Arama HABERLERi

Standard Post with Image

Gürcistan’da Tekstil

Gürcistan Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Dimitri Kumsişvili, “Gürcistan’ın ticaret ortakları arasında Türkiye birinci sıradadır. Gürcistan Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Dimitri Kumsişvili, “Gürcistan’ın ticaret ortakları arasında Türkiye birinci sıradadır. Türkiye Gürcistan’a en çok yatırım yapan ülkeler arasında da başı çekiyor” dedi. Kumsişvili, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından düzenlenen “Gürcistan’da Tekstil Alanında Yatırım Fırsatları” toplantısında Türkiye ve Gürcistan arasındaki ticaretin artırılması gerektiğini söyledi. Gürcistan’ın Avrupa Birliği (AB) ile 2014’te yaptığı Serbest Ticaret Anlaşmasını (STA) hatırlatan Kumsişvili, anlaşmanın Gürcü vatandaşlar için önemli getiri sağlayacağını söyledi. Söz konusu anlaşmanın Türk yatırımcılar için de faydalı olacağına dikkati çeken Kumsişvili, Gürcistan’da üretilen ürünlerin Avrupa pazarına vergisiz girebildiğini kaydetti. Gürcistan’da üretim yapılması halinde Gürcistan’ın küresel ticarette önemli anlaşmalar tesis ettiğini anlatan Kumsişvili, AB ile müzakerelerin devam ettiğini belirterek, “Serbest Ticaret Kurumu ile AB nezdinde son aşamalara gelmiş bulunmaktayız. Dün de Çin ile STA için görüşmelere başladık. Müzakerelerin 1 yıl içerisinde tamamlanmasını öngörüyoruz” değerlendirmesini yaptı. Gürcistan ekonomisinin 2014’te yüzde 4,6, 2015’te de yüzde 2,8 büyüdüğünü anımsatan Kumsişvili, IMF tahminlerine göre ülke milli gelirinin 2016 yılında yüzde 3, 2017’de de yüzde 5 büyümesini beklediklerini kaydetti. Gürcistan’a yabancı yatırımların son dönemde hız kazandığını belirten Kumsişvili, “Yabancı yatırım 2014 yılında önceki yıla göre yüzde 87 artarak 1,75 milyar dolara ulaştı. Son 7 yıl içerisinde doğrudan yabancı yatırımda çok büyük bir artış oldu. 2015’te ilk çeyrek itibarıyla 1 milyar doları aşan yatırım gerçekleşti.” ifadelerini kullandı.   “2015’te Türkiye ile Gürcistan arasındaki dış ticaret 1,5 milyar dolara yaklaştı” Türkiye’nin Gürcistan’ın en büyük dış ticaret ortağı olduğunu belirten Kumsişvili, ticaretin tekstil sektöründe sağlanacak yeni iş birlikleriyle daha iyi seviyelere gelebileceğini söyledi. Kumsişvili iki ülke ekonomik ilişkilerine ilişkin şu bilgileri verdi: “Gürcistan’ın ticaret ortakları arasında Türkiye birinci sırada. Zaten Türkiye, Gürcistan’a en çok yatırım yapan ülkeler arasında başı çekiyor. Gürcistan ve Türkiye arasında 2007’de imzalanan STA var. 2015’te Türkiye ile toplam dış ticaret 1,5 milyar dolara yaklaştı.Türkiye’den ülkemize 2015 yılının ilk üç ayında 110 milyon dolardan fazla yatırım yapıldı.Bu, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 60 büyümedir. Türkiye ile karşılıklı ekonomik ilişkilerimiz giderek artıyor. Türkiye’den birçok firmanın başarısını görmek bizi memnun ediyor. Farklı sektörlerde fevkalade başarılı oldunuz, yönetimimiz bunları çok hoş karşılıyor. Gürcistan’da sizleri daha çok görmek istiyoruz, ticarette, tekstilde, turizm, otelcilik ve haberleşme alanında… Türkiye’deki yatırımcılarımız için en cazip sektörler bunlardır.”   “Toplam turist sayısında Türkler 3. sırada” Türkiye’nin Gürcistan’la yakın ilişkilerini memnuniyetle karşıladıklarını aktaran Kumsişvili, Batum ve Tiflis’teki iki büyük havalimanının TAV tarafından işletildiğini hatırlattı. Gürcistan’a geçen yıl 1,3 milyon turist geldiğini anımsatan Kumsişvili, toplam turist sayısı içinde Türk turistlerin 3. sırada yer aldığını söyledi. Gürcistan hükümetinin Türk yatırımcılara sınırsız teminat sağlayacağını anlatan Kumsişvili, iki ülke arasında mütekabiliyet çerçevesinde yeni iş birliklerinin gündeme gelebileceğini söyledi. DEİK/Türkiye-Gürcistan İş Konseyi Başkanı Cemal Yangın ise Gürcistan ve Türkiye’nin ortak geleneklerinden söz ederek Gürcü misafirperverliğinin Türk yatırımcılar için çekicilik sağladığını söyledi. Gürcistan Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Dimitri Kumsişvili’nin yaşanabilecek bürokratik sorunların kısa sürede çözebileceğine yönelik açıklamalarını hatırlatan Yangın, yatırımcıları Gürcistan’a davet etti. “Dış Ticaret Dengesi 2015’te Türkiye lehine 886 milyon dolar” DEİK’in toplantıda paylaştığı verilere göre, hazır giyim ve konfeksiyon sektöründe eski Doğu Bloku ülkelerine göre Türkiye’nin Gürcistan’a ihracatı dördüncü sırada yer alıyor. Gürcistan, özellikle iç giyim sektöründe Türkiye’nin en fazla hazır giyim ve konfeksiyon ithalatı yaptığı ilk 20 ülke arasında yer alıyor. Türkiye’nin Gürcistan’dan tekstil ithalatı 2015 yılında 1,9 milyon dolar, hazır giyim ithalatı ise 60 milyon dolar seviyesinde. Türkiye ve Gürcistan arasında toplam dış ticaret hacmi 2015’te 1,332 milyar dolar olurken, Türkiye’den Gürcistan’a yapılan ihracat 1,109 milyar dolar. Türkiye’nin Gürcistan’dan yaptığı ithalat 2015’te 223 milyon dolar seviyesinde. Dış Ticaret Dengesi 2015’te Türkiye lehine 886 milyon dolar olarak gerçekleşti. Kaynak: http://www.haberler.com/tekstil-sektoru/
Devamını Oku
Standard Post with Image

Avrasya Tüneli

Avrasya Tüneli aralık ayında hizmete girecek İstanbul Göztepe-Kazlıçeşme arasında seyahat süresini 100 dakikadan 15 dakikaya indirecek olan Avrasya Tüneli Projesi’nin (İstanbul Boğazı Karayolu Tüp Geçişi Projesi) yüzde 80’i tamamlandı. Geçiş ücreti ise 4 dolar+KDV olacak. İstanbul Göztepe-Kazlıçeşme arasında seyahat süresini 100 dakikadan 15 dakikaya indirecek olan Avrasya Tüneli Projesi’nin (İstanbul Boğazı Karayolu Tüp Geçişi Projesi) yüzde 80’i tamamlandı. Geçiş ücreti ise 4 dolar+KDV olacak. GÜNDE 80 BİN ARAÇ Toplam 1.2 milyar dolara mal olan ve günlük 80 bin aracın kullanacağı Avrasya Tüneli’nin aralık ayında hizmet girmesi planlanıyor. Tünel, toplam 14.6 kilometrelik bir güzergâhı kapsıyor. Projenin 5.4 kilometrelik bölümü, deniz tabanı altına özel bir teknoloji ile inşa edilen iki katlı tünelden oluşuyor. Toplam 9.2 kilometrelik güzergâhta ise yol genişletme ve iyileştirme çalışmaları devam ediyor. İTO YERİNDE İNCELEDİ İstanbul Ticaret Odası (İTO) Sanayi İhtisas Komitesi üyeleri, İTO Başkan Yardımcısı Dursun Topçu başkanlığında Avrasya Tüneli Projesi’nin Haydarpaşa’daki şantiyesini ziyaret etti ve çalışmaları yerinde inceledi. İTO heyetini karşılayan saha sorumlusu İnşaat Mühendisi Umut Arda Dündar, heyete bir sunum yaparak çalışmalar hakkında detaylı bilgi verdi. Kaynak: www.itohaber.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Yeni İstanbul için geri sayım

İstanbul’u her alanda dünyanın merkezi haline getirecek projelerin inşası durmaksızın devam ediyor. Bu projelerden Marmaray hizmete girerken, 3. Havalimanı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Kanal İstanbul, Galataport, Avrasya Tüneli ve Haliç Yat Limanı’nın çalışmaları ise hız kesmeden sürüyor. Dünyanın en büyük şantiyelerinden Üçüncü Havalimanı’nda ilk etabın 2018’in başına yetiştirilmesi için 16 ülkeden 13 binin üzerinde personel, çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. İstanbul’u her alanda dünyanın merkezi haline getirecek projelerin inşası durmaksızın devam ediyor. Bu projelerden Marmaray hizmete girerken, 3. Havalimanı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Kanal İstanbul, Galataport, Avrasya Tüneli ve Haliç Yat Limanı’nın çalışmaları ise hız kesmeden sürüyor. Dört alt projeden oluşan Marmaray’da demiryolu boğaz tüp geçişi, tüneller ve istasyonların inşası tamamlanırken, Gebze-Haydarpaşa, Sirkeci-Halkalı Banliyö Hatlarının İyileştirilmesi, İnşaat ve Mekanik Sistemleri, Yeni Demiryolu Araçlarının Temini, Mühendislik ve Müşavirlik Hizmetlerinin tamamı 2018’in Haziran ayında bitirilecek.   HALKALI-GEBZE 105 DAKİKA Gebze’den başlayarak Haydarpaşa’ya kadar banliyö hattı ile buradan Boğaz’ın altından batırma tüp tünel ile Sarayburnu’na ve Yedikule-Halkalı arasında yerüstü banliyö hatlarını kullanarak oluşan projenin uzunluğu 76.3 kilometreyi buluyor. Kadıköy-Kartal Metro Hattı ile entegre olan İbrahimağa-Ayrılık Çeşmesi İstasyonu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nca inşa edilip, hizmete açıldı. Projeyle tek yönde 1 saatte 75 bin yolcu taşınacak, Gebze-Halkalı arası seyahat süresi 105 dakika olacak ve güzergâhta toplam 440 araç ile hizmet verilecek. Toplam maliyeti 10 milyar 177 milyon 359 bin lira olan proje için 2015 sonu itibarıyla toplam 7 milyar 278 milyon 246 bin lira harcama yapıldı. İşte kamu yatırımları bakımından Türkiye’de ilk sırada yer alan İstanbul’daki mega projeler:   YILDA 150 MİLYON YOLCU 2017’de bitirilmesi hedeflenen 3. Havalimanı için, 10.2 milyar Euro harcanacak. Yılda 150 milyon yolcuya hizmet verecek havalimanında ilk etap, 29 Ekim 2017’de hizmete açılacak. Bittiğinde 120 bin kişiye iş imkânı sağlayacak.   BOĞAZDA TANKER RİSKİNE SON Kanal İstanbul projesi, 25 metre derinliğinde, 150 metre genişliğinde olacak ve Karadeniz’i Marmara Denizi’ne bağlayacak. Proje ile İstanbul Boğazı üzerindeki tanker trafiği, Kanal İstanbul’a yönlendirilecek ve her gün tehlikeli yük taşıyan tanker riskleri de son bulacak.   TURİST SAYISI 6 KAT ARTACAK Galataport projesi kapsamında Salıpazarı’nda bulunan liman, kruvaziyer gemiler için tanzim edilerek bölge turizme yönelik değerlendirilecek. Sona erdiğinde kruvaziyer ile gelen turist sayısında 5-6 kat artış olacağı tahmin ediliyor.   TRANSİT TRAFİK AZALACAK Yavuz Sultan Selim Köprüsü ile İstanbul’daki transit trafik yükü hafifleyecek. Şehir içi trafik; erişim kontrollü, kesintisiz ve emniyetli şekilde sağlanacak. Köprü, bu yıl hizmete girecek.   140 YAT KAPASİTELİ LİMAN Haliç Yat Limanı ve Kompleksi projesi içinde 2 adet her biri minimum 70 yat kapasiteli yat limanı ile 2 adet 5 yıldızlı 400 odalı otel, dükkânlar, ofis ve kongre merkezi bulunacak. Kaynak: www.itohaber.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Hollanda, Türkiye ile daha güçlü olacak

Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş, Türk girişimcilerle birlikte ziyaret ettiği Lahey kentinde iki ülke iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi. Elitaş, Hollanda’nın Türkiye gibi sürekli gelişen ve küresel alanda söz sahibi bir ortakla daha güçlü olacağını söyledi. Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş, beraberindeki Türk girişimcilerle resmi temaslarda bulunmak üzere Lahey’e giderek, Hollanda iş dünyası ile bir araya geldi. Hollanda’nın Türkiye gibi güçlü, sürekli gelişen ve küresel alanda söz sahibi bir ortakla daha güçlü olacağını belirten Bakan Elitaş, “Tüm Hollanda firmalarını Türkiye gibi dinamizmini yitirmeyen bir ülkeye yatırım yapmaya davet ediyorum” diye seslendi.   SERMAYE İHRACATINDA LİDER İstanbul Ticaret Odası (İTO) Taşımacılık ve Lojistik Hizmetleri Meslek Komitesi Meclis Üyeleri Cihan Kilerci ve Tamer Dinçşahin’in de aralarında bulunduğu Türk iş dünyasının önde gelen temsilcileri ile birlikte katıldığı Hollanda-Türkiye İş Forumu’nda konuşan Bakan Elitaş, Türk şirketlerinin yatırım için en fazla sermaye ihraç ettiği ülkenin Hollanda olduğunu söyledi. “Ekonomik işbirliğimizi geliştirmek amacıyla ülkemize düşen her türlü görevi yerine getirmeye hazırız” diyen Elitaş, bu konuda asıl sorumluluğun ise her iki ülkenin iş dünyasının omuzlarında olduğunu kaydetti.   TTIP ANLAŞMASI Bakan Elitaş, Lahey’de gazetecilerle yaptığı toplantıda ise ABD ile AB arasında müzakereleri sürdürülen Transatlantik Yatırım Ortaklığı Anlaşması’nda (TTIP) Türkiye’nin dışarıda kalmasının Türkiye için ölüm kalım meselesi olmadığını kaydetti.   O HÜKÜM KONULMALI Bakan Elitaş, “TTIP bizim olmazsa olmazımız değil ama AB’nin Türkiye’ye haksızlık yapmadığını ifade edebilmek için en önemli göstergelerden birinin bu olması gerekir” dedi. Elitaş, Türkiye’nin Gümrük Birliği Anlaşması’na ‘üçüncü ülkelerle yapılan Serbest Ticaret Anlaşması’na (STA) Türkiye doğrudan taraf olur’ hükmünü koydurduğu takdirde, ABD ile AB arasındaki STA’ya Türkiye’nin kendiliğinden dahil olacağını dile getirdi.   İHRACAT ARTIYOR Türkiye ve Hollanda arasındaki ticaret hacmi 2002-2015 arasında 2.4 milyar dolardan 6.1 milyar dolara ulaştı. Hollanda, yüzde 53.9 ile bu yılın mart ayında Türkiye’nin en fazla ihracat artışı gerçekleştirdiği ülke oldu.   500 BİN TÜRK YAŞIYOR Hollanda, Avrupa’da en fazla sayıda Türk’e ev sahipliği yapan 3’üncü ülke. Bu ülkede yaşayan yaklaşık 500 bin Türk, iki ülke arasındaki ilişkilerde köprü görevi görüyor.   İŞ DÜNYASININ YOLU DAHA AKICI OLMALI Hollanda Dış Ticaret ve Kalkınma İşbirliği Bakanı Lilianne Ploumen, Hollanda’nın, Türkiye’nin 16’ncı ticaret ortağı olduğunu hatırlatarak, “Bununla yetinmemek lazım. Çünkü Türkiye, G20’de yer alan ülkeler içerisinde 5’inci sırada yer alıyor” dedi. Ploumen, işbirliğini geliştirerek iş dünyasının yolunun daha akıcı olması için çaba gösterdiklerini belirterek, vize konusundaki sıkıntıların da ortadan kaldırılması için girişimleri sürdürdüklerini anlattı. Türkiye’deki KOBİ’lerin kendilerini kanıtlamış işletmeler olduğuna işaret eden Ploumen, “Hollanda’daki KOBİ düzeyinde Türk asıllı girişimciler her türlü fırsatı yakalıyorlar. İki ülke arasında sonsuz denebilecek olanaklar bulunuyor” diye konuştu.   JETCO ANLAŞMASI İMZALANDI Türkiye ile Hollanda arasında Ekonomik ve Ticari Ortaklık Komitesi (JETCO) Anlaşması imzalandı. Taraflar adına imzaları Elitaş ve Ploumen attı. Kaynak: www.itohaber.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye-AB zirvesinin taslağı şekillenmeye başladı

Brüksel’de Davutoğlu’nun katılımıyla gerçekleştirilen zirvede Avrupa, Suriyeliler için ek yardım ve vize serbestisini erkene çekmeyi önerdi.   Başbakan Ahmet Davuoğlu’nun, bugün NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’le görüştükten sonra Ankara’ya dönmesi bekleniyordu. Ancak Brüksel’deki Türkiye-AB zirvesinin süresinin uzatıldığı açıklandı. Öte yandan toplantının taslak metnine ilişkin ilk bilgiler gelmeye başladı. Avrupa Birliği, Türkiye ile zirvede Suriyeliler için ek yardım ve vize serbestisini erkene almayı önerdi. EK 3 MİLYAR EURO Buna göre Türkiye’ye 2018’e kadar ek 3 milyar Euro daha önerildi.   VİZESİZ AVRUPA HAZİRAN’DA Taslak metne göre Türkiye’ye Haziran sonu vize serbestisi tanınacak. Türkiye-AB zirvesinin taslağı şekillenmeye başladı AB 3 MİLYAR EURO SÖZÜNÜ TUTACAK MI Avrupa Birliği, Türkiye’nin kabul ettiği mülteciler için son 5 yılda 21 milyar lira harcamasından dolayı, Türkiye’ye 3 milyar euro (9 milyar lira) bütçe ayıracağını duyurmuş ancak aylar geçmesine rağmen bu parayı teslim etmemişti. AB ayrıca Türkiye üzerinden Avrupa’ya geçiş yapan mültecilerin hükümet tarafından engellenmesini istiyor. Kaynak: www.ensonhaber.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Meydanı lale bahçesine çeviren halı

Yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgi gösterdiği Lale Halısı, bu yıl ikinci kez Sultanahmet Meydanı’nda sergilendi. Bin 728 metrekarelik alana döşenen halı için 563 bin canlı lale kullanıldı. İstanbul’da Lale Festivali kapsamında bu yıl ikinci kez düzenlenen ve yerli yabancı pek çok turistin ilgiyle izlediği Lale Halı, Sultanahmet Meydanı’nda görücüye çıktı. Yaklaşık yarım milyon canlı lale kullanılarak hazırlanan ve bin 728 metrekarelik alana döşenen halı, aynı zamanda İstanbul’un fethinin 563. yıldönümü için yapılacak kutlamalar için de tasarlandı.   TURİSTLERİN İLGİ ODAĞI Sultanahmet Meydanı’nda görsel şölen sunan Lale Halı, pek çok ülkeden gelen yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı olmuştu. Geçen sene ilk kez yapılan halı, bu yılki festival etkinliklerinin en önemli bölümlerinden birini oluşturdu. Geçen seneki halıdan daha büyük ve daha fazla lale barındıran halı için bin 728 metrekarelik alan ayrıldı. Sultanahmet Meydanı’nı lale bahçesine çeviren halı için 563 bin canlı lale kullanıldı.   30 NİSAN SON TARİH Sultanahmet Meydanı’ndaki canlı Lale Halısı 30 Nisan’a kadar ziyaretçilere açık olacak.   BAHARIN MÜJDECİSİ İBB Meclis Başkanvekili Ahmet Bilal Kıymaz, 2005’te başlatılan ‘Lale Evine Dönüyor’ kampanyasıyla bu topraklardan göç eden lalenin yeniden İstanbul’un her köşesinde açmaya başladığını söyledi. Kıymaz, “Artık halkımız ilkbaharın gelmesiyle İstanbul’un her köşesinde laleleri görmeye alıştı. Adeta baharın müjdecisi oldu. Bu güzelliğin yanında Türkiye’de lale endüstrisi kuruldu. Bu sayede ülkemiz lale ihraç eden ülkeler arasına girdi” dedi.   EN GÜZELİ SEÇİLECEK İstanbul’un parklarında, bahçelerinde, korularında ve köşklerinde açan laleler, ‘En Güzel Lale’ fotoğraf yarışması ile seçilecek. Bu yıl 11’incisi düzenlenen İstanbul Lale Festivali kapsamında park ve bahçeleri gezen vatandaşlar, lalelerle fotoğraf çektirip, özçekim yaptı.   kaynak: www.itohaber.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASAİD Ağrı'da 6 Bin 500 Kişiye İftar Verdi

Her yıl düzenlenen ‘Geleneksel LASİAD İftarı’ bu yıl ''Gelin Gönüller Yapalım, Bu Ramazan ve Her Zaman'' teması ile ve Ağrı Valiliği'nce ''Kardeşlik Sofrası'' adı verilen büyük bir iftar organizasyonu olarak gerçekleştirildi. ''Hemen hemen her gün şehit cenazelerinin olduğu bir ortamda İstanbul'da iftar programı düzenlemeyi uygun bulmuyoruz'' diyen LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, bu nedenle bu yıl iftar programını Ağrı Valiliği işbirliği ile 6 bin 500 Ağrılıyı, Ağrı Şehir Stadı’nda iftarda ağırladı. LASİAD'ın iftarına Başbakan Binali Yıldırım ile Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Mehmet Mehdi Eker ve Yasin Aktay, Ağrı Valisi Musa Işın, Iğdır Valisi Ahmet Turgay Alpman, milletvekilleri, bürokratlar ve üst düzey devlet erkânı ile LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, Başkan Vekili Muhammed Sancaktar, Başkan Yardımcısı Ahmet Turan, Yönetim Kurulu Üyeleri Mehmet Yasubuğa, Murat Eraslan, Barış Köseliören, LASİAD Üyesi ve İTO Meclis Üyesi Şenol Aras ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katıldı. 21 Haziran 2016 günü Ağrı'ya giden LASİAD heyetini Ağrı valiliğinde Vali Musa Işın karşıladı. Burada yapılan görüşmelerin ardından Başbakan Binali Yıldırım ve beraberindekileri karşılamak üzere Ağrı Ahmed-i Hani Havalimanı’na gidildi. Burada Giyasettin Eyyüpkoca ve Muhammed Sancaktar Ağrı Valisi Musa ışın ve İl protokolüyle birlikte Başbakan ve beraberindeki heyeti karşıladı. Başbakan Binali Yıldırım ve Başkan Giyasettin Eyyüpkoca arasında ayaküstü kısa bir sohbet oldu. Bu sohbette Başkan Eyyüpkoca, Laleli ve LASİAD hakkında Başbakan Binali Yıldırım'a kısa bilgiler verdi. Ve Ağrı'ya 6.500 kişiye iftar vermek için geldiklerini belirtti. Başbakan Binali Yıldırım da bundan duyduğu menuniyeti dile getirdi. Daha sonra iftar programı için Ağrı şehir stadına hareket edildi. İftar programında konuşan Başbakan Binali Yıldırım, Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ve Vali Musa Işın kardeşlik vurgusu yaptılar. İftar yemeğinden sonra yapılan duayla program son buldu.  İftar programının ardından Vali Musa Işın, LASİAD heyetini konutunda ağırladı. Oldukça samimi bir ortamda gerçekleşen görüşme sohbetlerle sahura kadar devam etti. Vali Işın daha sonra LASİAD heyetine sahur yemeğinde ağırladı. 22 Haziran günü LASİAD heyeti Vali Musa Işın'ı tekrar makamında ziyaret etti. Ziyarette Vali Işın'a lale motifli vazo, plâket ve çeşitli hediyeler takdim edildi. Vali Işın da başta LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca ve Başkan veklili Muhammed Sancaktar olmak üzere LASİAD heyetine plaket ve çeşitli hediyeler takdim etti. Başkan Eyyüpkoca, Vali Işın'a teşekkürlerini iletti. Vali Işın LASİAD heyetini valiliğin önünden bizzat kendisi havaalanına uğurladı.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

STK'lardan Darbe Girişimine karşı Ortak Bildiri

STK'lardan Darbe Girişimine karşı Ortak Bildiri Sektörün Önde gelen STK'ları, 15 Temmuz darbe girişimine karşı "Karanlıktan Aydınlığa: 15 Temmuz" bildirisi yayınladı. Sivil toplum örgütlerinin ‘Karanlıktan Aydınlığa 15 Temmuz’ başlıklı ortak bildirisini MÜSİAD Başkanı Nail Olpak okudu. 18 Temmuz 2016 günü yapılan toplantıya ve bildiriye TİM, ASKON, DEİK, Deniz Ticaret Odası, İstanbul Sanayi Odası, İstanbul Ticaret Borsası, İstanbul Ticaret Odası, MÜSİAD, TAMPF, TÜMSİAD ve YASED, LASİAD, OTİAD ve daha bir çok STK katıldı. Demokrasiye ve milli iradeye darbe girişimine karşı ortak basın bildirisi yayınladı. LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca'nın katıldığı toplantıda yayınlanan ortak basın bildirisinin adı "Karanlıktan Aydınlığa 15 Temmuz" Bildiri Şöyle; Ülkemiz, 15 Temmuz Cuma gecesi önce karanlığı; ortaya konan büyük inanç ile de aydınlığı yaşadı. Artık 15 Temmuz, öznesi millet olan demokrasinin kazandığı bir gündür. Bu gün, yalnızca Türkiye'nin değil, dünyanın tarihine geçecek Milli İrade günüdür. Ülkemizin büyük demokrasi yürüyüşüne yönelik 15 Temmuz saldırısında, millet ile iradesi arasındaki köprüye atılan her bomba, sıkılan her kurşun, aslında bunu yapanların karanlık planlarının aydınlığa çıkmasını sağladı. Milletin İradesinden Başka İrade Tanımıyoruz… Ülkemizdeki iş dünyasının temsilcileri olarak, demokrasimizin derinleşmesi ve ekonomimizin güçlenmesinin sivil bir yönetimle mümkün olduğunun bilinci ile demokrasi dışı güçlerin müdahalelerinin en başta ekonomimize büyük zarar vereceğini, tüm birikimlerimizi heba edeceğini biliyoruz. Seçilmiş hükümeti yıkmaya yönelik teşebbüsler demokrasimizi ve ekonomimizi katledecektir. Anti demokratik her türlü girişimin karşısında kararlılıkla duruyoruz. Darbecileri lanetliyor, hükümetimizi destekliyor ve milletimizin iradesinden başka bir irade tanımıyoruz. Milletin İstikrarı En İyi Cevaptır… Bu hain girişimin çökertilmesinin orta ve uzun vadede ülkemiz ekonomisine olumlu yansımalarının olacağı kanaatindeyiz. Çünkü iş dünyası huzur, güven ve istikrar ister. Yaşananlar, tüm bu bileşenleri perçinlemiştir. İstikrarın sadece hükümetle olmayacağını söyleyenlere, siyasi risk olduğunu söyleyenlere, her görüşten milletin istikrarı cevap vermiştir. Güçlü millet iradesi her türlü zorlukla baş edebileceğimizi, ülkemizin uluslararası arenada da siyasi ve ekonomik gücünün kat be kat artacağını ortaya koymuştur.  Çalışmaya ve Üretmeye Devam Edeceğiz… Başbakanımızın dünkü açıklamalarında söylediği gibi ekonomimizin temelleri sağlamdır ve hükümetimiz ile Merkez Bankası ve ilgili kuruluşlar da gereken tedbirleri almıştır. Türkiye, global krizlere karşı ayakta durmayı başaran, G20 üyesi ve AB adayı, serbest piyasa ekonomisini ve çok partili siyasi sistemi içselleştirmiş güçlü bir ülkedir. İlk refleks olarak olumsuz etkiler hissetsek de ülkemizin güçlü imajı, kısa sürede hem iç pazarda hem de dış pazarlarda bu olumsuzlukları bertaraf edecektir. Keza, kamuoyunun da izlediği gibi bütün piyasalar süratle normal seyrine ulaşmıştır. Bundan sonra da bizler daha çok çalışarak ve üreterek ekonomimizi büyütmeye devam edeceğiz. Şimdi “Sağduyu ve Hukuk” Zamanı… Şimdi, paralel terör örgütü darbecilerinin hukukla yüzleşme ve milletin derin hafızasında mahkûm olma zamanıdır. Bu ihanet tezgahını tasarlayan hainlerin hukuk çerçevesinde yargılanarak, en ağır ve caydırıcı cezaları almasını bekliyoruz. Artık darbe kelimesinin literatürden kalkmasını istiyoruz. Meclis'te siyasi partiler arasında takdir edilen bir yaklaşım varken toplumda ayırımcılık yapılması teröristlerin amacına ulaşmasına sebep olur. Sağduyu içerisinde hareket etmeliyiz. Gün Birlik Günü, Milletimize Teşekkürler… Milli İradeyi korurken şehit düşen vatandaşlarımıza ve güvenlik görevlilerimize Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Gün birlik günüdür. Demokrasimize sahip çıkan necip milletimize, halkımıza kararlılığı ile cesaret veren Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan ve Sayın Başbakanımız ile hükümetimize, darbe girişimine destek vermeyen ve karşı mücadele eden Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarımıza, polisimize ve güvenlik güçlerimize, darbeye kalkışanlara bir ağızdan karşı çıkan parti liderleri ile STK'larımızın sağduyulu açıklamalarına ve basınımızın darbe karşıtı tutumuna sonsuz teşekkür ediyoruz. Üretmeye ve demokrasi nöbetine devam edeceğiz… Bizler de iş dünyası olarak, üretmeye ve demokrasi nöbeti tutmaya devam edeceğiz.
Devamını Oku
Standard Post with Image

V. Laleli Fashion Shopping Festival başlıyor.

LASİAD, 7 ülkeden 170 alıcıyı Laleli’ye Getiriyor! Türkiye ekonomisinde ihracat potansiyeli açısından çatı görevi yapan bölgelerden biri olan Laleli’yi yurt dışı pazarlarda da güçlendirmek adına birçok önemli projeye imza atan ve Darbe girişimine inat, üretime ve ihracata devam” diyen LASİAD, V. Laleli Fashion Shopping Festival kapsamında 7 ülkeden 170 alıcıyı İstanbul’a getiriyor. 8 Ağustos’ta başlayıp 14 Ağustos’ta sona erecek olan V. Laleli Fashion Shopping Festival’in basın lansmanı Grand Hyatt Regency Otel’de gerçekleşti. Kalabalık bir basın grubunun yer aldığı lansmana LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, Başkan Vekili ve Festival Komitesi Başkanı Muhammed Sancaktar, Başkan Yardımcıları Ercan Hardal, İrfan Akbaş, Erdem Soylu Karabağlı ve Sayman İbrahim Murat Ramizoğlu katıldı. Türkiye’nin en önemli hazır giyim ihracat merkezlerinden Laleli, başta Rusya olmak üzere komşu ülkelerle yaşanan gerilimler nedeniyle kaybettiği pazarları canlandırmak ve alternatif kapılar açmak için harekete geçti. Laleli Sanayici ve İşadamları Derneği (LASİAD) tarafından bu yıl 5’incisi düzenlenecek olan Laleli Fashion Shopping Festivali 8 Ağustos’ta başlayacak. Festival için LASİAD’ın ev sahipliğinde 7 ülkeden 170 alıcı Laleli’de buluşacak. 15 Temmuz’daki darbe girişiminin ardından Türkiye’nin morale ihtiyacı olduğunu vurgulayan LASİAD Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, bu yılki festivali “darbe girişimine inat üretim ve ihracata devam” sloganı ile gerçekleştireceklerini söyledi. Son bir yılda Ruble’nin değer kaybı ve uçak krizi nedeniyle yüzde 60 daralan Rusya pazarına alternatif arayışındaki Laleli için festivali fırsata dönüştürmek istediklerini bildiren Eyyüpkoca, şöyle devam etti: Festivalin Ana Etkinliğini B2B Görüşmeler Oluşturacak “Önceki yıllarda açık hava defileleri ile festivalimize farklı bir renk ve coşku katıyor, Laleli’de dünyanın en uzun podyumunu kuruyorduk. 300 metrelik podyumda birbirinden ünlü mankenler Laleli’de yaratılan değerleri alıcılarla buluşturuyordu. Ancak bu yıl festival ülkemiz ve milletimiz için sıkıntılı bir döneme denk düştü. Hem 15 Temmuz’daki darbe girişimi sırasında can veren 250’ye yakın polis, asker ve sivilimiz hem de terör olaylarındaki şehitlerimiz nedeniyle defile, eğlence gibi etkinlikler gerçekleştirmeyeceğiz. Şehitlerimizin acısını yüreğimizde yaşarken “hayat devam ediyor” ilkesinden hareketle Laleli Fashion Shopping Festivali’ni düzenleyeceğiz. Darbe girişimine inat üretime ve ihracata devam edecek, ülkemizi büyüteceğiz. Bir hafta sürecek festival boyunca İran, Cezayir, Nijerya, Türkmenistan, Lübnan, Kamerun ve Gana’dan toplam 170 kişilik alım heyetini ağırlayacağız. Avrupa gibi geleneksel pazarlardaki alıcılar darbe girişimini öne sürüp, İstanbul’a gelmekten kaçınırken, davet ettiğimiz ülkelerden hiçbir iptal bildirimi almadık. Bu onların Türkiye’ye olan güvenlerini ortaya koyuyor. Bu yıl ki festivalimizin ana etkinliğini Laleli firmalarının yabancı alıcılarla yapacakları B2B görüşmeleri oluşturacak. Firmalarımız alternatif pazarlar için yeni ihracat köprüleri kuracak.” Krizde Yüzde 60 Daraldık, Gözümüz Erdoğan ve Putin Zirvesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 9 Ağustos’ta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile St. Petersburg’da gerçekleştireceği kritik zirveyi değerlendiren Eyyüpkoca, tarihi buluşmanın uçak krizi nedeniyle yüzde 60 daralan Rusya pazarına can suyu olacağını söyledi. Giyasettin Eyyüpkoca, kriz öncesi Laleli’den ağırlıklı kısmı Rusya’ya olmak üzere 5,8-6 milyar dolar aralığında ihracat gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, “Krizle beraber bu rakam 2,5 milyar dolarlara kadar geriledi. Şimdi yeniden eski günlere dönecek olmanın heyecanını yaşıyoruz. Yaklaşık 3,5 milyar dolarlık kaybın ardından yeniden bir sıçrama yakalayabilmek için gözümüz kulağımız 9 Ağustos’taki zirveden çıkacak kararlarda. Bu kararlar başta Laleli olmak üzere tüm hazır giyim endüstrisine can suyu olacak” dedi.  Festivale Ekonomi Bakanlığı ve İHKİB Destek Veriyor Moda ve alışverişi buluşturan Laleli Fashion Shopping Festivali, bölgede faaliyet gösteren 7 bin civarındaki işyerinin pazarlama ve satış kanallarını daha etkin kullanma hedefiyle düzenlenmeye başlandı. İlki 2012’de gerçekleştirilen ve bu yılla birlikte 64 ülkeden alıcının ağırlandığı festival aynı zamanda “Türkiye’nin en büyük açık hava alış veriş merkezi” olarak da nitelendiriliyor. Ekonomi Bakanlığı ile İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nin (İHKİB) destek verdiği festivalin ana sponsorluğunu önceki yıllarda olduğu gibi yine Garanti Bankası üstleniyor.
Devamını Oku
Standard Post with Image

5. Laleli Fashion Shopping Festival açılışı

Türkiye’nin en büyük açık hava alışveriş merkezi olan Laleli’de LASİAD’ın düzenlediği 5. Laleli Fashion Shopping Festival 8 ağustos 2016 günü Laleli Double Tree Hilton Otelde yapılan açılış töreniyle başladı.   5.LALELİ FASHİON SHOPPING FESTİVAL AÇILIŞI Açılış programına GANA Cumhuriyet Ankara Büyükelçisi İbrahim Abass, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir GANA Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği Ticari Ateşesi John HawkinsAsideu, Rusya Federasyonu Tataristan Cumhuriyeti Türkiye Temsilcisi Ramil Gubeydullin, İl Kültür ve Turizm Müdürü Nedret Apaydın,İTO Başkan Yardımcısı Dursun Topçu,İso Başkan Yardımcısı İrfan Özhamaretlı, İHKİB Başkan Vekili, Kemalettin Güneş, İTO Yönetim Kurulu Üyesi Servet Samsama, İBB Kültür A.ş Genel müdürü Nevzat Kütük, TRİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Balkuv, Fatih Belediyesi Meclis Üyesi Salih Akverdi, FAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Artuğ, FAGİDER Genel Sekreteri Tuğrul Dirier, İstanbul Viranşehirliler Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Necati Erol, TDKD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İbrahim Aydoğan katıldılar. 7 ülkeden toplam 170 alıcıyı ağırlayan LASİAD, Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyüpkoca’nın daha önce yaptığı basın açıklamasında sade bir şekilde Double Tree By Hilton Oteli’nde gerçekleşti. Eyüpkoca açıklamasında geçen senelerde olduğu gibi defile, eğlence odaklı olmayacağını belirtmişti. Bunun sebebinin ise 15 Temmuz darbe girişimi sırasında şehit olan asker, polis ve vatandaşlarımız olduğunu dile getirmişti. Aynı zamanda “darbeye inat üretime ihracata devam” diyen Eyüpkoca davet edilen hiçbir ülkenin daveti geri çevirmediğini belirtti. 51 Laleli firmasının iştirak ettiği B2B börüşmelere Katılan ülkeler ve gelen davetli sayısı şöyle; Gana 20, İran 50,Lübnan 20, Nijerya 20, Türkmenistan 20, Cezayir 20, Kamerun 20 kişi şeklinde. Festival LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyüpkoca’nın konuşmasıyla başladı. Eyüpkoca konuşmasında ‘’ Bildiğiniz gibi hayatın her alanında devamlılık esastır. Bir işi ya da faaliyeti kıymetlendiren ana unsur şüphesiz ki o işin devamlılığıdır. Özetle “Taşı delen suyun gücü değil, damlaların sürekliliğidir” Bizler ülkemizin ve dünyanın geçtiği bu zorlu süreçte beşinci festivalimizi gerçekleştirmenin onurunu ve gurunu sizlerle paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bu renkli festival sizlerin ve yurtdışından gelen kıymetli misafirlerimizin ülkemize olan güvenlerinin en büyük ispatıdır. Unutmayalım ki Türkiye’miz, bu güzel memleketimiz büyük, güçlü ve eşsiz bir ülkedir. Bizler Türkiye Cumhuriyeti’nin neferleri ve işadamları olarak dimdik ayaktayız ve yolumuza hız kesmeden, ara vermeden devam ediyoruz. Ancak şunu özellikle belirtmeliyim ki, yaşanan tüm badirelere karşın bugünü geçmişle kıyasladığınızda çok ama çok önemli bir fark göreceksiniz. Bizler ülke ve millet olarak artık geçmişe nazaran daha gayretli, daha azimli, daha inançlı ve gelecekten çok daha fazla ümitliyiz. Demokrasimiz ve devletimiz eskisinden kat be kat daha güçlüdür. Ülkemize gerek ticaret gerekse de ziyaret için gelen saygıdeğer misafirlerimizi kaygılandıracak ya da endişeye sevk edecek herhangi bir durum söz konusu değildir. Türkiye tüm hızıyla büyümeye ve her anlamda gelişmeye devam etmektedir. Bizler de Laleli ve LASİAD olarak bu gelişime var gücümüzle katkı sunmaya devam ediyoruz ve edeceğiz. Ülkemizin aydınlık yarınlara kavuşması adına emek sarf etmekten asla yorulmayacak ve yılmayacağız. ’’ dedi. Ardından Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir konuştu. Demir’’içimizden çıkan bir stk olarak LASİAD’ın yaptıklarıyla gurur duyuyoruz. Her geç gün durmadan ilerleme kaydeden LASİAD’ın bugün burada, mekanda böyle bir etkinlik yapıyor olması bile LASİAD’ın ilerlemesinin bir kanıtı.Eminim ki LASİAD önümüzde yıllarda çok daha ilerilerde olacaktır. Geçtiğimiz Cuma günü Yenikapı’da 5 milyon insanımızın katıldığı Ortadoğu ve Avrupa’nın bugüne kadar görmüş olduğu en büyük mitingii15 temmuz demokrasi ve şehitler mitingini yaptık.Burada Laleli esnafı ve işadamları da vardı.Sizlerle gururu duyuyoruz ’’ dedi.  Konuşmaların ardından LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyüpkoca ve Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir ve diğer katılımcılar standları dolaşarak gelen davetlilere ‘’hoş geldiniz’’ diyerek ayaküstü sohbette bulundular. Fotoğraf çekiminin ardından protokol ekibiyle birlikte toplantı yapan Demir, daha sonra otelden ayrıldı. Program Laleli Firmaları ile 7 ülkeden gelen 170 kişiden oluşan alım heyetinin B2B görüşmeleri ile devem etti. 9 ağustos Salı günü de B2B görüşmelere devam edilecek.
Devamını Oku
Standard Post with Image

İlk Moskova-Antalya charter seferi yarın...

Rusya Havacılık Kurumu (Rosaviatsiya), Rus havayolu şirketi Royal Flight'a 2 Eylül'de Türkiye'ye ilk charter seferini düzenlemesi için izin verildiğini bildirdi. Rosaviatsiya tarafından İtar Tass haber ajansına yapılan açıklamada, "Royal Flight'in 2 Eylül'de Türkiye'ye charter seferi düzenleme talebini onayladık" denildi. İlk Moskova-Antalya charter seferinin Şeremetyevo havalimanından sabah saat 5.00'da gerçekleşmesi bekleniyor. Daha önce ilk charter seferinin 3 Eylül'de başlayacağı bildirilmişti. Rosaviatsiya'nın verilerine göre, "Azur Air", "Severnıy Veter" ve "I Fly" olmak üzere 3 havayolu şirketinden talep geldi. Kaynak: www.gazetem.ru
Devamını Oku
Standard Post with Image

Test Haber

Test haber içeriğidir. Haber içerik devam
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye'nin yüzde 40 pay ile Rusya’da tekrar “1 numara” olmasına sadece bir ay yetti...

Uçak krizi ambargosu yüzünden Rusyalı turistlerden bir yıla yakın mahrum kalan Türkiye’ye, Rusya pazarından yeniden “1 numara” olmak için sadece bir ay yetti. Rusya’da şu an satılan tur paketleri içinde Türkiye’nin payı yüzde 41’e yükseldi. Eylül ve ekim aylarından Türkiye’de tatil yapanların sayısının 150 bini bulması bekleniyor. Bu rakam, kriz öncesi dönemin aynı dönem rakamlarına yakın. Yani durumun “normale döndüğü” sinyalleri geliyor.  Kommersant’ın haberine göre, Türkiye’nin liderliğe çıkmasıyla, yazın liderlerinden Tunus ikinci, Yunanistan üçüncü sıraya geriledi. Charter uçuşlarına izim verilmesiyle, Rusların “kadife sezon” dedikleri sonbahar başı döneminde deniz tatili talepleri Türkiye’ye akmaya başladı. Türkye’ye eylülde, ağustosa kıyasla 10 kat daha fazla talep olduğu bildirildi. Yüzde 41’le tur satışlarından aslan payı alan Türkiye’yi Tunus yüzde 34, Yunanistan yüzde 28 ile takip ediyor. Kaynak: www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Ağustos ayında ihracat yüzde 7,7 arttı

Türkiye'nin ihracatı, ağustosta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 7,7 artarak 11 milyar 867 milyon dolar, ithalatı yüzde 3,7 artışla 16 milyar 554 milyon dolar oldu.  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından oluşturulan ağustos ayına ilişkin geçici dış ticaret istatistikleri açıklandı. Buna göre, ihracat ağustosta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 7,7 artarak 11 milyar 867 milyon dolara yükseldi. Aynı dönemde ithalat ise yüzde 3,7 artarak 16 milyar 554 milyon dolara çıktı. Bu dönemde, dış ticaret açığı ise 4 milyar 947 milyon dolardan yüzde 5,3 azalışla 4 milyar 687 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı, geçen yılın ağustos ayında yüzde 69 iken, bu yılın aynı ayında yüzde 71,7'ye yükseldi. TÜRKİYE'NİN AB İHRACATI 5 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNDE Türkiye'nin, Avrupa Birliği'ne (AB) ihracatı, ağustosta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 13,9 artarak 5 milyar 519 milyon dolar olarak gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle oluşturulan geçici dış ticaret istatistiklerine göre, AB'nin ihracattaki payı geçen yılın ağustos ayında yüzde 44 iken, bu yılın aynı ayında yüzde 46,5 oldu. AB'ye yapılan ihracat, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 13,9 arttı ve 5 milyar 519 milyon dolara yükseldi. Almanya, 1 milyar 193 milyon dolarla geçen ay en fazla ihracat yapılan ülke oldu. Bu ülkeyi sırasıyla 921 milyon dolarla İngiltere, 708 milyon dolarla Irak ve 606 milyon dolarla ABD takip etti. İthalatta ise ilk sırayı 2 milyar 531 milyon dolarla Çin aldı. Çin'i 1 milyar 738 milyon dolarla Almanya, 1 milyar 378 milyon dolarla Rusya ve 823 milyon dolarla İtalya izledi. EN ÇOK İTHALAT MİNERAL YAKITLARDA  Ağustosta fasıllar düzeyinde en büyük ihracat kalemi 1 milyar 346 milyon 146 bin dolarla "Motorlu kara taşıtları, traktörler, bisikletler, motosikletler ve diğer kara taşıtları, bunların aksam, parça, aksesuarları" oldu. "Kazanlar, makineler, mekanik cihazlar ve aletler, bunların aksam ve parçaları" ise 1 milyar 84 milyon 459 bin dolarla ikinci sırada yer aldı. Ağustosta en fazla ithalat yapılan fasıl ise 2 milyar 376 milyon 852 bin dolarla "Mineral yakıtlar, mineral yağlar ve bunların damıtılmasından elde edilen ürünler bitümenli maddeler ve mineral mumlar" olarak belirlendi. Bu faslı, 2 milyar 310 milyon 562 bin dolarla, "Kazanlar, makineler, mekanik cihazlar ve aletler, bunların aksam ve parçaları" izledi. Söz konusu ayda imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,4, yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,4, orta yüksek teknolojili ürünlerin payı ise yüzde 30,9 olarak gerçekleşti. İmalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı ise yüzde 84,5 oldu. Ağustosta yüksek teknolojili ürünlerin, imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 16,4, orta yüksek teknolojili ürünlerin payı da yüzde 44 olarak hesaplandı. İhracat, bu yılın ocak-ağustos döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,4 azalarak 93 milyar 320 milyon dolara düştü. İthalat da geçen yılın ocak-ağustos dönemine göre yüzde 7,2 gerileyerek 130 milyar 846 milyon dolar oldu. Kaynak: www.haberturk.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Üçüncü Havalimanı’nda ilk pist ortaya çıktı

Yüzde 30'u tamamlanan İstanbul Yeni Havalimanı'nın bir numaralı pistinde yürütülen çalışmalar havadan görüntülendi. İnşaatı tüm hızıyla devam eden ve yüzde 30'u tamamlanan İstanbul Yeni Havalimanı'nın (İYH) bir numaralı pistinde yürütülen çalışmalar havadan görüntülendi. Tamamlandığında Türkiye'yi dünyanın en önemli havacılık merkezlerinden biri haline getirecek havalimanının ana terminal binasının kaba inşaatının yıl sonuna kadar bitirilmesi planlanıyor. Sabah'ın haberine göre, Havalimanının inşaatını gerçekleştirmek ve 25 yıl boyunca işletmesini yapmak üzere kurulan İGA, sosyal medya hesaplarından birinci etabı 26 Şubat 2018 tarihinde hizmete girecek havalimanında inşaatı devam eden 1 numaralı pisttin havadan çekilen son görüntülerini paylaştı. 4 ETAPTA BİTECEK Airbus A380 ve Boeing 747 gibi büyük gövdeli uçakların rahatlıkla iniş-kalkış yapabileceği 3 bin 750 metre uzunluğunda 60 metre genişliğindeki pistte son aşamaya gelindiği görülüyor. İstanbul'un kuzeyine, şehir merkezine 35 kilometre mesafede 76.5 milyon metrekarelik alana inşa edilen havalimanı her biri ayrı ayrı planlanan 4 etaptan oluşuyor. Projenin birinci etabının ilk aşamasında birbirine uzaklıkları bin 700 metre olacak 2 bağımsız paralel pist, 2 bağımlı pist ve 90 milyon yolcu kapasiteli ana terminal binası yer alacak. ÖN TALEP TOPLANIYOR Birinci etabın 2'nci aşamasının tamamlanması ile 3'üncü bağımsız paralel pist devreye girecek. Yeni havalimanı, tüm fazları tamamlandığında ise yıllık 200 milyon yolcuya çıkarılabilir kapasitesi ile 350'den fazla destinasyona uçuş ve 150'den fazla havayolu şirketine ev sahipliği yapacak. Havalimanı doğrudan 100 bin yan sektörlerle birlikte 1,5 milyon kişiye yeni istihdam alanı sağlayacak. Havalimanındaki 1.4 milyon metrekare büyüklüğündeki 'Kargo Şehri' içindeki gümrük bölgesinde yer alacak 300 kargo acente ofisi için de ön talep toplanmaya başladı. Üç katlı ofis blokunda 13 ile 19 metrekare arasında arasında değişen 300 ofis için 3 farklı fiyat kategorisi bulunuyor. Kaynak: www.millliyet.com.tr
Devamını Oku
Standard Post with Image

Nabi Avcı’dan turizmcilere charter müjdesi

Turizm Bakanı Nabi Avcı’dan turizm sektörüne charter müjdesi geldi. Bakanlar Kurulu kararı ile charter uçuşlarına verilen yakıt desteğinin yıl sonuna kadar uzatılmasının olumlu etkilerini Antalya’da görmeye başladıklarını belirten Avcı, “Önümüzdeki yıl da benzer teşviklerin devam etmesinde yarar görüyoruz” dedi. TBMM’de milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Avcı, Türkiye’ye charter uçuşlarıyla turist getiren seyahat acentelerine uçuş başı 6 bin dolarlık yakıt desteğinin ilk olarak 1 Nisan-31 Mayıs 2016 tarihleri arasında verildiğini vurguladı. Bakanlar Kurulu kararıyla Antalya Gazipaşa-Alanya, Antalya, Muğla Dalaman, Muğla Milas-Bodrum, İzmir Adnan Menderes ve Kütahya Zafer havalimanlarının iniş gerçekleştirilecek meydanlar olarak destekleme kapsamına alındığını hatırlatan Avcı, uçaklara verilen desteğin daha sonra önce 31 Ağustos’a, ardından da yıl sonuna kadar uzatıldığını kaydetti. Uçuş desteğinin etkilerini özellikle Antalya’da görmeye başladıklarını dile getiren Avcı, “Önümüzdeki yıl da benzer teşviklerin devam etmesinde yarar görüyoruz” dedi. Charter uçuşlara verilen destek ve Rusya’nın charter seferlere uyguladığı yasağın kaldırılmasıyla bu ülkeden Antalya’ya gelen turist sayısında hareketlilik yaşandı. Bu kapsamda 2- 30 Eylül arasında kente büyük bölümü charter olmak üzere 918 uçak indi, önümüzdeki 2 ayda da 607 yeni uçuş daha yapılması bekleniyor. Antalya’ya, 2 Eylül’den sonra charter ve tarifeli uçuşla 153 bin 400 Rus turist geldi. 607 yeni uçuşla 130 bin Rus turistin daha Antalya’ya gelmesi bekleniyor. Turizm sektörü temsilcileri, eklenecek yeni charter seferlerle birlikte Rusya’dan yıl sonuna kadar gelecek turist sayısının 300- 350 binlere ulaşabileceğini öngörüyor. ‘TEMMUZ 2018 TARİHİNE KADAR DEVAM ETMELİ’ Avcı’nın açıklamaları turizmcileri de heyecanlandırdı. Turizm Yatırımcıları Derneği (TYD) Başkanı Murat Ersoy, “Bize göre şimdi ilan edip teşviklerin Temmuz 2018’e kadar devam etmesi gerekiyor. O zaman sağlıklı bir yapıya ulaşır. Ondan sonra gerek olmayacağını düşünüyoruz. Ama teşviklerin son açıklanması, etkisini azaltıyor. Bunların önceden duyurulması gerekiyor. Erkenden açıklansın ki, Türkiye’yi tur operatörleri ve tarifeli havayolları planlama dışı bırakmasınlar” diye konuştu. ‘TEŞVİKLERİN SÜRMESİ SEKTÖRE KATKI YAPACAK’ Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkanı Osman Ayık da Bakan Avcı’nın turizm sektörüne ilişkin konuşmasını çok olumlu bulduğunu, sektöre verilecek desteklerin çok önemli olduğunu belirtti. Sektörün sıkıntılı bir süreç yaşadığını vurgulayan Osman Ayık, “Turist sayısı ve finansman açısından teşviklerin önümüzdeki yıl da bir şekilde devrede olması çok önemli katkılar yapacaktır” değerlendirmesinde bulundu. Kaynak: www.habertürk.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

'Türkiye yatırımcılar için adeta cennet haline geldi'

Bakan Özlü, "Hükümetimizin son dönemde yaptığı atılımlarla, Türkiye yatırımcılar için adeta cennet haline geldi"dedi. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, "Hükümetimizin son dönemde yaptığı atılımlarla, Türkiye yatırımcılar için adeta cennet haline geldi. Bu imkanlardan Japon iş adamlarının da yararlanmasını istiyorum." dedi. Bakan Özlü, Japonya ziyaretinin son gününde beraberindeki heyetle, Tokyo'da bulunan Bilim ve İnovasyon Ulusal Müzesi'ne (MİRAİKAN) gitti. Buradaki sergiyi gezen Özlü, ardından Honda Motor'un, Ar-Ge merkezi tarafından tasarlanan ve üretilen insansı robot Asimo'nun gösterisini izledi. Bilim ve İnovasyon Ulusal Müzesi sonrasında, Japon elektrik şirketi NEC'e geçen Özlü, burada firma yetkilileri ve beraberindeki heyetle bir iş toplantısı gerçekleştirdi. Türkiye ve Japonya firmalarının mevcut işbirliklerinin konuşulduğu görüşmede, gelecekte yapılabilecek ortaklıklar ele alındı. Toplantının ardından NEC sergi salonunu da gezen Özlü, firmanın çalışmaları hakkında bilgi aldı. "Bilişim Vadisi Japon yatırımcıları bekliyor" Özlü, son olarak Tsukuba kentinde yer alan, Japon Uzay Araştırma Ajansı'nı (JAXA) ziyaret etti. JAXA Başkanı Naoki Okumura tarafından karşılanan Özlü, merkezin hazırladığı tanıtım sunumunu izledi. Burada Astronot Koichi Wakata ile bir araya gelen Özlü, merkezin çalışmaları hakkında bilgi aldı. JAXA'nın laboratuvarları ve sergi merkezini de gezen Özlü, ziyaretlerinin ardından açıklamalarda bulundu. Japonya’daki temaslarını heyet olarak başarıyla tamamladıklarını anlatan Özlü, ziyaretin iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişmesi noktasında büyük önem arz ettiğini söyledi. Japon yetkilileri ve iş adamlarını da Türkiye’ye davet ettiğini ve en kısa sürede ülkeye beklediğini belirten Özlü, "Hükümetimizin son dönemde yaptığı atılımlarla, Türkiye yatırımcılar için adeta cennet haline geldi. Bu imkanlardan Japon iş adamlarının da yararlanmasını istiyorum." diye konuştu. Özlü, Türkiye'yi teknoloji üssüne dönüştürmeyi hedeflediklerini vurgulayarak, bakanlık olarak bu kapsamdaki çalışmalara hız verdiklerini kaydetti. Japon yatırımcıları Bilişim Vadisi'ne davet eden Özlü, proje ve firmalara özel teşvik ve destek paketleri oluşturduklarını ifade etti. Japonya ziyareti kapsamındaki temaslarına tamamlayan Özlü, ülkeden ayrıldı. MİRAİKAN, JAXA ve NEC MİRAİKAN adıyla bilinen Müze, 2001 yılında Tokyo'da kuruldu. Bilim ve teknolojinin gelecekte üstleneceği rol ve ulaşabileceği nokta konusundaki çalışmalar hakkında bilgi vermek üzere kurulan müzede, en son teknolojik gelişmeler, küresel çevre ve uzay araştırmaları konusundaki teknolojinin geldiği nokta sergileniyor. Bilim ve İnovasyon Ulusal Müzesi 2014 yılında ABD Başkanı Barack Obama, 2015 yılında ise Japon Başbakanı Shinzo Abe başta olmak üzere birçok devlet başkanı, başbakan ve bakan tarafından ziyaret edildi. JAXA, 2003 yılında Japon hükümetinin uzay alanıyla ilgili çalışmalarını yürütmek üzere kuruldu. Ajans, Japon hükümetinin uzay alanındaki temel araştırma, geliştirme ve uzaydan yararlanma ile ilgili entegre operasyonları yürütüyor. Ayrıca JAXA'ya bağlı olarak faaliyet gösteren Tsukuba Uzay Merkezi’nde de uydu gelişimi, uyduların operasyonel kabiliyetinin geliştirilmesi, uzaydan alınan gözlem verilerinin analizi, Japon deney modülü "Kibo" ile uzay ortamının kullanımı ve astronot eğitimi verilmesi, roket ve diğer uzay ulaşım sistemlerinin geliştirilmesi, uzay faaliyetlerinin teşviki ve teknolojik araştırmanın geliştirilmesinin desteklenmesi gibi konularda çalışıyor. Japon Elektrik Şirketi NEC, 1899 yılında Kunihiko Iwadere tarafından kuruldu. Teknoloji pazarında önemli bir yere sahip olan çok uluslu şirketin, yaklaşık 99 bin çalışanı buluyor. Yarı-iletkenler, bilgisayarlar, telekomünikasyon ekipmanların üretimi ve ilgili yazılım ve hizmet alanlarında faaliyet gösteren firma, işletmelere, iletişim sağlayıcılara ve hükümet kuruluşlarına IT ve ağ çözümleri sağlıyor. Türkiye'ye ilk olarak, 1960'lı yıllarda telekomünikasyon ekipmanı tedarik eden NEC, 2010 yılında Ortadoğu ve Kuzey Afrika operasyonları merkezini Türkiye'de kurmuştu. AA Kaynak: www.trthaber.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

İşsize 2 bin lira!

