları öne çıkıyor.  Konuyu yakından izleyenler, "ŞİÖ tam olmasa da, bir ölçüde güvenlik temelli bir anlaşma olarak NATO ile karşılaştırılabilir. Ama eğer AB'nin karşılığı olarak Rusya ile birlikte hareket edilecek bir Avrasya platformu kast ediliyorsa o zaman Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) anlaşılmalı" değerlendirmesini yapıyor. Erdoğan konuyu şu sözlerle gündeme taşımıştı: "Mesela, “Şanghay 5’lisi içerisinde Türkiye niye olmasın?” diyorum. Bunu sayın Putin’e olsun, Nazarbayev’e olsun, şu anda Şanghay 5’lisinin içerisinde olanlara da söyledim. Başlangıçta 5 ülkenin kurduğu Şanghay İşbirliği Örgütü’ne daha sonra Özbekistan, Pakistan, Hindistan gibi ülkeler de dahil oldu. İran da girmek istiyor. Sayın Putin, “Bunu değerlendiriyoruz” gibi bir ifade de kullandı. Temenni ederim ki orada olumlu bir gelişme olması halinde, yani Türkiye’nin Şanghay 5’lisi içerisinde yer alması, bu konuda çok daha rahat hareket etmesini sağlayacaktır diye düşünüyorum.” BBC Türkçe'den Onur Erem, uzman görüşlerine dayanarak konuyu analiz attiği yazıda şu değerlendirmeyi yaptı: "AB'nin ekonomi, politika, güvenlik ve insan hakları konusunda bağlayıcı bir müktesebatı, üye ülkelerden parlamenterlerin temsil ediği ve yasama gücü bulunan bir meclisi, mahkemesi, marşı ve tüm üye ülkelerin bayraklarının yanında kullandığı bir bayrağı bulunurken bunlar ŞİÖ'de mevcut değil. AB'nin üye ülkeleri arasında insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunurken ŞİÖ'de bunlar da yok. AB, diğer ülkelerle de serbest ticaret anlaşması imzalayabilirken ŞİÖ üyeleri kendi aralarında bile serbest ticaret anlaşmasına sahip değil. ŞİÖ'ye kıyasla, AB'ye daha çok benzeyen Asya örgütü ise Avrasya Ekonomik Birliği (AEB). Rusya, Kazakistan, Ermenistan, Belarus ve Kırgızistan'ın üye olduğu AEB'de insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunuyor. 2013 yılında "Türkiye hem NATO üyesi, hem de ABD'nin en yakın müttefiklerinden. ŞİÖ üyelerinin bu şartlarda Türkiye'yi tam üyeliğe kabul etmesi mümkün değil" diyen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in danışmanı Sergey Markov, bu yüzden Türkiye'nin ŞİÖ'ye değil AEB'ye üye olabileceğini söylemişti. Kazakistan lideri Nursultan Nazarbayev de 2014 yılında Türkiye'yi AEB üyeliğine davet etmişti." PUTİN DE DEĞİNMİŞTİ 2014 Aralık sonundan Kremlin Sarayı’nda yapılan Avrasya Ekonomik Yüksek Konseyi Toplantısında  Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Belarus Devlet Başkanı Aleksander Lukaşenko, Kırgızistan Devlet Başkanı Almazbek Atambayev, Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev ve Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan buluşmuştu. Toplantıda konuşan Rusya Devlet Başkanı Putin, "Ulaşılan noktada durmak tabii ki doğru olmaz. Geleceğe yönelik yeni büyük hedeflerimiz var" demişti. Putin devamında,  başka ülkelerin de birliğe ilgi duyduğuna işaret ederek, “Vietnam’la serbest ticaret sözleşmesi projesine hazırlık için final aşamasına gelindi. Türkiye, Hindistan ve İsrail ile de benzer sözleşmeler üzerinde çalışmalar yapılıyor” dedi.  Rusya resmi haber ajansı Sputnik, bu sözleri şöyle yorumlamıştı: "Türkiye önce de Avrasya Ekonomik Birliği ile işbirliği veya üyelik ihtimalini dile getirmişti. Başta Türkiye’nin bu isteği Türkiye’nin AB üyelik sürecini hızlandırmak amacıyla AB’ye baskı yapma çabası olarak algılanmıştı. Ama sonra Ankara daha pragmatik yaklaşım sergilemeye başladı. Türkiye Ukrayna’daki kriz yüzünden uygulanan Rusya karşıtı yaptırımlara katılmayı reddetti, Rusya ile ticari-ekonomik işbirliğini genişleterek karşılıklı ödemelerde ulusal para birimlerini kullanmaya hazır olduğunu açıkladı. 1 Aralık’ta gerçekleşen Rusya Devlet Başkanı Putin’in Türkiye ziyareti sırasında Güney Akım boru hattının rotasının değiştirilip Türkiye üzerinden geçeceği açıklanmıştı. Ayrıca Avrasya Ekonomik Birliği ile işbirliği Türkiye için ticari-ekonomik alanda çok büyük fırsatlar tanıyacak. Türk işadamları faaliyetlerini uluslararası ticaret şartlarına göre yürütebilecekler. Ayrıca Avrasya Birliği’nin üyelerinin Türkiye’den AB ile Avrasya Ekonomik Birliği arasında seçim yapmasını talep etmemeleri önemlidir. İleride iki birliğin mutlaka işbirliğini yapması gerekecek. Bütün bunlar Türkiye’nin Avrasya Ekonomik Birliği ile işbirliği için hazırlanan yol haritasında yansıtılacak." TARİHÇESİ 1994'te ilk kez Kazak lider Nazarayev tarafından dile getirilen "ortak pazar" fikri sonucunda Avrasya Ekonomik Birliği'nin (AEB) hukuki temeli, 29 Mayıs 2014'te Belarus, Kazakistan ve Rusya liderleri tarafından imzalanan bir antlaşma ile atılmıştı. AEB'ye Ermenistan'ı dahil eden antlaşma 9 Ekim 2014'te imzalandı. Birlik resmen 1 Ocak 2015'te kuruldu.  Kırgızistan'ın Avrasya Birliği'ne tam üyeliği de 1 Mayıs 2015 tarihinden itibaren geçerliliğini kazandı. Böylece bu ülkeler gümrüksüz "ortak pazar" uygulamasına geçti. Beş soruda Şanghay İşbirliği Örgütü Onur Erem, BBC Türkçe'ye derledi: 1. Şanghay İşbirliği Örgütü nedir? ŞİÖ, bölgesel bir işbirliği örgütü. Ana işbirliği konusu güvenlik olan ŞİÖ, ilk olarak 1996'da Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan tarafından "Şanghay Beşlisi" adıyla kuruldu. 2001'de Özbekistan'ın da katılmasının ardından adını Şanghay İşbirliği Örgütü olarak değiştirdi. Örgütün uluslararası yapısında düzenli olarak toplanan Devlet Başkanları Konseyi ve Hükümet Başkanları Konseyi'nin yanı sıra sekretarya, Bölgesel Anti-Terör Yapısı, Dışişleri Bakanları Konseyi gibi yapılar yer alıyor. Örgütün sekretaryası Çin'in başkenti Pekin'de, "Bölgesel Terörle Mücadele Kuruluşu" ise Özbekistan'ın başkenti Taşkent'te bulunuyor. Bugün örgütün 6 üyesinin yanı sıra 6 gözlemcisi ve 6 "diyalog ortağı" bulunuyor. Gözlemciler; Afganistan, Belarus, Hindistan, İran, Moğolistan ve Pakistan. 2006 yılında üyelik başvurusu yapan Pakistan ve 2014 yılında üyelik başvurusu yapan Hindistan'ın 2017'de ŞİÖ'ye üye olmaları bekleniyor. Örgütün diyalog ortakları ise Ermenistan, Azerbaycan, Kamboçya, Nepal, Sri Lanka ve Türkiye. ŞİÖ üyesi 6 ülke, dünya nüfusunun yaklaşık çeyreğini oluşturuyor. Buna gözlemciler ve diyalog ortakları da eklendiğinde ŞİÖ, dünya nüfusunun yaklaşık yarısını içeriyor. ŞİÖ üyesi 6 ülke, dünya nüfusunun yaklaşık çeyreğini oluşturuyor.   2. Hangi amaçla kuruldu? Hükümetler arası bir kurum olan ŞİÖ'nün kuruluşunda Çin ve Rusya'nın Asya'da güvenlik üzerine işbirliği yapma amacı bulunuyordu. Örgütün güvenlik konusundaki endişelerinden biri, Orta Asya'daki İslamcı örgütler ve uyuşturucu ticaretiydi. ŞİÖ üyeleri, bunlara karşı birbirileriyle istihbarat paylaşımında bulunuyor, ortak askeri tatbikat düzenliyor, "suçluları" birbirlerine iade ediyor. Örgüt, Rusya ve Çin'in Orta Asya'ya yönelik politikalarını koordine etmenin bir aracı olma özelliği taşıyor. Askeri bir ittifak ise değil. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün eski direktörü Bates Gill'e göre örgütün kuruluşunda Rusya ve Çin'in ABD'nin Asya'daki olası müdahalelerine karşı ortak hareket etme isteği de vardı. Gill, Brookings Enstitüsü için yazdığı makalede, örgüte üye ülkelerin imzaladığı anlaşmalarda yer alan "Diğer ülkelerin iç işlerine 'insani müdahale' veya 'insan haklarını koruma' gerekçesiyle yapılacak müdahalelere karşı çıkmak ile ülkelerin güvenlik meselelerinde birbirlerine yardım etmesi" ifadelerinin bunun kanıtı olduğunu söylemişti. Şangay İşbirliği Örgütü Batı'ya rakip mi? Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu Doğu Avrupa ve Orta Asya Direktörü Sacha Koulaeva ise ŞİÖ'yü "içe kapalı otoriter ülkeler kulübü" olarak tanımlıyor. Sacha Koulaeva, "Ülkelerin gizli servisleri diğer ülkere engellenmeden girip, hatta girdikleri ülkenin güvenlik güçlerinden yardım alarak 'suçlu' ilan ettikleri kişileri alıp geri götürebiliyorlar" diyor.   3. AB'den ne farkı var? Avrupa Birliği, üye ülkelerin üzerinde yer alan bir hükümetler üstü yapıyken ŞİÖ, işbirliği için kurulmuş hükümetler arası bir yapı özelliği taşıyor. AB'nin ekonomi, politika, güvenlik ve insan hakları konusunda bağlayıcı bir müktesebatı, üye ülkelerden parlamenterlerin temsil ediği ve yasama gücü bulunan bir meclisi, mahkemesi, marşı ve tüm üye ülkelerin bayraklarının yanında kullandığı bir bayrağı bulunurken bunlar ŞİÖ'de mevcut değil. AB'nin üye ülkeleri arasında insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunurken ŞİÖ'de bunlar da yok. AB, diğer ülkelerle de serbest ticaret anlaşması imzalayabilirken ŞİÖ üyeleri kendi aralarında bile serbest ticaret anlaşmasına sahip değil. ŞİÖ'ye kıyasla, AB'ye daha çok benzeyen Asya örgütü ise Avrasya Ekonomik Birliği (AEB). Rusya, Kazakistan, Ermenistan, Belarus ve Kırgızistan'ın üye olduğu AEB'de insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunuyor. 2013 yılında "Türkiye hem NATO üyesi, hem de ABD'nin en yakın müttefiklerinden. ŞİÖ üyelerinin bu şartlarda Türkiye'yi tam üyeliğe kabul etmesi mümkün değil" diyen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in danışmanı Sergey Markov, bu yüzden Türkiye'nin ŞİÖ'ye değil AEB'ye üye olabileceğini söylemişti. Kazakistan lideri Nursultan Nazarbayev de 2014 yılında Türkiye'yi AEB üyeliğine davet etmişti.   4. Neden Türkiye'nin gündeminde? Türkiye 2011 yılındaki başvurusunun ardından 2013'te ŞİÖ'nün diyalog ortağı konumuna gelmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu tarihten sonra hem başbakanlığı hem de cumhurbaşkanlığı döneminde pek çok defa Türkiye'nin Şanghay İşbirliği Örgütü'ne üye olarak kabul edilmesi karşılığında AB'ye tam üyelik başvurusunu geri çekebileceğini açıklamıştı. Erdoğan'ın, son olarak geçen hafta "Türkiye bir defa kendini rahat hissetmeli. 'Benim için varsa, yoksa Avrupa Birliği' dememeli. Mesela, 'Şanghay Beşlisi içerisinde Türkiye niye olmasın?' diyorum. Temenni ederim ki orada olumlu bir gelişme olması halinde, yani Türkiye'nin Şanghay Beşlisi içerisinde yer alması, bu konuda çok daha rahat hareket etmesini sağlayacaktır diye düşünüyorum" açıklaması üzerine ŞİÖ üyeliği tekrardan gündem oldu.   5. Türkiye için AB'nin alternatifi olabilir mi? Peki ŞİÖ, Türkiye için AB'nin alternatifi olabilir mi? Avrupa Birliği ve Küresel Araştırmalar Derneği Başkan Yardımcısı Can Baydarol'a göre bu sorunun cevabı "Hayır". AB'nin kendine özgü bir entegrasyon süreci olduğunu, ŞİÖ'nün ise ekonomiden ziyade siyasetle ilgili ve NATO'ya alternatif olabilecek bir oluşum olduğunu söyleyen Baydarol, "Erdoğan'ın bu konudaki mesajı ŞİÖ'nün AB'ye alternatif olarak görülmesini değil, Erdoğan'ın Batı dünyasına bir alternatif arayışını ifade ediyor, NATO'yu tartışma haline getiriyor" diyor. Erdoğan'ın bugün NATO Parlamenterler Meclisi toplantısında ittifak üyelerine sert mesajlar verdiğini hatırlatan Baydarol, "Türkiye'nin Batı'yla entegrasyonu bırakıp ŞİÖ üyeliği yoluna girmesi çok çok zor. Türkiye'nin ekonomisi Batı'yla entegre. Bunu koparıp da yerine kısa vadede, hele böyle bir konjonktürde bir alternatif bulması olası gözükmüyor" uyarısında bulunuyor. Baydarol, NATO ile Rusya arasında gerginlik tırmanırken böyle mesajlar vermenin Türkiye için riskler taşıdığını düşünüyor: "Rusya ve NATO Ukrayna'da silahlarını birbirine çeviriyor. Türkiye eğer Rusya'nın kampına girerse Batı da silahlarını Türkiye'ye çevirir." Baydarol, Avrupa Birliği müktesebatının bir AB üyesinin ŞİÖ üyesi olmasına imkan tanımadığını, bu açıdan yasal ve teknik engeller olduğunu belirtirken "Batı dünyası içindeyseniz Çin ve Rusya ile yanyana yer alamazsınız" diyor. Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Ekonomi Araştırmaları Direktörü Sadık Ünay ise ŞİÖ'yü Türkiye için AB'ye karşı hem siyasi hem de ekonomik olarak önemli bir denge unsuru olarak görüyor. ŞİÖ'nün siyasi olarak AB'nin net bir alternatifi olmadığını belirten Ünay, "ŞİÖ enerji güvenliği ve lojistik bağlantılar açısından yükselen Asya'yı temsil ettiği için, içinde dünya ekonomisinin yükselen güçleri olduğu için dünya sisteminin temel ekseninin kaymakta olduğu bir yörüngeyi temsil ediyor" diyor. Ünay'a göre Türkiye-AB ilişkisinin bozulduğu bir dönemde Türkiye'nin, yükselen bir ekonomi olarak diğer ekonomilerle yakın ilişkiler geliştirmesi anlaşılır bir tutum: "AB ile hem ekonomik hem de siyasi sorunlar yaşanıyor. Gümrük Birliği'nin mevcut yapısı Türkiye'nin dış politikasını istediği gibi dizayn etmesine engel oluyor. "Siyaseten de AB'den son dönemde terörle mücadele ve mülteci sorununda Türkiye'nin beklentilerinden uzak açıklamalar geliyor. "Üstelik kıtada aşırı sağ yükseliyor, Türkiye ve Erdoğan karşıtı, İslamofobik yaklaşımlar yükselişe geçiyor". Türkiye'nin ŞİÖ üyeliğinin Avrupa çıpasını tamamen terk etmek ve doğuya yönelik bir eksen kayması değil bir dengeleme olacağını söyleyen Ünay, "Türkiye AB ile ilişkileri kesmeden ŞİÖ üyesi olabilir" diyor ve ekliyor: "Türkiye-AB ilişkisi her zaman bir şekilde devam edecektir. Ama Türkiye'nin Asya'daki pazarlara erişimi açısından böyle açılımlara da ihtiyacı var". Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Uzmanlar tartışıyor: "Şanghay üyeliğinin Türkiye'ye ekonomik katkısı olur mu?"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarıyla Şanghay İşbirliği Örgütü'ne (ŞİÖ) üyelik konusu tekrar gündemde. Ekonomik açıdan da tartışılan ŞİÖ hakkındaki genel kanı, Türkiye'ye ticari ilişkiler açısından yeni bir vizyon vaat etmediği yönünde. Özge Özdemir, BBC Türkçe için derledi: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) yerine ŞİÖ'ye üye olabileceğini söylemiş; ŞİÖ üyeleri Çin ve Rusya'dan da bu yönde olumlu sinyaller gelmişti. Bölgesel bir işbirliği örgütü olan ŞİÖ'nün üyeleri, Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan. Örgütün, bugün altı üyesinin yanı sıra altı gözlemcisi ve Türkiye'nin de içinde bulunduğu altı "diyalog ortağı" bulunuyor. "Şanghay İşbirliği Örgütü, Türkiye'nin ticari ilişkilerine merhem olur mu?" sorusuyla ilgili uzmanların ilk çekincesi, örgütün yapısıyla ilgili olarak geliyor. BBC Türkçe'ye konuşan Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi Asya Çalışmaları Uzmanı Dr. Altay Atlı, örgütün ilk amacının "güvenlik ve terörizmle mücadele" konularında işbirliği olduğunu vurguluyor. Ancak Atlı'ya göre örgüt son zamanlarda Çin ve Rusya ekonomilerinin zora girmesi dolayısıyla ekonomik işbirliğine de yönelmiş durumda: "Ekonomisi petrol ve doğalgaz fiyatlarına aşırı derecede bağımlı olan Rusya, bir yandan fiyatların düşük seyretmesi, diğer yandan Avrupa'nın uyguladığı yaptırımlarla karşı karşıya kalması nedeniyle ekonomik bir darboğaza girdi. Çin ise ihracat ve yatırıma dayalı bir kalkınma modelinden iç tüketim ve yüksek katma değere dayalı bir modele geçmek için çaba gösteriyor ve bu süreçte ekonomik büyümesi hız kesiyor." Atlı, Pekin ve Moskova'nın bu yüzden ekonomik işbirliği projelerine giriştiğini belirtiyor. BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Enerji Piyasaları ve Politikaları Enstitüsü (EPPEN) Başkanı Dr. Volkan Özdemir ise örgütün ekonomik bir işbirliği değil, siyasi bir ittifak olduğuna dikkat çekiyor. Volkan Özdemir bu görüşünü, "Her şeyden önce ŞİÖ, gelişim sürecini henüz tamamlamamış olan ve iktisadi işbirliğinden ziyade üye ülkeler arası terörizmle mücadele, kaçakçılık, köktencilik gibi konularda siyasi ittifakın varolduğu uluslararası bir örgüttür" sözleriyle açıklıyor. Özdemir ayrıca, "NATO üyesi bir ülkenin resmi üyeliği söz konusu olamayacağı ve iktisadi birliktelik olmaması hasebiyle Türkiye'ye ek bir ticari fırsat oluşturmayacağını iddia edebiliriz" açıklamasında bulunuyor.   'Çin ile dengeli bir ticari ilişki kurulmalı' Türkiye'nin Çin ve Rusya ile ticari ilişkilerine baktığımızda büyük bir dengesizlik göze çarpıyor. Türkiye ile Çin arasındaki ticaret dengesi, Türkiye aleyhine işliyor. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) verilerine göre 2016 Ocak-Eylül döneminde Türkiye'nin en büyük ithalat ortağı Çin. Türkiye, Çin'den 19,3 milyar dolarlık bir ithalat gerçekleştirirken ihracatı 1,5 milyar dolar seviyesinde. Asya uzmanı akademisyen Atlı da Çin ile ticaret açığının büyüklüğüne vurgu yaparak, "Sattığımız her bir dolarlık mal karşılığında bu ülkeden on doların üzerinde alım yapıyoruz. Çin ile açığı kapatamayız, ancak daha dengeli bir ekonomik ilişki kurabiliriz" açıklamasında bulunuyor.   'Rusya ile güven tesis edilmeli' Rusya ile de özellikle uçak krizinin ardından ticari dengesizliğin büyüdüğü fark ediliyor. TÜİK verilerine göre, Türkiye'nin 2016'nın Ocak-Eylül döneminde Rusya'ya ihracatı yaklaşık 1,2 milyar dolar iken bu ülkeden yapılan ithalat 11,3 milyar dolar seviyesinde. Türkiye sınırları içinde bir Rus uçağının 24 Kasım 2015'te düşürülmesinin ardından iki ülke ilişkileri neredeyse durma noktasına gelmişti. Rusya'nın Türkiye'ye uyguladığı ekonomik yaptırımlar ticari ilişkilere zarar verirken, normalleşme süreci kurulan diplomatik temasların ardından bu yılın ikinci yarısında başlamıştı. Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi Asya Çalışmaları'ndan Atlı'ya göre Türkiye ve Rusya arasında ekonomik ilişkileri iyileştirmek için güveni tesis etmek önemli bir yer tutuyor. Atlı, Rusya'dan doğalgaz alan ve Rusya'ya gıda ürünleri ve inşaat hizmetleri ihracatı yapan Türkiye için Rusya'nın önemli bir ticari ortak olduğunu vurguluyor. Rus lider Vladimir Putin, iki ülke ilişkilerinin normalleşme sürecine girmesinin ardından 10 Ekim'de Türkiye'yi ziyaret ederek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la bir basın toplantısı düzenledi. Atlı, "Uçak krizinden sonra, ekonomik yaptırımların da uygulanmasıyla büyüyen kriz, iki tarafa da ekonomik anlamda zarar verdi. Türkiye, turizm ve gıda pazarlarını kaybederken, Türkiye'den alım yapmamak Rusya'da enflasyonu tetikleyen bir etki yarattı" diyor.   'Türkiye, Avrasya Ekonomik Birliği'ne katılmalı' EPPEN Başkanı Dr. Volkan Özdemir ise ŞİÖ yerine Çin ve Rusya'nın başını çektiği farklı projelere yönelmenin daha iyi olacağı görüşünde. Özdemir, "Çin dünya ölçeğinde üretim ekonomisiyle mallarını pazarlara daha kolay ve çeşitli yollarla aktaracak başta Yeni İpek Yolu gibi projelere odaklanmaktadır" açıklanmasında bulunarak Çin ve Rusya arasındaki ticari vizyon farkına dikkati çekiyor. ŞİÖ'de kalkınma bankası ya da serbest ticaret bölgesinin kurulmasını uzak bir ihtimal olarak gören Özdemir, "Çin'in geliştirdiği ve odağında enerji ile ulaşım projeleri yer alan Yeni İpek Yolu'na aktif katılım Türkiye'ye yarar sağlar. Rusya ise ağırlığını daha çok Avrasya Ekonomik Birliği'ne vermektedir" diyor. Bu yüzden Özdemir'e göre Türkiye'nin Avrasya Ekonomik Birliği'ne katılımı daha pozitif olur. Ermenistan, Belarus, Kazakistan, Kırgızistan ve Rusya'nın üye olduğu bölgesel ve ekonomik bir işbirliğini temel alan Avrasya Ekonomik Birliği, 2014'te kuruldu. Üye ülkeler arasında bir serbest ticaret bölgesi yaratıldı. Özdemir, "Türkiye'nin bu birliğe katılımı mevcut üye ülkelere göre rekabetçi üretim yapısı nedeniyle kendisi için yararlı. Bu ülkelerle yapılacak gümrüksüz ticarette ihracatımız ithalatımıza oranla kat ve kat artacaktır. Bunun nedeni başta Rusya olmak üzere üye ülkelerin ihracatının enerjiye dayanması ve bunun zaten tarafımızca şu anda da ithal edilmesidir" diyor.   'ŞİÖ üyeliği, projelerde avantaj yaratabilir' Çin ve Rusya ile ticari ilişkilerin geliştirilmesi için Dr. Atlı halihazırda sürdürülen işbirliklerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. "Rusya'nın başı çektiği 'Avrasya Ekonomik Topluluğu' ve Çin'in büyük yatırımlar yaptığı, Yeni İpek Yolu olarak da adlandırdığımız 'Bir Kuşak, Bir Yol' projesi oldukça iddialı; bu projeler özellikle Orta Asya'da coğrafi anlamda örtüşüyor" diyen Atlı, Türkiye'nin bu projelerde önemli roller üstlendiğine dikkati çekiyor. "Rusya ve Orta Asya'da Türkiye'nin büyük yatırımları ve inşaat projeleri var" açıklamasında bulunan Atlı, Türkiye ve Çin arasında altyapı konusunda ortak girişimlerin artacağı görüşünde. Atlı'ya göre Türkiye'nin ŞİÖ üyeliği bu projelerde Türkiye'yi avantajlı bir konuma geçirebilir.   'AB'ye alternatif olamaz' Diğer yandan iki uzman da Şanghay İşbirliği Örgütü'nün ticaret açısından Avrupa Birliği'ne alternatif oluşturamayacağını söylüyor. Türkiye'nin AB ile ticaret hacminin büyüklüğü ve gümrük birliği anlaşması göz önünde bulundurulduğunda ŞİÖ'nün küçük bir potansiyel teşkil ettiği vurgulanıyor. TÜİK verilerine göre Türkiye'nin 2016'nın Ocak-Eylül döneminde AB'ye ihracatı 50.5 milyar dolar seviyesinde. Atlı bu durumu, "Ticaret açısından baktığımızda Türkiye'nin halen ihracatının yarısını AB ülkelerine yaptığını, pazar büyüklüğü ve derinliği açısından ŞİÖ ülkelerinin AB ile yapılan ticarete bir alternatif oluşturabilmekten henüz çok uzakta olduğunu belirtmek lazım" diyerek özetliyor. (BBC) Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye'den Ukrayna'ya kredi yardımı

Siyasi olayların yaşandığı Ukrayna'ya 50 milyon dolar kredi yardımında bulunulacak. Ukrayna'da yaşanan siyasi olayların ülkeyi derinden etkilemesi sebebiyle ülkeye mali yardım sağlamak amacıyla 50 milyon dolar tutarında kredi sağlanmasına ilişkin 15 Şubat'ta imzalanan ekli kredi anlaşmasının yürürlüğe girmesi, Hazine Müsteşarlığının yazısı üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırıldı. Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, kredi, Ukrayna devlet bütçesinin finansmanı amacıyla kullanılacak. Anlaşma, kredinin ana parası veya tahakkuk etmiş faizi ya da bu kapsamda ödenmesi gereken herhangi bir tutar ödenmediği sürece tam olarak yürürlükte kalmaya devam edecek. Türkiye'den OECD'ye 160 bin avro hibe katkısı Öte yandan, Türkiye ile Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) arasındaki matrah aşındırma ve kar kaydırma projesine ilişkin katkı anlaşmasının yürürlüğe girmesi, Hazine Müsteşarlığının yazısı üzerine, Bakanlar Kurulunca kararlaştırıldı. Resmi Gazetede yayımlanan karara göre, Türkiye OECD'ye hibe kaydıyla 160 bin avro tutarında bir finansal katkı sağlayacak. Katkı, anlaşmanın yürürlüğe girmesinin ardından tek dilimde ödenecek. Kaynak:www.trthaber.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

İndirimli alışveriş neden mutlu eder?

Bazıları için "% 50 indirim" afişleri hiçbir şey ifade etmezken, bazılarında da diğer bağımlılık türlerindeki gibi bir dürtüyü tetikler. Terapistler, indirimde ucuza eşya alma duygusunun alkol, uyuşturucu ve gıda bağımlılığı ile benzerlik taşıdığını söylüyor. Takıntılı bir satın alma dürtüsü teşhisi konmamış olanlar bile benzer bir coşku hissedebilir. BİLİNÇALTINDA ALINAN KARAR Gerçekte çoğumuz bir şeyi satın almaya kısa bir an içinde karar verir, konu hakkında uzun uzun düşünmeyiz. İndirim etiketlerinin cazibesine kapılmış bir halde, sonucu tartıp düşünecek normal süreci işletmeyiz. İnsan beyninin yapısından dolayı, bu şekildeki ani duygusal kararlar bilinçaltında alınır çoğunlukla. ALIŞVERİŞ Satın almaya karar verdiğimiz an pozitif bir duygu yüklemesi ile kendimizi iyi hissederiz. Fakat ardından, tıpkı uyuşturucu ve alkol bağımlılığında olduğu gibi, yoğun bir suçluluk hissi baş gösterir. Bu durum mantıklı düşünmeye de engel olur. Yeniden kendimizi iyi hissetmek için daha fazla satın almaya ihtiyaç duyarız. Bu dürtüyü tetikleyen şeyleri ve ortaya çıktığında insanın beyninde ne olup bittiğini anlarsak kontrol dışı görünen bu durumla baş etme yollarını da bulabiliriz. 'HAZİNE AVI' Sevdiğiniz bir mağazaya ya da alışveriş sitesine girmek bu duyguyu tetikler. Bu eylemin kendisi vücudumuza daha fazla dopamin üretme emri verir. Dopamin beyindeki bir nörotransmiterdir ve alışveriş yoluyla beynin ödül ve zevk merkezini harekete geçirerek mutluluk hissi verir. Bazı uzmanlar alışverişi "hazine avına" benzetiyor. Alacağınız şeyi arayıp bulmak kendibaşına oldukça motive edici bir eylem haline geliyor. Bir sonraki adım ise mantıklı karar verme sürecinin dışına düşüyor. Çoğumuz satın alma kararını bir saniyeden daha kısa zamanda alırız. Bu sırada beyin dalgalarında bir yükselme görülür; bunun nedeni aldığımız ürüne karşı oluşan "duygusal angajman"dır. Çoğu zaman bu dürtüler belli bir markayla ilgili önceki deneyimlerimiz ya da almak istediğimiz bir eşyanın indirime girmiş olması ile tetiklenir. Çoğumuz satın aldığımız şeylere bağımlı değilizdir. Bu daha çok alışveriş sürecinin alışkanlık haline gelmesi ve tıpkı uyuşturucu ve alkol bağımlılığı gibi zor kırılmasıdır. Satın alma anından önceki günlerde bu düşüncenin getirdiği alışveriş heyecanı ile başlar ve o anı dört gözle bekler hale geliriz. KORKU VE REKABET ABD ve dünyanın birçok ülkesinde geçen hafta indirimli alışveriş olanağı olarak sunulanKara Cuma günü günlerden uzak durmak zor gelebilir. İndirimli satışlar sırasında vücudun otonom sinir sistemi bazı organların kontrolünü ele geçirerek ölüm kalım anlarındakine benzer aşırı tepki gösterir hale getirir. Ucuzluktan yararlanamama korkusu bizi "rekabet moduna" sokar ve başkalarından önce bir şeyi bulup alma güdüsünü kontrol edilmez hale getirir. Bunun nedeni düşünmeden hareket etmektir. Bazılarında bu durum heyecan ve rekabet hissini tetiklerken bazılarında da nabız atışı yavaşlar, alışveriş günlük endişe ve sorunlardan uzaklaşmayı ve rahatlamayı sağlayan bir etkinlik haline gelir. Alışverişe arkadaşlarınızla giderek davranışlarınızı daha iyi kontrol edebileceğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Tersine bunun alışverişi körükleyici etkisi olur genellikle. SON PİŞMANLIK Arkadaşla gitmek, alış veriş yapan diğer insanlarla karşılaşmak ve internette başka insanların fikirlerini okumak kişide bağlantı duygusunu artırarak tereddüt halinde bile satın almayı kolaylaştırır. Bunun farkında bile olmazsınız çoğu zaman. Bu durum hızlanan kalp atışı ve gerilen kaslardan ziyade beyin dalgaları ve büyümüş göz bebekleriyle kendisini gösterir. Bu güdüden kurtulmak için indirimlerden uzak durmak, internette alışveriş yaparken hemen ucuzluk bölümüne girmemek, mağazada ise her eşyanın etiketine bakmayıp sadece ilgilendiğiniz şeyin fiyatına bakmak etkili olabilir. Uzmanlar bu konuda sakin olmayı ve mantıklı düşünmeyi öneriyor. Ayrıca satın aldıktan sonra hissedilen pişmanlık duygusunu düşünmek de işe yarar. Kaynak:www.hurriyet.com.tr  
Devamını Oku
Standard Post with Image

“Halep İçin Elele” Kampanyasına LASİAD’dan Tam Destek!

Geçtiğimiz günlerde İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Gülle'nin çağrısıyla başlayıp sektör paydaşlarının katılımıyla büyüyen "Halep İçin Elele" kampanyası sonuç verdi.Kampanya kapsamında toplanan battaniye, halı, yorgan, yastık, giyim eşyası ve gıda gibi temel ihtiyaç malzemelerinin yer aldığı 21 tır dolusu  yardım malzemesi  Türk Kızılay’ı koordinasyonu ile 26 Aralık Pazartesi günü TİM Dış Ticaret Kompleksinde düzenlenen bir törenle  Halep’e gönderildi. LASİAD’ın 1 tır muhtelif giyim eşyası  olarak destek verdiği kampanyada Halep’ten İdlib’e tahliye edilen Suriyelilere ulaştırılacak. Dış Ticaret Kompleksi’nde düzenlenen törene tekstil ve hazır giyim sektöründe faaliyet gösteren ihracatçı birlikleri ve dernek başkanları ile çok sayıda basın mensubu ilgi gösterdi. Törene LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, Başkan Yardımcısı Ercan Hardal ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katıldı.“Halep İçin Elele” kampanyasına LASİAD’ın yanı sıra İTHİB, İHKİB, İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği, İstanbul Halı İhracatçıları Birliği  ile sektörel dernekler destek verdi.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Abhazya Hükümetinden LASİAD’a Yatırım Daveti

Abhazya Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı ve yatırımlardan sorumlu Devlet Bakanı Beslan T.Butba, 14 Mayıs 2015 tarihinde LASİAD’ı ziyaret etti. Abhazya ile Laleli arasındaki dostluk ilişkilerinin gelişmesine yönelik yapılan ziyaret saat 12:00’de Laleli Sanayici ve İş Adamları Derneği’ne gerçekleşti. Abhazya Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısıve yatırımlardan sorumlu Devlet Bakanı Beslan T.Butba, Ahbazya Özerk Cumhuriyeti İstanbul Temsilcisi İnarGitsba ve Akva Şirketler Genel Müdürü Ahmet Ceylan’ı; LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca ile Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları; İsmail Dark, Ercan Hardal, Mehmet Ocaklı, Ahmet Turan, Erdem Soylu Karabağlı ve Sekreterya karşıladı. “Sizleri burada ağırlamaktan çok büyük mutluluk duyuyoruz. Türkiye her zaman yeni ilişkilere açık bir ülke olmuştur. Dolayısıyla sizlerle dostluk kurmak ve birlikte yeni iş kolları geliştirmekten büyük mutluluk duyuyoruz” şeklinde konuşan Eyyüpkoca, Türkiye’nin komşusu olan Abhazya’ya karşı her zaman misafirperver olduklarını dile getirdi. Laleli bölgesi ile birçok alanda ortak ticaret yapmak istediklerini dile getiren ve bu amaçla Laleli’yi ziyaret eden Butba; küçük bir ülke olan ve henüz gelişim aşamasında olan Abhazya’nın Türkiye ile yapacağı ticari anlaşmaları sonuna kadar desteklediğini dile getirdi. “Sizin Yaptıklarınız Doğrultusunda Yeni Projeler Geliştiriyoruz” “Öncelikle bizleri kabul ettiğiniz için hepinize çok teşekkür ederim. Laleli hakkında birçok düşüncem vardı ancak burada sizleri tanıdıktan sonra bu bölge hakkında daha büyük düşünmeye başladım. Abhazya birçok açıdan çok zengin bir ülkedir. Ancak bölgemizde ve çevremizde gerçekleşen savaşlardan sonra uygulanan yoğun ambargolardan dolayı ticari anlamda gelişim gösterememiş bir ülkedir, Abhazya. Benim görevim ise, Abhazya’ya yatırım yapabilecek olan ülke ve şirketlerle dostluk bağlarımızı geliştirmek. Böylece Abhazya’nın kendi ekonomisini oluşturmasını ve geliştirmesini sağlamış olacağız. Ben özellikle son zamanlarda Asya’ya yoğun ziyaretler gerçekleştiriyorum. Çünkü Avrupa ile henüz ticari ilişkiler kurabilecek yapıda olmadığımızı biliyorum. Abhazya; üniversite mezunu çalışanları ile, toplam işçi kapasitesi ile, ucuz elektrik gücü ile, otelleri, konaklamaları, turizmi ile her açıdan zengin ve yatırım yapıldığı zaman bu zenginliği dört bir yana dağıtabilecek kapasiteyi bünyesinde barındıran bir ülke. Bizlerin istediği; yapılacak yatırımlar ile birlikte herkesin eşit oranda kazanmasıdır. Yalnızca tekstil değil, birçok farklı sektör ile yeni ticari ilişkiler kurmak üzere Türkiye’ye gerçekleştirdiğimiz bu ziyarette gördük ki; Laleli bölgesi pek çok farklı sektörü kendi bünyesinde barındırmasıyla bizlerin ortaklık kurmak isteyeceği önemli ve büyük bir bölge. Bizler Abhazya’da sizin işlerinizi analiz ederek, yeni projeler üretmek üzere çalışmalar sürdürüyoruz. Umarım LASİAD gibi değerli ve başarılı bir kurum aracılığı ile Laleli bölgesi Abhazya’ya açılır ve böylece iki ülke arasındaki dostluk bağları en temelden, sağlam bir şekilde kurulmuş olur.” Şeklinde konuşan Abhazya Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Beslan T.Butba, LASİAD ve Laleli ile yapılmasını desteklediği ticari ortaklıklar hakkında bilgi verdi. LASİAD’ı, Abhazya’ya davet eden Butba; yatırımcıların yeni yatırımlar yapacakları yerleri birebir görmeleri için ellerinden gelen tüm misafirperverliği sağlayacaklarını belirtti. Toplantının ardından LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, Abhazya Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı’na LASİAD’ın simgesi olan lale figürlü plaket takdim etti.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD FİNANS SEKTÖRÜ BULUŞMASI

LASİAD  birçok bankanın Laleli, Aksaray, Beyazıt Şube müdürleri ile bir araya geldi. LASİAD, Laleli, Aksaray, Beyazıt ve Laleli’ye yakın bölgelerde  hizmet veren bankaların şube müdürleri ile bir araya gelen LASİAD Yönetimi, bankalar ile ortaklaşa yapılacak çalışmaları değerlendirdi. 20 Nisan 2015 tarihinde, Wyndham Hotel'de düzenlenen toplantıya LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları; Ercan Hardal, Ercan Çelik, Mehmet Ocaklı, Erdem Soylu Karabağlı ile Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Murat Ramizoğlu ve Sekreterya katıldı. Laleli ve civarında  hizmet veren tüm banka şubelerinin müdürlerinin katıldığı toplantı akşam saat 19:00'da verilen akşam yemeği ile başladı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Eyyüpkoca; 21. yy'da gelinen ekonomik düzende piyasanın gerçek sahiplerinin bankalar olduğunu ifade etti ve ekledi: "Bu Zor Zamanlarda Bankalar İle Birlikte Hareket Etmeliyiz" "Ticaretin herhangi bir kolu ile uğraşan iş adamları ve sanayiciler bugün geldiğimiz düzende piyasanın gerçek sahipleri değillerdir, çünkü bizler kobi ölçekli firmalarız. Bugün baktığımız zaman tüm ekonomik alanlara bankalar yön veriyor. Dolayısıyla paraya yön veren kurumlar olan bankalar, esnafın üzerinde hakimiyet kurabilecek güçtedirler. Bunun yanı sıra bugün hepimizin etkilerini yakından hissettiği Rusya krizini hiçbirimiz beklemiyorduk. Bu zor zamanlarda bankalar ile birlikte ortak akıl doğrultusunda hareket etmemiz gerektiğine inanıyorum. Birlikte üretilecek fikirler ile, feryat figan etmeden çözüme odaklanmalıyız. Bugün, burada toplanmamızdaki temel amaç da budur." "Tercihli Ticaret Anlaşması Üzerine Çalışmalar Yürütüyoruz" "Ben ve arkadaşlarım geçtiğimiz ay üç defa Rusya ziyaretinde bulunduk, oradaki piyasayı ve son durumu yakından takip ediyoruz. Bu nedenle yakın ve uzun vadede nasıl gelişmeler olacağını, nelerin olup biteceğini tahmin edebiliyoruz, bu durumlar üzerine değerlendirmeler yapıyoruz. Bu değerlendirmelerle birlikte vardığımız kesin sonuç ise, önümüzdeki süreçte bankalara çok fazla iş düşeceğidir. Garanti Bankası Laleli Şube Müdürü geçen ay bizlerle birlikte Moskova ziyaretimize katıldı, bu önemli girşim için Garanti Bankası'na yeniden çok teşekkür ederim. Garanti Bankası da bizlerle birlikte piyasayı yerinde gördü, değerlendirdi. Daha sonra birlikte yapmış olduğumuz ortak görüşmeler sonucunda varmış olduğumuz fikirlerden biri, Ruysa ile gerçekleşecek Tercihli Ticaret Anlaşması'dır. Bu anlaşma kesinlikle çözüme giden yolda olmazsa olmaz adımlardan biridir. Rusya'daki kurum ve kuruluşlar ile, dernekler ile yaptığımız görüşmeler sonucunda bu konuyu Bakanlar Kurulu'na taşıdık ve Başbakan'ın bizzat talimatı ile Tercihli Ticaret Anlaşması (Rusya) gündem maddelerinden biri haline geldi. Atılacak ileriki adımlarda bu konuyu sonuca bağlayarak, gerçekleştireceğimizi ümit ediyorum." "Rusya'nın Kendi Enerji Koridorunu Başkasına Kaptırmayacağına İnanıyorum" "Rusya krizi tahminlerimizin de ötesinde çok ağır bir durumdur. Bu ciddi krizi Rusya özelinde ele almak, sorunları daha iyi kavrayarak, çözüme daha iyi odaklanmamızı sağlayacaktır. Rusya'nın kendi enerji koridorunu, nefes aldığı kapıyı başkasına kaptırmayacağına inanıyorum. Dolayısıyla ülke menfaatleri ön plana çıktığında, kimse kimsenin gözünün yaşına bakmıyor. Biz komşularımızla var olan bir ülkeyiz. Komşularımızın hepsinde bir ateş var. Ancak biz birlik ve beraberlikle tüm sorunları çözecek bir toplumuz." Eyypkoca'nın konuşmasının  ardından söz alan bankaların şube müdürleri; Eyyüpkoca'nın değerlendirmeleri ve paylaştığı bilgiler temelinde Rusya krizini ele alarak fikirlerini sundular. Ekonomik krizleri ve bu krizlerin çözüm yollarını değerlendiren bankacılar, yaşanan sorunların birlikte çalışma ile çözülebileceğini belirttiler. Daha sonra banka şube müdürlerinin değerlendirmeleri üzerinden, toplantıya katılanlara fikirlerini sunan LASİAD Yönetim Kurulu birlik ve beraberliğe odaklanılması gerektiği mesajını verdi. Banka şube müdürlerinin değerlendirmelerinin ardından LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, B2B Görüşmeleri ve Laleli Fashion Shopping Festival hakkında bilgi sundu.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Başkan Eyyüpkoca’nın Projesi Olumlu Karşılandı

