Arama HABERLERi

Standard Post with Image

Aile İşletmelerinin Sorunları Konuşuldu

Türkiye’nin önde gelen teksil sektörü temsilcileri İTHİB tarafından organize edilen gecede bir araya geldi. 15 Nisan 2016 tarihinde gerçekleşen organizasyona aile işletmeleri konusunda dünyanın tanınmış eğitimci ve danışmanlarından Stetson Üniversitesi Aile İşletmeleri Merkezi Öğretim Üyesi J. Peter Begalla konuşmacı olarak katıldı. İTHİB Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Gülle öncülüğünde Beyti Restoran’da organize edilen “Aile İşletmelerinde Yönetimi, Mali Sorunlar, Yönetimsel ve Ailevi Sorunlar” toplantısına LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yasubuğa, BATİAD Yönetim Kurulu Başkaı Aydın Ertem, MESAİD Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Gecü, OTİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Oktay Demir ve çok sayıda sektör temsilcisi katıldı. ABD’nin aile işletmeleri konusunda dünyanın tanınmış eğitimci ve danışmanlarından olan J. Peter Begalla: “Aileler ekonomik sistemin temelini oluştururlar. Onlar işletme bazında da çok büyük önem arz ediyor. Aileler birbirleriyle ilgilenmek ve birbirlerini korumak isterler. Aile işletmeleri bir araya geldiğinde ise elde edilen nihai sonuç ekonomik değerlerden öteye giderek, bazı başka değerleri de ortaya çıkardığı için çok önemlidir” şeklinde konuştu. Yaklaşık 40 kişinin hazır bulunduğu toplantıda katılımcıların konu ile ilgili sorularına cevap veren Begalla,aile işletmelerinin sürdürülebilir olması için günümüz yönetim kurallarının uygulamaya geçirilmesi gerektiğini de söyledi.   “Kuşak Çatışmaları Her İşletmede Var Olan Bir Sorun” Aile şirketlerinin belli kurallar dahilinde yönetilmesi gerektiğini hatırlatan Begalla, “Aile şirketleri için yasa hazırlamak belli bir deneyim ve süre içeriyor. Ama belli kuralları da baştan koymak gerekiyor. Kural konulmadığı zaman da çatışmalar, görüş ayrılıkları başlıyor ve bunun sonucunda dağılmalar yaşanıyor” açıklamasında bulundu. Aile şirketlerinde yaşanan kuşak çatışmalarının sebepleri yönünde sorulan soruları cevaplayan Begalla, yeni kuşaklara başarılı olma fırsatının tanınması gerektiğini belirtti ve en zor sürecin birinci kuşak ile ikinci kuşak arasında geçtiğini, üçüncü kuşağa geçişin nispeten daha rahat bir süreçte gerçekleştiğini anlattı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD, TRİSAD’ın düzeneldiği ‘’Tecrübe Paylaşım Programı’’na katıldı

Süleyman Orakçıoğlu: “Başarıya Giden Yol İnanmışlıktan Geçer” Türkiye’nin lider moda markaları Damat – Tween ve D’S Damat’ı bünyesinde barındıran Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu deneyimlerini sektör temsilcileri ile paylaştı. 26 Nisan 2016 tarihinde, Türkiye Triko Sanayicileri Derneği (TRİSAD)’nde düzenlenen söyleşiye TRİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Balkuv, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Turan ile Yönetim Kurulu Üyesi Rıfat Opan, İSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İrfan Özhamaratlı ve çok sayıda sektör temsilcisi katıldı. Saat 18:00’de başlayan söyleşide deneyimlerini paylaşan Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, genç nesile yönelik tavsiyelerde bulundu. “Genç yaşta sektörün içine girince çok şey öğrendim. Üniversitelerde ders verdiğim öğrencilerime de aynı tavsiyede bulunuyorum: çalışma hayatında şimdiden deneyim edinin. Çünkü çocuklarımızın ne kadar iyi bir eğitim hayatı olmasını sağlarsak sağlayalım, sıra çalışma hayatına geldiğinde en önemli şey tecrübe oluyor. Yurtdışında master yaptıktan sonra yönetici pozisyonunda işe başlayan gençlerimiz, bakkalda ekmeğin fiyatının ne olduğunu bilmiyor. İşlerimizi devredeceğimiz, bizim yaptığımızdan daha büyük işler başarmasını beklediğimiz çocuklarımıza iyi bir eğitimin yanı sıra iyi bir iş tecrübesi imkanı da sağlamaya çalışmalıyız” ifadelerini kullanan Orakçıoğlu, özellikle bu sektörde yetişecek olan genç neslin izlemesi gereken yolu anlattı.   “Gençler Yönetici Olabiliyor Ama Ekmeğin Fiyatını Bilmiyorlar” Damat-Tween markası ile dünyanın dört bir yanında faaliyet gösteren Süleyman Orakçıoğlu, bünyelerinde üst düzey pozisyonda çalışan yaklaşık 2000 kişi olduğunu belirtti ve ekledi: “Bir firmanın, hangi sektörde olursa olsun, başarıyı yakalayabilmesinin en önemli koşullarından biri çalışanlarının başarıya olan inancıdır. Bizim şirkette, çalışanlarımız ortaya koyduğumuz projenin başarılı olacağına benden çok inanıyor. İnanmışlık, nitelik, güven ve çaba beraberinde hiç kuşkusuz başarıyı da getirecektir.” Gelecek sezonlarda çok daha farklı ve yeni projelere imza atacaklarını belirten Orakçıoğlu, sürdürülebilir küresel başarı için çalıştıklarını söyledi. Global marka olma yolunda geçirilen akreditasyon sürecinin geçtiğimiz yıllarda sağlam bir temelde oluştuğunu ifade eden Orakçıoğlu düşüncelerini:” Yeni sezonda spor, eğlence ve iş dünyasında önemli sponsorluk anlaşmalarımız var. Amerika’da, Rusya’da, Avrupa’da, Afrika’da, Çin’de, Avusturalya’da bulunan mağazalarımızın sayısını başarı ve ihtiyaç oranına göre arttırmayı hedefliyoruz. Özellikle Rusya pazarı kaynaklı yaşanan ekonomik krizin ardından piyasadan çekilen firmaların aksine, tüm zorlukların karşısında ayakta kalabilme ve hatta ilerleyebilme politikası izlemek ne derece globalleşebildiğimizi gösteriyor” şeklinde ifade etti. Söyleşi, katılımcıların Orakçıoğlu’na yönelttiği sorular ile devam etti. Söyleşinin ardından TRİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Balkuv, Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu’na plaket takdim etti.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Gürcistan’da Tekstil

Gürcistan Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Dimitri Kumsişvili, “Gürcistan’ın ticaret ortakları arasında Türkiye birinci sıradadır. Gürcistan Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Dimitri Kumsişvili, “Gürcistan’ın ticaret ortakları arasında Türkiye birinci sıradadır. Türkiye Gürcistan’a en çok yatırım yapan ülkeler arasında da başı çekiyor” dedi. Kumsişvili, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından düzenlenen “Gürcistan’da Tekstil Alanında Yatırım Fırsatları” toplantısında Türkiye ve Gürcistan arasındaki ticaretin artırılması gerektiğini söyledi. Gürcistan’ın Avrupa Birliği (AB) ile 2014’te yaptığı Serbest Ticaret Anlaşmasını (STA) hatırlatan Kumsişvili, anlaşmanın Gürcü vatandaşlar için önemli getiri sağlayacağını söyledi. Söz konusu anlaşmanın Türk yatırımcılar için de faydalı olacağına dikkati çeken Kumsişvili, Gürcistan’da üretilen ürünlerin Avrupa pazarına vergisiz girebildiğini kaydetti. Gürcistan’da üretim yapılması halinde Gürcistan’ın küresel ticarette önemli anlaşmalar tesis ettiğini anlatan Kumsişvili, AB ile müzakerelerin devam ettiğini belirterek, “Serbest Ticaret Kurumu ile AB nezdinde son aşamalara gelmiş bulunmaktayız. Dün de Çin ile STA için görüşmelere başladık. Müzakerelerin 1 yıl içerisinde tamamlanmasını öngörüyoruz” değerlendirmesini yaptı. Gürcistan ekonomisinin 2014’te yüzde 4,6, 2015’te de yüzde 2,8 büyüdüğünü anımsatan Kumsişvili, IMF tahminlerine göre ülke milli gelirinin 2016 yılında yüzde 3, 2017’de de yüzde 5 büyümesini beklediklerini kaydetti. Gürcistan’a yabancı yatırımların son dönemde hız kazandığını belirten Kumsişvili, “Yabancı yatırım 2014 yılında önceki yıla göre yüzde 87 artarak 1,75 milyar dolara ulaştı. Son 7 yıl içerisinde doğrudan yabancı yatırımda çok büyük bir artış oldu. 2015’te ilk çeyrek itibarıyla 1 milyar doları aşan yatırım gerçekleşti.” ifadelerini kullandı.   “2015’te Türkiye ile Gürcistan arasındaki dış ticaret 1,5 milyar dolara yaklaştı” Türkiye’nin Gürcistan’ın en büyük dış ticaret ortağı olduğunu belirten Kumsişvili, ticaretin tekstil sektöründe sağlanacak yeni iş birlikleriyle daha iyi seviyelere gelebileceğini söyledi. Kumsişvili iki ülke ekonomik ilişkilerine ilişkin şu bilgileri verdi: “Gürcistan’ın ticaret ortakları arasında Türkiye birinci sırada. Zaten Türkiye, Gürcistan’a en çok yatırım yapan ülkeler arasında başı çekiyor. Gürcistan ve Türkiye arasında 2007’de imzalanan STA var. 2015’te Türkiye ile toplam dış ticaret 1,5 milyar dolara yaklaştı.Türkiye’den ülkemize 2015 yılının ilk üç ayında 110 milyon dolardan fazla yatırım yapıldı.Bu, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 60 büyümedir. Türkiye ile karşılıklı ekonomik ilişkilerimiz giderek artıyor. Türkiye’den birçok firmanın başarısını görmek bizi memnun ediyor. Farklı sektörlerde fevkalade başarılı oldunuz, yönetimimiz bunları çok hoş karşılıyor. Gürcistan’da sizleri daha çok görmek istiyoruz, ticarette, tekstilde, turizm, otelcilik ve haberleşme alanında… Türkiye’deki yatırımcılarımız için en cazip sektörler bunlardır.”   “Toplam turist sayısında Türkler 3. sırada” Türkiye’nin Gürcistan’la yakın ilişkilerini memnuniyetle karşıladıklarını aktaran Kumsişvili, Batum ve Tiflis’teki iki büyük havalimanının TAV tarafından işletildiğini hatırlattı. Gürcistan’a geçen yıl 1,3 milyon turist geldiğini anımsatan Kumsişvili, toplam turist sayısı içinde Türk turistlerin 3. sırada yer aldığını söyledi. Gürcistan hükümetinin Türk yatırımcılara sınırsız teminat sağlayacağını anlatan Kumsişvili, iki ülke arasında mütekabiliyet çerçevesinde yeni iş birliklerinin gündeme gelebileceğini söyledi. DEİK/Türkiye-Gürcistan İş Konseyi Başkanı Cemal Yangın ise Gürcistan ve Türkiye’nin ortak geleneklerinden söz ederek Gürcü misafirperverliğinin Türk yatırımcılar için çekicilik sağladığını söyledi. Gürcistan Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Dimitri Kumsişvili’nin yaşanabilecek bürokratik sorunların kısa sürede çözebileceğine yönelik açıklamalarını hatırlatan Yangın, yatırımcıları Gürcistan’a davet etti. “Dış Ticaret Dengesi 2015’te Türkiye lehine 886 milyon dolar” DEİK’in toplantıda paylaştığı verilere göre, hazır giyim ve konfeksiyon sektöründe eski Doğu Bloku ülkelerine göre Türkiye’nin Gürcistan’a ihracatı dördüncü sırada yer alıyor. Gürcistan, özellikle iç giyim sektöründe Türkiye’nin en fazla hazır giyim ve konfeksiyon ithalatı yaptığı ilk 20 ülke arasında yer alıyor. Türkiye’nin Gürcistan’dan tekstil ithalatı 2015 yılında 1,9 milyon dolar, hazır giyim ithalatı ise 60 milyon dolar seviyesinde. Türkiye ve Gürcistan arasında toplam dış ticaret hacmi 2015’te 1,332 milyar dolar olurken, Türkiye’den Gürcistan’a yapılan ihracat 1,109 milyar dolar. Türkiye’nin Gürcistan’dan yaptığı ithalat 2015’te 223 milyon dolar seviyesinde. Dış Ticaret Dengesi 2015’te Türkiye lehine 886 milyon dolar olarak gerçekleşti. Kaynak: http://www.haberler.com/tekstil-sektoru/
Devamını Oku
Standard Post with Image

Ev tekstilcileri

Hedef ülkelerin başında Japonya, Çin, Kanada, Brezilya, Arjantin, Güney Afrika geliyor.   Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TETSİAD) 2016 yılında sektörün yeni pazarlara yöneleceğini belirtiyor. Piyasalardaki daralma, Rusya krizi ve Ortadoğu’da yaşanan sorunlar, ev tekstilcilerini yeni pazar yaratabilecekleri ülkelerde arayışa yönlendirdi. Bu bağlamda çalışmalarını sürdüren TETSİAD, Messe Frankfurt ile çeşitli ülkelerde işbirliği çalışmaları başlattı. Bunlardan ilki ise, Japonya’da düzenlenecek Interior Lifestyla Fuarı olacak Türk ev tekstili sektörünün çatı kuruluşu olan Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TETSİAD), küresel boyutta yapılan taramalarla, dünya ekonomisinde ve yakın coğrafyamızda yaşanan değişimleri mercek altına alındı. Öncelikle 2015 yılı verileri masaya yatırılarak, sonuçlar dikkatle izlendi. Bu incelemeler sonucunda belirlenen negatif ve pozitif gelişmeler değerlendirildi ve 2016 ve sonrası için yeni hedefler belirlendi. Sektörün 2015 yılında özellikle Rusya ve yakın komşularımızda kan kaybı yaşandığını belirleyen TETSİAD, İran piyasasına çok olumlu bakıyor. AB piyasasındaki daralma, Rusya ve Ukrayna’daki istikrarsızlık, Ortadoğu piyasasına mal satılmasını zorlaştıran Suriye ve Irak’taki gerginlikler, Mısır ve Libya’da yaşanan sorunlar, düşen petrol fiyatlarının var olan pazarlarımızdaki alım gücüne olumsuz etkileri, Türkiye ekonomisini olumsuz yönde etkilerken, ev tekstili oyuncularını da alternatif pazar arayışlarına yöneltiyor. Bundan yola çıkan ev tekstilciler, alım gücü yüksek, ev tekstilinde net ithalatçı konumunda bulunan ve pazar payımızın ortalamaların altında olduğu ülkelere yönelmeyi hedefliyor. Hedef ülkelerin başında Japonya, Çin, Kanada, Brezilya, Arjantin, Güney Afrika geliyor. İran’da yaşanması beklenen olumlu gelişmeler ise bu ülkeyi her zamankinden çok daha cazip kılıyor.   Ekonomi Bakanlığı’ndan ev tekstilcilere destek Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TETSİAD) Başkanı Yaşar Küçükçalık konuya ilişkin şu şekilde konuştu: “TETSİAD olarak sektörün alternatif pazarlara daha rahat ulaşabilmesi, ülkeler arasında yaşanan krizlerden daha az etkilenebilmesi amacıyla yurtdışında değişik pazarlarda araştırmalarımızı sürdürüyoruz. Bu çerçevede Messe Frankfurt ve İTKİB işbirliği Japonya’nın başkenti Tokyo’da düzenlenecek Interior Lifestyle Fuarına Türkiye’den milli katılım düzenlenmesi için çalışmalar yürütüyoruz. Uzakdoğu piyasasında ev tekstili sektörünün aldığı payı arttırmak ve alım gücü yüksek ülkelerde yeni pazarlar oluşturabilmek amacıyla düzenlenecek olan 1 – 3 Haziran 2016 tarihleri arasında fuara, milli katılımın destek onayı, Ekonomi Bakanlığı’ndan çıktı. Hedef pazar olan Japonya’da gerçekleştirilecek fuarımıza, Ekonomi Bakanlığı %70 oranında destek vermekte. Japonya pazarı çok zor, çok zahmetli gibi görünse de şimdiden atılacak adımlar, ilerisi için bir altyapı oluşturacak. Fuar için yapılan duyuruya şimdiden kırktan fazla firmanın olumlu cevap vermesi de pazarın ve fuarın doğruluğunu teyit eder niteliktedir” Kaynak: www.dunya.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Avrasya Tüneli

Avrasya Tüneli aralık ayında hizmete girecek İstanbul Göztepe-Kazlıçeşme arasında seyahat süresini 100 dakikadan 15 dakikaya indirecek olan Avrasya Tüneli Projesi’nin (İstanbul Boğazı Karayolu Tüp Geçişi Projesi) yüzde 80’i tamamlandı. Geçiş ücreti ise 4 dolar+KDV olacak. İstanbul Göztepe-Kazlıçeşme arasında seyahat süresini 100 dakikadan 15 dakikaya indirecek olan Avrasya Tüneli Projesi’nin (İstanbul Boğazı Karayolu Tüp Geçişi Projesi) yüzde 80’i tamamlandı. Geçiş ücreti ise 4 dolar+KDV olacak. GÜNDE 80 BİN ARAÇ Toplam 1.2 milyar dolara mal olan ve günlük 80 bin aracın kullanacağı Avrasya Tüneli’nin aralık ayında hizmet girmesi planlanıyor. Tünel, toplam 14.6 kilometrelik bir güzergâhı kapsıyor. Projenin 5.4 kilometrelik bölümü, deniz tabanı altına özel bir teknoloji ile inşa edilen iki katlı tünelden oluşuyor. Toplam 9.2 kilometrelik güzergâhta ise yol genişletme ve iyileştirme çalışmaları devam ediyor. İTO YERİNDE İNCELEDİ İstanbul Ticaret Odası (İTO) Sanayi İhtisas Komitesi üyeleri, İTO Başkan Yardımcısı Dursun Topçu başkanlığında Avrasya Tüneli Projesi’nin Haydarpaşa’daki şantiyesini ziyaret etti ve çalışmaları yerinde inceledi. İTO heyetini karşılayan saha sorumlusu İnşaat Mühendisi Umut Arda Dündar, heyete bir sunum yaparak çalışmalar hakkında detaylı bilgi verdi. Kaynak: www.itohaber.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Yeni İstanbul için geri sayım

İstanbul’u her alanda dünyanın merkezi haline getirecek projelerin inşası durmaksızın devam ediyor. Bu projelerden Marmaray hizmete girerken, 3. Havalimanı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Kanal İstanbul, Galataport, Avrasya Tüneli ve Haliç Yat Limanı’nın çalışmaları ise hız kesmeden sürüyor. Dünyanın en büyük şantiyelerinden Üçüncü Havalimanı’nda ilk etabın 2018’in başına yetiştirilmesi için 16 ülkeden 13 binin üzerinde personel, çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. İstanbul’u her alanda dünyanın merkezi haline getirecek projelerin inşası durmaksızın devam ediyor. Bu projelerden Marmaray hizmete girerken, 3. Havalimanı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Kanal İstanbul, Galataport, Avrasya Tüneli ve Haliç Yat Limanı’nın çalışmaları ise hız kesmeden sürüyor. Dört alt projeden oluşan Marmaray’da demiryolu boğaz tüp geçişi, tüneller ve istasyonların inşası tamamlanırken, Gebze-Haydarpaşa, Sirkeci-Halkalı Banliyö Hatlarının İyileştirilmesi, İnşaat ve Mekanik Sistemleri, Yeni Demiryolu Araçlarının Temini, Mühendislik ve Müşavirlik Hizmetlerinin tamamı 2018’in Haziran ayında bitirilecek.   HALKALI-GEBZE 105 DAKİKA Gebze’den başlayarak Haydarpaşa’ya kadar banliyö hattı ile buradan Boğaz’ın altından batırma tüp tünel ile Sarayburnu’na ve Yedikule-Halkalı arasında yerüstü banliyö hatlarını kullanarak oluşan projenin uzunluğu 76.3 kilometreyi buluyor. Kadıköy-Kartal Metro Hattı ile entegre olan İbrahimağa-Ayrılık Çeşmesi İstasyonu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nca inşa edilip, hizmete açıldı. Projeyle tek yönde 1 saatte 75 bin yolcu taşınacak, Gebze-Halkalı arası seyahat süresi 105 dakika olacak ve güzergâhta toplam 440 araç ile hizmet verilecek. Toplam maliyeti 10 milyar 177 milyon 359 bin lira olan proje için 2015 sonu itibarıyla toplam 7 milyar 278 milyon 246 bin lira harcama yapıldı. İşte kamu yatırımları bakımından Türkiye’de ilk sırada yer alan İstanbul’daki mega projeler:   YILDA 150 MİLYON YOLCU 2017’de bitirilmesi hedeflenen 3. Havalimanı için, 10.2 milyar Euro harcanacak. Yılda 150 milyon yolcuya hizmet verecek havalimanında ilk etap, 29 Ekim 2017’de hizmete açılacak. Bittiğinde 120 bin kişiye iş imkânı sağlayacak.   BOĞAZDA TANKER RİSKİNE SON Kanal İstanbul projesi, 25 metre derinliğinde, 150 metre genişliğinde olacak ve Karadeniz’i Marmara Denizi’ne bağlayacak. Proje ile İstanbul Boğazı üzerindeki tanker trafiği, Kanal İstanbul’a yönlendirilecek ve her gün tehlikeli yük taşıyan tanker riskleri de son bulacak.   TURİST SAYISI 6 KAT ARTACAK Galataport projesi kapsamında Salıpazarı’nda bulunan liman, kruvaziyer gemiler için tanzim edilerek bölge turizme yönelik değerlendirilecek. Sona erdiğinde kruvaziyer ile gelen turist sayısında 5-6 kat artış olacağı tahmin ediliyor.   TRANSİT TRAFİK AZALACAK Yavuz Sultan Selim Köprüsü ile İstanbul’daki transit trafik yükü hafifleyecek. Şehir içi trafik; erişim kontrollü, kesintisiz ve emniyetli şekilde sağlanacak. Köprü, bu yıl hizmete girecek.   140 YAT KAPASİTELİ LİMAN Haliç Yat Limanı ve Kompleksi projesi içinde 2 adet her biri minimum 70 yat kapasiteli yat limanı ile 2 adet 5 yıldızlı 400 odalı otel, dükkânlar, ofis ve kongre merkezi bulunacak. Kaynak: www.itohaber.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Hollanda, Türkiye ile daha güçlü olacak

Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş, Türk girişimcilerle birlikte ziyaret ettiği Lahey kentinde iki ülke iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi. Elitaş, Hollanda’nın Türkiye gibi sürekli gelişen ve küresel alanda söz sahibi bir ortakla daha güçlü olacağını söyledi. Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş, beraberindeki Türk girişimcilerle resmi temaslarda bulunmak üzere Lahey’e giderek, Hollanda iş dünyası ile bir araya geldi. Hollanda’nın Türkiye gibi güçlü, sürekli gelişen ve küresel alanda söz sahibi bir ortakla daha güçlü olacağını belirten Bakan Elitaş, “Tüm Hollanda firmalarını Türkiye gibi dinamizmini yitirmeyen bir ülkeye yatırım yapmaya davet ediyorum” diye seslendi.   SERMAYE İHRACATINDA LİDER İstanbul Ticaret Odası (İTO) Taşımacılık ve Lojistik Hizmetleri Meslek Komitesi Meclis Üyeleri Cihan Kilerci ve Tamer Dinçşahin’in de aralarında bulunduğu Türk iş dünyasının önde gelen temsilcileri ile birlikte katıldığı Hollanda-Türkiye İş Forumu’nda konuşan Bakan Elitaş, Türk şirketlerinin yatırım için en fazla sermaye ihraç ettiği ülkenin Hollanda olduğunu söyledi. “Ekonomik işbirliğimizi geliştirmek amacıyla ülkemize düşen her türlü görevi yerine getirmeye hazırız” diyen Elitaş, bu konuda asıl sorumluluğun ise her iki ülkenin iş dünyasının omuzlarında olduğunu kaydetti.   TTIP ANLAŞMASI Bakan Elitaş, Lahey’de gazetecilerle yaptığı toplantıda ise ABD ile AB arasında müzakereleri sürdürülen Transatlantik Yatırım Ortaklığı Anlaşması’nda (TTIP) Türkiye’nin dışarıda kalmasının Türkiye için ölüm kalım meselesi olmadığını kaydetti.   O HÜKÜM KONULMALI Bakan Elitaş, “TTIP bizim olmazsa olmazımız değil ama AB’nin Türkiye’ye haksızlık yapmadığını ifade edebilmek için en önemli göstergelerden birinin bu olması gerekir” dedi. Elitaş, Türkiye’nin Gümrük Birliği Anlaşması’na ‘üçüncü ülkelerle yapılan Serbest Ticaret Anlaşması’na (STA) Türkiye doğrudan taraf olur’ hükmünü koydurduğu takdirde, ABD ile AB arasındaki STA’ya Türkiye’nin kendiliğinden dahil olacağını dile getirdi.   İHRACAT ARTIYOR Türkiye ve Hollanda arasındaki ticaret hacmi 2002-2015 arasında 2.4 milyar dolardan 6.1 milyar dolara ulaştı. Hollanda, yüzde 53.9 ile bu yılın mart ayında Türkiye’nin en fazla ihracat artışı gerçekleştirdiği ülke oldu.   500 BİN TÜRK YAŞIYOR Hollanda, Avrupa’da en fazla sayıda Türk’e ev sahipliği yapan 3’üncü ülke. Bu ülkede yaşayan yaklaşık 500 bin Türk, iki ülke arasındaki ilişkilerde köprü görevi görüyor.   İŞ DÜNYASININ YOLU DAHA AKICI OLMALI Hollanda Dış Ticaret ve Kalkınma İşbirliği Bakanı Lilianne Ploumen, Hollanda’nın, Türkiye’nin 16’ncı ticaret ortağı olduğunu hatırlatarak, “Bununla yetinmemek lazım. Çünkü Türkiye, G20’de yer alan ülkeler içerisinde 5’inci sırada yer alıyor” dedi. Ploumen, işbirliğini geliştirerek iş dünyasının yolunun daha akıcı olması için çaba gösterdiklerini belirterek, vize konusundaki sıkıntıların da ortadan kaldırılması için girişimleri sürdürdüklerini anlattı. Türkiye’deki KOBİ’lerin kendilerini kanıtlamış işletmeler olduğuna işaret eden Ploumen, “Hollanda’daki KOBİ düzeyinde Türk asıllı girişimciler her türlü fırsatı yakalıyorlar. İki ülke arasında sonsuz denebilecek olanaklar bulunuyor” diye konuştu.   JETCO ANLAŞMASI İMZALANDI Türkiye ile Hollanda arasında Ekonomik ve Ticari Ortaklık Komitesi (JETCO) Anlaşması imzalandı. Taraflar adına imzaları Elitaş ve Ploumen attı. Kaynak: www.itohaber.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Küresel piyasalar ECB faiz kararına odaklandı

Küresel piyasalar, bugün Avrupa Merkez Bankası (ECB) faiz kararına odaklandı. Analistler Draghi’den faiz indirimi ve daha fazla parasal genişleme bekliyor.   Küresel piyasalar, bugün TSİ 14.45’te açıklanması beklenen Avrupa Merkez Bankası faiz kararına odaklandı. Dün ABD’de açıklanan stok verilerinden sonra petrol fiyatlarının yükselişe geçmesi, enerji hisselerine alış getirirken New York borsası günü yükselişle tamamladı. Dün Dow Jones endeksi yüzde 0,21, S&P 500 endeksi yüzde 0,51 ve Nasdaq endeksi yüzde 0,55 değer kazandı. Bugün ABD’de işsizlik başvuruları açıklanacak. Avrupa tarafında ise bugün piyasalar ECB’nin faiz kararına odaklandı. Analistler, ECB toplantısında alınacak yeni önlemlere yönelik beklentilerin arttığını belirtiyor. Dün Almanya’da DAX 30 endeksi yüzde 0,31, İngiltere’de FTSE 100 endeksi yüzde 0,34 ve Fransa’da CAC 40 endeksi yüzde 0,49 yükseldi. Draghi’den faiz ve parasal gevşeme hamlesi gelebilir Analistlerin büyük çoğunluğu ECB Başkanı Draghi’den hamle yada hamleler geleceğini düşünüyor. Draghi’nin önündeki en büyük sorun ise yüzde 2 enflayon hedefini tutturamamak. Zira 19 üyeli Euro Bölgesi’nde yıllık enflasyon eksi 0,2’de. Ekonomistler, ECB’nin halihazırda yüzde eksi 0,3 olan mevduat faizini 10 puan aşağı çekerek yüzde eksi 0,4’e hatta eksi 0,5’e indirebileceğini belirtiyor. Parasal genişleme kapsamında ECB aylık 60 milyar euroluk tahvil alımını gerçekleştiriyor. Oxford Economics Analisti Ben May, Draghi’nin aylık tahvil alım miktarını 80 milyar euroya kadar çıkarabileceğini öngördü. Weidman parasal genişlemeye karşı Öte yandan Almanya Merkez Bankası Bundesbank’ın Başkanı Ve ECB Yönetim Kurulu Üyesi Jens Weidmann, ECB’nin daha fazla parasal genişleme planına karşı ve bu konuda bankayı birkaç kez uyardı. Asya tarafında, ECB toplantısı öncesinde Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 1,26 kazançla 16.852,35 puandan kapanırken, Çin’de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,73 azalışla seyrediyor. Çin’de şubat ayında enflasyon geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,3 artarak 2014 Temmuz’dan bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Kaynak: www.dunya.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