İşsiz kalanlara sağlanan imkanlar artırılıyor. İşçilere işsiz kaldıklarında ödenen maaşın artırılması, süresinin uzatılması, yararlanmanın kolaylaştırılması için düğmeye basıldı. Mevcut sistemde, kendi istek ve kusuru dışında işini kaybedenler; son 120 gün içinde prim ödeyerek sürekli çalışmış ve son 3 yıl içinde en az 600 gün işsizlik sigortası primi ödemiş olmak şartıyla maaş alıyor. Edinilen bilgiye göre; işten ayrılmadan önce son 120 gün olan eksiksiz prim ödeme süresinin 30 güne, son 3 yılda 600 gün prim ödeme şartının da 100 güne çekilmesi, kendi kusuru dışında işten çıkarılma şartının kaldırılması üzerinde duruluyor. İşsizlik maaşının süresinin uzatılması ve tutarının artırılması da gündemde. Takvim'in haberine göre, mevcut sistemde işsizlik maaşı bağlanırken son 4 aylık dönemdeki ortalama brüt kazanca bakılıyor. Kazancın yüzde 40'ı kadar maaş ödeniyor. Maaş, brüt asgari ücretin yüzde 80'ini aşamıyor. KADEMELİ ARTACAK Halen işsizlik maaşı damga vergisi düşüldükten sonra en düşük 653, en yüksek ise bin 307 liraseviyesinde bulunuyor. İşsizlik maaşında üst sınırın kademeli olarak artırılması formülü üzerinde duruluyor. Uzmanlar, işsizlik maaşının üst sınırının öncelikli olarak bin 500 liraya, sonrasında ise 2 bin liraya kadar çıkarılabileceğini belirtiliyor. Ayrıca halen işsiz kalanlara 10 aya kadar süreyle maaşödenirken, 15 aya kadar çıkarılması üzerinde duruluyor. BAĞ-KUR'LU İÇİN DE FON GELİYOR İşçiler işsiz kaldığında devreye giren 'işsizlik fonu'nun esnaf için de oluşturulması amacıyla çalışma yapılıyor. Sistemin detayları henüz netleşmedi ancak fon kurulduğunda esnaf her ay işsizlik sigortası primi ödeyecek. İşsiz kaldığında da fondan para alabilecek. Fona devlet katkısı da sağlanması üzerinde duruluyor. Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, esnaf için işsizlik fonu oluşturulmasına yönelik bir çalışmanın bulunduğunu belirterek, "Bunun bir ayağı esnaf, bir ayağı devlet. Devlet katkı vermeye hazır" demişti. Kaynak: www.milliyet.com.tr
Devamını Oku
Standard Post with Image

İstanbul Moda Haftası başladı

Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul'un sekizinci sezonu, 11-15 Ekim 2016 tarihleri arasında Zorlu Performans Sanatları Merkezi'nde gerçekleşiyor. Berlin, Sydney, Tokyo, Miami gibi dünyanın önde gelen moda haftalarının isim sponsoru Mercedes-Benz, isim sponsorluğunu üstlendiği tüm moda haftalarında olduğu gibiİstanbul'da da ilk sezonundan itibaren bir tasarımcıyı belirleyerek, seçilen tasarımcının defilesini sunuyor. Bu uzun soluklu proje kapsamında Mercedes-Benz Türk, Türk moda sektörünün duayen isimlerinden başarılı tasarımcı Bahar Korçan'ın "Toz" koleksiyonunu Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul davetlileri ile buluşturdu. Türkiye'de ilk moda tasarım ofisini açan,Moda Tasarımcılar Derneği'nin kurulmasına ve bugün Mercedes-Benz Fashion WeekIstanbul ile uluslararası bir etkinlik olarak yoluna devam eden moda haftasının temellerinin atılmasına öncülük eden, moda tasarımcılığının doğru algılanmasına veTürkiye'de moda kültürünün oluşmasına öncülük ederek kanaat önderliğini sürdürenBahar Korçan'ın ilham verici hikayesini kutlayan "Mercedes-Benz celebrates Bahar Korçan" sunumu, 11 Ekim Salı günü saat 20:30'da Zorlu PSM'de gerçekleştirildi. Sunumun ardından koleksiyon, sergi konseptinde hafta boyunca davetlilerin ziyaretine açık olacak. Bahar Korçan, bu işbirliğine dair düşüncelerini "Moda, çok güzel bir ifade şekli... Helemoda tasarımı ve İstanbul bir araya gelince bu ifade şekli çok daha geniş bir yelpaze... Bu coğrafyadan dünyaya bakmak ve dünyaya yaptığımız işleri tanıtmak çok önemli. İstanbulModa Haftası daha genç iken ve bu işe başlarken en büyük hayalimdi. Şimdi bu hayali Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul çatısı altında devam ettirmek ve Mercedes-Benz Türk'ün desteği ile bu organizasyonun bir parçası olmak bana gerçekten gurur veriyor." sözleriyle özetledi. Mercedes-Benz Otomobil Grubu Pazarlama ve Satış Türkiye Direktörü Şükrü Bekdikhan ise "Mercedes-Benz Türk olarak Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul'un ilk sezonundan bu yana farklı projeler çerçevesinde sektörün yaratıcı isimlerine destek vermeyi sürdürüyoruz. İlk 5 sezonda aralıksız olarak genç ve yetenekli tasarımcıları destekleyerek,Özlem Kaya, Zeynep Tosun, Gül Ağış, Hande Çokrak ve Gülçin Çengel'in defilelerini "Mercedes-Benz presents" projesi ile sunduk. Geçtiğimiz sezon Türkiye'de bir modakültürünün yaratılmasına büyük emek veren Mehtap Elaidi'nin 15 yılı geride bırakan modakariyerini onurlandırarak "Mercedes-Benz celebrates Mehtap Elaidi" defilesini sunduk. Bu sezon ise Türk moda sektörünün gelişmesinde mihenk taşı olarak nitelendirilebilecek her inisiyatifin arkasında yer alan, İstanbul'un bir moda haftasına kavuşması için büyük emek sarf eden ve Türkiye'de moda tasarımcılığı algısını inşa eden Bahar Korçan'ı onurlandırmaktan ve "Mercedes-Benz celebrates Bahar Korçan" sergisini sunmaktan ötürü çok heyecanlıyız." sözleriyle bu işbirliğinin Mercedes-Benz Türk için önemini vurguladı. Bahar Korçan, "Toz" isimli koleksiyonunda insanın tozdan yaratıldığı ve toza dönüşeceği düşüncesinden yola çıkıyor ve evrendeki her detayın büyük bir bütüne hizmet ettiğini, insanları birbirine bağlayan tek gücün sevgi olduğunu farklı disiplinlerin bir araya geldiği bir koleksiyon sergisi ile taçlandırıyor. Tasarımcı Bahar Korçan'ın kendi yazdığı bir şiirden yola çıkarak tablolara döktüğü desenlerden yarattığı koleksiyon, el boyaması ipekler, tabloları yansıtan desenler ve Bahar Korçan stilini taşıyan zamansız elbiselerden oluşuyor. 3 yıllık bir çalışmanın ürünü olan koleksiyon, resim, heykel ve modayı ilham verici bir sentezde birleştiriyor. 1992 yılında "Naturel" isimli koleksiyonuyla İTKİB'in düzenlediği yarışmayı kazanarak ismini duyuran Bahar Korçan, öncesinde uzun yıllar Vakko'da Vitali Hakko ile çalıştı. 1999 yılında İstanbul Moda Günleri'nde En İyi Tasarımcı ödülüne layık görüldü. Modern Dans Topluluğu ve Ankara Devlet Opera ve Balesi kostüm tasarımlarını üstlenmesinin yanı sıraTarkan ve Sezen Aksu'nun da aralarında bulunduğu ünlü isimleri giydirdi. ModaTasarımcıları Derneği'nin kurucularından ve İstanbul Moda Haftası'nın temelini atan isimlerden biri olan Bahar Korçan, aynı zamanda öykü ve şiir de yazıyor, sadeliğin başrolde olduğu tasarımlarında zamansız parçalara imza atıyor. Kaynak:www.haberler.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Putin'den "Biz bize yeteriz" mesajı…

Rusya’da her yıl yabancı yatırımcıların büyük merak ve ilgil ile bekledikleri “Rusya Çağırıyor!” (Russia Calling) forumunda Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yaptığı açıklama büyük yankı buldu. Ülkenin önde gelen ekonomi gazeteleri, Putin’in “Biz bize yeteriz, artık yabancı yatırım gelmese de kendi kaynaklarımızla kalkınaya devam edeceğiz” mesajı verdiği yorumunu yaptı. RBK’nın “Rusya artık çağırmıyor: Hükümet neden Batılı yatırımcı beklemekten vazgeçti?” başlıklı haber analizinde, “Devlet artık yabancı yatırımcılara bel bağlamıyor ve Rusya bankalarının kendi ekonomimize daha aktif yatırım yapmaya çağırıyor. Putin’in bu yöndeki mesajı güne damgasını vurdu. Bu mesajı hem Putin hem de Rus bürokratlar verdi” denildi. Putin’in Rusya ekonomisinde artık istikrarın sağlandığını, Batının yaptırımlarının etkili olmadığını açıklaması dikkat çekerken, enflasyonda tarihi minimuma gidildiğini, rublenin değer kazandığını, uluslararası rezervlerin 400 milyar dolara çıktığını, dış sermaye çıkışının kesildiğini, ilk üç çeyrekte Rusya’da finans dışı sektörler yatırımların 3,6 kat artarak 8,3 milyar dolara çıktığını söyledi. 550 yabancı yatırımcının katıldığı ve Putin’in vereceği mesajı dikkatle dinlediği forumda bu “Rusya’da yabancı yatırım ikliminin iyileştirilmesi ya da Rusya’ya doğrudan yatırım çağrısı”ndan çok, Rusya’nın “kendi kendine yeterliliği” vurgusu öne çıktı. Rusya’nın kendi kalkınması için yeterli kaynağa sahip olduğu her vesile ile vurgulandı. Putin bankacılık sektöründen projeleri daha aktif finanse etmelerini isterken, ocak-aralık döneminde kredilerin yüzde 6,8 azalarak 31 trilyon rubleye inmiş olmasını “en önemli mesele” olarak niteledi. Bu arada ekonomi çevrelerinin saygın gazetesi Vedomosti, bugünkü başyazısında "yabancı yatırımcıların Putin'i dinlediği bir günde üç kıtalararası balistik füze denemesi yapılmasının, forumu 'havai fişek gösterisi ile kutlamak' gibi ironik bir yankısı olduğunu ve istikrar-sükunet isteyen yatırımcılar için ilginç bir mesaj olduğunu" yazdı. Kaynak: www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Bakan tarih verdi! Referandum ne zaman olacak?

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ AK Parti ve MHP'nin anlaşması durumunda referandumun 2017 yılı başında yapılabileceğini söyledi. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ katıldığı canlı yayında Başkanlık sistemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Devlet Bahçeli'nin grup toplantısında yaptığı konuşmaya değinen Bakan Bozdağ, "Sayın Bahçeli'nin konuşmasını canlı dinledim. Benim anladığım şu Sayın Bahçeli Başkanlık tartışmalarını ülke gündeminden çıkarmak istiyor. Bunun yolu da halka sormaktır. AK Parti'nin gücü yetmiyor, sayımız yetmiyor bu belli. HALK HAYIR DERSE BİZ BU DEFTERİ KAPATIRIZ Sayın Bahçeli neden Meclis'e gelmesini istedi o zaman. Benim Sayın Bahçeli'nin Meclis'te destek çıkacağı şeklinde bir algım oluştu. Demek ki 330'a tamamlanıp, halka gidilecek. Ha halk hayır derse biz bu defteri kapatıp kaldırırız." dedi. BAHÇELİ'Yİ VAZGEÇİRMEYE ÇALIŞIYORLAR MHP'den daha sonra gelen açıklamaların sorulması üzerine Bakan Bozdağ şunları söyledi; "Bahçeli'nin sözleri bu şekilde okunur. Ama şimdi siyasilerden gelen yorumlara baktığınızda Bahçeli'ye akıl veriyorlar. Ben böyle demedim diye çark edebilirsin diyerek vazgeçirmeye çalışıyorlar.Sayın Bahçeli ne söylediğini bilen birisidir. Bahçeli gibi zeki bir insan bu tavsiyeyi verenler de haksızlık yapıyorlar. " REFERANDUM NE ZAMAN OLUR? Bakan Bozdağ olası referandumun ne zaman yapılacağı sorusuna ise"Referandum 2017 içerisinde yapılabilir.  MHP ve AK Parti anlaşırsa 2017 başında referandum sandığını görebilirz." şeklinde cevap verdi. Kaynak:www.internethaber.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

BBC’nin Çocuk Çalışan Karalamasına LASİAD’dan Tepki

İstanbul Sanayi Odası (İSO), İngiliz Yayın Kuruluşu BBC’nin “Çocuk Mülteciler” haberi ile ilgili olarak tekstil, hazır giyim, deri ve deri mamulleri sektörlerini temsil eden komitelerini ve 16 Sivil Toplum Kuruluşunu 31 Ekim Pazartesi günü bir araya getirdi. Toplantıda LASİAD, Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca tarafından temsil edildi. Toplantının sonunda yapılan açıklamada, BBC’de yayımlanan “Çocuk mülteciler Türkiye'de tekstil atölyelerinde çalıştırılıyor” haberinin Türkiye’nin imajını olumsuz etkilediğine vurguda bulunularak, “Gerçeklerle bağdaşmayan  bu  haberden çok büyük üzüntü duyan sektörlerimizin ve firmalarımızın haberde yer alan ağır suçlamaları hiçbir şekilde hak etmiyor, ortaya atılan asılsız iddiaların tam aksine, Türk tekstil ve hazır giyim sanayimiz, rakiplerine göre birçok açıdan çok daha uygun şartlara ve etik değerlere bağlı bir çalışma ortamına sahiptir” ifadeleri kullanıldı.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Rusya: 2017'de 2015 rakamlarını bile geçebiliriz!

Andrey Gavrilov, "Eğer bu fiyat politikası önümüzdeki yaz sezonu da devam ederse, 2015 yılını geçeceğimizi düşünüyorum." dedi. Turizm Acentaları Birliği Başkanı Andrey Gavrilov, 2017 yılında Rus turistlerin Türkiye turlarına taleplerinin 2015 yılı düzeyine ulaşacağını hatta Türkiye'de güvenlik önlemlerinin alınması halinde bu düzeyin de üzerine çıkabileceğini bildirdi. Gazetem.ru'da yer alan habere göre Gavrilov "Türkiye'ye seyahat: Bugün oraya gitmek güvenilir mi?" adlı yuvarlak masa toplantısında "Eğer Türkiye'de her şey normal olursa veya Rusya Dışişleri Bakanlığı'nın ilgili tavsiyeler yapmasına sebep olacak terör saldırıları yaşanmazsa önümüzdeki sezon Türkiye'ye turist akımının tamamen düzelmesini bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Gavrilov şunları söyledi: "2015 yılından fazla olur mu söylemek zor. Yine de böyle bir ihtimal var. Türkiye ile charter seferleri düzeldiği zaman her şey dahil tur paketleri normalden daha ucuzdu. Eğer bu fiyat politikası önümüzdeki yaz sezonu da devam ederse, 2015 yılını geçeceğimizi düşünüyorum. Olumlu koşullarda 2017 yılında Türkiye'ye tur satışlarının düzelmesini veya artmasını bekliyoruz." Kaynak:www.turizmdebusabah.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Piyasalarda Trump etkisi! Dolar ve Euro uçtu

Dolar, ABD'deki başkanlık seçiminin ardından büyük bir sıçrayış yaptı. Dolar fiyatları 3,30 seviyelerine kadar yükselirken şu sıralar 3,18 liradan işlem görüyor. Seçimlerinin ardından en ağır düşüşü ise Meksika Pesosu aldı. Euro ise 3,67 ile rekor kırdı. Şu sıralar 3,56 liradan işlem görüyor. Piyasalardaki Trump depremi etkisini ilerleyen günlerde dolar ve euro üzerinde nasıl göstereceği hakkında uzmanlar önemli uyarılarda bulunuyor. ABD'deki başkanlık seçimlerden Trump'ın zafer ile çıkması dolar/TL kuru, uluslararası piyasalarda 3,30 sınırına dayanarak tarihi seviyeleri gördü. Seçim sonuçlarından en ağır darbeyi ise Meksika Pesosu aldı. Donald Trump'ın yarışı önde bitirmesiyle birlikte Meksika pezosu tüm zamanların en düşük düzeyini gördü. Euro/dolar yüzde 2'nin üzerinde değerlendi. Euro/TL'de kendi rekorlarını alt üst ederek 3.6954'ü gördü. ABD DOLARI ÖNEMLİ PARA BİRİMLERİ KARŞISINDA DEĞER KAYBEDİYOR ABD başkanlık seçimlerinde Donald Trump'ın önde gittiği, çekişmeli Florida eyaletinin Trump'ın kazandığı haberleri ABD Doları'na değer kaybettiriyor. ABD Doları önde gelen para birimleri karşısında yüzde 3'e varan değer kayıpları yaşıyor. Euro, ABD Doları karşısında yüzde 2,18 değer artışıyla 1,1254 seviyesine yükselirken, İngiliz Sterlini de yüzde 1,11 artışla 1,2507 dolar seviyesini çıktı. ABD Doları, Japon Yeni karşısında yüzde 3,16 düşüşle 101,79 yeneve İsviçre Frangı karşısında yüzde 2,17 kayıpla 0,9571 CHF'ye geriledi. 'PİYASALARDAKİ YÜKSEK HAREKETLİLİĞE ÖNLEM ALABİLİRİZ' Japonya’da Kabine Sekreteri Yoshihide Suga, Japon Yeni’nin ABD Doları’na karşı yüzde 3 değer kazanmasının ardından bir açıklama yaparak, finansal piyasalardaki yüksek hareketliliğe karşı önlem alabileceklerini söyledi. TÜRK LİRASI DA DEĞER KAYBETTİ ABD’de seçimi Donald Trump’ın önde götürmesi, Türk Lirası’nın da uluslararası piyasalardaki değerini düşürdü.  TSİ 06:17 itibarıyla Dolar/TL kuru %2,5 yükselişle 3.23'e, Euro/TL ise %4'ün üzerinde primle 3.48'e çıktı. BORSA GÜNE DÜŞÜŞLE BAŞLADI Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, ABD başkanlık  seçiminde Donald Trump'ın zafere çok yakın olduğu haberlerinin ardından güne  yüzde 2,37 düşüşle 74.561,69 puandan başladı. Açılışta, BIST 100 endeksi 1.806,10 puan azalırken, bankacılık endeksi  yüzde 2,46, holding endeksi yüzde 2,13 değer kaybetti. Tüm sektör endeksleri  değer kaybederken, en çok gerileyen ise yüzde 3,85 ile tekstil, deri oldu. Dün ABD'de açıklanan son anketlere göre, Hillary Clinton'ın başkanlık  yarışında yaklaşık 3 puan farkla önde olmasının etkisiyle gün boyu pozitif bir  seyir izleyen BIST 100 endeksi yüzde 0,91 artışla 76.367,79 puandan kapanmıştı. ABD başkanlık seçiminde kesin olmayan sonuçlara göre Trump, başkanlık  için gerekli olan 270 temsilciye oldukça yaklaştı. Uzmanlar, bundan sonra açılan  sandıklarda görünümün değişmesinin pek mümkün olmadığını belirterek, yüzde 80  ihtimalle Trump'ın yeni ABD Başkanı olacağını kaydetti. Trump'ın uygulayacağı ekonomik ve siyasi politikalara ilişkin belirsizliğin küresel piyasalarda risk iştahını azalttığı ve yatırımcıların  güvenli liman arayışlarının öne çıktığı görülüyor. Analistler, piyasalarda ilk  anda oluşan panik havasının uzun soluklu olmayacağını ve gelmesi muhtemel tepki  alımlarının gücü ile ABD'den gelecek haberlerin piyasaların yönü üzerinde  belirleyici olacağını ifade ediyor. Kaynak:www.milliyet.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

ŞİÖ mü, yoksa AEB mi?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) yerine Şanghay İşbirliği Örgütü'ne (ŞİÖ) üye olabileceğine dair açıklamasının ardından başlayan ŞİÖ tartışmalarında asıl "AB muadili" kurumun Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) olduğu yorumları öne çıkıyor.  Konuyu yakından izleyenler, "ŞİÖ tam olmasa da, bir ölçüde güvenlik temelli bir anlaşma olarak NATO ile karşılaştırılabilir. Ama eğer AB'nin karşılığı olarak Rusya ile birlikte hareket edilecek bir Avrasya platformu kast ediliyorsa o zaman Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) anlaşılmalı" değerlendirmesini yapıyor. Erdoğan konuyu şu sözlerle gündeme taşımıştı: "Mesela, “Şanghay 5’lisi içerisinde Türkiye niye olmasın?” diyorum. Bunu sayın Putin’e olsun, Nazarbayev’e olsun, şu anda Şanghay 5’lisinin içerisinde olanlara da söyledim. Başlangıçta 5 ülkenin kurduğu Şanghay İşbirliği Örgütü’ne daha sonra Özbekistan, Pakistan, Hindistan gibi ülkeler de dahil oldu. İran da girmek istiyor. Sayın Putin, “Bunu değerlendiriyoruz” gibi bir ifade de kullandı. Temenni ederim ki orada olumlu bir gelişme olması halinde, yani Türkiye’nin Şanghay 5’lisi içerisinde yer alması, bu konuda çok daha rahat hareket etmesini sağlayacaktır diye düşünüyorum.” BBC Türkçe'den Onur Erem, uzman görüşlerine dayanarak konuyu analiz attiği yazıda şu değerlendirmeyi yaptı: "AB'nin ekonomi, politika, güvenlik ve insan hakları konusunda bağlayıcı bir müktesebatı, üye ülkelerden parlamenterlerin temsil ediği ve yasama gücü bulunan bir meclisi, mahkemesi, marşı ve tüm üye ülkelerin bayraklarının yanında kullandığı bir bayrağı bulunurken bunlar ŞİÖ'de mevcut değil. AB'nin üye ülkeleri arasında insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunurken ŞİÖ'de bunlar da yok. AB, diğer ülkelerle de serbest ticaret anlaşması imzalayabilirken ŞİÖ üyeleri kendi aralarında bile serbest ticaret anlaşmasına sahip değil. ŞİÖ'ye kıyasla, AB'ye daha çok benzeyen Asya örgütü ise Avrasya Ekonomik Birliği (AEB). Rusya, Kazakistan, Ermenistan, Belarus ve Kırgızistan'ın üye olduğu AEB'de insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunuyor. 2013 yılında "Türkiye hem NATO üyesi, hem de ABD'nin en yakın müttefiklerinden. ŞİÖ üyelerinin bu şartlarda Türkiye'yi tam üyeliğe kabul etmesi mümkün değil" diyen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in danışmanı Sergey Markov, bu yüzden Türkiye'nin ŞİÖ'ye değil AEB'ye üye olabileceğini söylemişti. Kazakistan lideri Nursultan Nazarbayev de 2014 yılında Türkiye'yi AEB üyeliğine davet etmişti." PUTİN DE DEĞİNMİŞTİ 2014 Aralık sonundan Kremlin Sarayı’nda yapılan Avrasya Ekonomik Yüksek Konseyi Toplantısında  Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Belarus Devlet Başkanı Aleksander Lukaşenko, Kırgızistan Devlet Başkanı Almazbek Atambayev, Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev ve Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan buluşmuştu. Toplantıda konuşan Rusya Devlet Başkanı Putin, "Ulaşılan noktada durmak tabii ki doğru olmaz. Geleceğe yönelik yeni büyük hedeflerimiz var" demişti. Putin devamında,  başka ülkelerin de birliğe ilgi duyduğuna işaret ederek, “Vietnam’la serbest ticaret sözleşmesi projesine hazırlık için final aşamasına gelindi. Türkiye, Hindistan ve İsrail ile de benzer sözleşmeler üzerinde çalışmalar yapılıyor” dedi.  Rusya resmi haber ajansı Sputnik, bu sözleri şöyle yorumlamıştı: "Türkiye önce de Avrasya Ekonomik Birliği ile işbirliği veya üyelik ihtimalini dile getirmişti. Başta Türkiye’nin bu isteği Türkiye’nin AB üyelik sürecini hızlandırmak amacıyla AB’ye baskı yapma çabası olarak algılanmıştı. Ama sonra Ankara daha pragmatik yaklaşım sergilemeye başladı. Türkiye Ukrayna’daki kriz yüzünden uygulanan Rusya karşıtı yaptırımlara katılmayı reddetti, Rusya ile ticari-ekonomik işbirliğini genişleterek karşılıklı ödemelerde ulusal para birimlerini kullanmaya hazır olduğunu açıkladı. 1 Aralık’ta gerçekleşen Rusya Devlet Başkanı Putin’in Türkiye ziyareti sırasında Güney Akım boru hattının rotasının değiştirilip Türkiye üzerinden geçeceği açıklanmıştı. Ayrıca Avrasya Ekonomik Birliği ile işbirliği Türkiye için ticari-ekonomik alanda çok büyük fırsatlar tanıyacak. Türk işadamları faaliyetlerini uluslararası ticaret şartlarına göre yürütebilecekler. Ayrıca Avrasya Birliği’nin üyelerinin Türkiye’den AB ile Avrasya Ekonomik Birliği arasında seçim yapmasını talep etmemeleri önemlidir. İleride iki birliğin mutlaka işbirliğini yapması gerekecek. Bütün bunlar Türkiye’nin Avrasya Ekonomik Birliği ile işbirliği için hazırlanan yol haritasında yansıtılacak." TARİHÇESİ 1994'te ilk kez Kazak lider Nazarayev tarafından dile getirilen "ortak pazar" fikri sonucunda Avrasya Ekonomik Birliği'nin (AEB) hukuki temeli, 29 Mayıs 2014'te Belarus, Kazakistan ve Rusya liderleri tarafından imzalanan bir antlaşma ile atılmıştı. AEB'ye Ermenistan'ı dahil eden antlaşma 9 Ekim 2014'te imzalandı. Birlik resmen 1 Ocak 2015'te kuruldu.  Kırgızistan'ın Avrasya Birliği'ne tam üyeliği de 1 Mayıs 2015 tarihinden itibaren geçerliliğini kazandı. Böylece bu ülkeler gümrüksüz "ortak pazar" uygulamasına geçti. Beş soruda Şanghay İşbirliği Örgütü Onur Erem, BBC Türkçe'ye derledi: 1. Şanghay İşbirliği Örgütü nedir? ŞİÖ, bölgesel bir işbirliği örgütü. Ana işbirliği konusu güvenlik olan ŞİÖ, ilk olarak 1996'da Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan tarafından "Şanghay Beşlisi" adıyla kuruldu. 2001'de Özbekistan'ın da katılmasının ardından adını Şanghay İşbirliği Örgütü olarak değiştirdi. Örgütün uluslararası yapısında düzenli olarak toplanan Devlet Başkanları Konseyi ve Hükümet Başkanları Konseyi'nin yanı sıra sekretarya, Bölgesel Anti-Terör Yapısı, Dışişleri Bakanları Konseyi gibi yapılar yer alıyor. Örgütün sekretaryası Çin'in başkenti Pekin'de, "Bölgesel Terörle Mücadele Kuruluşu" ise Özbekistan'ın başkenti Taşkent'te bulunuyor. Bugün örgütün 6 üyesinin yanı sıra 6 gözlemcisi ve 6 "diyalog ortağı" bulunuyor. Gözlemciler; Afganistan, Belarus, Hindistan, İran, Moğolistan ve Pakistan. 2006 yılında üyelik başvurusu yapan Pakistan ve 2014 yılında üyelik başvurusu yapan Hindistan'ın 2017'de ŞİÖ'ye üye olmaları bekleniyor. Örgütün diyalog ortakları ise Ermenistan, Azerbaycan, Kamboçya, Nepal, Sri Lanka ve Türkiye. ŞİÖ üyesi 6 ülke, dünya nüfusunun yaklaşık çeyreğini oluşturuyor. Buna gözlemciler ve diyalog ortakları da eklendiğinde ŞİÖ, dünya nüfusunun yaklaşık yarısını içeriyor. ŞİÖ üyesi 6 ülke, dünya nüfusunun yaklaşık çeyreğini oluşturuyor.   2. Hangi amaçla kuruldu? Hükümetler arası bir kurum olan ŞİÖ'nün kuruluşunda Çin ve Rusya'nın Asya'da güvenlik üzerine işbirliği yapma amacı bulunuyordu. Örgütün güvenlik konusundaki endişelerinden biri, Orta Asya'daki İslamcı örgütler ve uyuşturucu ticaretiydi. ŞİÖ üyeleri, bunlara karşı birbirileriyle istihbarat paylaşımında bulunuyor, ortak askeri tatbikat düzenliyor, "suçluları" birbirlerine iade ediyor. Örgüt, Rusya ve Çin'in Orta Asya'ya yönelik politikalarını koordine etmenin bir aracı olma özelliği taşıyor. Askeri bir ittifak ise değil. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün eski direktörü Bates Gill'e göre örgütün kuruluşunda Rusya ve Çin'in ABD'nin Asya'daki olası müdahalelerine karşı ortak hareket etme isteği de vardı. Gill, Brookings Enstitüsü için yazdığı makalede, örgüte üye ülkelerin imzaladığı anlaşmalarda yer alan "Diğer ülkelerin iç işlerine 'insani müdahale' veya 'insan haklarını koruma' gerekçesiyle yapılacak müdahalelere karşı çıkmak ile ülkelerin güvenlik meselelerinde birbirlerine yardım etmesi" ifadelerinin bunun kanıtı olduğunu söylemişti. Şangay İşbirliği Örgütü Batı'ya rakip mi? Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu Doğu Avrupa ve Orta Asya Direktörü Sacha Koulaeva ise ŞİÖ'yü "içe kapalı otoriter ülkeler kulübü" olarak tanımlıyor. Sacha Koulaeva, "Ülkelerin gizli servisleri diğer ülkere engellenmeden girip, hatta girdikleri ülkenin güvenlik güçlerinden yardım alarak 'suçlu' ilan ettikleri kişileri alıp geri götürebiliyorlar" diyor.   3. AB'den ne farkı var? Avrupa Birliği, üye ülkelerin üzerinde yer alan bir hükümetler üstü yapıyken ŞİÖ, işbirliği için kurulmuş hükümetler arası bir yapı özelliği taşıyor. AB'nin ekonomi, politika, güvenlik ve insan hakları konusunda bağlayıcı bir müktesebatı, üye ülkelerden parlamenterlerin temsil ediği ve yasama gücü bulunan bir meclisi, mahkemesi, marşı ve tüm üye ülkelerin bayraklarının yanında kullandığı bir bayrağı bulunurken bunlar ŞİÖ'de mevcut değil. AB'nin üye ülkeleri arasında insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunurken ŞİÖ'de bunlar da yok. AB, diğer ülkelerle de serbest ticaret anlaşması imzalayabilirken ŞİÖ üyeleri kendi aralarında bile serbest ticaret anlaşmasına sahip değil. ŞİÖ'ye kıyasla, AB'ye daha çok benzeyen Asya örgütü ise Avrasya Ekonomik Birliği (AEB). Rusya, Kazakistan, Ermenistan, Belarus ve Kırgızistan'ın üye olduğu AEB'de insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunuyor. 2013 yılında "Türkiye hem NATO üyesi, hem de ABD'nin en yakın müttefiklerinden. ŞİÖ üyelerinin bu şartlarda Türkiye'yi tam üyeliğe kabul etmesi mümkün değil" diyen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in danışmanı Sergey Markov, bu yüzden Türkiye'nin ŞİÖ'ye değil AEB'ye üye olabileceğini söylemişti. Kazakistan lideri Nursultan Nazarbayev de 2014 yılında Türkiye'yi AEB üyeliğine davet etmişti.   4. Neden Türkiye'nin gündeminde? Türkiye 2011 yılındaki başvurusunun ardından 2013'te ŞİÖ'nün diyalog ortağı konumuna gelmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu tarihten sonra hem başbakanlığı hem de cumhurbaşkanlığı döneminde pek çok defa Türkiye'nin Şanghay İşbirliği Örgütü'ne üye olarak kabul edilmesi karşılığında AB'ye tam üyelik başvurusunu geri çekebileceğini açıklamıştı. Erdoğan'ın, son olarak geçen hafta "Türkiye bir defa kendini rahat hissetmeli. 'Benim için varsa, yoksa Avrupa Birliği' dememeli. Mesela, 'Şanghay Beşlisi içerisinde Türkiye niye olmasın?' diyorum. Temenni ederim ki orada olumlu bir gelişme olması halinde, yani Türkiye'nin Şanghay Beşlisi içerisinde yer alması, bu konuda çok daha rahat hareket etmesini sağlayacaktır diye düşünüyorum" açıklaması üzerine ŞİÖ üyeliği tekrardan gündem oldu.   5. Türkiye için AB'nin alternatifi olabilir mi? Peki ŞİÖ, Türkiye için AB'nin alternatifi olabilir mi? Avrupa Birliği ve Küresel Araştırmalar Derneği Başkan Yardımcısı Can Baydarol'a göre bu sorunun cevabı "Hayır". AB'nin kendine özgü bir entegrasyon süreci olduğunu, ŞİÖ'nün ise ekonomiden ziyade siyasetle ilgili ve NATO'ya alternatif olabilecek bir oluşum olduğunu söyleyen Baydarol, "Erdoğan'ın bu konudaki mesajı ŞİÖ'nün AB'ye alternatif olarak görülmesini değil, Erdoğan'ın Batı dünyasına bir alternatif arayışını ifade ediyor, NATO'yu tartışma haline getiriyor" diyor. Erdoğan'ın bugün NATO Parlamenterler Meclisi toplantısında ittifak üyelerine sert mesajlar verdiğini hatırlatan Baydarol, "Türkiye'nin Batı'yla entegrasyonu bırakıp ŞİÖ üyeliği yoluna girmesi çok çok zor. Türkiye'nin ekonomisi Batı'yla entegre. Bunu koparıp da yerine kısa vadede, hele böyle bir konjonktürde bir alternatif bulması olası gözükmüyor" uyarısında bulunuyor. Baydarol, NATO ile Rusya arasında gerginlik tırmanırken böyle mesajlar vermenin Türkiye için riskler taşıdığını düşünüyor: "Rusya ve NATO Ukrayna'da silahlarını birbirine çeviriyor. Türkiye eğer Rusya'nın kampına girerse Batı da silahlarını Türkiye'ye çevirir." Baydarol, Avrupa Birliği müktesebatının bir AB üyesinin ŞİÖ üyesi olmasına imkan tanımadığını, bu açıdan yasal ve teknik engeller olduğunu belirtirken "Batı dünyası içindeyseniz Çin ve Rusya ile yanyana yer alamazsınız" diyor. Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Ekonomi Araştırmaları Direktörü Sadık Ünay ise ŞİÖ'yü Türkiye için AB'ye karşı hem siyasi hem de ekonomik olarak önemli bir denge unsuru olarak görüyor. ŞİÖ'nün siyasi olarak AB'nin net bir alternatifi olmadığını belirten Ünay, "ŞİÖ enerji güvenliği ve lojistik bağlantılar açısından yükselen Asya'yı temsil ettiği için, içinde dünya ekonomisinin yükselen güçleri olduğu için dünya sisteminin temel ekseninin kaymakta olduğu bir yörüngeyi temsil ediyor" diyor. Ünay'a göre Türkiye-AB ilişkisinin bozulduğu bir dönemde Türkiye'nin, yükselen bir ekonomi olarak diğer ekonomilerle yakın ilişkiler geliştirmesi anlaşılır bir tutum: "AB ile hem ekonomik hem de siyasi sorunlar yaşanıyor. Gümrük Birliği'nin mevcut yapısı Türkiye'nin dış politikasını istediği gibi dizayn etmesine engel oluyor. "Siyaseten de AB'den son dönemde terörle mücadele ve mülteci sorununda Türkiye'nin beklentilerinden uzak açıklamalar geliyor. "Üstelik kıtada aşırı sağ yükseliyor, Türkiye ve Erdoğan karşıtı, İslamofobik yaklaşımlar yükselişe geçiyor". Türkiye'nin ŞİÖ üyeliğinin Avrupa çıpasını tamamen terk etmek ve doğuya yönelik bir eksen kayması değil bir dengeleme olacağını söyleyen Ünay, "Türkiye AB ile ilişkileri kesmeden ŞİÖ üyesi olabilir" diyor ve ekliyor: "Türkiye-AB ilişkisi her zaman bir şekilde devam edecektir. Ama Türkiye'nin Asya'daki pazarlara erişimi açısından böyle açılımlara da ihtiyacı var". Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

"ŞİÖ, Türkiye'den önce İran'ı kabul edecek"

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) işlerinden sorumlu özel temsilcisi Bahtiyar Hakikov, örgütün yakında İran'ın katılım dilekçesini incelemeye alabileceğini söyledi.  Görünüşe bakılırsa Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, nükleer sorun çözüldükten ve yaptırımlar kalktıktan sonra İran'ın ŞİÖ'ye üyelik başvurusunun olumlu değerlendirilmesi için hiçbir engelin kalmadığı yönündeki ifadeleri uygulamaya geçiyor. Peki, Tahran mevcut koşullarda ŞİÖ üyeliğine hazır mı? Zira başvuru yapıldığı 2008'den bu yana uzun zaman geçti ve siyasi ve ekonomik bütünleşme alanında birçok şey değişti.  Tahran merkezli Şehit Beheşti Üniversitesi Bilimsel Konseyi üyesi ve Avrasya araştırmaları uzmanı Hamid Reza Azizi, Sputnik'e açıklamasında, birkaç kilit noktaya dikkat çekerek, "Bu, İran'ın ŞİÖ üyeliği konusunda 2008'den bu yana sergilediği resmi tutum. Burada önemli değişiklikler yaşandı. Bilindiği gibi son zamana kadar İran, uluslararası ve bölgesel ittifaklara katılım yönünde birçok planını hayata geçirmekte engel olan uluslararası yaptırımların baskısı altındaydı. Başta İran'ın nükleer programıyla ilgili sağlanan anlaşma, yaşanan değişiklikler dikkate alınırsa İran'ın bölgesel ve uluslararası ittifaklarla bütünleşme yolu üzerindeki engeller de kalktı" dedi. İran'ın ŞİÖ'ye katılımını engelleyen bir diğer engelin, örgüt içindeki iki kampın tutumundan kaynaklandığını belirten Azizi, "Bir yandan dünyanın en büyük iki ülkesi Rusya ve Çin, diğer yanda da ŞİÖ'nün diğer üyeleri. Rusya ve Çin, 2008'den bu yana ABD ile aktif işbirliği aramadı. İran'da da, Batı ve ABD ile daha büyük çatışmaya girilmemesi, ŞİÖ içinde ve dışındaki uluslararası durumu daha fazla germemek için üyelik konusunda biraz daha beklenmesi gerektiği yönünde görüş üstün geldi" diye konuştu. Ama 2014'ten başlayarak dünya sahnesinde birçok şeyin değiştiğine dikkat çeken Azizi, "Ukrayna krizi, Rusya ve ABD arasındaki mücadeleyi alevlendirdi. Rusya, aktif olarak uluslararası ittifakları ve bölgesel koalisyonları güçlendirme, çok taraflı işbirliğini geliştirme çizgisine girdi. Rusya'nın bu çizgisini bugün sadece ŞİÖ değil, BRICS ve Avrasya Ekonomik Birliği örneğinde de gözlemliyoruz. Bunlar, İran'ı tutumunu gözden geçirmeye zorlayan olumlu siyasi faktörler" ifadelerini kullandı.  ŞİÖ, ortak enformasyon alanı kuruyor ŞİÖ'nün diğer üyelerinin de unutulmaması gerektiğini kaydeden Azizi, "Onların duruşu da dikkate alınmalı. Örneğin geçen yıl, Rusya ve Çin'in büyük ilgi duymasına rağmen bazı ŞİÖ üyelerinin tutumu yüzünden İran başvurusunun incelenmeye alınması sürecinin geciktiği haberi yapılmıştı. Nükleer anlaşmanın uygulanmaya başlamasıyla İran'ın ŞİÖ üyeliği önündeki engellerin kalkmasına rağmen nihai karar, örgütün diğer üyeleri arasında tam konsensüsün sağlanma olasılığına ve kilit oyuncuların (Rusya ve Çin) İran'ın ittifaka katılımının ekonomik ve siyasi yararları olacağına diğer üyeleri ikna etme ve ilgisini çekme yeteneğine bağlı" yorumunda bulundu.  İran'ın üyelik tutumunun da 2008'den bu yana güçlü bir değişim geçirdiğini söyleyen Azizi, "2014 olayları kilit faktörleri büyük oranda etkiledi. Şimdi, dünya sahnesinde gözlemlediklerimiz dikkate alındığında, İran elbette Rusya ve Çin ile ekonomik bütünleşme ve yakınlaşma peşinde. Ve eğer ŞİÖ, İran'ın bu hırs ve isteklerinin uygulamaya geçmesi için uygun zemini hazırlarsa İran bu örgüt içinde eşit haklara sahip üye statüsüne daha fazla ilgi duyar. Ayrıca, 2008'deki durumun tekrarlanmaması için tüm ŞİÖ üyelerinin de İran'a ilgi duyması gerekir. Bu, sanırım, bugün İran'ın ŞİÖ'ye katılım sürecini hızlandırmak için gereken tek tedbir" dedi.  Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

"Uzun vadede Rusya" zamanı: Batılı devlere güven geldi, yatırımlar hızlandı

Ekonomik büyüme beklentisi ve ABD’de Trump’ın zaferi, Batılı yatırımcıların Rusya pazarına olan ilgisinde artışa yol açtı. Bloomberg’in haberine göre, IKEA, Leroy Merlin, Pepsi, Mars gibi büyük şirketler yeniden Rusya’ya yatırım yapma hazırlığında.  Habere göre IKEA, Rusya’da yeni mağazaları için beş yıl içinde yaklaşık 1,6 milyar dolar yatırım yapmayı planlıyor. Leroy Merlin de 2 milyar dolar yatırımla ülkedeki mağazalarını ikiye katlamayı hedefliyor. Pfizer Rusya’da yeni fabrika inşasına başlarken, Mars da büyümeye gidiyor.  IKEA Rusya Müdürü Walter Kadnar, “Rusya’da bugün yatırım yapmak için doğru zaman. Rusya pazarının uzun vadeli potansiyeline inanıyorum” açıklamasını yaptı.  Ülke ekonomisinde iki yıldır devam eden resesyon ve Batı ile yaşanan gerginlik, Batılı yatırımcıların Rusya’ya olan ilgisinde ciddi düşüşe yol açmıştı. Bu arada Bloomberg'de yer alan bir yorumda, rublenin yabancı yatırımcılar için yeniden en cazip yatırım araçları arasında yer almaya başladığı vurgulandı. Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye'den Ukrayna'ya kredi yardımı

Siyasi olayların yaşandığı Ukrayna'ya 50 milyon dolar kredi yardımında bulunulacak. Ukrayna'da yaşanan siyasi olayların ülkeyi derinden etkilemesi sebebiyle ülkeye mali yardım sağlamak amacıyla 50 milyon dolar tutarında kredi sağlanmasına ilişkin 15 Şubat'ta imzalanan ekli kredi anlaşmasının yürürlüğe girmesi, Hazine Müsteşarlığının yazısı üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırıldı. Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, kredi, Ukrayna devlet bütçesinin finansmanı amacıyla kullanılacak. Anlaşma, kredinin ana parası veya tahakkuk etmiş faizi ya da bu kapsamda ödenmesi gereken herhangi bir tutar ödenmediği sürece tam olarak yürürlükte kalmaya devam edecek. Türkiye'den OECD'ye 160 bin avro hibe katkısı Öte yandan, Türkiye ile Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) arasındaki matrah aşındırma ve kar kaydırma projesine ilişkin katkı anlaşmasının yürürlüğe girmesi, Hazine Müsteşarlığının yazısı üzerine, Bakanlar Kurulunca kararlaştırıldı. Resmi Gazetede yayımlanan karara göre, Türkiye OECD'ye hibe kaydıyla 160 bin avro tutarında bir finansal katkı sağlayacak. Katkı, anlaşmanın yürürlüğe girmesinin ardından tek dilimde ödenecek. Kaynak:www.trthaber.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Başbakan Yıldırım Anayasa için tarih verdi

Başbakan Binali Yıldırım Anayasa değişikliği konusunda netleşen noktaları anlattı ve süreçle ilgili tarih verdi. 15 maddelik değişiklik teklifinin ocak ayı sonunda meclis gündemine gelmesi, mart sonunda ise referanduma gidilmesi bekleniyor. Başbakan Binali Yıldırım MHP ile müzakeresi süren yeni Anayasa teklifinin ayrıntılarını ilk kez paylaştı. TRT Haber'de gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başbakan Binali Yıldırım geçici maddelerle birlikte 15 maddeden oluşması beklenen teklifin meclis takvimini de anlattı.  Başbakan Yıldırım teklifin Meclis serüveni için ocak ayı sonunu, referandum için ise mart sonunu işaret etti.  Başbakan Yıldırım, "Çok kısa sürede günler mesafesinde bir mutabakata varacağız ve bu teklif Meclis'e gelecek. Sonra Genel Kurul'a gider. Referandum için yasal süre 60 gün, diyelim mart sonu yapacağız. Ocak ayı sonuna kadar Meclis'teki çalışmaları tamamlamayı hedefliyoruz" dedi.  Başbakan Binali Yıldırım hükümet sisteminin adının da MHP ile mutabakat sonucu belirlendiğini anlatarak, "Sistemin adı cumhurbaşkanlığı" dedi.  Başbakan Yıldırım Anayasa teklifinin önce Meclis ardından referandumda kabul edilmesinin ardından ilk seçimin 2019'da yapılacağını söyledi.  Başbakan Yıldırım, "Milletvekili seçimi ile cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte 2019'da yapılacak. 2019'dan sonra fiilen yüzde yüz cumhurbaşkanlığı sistemi uygulanacak ve bu arada geçiş süreci tamalanacak. Yüzlerce binlerce mevzuat değişecek" şeklinde konuştu. Kaynak:www.ntv.com.tr
Devamını Oku
Standard Post with Image

Geleceğin otelleri nasıl olacak?

Hotels.com, ünlü fütürist Dr. James Canton ile gelecekte otellerin nasıl olacağını araştırdı. İşte şaşırtıcı özellikleriyle 2060 yılının akıllı otelleri... Yapay zeka, artırılmış gerçeklik, kişiselleştirilmiş hizmetler ve elbette robotlar... Konuklar 2060 yılında bir otele adım attıklarında, bambaşka özellikler ve sıra dışı bir hizmet anlayışıyla karşılaşacak. Sektörde 25. yılını kutlayan Hotels.com®'un Global Gelecek Enstitüsü'nden ünlü fütürist Dr. James Canton ile birlikte hazırladığı "Geleceğin Otelleri Araştırması", akıllı otellere dair merak ettiğiniz tüm soruları yanıtlıyor. Araştırmanın en dikkat çekici maddeleri şöyle: 1- Robot Yardımcılar: Kendi başına hareket edebilen bu robotlar, siz otele adım atmadan önce konaklama deneyimini kişiselleştirmek için özel yeteneklerle donatılacak. Dilinizi konuşacak, aklınıza takılan sorulara cevap verecek ve tercih ettiğiniz diğer becerilere sahip olacaklar. Robotlar, misafirlerin havaalanında karşılanmasından, gurme yemek servisine, oda temizlemeden, eğitim, eğlence, iş danışmanlığı, concierge hizmeti ve hatta arkadaşlık desteğine kadar çeşitli alanlarda hizmet verebilecek. 2- Talebe göre dönüştürülen oteller:  Talep oluşturmanın yeni nesli olarak adlandırılan bir sistem ile oteller misafirlerin oylarına göre kendi kendine tasarlanıp, istediğiniz biçimde monte edilebilecek. Nanoteknoloji ve gelişmiş makineler sayesinde, hayalinizdeki veya sevdiğiniz filmdeki bir ortamı (Örneğin Jurassic Park) konakladığınız otele taşıyabileceksiniz. Üstelik tüm bunlar 2060'a gelmeden, önümüzdeki 20 yıl içinde mümkün olabilir. 3- Her odada üç boyutlu yazıcı:  Tatil için valiz hazırlamak tarih olacak ya da en azından fazlasıyla kolaylaşacak. Çünkü gelecekte konuklar üç boyutlu yazıcılar ile yeni bir çift ayakkabı, kıyafetler, ilaçlar, hatta bilgisayar veya giyilebilir telefona kadar arzu ettikleri her şeyi gerçek zamanlı olarak üretebilecek. Bu özellik her otel odası için standart haline gelecek. 4- Kendi rüyanı seç Gelecekte iyi bir uyku çekmenin tanımı değişecek. Geleceğin gezginleri güzel bir uyku için rahat bir otel yatağı yerine uykuya dalmadan rüyalarını seçebilecekleri yerleri tercih edecekler. Oteller misafirlerine nöroteknoloji programlarına erişim vererek kendilerini rahatlatacak, geliştirecek ya da eğlendirecek rüyaları seçmelerine imkan sunacak. Peki ya siz? Uzayda keşfe çıkmayı mı yoksa romantik bir maceraya atılmayı mı tercih edersiniz? 5- Pop-up oteller:  Yeni nesil pop-up otellerin temaları ve yerleri, mobil oylama ile halk tarafından belirlenecek. En fazla oyu alan otel tasarımları, nanoteknoloji özellikli olarak üç boyutlu yazıcılar ile kısa sürede inşa edilecek ve biyo-güneş pilleri kullanacak şekilde programlanacak. Bu oteller sınırlı süreyle hizmet verecek ve giyilebilir teknoloji uygulamalarıyla sayesinde dijital bir Blockchain para birimi olan HotelCoin'lerle ödeme alacak. 6- Ömür uzatan otel spa'ları: Basit cilt bakımı ya da masaj seçenekleri sunan spa'lar tarih olacak; yeni nesil spa merkezleri aklınızı başınızdan alacak. Otel spa'ları, DNA analizi yöntemiyle rahatsızlıklarınızı tespit edecek. Bir sonraki aşamada rahatsızlıklarınızı gidermek için, vücudunuza göre geliştirilmiş programlar sunacaklar ve size bugünkü imkanlarla karşılaştırılamayacak ölçüde etkili bir rahatlama sağlayacaklar. 7- Geleceğin havaalanı transferi: Tatillerin en stresli bölümlerinden biri, havaalanından otele ulaşana kadar geçen süreçtir. Gezginlerin bu stresi, yüksek teknolojiye ve hıza sahip havaalanı transfer seçeneklerinin geliştirilmesi ile son bulacak. Gelecekte transferler, sizi trafikten kurtarıp en kısa sürede otelinize ulaştıracak kendi kendine çalışabilen kapsüller ve hatta daha yüksek teknolojiye sahip, yüzlerce kilometreyi saniyeler içinde kat edebilen süpersonik hava yolculuğu araçları ile yapılacak. 8- Mobil DNA ödemesi:  DNA, nihai kişisel kimlik olacak ve kullanıcılar tatil rezervasyonları ile ödemelerini kimlik konfirmasyonu ile online olarak gerçekleştirebilecek. Ayrıca otelinize check-in yaptığınızda DNA parmak iziniz ile check-in yapacak ve işleminizi saniyeler içinde tamamlayarak sıra beklemekten kurtulacaksınız. 9- Seyahat avatarı desteği: Otel rezervasyonları, kendi dijital seyahat acenteniz gibi çalışan kişisel seyahat avatarınız tarafından yapılacak. Avatarınız, Apple'ın Siri'si veya Amazon'un Alexa'sının kişisel bir sürümü gibi rezervasyonları tasarlayacak, gerçekleştirecek ve yönetecek. Avatarlar, pazarlıktan iletişime, tatil tasarlamadan müşteri hizmetlerine tüm seyahat deneyiminizi planlayacak. 10- Eko-oteller: Günümüzde bazı otel sürdürülebilir ve çevre dostu olmaya odaklanıyor olsa da, gelecekte tüm oteller sürdürülebilir olacak. Enerji verimliliği artacak ve yenilebilir enerji platformları devreye girecek. Gelişmiş güneş enerjisi ve jeotermal enerji teknolojileri ile donatılacak eko-oteller, ürünlerinden çalışanlarına sosyal farkındalık oluşturarak topluma katkı sağlayacak. 11- Artırılmış gerçeklik otelleri:  Konuklar belirli bölgeleri gezmekle kalmayıp, otellerin kendilerine sunacağı diğer turistik bölgeleri sanal imkanlarla gezebilecek. Artırılmış gerçeklik sayesinde inovatif senaryolar geliştirilecek ve örneğin Avrupa'daki bir otelde kalsanız da otelinize gittiğinizde Afrika'da sanal bir geziye çıkabileceksiniz. 12- Farklı bir lezzet deneyimi:  Otel restoranları, DNA analizleri doğrultusunda damak tadınıza en uygun, en çok beğeneceğiniz yemekler servis edecek. Siz otelinize bile varmadan, DNA özelliklerinize göre sağlığınıza için optimize edilmiş, size özel diyet ve beslenme menünüz hazır olacak. Özel şefler tarafından yaratılan yemeğiniz, muhteşem tadına rağmen size kilo aldırmayacak. 13- Sürükleyici temalı oteller: Geleceğin otelleri sürükleyici temalar ve bugün sadece hayal edebileceğimiz deneyimler sunacak. Gezginler, gerçek zamanlı interaktif etkinliklere katılabilecek. Örneğin Roma ya da Rönesans döneminde vakit geçirebileceğiniz sanal gerçeklik deneyimlerine katılabileceksiniz. Peki, akıllı otel odasının içi nasıl olacak? 2060 yılı itibarı ile otel odalarında standart hale gelecek hizmetlerden bazıları şöyle: Odaya girişte yüz tanıma sistemi Sizi takip eden çoklu sensörler Konuşan ve size yanıt veren televizyonlar Tümüyle dokunmatik, reaktif ve interaktif yüzeyler Akıllı tuvaletler ve gerçek zamanlı haber akışı sunan aynalar Stres seviyesini algılayarak rahatlatıcı aromalarla odadaki havayı gevşeten, uykuyu rahatlatan interaktif duvarlar Kir tutmayan özel nano kaplamalı havlular Otomatik olarak ayarlanan, kablosuz sıcaklık kontrolleri Nöro-geribildirime dayalı kişiselleştirilmiş yatak ve yastıklar Hologram konser veya spor müsabakası izlemek gibi oda içi kişiselleştirilmiş deneyimler... Kaynak:www.turizmdebusabah.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

7. Arama Konferansı'nda Geçmiş Geleceğe Işık Tuttu

LASİAD, 2016 yılının değerlendirilmesinin yapıldığı ve 2017 projelerinin planlandığı 7. Arama Konferansı’nı 21-25 Aralık tarihleri arasında Antalya Mardan Palace Otel’de gerçekleştirdi.Arama Konferansı’na LASİAD Yönetim, Denetleme ve Disiplin kurulları üyeleri ile sekretarya katıldı. LASİAD Ailesi başka derneklerle genişliyor Program LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca’nın 2016 yılı genel değerlendirmesi ile başladı. Eyyüpkoca, yıl içerisinde yaşanan darbe girişimi ve dünya genelindeki krizin piyasa üzerindeki kötü etkisinden bahsetti. “Geçmişi iyi değerlendirir ve analizimizi iyi yaparsak geleceğe daha emin adımlarla yaklaşmış oluruz” sözleriyle Arama Konferansı’nın önemine dikkat çekti. LASİAD Başkanı, “Dernek içerisinde Başkan Vekili Muhammet Sancaktar’ın Bosna Sancak Kültür ve Yardımlaşma  Derneği Başkanı, Başkan Yardımcısı Murat Özpehlivan’ın KYSD Başkanı olması ile iki kardeş dernek sahibi olduk” sözleriyle LASİAD ailesinin genişlemesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Tam bir uyum içinde çalışıyoruz LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar Arama Konferansı’na katılmanın herkes için faydalı olacağına inandığını ifade ederken, LASİAD’ın diğer STK’lar içinde ayrı bir yeri olduğunu dile getirdi. Bunun sebebini “LASİAD’da herkes birbiriyle kaynaşmış halde, anlayış içinde hareket ediliyor ve birbirinin fikirlerine saygı duyuluyor” sözleriyle açıkladı. E-ticarete dikkat! LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Ekonomik Projeler ve Fuarlar Komitesi Başkanı Ercan Hardal, fuarlara katılımın sektör açısından öneminden bahsetti. “Birlikte hareket etme kültürünü en güzel fuarlara katılarak göstermiş oluruz. Fuarlara katılım oldukça zayıf. Fuarlara katılım için LASİAD olarak destekte bulunulmasını, firmalara daha fazla duyurulması anlamında çalışılmasını istiyoruz” sözlerini dile getirdi. Hayata geçirilen LASİAD Kart Projesi’nden de bahseden Hardal, “Sonuç alınan güzel bir proje oldu” dedi.Hardal konuşmasında -ticaret’in gittikçe gelişen bir sektör olduğunu hatırlattı. Bunun üzerine e-ticaret alına giriş yapmış olan  Disiplin Kurulu Üyesi Erdoğan Avit,e-ticaret sektörünün öneminin altını çizdi, üretim ve sevkiyat alanındaki kolaylıklarından bahsetti. Piyasalardaki daralma normal LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Çevre Düzenleme ve Tekstil-Hazır Giyim Komitesi Başkanı Ercan Çelik, piyasalarda genel anlamda yaşanan daralmanın ülkemizin son yıllarda içinden geçtiği sıkıntılı durum itibariyle olağan olduğunu dile getirdi.Projelerde yaşanan bir takım aksaklıkların hem darbe girişimi hem de terör olayları nedeniyle kamu kurumlarında yaşanan bağlantı sıkıntılarından kaynaklandığının altını çizdi. Eğitim gibi sosyal alanlardaki destekler sürüyor LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Dergi, Eğitim ve Medya İlişkileri Komitesi Başkanı Erdem Soylu Karabağlı yaptığı sunumda Katip Kasım İlkokulu için yapılan projelerden bahsetti. Öğrencilere yönelik yapılan göz taraması etkinliğinin önemini hatırlattı ve bu sosyal maksatlı projeleri sürdüreceklerini belirtti. Ayrıca LASİAD Kart projesi ve LASİAD web sitesinin güncellenmesi konuları üzerinde durdu. Üye kazanmak için gayretler sürüyor LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve  Üye ve  Halkla İlişkiler Komitesi Başkanı İrfan Akbaş konuşmasında piyasa değerlendirmesinde bulundu. Üye kazanımı anlamında sıkıntılar olduğuna değinen Akbaş, üye ilişkilerini güçlendirmek adına yapılması gerekenlerden bahsetti. Üye kazanmak için bölgede üyeler ve firmalara yönelik alınması gereken  aksiyonlar üzerinde durdu. Uluslararası projeler son sürat! LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve AB ve Uluslararası İlişkiler Komitesi Başkanı Murat Özpehlivan, komite tarafında gerçekleştirilen projelerden bahsetti. Uluslararası Web Siteleri Projesi’nde gelinen aşamayı bildiren Özpehlivan ayrıca TwoMonthsTwo Hands Projesi, İyi Niyet ve İşbirliği Projesi ve Yurtdışı İş Seyahati Projesi ile yapılanları dile getirdi. Turizmimizi geliştiriyoruz LASİAD Yönetim Kurulu  ve Turizm-Kurumsal  İlişkiler  Komitesi Üyesi İhsan Bıyıkbeyi, Turizm ve Kurumsal İlişkiler Komitesi adına bir sunum gerçekleştirdi. Sunumunda 2016 yılı EMİTT Fuar stantlarından ve Lale Stars projelerinden bahsetti. Yabancı Tur Operatörleri ile yapılan Laleli Turu ve ardından Taşhan’da organize edilen  akşam yemeğinin sektöre önemli katkılarını hatırlattı.Sunumda ayrıca, veriler çerçevesinde Laleli bölgesine gelen ve otellerde konaklayan turist sayısının yıllara göre oranları üzerinde konuşuldu. Program seminerlerle zenginleştirildi Arama Konferansı’nın 2. günü Kişisel Gelişim Uzmanı Nur Hekimoğlu’nın Beden Dili Eğitimi ile başladı. Sağlıklı bir iletişim için dikkat edilmesi gerekenlerin hatırlatıldığı sunumda Beden Dili kullanımına yönelik püf noktaları verildi. 2.Gün A Haber Spikeri Salih Nayman’ın vermiş olduğu Diksiyon Eğitimi ile devam etti.Sunumunda anadilimizi doğru kullanmanın önemi ve getirilerinin altını çizen Nayman, sağlıklı bir iletişim için ilk olarak kendimizi doğru ifade etmenin önemli olduğunu vurguladı. Arama Konferansı’nın 3. gününde Bloomberg HT Televizyonu Haber Koordinatörü Ali Çağatay sahnedeydi. Küresel ekonomik durumun genel değerlendirmesini yapan Çağatay, sunumunda Türkiye ekonomisinin bugünü ve yarınını anlattı. Türkiye ve dünyada 2017 yılı beklentilerine değindi. Ekonomideki tehditleri ve fırsatları dile getiren Çağatay, Türkiye ve Avrupa Birliği ilişkileri ile Türk-Rus ilişkilerini değerlendirdi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Turizm sektörü 'sağlam' çıktı

Turist sayısında yaşanan yüzde 43'lük rekor düşüşe karşın, turizm sektöründe ödenmediği için takibe düşen kredilerin oranı birçok sektörün gerisinde kaldı. Sabah gazetesinde yayınlanan Talat Öztuzsuz imzalı habere göre turizm sektörü kimilerinin beklediğinin aksine dayanıklı çıktı. Sektörde takipteki kredi oranı, 2016'da da diğer sektörlerin altında kaldı. Tarihinin en kötü sezonunu geçiren Antalya'da turizm sektörü ile ilgili kimilerinin beklediği tablo gerçekleşmedi. Yaşanan zorlu ekonomik süreç, turizm sektörünün finansal gücünü ortaya koydu. Turist sayısında yaşanan yüzde 43'lük rekor düşüşe karşın, turizm sektöründe ödenmediği için takibe düşen kredilerin oranı birçok sektörün gerisinde kaldı.  Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, ilk 9 ayın kredi performanslarını açıkladı. Antalya'da sektörel kredilerin zirvesinde her yıl olduğu gibi turizm yer aldı. Sektörün kullanılan kredi toplamı 14 milyar 312 milyon liraya ulaştı. Takipteki kredilerin tutarı ise 242 milyon lira oldu. Böylece takibe düşen kredi oranı yüzde 1.7'de kaldı. Bu oran neredeyse tüm sektörler arasında en iyi kredi notu oldu. GEÇEN YILA ORANLA ARTTI Antalya'da bu yıl turizm sektöründe kullanılan kredilerde de yüzde 12.8 artış yaşandı. Bu artışla beraber geçen yılın aynı dönemiyle karşılaştırıldığında takipteki kredilerin oranında da artış yaşandı. 2015 yılı ilk 9 aylık rakamlarına göre Antalya'da turizm sektöründe 12 milyar 688 milyon lira kredi kullanılırken, takipteki kredi tutarı da 92 milyon 83 bin lira olmuştu. Takibe düşen kredi oranı da yüzde 0.7'ydi. Kaynak:www.turizmdesabah.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Putin'in "talimatı sonrası" Rusya'da ekonomik büyüme 11 ayın rekorunu kırdı

Rusya’da Başkan Putin’in ekonomik büyümenin dünya ortalamsının üzerine çıkarılması talimatı sonrası ekonomiyle ilgili olumlu veriler açıklandı. Ekonomik Kalkınma Bakanlığı, ülke ekonomisinde son 11 ayın en yüksek büyüme oranını yakaladığını duyurdu.   Finanz.ru’nun haberine göre, Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanlığı’nın aylık raporunda, kasım ayında ülke ekonomisinin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 0,5 büyüdüğü belirtildi. GSYH ekime göre yüzde ise yüzde 0,1 büyüme kaydetti.  Ekonomik büyümeye etki eden başlıca faktör, imalat sektöründe yüzde 2,5, madencilik sektörlerinde yüzde 2,7 büyüme yaşanması oldu.  Sberbank Makroekonomik Analiz Merkezi raporunda, “Ekonomik büyümenin canlandığını söylemek için henüz erken, ekonomi yalnızca dipte yerinde sayıyor” değerlendirmesi yapıldı. Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

İzmir Fashion Week Coşkusu Sona Erdi

İzmir'in en önemli moda etkinlikleri arasında yer alan İzmir Fashion Week, ünlü tasarımcılar ve firmaların yeni sezon kreasyonlarını sergilemesi ile sona erdi. Ege Giyim Sanayicileri Derneği (EGSD) ile Rönesans Ajans tarafından düzenlenen İzmir Fashion Week'in son günü, Sinem Mardi'nin "Karavaşların Özgürlüğü'' temalı defilesi ile başladı. İkinci defilede görücüye çıkan, Misette firmasının sahibi Ayşegül Köroğlu "Love& Soul'' temasıyla misafirleri büyülerken, Murat Acar'ın "Matador" temasıyla gerçekleştirdiği defile davetlilerden büyük alkış aldı. "İzmir moda başkenti olacak" İzmir'in moda başkenti olma yolunda emin adımlarla ilerlediğinin altını çizen EGSD Yönetim Kurulu Başkanı Mukadder Özden, nisan ayında bir moda etkinliği daha olduğunu hatırlatarak, "İzmir'in moda şehri olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini görmek hepimizi mutlu ediyor. Etkinliğimizin gerçekleşmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum" dedi. "Türkiye ekonomisinin dinamosuyuz" Genç tasarımcıların ve sektöre yeni girecek herkesin bu tarz etkinliklerle moral bulduğunu ifade eden Özden, "İzmir'in böyle etkinliklere ihtiyacı var. Hazır giyim ve tekstil sektörüTürkiye ekonomisinin dinamosu konumundadır. İhracat ve ithalat ortalamasında, ihracatı ithalatına göre en yüksek olan sektörler arasındayız. Cari açığı kapatma hedefinde en önemli katkıyı sağlıyoruz. Hem Türkiye ekonomisine hem de İzmir ekonomisine olan katkılarımız devam edecektir" diye konuştu. Üç günde 9 defile Üç gün boyunca gerçekleştirdikleri 9 defileyle Fashion Week organizasyonunu bitirmenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade eden Rönesans Ajans Başkanı Akif Örük ise modanın merkezi İzmir hedefine her geçen yıl daha fazla yaklaştıklarını söyledi. Kaynak:www.haberler.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Dosso Dossi, Unutulmayacak Bir Şova Daha İmza Attı