LASİAD ve İTHİB arasında düzenlenen ‘Ortak Akıl Toplantısı’nda; LASİAD Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca tarafından Rusya krizine yönelik sunulan çözüm projesi sektör temsilcileri ile görüşüldü. Geçtiğimiz hafta LASİAD ve İTHİB iş birliği ile organize edilen Ortak Akıl Toplantısı’nda alınan kararlar; 23 Mart 2015 tarihinde sektör dernekleri ve temsilcileri ile görüşüldü. LASİAD’tan toplantıya Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Ercan Hardal, Mehmet Yasubuğa, Ahmet Turan ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak ile Zerrin Yazıcı katıldı. Dış Ticaret Kompleksi’ndeki toplantının ev sahipliğini İTHİB Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Gülle ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Şerafettin Demir yaptı. OTİAD Yönetim Kurulu Başkanı İlker Karataş, MESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Gecü, BATİAD Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Erten ve dernek üyelerinin katıldığı toplantı kahvaltı ile başladı. Toplantının açılış konuşmasını yapan İTHİB Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Gülle, ” LASİAD ile yaptığımız toplantıda Sayın Giyasettin Eyyüpkoca Rusya’da ki krizi aşmak üzerine hepimizin dahil olabileceği bir çözüm önerisi sundu. Sunulan bu projeyi değerlendirmek üzere buradayız. Sorunları hep konuşuyoruz ancak çözüm önerilerini daha sık konuşmalıyız. Rusya’da tekstil ihracatçıları ile bir araya gelip, söz konusu sorunları yerinde tespit etmek üzere Moskova’ya yapılacak bu ziyaret umarım ki krizi bir parça olsun aşmamızda bizlere fayda sağlar” diye konuştu. Gülle’nin konuşmasının ardından İTHİB tarafından hazırlanan “Rusya ve İran Pazarına Yönelik Ortak Akıl Toplantısı” başlıklı sunum gerçekleştirildi. “Atılan Her Adım Maraş’ta Ki İplikçiyi Etkiliyor” Sunumun ardından söz alan dernek başkanları Rusya ve İran pazarlarının bugünkü durumunu değerlendirerek, krizin çözüm yollarını tartıştı. LASİAD’ın önerisi ile gündeme gelen bu projeyi değerlendiren temsilciler, atılabilecek diğer adımları konuştu. Daha sonra söz alan Mehmet Yasubuğa konuşmasına:” Sayın Başkanımız Giyasettin Eyyüpkoca kayınpederinin vefatından dolayı bu toplantıya katılamadı ancak herkese sevgilerini iletti” sözleriyle başladı. Krizi yerinde tespit etmek ve Rusya’da ki tekstilciler ile birebir masaya oturmanın herkes açısından olumlu bir adım olacağını söyleyen Yasubuğa; bu adımın ardından Başbakanlığa sunmak üzere bir rapor hazırlanacağını belirtti. “Dünyada Türkiye ile ticaret yapmak isteyenler, bugün Türkiye’nin demokrasisini de sorgular durumda. Tüm bunları göz önüne alarak hareket etmeli ve attığımız her adımı iyice değerlendirmeliyiz. Çünkü atılan her adım Maraş’ta ki iplikçiyi, Antep’te ki dokumacıyı etkiliyor” diye konuşan Yasubuğa, Rusya ile ilgili izlenecek diğer yolları değerlendirdi. Mehmet Yasubuğa’nın sözlerinin ardından; katılımcılar söz konusu proje ile ilgili fikirlerini sunarak, genel değerlendirmelerde bulundular.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Ak Parti Fatih İlçe Başkanı Ahmet Hamdi Görk’ten LASİAD Yönetim Kurulu’na Ziyaret

Ak Parti Fatih İlçe Başkanı Ahmet Hamdi Görk,Ak Parti Fatih İlçe teşkilatının yeni dönem yönetim kurulu üyeleriyle birlikte  LASİAD’ı ziyaret ederek, Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca ve LASİAD Başkan Yardımcıları ile  görüştü. Ak Parti Fatih İlçe Başkanı Ahmet Hamdi Görk,Ak Parti Fatih İlçe teşkilatı ile LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca ve İcra kurulu üyeleri 28 Ocak Çarşamba günü LASİAD’da bir araya geldiler. Ziyarete Ak Parti Fatih İlçe Başkanı Ahmet Hamdi Görk ile birlikte Ak Parti Fatih İlçe Teşkilatından; İlçe Başkan Yardımcısı ve Fatih Belediyesi Ak Parti Meclis Üyesi Cahide Ahmetoğlu, İlçe Başkan Yardımcısı Emrullah Gözcü,İlçe Yönetim Kurulu Üyeleri,Hayrullah Küçüktekin,Hasan Bayram ,Tuğrul  Diriel ve  Cebrail Uludağ, iştirak etti.LASİAD adına ise; Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca,Başkan yardımcıaları,Ercan Çelik,İsmail Dark,Ahmet Turan,Mehmet Yasubuğa,Mehmet Ocaklı,Erdem Soylu Karabağlı,Sayman İbrahim Murat Ramizoğlu,Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak ve Başkan Özel Kalemi Nada İsmail katıldı. İbrahim Haliloğlu, Hasan Bayram, Erdem Soylu Karabağlı, Ahmet Turan, Mehmet Ocaklı, İsmail Dark ve Mehmet Doğan’ın katıldığı toplantıda; Görüşmede Ak Parti Fatih İlçe Başkanı Ahmet Hamdi Görk LASİAD’ın çalışmalarını değerlendirerek, yeni dönemle ilgili düşüncelerini aktardı. “Hem Kapınızı, Hem Gönlünüzü Açtığınız İçin Teşekkürler” “Buraya bugün siyasi temsilci olarak değil dost olarak geldik. Ben öncelikle sizleri, tüm LASİAD ailesini tebrik etmek istiyorum. LASİAD’ın Fatih’te getirdiği ses bizler için çok önemli. LASİAD kesinlikle bir marka haline gelmiştir” diyen Ahmet Hamdi Görk, Beyazıt Meydanı Projesi’nin Laleli’nin üzerine güzellik ve mutluluk getireceğini düşündüğünü sözlerine ekledi.Bu  Çalışmaları  yürüten herkesin ortak paydasının Fatih olduğunu söyleyen Görk, Laleli’nin de her geçen gün büyüyerek bir marka haline geldiğini belirtti.Bölge için  yürütülen diğer  çalışmalara da değinen Görk sözlerini; “Hem kapınızı, hem gönlünüzü açtığınız için hepinize çok teşekkür ederim” diyerek sonlandırdı. “Masada Her Zaman LASİAD Olmalı” LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca ise; elde edilen tüm başarının, LASİAD’ın tüm çevrelerce kabul görmesinin ve sayılmasının nedeninin ekip ruhundan kaynaklandığını ifade etti. Ekip ruhunun olduğu yerde, başarının kaçınılmaz olduğunu da belirten  Eyyüpkoca,’’ bölgemiz için bu çalışmaları  yürüten tüm dostlarımıza tebriklerimizi sunuyorum’’ dedi. Sözlerine; “ Laleli gerçekten çok özel bir yer, hassasiyetleri fazla olan bir yer. Türkiye açısından baktığımızda; her dilin, her dinin, her ırkın, her kültürün bir araya geldiği önemli bir ticari merkez. Dünya açısından baktığımızda ise, Laleli Türkiye’nin dışarıya açılan kapısıdır” şeklinde devam etti. Laleli’nin dönem dönem zorluklar yaşasa da bu zorlukları aşacağına inandığını söyleyen Eyyüpkoca, tüm zorluklar karşısında her zaman bir umut olduğunu ifade etti. Yeni dönemlerde yeni çalışmalara imza atacaklarını da sözlerine ekleyen Gıyasettin Eyyüpkoca, masada her zaman LASİAD’ın olması gerektiğini ifade etti. Görüşmenin sonunda LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca,Ak Parti Fatih İlçe Başkanı Ahmet Hamdi Görk’e Lale Plaketi takdim etti.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Defilenin Baş Mankeni Tuğçe Kazaz Oldu

07 Ekim 2013 tarihinde başlayan Mercedes Benz Fashion Week İstanbul  presented by American Express GIZIA defilesi ile görkemli bir açılışa imza attı. Defileye; İHKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi’nin yanı sıra LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar, LASİAD Üyeleri; Vedat Toy, Cengiz Polatdemir ve LASİAD Başkan Özel Kalemi Nada İsmail, Gökçe, Deniz Berdan, Arzu Kaprol, Nihat Odabaşı katıldı. Uzun yıllar GIZIA markasının yüzü olarak hafızalarımıza kazınan Tuğçe Kazaz, GIZIA 2014 ilkbahar – yaz koleksiyonunun sunulduğu Mercedes Benz Fashion Week Istanbul presented by American Express’in açılış defilesinde bir kez daha GIZIA için podyuma çıktı. Afrika’ya ilham verici bir yolculuk... İpek, keten, pamuk ve deri gibi naturel materyallerin hakim olduğu GIZIA 2014 ilkbahar yaz koleksiyonunda, zıtlık teşkil eden renkler, desenler ve aksesuarlar özgürce bir arada kullanılarak zarif, lüks ve görkemli siluetler podyuma çıktı. Koleksiyonun en önemli parçalarını oluşturan yumuşak tuşeli kuzu ve doğal piton derisi ile hazırlanan zengin deri kostümler, özel el işi detayları ile Mercedes Benz Fashion Week İstanbul presented by American Express’e imza attı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

İhracatçılar İTKİB Ödül Töreni'nde Buluştu

İTKİB’in Düzenlediği, İhracatın Yıldızlarına Ödül Töreni 1 Mayıs 2013 tarihinde Lütfi Kırdar Kongre Salonu’nda yapıldı. Geceye, T.C. Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Hikmet Tanrıverdi,  İstanbul Tekstil ve Hammadeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı İsmail Gülle, İstanbul Deri ve Deri Mamülleri İhracatçıları Birliği (İDMİB) Başkanı Lemi Tolunay, İstanbul Halı İhracatçıları Birliği (İHİB) Başkan Yardımcısı Cem Şengör, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yasubuğa, LASİAD Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Turan  ile yaklaşık 2 bin ihracatçı katıldı. Ödül töreninde konuşan Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan,  ihracatta hayal dahi edilemeyen bir başarıya imza attıklarını vurgulayarak, Türkiye’nin dünyada pek çok kimsenin adını dahi bilmediği sadece iki ülkeye ihracat yapmadığını söyledi. Mikronezya ve Nauro adındaki çok küçük iki ülkeye ihracat yapılmadığına dikkat çeken Bakan Çağlayan, ihracatçı birlik başkanlarına çağrı yaparak "Gelin o iki ülkeye de ihracat yapalım. Dünyada Türk malı girmeyen pazar bırakmayalım" dedi. Süper Tekstil’e Platin Ödülü Ece Vahapoğlu’nun sunduğu ödül töreninde ihracatta başarılı olan şirketlere farklı kategorilerde toplamda 133 ödül verildi, Platin kategorisindeki ödülleri Bakan Çağlayan, Büyükekşi ve ihracatçı birliklerin başkanları takdim etti. Ödül alanlar arasında LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yasubuğa, Süper Tekstil firması ile platin ödülüne layık görüldü. İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri (İTKİB)  çatısı altında yer alan dört sektörden 2 bin davetlinin katıldığı  geceye sanatçı Candan  Erçetin şarkılarıyla renk kattı.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Daha Güzel Bir Laleli İçin El Ele

Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir İstanbul’un gözbebeği Tarihi Yarımada Fatih’i daha da güzel hale getirmek için çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor.  Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir ve Belediye Başkan Yardımcıları, LASİAD (Laleli Sanayici ve İşadamları Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmail Dark, LASİAD Yönetim Kurulu Üyeleri İrfan Akbaş ve İbrahim M. Ramizoğlu, LASİAD Genel Sekreteri Şerafettin Yüzüak ve LASİAD Yönetim Kurulu Asistanı Nada İsmail ile Fatih Belediyesi Çatladı Kapı Sosyal Tesislerinde gerçekleştirilen kahvaltılı toplantıda bir araya geldi.  Kahvaltının ardından konuklarına, davetlerine icabet ettiklerinden dolayı teşekkür eden Belediye Başkanı Mustafa Demir, sözü LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca’ya bıraktı.  Söze geçtiğimiz hafta düzenledikleri toplantıya katılımlarından dolayı Mustafa Demir’e teşekkür ederek başladı. Eyyüpkoca, bu bir araya gelmelerin sık sık olmasını dileyerek fikir alışverişlerinde bulunmalarının faydalarına dikkat çekti. Laleli’nin önemli bir ticaret merkezi olduğunu belirten ve Laleli esnafının sıkıntılarını da dile getiren Lasiad Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, bu sıkıntıların giderilmesi konusunda Belediye Başkanı Mustafa Demir’den destek istedi.  Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’de Laleli’nin hem tarihi hem de ticari olarak önemli bir merkez olduğunu belirterek, burada gerek çevre düzenlemesi gerekse yenileme çalışmalarının devam ettiğini kaydetti. Bölgenin trafik ve diğer görsel sorunlarıyla ilgili yakından ilgilendiğini vurgulayan Demir, LASİAD yöneticilerine Laleli ve çevresiyle ilgili projeleri hakkında da bilgi verdi.  Başkan Demir, LASİAD yöneticilerine Nişanca ile ilgili projelerinden de bahsederek “Konut alanı ile ilgili yenileme çalışmalarımız devam ediyor. Yalnız bazı şeyleri kamu desteği ile yapmak zor, ama vatandaş isterse biz gerekli desteği vermeye hazırız” dedi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Taziye Mesajı

MESİAD'ın geçmiş dönem başkanlarından Sn. Halit TUNA kalp krizi sonucu hayatini kaybetmiştir. Bizleri derin bir üzüntüye boğan bu ani ölümden dolayı merhum Halit TUNA'ya  Allah'tan rahmet, MESİAD'a, ailesine, sevenlerine  başsağlığı ve sabr-i cemil niyaz ederiz.
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD ve Laleli Dergisi, 32 Firma ile Çıkartma Yaptığımız CPM'deydi

20-23 Şubat'ta Moskova'da yapılan 28.Collection Premiere Moscow (CPM) Bay - Bayan ve Çocuk Hazırgiyim ve Aksesuarları Fuarı'nda Türkiye, İTKİB organizasyonunda Made in Turkey ulusal pavyonunda 32 firma ile yer aldı. 3 Türk firmasının da bireysel katılım gösterdiği, 24.000 ziyaretçinin ağırlandığı CPM Fuarı'na yaklaşık olarak 1.000 firmanın katıldığı bildiriliyor. Hazırgiyim hollerinin yanı sıra Tasarımcı, Aksesuar&Ayakkabı, Ayrıcalıklı, Çocuk ve Elişi adı altında 5 ayrı bölüm halinde düzenlenen fuara Türkiye'nin yanı sıra Fransa, Almanya, İtalya, İspanya, Finlandiya, Rusya ve Çin de ulusal katılım gerçekleştirdi. Laleli Dergimiz'in Fuar Özel 193.Sayısı'nın da sergilendiği etkinliğe LASİAD adına katılan Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca ve Başkan Yardımcısı Ercan Hardal standları gezip incelemelerde bulundu.   Türkiye'den 32 firma katıldı Fuara katılan özellikle deri, konfeksiyon ve kadın hazırgiyim Türk firmaları, son derece memnun kalarak gelecek dönemlerde de koleksiyonlarını büyüterek fuara daha güçlü bir şekilde katılmak istediklerini belirttiler. Bu markalar şu şekilde oldu: Albertini, Arda-Tex, Ay-Sel, Bisa, Boni Pelle, Cartigiano In Bogetta, Bovona, Cipo&Baxx, Climber, Darkmen, Eveline, Ezrah, Formenti, Gizia, Guzella, Jadore, Joggy, Kapris, Mees, Merkür Algore, Of White, Oxt And Fort, Perspective, Phardi, Platin, Ricardo, Samsara, Sergio Barone, Serianno, Simoni Carducci, Tornado Leather Fashion, Whitney.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

6. Laleli Fashion Shopping Festival Alım Heyeti Hk.

Sayın Üyemiz, 07 – 13 Ağustos 2017 tarihlerinde düzenleyeceğimiz 6. Laleli Fashion Shopping Festival kapsamında; önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da yurt dışından Alım Heyeti getireceğiz. Alım Heyeti için bize önerebileceğiniz ülke varsa en geç 31 Mart 2017 tarihine kadar Derneğimize bildirmenizi önemle rica ederiz. Saygılarımızla, LASİAD Not: Alım Heyeti Ülkeleri bildirimini lasiad@lasiad.org.tr adresine mail atabilir ya da 0212 458 12 50 numaralı faksa gönderebilirsiniz.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türk Firmaları Uzak Doğu Ülkelerini Feth Etti

Türkiye, İHKİB/İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği organizasyonunda 12-14 Mart tarihleri arasında Kazakistan’ın Almatı şehrinde düzenlenen Central Asia Fashion - CATEXPO Fuarı'na 16 firma ile katıldı. Fuara LASİAD adına katılan Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca ile Başkan Yardımcısı Ercan Hardal aynı zamanda kurdeleyi keserek açılışı gerçekleştirdi. Avrupalı firmalardan da ilgi Bayan hazır giyim ürünlerinin ağırlıklı olmakla beraber ayakkabı, deri hazır giyim ve iç çamaşır ürünlerinin de sergilendiği fuara Türkiye'den katılan; Phardi, Mees, Baraca, Beggi, dossi Dossi, Of White, Eveline, La Chere, Merkür-Algore, Ricardo, Green Tous, Serianno, Setre, Kasha, Beethoven ve Whiney firmaları hem standları hem defileleriyle başta Kazakistan olmak üzere Orta Asya'da yer alan Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Tacikistan, Moğolistan, Moldovya, Rusya, Çin Urumçi, Fransa, Finlandiya, İtalya gibi çeşitli ülkelerden gelen alıcılarla görüşme ve ürünlerini gösterme fırsatı buldukları belirtiliyor.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türk iş dünyasından Putin-Erdoğan zirvesi yorumu: Bundan sonraki işimiz yolumuza devam etmek

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeleri Sputnik’e değerlendiren Türk iş dünyası temsilcileri, "Türkiye-Rusya ilişkileri dondurulmuş bir döneme girmişti. Bu dönemi atlattık. Artık iş dünyası bundan sonra yoluna devam edecek" dedi. Türk iş dünyası temsilcileri Soçi kentinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeleri Sputnik’e değerlendirdi. Rus-Türk İşadamları Birliği (RTİB) Başkanı Naki Karaaslan şunları söyledi: “Tabii yasakların kalkması çok iyi oldu. Türkiye-Rusya ilişkileri dondurulmuş bir döneme girmişti. Bu dönemi atlattık. Artık iş dünyası bundan sonra yoluna devam edecek. Herkes artık işine gücüne bakacak.” SAVAŞIR: 6-7 MAYIS GÖRÜŞMELERİNİ UMUTLA BEKLİYORUZ   © REUTERS/ ALEXANDER ZEMLİANİCHENKO Rus uzman: Türk-Rus ilişkilerinde kriz öncesi döneme yaklaşıldı DTİK Avrasya Komitesi Başkanı Ali Galip Savaşır konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı: “Erdoğan ve Putin’in Soçi görüşmesi ve tüm yasakların kısa sürede kaldırılacağı, Putin’in ortaklık döneminin başladığını açıklayarak normalleşme ve partnerlik vurgusunu çok önemsiyorum. Ana konusu Suriye olan görüşmede diğer sorunların da çözülme sürecine gireceğini değinilmesi çok umutverici idi. 6-7 Mayıs’ta Başbakan Yardımcıları düzeyindeki Ankara’da yapılacak müzakereler beklentilerimizi yükseltti. Umutla 6-7 Mayıs’ı bekleyeceğiz.”   YANGIN: BÖLGEDEKİ BARIŞ VE HUZURA KATKI SAĞLAYACAK   © AFP 2017/ ALEXANDER NEMENOV Erdoğan ve Putin, Soçi'de görüştü: Vize ve domates dışındaki kısıtlamalar kalkıyor Azerbaycan Türkiye İşadamları Birliği (ATİB) Başkanı Cemal Yangın ise şöyle değerlendirmede bulundu: “İki liderin ileriye dönük adımları ülkeler arasındaki ticaretin en iyi anlamda en iyi şekilde gelişmesine sebep olacaktır. Rusya ve Türkiye iki güçlü ve geleneği olan devletler. Liderlerin aldığı kararların ilişkilerin gelişmesine, bölgede barış ve huzura önemli katkı sağlayacağına inanıyorum.”   Laleli Sanayici ve İşadamları Derneği (LASİAD) Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca da şu ifadeleri kullandı: “Erdoğan-Putin görüşmesinin neticeleri bizi memnun etti. Zira Türk iş dünyası olarak alınan bu kararlardan, varılan mutabakattan memnunuz. Bundan sonra bize düşen çalışmaktır. 2016 yılının sonlarında ikili ekonomi ilişkilerde az da olsa başlayan artış, gelecek yıllarda daha iyi olacağının göstergesi.” DİNÇ: ÖNEMLİ OLAN YUVAYI TEKRAR KURMAK   © AFP 2017/ ALEXANDER ZEMLİANİCHENKO Putin’den Erdoğan’a: Seninkiler çalışmak istemiyor İstanbul Deri ve Deri Mamülleri İhracatçıları Birliği (İDMİB) Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Dinç de, “Tabii biz iki liderin perde arkasında neler konuştuğunu çok iyi bilmiyoruz. Ama basına yansıyan kısmıyla son derece umutverici. Güzel gelişmeler. Tabii ben bu durumu şöyle açıklıyorum: Rusya ve Türkiye arasında çok iyi ilişkiler vardı. Durup dururken birileri evimizi yaktı. Bizler şuanda bu yangını söndürdüğümüze seviniyoruz. Önemli olan bu evi, yuvayı tekrar kurmak. Bunun da ortak akıl ve sağduyu ile sağlanacağına inanıyoruz. İkili ilişkiler mutlaka eski günlerine dönecektir. İkili sıkıntılar da geride kalacaktır” ifadeleri kullandı.   Türkiye Kürk Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (KSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ayfer Gümrük de “Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Putin’in ikili görüşmesinin ülkelerin çıkarları için son derece olumlu olacağına inanıyorum. Vize ile ilgili sorunların bir an önce kaldırılmasını da temenni ediyoruz” dedi. Kaynak: https://tr.sputniknews.com/turkiye
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye-Moldova İş Forumu

Başbakan Binali Yıldırım 5-6 Mayısta Türk iş adamlarıyla Moldova’nın başkenti Kişinev ziyaretinde bulundu. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ev sahipliğinde düzenlenen Türkiye-Moldova İş Forumu, Başbakanın katılımıyla istişare toplantıları ve ikili görüşmelerle sürdü. Foruma Ankara’dan çok sayıda isim katıldı. Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, AK Parti Genel Başkan yardımcıları Mehdi Eker ve Fatih Şahin, Türkiye'nin Kişinev Büyükelçisi Hulusi Kılıç, TİKA Başkanı Serdar Çam ve Başbakanlık Dış Politika Başdanışmanı Kerim Uras yer aldı. 300’e yakın iş adamının olduğu programa LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca katıldı.   Türk ve Moldovalı iş adamlarına seslenen Yıldırım, iki ülke ticaret hacminin artırılması için her türlü desteği sağlayacaklarına vurgu yaptı. Başbakan Binali Yıldırım forumda yaptığı açıklamada, "Türkiye, kişi başına düşen milli geliri 25 bin dolara çıkarmayı hedefliyor. Bunu yapmak için iki şeye ihtiyacımız var. Güven ve istikrar. Son 15 yıl içerisinde Türkiye bir yandan bütün alt yapı eksiklerini giderirken, diğer yandan dünyanın birçok alanında ciddi yatırımlar yaptık. İş adamlarımızın önünü açacak adımlar atıyoruz. İmkânlar hazırlıyoruz" dedi.    
Devamını Oku
Standard Post with Image

THY, Moskova – İstanbul sefer sayısını yine günde 4 sefere çıkardı

Rusya ile yaşanan uçak hadisesinin turizme verdiği yaraları hızla sarılırken, bu yıl turizmcilerin yüzünü güldürecek ilk rakamlar Türk Hava Yolları’nın Rusya operasyonundan geldi. THY, önümüzdeki 6 aylık turizm sezonunda sadece Moskova’dan bir milyonun üzerinde yolcu taşıyacak, tüm Rusya’dan ise uçak hadisesinden önceki rakamları da çok geride bırakarak 2 milyonu geçeceği bildirildi. THY’nin Moskova’da kullandığı havaalanında adeta THY’nin bir uçağı iniyor diğeri kalkıyor. Türkiye’nin birçok büyük şehrinde bile görülmeyen THY uçak trafiği Moskova Vnukovo Havalimanı’nda yaşanıyor. Her gün 15 uçağın inip kalktığı Moskova’da haftada dört gün ise 16 uçak kalkıp iniyor. -Sadece ilave seferler ile bir milyon yolcu Turizm sezonun açılması ile birlikte Antalya – Moskova güzergâhına 10 tane ilave sefer koyan THY, yıl boyunca her gün İstanbul-Moskova arasında dört ve her gün bir Antalya – Moskova uçuşunun yanı sıra haftada dört gün de Ankara – Moskova uçuşu gerçekleştirmeye başladı. Çoğu geniş gövdeli ve yaklaşık 280 yolcu kapasiteli Antalya uçaklarının tamamına yakını ise tam kapasite ile uçuyor. THY, sadece Moskova’dan ilave seferleri ile sezon sonuna kadar Antalya’ya yaklaşık 850 bin kişi taşıyacak. St. Petersburg ve Ufa kentlerine de her gün bir Antalya ilave seferi koyan THY, bu uçuşlar ile birlikte sadece Antalya’ya bir milyonu geçkin yolcu taşımış olacak. Yıl boyunca gerçekleştirdiği normal seferler ile birlikte Rusya ile en iyi olunan dönemde Moskova’dan 700 bin civarında yolcu taşıyan THY, bu yıl bu rekorunu da ikiye katlayacak. Türk Hava Yolları, Moskova’dan direk uçtuğu Antalya, İstanbul ve Ankara’ya yaklaşık 1,5 milyon yolcu taşımış olacak. -Yıl sonuna kadar tüm Rusya’dan 2 milyonu geçecek Rusya’da toplam 10 kente uçuş gerçekleştiren Türk Hava Yolları, Moskova dışında St.Petersburg ve Kazan’dan İstanbul’a her gün, Ekaterinburg, Rostov, Soçi, Stavropol’dan haftada 4, Varonej, Samara ve Ufa’dan ise haftada 3 sefer gerçekleştiriyor. Bu şehirlerden Antalya’ya ise Moskova dışında St. Petersburg ve Ufa’dan Mayıs-Kasım ayları arasındaki turizm sezonunda her gün uçuyor. THY, bu uçuş grafiği ile yıl sonuna kadar ise tüm Rusya’dan bu yıl 2 milyonun üstünde yolcu taşıyarak yeni bir rekora imza atacak. Türk Hava Yolları’nın Rusya operasyonun başında bölgeyi yakından tanıyan Mefail Deribaş bulunuyor.   Kaynak için tıklayınız
Devamını Oku
Standard Post with Image

2016 İhracatta Fark Yaratanlar Ödül Töreni

İstanbul Deri ve Deri Mamülleri İhracatçıları Birliği (İDMİB), 24 Nisan Pazartesi günü Dış Ticaret Kompleksi Fuaye Alanı’nda 2016 yılının Başarılı İhracattçılarını “İhracatta Fark Yaratanlar” Ödül Töreni ile 5 farklı kategoriden 293 başarılı ihracatçı firmayı ödüllendirdi.   Ekonomist ve Futurist Ufuk Tarhan’ın sunumuyla başlayan törende Altın ve Platin ödül almaya hak kazanan firmalara ödüllerini İDMİB Başkanı Mustafa Şenocak takdim etti. Törene LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Murat Özpehlivan Yönetim Kurulu Üyesi Tarık Nayman ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katıldı.    
Devamını Oku
Standard Post with Image

Dezavantajlı Kişilerin Mesleki Eğitim Yoluyla Topluma Entegrasyonu Projesi

İstanbul Deri ve Deri Mamülleri İhracatçılar Birliği (İDMİB), 10 Mayıs Çarşamba günü Dış Ticaret Kompleksi Şehit Ömer Halisdemir Konferans Salonunda iş adamları ,ev kadınları ve  öğrencilere  ''Dezavantajlı Kişilerin Deri ve Deri Ürünleri Sektöründe Mesleki Eğitim Yoluyla Topluma Entegrasyon Projesi (DEZDEM)''  projesi ile ilgili  Bilgilendirme ve Farkındalık Semineri verdi. Hedef grubu Zeytinburnu, Tuzla, Başakşehir (İkitelli), Güngören ilçelerinde yaşayan 18-35 yaş arası  Sosyal yardım alan işsizler, yoksul ve yoksulluk riski altında bulunan işsiz kadın ve erkekler, işsiz ve engelli çocuğu olan kadınlar, ortopedik bedensel engelli bireyler olan  İDMİB ve Türkiye Deri Sanayici Derneği (TDSD) ortaklığı ile uygulanan proje Avrupa Birliği ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı-İŞKUR  tarafından da finanse edilmektedir. Seminere LASİAD adına Yönetim Kurulu Üyesi Arif Özkan ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katıldı.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Çin ile ABD anlaştı

Çin Halk Kurtuluş Ordusu (PLA) ve ABD ordusu arasında yeni bir iletişim mekanizması kurulması konusunda anlaşma yapıldığı bildirildi. Çin ve ABD arasında kritik anlaşma. "China Daily"nin haberine göre, ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Joseph Dunford, başkent Pekin'de PLA Genelkurmay Başkanı Fang Fınghui ile bir araya geldi. ABD Başkanı Donald Trump'ın başkanlık görevini devralmasından bu yana askeri alanda en yüksek düzeyde yapılan bu ziyarette, iki Ordu arasında yeni bir iletişim mekanizması kurulması i Çin çerçeve anlaşması imzalandığı belirtildi. Fang, mevkidaşı Dunford ile yaptığı toplantıda, Başkan Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in iki ordu arasındaki "dostça" gelişmeleri değerlendirdiğini söyleyerek bu iş birliğinin Çin ile ABD için "tek doğru seçenek" olduğunu ve iki tarafın "mükemmel ortaklık yapabileceğini" dile getirdi. Çin ordusunun, ABD ordusu ile karşılıklı anlayış ve güveni güçlendirme konusunda istekli olduğunu belirten Fang, PLA'nın iki ülke orduları arasında iş birliğini derinleştirmek, risk ve farklılıkları uygun ve etkili bir yolla yönetmek istediğini ifade etti.Dunford ise ABD ordusunun PLA ile ilişkilerini geliştirmeyi sürdüreceğini aktardı. Her iki tarafın aynı sorunları yapıcı bir yolla çözmek için iş birliğini derinleştirme noktasında fırsatlardan yararlanması gerektiğini kaydeden Dunford ise "Pek çok zor konuda aynı görüşü paylaşmıyor olsak da onları çözmek için aynı taahhüdü paylaşıyoruz." ifadesini kullandı. Ayrıca iki genelkurmay başkanı, Tayvan, Güney Çin Denizi, Kore Yarımadası'nın nükleerden arındırılması ve ortak çıkarlarını ilgilendiren konularda görüş alışverişinde bulundu.Dunford'un Çin'deki programı kapsamında ülkenin kuzeyindeki bir PLA üssünü ziyaret ederek Çin ordusunun tatbikatını izleyeceği duyuruldu. Kaynak:www.milliyet.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

"Metro kazısındaki bulgular, kent tarihi açısından dikkat çekici"

İstanbul'da yapımı süren Kabataş-Beşiktaş-Mecidiyeköy-Mahmutbey metro hattının Beşiktaş istasyonda süren arkeolojik kazı çalışmalarında, tarih gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Son olarak Erken Demir Çağı'na ait olduğu değerlendirilen iki mezarın bulunduğu kazı alanında çalışmalar, 5 müzeci ve 45 işçiyle sürdürülüyor. İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürü Kızıltan: "İstanbul, geçmişi 8 bin yıla dayanan bir kent. Özellikle Tarihi Yarımada içerisinde yapılan kazılar, bunu kanıtladı ama Tarihi Yarımada dışında özellikle Beşiktaş bölgesinde tarih öncesi bir döneme ait bir yerleşim olduğu bugüne kadar tespit edilmemişti. Bu bulgular, kent tarihi açısından önemli ve dikkat çekici belgelerdir" "Kazılarda kentin geçmişine yönelik çeşitli kültür katmanları açığa çıkıyor. Derinlere indikçe farklı kültür kalıntılarına rastlıyoruz" İstanbul'da yapımı süren  Kabataş-Beşiktaş-Mecidiyeköy-Mahmutbey metro hattının Beşiktaş istasyonda süren  arkeolojik kazı çalışmalarında, Beşiktaş bölgesinde tarih öncesi döneme ait bir  yerleşim olduğuna dair bulgulara ulaşılmaya devam ediliyor.     Arkeolojik kazı çalışmalarında, tarih gün yüzüne çıkmaya devam ediyor.  Son olarak Erken Demir Çağ'a ait olduğu değerlendirilen iki mezarın bulunduğu  kazı alanında çalışmalar, 5 müzeci ve 45 işçiyle sürdürülüyor.     Kazı başkanı olan İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürü Zeynep Kızıltan,  AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilgili Koruma Kurulunun aldığı kararlar  doğrultusunda İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin metro inşaatının devam ettiği  Beşiktaş istasyonunda çalışmalar yaptıklarını söyledi.     Kızıltan, kazılarda kentin geçmişine yönelik çeşitli kültür  katmanlarının açığa çıktığını aktararak, şöyle devam etti:     "Bunlar, günümüzden itibaren süreklilik gösteriyor. Büyük bir bölümü  19. yüzyıl sonu, 20. yüzyıl başlarına ait. Bu alandaki kalıntılar, belgelendikten  sonra alttaki kültür katlarına inmek için, ilgili Koruma Kurulunun kararı  doğrultusunda kaldırıldı. Şu anda Beşiktaş istasyon alanının bin 800 metrekarelik  bölümünün yaklaşık 850 metrekaresinde kazı çalışmalarına devam ediyoruz. 5'e  5'lik 54 açma içinde arkeolojik kazılarımızı sürdürüyoruz. Deniz düzleminin  yaklaşık 7 metre üstünde başladık. Şimdi yaklaşık 5 metrelerdeyiz. Önce kentin  altyapı sistemlerine ait kalıntılar ortaya çıktı. Bunları belgeledik ve  kaldırdık."     Derinlere indikçe farklı kültür kalıntılarına rastladıklarını  vurgulayan Kızıltan, "Yuvarlak taş oluşumlar açığa çıkmaya başladı. Yaklaşık 2,5  aydır bunlarla ilgili çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Alanda normal basit  mezarlarla kremasyon mezarlar açığa çıktı. Bütün bu alanda çıkan malzemenin,  mezarların değerlendirilmesi sonucu burada Erken Demir Çağı'na ait kurgan tipi  bir mezarlık alanında çalıştığımızı tespit ettik. Bu çalışmalarımız hassasiyetle  devam ediyor." ifadelerini kullandı.     - "İki tür mezar bulundu"     Kazı çalışmalarında iki tür mezar bulunduğunu dile getiren Kızıltan,  şu bilgileri verdi:     "Biri normal basit toprak mezar; çukur açılarak iskeletler, yarı  hocker pozisyonunda gömülmüş. Yanlarına ise o dönemde kullandıkları taş baltası,  ok ucu ve diğer aletler mezar hediyesi olarak konulmuş. Buna ilişkin bulgular  var. Topluca üç iskeletten oluşan bir toplu mezarımız var. İkinci mezar tipi ise  kremasyon dediğimiz, ceset yakıldıktan sonra kalan kemiklerin ve küllerin  toplanıp bazen bir kap, pişmiş toprak bir küp içine konularak gömüldüğü mezar  şeklidir. Bu tipte ise bazen tamamen çömleksiz olarak gömülüp etrafına taş  dizilmiş, bazen de etrafı taşlarla kapatılarak üstü kapatılmış."     Kızıltan, Beşiktaş'taki mezar tipinin, özellikle Anadolu ve Trakya  bölgesinde tespit edilen Erken Demir Çağı'na işaret ettiğini, elde edilen  verilerin Milattan Önce 1200 ila 800 yıllarına tarihlendirildiğini ve bulguların  bir dönemin ölü gömme geleneğini gözler önüne serdiğini anlattı.     - "Bulgular şehirde tarih öncesi dönemde yerleşim alanı olduğunu  kanıtlıyor"     Bulguların, şehirde tarih öncesi dönemde yerleşim alanı olduğunu  kanıtladığını dile getiren Kızıltan, şöyle konuştu:        "Daha önce Tarihi Yarımada içinde Marmaray kazıları sırasında kentin  Neolitik dönem insanlarına ait yerleşim yerleri ve mezarlıklarını açığa  çıkarmıştık. Burası için aynı ifadeyi kullanamıyoruz ancak bu mezarlıktaki  sakinler, günümüzden yaklaşık 3000-3500 yıl geriye götürecek Erken Demir Çağı'nın  temsilcileridir. İstanbul, geçmişi 8 bin yıla dayanan bir kent. Özellikle Tarihi  Yarımada içerisinde yapılan kazılar, bunu kanıtladı ama Tarihi Yarımada dışında  özellikle Beşiktaş bölgesinde bugüne kadar tarih öncesi bir döneme ait herhangi  bir yerleşim olduğu bugüne kadar tespit edilmemişti. O nedenle bu bulgular, kent  tarihi açısından önemli ve dikkat çekici belegelerdir."     - "Buluntular bilimsel çalışmalarda kullanılacak hale getiriliyor"        Elde edilen buluntuların her birine isim ve adres verildiğini aktaran  Kızıltan, bütün buluntuların kodlara göre alandan toplandığını ve daha sonra  adresleriyle birlikte atölyelerine götürüldüğünü söyledi.     Kızıltan, buluntuların orada profillerine göre envanterleştirme  işlemine tabi tutulduğunu anlatarak, "Tümlenecek parçalar yapıştırılıyor. Daha  sonra bunlar müzeye naklediliyor ve bilimsel çalışmalar için kullanılacak hale  getiriliyor." dedi. Kaynak:www.milliyet.com.tr
Devamını Oku
Standard Post with Image

Kültür ve Turizm Bakanı Kurtulmuş Çin'de

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, bu yıl sonuna  kadar 200 bin Çinli turistin Türkiye'yi ziyaret etmesini beklediklerini  söyleyerek "Fakat bu rakam yeterli değil, bu sayının bir milyon olmasını  istiyoruz." dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, resmi ziyaret kapsamında geldiği Çin'in başkenti Pekin’de  Çin Kültür Bakan Luo Şugang ile görüştü. Kültür Bakanlığı konutunda yapılan  görüşmede, iki ülke arasındaki kültür ve turizm konuları ele alındı. Çin ve Türkiye arasındaki ilişkileri ve iş birliğini güçlendirmek için  güçlü bir irade olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Turizm alanında iş birliklerimizi  güçlendirmeliyiz. Bütün bu iş birliklerini güçlendirecek yumuşak güç, kültür ve  turizm alanıdır. Çin'de gelecek yılın 'Türkiye Turizm Yılı' olarak ilan edilmesi  Kültür ve Turizm Bakanlığının en önemli projesidir." diye  konuştu. Bakan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da desteklediği  "Türk-Çin Üniversitesi"nin kurulmasının büyük önem taşıdığını dile getirerek iki  bakanlığın bu konu üzerinde hassasiyetle durması gerektiğini söyledi. HEDEF BİR MİLYON ÇİNLİ TURİST Bu yıl sonunda 200 bin Çinli turistin Türkiye'yi ziyaret etmesini  beklediklerini kaydeden Kurtulmuş, "Fakat bu rakam yeterli değil, bu sayının bir  milyon olmasını istiyoruz. Özellikle Çin ve Türkiye turizm operatörleri  arasındaki iş birliğinin artırılmasını istiyoruz. Türkiye’deki Konfüçyüs  Enstitüsü ve Çin'deki Yunus Emre Enstitüsü iki ülke arasındaki hatları   yakınlaştırma açısından iyi bir fırsat." ifadelerini kullandı. Bakan Kurtulmuş, şunları kaydetti: "Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan iki ülke arasındaki  ilişkilere ayrı bir önem veriyor. Türkiye ve Çin, birisi Asya'nın doğusunda  birisi Asya'nın en batısında Avrupa kapısında iki değerli ülkedir. Her iki  ülkenin de çok zengin ve derin tarihi ve kültürel birikimi var. Çin 5 bin yıllık  devlet geleneğine sahip olan bir büyük ülke. Türkiye de binlerce yıllık devlet  geleneği olan çok zengin ve  farklı kültürleri bir arada barındıran bir ülke.  Mesafelerin uzak olmasına rağmen Çin Halk Cumhuriyeti ile dostane ilişkileri  artırmak konusunda daha yakın ilişkiler kuruyoruz." "Bizim kültürel, siyasi ve ekonomik ilişkilerimizde benzerliklerimiz  var" diyen Kurtulmuş, "Kuşak ve Yol" Projesiyle ilişkilerin her alanda  gelişmesini beklediğini söyledi. Kurtulmuş, Türkiye ve Çin arasında ilişkilerin başta enerji, ulaşım,  kültür ve turizm olmak üzere her alanda gelişeceğini düşündüklerini ve bu konuda  kararlılık gösterdiklerini ifade ederek "Ümit ederim ki bu ziyaretimiz de  kültürel alandaki iş birliğimiz konusunda önemli katkı sağlar." dedi. ÇİNLİ BAKANDAN TOPKAPI SARAYI'NA ÖVGÜ Topkapı Sarayı’nda sergilenen porselenleri incelediğini kaydeden Luo,  "Çin porselen ülkesi olarak bilinir ancak ben Topkapı’da sergilenen eserleri  Çin’de bile görmedim. Bu eserlerin İpek Yolu’nun izdüşümü olduğunu düşünüyorum.”  ifadelerini kullandı. Bakan Luo, gelecek yıl "Türkiye Yılı" olması dolayısıyla büyük  bir  etkinlik yapacaklarını belirtti. Toplantı sonrasında Pekin’deki tarihi ve turistik yerleri ziyaret eden  Kurtulmuş, Pekin’deki temasları kapsamında gazeteciler ve Çinli tur  operatörleriyle bir araya gelecek.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Dezavantajlı Kişilerin Deri ve Deri Ürünleri Sektöründe Mesleki Eğitim Yoluyla Topluma Entegrasyonu Projesi Kapanış Toplantısı

Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilen, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Avrupa Birliği ve Mali Yardımlar Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen “Dezavantajlı Kişilerin Deri ve Deri Ürünleri Sektöründe Mesleki Eğitim Yoluyla Topluma Entegrasyonu Projesi” (DEZDEM)’nin Kapanış Toplantısı 26 Ekim Perşembe akşamı Crowne Plaza Florya’da gerçekleşti. Toplantı İstanbul Deri ve Deri Mamülleri İhracatçıları Birliği (İDMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Şenocak’ın konuşması ile başladı, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin konuşması ve proje kapsamında yer alan öğrencilere sertifika  verilmesiyle sona erdi. Programa LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Barış Köseliören ve Yönetim Kurulu Üyesi Arif Özkan katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Dezavantajlı Kişilerin Deri ve Deri Ürünleri Sektöründe Mesleki Eğitim Yoluyla Topluma Entegrasyonu Projesi Kapanış Toplantısı

Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından finanse edilen, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Avrupa Birliği ve Mali Yardımlar Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen “Dezavantajlı Kişilerin Deri ve Deri Ürünleri Sektöründe Mesleki Eğitim Yoluyla Topluma Entegrasyonu Projesi” (DEZDEM)’nin Kapanış Toplantısı 26 Ekim Perşembe akşamı Crowne Plaza Florya’da gerçekleşti. Toplantı İstanbul Deri ve Deri Mamülleri İhracatçıları Birliği (İDMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Şenocak’ın konuşması ile başladı, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi’nin konuşması ve proje kapsamında yer alan öğrencilere sertifika  verilmesiyle sona erdi. Programa LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Barış Köseliören ve Yönetim Kurulu Üyesi Arif Özkan katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Başbakan Yıldırım ABD'ye gidecek

Yıldırım, 7-10 Kasım'da ABD'ye bir ziyaret gerçekleştirecek, ABD Başkan Yardımcısı Pence ile görüşecek. Görüşmede terörle mücadele, ikili siyasi, ekonomik ve askeri ilişkilerin yanı sıra vize sorununun çözümü ele alınacak Başbakan Binali Yıldırım, 7-10 Kasım'da ABD'ye bir ziyaret gerçekleştirecek, ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ile görüşecek. Başbakanlık kaynaklarından alınan bilgiye göre, Yıldırım, 7-10 Kasım'da Washington ve New York'ta bazı temaslarda bulunacak. Söz konusu ziyaret, ABD'de yeni yönetimin göreve gelmesinden sonra Türkiye'den ABD’ye başbakan düzeyinde gerçekleştirilecek ilk ziyaret olacak. Ziyaret sırasında Başbakan Yıldırım'a Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak eşlik edecek. Yıldırım'ın, ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ile yapacağı görüşmenin yanı sıra, Washington ve New York'ta kanaat önderleri, Türk ve akraba toplulukları ile Müslüman ve Yahudi toplumu temsilcileri, medya mensupları, yatırımcılar ve iş adamlarıyla bir araya gelmesi öngörülüyor. Başkan Yardımcısı Pence ile yapılacak görüşmelerde, ikili siyasi, ekonomik ve askeri ilişkilerle, Suriye, Irak dahil bölgesel konuların yanı sıra ortak gündemde yer alan başta FETÖ, DEAŞ, PYD/YPG olmak üzere terörle mücadele, sığınmacılar meselesi ve vize sorununun çözümü konularında görüş alışverişinde bulunulması planlanıyor. Görüşmelerin, ABD ile bazı konulardaki görüş farklılıklarının giderilmesi ve iş birliğinin ilerletilmesi yönündeki ortak çabaların sürdürülmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Başbakan Yıldırım'ın ziyareti, Türkiye'nin dış politikasına ilişkin temel mesajlar ile Türkiye'nin bölgesinde ve dünyadaki rolü ile ekonomik ve ticari potansiyelinin vurgulanması açısından da önemli bir fırsat oluşturacak. www.dunyabulteni.net
Devamını Oku
Standard Post with Image