‘Vizesiz Avrupa’ ekonominin önünü açacak

Türkiye-AB Zirvesi’nde gündeme gelen Türk vatandaşları için “Vizesiz Avrupa” konusu ekonomi çevrelerince pozitif karşılandı.   Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye uyguladığı vize uygulamasının haziran ayında kalkacağının açıklanması iş dünyası tarafından olumlu karşılandı. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Ömer Cihad Vardan, Brüksel’de yapılan Türkiye-AB Zirvesi’nde Türk tarafının öneriler paketinde yer alan “En geç haziran sonunda Türk vatandaşlarının Schengen bölgesine vizesiz seyahat edebilmeleri” talebini değerlendirdi. ‘Önemli bir engel kalkar’ Vardan, Türk vatandaşlarının Schengen vize başvurusu için milyonlarca euro para harcadığına dikkati çekerek, “Vizelerin kaldırılması AB ile ticaretimizdeki önemli bir engelin kalkması anlamına gelmektedir” dedi. Vize uygulamasının Avrupa’ya olan ticareti olumsuz etkilediğini savunan Vardan, şu ifadeleri kullandı: “Vatandaşlarımız 2014 yılında AB ülkelerine yaptığı 813 bin 339 kısa süreli Schengen vize başvurusuna, 50 milyon euroya yakın para harcamışlar. Bunların yanında bir de gizli maliyetler var. Banka komisyonları, aracı kurum hizmet bedelleri, seyahat sağlık sigortası bedelleri de eklendiği zaman fatura iyice kabarıyor. Özellikle Türk iş dünyası için maliyet tek olumsuzluk değil. Schengen vize uygulamaları, en büyük ticaret ortağımız AB ile aramızda önemli bir dengesizlik oluşturuyor. İş insanlarımız AB’ye üye ülkelere ürün satmaya, almaya, ürünlerini pazarlamaya, anlaşma imzalamaya veya yatırım yapmaya kısacası iş yapmaya giderken vize engeli ile karşılaşıyorlar. Bu engeli de sadece kendileri değil çalışanları ve personeli de yaşıyor. Bu durumda Türk özel sektörü rekabet avantajını maalesef en başta kaybediyor. Türk vatandaşlarına yönelik vize uygulamalarının kaldırılması, AB ile ticaretimizdeki önemli bir engelin kalkması anlamına gelmektedir.” ‘İkişkilere olumlu katkı sağlayacak’ Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi de mevcut vize uygulamasından en çok ihracatçıların etkilendiğine dikkati çekerek, “Vizesiz Avrupa” sürecinin hızlandırılmasını olumlu karşıladıklarını bildirdi. Büyükekşi, “Vize serbestisinde bu aşamaya gelinmesinde büyük emek ve destekleri olan Sayın cumhubaşınımız ve başbakanımız başta olmak üzere hükümetimize gösterdikleri yoğun çaba ve kararlı tutum için şükranlarımızı sunuyoruz. TİM olarak, vize uygulamasının kaldırılmasının, halkımızın AB’ye duyduğu güven kaybı nedeniyle üyelik sürecine giderek azalan desteğini yeniden artıracak ve Türkiye-AB ilişkilerinin olumlu yönde gelişmesine katkı sağlayacak önemli bir kilometre taşı olacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı. Malların serbest dolaşımda olduğunu ancak kişilerin vizesiz Avrupa’ya gidemediğini hatırlatan Büyükekşi, “2015 yılında AB pazarından aldığımız payı yüzde 1,21’e çıkararak rekor kıran ihracatçılarımız, vize serbestisinin sağlayacağı avantajlarla hedeflerine çok daha sağlam ilerleyebileceklerdir” değerlendirmesinde bulundu. 300 milyar euro ekonomiye dönecek Vizesiz Avrupa Projesi ve Türkiye’yi Tanıtım Platformunun Kurucu Başkanı Mehmet Okumuş ise vizelerin kalkmasıyla Türk vatandaşlarına yaklaşık 35 yıldır uygulanan “haksız-hukuksuz” seyahat engeline son verilmiş olunacağını belirtti. Okumuş, “Bu hem Türkiye hem de AB ekonomilerine çok büyük katkı sağlayacak. Vize engelinden dolayı yaklaşık 300 milyar euroluk ekonomik kaybın AB ve Türkiye ekonomilerine dönüşümü sağlanacaktır. Türk ekonomisinin rekabet gücü artacaktır. İş adamlarımız daha kolay seyahat edebilecek, fuarlara katılabilecek, iş anlaşmalarını daha kolay yapabileceklerdir. Kararın Türk turizm sektörüne de çok önemli katkıları olacaktır” ifadelerini kullandı. Kaynak: www.dunya.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

THY yolcu sayısını yüzde 10 artırdı

THY, ilk 3 ayda yolcu sayısını, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10 arttı. Türk Hava Yolları’nın (THY)  yolcu sayısı, ocak-mart aylarında 14,2 milyon oldu. 2015’in ilk 3 ayında ise 12,9 milyon yolcu taşınmıştı. Türk Hava Yollarının (THY) Ocak-Mart 2016 trafik verileri, Kamuyu Aydınlatma Platformunda (KAP) yayımlandı. Buna göre, 2016 Ocak-Mart döneminde 12,9 milyon olan toplam yolcu sayısı bu yılın aynı döneminde yüzde 10,3 yükselişle 14,2 milyona ulaştı. Hem iç hem dış hatlarda arttı Yolcu sayısındaki artış iç hatlarda yüzde 11,4, dış hatlarda yüzde 9,4 oldu. Dış Hatlar Business/Comfort Class yolcu sayısı ve dıştan dışa transfer yolcu sayılarında da Ocak-Mart 2015 dönemine kıyasla yüzde 1,9 ve yüzde 22 artış sağlandı. Yolcu doluluk oranı ise 2,9 puanlık düşüşle yüzde 74 düzeyinde gerçekleşti. Toplam arz edilen koltuk kilometre (AKK), Ocak-Mart 2015 döneminde 33 milyar iken, 2016 yılının aynı döneminde yüzde 19,1 artarak 39,3 milyara çıktı. AKK artışı iç hat uçuşlarda yüzde 11,3’ü, dış hat uçuşlarda yüzde 20,2’yi buldu. Ücretli yolcu kilometre (ÜYK), Ocak-Mart 2015 döneminde 25,3 milyar iken, 2016 yılının aynı döneminde yüzde 14,6 yükselişle 29,1 milyara ulaştı. ÜYK artışı iç hat uçuşlarda yüzde 11,7, dış hat uçuşlarda yüzde 15,1 oldu. Kaynak: www.dunya.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD, Dosso Dossi Fashion Show’u Ziyaret Etti

Türkiye’nin en büyük moda organizasyonlarından biri olan Dosso Dossi Fashion Show’un 22.si Antalya’da yine muhteşem bir organizasyonla düzenlendi. Organizasyona LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Erdem Soylu Karabağlı katıldı. Birçok ülkeden hazır giyim sektörü profesyonellerinin bir araya geldiği organizasyonun ilk günü, dünyaca ünlü iki ismin konserine sahne oldu. Açık havada düzenlenen Faydee ve Alexandra Stan konserleri, konukları coşturdu. ş ve tatili birleştiren özgün modeliyle tüm dünyada adından söz ettiren Dosso Dossi Fashion Show (DDFS), bölgesel sorunlar nedeniyle daralan pazara alternatif olarak sunduğu VIP konsepti ile önemli bir başarıya imza attı. Daha önce Antalya Expo-Center’da düzenlenen Dosso Dossi Fashion Show’a bu yıl ilk kez Titanic Hotel ev sahipliği yaptı.Dosso Dossi Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Eraslan, düzenledikleri organizasyonlar ve yaptıkları yeniliklerle sektöre yıllardır öncülük ettiklerini hatırlatarak VIP konsept ile ağırladıkları alıcıları yüksek katma değerli ürünlerle buluşturduklarını söyledi.Hazır giyim ihracatının ilk beş ayda yüzde 49 gerilediği Rusya başta olmak üzere BDT ülkelerindeki pazarlarda yaşanan daralmaya karşı geliştirdikleri yeni strateji ile ciddi bir çıkış yakaladıklarını bildiren Eraslan şöyle devam etti: “Fuarımıza katılım için müşterilerimize en az 15 bin dolarlık alım şartı koyuyorduk. İlk kez bu organizasyonda asgari alım sınırını 25 bin dolara çıkardık. Buna karşılık üretici firmalarımızı elemeden geçirip daha kaliteli ve katma değerli üretim yapanları kabul ettik. Böylece Dosso Dossi Fashion Show’u üreticisiyle ve alıcısıyla çok daha elit bir organizasyona dönüştürdük. DossoDossi başından itibaren katma değerli ürünleri alıcılarla buluşturuyor. Türkiye’nin hazır giyim ihracatında kilogram başına ortalama satış geliri 24 dolar iken Dosso Dossi olarak biz 45-50 dolarlardaydık. Yeni konseptimizde hazır giyimin değerine daha da değer katıp kilogram başına ihracat birim fiyatımızı ortalama 75 dolar düzeyine çıkardık. İhracat gelirimizi üçe katlayarak sektörümüzün hayalindeki rakamlara öncülük ettik.”  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Genç Tasarımcılar Koza’da Ödüllendirildi

İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) tarafından sektörün tasarım gücüne güç katacak yetenekleri bulup ortaya çıkarmak amacıyla düzenlenen "Koza Genç Moda Tasarımcıları Yarışması" finalistlerin kreasyonlarının sergilendiği defile ile sona erdi. 24 Mayıs 2016 tarihinde Zorlu Center Raffles Hotel’de düzenlene geceye LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Ercan Hardal, Ahmet Turan, Murat Özpehlivan ve çok sayıda modacı katıldı. Bu yıl 24’üncüsü düzenlenen ve hepsi birbirinden iddialı 10 genç tasarımcının yarıştığı finalde Tuğçe Demiran birinciliğe değer görülürken Gökhan Yavaş ikinci, Müge Aras ise üçüncü oldu.  İHKİB Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Tanrıverdi, sonuçların açıklanmasının ardından yaptığı açıklamada rüştünü yıllar önce ispatlayan “Koza Genç Moda Tasarımcıları Yarışması”nın 24 yılda sektöre birbirinden iddialı tasarımcılar kazandırdığını hatırlattı. Koza ile tasarım dünyasına adım atan birçok ismin bugün yerli ve yabancı markalar için kreasyonlar hazırladığını bildiren Tanrıverdi, şunları söyledi: “İHKİB olarak çeyrek asra yakın süredir genç yetenekleri ortaya çıkarmanın ve yaratıcı beyinleri sektöre kazandırmanın hazzını yaşıyoruz. Türkiye’nin en köklü moda tasarım yarışmasında bugüne kadar yüzlerce genci moda endüstrisine kazandırdık. İlk kez Koza’da keşfedilen gençlerimizin özgün tasarımlarının katkısıyla 30 yıl önce 1 milyar dolar civarında bulunan hazır giyim ihracatımızı 18.7 milyar dolara çıkardık. Sektör için büyük katma değer yaratan tasarımcılarımız sayesinde hazır giyim üretiminden moda üretimine geçiş sürecinde emin adımlarla ilerliyor, 20 milyar dolar ihracata koşuyoruz. 2016’nın ilk dört ayında Türkiye’nin genel ihracatı yüzde 8.4 gerilerken tasarım odaklı üretim sayesinde hazır giyim ihracatında yüzde 8 artış yakaladık. İnanıyorum ki Koza ile sektöre kazandırdığımız tasarımcılarımızın katkılarıyla hazır giyimde halen 24 dolar olan kilogram başına ihracat gelirimizi 50 doların üzerine taşıyacağız. Dereceye giren genç kardeşlerimizi bir kez daha tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum.”   
Devamını Oku
Standard Post with Image

V. Laleli Fashion Shopping Festival başlıyor.

LASİAD, 7 ülkeden 170 alıcıyı Laleli’ye Getiriyor! Türkiye ekonomisinde ihracat potansiyeli açısından çatı görevi yapan bölgelerden biri olan Laleli’yi yurt dışı pazarlarda da güçlendirmek adına birçok önemli projeye imza atan ve Darbe girişimine inat, üretime ve ihracata devam” diyen LASİAD, V. Laleli Fashion Shopping Festival kapsamında 7 ülkeden 170 alıcıyı İstanbul’a getiriyor. 8 Ağustos’ta başlayıp 14 Ağustos’ta sona erecek olan V. Laleli Fashion Shopping Festival’in basın lansmanı Grand Hyatt Regency Otel’de gerçekleşti. Kalabalık bir basın grubunun yer aldığı lansmana LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, Başkan Vekili ve Festival Komitesi Başkanı Muhammed Sancaktar, Başkan Yardımcıları Ercan Hardal, İrfan Akbaş, Erdem Soylu Karabağlı ve Sayman İbrahim Murat Ramizoğlu katıldı. Türkiye’nin en önemli hazır giyim ihracat merkezlerinden Laleli, başta Rusya olmak üzere komşu ülkelerle yaşanan gerilimler nedeniyle kaybettiği pazarları canlandırmak ve alternatif kapılar açmak için harekete geçti. Laleli Sanayici ve İşadamları Derneği (LASİAD) tarafından bu yıl 5’incisi düzenlenecek olan Laleli Fashion Shopping Festivali 8 Ağustos’ta başlayacak. Festival için LASİAD’ın ev sahipliğinde 7 ülkeden 170 alıcı Laleli’de buluşacak. 15 Temmuz’daki darbe girişiminin ardından Türkiye’nin morale ihtiyacı olduğunu vurgulayan LASİAD Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, bu yılki festivali “darbe girişimine inat üretim ve ihracata devam” sloganı ile gerçekleştireceklerini söyledi. Son bir yılda Ruble’nin değer kaybı ve uçak krizi nedeniyle yüzde 60 daralan Rusya pazarına alternatif arayışındaki Laleli için festivali fırsata dönüştürmek istediklerini bildiren Eyyüpkoca, şöyle devam etti: Festivalin Ana Etkinliğini B2B Görüşmeler Oluşturacak “Önceki yıllarda açık hava defileleri ile festivalimize farklı bir renk ve coşku katıyor, Laleli’de dünyanın en uzun podyumunu kuruyorduk. 300 metrelik podyumda birbirinden ünlü mankenler Laleli’de yaratılan değerleri alıcılarla buluşturuyordu. Ancak bu yıl festival ülkemiz ve milletimiz için sıkıntılı bir döneme denk düştü. Hem 15 Temmuz’daki darbe girişimi sırasında can veren 250’ye yakın polis, asker ve sivilimiz hem de terör olaylarındaki şehitlerimiz nedeniyle defile, eğlence gibi etkinlikler gerçekleştirmeyeceğiz. Şehitlerimizin acısını yüreğimizde yaşarken “hayat devam ediyor” ilkesinden hareketle Laleli Fashion Shopping Festivali’ni düzenleyeceğiz. Darbe girişimine inat üretime ve ihracata devam edecek, ülkemizi büyüteceğiz. Bir hafta sürecek festival boyunca İran, Cezayir, Nijerya, Türkmenistan, Lübnan, Kamerun ve Gana’dan toplam 170 kişilik alım heyetini ağırlayacağız. Avrupa gibi geleneksel pazarlardaki alıcılar darbe girişimini öne sürüp, İstanbul’a gelmekten kaçınırken, davet ettiğimiz ülkelerden hiçbir iptal bildirimi almadık. Bu onların Türkiye’ye olan güvenlerini ortaya koyuyor. Bu yıl ki festivalimizin ana etkinliğini Laleli firmalarının yabancı alıcılarla yapacakları B2B görüşmeleri oluşturacak. Firmalarımız alternatif pazarlar için yeni ihracat köprüleri kuracak.” Krizde Yüzde 60 Daraldık, Gözümüz Erdoğan ve Putin Zirvesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 9 Ağustos’ta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile St. Petersburg’da gerçekleştireceği kritik zirveyi değerlendiren Eyyüpkoca, tarihi buluşmanın uçak krizi nedeniyle yüzde 60 daralan Rusya pazarına can suyu olacağını söyledi. Giyasettin Eyyüpkoca, kriz öncesi Laleli’den ağırlıklı kısmı Rusya’ya olmak üzere 5,8-6 milyar dolar aralığında ihracat gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, “Krizle beraber bu rakam 2,5 milyar dolarlara kadar geriledi. Şimdi yeniden eski günlere dönecek olmanın heyecanını yaşıyoruz. Yaklaşık 3,5 milyar dolarlık kaybın ardından yeniden bir sıçrama yakalayabilmek için gözümüz kulağımız 9 Ağustos’taki zirveden çıkacak kararlarda. Bu kararlar başta Laleli olmak üzere tüm hazır giyim endüstrisine can suyu olacak” dedi.  Festivale Ekonomi Bakanlığı ve İHKİB Destek Veriyor Moda ve alışverişi buluşturan Laleli Fashion Shopping Festivali, bölgede faaliyet gösteren 7 bin civarındaki işyerinin pazarlama ve satış kanallarını daha etkin kullanma hedefiyle düzenlenmeye başlandı. İlki 2012’de gerçekleştirilen ve bu yılla birlikte 64 ülkeden alıcının ağırlandığı festival aynı zamanda “Türkiye’nin en büyük açık hava alış veriş merkezi” olarak da nitelendiriliyor. Ekonomi Bakanlığı ile İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nin (İHKİB) destek verdiği festivalin ana sponsorluğunu önceki yıllarda olduğu gibi yine Garanti Bankası üstleniyor.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Hikmet Tanrıverdi B2B Görüşmelerinde

İHKİB Yönetim Kurulu Başkanı 9 ağustos Salı günü B2B görüşmelerinin yapıldığı alanı ziyaret ederek bilgi aldı. Double Tree by Hilton Otel’de yapılan ziyarete LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca katıldı. Tanrıverdi ve Eyyüpkoca bütün firmaları tek tek dolaşarak, firma yetkilileri ile sohbet ettiler. Firma yetkililerinden olumlu tepkiler alan Tanrıverdi ve Eyyüpkoca hatıra fotoğrafı çektirdikten sonra stantlardan ayrıldılar. 
Devamını Oku
Standard Post with Image

Dostluk, birlik, "beraberlik"... 0-0

Türkiye ile Rusya A milli futbol takımları arasında Antalya'da oynanan hazırlık maçı golsüz sona erdi. Tamamına yakını dolu tribünler önünde, ellerinde Türk ve Rus bayrakları taraftarların coşkulu alkışları ve tezahüratları arasında oynanan maç iki takım için de iyi bir prova oldu. Yeni Teknik Direktör Çerçesov ile ilk maçına çıkan Rusya ile, Arda, Selçuk, Burak gibi aslarının kadro dışı kalmasıyla yeni bir anlayışla sahaya çıkan Türkiye yenişemedi. Maçta Rusya daha etkili olurken, Türkiye'de Emre Mor'un kişisel becerileri ve pozisyonları alkış aldı. İki ülke arasında siyasi kriz sonrası "normalleşme" adımları kapsamında yapılan bu maç, dostluk havası içinde "beraberlik" ile sonuçlandı: 0-0 Bu arada Hürriyet'in aktardığına göre, Rusya Milli Takımı sahaya .ıktığında tribünler ıslık ve protesto edince Antalya Arena Stadında hemen acil bir anons yapıldı.  Federasyon yetkilileri taraftarların Rusya Milli marşı çalınırken Türk misafirperverliğine yakışır şekilde centilmence dinlenmesini istedi. Tribünde binden fazla Rus taraftar da vardı. Stadyum öncesinde dev Türk ve Rus bayrakları önünde taraftarlar hatıra fotoğrafı çektirdiler. Bu arada Rusya'nın maçta, Türk ve Rus bayraklarının olduğu özel forma ile çıkması dikkat çekerken, Türkiye standart forma ile oynadı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da tribünde maçı izleyenler arasındaydı. Bakanın yanında, Rusya Futbol Federasyonu Başkanı Vitali Mutko oturdu. Kaynak: www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Putin, 3 Eylül'de Çin'de Erdoğan ile bir araya gelecek

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Çin'de bir araya geleceği bildirildi.  Konuyla ilgili açıklama yapan Rusya Devlet Başkanı'nın Danışmanı Yuriy Uşakov, "3 Eylül'de Çin'de ikili görüşmeler planlanıyor. İlki Arjantin Devlet Başkanı Mauricio Macri ile olacak. Bu görüşmenin Macri'nin göreve seçilmesinden sonraki ilk görüşme olduğunu belirtmek isterim.  Bunun ardından daha ilginç bir temas gerçekleşecek. Putin, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya gelecek" ifadelerini kullandı.  Uşakov, iki liderin 9 Ağustos'ta St. Petersburg'da bir araya geldiğini hatırlatarak, "İkili ilişkilerin normale dönme süreci ilerliyor. Şimdi charter seferlerinin başlamasına ilişkin kararname çıktı. Kasım ayındaki uçak olayının ardından işbirliğinin normale dönme süreci etkili tempoyla sürüyor" dedi.  Kaynak: www.gazetem.ru
Devamını Oku
Standard Post with Image

Rusya: "Türkiye ile serbest ticaret yakın"

Türkiye ile Rusya arasında hızla yeniden canlanma sürecine giren ekonomik ilişkilerin, serbest ticaret anlaşmasıyla yeni bir boyuta çıkarılması için girişimler yoğunlaştırıldı. Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanı Aleksandr Ulyukayev, iki ülke arasında serbest ticaret anlaşmasının yakında imzalanmasının planlandığını söyledi.  İki ülke liderlerinin G20 zirvesindeki görüşmesinde konuya değindiklerini belirten Rus Bakan, “Serbest ticaret ve yatırım konusunda bir anlaşmaya yaklaştık” dedi. Türkiye-Rusya Yatırım Fonu görüşmelerinde sona gelindiğini hatırlatan Ulyukayev, ekim ayı sonunda Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi ile bir araya gelerek konuyu görüşeckelerini belirtti. Rus Bakan ayrıca, Türk Akımı konusunda ayrıntılar üzerinde çalışıldığı bilgisini verdi. Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Erdoğan'dan Putin'e charter teşekkürü

Çin'de gerçekleştirilen G20 Zirvesi'nde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, charter seferlerinin yeniden başlamasıyla ilgili olarak Rus lidere teşekkür etti. G20 Zirvesi için Çin'in Hangzhou kentinde bulunan Putin ve Erdoğan'ın görüşmesi, 18.10'da başladı . Shangri La Otel'de gerçekleşen görüşme öncesi Erdoğan ve Putin basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Rusya'dan charter seferlerinin dün başladığını anımsatan Erdoğan, "Bugün de St. Petersburg'daki görüşmelerde ele aldığımız konuları burada tekrar değerlendirmek suretiyle, çok çok önemli, geleceğe yönelik, gerek siyasi, gerek ekonomik, gerek bölgesel birçok konuları ele alma fırsatımız olacak" dedi.  Enerji konularında yapılan görüşmeler olduğunu ve bunları değerlendirme fırsatı bulacaklarını belirten Erdoğan, "Bu anlamda da özellikle atacağımız adımlar inanıyorum ki süreci çok daha güçlü kılacaktır." diye konuştu.  "Rus turistlerin Türkiye'de çok sıcak karşılandıklarını gördük" Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Çin'deki görüşmesi sırasında şunları söyledi: "Sayın Cumhurbaşkanı, yeniden görüştüğümüz için memnunum, bu sefer burada Çin'de. Görüşme imkanı bulduğumuz ve sizin St. Petersburg ziyaretiniz sırasında vardığımız anlaşmaların uygulanma sürecini görüşme imkanı bulduğumuz için memnunum. En son yaptığımız telefon görüşmesinde daha önce alınan kararların istenilenden daha yavaş hayata geçirildiğine dikkat çektiniz.  Özellikle charter seferlerinin yenilenmesine ilişkin anlaşmaların gerçekleşmediğini söylediniz. Gördüğünüz üzere, 28 Ağustos'ta Rusya hükümeti ilgili kararnameyi imzaladı ve dün Türkiye'ye Rus turistleri taşıyan ilk charter gitti. Rus turistlerin Türkiye'de çok sıcak karşılandıklarını gördük.  Tabi ki, tüm alanlarda işbirliğimize yeniden başlamak için birçok şey yapmamız gerek. İşte bugün bunları konuşacağız." Rusya Devlet Başkanı Putin'in heyetindeki Enerji Bakanı, Yatırım Fonu Başkanı, Ekonomi Bakanı, Dışişleri bakanı, Gazprom, Rosneft, Rosatom'dan isimleri tanıtmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan da heyetinde Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak ile MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın bulunduğu belirtti.  Kaynak:www.turizmdebusabah.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Vladimir Putin G20'de bir araya geldi

Çin'de yapılan G20 zirvesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rus lider Putin Çin'de bir araya geldi. Yaklaşık 2 saat süren görüşme sırasında Putin'in Hakan Fidan'la ilgili yaptığı espri de güldürdü. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le görüşmesine ilişkin, "St. Petersburg'daki görüşmelerde ele aldığımız konuları burada tekrar değerlendirmek suretiyle çok çok önemli, geleceğe yönelik, gerek siyasi, gerek ekonomik, gerek bölgesel birçok konuları ele alma fırsatımız olacak." dedi. Erdoğan, G20 Liderler Zirvesi için bulunduğu Çin'in Hangcou kentinde, Rusya Devlet Başkanı Putin ile TSİ 18.10'da bir araya geldi. Shangri La Otel'de gerçekleşen görüşme öncesi Erdoğan ve Putin basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Rusya'dan charter seferlerinin dün başladığını anımsatan Erdoğan, "Bugün de St. Petersburg'daki görüşmelerde ele aldığımız konuları burada tekrar değerlendirmek suretiyle, çok çok önemli, geleceğe yönelik, gerek siyasi, gerek ekonomik, gerek bölgesel birçok konuları ele alma fırsatımız olacak." değerlendirmesinde bulundu. Enerji konularında yapılan görüşmeler olduğunu ve bunları değerlendirme fırsatı bulacaklarını belirten Erdoğan, "Bu anlamda da özellikle atacağımız adımlar inanıyorum ki süreci çok daha güçlü kılacaktır." diye konuştu. Putin'in heyetindeki isimleri tanıtmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan da heyetinde Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak ile MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın bulunduğu belirtti. VLADIMIR PUTİN'İN AÇIKLAMALARI Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiyede iç siyasi hayatın normalleşmesini görmekten memnuniyet duyduklarını belirterek, "Türkiyenin zor dönemden geçtiğini görüyoruz. Terörle mücadele etmektedir ve önemli tehditlerle karşı karşıya kalmaktadır, bunu biliyoruz. Türkiyedeki durumun normalleşmesi konusunda önemli başarılar var ama normalleşme tamamen sağlandıktan sonra daha hızlı bir şekilde ileriye gidebileceğiz." dedi. G20 Liderler Zirvesi dolayısıyla Çinin Hangcou kentinde bir araya gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Putin, Shangri La Oteldeki görüşme başlamadan önce gazetecilere açıklamalarda bulundular. Putin, Cumhurbaşkanı Erdoğanla bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "St. Petersburga yaptığınız ziyarette vardığımız mutabakatların nasıl hayata geçirildiğini bugün ele alacak olmaktan mutluluk duyuyorum. Son telefon görüşmemizde mutabakatların istenilen hızla yerine getirilmediğini ifade ettiniz. Özellikle telefon görüşmemizde charter uçuşlarının istenilen hızla yerine getirilmediğinden bahsetmiştiniz. Ama artık, görüyoruz ki 28 Ağustosta hükümetimiz ilgili kararı imzaladı ve 3 Eylülde ilk charter uçuşu Türkiyeye gelmiştir." diye konuştu. Rus turistlerin çok sıcak karşılandığını dile getiren Putin, "İlişkilerimizin tam formatlı bir şekilde tekrar başlaması için daha çok çalışmamız gerekiyor. Ama bugün zaten bunu konuşacağız." diye konuştu. Görüşmenin kapsamlı bir heyet eşliğinde gerçekleştiğine dikkati çeken ve başta Gazprom şirketi olmak üzere enerji şirketlerinin ve enerji bakanının da aralarında olduğunu vurgulayan Putin, heyetteki iki dışişleri bakanının "nasıl güzel konuşabilecekleri konusunda bir yarışma yapacaklarını" söyledi. "EĞER İSTİHBARAT MÜDÜRÜNÜZ BURADAYSA..." Putin, Cumhurbaşkanı Erdoğanın, "Ben de aynı şekilde gerek ekonomiden sorumlu başbakan yardımcım, dışişleri bakanım, ekonomi bakanım, enerji ve tabii kaynaklar bakanım, milli istihbarat müsteşarımla geniş bir ekiple burdayız." sözlerine karşılık, "Eğer gerçekten heyetinizde istihbarat müdürünüz varsa bizim için konuşacak hiçbir şey kalmamıştır, size zaten her şeyi aktarmıştır." esprisini yaptı. Türkiyenin zor dönemden geçtiğini vurgulayan Putin, "Türkiyede iç siyasi hayatın normalleşmesini görmekten memnuniyet duyuyoruz. Türkiyenin zor dönemden geçtiğini görüyoruz. Terörle mücadele etmektedir ve önemli tehditlerle karşı karşıya kalmaktadır bunu biliyoruz. Zaten terörle mücadeleyle ilgili pozisyonlarımızı daha önce anlatmıştık birbirimize. Türkiyedeki durumun normalleşmesi konusunda önemli başarılar var ama normalleşme tamamen sağlandıktan sonra daha hızlı bir şekilde ileriye gidebileceğiz." ifadelerini kullandı.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

What's the future now for Turkish-Russian relations?