Ünlü ABD'li model Lindsay Ellingson’ın podyuma çıktığı 19. Dosso Dossi Fashion Show, yine unutulmaz bir etkinliğe imza attı. Düzenlediği etkinlikle dünyanın sayılı moda organizasyonları arasında yer alan Dosso Dossi Fashion Show,  40 farklı ülkeden 200 farklı şehirden yaklaşık 7 bin kişiyi Antalya'da ağırladı. Türkiye’nin en büyük moda organizasyonu olan Dosso Dossi Fashion Show, dünyaca ünlü isimleri ağırlamaya devam ediyor. Antalya Expo Center’da 8-13 Ocak 2015 tarihleri arasında gerçekleştirilen Dosso Dossi Fashion Show kapsamında Antalya hareketli günler yaşadı. LASAİD her yıl olduğu gibi bu yıl da Dosso Dossi Fashion Show’da yer alarak ,24-30 ağustos 2015 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan IV.LALELİ FASHION SHOPPING FESTIVAL’in tanımını yaptı. LASİAD adına  Dosso Dossi Fashion Show’a  Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları; Erdem Soylu Karabağlı ve Ahmet Turan, Yönetim Kurulu Üyesi ve organizasyonun ev sahiplerinden Murat Eraslan,  Başkan Özel Kalemi Nada İsmail katıldı. Dossi Dossi yüzlerce davetlinin katılımıyla hafızalardan silinmeyecek bir organizasyon gerçekleştirdi. Organizasyon, 40 mankenin katılımı ile gerçekleştirilen defile ile taçlandı. Defilede, ünlü top model Lindsay Ellingson podyuma çıktı. İtalya'nın sahil kasabası Portofino'dan esinlenilerek dekore edilen sahnede Topcapy, Velvet, Sensiline ve Moda Larisa markalarının kıyafetlerini sunan Lindsay Ellingson büyük alkış aldı. Defilenin sürprizi ise dünyaca ünlü şarkıcı Dr. Alban'dı. “It’s My Life” adlı şarkısı ile 90’lı yıllarda fırtına gibi esen ve müzik kariyerine İşveç’in başkenti Stockholm’de devam eden Dr. Alban, defilede sahne alarak unutulmaz şarkısıyla konukları coşturdu. Ünlü Rusyalı şarkıcı Ivan Dorn ve Valeriy Meladze’de 19. Dosso Dossi Fashion Show’da sahne aldılar. Dorn ve Meladze, sahne performansları ile konuklara unutulmaz bir gece yaşattılar. Dosso Dossi’nin Renkli Dünyasını Asla Unutmayacağım 19. Dosso Dossi Fashion Show'da baş manken olarak podyuma çıkan dünyaca ünlü model Victoria Secret mankenlerinden Lindsay Ellingson, defilenin ardından Dosso Dossi CEO'su Hikmet Eraslan ile basın toplantısına katıldı. Antalya'ya ilk kez geldiğini söyleyen Ellingson, 10 yıldır mankenlik yaptığını ve 8 yıldır Victoria Secret mankeni olduğunu dile getirdi. Ellingson, "İşim gereği dünyanın farklı yerlerinde bulundum. Farklı aktivitelere katıldım. Antalya'da da çok enerjik ve büyük bir organizasyonda bulundum. Böyle büyük bir organizasyonda bulunduğum için çok mutluyum ve Dosso Dossi’nin renkli dünyasını asla unutmayacağım " dedi. ABD'li model Lindsay Ellingson, koleksiyonları çok beğendiğinin ve farklı olduğununda altını çizdi. Türkiye'yi çok beğendiğini ve tekrar gelmek istediğini kaydeden Ellingson, "Bu deneyimi daha fazla yaşamak istiyorum. Baklava yedim çay içtim. Çok hoşuma gitti. Antalya'ya yaz mevsiminde tatile gelmek istiyorum. İstanbul'un tarihi yerlerini görmek istiyorum. Çok güzel bir yer" şeklinde konuştu. Antalya'da İtalyan Esintileri Moda otoritelerinin dikkatini çeken ve son Victoria’s Secret defilesinde kendini ispat eden Lindsay Ellingston için Antalya’da çok özel bir podyum hazırlandı. Moda şovlarına çıkarttıkları top modeller kadar podyum tasarımlarıyla da dikkat çektiklerini belirten Dosso Dossi Fashion Show Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Eraslan, özellikle Akdeniz ülkelerinin vazgeçilmez yaşam alanları olan meydanlardan ve İtalya’nın ünlü sahil kasabası Portofino’dan esinlendiklerini belirtti.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD Sihirli Mikrofon Radyo Ödülleri Gecesinde…

LASİAD, Fatih Belediyesi tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen “Sihirli Mikrofon Radyo Ödülleri” törenine Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’in Davetlisi olarak katıldı. 2 milyon 300 bin kişinin oylamasıyla finale kalan yılın en iyi radyo, radyocu ve radyo programlarının ödüllendirildiği gece 10 ocak 2015 günü, Zorlu Center PSM’de düzenlendi. Ödül töreninde 17 farklı kategori ile "özel" ve "vefa" ödülleri başarılı radyoculara takdim edildi. Ödül törenine Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, TRT Genel Müdürü Şenol Göka, LASİAD Yönetim Kurulu’ndan; Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Turan ile Yönetim Kurulu Üyeleri; İhsan Bıyıkbeyi, İrfan Akbaş, Mehmet Özbayrak, Münir Dinler ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak, Dış İlişkiler Yöneticisi Halil Kılınç, Halkla İlişkiler Yöneticisi Muharrem Ay, Başkan Özel Kalemi Nada İsmail, birçok ünlü ve radyocu katıldı. “Radyoculara Olan Vefa Borcumuzu Ödemek İstiyoruz” Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir gecede yaptığı konuşmada radyonun tarihine değinerek, radyoculuğun öneminden bahsetti. Demir; günümüzde kitle iletişim araçlarının hiçbirinin radyo ve radyoculuğun insanlara verdiği özgürlüğü veremeyeceğini belirterek, sözlerine devam etti: “Türkiye’de ilk radyo yayıncılığının 6 Mayıs 1927’de şu an Fatih sınırları içinde yer alan Sirkeci Büyük Postane’nin bodrum katında başlamış olması nedeniyle radyonun ve radyocuların desteklenmesini kendimize tarihi bir vazife olarak addediyoruz. Fatih Belediyesi olarak, 'Sihirli Mikrofon Radyo Ödülleri' ile hayatlarımıza sesleriyle dokunup yalnızlığımıza arkadaş olan, programlarıyla trafiği çekilir kılan, kimi zaman yüzümüzdeki gülümsemenin sebebi olan ve gündeme dair haberleri en hızlı şekilde sunan o gizemli sesleri görünür kılmayı umuyoruz. Bu vesileyle gelmiş, geçmiş tüm radyocuları saygı ve sevgiyle anarak, vefa borcumuzu bir nebze olsun ödemek istiyoruz.” Ödül töreni sunuculuğunu Ceyhun Yılmaz’ın üstelendiği gecede; Mustafa Ceceli, Bengü, Gökhan Türkmen, Emre Aydın ve Funda Arar sahne alarak birer şarkı söyledi. Birçok başarılı radyo programı ve radyocunun yarıştığı geceye, eski radyoculardan Sezen Cumhur Önal, İzzet Öz ve Orhan Ayhan ile Nuri Sesigüzel katıldı. Bunun yanı sıra; Işın Karaca, Burcu Güneş, Can Bonomo, Gökhan Tepe, Gripin grubu, Betül Demir, Mustafa Topaloğlu, Ahmet Selçuk İlkan, Sibel Tüzün, Ayşe Tolga, Ertem Şener, Ersin Düzen ödül alan radyoculara ödüllerini takdim eden isimler oldu. Müzeyyen Senar Unutulmadı Gecenin sonunda Mustafa Ceceli ve orkestrası eşliğinde sahneye çıkan Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, ödül alan radyocular ve geceye katılan ünlü isimler hep birlikte “Dalgalandım da Duruldum” şarkısını seslendirerek, dün toprağa verilen Müzeyyen Senar’ı andı. Gecede Ödül Kazanan radyo, radyocu ve radyo programları ise şu şekilde: Yılın En İyi Pop Radyosu: Power Türk  Yılın En İyi Talk (Konuşan) Radyosu: Kral FM  Yılın En İyi Yabancı Müzik Radyosu: Power FM  Yılın En İyi Slow Müzik Radyosu: Slow Türk  Yılın En İyi Haber Radyosu: NTV Radyo  Yılın En İyi Spor Radyosu: Radyo Spor  Yılın En İyi Tematik Radyosu: Radyo Trafik  Yılın En İyi Halk Müziği Radyosu: Medya FM  Yılın En İyi Arabesk Radyosu: Star Artı  Yılın En İyi Yerel Radyosu: Baba Radyo  Yılın En İyi Üniversite Radyosu: Radyo Dumlupınar (Kütahya Dumlupınar Üniversitesi)  Yılın En İyi Radyo Konuk Programı: Duygu Özkan - Süper FM Yılın En İyi Şiir Edebiyat Programı: Bora Öge – Radyo 7  Yılın En İyi Radyo Show Programcısı: Cem Arslan – Best FM  Yılın En İyi Radyo Programcısı: Duygu Özkan - Süper FM Yılın En İyi Yerel Radyo Programcısı: Tuğba Saraçlar – Radyo Alaturka Yılın En iyi Radyo Portalı: karnaval.com  Onur Ödülleri: Gezegen Mehmet (Mehmet Akbay), Hopdedik Ayhan (Ayhan Güngör), Cem Ceminay (Remzi Cem Gökmen), İtalyan radyocu Bay J (Jerfi Benveniste), Kadir Çöpdemir Vefa Ödülleri: Orhan Ayhan, Sezen Cumhur Önal, İzzet Öz  
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD 2015 Yılı Yol Haritasını Belirledi

LASİAD, geleneksel Arama Konferansını 23-27 Aralık 2014 tarihleri arasında Antalya Mardan Palace Hotel’de Yönetim, Denetleme ve Disiplin Kurulu’nun katılımıyla gerçekleştirdi. Gelecek Vizyonu konulu Konferans, LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca’nın açılış konuşması ile başladı. Eyyüpkoca, komitelerin 2014 yılı içinde yapmış oldukları çalışmalar kapsamında değerlendirme yapıp, komitelerin görevlerini en iyi şekilde yerine getirdiklerine vurgu yaparak harcadıkları emekler için tüm komite üyelerine teşekkür etti. Program, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar’ın moderatörlüğünde devam etti. LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları komitelerin bir yıl boyunca gerçekleştirdikleri tüm faaliyetlerin sunumunu yaparak katılımcıların görüşlerini aldı. Konferans, Erguvan İletişim adına Zerrin Yazıcı’nın bilgilendirme sunumu ile devam etti. Yazıcı, sunumunda daha verimli ve stratejik pazarlama tekniklerinden bahsetti. Ardından LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, 2015 yılı plan ve hedefleri konusunda görüş ve önerileri aldı. Arama Konferansı’nın ikinci günü; ulusal ve uluslararası kapsamda büyük ses getiren III. Laleli Fashion Shopping Festival’inin genel bir değerlendirmesi ile başladı. Festival, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Festival Komitesi Başkanı Muhammed Sancaktar’ın moderatörlüğünde geniş ve objektif bir şekilde tüm detaylarıyla değerlendirildi. Sancaktar “Her geçen yıl daha da profesyonel ve kapsamlı bir karnavala dönüşen Laleli Fashion Shopping Festivali’ni daha da ileriye taşıyacağız” dedi. Ardından 24-30 ağustos 2015 tarihlerinde düzenlenecek olan IV. Laleli Fashion Shopping Festival’i ile ilgili yeni projelerini ve yapmak istediklerini katılımcılara aktardı. 2015 yılında 4.sü düzenlenecek olan festivalin daha geniş kitlelere hitap etmesi ve daha fazla ses getirmesi adına katılımcılar ile fikir alışverişinde bulunuldu. Konferans Bloomberg HT Televizyonu Haber Koordinatoru-Gazeteci Ali Çağatay’ın ‘’Ukrayna-Rusya gerginliği ve Laleli piyasasına olan etkileri’’ konulu sunumuyla devam etti. Avrupa Birliği’nin Rusya’ya uyguladığı ambargo karşısında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in sergilediği tutuma değinen Çağatay “Rusya’ya uygulanan bu ambargonun Türkiye ve sizin için büyük getirileri olacaktır. Krizleri fırsata dönüştürebilirsiniz. Tavsiyem Rusya’daki mevcut yatırımlarınızı koruyun fakat yeni yatırımlar yapmayın” dedi. Çağatay konuşmasının devamında dünyadaki petrol krizinin ülkelere yansımalarından söz ederek  “Afrika’da da yatırımlar yapılabilir, özellikle Angola, Fildişi Sahili, Nijerya, Libya gibi ülkeler alternatif pazarlarınız olabilir” dedi. Türkiye ve dünya ekonomisi üzerinde duran Çağatay’ın katılımcıların sorularını cevaplamasının ardından LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca günün değerlendirmesini yaptı. Arama Konferansı’nın üçüncü günü LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar’ın moderatörlüğünde başladı. Ardından Bloomberg HT Televizyonu Haber Koordinatörü - Gazeteci Ali Çağatay’ın sunumu ile devam etti. Çağatay, konuşmasına Türkiye’nin siyasi gelişimi ve bu gelişmelerin Türkiye ekonomisine yansımalarının nasıl olduğunu anlatarak başladı. 2008 ve 2014 krizleri üzerinde duran Çağatay, Türkiye ekonomisini kuvvetlendiren unsurlardan bahsetti. Şuan petrol fiyatlarındaki düşüşün Türkiye’nin cari açığına yansımadığını ve 2015 yılında Türkiye’nin çok iyi seviyelere geleceğinden bahsetti.  Çağatay, konferansın devamında katılımcılardan gelen soruları yanıtladı. Konferansın sonunda Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca,  Arama Konferansına ilişkin genel değerlendirmeler yaptı. Laleli Sanayici ve iş adamları olarak İlerleyen zamanlarda nasıl hareket edilmesi gerektiği üzerinde duran Eyyüpkoca,  uluslararası ekonomik dalgalanmalara karşı alınacak önlemlerden bahsetti. Teşekkürlerini sunarak konferansı kapattı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD Geleneksel İftarında AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ı Ağırladı

LASİAD, 10 Temmuz 2013 tarihinde Ataköy Sheraton Otel'de geleneksel iftar organizasyonu düzenledi. Tasavvuf müziği eşliğinde başlayan iftar yemeğine; Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış başta olmak üzere, İstanbul Vali Yardımcıları; İ. Hayrullah Sun, Kazım Tekin, AK Parti Fatih  İlçe Başkanı Ahmet Hamdi Görk, Ak Parti Fatih İlçe Başkan Yardımcısı Şenol Özdemir, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, İTHİB Başkanı İsmail Gülle,TİM Başkan Vekili Ahmet Akbalık, İHKİB Başkan Yardımcısı Kemalettin Güneş, İHKİB Yönetim Kurulu Üyesi Sabri Sami Yılmaz,  İTO 19.Dönem Meclis Başkanı Şekib Avdagiç, İTO 19. Dönem Yönetim Kurulu Üyesi Servet Samsama, Rusya Federasyonu İstanbul Konsolosu Alexander Hapilov, İran İslam Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu Ekonomi Müsteşarı Ali Tusi, ASKON Tekstil Sektör Başkanı Nesim Ayyıldız,  BATİAD Başkanı Aydın Erten,  ÇSD Başkanı Hüseyin Öztürk, FAGİDER Başkanı Ayla Erdim, KYSD Başkan Vekili Hacı Turan Yolcu, MESİAD Başkanı Halit Tuna, OTİAD Başkanı Ali Ulvi Orhan, ÖRSAD Başkanı Fikri Kurt, TİGSAD Başkanı İrfan Özhamaratlı,  TRİSAD Başkanı Mustafa Balkuv, TÜGİAD Başkanı Özden Pelister, TÜMSİAD Başkan Yardımcısı Yakup Köç, LASİAD Yönetim Kurulu Üyeleri, LASİAD Üyeleri ve çok sayıda davetli katıldı. “Biz Birlikte Oldukça Daha Da Güçleneceğiz” İftar yemeğinin açılış konuşmasını yapan LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, LASİAD’ın kurulma amacının çok manidar olduğunu dile getirerek, “O yıllarda malum Türkiye’de yaşanan sıkıntılar, çevremizdeki komşularımızla yaptığımız ticarette yaşadığımız sıkıntılar çerçevesinde derneğimizin faaliyetleri köprü vazifesi gördü. Gerek Türkiye’deki kurumlar ve esnaf arasında köprü kurabilmek gerekse Rusya coğrafyasında çalıştığı ve ona benzer çalışılan ülkelerde yaşanılan sıkıntıları burada dile getirip çözüme varabilmek amacıyla kurulmuş bir derneğiz” dedi. Eyyüpkoca sözlerine şöyle devam etti; " Son dönemde yaşadığımız ve dünya nezdinde imajımızı ciddi manada zedeleyen olaylar, ne yazık ki ülke dinamiklerimizde telafisi güç yaralar açmıştır.Ticari açıdan 36 ila 40 milyar dolar arası olduğu düşünülen bir kaybın yanı sıra turizm sektörümüz de bu olaylardan büyük oranda etkilenmiştir.Özellikle ülkemize ziyaret amacıyla gelmeyi planlayan misafirlerimizin birçoğu ne yazık ki bu olaylar yüzünden seyahatlerini iptal etmişlerdir.En iyi ihtimalle eskiye dönüşün bir-iki ay sürmesi beklenirken, bu gelişmeler maalesef hassas dengeler içerisindeki ekonomimize büyük darbe vurmuştur.Gariptir ki, dinsel, tarihsel ve kültürel açıdan yeşilin ve doğanın en büyük savunucusu olan bizlerin, farklı mecraların elinde şiddete dönüşen bu olayların ülkemize yaşattığı zararları hissedenlerin de başında gelmemiz büyük bir çelişki olsa gerek.Temennimiz odur ki ülkemiz, taleplerin ortaya konulması ve bunların karşılanması hususunda anlayış ve karşılıklı empatinin hakim olduğu günleri kısa zamanda görür ve manasız iç çekişmelerle zaman kaybetmez.Her şeye rağmen bu güzel akşamımızı nurlu ışıltılarıyla aydınlatan Ramazan’ın ülkemize ve tüm dünyaya barış, huzur ve kardeşlik getirmesini diliyorum." dedi. “LASİAD Üyeleri Adeta Bizim Büyükelçilerimiz” Programa katılan Egemen Bağış ise Ramazan ayı ve gündeme dair konulara değindi. Bağış, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın selamını ileterek konuşmasına başladı. Başbakan'ın LASİAD’a ayrı bir önem verdiğini kaydeden Bağış, derneğin ekonomiye katkısının büyük olduğunu söyledi. AB Bakanı, LASİAD’ın sadece üyeleriyle buluşma mekanizması kurması dışında, çevresinde ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarına eğilmek, onların sorunlarını çözebilmek için elini taşın altına koymak gibi özelliklere sahip olduğunu da kaydetti. Bağış, konuşmasına şöyle devam etti: "LASİAD, bugün gerçekten dünyanın en güzel şehri olan İstanbul’un dünyaya açılmasında önemli bir rol oynuyor. LASİAD üyeleri adeta bizim büyükelçilerimiz gibi dünyanın farklı yerleriyle temaslar kuruyor. Bugün LASİAD’ın ticaret yapmadığı coğrafya kalmadı. Avrupa’ya, Asya’ya, Amerika kıtasına açılma potansiyeli ortaya koydu. Böyle bir derneğe sahip olduğumuz için gerçekten çok çok mutluyuz. Bugün bu Ramazan heyecanını bizim gibi yaşayamayan kardeşlerimiz var. Gerek Gazze’de, gerek Mısır’da, Arakan’da sıkıntı içinde olan kardeşlerimiz var. Dernek üyelerinin de oradaki kardeşlerimizin sorunlarıyla da dertlendiklerini biliyorum. Onlar için de ellerinden gelen çabayı ortaya koyacaklarına inanıyorum." Türkiye’de de kardeşin kardeşe düşürülmek istenildiğini fakat başarılamadığına dikkat çeken Bağış, "Dünyanın neresinde olursa olsun zalimin zulmüne karşı atılmış çığlıkları Türkiye duyar. İşte bugün Suriye’deki çığlıklarını duymamız o yüzden." şeklinde konuştu. İstanbul Vali Yardımcısı İbrahim Hayrullah Sun ise LASİAD’ın yaptığı çalışmaları takdir ettiklerini vurgulayarak “LASİAD durmadan güzelliklere imza atıyor. Bir sivil toplum kuruluşu olarak, bir dernek olarak belediye ile iş birliği yaparak yollar yapıyor, caddeler yapıyor. Festivaller düzenliyor. Laleliyi ve tüm güzelliklerini akıllara kazıyor. Binlerce kez teşekkür ediyorum” dedi. “Laleli varsa LASİAD sayesinde var” Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir ise konuşmasında Ramazan’ın öneminden ve LASİAD’ın çalışma prensibinden bahsederek, “ 9 yıllık Belediye Başkanıyım. Sivil toplum kuruluşları, dernekler üzerlerine düşenleri fazlasıyla yaptılar. LASİAD bu konularda tabiri caizse kendini aştı, tabiri caizse uçtu. LASİAD olmasaydı bugün alt Laleli böyle olmazdı, LASİAD olmasaydı üst Laleli böyle olmazdı, LASİAD olmasaydı Sultan hamam böyle olmazdı, LASİAD olmasaydı Tahtakale böyle olmazdı, LASİAD olmasaydı Sultanahmet böyle olmazdı. Kamunun kaynakları çok kısıtlı, halk destek olmazsa yolları ve yolların alt parklarını gümüşten yapsanız bir anlamı olmaz. LASİAD bu konuda herkese örnek oldu” dedi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Otoparkta Göz Alıcı Defile

Raisa & Vanessa kardeşler İstanbul Kongre Merkezi'nin otoparkında düzenledikleri defileyle 2017-2018 Sonbahar Kış koleksiyonunu tanıttı. Raisa & Vanessa kardeşler bir otomobil firmasının sponsorluğunda gerçekleştirdikleri defilelede, 65 parçalık yeni koleksiyonlarını moda severlerin beğenisine sundu. Katılımcılardan tam not alan koleksiyonda hem Couture hem de Ready to Wear'a göz kırpan Uzak Doğu kültürü incelikli bir maksimalizm ile işleniyor.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Vizesiz gidilebilen ülkeler

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye ile Ukrayna'nın sadece kimlik kartıyla seyahat için mutabakata vardığını belirtti. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye ile Ukrayna'nın sadece kimlik kartıyla seyahat için mutabakata vardığını belirterek, "Karşılıklı ziyaret ve turist sayısını artırmak istiyoruz. Haklarımız arasında daha fazla temas olsun istiyoruz. O nedenle bundan sonraki süreçte vatandaşlarımızının pasaporta ihtiyaç duymadan sadece kimlikleriyle ülkelerimizi ziyaret etmesi için hazırlıkları tamamladık. Yaz gelmeden bunu başaracağız" dedi. VİZESİZ GİDİLEBİLEN ÜLKELER  Andorra  Arjantin  Arnavutluk  Bahamalar  Barbados  Belarus   Belize  Bolivya  Bosna Hersek  Botsvana  Brezilya  Ekvador  El Salvador  Fas  Fiji  Filipinler  Guatemala  Gürcistan  Haiti  Honduras  Hong Kong  İran  Jamaika  Japonya  Karadağ  Kazakistan  KKTC  Kolombiya  Moldova  Güney Kore  Kosova  Karayipler  Kosta Rika  Libya  Kırgızistan  Lübnan  Makedonya  Makau Özel Bölgesi  Maldivler  Malezya  Mauritius  Moğolistan  Nikaragua  Palau Cumhuriyeti  Paraguay  Seyşeller  Saint Kitts and Nevis  St. Lucia  Sırbistan  Singapur  Suriye  Svaziland  Şili  Tayland  Tunus  Trinidad-Tobago    Tuvalu  Ukrayna  Uruguay  Ürdün  Venezuela  Filipinler  Yunan adaları  Sri Lanka   St. Vincent-Grenadines Sadece Diplomatik, Hususi ve Hizmet Pasaportu hamili Türk vatandaşları 90 güne kadar ikamet süreli seyahatlerinde vizeden muaftır.   Irak Sadece Diplomatik, Hizmet ve Hususi Pasaport hamilleri ise 180 gün içinde 90 günü aşmamak kaydıyla Irak'a yapacakları seyahatlerinde vizeden muaftır.   Slovakya Sadece Diplomatik, Hizmet ve Hususi Pasaport hamilleri Slovakya'ya yapacakları seyahatlerinde 90 gün için vizeden muaftır.  Kamerun Sadece resmi heyet mensubu olan Diplomatik, Hizmet ve Hususi Pasaport hamilleri her 180 günlük dönem içerisinde ilk giriş tarihinden itibaren toplam kalış süresi 90 günü aşmamak kaydıyla vizeden muaftır. Resmi heyet mensubu olmayan Diplomatik, Hizmet ve Hususi Pasaport hamilleri vizeye tabidir.  Pakistan (iş adamları vizeden muaf)  Sınır kapılarında vize alınabilen ülkeler arasında ise Dominik Cumhuriyeti  Sınır kapılarında vize alınabilen ülkeler arasında ise Endonezya  Sınır kapılarında vize alınabilen ülkeler arasında ise Güney Afrika Cumhuriyeti  Sınır kapılarında vize alınabilen ülkeler arasında ise Bahreyn   Sınır kapılarında vize alınabilen ülkeler arasında ise Doğu Timor  Sınır kapılarında vize alınabilen ülkeler arasında ise Katar  Sınır kapılarında vize alınabilen ülkeler arasında ise Sudan  Sınır kapılarında vize alınabilen ülkeler arasında ise Umman  Sınır kapılarında vize alınabilen ülkeler arasında ise Zambiya   Kaynak : www.haberturk.com    
Devamını Oku
Standard Post with Image

Rusya ve Türkiye arasında vize kolaylaşacak

Rusya Dışişleri Bakanlığı Dördüncü Avrupa Departmanı Başkanı Aleksandr Botsan-Harçenko, Rusya ve Türkiye'nin 9 Şubat'ta iş adamları başta olmak üzere bazı Türk vatandaşları kategorileri için vize rejiminin kolaylaştırılma imkanını görüşeceklerini bildirdi. Rus diplomat konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "9 Şubat'ta Türkiye ile konsolosluk konularına ilişkin detaylı toplantı yapılmasını planlıyoruz. Kilit konulardan birisi bazı Türk vatandaşları kategorileri için vize rejiminin kolaylaştırılması. Bazı kolaylıklar planlanıyor, bunları ekonomik bağların daha aktif hale getirilmesi gerekliliğiyle bağdaştırıyorlar. Öncelikle bu konu girişimcileri kapsıyor" ifadelerini kullandı. ANKARA İLE TEMASLARIMIZ DÖRT KOLDAN Botsan-Harçenko şu şekilde devam etti: "Bu aşamada önceden alınan kararların bir anda kaldırılmasından ve tamamen vizesiz rejime dönülmesinden bahsetmiyoruz. Tabi ki, vizelerin tamamen kaldırılması çok yakında olmayacak, fakat bu konunun sonsuza dek üzerinin çizildiğini söylemek doğru olmaz. Şu anda Ankara ile temaslarımız sadece Dışişleri Bakanlığı düzeyinde değil, askeri hatta ve özel servisler hattında da düzeldi. Bunların sonuç vermesini umuyorum. İşte o zaman bu konuya bakacağız." Kaynak: www.haberturk.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

5. Sihirli Mikrofon Radyo Ödülleri

Fatih Belediyesi tarafında   radyoculuk sektörüne hizmet etmek,başarılı radyoları ve radyo programları ve programcılarını ödüllendirmek amacıyla düzenlediği “ Sihirli Mikrofon Radyo Ödülleri” nin  5 incisi  9 Şubat Perşembe akşamı Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi’nde gerçekleştirildi. 18-20 Ocak 2017 tarihleri arasında ön elemesi yapılan yarışmanın  ödülleri, 24 Ocak- 07 Şubat 2017 tarihleri arasında dinleyenlerin verdiği oylarla sahiplerini buldu. 5.Sihirli Mikrofon Ödülleri töreninde kazananlar şu şekilde; Sihirli Mikrofon Radyo Özel Ödülü : Erhan Konuk, Romina Özipekçi, Muzaffer Gürsar Yılın En iyi Halk Müziği Radyosu : Radyo Ekin Yılın En iyi Tematik Radyosu : Radyo Trafik Yılın En iyi Yerel Radyo Programı : Baba Radyo Yılın En iyi Yerel Radyosu : Yozgat FM Yılın En iyi Slow Radyosu : JoyTurk Yılın En iyi Arabesk Radyosu : Aşk FM Yılın En iyi Radyo Haber Programı : Best FM – Ufuk Karcı Yılın En iyi Haber Radyosu : CNN Türk Radyo Yılın En iyi Üniversite Radyosu : Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Radyosu Yılın En iyi Spor Radyosu : Lig Radyo Yılın En iyi Şiir Edebiyat Programı : Gölge Programı Yılın En iyi Yabancı Müzik Radyosu : Number One FM Yılın En iyi Radyo Konuk Programı : Radyo 7 – Erkan Koç Yılın En iyi Radyo Show Programı : Gazoz Ağacı – Cem Arslan Yılın En iyi Talk (Konuşan) Radyosu : TRT FM Yılın En iyi Pop Müzik Radyosu : Kral Pop Radyo Yılın En iyi Radyo Programı : Zeki Kayhan Coşkun – Show Radyo Yılın En iyi Digital Radyo Portalı : Karnavsl.com Yılın En iyi Ulusal Radyosu : PowerTürk
Devamını Oku
Standard Post with Image

Bild Gazetesini Kınıyoruz!

Bild Gazetesini Kınıyoruz! Her Fırsatta Türkiye ve Türk Düşmanlığını körükleyen Alman Bild Gazetesi, 8 Mart tarihli  sayısında bu defa Ekonomi Bakanımız Sn. Nihat Zeybekci'yi hedef alarak ağır hakaretlerde bulunmuştur. Bakan Nihat Zeybekci'nin Köln'de katıldığı etkinlik haberini ağza lınmayacak hakaretlerle anlatan Bild Gazetesi,alçaklığını ve gerçek yüzünü göstermiştir. Bu hakaretinden dolayı Bild Gazetesini  şiddetle kınıyor,yaptıkları benzetmeyi kendilerine yakıştırıyoruz. Saygılarımızla.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Rusya için 'Pasaportsuz Türkiye' gündemde

Ukrayna'ya pasaportsuz bir şekilde ve sadece kimlik kartları ile geçişin başlayacağının açıklanmasının ardından, şimdi de Rusya gündeme geldi. İki ülke arasında pasaportsuz gidiş gelişlere yönelik müzakereler tekrar başlıyor. Görüşmelerin tekrar başlayacağı haberini Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu verdi. Antalya'da konuşan Çavuşoğlu, Rusya ile uçak hadisesi olmadan önce iki ülke vatandaşlarının pasaportsuz bir şekilde sadece kimlikle giriş-çıkış yapabilmeleri için epeyce görüştüklerini hatırlatarak, "Bayağı mesafe katetmiştik. Şimdi ilişkilerimiz normalleştiğine göre bu konuda da müzakerelere devam edebiliriz.   Biz en azından Rusya vatandaşlarının pasaportu bile olmadan gelebilmeleri için havalimanlarında kimliklerin okunabileceği cihazları kuruyoruz. Bu konudaki görüşmelerimizi başlatacağız tekrar" dedi. YUNANİSTAN'DAN TÜRKİYE'YE GÜZEL HABER! Yunanistan'ın Avrupa İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Vekili Yorgos Katrougalos, Yunan adalarına girişte, kapıda vize alınabilmesini sağlayan uygulamanın bir yıl daha uzatılacağını söyledi. Midilli, Sakız, Rodos, İstanköy, Sömbeki, Sisam ve Meis adaları için 2012 yılından bu yana nisan-ekim ayları arasında geçerli olan uygulamayla Türk turistlerin adalara seyahatlerinde limanda vize verilerek önemli bir kolaylık sağlanıyor.   Kaynak: www.haberturk.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD, Muş'lu Çocukları Yalnız Bırakmadı

Muş -Varto "Hamurpet 11 Köyün Orkestrası" adıyla Ülke gündemine gelen çocuklar, Türk Hava Yolları katkıları ile ilk defa  uçağa binip İstanbul'a geldiler. İstanbul'da  çeşitli etkinliklerde  yer alan çocuklara Çanakkale ve İstanbul'u kapsayan gezi turu düzenlendi. Bazı ulusal televizyon kanallarının anahaber ve  çeşitli programlarına katılan çocuklar, 9 Mayıs Salı günü İstanbul'dan ayrılmadan LASAİD'ın konuğu oldu. LASİAD tarafından çocuklara çeşitli hediyer takdim edildi. Ağırlama programında LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, Başkan Vekili Muhammed Sancaktar, Başkan Yardımcıları Ercan Hardal, Erdem Soylu Karabağlı,Yönetim Kurulu Üyeleri,Tarık Nayman, Rıfat Opan ve Turan Yavuz yer aldı. Daha sonra çocuklar Muş'a gitmek üzere Atatürk Havaalanına hareket etti.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Ukrayna hükümeti, Türkiye ile pasaportsuz seyahat anlaşmasını onayladı

Ukrayna hükümeti, Türkiye ile Ukrayna arasında pasaportsuz olarak yeni kimlik kartları ile karşılıklı seyahat imkanı sağlayacak anlaşmayı onayladı. Kırım Haber Ajansı QHA’nın haberine göre, Ukrayna Bakanlar Kurulu bugün yaptığı toplantıda, Türkiye ile Ukrayna arasında imzalanan iki ülke arasında pasaportsuz, yeni kimlik kartları ile karşılıklı seyahat imkanı sağlayacak anlaşmayı onayladı. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında Vatandaşların Karşılıklı Seyahatlerine İlişkin Usullere Dair Anlaşma, 14 Mart 2017 tarihinde Ankara’da Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk İşleri Genel Müdürü Büyükelçi Mehmet Samsar ile Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Andriy Sıbiga tarafından imzalanmıştı. İKİ ÜLKE ARASINDA KİMLİKLE SEYAHAT DÖNEMİ Anlaşmaya göre yeni kimlik kartları kullanan Ukrayna ve Türkiye vatandaşları, iki ülke topraklarına giriş, çıkış ve transit geçiş yapabilecekler ve bu ülkelerde 180 gün için 90 güne kadar vizesiz kalabilecekler. Ukrayna hükümeti resmi internet sitesinde yapılan açıklamada söz konusu anlaşmanın ülkeler arasındaki ikili ilişkilerin geliştirilmesine ve sosyal, ekonomik, kültür, insani alanlardaki ilişkilerin yoğunlaştırılmasına yardımcı olacağı ifade edildi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, anlaşmayla ilgili “Karşılıklı ziyaret ve turist sayısını artırmak istiyoruz. Halklarımız arasında daha fazla temas olsun istiyoruz. O nedenle bundan sonraki süreçte vatandaşlarımızın pasaporta ihtiyaç duymadan sadece kimlikleriyle ülkelerimizi ziyaret etmesi için hazırlıkları tamamladık. Yaz gelmeden bunu başaracağız” diye konuşmuştu.   Kaynak için tıklayınız
Devamını Oku
Standard Post with Image

23.İstanbul Uluslararası Ev Tekstili Fuarı Açıldı

Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri Ve İş adamları Derneği (TETSİAD) tarafından CNR Fuarcılık işbirliği ile bu yıl 23. üncüsü düzenlenen EVTEKS Uluslararası Ev Tekstili Fuarı Başbakan Numan Kurtulmuş ve Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkçi’nin katılımıyla gerçekleştirilen açılış töreniyle kapılarını açtı. Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş yaptığı açılış konuşmasında iş adamlarına yönelik “Siz bir yerde ev tekstili üretirken aslında muktedir Türkiye’nin geleceğini de üretiyorsunuz.”dedi. Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkçi ise “Atacağınız her türlü adımlarda biz yanınızdayız.” dedi. Fuara LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca katıldı ve Yönetim Kurulu Üyesi Tarık Nayman katıldı. Fuara LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Turan Arya Home firmasıyla,Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Yasubuğa Süpertekstil firmasıyla katıldı.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD, TBMM Başkan Vekili Akif Hamzaçebi’yi Ağırladı

LASİAD, 26 Mayıs Cuma günü TBMM Başkan Vekili Akif Hamzaçebi, CHP Fatih İlçe Başkanı Soner Özimer, Fatih Belediyesi Meclis Üyesi Kazım Akşahin ve CHP Üsükdar Eski İlçe Başkanı Doğan Tekel’i Laleli Wyndham Otel’de ağırladı.LASİAD Yönetim Kurulunun tamamının yer aldığı görüşmede,  Hamzaçebi ; “LASİAD’ın benim meslek hayatımda çok yeri olan, özelliği olan ve Türkiye ekonomisine çok büyük katkıları olan bir dernektir. Laleli ise dünyanın en büyük açık hava alışveriş merkezidir” dedi. LASİAD Yönetim Kurulu  Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca ise;  Ticari ilişkilerde de Laleli gündeme geliyor ve Laleli bir simgedir, en düşük dönemlerimizde ekonomiye büyük katkımız olmuştur” dedi. Toplantı sonrası Eyyüpkoca, Akif Hamzaçebi’ye lale motifli vazo hediye etti.   Haber görselleri için tıklayınız    
Devamını Oku
Standard Post with Image

Çin ile ABD anlaştı

Çin Halk Kurtuluş Ordusu (PLA) ve ABD ordusu arasında yeni bir iletişim mekanizması kurulması konusunda anlaşma yapıldığı bildirildi. Çin ve ABD arasında kritik anlaşma. "China Daily"nin haberine göre, ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Joseph Dunford, başkent Pekin'de PLA Genelkurmay Başkanı Fang Fınghui ile bir araya geldi. ABD Başkanı Donald Trump'ın başkanlık görevini devralmasından bu yana askeri alanda en yüksek düzeyde yapılan bu ziyarette, iki Ordu arasında yeni bir iletişim mekanizması kurulması i Çin çerçeve anlaşması imzalandığı belirtildi. Fang, mevkidaşı Dunford ile yaptığı toplantıda, Başkan Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in iki ordu arasındaki "dostça" gelişmeleri değerlendirdiğini söyleyerek bu iş birliğinin Çin ile ABD için "tek doğru seçenek" olduğunu ve iki tarafın "mükemmel ortaklık yapabileceğini" dile getirdi. Çin ordusunun, ABD ordusu ile karşılıklı anlayış ve güveni güçlendirme konusunda istekli olduğunu belirten Fang, PLA'nın iki ülke orduları arasında iş birliğini derinleştirmek, risk ve farklılıkları uygun ve etkili bir yolla yönetmek istediğini ifade etti.Dunford ise ABD ordusunun PLA ile ilişkilerini geliştirmeyi sürdüreceğini aktardı. Her iki tarafın aynı sorunları yapıcı bir yolla çözmek için iş birliğini derinleştirme noktasında fırsatlardan yararlanması gerektiğini kaydeden Dunford ise "Pek çok zor konuda aynı görüşü paylaşmıyor olsak da onları çözmek için aynı taahhüdü paylaşıyoruz." ifadesini kullandı. Ayrıca iki genelkurmay başkanı, Tayvan, Güney Çin Denizi, Kore Yarımadası'nın nükleerden arındırılması ve ortak çıkarlarını ilgilendiren konularda görüş alışverişinde bulundu.Dunford'un Çin'deki programı kapsamında ülkenin kuzeyindeki bir PLA üssünü ziyaret ederek Çin ordusunun tatbikatını izleyeceği duyuruldu. Kaynak:www.milliyet.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

İstanbul'da sansar alarmı

İstanbul sokaklarının kirpilerden sonra yeni misafiri sansarlar. Forum sitelerinde İstanbul’da sansar görenlerin paylaşımları yer alıyor. Yaban Hayvan Veterineri Ahmet Emre Kütükçü, bazı ilçelerde sansar yavruları bulduklarını açıklamıştı. Geceleri dolaşıp kedilerin mamalarını yiyorlar. İstanbul'da kirpilerden sonra  sansar alarmı. Gazete Habertürk'ten Uzay Kesmen'in haberine göre; İstanbul’da kirpilerin yanı sıra sansarlar da sıklıkla görülüyor. Sansarlar, özellikle geceleri binaların çatılarında ve bahçelerde dolaşıyor. Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) üyesi ve Yaban Hayvan Veterineri Ahmet Emre Kütükçü, İstanbul’da görülen türün daha çok ‘kaya sansarı’ olduğunu açıkladı. AHŞAP EVLERDE YAŞIYORLAR Sansarların özellikle ahşap ya da müstakil evlerin çatı aralarında barındıklarını belirten Kütükçü, “Geceleri beslenmeye çıkıyorlar. İstanbul’da sıçan ve güvercinler gibi avlayabilecekleri çok hayvan var. Tatlıya da düşkünler. Bazen açık pencere bulurlarsa evlere girebilirler. Yumurtayı da severler. Burunlarıyla kırıp içerisinden emerler. İstanbul’da sansarlar için hem barınma hem de beslenme imkânı geniş. Daha önce Fatih ve Beyoğlu’ndan çok ihbar geldi. Bu bölgelerde bir sürü yavru sansar bulduk. Sansarlar, şehirde yaşamaya ayak uydurmuş bir hayvan. Ancak yeni yapıların yüksek ve betonarme olması bu hayvanların farklı alanlara yönelmesine neden oluyor” diye konuştu. Kütükçü, son olarak 18 Temmuz’da Sarıyer’de ormanlık alandan kente inen domuzlarla ilgili ise “Eğer ormanlık alan yetmiyorsa bu sefer domuzlar daha geniş alanları taramaya başlıyorlar. Bazen yiyecek aramak için şehir içine giriyorlar. Bu domuzların artık şehirde yiyecek aramaya başladığını ve ormanın yetmediğini bize söylüyor” dedi. GÖRENLER SOSYAL MEDYADA PAYLAŞIYOR Cerrahpaşa Mahallesi’nde, evimin arkasındaki okul bahçesinde sansarlar var. Kedilere verdiğim mamaları yiyorlar. Şehremini’de oturuyorum. 17 yıldır ve hâlâ arka bahçedeki tek katlı eski yapıda sansarlar yaşıyor. Gece karanlığında bağrıştıklarını sık sık duyarım. Fındıkzade Haseki Sultan Mahallesi’nde arabaların altından aniden karşınıza çıkabilir. Üsküdar Devlet Acil’de çalışıyorum. Geçen gece 2.5 civarlarında arabayla sigara almaya çıktığımda sansar gördüm. Altunizade Koşuyolu civarlarında da aralıklarla görüyoruz. Kirpiler de var. Validebağ’da da sincaplarımız var. Kaynak: www.milliyet.com.tr
Devamını Oku
Standard Post with Image

VI. Laleli Fashion Shopping Festival Basın Lansmanı

LASİAD, 02 Ağustos 2017 Çarşamba günü Laleli WyndhamHotel’de IV. Laleli FashionShopping Festival için basın lansmanı düzenledi. Ulusual basından TV ve Gazete temsilci ve muhabirlerinin yoğun ilgisinin olduğu lansman toplantısına LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Ercan Hardal, Erdem Soylu Karabağlı, Festival Komitesi Başkanıİbrahim Murat Ramizoğlu, Yönetim Kurulu Üyeleri İrfan Akbaş, Tarık Nayman ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüakkatıldı. LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca basın mensuplarına yaptığı açıklamada;‘’Bu yıl "Ticaretin altın anahtarı Laleli" sloganı ile düzenlenecek olan festivalimiz 13 Ağustos'a kadar sürecektir. Bu  festival için 8 ülkeden 250'ye yakın alıcının İstanbul'a geliyor; bir zamanlar 6 milyar dolara yakın ihracata imza atan Laleli için en kötü günlerin 2016 ile birlikte geride kaldı’’dedi. Eyyüpkoca basın açıklamasının devamında "2017'ye iyi bir başlangıç yaptık. Bu yılın ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine göre ticaretimizde yüzde 25-30 artış kaydettik. 'Ticaretin Altın Anahtarı Laleli' sloganıyla 6'ıncısını düzenlediğimiz festivalin yaratacağı sinerji sayesinde eski parlak günlerimize döneceğiz" dedi. Basın Lansmanı görselleri için tıklayınız...
Devamını Oku
Standard Post with Image

Sigara yasağında yeni düzenleme!

Sigara yasağı genişliyor. Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşları Teşkilat Yasası değişiyor ve toplu taşıma araçlarında uygulanan sigara içme yasağı, özel araçları da kapsayacak şekilde genişletiliyor. Gazete Habertürk'ten Fatmanur Boylu'nun ulaştığı yasa taslağında, milyonlarca sürücüyü ilgilendiren kritik bir düzenleme de yer alıyor. Buna göre toplu taşıma araçlarında uygulanan sigara içme yasağı, özel araçları da kapsayacak şekilde genişletiliyor. Yeni düzenleme ile “hususi araçların sürücü koltuklarında oturanların” da sigara içmeleri yasaklanıyor. TEK TİP PAKET Yapılacak düzenleme ile Türkiye’de üretilen veya ithal edilen tütün ürünleri; markanın yazım şekli, yazı karakteri, punto boyutu, paket üzerindeki konumu, paketlerin rengi, diğer yazı, ibare ve şekiller dahil tek tip tasarlanmış düz standart paket biçiminde piyasaya sürülecek. Marka; paketin tek bir yüzeyine ve yüzeyin yüzde 5’ini aşmayacak şekilde yazılacak. Paketlerin üzerine markanın logosu, simgesi veya sair işaretleri konulamayacak. TEŞKİLAT YAPISI Sağlık Bakanlığı teşkilatı, kamu hastaneleri kurumu ve bazı bağlı kurumların yapısında bazı değişiklikler de yapılacak. İl sağlık müdürlerine daha fazla yetki verilecek. Taslağa göre; Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterlikleri ile bağlı hastanelerde görevli sözleşmeli personelin sözleşmeleri, ilgili maddenin yayımlanmasından sonra sona erecek. Sözleşmeli pozisyonlara kamu kurum ve kuruluşlardan görevlendirilenler kadro görevlerine dönecek, açıktan atananların ilişikleri kesilecek. Sağlık çalışanlarının nöbet ücretleri artırılacak. Normal doğuma bağlı, kadın ve çocuğun uğrayacağı zararlara karşı yapılacak özel sigortanın poliçesi 3 yıl süreyle Sağlık Bakanlığı’nca temin edilecek. Süre 6 yıla kadar uzatılabilecek. Aile hekimleri, 72 yaşına kadar çalışabilecek. ŞİRKET KURULUYOR Uluslararası sağlık hizmetlerine ilişkin politika ve stratejiler geliştirmek, hizmet sunum standartlarını ve akreditasyon kriterlerini belirlemek, ülkenin sağlık turizmine yönelik faaliyetlerini desteklemek üzere Uluslararası Sağlık Hizmetleri unvanı ile bir anonim şirket (USHAŞ) kurulacak. Bu şirket, uluslararası sağlık hizmetlerinin fiyat tarifelerini hazırlayarak bakanlığın onayına sunacak.  Kaynak:www.milliyet.com.tr
Devamını Oku
Standard Post with Image

Başbakan Yıldırım'dan yüzde 7'yi aşan büyüme tahmini

Başbakan Binali Yıldırım Türk ekonomisinin önünün açık olduğunu, yılın ikinci çeyreğinde yüzde 7 veya daha üzeri büyüme beklediklerini söyledi. Orta Vadeli Program'a göre GSYH'de 2017 yılında yüzde 4.4, 2018'de ise yüzde 5 büyüme öngörülüyor. Türkiye ekonomisi 2017 yılının ilk çeyreğinde yüzde 5'lik büyüme gerçekleştirmişti. Yıldırım Singapur'da, Türk-Singapur İş Forumu Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, "Türk ekonomisinin önü açıktır ilk çeyrekte gerçekleşen yüzde beşlik büyüme sonrasında, yılın ikinci çeyreğinde yüzde yedi veya üzerinde büyüme bekliyoruz. Bundan sonraki on yıllarda en istikrarlı ülke Türkiye olacak" dedi. Suriye ve Irak'ın imar edilmesi için önlerinde büyük imkanlar olduğunu ve bu faaliyetleri Türkiye ile Singapur'un ortak gerçekleştirebileceğini de dile getiren Yıldırım şunları söyledi: "Singapur güçlü finans kaynaklarına sahip. Tecrübe de var. Türk müteahhitleri dünyada yüklendikleri işler bakımından Çin'den sonra geliyor. Tecrübe, finansal imkanlarla bir araya gelince pekala çok güzel işler başarılabilir." Kaynak:www.sabah.com.tr
Devamını Oku
Standard Post with Image

Norveç'te Türkiye kampanyası! 'Evet ben gidiyorum…'

Norveçliler, seyahat acentelerinin Türkiye'ye olan tur ve uçuş sayılarını azaltmasına, biletlerin de  pahalı satılmasına tepki gösterdi - Norveçliler, #EvetBenGidiyorum"  (#JaJegReiser) isimli kampanyayla şikayetlerini dile getirdi. Tepkiler üzerine turizm firmaları, 2018 için kapasitelerini artıracağını açıkladı Norveçliler, havayolu şirketleri ile seyahat acentelerinin Türkiye'ye olan tur ve uçuş sayılarını azalmasına, biletlerin de pahalı satılmasına tepki gösterdi. Sosyal medyada kampanya başlatan Norveçliler, turizm firmalardan  özellikle 2018 yılı için kapasitelerini artırmalarını istedi. Bu konudaki rahatsızlığı dile getirmek için Facebook'ta yürütülen  #EvetBenGidiyorum" (#JaJegReiser) isimli kampanya, şu ana kadar yarım milyon  kişiye ulaştı. Steinar Johansen (67) ile iletişim öğrencisi Çınar Şimşek'in  düzenlediği kampanyaya destek verenler, özellikle sefer sayısının az olması ve  fiyatların pahalılığından şikayetçi oldu. NORVEÇ BASINI İLGİSİZ KALMADI Kampanyanın yürütüldüğü 10 binden fazla üyesi olan Alanya İskandinav  Toplumu (Det Skandinaviske i Samfunn Alanya) adlı Facebook sayfasında bir  kullanıcı, "Havayolu ve charter şirketleri tüm yolları keserse ne yapabilirim"  diye yazarken, diğeri de seyahat firmalarına doğrudan şikayette bulunulmasını  istedi. Sayfada, "İnsanların Türkiye'de savaş olmadığını ve orayı ziyaret  etmenin güvenli olduğunu anlamasının zamanı geldi", "Burada (Norveç) kışlar  soğuk, uzak güneydeki ılık sahilleri öneririm", "İki hafta önce Alanya'dan  döndüm, tekrar gitmeyi sabırsızlıkla bekliyorum" şeklindeki görüşlere yer  verildi. Norveçlilerin şikayetlerini sıraladığı ve Türkiye'ye olan ilgilerini  gösterdiği kampanyaya, seyahat acenteleri ve Norveç basını da ilgisiz kalmadı. Norveç'in ulusal gazetelerinden ABC Nyheter haberlerinde kampanyaya  geniş bir şekilde yer verdi. "TURİZM İLE ŞEHİR HAYATI BİR ARADA" Gazeteye konuşan Johansen, kampanya ile seyahat acenteleri ve havayolu  şirketlerine Norveçlilerin Türkiye'ye gitmek istediğini söylemek istediğini ifade  etti. İlk defa 6 yıl önce Alanya'ya gittiğini, o günden sonra da hem yaz hem kış  Türkiye'yi ziyaret ettiğini vurgulayan Johansen, Türk halkının sıcak kanlılığına  ve yardımseverliğine vurgu yaptı. Alanya'nın kendine has bir atmosferi ve sıcaklığı olduğuna dikkati  çeken Johansen, "Burada turizm ile şehir hayatının doğal bir karışımını  buluyorsunuz. Pek çok güzel ve çocuklar için de uygun olan plajlar var. Ayrıca kendinizi modern bir Türk şehrindeki yerel şehir hayatının tam ortasında bulmak  için otelinizden veya dairenizden fazla uzaklaşmanız gerekmiyor." dedi. Norveç medyasında Türkiye hakkında çıkan olumsuz haberlerden seyahat  acentelerinin etkilendiğine işaret eden Johansen, terör saldırılarının yaşandığı  diğer ülkelere kıyasla Norveç basınında Türkiye haberlerinin aşırı derecede  olumsuz ele alındığını kaydetti. "2018'DE KAPASİTEMİZİ ARTIRACAĞIZ" Bir turizm şirketi temsilcisi olan Nora Aspegren ise yaz sonuna doğru  Türkiye'ye olan ilgide bir artış gözlemlediklerini, 2018 yazı için Türkiye  kapasitelerini yüzde 25 artıracaklarını söyledi. Başka bir turizm yetkilisi Tonje  Lokaas Fossum da Dagbladet gazetesine yaptığı açıklamada 2018 yılında bir artış  beklediğini ifade etti. Norveç havayolu şirketi Norwegian Air temsilcisi Lassa  Sandaker-Nielsen ise terör saldırıları nedeniyle yaza kadar talep ve arzda bir  düşüş olduğunu ancak yaz itibariyle Türkiye'ye yaptıkları seferlerde büyük ilgi  gördüklerini bildirdi. Kaynak:www.milliyet.com.tr
Devamını Oku
Standard Post with Image

Yüzde 57'si tamam! 225 bin kişi çalışacak...

Türkiye'nin mega projelerinden İstanbul Üçüncü Havalimanı, aynı zamanda önemli bir istihdam merkezi. Havalimanı inşaatında çalışanların sayısı 30 bini geçerken, tamamlandığında da doğrudan ve dolaylı 225 bin kişiye istihdam yaratacak. Üçüncü Havalimanı'nın inşaatında çalışan sayısı 30 bini aştı. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, hedefin kısa süre içinde sayının 35 bin seviyesine çıkartılması olduğunu belirterek, tamamlandığında doğrudan ve dolaylı istihdam sayısının 225 bine çıkacağını öngördüklerini söyledi. YÜZDE 57'Sİ TAMAM 29 Ekim 2018'de açılması planlanan havalimanı projesinin yüzde 57'si tamamlandı MONTAJ İŞLEMLERİ BAŞLADI Terminal ana blok cephe ve çatı kaplama işleri sürerken, bagaj sistemi inşaatında yüzde 65'lik ilerleme sağlandı. Yolcu köprüleri montaj işlemleri başladı, Hava Trafik Kontrol Kulesi'nin kaba inşaat işleri tamamlandı ve cephe ve çatı kaplama işlerine geçildi. İkinci pist ve bağlantı taksi yollarının toprak işleri sürerken, eş zamanlı alt temel çalışmaları sürüyor. Bu yoğun inşaat faaliyetlerinde özellikle taşımacılık büyük önem taşıyor.. Kaynak:www.milliyet.com.tr
Devamını Oku
Standard Post with Image

Antalya, 8 Milyon Turiste Koşuyor

10 Avrupa ülkesinden gelen turist sayısındaki düşüşe rağmen, Rusya'dan gelen turist sayısında rekor artış oldu. Kente gelen toplam turist sayısı, ağustos ayında 7.5 milyona yükseldi. Antalya turizminde en sancılı yıl 2016'nın ardından Rusya pazarındaki rekor artışlar sürerken, Avrupapazarındaki düşüşlerde ise toparlanma devam ediyor. Antalya turizmi, geçen yılın toplamında 6.4 milyon olan turist sayısını geçmeyi başarırken, 31 Ağustos tarihi itibariyle Antalya ve Gazipaşa havalimanları aracılığıyla kente gelen toplam turist sayısı 7 milyon 521 bin 847'ye ulaştı. 31 Ağustos itibariyle AntalyaHavalimanı'na 6 milyon 965 bin 617 turist, Gazipaşa Havalimanı'na ise 556 bin 230 turist geldi. Ağustos ayında ise toplam 1 milyon 760 bin 500 turist gelirken, geçen yılın ağustosuna göre yüzde 75 artış kaydedildi. Eylül ayının ilk dört gününde ise yüzde 76'lık yükselişle toplam 225 bin turist geldi. RUSLAR 2.5 MİLYONU AŞTI Antalya Havalimanı'na 1 Ocak-31 Ağustos tarihleri arasında gelen 6 milyon 965 bin turistin 2 milyon 659 bin 877'sini Ruslar oluşturdu. Rusya'dan 8 ayda gelen turist sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2 bin 536 gibi rekor bir yükseliş gösterdi. Geçen yıl aynı dönemde 100 bin 902 Rus turistin geldiği kentte, bu yıl 2 milyon 558 bin 975 Rus turist artışı oldu. Ruslar toplam turist sayısının yüzde 33'ü oranıyla en büyük paya sahip ülke oldu. ALMANLAR 1 MİLYONU GEÇTİ Kente en çok turist gönderen ikinci ülke ise Almanlar oldu. Almanya'dan gelen turist sayısı en kötü sezon olan 2016'ya göre de azalışını sürdürüyor. Temmuz ayında geçen yıla göre yüzde 21 olan düşüş oranı 3 puan azalarak yüzde 18'e geriledi. 8 ayda Antalya'ya Almanya'dan toplam 1 milyon 83 bin 823 turist geldi. Toplam turist sayısının yüzde 15.5'ini oluşturan Almanlarda geçen seneye göre 236 bin turist kaybı yaşandı. UKRAYNA PAZARI BÜYÜMEYE DEVAM EDİYOR Geçen yıldan itibaren büyük yükseliş gösteren Ukrayna pazarı bu yıl Antalya turizminde en çok paya sahip üçüncü ülke olmayı sürdürüyor. 8 aylık dönemde yüzde 26 artışın yaşandığı Ukrayna'dan bu dönemde Antalya'ya toplam 545 bin 278 turist geldi. Ukrayna'nın toplam turist sayısındaki payı ise yüzde 7.8 oldu. İngiltere pazarı ise bu yıl ilk defa ağustos sonu itibariyle artıya geçti. Önceki aylarda küçük miktarlarda gerileme gösteren İngilizler, Ağustos itibariyle yüzde 3 artışa geçti. İngiltere'den 8 ayda toplam 251 bin 714 turist geldi. YÜKSELEN ÜLKELER Antalya turizminde bu yıl Rusya, Ukrayna ve İngiltere'nin dışında artış gösteren ülkeler, en çok turist gönderen sıralamasıyla Kazakistan, Beyaz Rusya, İsrail, Polonya, Romanya, İran, Slovakya, Çek Cumhuriyeti, Moldova, Litvanya, Fransa, Macaristan, KKTC ve İtalya oldu. Kazakistan'dan yüzde 92 artışla 207 bin, Beyaz Rusya'dan yüzde 166 artışla 127 bin turist geldi. İsrail'den yüzde 13 artışla 120 bin, Polonya'dan yüzde 52 artışla 115 bin turist geldi. Romanya'dan yüzde 22 artışla 92 bin, İran'dan yüzde 18 artışla 81 bin turist geldi. Slovakya'dan yüzde 89 artışla 61 bin, Çek Cumhuriyeti'nden yüzde 77 artışla 57 bin, Moldova'dan yüzde 48 artışla 53 bin turist geldi. Litvanya'dan yüzde 22 artışla 52 bin, Fransa'dan yüzde 15 artışla 49 bin, Macaristan'dan yüzde 49 artışla 30 bin, KKTC'den yüzde 19 artışla 16 bin, İtalya'dan yüzde 2 artışla 8 bin turist geldi. Diğer ülkelerin toplamında ise yüzde 37 artışla 406 bin turist geldi. AVRUPA PAZARINDA DÜŞÜŞ DEVAM ETTİ Avrupa pazarında ise Almanya başta olmak üzere düşüş devam etti. En çok turist gönderen ülkeler sıralamasına göre bu yıl düşüşün devam ettiği Avrupa ülkeleri Hollanda, Belçika, Danimarka, İsveç, İsviçre, Norveç, Avusturya, Finlandiya ve Slovenya olarak sıralandı. Hollanda'dan yüzde 23 düşüşle 183 bin, Belçika'dan yüzde 8 düşüşle 101 bin, Danimarka'dan yüzde 17 düşüşle 87 bin turist geldi. İsveç'ten yüzde 36 düşüşle 70 bin, İsviçre'den yüzde 18 düşüşle 41 bin, Norveç'ten yüzde 40 düşüşle 40 bin turist geldi. Avusturya'dan yüzde 41 düşüşle 38 bin, Finlandiya'dan yüzde 48 düşüşle 23 bin, Slovenya'dan yüzde 12 düşüşle 3 bin 699 turist geldi. İran'dan da yüzde 2 düşüşle 63 bin 916 turist geldi. Kaynak:www.haberler.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

İş hayatında her daim profesyonel kalabilmenin 5 yolu

İş yerlerimizde son zamanlarda durumlar değişti. Sosyal medya herkesin gerçek yaşamında nasıl biri olduğuna dair çok fazla bilgi verebileceğinden profesyonel iş yaşantısının da bundan nasibini alması kaçınılmaz oldu. Nasıl siz basit bir google aramasında çalışmak istediğiniz bir şirketin tüm bilgilerine ulaşabiliyorsanız insanlar da sizin bilgilerinize ve hakkınızda söylenenlere kolayca ulaşılabiliyor. Bu demek oluyor ki profesyonel duruşunuzu her daim korumak artık çok daha önemli. İşte bunu başarabilmek için bir kaç küçük ipucu. Toplantılarınızı çalışma saatleri içinde planlayın Artık çalışma saatleri 9-5’in çok ötesine uzanıyor görünse de toplantılarınızı mesai saatleri içerisinde planlamak son derece önemlidir. Aksi takdirde siz ve meslektaşlarınız toplantıya tamamen farklı amaçlarla gelebilirler. Cuma akşamına ayarlanan bir toplantı her iki taraf için de bir iş toplantısı olamayacaktır. Sosyal medyayı dikkatli yönetin Cumartesi gecesi o kafanızın çok güzel olduğu fotoğrafı yaynlamadan önce bunu herkesin görebileceğini unutmayın. Bununla birlikte profilinizde çalıştığınız markayı da rencide edecek paylaşımlarda bulunabilirsiniz. Bu nedenle profilinizi temizleyin. Evet, yanlış duymadınız. Erişilebilir ve çok kişisel olan şeyler için gizlilik ayarlarına başvurun ve sadece arkadaşlarınızın görebileceği paylaşımları ayırın. Kalan yerlerde ise sakıncalı gördüğünüz tüm içeriği temizleyin. Kişisel iletişim uygulamalarını ticari amaçla kullanmak özel hayatı ve iş hayatını birbirine karıştırmaktır ve trajik sonuçlar doğurabilir. Artık işletmelerin çoğu çabuk haberleşmek için Facebook Messenger, iMessage veya WhatsApp gibi kişisel iletişim uygulamalarını kullanıyor. Bunu hepimiz hızlı olmak için yapıyoruz ama müşterinize ‘Seni seviyorum bebeğim’ gibi bir mesajı yanlışlıkla atma riskinizi de yukarılara çıkarıyor. Bu nedenle kişisel mesajlaşma gereçleri yerine profesyonel iletişim araçlarınızı kullanmanız doğru olacaktır. Aşırıya kaçmayın İş ortamınız çok rahat olabilir. Ancak iş ortamında yaptığınız bir yorum ya da aşırı bir tepki insanlar tarafından yanlış algılanabilir ve beklenmedik sonuçlar doğurabilir. Açık fikirli ofis düzenlerine, masa tenisine ve rahat kıyfet kodlarına güvenmeyin ve profesyonel kimliğinizin her şeyin ötesinde olduğunu unutmayın. Ayrım yapmayı bilin İş hayatınız ve özel hayatınız arasında bir ayrım  yaparak başınıza gelebilecek utanç verici kazaları en aza indirmiş olursunuz. Kişisel iletişim mecralarının sizin için bir tehdit olabileceğini unutmayın ve mutlaka bu hesapları birbirinden ayırın. Kaynak:www.hurriyet.com.tr
Devamını Oku
Standard Post with Image

Beş büyük sanal para biriminden dördü düştü

İnternet aracılığıyla kullanılan ve herhangi bir merkezi otoriteye ya da aracı kuruma bağlı olmayan, ancak, son günlerde farklı ülkelerden gelen "düzenleme" haberleriyle sert dalgalanmalar yaşayan kripto para birimleri piyasasının en büyük beş para biriminden dördü düşerken, bu duruma bağlı olarak kripto para piyasası hacmi de yüzde 5.5 azalarak 783 milyar dolara indi. 1384 adet kripto paranın oluşturduğu kripto para birimleri piyasasının belirleyicisi Bitcoin son 24 saatte yüzde 5.39 düşerek 16 bin 107 dolara geriledi. Bitcoin 783 milyar dolarlık kripto para birimleri piyasasının yüzde 34.5'ini oluştururken, kripto para birimleri piyasasının son 24 saatlik işlem hacmi 44 milyar dolar olarak hesaplandı. Piyasa değeri sıralamasında ilk beşte yer alan kripto para birimlerindeki günlük değişimler ise şöyle: Bitcoin yüzde 5.39,  Ripple yüzde 18.91, Bitcoin Cash yüzde 14.81 ve Cardano yüzde 2.88 azalırken, Ethereum yüzde 10.25 arttı. Kaynak:www.milliyet.com.tr
Devamını Oku
Standard Post with Image

Antalya'da tüm zamanların Rusya rekoru kırıldı

2017, Antalya ve çevresi için Rusya'dan gelen turist sayısı açısından "tüm zamanların rekoruna" imza attı. Antalya'ya, Antalya ve Gazipaşa havalimanları başta olmak üzere İstanbul ile diğer havalimanlarından transfer şeklinde 2017 yılında ağırladığı 10 milyon 486 bin turistin milliyetlerine göre dağılımında Ruslar ilk sırayı aldı. 2016'ya göre yüzde 671 artışla 3 milyon 796 bin 374 turist sayısına ulaşıldı. haberalanya.com.tr'nşn aktardığına göre, Antalya Valisi Münir Karaloğlu, Rusya pazarında 2017'de bütün zamanların rekorunun kırıldığını kaydetti. 3 milyon 800 bine yakın sadece Rusya'dan misafir geldiğine değinen Vali Münir Karaloğlu, "Toplantıda bu pazarın 2018'de daha da büyüyeceğini öngördük. Tabi Rusya'nın etkili olduğu hinterlandı var. BDT bölgesi ve o bölgede de geçen sene ciddi bir sıçramamız oldu. Şu anda Antalya'ya en çok turist gönderen ülke Rusya oldu. Antalya'ya gelen toplam turist sayımızın yüzde 40'ını Ruslar oluşturdu, Rusya'dan geldi" dedi. Vali Karaloğlu, Rusya-BDT pazarındaki büyümenin iyi olduğunu ama tek pazara bağlı olmayı da çok arzu etmediklerini belirtti. Pazar çeşitliliği konusunda çok ciddi çalışmalar yaptıklarını vurgulayan Karaloğlu, "Ortadoğu pazarı çok büyüyor. Rakamlar Avrupa ve Rusya kadar büyük olmasa da oransal olarak 2016 ile 2017 rakamlarına bakıldığında çok büyüyor. Bugün hedef ülkeler belirledik. Irak, Ürdün, Lübnan, Suudi Arabistan gibi. 2018'de ve devamındaki yıllarda pazarı çeşitlendirme ve Antalya'daki tek pazarın ağırlığını azaltma noktasında bir gayretimiz olacak. Bunu yaparken rakamı büyüteceğiz. Farklı ve yeni pazarlardan turist getirerek bu sağlamaya çalışacağız" diye konuştu. Antalya'ya, Antalya ve Gazipaşa havalimanları başta olmak üzere İstanbul ile diğer havalimanlarından transfer şeklinde 2017 yılında ağırladığı 10 milyon 486 bin turistin milliyetlerine göre dağılımında Ruslar ilk sırayı aldı. 2016'ya göre yüzde 671 artışla 3 milyon 796 bin 374 turist sayısıyla Ruslar tüm zamanların rekorunu kırdı. Bu sayı toplam turistin de yüzde 40'ını oluşturdu. Turizmin altın yılı olarak kabul edilen 2014 yılında Antalya'ya 3 milyon 489 bin Rus turist gelirken, bu ülkeden 2015 yılında 2 milyon 838 bin, 2016'da ise 492 bin 349 tatilci geldi. İkinci sırada ise Almanya geldi. Almanya pazarında yüzde 15 azalma ile 1 milyon 694 bin 956 turist geldi. Üçüncü sırayı alan Ukrayna'dan yüzde 24 artışla 715 bin kişi geldi. Dördüncü İngiltere'den yüzde 8.5 artışla 375 bin, beşinci Hollanda'dan yüzde 21 düşüşle 275 bin turist geldi.  Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Siz Rusya'yı nasıl bilirsiniz?