İGİAD Türkiye İş Ahlakı Zirvesi ‘17

Türkiye İş Ahlakı Zirvesi, Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği (İGİAD) tarafından Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Bu yıl ikincisi düzenlenen İş Ahlakı Zirvesi’ne Başbakan Yardımcısı Fikri Işık, Sabah Gazetesi Ekonomi Müdürü Şeref Oğuz, ORKA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cengiz Ceylan, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak ve İstanbul Şehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Ömer Dinçer konuşmacı olarak katıldı. İGİAD Başkanı Ayhan Karahan yaptığı konuşmada; “İnsan, ancak üretim yapmakla kendini geliştirebilir. Kendi eylemlerimiz ve tercihlerimizle kendi yolumuzu çizeriz, kendi hayatımızı inşa ederiz. İhtiyaçlarımızı karşılamak, sorunlarımızı çözmek, insani ve onurlu bir hayat inşa etmek, ancak insanın iş ahlakına uygun üretici eylemleriyle mümkündür. Lübnan’lı şair Halil Cibran’ın da ifade ettiği gibi, alın yazımızı sadece alın terimizle silebiliriz” dedi. Zirveye LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Turan ve Yönetim Kurulu Üyesi Tarık Nayman katıldı. 
Devamını Oku
Standard Post with Image

4. Detay Deri Ürünleri Tasarım Yarışması’nın Ödülleri Sahiplerini Buldu

İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği bünyesinde, Ekonomi Bakanlığı’nın destekleriyle, deri sektöründe tasarım ve inovasyona katkıda bulunmak ve ihracatı artırmak amacıyla düzenlenen 4. Detay Deri Ürünleri Tasarım Yarışması’nın ödülleri sahiplerini buldu. Deri sektöründe 2017-2018 yılı sonbahar-kış döneminin modasının belirlendiği Detay Deri Tasarım Yarışması’nda Siran Ertan, Mehmet Ali Dinç, Simay Bülbül, Ruken Mızraklı, Hüseyin Buzrul, Murat Aytulum, Musa Evin, Can Oker, Güven Karaca, Fikriye Altunbaş, Cemal Aydın ve Hakan Güldağ gibi birbirinden değerli isimler jüri üyeliği yaptı. Yarışmanın ev sahipliğini yapan İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mustafa Şenocak’ın ev sahipliğini yaptığı geceye Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkan vekilleri Tahsin Öztiryaki, Mustafa Çıkrıkçıoğlu, ihracatçı birlikleri başkanları katıldı. LASİAD adına geceye Yönetim Kurulu Başkanı Barış Köseliören ve Yönetim Kurulu Üyesi Arif Özkan katıldı. Gecenin açılış konuşmasını yapan Şenocak “Öncelikle İTO Başkanımız, benim de değerli dostum, arkadaşım İbrahim Çağlar’ı son yolculuğuna uğurladık tüm iş dünyasın, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı dilerim” dedi. Tasarım yarışmalarının sektöre sağladığı katkılara vurgu yapan Şenocak, “Şimdi yeni bir tasarım yarışması ile karşınızdayız. Yarışmamızı bir gün ertelemiş olmamıza rağmen bugün çok yoğun bir katılım ile karşılaştık. Her geçen gün daha çok kişiye ulaşan yarışmamızda her iki kategoride de yoğun başvuru aldık ve başta Özge Ulusoy olmak üzere 26 mankenin taşıdığı 12 finalistimizin tasarımlarını puanlayarak yarışmamızı sonuçlandırdık. Bizler sektör olarak ihracatta katma değer için tasarımın, modanın, inovasyonun, Ar-Ge’nin, markanın önemini biliyoruz. Katma değeri artırabilmek için tasarımcılarımıza çok büyük görev düşüyor. Bizleri ileriye katma değeri yüksek ürünlere taşıyacak olan yine tasarımcıların getirdiği yeni bakış açıları olacak” diye konuştu.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

İto Kanarya İlkokulu’ndan LASİAD’a Teşekkür Ziyareti

İto Kanarya İlkokulu Müdürü Abdullah Erhan Yücel, Müdür Yardımcısı Tamer Mengeç, İto Kanarya İlkokulu Öğretmenleri Duriye Orak, Özlem Güler, Burak Hatay ve Okul Aile Birliği Başkanı Emine Yaman 31 Ocak Çarşamba günü LASİAD’ı dernek merkezinde ziyaret etti. LASİAD Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca yaptığı konuşmada; “Bizler Sivil Toplum Örgütleriyiz. Gönüllü çalışıyoruz. Her zaman söylediğim bir söz vardır, “Sivil Toplum Örgütleri aklın zekâtıdır.” Elimizden geldiğince destek olmaya çalışıyoruz. Eğitim bizler için çok değerlidir. Sizler çok kıymetlisiniz. Sonsuz teşekkür ediyorum. Okul Müdürü Abdullah Erhan Yücel ise “Kanarya Bölgesi Mardin yoğunluğunda göç almakta. Yaklaşık 1.000 öğrencimiz var. Zor şartlar altında mücadele ediyoruz. Terör olayları ve eylemlerle gündem olan bir bölgedeyiz. Yaptığınız yardımlardan dolayı çok teşekkür ederiz” dedi. Ziyarete Sayman İbrahim Murat Ramizoğlu ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak da katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

TRİSAD’tan Denetimli Serbestlikten Yararlanan Kişilere İş İmkanı

Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanlığı İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğü ile Türkiye  Triko   Sanayicileri Derneği (TRİSAD) iş birliğiyle, hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanan kişilere iş imkanı sağlamak için trikotaj atölyesi açıldı. 19 Şubat Pazartesi günü İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürlüğü Binasında kursun açılışı yapıldı. Projede denetimli serbestlik konumunda olan kişilere eğitim vermek ve hayata kazandırılmak üzere düz örme triko örgü makinesi ve konfeksiyonda çalıştırılmak üzere remayözcü kursu verilecek. Usta eğiticiler tarafından, denetimli serbestlik kapsamında infazı devam eden hükümlülerin yer alacağı eğitimi tamamlayanlara katılım sertifikası ve TRİSAD bünyesindeki iş yerlerinde işe başlama garantisi verileceği belirtildi. Açılışa, İstanbul Başsavcı Vekili Mehmet Salih Sol, İstanbul Denetimli Serbestlik Müdürü Necmi Sultani, Türkiye Triko Sanayicileri Derneği (TRİSAD) Başkanı Mustafa Balkuv, İstanbul Tekstil Ve Hammaddeleri İhracatçılar Birliği (İTHİB) Başkanı İsmail Gülle, Çorap Sanayicileri Derneği (ÇSD) Üyesi Özkan Karaca katıldı. LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Barış Köseliören ile Yönetim Kurulu Üyesi Arif Özkan yer aldı. Açılışta konuşan Türkiye Triko Sanayicileri Derneği (TRİSAD) Başkanı Mustafa Balkuv ‘Türkiye’de ilk defa bu konumda bir faaliyet gerçekleştiriyoruz  böyle bir sosyal projeyi sahiplendik. Şu anda bulunduğumuz mekanda sektörümüze sanayimize ihtiyacı olan yetişmiş elemana, yetiştirmek konusunda bir atölye açtık bu Türkiye’de ilk olan bir proje bununla gurur duyuyoruz.’ dedi. İstanbul Başsavcı Vekili Mehmet Salih Sol; ‘Herkesin kazanacağı bir proje şeklinde kazan kazan diye adlandırıyorum ben bu projeyi. Düşünün ki hükümlü hükmünü infaz ederken meslek öğreniyor, bir şeyler üretiyor ve bu ürettiği bütün ürünler 81 vilayetteki muhtaç insanlara gönderiliyor aynı zamanda iş sahibi oluyor. Tekstil Sanayicileri de kazanıyor, burada meslek öğrenen hükümlüler daha ileride tekstil sanayisine eleman olarak yetiştiriliyor.’ diye konuştu.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Başbakan Yıldırım yerli otomobil için tarih verdi

Başbakan Yıldırım Bursa'da AK Parti İl Kongresi'nde önemli açıklamalarda bulundu. Yıldırım, "Yerli otomobilin ilk örneğini 2019'da, seri üretimi 2020-2021'de bitirmiş olacağız" dedi. Yıldırım, burada yaptığı konuşmada, "Dünyanın en güçlü ekonomilerinin bile krize girdiği bir dönemde, Türkiye büyümeye, kalkınmaya devam ediyor. Ekonomide seferberlik ruhuyla başladığımız 2017 rekor büyümesi, ihracat ve istihdam artışıyla devam ediyor." dedi. Her zaman milletle birlikte yürüdüklerine işaret eden Yıldırım, şöyle konuştu: İstiklalimizi, Cumhuriyetimizi ve demokrasimizi tehdit eden bütün şer odaklarına karşı mücadelemiz devam edecek. Türkiye Cumhuriyetini artık hiç kimse, hiçbir güç darbeyle, terörle, tuzaklarla durduramayacak, yürüyüşünü kesemeyecek. Türkiye'nin ekonomisi sağlam, istikrarlı. Yıllardır atlattığımız nice badirelere rağmen kararlı bir şekilde yolumuza devam ediyoruz." YERLİ OTOMOBİL SERİ ÜRETİM 2020-2021'DE Türkiye'nin üretim kapasitesinin artırılmasına yönelik çalışmalar yaptıklarına işaret eden Yıldırım, şunları kaydetti: "Hükümet olarak üretim kapasitemizi, rekabet gücümüzü, araştırma geliştirme kapasitemizi daha da arttıracağız. Teknoloji transferini hızlandırarak yerli ve milli ürünleri daha çok üreteceğiz. Yerli otomobilin ilk örneğini 2019'da, seri üretimi 2020-2021'de bitirmiş olacağız." "CANLA BAŞLA ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ" Türkiye için çalışmaya devam edeceklerini vurgulayan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü: "İnşallah 2019'da ülkemizi, milletimizi hak ettiği yere getirmek için canla başla çalışmaya devam edeceğiz; Türkiye'nin birliği için, beraberliği için, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet ülküsü için canla başla liderimiz Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde..." "TÜRKİYE DİMDİK AYAKTA" Yıldırım, kongrenin düzenlendiği TOFAŞ Spor Salonu önünde bekleyen vatandaşlara da hitap etti.  Sözlerine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın selamını getirdiğini belirterek başlayan Yıldırım, AK Parti kongrelerinin adeta bir şölen, düğün, miting havasında geçtiğini ifade etti.  Başbakan Yıldırım, "Allah sizlerden razı olsun. Bu sevginiz, coşkunuz, muhabbetiniz daim olsun. Birliğimiz, kardeşliğimiz daim olsun." diyerek, şunları kaydetti: "Türkiye, bölgede var olan sıkıntılar, terör, kaos, Suriye'de, Irak'ta iç savaş, bütün bu olumsuzluklara rağmen dimdik ayakta. Milletimiz sayesinde. AK kadrolar, 15 yıldır bir yandan kumpaslara, darbelere, vesayet odaklarına meydan okurken, mücadele verirken, diğer yandan da Türkiye'nin kalkınması için, büyümesi için, Cumhuriyetimizin 2023, 100. yıl hedeflerini yakalamak için liderimiz Recep Tayyip Erdoğan'ın önderliğinde, kararlı adımlarla yoluna devam ediyor. Ne dedik, 'Durmak yok yola devam.' Bursa hazır mısın? 2019'da yeni bir destan yazacak mıyız? Allah sizden razı olsun. Bursa işi bitirmiş, maşallah. Osmanlı'nın torunları, Osmanlı'nın doğduğu, sırtını Uludağ'a vermiş Bursa'nın güzel insanları, Allah sizden razı olsun. Sağ olun, var olun, Allah'a emanet olun. Biz de sizi seviyoruz. Başım, gözüm üstünde yeriniz var. Allah hepinizden razı olsun." Kaynak:www.milliyet.com.tr
Devamını Oku
Standard Post with Image

Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir LASİAD’ı Ziyareti

Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir ve Yardımcıları, Yönetim, Denetleme ve Disiplin Kurulu Üyeleriyle 12 Nisan Perşembe günü Wyndham Otel’de kahvaltıda bir araya geldi. Ziyarette Laleli’nin sorunları ve çözüm önerileri ele alındı. Programda konuşan LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca ‘’Biz her daim Mustafa başkanı yanımızda gördük. Ne zaman bir ihtiyacımız bir derdimiz bir kederimiz olsa hep onunla paylaştık, o hep bizim yanımızdaydı. Bizim de elimizden ne geliyorsa her daim onunla beraber olmamız gerektiği kanaati ve inancı taşıyorum.’’ dedi. Eyyüpkoca’dan sonra Ak Parti Fatih Müstakbel İlçe Başkanı Orhan Narin konuştu. Narin Yurt dışındaki Türkiye algısından bahsederek; ‘’Bu algıyı en iyi hale getirmek bizlerin elinde, bunu en iyi yere taşımak yine bizlerin elinde. Biz Ak Parti hükümeti olarak bizlere düşen bir görev varsa ilçe bazında biz bunu kanımızın ve terimizin son damlasına kadar inşallah akıtmaya, gücümüzün yettiğince aklımızın erdiğince bu yolda yürümeye gayret edeceğiz. Rabbim bizi utandırmasın.” dedi. ‘’LASİAD, İstanbul’u, çevresini ve geleceği düşünen olağanüstü bir dernek’’ Son konuşmayı yapan Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir ise ‘’Her defasında söylüyorum. Yerel Yönetimlerle Sivil Toplum Kuruluşlarının ilişkisi söz konusu olduğunda ülke için demokrasi için toplumun ortak menfaati için bir örnek verin deseler ben LASİAD’ı örnek veririm. Hem kendi esnaf üyelerinin menfaati için ne gerekiyorsa onu yapıyor, hem de şehrin ihtiyacı neyse bir belediye kadar şehre,  çevreye karşı duyarlı. Bulunduğu yeri Laleli’yi ve çevresini olması gereken düzey neyse ulusal ve uluslararası ölçekte aktif. Memleketi düşünen İstanbul’u, çevresini ve geleceği düşünen derneğin çok üzerinde iş yapan ve bizimde geldiğimizde kendimizi evimizde hissettiğimiz güzel bir yer ve kuruluş‘’dedi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Ayakkabı Tasarımcılarından Muhteşem Şov

Ayakkabı sektöründe tasarım ve İnovasyona katkıda bulunmak ve katma değerli ürün ihracatını artırmak amacıyla düzenlenen "3.Uluslararası Ayakkabı Tasarım Yarışması" ödülleri sahiplerini buldu.10 Ekim akşamı Raffles Istanbul’ da İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği'nin (İDMİB) düzenlediği yarışmanın kreatif direktörlüğünü Hakan Yıldırım üstlendi. Jüri üyeleri arasında Gülşen ve Edis yer aldı. Ödül töreninde konuşan İDDMİB Başkanı Mustafa Şenocak, “Ayakkabı sektörümüzde çift başına 60 dolara varan çok yüksek ihracat değerlerine ulaştık. Bu rakamı daha da yukarılara taşımanın yolu tasarımdan geçiyor. 2018 yılının ilk dokuz ayında 170 ülkeye, 703 milyon dolar değerinde ayakkabı ihracatı gerçekleştirdik. Böylece 2016 yılı ihracat rakamını 9 ayda geçtik, 2017 rakamını ise Ekim’de geçeceğiz.” dedi. TİM Başkanı İsmail Gülle, katma değerli ihracatın önemli olduğunu belirterek, "Tasarımın gücüne ve Ar- Ge'ye her zaman inandık. Tasarım, malın artısı ve fikrin parasal karşılığı. Tasarım, Ar-Ge ve inovasyon ile ilgili söyleyecek ve yapılacak çok şey var. Böyle bir organizasyonu başlattıkları için İDMİB ailesine teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı. ‘Ayakkabıda dünyanın en büyük 6. üreticisiyiz’ Şenocak, “İhracatımızı sadece nicelik olarak değil, nitelik olarak da artırmak zorundayız. Türkiye, ayakkabı sektörü bugün dünyanın çift bazında en büyük 6. üreticisi, 8. ihracatçısı. Ancak değer bazında 25. sırada yer alıyoruz. Bu durumu değiştirmek zorundayız. Bunu da ancak katma değerli ihracatımızı artırarak yapabiliriz. Bunu yapmanın en etkili yolu da tasarım gücümüzü artırmak. Üçüncüsünü gerçekleştirdiğimiz bu yarışma ile bu amaca katkı sağlamaya çalışıyoruz.” diye konuştu. 10 tasarımdan altısına ödül Kadınlar kategorisinden birinci olan Dila Korkmaz 15 bin TL, ikinci Melih Öz 10 bin TL, üçüncü Gamze Gürtaşar 5 bin TL, Erkekler kategorisinde birinci olan Oya Cevizkaya 15 bin TL, ikinci Kaan Eratalay 10 bin TL, üçüncü Alparslan Şendağlı 5 bin TL ve yurt dışı eğitim ödülünün sahibi oldu. Ayrıca genç tasarımcılar eğitim süreçlerine katkıda bulunacak tasarım tabletleriyle de ödüllendirildi. LASİAD adına geceye, Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

İhracatta Ödüller Sahiplerini Buldu

İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (İDMİB), 5 farklı kategoride, 2017 yılının 333 başarılı firmasını “İhracatta Fark Yaratanlar” Ödül Töreni ile ödüllendirdi.Dış Ticaretler Kompleksinde 25 Ekim Perşembe günü yapılan törende platin,altın,gümüş,bronz ve başarı sertifikası ile 5 farklı ihracatçılar ödüllendirildi. Törenin açılışında konuşan İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mustafa Şenocak, “Bugün ihracat ödülü alan firmalarımız arasında son 1 yılda 50’nin üzerinde ülkeye ihracat gerçekleştiren, ihracatta kilogram başı birim fiyatı 300 doları aşan, son 3 yıldır ihracat gerçekleştirilmeyen Gambiya, Lihtenştayn, Togo gibi ülkelere ihracat yapan firmalarımız var.” dedi. Geceye sektörün önemli isimleri katıldı. LASİAD adına Yönetim Kurulu Üyeleri Arif Özkan ve Tarık Nayman katıldı.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Parkurda da iyilik için adım attılar

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Spor İstanbul ve Vodafone tarafından bu yıl 40'ıncısı düzenlenen İstanbul Maratonu, Kasım ayının ikinci pazarında yoğun katılımla yapıldı. 130 bin kişi Asya kıtasından Avrupa’ya geçti. Spor aşkıyla atılan adımlar arasında ALS-MNH Derneği üyeleri de vardı. LASİAD, ALS – MNH Derneğine Vodafone 40. İstanbul Maratonu tişört sponsoru olmuştu. ALS-MNH Derneği; ‘Yaşatmak için Bir Adım At’ Projesi için maratona katıldı. İnternet sayfalarında maraton ve proje hakkında bir açıklama yapıldı.   ‘Sevgili Dostlarımız Gerçekleştirdiğimiz ‘Yardımseverlik Koşusu’na destek veren herkese en içten teşekkürlerimizi iletmek istiyoruz. Koşumuz sırasında bizi bağışlarınızla ve mesajlarınızla desteklediğiniz bu yarışta sayenizde iyiliğin gücüne bir kez daha inandık. İyilik peşinde koşarken amacımız olabildiğince çok kişiye ulaşabilmekti. Harekete Geçirmekti! Sayenizde bunu başarıyoruz. Hatırlayacağınız üzere amacımız 100 ALS hastasına jeneratör almak için 200.000 TL bağış toplamak idi.Yardımseverlik Koşusu kampanyamıza şu ana kadar koşucularımız sayesinde 849 bağışçı destek verdi ve 129.000 TL toplandı. Gönderdiğiniz bu bağışlar ile İstanbul-2018-ALS/MNH-Yaşatmak için Bir Adım At Projesini desteklediniz ALS-MNH Derneği, 200.000 hedefine hızla yaklaşıyor. Sizler olmadan bunu hayal bile edemezdik.  Gönülden teşekkür ederiz.’ 
Devamını Oku
Standard Post with Image

‘İhracatta Fark Yaratanlar’ Ödüllerini Aldı

İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (İDMİB), 'İhracatta Fark Yaratanlar' Ödül Töreni ile 5 farklı kategoride sektörün 2018 yılı içerisinde gerçekleştirdiği 1,7 milyar dolarlık ihracata katkı yapan 346 başarılı firmasını ödüllendirdi. "İhracatta Fark Yaratanlar" ödül töreni, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle, İDMİB Başkanı Mustafa Şenocak ve sektör temsilcilerinin katılımıyla Yenibosna'daki Dış Ticaret Kompleksi'nde gerçekleştirildi. Ödül törenine LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Turan ve Yönetim Kurulu Üyesi Arif Özkan katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Zelenskiy'i resmi törenle karşıladı

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy'i resmi törenle karşıladı. Erdoğan, Zelenskiy'i Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin ana giriş kapısında karşıladı. İki liderin tören alanındaki yerlerini almalarının ardından, 21 pare top atışı eşliğinde iki ülkenin milli marşları çalındı. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, Muhafız Alayı Tören Kıtası'nı Türkçe, "Merhaba asker" diyerek selamladı. Törende, tarihte kurulan 16 Türk devletini temsil eden bayraklar ve askerler de yer aldı. İki ülke heyetlerinin takdimi sonrasında Erdoğan ve Zelenskiy, merdivenlerde Türkiye ve Ukrayna bayrakları önünde gazetecilere poz verdi. Baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından Erdoğan ve Zelenskiy ortak basın toplantısı düzenleyecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Zelenskiy onuruna resmi akşam yemeği verecek. Törende, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam, İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, Ankara Valisi Vasip Şahin ile Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da yer aldı. Ukrayna heyetinde ise Kırım Tatarlarının lideri Mustafa Cemil Kırımoğlu da hazır bulundu.   Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/cumhurbaskani-erdogan-zelenskiyi-resmi-torenle-karsiladi/1551959
Devamını Oku
Standard Post with Image

TİM ve KOSGEB İhracatı Arttırmak İçin Güçlerini Birleştirdi

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ve Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) arasında başlatılan Yurtdışı Pazar Destek Programı iş birliği imzaları atıldı. TİM Başkanı İsmail Gülle ile KOSGEB Başkanı Cevahir Uzkurt'un imzaladığı "TİM-KOSGEB İhracata İlk Adım Seferberliği İşbirliği Protokolü" ile ihracat yapan ve ihracata başlayacak KOBİ'lere 6 farklı kalemde 300 bin liraya kadar destek sağlanacak. İmzalanan bu protokol ile KOSGEB ilk kez yurt dışına çıkacak KOBİ’lere veya yurt dışı pazar payını arttırmak isteyen işletmelere 300 bin TL'ye kadar destek verecek. Program kapsamında KOBİ'lere, personel gideri desteği, yazılım ve donanım giderleri desteği, tanıtım giderleri desteği, yurt dışı fuar ve seyahat giderleri desteği, test, analiz ve belgelendirme giderlerine yönelik destek ve hizmet alımı giderleri desteği olmak üzere 6 başlıkta destek sağlanacak. Protokolün imza töreni, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ile Sanayi ve Teknoloji  Bakanı Mustafa Varank’ın katılımıyla Dış Ticaret Kompleksi'nde yapıldı. İmza törenine LASİAD adına, LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca ve yönetim kurulu üyeleri katıldı. İmza töreninin ardından TİM 3. Delegeler Çalıştayı gerçekleştirildi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

TÜRKİYE CUMHURİYETİ 96 YAŞINDA!

İstanbul Valiliği tarafından Cumhuriyeti'nin 96'ncı kuruluş yıl dönümü vesilesiyle bir resepsiyon düzenlendi. İstanbul Valisi Ali Yerlikaya ve eşi Hatice Nur Yerlikaya’nın  ev sahipliğinde Bomonti Hilton otelde düzenlenen resepsiyona, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, askeri erkan, bürokratlar, iş, spor ve sanat dünyasından davetliler, siyasetçiler, şehit yakınları ve gaziler katıldı. Resepsiyon girişinde Vali Yerlikaya ile eşi Hatice Nur Yerlikaya davetlileri karşıladı, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarını içeren video gösteriminin ardından Vali Yerlikaya kürsüye çıkarak konuşma yaptı. Konuşmasına davetlilerin Cumhuriyet Bayramını kutlayarak başlayan İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, vatan sathının Mustafa Kemal Atatürk ile başladığını ve onun Mondros ve Sevr gibi birçok çıkar anlaşmalarını yırtıp attığını belirtti. Yerlikaya, "Bu vatanın sonsuza dek bizim olduğunu kanımızla, canımızla bir daha teşhir ettik. Cumhuriyetin ilanı milletimizin yeniden doğuşu, yeniden dirilişidir. Cumhuriyetimizin ilanı bağımsızlık ve özgürlüğümüzün en büyük abidesidir. Türkiye Cumhuriyeti iman, cesaret ve azmin en büyük eseridir. Bu eserde kadının, erkeğin, genci yaşlısıyla yediden yetmişe kalbi bağımsız Türkiye Cumhuriyeti için çarpan aziz milletimizin sevdası var. Cumhuriyetimizin temelinde birlik var, kardeşlik var, vatan sevgisi var. Hak var, adalet var, demokrasi var, ilim irfan var, sarsılmaz bir inanç var" dedi. Katılımın yoğun olduğu resepsiyona LASİAD adına Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak ve Yönetim Kurulu Üyesi Mert Karaca katıldı. PUTİN’DEN 29 EKİM TEBRİĞİ Rusya’nın Ankara Büyükelçiliği, Twitter’dan Rusya lideri Putin’in Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 96. yılı nedeniyle Türk mevkidaşı Erdoğan’a bir tebrik telgrafı gönderdiğini paylaştı. Telgrafta “Ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin yüksek seviyeye ulaştığını memnuniyetle kaydeden Rus lider, Türk vatandaşlarına saadet ve refah dileklerini iletti” ifadelerinin yer aldığı belirtildi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

DERİ SEKTÖRÜNDEN GELECEĞE YATIRIM

Deri sektöründe katma değerli ihracatı daha da artırmak için İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (İDMİB) bünyesinde, Ticaret Bakanlığı'nın destekleriyle 5. Detay Deri ve Deri Ürünleri Tasarım Yarışması düzenlendi. Yarışmanın ev sahipliğini yapan İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (İDMİB) Başkanı Mustafa Şenocak, gerçekleştirdikleri tasarım yarışmalarıyla sektöre çok değerli tasarımcılar kazandıklarını ve kazandırmaya devam edeceklerini vurguladı. İDMİB olarak öncelikli amaçlarının deri sektörünün tasarım gücünü ve katma değerini arttırmak olduğunu aktaran Şenocak, “Genç yeteneklerimizi de sektöre kazandırmak istiyoruz. Çünkü ülke olarak daha yüksek katma değerle ihracat yapmaya ihtiyacımız var.  Dünyada güncel akımları sektörümüze tanıtmak için trend seminerleri düzenliyoruz. 1 yıl ayakkabı, 1 yıl konfeksiyon ve saraciye olmak üzere her yıl tasarım yarışmaları organize ediyoruz. Yarışmalarımız her geçen yıl daha çok kişiye ulaşıyor. Finalistlerimizi çok önemli ödüller ile buluşturuyoruz. Çünkü biz ihracatta nitelikli insan kaynağının ve tasarımın gücüne inanıyoruz.” dedi. Sektör ve cemiyet hayatından seçkin davetlilerin katılım gösterdiği geceye LASİAD adına, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Turan Yavuz ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

FATİH SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI BİR ARAYA GELDİ

Fatih Sivil Toplum Kuruluşları Birliği tarafından İstanbul Kuyumcular Odası’nda 14 Kasım 2019 Perşembe akşamı yemekli toplantı organize edildi. Fatih STK’larının bir araya geldiği toplantıda konuşan Fatih Sivil Toplum Kuruluşları Birliği Başkanı Naci Polat şunları kaydetti: ‘’Sivil toplum kuruluşları birliğimizin yemekli toplantısına hoş geldiniz, şeref verdiniz değerli arkadaşlar. Bu güzel gecede bizi yalnız bırakmayan Sn. Kaymakamımız Kaan Peker’e ve Sayın Vali Yardımcılarımız Mehmet Ali Özyiğit ve Dr. Hülya Kaya’ya ayrıca bu güzel mekanda bizi ağırlayan değerli İstanbul Kuyumcular Odası Başkan Vekili Sn. Turhan Gürdal’a çok teşekkür ederim.’’ Polat, kaymakam ve vali yardımcılarına plaket takdim ettikten sonra şöyle devam etti: ‘’Fatih Sivil Toplum Kuruluşları Birliği sayesinde bu gece bir araya geldiğimiz arkadaşlarımızla yaklaşık 20 - 30 yıldır bir aradayız. 25 tane derneğimiz var, birliğimizin amacı belirli aralıklarla bir araya gelip ilçemizdeki sorunları iş birliği yaparak ortak akılla çözüm üretmek. Allah beraberliğimizi daim ettirsin.’’ Fatih STK temsilcilerinin katıldığı davete, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Turan ve Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Bulut katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

TÜRKİYE İŞ AHLAKI ZİRVESİ GERÇEKLEŞTİ

İGİAD tarafından "İş Ahlakı, Hukuk ve Adalet İlişkisi" temasıyla Türkiye İş Ahlakı Zirvesi 9 Kasım Cumartesi Günü Grand Cevahir Hotel’de gerçekleştirildi. LASİAD Kurucu Başkanı ve Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği (İGİAD) Başkanı Ayhan Karahan, Türkiye'de iş dünyasının en önemli eksikliğinin iş ahlakı uygulamalarındaki hukuk desteğinin yetersiz olmasına vurgu yaptı. Geçen yıl gerçekleştirdikleri ankette iş ahlakı ve hukuk ilişkisi sorduklarını belirterek, "Ankete katılanların yüzde 90'ı iş ahlakı uygulamalarında yasal boşlukların olduğunu ve bu boşluğun kanunlarla doldurulması gerektiğini belirtiyor. Bir kimseye kötü davranmanın kanuni olarak caydırıcı yaptırımı yok ancak ahlaki nokta farklı. Burada ahlaki uygulamalar noktasında hukuk eksikliğinin giderilmesi gerekiyor" dedi. Zirve, iki farklı oturumla devam etti "İş Hayatında İnsan Hakları, Ahlak ve Adalet İlişkisi" başlıklı ilk oturum 25 ve 26. Dönem Milletvekili Av. Reşat Petek'in moderatörlüğünde, Anayasa Mahkemesi Üyesi Prof. Dr. Engin Yıldırım ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muharrem Kılıç’ın görüşleri ile devam etti. İkinci oturum "Kamu ve Özel Sektörde İş Ahlakı, Hukuk ve Adalet İlişkisi" başlığıyla Hukuk Vakfı Başkanı Av. Muharrem Balcı’nın moderatörlüğünde, Kamu Başdenetçisi Av. Şeref Malkoç ve İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç'in açıklamaları ile son buldu. Zirveye LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Turan katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Suriye mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Londra'da Türk vatandaşlarıyla buluşmasında konuştu. Erdoğan, "Dünyada hala bazı saygın ülkelerin saygısız liderleri İslam terör ifadesini kullanıyor. İslam bir barış dinidir. Terörün yanına sıfat olarak İslam'ı koyamazsınız.. Bu ifadeyi kullananları lanetliyorum." ifadelerini kullandı. Erdoğan, NATO Liderler Zirvesi için geldiği Londra'da Old Billingsgate binasında İngiltere'deki Türk vatandaşları ve Müslüman toplumuyla bir araya geldi. Burada bir konuşma yapan Erdoğan, vatandaşları selamladı ve "Buradan, sizlerin aracılığıyla kalpleri bizimle atan Asyalı, Afrikalı, Türkistanlı, Keşmirli, Arakanlı, Yemenli, Libyalı, Suriyeli mazlumlara selamlarımı gönderiyorum. İlk kıblemiz Kudüs'e canları pahasına sahip çıkan Filistinli kardeşlerime aynı şekilde muhabbetlerimi iletiyorum." diye konuştu. NATO Liderler Zirvesi vesilesiyle Türk vatandaşları ve Müslüman toplumuyla bir araya gelmekten duyduğu mutluluğu dile getiren Erdoğan, salonu dolduranlara aşkı, sevdası, ahde vefası için teşekkür etti. Erdoğan, programda bir konuşma yapan Cordoba Vakfı Başkanı Enes El Tikriti'ye buradaki tüm STK'ler adına ayrıca teşekkürlerini iletti. Türkiye'den kucak dolusu sevgi getirdiklerini belirten Erdoğan, burada yaşayan Türklerin ana vatanını, baba ocağını, yurdunu ve mensubu olduğu milletini çok yakından takip ettiğini bildiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ülkemizin içinden geçtiği bu kritik dönemde dualarınızın, desteklerinizin daima bizimle olduğunun farkındayım. Bir kısmınız eğitim için, bir kısmınız rızkı için, bazılarınız ise ülkemizin vesayetle boğuştuğu dönemlerde kendine daha iyi, daha özgür bir hayat kurmak için bu topraklara hicret ettiniz. Buraya gelirken geride gözü yaşlı ailelerinizi, dostlarınızı, sizi canından ayrı görmeyen sevdiklerinizi bıraktınız." diye konuştu. Türk edebiyatının "7 güzel adam"ından biri olan Erdem Bayazıt'ın, "Hicret Burcundan" şiirinden dizeler okuyan Erdoğan, burada yaşayan Türklerin vatanından uzakta, binlerce kilometre ötede, kendine yepyeni hayatlar kurduğunu, zorluklardan yılmadığını, "İman varsa, imkan da vardır" diyerek gurbeti sılaya çevirdiğini, tarihi şanlı zaferlerle dolu Türk milletini burada gururla temsil ettiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ayın 12'sinde İngiltere'de seçimlerin yapılacağını anımsatarak, "Bu seçimde burada az önce başkanımızın da ifade ettiği gibi belirleyici rol oynamalısınız ve oynayacağınıza inanıyorum. Ülkem ve milletim adına her birinize tek tek teşekkür ediyorum. Rabbim sizleri her türlü sıkıntıdan muhafaza buyursun diyorum." ifadelerini kullandı. "TÜRKİYE EMİN ELLERDE" Türkiye'nin emin ellerde, emniyet, huzur ve barış içinde olduğunu dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bugün 17 yıl öncesine göre çok daha güçlü bir Türkiye var. Bugün üzerinde rahatça oyun oynanan değil, bölgesinde oyun kuran, oyun bozan kararlı bir Türkiye var. Bugün birkaç milyar dolar için el açan değil, dünyada milli gelire oranla en fazla insani yardım yapan cömert bir ülke var. Bugün 2002'ye göre ekonomisini 3,5 kat büyütmüş, kişi başı milli gelirini 3 bin 500 dolardan 9 bin 700 dolara çıkarmış, ihracat rakamlarında her sene rekora koşan bir Türkiye var. Bugün, duble yollarla, köprülerle, hızlı tren hatlarıyla, tüneller, kavşaklar, köprülerle, viyadükler, dünyanın ilk üç sırasındaki en büyük havalimanlarıyla, Asya'yı Avrupa'ya bağlayan yeni gerdanlarıyla ulaşım altyapısını tamamlamış bir Türkiye var. Bugün, Ege'de, Karadeniz'de, Doğu Akdeniz'de haklarını savunan, menfaatlerini koruyan, donanması güçlü bir Türkiye var. Bugün, kendine sığınan 4 milyonu aşkın mazlum ve mağdura kucak açan, onlara sahip çıkan bir Türkiye var." Dünyanın hiçbir yerinde Türkiye'den başka bu kadar mülteciye tek elde ev sahipliği yapan bir başka ülke bulunmadığını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti: "Bu 4 milyon mültecinin içinde yaklaşık 3 milyon 250 bini Arap, 350 bini Kürt, kalan diğerleri ise bunun içinde Ezidi var, Keldani var, Arami var. Bütün bunlara hiçbir ayrım yapmaksızın bunları besleyen bir Türkiye var. Tabii önemli olan bir şey var. Peki Avrupa Birliği ne yaptı? Avrupa Birliği şu ana kadar söz verdiği halde sadece 2016'da '3 artı 3 yani 6 milyar avro destek vereceğim' dediği halde ne yazık ki sadece 3 milyar avro uluslararası STK'ler vasıtasıyla Kızılayımıza, AFAD'a vesaire verdiği destek var. Yani bu para bizim milli bütçemize girmiyor. Bizim yaptığımız ne? Şu ana kadar 30 milyar doları aştı yaptığımız oradaki yatırımlar. Türkiye'nin farkı bu." "Bugün kendi milli güvenliği için hiç kimsenin icazetini aramadan operasyon düzenleyen, dış politikası bağımsız bir Türkiye var." ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Tabii herkes bize akıl veriyor, 'Sizin Suriye'de ne işiniz var', bize diyorlar ki; 'Suriye'den ne zaman çıkacaksınız'. Tabii bizim onlara verdiğimiz tek cevap var; Sizin Suriye'de ne işiniz var? Suriye'ye sınırınız var mı? Yok. Peki ne işiniz var? 10 bin kilometreden oraya geliyorsun, 3 bin, 5 bin kilometreden oraya geliyorsun ama bizim 911 kilometre sınırımız var. Bu teröristler, bu YPG/PYD, DEAŞ, PKK bütün bunlar havan toplarıyla, füzelerle her an sınıra, bütün sınır şehirlerimize atışlar yapıyorlar. Biz şehitler veriyoruz, bizim yaralılarımız var ve bütün bunlar karşısında biz eli bağlı neyi bekleyeceğiz? Evet biz oradayız, orayı bu teröristlerden temizleyene kadar oradan çıkmayacağız. Şunu çok açık ve samimi söylüyorum; Bizim Suriye'nin topraklarında gözümüz yok ama gözü olanlar lütfen terk etsinler." Kendilerinin sadece 82 milyonun güvenliğini değil yurt dışında yaşayan 6,5 milyon vatandaşının da haklarını savunan diplomasisi güçlü bir Türkiye olduklarını vurgulayan Erdoğan, "Bütün bunlar Türkiye'nin kendine güvendiğinin, kendine inandığının, uzun yıllar sonra potansiyelini yeniden harekete geçirdiğinin işaretleridir. Hiç şüphesiz bu başarıların tamamı hepimizindir, hepimizin eseridir. Bu başarı, öncelikle devletine, iradesine, demokrasisine 15 Temmuz gecesi olduğu gibi gerektiğinde istiklal ve istikbaline canı pahasına sahip çıkan aziz milletimizin başarısıdır. Türkiye bu noktalara tam bir seferberlik ruhuyla hareket ederek geliyor. Sizlerden kalbinizi ferah tutmanızı istirham ediyorum, sizlerden Türkiye'ye inanmanızı, devletinize güvenmenizi istiyorum." ifadesini kullandı. Recep Tayyip Erdoğan, toplantı için daha büyük bir salon bulunamadığını ve bu nedenle yaklaşık bin vatandaşın dışarıda olduğunu, içeride de bazı vatandaşların ayakta kaldığını belirterek, helallik diledi. "TUZAKLARIN HEPSİ ÇÖKÜYOR" Türkiye'nin hem kendi bekasını hem de bölgesinin istikbalini garanti altına alacak adımları kararlılıkla attığına işaret eden Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu: "Türkiye'nin gayretleriyle merkezinde çatışma yerine dayanışmanın, zulmün yerine adaletin, kavga yerine barışın olduğu yeni bir dünya kuruluyor. Silah üzerinden, ölüm üzerinden, acı, kan, baskı ve tehdit üzerinden ülkemize kurulan tuzakların hepsi çöküyor. Türkiye'yi terörle, şantajla terbiye edeceklerini zannedenler, hedeflerine ulaşamamanın mahcubiyetini yaşıyor. 82 milyon tam bir dayanışma içinde huzuruna huzur katarak, kardeşliğini pekiştirerek kutlu yolculuğunu devam ettiriyor." Türkiye ve Birleşik Krallık arasındaki ilişkinin 400 yılı aşkın bir mazisi olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu köklü iş birliğinin günden güne geliştiğini, derinleştiğini, yeni boyutlar kazanarak güçlendiğini gördüklerine dikkati çekti. Birleşik Krallık'ta nüfusu yarım milyona varan dinamik ve üretken bir Türk toplumu bulunduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Buradaki mevcudiyetinizle sizler, ülkelerimiz arasında beşeri bir köprü kuruyorsunuz. Bugün 15-20 sene öncesine kıyasla bu ülkede çok daha etkin, çok daha organize bir diasporaya sahibiz. Türk toplumu, Türkiye ve Birleşik Krallık arasındaki ilişkilerin gelişmesi noktasında da kritik rol oynuyor. Vatandaşlarımızın özellikle ticari hayatta giderek daha da fazla varlık göstermeleri bizleri gururlandırıyor." şeklinde konuştu. Türk girişimcilerin farklı sektörlerde hayata geçirdikleri proje, ortaklık ve kurdukları iş yerleriyle Birleşik Krallık ekonomisine çok ciddi katkılar sağladığına işaret eden Recep Tayyip Erdoğan, "Sizlerin de çabalarıyla iki ülke olarak 2017 başında belirlediğimiz hedef neydi biliyor musunuz? 20 milyar dolarlık ikili ticaret hacmi hedefini neredeyse yakaladık. 2018 senesinde ikili ticaretimiz bir önceki yıla göre yüzde 14 artışla 18 milyar 600 milyon dolara çıktı." dedi. "TURİZM RAKAMLARI KATLANARAK ARTIYOR" Turizm rakamlarının da her sene katlanarak arttığına dikkati çeken Erdoğan, 2018 yılında Birleşik Krallık'tan 2 milyon 250 bin turisti misafir ettiklerini, bu yılın ilk 10 ayında bu rakamın yüzde 13,5 artışla 2 milyon 443 bine ulaştığına değindi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnşallah 2019'u turizm rakamlarında rekorla tamamlayacağız. Yakaladığımız bu ivmenin ekonomiden turizme, savunma sanayinden yatırımlara her alanda kuvvetlenerek devam edeceğine inanıyorum." dedi. Bu konuda bir özeleştiri yapmak istediğini dile getiren Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Vatandaşlarımızın ekonomik hayatta elde ettikleri başarıyı maalesef siyasi alana yeterince yansıtamadıklarını görüyoruz. Halbuki Birleşik Krallık'ın kendine özgü şartları bunu zorunlu kılıyor. Siyasi ve sivil toplum boyutu eksik olan bir Türk diasporasının, kendi geleceğini ilgilendiren politikalara etki gücü de zayıflayacaktır. Milli hassasiyetleri yüksek sivil toplum örgütlerine belki bir çok yere kıyasla Birleşik Krallık'ta daha fazla ihtiyacımız var. Bunun için sizlerden çok daha örgütlü, organize ve dayanışma içinde hareket etmenizi bekliyoruz." Tüm sivil toplum kuruluşlarının bu alanlarda yapacakları çalışmalar ve atacakları adımların çok önemli olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Şayet sizler ümitsizliği, öz güvensizliği kapınıza yaklaştırmazsanız, Allah'ın izniyle size kimse ket vuramaz. Şayet sizler aynı idealler etrafında birbirinize kenetlenirseniz, kimse sizi bölemez, parçalayamaz." ifadelerini kullandı.  - Türkiye hem kendi bekasını hem bölgenin güvenini sağlayacak adımları atıyor. - Türkiye'yi terörle, şantajla terbiye edeceklerini zannedenler, hedeflerine ulaşamamanın mahcubiyetini yaşıyor. - Türk toplumu, Türkiye ve Birleşik Krallık arasındaki ilişkilerin gelişmesi noktasında da kritik rol oynuyor. - 40 yıldır teröre çok kurban verdik. Bütün bunlar olurken kimse kapımızı çalmadı. Terörle mücadelede bize akıl verenlere şunu diyoruz; siz aklınızı kendinize saklayın. - Dünyada hala bazı saygın ülkelerin saygısız bazı liderleri 'İslami terör' ifadesini kullanıyor. Bunu kabullenmemiz mümkün değil. İslam bir barış dinidir. Dinimize asla terörü yaklaştıramazsınız, terörün yanına sıfat olarak İslam'ı koyamazsınız. Bu ifadeyi kullananları lanetliyorum. - Asimilasyon çabaları şu ana kadar dünyanın hiçbir ülkesinde sonuç vermemiştir, vermeyecektir. - Son dönemde tüm Avrupa genelinde ırkçılığın arttığını ve hedeflerinde Türk toplumlarının olduğunu görüyoruz. Yükselen İslam düşmanlığı sadece bizim değil, Tüm Batı toplumunun sorunudur. Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/son-dakika-cumhurbaskani-erdogandan-londrada-sert-mesaj-bu-ifadeyi-kullananlari-lanetliyorum-41389848
Devamını Oku
Standard Post with Image

Merkez Bankası, 2020 para ve kur politikasını açıkladı!