Turkey's renewal of ties with Russia represents an invigoration of its already existing "Eurasian direction" in foreign policy, including an outreach to Central Asia, India and China. It is a substitute for the failed "Zero Problems with Neighbors" policy of former foreign minister Ahmet Davutoğlu, but it antedates even the first election of Recep Tayyip Erdoğan as prime minister. It should be seen in the perspective of Turgut Özal's reorientation of Turkish foreign policy after the disintegration of the Soviet Union. After Özal's death, Turkey's relations with Central Asia concentrated mainly on cultural and linguistic cooperation, and on economic relations, particularly infrastructure investment. During the late 1990s, Turkey had a coalition government, and its domestic political instability weakened the Central Asian direction of Turkish diplomacy. But today, Russian-Turkish cooperation in Central Asia to forestall Chinese influence is not out of the question. The Central Asian states would in general welcome this, and the task is to define in which particular spheres of policy such cooperation could be established. Özal's vision for a dynamic and prosperous Organization of Black Sea Economic Cooperation (OBSEC) did not come to pass, because the institution had no real autonomy of its members, and "hard power" in the region came to prevail over "soft power". But a constant factor in the region was the Turkish-American cooperation around Caspian Sea basin energy resources. For that reason, Turkey's relations with Azerbaijan did not weaken during these years. Today, the energy sector is a main focus, emerging from the meeting in St. Petersburg, being taken in the attempt to restore Turkish-Russian cooperation. The Russian attempt to reinvigorate cooperation with Bulgaria over the defunct South Stream project is only a method for pressuring Ankara psychologically over the Turkish Stream. This is shown by the Russian insistence with Bulgaria, that any agreement over South Stream should have juridical guarantees from the Bulgarian side. This is impossible without the approval of the European Union, which is (to put it mildly) highly unlikely to acquiesce. This Russian move represents only that they are playing the longstanding Bulgarian wish for gas-hub off against Turkey. It is a transparent maneuver to gain leverage against Ankara in the negotiations that still have to take place for Turkish Stream to be constructed. One of the biggest differences between the two sides, before talks were broken off last year, is that Russia wanted only the right-of-way for a pipeline across Turkish Thrace (but refused for a long time even to provide a map suggesting where the transit route might lie), whereas Turkey quite rightly was insisting on the construction of upstream infrastructure, and with Russian contributions. This significant difference was never resolved, and it remains to be seen how easily the two sides will reach agreement over the issue, which really is about the Russian vision for Turkey's role in any real partnership between the two sides. Pipes already manufactured for the South Stream project are still in Bulgarian warehouses. The Russians themselves scaled down the Turkish Stream from 62 billion cubic meters per year (bcm/y) to 31 bcm/y after launching their Nord Stream Two project to double the volume of gas exported from Russia to Germany. Half of Turkish Stream's 31 bcm/y could possibly replace the gas that western Turkey receives through the "Western route" of Ukraine-Romania-Bulgaria. Russia pretends that the rest of this gas could reach Italy through the overland Interconnector Turkey-Greece-Italy (ITGI) and the undersea Poseidon pipeline (Greece to Italy under the Ionian Sea). If that does not work, then Russia pretends it might reach southeastern Europe through the so-called Tesla (Greece-FYROM-Serbia-Hungary) pipeline. The ITGI-Poseidon and Tesla routes are nothing but alternative branches of the old South Stream project. However, surveying and engineering for these routes was never executed. Russia will tell Turkey that if the European markets do not work out, then the second string (15 bcm/y) of the Turkish Stream could supply additional natural gas to Turkey if Turkish demand grows sufficiently. This project would surely be unprofitable to Russia for many years in the beginning, but the pipes will rust if they are not used. And as the Blue Stream example shows, Russia has no hesitation about constructing uneconomical pipelines for political and strategic gain. What is clear, however, is that it is not in Turkey's security interest at all to accept such an offer. Turkey's natural gas consumption is already 40 per cent dependent upon imports from Russia, and it would be prudent to diversify sources in order to insure security of the supply. Europe's experience with Russia shows that Moscow has no hesitation about cutting off contractually obligated gas exports in order to press for political and strategic objectives. That said, Turkey and Moscow need each other for the moment. Both have much greater international and domestic challenges then either had a decade ago. In the history of European international relations, Turkish-Russian relations are usually strongest when both have international and domestic problems. The only surprising elements of the present situation is that Russia has decided to proceed, even though Turkey refuses to recognize the annexation of Crimea, against Russia's stated interests, and Turkey has decided to proceed, even though Russia is insisting on having its own way in Syria, against Turkey's stated interests. Russia is beginning to develop offshore fields in the Black Sea that it seized from Ukraine in the course of its annexation of Crimea, so Turkey may have to decide eventually whether it will accept natural gas from those sources. Turkey sees a "strategic partnership" with Russia as desirable, but Russia does not reciprocate this sentiment. It is in fact difficult to see what Russia would be able and willing to offer to Turkey to make a project for "strategic partnership" into a reality. Even the grand bilateral commission will have trouble addressing this issue. Russia has enough problems stimulating its own domestic economic growth. Receiving Turkish investment in the construction sector while offering tourism, a gas pipeline, and a nuclear reactor is fine partnership on a piece-by-piece basis, but there is nothing strategic about it. It will take time even to reestablish an agreement on the terms of previous cooperation. And not even China can replace European foreign direct investment in Turkey or European markets for Turkish exports. www.yenisafak.com/en
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD, İrantex Fuarı’na Katıldı

Tahran’da 3-6 Eylül 2016 tarihleri arasında düzenlenen IRANTEX 2016 Fuarı önceki yıllarda olduğu gibi profesyonel alıcılar ile katılımcıları bir araya getirdi. Hazır giyim, tekstil, iç giyim, ev tekstili, iplik gibi alanlarda fırsatlar sunan fuarda Laleli Bölgesi’nden Gıyas firmasının sahibi ve LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca ile Fimka firmasının ortaklarından ve LASİAD Yönetim Kurulu Üyesi Barış Köseliören katılımcı olarak yer aldı. LASİAD Yönetim Kurulu Üyesi Tarık Nayman ise profesyonel ziyaretçi olarak fuarda yer aldı.  Türkiye milli katılım organizasyonunu İTO’nun yaptığı fuarda ürünlerini sergileyen firmalar, profesyonel alıcılarla bir araya gelerek, ileri ki dönemler için ticari anlaşmaların temelini atarken önemli işbirliklerine imza attılar. 34 Türk firmasının katıldığı fuarda Türkiye’ye ayrı bir salon tahsis edildi. Böylece İran pazarında daha aktif rol almak isteyen Türk firmaları için daha özel ve rahat bir iletişim kurulmasına olanak sağlanmış oldu.
Devamını Oku
Standard Post with Image

2. Uluslararası Ayakkabı Tasarım Yarışması

İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (İDMİB), Türk ayakkabı sektörünün yaratıcı gücünün yükselmesi, özgün tasarımlarını yaratma ve satma isteklerinin güçlendirilmesi  adına Ayakkabı Tasarım Yarışması düzenledi. Uluslar arası bir yarışma olan ve bu yıl 2.si organize edilen  yarışma, 26 Eylül 2016 günü Conrad İstanbul Bosphorus Hotelde  düzenlendi. Ayakkabı sektöründe tasarım ve inovasyona katkıda bulunup ihracatı artırmak maksatlı düzenlenen yarışmada onur jüriliğini Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi üstlendi. Asil jüri üyeliğini ise Barış Arduç, Ali Sabancı, Didem Çapa gibi önemli isimler yaptı. Ayakkabı sektöründe gelecek yılın modasının tanıtıldığı ve aynı zamanda Özge Ulusoy’un baş mankenlik yaptığı yarışmaya sektör temsilcileri katıldı. Yarışmaya LASİAD adına Yönetim Kurulu Üyesi Barış Köseliören katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Putin 11 Ekim'de İstanbul'da

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in olası Türkiye ziyareti ile ilgili ayrıntılar belli olmaya başladı. Putin'in 11 Ekim'de İstanbul'a gelmesi, hem Dünya Enerji Kongresi'ne katılması, hem de Türkiye-Rusya Karma Ekonomik Komisyon (KEK) toplantısı kapsamında Türk iş dünyası ile buluşması planlanıyor.   Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak  yaptığı son açıklamada Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in de Dünya Enerji Kongresi'ne katılacağını söyledi.  Böylece Putin'in Türkiye gezisi ile ilgili ilk kez resmi bir ağızdan açıklama ve teyit geldi. Albayrak açıklamasında kongre sırasında Türk Akımı doğal gaz boru hattı projesi konusunda gelişmeler yaşanabileceğine dikkat çekti. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak şunları söyledi: "23. Dünya Enerji Kongresi çok önemli bir organizasyon. Bu kongrede 'iki taraf olumlu adım atılabilir mi?' ile ilgili müzakereler devam ediyor. Şahsi kanaatim, önümüzdeki hafta İstanbul'da yapılacak enerji kongresine kadar önemli bir mesafe kat edeceğimiz yönünde." 9-13 Ekim tarihlerinde  Enerji Bakanlığı'nın ev sahipliğinde İstanbul'da gerçekleşecek olan kongre, enerji sektörünün en önemli oyuncularını buluşturacak. İran ve Suudi Arabistan enerji bakanlarının aralarında bulunduğu 60 devlet bakanın katılacağı kongreye Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in de katılacağı duyuruldu. İstanbul Kongre Merkezi ve Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde düzenlenecek kongreye 100 ülkeden 60 devlet başkanı, enerji bakanı ve CEO katılacak. Konuşmacılar arasında Suudi Arabistan Enerji, Endüstri ve Doğal Kaynaklar Bakanı Khalid Al-Falih, İran Enerji Bakanı Hamid Chitchian, BP Grup Şirket İcra Kurulu Başkanı Bob Dudley, ayrıca Saudi Aramco, Gazprom, Shell, Total, Socar, Lukoil, OMV, EDF, EnBW, ENGIE, E.ON CEO'ları ile Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol bulunuyor. Bu arada Putin'in İstanbul gezisi planında 10-11 Ekim’de İstanbul’da yapılacak Karma Ekonomik Komisyon (KEK) toplantısıın da olduğu bildiriliyor. Kremlin Basın Sözcüsü Dmitriy Peskov da Putin’in ziyaretini konusunda “Tüm hazırlıklar tamamlandığında gerekli açıklamayı yapacağız” ifadelerini kullandı. Putin ve Erdoğan, St.Petersburg’ta ilişkilerin normalleşmesi sürecini başlatmışlardı. Putin, Türkiye’ye son olarak, 2015 yılı Kasım ayında G20 için gelmişti" denildi. Bu arada Dış Ekonomik İlişkiler Konseyi (DEİK) tarafından yapılan açıklamaya göre, Karma Ekonomik Komisyon (KEK) toplantısına  12 Ekim Çarşamba günü Intercontinental İstanbul otelinde yapılacak.  Kaynak: www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Üçüncü Havalimanı’nda ilk pist ortaya çıktı

Yüzde 30'u tamamlanan İstanbul Yeni Havalimanı'nın bir numaralı pistinde yürütülen çalışmalar havadan görüntülendi. İnşaatı tüm hızıyla devam eden ve yüzde 30'u tamamlanan İstanbul Yeni Havalimanı'nın (İYH) bir numaralı pistinde yürütülen çalışmalar havadan görüntülendi. Tamamlandığında Türkiye'yi dünyanın en önemli havacılık merkezlerinden biri haline getirecek havalimanının ana terminal binasının kaba inşaatının yıl sonuna kadar bitirilmesi planlanıyor. Sabah'ın haberine göre, Havalimanının inşaatını gerçekleştirmek ve 25 yıl boyunca işletmesini yapmak üzere kurulan İGA, sosyal medya hesaplarından birinci etabı 26 Şubat 2018 tarihinde hizmete girecek havalimanında inşaatı devam eden 1 numaralı pisttin havadan çekilen son görüntülerini paylaştı. 4 ETAPTA BİTECEK Airbus A380 ve Boeing 747 gibi büyük gövdeli uçakların rahatlıkla iniş-kalkış yapabileceği 3 bin 750 metre uzunluğunda 60 metre genişliğindeki pistte son aşamaya gelindiği görülüyor. İstanbul'un kuzeyine, şehir merkezine 35 kilometre mesafede 76.5 milyon metrekarelik alana inşa edilen havalimanı her biri ayrı ayrı planlanan 4 etaptan oluşuyor. Projenin birinci etabının ilk aşamasında birbirine uzaklıkları bin 700 metre olacak 2 bağımsız paralel pist, 2 bağımlı pist ve 90 milyon yolcu kapasiteli ana terminal binası yer alacak. ÖN TALEP TOPLANIYOR Birinci etabın 2'nci aşamasının tamamlanması ile 3'üncü bağımsız paralel pist devreye girecek. Yeni havalimanı, tüm fazları tamamlandığında ise yıllık 200 milyon yolcuya çıkarılabilir kapasitesi ile 350'den fazla destinasyona uçuş ve 150'den fazla havayolu şirketine ev sahipliği yapacak. Havalimanı doğrudan 100 bin yan sektörlerle birlikte 1,5 milyon kişiye yeni istihdam alanı sağlayacak. Havalimanındaki 1.4 milyon metrekare büyüklüğündeki 'Kargo Şehri' içindeki gümrük bölgesinde yer alacak 300 kargo acente ofisi için de ön talep toplanmaya başladı. Üç katlı ofis blokunda 13 ile 19 metrekare arasında arasında değişen 300 ofis için 3 farklı fiyat kategorisi bulunuyor. Kaynak: www.millliyet.com.tr
Devamını Oku
Standard Post with Image

Nabi Avcı’dan turizmcilere charter müjdesi

Turizm Bakanı Nabi Avcı’dan turizm sektörüne charter müjdesi geldi. Bakanlar Kurulu kararı ile charter uçuşlarına verilen yakıt desteğinin yıl sonuna kadar uzatılmasının olumlu etkilerini Antalya’da görmeye başladıklarını belirten Avcı, “Önümüzdeki yıl da benzer teşviklerin devam etmesinde yarar görüyoruz” dedi. TBMM’de milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Avcı, Türkiye’ye charter uçuşlarıyla turist getiren seyahat acentelerine uçuş başı 6 bin dolarlık yakıt desteğinin ilk olarak 1 Nisan-31 Mayıs 2016 tarihleri arasında verildiğini vurguladı. Bakanlar Kurulu kararıyla Antalya Gazipaşa-Alanya, Antalya, Muğla Dalaman, Muğla Milas-Bodrum, İzmir Adnan Menderes ve Kütahya Zafer havalimanlarının iniş gerçekleştirilecek meydanlar olarak destekleme kapsamına alındığını hatırlatan Avcı, uçaklara verilen desteğin daha sonra önce 31 Ağustos’a, ardından da yıl sonuna kadar uzatıldığını kaydetti. Uçuş desteğinin etkilerini özellikle Antalya’da görmeye başladıklarını dile getiren Avcı, “Önümüzdeki yıl da benzer teşviklerin devam etmesinde yarar görüyoruz” dedi. Charter uçuşlara verilen destek ve Rusya’nın charter seferlere uyguladığı yasağın kaldırılmasıyla bu ülkeden Antalya’ya gelen turist sayısında hareketlilik yaşandı. Bu kapsamda 2- 30 Eylül arasında kente büyük bölümü charter olmak üzere 918 uçak indi, önümüzdeki 2 ayda da 607 yeni uçuş daha yapılması bekleniyor. Antalya’ya, 2 Eylül’den sonra charter ve tarifeli uçuşla 153 bin 400 Rus turist geldi. 607 yeni uçuşla 130 bin Rus turistin daha Antalya’ya gelmesi bekleniyor. Turizm sektörü temsilcileri, eklenecek yeni charter seferlerle birlikte Rusya’dan yıl sonuna kadar gelecek turist sayısının 300- 350 binlere ulaşabileceğini öngörüyor. ‘TEMMUZ 2018 TARİHİNE KADAR DEVAM ETMELİ’ Avcı’nın açıklamaları turizmcileri de heyecanlandırdı. Turizm Yatırımcıları Derneği (TYD) Başkanı Murat Ersoy, “Bize göre şimdi ilan edip teşviklerin Temmuz 2018’e kadar devam etmesi gerekiyor. O zaman sağlıklı bir yapıya ulaşır. Ondan sonra gerek olmayacağını düşünüyoruz. Ama teşviklerin son açıklanması, etkisini azaltıyor. Bunların önceden duyurulması gerekiyor. Erkenden açıklansın ki, Türkiye’yi tur operatörleri ve tarifeli havayolları planlama dışı bırakmasınlar” diye konuştu. ‘TEŞVİKLERİN SÜRMESİ SEKTÖRE KATKI YAPACAK’ Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkanı Osman Ayık da Bakan Avcı’nın turizm sektörüne ilişkin konuşmasını çok olumlu bulduğunu, sektöre verilecek desteklerin çok önemli olduğunu belirtti. Sektörün sıkıntılı bir süreç yaşadığını vurgulayan Osman Ayık, “Turist sayısı ve finansman açısından teşviklerin önümüzdeki yıl da bir şekilde devrede olması çok önemli katkılar yapacaktır” değerlendirmesinde bulundu. Kaynak: www.habertürk.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Bakan Bozkır'dan çok önemli pasaport açıklaması

AB Bakanı Bozkır, "Vizeler iki ay içinde ya kalkacak ya da kalmayacak" dedi. Bozkır ayrıca parmak izli pasaportlara geçiş yapacak olan pasaport sahibi vatandaşların tekrar harç yatırmayacaklarını söyledi. CNN Türk’te yayınlanan Hakan Çelik ile Hafta Sonu programına katılan AB Bakanı Volkan Bozkır sorulara cevap verdi. AB ile vizelerin kaldırılması ile ilgili konuşan Bozkır “Vizeler iki ay içinde ya kalkacak ya da kalmayacak” dedi. Bozkır vizelerin belirlenen tarihte kaldırılmasının yüksek bir ihtimal olduğunu da sözlerine ekledi. Bozkır, “İki ay sonunda vizeler kalkacak. Kalkma ihtimali çok büyük. Bütün anlaşma yapıldı. Burada bütün mesela 72 beklentiyi karşılamamız. 6 yasa geçmesi gerekiyordu. O geçti. 5 yasa daha Meclis’ten geçecek. Şu anda 40 önlem ve beklenti karşılanmış durumda” dedi.  AB Bakanı, "Vizeleri kaldırmazsa AB, biz de geri kabul anlaşmasını fesh edebiliriz. Bu durum anlaşmada var. Geri kabul anlaşmasını da vizeler kalkmazsa fesh ederiz" dedi.  YENİDEN HARÇ YATMAYACAK AB Bakanı Volkan Bozkır ayrıca parmak izli pasaportlara geçiş yapacak olan pasaport sahibi vatandaşların tekrar harç yatırmayacaklarını söyledi. DEFTER BEDELİ ÖDENECEK   Bozkır, yeni pasaportlar için harç ödenmeyeceğini ancak sadece defter bedeli ödeneceğini belirtti. Avrupa Birliği'ne vizesiz seyahatte işte bunlar değişecek Örneğin iki yıl önce 10 yıllık pasaport almış bir vatandaş yeni pasaport aldığında kalan 8 yıl için ayrıca bir harç ödemeyecek. "PASAPORT HARÇLARI YÜKSEK DEĞİL" Volkan Bozkır “pasaport harçlarının yüksek olduğu” şeklindeki yorumlara katılmadığını söyledi. Kaynak: www.radikal.com.tr
Devamını Oku
Standard Post with Image

Zirve muhasebesi: Kim ne aldı?

Uçak krizi sırasında atılan köprüleri tekrar onarmaya başlayan Tükiye ile Rusya, dün iki ülke liderinin İstanbul zirvesi ile yeniden "güçlü işbirliği" mesajları verdi. İlişkilerin temel taşlarından olan enerji alanında Türk Akım için konulan imzalar, Ankara-Moskova bağlarını daha da perçinledi. İki liderin yakınlığı ve samimi pozları, kriz günlerine sünger çekildiği, "normalleşme" sürecinin pratikte Türk tarafının arzuladığı kadar hızlı olmasa da "adım adım" devam edeceği tespitlerini güçlendirdi. Her ne kadar Rusya'daki iş dünyasının beklediği somut adımlar henüz atılmamış olsa da, genel manzara Türkiye-Rusya ilişkilerinde bulutların büyük ölçüde dağıldığı, Suriye krizi yüzünden yeni "kara bulutlar" birikmezse yolun açık olduğu şeklinde.    Dünkü zirveden çıkan bazı sonuçları şöyle sırlamak mümkün: - İki lider uçak krizi sırasında büyük darbe olan samimi ilişkilerine yeniden döndüler. Erdoğan ile Putin’in birlikte verdikleri fotoğraf, “kırgınlıkların unutulduğu, Rus tarafının uçak krizinin perde arkasında başka nedenler olduğu kanaatine geldiği, Erdoğan ile ilişkileri iyi tutma arzusunda olduğu” yorumlarını güçlendirdi. - Putin, iki ülkenin Türkiye’yi “enerji hub’ı yapma” niyetini bizzat dile getirerek, Türkiye ile stratejik ilişkilerin olası boyutuna dair ipucu verdi. Hata kulislerde, TANAP, Türk Akımı gibi projelerin birbirine rakip değil, Rusya-Türkiye-Azerbaycan arasında “enerji ortaklığı” yaratma konusunda fırsat verebileceği değerlendirmeleri yapıldı. - Rusya Botaş’ın istediği doğal gaz indirimini alamadığı için Türk Akımı’na daha önce gerekli izinleri vermemişti. Şimdi Gazprom’dan indirim garantisi alındığı, sadece oran üzerinde görüşmeler yapılacağı bildiriliyor. Rus basını da bugün Putin'in Türkiye'ye gazda indirim için söz verdiğini özellikle vurguluyor. - Rus tarafının Güney Akım’ın suya düştüğü bir dönemde Türk Akımı anlaşmasını imzalaması, Batı’ya karşı “Hala enerjide gücümüz yerinde” mesajı olduğu ve Ankara ile Moskova’nın AB’ye karşı “ortak tavır” sergiledikleri belirtiliyor. AB içinde Rusya’dan yeni hat ile gaz almaya hazır pek şok ülke olduğu içini, bu proje AB enerji politikalarındaki çatlağı büyüteceğe benziyor.  - Suriye konusunda medyanın önünde "farklı düşüncelere rağmen diyaloga devam" mesajı verilse de, iki tarafın politikalarının hala çok uzak olduğu belirtiliyor. Esad'ın kaderi konusu en önemli farklılık konusu olarak masada. Ancak Fırat Kalkanı operasyonu ile ilgili Rusya'nın başından itibaren ölçülü tepki verme çabasında olması, iki tarafın uçak krizi oılayından ders alarak "diğer konuların ikili ticari-ekonomik ilişkilerin seyrini bozmasına izin vermeme" çabasına bağlanıyor. - Zirvede ağırlığın enerji projelerine ve Suriye konusunda olduğu, ikili ilişkilerdeki detaylı konuların bakanlara havale edildiği anlaşılıyor. Yaş sebze meyvede yasağın domatesi kapsamaması, Rusya’nın yerli üreticisini koruma kararlılığı ile açıklanıyor. Çalışma izinleri başta olmak üzere, Türk iş dünyasının talepleri, KEK toplantısı ve bakanlıklar arasındaki müzakerelere kaldı. Yani Rusya verirken "acele" etmiyor. -  Rusya’nın ilk günden Putin’in ağzından ilan ettiği “kademeli normalleşme” politikasına bağlı olduğu, Türkiye’den gelen taleplerin “aşama aşama karşılanacağı” mesajı verdiği anlaşılıyor. Yıl sonuna kadar yaptırımlardan kaynaklanan yasakların kaldırılması bekleniyor.  Vize konusunda ise en fazla "iş adamlarına vizesiz rejim" beklentisi şimdilik gündemde. Turist vizesinin kaldırılması, Türkye'de olağanüstü hal sürdükçe masada olmayacağa benziyor. Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türk Akımı'na tarihi imza

Türkiye ile Rusya arasında, Türk Akımı boru hattının inşaatına dair hükümetlerarası anlaşma dün İstanbulda imzalandı. İki ülke devlet başkanının huzurunda imzalanan anlaşma, Karadeniz'in altından hem Türkiye'ye, hem de Türkiye üzerinden  AB'ye gaz sevk edecek iki paralel hat döşenmesini öngörüyor. İstanbul'da düzenlenen 23. Dünya Enerji Kongresi'ne  katılan Rusya Devlet Başkanı Putin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan,  son derece yoğun bir gün yaşadı. İki lider, kongrenin açılış oturumunun ardından ikili görüşme için Mabeyn Köşkü'nde buluştu. İki liderin görüşmesi 1 saat 40 dakika kadar sürdü. Görüşmenin ardından  Türk Akımı gaz boru hattı için hükümetler arası anlaşma imzalandı. İki ülke enerji bakanları, liderlerin huzurunda imzaları attı. Putin, Rusya'nın bazı Türk tarım ürünlerinde yasağı kaldırdığını açıkladı. Putin 2015 yılında 500 milyon dolarlık Türk gıda ürünü alındığını, yasak kararının kalkmasıyla Rusya'nın kendisinin üretmediği bu ürünlerde, iç piyasada fiyatların ucuzlayacağını söyledi ve "karşılıklı faydaya" işaret etti. Rus liderin "çekirdekli ürünler ve turunçgillerde yasağın kaldırıldığını" açıklaması dikkat çekti. Bu durumda domateste ihracat yasağı ise sürecek.   Rusya Federal Tarım Ürünleri Denetleme Ajansı (Rosselhoznadzor) Başkanı Aleksey Alekseyenko, Türkiye’den gelen narenciye, şeftali ve eriğin girişine daha önce getirilen kısıtlamanın kaldırılacağını açıkladı. Sputnik'e  göre, Türkiye’den Rusya’ya meyve teslimatının güvenli bölgelerden ve büyük işletmelerden geleceğini belirten Alekseyenko, “Türk mevkidaşlarımızla geçen hafta görüşmemiz oldu. Haşerelerden arındırılmış bölgelerden ve kontrolümüz altında güvenliği sağlamaya hazır büyük işletmelerden başlayarak meyve teslimatını yeniden başlatma konusunda anlaşmaya vardık” dedi. Alekseyenko, hangi tarım ürünlerine izin verileceği sorusuna, “Narenciye ve sert çekirdekli meyveler, yani Türkiye için geleneksel meyveler, şeftali, erik ve diğerleri” cevabını verdi. ÖNEMLİ MESAJLAR Anlaşmanın imzalanmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmeye ilişkin bilgi verdi. Erdoğan, Putin ile dolu dolu bir görüşme yaptıklarını belirterek, “23. Dünya Enerji Kongresi sebebiyle İstanbul'daki toplantımızı gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Toplantı 2 gün daha sürecek. Bu kongre çok daha farklı bir zenginliğe kavuşacaktır. Bugün devlet başkanları olarak açılış konuşmalarında bir arada bulunduk. Ardından ikili görüşmelerimizi gerçekleştirdik. Bakanlarımız ikili görüşmelerine devam ediyor. Bu aynı zamanda ülkeler arasındaki enerjiyle ilgili münasebetleri özellikle ilgilendiren konular. Türkiye Rusya arasındaki ilişkiler noktasında Sayın Başkanla dolu dolu bir gün geçirdik. Sonunda az önce imzalanan anlaşmalar imzalanacak noktaya geldi” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye -Rusya arasındaki normalleşme sürecinin hızla devam edeceğine inandığını belirterek, “Türkiye Rusya arasındaki normalleşme sürecinin hızla devam edeceğine inanıyorum. Bir çok alanda bu ilişkilerimizi bundan sonraki süreçte çok iyi şekilde geliştireceğiz” diye konuştu. "KARŞILIKLI GÖREVLENDİRMELER YAPTIK" Görüşmede Suriye konusunun da ele alındığını belirten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Tabii çok daha hassas bir konu bölgedeki mevcut gelişmeler. Suriye konusunu etraflıca ele alma imkanımız oldu. Fırat Kalkanı operasyonunu kendileriyle görüştük. Bu konuda iş birliği yapabiliriz, bunların değerlendirmesini yaptık. Halep'teki gelişmelerde insani yardım konusunda ne gibi strateji uygulayalım ki insanlar rahata kavuşsunlar; bu konuda karşılıklı olarak görevlendirmemizi yaptık” ifadelerini kullandı. Erdoğan, “Türk Akımı'nın aramızda değerlendirmesini yaptık. Türk akımıyla ilgili sürecin hızlanması konusunda az önce atılan imzayla noktayı koyduk. Akkuyu Nükleer Enerji Santrali'yle ilgili olarak burada bundan sonraki sürecin hızla devamında mutabakatımız net. Zaman kaybının önümüzdeki süreçte telafi edileceği inancındayım” diye konuştu. Son dakika: Türkiye ile Rusya arasında Türk Akımı anlaşması imzalandı Rusya Devlet Başkanı Putin'in açıklamalarından satırbaşları şöyle: Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye’den ihraç edilmesi yasaklanan bazı tarım ürünlerindeki kısıtlamaları kaldırdıklarını belirterek, “Türk Akımı doğalgaz boru hattı projesi çevresinde Türkiye'ye doğalgaz indirimi yapılması konusunda mutabık kaldık” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Mabeyn Köşkü'nde gerçekleştirdiği görüşmenin ardından açıklama yapan Putin, “Kongre için gönderilen davetten dolayı şükranlarımı sunuyorum. Bu çok büyük bir organizasyonun başarılı şekilde gerçekleştirilmesinden dolayı Türk dostlarımız tebrik ederim. Bizim iki ülke için çok fazla konu üzerinde görüş alışverişi yaptık. İkili ilişkilerin normalleşmesi sonucunda çaba gösterme konusunda mutabık kalmıştık” dedi. “BAZI TARIM ÜRÜNLERİNDEKİ KISITLAMALARI KALDIRDIK” Narenciye ve yaş sebzeye yönelik yasağın kaldırılması kararını aldıklarını anlatan Putin, “Özellikle şu konuya dikkatinize çekmek isterim. Rusya, Türkiye’den ihraç edilmesi yasaklanan bazı kalemlerin yeniden ihracını açmış bulunuyoruz. Narenciye gibi bazı tarım ürünlerindeki kısıtlamaları kaldırdık. Bu karşılıklı yarar sağlayan bir karar sonuçta. Rusya’daki tarım sektörü bu tür tarım ürünleri üretmiyor. Türkiye’den bu kalemleri Rusya’ya ithal edince Rusya’daki fiyatlar düşecektir. Türk ortaklarımız için Rusya piyasasının açılışı anlamına gelecektir. Bahsettiğim kalemlerin 2015 yılındaki ihracatının hacmi 500 milyon dolar hacmindeydi. Dolayısıyla önemli kararlar alındı ve ikili ilişkilerimizin tamamen normalleşmesi konusunda mutabık kalmıştık. Önümüzdeki günlerde bizim karma ilişkiler konseyimiz bu konuda çalışacaktır. “TÜRKİYE'YE DOĞALGAZ İNDİRİMİ YAPILMASI KONUSUNDA MUTABIK KALDIK” Putin, Türk Akımı projesi çevresinde Türkiye'ye doğalgaz indirimi yapılması konusunda anlaştıklarını da belirtti. “HALEP'E İNSANİ YARDIMLARIN GÖTÜRÜLMESİ, İÇİN GÖRÜŞÜMÜZ AYNI” Putin, görüşmede farklı alanlarda iş birliğinin de ele alındığını belirterek, “Uzay gibi diğer alanlarda iş birliğimizin geliştirmesini ele aldık bugünkü görüşmede. İnsani alanda işbirliğinin geliştirilmesinden bahsettik. Türk tarafı bize karşılık olarak Rus Turizm Günleri yapmayı önerdiler. Biz bu öneriyi destekliyoruz. Suriye'de akan kanın durdurulmasından yanayız. Düşünüyoruz ki Suriye'deki barışı isteyen herkes bunu desteklemeli. Halep'e insani yardımların götürülmesi, için görüşümüz aynı. Tek konu var insani yardımın ulaşımında güvenliğin sağlanmasıdır”. “HALEP'E İNSANİ YARDIMI ABD ENGELLİYOR” Putin konuşmasını şöyle sürdürdü: “İnsani konulara ateş açılmasın diye önerimiz oldu Amerika tarafına. Amerika tarafı fiilen bunu yapmak istemiyor yada yapamıyor. Özellikle özel servisler ve askeri kurumlarımızın arasındaki temasların hızlandırılması için mutabık kalmıştık. Biz savunma sanayi alanındaki işbirliğini sürdürmeye hazırız. Bunu somut projelere dönüştürülmesini umut ediyoruz. Her iki taraftan bu noktada olan öneriler araştırılmaktadır. Bunları gerçekleştirmek için imkanlarımız var." Görüşmenin heyetler arası kısmında Türk tarafından Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Enerji Bakanı Berat Albayrak ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Rusya tarafından Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Ekonomi Bakanı Aleksey Ulyukaev ve Enerji Bakanı Aleksandr Novak katıldı. Öte yandan Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rusya ve Türkiye arasında Suriye konusunda görüş ayrılıklarının mevcut olduğunu ancak iki ülkenin diyalogun devamı için siyasi irade ortaya koyduğunu söyledi.  Sputnik'e göre, gazetecilerin, Rusya ve Türkiye’nin Suriye konusundaki görüş ayrılıklarının giderilmesi konusunda ilerleme kaydedip kaydetmediğine dair sorusunu yanıtlandıran Peskov, “Şüphesiz ki Suriye konusunda görüş ayrılıkları, farklı yaklaşımlar mevcut. Yine de en azından diyalog devam ediyor ve taraflar, bu iletişimi geliştirmek için siyasi irade gösteriyor ki bu bile olumlu bir faktör” dedi. Bu arada Gazprom Başkanı Aleksey Miller, Rusya ve Türkiye'nin Türk Akımı doğalgaz boru hattı projesinde iki kol inşa edilmesiyle ilgili hükümetlerarası anlaşma imzalaması konusunda mutabakat sağladığını ve anlaşmanın Putin-Erdoğan görüşmesinin sonunda imzalanacağını ifade etti. Miller, anlaşmanın proje çerçevesinde iki kol inşa edilmesini öngördüğünü ve iki kolun Aralık 2019'a kadar inşa edileceğini bildirdi. Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Gana Büyükelçisi LASİAD'I Ziyaret Etti