Seveni de çok, korkanı da... Takdir edeni de çok, eleştireni de...  Ama ortak nokta, Rusya'nın her zaman dünyanın en çok merak edilen ülkelerinden biri olduğu gerçeği. Çoğu yabancı için, Rusya hakkında bilinenler ise bazen bu nispette yüzeysel. Bu da önyargılara, doğru bilinen yanlışlara, güncel ifadeyle söylemek gerekirse "steryotiplere", yani basmakalıp inanışlara kapı aralıyor. İşte Georgi Manayev'in derlediği bunlardan bazıları ve "doğru"lar: 1. En popüler Rus ismi İvan'dır: İvan aslen Rus ismi olmadığı gibi, en popüler isim de değildir. İvan eski bir Yahudi ismidir (Yohanan). Rusya'da en çok rastlanan erkek isimleri Aleksandr, Sergey ve Dmitri'dir. 2. Bira Rusya'da alkolden sayılmaz: Yaygın kanının aksine bira 2011'den beri Rusya'da alkollü içecek sınıfına girer. 3. Ruslar birbirine hep "yoldaş" der: Sovyet devrinin bu sıfatı hiç yaygın değildir. Genellikle, şaka yollu kullanılır. 4. Tüm Ruslar komünisttir: Hayır, Sovyetler Birliği'nin en kuvvetli yıllarında bile tüm Ruslar komünist değildi. En iyi zamanlarında bile parti üyesi 20 milyonu bulmamıştı. 5. Rusya çok soğuktur ve sürekli kar yağar: Rusya belirli bir iklim kalıbına sokulamayacak kadar büyük bir coğrafi alana yayılan bir ülkedir. Dört iklim bölgesine ayrılan ülkede hava sıcaklığı -41 ile +41 arasında değişir. 6. Ruslar diğer Slav dillerini kolayca anlayabilir: Bazılarını kısmen evet (Ukraynaca), bazılarını hayır (Lehçe, Çekçe). Türklerin Azericeyi kolay, Kazakçayı çok az anlaması gibi. 7. Rusya yoksul bir ülkedir: Rusya gelir dağılımının adaletsiz olduğu ülkeler arasında yer alır, ancak bir bütün olarak yoksul bir ülkedir denemez. Rusya dünyanın en büyük 12. ekonomisidir. 8. Rusya'da mağazalarda raflar boştur: Perestroyka döneminden kalan bu inanış kesinlikle yanlıştır. Rusya bugün tüketimin bol olduğu bir ülkedir. 9. Her Rus mafyayla biraz ilişkilidir: Ortalama Rusun kanunla derdi ödenmemiş bina hizmeti faturaları ve trafik cezalarından öteye geçmez. 10. Rusya sokaklarında ayılar gezer: Hayır. Sadece Sibirya'da ya da uzak bazı kasabalarda kışın yiyecek bulmak için şehre nadiren inen ayılar olursa bu da "büyük haber" olur.  11. Rusların gizemli bir ruhu vardır: XIX. yüzyıl edebiyatçıları tarafından "yaratılan" Rus ruhu kavramı Ruslara kendilerini özel hissettirir ve renk katar, ama ülkeye dair herhangi bir gizeme ışık tuttuğu şüphelidir. 12. Bütün Ruslar KGB tarafından izlenir: KGB'nin dağılmasının üzerinden neredeyse 30 yıl geçti, ismi FSB'ye döndü ama genel olarak sistem devam ediyor. "Herkes izleniyor" paranoyası yersizdir elbette ama yine de Rusya'da gizli servislerin hayat üzerindeki kontrolü Batılı demokrasilere göre daha fazladır. 13. Ruslar daçayı sever: Doğru. 1950'lerin sonunda Kruşçev'in toprak reformu ile birlikte Rusların daça edinme imkanı ortaya çıkmasaydı Sovyetler Birliği daha erken yıkılabilirdi. Hem ekonomik açıdan, hem özel alan yaratma olanakları bakımından daçalar Rusya vatandaşlarının "hayatını kurtardı" denebilir. Ancak daça kültürünün SSCB öncesine uzandığını da bilmeli. 14. Rusya'da yollar berbattır: Kısmen doğru. O yüzden Rusçada "Bizim iki derdimiz var; yıllar (darogi) ve aptallar (duraik)" derler. 15. Ruslar batıl inançlıdır: Evet. Uzaya ilk insan yollamış, bilim ve teknolojide bu kadar yol almış bir ülke ve toplum için umulmayacak kadar fazla batı inanç vardır. 16. Rusya'da bütün sürücülerin araç içinde kamerası vardır: Neredeyse tamamen doğru.  17. En iyi hackerlar Rusya'dan çıkar: Matematik geleneği kuvvetli bir ülke olarak Rusya iletişim teknolojilerinde de iyi bir yerdedir. Ve, evet, maceracı ruhla birleşince, Rusya'dan ve eski Sovyet cumhuriyetlerinden çok sayıda iyi hackerın çıktığı doğrudur. 18. Yolsuzluk Rusya'da yaygındır: Devlet görevlilerinin işlerini yapmaları için rüşvet verdiğini söyleyen Rusyalı sayısı Avrupalı sayısının dört katı olduğunu söylemekle yetinelim. 19. Ruslar çok votka içer: Yaygın kanının aksine Rusya dünyada içki tüketiminde 1. değil, 6. sıradadır. 20. Rusya babuşkalarla doludur: Gerçekten de Rusya'da yaşlı kadın sayısı yaşlı erkek sayısının bir buçuk katıdır.  Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

LİNEXPO İç Giyim Fuarı Başladı

Türkiye’ de iç giyim sektörünün öncüsü olan LİNEXPO fuarı, bugün kapılarını açtı. 8- 10 Şubat tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek olan fuara 14 bin ziyaretçinin katılması bekleniyor. Ünlü manken Deniz Akkaya sunuculuğunda başlayan açılışa iş dünyasından çok sayıda isim katıldı. İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, İHKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi, İTHİB Başkanı İsmail Gülle, İTOBaşkan Yardımcısı Dursun Topçu ve LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı GIyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ercan Hardal katılım gösterdi. Eyyüpkoca, fuarda Laleli’nin iç giyim firmaları Matilda, Doreanse, Hay's, Özalper Tekstil, Donella, CoCoon, Sistina, Monamise stantlarını ziyaret etti.
Devamını Oku
Standard Post with Image

...Ve Rusya'ya yeniden yatırım reytingi

Rusya ekonomisi için "beklenen" güzel haber geldi:  Standart & Poors uluslararası reytşmg ajansı, Rusya'nın kredi notunu yeniden "yatırım" seviyesine yükseltti. S&P, Rusya'nın kredi notunu "BBB-"ye yükseltirken, görünümünün "durağan" olduğunu duyurdu. Bu not arttırımı yabancı fonlar açısından Rusya'yı yeniden "yatırım yapılabilir ülke" seviyesine taşıyacağı büyük önem taşıyor.  S&P'den yapılan açıklamada, Rusya'nın yabancı para cinsinden kredi notunun "BBB-" seviyesine, yerli para cinsinden kredi notunun da "BBB" seviyesine yükseltildiği, görünümünün de "durağan" olduğu bildirildi. Makroekonomik politikaların, Rusya'nın dış ve mali bilançosunu güçlü tutacağı vurgulanan açıklamada, aynı zamanda daha sıkı yaptırımlara ve düşük emtia fiyatlarına karşı ekonomiyi de koruyacağına dikkat çekildi. AA'nın aktardığına göre, ekonomik düzelmenin hız kazanması ve değişken emtia fiyatlarının kamu finansmanı üzerindeki etkisinin azalması durumlarında Rusya'nın görünümünün "pozitife" yükseltilebileceğine yer verilen açıklamada, öte yandan, jeopolitik gelişmeler nedeniyle Rusya'nın üzerindeki yaptırımların daha da artması halinde ülkenin görünümünün "negatife" düşürülebileceği uyarısında bulunuldu. S&P, geçen sene yüzde 1,5 büyüme kaydeden Rusya ekonomisinin bu yıl yüzde 1,8; gelecek sene de yüzde 1,7 büyümesinin tahmin edildiğini aktardı. Bir diğer uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings ise, Rusya'nın kredi notunu teyit ettiğini açıkladı. Fitch Ratings'ten yapılan açıklamada, Rusya'nın yabancı ve yerli para cinsinden kredi notunun "BBB-" seviyesinde teyit edildiği, görünümünün de "pozitif" olduğu ifade edildi. Açıklamada, "pozitif" görünümle ilgili olarak, ekonomik politika çerçevesinin ilerlediği ve enflasyona karşı güçlü kararlılıkla hareket edildiği vurgusu yapıldı. Büyüme potansiyelini artıracak yapısal reformların uygulanması, güçlü parasal ve mali politikalarda makroekonomik dengenin oluşması durumunda Rusya'nın kredi notunun yükseltileceğine yer verilen açıklamada, öte yandan, yaptırımların artarak makroekonomik dengeyi sarması veya Rusya'nın uluslararası rezervlerinin azalması halinde ülkenin görünümünün "durağana" düşürüleceği kaydedildi. Açıklamada, geçen sene yüzde 1,5 büyüme yakalayan Rusya ekonomisinin bu yıl ve gelecek sene ortalama yüzde 2 büyümesinin öngörüldüğü bilgisine yer verildi. Kaynak: www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Ukrayna Hava Yolları İzmir'e direkt uçuş başlatma kararı aldı

Ukrayna Uluslararası Hava Yolları (UIA) önümüzdeki beş yıllık süreçte açmayı planladığı yeni hatları bir basın toplantısı ile duyurdu. Bagımsız Havacılar'da yer alan habere göre, Ukrayna Uluslaarası Hava Yolları 2018-2022 yılları arasında 36 yeni noktaya uçuş başlatacak. Hava yolunun uçuş ağına ekleyeceği noktalar arasında İzmir de bulunuyor. 2018 YILINDA UÇULACAK ŞEHİRLER Vinnitsya, Kopenhag, Kahire, Delhi, Toronto ve Sanya. İZMİR UÇUŞLARI 2019’DA BAŞLAYACAK Ukrayna Uluslararası Hava Yolları’nın 2019 yılında aralarında İzmir’in de bulunduğu 10 şehre Kiev’den uçuş başlatması planlanıyor. 2019 yılında uçuş başlatılacak şehirler; İzmir, Mykolaiv, Hamburg, Lizbon, Napoli, Oslo, Gomel, Aşkabat, Taşkent ve Şangay. 2020 YILINDA BAŞLAYACAK UÇUŞLAR Ujgorod, Dublin, Manchester, Bologna, Gdańsk, Bişkek, Kuveyt, Miami ve Guangzhou. 2021 YILINDA BAŞLAYACAK UÇUŞLAR Zagreb, Varna, Tallinn ve Seul. Kaynak:www.turizmguncel.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Beyaz Saray'dan Kuzey Kore'ye Sürpriz Çağrı: Görüşmeye Açığız

ABD, Kuzey Kore ile görüşmeye hazır olduklarını duyurdu. Amerika, gelecek adım için "Nükleer silahsızlanmaya gidecek olan uzun yolun ilk hamlesi" yorumunu yaptı. ABD, 'nükleer silahsızlanma' konusunda Kuzey Kore ile görüşmeye açık olduğunu bildirdi. "GÖRÜŞMEYE AÇIĞIZ" MESAJI Beyaz Saray tarafından dün yapılan açıklamada, ABD'nin nükleer silahsızlanma konusunun sonuca kavuşması için Kuzey Kore ile Güney Kore ve uluslararası komitelerin de katılacağı bir toplantıya açık olduğu kaydedildi. Açıklamada, Kuzey Kore tamamen nükleer silahlardan arındırılana kadar, barışçıl baskı kampanyalarına devam edeceklerini belirtti. "UZUN YOLUN İLK HAMLESİ OLARAK KABUL EDECEĞİZ" Nükleer silahlanmadan vazgeçmenin Kuzey Kore'nin faydasına olacağını kaydeden Beyaz Saray, Pyongyang'ın gün içerisinde açıklama yapması halinde görüşmeye hazır olduklarını ve Kuzey Kore'nin atacağı adımı nükleer silahsızlanmaya gidecek olan uzun yolun ilk hamlesi olarak kabul edeceklerini ifade etti. Bununla birlikte, ABD'nin Kuzey Kore'nin nükleer çalışmalarını tamamen sonlandırdığına emin olması gerektiği bildirildi. Kaynak:www.haberler.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Rus Turistlerin Eylül-Kasım Tercihi Yine Türkiye

MOSKOVA – Türkiye, bu yılın güz döneminde de Rus turistlerin bir numaralı tatil noktası olacak. Rusya Tur Operatörleri Birliği (ATOR) tarafından yapılan açıklamada, Rusya’da eylül-ekim aylarında “kadife sezonu” olarak adlandırılan dönemde vatandaşların tatil tercihini yine Türkiye’den yana kullandıkları belirtildi. Güzel hava ve uygun fiyatlarıyla Türkiye’nin yalnızca kadife sezonunda değil, kasım ayında da tercih edileceğine işaret edilen açıklamada, bu yılın sonbahar sezonunda geçen yılın aynı dönemine kıyasla Türkiye’ye yönelik talebin yüzde 40’a kadar arttığı bilgisine yer verildi. Rus rublesinde yaşanan istikrarın da vatandaşların Türkiye’ye yönelik talebini artırdığının kaydedildiği açıklamada, Lara ve Belek’in yanı sıra İstanbul’un da Rus turistlerin gözde tatil noktaları arasında olduğu belirtildi. Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü verilerine göre, ocak-eylül döneminde Antalya'yı ziyaret eden yaklaşık 11,1 milyon yabancı turistin yüzde 38,83'ünü Ruslar oluşturdu. Yetkililer, Türkiye’yi bu yıl yaklaşık 6 milyon Rus turistin ziyaret etmesini bekliyor.   Kaynak: http://beyazgazete.com/haber/2018/10/2/rus-turistlerin-eylul-kasim-tercihi-yine-turkiye-4700984.html  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Ticaret Bakanlığından "Yerli Üretim" açıklaması

Ticaret Bakanlığı, "Sermayesi yabancı olmakla birlikte Türkiye'de yatırım yapan ve katma değer üreten firmalar tarafından Türkiye'de üretilen ve satışa sunulan her tür mal için fiyat etiketlerinde 'Yerli Üretim' logosu kullanılması zorunluluğu bulunmaktadır" açıklamasında bulundu. Ticaret Bakanlığınca, sermayesi yabancı olmakla birlikte Türkiye'de yatırım yapan ve katma değer üreten firmaların ürünleri için fiyat etiketlerinde "Yerli Üretim" logosu kullanılmasının zorunlu olduğu belirtilerek, ithal edilen ve Türkiye'de sadece ambalajlanarak piyasaya arz edilen ürünlerin ise bu kapsamda kabul edilmeyeceği bildirildi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, 3 Ekim itibarıyla yürürlüğe giren düzenlemeyle Fiyat Etiketi Yönetmeliği'nde değişikliğe gidilerek, etiket ve listelerde bulunması zorunlu bilgilere "malın satış fiyatı ve birim fiyatının uygulanmaya başladığı tarih" ile "üretim yeri Türkiye olan mallar için, Bakanlıkça tespit ve ilan edilen şekil, logo veya işaret" hususlarının eklendiği hatırlatıldı. Bu doğrultuda tüketicilere yönelik mal satışlarında, ürünün Türkiye'de üretildiğini göstermek üzere tüketicilerin dikkatini ilk bakışta çekecek nitelikte "Yerli Üretim" logosu hazırlandığına işaret edilen açıklamada, bu logonun mevzuata uygun olarak kullanılmasında malın üretim yerinin tespitinin büyük önem taşıdığı vurgulandı. Açıklamada, "Yerli Üretim" logosunun perakende satışa konu hangi malların etiketleri üzerine yerleştirileceği hususu ile logonun kullanımına ilişkin usul ve esasların Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanan "Fiyat Etiketinde Yerli Üretim Logosu Kullanımına İlişkin Tebliğ" ile belirlendiğine dikkati çekilerek, şu ifadelere yer verildi: "Düzenlemeyle Sanayi Sicil Kanunu'nun ilgili maddesinde belirtilen işletmeler tarafından Türkiye'de üretilen malların, Türkiye'de üretilen el ve ev sanatları ürünleri ile Gümrük Kanunu'nun ilgili maddesinde sayılan ürünlerden (sanayi, gıda ve tarımsal ürünler ile madenler gibi) Türkiye'de elde edilen veya üretilen malların 'yerli üretim' sayılacağı kabul edilmiştir. Bu doğrultuda yurt dışından ithal edilen ve Türkiye'de sadece ambalajlanarak piyasaya arz edilen ürünler yerli üretim olarak kabul edilmeyecektir. Örneğin Rusya'dan ithal edilen pirincin Türkiye'de sadece ambalajlanarak satışa sunulmasının yerli üretim sayılmayacağı değerlendirilmiştir. Ayrıca, sermayesi yabancı olmakla birlikte Türkiye'de yatırım yapan ve katma değer üreten üreticilerin de yerli sayılacağı göz önünde bulundurularak Türkiye’de elde edilen veya üretilen malların yerli üretim sayılması gerektiği değerlendirilmiştir. Diğer taraftan 'yerli üretim' kavramı ile 'yerli malı' kavramları farklı olup birbirlerinin yerine kullanılmamaktadır. Zira sermayesi yabancı olmakla birlikte Türkiye’de yatırım yapan ve katma değer üreten firmalar tarafından Türkiye’de üretilen ve satışa sunulan her tür mal için de fiyat etiketlerinde yerli üretim logosu kullanılması zorunluluğu bulunmaktadır." Kaynak: https://www.dunya.com/ekonomi/ticaret-bakanligindan-yerli-uretim-aciklamasi-haberi-429292  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Oyak-Renault, hibrit araçlar için motorları Türkiye'de üretecek

Türkiye’ye 100 milyon euroyu aşan teknolojik yatırım yapacak olan Oyak-Renault, hibrit araçlar için motoru Türkiye’de üretecek. Mehmet KAYA ANKARA-Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Oyak-Renault’un hibrit araçlar için motor üretimini Türkiye’de yapacağını açıkladı. Varank, Oyak-Renault Genel Müdürü Antoine Aoun’u kabul etti. Kabulün ardından verilen bilgide 100 milyon euroyu aşan tutarındaki yatırımın devlet teşvikiyle yapılacağı belirtildi. Yatırımla Türkiye’de ilk kez alüminyum motor üretilmiş olacak. Fabrikanın temeli 19 Ekim’de Bursa’da törenle atılacak. Görüşmeye yönelik bir açıklama yapan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, motor bloklarının yüksek teknoloji ile üretileceğinin altını çizerek, “Otomotiv sanayimiz için çok büyük bir atılım olan bu yatırım; katma değerli üretime, istihdama ve ihracata ciddi katkılar sunacak. Ayrıca cari açığın azaltılmasına yıllık 2.3 milyar dolar katkı sağlaması bekleniyor” dedi. Oyak-Renault’un yatırımı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 9 Nisanda açıklanan “süper teşvik” listesinde de bulunuyordu. Yatırım, Oyak Renault Otomobil Fabrikalarının yeni nesil hibrit araçlar için motor, batarya ve alüminyum motor bloğu üretimi kapsamında listeye girmişti. Yatırım projesinin en önemli ayağı olan alüminyum enjeksiyon fabrikasıyla başlayacak. Otomotivde yeni teknolojik yatırım Proje bazlı teşvik sistemi kapsamında yeni nesil hibrit araçlar için motor ve bileşenlerinden oluşan bir yatırım hayata geçiyor. Oyak Renault’un sabit yatırım tutarı 100 milyon avroyu aşan projesiyle fabrikadan çıkacak ürünlerin büyük bölümünün ihraç edileceği kaydedildi. Bakan Varank kabulün ardından yaptığı değerlendirmede; “Bu motor bloklarının üretiminde dünyada sadece birkaç yerde bulunan yüksek teknoloji kullanılacak. Otomotiv sanayimiz için çok büyük bir atılım olan bu yatırım katma değerli üretime, istihdama ve ihracata ciddi katkılar sunacak. Üretimde kullanılacak alüminyumun yerli temini için Türk şirketleriyle görüşmeler sürüyor. Dolayısıyla, yerli kaynaklarımızdan mümkün olan en iyi şekilde yararlanılmış olacak,” diye konuştu. Bakan Varank, yüksek katma değerli yatırımların Türkiye’ye çekilmesi için çalışmalar yapıldığını ve yatırımcılara ayrım yapmadan destek olunduğunu belirterek, “Yatırımcılarımız için son derece cazip teşvikler sunuyor, yerli ve yabancılar arasında hiçbir ayrım gözetmiyoruz. Türkiye’nin çok ciddi bir potansiyeli var, bu potansiyeli en iyi şekilde değerlendirecek ve ekonomideki yapısal dönüşüme hizmet edeceğiz. Ticaret savaşlarının konuşulduğu mevcut dünya konjonktüründe emin adımlarla daha da güçlenerek yolumuza devam ediyoruz. Bu yeni işbirliği her iki taraf için önemli kazanımları beraberinde getirecek. Firmanın ilk model hibrit otomobillerini de Türkiye'de üretmesini arzu ediyoruz” yorumunu yaptı. Bu arada, Oyak Renault Otomobil Fabrikaları Genel Müdürü Antoine Aoun’un görüşmede, Oyak Renault’un dünyanın 70 ülkesine ihracat yapan Türkiye’nin lider otomobil üreticisi olduğunu vurguladığı ve “Tüm modellerimizde üretimimize, yaptığımız planlamalar doğrultusunda 3 vardiya olarak devam ediyoruz. Türkiye, Renault Grubu için çok önemli bir ülke . Renault Grubu, Türkiye’ye güveniyor ve bu güven üzerine yatırım planlarını oluşturuyor.” dediği kaydedildi. Aoun’un motor yatırımına yönelik olarak ise yeni nesil hibrit motor üretiminde en önemli yatırımına başlanmakta olan Alüminyum Enjeksiyon Fabrikası olduğunu kaydettiği ve şirketin yatırımlarını sürdürme kararlılığında olduğunu vurguladığı bildirildi. Bakan Varank’ın, Renault Grubu’nun Dünya Başkan Yardımcısı Thierry Bollore ile OYAK Genel Müdürü Süleyman Savaş Erdem'in 19 Ekim'de Bursa'da yapılacak temel atma törenine katılması bekleniyor.   Kaynak: https://www.dunya.com/sektorler/otomotiv/oyak-renault-hibrit-araclar-icin-motorlari-turkiyede-uretecek-haberi-429249      
Devamını Oku
Standard Post with Image

Petrol fiyatları 85 doların üzerinde

Brent petrolün varil fiyatı, haftanın son işlem gününde uluslararası piyasalarda 85,04 dolardan işlem görüyor. Dün 85,92 dolardan güne başlayan ve gün içinde 86,39 dolara kadar çıkan Brent petrolün varil fiyatı, bu sabah 84,91dolardan açıldı. Brent petrolün varili saat 09.28 itibarıyla yüzde 0,15'lik artışla 85,04 dolardan işlem görmeye başladı. Aynı dakikalarda Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varili ise 74,92 dolardan alıcı buldu. Uzmanlar, ABD'deki petrol stok artışları ve Çin ile yaşanan ticaret savaşına rağmen, gelecek ay uygulanmaya başlanacak İran yaptırımlarının petrol fiyatlarının gerilemesini engellediğini belirtti. İran'ın, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) Temsilcisi Hüseyin Kazımpur Erdebili, Suudi Arabistan ve Rusya'nın petrol üretimini artırarak OPEC kararlarını ihlal ettiğini söyledi. İran Enerji Haber Ajansı SHANA'ya konuşan Erdebili, OPEC üyesi Suudi Arabistan ve OPEC dışındaki Rusya'yı OPEC'in İş Birliği Deklarasyonu'na aykırı olarak petrol üretimini artırmakla suçladı. Öte yandan, Rus petrol şirketi Lukoil'in Üst Yöneticisi Vagit Alekperov, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları nedeniyle risk almak istemediklerini, İran’dan petrol alımını durdurduklarını duyurdu. Brent petrolde, teknik olarak 85,08 ile 85,18 dolar aralığının direnç, 84,88 ile 84,98 dolar aralığının destek bölgesi olarak izlenebileceği belirtiliyor.   Kaynak: https://www.dunya.com/finans/haberler/petrol-fiyatlari-85-dolarin-uzerinde-haberi-429286
Devamını Oku
Standard Post with Image

Havada yolcu sayısı 9 ayda 164 milyona yaklaştı

Türkiye genelinde yılın 9 ayında havayolu yolcu trafiği, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11,4 artarak 163 milyon 987 bin 652'ye yükseldi. Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğü, eylül ayına ilişkin havayolu, uçak yolcu ve yük istatistiklerini açıkladı. Buna göre, eylülde havalimanlarına iniş-kalkış yapan uçak sayısı, geçen yılın aynı ayına göre iç hatlarda yüzde 5,2 azalışla 79 bin 813, dış hatlarda ise yüzde 7,1 artışla 68 bin 9 oldu. Aynı ayda üst geçiş (overflight) trafiği yüzde 12,2 artışla 43 bin 51 olarak gerçekleşti. Böylece havayolunda hizmet verilen toplam uçak trafiği üst geçişlerle birlikte yüzde 2,6 artarak 190 bin 873'e ulaştı. Eylülde Türkiye geneli havalimanları iç hat yolcu trafiği yüzde 2,7 azalışla 9 milyon 870 bin 47, dış hat yolcu trafiği ise yüzde 12,1 artışla 10 milyon 897 bin 477 oldu. Böylece söz konusu ayda direkt transit yolcularla birlikte toplam yolcu trafiği, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4,4 artışla 20 milyon 785 bin 281 olarak gerçekleşti. Havalimanları yük (kargo, posta ve bagaj) trafiği, eylül ayı itibarıyla iç hatlarda yüzde 2,5 azalarak 90 bin 335 ton, dış hatlarda yüzde 11 artışla 292 bin 224 ton, toplamda ise yüzde 7,4 artışla 382 bin 559 tona ulaştı. İstanbul'daki havalimanlarında hareketlilik sürdü İstanbul Atatürk Havalimanı yolcu trafiği, eylülde geçen yılın aynı ayına göre iç hatta yüzde 2 azalışla 1 milyon 719 bin 594, dış hatta ise yüzde 3 artışla 4 milyon 414 bin 781 olmak üzere toplamda yüzde 1 artışla 6 milyon 134 bin 375 olarak kaydedildi. İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı yolcu trafiği ise geçen ay, 2017'nin aynı ayına göre iç hatta yüzde 3 artışla 1 milyon 992 bin 563, dış hatta ise yüzde 7 artışla 1 milyon 83 bin 797 olmak üzere toplamda yüzde 4 artışla 3 milyon 76 bin 360'a yükseldi. Ege ve Akdeniz kıyılarında bulunan İzmir Adnan Menderes, Antalya, Gazipaşa Alanya, Muğla Dalaman, Muğla Milas-Bodrum havalimanlarında eylül ayı itibarıyla dış hat yolcu sayısında büyük artış yaşandı. İzmir Adnan Menderes Havalimanı dış hat yolcu trafiği, eylülde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 15 artışla 371 bin 826 olarak gerçekleşti. Gazipaşa Alanya Havalimanı dış hat yolcu trafiği söz konusu ayda, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 65 artışla 98 bin 539 oldu. Antalya Havalimanı dış hat yolcu trafiği de eylülde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 24 artışla 3 milyon 665 bin 837 olarak kayıtlara geçti. Muğla Milas-Bodrum Havalimanı dış hat yolcu trafiği eylülde 2017'nin aynı ayına göre yüzde 58 artışla 261 bin 543, Dalaman Havalimanı dış hat yolcu trafiği de yüzde 22'lik artışla 493 bin 668 olarak gerçekleşti. Eylül sonu gerçekleşmelerine göre ise 9 ayda hizmet verilen toplam uçak trafiği (üstgeçişler dahil), geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6,7 artışla 1 milyon 551 bin 749, toplam yolcu trafiği (direkt transit dahil) yüzde 11,4 artışla 163 milyon 987 bin 652, yük (kargo-posta-bagaj) trafiği ise yüzde 10,2 artışla 2 milyon 909 bin 660 tona ulaştı.   Kaynak: https://www.dunya.com/gundem/havada-yolcu-sayisi-9-ayda-164-milyona-yaklasti-haberi-429291
Devamını Oku
Standard Post with Image

Rusya'dan "ticarette ulusal para kullanımı" değerlendirmesi

Kremlin Sözcüsü Dimitriy Peskov, "Dolar kullanımını azaltmaya yönelik süreç karmaşık ve kolay değil. Bu, zaman isteyen ve özen gerektiren bir süreç. Ancak zorlu olmasına rağmen uluslararası ticarette ulusal para birimlerinin kullanımını arttırmaya yönelik eğilimler var." dedi. Peskov, başkent Moskova’da gazetecilere yaptığı açıklamada, uluslararası ticarette dolar yerine ulusal para birimlerinin kullanılmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Rusya’nın dolardan uzaklaşmasının zorlu bir süreç olacağına işaret eden Peskov, "Dolar kullanımını azaltmaya yönelik süreç karmaşık ve kolay değil. Bu, zaman isteyen ve özen gerektiren bir süreç." ifadelerini kullandı.  Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de bu konuda talimatlarının bulunduğunu anımsatan Peskov, "Ancak zorlu olmasına rağmen uluslararası ticarette ulusal para birimlerinin kullanımını arttırmaya yönelik eğilimler var." dedi. Putin, bir süre önce yaptığı açıklamada, ikili ticarette ulusal para birimlerinin daha yoğun bir şekilde kullanılmasını desteklediklerini söylemişti. Rusya Merkez Bankası tarafından dün yayımlanan raporda, bu yılın ilk çeyreğinde 2017'nin aynı dönemine göre dolar ve avronun, ülkenin uluslararası rezervlerdeki payının azaltıldığı, yuanın payının ise arttığı belirtilmişti.    Kaynak: https://www.dunya.com/dunya/rusyadan-ticarette-ulusal-para-kullanimi-degerlendirmesi-haberi-429062
Devamını Oku
Standard Post with Image

Afrika iş dünyası İstanbul'da ağırlanacak

  Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, hükümetin 100 Günlük İcraat Programı'ndaki eylemleri arasında bulunan 2. Türkiye-Afrika Ekonomi ve İş Forumu'nu 10-11 Ekim'de İstanbul'da gerçekleştireceklerini belirterek, "Forumla kıta ülkeleriyle ekonomik ve ticari ilişkileri daha da ileri bir seviyeye taşımayı, yatırımları artırmayı amaçlıyoruz.” dedi. Pekcan, AA muhabirine, genç nüfusu ve zengin coğrafyasının verdiği potansiyelle Afrika'nın önemli iş birliği olanakları sunduğunu söyledi. Türkiye'nin kıta ülkeleriyle ilişkilerinin hak ettiği konuma gelmesi amacıyla 2003 yılında "Afrika Stratejisi"ni devreye aldıklarını anımsatan Pekcan, söz konusu tarihten bu yana Sahra altı Afrika başta olmak üzere kıta ülkeleriyle ekonomiden tarıma, eğitimden diplomasi ve güvenliğe kadar her alanda ciddi ortaklıklar tesis edildiğini bildirdi. Pekcan, 2003 yılında 5,4 milyar dolar olan Türkiye'nin Afrika ile toplam ticaret hacminin geçen yıl yüzde 280 artışla 20,6 milyar dolara ulaştığını aktardı. Türkiye'nin Afrika'ya ihracatının geçen yıl itibarıyla 11,7 milyar dolar, ithalatının ise 8,9 milyar dolar olduğunu ifade eden Pekcan, bu dönemde kıta çapındaki Türk yatırımlarının 6 milyar doları, üstlenilen müteahhitlik projelerinin toplamının ise 65 milyar doları aştığını dile getirdi. Pekcan, Afrika ülkelerinden muhataplarla birçok üst düzey ziyaret ve teknik toplantıda bir araya gelerek ilişkilerin geleceğini planladıklarını vurgulayarak, ilki 2016 yılında gerçekleştirilen Türkiye-Afrika Ekonomi ve İş Forumu'nun ikincisini bu ay yapacaklarını söyledi. Hükümetin 100 Günlük İcraat Programı'ndaki eylemler arasında yer alan 2. Türkiye-Afrika Ekonomi ve İş Forumu'nun 10-11 Ekim'de İstanbul'da gerçekleştirileceğini belirten Pekcan, şöyle devam etti: "Bakanlığımız ve Afrika Birliği koordinasyonunda, DEİK organizasyonunda yapacağımız forum ile kıta ülkeleriyle ekonomik ve ticari ilişkileri ileri bir seviyeye taşımayı, yatırımları artırmayı amaçlıyoruz. Diğer ülkelerle birlikte Afrika'ya ortak yatırım için çalışıyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın açılışını onurlandırmasını beklediğimiz organizasyona Etiyopya Cumhurbaşkanı Mulatu Teshome Wirtu'nun da katılımı bekleniyor. Söz konusu foruma Afrika ülkelerinden 30'un üzerinde bakan ve bakan yardımcısı katılacak. Özel sektör ayağında ise 40'tan fazla Afrika ülkesinden 2 bine yakın Afrikalı iş insanının katılacağı bu önemli organizasyonla Türkiye, Afrika pazarındaki iddiasını ve kıta ülkeleriyle son yıllarda oluşturduğu stratejik ortaklığını en güzel biçimde ortaya koyacak." Yeni ekonomik iş birliği imkanları ele alınacak Pekcan, forumda yeni ekonomik iş birliği imkanlarının ele alınacağına işaret ederek, firmalar arasında da görüşmelerin gerçekleştirileceğini bildirdi. Bakan Pekcan, organizasyon çerçevesinde "Adil, Serbest, Sürdürülebilir Ticaret" gündemiyle yapılacak Bakanlar Toplantısı'nın yanı sıra "Afrika'da Ticaret ve Yatırım Finansmanı", "Türkiye ve Afrika Arasında İnşaat, Altyapı ve Enerji Alanında İşbirliği" ve "Afrika’da Bütünleşme Çabaları ve Türk İş Dünyası için Fırsatlar" konulu panellerin düzenleneceğini vurguladı. Afrika ülkelerinin temsilcilerince Türk iş insanlarına kendi ülkelerindeki projeleri anlatacakları sunumların da gerçekleştirileceğini belirten Pekcan, ayrıca Türk müteahhitlik ve bankacılık sektörlerinin anlatılacağı panellerin yapılacağını ifade etti. Pekcan, "Biz Afrika ile sadece ticaret değil, aynı zamanda oraya yatırım yapmak, kıtayla kalkınmak istiyoruz. İlişkilerimizde 'kazan-kazan' ve 'ortaklık' ilkelerini esas alıyoruz." diye konuştu. "Afrika'da müteahhitlik sektöründe Türkiye markası oluştu" Pekcan, Afrika ülkelerinde Türk yatırımlarının artmasına önem verdiklerinin altını çizerek, kıtada bazı ülkelerin ham madde ihracatına dayalı ekonomik yapıdan yavaş yavaş uzaklaşarak ekonomilerini çeşitlendirdiklerini, burada yüzde 42 dolayında olan şehirleşme oranının son yıllarda yükseldiğini, bilgi ve iletişim teknolojilerinin yaygınlaştığını, ihtiyaç duyulan ürün ve hizmet yelpazesinin genişleyerek talebin arttığını bildirdi. Özellikle müteahhitlik sektörünün kıtada faaliyetlerini yoğun şekilde sürdürdüğünü vurgulayan Pekcan, şunları kaydetti: "Afrika'da müteahhitlik sektöründe bir Türkiye markasının oluştuğunu söyleyebiliriz. Müteahhitlerimiz Afrika'nın altyapı ve üstyapısının inşasında en önemli aktörlerden biri olup kıtada günümüze kadar toplam 65 milyar dolar tutarında bin 300'ü aşkın proje üstlendi. Bu değer, müteahhitlerimizin tüm dünyada üstlendiği proje büyüklüğünün yaklaşık yüzde 20'sine denk gelmektedir." Türkiye ile Afrika ülkeleri arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin yasal altyapısının da hızla tamamlandığına işaret eden Pekcan, kıta genelinde Ticari ve Ekonomik İşbirliği (TEİ) Anlaşması imzalanan ülke sayısının 45'e, Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması (YKTK) Anlaşması'nın olduğu ülke sayısının 29'a, Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi (ÇVÖ) Anlaşması sonuçlandırılan ülke sayısının ise 12'ye çıktığını dile getirdi. Pekcan, "Bakanlığımızca yürütülen Karma Ekonomik Komisyon (KEK) toplantıları özellikle Afrika ülkeleriyle ticaretten yatırıma, sağlıktan turizme birçok alanda iş birliği olanaklarının ele alınmasına fırsat tanımaktadır. Afrika ile öngördüğümüz ortak geleceğin inşasına farklı araçlarla devam etmekteyiz." dedi.   Kaynak: http://www.dunya.com/ekonomi/afrika-is-dunyasi-istanbulda-agirlanacak-haberi-429220      
Devamını Oku
Standard Post with Image

‘Trend İnovasyon’la Ülkemize Hizmet Ediyoruz’

"Konfeksiyon Yan Sanayicileri Derneği (KYSD) himayesinde bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen ‘Tekstil Aksesuarları Trend ve İnovasyon Etkinliği’ Wow Airport Hotel Convention Center’da başladı. Sektör derneklerinin ve tasarım öğrencilerinin yoğun ilgi gösterdi. " Konfeksiyon Yan Sanayi’nin gelecek projeksiyonuna yön vermek amacıyla kurgulanan ve 2016 yılında ilki gerçekleştirilen ‘Tekstil Aksesuarları Trend ve İnovasyon Etkinliği’ bu yıl üçüncü kez hazır giyim ve yan sanayi firmalarını bir araya getirdi.  Wow Airport Hotel Convention Center’da gerçekleştirilen etkinliğin açılış programına sektör dernekleri, hazır giyim markaları, moda tasarımı öğrencileri ve tasarımcılar yoğun katılım gösterirken, Okan Üniversitesi Moda Tasarımı Bölümü öğrencilerinin yan sanayi ürünlerini kullanarak hazırladıkları kreasyon, ziyaretçilerin oldukça ilgisini çekti.  Bosna Sancak Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı ve LASİAD YK Başkan Yardımcısı Muhammed Sancaktar, OTİAD Başkanı Rıdvan Kandağ, MESİAD Başkanı Yusuf Gecü, BATİAD Başkanı Şerafettin Kurt, TRİSAD Başkanı Mustafa Balkuv, ÖRSAD Başkanı Fikri Kurt, Çorap Sanayicileri Derneği Başkanı İlker Öztaş ve Okan Üniversitesi Sanat Tasarım Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Demet Irklı Eryıldız ve diğer sektör temsilcilerinin hazır bulunduğu açılış programına, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da ‘etkinliğin amacına ulaşmasını temenni ettiğini ve emeği geçen herkesi tebrik ettiğini’ içeren bir mesaj gönderdi.   Yan Sanayiciler ‘Trend İnovasyon’la Moda Algısına Destek Veriyor KYSD Başkanı Murat Özpehlivan açılış konuşmasında Trend İnovasyon etkinliğinin üç ana başlığı olduğunu ifade ederek şunları söyledi: ‘Birincisi, yan sanayimizin trend ve inovasyon yönünü geliştirmek. İkincisi, Üniversite-Sanayi işbirliğini artırmak ki bunu Okan Üniversitesiyle uzun zaman önce başlatmıştık; kendileri hazırladıkları kreasyonlarla bizlere farklı bakış açıları kazandırıyorlar. Üçüncüsü ise, hazır giyim sektörümüzün moda algısına yan sanayiden destek olmaktır. Hep söylediğimiz gibi burada bir kez daha yinelemek istiyorum; yan sanayi olmadan tam sanayi olmaz. Dünyanın her tarafında fuarlar, etkinlikler ve B2B’ler düzenleniyor. Metrekaresi 500-600 Euro’lardan fuarlara, B2B’lere katılan sektör firmalarımıza, bugünkü değerleriyle 380 Dolar civarında bir rakama stant sunmak gerçek manada ülkeye hizmet etmek demektir bize göre. Bu anlamda alın teri döken fuar komitemizi ve yönetim kurulumuzu huzurunuzda alkışlamak istiyorum. Kompozisyon yazarken bir kural vardır; önce ana metni yaz, başlığı en son koyarsın! Bu etkinliğin ismi de Trend İnovasyon; giriş kısmında alın teri, emek, gayret, gelişme kısmında mücadele, azim ve kararlılık var. İnşallah sonucu da hayırlı ve bereketli olur diye ümit ediyoruz. Hepinize tekrar teşekkür ediyorum geldiğiniz ve bizleri desteklediğiniz için.’ Sanayi-Eğitim İşbirliği Sürdürülebilir Olmalı Okan Üniversitesi Sanat Tasarım Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Demet Irklı Eryıldız da konuşmasında sanayi-eğitim uyumunun önemine değinerek KYSD ile uzun yıllar işbirliğine devam etmek istediklerini dile getirdi: ‘Sanat Tasarım Mimarlık Fakültesi Moda Tasarımı Bölümü olarak bu etkinliğe ikinci kez katılıyoruz. Murat Özpehlivan başta olmak üzere dernek yönetimine teşekkür ediyorum. Onlar sayesinde öğrencilerimiz sektörün değerli sanayicilerinin ürettiği malzemeleri tanıyorlar, o malzemelerle kreasyonlar yapıyorlar. Böylelikle hem yaratıcı güçleri gelişirken hem de sektörle tanışmış oluyorlar. Ve biz bunu çok büyük bir kazanç olarak görüyoruz. Öğrencilerimizle, sektörle ve tüm yan sanayicilerimizle birlikte her türlü projeye açık olduğumuzu belirtmek istiyorum. Uzun yıllar bu iletişimimiz sürsün istiyoruz. Ülkemize bu zor dönemlerde yaptığınız katkılar için çok çok teşekkür ediyoruz. Sanayisi, tekstili, eğitimi olmayan ülke olmaz. Yeter ki biz bu işbirliklerini elden geldiğince geliştirmenin yollarını arayalım.’ Son Gün Vizyon 2030 Lansmanı Var Konuşmalardan sonra etkinliğin açılış kurdelesini sektör temsilcileri hep birlikte kesti. Sonrasında etkinlik alanına geçen Başkan Özpehlivan ve diğer sektör temsilcileri stantları dolaşarak katılımcılara hayırlı olsun dileklerini ilettiler. Etkinliğin son gününde KYSD tarafından hazırlanan ‘Konfeksiyon Yan Sanayi Vizyon 2030’ kitap çalışmasının lansmanı da yapılacak. İTO 42. Zümre toplantısıyla birleştirilecek lansman çerçevesinde ekonomik gelişmelerin de gündeme alınması bekleniyor. Konfeksiyon Yan Sanayi Sektörü Hakkında: Konfeksiyon yan sanayi, Türk hazır giyim ve konfeksiyon sanayinin en önemli yapı taşlarından biri olarak tamamlayıcı ve katma değer oluşturulmasında pay sahibi olan önemli bir sektördür. Toplam konfeksiyon maliyetinde yüzde 5-10 oranında bir maliyete sahip olup nihai üründe yüzde 5-15 oranında bir katma değer sağlamaktadır. Uluslararası rekabete açık yapısıyla ihracat deneyimine sahip olup yaklaşık yüzde 20 oranında direkt ve yüzde 50 oranında dolaylı ihracat gerçekleştirilmektedir. Sektör, bu yapısıyla ülkemize döviz girdisinin sağlanmasında önemli bir sorumluluk üstlenmiş ve üretim potansiyeli ile ciddi oranlarda istihdam sağlamış bir sektördür.   Konfeksiyon Yan Sanayicileri Derneği (KYSD) Hakkında: 1995 yılında kurulan Konfeksiyon Yan Sanayicileri Derneği, sektöre verdiği hizmetleriyle ülke içinde ve dışında önemli platformlarda yer alan saygın bir kuruluştur. Yedi gruptan oluşan ve bu grupların içerisinde faaliyet gösteren sektörün öncüsü sanayici üyeleriyle birlikte KYSD’nin gücü, her geçen yıl daha da artmaktadır. Yapılan yatırımlarla ülke ekonomisine katkı sağlayan dernek üyeleri, ürünleri ve verdiği hizmetleriyle de uluslararası pazarlarda aranılan firmalar haline gelmişlerdir. Türk Konfeksiyon Yan Sanayi’nin ülke içinde oluşan gücünü uluslararası platformlarda gösterme çalışmalarını başarıyla sürdüren dernek, Türk tekstilinin gelişmesi için çaba gösteren kurum ve kuruluşların da destekçisidir.   Yan Sanayideki Dönüşüm, “Trend İnovasyon”la Başlayacak Konfeksiyon Yan Sanayicileri Derneği (KYSD) tarafından bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen ‘Tekstil Aksesuarları Trend ve İnovasyon Etkinliği’ sona erdi. İki gün boyunca Wow Hotel Airport Convention Center’da yerli ve yabancı misafirlerini ağırlayan KYSD, gelecek sene için şimdiden hazırlıklarına başladı. Konfeksiyon Yan Sanayi’nin en seçkin firmalarının iştirakiyle 25-26 Eylül 2018 tarihlerinde düzenlenen ‘III. Trend İnovasyon’ etkinliğinin ikinci ve son gününde, tasarımcıların ve sponsorların desteği, İsrail ile Rusya’dan gelen yabancı alım gruplarının katılımıyla oldukça verimli, renkli ve keyifli anlar yaşandı. Tasarımcılar Trend İnovasyona İnanıyor Moda Tasarımcıları Derneği’nden Can Yunus Çetinkaya, beklentisinin üzerinde bir organizasyonla karşılaşmaktan duyduğu mutluluğu dile getirirken, bir sonraki yıl etkinliğin içerisinde yer almayı düşünebileceğini ifade etti. Okan Üniversitesi öğrencilerinin düğme, fermuar, tela, etiket, vatka, dar dokuma gibi ürünleri kullanarak meydana getirdikleri ürünler, ziyaretçiler tarafından yine ilgiyle takip edildi. Firmaların ikinci günde daha yoğun bir şekilde görüşme yapmak amacıyla organizasyonu ziyaret etmeleri, Dernek yetkilileri ve katılımcılarca memnuniyetle karşılandı. Vizyon 2030 Hedeflerine Trend İnovasyonla Ulaşılacak III. Trend İnovasyon Etkinliği çerçevesinde İstanbul Ticaret Odası 42. Zümre Toplantısı da yapıldı. ‘Türkiye Konfeksiyon Yan Sanayi Sektörü: Vizyon 2030’ kitabının tanıtımının; hazırlık sürecinin ve sektöre kazandıracağı faydaların anlatıldığı toplantıda kitabın oluşmasında başrolü oynayan Prof. Dr. Bülent Özipek de söz alarak 2030 hedeflerinin önemine ve realize edilmesi için yapılması gerekenlere dikkat çeken bir konuşma yaptı. Kalite, fiyat, hız, tasarım, çevre ve sürdürülebilirlik hususlarının konfeksiyon yan sanayi için büyük önem arz ettiğini ifade eden Özipek, sınırlı olan direkt ihracatın artması için ‘Trend İnovasyon’ gibi etkinliklerin çok önemli olduğunu, bu sayede sektörün özgüveninin artacağını, dolayısıyla hazır giyim endüstrisine katma değer sunan yanının daha çok ön plana çıkabileceğini belirtti. Yapılan değerlendirmeler sonucunda sektör oyuncularının fikir birliği yaptığı başlıklar ise şöylece sıralandı: 1) Yan Sanayi Tedarik Denetim Sistemi kurulmalıdır. 2) Firma güvenliği ve denetimler için ilgili bakanlık içinde bir birim oluşturulmalıdır. 3) Yan sanayine yönelik Meslek Liseleri oluşturulmalı, kurulacak böyle bir lisede sektördeki uzmanların sektörle ilgili ana alanları belirleyerek ders vermesi, birikimlerini aktarması sağlanmalıdır. 4) Ortak numune, Tasarım Ofisleri ve Ar-Ge Merkezleri kurulmalıdır. 5) Fonksiyonel, sürdürülebilir, çevreye ve insan sağlığına duyarlı, geri kazanılmış malzemelerin kullanıldığı inovatif ürünler geliştirilmelidir ve bu yöndeki yapılanmalar desteklenmelidir. 6) Uluslararası müşterilerle direkt temas kuracak mekanizmalar geliştirilmelidir. 7) İTO’da Tekstil ve Yan Sanayi Borsası kurulmalıdır. 8) İstanbul sınırları içerisinde Uzman Yan Sanayi Bölgesi oluşturulmalıdır. Trend İnovasyon’un bu maddelerin hayata geçirilmesi için bir başlangıç olduğu noktasında hem fikir olan sektör temsilcileri, yan sanayinin gelecek projeksiyonuna yön verecek bu etkinliğin önümüzdeki yıllarda daha iyi anlaşılması ve sektördeki tüm firmalar tarafından sahiplenilerek Dünya çapında bir marka değerine sahip olması için bugünden itibaren çalışmalara başlayacakların söylediler. Trend İnovasyon Katılımcılarına Marka Tescil Desteği III. Tekstil Aksesuarları Trend ve İnovasyon Etkinliğinin sponsorlarından Adres Patent, etkinlik katılımcılarına özel olarak marka tescil işlemlerinde yüzde 25 civarında bir destek sunacağını açıkladı. Belirli bir süre zarfında yapılacak bu destek için ihtiyacı olan firmaların hemen kendileriyle irtibata geçmesi gerektiğini kaydeden Patent yetkilileri, Trend İnovasyon’un içerisinde olmaktan büyük onur ve mutluluk duyduklarını da ifade ettiler. Etkinlik, ‘Yan Sanayi Pastası’yla Sona Erdi Yine etkinlik sponsorlarından Pastan Burada, son günde, katılımcılara keyifli anlar yaşatan bir pasta hazırladı. Üzerinde yan sanayi ürünlerinin bulunduğu pasta, KYSD üyeleri ve katılımcılarla birlikte kesilerek misafirlere ikram edildi. KYSD Başkanı Dr. Murat Özpehlivan, bu ailenin bir parçası olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirirken, emeği geçen herkese sonsuz şükranlarını sunmayı bir borç bildiğini, gelecek senenin kurgusunu yapmaya şimdiden başladıklarını ve bunun heyecanını tüm yıl boyunca hissedeceklerini, böylece üretken bir STK olmanın hazzını hep birlikte yaşayacaklarını kaydetti. Özpehlivan ayrıca dernek fuar-etkinlik komitesi üyelerinden Osman Nuri Noyan ve İsmail Ali Şahin’e birer plaket vererek, gayret ve emekleri için kendilerinin şahsında tüm komite ve YK üyelerine teşekkürlerini iletti. Ayrıca KYSD Yönetim Kurulu üyeleri, Trend İnovasyon katılımcılarıyla sponsorlarının stantlarını tek tek dolaşıp hepsine desteklerinden ötürü teşekkür ederek, katılım belgelerini takdim ettiler. Konfeksiyon Yan Sanayi Sektörü Hakkında: Konfeksiyon yan sanayi, Türk hazır giyim ve konfeksiyon sanayinin en önemli yapı taşlarından biri olarak tamamlayıcı ve katma değer oluşturulmasında pay sahibi olan önemli bir sektördür. Toplam konfeksiyon maliyetinde yüzde 5-10 oranında bir maliyete sahip olup nihai üründe yüzde 5-15 oranında bir katma değer sağlamaktadır. Uluslararası rekabete açık yapısıyla ihracat deneyimine sahip olup yaklaşık yüzde 20 oranında direkt ve yüzde 50 oranında dolaylı ihracat gerçekleştirilmektedir. Sektör, bu yapısıyla ülkemize döviz girdisinin sağlanmasında önemli bir sorumluluk üstlenmiş ve üretim potansiyeli ile ciddi oranlarda istihdam sağlamış bir sektördür.   Konfeksiyon Yan Sanayicileri Derneği (KYSD) Hakkında: 1995 yılında kurulan Konfeksiyon Yan Sanayicileri Derneği, sektöre verdiği hizmetleriyle ülke içinde ve dışında önemli platformlarda yer alan saygın bir kuruluştur. Yedi gruptan oluşan ve bu grupların içerisinde faaliyet gösteren sektörün öncüsü sanayici üyeleriyle birlikte KYSD’nin gücü, her geçen yıl daha da artmaktadır. Yapılan yatırımlarla ülke ekonomisine katkı sağlayan dernek üyeleri, ürünleri ve verdiği hizmetleriyle de uluslararası pazarlarda aranılan firmalar haline gelmişlerdir. Türk Konfeksiyon Yan Sanayi’nin ülke içinde oluşan gücünü uluslararası platformlarda gösterme çalışmalarını başarıyla sürdüren dernek, Türk tekstilinin gelişmesi için çaba gösteren kurum ve kuruluşların da destekçisidir   Kaynak: http://www.gazetesonan.com/haber/trend-inovasyonla-ulkemize-hizmet-ediyoruz/18000/
Devamını Oku
Standard Post with Image

Bosna Hersek sandık başında

Bosna Hersek'te kanton, entite ve ulusal parlamentolar ile Devlet Başkanlığı Konseyi üyelerinin belirleneceği seçimde oy kullanma işlemi başladı. Ülkede kayıtlı 3 milyon 352 bin 933 seçmen, yerel saat ile 07.00 ile 19.00 (TSİ 08.00-20.00) saatleri arasında oy kullanabilecek. Bosna Savaşı'nı (1992-1995) sonlandıran Dayton Barış Antlaşması ile oluşturulan karmaşık bir siyasi yapıya sahip Bosna Hersek'teki seçmenler, 518 koltuk için yarışan 7 bin 498 aday arasında tercih yapacak. Bu arada, devletin en üst mevkisi olan Devlet Başkanlığı Konseyi'nin Boşnak, Sırp ve Hırvat üyelerinin belirleneceği seçimlerde, konseydeki 3 üyelik koltuğu için 15 aday yarışıyor. Bosna Hersek'in "kurucu milletleri" olarak nitelendirilen Boşnak, Sırp ve Hırvatlardan birer ismin seçileceği Konsey üyeliği için 6 Boşnak, 5 Hırvat ve 4 Sırp aday bulunuyor. Dayton Barış Antlaşması sonrası ülkede sekizinci kez yapılan seçimlerde, ulusal parlamentonun yanı sıra Bosna Hersek Federasyonu (FBIH) ve Sırp Cumhuriyeti (RS) olmak üzere iki entitedeki parlamentolar ile FBIH içerisindeki 10 kantondaki parlamentoların yeni üyeleri belirlenecek. Merkez Seçim Komisyonu (CIK) verilerine göre seçimlere 58 siyasi parti, 34 bağımsız aday ve 36 ittifak katılıyor. Resmi olmayan ilk sonuçların, gece yarısından önce açıklanması bekleniyor. Seçimleri 6 bin 500 gözlemci izliyor.   Kaynak: https://www.dunya.com/dunya/bosna-hersek-sandik-basinda-haberi-429393
Devamını Oku
Standard Post with Image

Katar'dan petrol piyasasına ilişkin açıklama

Katar Enerji ve Sanayi Bakanı Sade, petrol fiyatlarındaki yükselişin psikolojik etkenler ve jeopolitik değişkenlerden kaynaklandığını belirterek, piyasalarda arz-talep dengesi olduğunu belirtti. Katar Enerji ve Sanayi Bakanı Muhammed bin Salih Al Sade, Katar resmi haber ajansı QNA'ya petrol fiyatlarındaki yükselişe ilişkin açıklamalarda bulundu. Piyasalarda şu anda arz ve talep dengesinin olduğunu ifade eden Sade, "Petrol fiyatlarındaki mevcut yükseliş psikolojik etkenler ve jeopolitik değişkenlerden kaynaklanıyor." dedi. Sade, petrol üretiminin azaltılmasına ilişkin anlaşmayı imzalayan Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) üyeleri ve bağımsız petrol üreticilerinin, arz-talep dengesini sağlamak için gelişmeleri takip ettiğini aktardı. Petrol piyasasının birçok gelişmeye sahne olduğunu kaydeden Sade, bunların arasında petrol tedariki, petrole olan ihtiyacın artması ile jeopolitik gelişmelerin yer aldığına değindi. Sade, tüm bu gelişmelerin Kasım ayındaki OPEC toplantısında göz önüne alınacağına değinerek, petrol üretiminin artırılması veya azaltılmasına piyasadaki yeni değişkenler üzerinden, OPEC'in yaptığı çalışma baz alınarak karar verileceğini ifade etti. Ocak 2016'da varil başına 27,10 dolar seviyesine kadar düşen petrolde, üreticiler makul fiyata ulaşmak için 2016 yılının Kasım ayı sonunda Viyana'daki OPEC Olağan Toplantısı'nda, Rusya gibi diğer üreticilerin de desteğiyle küresel arzı kısma kararı alındı. Böylece, petrol üretim seviyesinin günlük 1,2 milyon varil düşürülmesi karara bağlanmıştı.   Kaynak: https://www.dunya.com/sektorler/enerji/katardan-petrol-piyasasina-iliskin-aciklama-haberi-429431  
Devamını Oku
Standard Post with Image

BMD'den 'TL geçiş taslağı'na destek

Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan Kira Sözleşmelerinde Dövizden TL'ye Geçiş Tebliği Taslağı'na ilişkin yaptığı açıklamada, geçen günlerde görüşe açılan taslağa tam destek verdiklerini bildirdi. Perakende sektörünün taleplerinin tamamına yakınının taslakta yer aldığını vurgulayan Öncel, "Tebliğ öngörüldüğü haliyle yürürlüğe girerse yurt içinde ve yurt dışında Türk markalarının büyüme hamlelerine tanık olacağız. Perakende sektöründe yeni yatırım ve istihdamın kapısı aralanacak. Markalarımız büyüyecek, Türkiye büyüyecek." ifadelerini kullandı. Öncel, taslağa göre 2018'den önce yapılan kira sözleşmelerinde 2 Ocak tarihindeki kurların esas alınacağını anımsatarak, bu tarihten sonraki kontratlarda ise sözleşme tarihindeki kur üzerinden hesap yapılacağını bildirdi. Dövizle kira sorununu iki yıldır ısrarla gündeme taşıdıklarını aktaran Öncel, taslağın taleplerini büyük ölçüde karşıladığını kaydetti. Öncel, sorunun çözümü konusunda Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'a teşekkür etti. "Maliyetlerdeki düşüş tüketicilerimize yansıyacak" Öncel, Türkiye'de 400'ün üzerindeki AVM'nin yaklaşık üçte birinde devam eden sıkıntılar olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı: "Kontratlardaki ağır yaptırımlar nedeniyle markalarımız zarar ettikleri halde mağazalarını kapatamıyorlardı. Hazırlanan taslağı markalarımızın bu zorlu süreci aşmaları noktasında çok önemli bir kilometre taşı olarak görüyorum. Zaten son iki yılda açılan 40 civarında AVM'nin neredeyse tamamında tebliğ taslağında yer alan kur civarında bir denge oturmuş bulunuyor. Biz Türkiye'nin markaları olarak tebliğ taslağını ülkemiz ve perakende sektörümüz için çok önemli bir adım olarak değerlendiriyoruz. Tebliğin aynen kabul edilmesi halinde markalarımız yeni yatırım ve yeni istihdam imkanına kavuşacak. Maliyetlerdeki düşüş tüketicimiz de ürünlere daha uygun fiyatla erişim imkanı bulacak. Özetle taslağın aynen geçmesi halinde yurt içinde ve yurt dışında Türk markalarının büyüme hamlelerine tanık olacağız. Markalarımız büyüyecek, Türkiye büyüyecek."   Kaynak: https://www.dunya.com/ekonomi/bmdden-tl-gecis-taslagina-destek-haberi-429319
Devamını Oku
Standard Post with Image

Moskova'da son 70 yılın en sıcak sonbaharı tekstil sektörünü nasıl vurdu?