TCMB '2020 yılı para ve kur politikası' raporunu açıkladı. Para Politikası Kurulu, 2020'de önceden açıklanan bir takvim çerçevesinde yılda 12 toplantı yapacak.   Merkez Bankası'nın raporunun detayları şöyle:   1. TCMB’nin temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır. TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki bütün araçları kullanmaktadır. Para politikası kararları, enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve enflasyonu etkileyen diğer tüm unsurlardaki gelişmeler dikkate alınarak oluşturulmaktadır. TCMB, fiyat istikrarı açısından tamamlayıcı bir unsur olan finansal istikrarı da gözetmeye devam ederken, başta enflasyon ve iktisadi faaliyet olmak üzere makroekonomik göstergelerin tamamını dikkate alan veri odaklı bir yaklaşım ile hareket edecektir.   2. Enflasyon hedefi, Hükümet ile varılan mutabakatla uyumlu olarak yüzde 5 olarak korunmuştur. Para politikası, enflasyonu bu hedefe kademeli olarak yaklaştıracak şekilde oluşturulacaktır. Enflasyonun hedeflerden belirgin olarak saptığı dönemlerde TCMB’nin Enflasyon Raporlarında yayımladığı enflasyon tahminleri ara hedef işlevini görmektedir. Dolayısıyla enflasyonun gelecek dönemdeki seyri konusunda iktisadi birimlere rehberlik etmesi öngörülen değerler, kısa vadede enflasyon tahminleri, orta vadede ise enflasyon hedefleridir. 2019 yılı Ekim ayı Enflasyon Raporunda yayımlanan dezenflasyon patikası ile enflasyonun, öncelikle tek hanelere indirilmesi; daha sonra ise kademeli olarak azalarak yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanması hedeflenmektedir.   3. Enflasyon hedefine ilişkin belirsizlik aralığı, önceki yıllarda olduğu gibi hedef etrafında her iki yönde 2 yüzde puan olarak korunmuştur. Yıl içinde enflasyon gelişmelerine ilişkin kapsamlı değerlendirmeler Enflasyon Raporu aracılığıyla kamuoyuyla paylaşılacaktır. Yıl sonunda gerçekleşen enflasyonun belirsizlik aralığının dışında kalması durumunda ise hesap verebilirlik ilkesi gereği Hükümet’e “Açık Mektup” yazılacaktır.   4. Dalgalı döviz kuru rejimi uygulaması devam edecektir. Uygulanmakta olan kur rejiminde, döviz kuru bir politika aracı olarak kullanılmamaktadır. İktisadi temeller, uygulanmakta olan para ve maliye politikaları, uluslararası gelişmeler ve beklentiler döviz arz ve talebinin temel belirleyicileridir. TCMB’nin nominal ya da reel olarak herhangi bir kur hedefi bulunmamaktadır. Ancak, döviz kurunun iktisadi temellerden belirgin şekilde kopması ve döviz kurundaki hareketlerin fiyat istikrarını kalıcı olarak etkilemesi veya finansal istikrara dair risk oluşturması halinde TCMB, bu duruma kayıtsız kalmayacak ve sahip olduğu araçlarla gerekli tepkiyi verecektir. TCMB, döviz piyasalarının etkin bir şekilde çalışabilmesi için döviz kuru gelişmelerini ve buna dair her türlü risk faktörünü yakından takip etmeye, gerekli önlemleri almaya ve TCMB rezervlerinin etkin kullanımı esasıyla ilgili araçları kullanmaya devam edecektir.   5. TCMB, 2019 yılında parasal duruşunu enflasyonun ana eğilimine dair göstergeleri dikkate alarak belirlemiş; parasal sıkılık düzeyini, enflasyondaki düşüşün sürekliliğini ve hedeflenen patika ile uyumunu sağlayacak şekilde oluşturmuştur. TCMB’nin enflasyon tahminleri ve bunların ima ettiği ana eğilimler karar alma sürecinde önemli bir yer teşkil etmektedir. TCMB, 2019 yılının ilk yarısında, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 24 düzeyinde sabit tutarken likidite yönetimine ilişkin destekleyici adımlar atmıştır. Sıkı para politikası duruşu ile güçlü politika koordinasyonu neticesinde birikimli döviz kuru etkilerinin azalması ve iç talebin ılımlı seyri, enflasyon dinamiklerinde belirgin bir iyileşme sağlamıştır. TCMB, enflasyon görünümündeki iyileşmeye bağlı olarak Temmuz, Eylül ve Ekim aylarında kademeli olarak politika faizini yüzde 14 seviyesine düşürmüştür.   6. 2019 yılında TCMB, finansal piyasalarda gözlenen oynaklıklar ve sağlıksız fiyat oluşumlarına karşı piyasaların ve aktarım mekanizmasının etkin işleyişini desteklemek amacıyla politika faizi dışında sahip olduğu araç setini genişleterek kullanmayı sürdürmüştür. . Bu kapsamda, Mart ayının son haftasında yurt dışı swap piyasasındaki arz ve talep dengesizliğinin swap faizleri üzerindeki olumsuz etkilerini sınırlamak amacıyla, TCMB bünyesindeki Döviz Karşılığı Türk Lirası Swap Piyasasında vadesi gelmemiş toplam swap (TCMB tarafından spotta döviz alınıp vadede döviz satılan swap) işlem miktarı kademeli olarak artırılarak, Döviz ve Efektif Piyasaları işlem limitlerinin yüzde 40’ına yükseltilmiştir.   7. Mayıs ayından itibaren Borsa İstanbul (BIST) Swap Piyasasında ABD doları ve euro cinsinden para politikası faiz oranlarıyla uyumlu bir şekilde bir haftadan uzun vadelerde işlem yapılmaya başlanmıştır. Ayrıca, Ağustos ayında TCMB bünyesinde kotasyon yöntemiyle ve 1 hafta vadeli olarak gerçekleştirilmekte olan döviz karşılığı Türk lirası swap işlemlerinin geleneksel ihale (çoklu fiyat) yöntemiyle ve 1, 3 ve 6 ay vadeli olarak da gerçekleştirilmesine karar verilmiştir.   8. Finansal piyasaların derinleşmesine ve para politikası aktarım mekanizmasının etkinliğinin artırılmasına sağladığı katkılar dikkate alınarak Piyasa Yapıcılığı Sisteminin desteklenmesi amacıyla Piyasa Yapıcı (PY) bankalara Açık Piyasa İşlemleri (APİ) çerçevesinde likidite imkânı kullandırılması uygulamasına 17 Haziran 2019 tarihinde yeniden başlanmıştır. TCMB tarafından gecelik vadeli repo işlemleri yoluyla ve limit dahilinde kullandırılan söz konusu likidite imkânına uygulanan faiz oranı, politika faiz oranının 100 baz puan altında belirlenmiştir.   9. 2019 yılı boyunca yaşanan gelişmeler sonucunda bankaların TCMB swap imkânlarını yoğun bir şekilde kullandıkları gözlenmiştir. Bu kapsamda sistemin fonlama ihtiyacının büyük kısmının TCMB taraflı swap imkânları ile karşılanması APİ yoluyla fonlamanın kademeli olarak gerilemesine neden olmuştur. 2019 yılında APİ fonlaması, büyük ölçüde bir hafta vadeli repo ihaleleri ile gerçekleştirilmiş ancak finansal piyasalarda yaşanan gelişmeler dikkate alınarak yıl içinde iki defa haftalık repo ihalelerine ara verilmiştir. Haftalık repo ihalelerine ara verilen her iki dönemde 2 de TCMB fonlamasının tamamı gecelik borç verme faiz oranı üzerinden sağlanmış ve BIST gecelik repo faizleri TCMB faiz koridorunun üst bandına yakınsamıştır. Bankalara PY imkânı çerçevesinde sağlanan likiditenin sistemin fonlama ihtiyacı içindeki payı sınırlı kalmıştır.    10. TCMB, yurt içi altın tasarruflarının finansal sisteme kazandırılması amacıyla bu dönemde de çeşitli adımlar atmaya devam etmiştir. Yurt içinde sağlıklı çalışan bir altın piyasasının oluşabilmesi için etkin bir altın swap piyasasının varlığı önem arz etmektedir. Bu kapsamda, 2019 yılı Mayıs ayında TCMB bünyesinde Türk Lirası Karşılığı Altın Swap Piyasası ve Ekim ayında Döviz Karşılığı Altın Swap Piyasası açılarak, bankaların likidite yönetimine katkı sağlanmıştır. Her iki piyasada da işlemler, bankalara tanınan limitler dâhilinde gerçekleştirilmektedir.   11. TCMB, zorunlu karşılıkların finansal istikrarı destekleyecek şekilde makro ihtiyati bir araç olarak daha esnek ve etkin kullanılmasına yönelik bazı değişiklikler yapmıştır. 2019 yılı Temmuz ayında, 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu’nda yapılan değişiklikle, zorunlu karşılık uygulamasında bankaların sadece yükümlülüklerinin değil, bilanço içi ve dışı uygun görülen kalemlerin de esas alınabilmesi mümkün hale gelmiştir. Bu çerçevede, Ağustos ayında zorunlu karşılıkların finansal istikrarı destekleyecek şekilde makro ihtiyati bir araç olarak daha esnek ve etkin kullanılmasına karar verilmiştir. Buna göre Türk lirası zorunlu karşılık oranları ve Türk lirası cinsinden tesis edilen zorunlu karşılıklara ödenecek faiz/nema oranı, bankaların dövize endeksli kredileri ile bankalara kullandırılan krediler hariç Türk lirası cinsi standart nitelikli ve yakın izlemedeki nakdi kredileri toplamının yıllık büyüme oranları ile ilişkilendirilmiştir.   12. Para Politikası Kurulu (Kurul), 2020 yılında, önceden açıklanan bir takvim çerçevesinde yılda 12 toplantı yapacaktır 3 . Bununla beraber 2021 yılına dair ilk üç toplantı tarihi de takvim çerçevesinde açıklanmaktadır 4 . Para politikası kararı ile kısa gerekçesi, İngilizce çevirisi ile birlikte, toplantı ile aynı gün saat 14.00’te; Kurul’un ayrıntılı değerlendirmelerini içeren toplantı özeti ise toplantıyı takip eden beş iş günü içinde TCMB internet sayfasında yayımlanacaktır. 13. Önümüzdeki dönemde iletişim politikası, destekleyici bir araç olarak etkin bir biçimde kullanılacaktır. Para politikasının temel iletişim araçları Kurul duyuruları ve Enflasyon Raporu’dur. Enflasyon Raporu’nun yılda dört defa yayımlanmasına ve para politikası uygulamalarının kamuoyu ile iletişiminin etkin bir şekilde yapılabilmesi amacıyla bilgilendirme toplantılarıyla tanıtılmasına devam edilecektir. Ayrıca, Türk lirası ve döviz likiditesi yönetimine ilişkin alınan kararlar kamuoyu ile paylaşılmaya devam edilecektir.   14. Fiyat istikrarı ve finansal istikrarın kalıcı olarak sağlanması, toplumsal refah ve potansiyel büyüme açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çerçevede, fiyat istikrarını sağlamanın öneminin kamuoyuyla paylaşılması iletişim politikasının temel önceliklerinden birisi olacak ve iletişim kanalları en üst düzeyde kullanılacaktır. Bu kapsamda, yatırımcılar, analistler ve ekonomistler ile belli bir takvim çerçevesinde yapılan teknik içerikli toplantılar devam edecektir. TCMB iletişiminin önemli hedef gruplarından olan basın, akademik çevreler, genel kamuoyu ile iletişim etkin bir biçimde sürdürülecektir. Başkan tarafından TCMB’nin faaliyetleri, para politikası uygulamaları ve döneme özgü iktisadi tartışma konuları hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu ve diğer platformlarda yapılan sunumlar ve konuşmalar da kamuoyunun bilgilendirilmesinde önemli bir paya sahip olacaktır.   15. Finansal İstikrar Raporu, TCMB’nin bir diğer önemli iletişim aracı olmaya devam edecektir. Bunun yanı sıra, Aylık Fiyat Gelişmeleri Raporu, TCMB tarafından yayımlanan çalışma tebliğleri, ekonomi notları ve blog yazıları ile düzenlenen konferanslar da iletişim politikasının bir parçasını oluşturacaktır. Önceki yıllarda olduğu gibi, sosyal medya, Herkes İçin Ekonomi mikrositesi gibi platformlar kullanılmaya; toplantılar, seminerler ve etkinlikler düzenlenmeye devam edilecektir.   16. TCMB, para politikası çerçevesini oluştururken kullanılan bilgi setini çeşitlendirmeye ve zenginleştirmeye büyük önem vermektedir. Mikro düzeydeki dinamikleri ve saha bilgilerini yakından analiz etmeye olanak sağlayan veriler ile finansal sektöre ilişkin yüksek frekanslı veriler de bu süreçte yoğun olarak kullanılmaktadır. Bu çerçevede iletişim ağını güçlendirmek amacıyla reel ve finansal sektör temsilcileriyle yapılan görüşmelere önümüzdeki dönemde de devam edilecektir.   17. Son dönemde enflasyon dinamiklerinde önemli bir iyileşme kaydedilmekle birlikte, Türkiye’de enflasyon oranı akran ülkelere kıyasla halen yüksek seyretmektedir. Enflasyondaki düşüşü kalıcı hale getirebilmek için para politikasındaki temkinli duruşun sürdürülmesi gerekmektedir. Enflasyondaki düşüş sürecinin devamlılığı, ülke risk priminin ve uzun vadeli faizlerin gerilemesi açısından büyük önem taşımaktadır. TCMB’nin amacı enflasyonu önce tek  anelere indirmek, sonrasında da nihai hedef olan yüzde 5’e düşürmektir.     18. Para politikasındaki kararlı duruş fiyat istikrarı açısından bir ön koşul olmakla birlikte enflasyonla mücadele deneyimimiz, fiyat istikrarı yolunda para politikasının tek başına yeterli olmayacağını göstermiştir. Enflasyonla mücadelede toplumsal mutabakat ve ortak bir çabanın önemi büyüktür. Bu nedenle, tüm paydaşları içeren bütüncül bir çabaya ihtiyaç vardır. Uygun bir parasal ve mali duruşun yanında, enflasyondaki düşüşü geciktiren veya zorlaştıran yapısal katılıkların azaltılması önem taşımaktadır. Enflasyondaki katılık ve oynaklıkları azaltacak yapısal reformlara devam edilmesi fiyat istikrarına ve toplumsal refaha önemli katkıda bulunacaktır.   19. Fiyat istikrarına ulaşılabilmesi ve ekonominin dengeli, sürdürülebilir bir büyüme patikasına yönlendirilebilmesi için maliye politikasında da disiplinin devamlılığı esastır. Mali disiplinin sürdürülmesi Türkiye ekonomisinin dış şoklara karşı duyarlılığını azaltan temel unsurlardan biri olmuştur. Küresel belirsizliklerin yüksek olduğu mevcut konjonktürde, bu kazanımların korunarak daha da ileriye götürülmesi önem taşımaktadır. Yasası gereği fiyat istikrarına odaklanmış bir merkez bankası, bütçe ve maliye politikası gelişmelerini yakından takip etmek ve gerektiğinde bu politikaların enflasyon üzerindeki yansımalarına tepki vermek durumundadır. Dolayısıyla, maliye politikasına ilişkin gelişmeler enflasyon görünümüne etkileri bakımından önümüzdeki dönemde de yakından takip edilmeye devam edecektir.   20. 2018 yıl sonu itibarıyla 93,1 milyar Türk lirası olan sistemin fonlama ihtiyacı yıl boyunca yaklaşık 18,6 milyar Türk lirası artış göstererek 4 Aralık 2019 tarihi itibarıyla 111,7 milyar Türk lirası seviyesine yükselmiştir. Bu dönemde, sistemin fonlama ihtiyacını temelde para tabanı gelişmeleri, enerji ithalatçısı kamu iktisadi teşebbüslerine gerçekleştirilen döviz satımları ve kamu kesimi işlemleri artırıcı yönde, ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetler reeskont kredileri ile zorunlu karşılık oranlarındaki düşüşler ise azaltıcı yönde etkilemiştir.   21. Sistemin fonlama ihtiyacının önemli bir bölümü TCMB ve BIST bünyesinde gerçekleştirilen döviz karşılığı TL swap işlemleriyle karşılanırken TCMB bünyesindeki TL Karşılığı Altın Swap Piyasası işlemleriyle sınırlı miktarda fonlama sağlanmış, APİ aracılığıyla sağlanan net fonlama miktarı ise 29,5 milyar Türk lirası seviyesinde gerçekleşmiştir. TCMB taraflı swap imkânları, bankalara döviz kuru riski ve likidite yönetiminde esneklik sağlarken, swap piyasasında ortaya çıkabilen arz talep dengesizliğinin azaltılmasına ve piyasa faizlerinin politika faiz oranlarıyla uyumlu gerçekleşmesine katkı sağlayarak para politikası aktarım mekanizmasının etkinliğini de artırmaktadır.   22. TCMB, 2019 yılında APİ çerçevesinde bir hafta vadeli repo ihaleleri ve PY likidite imkânıyla fonlama sağlamıştır. Repo işlemlerinin depo işlemine dönüştürülebilme imkânı bankalarca kullanılmaya devam edilmiştir. Bu dönemde BIST Repo-Ters Repo Pazarı’ndaki gecelik repo faizlerinin politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı etrafında oluştuğu gözlenmiştir. Diğer taraftan, finansal piyasalarda yaşanan gelişmeler dikkate alınarak 22 Mart ve 9� Mayıs 2019 tarihlerinde yapılan duyurular ile bir hafta vadeli repo ihalelerine kısa süreliğine ara verilmiştir.   23. TCMB’nin 22 Aralık 2018 tarihli “Zorunlu Karşılıklar Hakkında Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ” hükümleri çerçevesinde finansal piyasaların derinleşmesine ve etkinliğine katkı sağlamak amacıyla, BIST bünyesinde yapılan tüm repo işlemleri zorunlu karşılık uygulamasından muaf tutulmuştur. Böylece bankaların birbirleriyle ve sadece portföyleri hesabına işlem yapabildiği ve fon sağlayan tarafın zorunlu karşılığa tabi olmadan repo işlemleri gerçekleştirebildiği Bankalararası Repo-Ters Repo Pazarı’na olan ihtiyaç ortadan kalkmıştır. Bu kapsamda, repo piyasalarının birleştirilmesi mümkün hale gelmiş ve 28 Aralık 2018 tarihi itibarıyla BIST tarafından Bankalararası Repo-Ters Repo Pazarı kapatılmıştır.   24. Borçlanma piyasası araçlarında, finansal türev ürünlerde ve çeşitli finansal sözleşmelerde dayanak varlık veya karşılaştırma ölçütü olarak kullanılabilecek yüksek işlem hacmine sahip kısa vadeli bir Türk lirası referans faiz oranı oluşturulması için Hazine ve Maliye Bakanlığı, TCMB, Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği, İstanbul Takas ve Saklama Bankası A.Ş. ve BIST tarafından yürütülen ortak çalışmalar sonucunda 17 Haziran 2019 tarihinden itibaren BIST tarafından, Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı (TLREF) hesaplanmaya ve yayımlanmaya başlanmıştır. Son dönemde TLREF’e dayalı tahvil ihraçları gerçekleşirken aynı zamanda TLREF üzerine yazılmış vadeli faiz sözleşmeleri ve swap işlemleri gibi türev ürünler oluşturulmaktadır.   25. Bankacılık sektörü teminat yönetimindeki esnekliğin artırılması amacıyla, 2019 yılı Ocak ayında, Türk lirası işlemler karşılığında teminata kabul edilen Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) ve HMVKŞ tarafından yurt içinde ihraç edilen kira sertifikalarının tüm vadeler için %5 olan iskonto oranları, vade ayrımı gözetilerek yeniden düzenlenmiştir. Bu kapsamda, vadesine 2 yıldan az kalan kıymetlerin, vadesi 2 ile 5 yıl arasında olan kıymetlerin ve vadesi 5 yıldan uzun olan kıymetlerin iskonto oranları sırasıyla, yüzde 1, yüzde 2 ve yüzde 3 olarak belirlenmiştir.    26. BIST nezdinde, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile kamu sermayeli kurumlar tarafından kurulan varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen Türk lirası ödemeli kira sertifikalarının işlem gördüğü Taahhütlü İşlemler Pazarında, TCMB tarafından gecelik vadede 17 Aralık 2018 tarihinden itibaren repo işlemleri, 27 Mayıs 2019 tarihinden itibaren ise ters repo işlemleri yapılmaya başlanmıştır.   27. 2018 yılı Kasım ayında başlanan TCMB bünyesindeki Döviz Karşılığı Türk Lirası Swap imkânının bankalar tarafından kullanımı ilk etapta sınırlı düzeyde kalmıştır. Ancak, 2019 yılı Mart ayında yurt dışı swap piyasasında yaşanan gelişmelerin ardından bankaların bu imkânı kullanımının hızla arttığı gözlenmiştir. Bu çerçevede, söz konusu piyasadaki vadesi gelmemiş toplam swap işlem miktarı kademeli olarak artırılarak Döviz ve Efektif Piyasaları işlem limitlerinin yüzde 10’undan yüzde 40’ına yükseltilmiştir.   28. 2019 yılının ilk 3 ayında Türk Lirası Depoları Karşılığı Döviz Depoları ihalelerine devam edilmiş ve bankalara maksimum 2,5 milyar ABD doları tutarında döviz likiditesi sağlanmıştır. Ancak, 2019 yılı Mart ayında yurt dışı piyasalarda yaşanan gelişmeler bankaların TCMB’den talep ettiği Türk lirası fonlama miktarının artmasına neden olmuş ve Türk Lirası Depoları Karşılığı Döviz Depoları ihalelerine ihtiyaç kalmadığı değerlendirilerek ara verilmiştir.   29. 2009 yılında G20 Zirvesi’nde tezgah üstü türev işlemlerin organize piyasa ve elektronik platform işlem süreçlerine dahil edilmesi yönünde alınan karar sonrası, büyük bir kısmı tezgâhüstü piyasada yapılan swap işlemlerinin organize piyasada merkezi takas sürecine dahil edilerek gerçekleştirilmesine de olanak sağlanması amacıyla 2018 yılı Ekim ayında BIST bünyesinde Swap Piyasası faaliyete başlamıştır. Söz konusu piyasa parasal aktarım  mekanizmasının etkinliğini artırarak ve bankalar açısından sistemsel likidite riskini azaltarak finansal istikrara katkı sağlamaktadır. TCMB tarafından da bu piyasada ABD doları ve euro para birimleri cinsinden para politikası faiz oranları ile uyumlu bir şekilde bir haftadan daha uzun vadeli işlemler gerçekleştirilmektedir. 4 Aralık 2019 tarihi itibarıyla BIST Swap Piyasası’ndaki TCMB taraflı swap işlem tutarı 13,3 milyar ABD doları seviyesindedir.   30. Bankaların likidite yönetimine katkıda bulunmak amacıyla 5 Ağustos 2019 tarihinden itibaren kotasyon yöntemiyle gerçekleştirilen 1 hafta vadeli döviz karşılığı Türk lirası swap işlemlerinin geleneksel ihale (çoklu fiyat) yöntemiyle 1, 3 ve 6 ay vadeli olarak da gerçekleştirilmesine karar verilmiştir. Geleneksel ihale yöntemiyle döviz karşılığı Türk lirası swap işlemlerine başlanması ile birlikte 6 Ağustos 2019 tarihinde kotasyon yöntemiyle gerçekleştirilen Döviz Karşılığı Türk lirası Swap Piyasasında vadesi gelmemiş toplam swap işlem limiti Döviz ve Efektif Piyasaları işlem limitlerinin yüzde 20’sine indirilmiş ve ihale yöntemiyle yapılacak işlemler için de yüzde 20’lik işlem limiti belirlenmiştir. İhale yöntemiyle gerçekleştirilen işlemlerde banka bazında işlem limiti bulunmamaktadır. 2019 yılı içerisinde ihale yöntemiyle 1 ay ve 3 ay vadeli olmak üzere toplamda 2,75 milyar ABD doları tutarında 3 ihale düzenlenmiş olup söz konusu ihalelerdeki faiz oranları piyasa faiz oranları ile uyumlu seyretmiştir. 4 Aralık 2019 itibarıyla kotasyon yöntemiyle gerçekleştirilen Döviz Karşılığı Türk Lirası Swap Piyasasındaki stok miktarı 306 milyon ABD doları olup geleneksel ihale yöntemiyle gerçekleştirilen swap işlemleri kaynaklı stok ise bulunmamaktadır.   31. Diğer taraftan, bankaların likidite yönetimindeki etkinliğin artırılması ve altın cinsi tasarrufların finansal sisteme dahil edilmesine katkı sağlamak amacıyla Mayıs ayında alım yönlü Türk Lirası Karşılığı Altın Swap Piyasası; Ekim ayında ise alım ve satım yönlü Döviz Karşılığı Altın Swap Piyasası açılmıştır. Söz konusu işlemler bankalarla kotasyon yöntemiyle 1 hafta vadeli olarak gerçekleştirilmektedir. Her iki piyasada da vadesi gelmemiş toplam altın swap miktarı 100 ton olarak belirlenmiş ve söz konusu miktarlar bankalara Döviz ve Efektif Piyasaları işlem limitleri oranınca dağıtılmıştır. 4 Aralık 2019 tarihi itibarıyla; Türk Lirası Karşılığı Altın Swap piyasasındaki stok tutarı 13,7 ton seviyesindedir. Döviz Karşılığı Altın Swap piyasasındaki stok tutarı ise alım yönünde 25,9 ton seviyesinde olup, satım yönünde ise işlem bulunmamaktadır. Ayrıca, bu dönemde Döviz Karşılığı Altın Piyasası işlemleri ile Türk lirası karşılığında cevherden üretilen altın alımı kapsamında işlemlere devam edilmiştir. Söz konusu piyasalar yurt içinde sağlıklı çalışan bir altın piyasası oluşumuna da katkı sağlamaktadır.   32. TCMB, döviz piyasalarının etkin işleyişine katkı sağlamak amacıyla, 31 Ağustos 2018 tarihinde başladığı BIST nezdinde faaliyet gösteren Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası’nda (VİOP) TL uzlaşmalı vadeli döviz işlemlerine, 2019 yılında da piyasa koşullarına bağlı olarak devam etmiştir.   33. 2019 yılında döviz piyasalarında ihale veya doğrudan satış yöntemiyle döviz satışı gerçekleştirilmezken, 2019 yılında enerji ithalatçısı kamu iktisadi teşebbüslerinin 5,84 milyar ABD doları tutarındaki döviz talebi TCMB tarafından karşılanmıştır.   34. Bankaların TCMB’den 1 hafta ve 1 ay vadeli döviz deposu almak üzere kullanabilecekleri yaklaşık 50 milyar ABD doları seviyesinde toplam limitleri bulunmaktadır. Ayrıca bankalar kendilerine tanınan limitler çerçevesinde TCMB’ye 1 hafta, 2 hafta ve 1 ay vadeli teminat döviz depo getirebilmektedir. Yurt dışındaki referans faiz oranlarındaki gelişmeler çerçevesinde ABD doları döviz depo alış oranları tüm vadelerde kademeli olarak yüzde 2,25’ten yüzde 1,50’ye, 1 hafta vadeli ABD doları döviz depo satış oranı kademeli olarak yüzde 4,25’ten yüzde 3,50’ye ve 1 ay vadeli ABD doları döviz depo satış oranı ise kademeli olarak yüzde 5,00’ten yüzde 4,25’e indirilmiştir.   35. Zorunlu karşılıklar ve ROM, döviz rezervlerini ve döviz likiditesini etkileyen diğer önemli araçlardır. Şubat ayında Türk lirası zorunlu karşılık oranlarının indirilmesi, Mayıs ayında ROM döviz imkânı üst sınırının düşürülmesi ve Ağustos ayında kredi büyümesi referans değerler arasında yer alan bankaların TL zorunlu karşılık oranlarının indirilmesi ile ROM kapsamında finansal sisteme yaklaşık 8,1 milyar ABD doları döviz likiditesi sağlanmıştır. Diğer taraftan, Mayıs, Ağustos ve Eylül aylarında yabancı para zorunlu karşılık oranlarında yapılan artışlar ile piyasadan yaklaşık 11,4 milyar ABD doları likidite çekilmiştir.   36. TCMB nezdinde ABD doları cinsinden tutulan zorunlu karşılıklara, rezerv opsiyonlarına ve ihbarlı döviz mevduat hesaplarına ödenen faiz oranı Ağustos ve Eylül aylarında 100’er baz puan indirilerek yüzde 0 seviyesine düşürülürken, TCMB nezdindeki bloke zorunlu karşılık ve ihbarlı döviz mevduat hesaplarında tutulan euro cinsi döviz hesap bakiyelerine uygulanmakta olan komisyon oranında (yüzde 0) herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.   37. TCMB Kanunu’nun 45’inci maddesi çerçevesinde, döviz üzerinden düzenlenen senetlerin reeskonta kabulü suretiyle Türkiye İhracat Kredi Bankası A.Ş. (Türk Eximbank) ve ticari bankalar aracılığıyla ihracatçılar ile döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetlerde bulunan firmalara TL olarak kullandırılan reeskont kredileri, vade sonunda döviz olarak geri ödenmesi özelliğiyle 2019 yılında da TCMB döviz rezervlerine en fazla katkıyı sağlayan araç olmaya devam etmiştir. Bu krediler aracılığıyla firmalara düşük maliyetle finansman sağlanması mal ve hizmet ihracatının artırılmasını desteklemektedir. Kredi kullanan firma sayısında görülen istikrarlı artış ile kredinin tabana yayılmasının devam etmesi dış ticaretin dengelenmesine katkı sağlamaktadır. Ayrıca, yeni pazarlara yönelik ihracat ile yüksek teknolojili ürün ihracatına daha uzun vadeli reeskont kredisi kullanma imkânı sunulması yoluyla ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi ve katma değeri yüksek ürünlerin ihracı teşvik edilmektedir.   38. Bankamızca reeskont kredilerine uygulanan referans faiz oranları 2019 yılında da değiştirilmemiş olup 120 güne kadar vadeli reeskont kredilerine 1 aylık LIBOR/EURIBOR, 121- 360 gün vadeli kredilere ise 6 aylık LIBOR/EURIBOR uygulanmaktadır.   39. 2019 yılının sonunda reeskont kredisi kullanımının yaklaşık 25,4 milyar ABD doları olması beklenmekte ve reeskont kredilerinin TCMB döviz rezervlerine katkısının yaklaşık 22,5 milyar ABD doları olması öngörülmektedir. Halihazırda reeskont kredisi geri ödemelerinden kaynaklanan 20,5 milyar ABD doları TCMB rezervlerine katkı sağlamıştır.   40. TCMB para ve kur politikası araçları kaynaklı olarak rezerv seviyesi ve kompozisyonunda dönemsel dalgalanmalar gözlenebilmektedir. Bu dönemde TCMB’nin bankalara sağladığı imkânlar arasında yer alan ROM uygulamasında yapılan değişiklikler ve enerji ithalatçısı kamu iktisadi teşebbüslerine gerçekleştirilen döviz satımları rezervleri azaltıcı yönlü, reeskont kredisi geri ödemeleri, yabancı para zorunlu karşılık oranlarındaki artışlar ile bankaların TCMB swap imkânlarının kullanımı ise rezervleri artırıcı yönde etkilemiştir.   41. Küresel iktisadi faaliyetteki zayıf seyir ve enflasyona dair aşağı yönlü riskler belirginleşirken gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikaları genişleyici yönde şekillenmektedir. Bu durum gelişmekte olan ülke finansal varlıklarına yönelik talebi ve risk iştahını desteklemektedir. Ancak, ticarette korumacılık önlemleri ve küresel ekonomi politikalarına dair diğer belirsizlikler gerek sermaye akımları gerekse dış ticaret kanalıyla Türkiye ekonomisini etkileme  potansiyeli taşımaktadır. Bu kapsamda, küresel büyüme ve ticaret savaşlarına ilişkin endişeler ile gelişmekte olan ülke varlıklarına yönelik risk iştahındaki oynaklıklar 2020 yılı için yukarı yönlü risk unsurları arasında ön plana çıkmaktadır. TCMB, 2020 yılında fiyat istikrarının sağlanması hedefi doğrultusunda elindeki politika araçlarını en etkin şekilde kullanmaya devam edecektir. Bankaların TL ve döviz likidite yönetimlerine katkıda bulunmak amacıyla TCMB, 2019 yılında olduğu gibi piyasa şartları gereğince dengeleyici ve finansal istikrarı destekleyici bir rol oynamayı sürdürecektir. Ayrıca, TCMB piyasa koşulları elverdiği müddetçe rezervleri artırma politikasına devam edecektir.   42. 2020 yılında bir hafta vadeli repo ihaleleri temel politika aracı olarak kullanılmaya devam edilecektir. Bu çerçevede, Türk lirası likidite yönetiminde; • Günlük repo ihale miktarı belirlenirken ikincil piyasa gecelik faiz oranları ortalamasının politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı civarında oluşması, • Uygulanan likidite yönetimi stratejisi ile uyumlu şekilde para piyasalarının etkin ve istikrarlı çalışması, • Kullanılan araçların para politikasının etkinliğini desteklemesi, • Ödeme sistemlerinin kesintisiz çalışmasının temini, • Operasyonel yapının piyasalardaki olağandışı gelişmelere karşı yeterli esnekliğe sahip olması hedeflenecektir. Bu hedeflere ulaşmak ve para politikasının etkinliğini artırmak için likidite yönetimi genel çerçevesi belirlenirken, piyasadaki likidite düzeyi ve likiditenin sistem içindeki dağılımı da dikkate alınacaktır.   43. Likiditenin haftanın günlerine dengeli dağılımının sağlanması amacıyla gerekli görülen günlerde vadeleri 5-12 gün arasında olmak kaydıyla farklı vadelerde birden fazla repo ihalesi açılmaya devam edilebilecektir. Diğer taraftan, likidite koşullarına bağlı olarak bazı günlerde bir hafta vadeli repo ihaleleri açılmayabilecektir.   44. TCMB’nin, likidite yönetiminde araç çeşitliliğini ve operasyonel esnekliğini koruyabilmesi için teknik nedenlerle APİ portföyünde yeterli miktarda DİBS veya HMVKŞ tarafından ihraç edilen Türk lirası cinsi kira sertifikası bulundurması gerekmektedir. Önümüzdeki dönemde sistemin fonlama ihtiyacı ve bankacılık sistemindeki likidite dağılımına dair gelişmeler göz önünde bulundurularak para piyasası faiz oranları üzerindeki operasyonel esnekliğin korunması amacıyla;   • 2019 yılı için nominal 18,9 milyar TL olarak belirlenen TCMB Açık Piyasa İşlemleri portföy nominal büyüklüğünün, 2020 yılında azami TCMB analitik bilanço aktif toplamının yüzde 5’i olarak belirlenmesi, • 2020 yılında vadesi gelecek nominal 5,2 milyar TL’lik kısım dahil olmak üzere söz konusu hedefe ulaşmak üzere doğrudan alım işlemlerinin gerçekleştirilmeye devam edilmesi,   • Doğrudan alım işlemlerinin, TCMB açık piyasa portföyünün itfa profili, piyasadaki likidite koşulları ve Hazine ve Maliye Bakanlığı iç borçlanma programı dikkate alınarak yıl içerisinde dengeli ve öngörülebilir bir çerçevede gerçekleştirilmesi, doğrudan alımı yapılacak kıymetlerin alım yapılacak ayın ilk iş günü saat 10.00’da veri dağıtım firmaları aracılığıyla ilan edilmesi, • Alım ihalelerinin Pazartesi, Çarşamba ve/veya Cuma günleri bir iş günü sonrası valörlü gerçekleştirilmesi, • Her bir ihale tutarının nominal en fazla 150 milyon TL olması, • İhalelere ilişkin diğer hususlarda mevcut düzenlemelerin geçerli olması ile birlikte gerektiğinde her türlü değişikliğin yapılabilmesi planlanmaktadır. 45. TCMB, 2020 yılında zorunlu karşılık uygulamasını temel para politikası aracı olan kısa vadeli faiz politikasını destekleyici ve ince ayar bir araç olarak etkin ve esnek bir şekilde kullanmaya devam edecektir.   2020 Yılında Döviz Likiditesi Yönetimi Çerçevesi   46. TCMB nezdindeki Döviz Depo Piyasasında bankalara toplam yaklaşık 50 milyar ABD doları limit ile bir hafta ve bir ay vadeli döviz likiditesi imkânı sağlanmaya devam edilecektir.   47. Bankalar kendilerine tanınan limitler çerçevesinde TCMB’ye bir hafta, iki hafta ve bir ay vadeli teminat döviz veya altın deposu getirebilecektir.   48. Enerji ithalatçısı kamu iktisadi teşebbüslerinin döviz ihtiyacının gerekli görülen kısmı Hazine ve Maliye Bakanlığı ile TCMB tarafından doğrudan karşılanacaktır. Bu kapsamda gelen taleplerin ne kadarının karşılanacağına piyasa koşulları çerçevesinde karar verilmeye devam edilecektir.   49. Döviz Karşılığı Türk Lirası Swap Piyasası işlemlerine ve BIST Swap Piyasasında TCMB taraflı işlemlere 2020 yılında da devam edilebilecektir. Ayrıca, piyasa koşullarına göre ihtiyaç duyulması durumunda; Döviz Karşılığı Türk Lirası Swap İhaleleri de gerçekleştirilebilecektir. Türk Lirası Depoları Karşılığı Döviz Depoları ihaleleri ihtiyaç duyulması halinde tekrar düzenlenebilecektir.   50. Bankaların likidite yönetiminin desteklenmesi amacıyla Türk Lirası ve Döviz Karşılığı Altın Swap Piyasası işlemlerine, döviz karşılığı altın alım ve satım işlemlerine ve Türk lirası karşılığı altın alım işlemlerine 2020 yılında da devam edilecektir.   51. Piyasa koşullarına bağlı olarak, BIST VİOP nezdindeki Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz işlemlerine devam edilebilecektir.   52. Piyasa derinliğinin kaybolmasına bağlı olarak spekülatif davranışlar sonucunda kurlarda sağlıksız fiyat oluşumları gözlenmesi ve aşırı oynaklık durumlarında piyasaya esnek ihaleler yoluyla veya doğrudan müdahale edilebilecektir.   53. Para politikası aktarım mekanizmasının güçlendirilmesi ve finansal istikrarın desteklenmesi amaçlarıyla TCMB tarafından bankalara sağlanan ROM imkânının 2020 yılında kademeli olarak azaltılmasına devam edilebilecektir.   54. Döviz Piyasalarında TCMB ile söz konusu piyasalarda işlem yapmaya yetkili bankalar arasında gerçekleştirilen döviz karşılığı efektif işlemlerine 2020 yılında da devam edilecektir.   55. TCMB, geçmişte olduğu gibi 2020 yılında da döviz piyasasının sağlıklı çalışması ve döviz likiditesinin dengelenmesi amacıyla, döviz arz ve talep gelişmelerini yakından takip ederek gerekli önlemleri almaya devam edecektir.   56. TCMB 2020 yılında da piyasa koşullarının uygun olması durumunda rezervlerini artırmaya devam edecektir. Bu kapsamda 2020 yılında reeskont kredisi kullanımının 28 milyar ABD doları civarında gerçekleşeceği, reeskont kredilerinin TCMB döviz rezervlerine katkısının, 26 milyar  ABD doları civarında olacağı öngörülmektedir.   İŞTE PPK TOPLANTI TARİHLERİ Kaynak: https://www.cnnturk.com/ekonomi/merkez-bankasindan-son-dakika-aciklamasi-en-etkili-sekilde-kullanilacak
Devamını Oku
Standard Post with Image

LeShow kapılarını açtı

LeShow Deri ve Moda Fuarı, ilk kez İstanbul Kongre Merkezi'nde gerçekleşti. 24 Ocak tarihinde görkemli bir ön gösterim ile açılışı yapılan fuara, yerli yabancı birçok firma ilgi gösterdi. 21 yıldır Moskova'da düzenlenen deri sektörünün en önemli fuarlarından LeShow Deri ve Moda Fuarı, 26 Ocak tarihine kadar İstanbul Kongre Merkezi'nde ziyaretçilerini ağırladı. Fuarda 2019'un trend ürünleri sergilendi. 24 Ocak akşamı koreografisini Asil Çağıl'ın sunuculuğunu da Jülide Ateş'in gerçekleştirdiği, ünlü tasarımcı ve modellerin yer aldığı defilede Sacha Pacha, Vlasta Kopylova Design, Lindi West, Steel Deri, Oksa Fashion, Panterrez ve Sansar Deri 2019/2020 koleksiyonlarını, Özge Ulusoy, Çağla Şıkel, Ece Gürsel ve Sema Şimşek başta olmak üzere daha birçok modelle trend deri kostüm ve aksesuarlarını tanıttı. LASİAD adına Yönetim Kurulu Üyesi Tarık Nayman katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

TİM BAŞKANI İSMAİL GÜLLE: HAZIR GİYİM ÜÇÜNCÜ OLDU

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın katılımıyla kasım ayı geçici dış ticaret verilerini, İstanbul’da Dış Ticaret Kompleksi’nde açıkladı. Kasım ayında ihracat, Genel Ticaret Sistemi’ne (GTS) göre 16 milyar 214 milyon dolar oldu. Yılın ilk 11 ayında ise ihracat yüzde 1,8 artış ile 165 milyar dolara, son 12 aylık ihracat da 180 milyar dolara ulaştı. TİM Başkanı İsmail Gülle "Kasım ayının lideri, 2,7 milyar dolarlık ihracat ile otomotiv sektörümüz olurken, 1,8 milyar dolara ulaşan kimyevi maddeler sektörümüz ikinci, 1,5 milyar dolara ulaşan hazır giyim ve konfeksiyon sektörümüz üçüncü oldu" dedi. Zamanın ruhunun sorgulandığını ve dünyada büyük değişimlerin yaşandığını ifade eden Gülle, şöyle devam etti: "Türkiye, gerek stratejik pozisyonu gerekse de dinamik ve kalifiye nüfusuyla en büyük ilk 10 ekonomi arasına girmeye aday gösteriliyor. Trans Avrasya Koridoru ve Akdeniz Havzası'ndaki gelişmelerin, gerek küresel ticarette gerekse uluslararası ekonomi politikte ülkemizi önemli bir üs olarak öne çıkarması da bu iddiaları destekler nitelikte. Cumartesi günü açılışı yapılan, 21. yüzyılın 'kıtaları birleştiren' enerji projelerinden birisi olan TANAP bunun en güzel örneği. Türkiye'nin bölgesel ve küresel vizyonu, bir kez daha gurur duyduğumuz başarılarla taçlanıyor." İhracat verilerinin açıklandığı programa, LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Ahmet Turan ve Süleyman Kaya, Yönetim Kurulu Üyeleri Sebahattin Demir, Coşkun Melengiç, Bülent Koca ve Başkan Özel Kalem Nada Ökten katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜNE ÖZEL KUTLAMA

LASİAD hamisi olduğu Katip Kasım İlkokulu öğretmenleri için 26 Kasım Salı akşamı Arya Lounge’da yemekli kutlama düzenledi. LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Turan, Yönetim Kurulu Üyesi Erdem Soylu Karabağlı, Sayman İrfan Akbaş, Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak ve Katip Kasım İlkokulu idarecileri ile öğretmenlerinin katıldığı gecede günün anlam ve önemine ilişkin konuşmalar yapıldı.  Gecede konuşan LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca ‘’Katip Kasım İlkokulu’nu seçerken bu okulu seçmemizin nedenlerini ve sebeplerini çok iyi biliyorduk. Okulu devraldığımız ilk yıl fiziki şartlarını düzelttik, eğitim alanında Milli Eğitim Bakanlığı’yla görüşüp öğretmenlerin birçoğunu düzenledik. Her şey tamamdı ancak ruh eksikti, çocuklar pazartesi günü okula gelmek istemiyordu bunun nedeni de hafta sonu para kazanmak için çalışıyor olmalarıydı. Yaklaşık olarak 1 sene ailelerin çocuklarını sorunsuz okula göndermeleri için maddi yardımda bulunduk. Geldiğimiz noktada birçok şeyi başarabildiğimizi görüyoruz ama bu başarının aslan payı siz öğretmenlerimizin, hepinizi tebrik ederim, öğretmenler gününüz kutlu olsun.’’ dedi. Programın sonunda öğretmenlere hediyeler takdim edilirken, Okul Müdürü Mehmet Öcel katkılarından dolayı LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca’ya plaket takdim etti.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Merkez Bankası'ndan kritik karar!