Gana Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi İbrahim Abass ile Ankara Ticari Ataşesi Dr. John Hawkins Asiedu, 5.Laleli Fashion Shopping Festival Organizasyonunda kendilerine gösterilen ilgi nedeniyle 11 Ekim'de LASİAD'a teşekkür ziyaretinde bulundu. LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, Başkan Vekili Muhammed Sancaktar, Başkan Yardımcıları İrfan Akbaş, Murat Özpehlivan ile Yönetim Kurulu Üyeleri İbrahim Murat Ramizoğlu, TarıkNayman, Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak, Proje Sorumlusu Fatih Akkoç’un bulunduğu görüşmede Gana-Türkiye ticari ilişkileri ve karşılaşılan sorunlar ile bunlara ilişkin çözüm önerileri değerlendirildi. Türk ürünlerinin kalite, fiyat ve tasarımından çok etkilendik "Ganalı işadamları, Türk ürünlerinin kalite, fiyat ve tasarımından çok etkilendi" dediği konuşmasında Abass; ülkesi ile Türkiye arasındaki uçak fiyatlarının yüksekliği ve Türkiye'nin vize prosedürleri gibi zorluklara dikkat çekti. Abass; "Bu nedenle belki ülkemizde bir iletişim ofisi açıp ürünlerinizi numuneleriyle birlikte tanıtacağınız broşür-kataloglar hazırlayabilirsiniz" önerisinde bulundu. Abass'ın peşinden söz alan Eyyüpkoca da tüm bu meseleleri bildiklerini ve resmi yetkililere ilettiklerini, hatta bu sayede uçak ücretlerinde indirim sağlanmasına katkı sunduklarını belirttikten sonar asgariye indirilmesi ya da çözülmesinin takipçisi olacaklarını bildirdi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD 9.İstanbul Moda Konferansı’ndaydı…

9. İstanbul Moda Konferansı , Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) ev sahipliğinde 12-13 Ekim tarihleri arasında Four Seasons Bosphorus Hotel’de gerçekleştirildi. Hazır giyim ve konfeksiyon sektöründen birçok ismin ilgi gösterdiği organizasyonda, LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak yer aldı. Enerji Bakanı Nihat Zeybekçi’nin açış konuşmasıyla başlayan konferans, sektörde uzman kişilerin sunumlarıyla sürdü. Moda sektöründe yeni işbirlikleri oluşturulması ve var olan iş hacminin artırılmasını amaçlayan konferansın 2. günü ise ikili iş görüşmeleri (B2B) ile devam edecek.
Devamını Oku
Standard Post with Image

2017'de hedef 5 milyon Rus turist

TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy, bu yılı 500 bin Rus turistle bitirmeyi beklediklerini ancak 2017'de 5 milyondan fazla Rus turist ağırlamayı hedeflediklerini söyledi. TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy, Türk-Rus 18. Dönem İş Konseyi Toplantısı'nda gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye'ye gelen Rus ziyaretçi sayısının bu yıl şu ana kadar 336 binde kaldığını belirterek bu yılı 500 bin turistle bitirmeyi beklediklerini söyledi. Rusya pazarındaki kayıplarının yüzde 88'e ulaştığını kaydeden Ulusoy, son dönemlerde ülke liderleri arasında yaşanan olumlu temasların ve 23. Dünya Enerji Kongresi'ndeki anlaşmaların sevindirici bir gelişme olduğunu dile getirdi.  NEYİ BEKLİYORUZ? Ulusoy, Rusların en rahat tatil yapacağı, en rahat uçacağı ülkenin Türkiye olduğunu, günde 15 uçak seferi bulunduğunu ve THY'nin bu ülkeye başarılı operasyonlar gerçekleştirdiğini ifade ederek, şunları kaydetti: "Özel hava yolları ve charter uçuşlar da başarılı. Neyi bekliyoruz? Çünkü Ruslar tatil yapmadılar, yorgunlar. Bizim de otellerimiz, uçaklarımız, yani sektörümüzün tümü hazır. Çünkü ikinci büyük gelen ziyaretçi sayısı Rusya'dan. Şu anda düğmeye basıldı. Gelecek yılın hazırlıklarına başladık. Ruslara gönlümüz, kapımız açık. Bu yılı 500 bin Rus turistle bitirmeyi bekliyoruz. Ancak 2017'de 5 milyondan fazla Rus turist ağırlamayı hedefliyoruz. İki taraf da birbirine hasret." 'İKİ ÜLKE BİRBİRİNİ TAMAMLIYOR' Başaran Ulusoy, Rusya'da olmayan ürünlerin Türkiye'de, Türkiye'de olmayanın da Rusya'da bulunduğunu, iki ülkenin birbirini tamamladığını, birbirine ihtiyaç duyduğunu ve rakip olmadığını söyledi. Rusların tatil yapmak, kaymak ve denize girmek için Türkiye'yi tercih ettiğini belirten Ulusoy, "Kız almışız, kız vermişiz, akrabalıklar kurmuşuz. 1990'dan bu yana kurulan dostluklar var. İkinci, üçüncü nesil var. Sayın Putin'in konuşmasında 3-4 defa turizme vurgu yapması müsaadeleri erken vereceği anlamına gelmiştir. Şu anda faaliyetlere başladık" diye konuştu. TANITIM ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR Ulusoy, Türkiye'nin tanıtımını farklı ülkelerde de sürdürdüklerini, Madrid, Frankfurt, Lüksemburg ve Amsterdam'a gittiklerini, Türkiye hakkında yapılan yanlış algıları düzeltmeye çalıştıklarını söyledi. Ulusoy, "İnşallah 2016'nın kayıplarını 2017'de toparlarız diye düşünüyorum. İstanbul, Antalya kan kaybetti. Türkiye bir turizm ülkesi. İhracatın yüzde 21'ini turizm sektörü yapıyor. Sektör 1 milyon 200 bin kişiye iş veriyor. Bu sektörden vazgeçemeyiz" dedi. Kaynak:www.turizmdebusabah.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Sonbahar depresyonunu önlemek için 10 öneri

İşte mevsimsel depresyondan korunmak için günlük yaşamda yapılması gereken değişiklikler... Bol güneşli ve sıcak günlere yavaş yavaş veda ediyoruz. Gri ve soğuk hava, dikkat edilmezse metabolizma kadar psikolojiyi de olumsuz yönde etkiyebiliyor. Özellikle bugünlerde sabahları yataktan kalkmak güçleşiyor, yorgunluk şikayetleri artıyor, kişi kendini daha az enerjik hissediyor ve uyku ihtiyacı artabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Psikoloji Bölümü'nden Uz. Psk. Didem Üngör, mevsimsel depresyondan korunmak için günlük yaşamda yapılması gereken değişiklikler hakkında bilgi verdi. Gün ışığının azalması psikolojiyi etkiliyor Mevsim dönüşleri, beden sağlığı kadar ruh sağlığını da etkilemektedir. Duygusal, zihinsel, davranışsal ve bedensel bazı belirtiler bu dönemde artış gösterir. "Mevsimsel depresyon” olarak adlandırılan bu tablo, Eylül– Ekim aylarında kendini göstermeye başlar ve genelde kış aylarının bitimine kadar devam eder. Araştırmalara göre, mevsimsel depresyonda, özellikle sonbahar ve kış aylarında günlerin kısalması, gün ışığında azalma ve daha uzun süre karanlığa maruz kalma etkili olmaktadır. Ağır seyirli mevsimsel depresyona karşı önleminizi alın Mevsimsel depresyon, diğer depresyon tipleri ile benzer belirtiler gösterir. Genel bir hüzün ve üzüntü hali, ağlama krizleri, geleceğe dair umutsuzluk ve olumsuz düşünceler, gerginlik hali, öfke patlamaları, yoğun kaygı hissi, enerjide azalma, yorgunluk, halsizlik, sosyal hayattan kendini geri çekme, önceden zevk alınan aktivite ve ilişkilerden uzaklaşma, uyku problemleri, iştah ve yeme alışkanlığında değişiklikler, konsantrasyon güçlüğü ve performans düşüklüğü görülen belirtiler arasındadır. Bu belirtilerden hepsi görülebileceği gibi sadece bazıları da görülebilir. Mevsimsel depresyon belirtileri hafif, orta ve ağır derecede olabilir. Hafif derecede belirtiler kişinin günlük yaşantısını çok etkilemez ve aksatmazken, ağır derecede olan belirtiler kişinin günlük fonksiyonlarını çok engeller. Her belirti mevsimsel depresyon olmayabilir Mevsimsel depresyon tanısı için detaylı bir klinik değerlendirme gerekmektedir. Psikolojik değerlendirme, fiziksel muayene ve laboratuvar testlerinin ardından hasta için genel bir sonuç tablosu çıkartılabilir. Mevsimsel depresyon tanısı konulabilmesi için en az 2 yıl üst üste, yılın aynı dönemlerinde bu belirtilerin ortaya çıkması ve hem ruh halindeki hem de davranışlardaki değişiklikleri açıklayacak başka bir nedenin olmaması gerekir. Çevredeki çeşitli stres faktörlerinin ve fiziksel başka bozuklukların olması sonucu ortaya çıkan belirtiler ve şikayetler mevsimsel depresyondan ziyade başka tanıları düşündürebilir. Mevsimsel depresyonu önleyen 10 öneri - Kaliteli bir yaşam oluşturmak ve öngörülebilir şekilde yaşamak kişiyi mevsimsel depresyondan korumaktadır. Bunun için; - Gün ışığından mümkün olabildiğince faydalanın. Sabahları erken kalkmak size bu konuda yardımcı olacaktır. - Açık havada yapacağınız aktiviteleri artırın. Tempolu yürüyüşler, koşu ve açık havada yapılan egzersizler faydalıdır. - Uyku düzeninize dikkat edin. Çok geç yatıp, uykunuzu alamadan sabahları erken kalkmayın. - Düzenli, doğal ve sağlıklı beslenin. Ana ve ara öğünlerinizi atlamamaya özen gösterin. - Su tüketiminize dikkat edin ve suyu artırın. - Gün içerisinde kendiniz için ayırdığınız bir zaman dilimi belirleyin. Keyif aldığınız şeyleri yapmaya çalışın. - Ruhsal olarak kendinizi besleyin. - İlişkilerinize ve arkadaşlarınıza zaman ayırın. Birlikte programlar yaparak iletişimizi de güçlendirebilirsiniz. - Yeni planlar yapın ve hedefler belirleyin. Kısa süreli koyulan hedefler daha kolay ulaşılabilir olacağı için motivasyonunuzu artıracaktır. - Çalıştığınız ortamda ve evinizde anılarınıza yer verin. Tatil fotoğrafları ve küçük detaylar size keyif dolu anlarınızı hatırlatacaktır. Kaynak:www.kadinvekadin.net
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD’dan Fatih İlçe Emniyet Müdürlüğüne Ziyaret

LASİAD, Fatih İlçe Emniyet Müdürü Hakan Yılmaz’ı makamında ziyaret etti. 25 Ekim Salı günü gerçekleşen ziyarete Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları; Ercan Hardal, İsmail Dark, Ercan Çelik, Ahmet Turan, Erdem Soylu Karabağlı, Yönetim Kurulu Üyesi Barış Köseliören ve Proje Sorumlusu Fatih Akkoç katıldı. Laleli bölgesinde son zamanlarda kapkaç, gasp ve hırsızlık gibi olayların artış göstermesinden duyulan rahatsızlığı ve esnafın bu olaylardan kaynaklanan mağduriyetini dile getiren LASİAD heyeti gerekli önlemlerin alınması ile ilgili taleplerini İlçe Emniyet Müdürü Hakan Yılmaz’a ilettiler.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Kazakistan Girişimci Kadınlar Derneği’nden LASİAD’a ziyaret

LASİAD 25 Ekim salı günü Kazakistan’dan gelen misafirlerini ağırladı. Ülkelerinde tekstil, eğitim, inşaat, üretim, hizmet, turizm ve kozmetik gibi farklı birçok sektörde iş yapan Kazakistan Girişimci Kadınlar Derneği’nden 12 kişilik heyet TOBB’un daveti üzerine geldikleri İstanbul’da Türkiye’nin tekstil başkenti Laleli’ye gelerek, tekstil alanında yatırımlar yapmak ve LASİAD’ın tecrübelerinden faydalanmak için LASİAD’ı ziyaret etti. İki ülke arasındaki dostlukların pekişmesi için bu tür girişimlerin önemli olduğu hatırlatılan toplantıya LASİAD Yönetim Kurulu olarak; Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları; Ahmet Turan ve Erdem Soylu Karabağlı, Yönetim Kurulu Üyeleri; İbrahim Murat Ramizoğlu, Turan Yavuz, Rıfat Opan ve Tarık Nayman, Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak, Proje Sorumlusu Fatih Akkoç  katıldı. Toplantıda karşılıklı görüş alış verişinde bulundu.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Rusya: 2017'de 2015 rakamlarını bile geçebiliriz!

Andrey Gavrilov, "Eğer bu fiyat politikası önümüzdeki yaz sezonu da devam ederse, 2015 yılını geçeceğimizi düşünüyorum." dedi. Turizm Acentaları Birliği Başkanı Andrey Gavrilov, 2017 yılında Rus turistlerin Türkiye turlarına taleplerinin 2015 yılı düzeyine ulaşacağını hatta Türkiye'de güvenlik önlemlerinin alınması halinde bu düzeyin de üzerine çıkabileceğini bildirdi. Gazetem.ru'da yer alan habere göre Gavrilov "Türkiye'ye seyahat: Bugün oraya gitmek güvenilir mi?" adlı yuvarlak masa toplantısında "Eğer Türkiye'de her şey normal olursa veya Rusya Dışişleri Bakanlığı'nın ilgili tavsiyeler yapmasına sebep olacak terör saldırıları yaşanmazsa önümüzdeki sezon Türkiye'ye turist akımının tamamen düzelmesini bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Gavrilov şunları söyledi: "2015 yılından fazla olur mu söylemek zor. Yine de böyle bir ihtimal var. Türkiye ile charter seferleri düzeldiği zaman her şey dahil tur paketleri normalden daha ucuzdu. Eğer bu fiyat politikası önümüzdeki yaz sezonu da devam ederse, 2015 yılını geçeceğimizi düşünüyorum. Olumlu koşullarda 2017 yılında Türkiye'ye tur satışlarının düzelmesini veya artmasını bekliyoruz." Kaynak:www.turizmdebusabah.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

ŞİÖ mü, yoksa AEB mi?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) yerine Şanghay İşbirliği Örgütü'ne (ŞİÖ) üye olabileceğine dair açıklamasının ardından başlayan ŞİÖ tartışmalarında asıl "AB muadili" kurumun Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) olduğu yorumları öne çıkıyor.  Konuyu yakından izleyenler, "ŞİÖ tam olmasa da, bir ölçüde güvenlik temelli bir anlaşma olarak NATO ile karşılaştırılabilir. Ama eğer AB'nin karşılığı olarak Rusya ile birlikte hareket edilecek bir Avrasya platformu kast ediliyorsa o zaman Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) anlaşılmalı" değerlendirmesini yapıyor. Erdoğan konuyu şu sözlerle gündeme taşımıştı: "Mesela, “Şanghay 5’lisi içerisinde Türkiye niye olmasın?” diyorum. Bunu sayın Putin’e olsun, Nazarbayev’e olsun, şu anda Şanghay 5’lisinin içerisinde olanlara da söyledim. Başlangıçta 5 ülkenin kurduğu Şanghay İşbirliği Örgütü’ne daha sonra Özbekistan, Pakistan, Hindistan gibi ülkeler de dahil oldu. İran da girmek istiyor. Sayın Putin, “Bunu değerlendiriyoruz” gibi bir ifade de kullandı. Temenni ederim ki orada olumlu bir gelişme olması halinde, yani Türkiye’nin Şanghay 5’lisi içerisinde yer alması, bu konuda çok daha rahat hareket etmesini sağlayacaktır diye düşünüyorum.” BBC Türkçe'den Onur Erem, uzman görüşlerine dayanarak konuyu analiz attiği yazıda şu değerlendirmeyi yaptı: "AB'nin ekonomi, politika, güvenlik ve insan hakları konusunda bağlayıcı bir müktesebatı, üye ülkelerden parlamenterlerin temsil ediği ve yasama gücü bulunan bir meclisi, mahkemesi, marşı ve tüm üye ülkelerin bayraklarının yanında kullandığı bir bayrağı bulunurken bunlar ŞİÖ'de mevcut değil. AB'nin üye ülkeleri arasında insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunurken ŞİÖ'de bunlar da yok. AB, diğer ülkelerle de serbest ticaret anlaşması imzalayabilirken ŞİÖ üyeleri kendi aralarında bile serbest ticaret anlaşmasına sahip değil. ŞİÖ'ye kıyasla, AB'ye daha çok benzeyen Asya örgütü ise Avrasya Ekonomik Birliği (AEB). Rusya, Kazakistan, Ermenistan, Belarus ve Kırgızistan'ın üye olduğu AEB'de insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunuyor. 2013 yılında "Türkiye hem NATO üyesi, hem de ABD'nin en yakın müttefiklerinden. ŞİÖ üyelerinin bu şartlarda Türkiye'yi tam üyeliğe kabul etmesi mümkün değil" diyen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in danışmanı Sergey Markov, bu yüzden Türkiye'nin ŞİÖ'ye değil AEB'ye üye olabileceğini söylemişti. Kazakistan lideri Nursultan Nazarbayev de 2014 yılında Türkiye'yi AEB üyeliğine davet etmişti." PUTİN DE DEĞİNMİŞTİ 2014 Aralık sonundan Kremlin Sarayı’nda yapılan Avrasya Ekonomik Yüksek Konseyi Toplantısında  Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Belarus Devlet Başkanı Aleksander Lukaşenko, Kırgızistan Devlet Başkanı Almazbek Atambayev, Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev ve Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan buluşmuştu. Toplantıda konuşan Rusya Devlet Başkanı Putin, "Ulaşılan noktada durmak tabii ki doğru olmaz. Geleceğe yönelik yeni büyük hedeflerimiz var" demişti. Putin devamında,  başka ülkelerin de birliğe ilgi duyduğuna işaret ederek, “Vietnam’la serbest ticaret sözleşmesi projesine hazırlık için final aşamasına gelindi. Türkiye, Hindistan ve İsrail ile de benzer sözleşmeler üzerinde çalışmalar yapılıyor” dedi.  Rusya resmi haber ajansı Sputnik, bu sözleri şöyle yorumlamıştı: "Türkiye önce de Avrasya Ekonomik Birliği ile işbirliği veya üyelik ihtimalini dile getirmişti. Başta Türkiye’nin bu isteği Türkiye’nin AB üyelik sürecini hızlandırmak amacıyla AB’ye baskı yapma çabası olarak algılanmıştı. Ama sonra Ankara daha pragmatik yaklaşım sergilemeye başladı. Türkiye Ukrayna’daki kriz yüzünden uygulanan Rusya karşıtı yaptırımlara katılmayı reddetti, Rusya ile ticari-ekonomik işbirliğini genişleterek karşılıklı ödemelerde ulusal para birimlerini kullanmaya hazır olduğunu açıkladı. 1 Aralık’ta gerçekleşen Rusya Devlet Başkanı Putin’in Türkiye ziyareti sırasında Güney Akım boru hattının rotasının değiştirilip Türkiye üzerinden geçeceği açıklanmıştı. Ayrıca Avrasya Ekonomik Birliği ile işbirliği Türkiye için ticari-ekonomik alanda çok büyük fırsatlar tanıyacak. Türk işadamları faaliyetlerini uluslararası ticaret şartlarına göre yürütebilecekler. Ayrıca Avrasya Birliği’nin üyelerinin Türkiye’den AB ile Avrasya Ekonomik Birliği arasında seçim yapmasını talep etmemeleri önemlidir. İleride iki birliğin mutlaka işbirliğini yapması gerekecek. Bütün bunlar Türkiye’nin Avrasya Ekonomik Birliği ile işbirliği için hazırlanan yol haritasında yansıtılacak." TARİHÇESİ 1994'te ilk kez Kazak lider Nazarayev tarafından dile getirilen "ortak pazar" fikri sonucunda Avrasya Ekonomik Birliği'nin (AEB) hukuki temeli, 29 Mayıs 2014'te Belarus, Kazakistan ve Rusya liderleri tarafından imzalanan bir antlaşma ile atılmıştı. AEB'ye Ermenistan'ı dahil eden antlaşma 9 Ekim 2014'te imzalandı. Birlik resmen 1 Ocak 2015'te kuruldu.  Kırgızistan'ın Avrasya Birliği'ne tam üyeliği de 1 Mayıs 2015 tarihinden itibaren geçerliliğini kazandı. Böylece bu ülkeler gümrüksüz "ortak pazar" uygulamasına geçti. Beş soruda Şanghay İşbirliği Örgütü Onur Erem, BBC Türkçe'ye derledi: 1. Şanghay İşbirliği Örgütü nedir? ŞİÖ, bölgesel bir işbirliği örgütü. Ana işbirliği konusu güvenlik olan ŞİÖ, ilk olarak 1996'da Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan tarafından "Şanghay Beşlisi" adıyla kuruldu. 2001'de Özbekistan'ın da katılmasının ardından adını Şanghay İşbirliği Örgütü olarak değiştirdi. Örgütün uluslararası yapısında düzenli olarak toplanan Devlet Başkanları Konseyi ve Hükümet Başkanları Konseyi'nin yanı sıra sekretarya, Bölgesel Anti-Terör Yapısı, Dışişleri Bakanları Konseyi gibi yapılar yer alıyor. Örgütün sekretaryası Çin'in başkenti Pekin'de, "Bölgesel Terörle Mücadele Kuruluşu" ise Özbekistan'ın başkenti Taşkent'te bulunuyor. Bugün örgütün 6 üyesinin yanı sıra 6 gözlemcisi ve 6 "diyalog ortağı" bulunuyor. Gözlemciler; Afganistan, Belarus, Hindistan, İran, Moğolistan ve Pakistan. 2006 yılında üyelik başvurusu yapan Pakistan ve 2014 yılında üyelik başvurusu yapan Hindistan'ın 2017'de ŞİÖ'ye üye olmaları bekleniyor. Örgütün diyalog ortakları ise Ermenistan, Azerbaycan, Kamboçya, Nepal, Sri Lanka ve Türkiye. ŞİÖ üyesi 6 ülke, dünya nüfusunun yaklaşık çeyreğini oluşturuyor. Buna gözlemciler ve diyalog ortakları da eklendiğinde ŞİÖ, dünya nüfusunun yaklaşık yarısını içeriyor. ŞİÖ üyesi 6 ülke, dünya nüfusunun yaklaşık çeyreğini oluşturuyor.   2. Hangi amaçla kuruldu? Hükümetler arası bir kurum olan ŞİÖ'nün kuruluşunda Çin ve Rusya'nın Asya'da güvenlik üzerine işbirliği yapma amacı bulunuyordu. Örgütün güvenlik konusundaki endişelerinden biri, Orta Asya'daki İslamcı örgütler ve uyuşturucu ticaretiydi. ŞİÖ üyeleri, bunlara karşı birbirileriyle istihbarat paylaşımında bulunuyor, ortak askeri tatbikat düzenliyor, "suçluları" birbirlerine iade ediyor. Örgüt, Rusya ve Çin'in Orta Asya'ya yönelik politikalarını koordine etmenin bir aracı olma özelliği taşıyor. Askeri bir ittifak ise değil. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün eski direktörü Bates Gill'e göre örgütün kuruluşunda Rusya ve Çin'in ABD'nin Asya'daki olası müdahalelerine karşı ortak hareket etme isteği de vardı. Gill, Brookings Enstitüsü için yazdığı makalede, örgüte üye ülkelerin imzaladığı anlaşmalarda yer alan "Diğer ülkelerin iç işlerine 'insani müdahale' veya 'insan haklarını koruma' gerekçesiyle yapılacak müdahalelere karşı çıkmak ile ülkelerin güvenlik meselelerinde birbirlerine yardım etmesi" ifadelerinin bunun kanıtı olduğunu söylemişti. Şangay İşbirliği Örgütü Batı'ya rakip mi? Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu Doğu Avrupa ve Orta Asya Direktörü Sacha Koulaeva ise ŞİÖ'yü "içe kapalı otoriter ülkeler kulübü" olarak tanımlıyor. Sacha Koulaeva, "Ülkelerin gizli servisleri diğer ülkere engellenmeden girip, hatta girdikleri ülkenin güvenlik güçlerinden yardım alarak 'suçlu' ilan ettikleri kişileri alıp geri götürebiliyorlar" diyor.   3. AB'den ne farkı var? Avrupa Birliği, üye ülkelerin üzerinde yer alan bir hükümetler üstü yapıyken ŞİÖ, işbirliği için kurulmuş hükümetler arası bir yapı özelliği taşıyor. AB'nin ekonomi, politika, güvenlik ve insan hakları konusunda bağlayıcı bir müktesebatı, üye ülkelerden parlamenterlerin temsil ediği ve yasama gücü bulunan bir meclisi, mahkemesi, marşı ve tüm üye ülkelerin bayraklarının yanında kullandığı bir bayrağı bulunurken bunlar ŞİÖ'de mevcut değil. AB'nin üye ülkeleri arasında insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunurken ŞİÖ'de bunlar da yok. AB, diğer ülkelerle de serbest ticaret anlaşması imzalayabilirken ŞİÖ üyeleri kendi aralarında bile serbest ticaret anlaşmasına sahip değil. ŞİÖ'ye kıyasla, AB'ye daha çok benzeyen Asya örgütü ise Avrasya Ekonomik Birliği (AEB). Rusya, Kazakistan, Ermenistan, Belarus ve Kırgızistan'ın üye olduğu AEB'de insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunuyor. 2013 yılında "Türkiye hem NATO üyesi, hem de ABD'nin en yakın müttefiklerinden. ŞİÖ üyelerinin bu şartlarda Türkiye'yi tam üyeliğe kabul etmesi mümkün değil" diyen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in danışmanı Sergey Markov, bu yüzden Türkiye'nin ŞİÖ'ye değil AEB'ye üye olabileceğini söylemişti. Kazakistan lideri Nursultan Nazarbayev de 2014 yılında Türkiye'yi AEB üyeliğine davet etmişti.   4. Neden Türkiye'nin gündeminde? Türkiye 2011 yılındaki başvurusunun ardından 2013'te ŞİÖ'nün diyalog ortağı konumuna gelmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu tarihten sonra hem başbakanlığı hem de cumhurbaşkanlığı döneminde pek çok defa Türkiye'nin Şanghay İşbirliği Örgütü'ne üye olarak kabul edilmesi karşılığında AB'ye tam üyelik başvurusunu geri çekebileceğini açıklamıştı. Erdoğan'ın, son olarak geçen hafta "Türkiye bir defa kendini rahat hissetmeli. 'Benim için varsa, yoksa Avrupa Birliği' dememeli. Mesela, 'Şanghay Beşlisi içerisinde Türkiye niye olmasın?' diyorum. Temenni ederim ki orada olumlu bir gelişme olması halinde, yani Türkiye'nin Şanghay Beşlisi içerisinde yer alması, bu konuda çok daha rahat hareket etmesini sağlayacaktır diye düşünüyorum" açıklaması üzerine ŞİÖ üyeliği tekrardan gündem oldu.   5. Türkiye için AB'nin alternatifi olabilir mi? Peki ŞİÖ, Türkiye için AB'nin alternatifi olabilir mi? Avrupa Birliği ve Küresel Araştırmalar Derneği Başkan Yardımcısı Can Baydarol'a göre bu sorunun cevabı "Hayır". AB'nin kendine özgü bir entegrasyon süreci olduğunu, ŞİÖ'nün ise ekonomiden ziyade siyasetle ilgili ve NATO'ya alternatif olabilecek bir oluşum olduğunu söyleyen Baydarol, "Erdoğan'ın bu konudaki mesajı ŞİÖ'nün AB'ye alternatif olarak görülmesini değil, Erdoğan'ın Batı dünyasına bir alternatif arayışını ifade ediyor, NATO'yu tartışma haline getiriyor" diyor. Erdoğan'ın bugün NATO Parlamenterler Meclisi toplantısında ittifak üyelerine sert mesajlar verdiğini hatırlatan Baydarol, "Türkiye'nin Batı'yla entegrasyonu bırakıp ŞİÖ üyeliği yoluna girmesi çok çok zor. Türkiye'nin ekonomisi Batı'yla entegre. Bunu koparıp da yerine kısa vadede, hele böyle bir konjonktürde bir alternatif bulması olası gözükmüyor" uyarısında bulunuyor. Baydarol, NATO ile Rusya arasında gerginlik tırmanırken böyle mesajlar vermenin Türkiye için riskler taşıdığını düşünüyor: "Rusya ve NATO Ukrayna'da silahlarını birbirine çeviriyor. Türkiye eğer Rusya'nın kampına girerse Batı da silahlarını Türkiye'ye çevirir." Baydarol, Avrupa Birliği müktesebatının bir AB üyesinin ŞİÖ üyesi olmasına imkan tanımadığını, bu açıdan yasal ve teknik engeller olduğunu belirtirken "Batı dünyası içindeyseniz Çin ve Rusya ile yanyana yer alamazsınız" diyor. Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Ekonomi Araştırmaları Direktörü Sadık Ünay ise ŞİÖ'yü Türkiye için AB'ye karşı hem siyasi hem de ekonomik olarak önemli bir denge unsuru olarak görüyor. ŞİÖ'nün siyasi olarak AB'nin net bir alternatifi olmadığını belirten Ünay, "ŞİÖ enerji güvenliği ve lojistik bağlantılar açısından yükselen Asya'yı temsil ettiği için, içinde dünya ekonomisinin yükselen güçleri olduğu için dünya sisteminin temel ekseninin kaymakta olduğu bir yörüngeyi temsil ediyor" diyor. Ünay'a göre Türkiye-AB ilişkisinin bozulduğu bir dönemde Türkiye'nin, yükselen bir ekonomi olarak diğer ekonomilerle yakın ilişkiler geliştirmesi anlaşılır bir tutum: "AB ile hem ekonomik hem de siyasi sorunlar yaşanıyor. Gümrük Birliği'nin mevcut yapısı Türkiye'nin dış politikasını istediği gibi dizayn etmesine engel oluyor. "Siyaseten de AB'den son dönemde terörle mücadele ve mülteci sorununda Türkiye'nin beklentilerinden uzak açıklamalar geliyor. "Üstelik kıtada aşırı sağ yükseliyor, Türkiye ve Erdoğan karşıtı, İslamofobik yaklaşımlar yükselişe geçiyor". Türkiye'nin ŞİÖ üyeliğinin Avrupa çıpasını tamamen terk etmek ve doğuya yönelik bir eksen kayması değil bir dengeleme olacağını söyleyen Ünay, "Türkiye AB ile ilişkileri kesmeden ŞİÖ üyesi olabilir" diyor ve ekliyor: "Türkiye-AB ilişkisi her zaman bir şekilde devam edecektir. Ama Türkiye'nin Asya'daki pazarlara erişimi açısından böyle açılımlara da ihtiyacı var". Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Atlasglobal Rusya’nın 10 şehrine uçacak