Moskova'da geciken kış ve 70 yılın en sıcak sonbaharı nedeniyle, alışveriş merkezlerini ziyaret edenlerin sayısı yüzde 15 azaldı. RBC gazetesinin pazar araştırmalarına dayandırdığı habere göre, Moskovalılar alışveriş yapmak yerine parkalarda gezmeyi ve şehir dışına çıkmayı tercih etti. Kışlık kollekisyonlar alıcıyla buluşamadı. Ekim başından bu yana kürk satış oranları yüzde 30 düşerken mont, kaban gibi kışlıkların satışı yüzde 10 ile 20 arasında değişen oranlarda geriledi. Firmalar havaların soğumasıyla birlikte Kasım ayında açığı kapatmayı umuyor.   Kaynak: http://turkrus.com/685209-moskovada-son-70-yilin-en-sicak-sonbahari-tekstil-sektorunu-nasil-vurdu-xh.aspx    
Devamını Oku
Standard Post with Image

İhracatta Cumhuriyet tarihinin rekoru kırıldı

İhracat ekimde otomotivin ivme kazanmasının yanı sıra kimya ve çelik sektöründeki artışla 15.7 milyar dolara çıkarak Cumhuriyet tarihinin en yüksek aylık verisine ulaştı. İhracatın ithalatı karşılama oranı da yüzde 96.7 ile 20 yılın zirvesine çıktı. Türkiye’nin ekim ayı ihracatı tarihi rekora imza attı. Ticaret Bakanlığı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre ekimde geçen yıla göre ihracat yüzde 13.1 arttı ve 15 milyar 732 milyon dolara yükseldi. Bu Cumhuriyet tarihi boyunca yakalanan en yüksek aylık ihracat rakamı. 12 aylık ihracat ise geçen yıla göre yüzde 20.9 artışla 166 milyar 809 milyon dolara çıktı. 12 aylık ihracat rakamı da yine Cumhuriyet tarihi rekoruna imza attı. Dış ticaret verilerinde ise iç talepteki yavaşlama kendini gösterdi. İthalatın yüzde 23.5 azalışla 16 milyar 261 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 96.7’ye çıkarak son 20 yılın zirvesine çıktı. TİM ve Ticaret Bakanlığı ekim ayı ihracat verilerini dün Adana’da Cumhuriyet tarihinin ilk iplik fabrikası olan Adana Müzesi’nde açıkladı. İhracatta rekor lokomotif otomotivin iyi performansının yanı sıra çelik, demir, kimya sektörlerinin ihracatındaki sıçrayışla geldi. İlk on aylık ihracat ise yüzde 7.6 artışla 138.8 milyar dolara çıktı.   Kaynak: https://www.star.com.tr/ekonomi/ihracatta-cumhuriyet-tarihinin-rekoru-kirildi-haber-1402047/
Devamını Oku
Standard Post with Image

Turizm geliri ve ihracatta artış.

Son dakika haberi... TÜİK'e göre, Türkiye'nin turizm geliri, 2018'de bir önceki yıla göre yüzde 12,3 artarak 29,5 milyar dolar oldu. TÜİK'ten ihracat rakamlarına ilişkin yapılan açıklamada da, "İhracat, 2018'de 2017'ye göre yüzde 7 artarak 168 milyar 23 milyon dolar, ithalat yüzde 4,6 azalarak 223 milyar 39 milyon dolar oldu." denildi.  Kaynak: https://www.ahaber.com.tr/ekonomi/2019/01/31/son-dakika-turkiyenin-turizm-gelirlerinde-yuzde-12-artis
Devamını Oku
Standard Post with Image

Dünya taşıt üretiminde "frene bastı"

Dünya motorlu kara taşıtları üretimi geçen yıl yüzde 6,3 azalarak 91.5 milyon adede geriledi. Türkiye 1.5 milyonluk üretimiyle dünyada 15'inci sırada yer alırken, Portekiz yüzde 67,7 ile üretimini önceki yıla göre en çok artıran ülke oldu. Uluslararası Motorlu Taşıt Üreticileri Derneği verilerine göre, geçen yıl dünya genelinde motorlu kara taşıtı üretimi 91 milyon 538 bin 640 adet oldu. Bir önceki yılla karşılaştırıldığında küresel üretim yüzde 6,3 azaldı. Otomobil grubu, motorlu kara taşıtları üretiminde yüzde 77 ile ilk sırada yer aldı. Bu dönemde dünya genelinde imal edilen otomobil sayısı yüzde 3 azalışla 70 milyon 466 bin 344 adet olarak kayıtlara geçti.     Kaynak: https://www.dunya.com/ekonomi/dunya-tasit-uretiminde-frene-basti-haberi-443015
Devamını Oku
Standard Post with Image

Kara Delik ilk kez görüntülendi

EHT Direktörü Shep Doelman bugüne kadar çekilen ilk kara delik fotoğrafını kamuoyu ile paylaştı. Uluslararası Olay Ufku Teleskobu projesi kapsamında bir araya gelen bilim adamları, Dünya'ya 53 milyon ışık yılı mesafedeki Başak (Virgo) takım yıldızındaki M87 Galaksi'sinin merkezindeki süper masif kara deliğin fotoğrafını yayımladı. Fotoğrafta kara deliğin "olay ufku" olarak adlandırılan, kütle çekiminin en güçlü olduğu eşik bölgesi görülebiliyor. Bilim adamları dünyanın farklı yerlerindeki radyo teleskoplarla elde edilen X-ışını verilerini birleştirerek oluşturdukları imajı dünyanın 5 kentinde eş zamanlı basın toplantılarıyla kamuoyuna duyurdu. Kaynak: https://www.dunya.com/gundem/kara-delik-ilk-kez-goruntulendi-haberi-443131
Devamını Oku
Standard Post with Image

İstanbul Havalimanı havadan görüntülendi

Taşınması sonrası seferlerin sürdüğü yeni havalimanında, apron ve terminal bölgesine ait görüntüler helikopterden çekildi. Taşınma işlemlerinin tamamlandığı İstanbul Havalimanı havadan görüntülendi. Taşınması sonrası ilk uçuşun dün Ankara'ya yapıldığı havalimanında seferler devam ediyor. İç ve dış hat yolcuları, kontuarlarda bilet işlemlerini yapmalarının ardından sefer saatini bekleyeceği terminallere yönlendiriliyor. İstanbul Havalimanı'nın işletmecisi İGA da havalimanını havadan görüntüledi. Helikopterle yapılan çekimlerde apron ve terminal bölgesini ait fotoğraflar ile video yer alıyor.   Kaynak: https://www.dunya.com/gundem/istanbul-havalimani-havadan-goruntulendi-haberi-442895
Devamını Oku
Standard Post with Image

Ekonomistlerden değerlendirme

Son 12 aylık cari açık şubatta 17 milyar dolarla 9 yılın en düşük seviyesine gerilerken, ekonomistler söz konusu açıkta düşüşün süreceğini tahmin ediyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından açıklanan ödemeler dengesi verilerine göre, cari açık şubatta bir önceki yılın aynı ayına kıyasla 3 milyar 776 milyon dolar azalarak 718 milyon dolara geriledi. Bunun sonucunda 12 aylık cari açık 17 milyar 44 milyon dolar oldu. Böylece 12 aylık cari açık, Şubat 2010'dan bu yana en düşük seviyesini gördü. Söz konusu tarihte 12 aylık cari açık 15 milyar 810 milyon dolar düzeyinde gerçekleşmişti.   Kaynak: https://www.dunya.com/ekonomi/ekonomistlerden-degerlendirme-haberi-443182  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Petrolde üretim kısıntısı sona erebilir

ABD'nin İran ve Venezuela yaptırımlarını sertleştirmeyi düşündüğü bir ortamda OPEC, petrol kısıntılarını uzatmayabilir. 1 Ocak'ta başlayan kısıntının etkisiyle petrol fiyatı yıl başından bu yana yüzde 32 artışla 72 dolara yükseldi. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC), Venezuela ve İran'ın petrol arzının daha da düşmesi ve fiyatların artmaya devam etmesi halinde, Temmuz ayından itibaren petrol üretimini artırmayı değerlendiriyor. Reuters'a bilgi veren OPEC kaynakları, üretim kesintilerinin daha da uzatılması halinde arzın aşırı sıkılaşma ihtimali bulunduğunu ifade ettiler.   Kaynak: https://www.dunya.com/finans/haberler/petrolde-uretim-kisintisi-sona-erebilir-haberi-443206
Devamını Oku
Standard Post with Image

Rusya’da turist vergisine onay çıktı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, St. Petersburg’da yabancı turistlerden vergi alınmasını onayladı. Vergi günlük 100 ruble olacak ve oteller tarafından tahsis edilecek. St. Petersburg Valisi Aleksandr Beglov, Devlet Başkanı ile yaptığı görüşmede “Turist vergisi konusunda Maliye Bakanlığı ve Ekonomik Kalkınma Bakanlığı ile görüştük. Bu günlük sadece 100 ruble olacak” dedi. Gazetem.ru’nun aktardığı habere göre Putin; buna karşı olmadığını söyledi ve teklifi kesinleştirmeyi teklif etti.   Kaynak: https://www.turizmgunlugu.com/2019/04/11/rusyada-turist-vergisine-onay-cikti/
Devamını Oku
Standard Post with Image

Antalya’ya ilk 3 ayda gelen turist sayısı 571 bine ulaştı

Geçtiğimiz sezonu yaklaşık 14 milyon turistle kapatan turizmin başkenti Antalya, yeni sezona hızlı bir giriş yaptı. 2018’de tüm zamanların rekorunu kıran Antalya turizminin, 2019 yılı için hedefini 16 milyon olarak belirledi. Mart ayı sonu itibariyle açıklanan Antalya Havalimanı Mülki İdare Amirliği verilerine göre, üç ayda gelen turist sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 25'lik artışla 571 bin 207 oldu. 2019 yılının ocak ayında kente gelen turist sayısı 139 bin 307’ken, şubat ayında 152 bin 801’e yükseldi. Mart ayında ise yükselişe geçen rakam 279 bin 97’e ulaşarak, geçen yıla oranla yüzde 5’lik büyüme kaydetti.   Kaynak:https://www.haberturk.com/antalyaya-ilk-3-ayda-gelen-turist-sayisi-571-bine-ulasti-2421889-ekonomi
Devamını Oku
Standard Post with Image

23 Nisan törenlerle kutlanıyor

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın 99’uncu yılını kutluyoruz... Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılış yıldönümü anısına Mustafa Kemal Atatürk tarafından çocuklara armağan edilen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı çeşitli tören ve etkinliklerle kutlanıyor. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün, Büyük Millet Meclisinin açılışı ile beraber Türk çocuklarına armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, 23 Nisan 1921'de Milli Bayram olarak kutlanmaya başladı. Kaynak: https://www.dunya.com/gundem/23-nisan-torenlerle-kutlaniyor-haberi-443813  
Devamını Oku
Standard Post with Image

En çok tekstil ihracatı Almanya'ya

Avrupa ülkeleri arasında en çok tekstil ihracatının Almanya’ya yaptığı görülürken, 779,48 milyon euro olduğu görüldü.  Medya takibinin öncü kurumu Ajans Press, Avrupa’ya yapılan tekstil ihracat istatistiklerini inceledi. Ajans Press’in Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verilerinden ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre, Avrupa ülkeleri arasında en çok tekstil ihracatının Almanya’ya yaptığı görüldü. Böylelikle bu rakamın 779,48 milyon Euro olduğu görüldü. Almanya’dan sonra ikinci sıraya yerleşen Avrupa ülkesi ise 715,51 Euro ile İtalya olurken, 481,00 Euro ile Birleşik Krallık, 305,66 milyon Euro ile Hollanda, 298,79 milyon Euro ile ise İspanya’nın olduğu görüldü. Veriler 2019 yılını kapsarken, en çok tekstil ithalatı yaptığımız ülkenin de 389,76 milyon Euro ile İtalya olduğu kaydedildi ITS Medya ve Ajans Press’in gerçekleştirdiği medya incelemesinde konuyla ilgili yazılı basına yansıyan haber adetleri de belli oldu. 2018 yılı içerisinde ihracat ile ilgili 135 bin 636 haber çıkışı tespit edilirken, bu rakamın ithalatta 38 bin 873 olduğu kaydedildi.   Kaynak: http://www.ajansbir.com/haber-68042---EN_COK_TEKSTIL_IHRACATINI_ALMANYA_YA_YAPTIK.html
Devamını Oku
Standard Post with Image

Ayakkabı ihracatında hedef 1 milyar dolar

Türkiye Umum Ayakkabıcılar Federasyonu Başkanı Ahmet Aydan, bu yıl ayakkabı sektörünün ihracat hedefinin 1 milyar dolar olduğunu belirterek, "Kalite konusunda belli bir noktaya gelmiş Türk ayakkabısının bilinirliğini daha da artıracağız" dedi Kaynak: https://www.alemihaber.com/ekonomi/ayakkabi-ihracatinda-hedef-1-milyar-dolar-38915
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye'ye 1.8 milyar dolarlık yatırım

Azeri kamu enerji şirketi SOCAR'ın Turkey Enerji projesi direktörü Emil Alkhasly, BP ve SOCAR'ın 2020 sonunda Türkiye'de yeni petrokimya tesisinin inşasına başlamayı planladığını açıkladı. BP ve SOCAR, 2018 yılında tesisin yapımı için bir anlaşma imzalamıştı. Alkhasly, Reuters'e yaptığı açıklamada, "Tesisin tasarımı için bir ihale açıldı ve üç şirket katıldı. Sonuçlar gelecek ay açıklanacak" dedi. Alkhasly, tesisin yapımının 2023 yılına kadar tamamlanması beklendiğini söyledi. Tesisin kapasitesi 1.250 milyon ton saflaştırılmış tereftalik asit, 840 bin ton paraksilen ve 340 bin ton benzen olacak şekilde tasarlandı. Projenin maliyetinin 1.8 milyar dolar olması bekleniyor.   Kaynak: https://www.dunya.com/ekonomi/turkiyeye-18-milyar-dolarlik-yatirim-haberi-443932
Devamını Oku
Standard Post with Image

En fazla ihracat yapılan sektör belli oldu

Otomotiv endüstrisi, nisan ayında 2 milyar 616 milyon 597 bin dolarla en fazla ihracat gerçekleştirilen sektör oldu. Türkiye İhracatçılar Meclisi'nden (TİM) derlenen verilere göre otomotiv endüstrisi geçen ay 2 milyar 616 milyon 597 bin dolarlık ihracata imza attı. Otomotiv endüstrisini 1 milyar 766 milyon 8 bin dolarla kimyevi maddeler ve mamulleri, 1 milyar 508 milyon 263 bin dolarla hazır giyim ve konfeksiyon takip etti. Nisan ayında en fazla ihracat artışı yüzde 168,3 ile gemi ve yat sektöründe gerçekleşti. Türkiye'nin toplam ihracatının geçen ay yüzde 77.2'sini gerçekleştiren sanayi grubunda 2018 yılının aynı dönemine göre yüzde 3.8'lik artışla 11 milyar 791 milyon 348 bin dolarlık ihracat yapıldı. Söz konusu dönemde toplam ihracatın yüzde 12.4'ünü oluşturan tarım grubunda yüzde 5.9 yükselişle 1 milyar 888 milyon 997 bin dolarlık, toplam ihracattan yüzde 2.5 pay alan madencilikte ise yüzde 4.5 artışla 385 milyon 802 bin dolarlık ihracat gerçekleşti.   Kaynak: https://dogruhaber.com.tr/haber/596495-en-fazla-ihracat-yapilan-sektor-belli-oldu/  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Yeni rekorlar gelmeye devam ediyor!

TURİZMDE tarihinin en iyi yılını yaşayan Antalya’dan yeni rekor haberleri gelmeye devam ediyor. İlk kez haziran ayında kente 5 milyonun üzerinde yabancı turist geldi. 23 Haziran itibarıyla toplam turist sayısı 5 milyon 27 bin 73’e ulaştı. Antalya Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü verilerine göre, Antalya Havalimanı ile Gazipaşa Havalimanı olmak üzere, sadece havayoluyla kente gelen yabancı turist sayısında ilk defa haziran ayı itibarıyla 5 milyon rakamına ulaşıldı. İki havalimanı aracığıyla 1 Ocak- 23 Haziran tarihleri arasında kente gelen yabancı turist sayısı 5 milyon 27 bin 73’e yükseldi. Kaynak:http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/yeni-rekorlar-gelmeye-devam-ediyor-ilk-kez-5-milyonu-gecti-41253442
Devamını Oku
Standard Post with Image

Çocuk Hazır Giyim Pazarı 2019'un İlk 5 Ayında Yüzde 25 Büyüdü!

2019 yılının ilk 5 ayında yüzde 25 büyüme sağlayan konfeksiyon bebe giyimi ve eşyası sektörü, 26-29 Haziran tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen 37.Uluslararası İstanbul Anne Bebek Çocuk Ürünleri Fuarı-İstanbul Kids Fashion’da buluşmaya hazırlanıyor. 26-29 Haziran 2019 tarihleri arasında gerçekleştirilecek 37.Uluslararası İstanbul Anne Bebek Çocuk Ürünleri Fuarı'na başta BDT, Kuzey Afrika ve Orta Doğu olmak üzere, 80 ülkeden 5 binin üzerinde ulusal ve uluslararası ticari alıcıyla 200’den fazla markanın katılımı bekleniyor. Kaynak:http://www.bul.com.tr/haber/cocuk-hazir-giyim-pazari-2019-yilinin-ilk-5-ayinda-yuzde-25-buyudu-d41d-1212629/
Devamını Oku
Standard Post with Image

Dolar, 5.80'in üzerindeki seyrini koruyor

Yurtiçinde açıklanacak önemli bir veri gündemi bulunmazken, seçim sonrası siyasi gündem bugün yakından takip edilecek. Erdoğan, saat 11:30'da önce partisinin TBMM Grup Toplantısı'na ardından ise 14:00'da partisinin MYK toplantısına katılacak. Seçimin ardından siyasi bir belirsizliğin de ortadan kalkmış olmasıyla birlikte TL dün güne değer kazançlarıyla başladı ancak bu kazançlarını bugüne taşıyamadı. Dolar/TL bu sabah saat 09:30 itibarıyla 5.8160 seviyesinde yer aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Trump arasında Japonya'da bu haftasonu G20 zirvesinde yapılacak ikili görüşmenin beklendiği piyasada dün S-400 endişeleri seçim iyimserliğini baskılayan en önemli neden oldu. Yurtiçinde açıklanacak önemli bir veri gündemi bulunmazken, seçim sonrası siyasi gündem bugün yakından takip edilecek. Erdoğan, saat 1130'da önce partisinin TBMM Grup Toplantısı'na ardından ise 1400'da partisinin MYK toplantısına katılacak. Kaynak:https://www.dunya.com/finans/haberler/dolar-580in-uzerindeki-seyrini-koruyor-haberi-448331
Devamını Oku
Standard Post with Image

İstanbul Kids Fashion Fuarı Uluslararası Ziyaretçi Akınına Uğradı

2019 yılının ilk 6 ayında yaklaşık yüzde 25 oranında büyüyen anne, bebek, çocuk hazır giyim ve aksesuarları sektöründe yüzler İstanbul Kids Fashion Fuarı ile gülüyor. 26-29 Haziran tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi'nde ziyarete açılan fuar, uluslararası ziyaretçi akınına uğradı. İstanbul Kids Fashion Fuar Direktörü Hatice Dinçer, bir önceki yıla göre ziyaretçi rakamında yüzde 35 artış sağlandığını, en yüksek sayıda ziyaretçi gelen ilk 5 ülkenin Rusya, Ukrayna, Cezayir, Filistin ve Yunanistan olduğunu açıkladı. Dinçer, 4 günde 80 ülkeden 5 binin üzerinde ziyaretçi katılımı beklendiğini ifade etti. 0-16 yaş arası grubu 2019&2020 sonbahar-kış sezonuna yönelik bebek çocuk giyim, abiye, pijama, iç çamaşırı, çorap, aksesuar, ev tekstili, mobilya gibi tüm alt sektörlerden geniş yelpazede ürünlerin sergilendiği fuarda ayrıca, Rusya, Ukrayna, Moldova, Belarus, Kırgızistan, Gürcistan, Lübnan, BAE, Kuveyt, Cezayir, Ürdün, Suudi Arabistan ve Yunanistan'tan 41 kişilik Alım Heyeti katılımcı firmalarla görüşmeler gerçekleştirdi.   Kaynak: https://www.haberler.com/istanbul-kids-fashion-fuari-uluslararasi-12187530-haberi/    
Devamını Oku
Standard Post with Image

İhracat, haziranda ucuzluk rekoru kırdı

Haziran ayında geçen seneye göre aynı miktarda ihracata karşın ihracat geliri 2 milyar dolar azaldı. İhracatın kilogram fiyatı 1 yılda yüzde 14 ucuzladı. Borç batağındaki yerli firmalar yurtiçi talep daralınca ihracata sarıldı Döviz kurunun değerlenmesi ve iç talebin azalması piyasayı ihracata yöneltti. Ancak ihracatın kilogram fiyatı dolar bazında kayıtlı verilerin en ucuz günlerini yaşıyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre  Türkiye, geçen yıl haziran ayında 9,9 milyon ton ihracat miktarına ulaştı. Buna karşılık bu ihracattan elde edilen gelir 12,6 milyar dolar olarak gerçekleşti. Böylece TİM verilerine göre ihracatın kilogram fiyatı 1,26 dolara ulaştı. Kaynak: https://www.birgun.net/haber-detay/ihracathaziranda-ucuzluk-rekoru-kirdi.html
Devamını Oku
Standard Post with Image

Sabiha Gökçen, 8 ayda 23 milyonu geçti

İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, yılın 8 ayında 23 milyon 502 bin yolcuyu ağırladı. İstanbul Sabiha Gökçen'den yapılan açıklamaya göre, İstanbul'un şehir havalimanı olan Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı'nda yılın 8 ayına ait yolcu ve uçak rakamları açıklandı. Buna göre, Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı'nı, yılın 8 ayında 23 milyon 502 bin yolcu kullandı. Dış hatları kullanan yolcu sayısı, geçen yılın ilk 8 ayına göre yüzde 20’lik artışla 9 milyon 156 bine ulaşırken, iç hatlarda yolcu sayısı 14 milyon 346 bin olarak gerçekleşti. Yılın 8 ayında İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı'nda 151 bin bin 865 uçak, iniş ve kalkış gerçekleştirdi. Bunların 88 bin 478'i iç hat uçuşlarında, 63 bin 387'si ise dış hat uçuşlarında iniş ve kalkış yaptı. Dış hatlar ağustosta yüzde 18 büyüdü Öte yandan, 2019 yılının ocak ayından itibaren dış hatlarda yaşanan yükseliş ağustos ayında da devam etti. Ağustos ayında geçen yılın aynı dönemine göre dış hat yolcusu yüzde 18 artarak 1 milyon 442 bin olarak gerçekleşti. İç hatlarda ise 1 milyon 980 bin kişi havalimanından geçiş yaptı. Böylece ağustos ayında toplam 3 milyon 422 bin yolcu uçuş yapmış oldu. Aynı dönemde 21 bin 423 uçak, iniş ve kalkış gerçekleştirirken, bunların 12 bin 83'ü iç hat uçuşlarında, 9 bin 340 ise dış hat uçuşlarında seferlerini yaptı.   Kaynak: https://www.dunya.com/ekonomi/sabiha-gokcen-8-ayda-23-milyonu-gecti-haberi-453040
Devamını Oku
Standard Post with Image

Pekcan, Türk firmalara seslendi: Çin hiç uzak değil!

"Türkiye-Çin Halk Cumhuriyeti İş Forumu"nda konuşan Bakan Pekcan, Çin ile ticaret hacminin geçen yıl 23,6 milyar dolara ulaştığını belirterek, "Çin bizim artık Almanya ve Rusya'dan sonra en büyük ticaret ortağımız haline gelmiştir" dedi. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, 88. İzmir Enternasyonal Fuarı Uluslararası İzmir İş Günleri kapsamında düzenlenen "Türkiye-Çin Halk Cumhuriyeti İş Forumu"nda, kentte, heyetler arası çok başarılı bir toplantı gerçekleştirdiklerini ve ciddi adımlar atmaya karar verdiklerini söyledi. G20'nin iki önemli ülkesi Çin ve Türkiye'nin potansiyelinin çok gerisinde kaldığını ifade eden Pekcan, "Avrupa'nın en dinamik ekonomisi olan Türkiye ile küresel güç olan Çin'in iş birliği, Ortadoğu'ya, Balkanlara ve Avrupa'ya yeni bir nefes, bu ekonomilere katkı olacaktır." diye konuştu. Türk ve Çin iş dünyasının bu sinerjiyi daha fazla gecikmeden bu fuar vesilesiyle yakalamalarını ümit ettiklerini dile getiren Pekcan, iki hükümetin bu yöndeki gelişmeleri desteklemeye hazır olduğunu kaydetti. Türkiye ile Çin arasındaki kültürel ve ticari ilişkinin 5 bin yıllık bir geçmişinin olduğunu aktaran Pekcan, iki uygarlık arasındaki bu bağları da karşılıklı ekonomik iş birliğine taşımaları gerektiğine işaret etti. "Çin satın almak için uzak değilse satmak için hiç uzak değil"   Kaynak: https://www.dunya.com/ekonomi/pekcan-turk-firmalara-seslendi-cin-hic-uzak-degil-haberi-452973
Devamını Oku
Standard Post with Image

Karadeniz'den Rusya'ya 127.5 milyon dolarlık ihracat

Karadeniz Bölgesi'nden Rusya'ya yılın ocak-ağustos döneminde 127 milyon 525 bin 450 dolar ihracat gerçekleştirildi. Söz konusu dönemde dış satımda Trabzon, ilk sırada yer aldı. Karadeniz'den yılın 8 aylık döneminde Rusya Federasyonu'na 127 milyon 525 bin 450 dolarlık ihracat gerçekleştirildi. Söz konusu dış satımda Trabzon, 73 milyon 93 bin 270 dolarlık pay ile bölge ihracatının yüzde 57'sini karşılayarak, ilk sırada yer aldı. Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliğinden (DKİB) yapılan yazılı açıklamada, Karadeniz Bölgesinden, Rusya Federasyonu'na yapılan ihracatın yarıdan fazlasını tek başına Trabzon'un gerçekleştirdiği belirtildi. Bölgeden yılın 8 aylık döneminde Rusya Federasyonu'na yapılan ihracatın 127 milyon 525 bin 450 dolar olduğu aktarılan açıklamada şunlar kaydedildi: "Toplam 18 ilin yer aldığı Karadeniz Bölgesi'nde, Rusya Federasyonu'na en fazla ihracat gerçekleştiren il Trabzon olmuştur. Bölgeden gerçekleştirilen toplam ihracatın yarıdan fazlası, yüzde 57'lik kısmı tek başına Trabzon tarafından gerçekleştirilmiştir. Yılın 8 aylık döneminde Rusya Federasyonu'na 73 milyon 93 bin 270 dolarlık ihracatla birinci sırada yer alan Trabzon'u, 23 milyon 136 bin 602 dolar ihracatla Samsun takip etmiş ve üçüncü sırada en fazla ihracat gerçekleştiren il ise 15 milyon 946 bin 808 dolar ihracatla Rize olmuştur."   Kaynak:https://www.dunya.com/ekonomi/karadenizden-rusyaya-1275-milyon-dolarlik-ihracat-haberi-452914  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türk tekstili yerli ve milli üretimle dünyada söz sahibi olacak

Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) tarafından Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (UHKİB), Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı (BEBKA), Bursa Teknoloji Koordinasyon ve Ar-Ge Merkezi (BUTEKOM) ve TÜBİTAK iş birliğiyde düzenlenen "Techxtile Start-Up Challenge" başladı. Açılışta konuşan Sanayi ve Ticaret Bakanı Mustafa Varank, "Birden çok paydaşın katkısıyla geçekleşen bu program; yenilikçi fikirlerin yatırımcıyla buluşmasına, firmalar arası verimli etkileşime ve uluslararası ortaklıklara kapı aralayacaktır. Tekstil sektörü istihdam ve ihracatta gururumuz. Sektörü daha da ileri taşımak adına ciddi destek veriyoruz. Katma değerin artması çok önemli. Bu organizasyonlar da bu amaca hizmet ediyor. Finale kalan girişimcilerden dereceye girenler mutlaka önümüzdeki günlerde başarılı işler ortaya koyacaktır" dedi.   Kaynak: http://www.yenihaberden.com/turk-tekstili-yerli-ve-milli-uretimle-dunyada-soz-sahibi-olacak-1223645h.htm
Devamını Oku
Standard Post with Image

Hedef Avrupa’da Liderlik Dünyada İlk Beş

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) 2023 yılı hazır giyiminde 52 milyar dolar olarak hedeflediği ihracat hacminde rekor büyüme bebek ve çocuk giyim sektöründen geldi. Yetişkin hazır giyime oranla bebek ve çocuk giyim sektörü yüzde 50 daha fazla büyüme kat etti. 2010 yılında 118 milyon dolar olan bebek giyim ihracatı, 2018 yılında 249 milyon dolara yükseldi. Ülkemiz, bebek ve çocuk giyim sektöründe hem ihracat hem de ithalat payı olarak, yaklaşık 600 milyon dolarlık iş hacmiyle de önemli bir konumda yer alıyor. Avrupa'nın ikinci, dünyanın yedinci büyük giyim tedarikçisi olan Türkiye’de, son verilere göre bebek giyim sektöründe en fazla ihracat yapılan ülke, yüzde 14,4 pay ile İspanya olurken, ihracatımızda yüzde 11,9 payla ikinci sırada yer alan Almanya pazarını, yüzde 11,6 ile Irak, yüzde 7,3 ile İngiltere ve yüzde 4,4 ile Libya takip ediyor. Bebek ve çocuk giyim sektöründe yeni hedef ise ihracat rakamlarında Avrupa’da lider, Dünya’da ilk beş içerisinde yer almak. Diğer sektörlerle karşılaştırıldığında, Türkiye’de bebek ve çocuk giyim sektöründeki en zayıf halkayı ise pazarlama uygulamaları oluşturuyor. Sektördeki şirketler üretmeyi bir şekilde başarmış olsa da pazarlama kaynaklarını kullanmakta zorluk yaşıyor. Bu sebeple sektöre yönelik yapılan organizasyon ve uluslararası fuar çalışmalarına daha fazla önem verilmesi ile birlikte bebek çocuk giyim sektörünün de gelişmeye ve büyümeye devam edeceği kaydediliyor. Özellikle ihracata yönelik olan bebek ve çocuk ürünleri özelindeki fuarlar pazara büyük bir dinamizm getirirken sektörün ekonomik olarak büyümesine ve yeni pazarlara açılmasına da hizmet ediyor. Kaynak: https://www.kocaelipusula.com/haber/25658/hedef-avrupada-liderlik-dunyada-ilk-bes.html    
Devamını Oku
Standard Post with Image

İTHİB Uluslararası Kumaş Tasarım Yarışması Finali Moda Dünyasını Buluşturdu

2005 yılından bu yana Türk Tekstil Sektörünün yaratıcı gücünün yükselmesi, yetenekli gençlerin sektöre hızla kazandırılması ve özgün tasarımlar yaratılarak katma değeri yüksek ürünlerin ihraç edilmesi amacıyla düzenlenen 14. İstanbul İTHİB Uluslararası Kumaş Tasarım Yarışması’nın finali Raffles İstanbul’da gerçekleşti. İTHİB Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Öksüz’ün ev sahipliği ile Tuvana Büyükçınar Demir’in organizasyonunu yürüttüğü, İTHİB tarafından düzenlenen geceye aralarında Azra Akın, Ebru Akel, Burcu Kara, Tuğçe Bayat, Yasemin Taciroğlu, Nefise Karatay, Sitare Akdilek, Günseli Kato, Emel Ayaydın, Zeynep Üstünel ve Jale Balcı’nın bulunduğu iş, sanat ve cemiyet hayatından çok sayıda davetli katıldı. Moda dünyasının önemli tasarımcıları ve influencerları geceye katıldı Final gecesine Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin düzenlediği Design Week Turkey’de yer alarak bilgilerini moda – iş dünyasıyla paylaşan Sertaç Ersayın, Jasjit Sing, Pia Pia, Alice Pegna, Ece Yalım ve Chun Ju Tseng gibi moda dünyasının önemli tasarımcıları ve influencerları arasında kabul edilen isimlerin katılımı damga vurdu.   Kaynak: https://www.maxihaber.net/14-istanbul-ithib-uluslararasi-kumas-tasarim-yarismasi-finali-moda-dunyasini-bulusturdu/
Devamını Oku
Standard Post with Image

Merkez Bankası, 2020 para ve kur politikasını açıkladı!

TCMB '2020 yılı para ve kur politikası' raporunu açıkladı. Para Politikası Kurulu, 2020'de önceden açıklanan bir takvim çerçevesinde yılda 12 toplantı yapacak.   Merkez Bankası'nın raporunun detayları şöyle:   1. TCMB’nin temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır. TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki bütün araçları kullanmaktadır. Para politikası kararları, enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve enflasyonu etkileyen diğer tüm unsurlardaki gelişmeler dikkate alınarak oluşturulmaktadır. TCMB, fiyat istikrarı açısından tamamlayıcı bir unsur olan finansal istikrarı da gözetmeye devam ederken, başta enflasyon ve iktisadi faaliyet olmak üzere makroekonomik göstergelerin tamamını dikkate alan veri odaklı bir yaklaşım ile hareket edecektir.   2. Enflasyon hedefi, Hükümet ile varılan mutabakatla uyumlu olarak yüzde 5 olarak korunmuştur. Para politikası, enflasyonu bu hedefe kademeli olarak yaklaştıracak şekilde oluşturulacaktır. Enflasyonun hedeflerden belirgin olarak saptığı dönemlerde TCMB’nin Enflasyon Raporlarında yayımladığı enflasyon tahminleri ara hedef işlevini görmektedir. Dolayısıyla enflasyonun gelecek dönemdeki seyri konusunda iktisadi birimlere rehberlik etmesi öngörülen değerler, kısa vadede enflasyon tahminleri, orta vadede ise enflasyon hedefleridir. 2019 yılı Ekim ayı Enflasyon Raporunda yayımlanan dezenflasyon patikası ile enflasyonun, öncelikle tek hanelere indirilmesi; daha sonra ise kademeli olarak azalarak yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanması hedeflenmektedir.   3. Enflasyon hedefine ilişkin belirsizlik aralığı, önceki yıllarda olduğu gibi hedef etrafında her iki yönde 2 yüzde puan olarak korunmuştur. Yıl içinde enflasyon gelişmelerine ilişkin kapsamlı değerlendirmeler Enflasyon Raporu aracılığıyla kamuoyuyla paylaşılacaktır. Yıl sonunda gerçekleşen enflasyonun belirsizlik aralığının dışında kalması durumunda ise hesap verebilirlik ilkesi gereği Hükümet’e “Açık Mektup” yazılacaktır.   4. Dalgalı döviz kuru rejimi uygulaması devam edecektir. Uygulanmakta olan kur rejiminde, döviz kuru bir politika aracı olarak kullanılmamaktadır. İktisadi temeller, uygulanmakta olan para ve maliye politikaları, uluslararası gelişmeler ve beklentiler döviz arz ve talebinin temel belirleyicileridir. TCMB’nin nominal ya da reel olarak herhangi bir kur hedefi bulunmamaktadır. Ancak, döviz kurunun iktisadi temellerden belirgin şekilde kopması ve döviz kurundaki hareketlerin fiyat istikrarını kalıcı olarak etkilemesi veya finansal istikrara dair risk oluşturması halinde TCMB, bu duruma kayıtsız kalmayacak ve sahip olduğu araçlarla gerekli tepkiyi verecektir. TCMB, döviz piyasalarının etkin bir şekilde çalışabilmesi için döviz kuru gelişmelerini ve buna dair her türlü risk faktörünü yakından takip etmeye, gerekli önlemleri almaya ve TCMB rezervlerinin etkin kullanımı esasıyla ilgili araçları kullanmaya devam edecektir.   5. TCMB, 2019 yılında parasal duruşunu enflasyonun ana eğilimine dair göstergeleri dikkate alarak belirlemiş; parasal sıkılık düzeyini, enflasyondaki düşüşün sürekliliğini ve hedeflenen patika ile uyumunu sağlayacak şekilde oluşturmuştur. TCMB’nin enflasyon tahminleri ve bunların ima ettiği ana eğilimler karar alma sürecinde önemli bir yer teşkil etmektedir. TCMB, 2019 yılının ilk yarısında, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 24 düzeyinde sabit tutarken likidite yönetimine ilişkin destekleyici adımlar atmıştır. Sıkı para politikası duruşu ile güçlü politika koordinasyonu neticesinde birikimli döviz kuru etkilerinin azalması ve iç talebin ılımlı seyri, enflasyon dinamiklerinde belirgin bir iyileşme sağlamıştır. TCMB, enflasyon görünümündeki iyileşmeye bağlı olarak Temmuz, Eylül ve Ekim aylarında kademeli olarak politika faizini yüzde 14 seviyesine düşürmüştür.   6. 2019 yılında TCMB, finansal piyasalarda gözlenen oynaklıklar ve sağlıksız fiyat oluşumlarına karşı piyasaların ve aktarım mekanizmasının etkin işleyişini desteklemek amacıyla politika faizi dışında sahip olduğu araç setini genişleterek kullanmayı sürdürmüştür. . Bu kapsamda, Mart ayının son haftasında yurt dışı swap piyasasındaki arz ve talep dengesizliğinin swap faizleri üzerindeki olumsuz etkilerini sınırlamak amacıyla, TCMB bünyesindeki Döviz Karşılığı Türk Lirası Swap Piyasasında vadesi gelmemiş toplam swap (TCMB tarafından spotta döviz alınıp vadede döviz satılan swap) işlem miktarı kademeli olarak artırılarak, Döviz ve Efektif Piyasaları işlem limitlerinin yüzde 40’ına yükseltilmiştir.   7. Mayıs ayından itibaren Borsa İstanbul (BIST) Swap Piyasasında ABD doları ve euro cinsinden para politikası faiz oranlarıyla uyumlu bir şekilde bir haftadan uzun vadelerde işlem yapılmaya başlanmıştır. Ayrıca, Ağustos ayında TCMB bünyesinde kotasyon yöntemiyle ve 1 hafta vadeli olarak gerçekleştirilmekte olan döviz karşılığı Türk lirası swap işlemlerinin geleneksel ihale (çoklu fiyat) yöntemiyle ve 1, 3 ve 6 ay vadeli olarak da gerçekleştirilmesine karar verilmiştir.   8. Finansal piyasaların derinleşmesine ve para politikası aktarım mekanizmasının etkinliğinin artırılmasına sağladığı katkılar dikkate alınarak Piyasa Yapıcılığı Sisteminin desteklenmesi amacıyla Piyasa Yapıcı (PY) bankalara Açık Piyasa İşlemleri (APİ) çerçevesinde likidite imkânı kullandırılması uygulamasına 17 Haziran 2019 tarihinde yeniden başlanmıştır. TCMB tarafından gecelik vadeli repo işlemleri yoluyla ve limit dahilinde kullandırılan söz konusu likidite imkânına uygulanan faiz oranı, politika faiz oranının 100 baz puan altında belirlenmiştir.   9. 2019 yılı boyunca yaşanan gelişmeler sonucunda bankaların TCMB swap imkânlarını yoğun bir şekilde kullandıkları gözlenmiştir. Bu kapsamda sistemin fonlama ihtiyacının büyük kısmının TCMB taraflı swap imkânları ile karşılanması APİ yoluyla fonlamanın kademeli olarak gerilemesine neden olmuştur. 2019 yılında APİ fonlaması, büyük ölçüde bir hafta vadeli repo ihaleleri ile gerçekleştirilmiş ancak finansal piyasalarda yaşanan gelişmeler dikkate alınarak yıl içinde iki defa haftalık repo ihalelerine ara verilmiştir. Haftalık repo ihalelerine ara verilen her iki dönemde 2 de TCMB fonlamasının tamamı gecelik borç verme faiz oranı üzerinden sağlanmış ve BIST gecelik repo faizleri TCMB faiz koridorunun üst bandına yakınsamıştır. Bankalara PY imkânı çerçevesinde sağlanan likiditenin sistemin fonlama ihtiyacı içindeki payı sınırlı kalmıştır.    10. TCMB, yurt içi altın tasarruflarının finansal sisteme kazandırılması amacıyla bu dönemde de çeşitli adımlar atmaya devam etmiştir. Yurt içinde sağlıklı çalışan bir altın piyasasının oluşabilmesi için etkin bir altın swap piyasasının varlığı önem arz etmektedir. Bu kapsamda, 2019 yılı Mayıs ayında TCMB bünyesinde Türk Lirası Karşılığı Altın Swap Piyasası ve Ekim ayında Döviz Karşılığı Altın Swap Piyasası açılarak, bankaların likidite yönetimine katkı sağlanmıştır. Her iki piyasada da işlemler, bankalara tanınan limitler dâhilinde gerçekleştirilmektedir.   11. TCMB, zorunlu karşılıkların finansal istikrarı destekleyecek şekilde makro ihtiyati bir araç olarak daha esnek ve etkin kullanılmasına yönelik bazı değişiklikler yapmıştır. 2019 yılı Temmuz ayında, 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu’nda yapılan değişiklikle, zorunlu karşılık uygulamasında bankaların sadece yükümlülüklerinin değil, bilanço içi ve dışı uygun görülen kalemlerin de esas alınabilmesi mümkün hale gelmiştir. Bu çerçevede, Ağustos ayında zorunlu karşılıkların finansal istikrarı destekleyecek şekilde makro ihtiyati bir araç olarak daha esnek ve etkin kullanılmasına karar verilmiştir. Buna göre Türk lirası zorunlu karşılık oranları ve Türk lirası cinsinden tesis edilen zorunlu karşılıklara ödenecek faiz/nema oranı, bankaların dövize endeksli kredileri ile bankalara kullandırılan krediler hariç Türk lirası cinsi standart nitelikli ve yakın izlemedeki nakdi kredileri toplamının yıllık büyüme oranları ile ilişkilendirilmiştir.   12. Para Politikası Kurulu (Kurul), 2020 yılında, önceden açıklanan bir takvim çerçevesinde yılda 12 toplantı yapacaktır 3 . Bununla beraber 2021 yılına dair ilk üç toplantı tarihi de takvim çerçevesinde açıklanmaktadır 4 . Para politikası kararı ile kısa gerekçesi, İngilizce çevirisi ile birlikte, toplantı ile aynı gün saat 14.00’te; Kurul’un ayrıntılı değerlendirmelerini içeren toplantı özeti ise toplantıyı takip eden beş iş günü içinde TCMB internet sayfasında yayımlanacaktır. 13. Önümüzdeki dönemde iletişim politikası, destekleyici bir araç olarak etkin bir biçimde kullanılacaktır. Para politikasının temel iletişim araçları Kurul duyuruları ve Enflasyon Raporu’dur. Enflasyon Raporu’nun yılda dört defa yayımlanmasına ve para politikası uygulamalarının kamuoyu ile iletişiminin etkin bir şekilde yapılabilmesi amacıyla bilgilendirme toplantılarıyla tanıtılmasına devam edilecektir. Ayrıca, Türk lirası ve döviz likiditesi yönetimine ilişkin alınan kararlar kamuoyu ile paylaşılmaya devam edilecektir.   14. Fiyat istikrarı ve finansal istikrarın kalıcı olarak sağlanması, toplumsal refah ve potansiyel büyüme açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çerçevede, fiyat istikrarını sağlamanın öneminin kamuoyuyla paylaşılması iletişim politikasının temel önceliklerinden birisi olacak ve iletişim kanalları en üst düzeyde kullanılacaktır. Bu kapsamda, yatırımcılar, analistler ve ekonomistler ile belli bir takvim çerçevesinde yapılan teknik içerikli toplantılar devam edecektir. TCMB iletişiminin önemli hedef gruplarından olan basın, akademik çevreler, genel kamuoyu ile iletişim etkin bir biçimde sürdürülecektir. Başkan tarafından TCMB’nin faaliyetleri, para politikası uygulamaları ve döneme özgü iktisadi tartışma konuları hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu ve diğer platformlarda yapılan sunumlar ve konuşmalar da kamuoyunun bilgilendirilmesinde önemli bir paya sahip olacaktır.   15. Finansal İstikrar Raporu, TCMB’nin bir diğer önemli iletişim aracı olmaya devam edecektir. Bunun yanı sıra, Aylık Fiyat Gelişmeleri Raporu, TCMB tarafından yayımlanan çalışma tebliğleri, ekonomi notları ve blog yazıları ile düzenlenen konferanslar da iletişim politikasının bir parçasını oluşturacaktır. Önceki yıllarda olduğu gibi, sosyal medya, Herkes İçin Ekonomi mikrositesi gibi platformlar kullanılmaya; toplantılar, seminerler ve etkinlikler düzenlenmeye devam edilecektir.   16. TCMB, para politikası çerçevesini oluştururken kullanılan bilgi setini çeşitlendirmeye ve zenginleştirmeye büyük önem vermektedir. Mikro düzeydeki dinamikleri ve saha bilgilerini yakından analiz etmeye olanak sağlayan veriler ile finansal sektöre ilişkin yüksek frekanslı veriler de bu süreçte yoğun olarak kullanılmaktadır. Bu çerçevede iletişim ağını güçlendirmek amacıyla reel ve finansal sektör temsilcileriyle yapılan görüşmelere önümüzdeki dönemde de devam edilecektir.   17. Son dönemde enflasyon dinamiklerinde önemli bir iyileşme kaydedilmekle birlikte, Türkiye’de enflasyon oranı akran ülkelere kıyasla halen yüksek seyretmektedir. Enflasyondaki düşüşü kalıcı hale getirebilmek için para politikasındaki temkinli duruşun sürdürülmesi gerekmektedir. Enflasyondaki düşüş sürecinin devamlılığı, ülke risk priminin ve uzun vadeli faizlerin gerilemesi açısından büyük önem taşımaktadır. TCMB’nin amacı enflasyonu önce tek  anelere indirmek, sonrasında da nihai hedef olan yüzde 5’e düşürmektir.     18. Para politikasındaki kararlı duruş fiyat istikrarı açısından bir ön koşul olmakla birlikte enflasyonla mücadele deneyimimiz, fiyat istikrarı yolunda para politikasının tek başına yeterli olmayacağını göstermiştir. Enflasyonla mücadelede toplumsal mutabakat ve ortak bir çabanın önemi büyüktür. Bu nedenle, tüm paydaşları içeren bütüncül bir çabaya ihtiyaç vardır. Uygun bir parasal ve mali duruşun yanında, enflasyondaki düşüşü geciktiren veya zorlaştıran yapısal katılıkların azaltılması önem taşımaktadır. Enflasyondaki katılık ve oynaklıkları azaltacak yapısal reformlara devam edilmesi fiyat istikrarına ve toplumsal refaha önemli katkıda bulunacaktır.   19. Fiyat istikrarına ulaşılabilmesi ve ekonominin dengeli, sürdürülebilir bir büyüme patikasına yönlendirilebilmesi için maliye politikasında da disiplinin devamlılığı esastır. Mali disiplinin sürdürülmesi Türkiye ekonomisinin dış şoklara karşı duyarlılığını azaltan temel unsurlardan biri olmuştur. Küresel belirsizliklerin yüksek olduğu mevcut konjonktürde, bu kazanımların korunarak daha da ileriye götürülmesi önem taşımaktadır. Yasası gereği fiyat istikrarına odaklanmış bir merkez bankası, bütçe ve maliye politikası gelişmelerini yakından takip etmek ve gerektiğinde bu politikaların enflasyon üzerindeki yansımalarına tepki vermek durumundadır. Dolayısıyla, maliye politikasına ilişkin gelişmeler enflasyon görünümüne etkileri bakımından önümüzdeki dönemde de yakından takip edilmeye devam edecektir.   20. 2018 yıl sonu itibarıyla 93,1 milyar Türk lirası olan sistemin fonlama ihtiyacı yıl boyunca yaklaşık 18,6 milyar Türk lirası artış göstererek 4 Aralık 2019 tarihi itibarıyla 111,7 milyar Türk lirası seviyesine yükselmiştir. Bu dönemde, sistemin fonlama ihtiyacını temelde para tabanı gelişmeleri, enerji ithalatçısı kamu iktisadi teşebbüslerine gerçekleştirilen döviz satımları ve kamu kesimi işlemleri artırıcı yönde, ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetler reeskont kredileri ile zorunlu karşılık oranlarındaki düşüşler ise azaltıcı yönde etkilemiştir.   21. Sistemin fonlama ihtiyacının önemli bir bölümü TCMB ve BIST bünyesinde gerçekleştirilen döviz karşılığı TL swap işlemleriyle karşılanırken TCMB bünyesindeki TL Karşılığı Altın Swap Piyasası işlemleriyle sınırlı miktarda fonlama sağlanmış, APİ aracılığıyla sağlanan net fonlama miktarı ise 29,5 milyar Türk lirası seviyesinde gerçekleşmiştir. TCMB taraflı swap imkânları, bankalara döviz kuru riski ve likidite yönetiminde esneklik sağlarken, swap piyasasında ortaya çıkabilen arz talep dengesizliğinin azaltılmasına ve piyasa faizlerinin politika faiz oranlarıyla uyumlu gerçekleşmesine katkı sağlayarak para politikası aktarım mekanizmasının etkinliğini de artırmaktadır.   22. TCMB, 2019 yılında APİ çerçevesinde bir hafta vadeli repo ihaleleri ve PY likidite imkânıyla fonlama sağlamıştır. Repo işlemlerinin depo işlemine dönüştürülebilme imkânı bankalarca kullanılmaya devam edilmiştir. Bu dönemde BIST Repo-Ters Repo Pazarı’ndaki gecelik repo faizlerinin politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı etrafında oluştuğu gözlenmiştir. Diğer taraftan, finansal piyasalarda yaşanan gelişmeler dikkate alınarak 22 Mart ve 9� Mayıs 2019 tarihlerinde yapılan duyurular ile bir hafta vadeli repo ihalelerine kısa süreliğine ara verilmiştir.   23. TCMB’nin 22 Aralık 2018 tarihli “Zorunlu Karşılıklar Hakkında Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ” hükümleri çerçevesinde finansal piyasaların derinleşmesine ve etkinliğine katkı sağlamak amacıyla, BIST bünyesinde yapılan tüm repo işlemleri zorunlu karşılık uygulamasından muaf tutulmuştur. Böylece bankaların birbirleriyle ve sadece portföyleri hesabına işlem yapabildiği ve fon sağlayan tarafın zorunlu karşılığa tabi olmadan repo işlemleri gerçekleştirebildiği Bankalararası Repo-Ters Repo Pazarı’na olan ihtiyaç ortadan kalkmıştır. Bu kapsamda, repo piyasalarının birleştirilmesi mümkün hale gelmiş ve 28 Aralık 2018 tarihi itibarıyla BIST tarafından Bankalararası Repo-Ters Repo Pazarı kapatılmıştır.   24. Borçlanma piyasası araçlarında, finansal türev ürünlerde ve çeşitli finansal sözleşmelerde dayanak varlık veya karşılaştırma ölçütü olarak kullanılabilecek yüksek işlem hacmine sahip kısa vadeli bir Türk lirası referans faiz oranı oluşturulması için Hazine ve Maliye Bakanlığı, TCMB, Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği, İstanbul Takas ve Saklama Bankası A.Ş. ve BIST tarafından yürütülen ortak çalışmalar sonucunda 17 Haziran 2019 tarihinden itibaren BIST tarafından, Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı (TLREF) hesaplanmaya ve yayımlanmaya başlanmıştır. Son dönemde TLREF’e dayalı tahvil ihraçları gerçekleşirken aynı zamanda TLREF üzerine yazılmış vadeli faiz sözleşmeleri ve swap işlemleri gibi türev ürünler oluşturulmaktadır.   25. Bankacılık sektörü teminat yönetimindeki esnekliğin artırılması amacıyla, 2019 yılı Ocak ayında, Türk lirası işlemler karşılığında teminata kabul edilen Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) ve HMVKŞ tarafından yurt içinde ihraç edilen kira sertifikalarının tüm vadeler için %5 olan iskonto oranları, vade ayrımı gözetilerek yeniden düzenlenmiştir. Bu kapsamda, vadesine 2 yıldan az kalan kıymetlerin, vadesi 2 ile 5 yıl arasında olan kıymetlerin ve vadesi 5 yıldan uzun olan kıymetlerin iskonto oranları sırasıyla, yüzde 1, yüzde 2 ve yüzde 3 olarak belirlenmiştir.    26. BIST nezdinde, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile kamu sermayeli kurumlar tarafından kurulan varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen Türk lirası ödemeli kira sertifikalarının işlem gördüğü Taahhütlü İşlemler Pazarında, TCMB tarafından gecelik vadede 17 Aralık 2018 tarihinden itibaren repo işlemleri, 27 Mayıs 2019 tarihinden itibaren ise ters repo işlemleri yapılmaya başlanmıştır.   27. 2018 yılı Kasım ayında başlanan TCMB bünyesindeki Döviz Karşılığı Türk Lirası Swap imkânının bankalar tarafından kullanımı ilk etapta sınırlı düzeyde kalmıştır. Ancak, 2019 yılı Mart ayında yurt dışı swap piyasasında yaşanan gelişmelerin ardından bankaların bu imkânı kullanımının hızla arttığı gözlenmiştir. Bu çerçevede, söz konusu piyasadaki vadesi gelmemiş toplam swap işlem miktarı kademeli olarak artırılarak Döviz ve Efektif Piyasaları işlem limitlerinin yüzde 10’undan yüzde 40’ına yükseltilmiştir.   28. 2019 yılının ilk 3 ayında Türk Lirası Depoları Karşılığı Döviz Depoları ihalelerine devam edilmiş ve bankalara maksimum 2,5 milyar ABD doları tutarında döviz likiditesi sağlanmıştır. Ancak, 2019 yılı Mart ayında yurt dışı piyasalarda yaşanan gelişmeler bankaların TCMB’den talep ettiği Türk lirası fonlama miktarının artmasına neden olmuş ve Türk Lirası Depoları Karşılığı Döviz Depoları ihalelerine ihtiyaç kalmadığı değerlendirilerek ara verilmiştir.   29. 2009 yılında G20 Zirvesi’nde tezgah üstü türev işlemlerin organize piyasa ve elektronik platform işlem süreçlerine dahil edilmesi yönünde alınan karar sonrası, büyük bir kısmı tezgâhüstü piyasada yapılan swap işlemlerinin organize piyasada merkezi takas sürecine dahil edilerek gerçekleştirilmesine de olanak sağlanması amacıyla 2018 yılı Ekim ayında BIST bünyesinde Swap Piyasası faaliyete başlamıştır. Söz konusu piyasa parasal aktarım  mekanizmasının etkinliğini artırarak ve bankalar açısından sistemsel likidite riskini azaltarak finansal istikrara katkı sağlamaktadır. TCMB tarafından da bu piyasada ABD doları ve euro para birimleri cinsinden para politikası faiz oranları ile uyumlu bir şekilde bir haftadan daha uzun vadeli işlemler gerçekleştirilmektedir. 4 Aralık 2019 tarihi itibarıyla BIST Swap Piyasası’ndaki TCMB taraflı swap işlem tutarı 13,3 milyar ABD doları seviyesindedir.   30. Bankaların likidite yönetimine katkıda bulunmak amacıyla 5 Ağustos 2019 tarihinden itibaren kotasyon yöntemiyle gerçekleştirilen 1 hafta vadeli döviz karşılığı Türk lirası swap işlemlerinin geleneksel ihale (çoklu fiyat) yöntemiyle 1, 3 ve 6 ay vadeli olarak da gerçekleştirilmesine karar verilmiştir. Geleneksel ihale yöntemiyle döviz karşılığı Türk lirası swap işlemlerine başlanması ile birlikte 6 Ağustos 2019 tarihinde kotasyon yöntemiyle gerçekleştirilen Döviz Karşılığı Türk lirası Swap Piyasasında vadesi gelmemiş toplam swap işlem limiti Döviz ve Efektif Piyasaları işlem limitlerinin yüzde 20’sine indirilmiş ve ihale yöntemiyle yapılacak işlemler için de yüzde 20’lik işlem limiti belirlenmiştir. İhale yöntemiyle gerçekleştirilen işlemlerde banka bazında işlem limiti bulunmamaktadır. 2019 yılı içerisinde ihale yöntemiyle 1 ay ve 3 ay vadeli olmak üzere toplamda 2,75 milyar ABD doları tutarında 3 ihale düzenlenmiş olup söz konusu ihalelerdeki faiz oranları piyasa faiz oranları ile uyumlu seyretmiştir. 4 Aralık 2019 itibarıyla kotasyon yöntemiyle gerçekleştirilen Döviz Karşılığı Türk Lirası Swap Piyasasındaki stok miktarı 306 milyon ABD doları olup geleneksel ihale yöntemiyle gerçekleştirilen swap işlemleri kaynaklı stok ise bulunmamaktadır.   31. Diğer taraftan, bankaların likidite yönetimindeki etkinliğin artırılması ve altın cinsi tasarrufların finansal sisteme dahil edilmesine katkı sağlamak amacıyla Mayıs ayında alım yönlü Türk Lirası Karşılığı Altın Swap Piyasası; Ekim ayında ise alım ve satım yönlü Döviz Karşılığı Altın Swap Piyasası açılmıştır. Söz konusu işlemler bankalarla kotasyon yöntemiyle 1 hafta vadeli olarak gerçekleştirilmektedir. Her iki piyasada da vadesi gelmemiş toplam altın swap miktarı 100 ton olarak belirlenmiş ve söz konusu miktarlar bankalara Döviz ve Efektif Piyasaları işlem limitleri oranınca dağıtılmıştır. 4 Aralık 2019 tarihi itibarıyla; Türk Lirası Karşılığı Altın Swap piyasasındaki stok tutarı 13,7 ton seviyesindedir. Döviz Karşılığı Altın Swap piyasasındaki stok tutarı ise alım yönünde 25,9 ton seviyesinde olup, satım yönünde ise işlem bulunmamaktadır. Ayrıca, bu dönemde Döviz Karşılığı Altın Piyasası işlemleri ile Türk lirası karşılığında cevherden üretilen altın alımı kapsamında işlemlere devam edilmiştir. Söz konusu piyasalar yurt içinde sağlıklı çalışan bir altın piyasası oluşumuna da katkı sağlamaktadır.   32. TCMB, döviz piyasalarının etkin işleyişine katkı sağlamak amacıyla, 31 Ağustos 2018 tarihinde başladığı BIST nezdinde faaliyet gösteren Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası’nda (VİOP) TL uzlaşmalı vadeli döviz işlemlerine, 2019 yılında da piyasa koşullarına bağlı olarak devam etmiştir.   33. 2019 yılında döviz piyasalarında ihale veya doğrudan satış yöntemiyle döviz satışı gerçekleştirilmezken, 2019 yılında enerji ithalatçısı kamu iktisadi teşebbüslerinin 5,84 milyar ABD doları tutarındaki döviz talebi TCMB tarafından karşılanmıştır.   34. Bankaların TCMB’den 1 hafta ve 1 ay vadeli döviz deposu almak üzere kullanabilecekleri yaklaşık 50 milyar ABD doları seviyesinde toplam limitleri bulunmaktadır. Ayrıca bankalar kendilerine tanınan limitler çerçevesinde TCMB’ye 1 hafta, 2 hafta ve 1 ay vadeli teminat döviz depo getirebilmektedir. Yurt dışındaki referans faiz oranlarındaki gelişmeler çerçevesinde ABD doları döviz depo alış oranları tüm vadelerde kademeli olarak yüzde 2,25’ten yüzde 1,50’ye, 1 hafta vadeli ABD doları döviz depo satış oranı kademeli olarak yüzde 4,25’ten yüzde 3,50’ye ve 1 ay vadeli ABD doları döviz depo satış oranı ise kademeli olarak yüzde 5,00’ten yüzde 4,25’e indirilmiştir.   35. Zorunlu karşılıklar ve ROM, döviz rezervlerini ve döviz likiditesini etkileyen diğer önemli araçlardır. Şubat ayında Türk lirası zorunlu karşılık oranlarının indirilmesi, Mayıs ayında ROM döviz imkânı üst sınırının düşürülmesi ve Ağustos ayında kredi büyümesi referans değerler arasında yer alan bankaların TL zorunlu karşılık oranlarının indirilmesi ile ROM kapsamında finansal sisteme yaklaşık 8,1 milyar ABD doları döviz likiditesi sağlanmıştır. Diğer taraftan, Mayıs, Ağustos ve Eylül aylarında yabancı para zorunlu karşılık oranlarında yapılan artışlar ile piyasadan yaklaşık 11,4 milyar ABD doları likidite çekilmiştir.   36. TCMB nezdinde ABD doları cinsinden tutulan zorunlu karşılıklara, rezerv opsiyonlarına ve ihbarlı döviz mevduat hesaplarına ödenen faiz oranı Ağustos ve Eylül aylarında 100’er baz puan indirilerek yüzde 0 seviyesine düşürülürken, TCMB nezdindeki bloke zorunlu karşılık ve ihbarlı döviz mevduat hesaplarında tutulan euro cinsi döviz hesap bakiyelerine uygulanmakta olan komisyon oranında (yüzde 0) herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.   37. TCMB Kanunu’nun 45’inci maddesi çerçevesinde, döviz üzerinden düzenlenen senetlerin reeskonta kabulü suretiyle Türkiye İhracat Kredi Bankası A.Ş. (Türk Eximbank) ve ticari bankalar aracılığıyla ihracatçılar ile döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetlerde bulunan firmalara TL olarak kullandırılan reeskont kredileri, vade sonunda döviz olarak geri ödenmesi özelliğiyle 2019 yılında da TCMB döviz rezervlerine en fazla katkıyı sağlayan araç olmaya devam etmiştir. Bu krediler aracılığıyla firmalara düşük maliyetle finansman sağlanması mal ve hizmet ihracatının artırılmasını desteklemektedir. Kredi kullanan firma sayısında görülen istikrarlı artış ile kredinin tabana yayılmasının devam etmesi dış ticaretin dengelenmesine katkı sağlamaktadır. Ayrıca, yeni pazarlara yönelik ihracat ile yüksek teknolojili ürün ihracatına daha uzun vadeli reeskont kredisi kullanma imkânı sunulması yoluyla ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi ve katma değeri yüksek ürünlerin ihracı teşvik edilmektedir.   38. Bankamızca reeskont kredilerine uygulanan referans faiz oranları 2019 yılında da değiştirilmemiş olup 120 güne kadar vadeli reeskont kredilerine 1 aylık LIBOR/EURIBOR, 121- 360 gün vadeli kredilere ise 6 aylık LIBOR/EURIBOR uygulanmaktadır.   39. 2019 yılının sonunda reeskont kredisi kullanımının yaklaşık 25,4 milyar ABD doları olması beklenmekte ve reeskont kredilerinin TCMB döviz rezervlerine katkısının yaklaşık 22,5 milyar ABD doları olması öngörülmektedir. Halihazırda reeskont kredisi geri ödemelerinden kaynaklanan 20,5 milyar ABD doları TCMB rezervlerine katkı sağlamıştır.   40. TCMB para ve kur politikası araçları kaynaklı olarak rezerv seviyesi ve kompozisyonunda dönemsel dalgalanmalar gözlenebilmektedir. Bu dönemde TCMB’nin bankalara sağladığı imkânlar arasında yer alan ROM uygulamasında yapılan değişiklikler ve enerji ithalatçısı kamu iktisadi teşebbüslerine gerçekleştirilen döviz satımları rezervleri azaltıcı yönlü, reeskont kredisi geri ödemeleri, yabancı para zorunlu karşılık oranlarındaki artışlar ile bankaların TCMB swap imkânlarının kullanımı ise rezervleri artırıcı yönde etkilemiştir.   41. Küresel iktisadi faaliyetteki zayıf seyir ve enflasyona dair aşağı yönlü riskler belirginleşirken gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikaları genişleyici yönde şekillenmektedir. Bu durum gelişmekte olan ülke finansal varlıklarına yönelik talebi ve risk iştahını desteklemektedir. Ancak, ticarette korumacılık önlemleri ve küresel ekonomi politikalarına dair diğer belirsizlikler gerek sermaye akımları gerekse dış ticaret kanalıyla Türkiye ekonomisini etkileme  potansiyeli taşımaktadır. Bu kapsamda, küresel büyüme ve ticaret savaşlarına ilişkin endişeler ile gelişmekte olan ülke varlıklarına yönelik risk iştahındaki oynaklıklar 2020 yılı için yukarı yönlü risk unsurları arasında ön plana çıkmaktadır. TCMB, 2020 yılında fiyat istikrarının sağlanması hedefi doğrultusunda elindeki politika araçlarını en etkin şekilde kullanmaya devam edecektir. Bankaların TL ve döviz likidite yönetimlerine katkıda bulunmak amacıyla TCMB, 2019 yılında olduğu gibi piyasa şartları gereğince dengeleyici ve finansal istikrarı destekleyici bir rol oynamayı sürdürecektir. Ayrıca, TCMB piyasa koşulları elverdiği müddetçe rezervleri artırma politikasına devam edecektir.   42. 2020 yılında bir hafta vadeli repo ihaleleri temel politika aracı olarak kullanılmaya devam edilecektir. Bu çerçevede, Türk lirası likidite yönetiminde; • Günlük repo ihale miktarı belirlenirken ikincil piyasa gecelik faiz oranları ortalamasının politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı civarında oluşması, • Uygulanan likidite yönetimi stratejisi ile uyumlu şekilde para piyasalarının etkin ve istikrarlı çalışması, • Kullanılan araçların para politikasının etkinliğini desteklemesi, • Ödeme sistemlerinin kesintisiz çalışmasının temini, • Operasyonel yapının piyasalardaki olağandışı gelişmelere karşı yeterli esnekliğe sahip olması hedeflenecektir. Bu hedeflere ulaşmak ve para politikasının etkinliğini artırmak için likidite yönetimi genel çerçevesi belirlenirken, piyasadaki likidite düzeyi ve likiditenin sistem içindeki dağılımı da dikkate alınacaktır.   43. Likiditenin haftanın günlerine dengeli dağılımının sağlanması amacıyla gerekli görülen günlerde vadeleri 5-12 gün arasında olmak kaydıyla farklı vadelerde birden fazla repo ihalesi açılmaya devam edilebilecektir. Diğer taraftan, likidite koşullarına bağlı olarak bazı günlerde bir hafta vadeli repo ihaleleri açılmayabilecektir.   44. TCMB’nin, likidite yönetiminde araç çeşitliliğini ve operasyonel esnekliğini koruyabilmesi için teknik nedenlerle APİ portföyünde yeterli miktarda DİBS veya HMVKŞ tarafından ihraç edilen Türk lirası cinsi kira sertifikası bulundurması gerekmektedir. Önümüzdeki dönemde sistemin fonlama ihtiyacı ve bankacılık sistemindeki likidite dağılımına dair gelişmeler göz önünde bulundurularak para piyasası faiz oranları üzerindeki operasyonel esnekliğin korunması amacıyla;   • 2019 yılı için nominal 18,9 milyar TL olarak belirlenen TCMB Açık Piyasa İşlemleri portföy nominal büyüklüğünün, 2020 yılında azami TCMB analitik bilanço aktif toplamının yüzde 5’i olarak belirlenmesi, • 2020 yılında vadesi gelecek nominal 5,2 milyar TL’lik kısım dahil olmak üzere söz konusu hedefe ulaşmak üzere doğrudan alım işlemlerinin gerçekleştirilmeye devam edilmesi,   • Doğrudan alım işlemlerinin, TCMB açık piyasa portföyünün itfa profili, piyasadaki likidite koşulları ve Hazine ve Maliye Bakanlığı iç borçlanma programı dikkate alınarak yıl içerisinde dengeli ve öngörülebilir bir çerçevede gerçekleştirilmesi, doğrudan alımı yapılacak kıymetlerin alım yapılacak ayın ilk iş günü saat 10.00’da veri dağıtım firmaları aracılığıyla ilan edilmesi, • Alım ihalelerinin Pazartesi, Çarşamba ve/veya Cuma günleri bir iş günü sonrası valörlü gerçekleştirilmesi, • Her bir ihale tutarının nominal en fazla 150 milyon TL olması, • İhalelere ilişkin diğer hususlarda mevcut düzenlemelerin geçerli olması ile birlikte gerektiğinde her türlü değişikliğin yapılabilmesi planlanmaktadır. 45. TCMB, 2020 yılında zorunlu karşılık uygulamasını temel para politikası aracı olan kısa vadeli faiz politikasını destekleyici ve ince ayar bir araç olarak etkin ve esnek bir şekilde kullanmaya devam edecektir.   2020 Yılında Döviz Likiditesi Yönetimi Çerçevesi   46. TCMB nezdindeki Döviz Depo Piyasasında bankalara toplam yaklaşık 50 milyar ABD doları limit ile bir hafta ve bir ay vadeli döviz likiditesi imkânı sağlanmaya devam edilecektir.   47. Bankalar kendilerine tanınan limitler çerçevesinde TCMB’ye bir hafta, iki hafta ve bir ay vadeli teminat döviz veya altın deposu getirebilecektir.   48. Enerji ithalatçısı kamu iktisadi teşebbüslerinin döviz ihtiyacının gerekli görülen kısmı Hazine ve Maliye Bakanlığı ile TCMB tarafından doğrudan karşılanacaktır. Bu kapsamda gelen taleplerin ne kadarının karşılanacağına piyasa koşulları çerçevesinde karar verilmeye devam edilecektir.   49. Döviz Karşılığı Türk Lirası Swap Piyasası işlemlerine ve BIST Swap Piyasasında TCMB taraflı işlemlere 2020 yılında da devam edilebilecektir. Ayrıca, piyasa koşullarına göre ihtiyaç duyulması durumunda; Döviz Karşılığı Türk Lirası Swap İhaleleri de gerçekleştirilebilecektir. Türk Lirası Depoları Karşılığı Döviz Depoları ihaleleri ihtiyaç duyulması halinde tekrar düzenlenebilecektir.   50. Bankaların likidite yönetiminin desteklenmesi amacıyla Türk Lirası ve Döviz Karşılığı Altın Swap Piyasası işlemlerine, döviz karşılığı altın alım ve satım işlemlerine ve Türk lirası karşılığı altın alım işlemlerine 2020 yılında da devam edilecektir.   51. Piyasa koşullarına bağlı olarak, BIST VİOP nezdindeki Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz işlemlerine devam edilebilecektir.   52. Piyasa derinliğinin kaybolmasına bağlı olarak spekülatif davranışlar sonucunda kurlarda sağlıksız fiyat oluşumları gözlenmesi ve aşırı oynaklık durumlarında piyasaya esnek ihaleler yoluyla veya doğrudan müdahale edilebilecektir.   53. Para politikası aktarım mekanizmasının güçlendirilmesi ve finansal istikrarın desteklenmesi amaçlarıyla TCMB tarafından bankalara sağlanan ROM imkânının 2020 yılında kademeli olarak azaltılmasına devam edilebilecektir.   54. Döviz Piyasalarında TCMB ile söz konusu piyasalarda işlem yapmaya yetkili bankalar arasında gerçekleştirilen döviz karşılığı efektif işlemlerine 2020 yılında da devam edilecektir.   55. TCMB, geçmişte olduğu gibi 2020 yılında da döviz piyasasının sağlıklı çalışması ve döviz likiditesinin dengelenmesi amacıyla, döviz arz ve talep gelişmelerini yakından takip ederek gerekli önlemleri almaya devam edecektir.   56. TCMB 2020 yılında da piyasa koşullarının uygun olması durumunda rezervlerini artırmaya devam edecektir. Bu kapsamda 2020 yılında reeskont kredisi kullanımının 28 milyar ABD doları civarında gerçekleşeceği, reeskont kredilerinin TCMB döviz rezervlerine katkısının, 26 milyar  ABD doları civarında olacağı öngörülmektedir.   İŞTE PPK TOPLANTI TARİHLERİ Kaynak: https://www.cnnturk.com/ekonomi/merkez-bankasindan-son-dakika-aciklamasi-en-etkili-sekilde-kullanilacak
Devamını Oku
Standard Post with Image