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası yıllık kredi büyümesine göre uyguladığı zorunlu karşılık faizlerinde değişiklik yaptı. TCMB geçtiğimiz Ağustos ayında zorunlu karşılıkların finansal istikrarı destekleyecek şekilde makro ihtiyati bir araç olarak daha esnek ve etkin kullanılmasına karar vermişti. Kredi büyümesine göre zorunlu karşılıklara faiz verilmesiyle birlikte piyasaya daha fazla para girişinin sağlanması amaçlanıyor. Resmi Gazete'de yapılan açıklamaya göre, yıllık kredi büyüme oranı yüzde 15,00’in üzerinde olup, 5 yıl ve daha uzun vadeli konut kredilerindeki ve tüketici kredileri ile bireysel kredi kartları harici 2 yıldan uzun vadeli kredilerdeki yıllık değişimin tamamı büyüme oranının pay kısmından düşülerek hesaplanacak uyarlanmış yıllık kredi büyüme oranı yüzde 15,00’ten (15,00 dâhil) küçük olan bankaların ve yıllık kredi büyüme oranı yüzde 15,00’in (15,00 dâhil) altında olup, 5 yıl ve daha uzun vadeli konut kredileri harici tüketici kredilerindeki ve bireysel kredi kartlarındaki yıllık değişimin yüzde 50’si büyüme oranının pay kısmından düşülerek hesaplanacak uyarlanmış yıllık kredi büyüme oranı yüzde 5,00’ten (5,00 dâhil) büyük olan bankaların Türk lirası zorunlu karşılık oranları, 1 yıl ve 1 yıldan uzun vadeli mevduat/katılım fonu (yurt dışı bankalar mevduatı/katılım fonu hariç) ve 3 yıldan uzun vadeli diğer yükümlülükler (yurt dışı bankalar mevduatı/katılım fonu dâhil) hariç tüm vade dilimlerinde yüzde 2 olarak uygulanacak. ZORUNLU KARŞILIK NEDİR? Zorunlu karşılık, zorunlu karşılık oranı ya da munzam karşılık; mevduat kabul eden bankaların bu mevduatlara karşılık olarak Merkez Bankası'nda bulundurmak zorunda oldukları mevduatların oranıdır ve bu oran Merkez Bankası tarafından kararlaştırılır. Resmi Gazete'de yayımlanan karar şöyle: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasından: ZORUNLU KARŞILIKLAR HAKKINDA TEBLİĞ (SAYI: 2013/15)’DE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ (SAYI: 2019/19) MADDE 1 – 25/12/2013 tarihli ve 28862 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Zorunlu Karşılıklar Hakkında Tebliğ (Sayı: 2013/15)’in 10/A maddesinin birinci, ikinci ve dördüncü fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “(1) Bankaların tabi oldukları muhasebe standartları ve kayıt düzeni esas alınarak, dövize endeksli krediler ile mali kuruluşlara kullandırılan krediler hariç Türk lirası cinsi standart nitelikli ve yakın izlemedeki nakdi kredileri toplamı üzerinden Merkez Bankasınca belirlenen usul ve esaslara göre Tüketici Fiyat Endeksiyle düzeltilmiş üç aylık ortalama değerler kullanılarak bankalarca hesaplanacak; a) Yıllık kredi büyüme oranı yüzde 15,00’in üzerinde olup, 5 yıl ve daha uzun vadeli konut kredilerindeki ve tüketici kredileri ile bireysel kredi kartları harici 2 yıldan uzun vadeli kredilerdeki yıllık değişimin tamamı büyüme oranının pay kısmından düşülerek hesaplanacak uyarlanmış yıllık kredi büyüme oranı yüzde 15,00’ten (15,00 dâhil) küçük olan bankaların ve b) Yıllık kredi büyüme oranı yüzde 15,00’in (15,00 dâhil) altında olup, 5 yıl ve daha uzun vadeli konut kredileri harici tüketici kredilerindeki ve bireysel kredi kartlarındaki yıllık değişimin yüzde 50’si büyüme oranının pay kısmından düşülerek hesaplanacak uyarlanmış yıllık kredi büyüme oranı yüzde 5,00’ten (5,00 dâhil) büyük olan bankaların Türk lirası zorunlu karşılık oranları, 1 yıl ve 1 yıldan uzun vadeli mevduat/katılım fonu (yurt dışı bankalar mevduatı/katılım fonu hariç) ve 3 yıldan uzun vadeli diğer yükümlülükler (yurt dışı bankalar mevduatı/katılım fonu dâhil) hariç tüm vade dilimlerinde yüzde 2 olarak uygulanır. (2) Kredi büyüme oranları bu maddenin birinci fıkrasında belirtilen koşulları sağlayan bankalara, hesaplama dönemini izleyen ilk zorunlu karşılık tesis döneminden başlamak üzere altı zorunlu karşılık tesis dönemi boyunca birinci fıkrada belirlenen zorunlu karşılık oranları uygulanır. Altı zorunlu karşılık tesis dönemi içerisinde birinci fıkrada belirtilen zorunlu karşılık oranlarının değişmesi durumunda kalan tesis dönemlerinde belirlenen yeni oranlar uygulanır.” “(4) Bankalar birinci fıkrada belirtilen kredi büyüme oranları ve bu oranlara ilişkin verileri, hesaplama dönemine ait zorunlu karşılık yükümlülük bildirim cetvelinin gönderim süresi bitimine kadar Merkez Bankasına bildirir.” MADDE 2 – Aynı Tebliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. “Kredi büyümesine göre farklılaşma uygulamasında geçiş dönemi GEÇİCİ MADDE 7 – (1) 20/8/2019 tarihli ve 30864 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Zorunlu Karşılıklar Hakkında Tebliğ (Sayı: 2013/15)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sayı: 2019/15)”e göre 29/11/2019 (dahil) yükümlülük hesaplama tarihine kadar kredi büyüme oranı yüzde 10,00 ile yüzde 20,00 aralığına girmiş olan bankalara bu aralığa girdikleri tarihe ilişkin tesis döneminden itibaren altı dönem boyunca 10/A maddesinin birinci fıkrasında belirtilen koşulları sağlayan bankalar için geçerli olan zorunlu karşılık oranları uygulanır.” MADDE 3 – Bu Tebliğ 29/11/2019 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 4 – Bu Tebliğ hükümlerini Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı yürütür.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Fuat Oktay 2020 büyüme hedefini açıkladı!

Oktay, TBMM Genel Kurulunda görüşmelerine başlanılan 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin sunuş konuşmasını yaptı. Milli iradenin tecelligahı olan TBMM'deki bütçe görüşmelerinin,  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve kabinesinin vizyonunu ortaya koyma ve  millet önünde hesap verme mecrası olarak büyük bir fırsat olduğuna inandıklarını  söyleyen Oktay, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ikinci, AK Parti  hükümetlerinin 18. bütçesi olan 2020 yılı merkezi yönetim bütçesinin devlete ve  millete hayırlı olmasını diledi. Ekonomide yaşanan dalgalanmalar, yaptırım tehditleri ve bölgesel  belirsizliklerinin, Türkiye'yi hedeflerinden uzaklaştırmadığını aksine  hedeflerine daha sıkı sarılmaya yönelttiğini vurgulayan Oktay, "2020 yılı  bütçesini, toplumumuzun tüm kesimlerini kapsayan sürdürülebilir ekonomik kalkınma  ve toplumsal refah artışı için bir fırsat olarak görüyoruz." dedi. Oktay, 2020 yılı bütçesinin, 11. Kalkınma Planı ile Yeni Ekonomi  Programı'nın hedeflerini merkeze aldığını, 82 milyonun bütçesi olduğunu belirtti. Küresel ekonomik görünüme değinen Oktay, 2020'de küresel büyüme  açısından ılımlı bir toparlanma beklendiğine işaret etti. Küresel ekonominin, ticari ve jeopolitik gerginliklerin yanı sıra  uluslararası ekonomik ve ticari iş birliğinin geleceğine yönelik  belirsizliklerdeki artışın, yatırımcı güvenini ve küresel ticari gelişmeleri  olumsuz etkilediğine dikkati çeken Oktay, bu kapsamda 2018'de küresel büyümenin  yüzde 3,8'den yüzde 3,6'ya gerileyerek ivme kaybettiğini dile getirdi. GELİŞMEKTE OLAN EKONOMİLERDE KÜRESEL TİCARET SAVAŞLARI Oktay, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan  ekonomilerde küresel ticaret savaşları nedeniyle korumacılık eğilimlerinin  artması, güven ve yatırım ortamının zayıflaması ile Çin'de görülen belirgin  ekonomik yavaşlamanın, 2018'de olduğu gibi 2019'da da sürdüğüne dikkati çekti. Gelişmiş ekonomilerde 2019 ve 2020'de büyüme oranının yüzde 1,7  olmasının beklendiğinin altını çizen Oktay, geride kalan dönem ortalamalarına  göre düşük büyüme beklentisinin, başta ticari gerilimler kaynaklı olmak üzere dış  talebin zayıflamasına bağlı olarak öne çıktığını söyledi. Oktay, güçlü seyreden istihdam gelişmelerine rağmen ABD'nin ticaret  anlaşmazlıkları, büyüme üzerinde baskı oluşturduğunu, ticaret savaşının  etkilerinin birçok sektöre yayıldığını dile getirdi. Avro bölgesinde ekonomik büyümenin, 2018 ortasından itibaren  yavaşladığını ve 2019'un ilk yarısında da zayıf bir performans gösterdiğini  aktaran Oktay, ihracat kanalındaki yavaşlamanın, otomotiv sektörü başta olmak  üzere sanayi üretimine yansıdığını belirtti. Fuat Oktay, sonuç olarak küresel ekonomik büyümenin destekleyici  politikalar ve iktisadi faaliyette beklenen canlanmayla 2020'de 2019'a kıyasla  bir miktar daha yüksek olmasının ve yüzde 3,4'e yükselmesinin tahmin edildiğini  bildirdi. ABD VE ÇİN ARASINDA ARTAN TİCARET TANSİYONU Küresel büyümeyi etkileyen en önemli faktörün, ticaret hacmine yönelik  gelişmeler olduğuna işaret eden Oktay, ABD ve Çin arasında artan ticaret  tansiyonunun olumsuz etkilerinin, küresel ticaret hacmindeki artışı  sınırlandırdığını ve buna bağlı olarak dünyada korumacı politikaların artış  göstermesinin küresel büyüme oranlarını baskıladığını anlattı. ABD Merkez Bankasının (Fed), 2008 sonrasında ilk kez 2019 Temmuz  ayında faiz indirimine gittiğini, eylül ve ekim aylarında da faiz indirimlerine  devam ederek genişletici para politikasını sürdürdüğünü anımsatan Oktay, Fed'in  2020'de de faiz indirimine gidebileceğinin, Avrupa Merkez Bankasının politika  faizlerinin de sıfır seviyelerine yakın kalmaya devam edeceğinin  değerlendirildiğini vurguladı. Oktay, 2018'de işsizlik oranının küresel düzeyde yüzde 5 olarak gerçekleştiğini hatırlatarak, genç işsizliğin yanı sıra eğitim ve gelir düzeylerindeki eşitsizliklere de bağlı olarak işgücü piyasasının gerektirdiği  becerilere uygun yeterli işgücünün olmamasının, küresel iş gücü piyasasının  kronik problemleri arasında öne çıktığını aktardı. PETROL FİYATLARINDAKİ DALGALANMALAR Yılın başlarında petrol piyasalarının arz yönlü olarak baskılandığını  ve fiyatların yukarı yönlü hareket ettiğini belirten Oktay, İran ve Venezuela  yaptırımlarının yanı sıra Libya'da artan çatışmalar ile OPEC ve Rusya başta olmak  üzere OPEC dışı bazı ülkelerin üretim kısıntısı kararını yürürlüğe koyması  sonucunda, Brent petrolün varil fiyatının 70 dolar seviyesini aştığını aktardı. Mayıs ayıyla birlikte ticaret savaşı geriliminin yeniden  tırmanmasının, talep yönlü endişeleri tetikleyerek petrol fiyatlarını aşağı yönlü  baskıladığını anlatan Oktay, ortalama petrol fiyatlarının 2019'da 61,8, 2020'de  ise 60 doların altında olmasının beklendiğini belirtti. Türkiye ekonomisinin, küresel büyüme ve ticarete bağlı dış talepteki  toparlanma beklentisiyle genişletici para politikalarından olumlu etkilenmesinin  beklendiğini ifade eden Oktay, "Küresel finans piyasalarında ortaya çıkabilecek  dalgalanmalar ve petrol fiyatlarında meydana gelebilecek yukarı yönlü hareketler,  Türkiye ekonomisinde cari işlemler dengesi ve enflasyon üzerinde risk  oluşturabilecektir." diye konuştu. Son 17 yılda gerçekleştirilen temel icraat ve hizmetlere değinen  Oktay, "Ekonomideki başarılarımızın arkasında bütçe disiplinindeki istikrarlı  duruşumuz bulunmaktadır." dedi. Oktay, 2002'de yüzde 11,2 olan bütçe açığını 2018 sonunda yüzde 2'ye  indirdiklerinin, böylece vergi gelirlerinin daha etkin harcanabileceği mali  yapıya kavuşulduğunu altını çizdi. Mali alanla büyüme ve istihdamın desteklenmesinin yanı sıra başta  ulaştırma, Ar-Ge, eğitim ve sağlık gibi ekonomik ve sosyal alanlarda büyük  altyapı yatırımlarına imza atarak önemli gelişmeleri gerçekleştirdiklerini  anlatan Oktay, "2003-2018 döneminde yıllık ortalama yüzde 5,6 oranında büyüme  sağlayarak ekonomi genelinde toplamda 9,8 milyon, yıllık ortalama olarak ise  yaklaşık 610 bin yeni istihdam oluşturduk. Ar-Ge harcamalarının milli gelir  içindeki payını 2002'de yüzde 0,51'den 2018'de yüzde 1,03'e yükselttik. Söz  konusu harcama tutarı 2002'de toplamda 1,8 milyar lirayken 2018'de toplam 38,5  milyar liraya çıkmıştır." ifadelerini kullandı. ALT YAPI YATIRIMLARI Başta ulaştırma olmak üzere pek çok alanda önemli alt yapı yatırımları  oluşturduklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, "Bu kapsamda  havalimanı sayımızı 56'ya, bölünmüş yol uzunluğumuzu 2019 Kasım ayı itibarıyla 27  bin 123 kilometreye yükseltirken daha önce kullanımda olmayan hızlı trenlerin  kullanımı için bin 213 kilometrelik hat oluşturduk. Derslik sayısını toplamda 343  binden 721 bine çıkararak ilköğretimde derslik başına düşen öğrenci sayısını  36'dan 24'e indirdik." diye konuştu. Oktay, 10 bin kişiye düşen hastane yatağı sayısını 24,8'den 27,9'a  çıkarırken nitelikli yatak sayısını da 19 binden 145 bine yükselttiklerini  anlatarak, "Sağlık yatırımlarımızın sonucunda bin canlı doğumda bebek ölüm hızını  31,5'den 6,8'e, 100 bin canlı doğumda anne ölüm oranını ise 64'ten 13,6'ya  geriletmiş olduk. Söz konusu kazanımlarımıza imkan tanıyan bütçe disiplinine  yönelik istikrarlı tutumumuzu, büyümeye ve refaha daha fazla destek olmasını  sağlayacak şekilde ortaya koymaktayız." dedi. Türkiye ekonomisine ilişkin gelişmeleri aktaran Oktay, Türkiye'nin son  17 yılda yalnızca ekonomik değil, siyasi anlamda da dünyada ağırlığını  hissettirmeye başladığını ve dünyanın bölgesel güç merkezlerinden biri haline  geldiğini belirtti. Bu durumun Türkiye'nin siyasi ve iktisadi rakiplerinin dikkatinden  kaçmadığını ve Türkiye'nin, yapılan bilinçli hamlelerle çok sayıda iç-dış siyasi  ve iktisadi şoklarla karşı karşıya kaldığını ifade eden Oktay, bunların son  örneğinin, 2018 Ağustos ayında başlayan spekülatif kur saldırıları olduğunu  hatırlattı. "2020 YILI BÜYÜME HEDEFİMİZ YÜZDE 5 OLARAK BELİRLENDİ" Hükümetin, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde her türlü açık tehdit ve  baskıya rağmen kararlı tutumuyla saldırılara boyun eğilmediğini ve alınan  tedbirlerle bu şokların etkisiz hale getirildiğini belirten Oktay, "Şokların  neticesinde yükselen enflasyonla oldukça kararlı bir mücadele ortaya konulmuş,  halkımızın desteği alınarak beklentiler iyi yönetilmiş ve enflasyonda belirgin  bir düşüş gerçekleştirilerek fiyat artışında katılaşmanın önüne geçilmiştir."  dedi. Mali disiplinden taviz vermeden vergi indirimleri, istihdam teşvikleri  ve kredi programlarıyla ekonomik büyümenin desteklendiğini vurgulayan Oktay,  uygulanan dış ticaret politikaları ve alınan tedbirlerle, ithalatın  kompozisyonunun ihracatı destekleyecek şekilde değişmeye başladığını, turizm  gelirlerinin desteğiyle cari işlemler fazlası veren bir ekonomiye doğru önemli  adımlar atıldığını söyledi. Yeni Ekonomi Programı'nda öngörülen para ve maliye politikalarının,  koordineli şekilde uygulanmayı sürdürüleceğini ifade eden Oktay, "Yargı reformu  stratejisi ve vergi reformu gibi temel alanlarda öngörülebilirliği güçlendirecek  adımlarla ekonomide yapısal dönüşüm, enflasyonu daha da aşağıya çekerken  ekonominin sürdürülebilir bir büyüme patikasına oturmasına da yardımcı olacaktır.  Bu kapsamda 2020 yılı büyüme hedefimiz yüzde 5 olarak belirlenmiştir." diye konuştu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, iş gücü piyasasına yönelik yapısal adımlar atılacağını, bu kapsamda iş gücü piyasası deneme ve denkleştirme süresi ve kısmi süreli çalışma konularının taraflar arasında mutabakatla esnekleştirilmesinin öngörüldüğünü belirtti. Oktay, TBMM Genel Kurulunda görüşmelerine başlanılan 2020 Yılı Merkezi  Bütçe Kanunu Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin  sunuş konuşmasında, döviz kurlarındaki yükselme sonucu oluşan maliyet baskısı ve  fiyatlama davranışlarında ortaya çıkan bozulma neticesinde 12 aylık tüketici  enflasyonunun ekimde yüzde 25,2 seviyesine ulaştığını söyledi. Para ve maliye politikaları arasındaki güçlü koordinasyon, petrol ve  diğer emtia fiyatlarındaki aşağı yönlü hareketin, kamu fiyatlama mekanizmalarıyla  kur kaynaklı fiyat dalgalanmalarının tüketici enflasyonu üzerindeki etkisinin  yumuşatılması ve enflasyonla mücadele çerçevesinde gösterilen toplumsal destek  neticesinde enflasyonun düşüş eğilimine girdiğini belirten Oktay, bu çerçevede  tüketici enflasyonunun, 2018 sonunda Yeni Ekonomi Programı tahminleriyle uyumlu  olarak yüzde 20,3 seviyesine ve 2019 Kasım ayı itibarıyla da yüzde 10,56  seviyesine gerilediğini ifade etti. Oktay, 2019 yıl sonunda TÜFE'nin Yeni Ekonomi Programı (YEP) hedefi  olan yüzde 12 seviyesinin altında gerçekleşmesinin öngörüldüğünü anımsattı. YEP'te öngörülen politikaların hayata geçirilmesiyle enflasyonun  kalıcı olarak düşük, tek haneli seviyelere indirilmesinin temel hedefleri  olduğuna işaret eden Oktay, bu çerçevede enflasyonun 2020 yılında yüzde 8,5'e,  2022 yılında ise yüzde 4,9'a düşmesinin beklendiğini de vurguladı. İhracatın, AB ekonomisindeki yavaşlamadan olumsuz etkilense de 2018'de  genel ticaret sistemine göre 176,9 milyar dolara yükseldiğine dikkati çeken  Oktay, yıllık ihracatın bu yıl sonunda 180 milyar doları aşmasını, 2020 yılı  ihracat hedefinin ise 190 milyar dolar olduğunu bildirdi. Oktay, bu yıl sonunda seyahat gelirlerinin 29 milyar dolara  ulaşılacağını tahmin ettiklerine dikkati çekerek, "Bu çerçevede turizmdeki  canlanmanın sürmesini beklediğimiz 2020 yılında da seyahat gelirleri hedefimizi  34,3 milyar dolar olarak öngörmekteyiz." diye konuştu. "YÜKSEK KATMA DEĞERLİ ÜRÜN İHRACATININ ARTIRILMASINI BEKLİYORUZ" Oktay, cari işlemler dengesinin YEP'te öngörüldüğü şekliyle 2020  yılında makul düzeylerde bir açık vermesinin beklendiğini dile getirdi. Enflasyondaki gerilemeyle birlikte risk primlerindeki düşüş ve  kaliteli sermaye girişleri için ortamın elverişli hale gelmesinin dış finansmanın  temel belirleyicisi olacağına işaret eden Oktay, bu kapsamda cari işlemler  açığının GSYH'ye oranının 2020 yılında yüzde -1,2 olarak gerçekleşmesinin  öngörüldüğünü anlattı. Oktay, üretimdeki dönüşüme bağlı olarak yüksek katma değerli ürün  ihracatının artırılmasını beklediklerini, bu durumun aynı zamanda yerlileştirme  yoluyla ithalata olan bağımlılığın azaltılmasıyla da destekleneceğini vurguladı. Seyahat gelirlerinin de önemli derecede artmasıyla cari işlemler  dengesinde kalıcı iyileşme sağlanacağına işaret eden Oktay, bu sayede dış  finansman ihtiyacının azalacağını, dengeli ve sürdürülebilir büyüme eğiliminin  korunacağını belirtti. Fuat Oktay, Türkiye'nin gelecek dönemde de yeni nesil uygulamalarla  hızlı ve kolay ticaretin adresi, bölgesinde güvenli bir liman olmaya devam  edeceğinin altını çizdi. Geçen yıl yaklaşık 550 bin kişilik ilave istihdamla işsizlik oranının  yüzde 11 seviyesinde gerçekleştiğini anlatan Oktay, büyümedeki gelişmelerin  istihdama da yansıdığını, işgücü piyasasının ekonomideki büyüme yönünden  etkilendiğini ve 2018'in ikinci yarısında başlayan ekonomik yavaşlama neticesinde  işsizlik oranının bu yıl sonunda yüzde 12,9 olarak gerçekleşmesinin öngörüldüğünü  söyledi. "3 YILDA İSTİHDAM 3,2 MİLYON KİŞİ ARTIRILACAK" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 2020 yılında hedeflenen yüzde 5'lik  büyümeyle iktisadi faaliyette toparlanma ve bunun sonucunda işgücüne katılım ve  istihdam oranlarında iyileşme öngörüldüğünü belirtti. Oktay, "İstihdama yönelik olarak iktisadi güven ortamının güçlenmesi  sonucunda ertelenmiş yatırımların hayata geçirilmesi ve üretimdeki artışla  birlikte istihdam teşviklerinin etkili bir biçimde uygulanmaya devam edecektir.  Ayrıca işgücü piyasasına yönelik yapısal adımlar atılacaktır. Bu çerçevede,  işgücü piyasası deneme ve denkleştirme süresi ve kısmi süreli çalışma konularının  taraflar arasında mutabakatla esnekleştirilmesi öngörülmektedir." şeklinde  konuştu. Kadın istihdamı için 2020'de de güçlü bir destek paketinin hayata  geçirileceğini anlatan Oktay, kadınların çalışma hayatına girişini  kolaylaştıracak ve kadın istihdamını yükseltecek esnek çalışma imkanlarının  artırılması, kadın kooperatiflerinin güçlendirilmesi, çocuk bakım hizmetleri ve  ihtiyaca göre belirlenmiş mesleki eğitim programlarının yaygınlaştırılması için  teşvik uygulamalarının artırılarak sürdürüleceğine işaret etti. İstihdam teşviklerinin ihtiyaçlara göre yeniden tasarlanarak hayata  geçirilmesi ve gençlerin iş dünyasının ihtiyaçlarına uygun mesleki eğitim  programlarına dahil edilmesiyle genç işsizliğinin azaltılmasını sağlayacaklarını  belirten Oktay, bu çerçevede 2020 yılında bu yıla göre istihdamın 1 milyon 52 bin  kişi artmasının, işsizlik oranının ise yüzde 11,8’e gerilemesinin beklendiğini,  YEP'e göre de gelecek üç yılda istihdamın 3,2 milyon kişi artırılarak 2022'de  işsizliğin yüzde 9,8'e düşürülmesinin hedeflendiğini kaydetti. "FAİZ ÖDEMELERİNİN BÜTÇE İÇİNDEKİ PAYI AZALTILDI" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, kamu maliyesinde en önemli  kazanımlardan birinin faiz ödemelerinin bütçe içindeki payının azaltıldığını  vurguladı. Faiz harcamalarının bütçe giderleri içerisindeki payı, 2002'de yüzde  43,2 iken, 2020 yılı bütçesinde bu oranın yüzde 12,7 seviyesinde kalmasının  öngörüldüğünü dile getiren Oktay, bu çerçevede oluşturdukları mali alanla  vatandaşlara hizmet olarak ayrılan kaynakların miktarının önemli ölçüde  artırıldığına dikkati çekti. Oktay, vergi gelirleriyle faiz giderleri karşılaştırıldığında da  benzer bir görünümün ortaya çıktığına işaret ederek, şöyle konuştu: "2002'de toplanan her 100 liralık verginin 85,7 lirası faiz  harcamalarına giderken, 2020 bütçesinde yalnızca 17,7 lirasının faiz  harcamalarına ayrılacağı tahmin edilmektedir. Kamu maliyesinin bir diğer önemli  kazanımı ise borç stokunda ciddi oranda bir düşüşün sağlanmasıdır. 2000'li  yılların başında Gayri Safi Yurtiçi Hasıla içindeki payı yüzde 76,1 seviyesinde  bulunan AB tanımlı borç stoku seviyesi 2019 yılı ikinci çeyreği itibarıyla yüzde  32,2 seviyesindedir. Avrupa İstatistik Ofisi verilerine göre, aynı dönemde 28 AB  üyesi ülkenin borç stokunun Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranı yüzde 80,5  düzeyindedir. 2019 Ekim ayı IMF Küresel Ekonomik Görünüm Raporu'na göre söz konusu  oran gelişmiş ülkeler için yüzde 103,1; gelişmekte olan ülkeler için ise yüzde  53,3 seviyesinde bulunmaktadır. Yüzde 32,2 ile borç stokumuzun düşük seviyelerde  bulunması maliye politikamızın işlevselliğini önemli ölçüde arttırmıştır. 2019  yılında yüzde 32,8 olması beklenen AB tanımlı genel yönetim borç stokunun Gayri  Safi Yurtiçi Hasılaya oranının 2020 yılı itibarıyla yüzde 33,2 ve Yeni Ekonomi  Programı dönemi sonunda ise yüzde 32,3 seviyesine gelmesini hedefliyoruz." "YEREL YÖNETİMLERİN ÖZ GELİRLERİNİN ARTIRILMASI DA ÖNGÖRÜLÜYOR" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 11. Kalkınma Planı'na da değinerek,  Planda verimlilik odağında sanayi sektörünün itici güç rolünü üstlendiği,  ihracata dayalı istikrarlı bir büyüme modeli çerçevesinde hedeflerin  belirlendiğini anlattı. Belirlenen büyüme modelinde bir taraftan yatırımların üretken alanlara  yönlendirilmesinin, diğer taraftan yurt içi tasarrufların artırılmasının  amaçlandığını, bu kapsamda plan dönemi sonunda yurt içi tasarrufların milli  gelire oranının yüzde 30'un üzerine çıkarılmasını hedeflediklerini belirten  Oktay, Kalkınma Planı'nda yurt içi tasarrufların artırılması için hane halkı ve  firmaların tasarrufa özendirilmesinin yanında kamu tasarruflarının artırılmasının  ve bu tasarrufların ekonominin verimli alanlarındaki yatırımlara  yönlendirilmesinin öngörüldüğünü söyledi. Fuat Oktay, planda öngörülen büyümeyi destekleyici maliye  politikalarının hayata geçirilebilmesi için program bütçe sistemine geçilmesinin  yanı sıra maliye politikasının etkinliğini artırmak için harcamaların gözden  geçirildiğini anlatarak şöyle konuştu: "Buna ek olarak vergi adaletini güçlendirecek ve vergi tabanını  genişletecek revizyonların yanı sıra yerel yönetimlerin öz gelirlerinin  artırılması da öngörülmektedir. Ayrıca, sosyal güvenlik sisteminin  güçlendirilmesi için kayıtlı istihdamın artırılması, sistemin kapsadığı nüfusun  genişletilmesi ve prim tahsilatlarının artırılması sağlanarak emeklilik ve sağlık  harcamalarının kamu maliyesi üzerindeki baskısının kontrol altında tutulması  hedeflenmektedir." "EKONOMİDE KAYIT DIŞILIĞIN AZALTILMASINI HEDEFLİYORUZ" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 2018 Ağustos'unda yaşanan kur şokundan  sonra uygulanan maliye politikalarının iktisadi faaliyetin yanı sıra cari açık ve  enflasyonla mücadeleyi desteklediğine işaret etti. Uygulanan etkin bütçe politikaları sayesinde 2018 yılında merkezi  yönetim bütçe açığının Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranının yüzde 2 gibi makul  bir seviyede gerçekleştiğini hatırlatan Oktay, şunları kaydetti: "2020-2022 döneminde de mali disiplini kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu  kapsamda, bütçenin gelir performansının yükseltilmesine yönelik; sürekli gelir  kaynakları ile vergi tahsilatında etkinliğin artırılması ve ekonomide kayıt  dışılığın azaltılmasını hedefliyoruz. Kaynakların verimli kullanılmasını ve  belirlenen alanlarda tasarrufların artırılmasını sağlayacak yapısal  değişiklikleri hayata geçireceğiz. Böylece kamu borçluluğu düşük düzeylerde  tutulacaktır. Yeni Ekonomi Programı'nın kapsadığı önümüzdeki üç yıllık dönemde de  bütçe açığının Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranının yüzde 3'ün altında kalmasını  hedefliyoruz."   Geçen yıl bütçe giderlerinin 830,8 milyar, bütçe gelirlerinin 758  milyar lira olduğunu belirten Oktay, bütçe açığının 72,8 milyar, faiz dışı  fazlanın 1,1 milyar lira olarak gerçekleştiğini anlattı. 2018 yılı bütçe giderlerinin, bütçe başlangıç tahminine göre yüzde  10,8, yıl sonu gerçekleşme tahminine göre yüzde 1 arttığını dile getiren Oktay,  buna karşın bütçe gelirlerinin bütçe başlangıç tahminine göre yüzde 8,1, yıl sonu  gerçekleşme tahminine göre yüzde 1,1 arttığı bilgisini verdi. Oktay, "2018  yılında 72,8 milyar lira olarak gerçekleşen bütçe açığı başlangıçta öngörülen  açığın 6,9 milyar lira üzerinde, yıl sonu gerçekleşme tahmini ise 0,7 milyar lira  üzerinde gerçekleşmiştir." dedi. "BU YIL SONUNDA BÜTÇE AÇIĞININ 125 MİLYAR LİRA OLMASINI BEKLİYORUZ" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 2019 yılı merkezi yönetim bütçe  gerçekleşmelerine ilişkin yıl sonu beklentilerine de değindi. Bu yıl merkezi yönetim bütçe giderlerinin 992,4 milyar, merkezi yönetim bütçe gelirlerinin ise 867,4 milyar lira olmasının öngörüldüğünü  vurgulayan Oktay, bu yıl sonunda bütçe açığının 125 milyar lira, faiz dışı açığın  21,9 milyar lira olarak gerçekleşmesini beklediklerini ifade etti. Fuat Oktay, 2019 yıl sonu bütçe açığının 125 milyar lira ile bütçe  başlangıç hedefinin 44,4 milyar lira üzerinde gerçekleşeceğini beklediklerini  aktararak, şöyle devam etti: "Bu açığın milli gelire oranının ise yüzde 2,9 olacağını  öngörmekteyiz. Bütçe giderlerinin detaylarına bakacak olursak, 2019 yılında  personel giderlerinin 250,7 milyar lira, sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi  giderlerinin 43,7 milyar lira, mal ve hizmet alım giderlerinin 78,4 milyar lira,  cari transferlerin 397,1 milyar lira, sermaye giderlerinin 75,3 milyar lira,   sermaye transferlerinin 15,3 milyar lira, borç verme giderlerinin 28,8 milyar  lira, faiz giderlerinin 103,1 milyar lira olarak gerçekleşmesini beklemekteyiz." Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 2019 yılında vergi gelirlerinin  yaklaşık 668 milyar lira, vergi dışı gelirlerin ise yaklaşık 200 milyar lira  olacağını öngördüklerini söyledi. 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nde bütçe giderlerinin  1 trilyon 95,5 milyar, faiz hariç giderlerin 956,5 milyar, bütçe gelirlerinin  956,6 milyar lira olduğunu belirten Oktay, gelecek yılın bütçesinde vergi  gelirlerinin 784,6 milyar lira, bütçe açığının 138,9 milyar lira olarak  öngörüldüğünü bildirdi. Oktay, 2020 bütçesinde personel giderlerinin 282,5 milyar, sosyal  güvenlik kurumlarına devlet primi giderlerinin 48,1 milyar, mal ve hizmet alım  giderlerinin 75,6 milyar, cari transferlerin 451,1 milyar, sermaye giderlerinin  56,6 milyar, sermaye transferlerinin 6,8 milyar, borç verme giderlerinin 27,1  milyar, yedek ödeneklerin 8,8 milyar, faiz giderlerinin 138,9 milyar lira olduğu  bilgisini verdi. Fuat Oktay, 2020 Yılında Merkezi Yönetim Bütçe gelirlerinin 2019 yılı  gelir hedefine göre yüzde 10,3 artışla 956,6 milyar lira, vergi gelirlerinin  yüzde 17,5 oranında yükselerek 784,6 milyar liraya çıkmasının öngörüldüğünü,  ayrıca vergi dışı gelirlerin 172 milyar liraya ulaşacağının tahmin edildiğini  dile getirdi. Bütçelerin ekonomideki gelişmelere göre şekillendirdikleri maliye  politikalarının bir yansıması olduğunun altını çizen Oktay, bu çerçevede 2020  yılı bütçesinin, ekonomide öngörülen "dengelenme", "disiplin" ve "değişim"  yaklaşımına uygun hazırlandığını vurguladı. Ekonomide dengelenme çerçevesinde elde ettikleri kazanımların  geliştirilmesi, üretim ve verimlilik odaklı sürdürülebilir büyüme ile adaletli  paylaşımın tesisinin 2020 yılı bütçenin temel amacı olduğunu vurgulayan Oktay,  sözlerini şöyle sürdürdü: "2020 yılı bütçesi, önceki 17 bütçemizde olduğu gibi bir hizmet  bütçesi olacaktır. Faiz ödemelerinin bütçe içindeki payı azalırken vatandaşa  hizmet olarak gidecek ödemelerin payının artması sağlanacaktır. Bütçedeki  kaynaklarımız, vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu hizmetlerin karşılanmasında  kullanılacaktır. Yeni Ekonomi Programında öngördüğümüz üzere bütçenin sağlam ve  sürdürülebilir gelirlere dayanması, toplanan gelirlerin ise vatandaşlarımıza  hizmeti esas alan bir anlayışla kullanılması en temel önceliğimiz olacaktır." "EĞİTİMİN YAYGIN VE ERİŞİLEBİLİR OLMASINDA ÖNEMLİ İLERLEMELER SAĞLANDI" Oktay, Türkiye'nin beşeri kapasitesinin güçlenmesine yönelik tüm  kademelerde kapsayıcı ve kaliteli eğitim hamlesiyle bilgiyi ekonomik ve sosyal  faydaya dönüştüren, teknoloji kullanımına ve üretime yatkın, nitelikli ve mutlu  bireylerin yetiştirilmesinin her zaman temel önceliklerini olduğunu ifade etti. AK Parti hükümetleri döneminde temel kamu hizmeti olarak görülen  eğitim hizmetlerinin yaygın ve erişilebilir olması doğrultusunda önemli  ilerlemeler sağlandığına işaret eden Oktay, bu çerçevede öğretmen sayılarının  artırıldığını, başta kız çocukları ve dezavantajlı öğrenciler olmak üzere  eğitimin tüm kademelerinde okullaşma oranlarında artış sağlandığını ve derslik  başına düşen öğrenci sayısının önemli ölçüde azaltıldığını dile getirdi. Eğitime ilişkin hareket noktalarının, "güçlü öğretmen, güçlü gelecek"  olduğunu belirten Oktay, eğitim, kendileri için her zaman bir ülke ve millet  ödevi olduğunu söyledi. Oktay, "2020 yılı bütçemizde de eğitime her zamanki gibi  büyük önem veriyoruz. Eğitime ayırdığımız bütçe kaynaklarını, 2020 yılında 176,1  milyar liraya çıkarıyoruz. Böylelikle bütçe giderlerinin yaklaşık yüzde 16,1'ini  tek başına eğitime ayırıyoruz." ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, bütçede eğitimin her kademesinde  niteliğin artırılmasına yönelik; tekli eğitime geçilmesi, okul öncesi eğitimin  yaygınlaştırılması, mesleki ve teknik eğitim atölye ve laboratuvarlarının  modernizasyonu, tasarım ve beceri atölyelerinin kurulması, öğretmenlerin mesleki  gelişimlerinin desteklenmesine yönelik yapacakları yatırımların, 2020 yılında ön  plana çıkacağını vurguladı. Buna ilaveten, 2020 yılı bütçesinden öğrencilere doğrudan nakdi ve  ayni olarak önemli destekler sağlamayı sürdürdüğünü, bu kapsamda tahsis edilen  ödenek tutarının 26,4 milyar lira olduğunu anlatan Oktay, şöyle konuştu: "2 milyon öğrencimizin faydalandığı burs ve öğrenim kredisi için 12,5  milyar lira, 1 milyon 315 bin öğrencimizin faydalandığı taşımalı eğitim ve yemek  yardım programı için 4,5 milyar lira, 403 bin engelli evladımızın faydalanacağı  eğitim programları için yaklaşık 3,7 milyar lira, öğrencilerimize destekleme ve  yetiştirme kursu çerçevesinde 1,8 milyar lira, özel okullara giden yaklaşık 160  bin öğrencimize eğitim öğretim desteği kapsamında 804 milyon lira, pansiyonlarda  barınan 353 bin öğrencimize barınma desteği olarak 1,2 milyar lira,  üniversitelerde harcı kaldırmamız sonucunda 2 milyon 186 bin üniversite öğrencisi  için üniversitelerimize 602 milyon lira, ücretsiz kitap desteği kapsamında 1,3  milyar lira destek verilecektir." "YATIRIMLARA 64,1 MİLYAR LİRA KAYNAK AYIRIYORUZ" Sağlıklı nesillerin yetişmesi için sağlık alanındaki harcamaları da  yıllara sari olarak yükselttiklerini belirten Oktay, "Sağlığa 2020 yılı  bütçesinde 188,6 milyar lira kaynak ayıracağız. Böylece, 2002 yılında yüzde 11,3  olan sağlık harcamalarının bütçe içerisindeki payını 2020 yılında yüzde 17,2'ye  çıkarıyoruz." dedi. Oktay, 2020 yılında tedavi harcamaları için 98,4 milyar lira, ilaç  harcamaları için 47,3 milyar lira, aile hekimliği için 10,5 milyar lira kaynak  ayrılacağını bildirdi. Özel sektörün yenilikçi ve üretken yatırımlarını teşvik edecek altyapı  yatırımlarını desteklemeye devam edeceklerini, bu çerçevede, 2020 yılında merkezi  yönetim bütçesinden yatırımlara 64,1 milyar lira kaynak ayırdıklarını belirten  Oktay, "Yerel yönetimlere verdiğimiz önem doğrultusunda iktidarımız döneminde  yerel yönetimlere bütçeden ayrılan kaynak miktarı da artırılmıştır. Bu kapsamda  büyükşehir ve diğer belediyelerimiz ile il özel idarelerimize ayırdığımız kaynağı  2019 yılı bütçesine göre yüzde 18,2 artırarak 97,3 milyar lira seviyesine  ulaştırıyoruz." diye konuştu. Oktay, köylerin altyapısını güçlendirmek amacıyla oluşturdukları  KÖYDES projesi için 1,5 milyar lira, belediyelerin su ve kanalizasyon  altyapılarını güçlendirmek amacıyla oluşturdukları SUKAP projesi için 837 milyon  lira, sokak aydınlatmaları için 2,4 milyar lira kaynak ayırdıklarını dile  getirdi. Bütçede sosyal harcamalar için ayrılan kaynak miktarını 69,5 milyar  liraya çıkardıklarını bildiren Oktay, bu tutarın 2020 yılı bütçesinin yüzde  6,3'üne denk geldiğini, 2002 yılında bu oran yüzde 1,3 ve ayrılan kaynağın ise  sadece 1,6 milyar lira olduğunu söyledi. Ödeme gücü olmayan vatandaşların sağlık giderlerini karşılamak  amacıyla 13,4 milyar lira ayırdıklarını ifade eden Oktay, 65 yaş üstü yaşlılar,  bakıma ihtiyacı olan engelli vatandaşlar ve engelli vatandaşların yakınlarına  bağlanan aylıklar kapsamında 11,6 milyar lira, engelli vatandaşların evde  bakımına destek amacıyla 9,4 milyar lira, yoksul ailelere elektrik tüketim  desteği kapsamında 1,8 milyar lira, ekonomik yoksunluk içinde olan çocuk ve  gençlerin aileleri yanında yetişmelerine imkan sağlayan sosyal ve ekonomik destek  ödemeleri için 1,6 milyar lira kaynak ayırdıkları bilgisini verdi. "KADININ KONUMUNUN GÜÇLENDİRİLMESİ, TEMEL POLİTİKALARIMIZDAN BİRİDİR" "Kadının konumunun güçlendirilmesi, temel politikalarımızdan biridir."  diyen Oktay, bu kapsamda eğitim, sağlık, ekonomi, karar alma mekanizmalarına  katılım temel eksenleri üzerine inşa edilen Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi  ve Eylem Planı'nı uygulamaya devam ettiklerini vurguladı. Oktay, şöyle devam etti: "Kadın girişimciliğini geliştirmeye yönelik olarak kadın  kooperatifçiliğini destekleme konusunda yeni adımlar atıyoruz. 81 ilimizde kadın  kooperatifçiliği çalışma grupları oluşturduk. Teşvik ve desteklerimizin de  etkisiyle, 2023 yılında kadın istihdam oranını yüzde 34'e; kadın işgücüne katılım  oranını ise yüzde 38,5'e yükseltmeyi hedefliyoruz. Kadına yönelik şiddete karşı mücadelemizi 'sıfır tolerans' anlayışıyla  sürdürüyoruz. Bu çerçevede, 'Mercan Seferberliği'ni başlatarak Aile, Çalışma ve  Sosyal Hizmetler, Adalet, İçişleri, Milli Eğitim, Sağlık Bakanlıklarımız ve  Diyanet İşleri Başkanlığımız bir araya gelerek 2020-2021 Koordinasyon Planımızı  hazırlamıştır. 81 ilde hizmete açtığımız Şiddeti Önleme ve İzleme Merkezlerinden  bugüne kadar toplamda 514 bin kişi yararlanmıştır." Gençlerin, serbest zamanlarının değerlendirilmesi,  kişisel ve sosyal  gelişiminin desteklenmesi, zararlı alışkanlıklardan korunması ve karar alma  süreçlerine aktif katılımlarına imkan sağlanmasına yönelik çalışmaların aralıksız  devam ettiğinin altını çizen Oktay, "Gençlerimize bağımlılığın her türüyle  mücadele hakkında seminer ve eğitimler verilmekte, bağımlılıkla mücadele  konusunda projeler desteklenmektedir. Üniversite öğrencilerimizin ekonomik olarak  desteklenmesi ve modern ortamlarda barındırılması ile sağlıklı ve dengeli  beslenmelerinin sağlanması için çalışmalarımız sürdürülmektedir." şeklinde  konuştu. Spor alanında ise stadyumlar, yüzme havuzları, gençlik merkezleri,  spor salonları, atletizm pistleri ve benzeri gençlik ve spor tesislerinin yapımı  ve mevcut tesislerin modernizasyonlarının gerçekleştirildiğini anımsatan Oktay,  "Yatırım programında bulunan 37 adet stadyum, 294 adet spor salonu ve 79 adet  yüzme havuzu olmak üzere 1220 adet gençlik ve spor tesisi projesinden 962 tanesi  tamamlanarak hizmete sunulmuştur." dedi. TARIMSAL DESTEKTE YÜZDE 36,7 ARTIŞ Tarım ve orman alanının, her zaman önem verilen alanların başında  geldiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, şunları kaydetti: "Üreticimizin en önemli sorunu olan mazot kullanımını azaltarak yüzde  90'a varan tasarruf sağlayan, yüzde yüz yerli ve çevreci Elektrikli Traktör  prototipini geliştirdik. Buna benzer çalışmalarımızı artıracağız. 2020 yılında  bütçemizden tarım ve ormana ayırdığımız kaynağı 40,3 milyar liraya çıkartıyoruz.  Bu kapsamda, tarımsal destek programları için 22 milyar lira, tarım sektörü  yatırım ödenekleri için 5,1 milyar lira, tarımsal kredi sübvansiyonu, müdahale  alımları, tarımsal KİT'lerin finansmanı ve ihracat destekleri için 6,3 milyar  lira kaynak ayırıyoruz. Tarımsal destek programları için ayırdığımız kaynağı 2019  yılı ödeneklerine göre yüzde 36,7 oranında artırarak 22 milyar liraya  çıkarmaktayız." Türkiye'de artan enerji talebinin sorunsuz karşılanması amacıyla,  milli kaynakların öncelikli kullanılması hususuna dikkat ederek tüm enerji  kaynaklarını milletin hizmetine sunmak için çalışmaların aralıksız sürdüğünü  belirten Oktay, bu kapsamda, enerjinin yüksek verimle kullanılması, arz  güvenliğinin tahkim edilmesi ve cari açığın azaltılmasına katkı sağlanması  amacıyla yerli ve yenilenebilir kaynakları azami ölçüde değerlendirdiklerini  söyledi. Oktay, "Hazar'dan İtalya'ya uzanan TANAP ile Asya'yı Avrupa'ya  bağlayarak bölgede enerji üssü olma yönündeki iddiamızı gerçekleştirmeye devam  etmekteyiz. Ülkemize ve Avrupa'ya doğal gaz arz edecek TürkAkım projesinin de  inşaat ve imalatı tamamlanmıştır." diye konuştu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, Fatih ve Yavuz gemilerinin, Doğu  Akdeniz'deki sondaj faaliyetlerine devam ettiğini kaydederek, "Milli gemilerimiz  ile 2020 yılı içerisinde 5 kuyu daha açarak petrol ve doğal gaz arama  faaliyetlerinde aktif bir strateji izlemeye devam edeceğiz." ifadesini kullandı.   Oktay, TBMM Genel Kurulunda görüşmelerine başlanılan 2020 Yılı Merkezi Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu'nun sunuş konuşmasında, "Reel kesim destekleri için bütçemizden 44,5 milyar lira kaynak ayırmaktayız. Böylece son iki yıl içinde önemli ölçüde arttırdığımız reel sektör desteklerine 2020 yılında da devam ederek özel sektör aracılığıyla büyüme  stratejimizi sürdürmekteyiz." dedi. İşletmelerin 2020 yılında sosyal güvenlik kurumuna ödenmesi gereken  25,3 milyar lira tutarındaki işveren priminin bütçeden karşılanacağını bildiren  Oktay, Hazine destekli kefaletle sağlanan krediler çerçevesinde 2020 yılı  bütçesinde 5 milyar lira kaynak ayrıldığını söyledi. "İhracatçımızın rekabetçi gücünü artırmak amacıyla bütçeden ihracat  destekleri kapsamında 3,8 milyar lira harcamayı hedeflemekteyiz." ifadelerini  kullanan Oktay, Ziraat Bankası aracılığıyla tarımsal kredilere verilen faiz  destek tutarını yaklaşık yüzde 23 artırarak 4,2 milyar liraya çıkaracaklarını  belirtti. "KOSGEB BÜTÇESİNE 1,4 MİLYAR LİRA" Oktay, Halk Bankası aracılığıyla 2020 yılında kullandırılacak esnaf  kredileri için faiz desteği olarak 2,2 milyar, KOSGEB bütçesine ise 1,4 milyar  lira kaynak ayıracaklarını dile getirdi. Oktay, 2020 yılı bütçesinden Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı  aracılığıyla kullandırılmak üzere teşvik ödemeleri kapsamında 1 milyar lira  kaynak ayırdıklarını belirterek, "Bütçemizden başta TÜBİTAK olmak üzere kamu ve  özel sektör Ar-Ge harcamalarına destek sağlarken, diğer taraftan vergi ve diğer  mevzuat düzenlemeleri vasıtasıyla özel sektör Ar-Ge yatırımları için önemli katkı  veriyoruz. Bu amaçlarla 2020 yılı bütçemizde yaklaşık 5,5 milyar lira kaynak  ayırmaktayız." ifadelerini kullandı. Dijital Türkiye Platformu üzerinde 9 Aralık 2019  itibarıyla 44  milyondan fazla kullanıcı sayısına erişildiğini,  638 kurum ve kuruluşa ait  toplam 5 bin 115 hizmet sunulduğunu kaydeden Oktay, sıfır belge politikası  çalışmaları kapsamında toplam 111 adet sürecin sadeleştirildiğini, hizmet başına  düşen ortalama belge sayısının 3,8 iken yapılan çalışmalar neticesinde talep  edilen ortalama belge sayısının 0,34'e düşürüldüğünü, hedeflerinin bunu sıfıra  indirmek olduğunu söyledi. "DEVLET KATKISI TUTARI 25,6 MİLYAR LİRAYA ULAŞACAK" Oktay, 2020 yılında Bireysel Emeklilik Sistemi kapsamında bütçeden  aktarılacak devlet katkısı tutarının 5,1 milyar liraya ulaşmasını öngördüklerini,  böylece 2020 yılı sonunda bütçeden karşılanan toplam devlet katkısı tutarının  25,6 milyar lira olacağını kaydetti. Oktay, 2002-2019 Ekim döneminde kamu görevlilerinin aylık ve  ücretlerinde enflasyonun oldukça üzerinde artış sağladıklarını belirterek,  konuşmasına şöyle devam etti: "Aile yardımı ödeneği dahil en düşük memur maaşı 2002 Aralık ayında  392 lira iken 2019 Ekim ayında 3 bin 707 liraya çıkarıldı, artış oranı yüzde  846'ya ulaştı. Aile yardımı ödeneği dahil ortalama memur maaşı 2002 Aralık ayında  578 lira iken 2019 Ekim ayında 4 bin 483 liraya çıkarıldı, artış oranı yüzde  676'ya ulaştı. Muhtar aylığı 2002 Aralık ayında 97 lira iken 2019 Ekim ayında 2  bin 027 liraya çıkarıldı, artış yüzde bin 982'ye ulaştı. Güvenlik korucularının  ücretleri 2002 Aralık ayında 236 lira iken 2019 Ekim ayında 2 bin 162 liraya  çıkarıldı, artış yüzde 815'e ulaştı." "BİRİNCİ YARGI PAKETİYLE BİRÇOK YENİLİK GETİRİLDİ" Yargı Reformu Strateji Belgesi'nin 30 Mayıs'ta Cumhurbaşkanı Recep  Tayyip Erdoğan tarafından açıklandığını hatırlatan Oktay, belgenin, toplumsal  taleplerin karşılanmasını, vatandaşların etkili ve daha kaliteli adalet hizmetini  makul sürede alabilmelerini sağlamak amacıyla katılımcı bir anlayışla  hazırlandığını söyledi. Strateji Belgesi'ne yönelik yoğun toplumsal ilginin, doğru istikamette  olunduğunun göstergesi olduğuna işaret eden Oktay, yasalaşan birinci yargı paketi  kapsamında birçok yeniliğin getirildiğini vurguladı. İfade özgürlüğünün güvencesinin artırılması, soruşturma aşamasında  tutukluluk sürelerine azami sınır getirilmesi, hukuk mesleklerine giriş sınavının  getirilmesi, yeni muhakeme ve yargılama usullerinin getirilmesi ve avukatlara  hususi damgalı pasaport verilmesinin bu yeniliklerden bazıları olduğunu anlatan  Oktay, "2020 yılında da yeni reform paketleriyle sistemimizi daha güçlü hale  getirmeyi hedeflemekteyiz. Bu konudaki kararlığımız tamdır." diye konuştu. "AÇIK KAPI POLİTİKASI EZBERLERİ BOZDU" Türkiye'nin sahada ve masada güçlü olmaya dayanan girişimci ve insani  dış politikasının milli menfaatlere, bölgenin ve dünyanın barış ve istikrarına,  insanın refah ve huzuruna odaklanan bir yaklaşımla uygulanmaya devam edeceğini  kaydeden Oktay şöyle konuştu: "Dünya, küresel düzeyde istikrarsızlık, belirsizlik ve ciddi  sınamalarla mücadele halindedir. Böylesi bir ortamda hayata geçirdiğimiz insani  dış politika ve Cumhurbaşkanımızın 'Dünya 5'ten büyüktür' söylemiyle küresel  sistemin çarpıklıklarına Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üzerinden  yönelttiğimiz eleştiriler, dünya çapında yankı bulmuştur. Suriye'de yaşanan  insani krize karşı yürüttüğümüz açık kapı politikası ve dünya mazlumlarına her  şartta kol kanat geriyor olmamız var olan ezberleri bozmuştur. Suriye meselesi,  en hayati dış politika başlıklarından birisi olarak gündemimizdeki yerini  korumaktadır. Ülkemizde bulunan sığınmacıların ülkelerine gönüllü ve güvenli geri  dönüşleri, ancak Suriye'nin yeniden huzura, güvene ve istikrara kavuşmasıyla  mümkündür." "HAREKAT, TERÖR TAMAMIYLA TEMİZLENENE KADAR SÜRECEK" Barış Pınarı Harekatı ile Türkiye'nin güvenlik endişelerinin  giderilmesi, bölge halkının PKK-YPG-PYD ve DEAŞ baskısından kurtarılması ve  Suriyeli sığınmacıların ülkelerine güven içerisinde dönmeleri için uygun ortamın  oluşturulması, Suriye'nin toprak bütünlüğünün muhafazasına katkı verilmesinin  hedeflendiğinin altını çizen Oktay, "Bu doğrultuda 4 bin  kilometrekareyi  aşkın  alanı bilfiil terörden arındırdık ve sahadaki kararlı duruşumuzu diplomatik  hamlelerle perçinledik. Aynı zamanda ABD ve Rusya ile sağlanan mutabakatlarla  harekatın meşruiyetinin tescil edilmesini ve güvenli bölgenin tanınmasını  sağladık. Barış Pınarı Harekatı bölgesinde terörle mücadelemiz bu alanda terör  tamamıyla temizlenene kadar sürecektir." değerlendirmesinde bulundu. "ÜLKEMİZİN İZLEDİĞİ TAVİZSİZ POLİTİKA" Oktay, "Dış politikada kararlı duruşumuzun bir diğer örneği, Doğu  Akdeniz'de son dönemde tırmanan hidrokarbon kaynaklarının paylaşım sorununa karşı  ülkemizin izlediği tavizsiz politikadır. Bu konudaki kararlılığımızı, etkin  diplomatik girişimlerimiz yanında sahada arama faaliyetlerimiz dahil  uygulamalarımızla da gösteriyoruz." yorumunu yaptı. Oktay şöyle devam etti: "Libya ile imzaladığımız Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına  İlişkin Mutabakat Muhtırası ile karşılıklı iki kıyıyı dostluk köprüsüyle  birbirine bağlamış durumdayız. Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilip Sayın  Cumhurbaşkanımızın onayının ardından Resmi Gazete'de yayımlanan bu anlaşma, dün  itibariyle Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi tarafından da  onaylanmıştır. Türkiye ne Kıbrıs'ta ne Ege'de ne de Doğu Akdeniz'deki hak ve  çıkarlarından en küçük bir taviz vermeyecektir. Ülkemiz, bölgede yaşanan  belirsizliklerden yakından etkilenirken Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve  NATO gibi kuruluşlar bu süreçte Türkiye'ye karşı üzerlerine düşen  sorumluluklarını ne yazık ki yerine getirmemişlerdir. Tüm bunlara rağmen  Cumhurbaşkanımızın liderliğinde devletimiz 'kendi göbeğini kendi kesmeyi' bilmiş,  uluslararası alanda söz sahibi, güçlü bir aktör haline gelmiştir." "YURT DIŞINA KAÇAN HAİNLER HESAP VERMEKTEN KAÇAMAMAKTADIR" Yurt içinde ve yurt dışında terörle kararlılıkla mücadele ettiklerini  söyleyen Oktay, "Güvenlik güçlerimiz ve silahlı kuvvetlerimizin etkin, caydırıcı  ve saygın nitelikleriyle yurt içinde Kıran ve yurt dışında da Pençe gibi  operasyonları başarıyla sürdürerek terör tehdidini kaynağında yok etmektedir.  Türk milletine ihanet eden FETÖ üyeleri gibi yurt dışına kaçarak kurtulacağını  zanneden hainler de Türk adaletine hesap vermekten kaçamamaktadır. Nerede  olurlarsa olsunlar bulup adalete teslim etmeye devam edeceğiz." dedi. "Artık başka ülkelerin belirlediği çerçevede değil kendi menfaatleri  çerçevesinde hareket eden; hem masada hem sahada kazanan bir Türkiye vardır."  diyen Oktay, Türkiye'nin insan odaklı politikasını sürdüreceğini belirtti. "SAVUNMA VE HAVACILIK İHRACATI 2 MİLYAR 188 MİLYON DOLARA ULAŞTI" Fuat Oktay, milli güvenliğin temini maksadıyla milli savunma sanayinin  gelişiminin ne denli önemli bir mesele olduğunun son yıllarda yapılan yurt içi ve  yurt dışı operasyonlarda kendini bir kez daha gösterdiğini vurgulayarak, son  yıllarda Savunma Sanayii Başkanlığınca yürütülen projelerin güvenlik güçlerinin  her geçen gün gelişimine katma değer sağladığını ifade etti. Savunma sanayi cirosunun 2002 yılında 1 milyar dolar düzeyinde iken  günümüzde 8 milyar 760 milyon dolara ulaştığına dikkati çeken Oktay, dünyanın en  büyük 100 savunma sanayii şirketi arasında bu yıl itibariyle 5 Türk şirketinin  yer aldığını bildirdi. Savunma ve havacılık ihracatının, 2018 yılı sonunda 2 milyar 188  milyon dolara ulaştığını bildiren Oktay, "2019 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki  yıla kıyasla da yüzde 37,7'lik bir artış sağlanan ihracatımızın yıl sonunda rekor  bir düzeyde gerçekleşmesini beklemekteyiz." şeklinde konuştu. Yerli taarruz helikopteri ATAK'ın sayısının 50'yi aştığını, özgün  genel maksat helikopteri GÖKBEY'in de ilk uçuşunu gerçekleştirdiğini anımsatan  Oktay, "ANKA insansız hava aracı hizmete devam ederken, AKINCI taarruzi insansız  hava aracı ise test uçuşlarına başlamıştır. Yüksek faydalı yük kapasiteli  insansız hava aracımız AKSUNGUR ise bu yıl sonu itibarıyla kullanıma hazır hale  gelecektir. Bunların yanında, Milli gemimiz MİLGEM'in dördüncüsü TCG Kınalıada,  yerli gemisavar füzemiz ATMACA silah sistemi entegre edilmiş halde, bu yıl  içerisinde Deniz Kuvvetlerimize teslim edilerek göreve başlamıştır. TCG Anadolu  çıkarma gemimiz ise suya indirilmiştir." ifadelerini kullandı. Savunma sistemleri üzerine çalışmaların da yoğun şekilde devam  ettiğini belirten Oktay, savunma sanayinde yerlileşme ve millileşme hamlesinin  2020 bütçe döneminde de güçlenerek süreceğini kaydetti.   Oktay, TBMM Genel Kurulunda görüşmelerine başlanılan 2020 Yılı Merkezi Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi'nin sunuş konuşmasında, 2020-2022 döneminde kamu gelir politikalarını büyümenin desteklenmesi, kamu harcamaları için finansman sağlanması, kalkınma ve gelir adaletinin desteklenmesi, ekonomimizin rekabet gücünün artırılması ve yurt içi  tasarruflara katkı sağlanması hedefleri doğrultusunda yürüteceklerini belirtti. "Ağustos 2018'de başlayan spekülatif kur saldırılarına karşılık  hükümetimizin proaktif bir yaklaşımla gelir politikalarıyla ilgili aldığı  tedbirler ekonominin canlanması için hayati rol oynamıştır." diyen Oktay,  bu  uygulamaların başında, akaryakıt ürünlerine yönelik uygulanan tavan fiyat sistemi  olan eşel mobil sisteminin geldiğini ifade etti. Petrol fiyatları veya döviz kurları kaynaklı akaryakıt fiyatlarının  artması durumunda ÖTV tutarının bu artış kadar azaltılması yoluyla pompa satış  fiyatlarını belirli seviyelerde tuttuklarını hatırlatan Oktay, şöyle devam etti: "Bu politikayla vatandaşlarımız ve üreticiler için fiyat yükünü  azaltmanın yanı sıra belli oranda kamu gelirinden vazgeçerek enflasyonun aşağıya  inme sürecine önemli oranda katkı sağladık. Buna ilaveten, 2019 yılında ekonomik  aktivitenin daha da canlanması için bir yıl süreyle uygulanmak üzere, tapu  harcında yüzde 25 indirim sağladık, konut ve bazı işyerleri alımında KDV'yi yüzde  18'den yüzde 8'e düşürdük. Beyaz eşya alımlarında ÖTV'yi sıfırladık, mobilyada  KDV'yi yüzde 18'den yüzde 8'e düşürdük. Ocak-Haziran dönemi için altı aylık  uygulanmak üzere, otomobil alımlarında yaklaşık yüzde 30 indirim sağladık. Ticari  araç alımlarında KDV'yi yüzde 18'den yüzde 1'e düşürdük." Bütçe disiplininden taviz vermeden belirli vergi indirimleriyle  büyümeyi ve dezenflasyon sürecini desteklendiği gibi, bütçenin gelir  performansını yükseltmek amacıyla kalıcı gelir kaynakları ile vergi tahsilatında  etkinliğin artırılması için çalışmaları devam ettirdiklerini vurgulayan Oktay, bu  çerçevede, kalkınma hedefleriyle uyumlu şekilde ihracat odaklı ve teknoloji  tabanlı bir üretim modeline geçmeyi öngördüklerini söyledi. "YENİ DÜZENLEMELERLE VERGİ TABANINI GENİŞLETECEĞİZ" Bu doğrultuda yüksek katma değerli üretime, nitelikli istihdama ve  ihracata dayalı bir büyüme modeli için 2019 yılında imalat sektörüne yönelik  ilave destekler sağladıklarına işaret eden Oktay, şöyle konuştu: "Önümüzdeki dönemde de ekonomi genelindeki rekabet ve verimliliği  artırmak üzere yüksek katma değerli üretim ve ihracatı artırmak için düzenlemeler  yaparak ekonomide öngördüğümüz yapısal dönüşümün temellerini sağlamlaştıracağız.  Buna yönelik olarak imalat sanayinde finansmana erişim kanallarını artıracağız.  KOBİ’lerden istenen teminat maliyetlerini hafifleteceğiz. Kredi Garanti Fonu  uygulamasını sanayi odaklı olarak geliştireceğiz. Katılım bankacılığı  enstrümanları ve bireysel emeklilik fonlarının sanayi projelerine yatırım  yapmasına yönelik düzenlemeleri uygulamaya koyacağız." Vergisel teşvikleri gelecek dönemde de tüm sosyo-ekonomik etkileriyle  ele alarak, vergi harcaması nitelikli tüm düzenlemeleri gözden geçireceklerini  dile getiren Oktay, mükerrer teşvik ve destekleri sadeleştirip, etkin olmayanları  kademeli olarak kaldıracaklarını bildirdi. Yeni düzenlemelerle vergi tabanını genişletecek, vergide adaleti  pekiştirerek, tahsilatta etkinliği artıracaklarını ifade eden Oktay, vergi  mevzuatının, daha basit ve anlaşılabilir hale getirilmesi amacıyla, mükellef  uyumunu da gözetecek şekilde sadeleştirilmesine yönelik çalışmaları da  kararlılıkla sürdüreceklerinin altını çizdi. Oktay, kayıt dışı ekonominin azaltılması için planlı bir mücadele  yürüterek kayıt dışı istihdam oranını, 2002 yılındaki yüzde 52,1 seviyesinden,  2018 yıl sonu itibarıyla yüzde 33,4'e indirdiklerini söyledi. "BÜTÇE, BÜYÜME VE KALKINMA HEDEFLERİNİ DESTEKLEYECEK" Oktay, 2020 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi'nin, küresel düzeyde finansal  dalgalanmaların ve ticaret savaşlarının yaşandığı, Türkiye'nin jeopolitik risk ve  tehditlere maruz kaldığı bir ortamda hazırlandığına dikkati çekerek, "Önümüzdeki  dönemde de On Birinci Kalkınma Planı ve Yeni Ekonomi Programı’nda ortaya konulan  hedeflere ulaşmak üzere 2020 yılı bütçemizde olduğu gibi, gerekli kaynakları  kademeli bir biçimde ayıracak ve bütçenin büyümeyi ve kalkınma hedeflerimizi  desteklemesine yönelik politikalarımızı sürdüreceğiz." ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin getirdiği avantajları da  kullanarak kamu yönetiminin ve kamu maliyesinin etkinliğinin daha da  artırılmasını sağlayacaklarını vurgulayan Oktay, "2020 yılı bütçemizin nihai  amacı vatandaşlarımızın refahını artırmak ve onlara daha hızlı ve kaliteli hizmet  sunumunu sağlamaktır.  Uluslararası alanda ise hükümetimizin tüm dönemlerinde  olduğu gibi, bu dönemde de ülkemiz bölgesinde yükselen ekonomik ve siyasi bir güç  olmaya devam etmektedir." dedi. Fuat Oktay, bütçeyi, mali disiplinden taviz vermeyecekleri, kamu  gelirlerinin artırılacağı, kamu harcamalarında etkinliğin sürdürüleceği ve  tasarrufların üretken alanlara yönlendirileceği bir yapı üzerine inşa ettiklerini  kaydetti. Öte yandan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay'ın, 2020 yılı bütçesini  sunuş konuşmasını yaptığı sırada Genel Kurul Salonu'na giren CHP Genel Başkanı  Kemal Kılıçdaroğlu, CHP milletvekilleri tarafından ayakta alkışlandı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de bütçe görüşmelerini Genel  Kuruldaki yerinden takip etti. HDP Eş Genel başkanları Pervin Buldan ve Sezai  Temelli ile çok sayıda milletvekili, Bahçeli ile tokalaştı. Oktay bütçe sunumunu yaparken AK Parti TBMM Grup Başkanı Naci Bostancı, AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş da Genel Kurul Salonu'nda  yer aldı. Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/siyaset/fuat-oktay-2020-buyume-hedefini-acikladi-6097009
Devamını Oku
Standard Post with Image