Odeabank iş birliğiyle hayata geçirilen Bank’O Atlas kredi kartının tanıtımında konuşan Atlasglobal Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ersoy, önümüzdeki yıl Rusya’nın 10’dan fazla şehrine tarifeli uçuşlara başlayacaklarını söyledi  Bank’O Atlas’ın tanıtım toplantısında konuşan Atlasglobal Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ersoy, yurt dışında Irak ve Ukrayna’da iki hava yolu şirketi kurduklarını belirterek, 2017 sonrasında en az 8 hava yolu şirketi daha kuracaklarını ifade etti. 2017’nin 2016 gibi zor bir yıl olacağına işaret eden Ersoy, yeni 20 dış hat noktasına uçuş gerçekleştireceklerini, bu hatların ağırlıklı olarak Antalya çıkışlı olacağını kaydetti. 2016’da 50’den fazla noktaya uçtuklarını bu rakamı 2017’de 70’e çıkaracaklarını söyleyen Ersoy; “2017’de Rusya’ya ciddi bir açılımımız olacak. 10’dan fazla şehre tarifeli uçuşlara başlayacağız” dedi. “2016 sadece Türk taşıyıcıları için değil, Türkiye’ye yolcu taşıyan diğer bütün yabancı millî hava yolu şirketleri için de zor bir yıldı” diyen Murat Ersoy, birçok yabancı millî hava yoluyla ortak uçuş gerçekleştireceklerini kaydetti. Yeni iş birliklerini önümüzdeki aydan itibaren duyuracaklarını söyleyen Ersoy, Bank’O Atlas sayesinde yolcu sadakat programlarını 2020 yılına kadar 1 milyondan fazla aktif yolcuya ulaştırmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi. ODEABANK’IN HEDEFİ 500 BİN KART Toplantıda konuşan Odeabank Genel Müdürü Hüseyin Özkaya da, büyükler ligine girmek için yola çıktıklarını ve bu doğrultuda yatırımlarına hız kesmeden devam edeceklerini söyledi. 500 bin kart kullanıcısı hedeflediklerini belirten Özkaya; “Yeni ürünümüz ile hem Odeabank olarak büyümedeki iddiamızı devam ettiriyoruz hem de mil kartları pazarına canlılık getirmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.  Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Yıldırım'dan Rus basınına: "Moskova ile Ankara doğal partner, yardımlarınızı unutmayacağız"

15 Temmuz darbe girişimi sırasında Türkiye'ye yardım eli uzatan ilk ülkelerden birinin Rusya olduğunu belirten Başbakan Binali Yıldırım, Moskova ve Ankara'nın doğal partnerler olduğunu vurguladı. Rusya ziyareti dolayısıyla Rus basını için bir makale kaleme alan Yıldırım, Türkiye'nin Rusya'nın uzattığı yardım elini unutmayacağının altını çizdi. İki ülkenin çıkarlarının birçok alanda kesiştiğini ve en önemli alanlardan birinin de terörle mücadele olduğunu kaydeden Yıldırım, bölgeye siyasi istikrar kazandıracak yeni konseptler geliştirmeleri gerektiğini yazdı.  'RUSYA VE TÜRKİYE, BATI İLE DAHA PRAGMATİK BİR DİYALOG KURMALI'  Rusya ve Türkiye'nin terörle mücadele alanında daha yakın işbirliğinin gerekliliğini kabul ettiğine ancak Avrupalı ve ABD'li partnerlerin bu konuda tutarlı davranmadığına dikkat çeken Başbakan, "Terörün yok edilmesi için güçlü bir uluslararası cephe kurmamız gerekiyor. Rusya ve Türkiye'nin bu amaç doğrultusunda Batı'daki güçlü ülkelerle eşitlik ve iç işlerine müdahalede bulunmama ilkelerine dayalı yeni, çıkarlara odaklanan ve daha pragmatik bir diyalog kurmak zorunda" ifadelerini kullandı.  'ŞİÖ İLE İŞBİRLİĞİ MANTIKLI' "Küresel düzen hızlı bir şekilde değişiyor. 2016 yılı, Rusya ve Türkiye'nin birbiri için ve bölge için ekonomik ve stratejik açıdan ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Şu anda yapmamız gereken, çalışmalarımızı Suriye'deki bitmek bilmeyen trajediyi en kısa sürede sonlandırmaya odaklandırmak" diye devam eden Yıldırım, bu sayede Avrasya bölgesinde çok sayıda yeni işbirliği alanının doğacağını kaydetti. Yıldırım, bu doğrultuda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gündeme getirdiği Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ile iş birliğinin mantıklı olduğunun altını çizdi. 'TÜRK AKIMI VE AKKUYU PROJELERİNDE KARARLIYIZ' Öte yandan Yıldırım, Türk-Rus ilişkilerindeki normalleşme sonucunda her 2 ülkenin de kazançlı çıkacağı bir diğer alanın ticaret olduğunu ifade etti. İkili ticaret hacmini yılda 100 milyar dolar seviyesine çıkarma hedefinden söz eden Başbakan, yakın zamanda enerji alanında büyük bir atılım yaptıklarını, Türk Akımı doğalgaz boru hattı ve Akkuyu Nükleer Güç Santrali projelerini hayata geçirmeye hazır olduklarını belirtti.  '2017'DE ÇOK SAYIDA RUS TURİSTİ TÜRK SAHİLLERİNE BEKLİYORUZ'  Türkiye'nin Ruslar için turizm alanındaki en popüler rotalardan biri haline geldiğine de işaret eden Yıldırım, 2017'de Türk sahillerini çok sayıda Rus turistin ziyaret etmesini beklediklerini vurguladı. (Sputnik News) Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Gazprom'dan Türk Akımı inşaatı açıklaması: "Gelecek yıl başlayacağız"

Gazprom Başkanı Aleksey Miller, Türk Akımı doğalgaz boru hattı projesinin deniz altından geçen bölümünün inşasına 2017'nin ikinci yarısında başlanacağını söyledi. Türk Akımı projesindeki iki kolun inşasının planlanan süre içerisinde, 2019 yılının sonuna kadar tamamlanacağını ifade eden Miller, projeyi inşa edecek yüklenici firmanın henüz seçilmediğini de kaydetti.  Şu anda yüklenici firmalarla ilgili ön yeterlik aşamasında olduklarını söyleyen Miller, en iyi yüklenici firmalarla çalışacaklarını vurguladı. 'AVRUPA'YA ÇIKIŞ NOKTASI  Öte yandan Miller, Türk Akımı üzerinden Avrupa'ya gaz sevkiyatı konusundaki öncelikli güzergahlarının Türk-Yunan sınırı olduğunu kaydetti.  Gazprom Başkanı, Türk Akımı'nın AB sınırlarına çıkış yapacağı noktalara ilişkin fizibilite çalışmalarının da tamamlanmak üzere olduğunu, aralık ayı ortasında bu konuda karar alacaklarını belirtti. (Sputnik) Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Geleceğin otelleri nasıl olacak?

Hotels.com, ünlü fütürist Dr. James Canton ile gelecekte otellerin nasıl olacağını araştırdı. İşte şaşırtıcı özellikleriyle 2060 yılının akıllı otelleri... Yapay zeka, artırılmış gerçeklik, kişiselleştirilmiş hizmetler ve elbette robotlar... Konuklar 2060 yılında bir otele adım attıklarında, bambaşka özellikler ve sıra dışı bir hizmet anlayışıyla karşılaşacak. Sektörde 25. yılını kutlayan Hotels.com®'un Global Gelecek Enstitüsü'nden ünlü fütürist Dr. James Canton ile birlikte hazırladığı "Geleceğin Otelleri Araştırması", akıllı otellere dair merak ettiğiniz tüm soruları yanıtlıyor. Araştırmanın en dikkat çekici maddeleri şöyle: 1- Robot Yardımcılar: Kendi başına hareket edebilen bu robotlar, siz otele adım atmadan önce konaklama deneyimini kişiselleştirmek için özel yeteneklerle donatılacak. Dilinizi konuşacak, aklınıza takılan sorulara cevap verecek ve tercih ettiğiniz diğer becerilere sahip olacaklar. Robotlar, misafirlerin havaalanında karşılanmasından, gurme yemek servisine, oda temizlemeden, eğitim, eğlence, iş danışmanlığı, concierge hizmeti ve hatta arkadaşlık desteğine kadar çeşitli alanlarda hizmet verebilecek. 2- Talebe göre dönüştürülen oteller:  Talep oluşturmanın yeni nesli olarak adlandırılan bir sistem ile oteller misafirlerin oylarına göre kendi kendine tasarlanıp, istediğiniz biçimde monte edilebilecek. Nanoteknoloji ve gelişmiş makineler sayesinde, hayalinizdeki veya sevdiğiniz filmdeki bir ortamı (Örneğin Jurassic Park) konakladığınız otele taşıyabileceksiniz. Üstelik tüm bunlar 2060'a gelmeden, önümüzdeki 20 yıl içinde mümkün olabilir. 3- Her odada üç boyutlu yazıcı:  Tatil için valiz hazırlamak tarih olacak ya da en azından fazlasıyla kolaylaşacak. Çünkü gelecekte konuklar üç boyutlu yazıcılar ile yeni bir çift ayakkabı, kıyafetler, ilaçlar, hatta bilgisayar veya giyilebilir telefona kadar arzu ettikleri her şeyi gerçek zamanlı olarak üretebilecek. Bu özellik her otel odası için standart haline gelecek. 4- Kendi rüyanı seç Gelecekte iyi bir uyku çekmenin tanımı değişecek. Geleceğin gezginleri güzel bir uyku için rahat bir otel yatağı yerine uykuya dalmadan rüyalarını seçebilecekleri yerleri tercih edecekler. Oteller misafirlerine nöroteknoloji programlarına erişim vererek kendilerini rahatlatacak, geliştirecek ya da eğlendirecek rüyaları seçmelerine imkan sunacak. Peki ya siz? Uzayda keşfe çıkmayı mı yoksa romantik bir maceraya atılmayı mı tercih edersiniz? 5- Pop-up oteller:  Yeni nesil pop-up otellerin temaları ve yerleri, mobil oylama ile halk tarafından belirlenecek. En fazla oyu alan otel tasarımları, nanoteknoloji özellikli olarak üç boyutlu yazıcılar ile kısa sürede inşa edilecek ve biyo-güneş pilleri kullanacak şekilde programlanacak. Bu oteller sınırlı süreyle hizmet verecek ve giyilebilir teknoloji uygulamalarıyla sayesinde dijital bir Blockchain para birimi olan HotelCoin'lerle ödeme alacak. 6- Ömür uzatan otel spa'ları: Basit cilt bakımı ya da masaj seçenekleri sunan spa'lar tarih olacak; yeni nesil spa merkezleri aklınızı başınızdan alacak. Otel spa'ları, DNA analizi yöntemiyle rahatsızlıklarınızı tespit edecek. Bir sonraki aşamada rahatsızlıklarınızı gidermek için, vücudunuza göre geliştirilmiş programlar sunacaklar ve size bugünkü imkanlarla karşılaştırılamayacak ölçüde etkili bir rahatlama sağlayacaklar. 7- Geleceğin havaalanı transferi: Tatillerin en stresli bölümlerinden biri, havaalanından otele ulaşana kadar geçen süreçtir. Gezginlerin bu stresi, yüksek teknolojiye ve hıza sahip havaalanı transfer seçeneklerinin geliştirilmesi ile son bulacak. Gelecekte transferler, sizi trafikten kurtarıp en kısa sürede otelinize ulaştıracak kendi kendine çalışabilen kapsüller ve hatta daha yüksek teknolojiye sahip, yüzlerce kilometreyi saniyeler içinde kat edebilen süpersonik hava yolculuğu araçları ile yapılacak. 8- Mobil DNA ödemesi:  DNA, nihai kişisel kimlik olacak ve kullanıcılar tatil rezervasyonları ile ödemelerini kimlik konfirmasyonu ile online olarak gerçekleştirebilecek. Ayrıca otelinize check-in yaptığınızda DNA parmak iziniz ile check-in yapacak ve işleminizi saniyeler içinde tamamlayarak sıra beklemekten kurtulacaksınız. 9- Seyahat avatarı desteği: Otel rezervasyonları, kendi dijital seyahat acenteniz gibi çalışan kişisel seyahat avatarınız tarafından yapılacak. Avatarınız, Apple'ın Siri'si veya Amazon'un Alexa'sının kişisel bir sürümü gibi rezervasyonları tasarlayacak, gerçekleştirecek ve yönetecek. Avatarlar, pazarlıktan iletişime, tatil tasarlamadan müşteri hizmetlerine tüm seyahat deneyiminizi planlayacak. 10- Eko-oteller: Günümüzde bazı otel sürdürülebilir ve çevre dostu olmaya odaklanıyor olsa da, gelecekte tüm oteller sürdürülebilir olacak. Enerji verimliliği artacak ve yenilebilir enerji platformları devreye girecek. Gelişmiş güneş enerjisi ve jeotermal enerji teknolojileri ile donatılacak eko-oteller, ürünlerinden çalışanlarına sosyal farkındalık oluşturarak topluma katkı sağlayacak. 11- Artırılmış gerçeklik otelleri:  Konuklar belirli bölgeleri gezmekle kalmayıp, otellerin kendilerine sunacağı diğer turistik bölgeleri sanal imkanlarla gezebilecek. Artırılmış gerçeklik sayesinde inovatif senaryolar geliştirilecek ve örneğin Avrupa'daki bir otelde kalsanız da otelinize gittiğinizde Afrika'da sanal bir geziye çıkabileceksiniz. 12- Farklı bir lezzet deneyimi:  Otel restoranları, DNA analizleri doğrultusunda damak tadınıza en uygun, en çok beğeneceğiniz yemekler servis edecek. Siz otelinize bile varmadan, DNA özelliklerinize göre sağlığınıza için optimize edilmiş, size özel diyet ve beslenme menünüz hazır olacak. Özel şefler tarafından yaratılan yemeğiniz, muhteşem tadına rağmen size kilo aldırmayacak. 13- Sürükleyici temalı oteller: Geleceğin otelleri sürükleyici temalar ve bugün sadece hayal edebileceğimiz deneyimler sunacak. Gezginler, gerçek zamanlı interaktif etkinliklere katılabilecek. Örneğin Roma ya da Rönesans döneminde vakit geçirebileceğiniz sanal gerçeklik deneyimlerine katılabileceksiniz. Peki, akıllı otel odasının içi nasıl olacak? 2060 yılı itibarı ile otel odalarında standart hale gelecek hizmetlerden bazıları şöyle: Odaya girişte yüz tanıma sistemi Sizi takip eden çoklu sensörler Konuşan ve size yanıt veren televizyonlar Tümüyle dokunmatik, reaktif ve interaktif yüzeyler Akıllı tuvaletler ve gerçek zamanlı haber akışı sunan aynalar Stres seviyesini algılayarak rahatlatıcı aromalarla odadaki havayı gevşeten, uykuyu rahatlatan interaktif duvarlar Kir tutmayan özel nano kaplamalı havlular Otomatik olarak ayarlanan, kablosuz sıcaklık kontrolleri Nöro-geribildirime dayalı kişiselleştirilmiş yatak ve yastıklar Hologram konser veya spor müsabakası izlemek gibi oda içi kişiselleştirilmiş deneyimler... Kaynak:www.turizmdebusabah.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

İndirimli alışveriş neden mutlu eder?

Bazıları için "% 50 indirim" afişleri hiçbir şey ifade etmezken, bazılarında da diğer bağımlılık türlerindeki gibi bir dürtüyü tetikler. Terapistler, indirimde ucuza eşya alma duygusunun alkol, uyuşturucu ve gıda bağımlılığı ile benzerlik taşıdığını söylüyor. Takıntılı bir satın alma dürtüsü teşhisi konmamış olanlar bile benzer bir coşku hissedebilir. BİLİNÇALTINDA ALINAN KARAR Gerçekte çoğumuz bir şeyi satın almaya kısa bir an içinde karar verir, konu hakkında uzun uzun düşünmeyiz. İndirim etiketlerinin cazibesine kapılmış bir halde, sonucu tartıp düşünecek normal süreci işletmeyiz. İnsan beyninin yapısından dolayı, bu şekildeki ani duygusal kararlar bilinçaltında alınır çoğunlukla. ALIŞVERİŞ Satın almaya karar verdiğimiz an pozitif bir duygu yüklemesi ile kendimizi iyi hissederiz. Fakat ardından, tıpkı uyuşturucu ve alkol bağımlılığında olduğu gibi, yoğun bir suçluluk hissi baş gösterir. Bu durum mantıklı düşünmeye de engel olur. Yeniden kendimizi iyi hissetmek için daha fazla satın almaya ihtiyaç duyarız. Bu dürtüyü tetikleyen şeyleri ve ortaya çıktığında insanın beyninde ne olup bittiğini anlarsak kontrol dışı görünen bu durumla baş etme yollarını da bulabiliriz. 'HAZİNE AVI' Sevdiğiniz bir mağazaya ya da alışveriş sitesine girmek bu duyguyu tetikler. Bu eylemin kendisi vücudumuza daha fazla dopamin üretme emri verir. Dopamin beyindeki bir nörotransmiterdir ve alışveriş yoluyla beynin ödül ve zevk merkezini harekete geçirerek mutluluk hissi verir. Bazı uzmanlar alışverişi "hazine avına" benzetiyor. Alacağınız şeyi arayıp bulmak kendibaşına oldukça motive edici bir eylem haline geliyor. Bir sonraki adım ise mantıklı karar verme sürecinin dışına düşüyor. Çoğumuz satın alma kararını bir saniyeden daha kısa zamanda alırız. Bu sırada beyin dalgalarında bir yükselme görülür; bunun nedeni aldığımız ürüne karşı oluşan "duygusal angajman"dır. Çoğu zaman bu dürtüler belli bir markayla ilgili önceki deneyimlerimiz ya da almak istediğimiz bir eşyanın indirime girmiş olması ile tetiklenir. Çoğumuz satın aldığımız şeylere bağımlı değilizdir. Bu daha çok alışveriş sürecinin alışkanlık haline gelmesi ve tıpkı uyuşturucu ve alkol bağımlılığı gibi zor kırılmasıdır. Satın alma anından önceki günlerde bu düşüncenin getirdiği alışveriş heyecanı ile başlar ve o anı dört gözle bekler hale geliriz. KORKU VE REKABET ABD ve dünyanın birçok ülkesinde geçen hafta indirimli alışveriş olanağı olarak sunulanKara Cuma günü günlerden uzak durmak zor gelebilir. İndirimli satışlar sırasında vücudun otonom sinir sistemi bazı organların kontrolünü ele geçirerek ölüm kalım anlarındakine benzer aşırı tepki gösterir hale getirir. Ucuzluktan yararlanamama korkusu bizi "rekabet moduna" sokar ve başkalarından önce bir şeyi bulup alma güdüsünü kontrol edilmez hale getirir. Bunun nedeni düşünmeden hareket etmektir. Bazılarında bu durum heyecan ve rekabet hissini tetiklerken bazılarında da nabız atışı yavaşlar, alışveriş günlük endişe ve sorunlardan uzaklaşmayı ve rahatlamayı sağlayan bir etkinlik haline gelir. Alışverişe arkadaşlarınızla giderek davranışlarınızı daha iyi kontrol edebileceğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Tersine bunun alışverişi körükleyici etkisi olur genellikle. SON PİŞMANLIK Arkadaşla gitmek, alış veriş yapan diğer insanlarla karşılaşmak ve internette başka insanların fikirlerini okumak kişide bağlantı duygusunu artırarak tereddüt halinde bile satın almayı kolaylaştırır. Bunun farkında bile olmazsınız çoğu zaman. Bu durum hızlanan kalp atışı ve gerilen kaslardan ziyade beyin dalgaları ve büyümüş göz bebekleriyle kendisini gösterir. Bu güdüden kurtulmak için indirimlerden uzak durmak, internette alışveriş yaparken hemen ucuzluk bölümüne girmemek, mağazada ise her eşyanın etiketine bakmayıp sadece ilgilendiğiniz şeyin fiyatına bakmak etkili olabilir. Uzmanlar bu konuda sakin olmayı ve mantıklı düşünmeyi öneriyor. Ayrıca satın aldıktan sonra hissedilen pişmanlık duygusunu düşünmek de işe yarar. Kaynak:www.hurriyet.com.tr  
Devamını Oku
Standard Post with Image

7. Arama Konferansı'nda Geçmiş Geleceğe Işık Tuttu

LASİAD, 2016 yılının değerlendirilmesinin yapıldığı ve 2017 projelerinin planlandığı 7. Arama Konferansı’nı 21-25 Aralık tarihleri arasında Antalya Mardan Palace Otel’de gerçekleştirdi.Arama Konferansı’na LASİAD Yönetim, Denetleme ve Disiplin kurulları üyeleri ile sekretarya katıldı. LASİAD Ailesi başka derneklerle genişliyor Program LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca’nın 2016 yılı genel değerlendirmesi ile başladı. Eyyüpkoca, yıl içerisinde yaşanan darbe girişimi ve dünya genelindeki krizin piyasa üzerindeki kötü etkisinden bahsetti. “Geçmişi iyi değerlendirir ve analizimizi iyi yaparsak geleceğe daha emin adımlarla yaklaşmış oluruz” sözleriyle Arama Konferansı’nın önemine dikkat çekti. LASİAD Başkanı, “Dernek içerisinde Başkan Vekili Muhammet Sancaktar’ın Bosna Sancak Kültür ve Yardımlaşma  Derneği Başkanı, Başkan Yardımcısı Murat Özpehlivan’ın KYSD Başkanı olması ile iki kardeş dernek sahibi olduk” sözleriyle LASİAD ailesinin genişlemesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Tam bir uyum içinde çalışıyoruz LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar Arama Konferansı’na katılmanın herkes için faydalı olacağına inandığını ifade ederken, LASİAD’ın diğer STK’lar içinde ayrı bir yeri olduğunu dile getirdi. Bunun sebebini “LASİAD’da herkes birbiriyle kaynaşmış halde, anlayış içinde hareket ediliyor ve birbirinin fikirlerine saygı duyuluyor” sözleriyle açıkladı. E-ticarete dikkat! LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Ekonomik Projeler ve Fuarlar Komitesi Başkanı Ercan Hardal, fuarlara katılımın sektör açısından öneminden bahsetti. “Birlikte hareket etme kültürünü en güzel fuarlara katılarak göstermiş oluruz. Fuarlara katılım oldukça zayıf. Fuarlara katılım için LASİAD olarak destekte bulunulmasını, firmalara daha fazla duyurulması anlamında çalışılmasını istiyoruz” sözlerini dile getirdi. Hayata geçirilen LASİAD Kart Projesi’nden de bahseden Hardal, “Sonuç alınan güzel bir proje oldu” dedi.Hardal konuşmasında -ticaret’in gittikçe gelişen bir sektör olduğunu hatırlattı. Bunun üzerine e-ticaret alına giriş yapmış olan  Disiplin Kurulu Üyesi Erdoğan Avit,e-ticaret sektörünün öneminin altını çizdi, üretim ve sevkiyat alanındaki kolaylıklarından bahsetti. Piyasalardaki daralma normal LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Çevre Düzenleme ve Tekstil-Hazır Giyim Komitesi Başkanı Ercan Çelik, piyasalarda genel anlamda yaşanan daralmanın ülkemizin son yıllarda içinden geçtiği sıkıntılı durum itibariyle olağan olduğunu dile getirdi.Projelerde yaşanan bir takım aksaklıkların hem darbe girişimi hem de terör olayları nedeniyle kamu kurumlarında yaşanan bağlantı sıkıntılarından kaynaklandığının altını çizdi. Eğitim gibi sosyal alanlardaki destekler sürüyor LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Dergi, Eğitim ve Medya İlişkileri Komitesi Başkanı Erdem Soylu Karabağlı yaptığı sunumda Katip Kasım İlkokulu için yapılan projelerden bahsetti. Öğrencilere yönelik yapılan göz taraması etkinliğinin önemini hatırlattı ve bu sosyal maksatlı projeleri sürdüreceklerini belirtti. Ayrıca LASİAD Kart projesi ve LASİAD web sitesinin güncellenmesi konuları üzerinde durdu. Üye kazanmak için gayretler sürüyor LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve  Üye ve  Halkla İlişkiler Komitesi Başkanı İrfan Akbaş konuşmasında piyasa değerlendirmesinde bulundu. Üye kazanımı anlamında sıkıntılar olduğuna değinen Akbaş, üye ilişkilerini güçlendirmek adına yapılması gerekenlerden bahsetti. Üye kazanmak için bölgede üyeler ve firmalara yönelik alınması gereken  aksiyonlar üzerinde durdu. Uluslararası projeler son sürat! LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve AB ve Uluslararası İlişkiler Komitesi Başkanı Murat Özpehlivan, komite tarafında gerçekleştirilen projelerden bahsetti. Uluslararası Web Siteleri Projesi’nde gelinen aşamayı bildiren Özpehlivan ayrıca TwoMonthsTwo Hands Projesi, İyi Niyet ve İşbirliği Projesi ve Yurtdışı İş Seyahati Projesi ile yapılanları dile getirdi. Turizmimizi geliştiriyoruz LASİAD Yönetim Kurulu  ve Turizm-Kurumsal  İlişkiler  Komitesi Üyesi İhsan Bıyıkbeyi, Turizm ve Kurumsal İlişkiler Komitesi adına bir sunum gerçekleştirdi. Sunumunda 2016 yılı EMİTT Fuar stantlarından ve Lale Stars projelerinden bahsetti. Yabancı Tur Operatörleri ile yapılan Laleli Turu ve ardından Taşhan’da organize edilen  akşam yemeğinin sektöre önemli katkılarını hatırlattı.Sunumda ayrıca, veriler çerçevesinde Laleli bölgesine gelen ve otellerde konaklayan turist sayısının yıllara göre oranları üzerinde konuşuldu. Program seminerlerle zenginleştirildi Arama Konferansı’nın 2. günü Kişisel Gelişim Uzmanı Nur Hekimoğlu’nın Beden Dili Eğitimi ile başladı. Sağlıklı bir iletişim için dikkat edilmesi gerekenlerin hatırlatıldığı sunumda Beden Dili kullanımına yönelik püf noktaları verildi. 2.Gün A Haber Spikeri Salih Nayman’ın vermiş olduğu Diksiyon Eğitimi ile devam etti.Sunumunda anadilimizi doğru kullanmanın önemi ve getirilerinin altını çizen Nayman, sağlıklı bir iletişim için ilk olarak kendimizi doğru ifade etmenin önemli olduğunu vurguladı. Arama Konferansı’nın 3. gününde Bloomberg HT Televizyonu Haber Koordinatörü Ali Çağatay sahnedeydi. Küresel ekonomik durumun genel değerlendirmesini yapan Çağatay, sunumunda Türkiye ekonomisinin bugünü ve yarınını anlattı. Türkiye ve dünyada 2017 yılı beklentilerine değindi. Ekonomideki tehditleri ve fırsatları dile getiren Çağatay, Türkiye ve Avrupa Birliği ilişkileri ile Türk-Rus ilişkilerini değerlendirdi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

İzmir Fashion Week Coşkusu Sona Erdi

İzmir'in en önemli moda etkinlikleri arasında yer alan İzmir Fashion Week, ünlü tasarımcılar ve firmaların yeni sezon kreasyonlarını sergilemesi ile sona erdi. Ege Giyim Sanayicileri Derneği (EGSD) ile Rönesans Ajans tarafından düzenlenen İzmir Fashion Week'in son günü, Sinem Mardi'nin "Karavaşların Özgürlüğü'' temalı defilesi ile başladı. İkinci defilede görücüye çıkan, Misette firmasının sahibi Ayşegül Köroğlu "Love& Soul'' temasıyla misafirleri büyülerken, Murat Acar'ın "Matador" temasıyla gerçekleştirdiği defile davetlilerden büyük alkış aldı. "İzmir moda başkenti olacak" İzmir'in moda başkenti olma yolunda emin adımlarla ilerlediğinin altını çizen EGSD Yönetim Kurulu Başkanı Mukadder Özden, nisan ayında bir moda etkinliği daha olduğunu hatırlatarak, "İzmir'in moda şehri olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini görmek hepimizi mutlu ediyor. Etkinliğimizin gerçekleşmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum" dedi. "Türkiye ekonomisinin dinamosuyuz" Genç tasarımcıların ve sektöre yeni girecek herkesin bu tarz etkinliklerle moral bulduğunu ifade eden Özden, "İzmir'in böyle etkinliklere ihtiyacı var. Hazır giyim ve tekstil sektörüTürkiye ekonomisinin dinamosu konumundadır. İhracat ve ithalat ortalamasında, ihracatı ithalatına göre en yüksek olan sektörler arasındayız. Cari açığı kapatma hedefinde en önemli katkıyı sağlıyoruz. Hem Türkiye ekonomisine hem de İzmir ekonomisine olan katkılarımız devam edecektir" diye konuştu. Üç günde 9 defile Üç gün boyunca gerçekleştirdikleri 9 defileyle Fashion Week organizasyonunu bitirmenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade eden Rönesans Ajans Başkanı Akif Örük ise modanın merkezi İzmir hedefine her geçen yıl daha fazla yaklaştıklarını söyledi. Kaynak:www.haberler.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye ile Rusya anlaştı karşılıklı yeni tarifeli uçuş noktaları eklendi