PERAKENDE SEKTÖRÜ MASAYA YATIRILDI

Perakende sektörünün en verimli buluşma platformu olarak tüm sektörleri bir araya getiren ‘’Perakende Günleri’’ 4 Aralık Çarşamba günü Haliç Kongre Merkezi’nde başladı. Organizasyonda bir araya gelen sektör başkanları, sektörün mevcut durumu ve geleceğini, çözüm bekleyen sorunlarını masaya yatırdı. 2019’un son çeyreğinden beklentilerin pozitif olduğunun altı özellikle çizildi. TAMPF Başkanı Alp Önder Özpamukçu, 3'üncü çeyrek sonuçları itibarıyla perakende sektörünün yüzde 5‘lik reel büyümeye ulaştığını söyleyerek, modern perakendenin ülkenin büyüme oranının üzerinde büyümeyle ekonomiyi desteklediğini dile getirdi. BMD Başkanı Sinan Öncel, Efsane Cuma indirim festivalinin bilançosunu açıkladı. O gün 4,7 milyar liralık kartlı harcama yapıldığını açıklayarak kartlı ödemelerin 1.4 milyar TL’lik kısmı internetten yapıldığını aktardı. Öncel, nakit harcamalarla birlikte ortaya çıkan toplam alışveriş cirosunun 6 milyar liraya ulaştığını duyurdu. Bu cironun çok önemli kısmını BMD üyeleri tarafından gerçekleştirildiği söyleyen Öncel, “11.11’de başlayan indirim dalgası Efsane Cuma’ya kadar sürüyor. Bu durum ister istemez müşteriyi bekleme noktasına getiriyor. Bu beklemede perakendenin günlük akışını olumsuz etkiliyor” dedi. Organizasyon kapsamında BMD tarafından düzenlenen özel öğle yemeği davetine LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Turan ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Fuat Oktay 2020 büyüme hedefini açıkladı!

Oktay, TBMM Genel Kurulunda görüşmelerine başlanılan 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin sunuş konuşmasını yaptı. Milli iradenin tecelligahı olan TBMM'deki bütçe görüşmelerinin,  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve kabinesinin vizyonunu ortaya koyma ve  millet önünde hesap verme mecrası olarak büyük bir fırsat olduğuna inandıklarını  söyleyen Oktay, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ikinci, AK Parti  hükümetlerinin 18. bütçesi olan 2020 yılı merkezi yönetim bütçesinin devlete ve  millete hayırlı olmasını diledi. Ekonomide yaşanan dalgalanmalar, yaptırım tehditleri ve bölgesel  belirsizliklerinin, Türkiye'yi hedeflerinden uzaklaştırmadığını aksine  hedeflerine daha sıkı sarılmaya yönelttiğini vurgulayan Oktay, "2020 yılı  bütçesini, toplumumuzun tüm kesimlerini kapsayan sürdürülebilir ekonomik kalkınma  ve toplumsal refah artışı için bir fırsat olarak görüyoruz." dedi. Oktay, 2020 yılı bütçesinin, 11. Kalkınma Planı ile Yeni Ekonomi  Programı'nın hedeflerini merkeze aldığını, 82 milyonun bütçesi olduğunu belirtti. Küresel ekonomik görünüme değinen Oktay, 2020'de küresel büyüme  açısından ılımlı bir toparlanma beklendiğine işaret etti. Küresel ekonominin, ticari ve jeopolitik gerginliklerin yanı sıra  uluslararası ekonomik ve ticari iş birliğinin geleceğine yönelik  belirsizliklerdeki artışın, yatırımcı güvenini ve küresel ticari gelişmeleri  olumsuz etkilediğine dikkati çeken Oktay, bu kapsamda 2018'de küresel büyümenin  yüzde 3,8'den yüzde 3,6'ya gerileyerek ivme kaybettiğini dile getirdi. GELİŞMEKTE OLAN EKONOMİLERDE KÜRESEL TİCARET SAVAŞLARI Oktay, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan  ekonomilerde küresel ticaret savaşları nedeniyle korumacılık eğilimlerinin  artması, güven ve yatırım ortamının zayıflaması ile Çin'de görülen belirgin  ekonomik yavaşlamanın, 2018'de olduğu gibi 2019'da da sürdüğüne dikkati çekti. Gelişmiş ekonomilerde 2019 ve 2020'de büyüme oranının yüzde 1,7  olmasının beklendiğinin altını çizen Oktay, geride kalan dönem ortalamalarına  göre düşük büyüme beklentisinin, başta ticari gerilimler kaynaklı olmak üzere dış  talebin zayıflamasına bağlı olarak öne çıktığını söyledi. Oktay, güçlü seyreden istihdam gelişmelerine rağmen ABD'nin ticaret  anlaşmazlıkları, büyüme üzerinde baskı oluşturduğunu, ticaret savaşının  etkilerinin birçok sektöre yayıldığını dile getirdi. Avro bölgesinde ekonomik büyümenin, 2018 ortasından itibaren  yavaşladığını ve 2019'un ilk yarısında da zayıf bir performans gösterdiğini  aktaran Oktay, ihracat kanalındaki yavaşlamanın, otomotiv sektörü başta olmak  üzere sanayi üretimine yansıdığını belirtti. Fuat Oktay, sonuç olarak küresel ekonomik büyümenin destekleyici  politikalar ve iktisadi faaliyette beklenen canlanmayla 2020'de 2019'a kıyasla  bir miktar daha yüksek olmasının ve yüzde 3,4'e yükselmesinin tahmin edildiğini  bildirdi. ABD VE ÇİN ARASINDA ARTAN TİCARET TANSİYONU Küresel büyümeyi etkileyen en önemli faktörün, ticaret hacmine yönelik  gelişmeler olduğuna işaret eden Oktay, ABD ve Çin arasında artan ticaret  tansiyonunun olumsuz etkilerinin, küresel ticaret hacmindeki artışı  sınırlandırdığını ve buna bağlı olarak dünyada korumacı politikaların artış  göstermesinin küresel büyüme oranlarını baskıladığını anlattı. ABD Merkez Bankasının (Fed), 2008 sonrasında ilk kez 2019 Temmuz  ayında faiz indirimine gittiğini, eylül ve ekim aylarında da faiz indirimlerine  devam ederek genişletici para politikasını sürdürdüğünü anımsatan Oktay, Fed'in  2020'de de faiz indirimine gidebileceğinin, Avrupa Merkez Bankasının politika  faizlerinin de sıfır seviyelerine yakın kalmaya devam edeceğinin  değerlendirildiğini vurguladı. Oktay, 2018'de işsizlik oranının küresel düzeyde yüzde 5 olarak gerçekleştiğini hatırlatarak, genç işsizliğin yanı sıra eğitim ve gelir düzeylerindeki eşitsizliklere de bağlı olarak işgücü piyasasının gerektirdiği  becerilere uygun yeterli işgücünün olmamasının, küresel iş gücü piyasasının  kronik problemleri arasında öne çıktığını aktardı. PETROL FİYATLARINDAKİ DALGALANMALAR Yılın başlarında petrol piyasalarının arz yönlü olarak baskılandığını  ve fiyatların yukarı yönlü hareket ettiğini belirten Oktay, İran ve Venezuela  yaptırımlarının yanı sıra Libya'da artan çatışmalar ile OPEC ve Rusya başta olmak  üzere OPEC dışı bazı ülkelerin üretim kısıntısı kararını yürürlüğe koyması  sonucunda, Brent petrolün varil fiyatının 70 dolar seviyesini aştığını aktardı. Mayıs ayıyla birlikte ticaret savaşı geriliminin yeniden  tırmanmasının, talep yönlü endişeleri tetikleyerek petrol fiyatlarını aşağı yönlü  baskıladığını anlatan Oktay, ortalama petrol fiyatlarının 2019'da 61,8, 2020'de  ise 60 doların altında olmasının beklendiğini belirtti. Türkiye ekonomisinin, küresel büyüme ve ticarete bağlı dış talepteki  toparlanma beklentisiyle genişletici para politikalarından olumlu etkilenmesinin  beklendiğini ifade eden Oktay, "Küresel finans piyasalarında ortaya çıkabilecek  dalgalanmalar ve petrol fiyatlarında meydana gelebilecek yukarı yönlü hareketler,  Türkiye ekonomisinde cari işlemler dengesi ve enflasyon üzerinde risk  oluşturabilecektir." diye konuştu. Son 17 yılda gerçekleştirilen temel icraat ve hizmetlere değinen  Oktay, "Ekonomideki başarılarımızın arkasında bütçe disiplinindeki istikrarlı  duruşumuz bulunmaktadır." dedi. Oktay, 2002'de yüzde 11,2 olan bütçe açığını 2018 sonunda yüzde 2'ye  indirdiklerinin, böylece vergi gelirlerinin daha etkin harcanabileceği mali  yapıya kavuşulduğunu altını çizdi. Mali alanla büyüme ve istihdamın desteklenmesinin yanı sıra başta  ulaştırma, Ar-Ge, eğitim ve sağlık gibi ekonomik ve sosyal alanlarda büyük  altyapı yatırımlarına imza atarak önemli gelişmeleri gerçekleştirdiklerini  anlatan Oktay, "2003-2018 döneminde yıllık ortalama yüzde 5,6 oranında büyüme  sağlayarak ekonomi genelinde toplamda 9,8 milyon, yıllık ortalama olarak ise  yaklaşık 610 bin yeni istihdam oluşturduk. Ar-Ge harcamalarının milli gelir  içindeki payını 2002'de yüzde 0,51'den 2018'de yüzde 1,03'e yükselttik. Söz  konusu harcama tutarı 2002'de toplamda 1,8 milyar lirayken 2018'de toplam 38,5  milyar liraya çıkmıştır." ifadelerini kullandı. ALT YAPI YATIRIMLARI Başta ulaştırma olmak üzere pek çok alanda önemli alt yapı yatırımları  oluşturduklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, "Bu kapsamda  havalimanı sayımızı 56'ya, bölünmüş yol uzunluğumuzu 2019 Kasım ayı itibarıyla 27  bin 123 kilometreye yükseltirken daha önce kullanımda olmayan hızlı trenlerin  kullanımı için bin 213 kilometrelik hat oluşturduk. Derslik sayısını toplamda 343  binden 721 bine çıkararak ilköğretimde derslik başına düşen öğrenci sayısını  36'dan 24'e indirdik." diye konuştu. Oktay, 10 bin kişiye düşen hastane yatağı sayısını 24,8'den 27,9'a  çıkarırken nitelikli yatak sayısını da 19 binden 145 bine yükselttiklerini  anlatarak, "Sağlık yatırımlarımızın sonucunda bin canlı doğumda bebek ölüm hızını  31,5'den 6,8'e, 100 bin canlı doğumda anne ölüm oranını ise 64'ten 13,6'ya  geriletmiş olduk. Söz konusu kazanımlarımıza imkan tanıyan bütçe disiplinine  yönelik istikrarlı tutumumuzu, büyümeye ve refaha daha fazla destek olmasını  sağlayacak şekilde ortaya koymaktayız." dedi. Türkiye ekonomisine ilişkin gelişmeleri aktaran Oktay, Türkiye'nin son  17 yılda yalnızca ekonomik değil, siyasi anlamda da dünyada ağırlığını  hissettirmeye başladığını ve dünyanın bölgesel güç merkezlerinden biri haline  geldiğini belirtti. Bu durumun Türkiye'nin siyasi ve iktisadi rakiplerinin dikkatinden  kaçmadığını ve Türkiye'nin, yapılan bilinçli hamlelerle çok sayıda iç-dış siyasi  ve iktisadi şoklarla karşı karşıya kaldığını ifade eden Oktay, bunların son  örneğinin, 2018 Ağustos ayında başlayan spekülatif kur saldırıları olduğunu  hatırlattı. "2020 YILI BÜYÜME HEDEFİMİZ YÜZDE 5 OLARAK BELİRLENDİ" Hükümetin, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde her türlü açık tehdit ve  baskıya rağmen kararlı tutumuyla saldırılara boyun eğilmediğini ve alınan  tedbirlerle bu şokların etkisiz hale getirildiğini belirten Oktay, "Şokların  neticesinde yükselen enflasyonla oldukça kararlı bir mücadele ortaya konulmuş,  halkımızın desteği alınarak beklentiler iyi yönetilmiş ve enflasyonda belirgin  bir düşüş gerçekleştirilerek fiyat artışında katılaşmanın önüne geçilmiştir."  dedi. Mali disiplinden taviz vermeden vergi indirimleri, istihdam teşvikleri  ve kredi programlarıyla ekonomik büyümenin desteklendiğini vurgulayan Oktay,  uygulanan dış ticaret politikaları ve alınan tedbirlerle, ithalatın  kompozisyonunun ihracatı destekleyecek şekilde değişmeye başladığını, turizm  gelirlerinin desteğiyle cari işlemler fazlası veren bir ekonomiye doğru önemli  adımlar atıldığını söyledi. Yeni Ekonomi Programı'nda öngörülen para ve maliye politikalarının,  koordineli şekilde uygulanmayı sürdürüleceğini ifade eden Oktay, "Yargı reformu  stratejisi ve vergi reformu gibi temel alanlarda öngörülebilirliği güçlendirecek  adımlarla ekonomide yapısal dönüşüm, enflasyonu daha da aşağıya çekerken  ekonominin sürdürülebilir bir büyüme patikasına oturmasına da yardımcı olacaktır.  Bu kapsamda 2020 yılı büyüme hedefimiz yüzde 5 olarak belirlenmiştir." diye konuştu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, iş gücü piyasasına yönelik yapısal adımlar atılacağını, bu kapsamda iş gücü piyasası deneme ve denkleştirme süresi ve kısmi süreli çalışma konularının taraflar arasında mutabakatla esnekleştirilmesinin öngörüldüğünü belirtti. Oktay, TBMM Genel Kurulunda görüşmelerine başlanılan 2020 Yılı Merkezi  Bütçe Kanunu Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin  sunuş konuşmasında, döviz kurlarındaki yükselme sonucu oluşan maliyet baskısı ve  fiyatlama davranışlarında ortaya çıkan bozulma neticesinde 12 aylık tüketici  enflasyonunun ekimde yüzde 25,2 seviyesine ulaştığını söyledi. Para ve maliye politikaları arasındaki güçlü koordinasyon, petrol ve  diğer emtia fiyatlarındaki aşağı yönlü hareketin, kamu fiyatlama mekanizmalarıyla  kur kaynaklı fiyat dalgalanmalarının tüketici enflasyonu üzerindeki etkisinin  yumuşatılması ve enflasyonla mücadele çerçevesinde gösterilen toplumsal destek  neticesinde enflasyonun düşüş eğilimine girdiğini belirten Oktay, bu çerçevede  tüketici enflasyonunun, 2018 sonunda Yeni Ekonomi Programı tahminleriyle uyumlu  olarak yüzde 20,3 seviyesine ve 2019 Kasım ayı itibarıyla da yüzde 10,56  seviyesine gerilediğini ifade etti. Oktay, 2019 yıl sonunda TÜFE'nin Yeni Ekonomi Programı (YEP) hedefi  olan yüzde 12 seviyesinin altında gerçekleşmesinin öngörüldüğünü anımsattı. YEP'te öngörülen politikaların hayata geçirilmesiyle enflasyonun  kalıcı olarak düşük, tek haneli seviyelere indirilmesinin temel hedefleri  olduğuna işaret eden Oktay, bu çerçevede enflasyonun 2020 yılında yüzde 8,5'e,  2022 yılında ise yüzde 4,9'a düşmesinin beklendiğini de vurguladı. İhracatın, AB ekonomisindeki yavaşlamadan olumsuz etkilense de 2018'de  genel ticaret sistemine göre 176,9 milyar dolara yükseldiğine dikkati çeken  Oktay, yıllık ihracatın bu yıl sonunda 180 milyar doları aşmasını, 2020 yılı  ihracat hedefinin ise 190 milyar dolar olduğunu bildirdi. Oktay, bu yıl sonunda seyahat gelirlerinin 29 milyar dolara  ulaşılacağını tahmin ettiklerine dikkati çekerek, "Bu çerçevede turizmdeki  canlanmanın sürmesini beklediğimiz 2020 yılında da seyahat gelirleri hedefimizi  34,3 milyar dolar olarak öngörmekteyiz." diye konuştu. "YÜKSEK KATMA DEĞERLİ ÜRÜN İHRACATININ ARTIRILMASINI BEKLİYORUZ" Oktay, cari işlemler dengesinin YEP'te öngörüldüğü şekliyle 2020  yılında makul düzeylerde bir açık vermesinin beklendiğini dile getirdi. Enflasyondaki gerilemeyle birlikte risk primlerindeki düşüş ve  kaliteli sermaye girişleri için ortamın elverişli hale gelmesinin dış finansmanın  temel belirleyicisi olacağına işaret eden Oktay, bu kapsamda cari işlemler  açığının GSYH'ye oranının 2020 yılında yüzde -1,2 olarak gerçekleşmesinin  öngörüldüğünü anlattı. Oktay, üretimdeki dönüşüme bağlı olarak yüksek katma değerli ürün  ihracatının artırılmasını beklediklerini, bu durumun aynı zamanda yerlileştirme  yoluyla ithalata olan bağımlılığın azaltılmasıyla da destekleneceğini vurguladı. Seyahat gelirlerinin de önemli derecede artmasıyla cari işlemler  dengesinde kalıcı iyileşme sağlanacağına işaret eden Oktay, bu sayede dış  finansman ihtiyacının azalacağını, dengeli ve sürdürülebilir büyüme eğiliminin  korunacağını belirtti. Fuat Oktay, Türkiye'nin gelecek dönemde de yeni nesil uygulamalarla  hızlı ve kolay ticaretin adresi, bölgesinde güvenli bir liman olmaya devam  edeceğinin altını çizdi. Geçen yıl yaklaşık 550 bin kişilik ilave istihdamla işsizlik oranının  yüzde 11 seviyesinde gerçekleştiğini anlatan Oktay, büyümedeki gelişmelerin  istihdama da yansıdığını, işgücü piyasasının ekonomideki büyüme yönünden  etkilendiğini ve 2018'in ikinci yarısında başlayan ekonomik yavaşlama neticesinde  işsizlik oranının bu yıl sonunda yüzde 12,9 olarak gerçekleşmesinin öngörüldüğünü  söyledi. "3 YILDA İSTİHDAM 3,2 MİLYON KİŞİ ARTIRILACAK" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 2020 yılında hedeflenen yüzde 5'lik  büyümeyle iktisadi faaliyette toparlanma ve bunun sonucunda işgücüne katılım ve  istihdam oranlarında iyileşme öngörüldüğünü belirtti. Oktay, "İstihdama yönelik olarak iktisadi güven ortamının güçlenmesi  sonucunda ertelenmiş yatırımların hayata geçirilmesi ve üretimdeki artışla  birlikte istihdam teşviklerinin etkili bir biçimde uygulanmaya devam edecektir.  Ayrıca işgücü piyasasına yönelik yapısal adımlar atılacaktır. Bu çerçevede,  işgücü piyasası deneme ve denkleştirme süresi ve kısmi süreli çalışma konularının  taraflar arasında mutabakatla esnekleştirilmesi öngörülmektedir." şeklinde  konuştu. Kadın istihdamı için 2020'de de güçlü bir destek paketinin hayata  geçirileceğini anlatan Oktay, kadınların çalışma hayatına girişini  kolaylaştıracak ve kadın istihdamını yükseltecek esnek çalışma imkanlarının  artırılması, kadın kooperatiflerinin güçlendirilmesi, çocuk bakım hizmetleri ve  ihtiyaca göre belirlenmiş mesleki eğitim programlarının yaygınlaştırılması için  teşvik uygulamalarının artırılarak sürdürüleceğine işaret etti. İstihdam teşviklerinin ihtiyaçlara göre yeniden tasarlanarak hayata  geçirilmesi ve gençlerin iş dünyasının ihtiyaçlarına uygun mesleki eğitim  programlarına dahil edilmesiyle genç işsizliğinin azaltılmasını sağlayacaklarını  belirten Oktay, bu çerçevede 2020 yılında bu yıla göre istihdamın 1 milyon 52 bin  kişi artmasının, işsizlik oranının ise yüzde 11,8’e gerilemesinin beklendiğini,  YEP'e göre de gelecek üç yılda istihdamın 3,2 milyon kişi artırılarak 2022'de  işsizliğin yüzde 9,8'e düşürülmesinin hedeflendiğini kaydetti. "FAİZ ÖDEMELERİNİN BÜTÇE İÇİNDEKİ PAYI AZALTILDI" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, kamu maliyesinde en önemli  kazanımlardan birinin faiz ödemelerinin bütçe içindeki payının azaltıldığını  vurguladı. Faiz harcamalarının bütçe giderleri içerisindeki payı, 2002'de yüzde  43,2 iken, 2020 yılı bütçesinde bu oranın yüzde 12,7 seviyesinde kalmasının  öngörüldüğünü dile getiren Oktay, bu çerçevede oluşturdukları mali alanla  vatandaşlara hizmet olarak ayrılan kaynakların miktarının önemli ölçüde  artırıldığına dikkati çekti. Oktay, vergi gelirleriyle faiz giderleri karşılaştırıldığında da  benzer bir görünümün ortaya çıktığına işaret ederek, şöyle konuştu: "2002'de toplanan her 100 liralık verginin 85,7 lirası faiz  harcamalarına giderken, 2020 bütçesinde yalnızca 17,7 lirasının faiz  harcamalarına ayrılacağı tahmin edilmektedir. Kamu maliyesinin bir diğer önemli  kazanımı ise borç stokunda ciddi oranda bir düşüşün sağlanmasıdır. 2000'li  yılların başında Gayri Safi Yurtiçi Hasıla içindeki payı yüzde 76,1 seviyesinde  bulunan AB tanımlı borç stoku seviyesi 2019 yılı ikinci çeyreği itibarıyla yüzde  32,2 seviyesindedir. Avrupa İstatistik Ofisi verilerine göre, aynı dönemde 28 AB  üyesi ülkenin borç stokunun Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranı yüzde 80,5  düzeyindedir. 2019 Ekim ayı IMF Küresel Ekonomik Görünüm Raporu'na göre söz konusu  oran gelişmiş ülkeler için yüzde 103,1; gelişmekte olan ülkeler için ise yüzde  53,3 seviyesinde bulunmaktadır. Yüzde 32,2 ile borç stokumuzun düşük seviyelerde  bulunması maliye politikamızın işlevselliğini önemli ölçüde arttırmıştır. 2019  yılında yüzde 32,8 olması beklenen AB tanımlı genel yönetim borç stokunun Gayri  Safi Yurtiçi Hasılaya oranının 2020 yılı itibarıyla yüzde 33,2 ve Yeni Ekonomi  Programı dönemi sonunda ise yüzde 32,3 seviyesine gelmesini hedefliyoruz." "YEREL YÖNETİMLERİN ÖZ GELİRLERİNİN ARTIRILMASI DA ÖNGÖRÜLÜYOR" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 11. Kalkınma Planı'na da değinerek,  Planda verimlilik odağında sanayi sektörünün itici güç rolünü üstlendiği,  ihracata dayalı istikrarlı bir büyüme modeli çerçevesinde hedeflerin  belirlendiğini anlattı. Belirlenen büyüme modelinde bir taraftan yatırımların üretken alanlara  yönlendirilmesinin, diğer taraftan yurt içi tasarrufların artırılmasının  amaçlandığını, bu kapsamda plan dönemi sonunda yurt içi tasarrufların milli  gelire oranının yüzde 30'un üzerine çıkarılmasını hedeflediklerini belirten  Oktay, Kalkınma Planı'nda yurt içi tasarrufların artırılması için hane halkı ve  firmaların tasarrufa özendirilmesinin yanında kamu tasarruflarının artırılmasının  ve bu tasarrufların ekonominin verimli alanlarındaki yatırımlara  yönlendirilmesinin öngörüldüğünü söyledi. Fuat Oktay, planda öngörülen büyümeyi destekleyici maliye  politikalarının hayata geçirilebilmesi için program bütçe sistemine geçilmesinin  yanı sıra maliye politikasının etkinliğini artırmak için harcamaların gözden  geçirildiğini anlatarak şöyle konuştu: "Buna ek olarak vergi adaletini güçlendirecek ve vergi tabanını  genişletecek revizyonların yanı sıra yerel yönetimlerin öz gelirlerinin  artırılması da öngörülmektedir. Ayrıca, sosyal güvenlik sisteminin  güçlendirilmesi için kayıtlı istihdamın artırılması, sistemin kapsadığı nüfusun  genişletilmesi ve prim tahsilatlarının artırılması sağlanarak emeklilik ve sağlık  harcamalarının kamu maliyesi üzerindeki baskısının kontrol altında tutulması  hedeflenmektedir." "EKONOMİDE KAYIT DIŞILIĞIN AZALTILMASINI HEDEFLİYORUZ" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 2018 Ağustos'unda yaşanan kur şokundan  sonra uygulanan maliye politikalarının iktisadi faaliyetin yanı sıra cari açık ve  enflasyonla mücadeleyi desteklediğine işaret etti. Uygulanan etkin bütçe politikaları sayesinde 2018 yılında merkezi  yönetim bütçe açığının Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranının yüzde 2 gibi makul  bir seviyede gerçekleştiğini hatırlatan Oktay, şunları kaydetti: "2020-2022 döneminde de mali disiplini kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu  kapsamda, bütçenin gelir performansının yükseltilmesine yönelik; sürekli gelir  kaynakları ile vergi tahsilatında etkinliğin artırılması ve ekonomide kayıt  dışılığın azaltılmasını hedefliyoruz. Kaynakların verimli kullanılmasını ve  belirlenen alanlarda tasarrufların artırılmasını sağlayacak yapısal  değişiklikleri hayata geçireceğiz. Böylece kamu borçluluğu düşük düzeylerde  tutulacaktır. Yeni Ekonomi Programı'nın kapsadığı önümüzdeki üç yıllık dönemde de  bütçe açığının Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranının yüzde 3'ün altında kalmasını  hedefliyoruz."   Geçen yıl bütçe giderlerinin 830,8 milyar, bütçe gelirlerinin 758  milyar lira olduğunu belirten Oktay, bütçe açığının 72,8 milyar, faiz dışı  fazlanın 1,1 milyar lira olarak gerçekleştiğini anlattı. 2018 yılı bütçe giderlerinin, bütçe başlangıç tahminine göre yüzde  10,8, yıl sonu gerçekleşme tahminine göre yüzde 1 arttığını dile getiren Oktay,  buna karşın bütçe gelirlerinin bütçe başlangıç tahminine göre yüzde 8,1, yıl sonu  gerçekleşme tahminine göre yüzde 1,1 arttığı bilgisini verdi. Oktay, "2018  yılında 72,8 milyar lira olarak gerçekleşen bütçe açığı başlangıçta öngörülen  açığın 6,9 milyar lira üzerinde, yıl sonu gerçekleşme tahmini ise 0,7 milyar lira  üzerinde gerçekleşmiştir." dedi. "BU YIL SONUNDA BÜTÇE AÇIĞININ 125 MİLYAR LİRA OLMASINI BEKLİYORUZ" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 2019 yılı merkezi yönetim bütçe  gerçekleşmelerine ilişkin yıl sonu beklentilerine de değindi. Bu yıl merkezi yönetim bütçe giderlerinin 992,4 milyar, merkezi yönetim bütçe gelirlerinin ise 867,4 milyar lira olmasının öngörüldüğünü  vurgulayan Oktay, bu yıl sonunda bütçe açığının 125 milyar lira, faiz dışı açığın  21,9 milyar lira olarak gerçekleşmesini beklediklerini ifade etti. Fuat Oktay, 2019 yıl sonu bütçe açığının 125 milyar lira ile bütçe  başlangıç hedefinin 44,4 milyar lira üzerinde gerçekleşeceğini beklediklerini  aktararak, şöyle devam etti: "Bu açığın milli gelire oranının ise yüzde 2,9 olacağını  öngörmekteyiz. Bütçe giderlerinin detaylarına bakacak olursak, 2019 yılında  personel giderlerinin 250,7 milyar lira, sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi  giderlerinin 43,7 milyar lira, mal ve hizmet alım giderlerinin 78,4 milyar lira,  cari transferlerin 397,1 milyar lira, sermaye giderlerinin 75,3 milyar lira,   sermaye transferlerinin 15,3 milyar lira, borç verme giderlerinin 28,8 milyar  lira, faiz giderlerinin 103,1 milyar lira olarak gerçekleşmesini beklemekteyiz." Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 2019 yılında vergi gelirlerinin  yaklaşık 668 milyar lira, vergi dışı gelirlerin ise yaklaşık 200 milyar lira  olacağını öngördüklerini söyledi. 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nde bütçe giderlerinin  1 trilyon 95,5 milyar, faiz hariç giderlerin 956,5 milyar, bütçe gelirlerinin  956,6 milyar lira olduğunu belirten Oktay, gelecek yılın bütçesinde vergi  gelirlerinin 784,6 milyar lira, bütçe açığının 138,9 milyar lira olarak  öngörüldüğünü bildirdi. Oktay, 2020 bütçesinde personel giderlerinin 282,5 milyar, sosyal  güvenlik kurumlarına devlet primi giderlerinin 48,1 milyar, mal ve hizmet alım  giderlerinin 75,6 milyar, cari transferlerin 451,1 milyar, sermaye giderlerinin  56,6 milyar, sermaye transferlerinin 6,8 milyar, borç verme giderlerinin 27,1  milyar, yedek ödeneklerin 8,8 milyar, faiz giderlerinin 138,9 milyar lira olduğu  bilgisini verdi. Fuat Oktay, 2020 Yılında Merkezi Yönetim Bütçe gelirlerinin 2019 yılı  gelir hedefine göre yüzde 10,3 artışla 956,6 milyar lira, vergi gelirlerinin  yüzde 17,5 oranında yükselerek 784,6 milyar liraya çıkmasının öngörüldüğünü,  ayrıca vergi dışı gelirlerin 172 milyar liraya ulaşacağının tahmin edildiğini  dile getirdi. Bütçelerin ekonomideki gelişmelere göre şekillendirdikleri maliye  politikalarının bir yansıması olduğunun altını çizen Oktay, bu çerçevede 2020  yılı bütçesinin, ekonomide öngörülen "dengelenme", "disiplin" ve "değişim"  yaklaşımına uygun hazırlandığını vurguladı. Ekonomide dengelenme çerçevesinde elde ettikleri kazanımların  geliştirilmesi, üretim ve verimlilik odaklı sürdürülebilir büyüme ile adaletli  paylaşımın tesisinin 2020 yılı bütçenin temel amacı olduğunu vurgulayan Oktay,  sözlerini şöyle sürdürdü: "2020 yılı bütçesi, önceki 17 bütçemizde olduğu gibi bir hizmet  bütçesi olacaktır. Faiz ödemelerinin bütçe içindeki payı azalırken vatandaşa  hizmet olarak gidecek ödemelerin payının artması sağlanacaktır. Bütçedeki  kaynaklarımız, vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu hizmetlerin karşılanmasında  kullanılacaktır. Yeni Ekonomi Programında öngördüğümüz üzere bütçenin sağlam ve  sürdürülebilir gelirlere dayanması, toplanan gelirlerin ise vatandaşlarımıza  hizmeti esas alan bir anlayışla kullanılması en temel önceliğimiz olacaktır." "EĞİTİMİN YAYGIN VE ERİŞİLEBİLİR OLMASINDA ÖNEMLİ İLERLEMELER SAĞLANDI" Oktay, Türkiye'nin beşeri kapasitesinin güçlenmesine yönelik tüm  kademelerde kapsayıcı ve kaliteli eğitim hamlesiyle bilgiyi ekonomik ve sosyal  faydaya dönüştüren, teknoloji kullanımına ve üretime yatkın, nitelikli ve mutlu  bireylerin yetiştirilmesinin her zaman temel önceliklerini olduğunu ifade etti. AK Parti hükümetleri döneminde temel kamu hizmeti olarak görülen  eğitim hizmetlerinin yaygın ve erişilebilir olması doğrultusunda önemli  ilerlemeler sağlandığına işaret eden Oktay, bu çerçevede öğretmen sayılarının  artırıldığını, başta kız çocukları ve dezavantajlı öğrenciler olmak üzere  eğitimin tüm kademelerinde okullaşma oranlarında artış sağlandığını ve derslik  başına düşen öğrenci sayısının önemli ölçüde azaltıldığını dile getirdi. Eğitime ilişkin hareket noktalarının, "güçlü öğretmen, güçlü gelecek"  olduğunu belirten Oktay, eğitim, kendileri için her zaman bir ülke ve millet  ödevi olduğunu söyledi. Oktay, "2020 yılı bütçemizde de eğitime her zamanki gibi  büyük önem veriyoruz. Eğitime ayırdığımız bütçe kaynaklarını, 2020 yılında 176,1  milyar liraya çıkarıyoruz. Böylelikle bütçe giderlerinin yaklaşık yüzde 16,1'ini  tek başına eğitime ayırıyoruz." ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, bütçede eğitimin her kademesinde  niteliğin artırılmasına yönelik; tekli eğitime geçilmesi, okul öncesi eğitimin  yaygınlaştırılması, mesleki ve teknik eğitim atölye ve laboratuvarlarının  modernizasyonu, tasarım ve beceri atölyelerinin kurulması, öğretmenlerin mesleki  gelişimlerinin desteklenmesine yönelik yapacakları yatırımların, 2020 yılında ön  plana çıkacağını vurguladı. Buna ilaveten, 2020 yılı bütçesinden öğrencilere doğrudan nakdi ve  ayni olarak önemli destekler sağlamayı sürdürdüğünü, bu kapsamda tahsis edilen  ödenek tutarının 26,4 milyar lira olduğunu anlatan Oktay, şöyle konuştu: "2 milyon öğrencimizin faydalandığı burs ve öğrenim kredisi için 12,5  milyar lira, 1 milyon 315 bin öğrencimizin faydalandığı taşımalı eğitim ve yemek  yardım programı için 4,5 milyar lira, 403 bin engelli evladımızın faydalanacağı  eğitim programları için yaklaşık 3,7 milyar lira, öğrencilerimize destekleme ve  yetiştirme kursu çerçevesinde 1,8 milyar lira, özel okullara giden yaklaşık 160  bin öğrencimize eğitim öğretim desteği kapsamında 804 milyon lira, pansiyonlarda  barınan 353 bin öğrencimize barınma desteği olarak 1,2 milyar lira,  üniversitelerde harcı kaldırmamız sonucunda 2 milyon 186 bin üniversite öğrencisi  için üniversitelerimize 602 milyon lira, ücretsiz kitap desteği kapsamında 1,3  milyar lira destek verilecektir." "YATIRIMLARA 64,1 MİLYAR LİRA KAYNAK AYIRIYORUZ" Sağlıklı nesillerin yetişmesi için sağlık alanındaki harcamaları da  yıllara sari olarak yükselttiklerini belirten Oktay, "Sağlığa 2020 yılı  bütçesinde 188,6 milyar lira kaynak ayıracağız. Böylece, 2002 yılında yüzde 11,3  olan sağlık harcamalarının bütçe içerisindeki payını 2020 yılında yüzde 17,2'ye  çıkarıyoruz." dedi. Oktay, 2020 yılında tedavi harcamaları için 98,4 milyar lira, ilaç  harcamaları için 47,3 milyar lira, aile hekimliği için 10,5 milyar lira kaynak  ayrılacağını bildirdi. Özel sektörün yenilikçi ve üretken yatırımlarını teşvik edecek altyapı  yatırımlarını desteklemeye devam edeceklerini, bu çerçevede, 2020 yılında merkezi  yönetim bütçesinden yatırımlara 64,1 milyar lira kaynak ayırdıklarını belirten  Oktay, "Yerel yönetimlere verdiğimiz önem doğrultusunda iktidarımız döneminde  yerel yönetimlere bütçeden ayrılan kaynak miktarı da artırılmıştır. Bu kapsamda  büyükşehir ve diğer belediyelerimiz ile il özel idarelerimize ayırdığımız kaynağı  2019 yılı bütçesine göre yüzde 18,2 artırarak 97,3 milyar lira seviyesine  ulaştırıyoruz." diye konuştu. Oktay, köylerin altyapısını güçlendirmek amacıyla oluşturdukları  KÖYDES projesi için 1,5 milyar lira, belediyelerin su ve kanalizasyon  altyapılarını güçlendirmek amacıyla oluşturdukları SUKAP projesi için 837 milyon  lira, sokak aydınlatmaları için 2,4 milyar lira kaynak ayırdıklarını dile  getirdi. Bütçede sosyal harcamalar için ayrılan kaynak miktarını 69,5 milyar  liraya çıkardıklarını bildiren Oktay, bu tutarın 2020 yılı bütçesinin yüzde  6,3'üne denk geldiğini, 2002 yılında bu oran yüzde 1,3 ve ayrılan kaynağın ise  sadece 1,6 milyar lira olduğunu söyledi. Ödeme gücü olmayan vatandaşların sağlık giderlerini karşılamak  amacıyla 13,4 milyar lira ayırdıklarını ifade eden Oktay, 65 yaş üstü yaşlılar,  bakıma ihtiyacı olan engelli vatandaşlar ve engelli vatandaşların yakınlarına  bağlanan aylıklar kapsamında 11,6 milyar lira, engelli vatandaşların evde  bakımına destek amacıyla 9,4 milyar lira, yoksul ailelere elektrik tüketim  desteği kapsamında 1,8 milyar lira, ekonomik yoksunluk içinde olan çocuk ve  gençlerin aileleri yanında yetişmelerine imkan sağlayan sosyal ve ekonomik destek  ödemeleri için 1,6 milyar lira kaynak ayırdıkları bilgisini verdi. "KADININ KONUMUNUN GÜÇLENDİRİLMESİ, TEMEL POLİTİKALARIMIZDAN BİRİDİR" "Kadının konumunun güçlendirilmesi, temel politikalarımızdan biridir."  diyen Oktay, bu kapsamda eğitim, sağlık, ekonomi, karar alma mekanizmalarına  katılım temel eksenleri üzerine inşa edilen Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi  ve Eylem Planı'nı uygulamaya devam ettiklerini vurguladı. Oktay, şöyle devam etti: "Kadın girişimciliğini geliştirmeye yönelik olarak kadın  kooperatifçiliğini destekleme konusunda yeni adımlar atıyoruz. 81 ilimizde kadın  kooperatifçiliği çalışma grupları oluşturduk. Teşvik ve desteklerimizin de  etkisiyle, 2023 yılında kadın istihdam oranını yüzde 34'e; kadın işgücüne katılım  oranını ise yüzde 38,5'e yükseltmeyi hedefliyoruz. Kadına yönelik şiddete karşı mücadelemizi 'sıfır tolerans' anlayışıyla  sürdürüyoruz. Bu çerçevede, 'Mercan Seferberliği'ni başlatarak Aile, Çalışma ve  Sosyal Hizmetler, Adalet, İçişleri, Milli Eğitim, Sağlık Bakanlıklarımız ve  Diyanet İşleri Başkanlığımız bir araya gelerek 2020-2021 Koordinasyon Planımızı  hazırlamıştır. 81 ilde hizmete açtığımız Şiddeti Önleme ve İzleme Merkezlerinden  bugüne kadar toplamda 514 bin kişi yararlanmıştır." Gençlerin, serbest zamanlarının değerlendirilmesi,  kişisel ve sosyal  gelişiminin desteklenmesi, zararlı alışkanlıklardan korunması ve karar alma  süreçlerine aktif katılımlarına imkan sağlanmasına yönelik çalışmaların aralıksız  devam ettiğinin altını çizen Oktay, "Gençlerimize bağımlılığın her türüyle  mücadele hakkında seminer ve eğitimler verilmekte, bağımlılıkla mücadele  konusunda projeler desteklenmektedir. Üniversite öğrencilerimizin ekonomik olarak  desteklenmesi ve modern ortamlarda barındırılması ile sağlıklı ve dengeli  beslenmelerinin sağlanması için çalışmalarımız sürdürülmektedir." şeklinde  konuştu. Spor alanında ise stadyumlar, yüzme havuzları, gençlik merkezleri,  spor salonları, atletizm pistleri ve benzeri gençlik ve spor tesislerinin yapımı  ve mevcut tesislerin modernizasyonlarının gerçekleştirildiğini anımsatan Oktay,  "Yatırım programında bulunan 37 adet stadyum, 294 adet spor salonu ve 79 adet  yüzme havuzu olmak üzere 1220 adet gençlik ve spor tesisi projesinden 962 tanesi  tamamlanarak hizmete sunulmuştur." dedi. TARIMSAL DESTEKTE YÜZDE 36,7 ARTIŞ Tarım ve orman alanının, her zaman önem verilen alanların başında  geldiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, şunları kaydetti: "Üreticimizin en önemli sorunu olan mazot kullanımını azaltarak yüzde  90'a varan tasarruf sağlayan, yüzde yüz yerli ve çevreci Elektrikli Traktör  prototipini geliştirdik. Buna benzer çalışmalarımızı artıracağız. 2020 yılında  bütçemizden tarım ve ormana ayırdığımız kaynağı 40,3 milyar liraya çıkartıyoruz.  Bu kapsamda, tarımsal destek programları için 22 milyar lira, tarım sektörü  yatırım ödenekleri için 5,1 milyar lira, tarımsal kredi sübvansiyonu, müdahale  alımları, tarımsal KİT'lerin finansmanı ve ihracat destekleri için 6,3 milyar  lira kaynak ayırıyoruz. Tarımsal destek programları için ayırdığımız kaynağı 2019  yılı ödeneklerine göre yüzde 36,7 oranında artırarak 22 milyar liraya  çıkarmaktayız." Türkiye'de artan enerji talebinin sorunsuz karşılanması amacıyla,  milli kaynakların öncelikli kullanılması hususuna dikkat ederek tüm enerji  kaynaklarını milletin hizmetine sunmak için çalışmaların aralıksız sürdüğünü  belirten Oktay, bu kapsamda, enerjinin yüksek verimle kullanılması, arz  güvenliğinin tahkim edilmesi ve cari açığın azaltılmasına katkı sağlanması  amacıyla yerli ve yenilenebilir kaynakları azami ölçüde değerlendirdiklerini  söyledi. Oktay, "Hazar'dan İtalya'ya uzanan TANAP ile Asya'yı Avrupa'ya  bağlayarak bölgede enerji üssü olma yönündeki iddiamızı gerçekleştirmeye devam  etmekteyiz. Ülkemize ve Avrupa'ya doğal gaz arz edecek TürkAkım projesinin de  inşaat ve imalatı tamamlanmıştır." diye konuştu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, Fatih ve Yavuz gemilerinin, Doğu  Akdeniz'deki sondaj faaliyetlerine devam ettiğini kaydederek, "Milli gemilerimiz  ile 2020 yılı içerisinde 5 kuyu daha açarak petrol ve doğal gaz arama  faaliyetlerinde aktif bir strateji izlemeye devam edeceğiz." ifadesini kullandı.   Oktay, TBMM Genel Kurulunda görüşmelerine başlanılan 2020 Yılı Merkezi Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu'nun sunuş konuşmasında, "Reel kesim destekleri için bütçemizden 44,5 milyar lira kaynak ayırmaktayız. Böylece son iki yıl içinde önemli ölçüde arttırdığımız reel sektör desteklerine 2020 yılında da devam ederek özel sektör aracılığıyla büyüme  stratejimizi sürdürmekteyiz." dedi. İşletmelerin 2020 yılında sosyal güvenlik kurumuna ödenmesi gereken  25,3 milyar lira tutarındaki işveren priminin bütçeden karşılanacağını bildiren  Oktay, Hazine destekli kefaletle sağlanan krediler çerçevesinde 2020 yılı  bütçesinde 5 milyar lira kaynak ayrıldığını söyledi. "İhracatçımızın rekabetçi gücünü artırmak amacıyla bütçeden ihracat  destekleri kapsamında 3,8 milyar lira harcamayı hedeflemekteyiz." ifadelerini  kullanan Oktay, Ziraat Bankası aracılığıyla tarımsal kredilere verilen faiz  destek tutarını yaklaşık yüzde 23 artırarak 4,2 milyar liraya çıkaracaklarını  belirtti. "KOSGEB BÜTÇESİNE 1,4 MİLYAR LİRA" Oktay, Halk Bankası aracılığıyla 2020 yılında kullandırılacak esnaf  kredileri için faiz desteği olarak 2,2 milyar, KOSGEB bütçesine ise 1,4 milyar  lira kaynak ayıracaklarını dile getirdi. Oktay, 2020 yılı bütçesinden Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı  aracılığıyla kullandırılmak üzere teşvik ödemeleri kapsamında 1 milyar lira  kaynak ayırdıklarını belirterek, "Bütçemizden başta TÜBİTAK olmak üzere kamu ve  özel sektör Ar-Ge harcamalarına destek sağlarken, diğer taraftan vergi ve diğer  mevzuat düzenlemeleri vasıtasıyla özel sektör Ar-Ge yatırımları için önemli katkı  veriyoruz. Bu amaçlarla 2020 yılı bütçemizde yaklaşık 5,5 milyar lira kaynak  ayırmaktayız." ifadelerini kullandı. Dijital Türkiye Platformu üzerinde 9 Aralık 2019  itibarıyla 44  milyondan fazla kullanıcı sayısına erişildiğini,  638 kurum ve kuruluşa ait  toplam 5 bin 115 hizmet sunulduğunu kaydeden Oktay, sıfır belge politikası  çalışmaları kapsamında toplam 111 adet sürecin sadeleştirildiğini, hizmet başına  düşen ortalama belge sayısının 3,8 iken yapılan çalışmalar neticesinde talep  edilen ortalama belge sayısının 0,34'e düşürüldüğünü, hedeflerinin bunu sıfıra  indirmek olduğunu söyledi. "DEVLET KATKISI TUTARI 25,6 MİLYAR LİRAYA ULAŞACAK" Oktay, 2020 yılında Bireysel Emeklilik Sistemi kapsamında bütçeden  aktarılacak devlet katkısı tutarının 5,1 milyar liraya ulaşmasını öngördüklerini,  böylece 2020 yılı sonunda bütçeden karşılanan toplam devlet katkısı tutarının  25,6 milyar lira olacağını kaydetti. Oktay, 2002-2019 Ekim döneminde kamu görevlilerinin aylık ve  ücretlerinde enflasyonun oldukça üzerinde artış sağladıklarını belirterek,  konuşmasına şöyle devam etti: "Aile yardımı ödeneği dahil en düşük memur maaşı 2002 Aralık ayında  392 lira iken 2019 Ekim ayında 3 bin 707 liraya çıkarıldı, artış oranı yüzde  846'ya ulaştı. Aile yardımı ödeneği dahil ortalama memur maaşı 2002 Aralık ayında  578 lira iken 2019 Ekim ayında 4 bin 483 liraya çıkarıldı, artış oranı yüzde  676'ya ulaştı. Muhtar aylığı 2002 Aralık ayında 97 lira iken 2019 Ekim ayında 2  bin 027 liraya çıkarıldı, artış yüzde bin 982'ye ulaştı. Güvenlik korucularının  ücretleri 2002 Aralık ayında 236 lira iken 2019 Ekim ayında 2 bin 162 liraya  çıkarıldı, artış yüzde 815'e ulaştı." "BİRİNCİ YARGI PAKETİYLE BİRÇOK YENİLİK GETİRİLDİ" Yargı Reformu Strateji Belgesi'nin 30 Mayıs'ta Cumhurbaşkanı Recep  Tayyip Erdoğan tarafından açıklandığını hatırlatan Oktay, belgenin, toplumsal  taleplerin karşılanmasını, vatandaşların etkili ve daha kaliteli adalet hizmetini  makul sürede alabilmelerini sağlamak amacıyla katılımcı bir anlayışla  hazırlandığını söyledi. Strateji Belgesi'ne yönelik yoğun toplumsal ilginin, doğru istikamette  olunduğunun göstergesi olduğuna işaret eden Oktay, yasalaşan birinci yargı paketi  kapsamında birçok yeniliğin getirildiğini vurguladı. İfade özgürlüğünün güvencesinin artırılması, soruşturma aşamasında  tutukluluk sürelerine azami sınır getirilmesi, hukuk mesleklerine giriş sınavının  getirilmesi, yeni muhakeme ve yargılama usullerinin getirilmesi ve avukatlara  hususi damgalı pasaport verilmesinin bu yeniliklerden bazıları olduğunu anlatan  Oktay, "2020 yılında da yeni reform paketleriyle sistemimizi daha güçlü hale  getirmeyi hedeflemekteyiz. Bu konudaki kararlığımız tamdır." diye konuştu. "AÇIK KAPI POLİTİKASI EZBERLERİ BOZDU" Türkiye'nin sahada ve masada güçlü olmaya dayanan girişimci ve insani  dış politikasının milli menfaatlere, bölgenin ve dünyanın barış ve istikrarına,  insanın refah ve huzuruna odaklanan bir yaklaşımla uygulanmaya devam edeceğini  kaydeden Oktay şöyle konuştu: "Dünya, küresel düzeyde istikrarsızlık, belirsizlik ve ciddi  sınamalarla mücadele halindedir. Böylesi bir ortamda hayata geçirdiğimiz insani  dış politika ve Cumhurbaşkanımızın 'Dünya 5'ten büyüktür' söylemiyle küresel  sistemin çarpıklıklarına Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üzerinden  yönelttiğimiz eleştiriler, dünya çapında yankı bulmuştur. Suriye'de yaşanan  insani krize karşı yürüttüğümüz açık kapı politikası ve dünya mazlumlarına her  şartta kol kanat geriyor olmamız var olan ezberleri bozmuştur. Suriye meselesi,  en hayati dış politika başlıklarından birisi olarak gündemimizdeki yerini  korumaktadır. Ülkemizde bulunan sığınmacıların ülkelerine gönüllü ve güvenli geri  dönüşleri, ancak Suriye'nin yeniden huzura, güvene ve istikrara kavuşmasıyla  mümkündür." "HAREKAT, TERÖR TAMAMIYLA TEMİZLENENE KADAR SÜRECEK" Barış Pınarı Harekatı ile Türkiye'nin güvenlik endişelerinin  giderilmesi, bölge halkının PKK-YPG-PYD ve DEAŞ baskısından kurtarılması ve  Suriyeli sığınmacıların ülkelerine güven içerisinde dönmeleri için uygun ortamın  oluşturulması, Suriye'nin toprak bütünlüğünün muhafazasına katkı verilmesinin  hedeflendiğinin altını çizen Oktay, "Bu doğrultuda 4 bin  kilometrekareyi  aşkın  alanı bilfiil terörden arındırdık ve sahadaki kararlı duruşumuzu diplomatik  hamlelerle perçinledik. Aynı zamanda ABD ve Rusya ile sağlanan mutabakatlarla  harekatın meşruiyetinin tescil edilmesini ve güvenli bölgenin tanınmasını  sağladık. Barış Pınarı Harekatı bölgesinde terörle mücadelemiz bu alanda terör  tamamıyla temizlenene kadar sürecektir." değerlendirmesinde bulundu. "ÜLKEMİZİN İZLEDİĞİ TAVİZSİZ POLİTİKA" Oktay, "Dış politikada kararlı duruşumuzun bir diğer örneği, Doğu  Akdeniz'de son dönemde tırmanan hidrokarbon kaynaklarının paylaşım sorununa karşı  ülkemizin izlediği tavizsiz politikadır. Bu konudaki kararlılığımızı, etkin  diplomatik girişimlerimiz yanında sahada arama faaliyetlerimiz dahil  uygulamalarımızla da gösteriyoruz." yorumunu yaptı. Oktay şöyle devam etti: "Libya ile imzaladığımız Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına  İlişkin Mutabakat Muhtırası ile karşılıklı iki kıyıyı dostluk köprüsüyle  birbirine bağlamış durumdayız. Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilip Sayın  Cumhurbaşkanımızın onayının ardından Resmi Gazete'de yayımlanan bu anlaşma, dün  itibariyle Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi tarafından da  onaylanmıştır. Türkiye ne Kıbrıs'ta ne Ege'de ne de Doğu Akdeniz'deki hak ve  çıkarlarından en küçük bir taviz vermeyecektir. Ülkemiz, bölgede yaşanan  belirsizliklerden yakından etkilenirken Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve  NATO gibi kuruluşlar bu süreçte Türkiye'ye karşı üzerlerine düşen  sorumluluklarını ne yazık ki yerine getirmemişlerdir. Tüm bunlara rağmen  Cumhurbaşkanımızın liderliğinde devletimiz 'kendi göbeğini kendi kesmeyi' bilmiş,  uluslararası alanda söz sahibi, güçlü bir aktör haline gelmiştir." "YURT DIŞINA KAÇAN HAİNLER HESAP VERMEKTEN KAÇAMAMAKTADIR" Yurt içinde ve yurt dışında terörle kararlılıkla mücadele ettiklerini  söyleyen Oktay, "Güvenlik güçlerimiz ve silahlı kuvvetlerimizin etkin, caydırıcı  ve saygın nitelikleriyle yurt içinde Kıran ve yurt dışında da Pençe gibi  operasyonları başarıyla sürdürerek terör tehdidini kaynağında yok etmektedir.  Türk milletine ihanet eden FETÖ üyeleri gibi yurt dışına kaçarak kurtulacağını  zanneden hainler de Türk adaletine hesap vermekten kaçamamaktadır. Nerede  olurlarsa olsunlar bulup adalete teslim etmeye devam edeceğiz." dedi. "Artık başka ülkelerin belirlediği çerçevede değil kendi menfaatleri  çerçevesinde hareket eden; hem masada hem sahada kazanan bir Türkiye vardır."  diyen Oktay, Türkiye'nin insan odaklı politikasını sürdüreceğini belirtti. "SAVUNMA VE HAVACILIK İHRACATI 2 MİLYAR 188 MİLYON DOLARA ULAŞTI" Fuat Oktay, milli güvenliğin temini maksadıyla milli savunma sanayinin  gelişiminin ne denli önemli bir mesele olduğunun son yıllarda yapılan yurt içi ve  yurt dışı operasyonlarda kendini bir kez daha gösterdiğini vurgulayarak, son  yıllarda Savunma Sanayii Başkanlığınca yürütülen projelerin güvenlik güçlerinin  her geçen gün gelişimine katma değer sağladığını ifade etti. Savunma sanayi cirosunun 2002 yılında 1 milyar dolar düzeyinde iken  günümüzde 8 milyar 760 milyon dolara ulaştığına dikkati çeken Oktay, dünyanın en  büyük 100 savunma sanayii şirketi arasında bu yıl itibariyle 5 Türk şirketinin  yer aldığını bildirdi. Savunma ve havacılık ihracatının, 2018 yılı sonunda 2 milyar 188  milyon dolara ulaştığını bildiren Oktay, "2019 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki  yıla kıyasla da yüzde 37,7'lik bir artış sağlanan ihracatımızın yıl sonunda rekor  bir düzeyde gerçekleşmesini beklemekteyiz." şeklinde konuştu. Yerli taarruz helikopteri ATAK'ın sayısının 50'yi aştığını, özgün  genel maksat helikopteri GÖKBEY'in de ilk uçuşunu gerçekleştirdiğini anımsatan  Oktay, "ANKA insansız hava aracı hizmete devam ederken, AKINCI taarruzi insansız  hava aracı ise test uçuşlarına başlamıştır. Yüksek faydalı yük kapasiteli  insansız hava aracımız AKSUNGUR ise bu yıl sonu itibarıyla kullanıma hazır hale  gelecektir. Bunların yanında, Milli gemimiz MİLGEM'in dördüncüsü TCG Kınalıada,  yerli gemisavar füzemiz ATMACA silah sistemi entegre edilmiş halde, bu yıl  içerisinde Deniz Kuvvetlerimize teslim edilerek göreve başlamıştır. TCG Anadolu  çıkarma gemimiz ise suya indirilmiştir." ifadelerini kullandı. Savunma sistemleri üzerine çalışmaların da yoğun şekilde devam  ettiğini belirten Oktay, savunma sanayinde yerlileşme ve millileşme hamlesinin  2020 bütçe döneminde de güçlenerek süreceğini kaydetti.   Oktay, TBMM Genel Kurulunda görüşmelerine başlanılan 2020 Yılı Merkezi Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi'nin sunuş konuşmasında, 2020-2022 döneminde kamu gelir politikalarını büyümenin desteklenmesi, kamu harcamaları için finansman sağlanması, kalkınma ve gelir adaletinin desteklenmesi, ekonomimizin rekabet gücünün artırılması ve yurt içi  tasarruflara katkı sağlanması hedefleri doğrultusunda yürüteceklerini belirtti. "Ağustos 2018'de başlayan spekülatif kur saldırılarına karşılık  hükümetimizin proaktif bir yaklaşımla gelir politikalarıyla ilgili aldığı  tedbirler ekonominin canlanması için hayati rol oynamıştır." diyen Oktay,  bu  uygulamaların başında, akaryakıt ürünlerine yönelik uygulanan tavan fiyat sistemi  olan eşel mobil sisteminin geldiğini ifade etti. Petrol fiyatları veya döviz kurları kaynaklı akaryakıt fiyatlarının  artması durumunda ÖTV tutarının bu artış kadar azaltılması yoluyla pompa satış  fiyatlarını belirli seviyelerde tuttuklarını hatırlatan Oktay, şöyle devam etti: "Bu politikayla vatandaşlarımız ve üreticiler için fiyat yükünü  azaltmanın yanı sıra belli oranda kamu gelirinden vazgeçerek enflasyonun aşağıya  inme sürecine önemli oranda katkı sağladık. Buna ilaveten, 2019 yılında ekonomik  aktivitenin daha da canlanması için bir yıl süreyle uygulanmak üzere, tapu  harcında yüzde 25 indirim sağladık, konut ve bazı işyerleri alımında KDV'yi yüzde  18'den yüzde 8'e düşürdük. Beyaz eşya alımlarında ÖTV'yi sıfırladık, mobilyada  KDV'yi yüzde 18'den yüzde 8'e düşürdük. Ocak-Haziran dönemi için altı aylık  uygulanmak üzere, otomobil alımlarında yaklaşık yüzde 30 indirim sağladık. Ticari  araç alımlarında KDV'yi yüzde 18'den yüzde 1'e düşürdük." Bütçe disiplininden taviz vermeden belirli vergi indirimleriyle  büyümeyi ve dezenflasyon sürecini desteklendiği gibi, bütçenin gelir  performansını yükseltmek amacıyla kalıcı gelir kaynakları ile vergi tahsilatında  etkinliğin artırılması için çalışmaları devam ettirdiklerini vurgulayan Oktay, bu  çerçevede, kalkınma hedefleriyle uyumlu şekilde ihracat odaklı ve teknoloji  tabanlı bir üretim modeline geçmeyi öngördüklerini söyledi. "YENİ DÜZENLEMELERLE VERGİ TABANINI GENİŞLETECEĞİZ" Bu doğrultuda yüksek katma değerli üretime, nitelikli istihdama ve  ihracata dayalı bir büyüme modeli için 2019 yılında imalat sektörüne yönelik  ilave destekler sağladıklarına işaret eden Oktay, şöyle konuştu: "Önümüzdeki dönemde de ekonomi genelindeki rekabet ve verimliliği  artırmak üzere yüksek katma değerli üretim ve ihracatı artırmak için düzenlemeler  yaparak ekonomide öngördüğümüz yapısal dönüşümün temellerini sağlamlaştıracağız.  Buna yönelik olarak imalat sanayinde finansmana erişim kanallarını artıracağız.  KOBİ’lerden istenen teminat maliyetlerini hafifleteceğiz. Kredi Garanti Fonu  uygulamasını sanayi odaklı olarak geliştireceğiz. Katılım bankacılığı  enstrümanları ve bireysel emeklilik fonlarının sanayi projelerine yatırım  yapmasına yönelik düzenlemeleri uygulamaya koyacağız." Vergisel teşvikleri gelecek dönemde de tüm sosyo-ekonomik etkileriyle  ele alarak, vergi harcaması nitelikli tüm düzenlemeleri gözden geçireceklerini  dile getiren Oktay, mükerrer teşvik ve destekleri sadeleştirip, etkin olmayanları  kademeli olarak kaldıracaklarını bildirdi. Yeni düzenlemelerle vergi tabanını genişletecek, vergide adaleti  pekiştirerek, tahsilatta etkinliği artıracaklarını ifade eden Oktay, vergi  mevzuatının, daha basit ve anlaşılabilir hale getirilmesi amacıyla, mükellef  uyumunu da gözetecek şekilde sadeleştirilmesine yönelik çalışmaları da  kararlılıkla sürdüreceklerinin altını çizdi. Oktay, kayıt dışı ekonominin azaltılması için planlı bir mücadele  yürüterek kayıt dışı istihdam oranını, 2002 yılındaki yüzde 52,1 seviyesinden,  2018 yıl sonu itibarıyla yüzde 33,4'e indirdiklerini söyledi. "BÜTÇE, BÜYÜME VE KALKINMA HEDEFLERİNİ DESTEKLEYECEK" Oktay, 2020 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi'nin, küresel düzeyde finansal  dalgalanmaların ve ticaret savaşlarının yaşandığı, Türkiye'nin jeopolitik risk ve  tehditlere maruz kaldığı bir ortamda hazırlandığına dikkati çekerek, "Önümüzdeki  dönemde de On Birinci Kalkınma Planı ve Yeni Ekonomi Programı’nda ortaya konulan  hedeflere ulaşmak üzere 2020 yılı bütçemizde olduğu gibi, gerekli kaynakları  kademeli bir biçimde ayıracak ve bütçenin büyümeyi ve kalkınma hedeflerimizi  desteklemesine yönelik politikalarımızı sürdüreceğiz." ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin getirdiği avantajları da  kullanarak kamu yönetiminin ve kamu maliyesinin etkinliğinin daha da  artırılmasını sağlayacaklarını vurgulayan Oktay, "2020 yılı bütçemizin nihai  amacı vatandaşlarımızın refahını artırmak ve onlara daha hızlı ve kaliteli hizmet  sunumunu sağlamaktır.  Uluslararası alanda ise hükümetimizin tüm dönemlerinde  olduğu gibi, bu dönemde de ülkemiz bölgesinde yükselen ekonomik ve siyasi bir güç  olmaya devam etmektedir." dedi. Fuat Oktay, bütçeyi, mali disiplinden taviz vermeyecekleri, kamu  gelirlerinin artırılacağı, kamu harcamalarında etkinliğin sürdürüleceği ve  tasarrufların üretken alanlara yönlendirileceği bir yapı üzerine inşa ettiklerini  kaydetti. Öte yandan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay'ın, 2020 yılı bütçesini  sunuş konuşmasını yaptığı sırada Genel Kurul Salonu'na giren CHP Genel Başkanı  Kemal Kılıçdaroğlu, CHP milletvekilleri tarafından ayakta alkışlandı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de bütçe görüşmelerini Genel  Kuruldaki yerinden takip etti. HDP Eş Genel başkanları Pervin Buldan ve Sezai  Temelli ile çok sayıda milletvekili, Bahçeli ile tokalaştı. Oktay bütçe sunumunu yaparken AK Parti TBMM Grup Başkanı Naci Bostancı, AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş da Genel Kurul Salonu'nda  yer aldı. Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/siyaset/fuat-oktay-2020-buyume-hedefini-acikladi-6097009
Devamını Oku
Standard Post with Image