İngiltere'de sandıktan Boris Johnson çıktı!

  İngiltere’de erken genel seçimde, iktidardaki Muhafazakar Parti sayımı tamamlanan 642 seçim bölgesinde 360 milletvekilliği kazanarak tek başına hükümeti garantiledi. Johnson Brexit'i gerçekleştirmek için yeni ve güçlü bir yetki elde etti. Yerel saatle 06.30 itibariyle 650 seçim bölgesinden 644’ünde oy sayımı tamamlandı. Boris Johnson liderliğindeki Muhafazakar Parti tek başına hükümet için gerekli 326 milletvekilinin 34 milletvekili üzerine çıktı ve 360 milletvekiline ulaştı. CORBYN AĞIR HEZİMET YAŞADI Ana muhalefetteki İşçi Partisi, geçen seçimde kazandığı 262 milletvekilinin gerisine düşerek şu ana kadar sadece 203 milletvekili çıkarabildi. Ana muhalefet lideri Jeremy Corbyn, henüz resmen istifa etmediyse de partisine başka bir seçim kampanyasında liderlik yapmayacağını duyurdu. LİBERAL LİDER MİLLETVEKİLİ BİLE SEÇİLEMEDİ Seçim sonuçlarına göre en ağır darbelerden birini Liberal Demokrat Parti aldı. Partinin lideri Jo Swinson, İskoçya’daki seçim bölgesinde milletvekili seçilmeyi başaramadı. Liberal Demokratlar şu ana kadar sadece 11 milletvekili çıkarabildi. SEÇİMİN BİR DİĞER KAZANANI İSKOÇYA ULUSAL PARTİSİ  Seçimden karlı çıkan partilerden biri ise İskoç Ulusal Partisi oldu. Parti son seçimde çıkardığı 35 milletvekili sayısını aşarak milletvekili sayısını 48’e yükseltti. Ülkede 6 seçim bölgesinde oy sayımı devam ediyor. BORİS JOHNSON'DAN ZAFER KONUŞMASI Seçim sonuçlarına ilişkin konuşan İngiltere Başbakanı Boris Johnson, "Bu aşamada, bu tek ulus Muhafazakar Parti hükümetine, sadece Brexit'in gerçekleştirilmesini sağlamak değil, aynı zamanda bu ülkeyi birleştirmek ve ilerletmek için de yeni ve güçlü bir yetki verildiği görünüyor" dedi. Johnson, sonucun İngiliz halkının demokratik iradesine saygı duyma, ülkeyi daha iyi bir hale getirme ve tüm halkın potansiyelini ortaya çıkarma şansı veren tarihi bir seçim olacağına işaret ettiğini belirtti. Öte yandan Johnson, Batı Londra'daki seçim bölgesinde oy oranını 1,8 puan artırarak 7 bin 210 oy farkla ve toplam da 25 bin 251 oyla yeniden Avam Kamarası'na seçildi. Sandık çıkış anketlerine göre, Johnson liderliğindeki Muhafazakar Parti, 368 sandalye ile seçimi ilk sırada tamamladı. Böylece Muhafazakarlar, salt çoğunluk olan 326'yı geçerek 2 yıl aradan sonra yeniden tek başına iktidara geldi. Johnson'ın en büyük rakibi konumundaki Jeremy Corbyn liderliğindeki İşçi Partisi ise 191 sandalye ile ikinci oldu. Böylece İşçi Partisi, 2017'de kazandığı 262 sandalyeden 71'ini kaybederek tarihinin en kötü yenilgilerinden birini aldı.BREXIT KESİNLEŞTİ Bu sonuca göre Johnson, AB'yle vardığı Brexit anlaşmasını başka bir partinin desteğine gerek kalmadan 650 üyeli Avam Kamarasında geçirebilecek ve İngiltere, 31 Ocak 2020'de AB'den ayrılmış olacak. Johnson, tek başına iktidara gelmesi durumunda ilk işinin Brexit anlaşmasını parlamentoya getirmek olacağını söylüyordu. 2017'de yapılan erken seçimde Muhafazakarlar 317, İşçi Partisi 262, İskoçya Ulusal Partisi 35 ve Liberal Demokrat Parti 8 sandalye kazanmıştı. Tek başına iktidarı kaybeden Muhafazakar Parti, Kuzey İrlanda'nın Demokratik Birlik Partisi'nin desteğiyle azınlık hükümeti kurmuştu. Ancak eski Başbakan Theresa May, bu tablonun bir sonucu olarak AB'yle vardığı Brexit anlaşmasını Avam Kamarasında geçirmekte başarısız olmuştu. May'in istifasıyla Başbakanlık koltuğuna oturan Johnson, Brexit düğümünün çözülebilmesi için 12 Aralık'ta erken genel seçime gidilmesini istemişti. Kaynak: https://www.ntv.com.tr/dunya/boris-johnson-ingilterede-tek-basina-iktidar-oldu,-RBOFvA9EkGaBV6ORwuBkQ
Devamını Oku
Standard Post with Image

TVF Borsa İstanbul'daki payını yükseltti

Türkiye Varlık Fonu (TVF), Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası'nın (EBRD) yüzde 10'luk hisselerini satın alarak Borsa İstanbul'daki payını yüzde 90,60'a çıkardı. Türkiye Varlık Fonu'ndan (TVF) yapılan yazılı açıklamada, geçen aylarda kamuoyuyla paylaştıkları üzere, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası'nın yüzde 10'luk hisselerini bugün satın alarak Borsa İstanbul'daki paylarını yüzde 90,60'a çıkardıkları belirtildi. Açıklamada, "Potansiyeline ve geleceğine inandığımız Borsa İstanbul'daki payımızı ve temsil gücümüzü artırarak Türkiye’nin bu çok değerli kurumunu İstanbul Finans Merkezi stratejimiz kapsamında bölgesel lider haline getirmeyi amaçlıyoruz. Türkiye'ye inanan ve Borsa İstanbul’a değer katan EBRD'ye teşekkür ederiz." ifadelerine yer verildi. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/tvf-borsa-istanbuldaki-payini-yuzde-90-60a-yukseltti/1688207
Devamını Oku
Standard Post with Image

TİM’DE GEÇİCİ İHRACAT DEPOLAMA ALANI TOPLANTISI

Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından organize edilen ‘’Geçici İhracat Depolama Alanı’’ ile ilgili toplantı, 27 Aralık Cuma günü TİM Dış Ticaret Kompleksi’nde gerçekleşti. Ticaret Bakan Yardımcısı Rıza Tuna Turagay, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Nureddin Nebati, TİM Başkanı İsmail Gülle ve sektörel STK'ların temsilcilerinin katıldığı toplantıya LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, Başkan Yardımcısı Turan Yavuz, Yönetim Kurulu Üyeleri Cebrail Karaarslan, Bülent Koca, Ahmet Ceylan ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katıldı. Uygulama kapsamında, hava yolunun açılmasıyla beraber kargo şirketlerine geçici depolama alanında yer tahsis edileceği, özel fatura kapsamındaki eşyaların geçici depolama alanına geleceği ve oradan tırlara yüklenip gönderileceği belirtildi. Ticaret Bakan Yardımcısı Rıza Tuna Turagay şunları kaydetti: ‘’Sistemin devam edebilmesi için kayıt altına almak şart, buradaki amaç sizin maliyetinizi yükseltmek değil, sizlerin ihracatçı olmanızı ve ihracatçı olmanın getirdiği avantajlardan yararlanmanızı sağlamak. Bir şekilde sistemin kayıt altına alınması gerekli hale geliyor, her geçen gün yaklaşıyoruz. Ruslarla ve diğer ülkelerde yaptığımız toplantılarda bunlar sürekli gündeme getirilen konular. Kayıt altına alma işlemi hem kurumsallaşmanız hem de ihracat desteklerinden yararlanabilmeniz için iyi olur.’’ STK’ların başkan ve temsilcilerinin konuyla alakalı düşüncelerini paylaştığı toplantıda, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Nureddin Nebati: ‘’18 Şubat tarihinde uygulama fiilen işler hale gelmediği sürece bu işi durduracağız. Orta yolla hareket etmemiz lazım, orta yolla hareket edersek hem devlet hem millet kazanır.’’ dedi. TİM olarak amaçlarının sorunları çözmek olduğunu vurgulayan İsmail Gülle: ‘’ Bizim, işimizi büyüten insanlara ihtiyacımız var. Ne zaman, ne ihtiyacınız olursa toplantı yapabiliriz. Bu toplantı, çok güzel şeylere vesile olacak.’’ dedi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

TürkAkım doğal gaz boru hattı açılıyor

Rusya'nın doğal gazını Türkiye'ye ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya iletecek TürkAkım doğal gaz boru hattı bugün düzenlenecek törenle açılacak. Rusya'nın doğal gazını Türkiye'ye ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya iletecek TürkAkım doğal gaz boru hattının açılışı bugün İstanbul'da düzenlecek törenle gerçekleştirilecek. Haliç Kongre Merkezi'ndeki törene, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sırbistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Aleksandar Vuçiç ve Bulgaristan Cumhuriyeti Başbakanı Boyko Borisov katılacak. Boru hattı 31 Aralık'ta gaz akışına hazır hale getirildi Rusya'nın Anapa şehrinden Kıyıköy'e uzanan ve 935'er kilometre uzunluğundaki iki hattan oluşan TürkAkım'ın inşaat süreci sona erdi. Anapa'da bulunan Russkaya Kompresör İstasyonu ve Türkiye Kıyıköy Alım Terminali de tamamlandı.  Rus gazını doğrudan Türkiye'ye iletecek TürkAkım boru hattı 31 Aralık 2019 itibarıyla gaz akışına hazır hale getirildi. Her bir hattı 15,75 milyar metreküp olmak üzere toplam 31,5 milyar metreküp gaz kapasitesi bulunan TürkAkım'ın 15,75 milyar metreküp kapasiteli ilk hattı Türkiye'ye gaz akışı sağlarken, aynı kapasiteli ikinci hat üzerinden Avrupa'ya gaz gönderilecek. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/turkakim-dogal-gaz-boru-hatti-aciliyor/1695772
Devamını Oku
Standard Post with Image