Türkiye ile Rusya sivil havacılık kurumları arasında gerçekleşen görüşmeler sonrası Rusya Gazipaşa (Alanya), Türkiye ise Grozny ve Zhukovski (Moskova Bölgesi) için izinleri aldı bu güzergahlara da her iki ülkeden artık tarifeli uçuşlar gerçekleştirilecek. Türkiye ile Rusya sivil havacılık kurumları arasında 20-21 Aralık tarihinde Moskova’da gerçekleşen görüşme sonrası imzalanan memeranduma göre Türkiye ile Rusya arasında gerçekleşen uçuş noktalarına yeni eklenen noktalar şöyle: “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Rota Çizelgesi ile Rusya Federasyonu Hükümeti Arasında Hava Ulaştırma Anlaşması Rusya Federasyonu tayin edilen havayolu Anlaşma uyarınca belirlenen hatlarda her iki yönde de uluslararası tarifeli hava hizmetlerini işletmek hakkına sahip olacaktır: Rus hava yolları için izin verilen noktalar: Ankara, Antalya, Bodrum, Dalaman, İstanbul, İzmir, Trabzon, Samsun, Gazipaşa ve diğer Rus tarafınca serbestçe seçilmiş 8 nokta. Türkiye havacılık firmaları için izin verilen noktalar: Moskova, Saint- Petersburg, Astrahan, Ekaterinburg, Kazan, Krasnodar, Mahaçkale, Nalçik, Nizhnekamsk, Novosibirsk, Omsk, Soçi, Rostov, Stavropol, Ufa, Grozni, Zhukovski.” Kaynak:www.gazetem.ru
Devamını Oku
Standard Post with Image

Rusya ve Türkiye, ateşkes için “Direk hat” kurdu

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Rusya ile birlikte Suriye’de ateşkes kefili olan Türkiye ile direk telefon hattının hazır olduğunu açıkladı. Şoygu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada,  “Savunma Bakanlığımız, Rusya ile birlikte Suriye’deki ateşkes rejiminin ve varılan uzlaşmaların yerine getirilmesinin kefili olan Türk tarafı ile temasta bulunmak üzere devlet telefon hattını hazırladı. Bunun dışında bugün itibariyle Türk meslektaşlarımızla direk hattını kurmuş bulunuyoruz. Türkiye başta mutabık kalınan anlaşmaların yerine getirilmesinin denetimi olmak üzere tüm anlaşmaların kefilidir“ diye konuştu. Kaynak:www.gazetem.ru
Devamını Oku
Standard Post with Image

2015 EMITT Fuarı 19. Kez Perdelerini Açtı

22-25 Ocak 2015 tarihleri arasında Tüyap Fuar Merkezi'nde 19. kez düzenlenen Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı EMITT, 71 ülke ve 4.500’den fazla Ülke, kurum, kuruluş ve firmanın katılımıyla görkemli bir şekilde start aldı. 19. EMITT Fuarı'nın açılışına Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Abdurrahman Arıcı, İstanbul Valisi Vasip Şahin, TYD Başkanı Murat Ersoy, İl Kültür ve Turizm Müdürü Ahmet Emre Bilgili, TÜROFED Başkanı Osman Ayık, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Turizm Atölyesi Direktörü Tülin Ersöz, TÜRSAB Genel Sekreteri Çetin Gürcün ile yabancı ülkelerden gelen turizm bakanları ve çok sayıda tur operatörü  katıldı. LASİAD Laleli Otelciler Birliği de kendisine bağlı 43 oteli temsil ederek, 2015 EMITT Fuarı'ndaki yerini aldı. Fuar açılışından sonra yoğun ilgi gören QUALITY LALELİ standında, LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca,Başkan Vekili Muhammed Sancaktar,Başkan Yardımcıları Ercan Çelik,İsmail Dark,Erdem Soylu Karabağlı,Ahmet Turan,Mehmet Ocaklı,Sayman İbrahim Murat Ramizoğlu,Yönetim Kurulu üyeleri Münir Dinler,İhsan Bıyıkbeyi,Rıfat Opan,Murat Özpehlivan katıldı. İstanbul Valisi Vasip Şahin, geçen yıla oranla daha da büyüyen LASİAD Laleli Otelciler Birliğinin Quality Laleli standını yerinde ziyaret etti. İlerleyen saatlerde İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Altınok ve Fatih İlçe Emniyet Müdürü Murat Şahin’in de ziyaret ettiği standa ilgi oldukça yoğundu. İstanbul Ticaret Odası (İTO)Yönetim Kurulu Üyesi ve Tüm Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜMSİAD) Genel Başkan Yardımcısı Servet Samsama, İHKİB Başkan Vekili Kemalettin Güneş de standı ziyaret ederek, Laleli Otelciler  birliği  üyeleriyle sohbet etti. Daha sonra fuar alanını gezen ve çeşitli otellerin standlarına uğrayan Giyasettin Eyyüpkoca, Bingöl Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü standını ziyaret ederek yetkililerle sohbet etti.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Başkanlar LASİAD’ın Çözüm Önerisi Üzerine Toplandı

Rusya’da yaşanan krizle ilgili gerçekleşen istişare toplantısında LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin  Eyyüpkoca’nın hazırladığı çözüm raporu değerlendirildi. Rusya’da yaşanan krizi değerlendirmek ve bu konuda çözüm önerileri üretmek için istişare toplantısı düzenlendi. İstanbul Ticaret Odası’nda gerçekleşen ve LASİAD  adına Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca’nın  katıldığı toplantıya, İTO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Çağlar, İTO Yönetim Kurulu Üyesi Servet Samsama, İTHİB Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Gülle, OTİAD Yönetim Kurulu Başkanı İlker Karataş, MESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Gecü, BATİAD Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Erten, TGSD Yönetim Kurulu Başkanı Şeref Fayat ve sektör temsilcileri katıldı. Akşam yemeği ile başlayan toplantının açılış konuşmalarını Çağlar ve Gülle yaptı. Çağlar konuşmasında; mevcut krizi aşmak adına birlik ve beraberlikle hareket etmenin önemine değindi. Çağlar, İTHİB’in düzenlediği toplantıyı örnek göstererek; “Yapmış olduğunuz bu organizasyonu duyunca hemen harekete geçerek sorunları hep birlikte çözmenin yollarını aramamız gerektiğini düşündük. Geldiğimiz bu aşamada güçlerimizi birleştirmeli, ne yapacaksak birlikte yapmalı ve sorunları hep birlikte aşmalıyız. Rusya krizi ile ilgili olarak yetkili mercilerle toplantılar gerçekleştiriyoruz. Hepimiz el ele verip, sektör temsilcisi arkadaşlarımızı da yanımıza alarak büyük ve zengin bir organizasyon yapmalı ve bundan iyi sonuç almalıyız. Yapacağımız bu eylem birliği ile sorunları rahatlıkla aşacağımızı düşünüyorum. Bu konuda Giyasettin Eyyüpkoca’nın hazırlamış olduğu rapor son derece kapsamlı. Bu rapordaki maddeleri masaya yatırdığımız zaman tüm sorunları kapsamlıca değerlendirmiş oluruz” ifadelerini kullandı. İTHİB Başkanı İsmail Gülle ise, Giyasettin Eyyüpkoca’ya çözüm aşamasına gösterdiği ilgi ve çabadan dolayı özellikle teşekkür etti. Çözüm odaklı çalışmalara devam edilmesi gerektiğinin altını çizen Gülle: “Çok güvendiğimiz, çok itibar ettiğimiz o büyük ve Avrupalı markaların kağıttan kale gibi yıkıldıklarını görüyoruz. Bu nedenle korkmadan, güçlü adımlar atmalıyız. Bugünün resmini iyi okuyarak, iyi hamleler yapmalıyız. Bu aşamada hepinizin değerli fikirlerine ihtiyacımız var” şeklinde konuştu. “Tok Tavrımız İle Durumun Üstesinden Gelmeliyiz” Açılış konuşmalarından sonra ilk sözü alan Eyyüpkoca, “Yaşanan krizleri ancak birlik olarak yapılacak organizasyonlarla çözüme kavuşturabileceklerine vurgu yaptı. Eyyüpkoca: “Krizleri ancak ve ancak topyekün hareket ederek çözebiliriz. Söylemlerimizde ve duruşumuzda tok bir tavır sergilemeliyiz. Gerekirse bu aşamada ser verip sır vermeyen bir tutum sergileyerek, son derece hassas davrandığımızı belli etmeliyiz.” sözleriyle durumun ciddiyetine dikkat çekti. Laleli Fashion Shopping’in bu yıl dördüncüsünü düzenleyeceklerini belirten Eyyüpkoca, bu büyük organizasyonun tek amacının eğlence olmadığını ifade etti. Bu tür organizasyonları düzenli olarak gerçekleştirmelerinin bir diğer nedenin ise, yaşanan bu krizleri ön görmüş olmaları olduğunu belirten LASİAD Başkanı: “Bu tür krizler ticaret sektöründe her zaman olabilecek şeylerdir. Bizler değişen dünya ve siyasi tabloları doğru okuyarak gerçekleşebilecek herhangi bir krizi ön gördük ve bu tür organizasyonlarla bunun önüne geçmeye çalıştık” ifadelerini kullandı. Bu aşamada izlenecek önemli yollardan birinin de hedef pazar arayışlarına devam ederek, yeni hedef pazarlar üretmek olduğunu söyleyen Eyyüpkoca: “Dünyadaki büyük pazarlardan birinin de Afrika olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu anlamda Gana yaptığımız ikili görüşmelerde, Afrika’nın yeni hedef pazarımız olmaya açık olduğu sonucuna vardık. Gana bölgedeki en güvenilir ülkelerden biri olmasının yanı sıra bölgenin merkezi. Bu tür yeni pazarlar ile Rusya’daki açığı kapatma şansımız oldukça yüksek” şeklinde konuştu. Daha sonra söz alan katılımcılar, Eyyüpkoca’nın sunmuş olduğu çözüm raporu kapsamında mevcut sorunları değerlendirdi ve krizi aşmak için önerilerde bulundu.
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD’tan CPM’de Rusya’ya Destek

Rusya’nın başkenti Moskovo’da düzenlenen ve tekstil sektöründe profesyonel katılımcı ve alıcıları biraraya getiren CPM Fuarı’na (Collection Premiere Moscow), LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, Başkan Yardımcıları Ercan Hardal, Ahmet Turan, Erdem S. Karabağlı ve Başkan Özel Kalemi Nada İsmail katılarak desteklerini gösterdiler. 24 -27 Şubat 2015 tarihleri arasında Moskova’da Expo Centre fuar alanında düzenlenen organizasyona bu yıl, 31 ülke katılım gösterirken, Türkiye tekstil sektörüne hizmet veren 38 firma ile fuarda yer aldı. LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca’nın da konuşmacı olduğu ve Pravda Press Center’da düzenlenen basın toplantısında  İHKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi önderliğinde biraraya gelinerek, ekonomik anlamda zor günler geçiren Rusya’ya ‘Yanınızdayız’ mesajı verildi. Tanrıverdi, "Rusya pazarı bugün için daralıyor gibi görünebilir, hatta bu süreç tahmin ettiğimizden daha uzun ve sancılı da olabilir" açıklamasını yaparken Rusya’nın uzun vadeli bakıldığında her zaman güçlü bir ülke ve pazar olmaya devam edeceği mesajını verdi. Tanrıverdi sözlerine şöyle devam etti: “Genel olarak da ocak ayında Rusya ihracatımız 6'ıncı sıradan 9'uncu sıraya düştü. Ruble kuru bir yerde oturursa yavaş yavaş eski günlere döneriz. Geçen yıl 351 milyon doları hazır giyim, 761 milyon doları tekstil olmak üzere Rusya'ya 1,1 milyar dolarlık ihracat oldu. Bu rakamları yeniden geçeriz. Biz Rusya pazarına inanıyoruz ve daha da aktif olacağız" dedi. LASİAD Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca’da basın toplantısında yaptığı konuşmada, Rus halkı ile yaklaşık 30 yıllık bir serüven sonucunda akraba gibi olduklarını ifade ederek, bu bağların kopmayacağını ve geçmişte iki halkın ortak noktalarının olduğunu ama asıl önemli noktanın iki ülkenin geleceğinin birlikte olacağı altını çizdi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Tahran 1. Türk Hazır Giyim ve Konfeksiyon Fuarı Kapılarını Açtı

İstanbul Ticaret Odası tarafından düzenlenen ve LASİAD tarafından da desteklenen Tahran 1. Türk Hazır Giyim ve Konfeksiyon Fuarı 1 Şubat 2015 tarihinde İran’ın başkenti Tahran’da Uluslararası Fuar Merkezi’nde kapılarını açtı. Laleli firmalarının yoğun ilgi gösterdiği fuarda İranlı ziyaretçiler, Türk firmaların stantlarındaki ürünleri görmek için yoğun kalabalıklar oluşturdu. Fuarın açılışında, LASİAD Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, Başkan Vekili Muhammed Sancaktar, Başkan Yardımcısı Ercan Hardal, Yönetim Kurulu Üyeleri Murat Özpehlivan ve Rıfat Opan’da yer aldılar. Bu arada yarısından fazlasının Laleli firmalarının oluşturduğu fuara 64 firma katıldı. Fuarda Laleli firmalarının baskın olarak yer almasında LASİAD’ın önemli çalışmaları bulunuyor. Özellikle fuarın düzenleneceği kararın alınmasının ardından LASİAD tarafından başlatılan kampanya ve tanıtımlar katılımın yüksek olmasındaki en büyük etken. LASİAD’ın Laleli firmalarına özel olarak yaptığı tanıtım çalışmaları böylece Tahran 1. Türk Hazır Giyim ve Konfeksiyon Fuarı’nda Laleli’nin gücünü de ortaya koymuş oldu. İran’da 4 Şubat 2015 tarihine kadar devam edecek olan fuara İTO heyetinin yanı sıra Türkiye’nin Tahran Büyükelçisi Rıza Hakan Tekin, İran Ticaret Endüstri Maden ve Tarım Odası Başkan Yardımcısı Ali Akbar Farazi, İran Türkiye Ortak Ticari Konsey İdari Şefi Jalal Ebrahimi ve Tehran Ticaret Endustri ve Maden Odası Asya – Okyanusya Uluslararası Departmanı Direktörü Massoud Maleki de katıldı. Fuar, Yatırım ve Ticaretin Gelişmesine Örnek Olacak Fuarın, Tahran Tekstil Fuarı ile eş zamanlı olarak gerçekleştirilmesi özellikle İran’daki Azeri halkın yoğun ilgisine neden oldu. Tahran’da fuarla ilgili değerlendirmelerde bulunan ve son yıllarda gelişen Türkiye-İran ilişkileri adına yeni bir adım atıldığına dikkat çeken, İTO Başkan Yardımcısı Dursun Topçu,“İnanıyorum ki bu fuar; sadece tekstil alanına bir ivme kazandırmakla kalmayacak. Aynı zamanda diğer tüm sektörlerde de ülkelerimiz arasındaki karşılıklı yatırım ve ticaretin geliştirilmesi için örnek oluşturacaktır” diye konuştu. Hazır giyimde yüzde 100 olan gümrük vergisinin anlaşma ile yüzde 40'a düştüğünü hatırlatan Topçu, “Yüzde 100’lük vergi uygulanırken dahi tekstil ürünleri, İran'a ihraç etiğimiz ürünler arasında ilk 10 sırada yer alıyordu. Şimdi hem gümrük vergilerindeki indirimler hem de sektörde karşılıklı işbirliği sonucunda tekstil ürünleri; karşılıklı ticaretimizi ileriye taşıyacak en önemli kalemlerden olacaktır” dedi. Türkiye'nin İran'da en şanslı olduğu sektörlerden biri olarak hazır giyim gösterilirken, Türkiye’de ihracat açısından hazır giyim ve tekstil sektörü olarak öne çıkıyor. İran’ın hazır giyim pazarına Türkiye’nin imzasını atmasının tam zamanı olarak değerlendirilirken, Türk firmalarının fuara katılım yoğunluğu ile de bunu fiili olarak kanıtladıkları ortaya çıkıyor.
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD Başkanı Öğrencilerle Tecrübelerini Paylaştı

LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, konuşmacı olarak İstanbul Ticaret Üniversitesi Meslek Seminer Dersi’ne konuk oldu. Tekstil sektöründe 25 yılı geride bırakan Eyyüpkoca, meslek hayatında yaşadıklarını, tecrübelerini, öğrenciler ile paylaştı, başarıya giden yolda tüyolar verdi, LASİAD’ı anlattı. Kendini tanıtarak konuşmasına başlayan Eyyüpkoca, öncelikle öğrencilere Laleli hakkında bilgiler verdi. Laleli’yi “Dünyanın en büyük açık hava alışveriş merkezi” olarak tanımlayan Eyyüpkoca, dünyanın 55 ülkesine satış yapıldığını, bu ülkeler arasında ağırlıklı ticaret yapılan Rusya’nın dünyanın en büyük tüketici ülkelerinden biri olduğuna dikkat çekti. Son dönemde Rusya’da yaşanan gerginliklere değinen Eyyüpkoca, dünyanın tamamında ekonomik ve siyasal anlamda bir soğuk savaş yaşandığını, dünyada paranın el değiştirdiğini ifade etti. Firma kurmak, ticaret yapmak isteyenlerin işe başlamadan önce çok ciddi bir araştırma yapmaları gerektiğini belirten Eyyüpkoca “Muhatabınız kim ve neler seviyorlar? Ülkelerinin, pazarlarının özellikleri neler? çok iyi bilmelisiniz. Dünya var oldukça tekstil de var olmaya devam edecek. Ancak gelecekte katma değeri yüksek ürünler üretenler öne çıkacak” dedi. Özkaynak kullanımının başarıyı yakalamada önemli bir etken olduğunu belirten Eyyüpkoca öğrencilere “İnsanı, parayı ve zamanı” çok iyi yönetmeleri tavsiyesinde bulundu.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Defilenin Baş Mankeni Tuğçe Kazaz Oldu

07 Ekim 2013 tarihinde başlayan Mercedes Benz Fashion Week İstanbul  presented by American Express GIZIA defilesi ile görkemli bir açılışa imza attı. Defileye; İHKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi’nin yanı sıra LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar, LASİAD Üyeleri; Vedat Toy, Cengiz Polatdemir ve LASİAD Başkan Özel Kalemi Nada İsmail, Gökçe, Deniz Berdan, Arzu Kaprol, Nihat Odabaşı katıldı. Uzun yıllar GIZIA markasının yüzü olarak hafızalarımıza kazınan Tuğçe Kazaz, GIZIA 2014 ilkbahar – yaz koleksiyonunun sunulduğu Mercedes Benz Fashion Week Istanbul presented by American Express’in açılış defilesinde bir kez daha GIZIA için podyuma çıktı. Afrika’ya ilham verici bir yolculuk... İpek, keten, pamuk ve deri gibi naturel materyallerin hakim olduğu GIZIA 2014 ilkbahar yaz koleksiyonunda, zıtlık teşkil eden renkler, desenler ve aksesuarlar özgürce bir arada kullanılarak zarif, lüks ve görkemli siluetler podyuma çıktı. Koleksiyonun en önemli parçalarını oluşturan yumuşak tuşeli kuzu ve doğal piton derisi ile hazırlanan zengin deri kostümler, özel el işi detayları ile Mercedes Benz Fashion Week İstanbul presented by American Express’e imza attı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Soğanağa Camii Sokak, Ağa Çeşmesi Sokak ve Küçük Haydar Efendi Sokak Yol Yapım Çalışması İstişare Toplantısı Yapıldı

LASİAD, Soğanağa  Camii Sokak, Ağa Çeşmesi Sokak ve Küçük Haydar Efendi Sokak yol  yapım  çalışması istişare toplantısını 8 Temmuz 2013  tarihinde Darkhill Hotel’de gerçekleştirdi. İstişare toplantısına; Fatih Belediyesi Başkan Yardımcısı Mehmet Ustaoğlu, Fatih Belediyesi Fen İşleri Müdürü Yener Ustabaş, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar, LASİAD Başkan Yardımcıları; Ercan Çelik, İsmail Dark, LASİAD Yönetim Kurulu Üyeleri; İrfan Akbaş, İbrahim Murat Ramizoğlu, LASİAD Genel Sekteri Şerafettin Yüzüak, LASİAD Dış İlişkiler Yöneticisi Halil Kılınç, LASİAD Halkla İlişkiler Yöneticisi Muharrem Ay ve Soğanağa Camii Sokak, Ağa Çeşmesi Sokak ve Küçük Haydar Efendi Sokak esnafı katıldı. Toplantıda konuşan LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar, Laleli’deki alt yapı ve yol çalışmalarından kısaca bahsederek, “ Üst Laleli’de  2010 Kültür Başkenti kapsamında alt yapı ve yol çalışmaları yapıldı. Belediye ile  yaptığımız görüşmeler neticesinde  Şair Haşmet Sokağı’nı pilot sokak olarak ele aldık. Ardından Alt Laleli Sokakları tamlandı. Soğanağa Camii sokağı, Ağa Çeşmesi Sokak ve Küçük Haydar Efendi Sokağında da çalışmalar yapılmak istendi; ancak bazı sıkıntılar nedeniyle yapılamadı. Bizler ne kanun koyucuyuz, ne de kanun uygulayıcısı. Biz sadece bir derneğiz. Alt yapı çalışmalarında kullanılacak malzeme maliyetini sokak esnafı karşılanıyor, işçilik ve diğer malzemelerin maliyetini belediye tarafından karşılanıyor” dedi. Fatih Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Ustaoğlu ise “Şu ana kadar 45.000 m2 lik bir alan yapıldı. Çalışma öncesinde BEDAŞ, İSKİ, TELEKOM gibi  kurumlarla görüşüldü.Daha sonra çalışmalara başlandı. Soğanağa  Camii  sokağın  tamamlanma süresindeki öngörümüz 2 ay; ama bu süre, bazı olumsuzluklar çıktığında uzayabiliyor. Soğanağa Alt Laleli'nin ana hatlarından birisi. Oldukça da işlek bir cadde. Çalışma elbette kolay olmayacak. Bunun için sizden sabır ve anlayış bekliyoruz. Yaklaşık 10 gün sonra başlayacağız. Biz zaten tüm sokağı kapatmayacağız. Parça parça çalışılacak. İşlerinizin aksamamasına özen göstereceğiz” dedi. Toplantının sonunda yol çalışması için komite kuruldu; Bülent Akgün - Akgün Otel Refik Demirok - Monte Nazım Güler - Sevita Gani Kaya - Turkuaz Muzaffer Doğan - Suitmen Murat Ecevit Faruk Söğut Vedat Toy - White Sea Faruk Sarıoğlu - Sapphire Ercan Çelik - Momento İsmail Dark - Darkhill
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD’dan Fatih İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne Ziyaret

LASİAD, 21 Mayıs 2013 tarihinde Fatih İlçe Emniyet Müdürü İrfan M. Bekaroğulları’nı ve Fatih İlçe Emniyet Müdürü Yardımcısı Cihat Dağdeviren’i makamında ziyaret etti. Ziyarete; LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar, LASİAD Yönetim Kurulu Üyesi G. Naci Polat ve LASİAD Genel Sekreteri Şerafettin Yüzüak katıldı. Ziyarette 2. Laleli Fashion Shopping Festival programına ilişkin bilgiler veren LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar, Fatih İlçe Emniyet Müdürü İrfan M. Bekaroğulları’nı ve Fatih İlçe Emniyet Müdürü Yardımcısı Cihat Dağdeviren’i festivale davet ederek, festivalde kendilerini aralarında görmekten mutluluk duyacaklarını dile getirdi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD, İTO 38. Komite Meclis Üyeleri ile İstişare Toplantısı Gerçekleştirdi

LASİAD, İTO Meclisi 38. Komite Üyelerini 25 Eylül 2013 tarihinde Darkhill Hotel’de ağırladı. Darkhill Hotel'de yapılan istişare toplantısına; İTO Yönetim Kurulu Üyesi ve 38. Komite Meclis Üyesi Servet Samsama, 38. Komite Başkanı Şenol Aras, Başkan Yardımcısı Çetin Altındağ, 38. Komite Meclis Üyeleri; Adnan Danışman, 38. Komite Üyeleri; Özden Bilirdönmez, Abdurrahman Örs, Tayar Günbeyi  ve LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar,  LASİAD Başkan Yardımcıları Ercan Çelik, İsmail Dark, T. Selim Poşul, Mehmet Ocaklı, Erdem Soylu  Karabağlı, LASİAD  Yönetim Kurulu Üyeleri; Benan Çalabakul, İbrahim Murat Ramizoğlu, İrfan Akbaş, İhsan Bıyıkbeyi,  Mehmet Özbayrak, Münir Dinler, Murat Eraslan, Tarık Nayman, Sabri Akten, LASİAD Genel Sekreteri Şerafettin Yüzüak ve LASİAD Başkan Özel Kalemi Nada İsmail katıldı. Toplantıda söz alan İTO Yönetim Kurulu Üyesi ve 38. Komite Meclis Üyesi Servet Samsama,  İTO’nun projelerinden bahsederek sektörün sorunlarına dikkat çekti. Samsama konuşmasına şöyle devam etti; “İhracat sisteminde ciddi sorunlar yaşıyoruz. Bu konuda hem sektörün hem de devletin rahat edebileceği bir proje geliştirmemiz lazım. Antrepo projesi olunabilirliği yüksek bir proje. Bir komite oluşturarak bu konuda en iyi şekilde projeyi üretip Ankara’ya ulaştırılabilir.  İTO olarak birçok ülkeye fuarlar düzenliyoruz. Bu fuarlara tekstil sektörü pek ilgi göstermiyor. Fuarın bir kısmını hazır giyim fuarı yapabileceğimizi düşünüyorum. İTKİB’in düzenlemediği yerlerde İTO’nun fuar düzenlemesi konusunda taleplerde bulunmalıyız. Sektör sorunları konusunda İTO ve LASİAD/Laleli Esnafı olarak birlikte çalışmalar yapabiliriz. LASİAD, bizi her alanda gururlandırıyor. LASİAD’a her konuda destek vermeye hazırız.” “Ana hedefimiz; Bir Olmak” İTO 38. Komite Başkanı Şenol Aras ise konuşmasında STK’larla ortak çalışmalar yapılmasının önemine değinerek, “Özellikle Sivil Toplum Kuruluşlarını, İTO, İSO, İTKİB’le ortak paydada bir araya getirme amacındayız. Sektörümüzün sorunlarına beraber çözüm bulmalıyız. Ana hedefimiz; Bir olmak.” Dedi. “İTO’nun hedef pazarlarımızdaki gücünü kullanmak istiyoruz” LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca ise LASİAD’ın çalışmaları noktasında desteğe ihtiyaç duyduklarını dile getirerek, “LASİAD olarak 2 yıldır Mayıs- Haziran ayında düzenlediğimiz Laleli Fashion Shopping Festival tarihimizi sezonun başladığı Ağustos ayının ilk haftasına çekme kararı aldık.  LASİAD ve Laleli esnafının gücünü birleştirerek gerek Laleli sokaklarını yenileme projesinde gerekse festival projesinde başarılı sonuçlar aldık. Laleli olarak İTO köprüsünü kullanmak istiyor ve destek bekliyoruz. İTO’nun hedef pazarlarımızdaki gücünü kullanmak istiyoruz” dedi. LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar de Laleli’nin ana sorunları dile getirerek, kalifiye eleman, yabancı personel çalıştırma konusundaki sıkıntılar ve mülteci sorunlarından bahsetti. Toplantının sonunda LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca İTO Yönetim Kurulu Üyesi ve 38. Komite Meclis Üyesi Servet Samsama’ya LASİAD logolu tabak ve LASİAD'ın logosunu temsil eden Lale takdim etti. Akabinde İTO 38. Komite Üyesi Servet Samsama, LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca’ya lale motifli tablo takdim etti. Her bir komite üyesine de LASİAD'ın logosunu temsil eden Lale takdim edilerek toplantıya son verildi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

MÜSİAD’IN 22. Olağan Genel Kurulu Haliç Kongre Merkezinde Yapıldı.