Yerli otomobil görücüye çıkıyor!

Prototipi hazırlanan elektrikli yerli otomobil, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın önümüzdeki günlerde yapacağı deneme sürüşüyle Türkiye'ye tanıtılacak. 2011'den beri gündemde olan yerli oto için süreç, 2017'de Erdoğan öncülüğünde hızlandı. 2017'de Türkiye'nin Otomobili Projesi Ortak Girişim Grubu İşbirliği Protokolü, Anadolu Grubu, BMC, Kıraça Holding, Turkcell Grubu ve Zorlu Holding'le imzalandı. Projedeki '5 babayiğit'in yanı sıra TOBB da şirkete ortak oldu. GEBZE'DE İNCELEYECEK 6 ortaklı projede imzalar atılarak, 31 Mayıs 2018'de 'Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu Sanayi ve Ticaret A.Ş. (TOGG) ismiyle projeyi gerçekleştirecek şirket kuruldu. Şirkette Anadolu Grubu, BMC, Kök Grubu, Turkcell ve Zorlu Holding yüzde 19'ar, TOBB yüzde 5 payla yer aldı. TOGG CEO'luğuna Haziran 2018'de Mehmet Gürcan Karakaş getirildi ve faaliyetler Gebze'deki Bilişim Vadisi'ne taşındı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, "Bu proje elektrikli, otonom ve bağlantılı araç teknolojilerinin temelden dönüştürdüğü otomotiv endüstrisinde ülkemize bir fırsat penceresi sunacak" demişti. Milliyet'in haberine göre, TOGG, yerli aracın prototipini önümüzdeki günlerde tanıtacak. Erdoğan'ın Gebze'de yerli otomobil çalışmalarını yerinde incelemesi ve aracı bu sırada denemesi bekleniyor. YÜZDE 100 YERLİ ELEKTRİKLİ 'SUV' Elektrikli, fikri ve sınai mülkiyet hakları tamamen Türkiye'nin Otomobil Girişimi Grubu'na ait, C segmentinde yüzde 100 elektrikli bir SUV olan aracın ön gösterimi, gerçek boyutlarında ve çalışan bir araçtan yapılmış olacak. Aracın 2022'de piyasaya sürülmesi hedefleniyor. Söz konusu modelin belirlenmesinde, vatandaşlarla yapılan anket de etkili oldu. 2030'a kadar model sayısının 5'e ulaşması öngörülüyor. Kaynak: https://www.sabah.com.tr/ekonomi/2019/12/10/yerli-otomobil-gorucuye-cikiyor-direksiyonda-erdogan-olacak
Devamını Oku
Standard Post with Image

Asgari Ücret Tespit Komisyonunun ikinci toplantısı başladı

Toplantıda, Hazine ve Maliye ile Ticaret bakanlıklarının ve TÜİK temsilcilerinin ekonomik veri ve raporları komisyona sunması bekleniyor İşçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2020'de geçerli olacak asgari ücreti belirleme görüşmeleri kapsamında ikinci kez toplandı. Çalışma Genel Müdürü Nurcan Önder başkanlığında Türk-İş'te toplanan komisyonda, işçileri temsilen Türk-İş Genel Eğitim Sekreteri Nazmi Irgat, işverenleri temsilen Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Genel Sekreteri Akansel Koç yer aldı. Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, ev sahibi olarak komisyon üyelerine hitaben selamlama konuşması yaptı. Asgari ücret sürecini bu yıl Hak-İş ve DİSK ile yürüttüklerini belirten Atalay, bugünkü toplantının ardından iki konfederasyonu bilgilendireceklerini söyledi. Bir kişinin 2 bin 578 lira olan yaşam maliyetinin altındaki rakamı kabul etmeyeceklerini vurgulayan Atalay, şöyle konuştu: "Biz aynı noktadayız. DİSK'in talep ettiği rakam başka. Hak-İş, 'Ortak bir rakam olursa katkı sağlarız' diyor. Bu aşamada süreci görmemiz lazım. Komisyon çalışma yapacak, inşallah çalışanlar lehine güzel bir toplantı olur, güzel bir rakam açıklanırsa biz de mutlu oluruz." "KOMİSYON, VERİ VE RAPORLARI DİNLEYECEK" Çalışma Genel Müdürü Nurcan Önder ise Asgari Ücret Tespit Komisyonunun bağımsız bir komisyon olduğunu belirterek komisyonun çalışanların geçim şartları ve ülkenin ekonomik durumuna göre yeni asgari ücreti belirlemeye çalıştığını vurguladı. İlk toplantıda Hazine ve Maliye ile Ticaret bakanlıkları ve TÜİK'ten belirli konulardaki veri ve raporları komisyona sunmasını istediklerini dile getiren Önder, "Bugün, kamu kurum temsilcilerinin sunum yapmasını bekliyoruz. Komisyon, bu veri ve raporları dinleyecek." dedi. Konuşmaların ardından toplantıya basına kapalı olarak devam edildi. Doğrudan 7 milyona yakın çalışanı ilgilendiren asgari ücret görüşmelerinde süreç, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ev sahipliğinde 2 Aralık'taki ilk toplantıyla başlamıştı. Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/asgari-ucret-tespit-komisyonunun-ikinci-toplantisi-basladi-41394129
Devamını Oku
Standard Post with Image

Dışişleri'nden yeşil ve gri pasaport açıklaması

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy:“ETIAS sisteminin hizmet ve hususi pasaport hamili vatandaşlarımıza uygulanmayacağı bir kez daha teyit edilmiştir” Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, "AB Komisyonu nezdinde yapılan girişim sonucunda, ETIAS sisteminin hizmet ve hususi pasaport hamili vatandaşlarımıza uygulanmayacağı bir kez daha teyit edilmiştir" dedi.Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Türk hizmet ve hususi pasaportlarının Avrupa Seyahat Bilgi ve Yetkilendirme Sistemi (ETIAS) dahilinde onay almaları gerekeceği yönünde yayımlanan haberler hakkındaki soruya cevap verdi. Dışişleri Sözcüsü Aksoy, "Basında, Türk hizmet (gri renk) ve hususi (yeşil renk) pasaportlarının, Schengen alanına girmeden önce, Avrupa Seyahat Bilgi ve Yetkilendirme Sistemi (ETIAS)çerçevesinde elektronik olarak ön onay almaları gerekeceği yönünde haberlerin yayımlandığı görülmüştür. Esasen, 2018 yılında kabul edilen ve 2022 yılından itibaren uygulanmaya başlanacak olan ETIAS sisteminin Schengen bölgesine vizesiz girme hakkına sahip olan hizmet ve hususi pasaport sahibi vatandaşlarımıza uygulanmaması, zamanında AB makamları nezdinde gerçekleştirdiğimiz girişimler neticesinde sağlanmıştı. Yine benzer haberlerin geçtiğimiz günlerde basında tekrar yer alması üzerine, AB Komisyonu nezdinde yapılan girişim sonucunda, ETIAS sisteminin hizmet ve hususi pasaport hamili vatandaşlarımıza uygulanmayacağı bir kez daha teyit edilmiştir. Bu çerçevede, son dönemde basında çıkan aksi yöndeki haberlere itibar edilmemesi gerekmektedir" ifadelerini kullandı. Kaynak: https://www.sabah.com.tr/gundem/2019/12/10/disislerinden-yesil-ve-gri-pasaport-aciklamasi
Devamını Oku
Standard Post with Image

Merkez Bankası cari işlemler verilerini açıkladı!

  Ekim ayında cari işlemler fazlası, bir önceki yıla göre 1 milyar 77 milyon dolar azalarak 1 milyar 549 milyon dolar oldu. Bunun sonucunda, on iki aylık cari işlemler fazlası 4 milyar 336 milyon dolar olarak gerçekleşti. TCMB'den yapılan açıklamada şöyle denildi: "Söz konusu gelişmede, bir önceki yılın aynı ayında 630 milyon ABD doları fazla veren ödemeler dengesi tablosundaki dış ticaret dengesinin bu yıl 924 milyon ABD doları açık vermesi etkili olmuştur. Altın ve enerji hariç cari işlemler fazlası ise, bir önceki yılın Ekim ayına göre 700 milyon ABD doları azalarak 5.332 milyon ABD doları olarak gerçekleşmiştir. Hizmetler dengesi altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler, bir önceki yılın aynı ayına göre 238 milyon ABD doları tutarında artarak 2.759 milyon ABD dolarına yükselmiştir.Birincil gelir dengesi kalemi altında yatırım geliri kaleminden kaynaklanan net çıkışlar, bir önceki yılın aynı ayına göre 116 milyon ABD doları azalarak 951 milyon ABD doları olmuştur. İkincil gelir dengesi kalemi kaynaklı girişler, bir önceki yılın aynı ayına göre 17 milyon ABD doları artarak 132 milyon ABD dolarına yükselmiştir. FİNANS HESABI Doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net girişler, bir önceki yılın aynı ayına göre 1.013 milyon ABD doları azalarak 448 milyon ABD doları olarak gerçekleşmiştir. Portföy yatırımları 2.729 milyon ABD doları tutarında net çıkış kaydetmiştir. Alt kalemler itibarıyla incelendiğinde, yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi ve devlet iç borçlanma senetleri piyasalarında sırasıyla 492 milyon ABD doları ve 929 milyon ABD doları net satış yaptığı görülmektedir. Yurt dışında gerçekleştirilen tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak, bankalar ve diğer sektörler sırasıyla 1.670 milyon ABD doları ve 25 milyon ABD doları net geri ödeme gerçekleştirmiştir. Diğer yatırımlarda 2.150 milyon ABD doları tutarında net giriş gerçekleşmiştir. Diğer yatırımlar altında, yurt içi bankaların yurt dışı muhabirlerindeki efektif ve mevduat varlıkları 4.058 milyon ABD doları net azalış, yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları ise 978 milyon ABD doları net artış kaydetmiştir. Yurt dışından sağlanan kredilerle ilgili olarak, bankalar, Genel Hükümet ve diğer sektörler sırasıyla 2.207 milyon ABD doları, 27 milyon ABD doları ve 304 milyon ABD doları net geri ödeme gerçekleştirmiştir. Resmi rezervlerde 1.871 milyon ABD doları net giriş gözlenmiştir." Kaynak: http://uzmanpara.milliyet.com.tr/haber-detay/gundem2/cari-islemler-hesabi-fazla-verdi/97000/97286/
Devamını Oku
Standard Post with Image

Berat Albayrak: Faizler tek haneye düşecek!

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, "Allah'ın izniyle 2020'ye girerken tek haneli faizleri kamu bankalarımız piyasalarımıza başlatıyor. Hayırlı uğurlu olsun." dedi. "Kayseri İş Dünyası Buluşması" kapsamında Ticaret Odası'nda iş insanlarıyla bir araya gelen Albayrak, burada yaptığı konuşmada, geçen 1,5 yılda çok çetin süreçten geçtiklerini söyledi. Bakan Albayrak: Tek haneli faizleri kamu bankalarımız piyasalarımıza başlatıyor Tarihin en büyük ekonomik saldırılarına maruz kaldıkları bu süreci hep birlikte çok güçlü bir direnç ortaya koyarak geride bıraktıklarını vurgulayan Albayrak, "Türkiye'nin potansiyeline güvenenlerin kazandığı, felaket senaryoları ile ülkemizi, milletimizi korkutmaya çalışanların hüsrana uğradığı bir dönem oldu. Türkiye sendelesin, yoluna devam edemesin diye ümitle bekleyen çok kesim var. Bunlar üzüldü; üreticisine, sanayicisine, yatırımcısına, Kayseri'ye güvenen kazandı. Allah'ın izniyle bundan sonra da ülkesine, milletine, ülkesinin insan kaynağına, yatırımcısına inananlar kazanmaya devam edecek." diye konuştu. Albayrak, 2019'un sonuna geldiklerinde güncel verilerin, öncü göstergelerin, ekonomideki normalleşmenin güçlü bir şekilde devam ettiğini ve artık değişim için zamanın geldiğinin ipuçlarını 2020 yılı ile verdiğini aktararak, şunları kaydetti: "Daha bir yıl önce Türkiye'nin kur, faiz, enflasyon şeytan üçgenine, buraya sıkışıp kalacağını ve bu manada Türkiye'nin bu sarmaldan çıkamayacağını söyleyenler büyük bir hayal kırıklığına uğradılar. Enflasyonda kaydettiğimiz iyileşme ile yüzde 24'lerden başlayan, tam bir yıl önce, TÜFE'de yüzde 24-25, ÜFE'de yüzde 45'ler, eylül, ekim aylarında bunları gördük. Bir yıl geçti, eylül, ekim, kasım itibarıyla yüzde 9'lara, 10'lara geldik ve yıl sonu inşallah yüzde 12 seviyesinin altında kapayacağımız ve tüm bu çerçevede önümüzdeki yıldan itibaren tek haneli enflasyonu kalıcı hale getirip, vatandaşımızın, yöneticimizin gündeminden tekrar çift haneli yüksek enflasyonları çıkaracağımız bir döneme giriyoruz." "Faiz baskısını bertaraf ettik" Faiz oranlarında da enflasyondakine benzer şekilde ciddi iyileşme yakalandığını ifade eden Albayrak, enflasyonla mücadelenin başarısının piyasalardaki güçlü toparlanma ve Türkiye ekonomisine ilişkin beklentilerin iyileşmesiyle faizlerde de ciddi bir indirimin beraberinde geldiğini gördüklerini anlattı.  Bakan Albayrak, daha dün Merkez Bankasının en son toplantısında aldığı kararla politika faizlerinde 200 baz puanlı bir indirime daha gittiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti: "Böylece sadece son 5 ayda temmuz ayından itibaren bakıyoruz, ağustos ayı ile son 5 ayda, 4 toplantıda, 1200 puan indirim sağlanmış bulunuyor. Yani çok kısa bir sürede faizlerin yarı yarıya düşeceği bir performansı hep birlikte görmüş olduk. Ne oldu 15 aydır, birileri felaket tellallığı yaptı, 'faizler inerse kur uçacak, faizler inerse dolar 10'ları bulacak' diyenler oldu. Ağustos 2018'den beri atmış olduğumuz bu adımların, uyguladığımız programların her geçen gün güzel, hayırlı neticelerini almaya başladık. Bir kez daha korkutmaya, ülkemizin para birimi üzerinden güvensizlik oluşturmaya çalışanların kaybettiği, esnafımızın, KOBİ'mizin, sanayicimizin kazandığı bir resme şahit olduk. Allah'ın izniyle daha iyi olacak. Yüzde 40'ların telaffuz edildiği bir dönemin ardından bu adımlarla faizler de 11-12'leri yavaş yavaş görmeye başladık. Gerek Merkez Bankasının gerçekçi para politikası gerek kamu bankalarımızın üreticinin yanında güçlü duruşuyla piyasalar üzerindeki faiz baskısını bertaraf ettik." Kamu bankalarının bugünler için var olduğunu ve bir dönem "kamu bankalarını hepsini özelleştirelim" denildiğini anımsatan Albayrak, "Cumhurbaşkanımız karşı çıkmıştı. İyi ki de karşı çıkmış. Son 3-5 yılda yaşanan süreçte kamu bankalarının piyasa yapıcı, yerli ekonominin, reel sektörün yanında duran pozisyonu olmasaydı belki çok daha ağır sıkıntılı süreçlerden geçerdik." dedi. "En kısa sürede reel sektörümüze yansıtmaya başlayacağız" Albayrak, dün Merkez Bankasının piyasaların önünü açan faiz indirim kararından sonra bugün Kayseri'de bir güzel haberi daha paylaşmak istediğini müjdeleyerek, şunları söyledi: "Malum ekim kararından sonra Malatya'da, kamu bankalarımız ile güzel bir iletişim içerisinde faiz oranlarını yüzde 11 ile 13,5 reytingine göre indirdiğimizle ilgili kararı paylaşmıştık. Yolda gelirken bankalarımızla görüştük. Bana dedikler ki faizler düşüyor, maliyetler düşüyor. Biz diyoruz ki kamu bankaları, kamu bilinci ile hareket ediyorsa o zaman bu iyileşmeleri hemen piyasaya yansıtması lazım. Bir gün bile geciktirmek yok. Nitekim bugün yolda konuştuk ve inşallah kamu bankalarımız hesaplarını, kitaplarını yapıyorlar. Çünkü eski Türkiye gibi de değil. Biliyorsunuz 2001 dönemi kamu bankalarının görev zararları 30 milyar, 40 milyar, şimdi kamu bankalarımız hem kamu zararı yapmıyor kar ediyor hem de iyileşmelerini reel sektöre yansıtacak. Bu manada baktığımızda ne yaparız dedik, inşallah bu 11-13,5 oranını aynı şekilde yüzde 9 ile yüzde 11,5 aralığına düşürerek bunu en kısa sürede reel sektörümüze yansıtmaya başlayacağız. Cumhurbaşkanımız, 'inşallah önümüzdeki yıl tek haneli faizleri göreceğiz.' dedi. Allah'ın izniyle 2020'ye girmeden tek haneli faizleri kamu bankalarımız piyasalarımızda başlatıyor. Hayırlı, uğurlu olsun. " "Türkiye emin adımlarla ilerliyor" Albayrak, Türkiye'nin zor süreçlerden geçtiğine değinerek, "Ekonomimiz üzerinde 6 yıldır oluşturulmak istenen tüm bu baskıya karşı, Türkiye bu süreçlerden önceki ekonomik kazanımlar dönemine de emin adımlarla ilerliyor." ifadesini kullandı. Ekonomik iyileşmeyi değerlendiren Albayrak, şöyle konuştu: "Nitekim eylül, ekim, kasımda gerek istihdam gerek üretim noktasında gerek maliyetler gerek güven endeksleri noktasında baktığımızda ciddi bir iyileşme sürecini zaten öncü göstergeler ortaya koyuyor. İşte bu manada gereken tüm desteği, tüm imkanları seferber edeceğiz. 46 milyar dolarlık cari açık etkisi olan sektörlerde yerli üretimi destekleyen hibe paketini açıkladık. Cari açıkla mücadele Türkiye'nin bu anlamdaki en önemli noktalarından birisi. Haziran, mayıs geçtiğimiz yıl yaklaşık 58-60 milyar dolar cari açıktan cari denge cari fazlaya gelindi. Niye çünkü her yıl bu kadar para bulmam lazım. O zaman yerli üretimi destekleyeceğim. Birileri var ya ithalat odaklı ekonomi anlayışında, 'Ne işim var ya ihracat ile üretimle uğraşayım. Ofisi açayım telefonla yurt dışından malları getireyim, marjı koyayım, SGK'sıymış, primmiş, fabrikaymış bunlarla niye uğraşayım, ithalat yap daha iyi.' diye bakıyor. Türkiye'de bir değişim ve dönüşüm var. Eylül ayı itibarıyla Türkiye'de ihracatçı kayıtlı şirket sayısı ithalatçıların sayısını geçti. Her geçen yıl bu daha da artacak. İşte bunu destekleyecek en önemli enstrümanlardan birisi İVME dedik, bu ithalatı ikame edecek, istihdamı artıracak, ihracat odaklı bu endüstriyel dönüşümü destekleyecek. Bu paketle birlikte son 5 aydır kasım ayı sonu itibarıyla 50 binden fazla işletmeye 40 milyar liralık limit tahsis edildi ve bunun 25 milyar lirası kullanıldı. Bu çok önemli bir değişim." "Her iyileşme, beklemeden yansıtılacak" Bu adımların 2020'de daha artarak devam edeceğini vurgulayan Albayrak, "Bunun yanında ekonomi değer paketi kapsamında 25 binden fazla firmamıza 20 milyar liralık kredi kullandırdık. KOBİ değer 1 ve 2 paketlerini açıkladık, 45 milyar liradan fazla kredi kullandırıldı. Halkbank ve TESKOMB noktasında 240 bine yakın esnafımız var. Yüzde 6,7,8 tek haneli çok düşük maliyetlerle 240 bine yakın esnafımıza 25 milyara yakın finansman kullandırdık." bilgisini paylaştı. Bakan Albayrak, dengelenme süreci boyunca yaşanan her iyileşmeyi doğrudan, hiç bekletmeden iş dünyasına ve vatandaşlara yansıtmaya devam edeceklerini dile getirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı "100 Bin Sosyal Konut Projesi"ne de değinen Albayrak, bu proje kapsamında aylık 894 liradan başlayan taksitlerle 240 ay vade ile Türkiye tarihinin en ucuz finansal maliyetiyle dar gelirli vatandaşların ev sahibi olabileceğini aktardı. Albayrak, her yıl 100 bin sosyal konutun yapılacağını, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile görüştüklerini, kapasiteye göre sayıyı artırabileceklerini söyledi. "Değişim modeline geçiyoruz" "Cumhurbaşkanımız liderliğinde verdiğimiz mücadelenin en önemli gayesi ülkemizin ve vatandaşlarımızın refahını artırmak ve imkanlarını çoğaltmaktır" diyen Albayrak, şöyle devam etti: "Çıktığımız yolda en zorlu kısmı geride bıraktığımızı gösteren gelişmelerden birisi de ekonomiye olan güvendeki artıştır. Reel kesim güven endeksi 2019 Kasım ayında bir önceki yılın aynı ayına göre 9,2 puan artarak 102'ye yükseldi. Bu artış hizmet sektörü güven endeksinde 13,4 puan, perakende ticaret güven endeksinde 13,3 puan, inşaat sektörü güven endeksinde 8,6 puan olarak gerçekleşti. Ekonomiye güvende yaşanan her artış tüm sektörlerdeki iktisadi faaliyetlerin canlanmasına ve Türkiye'nin yeniden kendi potansiyeline uygun bir büyüme patikasına girmesine önemli katkı sağlıyor. 3. çeyrek biliyorsunuz 0,95 yüzde 1'e yakın gerçekleşmişti ama dördüncü çeyreğe yönelik ekim, kasım dataları, Aralık'ın ilk 10-15 gün datalarına baktığımızda yüzde 5 civarındaki pozitif büyümenin Allah'ın izniyle yavaş yavaş geldiğini görüyoruz. Kazandığımız ivmeyi koruyarak üzerine daha da koyarak Türkiye'nin doğal büyüme potansiyelini yüzde 5 oranında bu yılın son çeyreğinde yakalamış olacağız. Türkiye ekonomisinin yeni hikayesinde büyürken daha fazla cari açık veren değil, ithalata bağımlılığını azaltan, ihracatını güçlendirerek büyüme hedefini gerçekleştiren bir değişim modeline geçiyoruz. Bu yıl haziran ayında 17 yıllık AK Parti iktidarı döneminde ilk defa yıllık bazda malumunuz cari fazlamız var. Temmuz, ağustos ayı itibarıyla cumhuriyet tarihinin en yüksek yıllık cari fazla dönemini verdik. Türkiye ekonomisi 2009'da bize yönelik bir ekonomik saldırı olmadığı halde 4 kere küçüldü." Mobilya sektörüne "güzel haber" sinyali Bakan Albayrak, Türkiye'nin potansiyeline inandıklarını, milletten aldıkları destekle iş dünyasıyla omuz omuza vererek bu süreci başaracaklarını vurguladı.  Mobilya sektörünün kendilerinden talepleri olduğunu belirten Albayrak, "Bunları bize ilettiler, not ettik. İnşallah onunla ilgili bir çalışmamız var, çok kısa sürede inşallah güzel haberler vereceğiz. Ben buradan ön sinyalini vereyim." dedi. Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy da iş dünyasının talep ve sorunlarını anlattı. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/bakan-albayrak-tek-haneli-faizleri-kamu-bankalarimiz-piyasalarimiza-baslatiyor/1672584
Devamını Oku
Standard Post with Image

Resmi Gazete'de yayımlandı! Yurtdışından getirilen o cihazlardan para alınacak

Yurt dışından ithalat ile getirilen, radyo, televizyon, video cihazı, uydu alıcısı gibi görsel ve işitsel cihazlardan ücret alınmasına karar verildi. Karar Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Karar 2020 yılı başından itibaren uygulanacak. İşte yurt dışından getirilecek elektronik cihazlardan alınacak ücretler... Yurt dışından ithalat yoluyla getirilen televizyon, radyo, video ve birleşik cihazlar ile bunların dışındaki görsel ve işitsel yayınları alabilen cihazlar için bir defaya mahsus olmak üzere ve 2020 yılından itibaren geçerli olacak şekilde ücret alınmasına karar verildi. Karar Resmi Gazete’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanarak yürürlüğe girdi. İŞTE CİHAZLARDAN ALINACAK ÜCRETLER Karara göre televizyonlarda 51 ekrana kadar 10 euro, 52 ekran-67 ekran arası 16 euro, 68 ekran-85 ekran arası 22 euro, 86 ekran-116 ekran arası 34 euro, 117 ekran-148 ekran arası 40 euro, 148 ekran ve yukarısı için 80 euro, oto televizyonu için ise 8 euro ücret alınacak. Radyolarda ise cep tipi, 1 euro, saatli radyo ve radyolu saatler, bir müzik aleti üzerindeki radyolar, oyuncaklar üzerindeki radyolar ve ışıldaklar ve radyolu vantilatörlerden 1 euro, oto radyo alıcılarından 1 euro, taşınabilir radyo alıcılarından 2 euro ücret ödenecek. Video cihazlardan ise 18 euro alınacak. Set üstü medya kutuları ve her türlü uydu alıcı cihazlar içinse 7 euro ücret ödenirken, birleşik cihazlardan ise televizyon-radyo 9 euro, televizyon-radyo-teyp 13 euro, televizyon-video 19 euro, televizyon-radyo-video 21 euro ücret ödenecek. Kaynak: https://www.superhaber.tv/yurt-disindan-getirilen-o-cihazlara-para-alinacak-haber-246926
Devamını Oku
Standard Post with Image

Gecikme zammı indirildi!

Kamu alacaklıları için uygulanan aylık gecikme zammı yüzde 2'den yüzde 1.6'ya indirildi. Amme Alacakları İçin Uygulanan Gecikme Zammı Oranının Yeniden Belirlenmesine İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı, resmi gazetede yayımlandı. Kararda, "6183 sayılı Amme alacaklıların tahsil Usulü Hakkında Kanunun 51. maddesinin birinci fıkrasında yer alan gecikme zammı oranının, her ay için ayrı ayrı uygulanmak üzere yüzde 1.6 olarak belirlenmesine, mezkur madde gereğince karar verilmiştir. denildi. Kaynak: https://www.superhaber.tv/gecikme-zammi-yuzde-16ya-indirildi-haber-248081
Devamını Oku
Standard Post with Image

Araç muayenesinde yeni ücret tarifesi!

Yeniden değerleme oranında artan araç muayene ücretleri yarından itibaren 174,64 lira ile 462,56 lira arasında değişecek. Araç muayene ücretleri, 1 Ocak 2020'den geçerli olmak üzere yeniden değerleme oranında artırıldı. Buna göre, muayene ücretleri 174,64 lira ile 462,56 lira arasında olacak. Karayolu Taşıma Kanunu ve Karayolu Trafik Kanunu ile bu kapsamdaki yönetmeliklerde düzenlenen belge, ceza ve muayene ücretleri 2020 yılı için yeniden belirlendi. Söz konusu ücretlerde, Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile 2020 yılı için belirlenen yüzde 22,58'lik yeniden değerleme oranında artışa gidildi. Buna göre, yıl başından itibaren KDV dahil muayene ücretleri, otobüs, kamyon, çekici ve tankerlerde 377,60 liradan 462,56 liraya, otomobil, minibüs, kamyonet, özel amaçlı taşıt, arazi taşıtı, römork ve yarı römorklarda 279,66 liradan 342,2 liraya, traktör, motosiklet ve motorlu bisikletlerde 142,78 liradan 174,64 liraya yükseldi. Kaynak: https://www.superhaber.tv/arac-muayenesinde-yeni-ucret-tarifesi-haber-248316
Devamını Oku
Standard Post with Image

600 bin işlem gerçekleştirildi!

Adalet Bakanlığı, 6 Nisan 2019'da başlayan hafta sonları nöbetçi noterlik uygulaması ile bugüne kadar 598 bin 872 işlem gerçekleştirildiğini açıkladı. Adalet Bakanlığı, “nöbetçi noterlik” uygulamasına ilişkin 2019 yılı verilerini açıkladı. Adalet Bakanlığının açıkladığı verilere göre, hafta sonları nöbetçi noterlik uygulaması ile bugüne kadar 598 bin 872 işlem gerçekleştirildi. Ayrıca nöbetçi noterliklerde en çok yapılan işlem 381 bin 722 adet ile ikinci el araç satışı oldu. İkinci el araç satış işlemini 81 bin 643 adet ile vekaletname işlemi izledi. Öte yandan, nöbetçi noterliklerde hafta içinde olduğu gibi ikinci el araç satışı, ilk tescil işlemi, araç satış harici sözleşmeler, vekaletname, ihtarname, azilname, protesto, mirasçılık, defter, belge onayı vb. çeşitli işlemler yapıldığı bilgisi de paylaşıldı. Kaynak: https://www.superhaber.tv/600-bin-islem-gerceklestirildi-haber-248299
Devamını Oku
Standard Post with Image

TİM Başkanı Gülle: Bu yıl ihracatta hedefimiz 190 milyar dolar

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle, ihracatçılar olarak 2019'u başarıyla bitirdiklerini, özellikle geçen yılın son ayında önemli bir artış yakaladıklarını söyledi. Bu paralelde yılın 9. günü geride kalırken, ihracatta ocakta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5'in üzerinde bir artışla gittiklerini aktaran Gülle, "Bu rakamları devam ettireceğiz gibi gözüküyor. İnşallah ocak ayına da geçen yılın üzerinde bir rekorla başlarız. Geçen yılki ocak ayı ihracatımız 14-15 milyar dolar civarındaydı. Şu anda buna göre bir yüzde 5 artış görünüyor." diye konuştu. Gülle, bu yıl ihracat hedeflerinin 190 milyar dolar olduğu bilgisini vererek, şunları kaydetti: "Biz bu yıl 190 milyar dolarlık ihracat hedefi bazında çalışacağız, bu rekoru genişletmek için üreteceğiz. Çok zorlu bir dünya ticaretinden geçiyoruz ama buna rağmen ihracatımızın artış trendinde gitmesi önemli. Ülkelerin ticaretlerini genişletmek için aldığı kararların etkisi mutlaka ticaretimize yansıyacak ama hayat devam ediyor. Dünyada insanlar tüketmeye devam ediyor. Küçülmek değil, artık bundan sonra bugüne kadar yaptığımız politika ve stratejilerin neticelerini alarak, daha katma değerli, daha moda tasarım ürünlerle, daha yüksek değerli ürünlerle ihracata devam edeceğiz. Hatta biz 190 milyar dolar değil, 200 milyar dolar seviyesindeki rakamları dile getiriyoruz. Hükümetimizin de desteğini alıyoruz. Biran evvel ikili rakamlara geçmemiz lazım." "Bu yıl sonunda ihracatımızı rekorla kapatacağız" İsmail Gülle, 2018'in Türkiye ekonomisi için önemli bir çelme olduğunu, bozulan dengelerin toparlanması ve tüm parametrelerin yerine konulmasının bir süreç aldığını ifade etti. Bu süreçte ihracat ailesinin büyüme ve gelişmeye verdikleri katkının son derece anlamlı olduğunu vurgulayan Gülle, "Gönül rahatlığı ile söylüyorum ki bu yıl sonunda ihracatımızı rekorla kapatacağız. Bunun altını dolduracak parametrelerimiz var, çalışmalarımız var. Bu çalışmaların neticesini biz rekor olarak görüyoruz. Dünyadaki konjonktürel gelişmelerin de çok anormal şeyler olmadığı takdirde ihracatımızı artıracağız." değerlendirmelerini yaptı. Gülle, ihracatın içerisinde yüksek teknolojili ürünlerin payının arttığına işaret ederek, bazı sektörlerde de değer olarak Avrupa ortalamasının üzerinde rakamların elde edildiğine dikkati çekti. Politikalar bazında ihracatın desteklendiğini anlatan Gülle, "Sayın bakanımızın açıkladığı gerek İVME, yani Türkiye'de üretilmeyen ürünlerin yatırımı bazında, gerekse diğer yatırım ve büyümelerle ilgili çok ciddi teşviklerin olduğunu görüyoruz. Bunların devreye girmesi de zaten bu söylediklerimizin altını dolduran önemli bir gösterge." dedi. Kurun ihracata etkisi Gülle, ihracatın 2019'u yüzde 2'nin üzerinde bir artışla kapattığını ifade ederek, "Yüzde 2 artışı miktar olarak çok daha fazla ama değer olarak bunu küçümsememek gerekiyor. Dünyanın belli büyük ekonomilerinin çok ciddi oranlarda düşüşlerle kapattığı bir ortamda yüzde 2 ile de bunu götürmek son derece önemli." dedi. Kurun ihracata etkisine de değinen Gülle, "Şu anda bizim ihracatımıza etkisi 5 milyar dolar seviyesinde. Bu son derece önemli. Sadece bir hesap yaparken kullandığınız bir çarpımdan dolayı kayıp. Diğer taraftan tabii maliyet bazıyla girdi maliyetlerinin dolar satışında Avrupa'ya satışında avro olduğu bir ortamda bir de böyle tersine durumla karşılaşıyoruz. Yani özellikle ABD'nin çelikle ilgili almış olduğu karar, Avrupa Birliği'nde otomobille ilgili yaşanan daralma var. Bu ikisinin üst üste koyduğunuz zaman yaklaşık iki kalem 10 milyar dolarlık bir ticaret kaybı çıkartıyor ortaya." değerlendirmelerini yaptı. "Türkiye, bu coğrafya için bir rol model" İsmail Gülle, ABD ile İran arasındaki gerilimin bölge ihracatına yansımasına ilişkin de değerlendirmede bulundu. Türkiye'nin çok zorlu bir coğrafi konumda bulunduğuna dikkati çeken Gülle, şunları söyledi: "Tarih boyunca hep böyle olmuş. Buradaki zenginlikleri, nimetleri, petrolü, enerji ve enerjiyle ilgili getirileri hiç bu bölge halkı yememiş, kullanamamıştır. Çok tezat bir görüntü var. Bu kadar değerli yer altı kaynakları var ama üstünde inanların fakirliği, kalkınmamışlığı var. O açından bu süreç öyle görünüyor ki en azından enerji burada olduğu sürece de devam edecek. Biz buna rağmen bu kadar olumsuz konjonktüre rağmen bir istikrar abidesi olarak hem yönetsel olarak hem de işlevsel olarak bunu koruyor olmamız bu bölge adına, bu bölgenin daha da kötü olmaması adına çok önemli bir duruştur." Gülle, Türkiye'nin bu coğrafya için bir rol model olduğunu belirterek, "Özellikle son yıllarda yapmış olduğu ataklar, yatırımlar, büyüme, teknoloji alanındaki, savunma sanayisindeki gelişmeler var. Biz yer altı kaynaklarımızla değil yer üstündeki insan kaynağımızla yatırımcımızla sanayicimizle bunu sağladık. O açıdan bu tür şeyler bize mutlaka ki istikrarın olduğu bölgeyle ilgili ticaretimizde bir avantaj getirir diye bekliyoruz. Özellikle bazı pazarlarla bunun olumlu etkilerini de kısa zamanda göreceğimiz kanaatindeyiz." diye konuştu. "Borsada kısa zamanda artış olması güzel, borsa istikrarın barometresi gibi" Bölgedeki ABD-İran gerginliğinin ihracata etkisine ilişkin soru üzerine Gülle, her gün yeni bir olayla karşılaşıldığını belirterek, "2019'da siyaset de ticaret de üzerine düşeni doğru yaptı. Herkes görevini iyi tamamladı. Dünyanın aklıselim liderlerin aklıselim başkanların yönetimine ihtiyacı var. Dünyanın çok kolaylıkla ayarının bozulduğunu görüyoruz. İki devlet başkanının açıkladığı olumlu hava hem bölgeyi hem de ekonomileri rahatlattı. Borsada kısa zamanda artış olması güzel. Borsa istikrarın barometresi gibi eğer orada artış varsa, güven ve huzur var demektir." diye konuştu.  Gülle, İngiltere'nin Brexit sürecini yönetmekte başarılı olamadığına işaret ederek, şunları kaydetti: "Bizler bu süreçten etkilendik. Bundan en çok otomotiv sektörümüz etkilendi. 500 milyon dolar seviyesinde ihracatımızda düşüş oldu. Bu kadar belirsizliğin olduğu ortamda ihracatımızı devam ettirmek de önemli. TİM ve bakanlık olarak sektörünü bilgilendirici çalışmalar yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Brexit'te artık anlaşmalı bir ayrılığın olacağı belli oldu. Eğer bu bizim kaldığımız pozisyonda kalarak çıkması durumunda çok sorunlu bir ayrılık değil. Bunun haricinde farklı bir ayrılıkla gelip sistemin dışında kalırsa bütün ülkelerle ticaret anlaşmalarına gideceği durum olursa bundan etkilenebiliriz. Ama bunu çok tercih edeceğini zannetmiyorum. Brexit'te fırsatlar olabilir. İngiltere'nin vereceği karar Türkiye'nin pozisyonunu belirleyecek. Gümrük Birliği açısından bunu iyi yönetmemiz bizler için önemli." "190 milyar dolar ihracatı 2019'da yapmamamız için hiçbir sebep yoktu" Avrupa Birliği (AB) ile olan Gümrük Birliği Anlaşması'nın güncellenmesi konusunda 2019 yılında hiçbir şey yapılmadığına dikkati çeken Gülle, bugün ihracat artışının sınırlı kalmasındaki en önemli etken Avrupa'daki daralma olduğunu kaydetti. Gülle, hem çelikte hem de otomobilde ciddi bir etkileşim görüldüğünü aktararak, "Hem otomotiv hem de çelik sektörümüzün negatif vermesinde AB ve ABD etkili oldu. Bu iki pazardaki etkileşimden dolayı negatif çıktı. 190 milyar dolar ihracat yapabilir miyiz? İnanın ki 190 milyar dolar ihracatı geçen sene yapmamamız için hiçbir sebep yoktu. Bu kadar olumsuzluğa rağmen ihracatı artı çıkarıyoruz. Olan işler elimizden kaydı gitti. Ama genel olarak siyaset siyasetini ticaret ticaretini yaptı." şeklinde konuştu. 'Faiz ve enflasyon dengesinin tek hanede tutulması gerekiyor' Gülle, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Uysal'ı, geçen yıl faiz indirimi yönünde aldığı kararlardan ötürü kutlayarak, kendisini en yakın zamanda ihracatçılarla bir araya getirmek üzere davet edeceklerini söyledi. Gülle, faizlerin seviyesi konusunda görüş ve açıklamalarının çok net olduğunu ifade ederek, faizi; "bir ülkenin gelişmesi ve büyümesinde son derece etkili zararlı bir gösterge." şeklinde nitelendirdi. Yüksek faizin yatırım kararları, maliyet, finansmana erişim ve ihracatı negatif etkilediğini anlatan Gülle, şunları kaydetti: "Sayın Başkanın cesurca aldığı ve 4 toplantıda 1200 baz puan faiz indirdiği dönem önemliydi. Para Politikası Kurulu toplantı sayısını bu yıl için 8'den 12'ye yükselterek her aya yaymasını da 'Olayı izliyoruz, izlemeye de devam edeceğiz' mesajını vermesi açısından önemli buluyoruz. Bundan sonraki süreci daha ince yöneteceğini tahmin ediyoruz. Çünkü aldığı faiz kararlarının enflasyona, yatırıma, yatırımcıya, üretime çok ciddi etkisi var. İhracatçı olarak da olayın bir kur-faiz balansında gitmemesi adına, buradaki alınan faiz kararlarının da kur üzerinde baskı yaratmadan, kurun istikrarını sağlayacak yönünde götürmesi bizim önemli beklentimiz.  Spekülatif bir kur beklentisinde değil, dengeli bir kur beklentisindeyiz. Bundan sonraki süreçte, daha önceki gibi büyük değil de ayar ayar, tek haneli faiz rakamlarına kadar inmesi konusunda desteğimizi ve isteğimizi bildiriyoruz. Türkiye'nin bazı şeylere aşması ve istikrarlı göstergeleri yakalamasında tek haneli faiz dönemi son derece önemli. Faiz ve enflasyon dengesinin tek hanede tutulması gerekiyor. Bu da piyasa ve fiyat istikrarı açısından son derece önemli." "Teşviklerin çokluğu değil, cesaretlendirici ve teşvik edici olması önemli" İsmail Gülle, kur seviyesinin ihracata etkilerine ilişkin, "İhracatçılar olarak kurun spekülatif artışlarından çok büyük bir nemalanma gibi ya da 'kurlar arttı, ihracat patlayacak' gibi bir görüntünün olmadığını biliyoruz. İhracata kurun etkisi 15 ya da 30 günlük etkilerle sınırlı kalıyor. Sonrasında yan etkileri oluyor. İhracatçılar olarak istikrarlı ve dengeli bir kur istiyoruz. Bu ihracatçılar için önemli." değerlendirmelerinde bulundu.  Bu yıl ihracatçının enflasyonla ezilmeyeceği, enflasyonla paralel gidecek bir kur istediklerini vurgulayan Gülle, "Kuru yüksek bir kazanç kapısı ya da zarar ettirecek bir argüman olarak görmek istemiyoruz." dedi. Gülle, teşvik mekanizmasının ihracatçılar için önemine işaret ederek, şunları söyledi: "Teşviklerin çokluğu değil, cesaretlendirici ve teşvik edici olması önemli. Teşviklerin verilmesinde, çeşitlenmesinde amaç nedir? Devlet sen bu işi yaparken ben bunu destekliyorum. Bu konuda büyümen ve kalıcı olman adına seni teşvik ediyorum. Bu bir bakıma ihracatçının devleti yanında hissetmesinin en önemli argümanlarından biri teşvikler. Bunu ihracatçı son derece anlamlı buluyor. Bu teşviklerin karşılığı alınmıştır ve karşılığı da devletimize başarı, ihracat ve rekor olarak geri gelmiştir. O açıdan teşviklerin amacına ulaştığını gönül rahatlığıyla söyleyebiliyoruz." Teşviklerin kullanımının ve ulaşılabilirliğinin kolaylaştırılmasının öneminden bahseden Gülle, bu konuda kendilerine de önemli görevler düştüğünü ifade etti. Gülle, ihracatçıların pazarlarda başarılı olması ve başarısını devam ettirmesi adına teşviklerin önemli bir rol üstlendiğini belirterek, "Devletimiz de bu konuda ihracatçının yanında. Biz verilen teşviklerin karşılığını ülkeye ihracat ve döviz olarak getiriyoruz. Devlet ve sanayicinin iş birliği içerisinde götürüyoruz. Teşviklerin teşvik ediciliğinden hiç vazgeçilmemesi, bu sistemin daha da desteklenmesi, basitleştirilmesi ve ulaşımının kolaylaştırılması son derece önemli." diye konuştu. "2019'da 17 bin 544 firmamız ihracat merhaba dedi" İsmail Gülle, 2018'in son çeyreğinin ve 2019'un ihracatçılar açısından önemli bir dönem olduğunu ve geçen yıl göreve geldikten sonraki süreçte yaşanan dışsal ekonomik müdahale sonrasında ihracatçıların hep bir rekor açıkladığını dile getirdi.  İhracatçının duruşunun ve tutumunun son derece anlamlı olduğunu dile getiren Gülle, her ay rekor açıklamanın yanı sıra her ay ihracata merhaba diyen yeni firmalarımı da açıkladıklarını aktardı.  İhracatın tabana yayılması adına bun çalışmaların önemli olduğunu vurgulayan Gülle, "Her ay yaklaşık 1500 firmamız vardı. 2019 yılında 17 bin 544 firmamız ihracat merhaba demiş, ilk defa ihracat yapmış ve yaklaşık 4,5 milyar dolar seviyesinde de bir ihracatı gerçekleştirmiş. Bizim ihracatımızın yüzde 65'ini ilk bin firmamız gerçekleştiriyor. Bu yüzden ihracatın tabana yayılması adına bu çalışma ve bu netice son derece önemli." diye konuştu.  Bu noktada 2019'un hem küçük ve orta ölçekli ihracatçıların ihracata katılması açısından hem de bu ihracat bilincinin yayılması, gelişmesi açısından anlamlı olduğuna dikkati çeken Gülle, TİM olarak bu çerçevede 2019 senesinde başta Anadolu olmak üzere bir çok yerde oldukça yoğun bir çalışma yaptıklarını anlattı. "Bu sene daha çok sahada olacağız"  Gülle, ihracatçıların, 2020 yılı için pazar çeşitliliği anlamında dinamik bir şekilde sahada olacağını belirterek, "Biz bu sene daha çok sahada olacağız. Daha çok ülke ziyareti, daha çok üst düzeyde temas daha çok ticaret ilişkisi olacak. Tamamen bizzat sahada terimizi akıtacağız. Dünyada ürün satmadığımız ülke yok. Neredeyse bütün ülke ve bölgelerin hepsine ihracat gerçekleştiriyoruz. Bu pazar çeşitlendirmesi açısından AB'ye ihracatımız yüzde 47'ler seviyesine düştü. Ama hem bu Orta Doğu ve Körfez ülkelerindeki ihracat payımız arttı hem de Afrika'daki ihracat payımız attı. Diğer bölgelerde mesela Asya-Pasifik'te de arttı ama oralarda daha nispeten sınırlı." dedi.  Avrupa Birliği'nin Türkiye için çok önemli bir pazar olduğunu vurgulayan Gülle, şöyle devam etti:  "Oturmuş bir düzenimiz var. Ama bizim bu ticari düzeni aşağı düşürmekten ziyade daha da geliştirmemiz gerekiyor. AB'nin bu Gümrük Birliği'nin düzenlemesi bunun için çok önemli. Bunu mutlaka gerçekleştirmemiz gerekiyor. Yani 190 milyar dolar ihracatı yapabilir miyiz diye değil 200 milyar dolar niye yapmıyoruz diye sormalıyız. Bizim bu anlaşmaları yaptığımızda mutlaka bu rakamların üzerine çıkacağız. 1 trilyon dolarlık Afrika'dan yüzde 1-1,5 üzerinde bir pay alıyoruz. Biz oralarda lojistikle daha fazla konumlanma, daha fazla yer alma adına çalışmalar yapıyoruz. Bizim bizzat sahada olup oradaki karşı kuruluşlarımızla, oradaki devletin temsilcilileriyle, sanayicileriyle, ihracatçılarıyla daha fazla ilişkide bulunup bizim bu ihracatımızı yükseltmemiz gerekiyor."  Gülle, ihracatın artırılması noktasında devletin kendilerine her türlü çözümü ve desteği sunduğunu ifade ederek, bu kadar devletin desteklediği bir sistemde artık ihracatçıların da daha fazla sahada olup, daha fazla üretim ve ihracat yapmamız gerektiğini dile getirdi. "İhracat büyümede lokomotif olmayı devam ettirecek" Gülle, katma değerli ürün ihracatının önemine işaret ederek, yüksek teknoloji ürün ihracatının yaklaşık yüzde 4 seviyesine çıktığını, savunma sanayi ve medikal alanındaki ihracat haberlerinin kendilerini çok mutlu ettiğini söyledi.  Türkiye'nin doğru bir yönde olduğunu, çok doğru işler ürettiğini vurgulayan Gülle, "İHA'lar, SİHA'lar, helikopterler, gemiler, tanklar... Özellikle kısa süre önce tanıtılan 2022'de yollarda göreceğimiz Türkiye'nin Otomobili'nin ihracatını gerçekleştirmek adına bizim ihracatçı birliğimiz büyük bir heyecan ve beklenti içerisinde. Onun ihracatını gerçekleştirmek ve onu dünyaya tanıtarak satmak bizler için en büyük gurur vesilesi olacak. Türkiye'nin uzun zamandır hasretle beklediği bu önemli projenin ihracatını gerçekleştirecek olmaktan büyük gurur ve mutluluk duyuyoruz." diye konuştu.  "2020'de Türkiye ile ilgili hiçbir olumsuz bir şey yok" Gülle, 2019'un ilk yarısında negatif bir büyüme olduğunu, bu negatif büyümenin pozitife çevrilmesinde ihracatın büyük katkı sunduğunu anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Son çeyrekte büyüme rakamlarının pozitif gelmesini bekliyoruz. Yıl bazında sıfırın biraz daha üstünde bir büyüme ile 2019'u bitireceğimizi gösteriyor. 2020 ile ilgili büyüme beklentilerimiz Yeni Ekonomi Programı'nda belirtildiği gibi yüzde 5 seviyesinde. Bazı uluslararası değerlendirme kuruluşlarının da buna benzer veya biraz altında oranlarla bu büyüme rakamını desteklediğini görüyoruz. 2020'de Türkiye ile ilgili hiçbir olumsuz bir şey yok. Hemen hemen bütün göstergeler büyümenin pozitif olacağı yönünde. 2019'daki ekonomiye zarar veren etkileri 2020'de büyümeyle ortadan kaldırmış oluyor. İhracat büyümede lokomotif olmayı devam ettirecek." Geçen yıl, Cumhuriyet tarihinde ilk defa ihracatçı sayısının ithalatçı sayısını geçtiğini vurgulayan Gülle, "87 bin ihracatçı, 77 bin ithalatçı var. Bu da bizim için güzel oldu. İhracatçının maliyetini düşürmek adına bizler de bazı önemli yapısal kararlar alıyoruz. Biz de birliklerimize giriş aidatını kaldırdık. İhracatçı bir kez üye olacak hiç aidat vermeden, yıllık bazda yaptığı işlerden dolayı ücret ödeyecek." dedi. "Türkiye'nin Otomobili'ni satmada, pazara ulaştırmada çok avantajlıyız" Gülle, otomotiv ihracatının önemine işaret ederek, Türkiye'nin Otomobilini heyecanla beklediklerini ve beklentilerin üstünde bir çalışma olduğunun görüldüğünü dile getirdi. Türkiye'nin Otomobili'nin ülkede milli bir heyecan ve talep yarattığını aktaran Gülle, "Bizler de bu heyecanı desteklemek adına birliklerimizin bünyesindeki araçları yerliye çevirmek adına bir karar aldık. İnşallah ihracatçı birliklerinde yerli arabamız olacak. Türkiye'nin çok ciddi bir yan sanayi gücü var. Bu bizim önemli bir gücümüz. Otomotiv ihracatımıza büyük destek sağlayacak otomobilimizin hem pazarlama hem de ihracatı ile ilgili ciddi çalışmalar yapacağız. Bu aracı satmada, pazara ulaştırmada çok avantajlıyız. Katma değerli ihracatımıza en büyük otomotivden gelecek inşallah." diye konuştu. Demir Grup Sivasspor'un performansı Gülle, ligin ilk yarısını lider kapatan Demir Grup Sivasspor'un performansına ilişkin ise şunlar kaydetti: "Ben Sivaslıyım. Sivas'ı da Sivasspor'u da yürekten destekliyorum. İnşallah bir Fenerbahçeli olarak da Sivasspor'un şampiyon olmasını yürekten destekliyorum. Anadolu'da çok büyük değişiklikler var. İhracat anlamında, gelişme ve yatırımlar anlamında. Sporda da bunu taçlandırırsa Sivassporumuz'la iftihar ederiz. Bu da Türkiye'deki değişimin, Türkiye'deki spor kültürünün, Türkiye'deki anlayışın da ne kadar farklı bir noktaya getirdiğini göstermesi açısından önemli. Bir Sivaslı olarak Sivasspor'la gurur duyuyoruz. İnşallah onu sezon sonunda şampiyon görebilirsek Türkiye'de herkes en az Sivaslılar kadar sevinir diye inanıyorum." Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/tim-baskani-gulle-bu-yil-ihracatta-hedefimiz-190-milyar-dolar/1697272
Devamını Oku
Standard Post with Image