TİM Başkanı Gülle: Bu yıl ihracatta hedefimiz 190 milyar dolar

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle, ihracatçılar olarak 2019'u başarıyla bitirdiklerini, özellikle geçen yılın son ayında önemli bir artış yakaladıklarını söyledi. Bu paralelde yılın 9. günü geride kalırken, ihracatta ocakta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5'in üzerinde bir artışla gittiklerini aktaran Gülle, "Bu rakamları devam ettireceğiz gibi gözüküyor. İnşallah ocak ayına da geçen yılın üzerinde bir rekorla başlarız. Geçen yılki ocak ayı ihracatımız 14-15 milyar dolar civarındaydı. Şu anda buna göre bir yüzde 5 artış görünüyor." diye konuştu. Gülle, bu yıl ihracat hedeflerinin 190 milyar dolar olduğu bilgisini vererek, şunları kaydetti: "Biz bu yıl 190 milyar dolarlık ihracat hedefi bazında çalışacağız, bu rekoru genişletmek için üreteceğiz. Çok zorlu bir dünya ticaretinden geçiyoruz ama buna rağmen ihracatımızın artış trendinde gitmesi önemli. Ülkelerin ticaretlerini genişletmek için aldığı kararların etkisi mutlaka ticaretimize yansıyacak ama hayat devam ediyor. Dünyada insanlar tüketmeye devam ediyor. Küçülmek değil, artık bundan sonra bugüne kadar yaptığımız politika ve stratejilerin neticelerini alarak, daha katma değerli, daha moda tasarım ürünlerle, daha yüksek değerli ürünlerle ihracata devam edeceğiz. Hatta biz 190 milyar dolar değil, 200 milyar dolar seviyesindeki rakamları dile getiriyoruz. Hükümetimizin de desteğini alıyoruz. Biran evvel ikili rakamlara geçmemiz lazım." "Bu yıl sonunda ihracatımızı rekorla kapatacağız" İsmail Gülle, 2018'in Türkiye ekonomisi için önemli bir çelme olduğunu, bozulan dengelerin toparlanması ve tüm parametrelerin yerine konulmasının bir süreç aldığını ifade etti. Bu süreçte ihracat ailesinin büyüme ve gelişmeye verdikleri katkının son derece anlamlı olduğunu vurgulayan Gülle, "Gönül rahatlığı ile söylüyorum ki bu yıl sonunda ihracatımızı rekorla kapatacağız. Bunun altını dolduracak parametrelerimiz var, çalışmalarımız var. Bu çalışmaların neticesini biz rekor olarak görüyoruz. Dünyadaki konjonktürel gelişmelerin de çok anormal şeyler olmadığı takdirde ihracatımızı artıracağız." değerlendirmelerini yaptı. Gülle, ihracatın içerisinde yüksek teknolojili ürünlerin payının arttığına işaret ederek, bazı sektörlerde de değer olarak Avrupa ortalamasının üzerinde rakamların elde edildiğine dikkati çekti. Politikalar bazında ihracatın desteklendiğini anlatan Gülle, "Sayın bakanımızın açıkladığı gerek İVME, yani Türkiye'de üretilmeyen ürünlerin yatırımı bazında, gerekse diğer yatırım ve büyümelerle ilgili çok ciddi teşviklerin olduğunu görüyoruz. Bunların devreye girmesi de zaten bu söylediklerimizin altını dolduran önemli bir gösterge." dedi. Kurun ihracata etkisi Gülle, ihracatın 2019'u yüzde 2'nin üzerinde bir artışla kapattığını ifade ederek, "Yüzde 2 artışı miktar olarak çok daha fazla ama değer olarak bunu küçümsememek gerekiyor. Dünyanın belli büyük ekonomilerinin çok ciddi oranlarda düşüşlerle kapattığı bir ortamda yüzde 2 ile de bunu götürmek son derece önemli." dedi. Kurun ihracata etkisine de değinen Gülle, "Şu anda bizim ihracatımıza etkisi 5 milyar dolar seviyesinde. Bu son derece önemli. Sadece bir hesap yaparken kullandığınız bir çarpımdan dolayı kayıp. Diğer taraftan tabii maliyet bazıyla girdi maliyetlerinin dolar satışında Avrupa'ya satışında avro olduğu bir ortamda bir de böyle tersine durumla karşılaşıyoruz. Yani özellikle ABD'nin çelikle ilgili almış olduğu karar, Avrupa Birliği'nde otomobille ilgili yaşanan daralma var. Bu ikisinin üst üste koyduğunuz zaman yaklaşık iki kalem 10 milyar dolarlık bir ticaret kaybı çıkartıyor ortaya." değerlendirmelerini yaptı. "Türkiye, bu coğrafya için bir rol model" İsmail Gülle, ABD ile İran arasındaki gerilimin bölge ihracatına yansımasına ilişkin de değerlendirmede bulundu. Türkiye'nin çok zorlu bir coğrafi konumda bulunduğuna dikkati çeken Gülle, şunları söyledi: "Tarih boyunca hep böyle olmuş. Buradaki zenginlikleri, nimetleri, petrolü, enerji ve enerjiyle ilgili getirileri hiç bu bölge halkı yememiş, kullanamamıştır. Çok tezat bir görüntü var. Bu kadar değerli yer altı kaynakları var ama üstünde inanların fakirliği, kalkınmamışlığı var. O açından bu süreç öyle görünüyor ki en azından enerji burada olduğu sürece de devam edecek. Biz buna rağmen bu kadar olumsuz konjonktüre rağmen bir istikrar abidesi olarak hem yönetsel olarak hem de işlevsel olarak bunu koruyor olmamız bu bölge adına, bu bölgenin daha da kötü olmaması adına çok önemli bir duruştur." Gülle, Türkiye'nin bu coğrafya için bir rol model olduğunu belirterek, "Özellikle son yıllarda yapmış olduğu ataklar, yatırımlar, büyüme, teknoloji alanındaki, savunma sanayisindeki gelişmeler var. Biz yer altı kaynaklarımızla değil yer üstündeki insan kaynağımızla yatırımcımızla sanayicimizle bunu sağladık. O açıdan bu tür şeyler bize mutlaka ki istikrarın olduğu bölgeyle ilgili ticaretimizde bir avantaj getirir diye bekliyoruz. Özellikle bazı pazarlarla bunun olumlu etkilerini de kısa zamanda göreceğimiz kanaatindeyiz." diye konuştu. "Borsada kısa zamanda artış olması güzel, borsa istikrarın barometresi gibi" Bölgedeki ABD-İran gerginliğinin ihracata etkisine ilişkin soru üzerine Gülle, her gün yeni bir olayla karşılaşıldığını belirterek, "2019'da siyaset de ticaret de üzerine düşeni doğru yaptı. Herkes görevini iyi tamamladı. Dünyanın aklıselim liderlerin aklıselim başkanların yönetimine ihtiyacı var. Dünyanın çok kolaylıkla ayarının bozulduğunu görüyoruz. İki devlet başkanının açıkladığı olumlu hava hem bölgeyi hem de ekonomileri rahatlattı. Borsada kısa zamanda artış olması güzel. Borsa istikrarın barometresi gibi eğer orada artış varsa, güven ve huzur var demektir." diye konuştu.  Gülle, İngiltere'nin Brexit sürecini yönetmekte başarılı olamadığına işaret ederek, şunları kaydetti: "Bizler bu süreçten etkilendik. Bundan en çok otomotiv sektörümüz etkilendi. 500 milyon dolar seviyesinde ihracatımızda düşüş oldu. Bu kadar belirsizliğin olduğu ortamda ihracatımızı devam ettirmek de önemli. TİM ve bakanlık olarak sektörünü bilgilendirici çalışmalar yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Brexit'te artık anlaşmalı bir ayrılığın olacağı belli oldu. Eğer bu bizim kaldığımız pozisyonda kalarak çıkması durumunda çok sorunlu bir ayrılık değil. Bunun haricinde farklı bir ayrılıkla gelip sistemin dışında kalırsa bütün ülkelerle ticaret anlaşmalarına gideceği durum olursa bundan etkilenebiliriz. Ama bunu çok tercih edeceğini zannetmiyorum. Brexit'te fırsatlar olabilir. İngiltere'nin vereceği karar Türkiye'nin pozisyonunu belirleyecek. Gümrük Birliği açısından bunu iyi yönetmemiz bizler için önemli." "190 milyar dolar ihracatı 2019'da yapmamamız için hiçbir sebep yoktu" Avrupa Birliği (AB) ile olan Gümrük Birliği Anlaşması'nın güncellenmesi konusunda 2019 yılında hiçbir şey yapılmadığına dikkati çeken Gülle, bugün ihracat artışının sınırlı kalmasındaki en önemli etken Avrupa'daki daralma olduğunu kaydetti. Gülle, hem çelikte hem de otomobilde ciddi bir etkileşim görüldüğünü aktararak, "Hem otomotiv hem de çelik sektörümüzün negatif vermesinde AB ve ABD etkili oldu. Bu iki pazardaki etkileşimden dolayı negatif çıktı. 190 milyar dolar ihracat yapabilir miyiz? İnanın ki 190 milyar dolar ihracatı geçen sene yapmamamız için hiçbir sebep yoktu. Bu kadar olumsuzluğa rağmen ihracatı artı çıkarıyoruz. Olan işler elimizden kaydı gitti. Ama genel olarak siyaset siyasetini ticaret ticaretini yaptı." şeklinde konuştu. 'Faiz ve enflasyon dengesinin tek hanede tutulması gerekiyor' Gülle, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Uysal'ı, geçen yıl faiz indirimi yönünde aldığı kararlardan ötürü kutlayarak, kendisini en yakın zamanda ihracatçılarla bir araya getirmek üzere davet edeceklerini söyledi. Gülle, faizlerin seviyesi konusunda görüş ve açıklamalarının çok net olduğunu ifade ederek, faizi; "bir ülkenin gelişmesi ve büyümesinde son derece etkili zararlı bir gösterge." şeklinde nitelendirdi. Yüksek faizin yatırım kararları, maliyet, finansmana erişim ve ihracatı negatif etkilediğini anlatan Gülle, şunları kaydetti: "Sayın Başkanın cesurca aldığı ve 4 toplantıda 1200 baz puan faiz indirdiği dönem önemliydi. Para Politikası Kurulu toplantı sayısını bu yıl için 8'den 12'ye yükselterek her aya yaymasını da 'Olayı izliyoruz, izlemeye de devam edeceğiz' mesajını vermesi açısından önemli buluyoruz. Bundan sonraki süreci daha ince yöneteceğini tahmin ediyoruz. Çünkü aldığı faiz kararlarının enflasyona, yatırıma, yatırımcıya, üretime çok ciddi etkisi var. İhracatçı olarak da olayın bir kur-faiz balansında gitmemesi adına, buradaki alınan faiz kararlarının da kur üzerinde baskı yaratmadan, kurun istikrarını sağlayacak yönünde götürmesi bizim önemli beklentimiz.  Spekülatif bir kur beklentisinde değil, dengeli bir kur beklentisindeyiz. Bundan sonraki süreçte, daha önceki gibi büyük değil de ayar ayar, tek haneli faiz rakamlarına kadar inmesi konusunda desteğimizi ve isteğimizi bildiriyoruz. Türkiye'nin bazı şeylere aşması ve istikrarlı göstergeleri yakalamasında tek haneli faiz dönemi son derece önemli. Faiz ve enflasyon dengesinin tek hanede tutulması gerekiyor. Bu da piyasa ve fiyat istikrarı açısından son derece önemli." "Teşviklerin çokluğu değil, cesaretlendirici ve teşvik edici olması önemli" İsmail Gülle, kur seviyesinin ihracata etkilerine ilişkin, "İhracatçılar olarak kurun spekülatif artışlarından çok büyük bir nemalanma gibi ya da 'kurlar arttı, ihracat patlayacak' gibi bir görüntünün olmadığını biliyoruz. İhracata kurun etkisi 15 ya da 30 günlük etkilerle sınırlı kalıyor. Sonrasında yan etkileri oluyor. İhracatçılar olarak istikrarlı ve dengeli bir kur istiyoruz. Bu ihracatçılar için önemli." değerlendirmelerinde bulundu.  Bu yıl ihracatçının enflasyonla ezilmeyeceği, enflasyonla paralel gidecek bir kur istediklerini vurgulayan Gülle, "Kuru yüksek bir kazanç kapısı ya da zarar ettirecek bir argüman olarak görmek istemiyoruz." dedi. Gülle, teşvik mekanizmasının ihracatçılar için önemine işaret ederek, şunları söyledi: "Teşviklerin çokluğu değil, cesaretlendirici ve teşvik edici olması önemli. Teşviklerin verilmesinde, çeşitlenmesinde amaç nedir? Devlet sen bu işi yaparken ben bunu destekliyorum. Bu konuda büyümen ve kalıcı olman adına seni teşvik ediyorum. Bu bir bakıma ihracatçının devleti yanında hissetmesinin en önemli argümanlarından biri teşvikler. Bunu ihracatçı son derece anlamlı buluyor. Bu teşviklerin karşılığı alınmıştır ve karşılığı da devletimize başarı, ihracat ve rekor olarak geri gelmiştir. O açıdan teşviklerin amacına ulaştığını gönül rahatlığıyla söyleyebiliyoruz." Teşviklerin kullanımının ve ulaşılabilirliğinin kolaylaştırılmasının öneminden bahseden Gülle, bu konuda kendilerine de önemli görevler düştüğünü ifade etti. Gülle, ihracatçıların pazarlarda başarılı olması ve başarısını devam ettirmesi adına teşviklerin önemli bir rol üstlendiğini belirterek, "Devletimiz de bu konuda ihracatçının yanında. Biz verilen teşviklerin karşılığını ülkeye ihracat ve döviz olarak getiriyoruz. Devlet ve sanayicinin iş birliği içerisinde götürüyoruz. Teşviklerin teşvik ediciliğinden hiç vazgeçilmemesi, bu sistemin daha da desteklenmesi, basitleştirilmesi ve ulaşımının kolaylaştırılması son derece önemli." diye konuştu. "2019'da 17 bin 544 firmamız ihracat merhaba dedi" İsmail Gülle, 2018'in son çeyreğinin ve 2019'un ihracatçılar açısından önemli bir dönem olduğunu ve geçen yıl göreve geldikten sonraki süreçte yaşanan dışsal ekonomik müdahale sonrasında ihracatçıların hep bir rekor açıkladığını dile getirdi.  İhracatçının duruşunun ve tutumunun son derece anlamlı olduğunu dile getiren Gülle, her ay rekor açıklamanın yanı sıra her ay ihracata merhaba diyen yeni firmalarımı da açıkladıklarını aktardı.  İhracatın tabana yayılması adına bun çalışmaların önemli olduğunu vurgulayan Gülle, "Her ay yaklaşık 1500 firmamız vardı. 2019 yılında 17 bin 544 firmamız ihracat merhaba demiş, ilk defa ihracat yapmış ve yaklaşık 4,5 milyar dolar seviyesinde de bir ihracatı gerçekleştirmiş. Bizim ihracatımızın yüzde 65'ini ilk bin firmamız gerçekleştiriyor. Bu yüzden ihracatın tabana yayılması adına bu çalışma ve bu netice son derece önemli." diye konuştu.  Bu noktada 2019'un hem küçük ve orta ölçekli ihracatçıların ihracata katılması açısından hem de bu ihracat bilincinin yayılması, gelişmesi açısından anlamlı olduğuna dikkati çeken Gülle, TİM olarak bu çerçevede 2019 senesinde başta Anadolu olmak üzere bir çok yerde oldukça yoğun bir çalışma yaptıklarını anlattı. "Bu sene daha çok sahada olacağız"  Gülle, ihracatçıların, 2020 yılı için pazar çeşitliliği anlamında dinamik bir şekilde sahada olacağını belirterek, "Biz bu sene daha çok sahada olacağız. Daha çok ülke ziyareti, daha çok üst düzeyde temas daha çok ticaret ilişkisi olacak. Tamamen bizzat sahada terimizi akıtacağız. Dünyada ürün satmadığımız ülke yok. Neredeyse bütün ülke ve bölgelerin hepsine ihracat gerçekleştiriyoruz. Bu pazar çeşitlendirmesi açısından AB'ye ihracatımız yüzde 47'ler seviyesine düştü. Ama hem bu Orta Doğu ve Körfez ülkelerindeki ihracat payımız arttı hem de Afrika'daki ihracat payımız attı. Diğer bölgelerde mesela Asya-Pasifik'te de arttı ama oralarda daha nispeten sınırlı." dedi.  Avrupa Birliği'nin Türkiye için çok önemli bir pazar olduğunu vurgulayan Gülle, şöyle devam etti:  "Oturmuş bir düzenimiz var. Ama bizim bu ticari düzeni aşağı düşürmekten ziyade daha da geliştirmemiz gerekiyor. AB'nin bu Gümrük Birliği'nin düzenlemesi bunun için çok önemli. Bunu mutlaka gerçekleştirmemiz gerekiyor. Yani 190 milyar dolar ihracatı yapabilir miyiz diye değil 200 milyar dolar niye yapmıyoruz diye sormalıyız. Bizim bu anlaşmaları yaptığımızda mutlaka bu rakamların üzerine çıkacağız. 1 trilyon dolarlık Afrika'dan yüzde 1-1,5 üzerinde bir pay alıyoruz. Biz oralarda lojistikle daha fazla konumlanma, daha fazla yer alma adına çalışmalar yapıyoruz. Bizim bizzat sahada olup oradaki karşı kuruluşlarımızla, oradaki devletin temsilcilileriyle, sanayicileriyle, ihracatçılarıyla daha fazla ilişkide bulunup bizim bu ihracatımızı yükseltmemiz gerekiyor."  Gülle, ihracatın artırılması noktasında devletin kendilerine her türlü çözümü ve desteği sunduğunu ifade ederek, bu kadar devletin desteklediği bir sistemde artık ihracatçıların da daha fazla sahada olup, daha fazla üretim ve ihracat yapmamız gerektiğini dile getirdi. "İhracat büyümede lokomotif olmayı devam ettirecek" Gülle, katma değerli ürün ihracatının önemine işaret ederek, yüksek teknoloji ürün ihracatının yaklaşık yüzde 4 seviyesine çıktığını, savunma sanayi ve medikal alanındaki ihracat haberlerinin kendilerini çok mutlu ettiğini söyledi.  Türkiye'nin doğru bir yönde olduğunu, çok doğru işler ürettiğini vurgulayan Gülle, "İHA'lar, SİHA'lar, helikopterler, gemiler, tanklar... Özellikle kısa süre önce tanıtılan 2022'de yollarda göreceğimiz Türkiye'nin Otomobili'nin ihracatını gerçekleştirmek adına bizim ihracatçı birliğimiz büyük bir heyecan ve beklenti içerisinde. Onun ihracatını gerçekleştirmek ve onu dünyaya tanıtarak satmak bizler için en büyük gurur vesilesi olacak. Türkiye'nin uzun zamandır hasretle beklediği bu önemli projenin ihracatını gerçekleştirecek olmaktan büyük gurur ve mutluluk duyuyoruz." diye konuştu.  "2020'de Türkiye ile ilgili hiçbir olumsuz bir şey yok" Gülle, 2019'un ilk yarısında negatif bir büyüme olduğunu, bu negatif büyümenin pozitife çevrilmesinde ihracatın büyük katkı sunduğunu anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Son çeyrekte büyüme rakamlarının pozitif gelmesini bekliyoruz. Yıl bazında sıfırın biraz daha üstünde bir büyüme ile 2019'u bitireceğimizi gösteriyor. 2020 ile ilgili büyüme beklentilerimiz Yeni Ekonomi Programı'nda belirtildiği gibi yüzde 5 seviyesinde. Bazı uluslararası değerlendirme kuruluşlarının da buna benzer veya biraz altında oranlarla bu büyüme rakamını desteklediğini görüyoruz. 2020'de Türkiye ile ilgili hiçbir olumsuz bir şey yok. Hemen hemen bütün göstergeler büyümenin pozitif olacağı yönünde. 2019'daki ekonomiye zarar veren etkileri 2020'de büyümeyle ortadan kaldırmış oluyor. İhracat büyümede lokomotif olmayı devam ettirecek." Geçen yıl, Cumhuriyet tarihinde ilk defa ihracatçı sayısının ithalatçı sayısını geçtiğini vurgulayan Gülle, "87 bin ihracatçı, 77 bin ithalatçı var. Bu da bizim için güzel oldu. İhracatçının maliyetini düşürmek adına bizler de bazı önemli yapısal kararlar alıyoruz. Biz de birliklerimize giriş aidatını kaldırdık. İhracatçı bir kez üye olacak hiç aidat vermeden, yıllık bazda yaptığı işlerden dolayı ücret ödeyecek." dedi. "Türkiye'nin Otomobili'ni satmada, pazara ulaştırmada çok avantajlıyız" Gülle, otomotiv ihracatının önemine işaret ederek, Türkiye'nin Otomobilini heyecanla beklediklerini ve beklentilerin üstünde bir çalışma olduğunun görüldüğünü dile getirdi. Türkiye'nin Otomobili'nin ülkede milli bir heyecan ve talep yarattığını aktaran Gülle, "Bizler de bu heyecanı desteklemek adına birliklerimizin bünyesindeki araçları yerliye çevirmek adına bir karar aldık. İnşallah ihracatçı birliklerinde yerli arabamız olacak. Türkiye'nin çok ciddi bir yan sanayi gücü var. Bu bizim önemli bir gücümüz. Otomotiv ihracatımıza büyük destek sağlayacak otomobilimizin hem pazarlama hem de ihracatı ile ilgili ciddi çalışmalar yapacağız. Bu aracı satmada, pazara ulaştırmada çok avantajlıyız. Katma değerli ihracatımıza en büyük otomotivden gelecek inşallah." diye konuştu. Demir Grup Sivasspor'un performansı Gülle, ligin ilk yarısını lider kapatan Demir Grup Sivasspor'un performansına ilişkin ise şunlar kaydetti: "Ben Sivaslıyım. Sivas'ı da Sivasspor'u da yürekten destekliyorum. İnşallah bir Fenerbahçeli olarak da Sivasspor'un şampiyon olmasını yürekten destekliyorum. Anadolu'da çok büyük değişiklikler var. İhracat anlamında, gelişme ve yatırımlar anlamında. Sporda da bunu taçlandırırsa Sivassporumuz'la iftihar ederiz. Bu da Türkiye'deki değişimin, Türkiye'deki spor kültürünün, Türkiye'deki anlayışın da ne kadar farklı bir noktaya getirdiğini göstermesi açısından önemli. Bir Sivaslı olarak Sivasspor'la gurur duyuyoruz. İnşallah onu sezon sonunda şampiyon görebilirsek Türkiye'de herkes en az Sivaslılar kadar sevinir diye inanıyorum." Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/tim-baskani-gulle-bu-yil-ihracatta-hedefimiz-190-milyar-dolar/1697272
Devamını Oku
Standard Post with Image

TİM, ilk yurt dışı temsilcilik ofisini Kıbrıs'ta açtı

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), inovasyon, küresel ticaretteki tecrübelerini aktarmak ve birlikte eğitim çalışmaları yürütmek üzere ilk yurt dışı temsilcilik ofisini, Kıbrıs Türk Sanayi Odası (KTSO) iş birliğiyle Lefkoşa'da hizmete açtı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), inovasyon, girişimcilik ve küresel ticaretteki tecrübelerini aktarmak ve birlikte eğitim çalışmaları yürütmek üzere ilk yurt dışı temsilcilik ofisini, Kıbrıs Türk Sanayi Odası (KTSO) iş birliğiyle Lefkoşa'da hizmete açtı. KTSO bünyesinde faaliyet gösterecek ofisin açılışına, KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Hasan Taçoy, KTSO Başkanı Candan Avunduk, TİM Başkanı İsmail Gülle, ihracatçı birlik başkanları ve Kuzey Kıbrıs Türk iş dünyasından çok sayıda sanayici ile ihracatçı katıldı. Törende konuşan TİM Başkanı İsmail Gülle, iki kardeş ülke arasında bölgesel ticaretin geliştirilmesi adına hayati bir çalışmaya imza attıklarını söyledi. KTSO çatısı altında TİM'in ve ihracatçı birliklerinin 83 yıllık ihracat tecrübesini Kıbrıs'a taşıyacaklarını belirten Gülle, şunları kaydetti: "Dış ticaret mevzuat altyapısından pazara giriş stratejisine, finansmana erişim modellerinden inovasyon, Ar-Ge, dijital dönüşüm, e-ihracat ve girişimcilik alanındaki çalışmalara kadar biriktirdiğimiz know-how'ı, Kıbrıslı soydaşlarımızla, iş dünyamızla daha da ileriye taşımak için buradayız. İki kardeş ülkenin ticaretini daha da ileriye götürecek, Kıbrıs Türk sanayi ve ticaret dünyasıyla ilişkilerimizi daha da derinleştirecek, konjonktür doğrultusunda değişen şartların ötesine geçecek, üretimde, sanayide ve sınır ötesi ticarette sürdürülebilir yarınlara beraber yürüyeceğiz." "Tüm bu tecrübelerimizi Kıbrıs'a aktarmaya hazırız" İsmail Gülle, "dış ticaret fazlası veren Türkiye" hedefine ulaşmanın tek yolunun; inovasyon, Ar-Ge, teknoloji transferi, markalaşma ve girişimcilik ekosistemini geliştirmek, dolayısıyla yüksek katma değer üretmekten geçtiğini vurguladı. Bu anlamda 4 yıldır başarıyla sürdürdükleri "İnoSuit-İnovasyon Odaklı Mentorluk Programı"nı, TİM KKTC Ofisi'nde faaliyete geçirdiklerini bildiren Gülle, "Bu çalışmalardaki en önemli destekçimiz TEB ile iş birliği içerisinde, 5 yıldır girişimcilik ekosistemini Türkiye geneline yaymaya çalışıyoruz. Bugüne kadar 10 ilimizdeki TİM-TEB Girişim Evleri'mizde 900'den fazla girişimcimizi yetiştirdik. Bu ekosistemin Kıbrıs'ta da oluşturulması adına, tüm bu tecrübelerimizi buraya aktarmaya hazırız." diye konuştu. Gülle, düzenledikleri yeni nesil ticaret heyetlerini, firmaların yeni pazarlara girişlerini kolaylaştıracak şekilde gerçekleştirdiklerini ifade etti. KKTC Ofisi'nin de bu heyetler için çalışmalarını genişleteceğini, Kıbrıslı firmaların ticaret heyetlerine dahil edilmesini sağlayacağını belirten Gülle, şöyle devam etti: "Türkiye'de yürürlükte olan dahilde işleme rejimi, ihracatta KDV alacakları, ihraç kayıtlı satış, sözleşmeli tarım destekleri ve tarım ihracatının desteklenmesi gibi tüm mevzuatsal altyapı konusunda TİM'in tecrübeleri, TİM KKTC Ofisi tarafından Kıbrıslı ihracatçılarımızla ve KKTC hükümetiyle paylaşılacak. Ayrıca, Eximbank'ın faaliyetlerini buraya da taşımak adına çalışmalarımızı genişleteceğiz. e-ihracat, ürün-sektör raporları, kağıtsız ihracat gibi dijital dönüşüm uygulamaları... Bunların hepsi adım adım Kuzey Kıbrıslı dostlarımızın bilgilerine sunulacak." Gülle, TİM'in ulusal ve uluslararası ölçekte büyük organizasyonlara imza attığına işaret ederek, bu organizasyonlarda Kıbrıslı ihracatçıları da paydaş olarak görmek istediklerini söyledi. Gülle, "Bu vesileyle bir müjdeyi de burada vermek istiyorum; 8. yılına giren İnovasyon Haftası'nda ve Tasarım Haftası'nda Kıbrıslı firmalarımız, dostlarımız, bu yıl onur konuklarımız olacak." dedi. "TİM'in KKTC Ofisi, birçok kapıyı açabilecek nitelikte" KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Hasan Taçoy da bugünün, kendileri için bir milat olduğunu belirterek, TİM'in KKTC Ofisi'nin birçok kapıyı açabilecek nitelikte olduğunu vurguladı. Dünyada birçok olumsuz gelişme yaşanmasına karşın KKTC'ye böyle bir girişimde bulunulmasının kendileri için mutluluk verici olduğunu dile getiren Taçoy, şunları kaydetti: "Gelişen dünya içinde savaşlar; toprak savaşı olmaktan çıkmış, daha fazla petrol, enerji savaşlarına dönüşmüştür. Bölgemiz, bu konuda çok önemli konumda. Güneydoğu Akdeniz ve Güneydoğu Akdeniz'in içinde yaşadığı durum bizleri çok yakinen ilgilendiren bir konudur. Özelikle KKTC'nin Kıbrıs sorununda içinde bulunduğu durum ve çözümsüzlüğün getirmiş olduğu tartışmaların ön koşulları bizleri çok daha farklı noktalara götürmektedir. Bugün Güneydoğu Akdeniz'de konuşulan 'bu bölge acaba bir Yunan-Rum gölüne dönüşebilir mi?' noktasında, ana vatan Türkiye'mizin attığı adımlarla daha farklı yerlere geldiğimizi hep birlikte idrak etmekteyiz. KKTC sınırları içerisinde, KKTC'nin birçok hakkının korunmasını ana vatan Türkiye ile daha düne kadar izledik. Bu sadece satranç oyununun belki de başlangıcıydı ve tek başına bu bölgeyi kendine ait ilan eden Rum ve Yunan'ın attığı adımlara karşı bir yanıttı. Akabinde Türkiye'nin Libya ile imzaladığı mutabakat, bu bölgede Türkiye'nin ağırlığını bir kez daha gündeme getirmiştir ve bölgenin önemini bir bu kadar daha artırmıştır. Bu bölge, net bir 50 yıl daha önemini devam ettirebilecek bölgedir. Çünkü enerji kaynaklarının tam üzerindedir." Taçoy, KKTC olarak 2020 için sektör seçip bu sektörlerdeki ihracatı artırmayı hedeflediklerini, bunu gerçekleştirebilmek için TİM gibi bir gücün yanlarında bulunmasının bir şans olduğunu vurguladı. TİM ile KKTC'de ihracat rekorlarına imza atmayı ve çift rakamlara ulaşmayı arzu ettiklerini dile getiren Taçoy, "Ar-Ge ve kuluçka merkezlerinin kurulması, teknolojinin geliştirilmesi, markalaşma gibi alanlarda Türkiye'nin destek sağlaması bizim için önemli. Ana vatan Türkiye, bizim dünyaya açılış kapımız. Biz de artık yavru vatan olmaktan çıktık, 36 yaşını doldurduk, bir yerde serhat vatan haline geldik. KKTC'nin sınırları ve ana vatan Türkiye'mizle imzaladığımız anlaşmalarla münhasır ekonomik bölge içerisinde en azından bu rüşdü ispat etmiş olduk." şeklinde konuştu. "Eximbank mekanizmalarından KKTC ihracatçılarının da yararlanmasını arzulamaktayız" KTSO Başkanı Candan Avunduk ise Türkiye'nin, 2019'da ihracatta rekor kırması, yıllardır sürdürülebilir bir şekilde ihracatını artırması ve yeni pazarlar bulma konusundaki başarılarının Kıbrıslı Türkleri gururlandırdığını ve cesaretlendirdiğini söyledi. Türkiye'nin son yıllarda örnek gösterilecek adımlarına karşın KKTC'nin ihracatında bir düşüş trendinin söz konusu olduğunu belirten Avunduk, KKTC'de 1980'lerde yüzde 50'lere kadar yükselen ihracatın ithalatı karşılama oranının, dışta Kıbrıslı Türklere karşı uygulanan haksız ambargolar, içte siyasilerin üretimle ilgili politikalara önem vermemesi ve ihracatla ilgili devlet politikası oluşturamaması nedeniyle yüzde 6'lara kadar düştüğünü anlattı. Bu anlamda KKTC olarak potansiyellerinin çok altında olduklarına işaret eden Avunduk, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bu durum, ülkemizin ihracatla ilgili kapasitesinin artırılmasının yanı sıra Türkiye'nin ihracatta yegane çatı kuruluşu olan TİM iş birliği içerisinde hareket edilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu çerçevede TİM KKTC Ofisi'nin açılmasının, KKTC'nin ihracatının artırılması açısından büyük bir milat ve şans olacağını düşünüyoruz. TİM'in bilgi ve tecrübesinden yararlanmak suretiyle KKTC'nin ihracatının geliştirilmesi yönünde devlet politikası oluşturulması, ihracatçıyı destekleyen ekosistemin yaratılması, Türkiye'deki ihracatçılara yönelik Eximbank'la ilgili mekanizmalardan KKTC ihracatçılarının da yararlanması ve KKTC için ulaşılabilir ve gerçekçi bir ihracat hedefi konulmasını da arzulamaktayız." KKTC için ihracatın ithalatı karşılama oranının 5 yıl içinde ikili hanelere çıkarılmasının hedeflenmesi önerisinde bulunan Avunduk, ülkenin sürdürülebilir büyümesinin ancak ve ancak üretimle mümkün olduğunu vurguladı. Avunduk, Doğu Akdeniz'deki gelişmelere değinirken, "Doğu Akdeniz'de Türkiye'miz ve Kıbrıslı Türkleri dışlamak suretiyle Yunanistan, İsrail, Mısır ve Kıbrıslı Rumların bölgedeki gerginliği tırmandıran girişimlerini kesinlikle kabul etmiyoruz." dedi. TİM KKTC Ofisi'nde yapılacak çalışmalar Verilen bilgiye göre, KKTC'de yatırım ortamının iyileştirilmesine katkı sağlanacak TİM'in KKTC Ofisi'nde, KKTC ihracatında yeni açılımlar sunacak olan mevzuatların geliştirilmesine yönelik know-how aktarımı yapılması sağlanacak. Öte yandan, KKTC’de ihracatın finansmanına yönelik imkanların artırılması için ortak çalışmalar yapılacak. Çalıştay, konferans, seminer, ortak komite, teknik heyet ziyaretleri, bilgi paylaşımları aracılığıyla mutabakata varılmış alanlarda ortak proje ve faaliyetler düzenlenecek. KKTC ve Türkiye'den ihracatçılar arasında iş birlikleri oluşturulması amacıyla diyalog kanalı oluşturulacak. Taraflarca mutabık kalınan devlet kurum ve kuruluşları nezdinde girişimleri gerektiren ekonomiye yeni ihracatçı kazandırılması, genç girişimciler yetiştirilmesi, inovasyona yönelik farkındalık oluşturulmasına yönelik eğitim ve mentorluk bazlı çalışmalarda TİM tarafından bilgilendirme desteği sağlanacak. TİM ayrıca, ticaretin dijitalleşmesi ve e-ticaret konusunda KTSO'ya teknik ve eğitim desteği verecek. KKTC'de katma değer, teknoloji ve rekabet edebilirlik seviyesi yüksek, ihracatı yapılabilecek yatırım alanları tespit edilecek.Türk ihracatçıların örgütlendirilmesi, Türk ihracatının artırılması, Türk ürünlerinin tanıtımı ve bilinirliğinin artırılması amacıyla KTSO tarafından duyuru, tanıtım, reklam çalışmaları yapılacak. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/tim-ilk-yurt-disi-temsilcilik-ofisini-kibrista-acti/1700141
Devamını Oku
Standard Post with Image

2023 yılını çok sağlam sanayi ve teknoloji altyapısıyla karşılayacağız

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank: "Yıl boyunca atacağımız adımlarla, bu büyüme oranlarını orta ve uzun vadeye de yaymaya devam edeceğiz. Türkiye 2023 yılını, çok sağlam bir sanayi ve teknoloji altyapısıyla karşılayacak." dedi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, şehir merkezindeki bir otelde organize edilen, "Milli Teknoloji, Güçlü Sanayi" İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, katılımcılara Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın selamlarını iletti. Gümüşhanelilerin, Erdoğan'ın Gümüşhane'ye olan sevgisini bildiklerine işaret eden Varank, kente ziyaretlerde kendisine defalarca eşlik ettiğini ancak bakan olarak ilk kez gelmenin bugüne nasip olduğunu söyledi. Varank, Gümüşhane'nin yerinin kendileri için başka olduğunun altını çizerek, "Çünkü sizler, millete hizmet yolunda dolu dolu geçirdiğimiz 17 yıllık dönemde, bizi hiç yalnız bırakmadınız. 2002'den bu yana yapılan tüm seçimlerde liderinizin arkasında durdunuz, AK Parti'yi her seferinde birinci parti olarak çıkardınız. Bizim de sizi yalnız bırakmamız söz konusu olamaz. Dolayısıyla biz sadece seçim dönemlerinde oy istemek için kapı çalan bir anlayışta değiliz. Bizim özledikçe bir Gümüşhane'yi görmemiz, Gümüşhanelilerle şöyle bir kucaklaşmamız lazım. İnşallah bu toplantıları ilerleyen dönemlerde de devam ettireceğiz." diye konuştu. "Başarıya giden yolu, sizlerle birlikte yürüyeceğiz" "Türkiye yatırımlar öncülüğünde büyüsün" diye Bakanlık olarak tüm imkanları seferber ettiklerine dikkati çeken Varank, "Ancak bu şekilde ülkemizi hem teknoloji geliştirmede hem de rekabetçi üretimde dünyanın sayılı güçlerinden biri haline getirebiliriz. Sizler kaynaklarınızı yatırımlara yönlendirdikçe Türkiye güçlenecek, Türkiye daha da büyüyecek." ifadesini kullandı. Varank, ekonomik görünümün günbegün canlandığına işaret ederek, şu değerlendirmede bulundu: "Geçen senenin üçüncü çeyreğinden itibaren büyüme eğilimine geçmiş durumdayız. Faizler düşüyor. Enflasyon hedefin de altında kaldı. Ekonomiye olan güven artmaya devam ediyor. İç talep canlanıyor. İhracatta rekorlar kırıyoruz yani dış talep cephesi de aslında gayet kuvvetli. Dolayısıyla bu sene ekonomik büyümenin güçlendiği bir yoldayız. Yıl boyunca atacağımız adımlarla, bu büyüme oranlarını orta ve uzun vadeye de yaymaya devam edeceğiz. Türkiye 2023 yılını, çok sağlam bir sanayi ve teknoloji altyapısıyla karşılayacak." İddialı olmakla beraber, oldukça gerçekçi hedeflerinin bulunduğunu dile getiren Varank, başarıya giden yolu, değerli iş insanlarıyla beraber yürüyeceklerini söyledi. Varank, Bakanlık olarak, sanayicilerin üretime daha sıkı sarılması için yenilikçi politikalar geliştirdiklerine dikkati çekerek, Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı'nın bunlardan bir tanesi olduğunu aktardı. Bu programla yerlileşme alanında benzersiz bir işe giriştiklerini belirten Varank, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ne demek istiyorum kısaca özetleyeceğim, bakınız 2018 Ağustos ayında ekonomik temellerimizden bağımsız birçok ciddi dış şokla karşılaştık. Bunun sonucunda döviz kurlarında yukarı yönlü ciddi bir dalgalanma gösterdi. Yurt dışından ithal edilen her şeyin fiyatı da artmış oldu. Bu da maliyet artışı olarak sanayicimize, üreticimize ciddi şekilde yansıdı. İşte biz dedik ki Türkiye aslında bu ithalatın önüne geçebilir. İşte Hamle adını verdiğimiz programımız da aslında bunu amaçlıyor. Programı oluştururken, sanayideki mevcut kabiliyetlerimizi ölçtük ve nerelerde sıçrama yapabileceğimizi değerlendirdik. Bakınız biz burada hem alıcıyı hem de satıcıyı aynı anda destekleyeceğimiz bir model oluşturduk." Varank, programa başvuranların, Bakanlığın sunduğu tüm desteklere tek pencereden erişebildiğini ifade ederek, "İlk çağrıya makine sektöründe çıktık ve oldukça yoğun bir taleple karşılaştık. Sadece tek bir sektörde çıktığımız yani makine sektöründe çıktığımız çağrıya toplamda 5,3 milyar liralık yatırım başvurusu yapıldı. Şimdi bu başvuruları değerlendiriyoruz, inşallah sonuçlarını nisan ayında açıklayacağız. Ayrıca yılın ilk yarısında kimya, ilaç, tıbbi cihaz, otomotiv, elektronik ve raylı sistem araçları gibi alanlarda yeni başvuruları da ilan edeceğiz." dedi. Bu programda Gümüşhane'den de firmalar görmek istediğini dile getiren Varank, "İlimiz özellikle madencilik ve gıda sektöründe güçlü bir şehir. Bunun gibi programlar, farklı sektörlere yatırım yapmak isteyenler açısından çok iyi fırsatlar sunuyor." diye konuştu. Bakan Varank, bir diğer vizyoner programlarının da işletmelere sundukları sermaye mekanizmalarıyla ilgili olduğunu kaydederek, şunları söyledi: "Biz bu amaçla biri bölgesel kalkınma diğeri de teknoloji ve inovasyon alanında olmak üzere iki yeni fon kurduk. Burada bizim paydaşımız Türkiye Kalkınma Bankası, böylece 750 milyon liralık kaynağı teknolojiyi, sanayiyi ve yeniliği odağına alan işletmelere aktaracağız. Bakın bu fonlar yatırımcımıza ortak olacaklar ve sizleri bankalara faiz ödemekten de kurtaracak. Finansman alanında sizlere sağladığımız bir başka kolaylığımız daha var. KOSGEB, KOBİ Finansman Destek Programı. Bu programla işletmelere 18 aya kadar yatırım, 36 aya kadar da finansman desteği sağlayacağız. Biliyorsunuz kredi faizlerindeki düşüş eğiliminden sonra işte KOSGEB bunu da dikkate alıp, bankalarla yaptığı protokolleri güncelledi. Şu an finansman maliyetlerinin tamamını KOSGEB'imiz karşılayabiliyor yani istediğiniz zaman KOSGEB'e başvurabileceğiniz bu programlarla faiz ya da kar payı ödemeksizin bankalardan kredi kullanabileceksiniz." Bakan Varank, Gümüşhane Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İsmail Akçay'ın konuşmasında bu süreçteki başvuru koşullarında birtakım teknik zorluklardan bahsettiğini anımsatarak, "Belki biz KOSGEB olarak burada bir program yapabiliriz ve gelir burada süreçlerin nasıl işlediğini anlatabilirler. Aslında süreçlerimiz çok zor değil, hepsi online gerçekleşiyor ama biz burada bir programı hayata geçiririz." dedi. "Biz inşallah elimizden gelen desteği vermeye hazırız" Varank, kendisine iletilen talepler doğrultusunda Gümüşhane özelinde birkaç konuya özellikle değinmek istediğini söyledi. Organize sanayi bölgesinin altyapı desteği ve genişleme süreciyle ilgili taleplere değinen Varank, şöyle devam etti: "Biz inşallah elimizden gelen desteği vermeye hazırız, biraz önce telefon ettirdim, benim plandan haberim yoktu, salı günü inşallah plan onaylanarak buraya gelecek. Bunda hızlıca hareket edebiliriz. Diğer alanlarda da başvurularınızı bize iletirseniz bütçe imkanları çerçevesinde elimizden gelen desteği verebiliriz. Teşviklerden yeterince yararlanamadığınızı bize gelen taleplerde ifade etmişsiniz. Bakınız biz son 7 senede Gümüşhane'de 500 milyon liralık sabit yatırımı teşvik ettik. Tabii burada şunu da vurgulamam gerekiyor; biz bu sene teşvik sistemimizle ilgili kritik adımlar atacağız. Teşviklerimizi daha esnek bir yapıya kavuşturacağız. Yani yatırımcılarımız projelerini hayata geçirmek için ihtiyaç duyduğu destekleri adeta kendileri belirleyebilecekler. Bu sene içerisinde bu alanda yaptığımız çalışmaları biz kamuoyu ve değerli iş insanlarımızla paylaşacağız." Varank, Gümüşhane'de bir Türk Standardları Enstitüsü (TSE) temsilciliği açılması talebine ilişkin, "Bunun için de arkadaşlarımla gelmeden önce görüştüm. Bugüne kadar TSE şehirde sadece 29 belgelendirme faaliyeti yapmış. Ölçü tartı aletlerinin periyodik bakımlarıyla ilgili, evet doğru bu seneden itibaren biz Bakanlığımızın bu sorumluluğunu TSE'ye devrettik ama bütün tedbirlerimizi de aldık, bir sıkıntı yaşanmasını beklemiyoruz ama yine de bunu da tekrar arkadaşlarımızla değerlendirip ona göre nihai kararlarımızı veririz." ifadesini kullandı. Şehit Necmettin öğretmenin adı İŞGEM'de yaşatılacak Bu toplantının hemen ardından Gümüşhane'nin en büyük yatırımlarından biri olan İş Geliştirme Merkezi'nin resmi açılışını yapacaklarına işaret eden Varank, 8-8,5 milyon avroluk bu yatırımın, Bakanlığın Rekabetçi Sektörler Programı sayesinde hayat bulduğunu kaydetti. Varank, buraya şehit öğretmen Necmettin Yılmaz'ın ismini vermek istediklerini dile getirerek, "İnşallah ismini bu şekilde vereceğiz. Bu topraklardan yetişmiş, vatan sevgisiyle dolu gencecik bir fidanımız, terör örgütü PKK tarafından şehit edildi. Biz şehidimizin aziz hatırasını ismiyle bu merkezde yaşatmak istiyoruz." diye konuştu. "Küçük sanayi sitesiyle ilgili de orada tüzel kişilikle biz muhatap olabiliyoruz, eğer siz tüzel kişiliği kurunca bize başvurursanız orada da bütçe imkanlarımız çerçevesinde elimizden gelen desteği vereceğiz." ifadesini kullanan Varank, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kalkınma ajanslarından ve bölge kalkınma idarelerinden burada bahsettiniz, elbette biz bu iki kurumumuzu en verimli şekilde değerlendirmek istiyoruz çünkü yerelin potansiyeli çok önemli, kalkınma yerelden başlıyor, biz yerelin potansiyelini hayata geçirecek ekonomik yapıları kurabilirsek bu ülkenin kalkınması açısından da çok önemli. Ben arkadaşlarımla sürekli görüşüyorum ama bundan sonra pozitif ayrımcılık da olacak şekilde Gümüşhane'mizin projelerine daha bir dikkatli bakacağız, Gümüşhane'de yerel potansiyeli nasıl harekete geçirebiliriz, bunu daha dikkatli bir şekilde gündemimize alacağız." Varank, Gümüşhaneli iş insanlarından kentin gelişmesine katkı sunmalarını isteyerek, "Sayın Aydın Doğan'ın son zamanda medyayı sattıktan sonra nakit anlamında elinde büyük bir sermaye olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla bu şehrin ihtiyaçlarına dönük hem de ileride kendisine rahmet olacak şekilde bu şehre katkı sağlayabilirse tabii ki faydalı olur. Ben şehrimiz için önemli projeleri kendisine ulaştıracağım, oradan da iş adamımızın desteğini almış oluruz." diye konuştu. Bakan Varank, KOSGEB konusundaki değerlendirme süreçlerine ilişkin ilgililerle konuşacağını, o süreleri kısaltmak için elinden gelen gayreti göstereceğini vurguladı. "Bu işin püf noktası, birlik ve beraberlik" Hiçbir terör örgütüne göz açtırmadıklarını vurgulayan Varank, şunları kaydetti: "Sınırlarımızda peydahlanmak istenilen terör devletine de müsaade etmeyeceğimizi tüm dünyaya gösterdik, bu yönde özellikle adımlarımızı attık, operasyonlarımızı sürdürüyoruz. Tabii bu işin püf noktası, birlik ve beraberlik. Devletle millet bir ve beraber oldukça, Allah'ın izniyle hiç kimse bu ülkenin tek bir karış toprağına göz dikemez. Zaten güvenlik güçlerimiz, Allah nazarlardan saklasın, hem içeride hem dışarıda oldukça başarılı operasyonlarını yürütüyorlar. Zeytin Dalı, Fırat Kalkanı, Barış Pınarı, Pençe, Kıran, hangi operasyon gerekiyorsa o operasyonu hayata geçiriyorlar. Biz de siyasiler olarak, terörün üzerine en sert şekilde gidiyor, bu konuda en ufak bir zaaf göstermiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde nasıl ki bu ülkenin başına bela olan yüzlerce dertten kurtulduysak inşallah bu terör belasından da ebediyen kurtulacağız." Varank, terörle mücadele etmenin hem çok boyutlu hem de oldukça meşakkatli bir süreç olduğuna işaret ederek, "Çünkü terörle mücadele ettiğinizde kutsalı olmayan, ilke tanımayan, insan bile diyemeyeceğimiz kişileri karşınıza alıyorsunuz. Bazıları bir dinin, bazıları bir etnik kökenin maskesine bürünse de terörle mücadele ettiğinizde inançsızları, vatansızları karşınıza alıyorsunuz ve en önemlisi terörle mücadele ettiğinizde aslında cehaletin ta kendisiyle mücadele ediyorsunuz." dedi. "Terörün panzehri eğitim diyoruz" Terör örgütlerinin ekseriyetinin hedefinde çocuklar, gençler olduğuna dikkati çeken Varank, "Çünkü tarihinin farkında olan, nereden geldiğini bilen, okuyan, araştıran, kendini geliştiren hiçbir genci terör örgütü esir alamaz. İşte bu yüzden terörün panzehri eğitim diyoruz." ifadesini kullandı. Bakan Varank, tüm anne babalara, ağabeylere, hocalara, öğretmenlere ve siyasilere büyük işler düştüğünü vurgulayarak, konuşmasını şöyle tamamladı: "Ancak ve ancak vatanını seven, adil ve cesur gençler yetiştirerek terörü yenebiliriz, tamamen kökünü kazıyabiliriz. İşte bunun en güzel örneği tek başına bir ordu olan şehit öğretmenimiz Necmettin Yılmaz. Urfa'da öğretmenlik yapan Necmettin kardeşimiz bayramda ailesini ziyaret etmek için memleketine giderken teröristler tarafından alçakça şehit edildi ama arkasında gözyaşlarını değil, 'Vatan sağ olsun' diyen bir ana babayı, 82 milyonun duasını, 'Büyüyünce ben de Necmettin öğretmen gibi olacağım' diyen onlarca genci bıraktı. İşte terörle mücadele etmek demek, Necmettinler yetiştirmek demektir. Rabbim Necmettin öğretmenimize ve tüm şehitlerimize rahmet eylesin." Açılış konuşmalarının ardından basına kapalı devam eden toplantıya, Vali Kamuran Taşbilek, AK Parti Gümüşhane Milletvekili Cihan Pektaş, Gümüşhane Belediye Başkanı Ercan Çimen, Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Halil İbrahim Zeybek, İl Genel Meclisi Başkanı Mehmet Emin Erdoğdu, Gümüşhane Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İsmail Akçay, AK Parti Gümüşhane İl Başkanı Celalettin Köse, AK Parti Bayburt İl Başkanı Hacı Ali Polat, diğer ilgililer ve iş insanları katıldı. Kaynak: https://www.azonceoldu.com/gundem/2023-yilini-cok-saglam-sanayi-ve-teknoloji-altyapisiyla-karsilayacagiz-66306
Devamını Oku
Standard Post with Image

Kat serbestisine kısıtlama geliyor

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, partisinin inşaatlar için TBMM'ye sunacağı yeni kanun teklifine dair açıklamalarda bulundu. AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, yeni kanun teklifi ile ilgili olarak ''Yüksek binalar yapılamayacak, kaçak binalara ceza artacak'' dedi. İşte Muş'un açıklamalarından öne çıkanlar; KAT SERBESTİSİNE KISITLAMA GELİYOR ''Yüksek binalar yapılmayacak. Kat serbestisine sınırlama getiriyoruz. Kaçak olarak bilinen ya da ruhsatın dışında eklemeler yapılan imalatlarla ilgili tapuya bildirim zorunluluğu getiriyoruz. Yani bir vatandaş bir daire almaya gittiğinde orada eğer binada böyle bir aykırılık söz konusuysa bunu tapuda görecektir. RUHSATA UYGUN HALE GETİRİLECEK Ne zaman kaldırılacak bu? Bu, imalatçı tarafından ruhsata uygun hale getirilene ve belediye tarafından onaylanana kadar tapuda bu kalacaktır. Düzeltildiği takdirde bu şerh kaldırılacaktır. "CEZASI OLACAK! BELEDİYEDEN TAHSİL EDİLECEK. ÖDENMEZSE..." Vatandaş bu düzeltmeyi yapmazsa, ilgili belediye o da yapmazsa Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bu kısımları yıkacaktır. Ortaya çıkacak tüm masraflar yüzde yüz artırılarak idareden tahsil edilecektir. Eğer idare ödemezse merkezi yönetimden gönderilen ödenekten kesilecektir. Arsanın değerine göre ceza miktarı değişecektir. Yatay mimari olarak dile getirdiğimiz uygulamanın yer bulması amacıyla, bundan sonra binalar istedikleri kadar yukarı gidemeyecekler.' TIRAŞLAMA YOK Mevcut binaların tıraşlanması olmayacak. Onlarla ilgili bir planlama yok" Kaynak: https://www.superhaber.tv/ak-partiden-insaatlar-icin-yeni-kanun-teklifi-haber-250703
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye'nin çekici ihracatı 2019'da rekora yaklaştı

Türkiye, geçen yıl 869 milyon 803 bin dolarlık çekici ihracatı gerçekleştirerek, bu sektörde 2018'den sonra tüm zamanların ikinci en yüksek dış satım rakamına ulaştı. Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliğinden (OİB) alınan bilgiye göre, otomotiv sektörü 2019 yılını 30,6 milyar dolarlık dış satımla kapattı.  Otomotiv sektörünün alt gruplarından olan çekicinin dış satımı, geçen sene 2018'e kıyasla yüzde 4,82 azalsa da Cumhuriyet tarihinin en yüksek ikinci dönemi olarak kayıtlara geçti. En fazla ihracat Almanya, Fransa ve Polonya'ya Türkiye'de üretilen çekiciler, geçen sene çoğunlukla Avrupa Birliği (AB) ülkelerine gönderildi. Bu ülkelerin başında ise yüzde 64'lük payla Almanya, Fransa ve Polonya geldi. Almanya'ya 318 milyon 431 bin dolarlık ihracat gerçekleştirildi. Bu ülkeye yapılan dış satımda 2018'e göre yüzde 13'lük düşüş görüldü. Almanya'nın ardından en fazla çekici Fransa'ya satıldı. Bu ülkeye 120 milyon 916 bin dolarlık ihracat yapıldı. Sıralamada 3'üncü olan Polonya'ya ise 118 milyon 767 bin dolarlık ihracat gerçekleştirildi. Irak ve Çekya'ya dış satımda artış Irak'a 2019'da yapılan çekici ihracatı, bir önceki yıla göre yüzde 119,74 artarak 19 milyon 444 bin dolara yükseldi. Bu ülkeden sonra en fazla dış satım artışının yaşandığı Çekya'ya ihracat 2018'de 15 milyon 875 bin dolar iken, geçen yıl yüzde 53,49 yükselişle 24 milyon 367 bin dolara çıktı. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/turkiyenin-cekici-ihracati-2019da-rekora-yaklasti/1700880
Devamını Oku
Standard Post with Image

Bakan Dönmez: 2030'da Türkiye'de 1 milyonun üzerinde elektrikli otomobil olacağını öngörüyoruz