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) 22.Olağan Genel Kurulu T.C. Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımlarıyla 27 Nisan 2013 tarihinde Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirildi. Genel Kurul’a Başbakan Erdoğan’ın yanı sıra; T.C. Ekonomi Bakan Zafer Çağlayan, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, LASİAD Genel Sekreteri Şerafettin Yüzüak ve çok sayıda davetli katıldı. Genel Kurulda konuşan MÜSİAD Genel Başkanı Nail Olpak, çözüm sürecine desteklerinin tam olduğunu belirterek, "Son 10 yılda hayata geçirilen önemli reformların arasında özel bir yeri olan çözüm sürecini, medeniyetimizin bize yüklediği tarihi bir sorumluluk olarak görüyoruz. Çözüm süreci Türkiye'nin ekonomik gelişimini hızlandıracak bir gelişmedir. Çözüm süreci, gelecek ve refah için prangaların sökülüp atılması demektir" diye konuştu. Başbakan Erdoğan, 22. Olağan Genel Kurulu'nun açılışında yaptığı konuşmada, MÜSİAD'ın, gerek bir sivil toplum örgütü olarak gerekse tek tek tüm mensuplarıyla Türkiye iktisadına yeni bir soluk ve iklim kazandırdığını söyledi. Erdoğan, "Türkiye ekonomisini sizler, kanaat kavramıyla tanıştırdınız. Türkiye ekonomisini sizler, bereket kavramıyla taçlandırdınız. Sizler, acımasız kapitalizmin, kıran kırana rekabetin, insanı insanın kurdu olarak gören anlayışın izinden değil, kanaatin, bereketin, zühdün ve takvanın izinden gittiniz" ifadelerini kullandı. MÜSİAD'ı çok iyi tanıdığını ve bildiğini ifade eden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "MÜSİAD için insan, önce müşteri, önce tüketici, önce çalışan değil, MÜSİAD için insan, önce insandır, eşrefi mahlukattır, yaratılmışların en şereflisidir. MÜSİAD için ülke, büyük bir fabrika, büyük bir mağaza, bir tüketim arenası değil, her şeyden önce şehitlerimizin kanıyla sulanmış mübarek vatan toprağıdır. MÜSİAD için millet, bir para kaynağı, bir emek kaynağı, bir iş gücü yığını değil, tarihin ve ecdadın şanlı mirasını omuzlarında taşıyan, kader birliği yapan, aynı ufka bakan kardeşler topluluğudur. MÜSİAD'ı, Türkiye için değerli kılan, işte ekonomiye, iktisada, böyle farklı bir nazarla bakıyor olmasıdır. Başbakan Erdoğan'a, konuşmasının ardından MÜSİAD Başkanı Nail Olpak, hattat Ahmet Bursalı'nın yaptığı Hz. Muhammed'in özelliklerini anlatan Hilye-i Şerif takdim etti.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Yurtdışı Açılımı Toplantılarının İlki Gerçekleşti

BMD’nin, markaların uluslararası alandaki rekabet gücünü artırıp, işbirliklerini geliştirmesi amacıyla düzenlediği “Yurtdışı Açılımı Toplantılarının”  ilki 11 Eylül 2013 tarihinde İstanbul’da yapıldı.  Toplantıya LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, LASİAD Üyesi İsmail Kutlu'nun yanı sıra çok sayıda işadamı katıldı. Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Hüseyin Doğan, Türk markaların her geçen gün dünyada daha geniş bir coğrafyaya yayıldığını vurgulayarak, “Markalarımızın yurt dışındaki tecrübelerimizden faydalanıp, stratejik hatalardan uzak durmasını sağlayarak, bugün 3 bin olan yurt dışındaki mağaza sayımızı 2023’te 20 bine çıkaracağız” dedi.    Hüseyin Doğan açılışta yaptığı konuşmada BMD olarak “markalı ekonomiyi” ülke gündemine taşıdıklarını belirterek, yüksek katma değer ile Türkiye’nin zenginleşmesine katkı sunduklarını ifade etti.  Türk markaları olarak sürekli daha uzaklara gittiklerinin altını çizen Doğan,şöyle devam etti:   “Artık tüm dünya bizim için oyun alanı. Sadece yakın çevremizi değil, Amerika’dan Uzakdoğu’ya kadar olan coğrafyada tüm ülkeleri Türk markaları açısından hedef pazarlar olarak kabul ediyoruz. Bir başka deyişle, yeni hedefimiz Birleşmiş Milletler’e üye 193 ülkede en az bir Türk markasının mağaza açmasını sağlamak. BMD, bu hedefine ulaşmak üzere, rekabetçi bir dünyada markalarımızın avantajlı konumda olmalarını sağlayacak etkinliklerle, üye firmalarımıza yol gösterici oluyor. Bugün dünyada daha fazla söz sahibiyiz. Stratejik hatalardan uzak durmak için birbirimizin hatalarından, tecrübelerinden ders çıkarmak zorundayız.  Bir markamızın herhangi bir ülkedeki başarısı, bir diğer markanın da başarısı anlamına geliyor. BMD üyesi markalarımızın yurtdışında sahip olduğu 3 bine yakın mağazayı, markalı ekonomiye dönüşüm sonucunda, 2023 yılında 20 bine çıkarabileceğimize inanıyoruz.”    
Devamını Oku
Standard Post with Image

Alışveriş ve Moda Laleli’de Buluştu

Laleli Sanayici ve İş Adamları Derneği tarafından (LASİAD) bu yıl 2.si düzenlenen geleneksel “ Laleli Fashion Shopping Festivali, 27 Mayıs’ta muhteşem bir defileyle start verdi. 27 Mayıs 2013 tarihinde Fatih Belediyesi Başkan Yardımcısı Adnan Güler’in katılımıyla kahvaltıda bir araya gelen LASİAD Yönetimi, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’in de Laleli’ye gelmesi ile birlikte Laleli sokaklarında esnafı ziyaret ederek karanfil dağıttı. Kortej yürüyüşünün ardından Laleli sokaklarında canlı performanslar, dansçılar, bando takımı,  mankenlerin muhteşem showları ve Disneyland karakterleri  yer aldı. 150 metrelik rekor podyumda birbirinden ünlü isimler yürüdü Festival organizasyonunu ve defilenin koreografisini yapan Öner Evez’in Laleli Mesih Paşa Caddesine boydan boya kurduğu 150 metre uzunluğundaki podyumdan ünlüler geçti. LASİAD üyesi onlarca markanın ürünlerinden oluşan defilede başta Wilma Elles, Ayşe Hatun Önal, Çağla Şikel, Didem Soydan, Merve Büyüksaraç,  Ebru Öztürk, Tuba Melis Türk, Ülkü Taşkın ve Selda Car’ın yanı sıra yerli ve yabancı 40 manken podyumda yürüdü. Rus Gelin lakaplı Tatiana’nın sunuculuğunu üstlendiği festival açılışının bir sürprizi de Berna Öztürk oldu.  Defile süresince DJ’lik yapan Berna Öztürk’ün, 150 metrelik podyumda yürümesi de defileye ayrıca renk kattı. Defilenin özel konukları arasında; İstanbul Milletvekili. AK Parti Fatih Kurucu İlçe Başkanı ve Ak Parti Teşkilattan Sorumlu Başkan Yardımcısı Ahmet Baha Öğütken, İstanbul Vali Yardımcısı Kazım Tekin, İHKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi, Fatih İlçe Emniyet Müdürü İrfan Bekaroğlulları, Fatih Belediyesi Başkan Yardımcısı Mehmet Ustaoğlu katıldı. LASİAD'ın organize ettiği “II. Laleli Fashion Shopping Festival” 27 Mayıs – 02 Haziran tarihleri arasında iç ve dış piyasadaki toptancılara yönelik, indirim fırsatlarının yanı sıra çeşitli etkinliklerle Eski Doğu Bloku Ülkeleri, Türki Cumhuriyetler ve Avrupa’dan gelen misafirleri ile Türk tekstilcilerine ev sahipliği yaptı. Festivali düzenleyen Laleli Sanayici ve İş Adamları Derneği Başkanı (LASİAD) Giyasettin Eyyüpkoca, “ Her gün yükselen ticaret hacmi ile artık başlı başına markalaşmış bir Laleli var. Bu festivalle ürün ve hizmet bazında yenilikçiliğimizi göstermiş oluyoruz. Son yıllarda gerçekleştirdiğimiz büyük değişimin adeta bir aynası niteliğinde olan bu festival, bölgemizi ileriye dönük olarak umutlandırıyor. Bölgemiz tek yürek olmuş durumda. Muhteşem şovlar, dünya çapında organize edilen bu festivale büyük renk kattı. Yerli-yabancı tüm misafirlerimizin yüzü gülüyor. Bu muhteşem organizasyonda davetlilerimizin yüzlerindeki ışıltıyı görmek bizim için başarının ta kendisi” dedi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD Geleneksel İftarında AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ı Ağırladı

LASİAD, 10 Temmuz 2013 tarihinde Ataköy Sheraton Otel'de geleneksel iftar organizasyonu düzenledi. Tasavvuf müziği eşliğinde başlayan iftar yemeğine; Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış başta olmak üzere, İstanbul Vali Yardımcıları; İ. Hayrullah Sun, Kazım Tekin, AK Parti Fatih  İlçe Başkanı Ahmet Hamdi Görk, Ak Parti Fatih İlçe Başkan Yardımcısı Şenol Özdemir, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, İTHİB Başkanı İsmail Gülle,TİM Başkan Vekili Ahmet Akbalık, İHKİB Başkan Yardımcısı Kemalettin Güneş, İHKİB Yönetim Kurulu Üyesi Sabri Sami Yılmaz,  İTO 19.Dönem Meclis Başkanı Şekib Avdagiç, İTO 19. Dönem Yönetim Kurulu Üyesi Servet Samsama, Rusya Federasyonu İstanbul Konsolosu Alexander Hapilov, İran İslam Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu Ekonomi Müsteşarı Ali Tusi, ASKON Tekstil Sektör Başkanı Nesim Ayyıldız,  BATİAD Başkanı Aydın Erten,  ÇSD Başkanı Hüseyin Öztürk, FAGİDER Başkanı Ayla Erdim, KYSD Başkan Vekili Hacı Turan Yolcu, MESİAD Başkanı Halit Tuna, OTİAD Başkanı Ali Ulvi Orhan, ÖRSAD Başkanı Fikri Kurt, TİGSAD Başkanı İrfan Özhamaratlı,  TRİSAD Başkanı Mustafa Balkuv, TÜGİAD Başkanı Özden Pelister, TÜMSİAD Başkan Yardımcısı Yakup Köç, LASİAD Yönetim Kurulu Üyeleri, LASİAD Üyeleri ve çok sayıda davetli katıldı. “Biz Birlikte Oldukça Daha Da Güçleneceğiz” İftar yemeğinin açılış konuşmasını yapan LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, LASİAD’ın kurulma amacının çok manidar olduğunu dile getirerek, “O yıllarda malum Türkiye’de yaşanan sıkıntılar, çevremizdeki komşularımızla yaptığımız ticarette yaşadığımız sıkıntılar çerçevesinde derneğimizin faaliyetleri köprü vazifesi gördü. Gerek Türkiye’deki kurumlar ve esnaf arasında köprü kurabilmek gerekse Rusya coğrafyasında çalıştığı ve ona benzer çalışılan ülkelerde yaşanılan sıkıntıları burada dile getirip çözüme varabilmek amacıyla kurulmuş bir derneğiz” dedi. Eyyüpkoca sözlerine şöyle devam etti; " Son dönemde yaşadığımız ve dünya nezdinde imajımızı ciddi manada zedeleyen olaylar, ne yazık ki ülke dinamiklerimizde telafisi güç yaralar açmıştır.Ticari açıdan 36 ila 40 milyar dolar arası olduğu düşünülen bir kaybın yanı sıra turizm sektörümüz de bu olaylardan büyük oranda etkilenmiştir.Özellikle ülkemize ziyaret amacıyla gelmeyi planlayan misafirlerimizin birçoğu ne yazık ki bu olaylar yüzünden seyahatlerini iptal etmişlerdir.En iyi ihtimalle eskiye dönüşün bir-iki ay sürmesi beklenirken, bu gelişmeler maalesef hassas dengeler içerisindeki ekonomimize büyük darbe vurmuştur.Gariptir ki, dinsel, tarihsel ve kültürel açıdan yeşilin ve doğanın en büyük savunucusu olan bizlerin, farklı mecraların elinde şiddete dönüşen bu olayların ülkemize yaşattığı zararları hissedenlerin de başında gelmemiz büyük bir çelişki olsa gerek.Temennimiz odur ki ülkemiz, taleplerin ortaya konulması ve bunların karşılanması hususunda anlayış ve karşılıklı empatinin hakim olduğu günleri kısa zamanda görür ve manasız iç çekişmelerle zaman kaybetmez.Her şeye rağmen bu güzel akşamımızı nurlu ışıltılarıyla aydınlatan Ramazan’ın ülkemize ve tüm dünyaya barış, huzur ve kardeşlik getirmesini diliyorum." dedi. “LASİAD Üyeleri Adeta Bizim Büyükelçilerimiz” Programa katılan Egemen Bağış ise Ramazan ayı ve gündeme dair konulara değindi. Bağış, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın selamını ileterek konuşmasına başladı. Başbakan'ın LASİAD’a ayrı bir önem verdiğini kaydeden Bağış, derneğin ekonomiye katkısının büyük olduğunu söyledi. AB Bakanı, LASİAD’ın sadece üyeleriyle buluşma mekanizması kurması dışında, çevresinde ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarına eğilmek, onların sorunlarını çözebilmek için elini taşın altına koymak gibi özelliklere sahip olduğunu da kaydetti. Bağış, konuşmasına şöyle devam etti: "LASİAD, bugün gerçekten dünyanın en güzel şehri olan İstanbul’un dünyaya açılmasında önemli bir rol oynuyor. LASİAD üyeleri adeta bizim büyükelçilerimiz gibi dünyanın farklı yerleriyle temaslar kuruyor. Bugün LASİAD’ın ticaret yapmadığı coğrafya kalmadı. Avrupa’ya, Asya’ya, Amerika kıtasına açılma potansiyeli ortaya koydu. Böyle bir derneğe sahip olduğumuz için gerçekten çok çok mutluyuz. Bugün bu Ramazan heyecanını bizim gibi yaşayamayan kardeşlerimiz var. Gerek Gazze’de, gerek Mısır’da, Arakan’da sıkıntı içinde olan kardeşlerimiz var. Dernek üyelerinin de oradaki kardeşlerimizin sorunlarıyla da dertlendiklerini biliyorum. Onlar için de ellerinden gelen çabayı ortaya koyacaklarına inanıyorum." Türkiye’de de kardeşin kardeşe düşürülmek istenildiğini fakat başarılamadığına dikkat çeken Bağış, "Dünyanın neresinde olursa olsun zalimin zulmüne karşı atılmış çığlıkları Türkiye duyar. İşte bugün Suriye’deki çığlıklarını duymamız o yüzden." şeklinde konuştu. İstanbul Vali Yardımcısı İbrahim Hayrullah Sun ise LASİAD’ın yaptığı çalışmaları takdir ettiklerini vurgulayarak “LASİAD durmadan güzelliklere imza atıyor. Bir sivil toplum kuruluşu olarak, bir dernek olarak belediye ile iş birliği yaparak yollar yapıyor, caddeler yapıyor. Festivaller düzenliyor. Laleliyi ve tüm güzelliklerini akıllara kazıyor. Binlerce kez teşekkür ediyorum” dedi. “Laleli varsa LASİAD sayesinde var” Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir ise konuşmasında Ramazan’ın öneminden ve LASİAD’ın çalışma prensibinden bahsederek, “ 9 yıllık Belediye Başkanıyım. Sivil toplum kuruluşları, dernekler üzerlerine düşenleri fazlasıyla yaptılar. LASİAD bu konularda tabiri caizse kendini aştı, tabiri caizse uçtu. LASİAD olmasaydı bugün alt Laleli böyle olmazdı, LASİAD olmasaydı üst Laleli böyle olmazdı, LASİAD olmasaydı Sultan hamam böyle olmazdı, LASİAD olmasaydı Tahtakale böyle olmazdı, LASİAD olmasaydı Sultanahmet böyle olmazdı. Kamunun kaynakları çok kısıtlı, halk destek olmazsa yolları ve yolların alt parklarını gümüşten yapsanız bir anlamı olmaz. LASİAD bu konuda herkese örnek oldu” dedi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Dünyanın en güçlü pasaportları

Mali danışmanlık şirketi Arton Capital'ın vizesiz seyahat edilebilen ülkeler ve insani gelişmişlik düzeyi temel alınarak hazırladığı en güçlü pasaport listesi açıklandı. Türkiye ve Rusya geçen senelerde olduğu gibi yine başa baş gitti.  Türkiye küresel sıralamada 42’nci, bireysel sıralamada 83’üncü sırayı aldı. Rusya ise globalde 43’üncü, bireyselde 86’ncı sırada. Türkiye pasaportu ile 104, Rusya pasaportu ile 103 ülkeye vizesiz girilebiliyor. Küresel sıralama vizesiz girilebilen ülkelerin, bireysel sıralama ise vizenin, sınır kapılarında alınabildiği ülkelerin sayısına göre yapılıyor. Listenin ilk sırasında, vatandaşlarının 158 ülkeye vizesiz girebildiği Almanya var. İsveç (157), Singapur (157), Danimarka (156), Finlandiya (156), Fransa (156), İspanya (156), İsviçre (156), Norveç (156), Büyük Britanya (156)  ve ABD (156) ilk 11 sırayı paylaşan ülkeler. Araştırmaınn orijinali için: https://www.passportindex.org Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

2016'da dünyada kaç kişi seyahat etti?

UNWTO verilerine göre, turist sayısı yüzde 4'lük bir düşüşün olduğu Ortadoğu dışında dünyanın tüm bölgelerinde artış var. UNWTO - Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü'nün açıkladığı verilere göre, 2016'da dünyada seyahat eden kişi sayısı bir önceki yıla göre yüzde 3,9 artışla 1 milyar 235 milyon kişi oldu. UNWTO Genel Sekreteri Taleb Rifai, düzenlediği basın toplantısında, "Güvenlik başta olmak üzere dünyada yaşadığımız sayısız soruna rağmen turizm, son yıllarda olağanüstü bir direniş ve güç göstermiştir. Uluslararası turizm artmaya, sektörü dinamik tutmaya, istihdam sağlamaya ve tüm dünyanın ortak refahına hizmet etmeye devam etmiştir. 2017 yılındaki en büyük hedefimiz güvenli ve huzurlu bir turizm için çalışmaya devam etmek olacaktır" dedi.  Rifai, şöyle devam etti: "BM içinde kurulan terörizmle mücadele komitesiyle birlikte yürüttüğümüz çalışmalar kapsamında kendi bünyemiz içinde bir çalışma grubu oluşturduk. Bu konuyu çok ciddiye alıyoruz ve gelecek 2-3 yılı içeren bir program sunacağız. Otel, restoran, müze, plaj gibi turizmle ilgili her yerde güvenliğin daha artırılmasının gerekliliğine inanıyoruz." UNWTO verilerine göre, turist sayısı yüzde 4'lük bir düşüşün olduğu Ortadoğu dışında dünyanın tüm bölgelerinde artış var. Turist sayısının en fazla artış gösterdiği yerler de yüzde 8'erlik artışla Afrika ile Asya-Pasifik.  Turizm sektöründe yüzde 50'lik bir paya sahip olan ve dünyada en çok turistin geldiği bölge olarak bilinen Avrupa kıtasında 2016 yılında toplam 620 milyon kişinin seyahat ettiği ve bir yıl öncesine oranla yüzde 2'lik bir artış kaydedildiği bildirildi. Kaynak:www.turizmdebusabah.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Vizesiz gidilebilen ülkeler

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye ile Ukrayna'nın sadece kimlik kartıyla seyahat için mutabakata vardığını belirtti. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye ile Ukrayna'nın sadece kimlik kartıyla seyahat için mutabakata vardığını belirterek, "Karşılıklı ziyaret ve turist sayısını artırmak istiyoruz. Haklarımız arasında daha fazla temas olsun istiyoruz. O nedenle bundan sonraki süreçte vatandaşlarımızının pasaporta ihtiyaç duymadan sadece kimlikleriyle ülkelerimizi ziyaret etmesi için hazırlıkları tamamladık. Yaz gelmeden bunu başaracağız" dedi. VİZESİZ GİDİLEBİLEN ÜLKELER  Andorra  Arjantin  Arnavutluk  Bahamalar  Barbados  Belarus   Belize  Bolivya  Bosna Hersek  Botsvana  Brezilya  Ekvador  El Salvador  Fas  Fiji  Filipinler  Guatemala  Gürcistan  Haiti  Honduras  Hong Kong  İran  Jamaika  Japonya  Karadağ  Kazakistan  KKTC  Kolombiya  Moldova  Güney Kore  Kosova  Karayipler  Kosta Rika  Libya  Kırgızistan  Lübnan  Makedonya  Makau Özel Bölgesi  Maldivler  Malezya  Mauritius  Moğolistan  Nikaragua  Palau Cumhuriyeti  Paraguay  Seyşeller  Saint Kitts and Nevis  St. Lucia  Sırbistan  Singapur  Suriye  Svaziland  Şili  Tayland  Tunus  Trinidad-Tobago    Tuvalu  Ukrayna  Uruguay  Ürdün  Venezuela  Filipinler  Yunan adaları  Sri Lanka   St. Vincent-Grenadines Sadece Diplomatik, Hususi ve Hizmet Pasaportu hamili Türk vatandaşları 90 güne kadar ikamet süreli seyahatlerinde vizeden muaftır.   Irak Sadece Diplomatik, Hizmet ve Hususi Pasaport hamilleri ise 180 gün içinde 90 günü aşmamak kaydıyla Irak'a yapacakları seyahatlerinde vizeden muaftır.   Slovakya Sadece Diplomatik, Hizmet ve Hususi Pasaport hamilleri Slovakya'ya yapacakları seyahatlerinde 90 gün için vizeden muaftır.  Kamerun Sadece resmi heyet mensubu olan Diplomatik, Hizmet ve Hususi Pasaport hamilleri her 180 günlük dönem içerisinde ilk giriş tarihinden itibaren toplam kalış süresi 90 günü aşmamak kaydıyla vizeden muaftır. Resmi heyet mensubu olmayan Diplomatik, Hizmet ve Hususi Pasaport hamilleri vizeye tabidir.  Pakistan (iş adamları vizeden muaf)  Sınır kapılarında vize alınabilen ülkeler arasında ise Dominik Cumhuriyeti  Sınır kapılarında vize alınabilen ülkeler arasında ise Endonezya  Sınır kapılarında vize alınabilen ülkeler arasında ise Güney Afrika Cumhuriyeti  Sınır kapılarında vize alınabilen ülkeler arasında ise Bahreyn   Sınır kapılarında vize alınabilen ülkeler arasında ise Doğu Timor  Sınır kapılarında vize alınabilen ülkeler arasında ise Katar  Sınır kapılarında vize alınabilen ülkeler arasında ise Sudan  Sınır kapılarında vize alınabilen ülkeler arasında ise Umman  Sınır kapılarında vize alınabilen ülkeler arasında ise Zambiya   Kaynak : www.haberturk.com    
Devamını Oku
Standard Post with Image

Rusya ve Türkiye arasında vize kolaylaşacak

Rusya Dışişleri Bakanlığı Dördüncü Avrupa Departmanı Başkanı Aleksandr Botsan-Harçenko, Rusya ve Türkiye'nin 9 Şubat'ta iş adamları başta olmak üzere bazı Türk vatandaşları kategorileri için vize rejiminin kolaylaştırılma imkanını görüşeceklerini bildirdi. Rus diplomat konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "9 Şubat'ta Türkiye ile konsolosluk konularına ilişkin detaylı toplantı yapılmasını planlıyoruz. Kilit konulardan birisi bazı Türk vatandaşları kategorileri için vize rejiminin kolaylaştırılması. Bazı kolaylıklar planlanıyor, bunları ekonomik bağların daha aktif hale getirilmesi gerekliliğiyle bağdaştırıyorlar. Öncelikle bu konu girişimcileri kapsıyor" ifadelerini kullandı. ANKARA İLE TEMASLARIMIZ DÖRT KOLDAN Botsan-Harçenko şu şekilde devam etti: "Bu aşamada önceden alınan kararların bir anda kaldırılmasından ve tamamen vizesiz rejime dönülmesinden bahsetmiyoruz. Tabi ki, vizelerin tamamen kaldırılması çok yakında olmayacak, fakat bu konunun sonsuza dek üzerinin çizildiğini söylemek doğru olmaz. Şu anda Ankara ile temaslarımız sadece Dışişleri Bakanlığı düzeyinde değil, askeri hatta ve özel servisler hattında da düzeldi. Bunların sonuç vermesini umuyorum. İşte o zaman bu konuya bakacağız." Kaynak: www.haberturk.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Bild Gazetesini Kınıyoruz!

Bild Gazetesini Kınıyoruz! Her Fırsatta Türkiye ve Türk Düşmanlığını körükleyen Alman Bild Gazetesi, 8 Mart tarihli  sayısında bu defa Ekonomi Bakanımız Sn. Nihat Zeybekci'yi hedef alarak ağır hakaretlerde bulunmuştur. Bakan Nihat Zeybekci'nin Köln'de katıldığı etkinlik haberini ağza lınmayacak hakaretlerle anlatan Bild Gazetesi,alçaklığını ve gerçek yüzünü göstermiştir. Bu hakaretinden dolayı Bild Gazetesini  şiddetle kınıyor,yaptıkları benzetmeyi kendilerine yakıştırıyoruz. Saygılarımızla.
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 102. Yıldönümü Gösterisi’nde Öğrencileri Yalnız Bırakmadı

Fatih Kız İmam Hatip Lisesi,17 Mart tarihinde, 18 Mart Çanakkale Zaferi’nin 102. Yıldönümü Kutlama ve Aziz Şehitlerimizi Anma Programı düzenledi. Okulun Konferans Salonu'nda gerçekleşen anma programı, şehitler adına 1 dakikalık saygı duruşu ardından İstiklal Marşı ile başlayıp koro ve tiyatro gösterisi ile devam etti. Fatih Kaymakamı Ahmet Ümit ve Fatih Belediye Başkan Yardımcısı Hasan Suver,Fatih İlçe Milli Eğitim Müdürü Mucip Kına ve ilçe protokolünün katıldığı programda LASİAD adına; Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Turan, Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Murat Ramizoğlu, Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak ve Katip Kasım İlkokul Müdürü Mehmet Öcel yer aldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Derneğimizin Whatsapp Hattı

Değerli Üyemiz, Sizinle daha iyi bir iletişim kurabilmek adına derneğimizin whatsapp hattı kurulmuştur. Whatsapp numaramız: 0530 967 03 75 Bilgilerinize, Saygılarımızla.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Rusya için 'Pasaportsuz Türkiye' gündemde

Ukrayna'ya pasaportsuz bir şekilde ve sadece kimlik kartları ile geçişin başlayacağının açıklanmasının ardından, şimdi de Rusya gündeme geldi. İki ülke arasında pasaportsuz gidiş gelişlere yönelik müzakereler tekrar başlıyor. Görüşmelerin tekrar başlayacağı haberini Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu verdi. Antalya'da konuşan Çavuşoğlu, Rusya ile uçak hadisesi olmadan önce iki ülke vatandaşlarının pasaportsuz bir şekilde sadece kimlikle giriş-çıkış yapabilmeleri için epeyce görüştüklerini hatırlatarak, "Bayağı mesafe katetmiştik. Şimdi ilişkilerimiz normalleştiğine göre bu konuda da müzakerelere devam edebiliriz.   Biz en azından Rusya vatandaşlarının pasaportu bile olmadan gelebilmeleri için havalimanlarında kimliklerin okunabileceği cihazları kuruyoruz. Bu konudaki görüşmelerimizi başlatacağız tekrar" dedi. YUNANİSTAN'DAN TÜRKİYE'YE GÜZEL HABER! Yunanistan'ın Avrupa İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Vekili Yorgos Katrougalos, Yunan adalarına girişte, kapıda vize alınabilmesini sağlayan uygulamanın bir yıl daha uzatılacağını söyledi. Midilli, Sakız, Rodos, İstanköy, Sömbeki, Sisam ve Meis adaları için 2012 yılından bu yana nisan-ekim ayları arasında geçerli olan uygulamayla Türk turistlerin adalara seyahatlerinde limanda vize verilerek önemli bir kolaylık sağlanıyor.   Kaynak: www.haberturk.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye-Moldova İş Forumu

Başbakan Binali Yıldırım 5-6 Mayısta Türk iş adamlarıyla Moldova’nın başkenti Kişinev ziyaretinde bulundu. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ev sahipliğinde düzenlenen Türkiye-Moldova İş Forumu, Başbakanın katılımıyla istişare toplantıları ve ikili görüşmelerle sürdü. Foruma Ankara’dan çok sayıda isim katıldı. Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, AK Parti Genel Başkan yardımcıları Mehdi Eker ve Fatih Şahin, Türkiye'nin Kişinev Büyükelçisi Hulusi Kılıç, TİKA Başkanı Serdar Çam ve Başbakanlık Dış Politika Başdanışmanı Kerim Uras yer aldı. 300’e yakın iş adamının olduğu programa LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca katıldı.   Türk ve Moldovalı iş adamlarına seslenen Yıldırım, iki ülke ticaret hacminin artırılması için her türlü desteği sağlayacaklarına vurgu yaptı. Başbakan Binali Yıldırım forumda yaptığı açıklamada, "Türkiye, kişi başına düşen milli geliri 25 bin dolara çıkarmayı hedefliyor. Bunu yapmak için iki şeye ihtiyacımız var. Güven ve istikrar. Son 15 yıl içerisinde Türkiye bir yandan bütün alt yapı eksiklerini giderirken, diğer yandan dünyanın birçok alanında ciddi yatırımlar yaptık. İş adamlarımızın önünü açacak adımlar atıyoruz. İmkânlar hazırlıyoruz" dedi.    
Devamını Oku
Standard Post with Image

Ukrayna hükümeti, Türkiye ile pasaportsuz seyahat anlaşmasını onayladı

Ukrayna hükümeti, Türkiye ile Ukrayna arasında pasaportsuz olarak yeni kimlik kartları ile karşılıklı seyahat imkanı sağlayacak anlaşmayı onayladı. Kırım Haber Ajansı QHA’nın haberine göre, Ukrayna Bakanlar Kurulu bugün yaptığı toplantıda, Türkiye ile Ukrayna arasında imzalanan iki ülke arasında pasaportsuz, yeni kimlik kartları ile karşılıklı seyahat imkanı sağlayacak anlaşmayı onayladı. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında Vatandaşların Karşılıklı Seyahatlerine İlişkin Usullere Dair Anlaşma, 14 Mart 2017 tarihinde Ankara’da Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk İşleri Genel Müdürü Büyükelçi Mehmet Samsar ile Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Andriy Sıbiga tarafından imzalanmıştı. İKİ ÜLKE ARASINDA KİMLİKLE SEYAHAT DÖNEMİ Anlaşmaya göre yeni kimlik kartları kullanan Ukrayna ve Türkiye vatandaşları, iki ülke topraklarına giriş, çıkış ve transit geçiş yapabilecekler ve bu ülkelerde 180 gün için 90 güne kadar vizesiz kalabilecekler. Ukrayna hükümeti resmi internet sitesinde yapılan açıklamada söz konusu anlaşmanın ülkeler arasındaki ikili ilişkilerin geliştirilmesine ve sosyal, ekonomik, kültür, insani alanlardaki ilişkilerin yoğunlaştırılmasına yardımcı olacağı ifade edildi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, anlaşmayla ilgili “Karşılıklı ziyaret ve turist sayısını artırmak istiyoruz. Halklarımız arasında daha fazla temas olsun istiyoruz. O nedenle bundan sonraki süreçte vatandaşlarımızın pasaporta ihtiyaç duymadan sadece kimlikleriyle ülkelerimizi ziyaret etmesi için hazırlıkları tamamladık. Yaz gelmeden bunu başaracağız” diye konuşmuştu.   Kaynak için tıklayınız
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD 9. Olağan Genel Kurulu Gerçekleşti