2023 yılını çok sağlam sanayi ve teknoloji altyapısıyla karşılayacağız

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank: "Yıl boyunca atacağımız adımlarla, bu büyüme oranlarını orta ve uzun vadeye de yaymaya devam edeceğiz. Türkiye 2023 yılını, çok sağlam bir sanayi ve teknoloji altyapısıyla karşılayacak." dedi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, şehir merkezindeki bir otelde organize edilen, "Milli Teknoloji, Güçlü Sanayi" İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, katılımcılara Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın selamlarını iletti. Gümüşhanelilerin, Erdoğan'ın Gümüşhane'ye olan sevgisini bildiklerine işaret eden Varank, kente ziyaretlerde kendisine defalarca eşlik ettiğini ancak bakan olarak ilk kez gelmenin bugüne nasip olduğunu söyledi. Varank, Gümüşhane'nin yerinin kendileri için başka olduğunun altını çizerek, "Çünkü sizler, millete hizmet yolunda dolu dolu geçirdiğimiz 17 yıllık dönemde, bizi hiç yalnız bırakmadınız. 2002'den bu yana yapılan tüm seçimlerde liderinizin arkasında durdunuz, AK Parti'yi her seferinde birinci parti olarak çıkardınız. Bizim de sizi yalnız bırakmamız söz konusu olamaz. Dolayısıyla biz sadece seçim dönemlerinde oy istemek için kapı çalan bir anlayışta değiliz. Bizim özledikçe bir Gümüşhane'yi görmemiz, Gümüşhanelilerle şöyle bir kucaklaşmamız lazım. İnşallah bu toplantıları ilerleyen dönemlerde de devam ettireceğiz." diye konuştu. "Başarıya giden yolu, sizlerle birlikte yürüyeceğiz" "Türkiye yatırımlar öncülüğünde büyüsün" diye Bakanlık olarak tüm imkanları seferber ettiklerine dikkati çeken Varank, "Ancak bu şekilde ülkemizi hem teknoloji geliştirmede hem de rekabetçi üretimde dünyanın sayılı güçlerinden biri haline getirebiliriz. Sizler kaynaklarınızı yatırımlara yönlendirdikçe Türkiye güçlenecek, Türkiye daha da büyüyecek." ifadesini kullandı. Varank, ekonomik görünümün günbegün canlandığına işaret ederek, şu değerlendirmede bulundu: "Geçen senenin üçüncü çeyreğinden itibaren büyüme eğilimine geçmiş durumdayız. Faizler düşüyor. Enflasyon hedefin de altında kaldı. Ekonomiye olan güven artmaya devam ediyor. İç talep canlanıyor. İhracatta rekorlar kırıyoruz yani dış talep cephesi de aslında gayet kuvvetli. Dolayısıyla bu sene ekonomik büyümenin güçlendiği bir yoldayız. Yıl boyunca atacağımız adımlarla, bu büyüme oranlarını orta ve uzun vadeye de yaymaya devam edeceğiz. Türkiye 2023 yılını, çok sağlam bir sanayi ve teknoloji altyapısıyla karşılayacak." İddialı olmakla beraber, oldukça gerçekçi hedeflerinin bulunduğunu dile getiren Varank, başarıya giden yolu, değerli iş insanlarıyla beraber yürüyeceklerini söyledi. Varank, Bakanlık olarak, sanayicilerin üretime daha sıkı sarılması için yenilikçi politikalar geliştirdiklerine dikkati çekerek, Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı'nın bunlardan bir tanesi olduğunu aktardı. Bu programla yerlileşme alanında benzersiz bir işe giriştiklerini belirten Varank, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ne demek istiyorum kısaca özetleyeceğim, bakınız 2018 Ağustos ayında ekonomik temellerimizden bağımsız birçok ciddi dış şokla karşılaştık. Bunun sonucunda döviz kurlarında yukarı yönlü ciddi bir dalgalanma gösterdi. Yurt dışından ithal edilen her şeyin fiyatı da artmış oldu. Bu da maliyet artışı olarak sanayicimize, üreticimize ciddi şekilde yansıdı. İşte biz dedik ki Türkiye aslında bu ithalatın önüne geçebilir. İşte Hamle adını verdiğimiz programımız da aslında bunu amaçlıyor. Programı oluştururken, sanayideki mevcut kabiliyetlerimizi ölçtük ve nerelerde sıçrama yapabileceğimizi değerlendirdik. Bakınız biz burada hem alıcıyı hem de satıcıyı aynı anda destekleyeceğimiz bir model oluşturduk." Varank, programa başvuranların, Bakanlığın sunduğu tüm desteklere tek pencereden erişebildiğini ifade ederek, "İlk çağrıya makine sektöründe çıktık ve oldukça yoğun bir taleple karşılaştık. Sadece tek bir sektörde çıktığımız yani makine sektöründe çıktığımız çağrıya toplamda 5,3 milyar liralık yatırım başvurusu yapıldı. Şimdi bu başvuruları değerlendiriyoruz, inşallah sonuçlarını nisan ayında açıklayacağız. Ayrıca yılın ilk yarısında kimya, ilaç, tıbbi cihaz, otomotiv, elektronik ve raylı sistem araçları gibi alanlarda yeni başvuruları da ilan edeceğiz." dedi. Bu programda Gümüşhane'den de firmalar görmek istediğini dile getiren Varank, "İlimiz özellikle madencilik ve gıda sektöründe güçlü bir şehir. Bunun gibi programlar, farklı sektörlere yatırım yapmak isteyenler açısından çok iyi fırsatlar sunuyor." diye konuştu. Bakan Varank, bir diğer vizyoner programlarının da işletmelere sundukları sermaye mekanizmalarıyla ilgili olduğunu kaydederek, şunları söyledi: "Biz bu amaçla biri bölgesel kalkınma diğeri de teknoloji ve inovasyon alanında olmak üzere iki yeni fon kurduk. Burada bizim paydaşımız Türkiye Kalkınma Bankası, böylece 750 milyon liralık kaynağı teknolojiyi, sanayiyi ve yeniliği odağına alan işletmelere aktaracağız. Bakın bu fonlar yatırımcımıza ortak olacaklar ve sizleri bankalara faiz ödemekten de kurtaracak. Finansman alanında sizlere sağladığımız bir başka kolaylığımız daha var. KOSGEB, KOBİ Finansman Destek Programı. Bu programla işletmelere 18 aya kadar yatırım, 36 aya kadar da finansman desteği sağlayacağız. Biliyorsunuz kredi faizlerindeki düşüş eğiliminden sonra işte KOSGEB bunu da dikkate alıp, bankalarla yaptığı protokolleri güncelledi. Şu an finansman maliyetlerinin tamamını KOSGEB'imiz karşılayabiliyor yani istediğiniz zaman KOSGEB'e başvurabileceğiniz bu programlarla faiz ya da kar payı ödemeksizin bankalardan kredi kullanabileceksiniz." Bakan Varank, Gümüşhane Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İsmail Akçay'ın konuşmasında bu süreçteki başvuru koşullarında birtakım teknik zorluklardan bahsettiğini anımsatarak, "Belki biz KOSGEB olarak burada bir program yapabiliriz ve gelir burada süreçlerin nasıl işlediğini anlatabilirler. Aslında süreçlerimiz çok zor değil, hepsi online gerçekleşiyor ama biz burada bir programı hayata geçiririz." dedi. "Biz inşallah elimizden gelen desteği vermeye hazırız" Varank, kendisine iletilen talepler doğrultusunda Gümüşhane özelinde birkaç konuya özellikle değinmek istediğini söyledi. Organize sanayi bölgesinin altyapı desteği ve genişleme süreciyle ilgili taleplere değinen Varank, şöyle devam etti: "Biz inşallah elimizden gelen desteği vermeye hazırız, biraz önce telefon ettirdim, benim plandan haberim yoktu, salı günü inşallah plan onaylanarak buraya gelecek. Bunda hızlıca hareket edebiliriz. Diğer alanlarda da başvurularınızı bize iletirseniz bütçe imkanları çerçevesinde elimizden gelen desteği verebiliriz. Teşviklerden yeterince yararlanamadığınızı bize gelen taleplerde ifade etmişsiniz. Bakınız biz son 7 senede Gümüşhane'de 500 milyon liralık sabit yatırımı teşvik ettik. Tabii burada şunu da vurgulamam gerekiyor; biz bu sene teşvik sistemimizle ilgili kritik adımlar atacağız. Teşviklerimizi daha esnek bir yapıya kavuşturacağız. Yani yatırımcılarımız projelerini hayata geçirmek için ihtiyaç duyduğu destekleri adeta kendileri belirleyebilecekler. Bu sene içerisinde bu alanda yaptığımız çalışmaları biz kamuoyu ve değerli iş insanlarımızla paylaşacağız." Varank, Gümüşhane'de bir Türk Standardları Enstitüsü (TSE) temsilciliği açılması talebine ilişkin, "Bunun için de arkadaşlarımla gelmeden önce görüştüm. Bugüne kadar TSE şehirde sadece 29 belgelendirme faaliyeti yapmış. Ölçü tartı aletlerinin periyodik bakımlarıyla ilgili, evet doğru bu seneden itibaren biz Bakanlığımızın bu sorumluluğunu TSE'ye devrettik ama bütün tedbirlerimizi de aldık, bir sıkıntı yaşanmasını beklemiyoruz ama yine de bunu da tekrar arkadaşlarımızla değerlendirip ona göre nihai kararlarımızı veririz." ifadesini kullandı. Şehit Necmettin öğretmenin adı İŞGEM'de yaşatılacak Bu toplantının hemen ardından Gümüşhane'nin en büyük yatırımlarından biri olan İş Geliştirme Merkezi'nin resmi açılışını yapacaklarına işaret eden Varank, 8-8,5 milyon avroluk bu yatırımın, Bakanlığın Rekabetçi Sektörler Programı sayesinde hayat bulduğunu kaydetti. Varank, buraya şehit öğretmen Necmettin Yılmaz'ın ismini vermek istediklerini dile getirerek, "İnşallah ismini bu şekilde vereceğiz. Bu topraklardan yetişmiş, vatan sevgisiyle dolu gencecik bir fidanımız, terör örgütü PKK tarafından şehit edildi. Biz şehidimizin aziz hatırasını ismiyle bu merkezde yaşatmak istiyoruz." diye konuştu. "Küçük sanayi sitesiyle ilgili de orada tüzel kişilikle biz muhatap olabiliyoruz, eğer siz tüzel kişiliği kurunca bize başvurursanız orada da bütçe imkanlarımız çerçevesinde elimizden gelen desteği vereceğiz." ifadesini kullanan Varank, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kalkınma ajanslarından ve bölge kalkınma idarelerinden burada bahsettiniz, elbette biz bu iki kurumumuzu en verimli şekilde değerlendirmek istiyoruz çünkü yerelin potansiyeli çok önemli, kalkınma yerelden başlıyor, biz yerelin potansiyelini hayata geçirecek ekonomik yapıları kurabilirsek bu ülkenin kalkınması açısından da çok önemli. Ben arkadaşlarımla sürekli görüşüyorum ama bundan sonra pozitif ayrımcılık da olacak şekilde Gümüşhane'mizin projelerine daha bir dikkatli bakacağız, Gümüşhane'de yerel potansiyeli nasıl harekete geçirebiliriz, bunu daha dikkatli bir şekilde gündemimize alacağız." Varank, Gümüşhaneli iş insanlarından kentin gelişmesine katkı sunmalarını isteyerek, "Sayın Aydın Doğan'ın son zamanda medyayı sattıktan sonra nakit anlamında elinde büyük bir sermaye olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla bu şehrin ihtiyaçlarına dönük hem de ileride kendisine rahmet olacak şekilde bu şehre katkı sağlayabilirse tabii ki faydalı olur. Ben şehrimiz için önemli projeleri kendisine ulaştıracağım, oradan da iş adamımızın desteğini almış oluruz." diye konuştu. Bakan Varank, KOSGEB konusundaki değerlendirme süreçlerine ilişkin ilgililerle konuşacağını, o süreleri kısaltmak için elinden gelen gayreti göstereceğini vurguladı. "Bu işin püf noktası, birlik ve beraberlik" Hiçbir terör örgütüne göz açtırmadıklarını vurgulayan Varank, şunları kaydetti: "Sınırlarımızda peydahlanmak istenilen terör devletine de müsaade etmeyeceğimizi tüm dünyaya gösterdik, bu yönde özellikle adımlarımızı attık, operasyonlarımızı sürdürüyoruz. Tabii bu işin püf noktası, birlik ve beraberlik. Devletle millet bir ve beraber oldukça, Allah'ın izniyle hiç kimse bu ülkenin tek bir karış toprağına göz dikemez. Zaten güvenlik güçlerimiz, Allah nazarlardan saklasın, hem içeride hem dışarıda oldukça başarılı operasyonlarını yürütüyorlar. Zeytin Dalı, Fırat Kalkanı, Barış Pınarı, Pençe, Kıran, hangi operasyon gerekiyorsa o operasyonu hayata geçiriyorlar. Biz de siyasiler olarak, terörün üzerine en sert şekilde gidiyor, bu konuda en ufak bir zaaf göstermiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde nasıl ki bu ülkenin başına bela olan yüzlerce dertten kurtulduysak inşallah bu terör belasından da ebediyen kurtulacağız." Varank, terörle mücadele etmenin hem çok boyutlu hem de oldukça meşakkatli bir süreç olduğuna işaret ederek, "Çünkü terörle mücadele ettiğinizde kutsalı olmayan, ilke tanımayan, insan bile diyemeyeceğimiz kişileri karşınıza alıyorsunuz. Bazıları bir dinin, bazıları bir etnik kökenin maskesine bürünse de terörle mücadele ettiğinizde inançsızları, vatansızları karşınıza alıyorsunuz ve en önemlisi terörle mücadele ettiğinizde aslında cehaletin ta kendisiyle mücadele ediyorsunuz." dedi. "Terörün panzehri eğitim diyoruz" Terör örgütlerinin ekseriyetinin hedefinde çocuklar, gençler olduğuna dikkati çeken Varank, "Çünkü tarihinin farkında olan, nereden geldiğini bilen, okuyan, araştıran, kendini geliştiren hiçbir genci terör örgütü esir alamaz. İşte bu yüzden terörün panzehri eğitim diyoruz." ifadesini kullandı. Bakan Varank, tüm anne babalara, ağabeylere, hocalara, öğretmenlere ve siyasilere büyük işler düştüğünü vurgulayarak, konuşmasını şöyle tamamladı: "Ancak ve ancak vatanını seven, adil ve cesur gençler yetiştirerek terörü yenebiliriz, tamamen kökünü kazıyabiliriz. İşte bunun en güzel örneği tek başına bir ordu olan şehit öğretmenimiz Necmettin Yılmaz. Urfa'da öğretmenlik yapan Necmettin kardeşimiz bayramda ailesini ziyaret etmek için memleketine giderken teröristler tarafından alçakça şehit edildi ama arkasında gözyaşlarını değil, 'Vatan sağ olsun' diyen bir ana babayı, 82 milyonun duasını, 'Büyüyünce ben de Necmettin öğretmen gibi olacağım' diyen onlarca genci bıraktı. İşte terörle mücadele etmek demek, Necmettinler yetiştirmek demektir. Rabbim Necmettin öğretmenimize ve tüm şehitlerimize rahmet eylesin." Açılış konuşmalarının ardından basına kapalı devam eden toplantıya, Vali Kamuran Taşbilek, AK Parti Gümüşhane Milletvekili Cihan Pektaş, Gümüşhane Belediye Başkanı Ercan Çimen, Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Halil İbrahim Zeybek, İl Genel Meclisi Başkanı Mehmet Emin Erdoğdu, Gümüşhane Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İsmail Akçay, AK Parti Gümüşhane İl Başkanı Celalettin Köse, AK Parti Bayburt İl Başkanı Hacı Ali Polat, diğer ilgililer ve iş insanları katıldı. Kaynak: https://www.azonceoldu.com/gundem/2023-yilini-cok-saglam-sanayi-ve-teknoloji-altyapisiyla-karsilayacagiz-66306
Devamını Oku
Standard Post with Image

Kat serbestisine kısıtlama geliyor

AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, partisinin inşaatlar için TBMM'ye sunacağı yeni kanun teklifine dair açıklamalarda bulundu. AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, yeni kanun teklifi ile ilgili olarak ''Yüksek binalar yapılamayacak, kaçak binalara ceza artacak'' dedi. İşte Muş'un açıklamalarından öne çıkanlar; KAT SERBESTİSİNE KISITLAMA GELİYOR ''Yüksek binalar yapılmayacak. Kat serbestisine sınırlama getiriyoruz. Kaçak olarak bilinen ya da ruhsatın dışında eklemeler yapılan imalatlarla ilgili tapuya bildirim zorunluluğu getiriyoruz. Yani bir vatandaş bir daire almaya gittiğinde orada eğer binada böyle bir aykırılık söz konusuysa bunu tapuda görecektir. RUHSATA UYGUN HALE GETİRİLECEK Ne zaman kaldırılacak bu? Bu, imalatçı tarafından ruhsata uygun hale getirilene ve belediye tarafından onaylanana kadar tapuda bu kalacaktır. Düzeltildiği takdirde bu şerh kaldırılacaktır. "CEZASI OLACAK! BELEDİYEDEN TAHSİL EDİLECEK. ÖDENMEZSE..." Vatandaş bu düzeltmeyi yapmazsa, ilgili belediye o da yapmazsa Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bu kısımları yıkacaktır. Ortaya çıkacak tüm masraflar yüzde yüz artırılarak idareden tahsil edilecektir. Eğer idare ödemezse merkezi yönetimden gönderilen ödenekten kesilecektir. Arsanın değerine göre ceza miktarı değişecektir. Yatay mimari olarak dile getirdiğimiz uygulamanın yer bulması amacıyla, bundan sonra binalar istedikleri kadar yukarı gidemeyecekler.' TIRAŞLAMA YOK Mevcut binaların tıraşlanması olmayacak. Onlarla ilgili bir planlama yok" Kaynak: https://www.superhaber.tv/ak-partiden-insaatlar-icin-yeni-kanun-teklifi-haber-250703
Devamını Oku
Standard Post with Image

TBMM'de uluslararası anlaşmalara ilişkin 5 kanun teklifi kabul edildi

TBMM Genel Kurulunda, uluslararası anlaşmaların uygun bulunmasına ilişkin 5 kanun teklifi kabul edildi. TBMM Genel Kurulunda, uluslararası anlaşmaların uygun bulunmasına ilişkin 5 kanun teklifi kabul edildi. Müzakerelerin ardından kabul edilen kanun teklifleri şöyle: - Türkiye ile Gana Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi - Türkiye ile Zambiya Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi - Türkiye ile Fildişi Sahili Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi - Türkiye ile Çad Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi - Türkiye ile Somali Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi. FETÖ tartışması Teklifler üzerindeki görüşmelerde söz alan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, bugün bir gazetenin, "FETÖ CHP'nin eseri" manşetiyle çıktığını belirterek, "Bu manşetleri nereden örnek alıyorlar? Siyasette attıkları her adımda örnek aldıkları gibi Hitler'in propaganda bakanı Goebbels'ten alıyorlar. Goebbels'in taktiği ne? 'Bir yalan ne kadar büyükse ve ne kadar çok tekrarlanırsa inanan çıkar.' diyor. Aslında havuz medyası ve haram medyası uzunca bir süreden beri bu işi yapıyor." dedi. Ağbaba, CHP Grubu'nda, Pensilvanya'ya giderek başına türban bağlayan, fotoğraf çektiren bir kadın milletvekili bulunmadığını belirterek, "Sizde var." ifadesini kullandı. AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, "Ağbaba'nın kullandığı dilin iyi bir dil olmadığı" değerlendirmesinde bulunarak, "Kendi istemediği haberi yapınca hemen 'havuz medyası', 'haram medyası' tarzı ithamların çok yanlış olduğu kanaatindeyim." dedi. Turan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu FETÖ denilen lanet örgüt 50 yıldan beri var. Bu, AK Parti'nin döneminde çıkmış olan bir örgüt değil. Bakınız ısrarla bazı AK Parti'li vekillerin Pensilvanya'ya gittiğini iddia etti. Sizin bir vekiliniz, kendi grup başkanvekilinizin fotoğrafını koyarak, 'Bu adamın ne işi var orada.' demedi mi? Bir başka CHP'li vekil, 'Bizim partimiz FETÖ'ye alet oldu, onun altında kaldı.' deyip de ihraç konusu olmadı mı? Bu dil, FETÖ'yü bulma dili değil, FETÖ'yü aklama dilidir." Bunun üzerine Ağbaba, "FETÖ konusunda bize en son laf söyleyecek grup sizsiniz. Bunu bizimle hiç tartışmayın, çıkın milletten özür dileyin ve bu işi çözün. Bunların hepsi sizin eseriniz. Bundan utanıyor musunuz veya pişman mısınız? Değilsiniz. Halen cemaatlerle ilişki kuruyorsunuz, halen cemaatlerin, şıhların önünde diz çöküyorsunuz." diye konuştu. "Kasetli bir örgüt bu" AK Parti Grup Başkanvekili Turan ise kendileri FETÖ'yle mücadele ederken CHP'yi yanlarında hiç görmediklerini belirterek, "MİT krizinde, dershanelerin kapatılmasında, Bank Asya'da, diğer meselelerde, hiçbirinde yanımızda olmadınız. Allah'tan Erdoğan var, Allah'tan AK Parti Grubu var ki bu adamlarla mücadele ettik biz." ifadelerini kullandı. FETÖ'nün en önemli özelliğinin, "kasetle operasyon yapması" olduğunu dile getiren Turan, şöyle konuştu: "Kasetli bir örgüt bu. Dönün geriye, AK Parti'den önceye veya şimdiye, bu örgüt elindeki en büyük argüman olan kasetle bir operasyon yaptı. AK Parti'nin güya ses kayıtlarını, tapelerini Meclis'te kim hukuksuz, yargı kararı olmaksızın yargılamışsa o örgütün gölgesini orada arayın. Aynı şekilde o örgüt MHP'ye yaptı kasetle. Yıllarca uğraştılar ama başaramadılar fakat o örgüt kasetle bir genel başkan operasyonu yaptı. O örgüt kasetle hangi partinin genel başkanını değiştirmişse FETÖ'nün gölgesini, ilişkisini orada arayın. İtham etmek kolay, mücadele etmek zordur. FETÖ ile en iddialı haliyle mücadelemize, size rağmen devam edeceğiz." "Araştırma komisyonu kurulsun" önerisi İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, FETÖ'nün siyasi ve ekonomik ayağı ile bağlantılarının araştırılması için 3 önerge verdiklerini hatırlatarak, "Bunu kısır tartışmalara dönüştürmek yerine FETÖ araştırma komisyonu kuralım." dedi. Konunun önce kurulacak komisyonda sonra da Genel Kurulda tartışılmasını talep eden Dervişoğlu, "Kimse de bundan kaçmasın çünkü bu tartışma ilanihaye devam ettikçe TBMM'nin itibarı zedeleniyor. Ben bu Meclis'te ne bir teröristin ne de bir FETÖ'cünün bulunduğuna inanmak istiyorum." ifadelerini kullandı. Tekliflerin kabul edilip yasalaşmasının ardından TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, birleşimi saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/politika/tbmmde-uluslararasi-anlasmalara-iliskin-5-kanun-teklifi-kabul-edildi/1702605
Devamını Oku
Standard Post with Image

Borsa İstanbul'da tüm zamanların rekoru kırıldı!

BIST-100 endeksi, yeni güne 190 puan ve yüzde 0.16 değer kaybıyla 121 bin 232 puandan başlarken, ilerleyen dakikalarda yükselişe geçti.  TÜM ZAMANLARIN REKORU Endeks, 121 bin 804 puana yükselerek tüm zamanların rekorunu kırdı. Endeks daha önce tarihi rekorunu 29 Ocak 2018 tarihinde 121 bin 531.5 puan seviyesine yükselerek kırmıştı. BIST 100 endeksi saat 10.21 itibarıyla 211 puanlık yükselişle 121 bin 627 puandan işlem görüyor. Hisse senetleri ise yaklaşık olarak yüzde 0.16 oranında değer kazandı. Bankacılık endeksi de yüzde 0.21 oranında yükselişle 176 bin 384 puanda bulunuyor. DÜNYA GÜNDEMİ ÖNEM ARZ EDİYOR Analistler, bugün ABD ile Çin arasında imzalanması beklenen birinci faz ticaret anlaşmasının gündemin odağında bulunduğunu belirterek, Libya'da, Hafter yanlısı Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih'in "ateşkesin sona erdiğini" duyurması sonrası konuyla ilgili gelişmelerin de takip edileceğini bildirdi. Veri takviminde ise Almanya'nın büyümesi ve Euro Bölgesi'nde sanayi üretiminin öne çıktığını ifade eden analistler, teknik açıdan BIST 100 endeksinde yaklaşık 3 aydır devam eden yükseliş trendinin direnci konumundaki 127 bin 300 seviyesinin direnç, 120 bin ve 118 bin 200 seviyelerinin ise destek olarak öne çıktığını kaydetti. Kaynak: https://www.superhaber.tv/borsa-istanbulda-tum-zamanlarin-rekoru-kirildi-haber-251135
Devamını Oku
Standard Post with Image

Merkez Bankası politika faizini yüzde 11,25'e indirdi

Merkez Bankası bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını (politika faizi) 75 baz puan düşürerek yüzde 12'den yüzde 11,25'e çekti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını (politika faizi) 75 baz puan düşürerek yüzde 12'den yüzde 11,25'e çekti.  TCMB tarafından faiz oranlarına ilişkin yapılan duyuruda, Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal başkanlığında toplanan PPK'nın, politika faizinin yüzde 12'den yüzde 11,25'e indirilmesine karar verdiği bildirildi.  Duyuruda, son döneme ilişkin verilerin iktisadi faaliyetteki toparlanma eğiliminin devam ettiğini gösterdiği belirtildi.  İktisadi faaliyetin sektörel yayılımındaki iyileşmenin devam etmekle birlikte yatırımların zayıf seyrini sürdürdüğü ifade edilen duyuruda, şunlar kaydedildi: "Rekabet gücündeki gelişmelerin olumlu etkisi sürerken küresel büyüme görünümündeki zayıflama dış talebi kısmen yavaşlatmaktadır. Net ihracatın büyümeye katkısı gerilerken, dezenflasyon süreci ve finansal koşullardaki iyileşmeyle birlikte ekonomideki toparlanmanın devam edeceği öngörülmektedir. Son dönemde belirgin bir iyileşme kaydeden cari işlemler dengesinin alınan tedbirlerin de katkısıyla önümüzdeki dönemde ılımlı bir seyir izlemesi beklenmektedir. Küresel iktisadi faaliyetteki zayıf seyir ve küresel enflasyonun düşük düzeyi gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikalarını genişleyici yönde sürdüreceklerine dair beklentileri güçlendirmektedir. Mevcut küresel finansal koşullar ve son dönemde küresel ticarete ilişkin beklentilerdeki kısmi iyileşme gelişen ülke finansal varlıklarına yönelik talebi ve risk iştahını desteklemektedir. Bununla birlikte, korumacılık önlemlerinin, küresel ekonomi politikalarına dair diğer belirsizliklerin ve jeopolitik gelişmelerin sermaye akımları, dış ticaret ve emtia fiyatları kanalıyla oluşturabileceği etkiler yakından takip edilmektedir."  "Mevcut para politikası duruşu hedeflenen dezenflasyon patikasıyla uyumunu korudu" Duyuruda, enflasyon görünümündeki iyileşmenin devam ettiği, enflasyon beklentilerindeki genele yayılan düzelmenin sürdüğü ifade edildi. Enflasyon başta olmak üzere makroekonomik göstergelerdeki iyileşmenin ülke risk primindeki düşüşü desteklediği ve maliyet unsurları üzerindeki baskıların sınırlanmasına katkıda bulunduğu belirtilen duyuruda, döviz kuru, iç talep koşulları ve üretici fiyatlarındaki gelişmelere bağlı olarak çekirdek enflasyon göstergelerinin eğilimlerinin ılımlı seyrettiği bildirildi. Duyuruda, enflasyondaki seyrin yıl sonu tahminiyle büyük ölçüde uyumlu olduğu değerlendirildi. Bu çerçevede Kurul'un, enflasyon görünümünü etkileyen tüm unsurları dikkate alarak, politika faizinde ölçülü bir indirim yapılmasına karar verdiği vurgulanan duyuruda, şunlar ifade edildi. "Gelinen noktada, mevcut para politikası duruşunun hedeflenen dezenflasyon patikasıyla uyumunu koruduğu değerlendirilmektedir. Kurul, enflasyondaki düşüş sürecinin devamlılığının, ülke risk priminin gerilemesi, uzun vadeli faizlerin aşağı gelmesi ve ekonomideki toparlanmanın güç kazanması açısından büyük önem taşıdığını değerlendirmektedir. Enflasyondaki düşüşün hedeflenen patika ile uyumlu şekilde gerçekleşmesi için para politikasındaki temkinli duruşun sürdürülmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, parasal duruş ana eğilime dair göstergeler dikkate alınarak enflasyondaki düşüşün sürekliliğini sağlayacak şekilde belirlenecektir. Merkez Bankası fiyat istikrarı ve finansal istikrar amaçları doğrultusunda elindeki bütün araçları kullanmaya devam edecektir." Açıklanacak her türlü yeni verinin ve haberin Kurul'un geleceğe yönelik politika duruşunu değiştirmesine neden olabileceği önemle vurgulanan duyuruda, PPK Toplantı Özetinin beş iş günü içinde yayımlanacağı bildirildi. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/merkez-bankasi-politika-faizini-yuzde-11-25e-indirdi/1704671
Devamını Oku
Standard Post with Image

IMF küresel büyüme tahminlerini düşürdü

IMF, Küresel Ekonomik Görünüm güncelleme raporunda, küresel ekonomik büyümenin 2019 için yüzde 3'ten 2,9'a, 2020 için 3,4'ten 3,3'e, 2021 için 3,6'dan 3,4'e çekildiği belirtildi. Uluslararası Para Fonu (IMF), 2019, 2020 ve 2021 yıllarına ilişkin küresel büyüme tahminini düşürdü. IMF, Dünya Ekonomik Görünüm Raporu'nun Ocak 2020 sayısını "Geçici dengeleme, ağır toparlanma" başlığı ile yayımladı. Raporda, küresel ekonomik büyümenin 2019 için yüzde 3'ten 2,9'a, 2020 için 3,4'ten 3,3'e ve 2021 için 3,6'dan yüzde 3,4'e çekildiği belirtildi. Büyümede aşağı yönlü revizyonun, özellikle Hindistan olmak üzere, birkaç gelişmekte olan piyasada ekonomik faaliyetlere yönelik olumsuz gelişmeleri yansıtmakta olduğu ifade edilen raporda söz konusu durumun büyüme beklentilerinin yeniden değerlendirilmesine yol açtığı kaydedildi. Raporda, üretimdeki dengelenme işaretlerinin, para politikalarının, ABD ve Çin ticari ilişkilerinde gelen olumlu haberlerin ve İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden (AB) anlaşmasız ayrılması ihtimalinin düşmesinin piyasa beklentilerini canlandırdığı belirtilerek, söz konusu gelişmelerin küresel makroekonomik verileri henüz görünür biçimde etkilemediği ifade edildi. Özellikle ABD ve İran arasında yükselen jeopolitik gerilimler, sosyal huzursuzluktaki artış, ABD ve ticaret ortakları arasındaki ilişkilerin daha da kötüleşmesi ve diğer ülkeler arasındaki ekonomik gerginliklerin artışı raporda aşağı yönlü riskler olarak sıralandı. Raporda, söz konusu risklerin gerçekleşmesi durumunda küresel büyümenin tahmin edilenden daha düşük olacağına vurgu yapıldı. Çok taraflı iş birliğini güçlendirmenin ve dengeli politikalar izlemenin önemine işaret edilen raporda, özellikle kurallara dayalı ticaret sisteminin korunması, sera gazı salınımlarının azaltılması ve uluslararası vergi mimarisinin güçlendirilmesi gibi alanlarda yakın sınır ötesi iş birlikleri gerektiği kaydedildi. IMF raporunda, ABD için büyüme tahmini 2019'da yüzde 2,3, 2020'de yüzde 2, 2021'de yüzde 1,7 oldu. Avro Bölgesi’nin büyüme tahmini 2019'da yüzde 1,2, 2020'de yüzde 1,3, 2021’de yüzde 1,4 olan raporda, Almanya'nın 2019'da yüzde 0,5, 2020'de yüzde 1,1, 2021'de yüzde 1,4, İngiltere'nin 2019'da yüzde 1,3, 2020'de yüzde 1,4, 2021'de yüzde 1,5 büyüyeceği tahmin edildi. Raporda, Çin'in 2019'da yüzde 6,1, 2020'de yüzde 6, 2021'de yüzde 5,8 büyüyeceği tahminine yer verildi. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/imf-kuresel-buyume-tahminlerini-dusurdu/1708463
Devamını Oku
Standard Post with Image

İstanbul sıfırın altını gördü

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, İstanbul ile ilgili uyarılarını yeniledi. Dün yüksek kesimlerde etkili olan kar yağışı, bugün parçalı bulutlu bir havaya bıraktı. Kar yağışının perşembe günü şehir genelinde etkisini göstermesi bekleniyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan son dakika değerlendirmesine göre; Ülkemizin kuzey, iç ve doğu kesimlerinin parçalı ve çok bulutlu, Batı ve Doğu Karadeniz, Orta Karadeniz kıyıları ile Kocaeli, Sakarya ve Tokat çevrelerinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların kıyı kesimlerde yağmur ve sağanak, Batı ve Doğu Karadeniz'in iç kesimleri ile Tokat çevrelerinde karla karışık yağmur ve kar şeklinde olması bekleniyor. Bu gece ve yarın sabah saatlerinde iç ve doğu kesimlerde sis ve pus olayı ile birlikte buzlanma ve don olayı bekleniyor. İSTANBUL'DA KAR YAĞIŞI PERŞEMBE GÜNÜ BEKLENİYOR! Meteoroloji tarafından yapılan son dakika uyarıları sonrası İstanbul'da kar yağışının perşembe günü, yağmurla beraber şehir genelinde etkisi göstermesi bekleniyor. GECE SAATLERİNDE İSTANBUL'DA DERECELER 0'IN ALTINI GÖRDÜ İstanbul’da gece saatlerinde sıcaklıklar 0’ın altına düştü. Yollarda buzlanma riski oluşurken arabaların camları da buz tuttu. Sabah saatlerinde işe gitmek için arabalarına binmek isteyen vatandaşlar, buz tutmuş araba camlarıyla karşılaştı. Vatandaşlar camlardaki buzların çözünmesi için uğraş verdi. HAVA SICAKLIĞI: Batı kesimlerde 2 ila 4 derece artacağı, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacağı, mevsim normalleri civarında seyretmeye devam edeceği tahmin ediliyor. RÜZGAR: Genellikle kuzey ve kuzeydoğu, yarın zamanla Marmara ile Batı Karadeniz'de batı ve güneybatı yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Akdeniz’in iç kesimleri ile Malatya ve Adıyaman çevrelerinde kuvvetli ve fırtına (50-80 km/sa) şeklinde esmesi bekleniyor. UYARILAR KUVVETLİ RÜZGAR UYARISI: Rüzgarın; Akdeniz’in iç kesimleri ile Malatya ve Adıyaman çevrelerinde kuzeyli yönlerden kuvvetli ve yer yer fırtına (50-80 km/sa) şeklinde esmesi beklendiğinden ağaç ve direk devrilmesi, çatı uçması ve ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir. İSTANBUL'DA KAR KÜREME ARAÇLARI YOLLARA ÇIKTI Yapılan son uyarıların ardından özellikle yüksek kesimlerde kar yağışı yeniden etkisini gösterirken yollarda olumsuzluk yaşanmaması için İstanbul genelinde kar küreme araçları yollara çıktı. Meteoroloji tarafından İstanbul başta olmak üzere birçok şehirde "kar yağabilir" uyarısı yapılmıştı. Dün gündüz Silivri bölgesinde kar yağışının etkisini gösterdi. Akşam saatlerinde ise İstanbul Anadolu yakasının yüksek kesimlerinde kar yağışı vardı. Sabah saatlerinde Beylikdüzü E-5 karayolu ve çevresinde belediyeye ait kar küreme araçları yollara çıktı. Öğleden sonra daİstanbul'un yine Anadolu yakasında kar yağışı etkili oldu. Olası yoğun bir kar yağışı sırasında yolların kapanmaması için solüsyon ve tuzlama özelliği de bulunan kar küreme araçlarının yol kenarlarında hazır bekletildiği görüldü. Kaynak: https://www.superhaber.tv/istanbul-dondu-dereceler-0in-altini-gordu-haber-252546
Devamını Oku
Standard Post with Image

Şirketler artık lastik, pil ve elektronik eşyalar için de beyanname verecek

Şirketler, poşetle ilgili uygulamanın ardından, yılbaşından itibaren devreye giren düzenleme kapsamında, lastik, akümülatör, pil, yağ ve elektronik eşya gibi ürünler için de geri kazanım katılım payı beyannamesi verecek. Çevre Kanunu'nda yapılan düzenlemeyle 1 Ocak 2019'dan itibaren ücretli hale gelen poşetler için geri kazanım katılım payı tahsil edilmeye başlanırken, uygulamanın ikinci aşamasına bu yıl geçildi. Lastik, akümülatör, pil, madeni yağ, bitkisel yağ, elektrikli ve elektronik eşya, ilaç ile plastik, metal, cam ve ahşap ambalajlar için geri kazanım katılım payı tahsil edilmesi uygulaması 1 Ocak 2020'den itibaren başladı. Poşet için adet başına 15 kuruş olan geri kazanım katılım payı tutarı, lastikler için türüne göre adet başına 2-10 lira, akümülatörler için kilogram başına 5-50 kuruş, piller için kilogram başına 2-15 lira, yağlarda kilogram başına 10-50 kuruş, elektrikli ve elektronik eşyalarda kilogram başına 20-30 kuruş, ilaçlarda kutu ya da şişe başına 1 kuruş, ambalajlarda litresine göre 1-10 kuruş olarak belirlendi. Bu ürünleri ithal edenler ile piyasaya sürenler beyanname vererek, bu payı ödeyecek. Hazine ve Maliye Bakanlığı da geri kazanım katılım payı beyannamelerinin verilmesine ve uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirleyecek. Bakanlığın, geri kazanım katkı payına tabi yeni ürünler için de beyanname ve ödeme tarihleriyle diğer konulara ilişkin tebliğ düzenlemesi yapması bekleniyor. "TÜKETİCİYE YANSIR" Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği (TÜRMOB) Genel Başkanı Emre Kartaloğlu, poşetin ardından çok sayıda kalemde ürün için de geri kazanım katılım payı ödenmesinin firmalar için zorlu bir süreç olacağını söyledi. Firmalardan alınacak katılım paylarının, tüketiciye yansımasının kaçınılmaz olduğunu belirten Kartaloğlu, "Örneğin lastik fabrikası adet başına 10 lira katılım payı ödeyecekse bunu mutlaka fiyatlarına yansıtacaktır." dedi. Kartaloğlu, uygulamanın işleyişinin henüz belirsiz olduğunu ve Gelir İdaresi Başkanlığının çıkaracağı tebliğle düzenlemeyi basitleştirmeye ve kolaylaştırmaya çalıştığını ifade ederek, şöyle konuştu: "Poşetlerde satış noktaları beyanname veriyordu ancak yeni ürünlerde 'piyasaya süren' diyor. Bu ürünü piyasaya süren kim, üreten mi, tüketiciye satan mı? Tanımlar netliğe kavuşturulmalı. Lastiği piyasaya süren kim, fabrikası mı, yoksa bayisi mi? İmalatçı ya da ithalatçı olarak sınırlandırılmalı. Tebliğ çıktıktan sonra biraz daha netleşebilir ancak ciddi bir sıkıntı bizleri bekliyor. Ne işletmeler ne de tüketiciler bu uygulamadan haberdar." "CEZALAR ÇOK AĞIR" Yeni ürünlere ilişkin beyanların da poşet beyannamesine ekleneceğini ve tek beyannameyle tüm işlemin tamamlanacağını anlatan Kartaloğlu, "Ocak ayına ilişkin katılım payı tutarlarının şubat sonunda beyan edilmesi gerekiyor." ifadesini kullandı. Kartaloğlu, kapsama giren ambalaj malzemeleri için de uygulamanın netleştirilmesi gerektiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti: "Örneğin, marketten alınan peynirin sarıldığı streç film de ambalaj malzemesi mi? Ambalajın sınırı nedir? Uygulanabilirliği zor bir düzenleme ve cezaları çok ağır. Basitleştirilmesi lazım. Bizim talebimiz, uygulamayla ilgili belirsizlikler netleşinceye kadar ceza uygulanmaması. Bildirim ve bilgi verme yükümlülüğünü yerine getirmeyenlere 22 bin 109 lira idari para cezası kesilecek. Bildirim ve bilgi verme yükümlülüğüne aykırı olarak yanlış ve yanıltıcı bilgi verenler, 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacak." Kaynak: http://ekonomi.haber7.com/ekonomi/haber/2936472-sirketler-artik-lastik-pil-ve-elektronik-esyalar-icin-de-beyanname-verecek
Devamını Oku
Standard Post with Image

'Orta vadeli enflasyon beklentilerindeki düşüş eğilimi sürüyor'

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) Toplantı Özeti'nde, orta vadeli enflasyon beklentilerindeki düşüş eğiliminin genele yayılarak sürdüğü belirtilerek, "Beklenti dağılımının anket katılımcıları arasında artan bir uzlaşı içermesi orta vadeli enflasyon görünümüne ilişkin belirsizliklerin önemli ölçüde azaldığına işaret etmiştir." ifadeleri kullanıldı. Para Politikası Kurulu'nun 16 Ocak'taki toplantısına ilişkin özet yayımlandı. Özette, Aralık 2019'da yıllık enflasyonun 1,28 puan yükselerek yılı yüzde 11,84 ile Ekim Enflasyon Raporu'nda sunulan tahminin bir miktar altında tamamladığı hatırlatıldı. Söz konusu dönemde yıllık enflasyonun, alt gruplar genelinde yükselirken, hizmet grubundaki artışın daha sınırlı olduğu belirtilen özette, çekirdek enflasyon göstergelerinin yıllık enflasyonunun bir miktar yükselse de, B ve C göstergelerinin eğilimindeki ılımlı seyrin korunduğu bildirildi. Özette, gıda ve alkolsüz içecekler yıllık enflasyonunun 2 puanlık artışla seneyi yüzde 10,89 olarak tamamladığı ifade edildi. Bu yükselişte, işlenmiş gıda grubunun daha belirleyici olduğu belirtilen özette, şunlar kaydedildi: "Çiğ süt alım fiyatlarındaki artışları takiben süt ürünlerindeki fiyat gelişmeleri öne çıkarken, ekmek-tahıl fiyatlarında son aylardaki artış eğiliminin devam ettiği gözlenmiştir. İşlenmemiş gıda enflasyonundaki yükseliş temelde diğer işlenmemiş gıda grubu kaynaklı olurken, taze sebze ve meyve grubu enflasyonu sınırlı bir artışla yılı düşük bir seviyede tamamlamıştır. Öncü göstergeler sebze fiyatlarında görülen belirgin artışlara rağmen, işlenmemiş gıda enflasyonunun ocak ayında baz etkisiyle yavaşlayabileceği yönünde sinyal vermektedir." "Enflasyon beklentilerindeki iyileşme sürmektedir" Özette, enerji grubunun yıllık enflasyonunun baz etkisiyle 3,64 puan yükselerek yüzde 10,98'e ulaşmasında, petrol fiyatlarındaki yükseliş ve yakın dönem döviz kuru gelişmelerine bağlı olarak tüp gaz ve akaryakıt fiyatlarında gerçekleşen artışların belirleyici olduğu belirtildi. Akaryakıt ürünlerinde eşel mobil uygulaması ve şebeke suyu fiyatlarında gözlenen gerilemenin grup enflasyonunda daha olumsuz bir görünümü sınırladığı bildirilen özette, "Enerji grubu yıllık enflasyonunun baz etkilerine bağlı olarak ocak ayında da belirgin bir şekilde artacağı not edilmelidir." ifadelerine yer verildi. Özette, hizmet fiyatlarının geçen ay yüzde 0,37 arttığı, grup yıllık enflasyonunun 0,14 puan yükselerek yüzde 12,30 olduğu hatırlatıldı. Bu dönemde yıllık enflasyonun haberleşme ve diğer hizmetler gruplarında bir miktar yükselirken, ulaştırma hizmetlerinde gerilediği, lokanta-otel ve kira gruplarında ise yataya yakın seyrettiği kaydedildi. Hizmet fiyatları ana eğiliminin ise sınırlı bir oranda gerilediği vurgulanan özette, şu değerlendirmelere yer verildi: "Önümüzdeki dönemde hizmet fiyatlarının seyrinde asgari ücret gelişmelerine istinaden reel birim iş gücü maliyetlerinin, turizm talebinin ve geçmiş enflasyona endeksleme davranışının etkili olacağı öngörülmektedir. Enflasyon beklentilerindeki iyileşme sürmektedir. Orta vadeli enflasyon beklentilerindeki düşüş eğilimi genele yayılarak sürerken, beklenti dağılımının anket katılımcıları arasında artan bir uzlaşı içermesi orta vadeli enflasyon görünümüne ilişkin belirsizliklerin önemli ölçüde azaldığına işaret etmiştir." "Sanayi üretimindeki artış eğilimi sürecek" PPK özetinde, son döneme ilişkin verilerin iktisadi faaliyetteki toparlanma eğiliminin devam ettiği belirtildi. Tarihsel oynaklığı yüksek olan sektörlerdeki arızi hareketlerden arındırıldığında sanayi üretimi ana eğiliminin daha kuvvetli olduğu vurgulanan özette, "Anket göstergeleri ve dış ticaret verileri sanayi üretimindeki artış eğiliminin aralık ayında da süreceğine işaret etmektedir." ifade edildi. 2019'un son çeyreğinde, risk primi ve döviz kuru oynaklığındaki düşüş ile finansal koşullardaki iyileşmenin yurt içi talebi belirgin ölçüde desteklediği belirtilen özette, şunlar kaydedildi: "İktisadi faaliyetin sektörel yayılımındaki iyileşme devam etmektedir. TCMB İktisadi Yönelim Anketi, PMI ve sektörel güven endeksleri gibi anket göstergeleri ışığında imalat sanayi ve hizmet faaliyetlerindeki artışın sürdüğü görülmektedir. Yatırımlar zayıf seyrini sürdürmekle birlikte, yatırım ve istihdam eğiliminde küçük ve orta ölçekli firmaları da kapsayan toparlanma devam etmektedir. Kurul, yatırım ve istihdam görünümündeki iyileşmenin devamı açısından büyüme ve talep istikrarının önemine vurgu yapmıştır. Rekabet gücündeki gelişmelerin olumlu etkisi sürerken küresel büyüme görünümündeki zayıflama dış talebi kısmen yavaşlatmaktadır. Bu dönemde Avrupa Birliği ülkelerinin yanı sıra Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde de yavaşlama sinyalleri bir miktar artmıştır. Buna karşın, pazar çeşitlendirme esnekliği ve turizmdeki güçlü seyir mal ve hizmet ihracatındaki artışı desteklemekte; ancak yurt içi talepteki toparlanmaya bağlı olarak ithalatta artış gözlenmektedir. Bu çerçevede, yılın son çeyreğinde net ihracatın büyümeye katkısının gerilemesi; son dönemde belirgin bir iyileşme kaydeden cari işlemler dengesinin alınan tedbirlerin de katkısıyla önümüzdeki dönemde ılımlı bir seyir izlemesi beklenmektedir." Özette, öncü göstergelerin, işsizlik oranlarındaki kısmi iyileşmenin sürdüğü sinyalini vermekle birlikte iş gücü piyasasındaki zayıf seyrin devam ettiği belirtilerek, "Önümüzdeki dönemde net ihracatın büyümeye katkısı gerilerken, dezenflasyon süreci ve finansal koşullardaki iyileşmeyle birlikte ekonomideki toparlanmanın devam edeceği öngörülmektedir." ifadelerine yer verildi. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/orta-vadeli-enflasyon-beklentilerindeki-dusus-egilimi-suruyor/1711369
Devamını Oku
Standard Post with Image

Yerli turistin seyahat sayısı ve geceleme süresi düştü

Türkiye İstatistik Kurumu, 2019 yılının III. çeyreğine ait yurt içi turizm istatistiklerini açıkladı. TÜİK'in açıkladığı verilere göre, 2019 yılının III. çeyreğinde 24.2 milyon insan ülke içinde seyahate çıktı. Seyahate çıkanların bir ve daha fazla geceleme kaydı ile ülke içinde yaptıkları toplam seyahat sayısı bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %1,8 azalarak 31 milyon 939 bin olurken, bu çeyrekte seyahate çıkanlar 309 milyon 342 bin geceleme yaptı. Ortalama geceleme sayısı ise 9,7 gece oldu. Seyahat harcaması arttı Yerli turistlerin, yurt içinde yaptıkları seyahat harcamaları 2019 yılının III. çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde oranında 10,4 artarak 23 milyar 344 milyon TL olarak gerçekleşti. Bu harcamaların yüzde 89,6'sını (20 milyar 911 milyon TL) kişisel harcamalar, yüzde 10,4'ünü ise (2 milyar 432 milyon TL) paket tur harcamaları oluşturdu. Seyahat başına yapılan ortalama harcama ise 731 TL oldu. Bu çeyrekte yapılan seyahat harcamalarının geçen yılın aynı çeyreğine göre değişim oranları incelendiğinde en fazla artış yüzde 36,1 ile sağlık harcamalarında, yüzde 21,1 ile diğer harcamalarda (spor, eğlence, eğitim, mücevher, altın, gümüş, halı, kilim vs) ve yüzde14,3 ile konaklama harcamalarında oldu. İlk sırada yine 'yakınları ziyaret' var Yakınları ziyaret amacı ile yapılan seyahatler yüzde 60,5 ile ilk sırada yer alırken, onu yüzde 33,8 ile "gezi, eğlence, tatil" ve yüzde 3 ile "sağlık" takip etti. Otelde yapılan gecelemeler üçüncü sırada Bu çeyrekte seyahate çıkanlar 193 milyon 611 bin geceleme sayısı ile en çok "arkadaş, akraba evinde" kaldı. Konaklama türlerine göre geceleme sayısında ikinci sırada 71 milyon 611 bin geceleme ile "kendi evi" yer alırken, "otel" 22 milyon 391 bin geceleme sayısı ile üçüncü sırada yer aldı. Geceleme sayısı düşüyor Öte taraftan, yurt içinde seyahate çıkanların yaptığı geceleme sayısındaki düşüş bu çeyrekte de devam etti. 2017 yılının üçüncü çeyreğinde 10.8 olan ortalama geceleme sayısı, 2018 yılının aynı çeyreğinde yüzde 10.2'ye düşmüştü. 2019 yılının üçüncü çeyreğinde ise geceleme sayısı 9.7'ye geriledi. Harcama türlerinin bir önceki yılın aynı çeyreğine göre değişim oranları (%), III. Çeyrek, 2019 Seyahat sayılarının amaçlara göre dağılımı, III. Çeyrek, 2019 Geceleme sayısının konaklama türlerine göre dağılımı, III. Çeyrek, 2019 Kaynak: https://www.turizmguncel.com/haber/yerli-turistin-seyahat-sayisi-ve-geceleme-suresi-dustu
Devamını Oku
Standard Post with Image

Bakan Varank'tan yerli teknolojiye tam destek

Dudullu Organize Sanayi Bölgesi'nin içerisinde yer alan Boğaziçi Üniversitesi'nin BÜDOTEK Teknopark'ında incelemelerde bulunan Bakan Varank, yazılım, lojistik, kimya teknolojileri gibi çeşitli alanlarda üretim yapan C/S Enformasyon, Netoloji, Ekol ve Anker Kimya firmalarını ziyaret etti. Bakan Varank'a, Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmed Özkan ve BÜDOTEK Teknopark Genel Müdürü Bülent Üner de eşlik etti. Şirket sahipleri ve çalışanlarıyla sohbet eden Varank, şirketlerin faaliyetleriyle ilgili bilgi aldı. Varank, BÜDOTEK Teknopark'ta otonom toplu taşıma aracı yazılımıyla ilgili çalışmalar yapan Adastec firmasının otonom hale getirdiği aracı da inceledi. Teknopark ziyaretinin ardından Varank, Dudullu Organize Sanayi Bölgesi'nde yer alan ve 60 yıldır elektrik motoru üretimi yapan GAMAK firmasının fabrikasını ziyaret ederek motor üretim safhalarıyla ilgili bilgi aldı. - "ELEKTRİK MOTORUNDA YERLİLİK ORANI YÜZDE 70-90 ARASINDA" Bakan Varank, GAMAK ziyaretinde yaptığı konuşmada, GAMAK Motor'un Türkiye'de elektrik motoru üreten, köklü bir geçmişi olan üretim tesislerinden bir tanesi olduğuna dikkati çekerek, "Buradaki elektrik motorlarının yerlilik oranları yüzde 70-90 arasında değişiyor ve bu tesiste son teknoloji yüksek verimli elektrik motorları üretilebiliyor. Elektrik motorları, sanayinin tamamında kullanılan temel bileşenlerden bir tanesi. Makine teçhizatlarının içinde, diğer sanayi ürünlerinin tamamının içinde elektrik motorları var." dedi. GAMAK'ın geliştirdiği kabiliyetlerle hem yurt içindeki motor ihtiyacının önemli bir kısmını karşıladığını hem de yurt dışına ihracat yaptığını belirten Varank, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu edindikleri tecrübe vesilesiyle burada yeni bir üretim de yapmaya başladılar. Rüzgar gülü dediğimiz rüzgar santrallerinin jeneratörlerini de bu tesiste üretiyorlar. Global ve tescilli markalara jeneratör üretimi yapıyorlar. 4 megavatlık jeneratörleri yerli ve milli olarak üretebiliyorlar. Kendi dizaynları olan 5 megavatlık jeneratörleri de üretmek için ise kolları sıvadılar. Bu ziyaretimden ziyadesiyle memnun kaldım. Özellikle elektrik motorlarıyla ilgili dünyada önemli bir ihtiyaç var. Teknoloji ve sektörler dönüşüyor. Böyle bir tesisin bizim ülkemizde yerli ve milli olarak üretim yapması beni gerçekten mutlu etti. Bu kabiliyetimizi hem ben görmüş oldum hem de bundan sonra Türkiye'de sanayi, yerlileşme ve Milli Teknoloji Hamlesi ile ilgili buradaki elektrik motoru kabiliyetlerimizden faydalanacağız." GAMAK Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mustafa Altındağ da 1960 yılında kurulduklarını ve o günden bu yana her yıl yeni ve daha büyük kapasiteli motorlar ürettiklerini dile getirerek, "Jeneratör tarafına da geçtik. Bundan sonra daha çok yatırım yapmayı planlıyoruz. 2020-2021 yatırım planlarımız devam ediyor. İnşallah daha yüksek kapasiteli ve verimli motorlar yapmaya devam edeceğiz." diye konuştu. Kaynak: https://www.superhaber.tv/bakan-varanktan-yerli-teknolojiye-tam-destek-haber-253053
Devamını Oku
Standard Post with Image

Mevduat faizleri 3 yılın en düşüğüne geriledi

Vadeli mevduat faizi 2019'un ikinci yarısından itibaren gerileyerek, geçen hafta yüzde 9,60 ile 3 yılın en düşük seviyesini gördü. Ekonomide geçen yıl başarılı bir dengelenme süreci geride kaldı. Yıl sonu itibarıyla Yeni Ekonomi Programı'ndaki (YEP) yüzde 12'lik enflasyon hedefi tutturulurken, politika faizinde de tek haneye bir adım daha yaklaşıldı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Temmuz 2019'dan bu yana politika faizini 1275 baz puanlık indirimle yüzde 24'ten yüzde 11,25'e düşürdü. Geçen yılın haziran ayında yüzde 23'e yaklaşan vadeli mevduatın ortalama faizi, kademeli olarak düşerek yeni yılda yüzde 10'un altına geldi. 17 Ocak'ta vadeli mevduat ortalama faizi yüzde 9,60 ile 3 yılın en düşük seviyesini gördü. 1 aya kadar vadeli mevduat faizi yüzde 9,21'e, 3 aya kadar vadeli mevduat faizi yüzde 10,33'e, 6 aya kadar vadeli mevduat faizi yüzde 9,25'e, 1 yıla kadar vadeli mevduat faizi yüzde 9,54'e, 1 yıl ve üzeri vadeli mevduat faizi de yüzde 9,65'e indi. Analistler, enflasyon ve politika faizinde düşüşün gelecek aylarda devamı durumunda mevduat faizlerinde geri çekilmesinin süreceğini belirtti. "Disiplin ve dengelenme sürecinin meyveleri görüldü" AA Analisti Cüneyt Paksoy, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, Türkiye ekonomisinde Eylül 2018'de başlayan ve 2019 yılının tamamında sürdürülen disiplin ve dengelenme sürecinin meyvelerinin görüldüğünü söyledi. Bankacılık sisteminde, TCMB faiz indirimlerine paralel olarak gerileyen mevduat faizlerinde ve bu denklemin doğal bir sonucu olarak düşen kredi faizleri tarafında bu meyvelerin görüldüğünü belirten Paksoy, şöyle devam etti: "TCMB'nin şu ana kadar gerçekleştirdiği 1275 baz puanlık indirimin kur ve faiz tarafında pozitif fiyatlanmasının Merkez Bankasına önümüzdeki süreç için yeni manevra alanı verirken, bankacılık sistemine de maliyet tarafında mevduat faizlerinde tek haneye inişle ciddi bir potansiyel verdiğini görüyoruz."  "Pozitif sürecin devamı mümkün" Paksoy, enflasyon çıpası izin verdikçe TCMB'nin faiz indirimlerini fiyat ve finansal istikrar çıpalarına bağlı olarak kademeli ve dengeli bir şekilde sürdürdükçe, 2020 içerisinde bu pozitif sürecin devamının mümkün olduğunu söyledi. Global ölçekte beklenmedik bir negatif haber akışı ile içsel dinamikler ya da jeopolitik risklerle kur, faiz veya CDS tarafında dengeli pozitif trendi etkileyecek ekstrem bir yön değişimi olmadıkça bankacılık sisteminin Türkiye'nin değişim sürecini ve üretimini destekleyecek tarafta olacağını öngören Paksoy, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bankacılık sektörüne dair yurt dışı önemli kurumlardan son gelen pozitif raporlarda bu hikayenin desteklendiğini izliyoruz. Bütün bunların paralelinde mevduat faizleri tarafında tek hanelere inildiğini görmekteyiz. Yıl içerisinde yüzde 7-10 bandı içinde fiyatlamaların potansiyel olarak masada olacağını bekliyoruz." Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/mevduat-faizleri-3-yilin-en-dusugune-geriledi/1714313
Devamını Oku