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dönmez, "Yerli elektrikli otomobillerle birlikte 2030'da Türkiye'de 1 milyonun üzerinde elektrikli otomobil olacağını öngörüyoruz." dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, AA Editör Masası'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sözlerine, Mısır polisinin AA Kahire ofisine yaptığı baskını kınayarak başlayan Dönmez, "Yaşanan bu olayı şiddetle kınıyoruz. Antidemokratik rejimlerin olduğu ülkelerde basın özgürlüğünün olmadığını bir kez daha görmüş olduk. Geçmiş olsun diliyor ve inşallah en kısa sürede gözaltındaki AA çalışanlarının özgürlüklerine kavuşmalarını temenni ediyorum." ifadelerini kullandı. Geçen yıl enerjide hedeflerin yakalandığını dile getiren Dönmez, elektrikte 3 bin 600 megavatlık kurulu güç ilave edildiğini söyledi. Dönmez, 2000'li yılların başında 30 bin megavat olan kurulu gücün 2019'da 91 bin 300 megavata ulaştığına dikkati çekerek, "Üretim ve tüketim miktarımız da arttı. Yerli ve yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretim oranını yüzde 62'ye taşıdık. Elektrik Üretim AŞ'nin portföyüne kattığı 7 mobil santral söz konusu. Burada 2 tırla her bir santrali, Anadolu'nun herhangi bir yerine 24 saatte kurabilecek imkana sahip olduk. Enerji naklinde kesintiler, kopmalar olması durumunda afetin olduğu bölgede vatandaşlarımızı daha fazla elektriksiz bırakmamak için böyle bir tedbire başvurduk." diye konuştu. "Avrupa'ya gaz göndermeye hazırız" Geçen yıl güneş santrallerine yönelik çatı cephe uygulamarında da yeni bir kurgu yapıldığını anlatan Dönmez, bundan sonra vatandaşların ev ve iş yerlerinde çatı ve cephelerini değerlendirebileceğini ifade etti. Dönmez, Doğu Akdeniz'de 2 sismik ve 2 sondaj gemisiyle faaliyetlerin sürdürüldüğünü anımsatarak, şöyle devam etti: "Geçen yıl deniz üstü 4 sondajımızı tamamlamış olduk. TANAP gibi son yılların mega projelerinden birinin açılışını yaptık. 2018'de Eskişehir'e kadar olan etabı açmıştık. Geçen yıl 30 Kasım'da da Edirne'ye kadar taşımış olduk. Bundan sonra gaz göndermeye hazırız, yeter ki Avrupalı komşularımız kendi bölgelerindeki doğal gaz boru hattını tamamlasınlar. 2020 sonlarına doğru orada da gaz akışı başlayabilir diye düşünüyoruz." Bakan Dönmez, doğal gaz depolamaya yönelik adımların da atılmaya devam edildiğini belirterek şöyle dedi: "Geçen yıl itibarıyla sisteme günlük gönderilebilecek doğal gaz miktarı 318 milyon metreküpe çıktı. Günde en fazla 250-260 milyon metreküp gaz tüketiyoruz. Bunun üstünde bir girişle altyapı güçlenmiş oldu. Doğal gazda artık arz güvenliği sorunu kalmamıştır. Bir taraftan da yeni ilçelere ve yerlere gaz götürüyoruz. 2019'da 550 ilçeye ulaştık. Ülke nüfusunun 60 milyonluk kısmı gaza erişebilir hale geldi. 52 milyonluk kısmı da fiilen gaz kullanıyor. Plan, program dahilinde tüm ilçelerimize gaz götürmeyi planlıyoruz. Nüfusu görece yüksek olandan başlayarak iletim hatlarımıza yakınlığını, tüketim potansiyelini dikkate alarak öncelik sıralamasıyla doğal gaz konforundan tüm vatandaşlarımızın yararlanması için gereken hazırlıkları yapıyoruz."  Petrol üretiminde son 20 yılın rekorunun kırıldığına işaret eden Dönmez, üretimin günlük ortalama 50 bin varile yükseldiğini bildirdi. Dönmez, Ceyhan'da 1 milyar doları aşkın polipropilen yatırımı olacağını vurgulayarak, ikinci ürünlerdeki ithalatın azaltılmasının da hedeflendiğini söyledi. Maden sektörü ve altın Geçen yıl madende 1 milyon metre arama amaçlı sondaj yapıldığına dikkati çeken Dönmez, madende üretimin olduğunu ancak bazı madenlerin ithal edildiğini anlattı. Dönmez, maden ve ham madde ithalatının yaklaşık 27 milyar doları bulduğunu, sektörde net dış ticaret açığının ise 20 milyar dolar olduğunu söyledi. Bakan Dönmez, geçen yıl 38 ton altın üretimiyle rekor elde edildiğini belirterek şunları kaydetti: "Son 20 yılda hızlı trendle burayı yakaladık. Buna rağmen her yıl yurt dışından ortalama 130-160 ton arasında ithalat yapıyoruz. Üretimimizi inşallah artıracağız. Yurt dışından bazı ülkelerde altın madeni işletme ruhsatı aldık. Sudan'da 2 ruhsatımız var. Özbekistan'da 3 saha aldık. Özbekistan ve Sudan'da yıllık altın üretimi 90-100 ton. Yani bizden fazlalar. O ülkenin milli mevzuatına uymak şartıyla bu sahaları aldık. Biz bu işi artık biliyoruz, bu kabiliyette firmalarımız var. Bu açığımızı süratle kapatmak arzusundayız. Üretimimiz 1,9 milyar dolar, üretmeseydik bu kadar altını kullanacaksak ithal edecektik, bu da cari açık demek." Dönmez, bor karbür üretim tesisinin temelinin de geçen yıl atıldığını anımsatarak, "Burayı 1,5-2 yıl içinde hizmete alacağız. Bu da özellikle savunma sanayimiz açısından son derece önemli. Zırh yapımında top, tank gibi askeri araçların zırhlanmasında kullanılan bu ürünü ithal ediyorduk. Borun ham maddesi bizde ama işleyip kullanamadığımız için ithal ediyorduk. Uç ürünlere dönüştürecek bir tesisin de temelini atmış olduk." dedi. "2030'da Türkiye'de 1 milyonun üzerinde elektrikli otomobil olacağını öngörüyoruz" Bugüne kadar klasik içten yanmalı motorların enerji ihtiyacının petrolden karşılandığını ama artık elektrikli otomobillerin yaygınlaştığını söyleyen Dönmez, Türkiye'nin de yerli elektrikli otomobilinin 2022-2023'te yollarda olmaya başlayacağını ifade etti.  Dönmez, hem elektrikli araç kullanımı hem de elektrikli şarj istasyonlarına ilişkin planlamaların yapıldığını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yapılan planlamalarda Türkiye'de 2030 yıllarında 1 milyonun üzerinde elektrikli otomobil olacağını öngörüyoruz. Buna göre de şebekede hazırlıklarını planladık. Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) yönetimi bize planlarını aktardı ve bizim arkadaşlarla birlikte çalışıyorlar. Burada yavaş şarj dediğimiz istasyonlarda şebekeye çok büyük bir etki olmasını beklemiyoruz ama hızlı şarj istasyonlarının lokasyonu asıl konu. Bu istasyonlarla arabanının hızı ve kapasitesine göre 15-20 dakikada hızlı şarj etme imkanı olacak. Burada da şebekeyi saatlik olarak 50-100 kilovat yüklemeniz gerekiyor. Bu kapasiteler üretim tarafında arz güvenliği için problem değil. Problem, şarj istasyonu kurulmak istenen noktadaki şebekenin altyapısında olabilir ki bu da bir planlama gerektiriyor. İnşallah bizim hedefimiz bu tarihe kadar 1 milyon adet şarjı yavaş, orta ve hızlı olmak üzere dağıtım şebekesine etkilerini değerlendirdikten sonra bir planlamayla yapmayı arzu ediyoruz. TOGG sadece büyük şehirlerden değil Anadolu ve kırsaldan da fazla talep aldığı için, şarj istasyonlarının en ücra beldelere kadar olmasında fayda var. Bu anlamda yaygınlık, bu araçların kullanımını da kolaylaştıracak. Evde şarj olabilir ama uzun süreli olacağı için pek cazip olmaz."  Akaryakıt istasyonlarının da elektrikli şarj istasyonu kurmak için hazır olduğunu dile getiren Dönmez, "Biz istasyonlara bunlar için izin verdik. Hatta bazı ilçelerde akaryakıt istasyonlarının şarj istasyonu bulundurmasını belki de zorunlu tutacağız. Serbest girişimci gelip, 'şarj istasyonu kuracağım' demediyse o bölgede, biz de akaryakıt istasyonlarına bunu kamu hizmeti olarak görmelerini söyleyeceğiz ama bu hizmetin tabii bir karşılığı olacak. Bir kar merkezi olarak da değerlendirilebilir. Bunun dışında alışveriş merkezlerinde, dinlenme tesislerinde araçlar şarj edilebilecek." diye konuştu.  Dönmez, şarj istasyonlarının bir standardı olması gerektiğine de işaret ederek, şarj istasyonlarına araç plakalarının tanımlı olabileceğini ve Türkiye'nin herhangi bir yerinde bu hizmet alındığında faturanın düzenli olarak plakaya bağlı bir hesaba gönderileceği sistemlerin hayata geçirilebileceğini anlattı.  Çatılar için 2 binin üzerinde başvuru  Türkiye'nin yenilenebilir enerjideki adımlarının da devam ettiğini vurgulayan Dönmez, mini güneş Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) projesi için yaklaşık 40 ilde kapasiteleri 10 ila 50 megavat arasında değişen ihaleler açılacağını anımsattı.  Dönmez, mini güneş YEKA için bir kanun değişikliği planlandığını ve konunun Meclis'te görüşülmesinin ardından şubatta ihale ilanlarının açıklanabileceğini, nisan-mayıs aylarında da bu ihalelerin gerçekleştirilebileceğini ifade etti.  Güneş enerjisi çatı uygulamalarında ise 4-5 bin megavat seviyesinde güneş enerjisi potansiyeli bulunduğunu dile getiren Dönmez, "Çatı güneş uygulamaları için yaklaşık 900 sanayi tesisinden kapasitesi 800 megavatı bulan başvuru aldık. Konutlarda ise çatı uygulamaları için 10 kilovat sınırı var. Konutlardan da kapasitesi 10 megavatı bulan 1200-1300 civarında başvuru aldık. Artık bu uygulamalarda aylık mahsuplaşma var. İhtiyacınız olmadığında elektriği biz satın almış oluyoruz. Bu süreci son derece pratik çalışır bir hale getirdik." diye konuştu. "YEKDEM devam edecek" Dönmez, 2020'nin sonuna kadar işletmeye girecek tüm yenilenebilir enerji tesislerinin Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması'ndan (YEKDEM) yararlanacağını hatırlattı.  YEKDEM'in 2021'den sonra nasıl devam edeceğine ilişkin çalışmaların sürdüğünü belirten Dönmez, şunları kaydetti: "Burada 10 yıllık bir alım garantisi veriyoruz. Hem yatırımcının hakkını koruyacak hem de sisteme ilave maliyet getirmeyecek bir model üzerinde çalışıyoruz. Hazırlıklarımız büyük oranda tamamlandı. Meclis grubumuzla paylaşacağız. Onların da bizden böyle bir beklentisi var. Cumhurbaşkanlığı koordinasyonunda ilgili kamu kurumlarının görüşleri alınacak. Meclis'te de en kısa sürede yasalaşmak suretiyle 2020’den sonra nasıl olacağını hep birlikte göreceğiz. YEKDEM yine devam edecek ama aynı şartlarda olmayacak çünkü teknoloji gelişti, verimlilik arttı ve maliyetler düştü. Dolayısıyla eski fiyatlarla ilerlemenin bir anlamı yok. Eski fiyatlar sembolik de kalıyor çünkü bir yere birden fazla başvuru olduğunda ihale yapıyoruz ve fiyatlar kilovatsaat başına 5 dolar/cent ve altına iniyor. Yani yatırımcı fiyatı kendisi belirlemiş oluyor. Piyasada bir tavan fiyat vardı, biz şimdi kaynak bazında bu fiyatı güncellemiş olacağız. Yine YEKDEM'e 2020’den sonra da devam edeceğiz. Belki burada yerli aksamın kullanılması, yerli ürünlerin kullanılmasının desteklenmesi kalabilir gibi görünüyor. Bunların hepsini değerlendiriyoruz."  Dönmez, Türkiye'nin yenilenebilir enerjide önemli bir teknoloji üssü haline geldiğine dikkati çekerek, YEKA’larla birlikte daha önce yurt dışından ithal edilen birçok ürünün en az yüzde 50’sinin Türkiye’de üretilme imkanı olduğunu ve bu ürünlerin ihraç edilebildiğini sözlerine ekledi.  "Doğu Akdeniz'deki denklem bozuldu" Deniz yetki alanlarına ilişkin, uluslararası deniz hukukunda iki türlü işlem yapılabildiğini dile getiren Dönmez, kıyıdaş ülkelerle bir araya gelip mutabakat yapılarak denizdeki yetki alanlarını sınırlandırmanın mümkün olduğunu söyledi. Dönmez, böyle bir anlaşma olmadığı zaman ülkelerin kendi kıta sahanlığını ilan edebildiğine dikkati çekerek şöyle konuştu: "Her iki işlem de BM'de sonlanıyor. Oraya gidip başvuruyorsunuz. Daha önce Doğu Akdeniz'de kıta sahanlığımızı ilan ettiğimiz ve geçmiş yıllarda BM'ye gönderdiğimiz bölgelerimiz vardı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni (KKTC) de sayarsak bu iki oluyor. KKTC ile adanın kuzeyindeki bölgelere ilişkin böyle bir mutabakatımız var. Libya ile bu ikinci anlaşmayla özellikle Doğu Akdeniz'de petrol ve doğal gaz kaynaklarının paylaşımı konusunda oynanan denklemi bozmuş olduk. Hem bizi hem Libya'yı bir anlamda oyunun dışında tutmaya çalışıyorlardı. Biz, 'Hayır burada haklarımız var sonuna kadar gözeteceğiz. Bu oyunda biz de varız.' dedik." Türkiye'nin ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin ruhsat kestiği alanlar olduğuna dikkati çeken Dönmez, bazı alanlarda çakışmalar olduğunu ancak Türkiye'nin kendi ruhsat kestiği alanlarda bugüne kadar arama ve sondaj faaliyetlerini kesintisiz yaptığını anlattı. Dönmez, Rum yönetiminin ruhsat verdiği ve keşifle sonuçlanan birkaç alanı olduğunu belirterek, "Onlar Rum yönetiminin 2003'lerde 2005'lerde Mısır ile yaptığı deniz yetki alanı paylaşımından kaynaklı, bizim ruhsat sahalarımızın güneyinde yer alan sahalardı. Orada fiilen bizim sahalarımızda arama yapmıyorlar şu anda ama hak iddia ediyorlar. KKTC adanın asli unsurlarından. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, adanın doğal kaynaklarını KKTC'deki soydaşlarımızla hakça, adilane şekilde paylaşmalı." dedi.  Libya'da süratle ruhsatlandırma yapılacak Libya ile imzalanan anlaşmaya ilişkin BM'de bir tescil ilan süreci olduğunu vurgulayan Dönmez, "O tamamlanır tamamlanmaz biz de bu bölgedeki sahaları süratle ruhsatlandıracağız. Bizde de petrol kanunundan gelen prosedür var. O kapsamda uluslararası aktörler ve bu alanda faaliyet gösterenler eğer Türkiye ile Türkiye Petrolleri ile iş birliği yapmak isterse bunlar da oturulur konuşulur. Sayın Cumhurbaşkanımızın altını çizdiği bir husus var. Biz Doğu Akdeniz'de Rum yönetimi hariç, ki onun muhatabı KKTC'dir, diğer tüm ülkelerle diyalog kurarız. Hakkaniyete uygun şekilde bu paylaşımı yaparız." diye konuştu. Bakan Dönmez, Doğu Akdeniz'de kıyı uzunluğu en büyük ülkenin Türkiye olduğuna dikkati çekerek, bazı adaları ortaya koymak suretiyle bunu daraltmanın bir anlamı olmadığını söyledi. Karadaki petrol ve doğal gaz aramalarında geçen yıl geleneksel kazılara ek olarak hidrolik çatlatma yönteminin uygulanmaya başladığına değinen Dönmez, "İlk neticeyi Diyarbakır'da aldık. Bu yıl da devam etmeyi planlıyoruz. Kayaçların arasına sıkışmış olan petrolü daha rahat sağabiliyoruz. Geçtiğimiz yıl çatlatma yöntemiyle ürün almaya başladık. Klasik yöntemlere nazaran 3 ile 5 kat daha fazla ürün alma imkanımız var." ifadelerini kullandı. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/bakan-donmez-2030da-turkiyede-1-milyonun-uzerinde-elektrikli-otomobil-olacagini-ongoruyoruz/1704125
Devamını Oku
Standard Post with Image

Bakan Albayrak: 2019'u pozitif bir büyümeyle geride bırakacağız

Bakan Albayrak, "Gayrisafi yurt içi hasıla artışı açısından baktığımızda 2019'u tarihe geçecek bir yumuşak inişle, inşallah pozitif bir büyüme ile geride bırakacağız." dedi. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, ekonomi basını yöneticileri ile bir araya geldiği 2019 Değerlendirme Toplantısı kapsamında yaptığı konuşmada, 2018 Haziran-2019 Haziran döneminde Türkiye'nin kabaca 3 farklı kur atağına maruz kaldığını söyledi. Söz konusu dönemde kurun yoğun bir şekilde dalgalandığını ve buna ek olarak TL'de farklı gelişmelerin yaşandığını anlatan Albayrak, bunun ardından ekonomide ve finansal mimaride öncelikli stratejinin istikrarı oluşturan bir süreçten geçildiğini ifade etti. Albayrak, gelinen noktada, 2019 itibarıyla, özellikle son 6 ayda yaşanan iç ve dış politik dalgalanmalara rağmen stabilizasyonun yavaş yavaş oluşmaya başladığını aktararak, "Türkiye'de tüm bu gelişmeler ışığında ciddi iyileşmeler yaşanmaya başladığını gördük, gerek iç piyasada, gerek dış piyasada, gerek risk primlerinde, gerek Türkiye'nin referans faizi dediğimiz 2 yıllık tahvil faizlerinde ciddi iyileşmeleri bu süreçte görmeye başladık. Bu noktada bizim için çok önemli olan 5 yıllık CDS risk primi göstergesinde ve 2 yıllık devlet tahvil faizlerinde sadece son 1-2 yılın değil, bazı indikatörlerde son 3-5 yılın bile altında iyileşmeyi ciddi anlamda görmeye başladık." diye konuştu. Bunların dışında piyasaların yakından takip ettiği alanlarda çok önemli adımlar attıklarından bahseden Albayrak, şunları kaydetti: "Son 1,5 yılda Türkiye ekonomisinde sessiz ve devrim niteliğinde o kadar çok stratejik yapısal reforma imza attık ki... Belki son 70-80 senede ama serbest piyasa ekonomisinden bahsediyorsak 1980'lerin ikinci yarısından bugüne dediğimiz 30-35 yılda hakikaten Türkiye ekonomisi üzerinde çok kritik adımlar ortaya koyduk. Bu noktada gerek Merkez Bankası'nın, gerek Borsa İstanbul'un, gerek Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı'na (TLREF) dayalı işlemlerin, gerek Overnight Indexed Swap (OIS) piyasasında, çok ciddi bir şekilde TL üzerinde gerek değerleme gerek faiz referansı noktasında devrim niteliği diye sessiz adımlar atmaya başladık. Ağustos ayındaki kur atağının hemen ardından Borsa İstanbul'da swap piyasası kurulması, ekim başı itibarıyla bu işlemlerin artık Borsa İstanbul'da gerçekleşmesinin önünün açılmasıyla sadece bu işlemler değil, işlem hacminin artması açısından da önemli bir süreç başlamış oldu. Sadece son 15 ayda, ekim başından aralık sonuna kadar bu anlamda 1,5 trilyon liralık işlem gerçekleşti. Sadece karşılıklı swap işlemleri değil, faiz swapı işlemlerinin de artık Borsa İstanbul üzerinde inşa edilmeye başlaması, hakikaten bu ülkenin kendi para birimi özelinde gerek değerler, gerek faiz anlamında ihtiyaç duyulan süreçlerin mimarisi artık Türkiye'de gerçekleşmeye başladı. Bu noktada çok önemli bir mesafe kat ettik." "2019'u pozitif bir büyüme ile geride bırakacağız" Berat Albayrak, Ekim 2018'de İstanbul'da açıkladıkları "Enflasyonla Topyekün Mücadele" kapsamında, hükümet ve reel sektör başta olmak üzere tüm paydaşlarla birlikte enflasyonla mücadelede müthiş bir seferberliğin ortaya konulduğunu belirtti. Bu anlamda 2019'un enflasyonun dizginlenmesi ve müdahalenin zamanlaması açısından kritik bir dönem olduğuna işaret eden Albayrak, "2019 şu açıdan da zor bir yıl oldu; biliyorsunuz 2014-2019 döneminde Türkiye'de 8 seçim oldu. Seçim ikliminin ve atmosferinin oluşturduğu ekonomik anlamda bakıldığında, zamların ertelendiği ve birçoğunun 2019'a kaldığı bir yıl oldu. Zor bir 2019'u Türkiye tüm paydaşlarının güçlü desteği ve refleksi ile 2019 için YEP'de koyduğumuz yüzde 15,9 enflasyon hedefinin altında kapattı." değerlendirmelerini yaptı. Albayrak, enflasyonun 2020 ve sonrası açısından da kendileri için en önemli çıpa olmaya devam edeceğini vurgulayarak, "Gayrisafi yurt içi hasıla artışı açısından baktığımızda ise 2019'u tarihe geçecek bir yumuşak inişle, inşallah pozitif bir büyüme ile geride bırakacağız. Benzer iç ve dış kriz, şok, saldırı atak... Ne dersek diyelim. Türkiye, 2001 ve 2009'a kıyasla hakikaten çok başarılı bir şekilde bertaraf etmiş oldu." dedi. Dengelenme sürecinin, disiplinli bir şekilde 2018 ve 2019'da ortaya konulan performans ve belirlenen hedeflerin çoğunun hayata geçirilmesi ile geride bırakıldığını anlatan Albayrak, şöyle devam etti: "Türkiye'nin artık, bir daha aynı sıkıntılara maruz kalmaması için, bu değişim dediğimiz olguyu tüm paydaşlarla güçlü bir şekilde içine sindirerek ortaya koyması gerek. Bu kapsamda yaptığımız il ziyaretleri ile bu değişimi iş dünyasına, sanayi ve ticaret odalarına birebir anlatıyoruz. Türkiye'de artık ekonominin tüm paydaşlarıyla bu değişimi adım adım hayata geçirmek için yürüyoruz. Sadece Merkez Bankası'nın son dönemde yapmış olduğu düzenlemeler, attığı adımlar, bu çerçevede ortaya koyduğu hususlar bile, şu 5-10 reel büyümesi üzerindeki Türkiye'nin artık eski dönemlerdeki gibi çılgın büyüme, çılgın küçülme üzerinde değil artık, dengeli, disiplinli ve reel büyüme dediğimiz üretim odaklı, ihracat odaklı Türkiye'nin kendi imalat sektörü büyümesini destekleyecek bir strateji aslında." "Türkiye'nin borç stokunda çok ciddi bir marjı var" Bakan Albayrak, gerek Ağustos 2018'den bu yana, gerek 2019'un tamamında, kim hangi yatırım aracında pozisyonu alarak ne kazandı diye bakıldığında, TL varlıkların ayrıştığını ve kazandırdığını söyledi. Bu dönemde spekülatif algılarla hareket edenlerin de olduğunu belirten Albayrak, buna karşın Türkiye'ye yurt içinden veya yurt dışından güvenen ve yatırım yapan, ülkenin büyümesi ve gelişmesini destekleyen kesimin de bulunduğunu, onların yanında olunması gerektiğini ifade etti. Albayrak, bu istikametten çıkmayacaklarını vurgulayarak, şunları söyledi: "Çok zor yıllar olmasına rağmen, 2018 ve 2019'u Türkiye'nin performansından taviz vermeden, büyümeyi de negatife çevirmeden, özellikle TL borç stokunda da ciddi sıkıntılı bir resim ortaya koymadan tamamlamış olduk. Tabii Türkiye'nin borç stokuna baktığımızda gerçekten çok ciddi bir marjı var. Gerek hane halkı borç stoku, gerek kamu borç stoku, gerek se özel sektör ve bankacılık açısından baktığımızda, Türkiye'deki tüm bu 4 paydaşın birleşerek Türkiye sepetinde oluşturduğu resimde güçlü bir bilanço yapısı var. Bundan sonra da bütçe disiplini ve kamu maliyesi, enflasyon ve fiyat istikrarı gibi bizim için en önemli çıpa olmaya devam edecek." "TLREF'e dayalı borçlanma araçları ihracı 17,7 milyar lirayı geçti" Bu arada Bakan Albayrak'ın konuşması esnasında yansıtılan sunumda, kur atağının yaşandığı Ağustos 2018'den bugüne 5 yıllık CDS'lerde yaklaşık 337 baz puan iyileşme sağlandığı, 2 yıllık devlet tahvil faizinde ise 1800 puan düşüş görüldüğünü bildirildi.  Türk lirası ve döviz likidite yönetimindeki etkinliğin artırılması amacıyla 31 Ağustos 2018’de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) bünyesinde döviz karşılığı Türk lirası swap piyasasının açılmasına karar verildiği anımsatılan sunumda, "TL faiz riskinin yönetilebilmesi için TLREF hayata geçirilmiş olup Ağustos 2019 itibarıyla TLREF'e dayalı kredi kullandırım ve borçlanma araçları ihracına başlanmıştır. TLREF'e dayalı borçlanma araçları ihracı 17,7 milyar lirayı geçmiştir. TLREF ile beraber uzun vadeli TL fonlama imkanının önü açılmıştır." ifadelerine yer verildi. Sunumda, BİST Swap Piyasası ile yurt dışı yabancı bankalar aradan kaldırılarak Türk bankalarının kendi aralarında işlem yapmasının sağlandığına işaret edilerek, böylelikle TL'nin Türkiye'de kaldığı, yurt dışı bankaların da yurt içinde swap yapmasının önünün açıldığı vurgulandı. Ekim 2018'de kurulan BİST Swap piyasasında gerçekleşen işlemlerin 2019 sonu itibarıyla 1,5 trilyon lirayı aştığı aktarıldı. "Tahsisler 50 milyar lirayı, kullanımlar da 30 milyar lirayı buldu" Albayrak, ekonomi basını yöneticileri ile bir araya geldiği 2019 Değerlendirme Toplantısı kapsamında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir basın mensubunun "İVME finansman paketlerinin sonuca ne kadar ulaştığına, yeni teşvik finansman paketlerinin devreye alınıp alınmayacağına" ilişkin bir sorusu üzerine Albayrak, finansman paketlerinin hangi amaçlarla hayata geçirildiğini anımsatarak kaynakları Türkiye'nin reel ekonomik dönüşümünde doğru kanallara aktarmak istediklerini kaydetti. Albayrak, "Yaklaşık 35-40 milyar liraya yakın hedef koymuştuk biliyorsunuz 6 aylık süreçte. Şu an itibarıyla tahsisler 50 milyar lirayı, kullanımlar da 30 milyar lirayı buldu. Bu şu demek; 2019 itibarıyla bu rakam başarılı." diye konuştu. Desteklerin bu paketlerle bitmeyeceğini dile getiren Albayrak, "2020 itibarıyla istihdam odaklı, reel sektör odaklı, birçok farklı sektöre yani ithalatı ikame edecek, ihracat odaklı olacak, imalat sanayi noktasında olacak... Bu yerli ekonominin değişim ve dönüşümünü destekleyecek tüm ve benzeri kredi paketlerinin tamamı 2020'de şartları, vadesi, faizleri iyileşmeler oldukça daha da iyileşerek devam edecek. Burada çok seçici olmaya bundan sonra daha da fazla devam edeceğiz." ifadelerini kullandı. Albayrak, Türkiye'nin stratejik sektörlerinden bahsederek, şu ifadeleri kullandı: "Türkiye'de bankacılık sektörü stratejik, önemli bir sektörse, ki ben öyle görüyorum, bilançosu, kaynağı, likiditesi Türkiye'nin bu ekonomisiyle uyumlu bir şekilde... Türkiye büyüyor ama sağlıklı, reel büyümesi lazım ithalata dayalı şu bu değil. Hep anlatılıyordu ya bu. Ben de diyorum ki onların da istediği gibi tam da Türkiye'de bankacılık sektörü likiditesine baktığımızda bu anlamda Türkiye'nin gerçek büyümesi yüzde 5 baz büyümesi diyoruz. Türkiye'nin yüzde 5 baz büyüme senaryosu uçuk kaçık bir hedef değildir." "Türk Lirası rekabetçi bir kur olmalı" Albayrak, Türkiye'nin üretim, ihracat ve reel sektör odaklı büyümesinin önemine değinerek, büyümenin 2P'si (Production ve Population) manasına gelen üretim ve nüfusta bölgesel anlamda rakiplerinin çoğunun önünde olduğunu anlattı. Türkiye'nin bu bazı doğru şekilde destekleyecek, likidite kanallarını doğru bir şekilde yönlendirecek şekilde büyümesi gerektiğini vurgulayan Albayrak, herkesin değişimin bir parçası olması gerektiğini söyledi. Albayrak, "Dolar kurunda bölgesel riskleri göz önünde bulundurduğunuzda tahmininiz geçerliliğini koruyor mu?" şeklindeki soruya karşılık, Türkiye olarak stratejilerinin ne olacağı konusunda hep iki konudan bahsettiğini belirterek, Türkiye'nin ekonomik anlamda dış politik risklerden geçmişte olduğundan daha az, minimum etkileneceği, kırılganlıkların giderildiği, rekabetçi bir finansal sistemin önemini vurguladı. Bakan Albayrak, "Türkiye'nin (tahmini) kuru 'şu veya bu demek' bence doğru değil. 'Dolar şu olacak' hiç demedim, bundan sonra da demeyeceğim. Ben hep şunu ifade etmeye çalışıyorum; Türk Lirası rekabetçi bir kur olmalı. Çünkü Türkiye üreten, ihracatçı, üretimiyle bölgesel ve küresel rakiplerine göre rekabet anlamında iyi, pozitif noktada avantajlı noktada bir ülkeyse o zaman rekabetçi olması lazım. Dolayısıyla bu çerçevede bölgesel riskler dün vardı, bugün var, yarın da olacak. Bunların bilinciyle minimum etkilenecek şekilde stratejik bir akılla bu süreci yönetmeye gayret edeceğiz bugüne kadar olduğu gibi." şeklinde konuştu. "Türkiye, askeri operasyonları yapacak ekonomik güce sahip" Albayrak, Türkiye ekonomisinin özellikle yurt dışındaki askeri harcamalarla birlikte dengeyi nasıl sağladığına dair bir soru üzerine, Türkiye'nin bütçesinin çok büyük olduğunu, daha fazlasına talip olunduğunda stratejik dönüşümü destekleyecek altyapının bulunması gerektiğini söyledi. Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki sondaj faaliyetlerine değinen Albayrak, Türkiye'nin kendi gemisiyle, kendi mühendisiyle, kendi operasyonel gücüyle burada bulunduğunu, eski Türkiye'ye göre maliyetlerin çok daha düşük olduğunu bildirdi. Albayrak, Türkiye'nin yurt dışındaki askeri operasyonlarının ülkenin itibarına, küresel rekabetine, masadaki ağırlığına sağladığı katkıdan bahsederek, Türkiye'nin bu operasyonları ekonomik anlamda çok rahat finanse edecek güce sahip olduğunu anlattı. Ekonomik ve finansal güvenlik için milli güvenliğin büyük önem arz ettiğini belirten Albayrak, Türkiye'nin bölgesel ve küresel, iç ve dış tehditlere karşı hazır olmasının öneminden bahsetti. "Özel bankacılık sektörü 2019'da faiz indirimleri noktasında başarısızdı" Albayrak, TCMB'nin faiz indirimleri sonrası bankaların faiz oranlarındaki düşüşü yeterli bulup bulmadığına ve kamu bankalarından bu yönde ilave bir adım bekleyip beklemediğine ilişkin soruya karşılık, 2019'a özel bankacılık sektörünün faiz indirimleri açısından bakıldığında çok başarılı bir yıl olmadığını söyledi. Kamu bankalarının faiz indiriminden bahseden ve yıl sonu bilançoları açıklandığında kamu bankalarının iddia edildiği gibi zarar değil kar ettiğinin görüleceğini anlatan Albayrak, dünyada risksiz hiçbir iş olmadığını, bankacılıkta da risk bulunduğunu bildirdi. Albayrak, bazı bankaların 2019 bilançolarına ciddi kar yazdığını ve yılı iyi bir şekilde kapattığını kaydederek, "2020 yılı itibarıyla artık özel bankalar koordineli, senkronize bir şekilde bu sistemin bir parçası olmalı onlar da değişmeli. Ben şunu diyorum; Artık plaza bankacılığı mı piyasa bankacılığı mı? Yani sahaya mı ineceğiz yoksa yüksek katlı binalardan gökyüzünü mü süzeceğiz? Sahaya inerek, reel sektöre, piyasaya inerek, etkin bankacılığın daha da fonksiyonel olarak dönüşümün bir parçası olacağı dönem olmalı." dedi. Özel bankaların etkin bir şekilde sahada olması gerektiğine dikkati çeken Albayrak, özel bankaların son bir-iki aydır faiz oranlarında ciddi gevşemeye gittiğini, tek haneli faizlerle kredi kullandırma konusunda müşterileri aramaya başladıklarını ifade etti. Albayrak, "Yavaş yavaş bu hareketlenmeyi görüyoruz. İyi gidiyor, daha da iyi olacak. Bu değişim olmak zorunda. Kamu bankaları en ufak iyileşmeyi yansıtacak. Her gelişmeyi, pozitif manadaki süreçleri önümüzdeki dönemde de yansıtacaklar." diye konuştu. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/bakan-albayrak-2019u-pozitif-bir-buyumeyle-geride-birakacagiz/1708269
Devamını Oku
Standard Post with Image

TUSAŞ atıklarının yüzde 99'unu dönüştürdü

TUSAŞ'ta oluşturulan ekosistem sayesinde atıklar ayrıştırılıp geri dönüşüme gönderiliyor. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ), atıklarının yüzde 99'unu dönüştürdü. Şirketten yapılan açıklamaya göre, TUSAŞ'ta israfın önlenmesi, kaynakların etkin kullanılması, atık oluşumunun engellenmesi, atıkların kaynağında ayrı toplanması ve geri dönüştürülmesi gibi konularda örnek uygulamalar gerçekleştiriliyor. Şirketin Kahramankazan merkez yerleşkesi başta olmak üzere, yurt içi ve yurt dışı tüm ofislerinde oluşturulan ekosistem sayesinde atıklar ayrıştırılıp geri dönüşüme gönderiliyor. Bu kapsamda 2019'da 2 bin 847 ton metal, 611 ton kağıt, 44 ton plastik ve 6 ton cam atığın yerinde ayrıştırılması ve dönüşüme gönderilmesiyle 10 bin 386 ağacın kesilmesi ve 380 bin 607 kilogram karbondioksite (CO2) eşdeğer sera gazının salınımı önlendi, 4,6 milyon kilovatsaat enerji tasarrufu sağlandı. TUSAŞ, ayrıca, 10 bin çalışanı adına 10 bin fidan ile Ankara'nın Kahramankazan ilçesi Kıranardı mevkisinde TUSAŞ Hatıra Ormanı Projesi oluşturdu. Öte yandan ahşap ve metal hurdalar da şirketin diğer projelerinde değerlendiriliyor. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/tusas-atiklarinin-yuzde-99unu-donusturdu/1709061
Devamını Oku
Standard Post with Image

Küresel ticaret 2020’de yüzde 2,3 büyüyecek

UNCTAD Dünya Ekonomik Durumu ve 2020 Beklentileri Raporu'na göre, küresel ticaret büyümesinin 2020’de yüzde 2,3 seviyesine çıkması bekleniyor. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) tarafından hazırlanan Dünya Ekonomik Durumu ve 2020 Beklentileri Raporu'na göre, küresel ticaret büyümesinin 2020’de kısıtlı toparlanmayla yüzde 2,3, 2021’de ise yüzde 3,2 seviyesine çıkması bekleniyor. Rapordan derlenen bilgilere göre, uzun süren ticaret gerilimleri ve yavaşlayan ekonomik faaliyetler küresel ticarette düşüşe neden oldu. Raporda geçen yıl boyunca, küresel ticaret gerilimlerinin daha yaygın hale geldiği, Çin ve ABD'nin ötesine geçerek daha fazla ülke ve ürün grubunu kapsayacak şekilde genişlediği de belirtildi. Küresel ticaret gerilimlerinin kaynakları arasında, Brexit ile ilgili ticaret belirsizliği, çeşitli ülkelerin Hint tarifelerine karşı şikayetleri, Avrupa Birliği ve ABD arasındaki karşılıklı korumacılık iddiaları ve Kore Cumhuriyeti ile Japonya arasındaki ticaret anlaşmazlığı gösterildi. Ticaret gerginliklerinin arttıkça küresel tedarik zincirlerinde aksamaların olduğuna dair işaretlerin oluştuğuna dikkati çeken raporda, ticari anlaşmazlıkların geniş üretim ağlarına sahip elektronik ve otomobil sektörlerindeki döngüsel rüzgârları artırdığı kaydedildi. Gelecekteki ticaret eylemlerini çevreleyen yüksek belirsizliğin birçok ülkede yatırım büyümesini azaltarak iş güveninin bozulmasına neden olduğuna vurgu yapılan raporda, yaşanan bu gelişmelerin, sermaye ve ara mallara olan küresel talebi baskılayarak uluslararası ticaret faaliyetlerindeki düşüşe sebep olduğu bildirildi. 2020 için öngörülen toparlanma yüksek risklere maruz kalacak Rapora göre, küresel ticaret büyümesinin ılımlı bir şekilde 2020'de yüzde 2,3'e ve 2021'de yüzde 3,2'ye yükselerek toparlanması bekleniyor. Bu tahminlere göre, ticaret belirsizliğinin devam edeceği ancak daha fazla yükselmeyeceğini varsayılıyor. Raporda, ABD ve Çin arasındaki gerilimlerin hafiflemesinin, küresel ticaret büyümesinin taban çizgisinden daha yüksek olmasına yol açtığı ve Brexit etkilerinin henüz tam olarak fiyatlandırılmadığı açıklandı. Değerlendirmede, 2020 için öngörülen mütevazi toparlanmanın yüksek risklere maruz kalacağı, Kore Cumhuriyeti ve Japonya arasındaki ticaret anlaşmazlığının, yarı iletkenlerin yüksek küreselleşmiş değer zincirini bozabileceği, gelişmiş ve gelişmekte olan bölgelerde, tarifeli ticaret büyümesinin 2018'den bu yana önemli ölçüde zayıflamadığı ama önceki altı yıl için ortalama büyüme oranlarının oldukça altına düştüğü hatırlatıldı. Geçen yıl küresel tarifeli ticaret büyümesindeki keskin düşüşün, Çin ve diğer gelişmekte olan Asya ekonomilerinden gelen ithalat talebindeki daralmadan kaynaklandığı ve bu durumun, ticaret gerilimlerinin bölgenin geniş sınır ötesi üretim ağları üzerindeki etkisini ve aynı zamanda Çin'deki iç talebin yavaşlamasını yansıttığı aktarıldı.   Toplam ithalat büyümesi önemli ölçüde yavaşladı  Rapora göre, Amerika Birleşik Devletleri'nde, tarife artışı yıl boyunca Çin'den yapılan ithalatta çift haneli düşüşe katkıda bulunduğundan, toplam ithalat büyümesi önemli ölçüde yavaşladı. Sermaye harcamalarının yavaşlaması ve otomotiv endüstrisindeki aksamaların Avro Bölgesi'ndeki ithalat talebini azaltıldığı öne sürülen raporda, gelişmekte olan bölgeler arasında, ticaret gerilimlerinin ithalat büyümesi üzerindeki etkisinin ülkeye veya bölgeye özgü faktörler tarafından daha da kötüleştiğine değinildi. Afrika, Batı Asya ve Latin Amerika'daki çeşitli ekonomiler dahil olmak üzere büyük emtia ihracatçıları için, emtia fiyatlarındaki yavaşlamanın iç yatırım faaliyetlerini etkilemeye devam ettiği için ithalat büyümesinin zayıf kaldığına da dikkat çekildi. Latin Amerika'da, Arjantin'deki derinleşen ekonomik krizin, sermaye harcamalarında keskin bir daralma ile ithalat talebinin çökmesine neden olduğu belirtilen raporda, Hindistan ve Güney Asya'daki diğer büyük ekonomilerde görülen ekonomik yavaşlamanın tarifeli ithalat talebini bastırdığının altı çizildi. Petrol piyasaları 2020'de dalgalı seyrini sürdürecek  Rapora göre, emtia fiyatları, küresel büyümenin yavaşlaması ve yüksek ticaret gerilimlerinin talep üzerine tartılması nedeniyle geçen yıl hafifledi. Ham petrol dahil olmak üzere birkaç emtia piyasasında arz kesintileri yıl boyunca vadeli işlem sözleşmelerinin spekülatif alımlarını tetikledi. Raporda, “Küresel talebin zayıflamasıyla ilgili artan endişeler fiyatları düşürmeye devam ettiği için, sonuçta ortaya çıkan fiyat artışları çoğunlukla kısa sürdü. Hafif talep görünümünün tedarik kısıtlamalarını bastırdığından dolayı çoğu emtia fiyatlarının zayıf kalması bekleniyor” ifadelerine yer verildi. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve Rusya Federasyonu liderliğindeki ham petrol üretim kesintilerinin uzatılması, küresel talebin zayıflaması ve ABD'den hızla artan arz bağlamında aşırı arzın önüne geçtiği belirtiliyor. Değerlendirmede şunlara yer verildi: "Petrol piyasaları 2020 yılında dalgalı seyrini sürdürecek. Brent ham petrol varil başına ortalama 59,50 dolar olacak. Bakır, kurşun, çinko ve alüminyum dahil olmak üzere bu kategorideki diğer emtiaların ara fiyat döngülerinin düşük endüstri talebi nedeniyle aşağı yönlü seyredecek.Kıymetli olmayan metallere olan talep büyük ölçüde Çin'in büyüme beklentilerine bağlı olduğundan, bu emtia fiyatları 2020'de azalacak. Buna karşılık, kıymetli metaller için alt endeks, riskten kaçınan yatırımcılar bu emtialardan kaçarken, altın, platin, paladyum ve gümüşün artan fiyatlarını yansıtan sürekli bir yükseliş eğilimi göstermektedir.” Avustralya'daki meteorolojik gelişmelerin hasada etkisi Geçen yıl mayıs ayında Amerika Birleşik Devletleri'nin Orta Batı bölgesinde şiddetli yağışların, tahıllarda uluslararası fiyat artışına neden olduğuna işaret eden raporda, ortalama gıda fiyatlarının 2020 yılında sabit kalacağı tahmininde bulunuldu. Avustralya'da son zamanlarda meydana gelen şiddetli meteorolojik olayların, çeşitli alanlarda zayıf tahıl hasatlarına neden olması bekleniyor. Tahıl stokları rahat seviyelerde kaldığından, bu tür olayların uluslararası hububat fiyatları üzerinde sınırlı etkiye sahip olması ve gıda fiyatlarının özellikle gelişmekte olan ülkelerde bölgeye özgü fiyat artışlarına eğilimli olmaya devam edeceği de öngörülüyor. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/kuresel-ticaret-2020-de-yuzde-2-3-buyuyecek-/1709975
Devamını Oku
Standard Post with Image

Kraliçe 2. Elizabeth Brexit yasasına onay verdi

İngiltere'nin 31 Ocak'ta AB'den resmen ayrılmasının hukuki temelini teşkil eden tasarı, Kraliçe'nin onayıyla yasalaşarak yürürlüğe girdi. Tasarı parlamentonun alt kanadı Avam Kamarasından hızla geçmiş, Lordlar Kamarasında ise bazı değişikliklere uğrayarak geri gönderilmişti. Başbakan Boris Johnson, Avam Kamarasındaki çoğunluğunu kullanarak değişiklikleri iptal etmiş ve tasarıyı yeniden Lordlar Kamarasına yollamıştı. İngiltere ile AB arasında varılan Brexit anlaşmasına göre, ülke 31 Aralık'a kadar fiilen birliğin üyesi kalacak ancak siyasi karar mekanizmalarında yer almayacak. Bu geçiş döneminde taraflar kapsamlı bir serbest ticaret anlaşmasına varmak için müzakere yürütecek. İngiltere'nin geçiş dönemini uzatmak istemesi halinde en geç haziran ayında talepte bulunması gerekecek. Ancak Johnson hükümeti, uzatma talep etmeyeceğini ve bir anlaşmaya varılsa da varılmasa da ülkeyi AB'den 31 Aralık'ta bütünüyle ayıracağını ilan etmiş bulunuyor. İngiltere 2016'da yapılan AB referandumunda yüzde 48'e karşı yüzde 52 ile Brexit kararı almıştı. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/dunya/kralice-2-elizabeth-brexit-yasasina-onay-verdi/1711599
Devamını Oku