Laleli Sanayici ve İş Adamları Derneği (LASİAD), 9. Olağan Genel Kurulunu 17 Mayıs Çarşamba günü Double Tree By Hılton Hotel’de gerçekleştirdi. Genel Kurul LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca’nın açılış konuşmasıyla başladı. Ardından LASİAD’ın “Faaliyet Filmi” gösterimi yapıldı. Genel Kurulun Divan Başkanlığını GIZIA markasının sahibi İsmail Kutlu,Divan Kurulu üyeliklerini ise Vakıf Bank Laleli Şube Müdürü Ceyhun Can Aydın,ve Yön Tanıtım Ajans sahibi Zübeyir Arı yaptıFaaliyet,denetim,bilanço ve bütçe raporlarının okunup oylanmasıyla devam eden genel kurulda;Yönetim,Denetleme ve Disiplin Kurulu asil ve yedek üyelikleri için seçim yapıldı. Yeni dönemde LASİAD kurullarına seçilen isimler Şunlar; Yönetim  Kurulu Üyeleri; Gıyasettin Eyyüpkoca Muhammed Sancaktar Ercan Hardal, Ercan Çelik, Erdem Soylu Karabağlı, İbrahim Murat Ramizoğlu, Murat Özpehlivan, Murat Eraslan, Barış Köseliören Ahmet Turan İsmail Dark İrfan Akbaş Turan Yavuz Mehmet Ocaklı İhsan Bıyıkbeyi Arif Özkan Yakup Samsama Coşkun Melengiç Tarık Nayman Rıfat Opan Sebahattin Demir Mehmet Muhammet Yaşar Gökhan Karabulut   Denetleme Kurulu Üyeleri: Metin Görür Zülfü Koç Mehmet Özbayrak Benan Çalabakul Ali Yüksel   Disiplin Kurulu Üyeleri: Erdoğan Avit Bilal Varlık Münir Dinler Gazi Naci Polat Zafer Tevfik Yavuz Seçimin ardından 9. Dönem için yeniden Yönetim kuruluna seçilen  Gıyasettin Eyyüpkoca teşekkür konuşması yaptı. Yeni yönetim kurulunda genç isimlere yer verdiğinin altını çizdi. Eyyüpkoca yaptığı konuşmada ‘’ bu dönem  son İki yılım olacak bundan sonraki dönemde ben olmayacağım. Şimdiden ilan edelim. Belki aramızdan çıkacak baba yiğitler olacak. Özellikle yeni gelecek kişilere yol açmış olalım. Benim gönlümden geçen görevi bırakırken tamamen ikinci nesile bırakmaktı. Sizlerde göreceksiniz yeni yönetim kurulunun yarısı ikinci nesil olacak. Biz bırakıp gittiğimize ikinci nesil her şeye hazır olmuş olacak. Şimdiden hepsine başarılar diliyorum.” mesajı verdi. Eyyüpkoca, yıllardır LASİAD’ın içinde yetişmiş değerli isimlere de konuşmasında yer verdi; “Allah bizi mahcup etmesin. Sizin desteklerinizden ötürü hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Özellikle son iki yılda aramızdan başkanlar, yönetim kurulu üyeleri çıkarttık. Örneğin Muhammet Sancaktar, bugün aramızda değil ama hepinize selamları var. Bosna Cumhurbaşkanının davetlisi olarak Bosna’ya gitti. Kendisi Bosna Sancak Derneğinin başkanı oldu. Bu bizim gururumuz. Murat Özpehlivan bugün aramızda değil, Konfeksiyon Yan Sanayicileri Derneği (KYSD) başkanı oldu. Yine bir yönetim kurulu üyemiz olarak. Yine aynı şekilde görevlerine devam ediyorlar. Onlara ben sizin adınıza teşekkür ediyorum. Lafı uzatmadan görevi alıp çalışma zamanı. Hızlı bir şekilde biz üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz.” Programın sonunda 8.dönemde kurularında yer alıp, 9.dönem kurullarında yer almayanlara plaket verildi. Resimler için tıklayınız
Devamını Oku
Standard Post with Image

İTHİB Türkiye’nin İhracatçılarını Ödüllendirdi

İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB), 24 Mayıs Çarşamba akşamı Çırağan Palace Kempinski’de tekstil sektöründeki başarılarıyla ülke ekonomisine katkıda bulunan ihracat liderlerinin ödülleriyle buluştuğu bir ödül töreni düzenledi. Platin ve altın ödüllerin sahiplerini bulduğu gecede hiç ihracat yapılmayan ülkeye ihracat yapan, en fazla katma değerli ürün ihraç eden ve en fazla ülkeye ihracat yapan firmaların temsilcilerine de ödül verildi.   Ödül törenine LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Ercan Hardal, Murat Özpehlivan ve Ahmet Turan katıldı.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD’ın Ramazan Programı

Paylaşma ve dayanışmaya vesile olan, huzur ve barışa büyük katkı sağlayan on bir ayın sultanı Ramazan 26 Mayıs Cuma akşamı başladı. LASİAD bu süreçte 01 Haziran’da Whıte House;   02 Haziran’da İETT İftar Programı İBB Şehir Parkı;  05 Haziranda Bosna Sancak Kültür ve Dayanışma Derneği 06 Haziran’da Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği (İGİAD) ve İSTANBUL NAKIŞ SANAYİCİLERİ DERNEĞİ-İNSAD İftar Yemeği  07 Haziran’da Birleşmiş Milletler Derneği (BMD)   ve İstanbul Konfeksiyon ve İhracatçı Birlikleri (İHKİB), Çorap Sanayicileri Derneği (ÇSD) ve Tüm İç Sanayicileri Derneği (TİGSAD)    08 Haziran’da İHKİB ve Osmanbey Tekstilci ve İş Adamları Derneği (OTİAD)  12 Haziran’da İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB)    Ayakkabı Sektörü İftar Yemeği  Fatih Belediyesi Protokol  13 Haziran’da İHKİB, Konfeksiyon Yan Sanayicileri Derneği (KYSD) ve Merter Sanayici Ve İş Adamları Derneği (MESİAD)    LİONEL hotel iftar yemeği   15 Haziran’da İHKİB, Bayrambaşa Tekstilci Ve Sanayici İş Adamları Derneği (BATİAD) ve Türkiye Triko Sanayicileri Derneği (TRİSAD)   20 Haziran’da Beşiktaş Four Seasons Otel’de İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçı Birliği (İTHİB) ve Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri Ve İş Adamları Derneği (TETSİAD)’ın ortaklaşa düzenledikleri iftar yemeklerine katılım gösterdi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

"Metro kazısındaki bulgular, kent tarihi açısından dikkat çekici"

İstanbul'da yapımı süren Kabataş-Beşiktaş-Mecidiyeköy-Mahmutbey metro hattının Beşiktaş istasyonda süren arkeolojik kazı çalışmalarında, tarih gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Son olarak Erken Demir Çağı'na ait olduğu değerlendirilen iki mezarın bulunduğu kazı alanında çalışmalar, 5 müzeci ve 45 işçiyle sürdürülüyor. İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürü Kızıltan: "İstanbul, geçmişi 8 bin yıla dayanan bir kent. Özellikle Tarihi Yarımada içerisinde yapılan kazılar, bunu kanıtladı ama Tarihi Yarımada dışında özellikle Beşiktaş bölgesinde tarih öncesi bir döneme ait bir yerleşim olduğu bugüne kadar tespit edilmemişti. Bu bulgular, kent tarihi açısından önemli ve dikkat çekici belgelerdir" "Kazılarda kentin geçmişine yönelik çeşitli kültür katmanları açığa çıkıyor. Derinlere indikçe farklı kültür kalıntılarına rastlıyoruz" İstanbul'da yapımı süren  Kabataş-Beşiktaş-Mecidiyeköy-Mahmutbey metro hattının Beşiktaş istasyonda süren  arkeolojik kazı çalışmalarında, Beşiktaş bölgesinde tarih öncesi döneme ait bir  yerleşim olduğuna dair bulgulara ulaşılmaya devam ediliyor.     Arkeolojik kazı çalışmalarında, tarih gün yüzüne çıkmaya devam ediyor.  Son olarak Erken Demir Çağ'a ait olduğu değerlendirilen iki mezarın bulunduğu  kazı alanında çalışmalar, 5 müzeci ve 45 işçiyle sürdürülüyor.     Kazı başkanı olan İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürü Zeynep Kızıltan,  AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilgili Koruma Kurulunun aldığı kararlar  doğrultusunda İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin metro inşaatının devam ettiği  Beşiktaş istasyonunda çalışmalar yaptıklarını söyledi.     Kızıltan, kazılarda kentin geçmişine yönelik çeşitli kültür  katmanlarının açığa çıktığını aktararak, şöyle devam etti:     "Bunlar, günümüzden itibaren süreklilik gösteriyor. Büyük bir bölümü  19. yüzyıl sonu, 20. yüzyıl başlarına ait. Bu alandaki kalıntılar, belgelendikten  sonra alttaki kültür katlarına inmek için, ilgili Koruma Kurulunun kararı  doğrultusunda kaldırıldı. Şu anda Beşiktaş istasyon alanının bin 800 metrekarelik  bölümünün yaklaşık 850 metrekaresinde kazı çalışmalarına devam ediyoruz. 5'e  5'lik 54 açma içinde arkeolojik kazılarımızı sürdürüyoruz. Deniz düzleminin  yaklaşık 7 metre üstünde başladık. Şimdi yaklaşık 5 metrelerdeyiz. Önce kentin  altyapı sistemlerine ait kalıntılar ortaya çıktı. Bunları belgeledik ve  kaldırdık."     Derinlere indikçe farklı kültür kalıntılarına rastladıklarını  vurgulayan Kızıltan, "Yuvarlak taş oluşumlar açığa çıkmaya başladı. Yaklaşık 2,5  aydır bunlarla ilgili çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Alanda normal basit  mezarlarla kremasyon mezarlar açığa çıktı. Bütün bu alanda çıkan malzemenin,  mezarların değerlendirilmesi sonucu burada Erken Demir Çağı'na ait kurgan tipi  bir mezarlık alanında çalıştığımızı tespit ettik. Bu çalışmalarımız hassasiyetle  devam ediyor." ifadelerini kullandı.     - "İki tür mezar bulundu"     Kazı çalışmalarında iki tür mezar bulunduğunu dile getiren Kızıltan,  şu bilgileri verdi:     "Biri normal basit toprak mezar; çukur açılarak iskeletler, yarı  hocker pozisyonunda gömülmüş. Yanlarına ise o dönemde kullandıkları taş baltası,  ok ucu ve diğer aletler mezar hediyesi olarak konulmuş. Buna ilişkin bulgular  var. Topluca üç iskeletten oluşan bir toplu mezarımız var. İkinci mezar tipi ise  kremasyon dediğimiz, ceset yakıldıktan sonra kalan kemiklerin ve küllerin  toplanıp bazen bir kap, pişmiş toprak bir küp içine konularak gömüldüğü mezar  şeklidir. Bu tipte ise bazen tamamen çömleksiz olarak gömülüp etrafına taş  dizilmiş, bazen de etrafı taşlarla kapatılarak üstü kapatılmış."     Kızıltan, Beşiktaş'taki mezar tipinin, özellikle Anadolu ve Trakya  bölgesinde tespit edilen Erken Demir Çağı'na işaret ettiğini, elde edilen  verilerin Milattan Önce 1200 ila 800 yıllarına tarihlendirildiğini ve bulguların  bir dönemin ölü gömme geleneğini gözler önüne serdiğini anlattı.     - "Bulgular şehirde tarih öncesi dönemde yerleşim alanı olduğunu  kanıtlıyor"     Bulguların, şehirde tarih öncesi dönemde yerleşim alanı olduğunu  kanıtladığını dile getiren Kızıltan, şöyle konuştu:        "Daha önce Tarihi Yarımada içinde Marmaray kazıları sırasında kentin  Neolitik dönem insanlarına ait yerleşim yerleri ve mezarlıklarını açığa  çıkarmıştık. Burası için aynı ifadeyi kullanamıyoruz ancak bu mezarlıktaki  sakinler, günümüzden yaklaşık 3000-3500 yıl geriye götürecek Erken Demir Çağı'nın  temsilcileridir. İstanbul, geçmişi 8 bin yıla dayanan bir kent. Özellikle Tarihi  Yarımada içerisinde yapılan kazılar, bunu kanıtladı ama Tarihi Yarımada dışında  özellikle Beşiktaş bölgesinde bugüne kadar tarih öncesi bir döneme ait herhangi  bir yerleşim olduğu bugüne kadar tespit edilmemişti. O nedenle bu bulgular, kent  tarihi açısından önemli ve dikkat çekici belegelerdir."     - "Buluntular bilimsel çalışmalarda kullanılacak hale getiriliyor"        Elde edilen buluntuların her birine isim ve adres verildiğini aktaran  Kızıltan, bütün buluntuların kodlara göre alandan toplandığını ve daha sonra  adresleriyle birlikte atölyelerine götürüldüğünü söyledi.     Kızıltan, buluntuların orada profillerine göre envanterleştirme  işlemine tabi tutulduğunu anlatarak, "Tümlenecek parçalar yapıştırılıyor. Daha  sonra bunlar müzeye naklediliyor ve bilimsel çalışmalar için kullanılacak hale  getiriliyor." dedi. Kaynak:www.milliyet.com.tr
Devamını Oku
Standard Post with Image

Norveç'te Türkiye kampanyası! 'Evet ben gidiyorum…'

Norveçliler, seyahat acentelerinin Türkiye'ye olan tur ve uçuş sayılarını azaltmasına, biletlerin de  pahalı satılmasına tepki gösterdi - Norveçliler, #EvetBenGidiyorum"  (#JaJegReiser) isimli kampanyayla şikayetlerini dile getirdi. Tepkiler üzerine turizm firmaları, 2018 için kapasitelerini artıracağını açıkladı Norveçliler, havayolu şirketleri ile seyahat acentelerinin Türkiye'ye olan tur ve uçuş sayılarını azalmasına, biletlerin de pahalı satılmasına tepki gösterdi. Sosyal medyada kampanya başlatan Norveçliler, turizm firmalardan  özellikle 2018 yılı için kapasitelerini artırmalarını istedi. Bu konudaki rahatsızlığı dile getirmek için Facebook'ta yürütülen  #EvetBenGidiyorum" (#JaJegReiser) isimli kampanya, şu ana kadar yarım milyon  kişiye ulaştı. Steinar Johansen (67) ile iletişim öğrencisi Çınar Şimşek'in  düzenlediği kampanyaya destek verenler, özellikle sefer sayısının az olması ve  fiyatların pahalılığından şikayetçi oldu. NORVEÇ BASINI İLGİSİZ KALMADI Kampanyanın yürütüldüğü 10 binden fazla üyesi olan Alanya İskandinav  Toplumu (Det Skandinaviske i Samfunn Alanya) adlı Facebook sayfasında bir  kullanıcı, "Havayolu ve charter şirketleri tüm yolları keserse ne yapabilirim"  diye yazarken, diğeri de seyahat firmalarına doğrudan şikayette bulunulmasını  istedi. Sayfada, "İnsanların Türkiye'de savaş olmadığını ve orayı ziyaret  etmenin güvenli olduğunu anlamasının zamanı geldi", "Burada (Norveç) kışlar  soğuk, uzak güneydeki ılık sahilleri öneririm", "İki hafta önce Alanya'dan  döndüm, tekrar gitmeyi sabırsızlıkla bekliyorum" şeklindeki görüşlere yer  verildi. Norveçlilerin şikayetlerini sıraladığı ve Türkiye'ye olan ilgilerini  gösterdiği kampanyaya, seyahat acenteleri ve Norveç basını da ilgisiz kalmadı. Norveç'in ulusal gazetelerinden ABC Nyheter haberlerinde kampanyaya  geniş bir şekilde yer verdi. "TURİZM İLE ŞEHİR HAYATI BİR ARADA" Gazeteye konuşan Johansen, kampanya ile seyahat acenteleri ve havayolu  şirketlerine Norveçlilerin Türkiye'ye gitmek istediğini söylemek istediğini ifade  etti. İlk defa 6 yıl önce Alanya'ya gittiğini, o günden sonra da hem yaz hem kış  Türkiye'yi ziyaret ettiğini vurgulayan Johansen, Türk halkının sıcak kanlılığına  ve yardımseverliğine vurgu yaptı. Alanya'nın kendine has bir atmosferi ve sıcaklığı olduğuna dikkati  çeken Johansen, "Burada turizm ile şehir hayatının doğal bir karışımını  buluyorsunuz. Pek çok güzel ve çocuklar için de uygun olan plajlar var. Ayrıca kendinizi modern bir Türk şehrindeki yerel şehir hayatının tam ortasında bulmak  için otelinizden veya dairenizden fazla uzaklaşmanız gerekmiyor." dedi. Norveç medyasında Türkiye hakkında çıkan olumsuz haberlerden seyahat  acentelerinin etkilendiğine işaret eden Johansen, terör saldırılarının yaşandığı  diğer ülkelere kıyasla Norveç basınında Türkiye haberlerinin aşırı derecede  olumsuz ele alındığını kaydetti. "2018'DE KAPASİTEMİZİ ARTIRACAĞIZ" Bir turizm şirketi temsilcisi olan Nora Aspegren ise yaz sonuna doğru  Türkiye'ye olan ilgide bir artış gözlemlediklerini, 2018 yazı için Türkiye  kapasitelerini yüzde 25 artıracaklarını söyledi. Başka bir turizm yetkilisi Tonje  Lokaas Fossum da Dagbladet gazetesine yaptığı açıklamada 2018 yılında bir artış  beklediğini ifade etti. Norveç havayolu şirketi Norwegian Air temsilcisi Lassa  Sandaker-Nielsen ise terör saldırıları nedeniyle yaza kadar talep ve arzda bir  düşüş olduğunu ancak yaz itibariyle Türkiye'ye yaptıkları seferlerde büyük ilgi  gördüklerini bildirdi. Kaynak:www.milliyet.com.tr
Devamını Oku
Standard Post with Image

Kültür ve Turizm Bakanı Kurtulmuş Çin'de

Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, bu yıl sonuna  kadar 200 bin Çinli turistin Türkiye'yi ziyaret etmesini beklediklerini  söyleyerek "Fakat bu rakam yeterli değil, bu sayının bir milyon olmasını  istiyoruz." dedi. Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, resmi ziyaret kapsamında geldiği Çin'in başkenti Pekin’de  Çin Kültür Bakan Luo Şugang ile görüştü. Kültür Bakanlığı konutunda yapılan  görüşmede, iki ülke arasındaki kültür ve turizm konuları ele alındı. Çin ve Türkiye arasındaki ilişkileri ve iş birliğini güçlendirmek için  güçlü bir irade olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Turizm alanında iş birliklerimizi  güçlendirmeliyiz. Bütün bu iş birliklerini güçlendirecek yumuşak güç, kültür ve  turizm alanıdır. Çin'de gelecek yılın 'Türkiye Turizm Yılı' olarak ilan edilmesi  Kültür ve Turizm Bakanlığının en önemli projesidir." diye  konuştu. Bakan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da desteklediği  "Türk-Çin Üniversitesi"nin kurulmasının büyük önem taşıdığını dile getirerek iki  bakanlığın bu konu üzerinde hassasiyetle durması gerektiğini söyledi. HEDEF BİR MİLYON ÇİNLİ TURİST Bu yıl sonunda 200 bin Çinli turistin Türkiye'yi ziyaret etmesini  beklediklerini kaydeden Kurtulmuş, "Fakat bu rakam yeterli değil, bu sayının bir  milyon olmasını istiyoruz. Özellikle Çin ve Türkiye turizm operatörleri  arasındaki iş birliğinin artırılmasını istiyoruz. Türkiye’deki Konfüçyüs  Enstitüsü ve Çin'deki Yunus Emre Enstitüsü iki ülke arasındaki hatları   yakınlaştırma açısından iyi bir fırsat." ifadelerini kullandı. Bakan Kurtulmuş, şunları kaydetti: "Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan iki ülke arasındaki  ilişkilere ayrı bir önem veriyor. Türkiye ve Çin, birisi Asya'nın doğusunda  birisi Asya'nın en batısında Avrupa kapısında iki değerli ülkedir. Her iki  ülkenin de çok zengin ve derin tarihi ve kültürel birikimi var. Çin 5 bin yıllık  devlet geleneğine sahip olan bir büyük ülke. Türkiye de binlerce yıllık devlet  geleneği olan çok zengin ve  farklı kültürleri bir arada barındıran bir ülke.  Mesafelerin uzak olmasına rağmen Çin Halk Cumhuriyeti ile dostane ilişkileri  artırmak konusunda daha yakın ilişkiler kuruyoruz." "Bizim kültürel, siyasi ve ekonomik ilişkilerimizde benzerliklerimiz  var" diyen Kurtulmuş, "Kuşak ve Yol" Projesiyle ilişkilerin her alanda  gelişmesini beklediğini söyledi. Kurtulmuş, Türkiye ve Çin arasında ilişkilerin başta enerji, ulaşım,  kültür ve turizm olmak üzere her alanda gelişeceğini düşündüklerini ve bu konuda  kararlılık gösterdiklerini ifade ederek "Ümit ederim ki bu ziyaretimiz de  kültürel alandaki iş birliğimiz konusunda önemli katkı sağlar." dedi. ÇİNLİ BAKANDAN TOPKAPI SARAYI'NA ÖVGÜ Topkapı Sarayı’nda sergilenen porselenleri incelediğini kaydeden Luo,  "Çin porselen ülkesi olarak bilinir ancak ben Topkapı’da sergilenen eserleri  Çin’de bile görmedim. Bu eserlerin İpek Yolu’nun izdüşümü olduğunu düşünüyorum.”  ifadelerini kullandı. Bakan Luo, gelecek yıl "Türkiye Yılı" olması dolayısıyla büyük  bir  etkinlik yapacaklarını belirtti. Toplantı sonrasında Pekin’deki tarihi ve turistik yerleri ziyaret eden  Kurtulmuş, Pekin’deki temasları kapsamında gazeteciler ve Çinli tur  operatörleriyle bir araya gelecek.
Devamını Oku
Standard Post with Image

İş hayatında her daim profesyonel kalabilmenin 5 yolu

İş yerlerimizde son zamanlarda durumlar değişti. Sosyal medya herkesin gerçek yaşamında nasıl biri olduğuna dair çok fazla bilgi verebileceğinden profesyonel iş yaşantısının da bundan nasibini alması kaçınılmaz oldu. Nasıl siz basit bir google aramasında çalışmak istediğiniz bir şirketin tüm bilgilerine ulaşabiliyorsanız insanlar da sizin bilgilerinize ve hakkınızda söylenenlere kolayca ulaşılabiliyor. Bu demek oluyor ki profesyonel duruşunuzu her daim korumak artık çok daha önemli. İşte bunu başarabilmek için bir kaç küçük ipucu. Toplantılarınızı çalışma saatleri içinde planlayın Artık çalışma saatleri 9-5’in çok ötesine uzanıyor görünse de toplantılarınızı mesai saatleri içerisinde planlamak son derece önemlidir. Aksi takdirde siz ve meslektaşlarınız toplantıya tamamen farklı amaçlarla gelebilirler. Cuma akşamına ayarlanan bir toplantı her iki taraf için de bir iş toplantısı olamayacaktır. Sosyal medyayı dikkatli yönetin Cumartesi gecesi o kafanızın çok güzel olduğu fotoğrafı yaynlamadan önce bunu herkesin görebileceğini unutmayın. Bununla birlikte profilinizde çalıştığınız markayı da rencide edecek paylaşımlarda bulunabilirsiniz. Bu nedenle profilinizi temizleyin. Evet, yanlış duymadınız. Erişilebilir ve çok kişisel olan şeyler için gizlilik ayarlarına başvurun ve sadece arkadaşlarınızın görebileceği paylaşımları ayırın. Kalan yerlerde ise sakıncalı gördüğünüz tüm içeriği temizleyin. Kişisel iletişim uygulamalarını ticari amaçla kullanmak özel hayatı ve iş hayatını birbirine karıştırmaktır ve trajik sonuçlar doğurabilir. Artık işletmelerin çoğu çabuk haberleşmek için Facebook Messenger, iMessage veya WhatsApp gibi kişisel iletişim uygulamalarını kullanıyor. Bunu hepimiz hızlı olmak için yapıyoruz ama müşterinize ‘Seni seviyorum bebeğim’ gibi bir mesajı yanlışlıkla atma riskinizi de yukarılara çıkarıyor. Bu nedenle kişisel mesajlaşma gereçleri yerine profesyonel iletişim araçlarınızı kullanmanız doğru olacaktır. Aşırıya kaçmayın İş ortamınız çok rahat olabilir. Ancak iş ortamında yaptığınız bir yorum ya da aşırı bir tepki insanlar tarafından yanlış algılanabilir ve beklenmedik sonuçlar doğurabilir. Açık fikirli ofis düzenlerine, masa tenisine ve rahat kıyfet kodlarına güvenmeyin ve profesyonel kimliğinizin her şeyin ötesinde olduğunu unutmayın. Ayrım yapmayı bilin İş hayatınız ve özel hayatınız arasında bir ayrım  yaparak başınıza gelebilecek utanç verici kazaları en aza indirmiş olursunuz. Kişisel iletişim mecralarının sizin için bir tehdit olabileceğini unutmayın ve mutlaka bu hesapları birbirinden ayırın. Kaynak:www.hurriyet.com.tr
Devamını Oku
Standard Post with Image

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye- Sırbistan İş Forumu’nda

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ukrayna ziyaretinin ardından resmi temaslarda bulunmak üzere Sırbistan'a gitti. 10 Ekim tarihinde Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da gerçekleşen “Sırbistan-Türkiye İş Forumuna Cumhurbaşkanı Erdoğan ile birlikte iş adamları ve sektör temsilcileri de katıldı. İş forumuna LASİAD adına Başkan Vekili Muhammed Sancaktar katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı Belgrad'da Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vuçiç, Başbakan Ana Brnaviç ve Sırbistan Bakanlar Kurulu üyeleri karşıladı. Erdoğan ziyareti kapsamında Sırbistan Cumhurbaşkanı Vuçiç'le baş başa ve heyetler arası görüşmeler gerçekleştirdi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

2. Bosna Sancak Kültür Günleri

Bu yıl ikincisi düzenlenen Bosna Sancak Kültür Günleri 14 Ekim Cumartesi günü Marmara Üniversitesi Ord. Prof. Dr. Nihat Sayar Konferans Salonu’nda başladı. 15 Ekim Pazar günü Bosna Hersek Başkanlık Konseyi Başkanı Bakir İZZETBEGOVİÇ Bosna Sancak Kültür Günleri’nin konuğuydu. Açılış konuşmasını Bosna Sancak Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Muhammed Sancaktar yaptı. Ardından konuşmasını yapan İzzet Begoviç Babası Alija İzzetbegoviç’i gençlik yıllarından itibaren konuklara anlattı. Programa LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Ahmet Turan, Barış Köseliören, Yönetim Kurulu Üyeleri Turan Yavuz, Yakup Samsama, Sebahattin Demir, Tarık Nayman Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak ve Proje Sorumlusu Fatih Akkoç katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Brexit müzakereleri 'para'ya takıldı

Birleşik Krallık'ın Avrupa Birliği'nden ayrılmasına (Brexit) ilişkin müzakereler "para" konusuna takıldı Brüksel’in etkili düşünce kuruluşlarından Bruegel'in Müdür Yardımcısı Maria Demertzis, Birleşik Krallık'ın Avrupa Birliği'nden (AB) ayrılmasına (Brexit) ilişkin müzakerelerdeki son durum hakkında yaptığı açıklamada, Brexit müzakerelerinin 6'ncı turunun 9-10 Kasım'da Brüksel'de gerçekleştirileceğini hatırlatarak, görüşmelerin İngiltere Başbakanı Theresa May'in Floransa'da gerçekleştirdiği konuşma sonrasında ivme kazandığını söyledi.  Demertzis, İngiltere'de siyasi belirsizlikler ve May hükümetinde çalkantılar olduğuna işaret ederek, "Süreçte ciddi zorluklar mevcut. Buna rağmen müzakere sürecinde hem Birleşik Krallık hem de AB için ilerleme sağlamanın önemli olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle olabildiğince hızlı bir biçimde müzakerelerdeki ilk aşama geçilerek ticaret anlaşması görüşmelerine başlanmalı." ifadelerini kullandı. Mevcut durumda tarafların "diplomatik oyunlar" oynadığını, süreci geciktirmenin hiç kimseye fayda sağlamadığını belirten Demertzis, Birleşik Krallık'ın AB üyeliğinin Mart 2019'da son bulacağını hatırlattı. Demertzis, "Bu tip müzakerelerin başarılı olması için süre kritik öneme sahiptir. Burada olumlu bir sonuç almak için geriye çok uzun bir süre kalmadığının farkına varılmalı." dedi.  "BÜTÜN ÇABALARI BİR ANLAŞMA SAĞLAMAYA YOĞUNLAŞTIRMAK GEREKİYOR" Maria Demertzis, AB üyesi 27 ülkenin, İngiltere’den mali taahhütleri konusunda açıklık getirmesini talep ettiğini, Birleşik Krallık'ın ise söz konusu faturayı azaltmaya çalıştığını ifade ederek, şunları kaydetti: "Müzakerelerde artık ilerleme sağlandığını görmek istiyorum. 20-100 milyar avro aralığında bir ayrılık faturası tartışması devam ediyor. Bu rakam, ne olursa olsun ticaret anlaşması yapılmadan gerçekleşecek bir Brexit'le karşılaştırınca bir önem taşımıyor. Bütün çabaları, bir anlaşma sağlamaya yoğunlaştırmak gerekiyor." Söz konusu rakamların ekonomilerin boyutlarıyla karşılaştırıldığında çok önemli bir konu olmaması gerektiğini vurgulayan Demertzis, "Para konusu üzerinde bu kadar zaman kaybetmek iyi bir strateji değil. Taraflar arasında ayrılık sonrasında geçerli olacak ticaret anlaşması yapılması, ekonomik açıdan çok daha büyük öneme sahip." diye konuştu.  www.dunyabulteni.net
Devamını Oku
Standard Post with Image

İstenmeyen düşünceleri unuturan kimyasal bulundu

Bilim adamları, beynin "hafıza" bölümünde istenmeyen düşünceleri bastırmamızı sağlayan kilit öneme sahip bir kimyasal buldu Bilim adamları, beynin "hafıza" bölümünde istenmeyen düşünceleri bastırmamızı sağlayan kilit öneme sahip bir kimyasal keşfetti.  Sonuçları "Nature Communications" dergisinde yayımlanan araştırma çerçevesinde bir grup katılımcıya söz dizilerini ilişkilendirmeleri öğretildi. Çile/hamamböceği, yosun/kuzey gibi bağlantısız kelime çiftlerini ilişkilendiren katılımcılardan daha sonra kelime çiftinin ilki yeşil gösteriliyorsa eşini hatırlamaları, kırmızı ise eşini hatırlamaktan kaçınmaları istendi. Bu sırada katılımcılara, Fonskiyonel Manyetik Rezonans Görüntülemesi (fMRI) ve beyin kimyasını ölçen manyetik rezonans spektroskopisi yapıldı. Katılımcıların düşüncelerini bastırmaya çalıştıklarında beyinlerinin kilit bölgelerinde neler yaşandığını görmek isteyen bilim adamları, bu yetinin, mesajların sinir hücreleri arasında geçişini sağlayan GABA kimyasalına bel bağladığını tespit etti. Cambridge Üniversitesinde görevli Dr. Taylor Schmitz ve Prof. Michael Anderson tarafından yürütülen çalışmada, beynin hafızayla bağlantılı bölümü hipokampusta GABA yoğunluğunun, kişinin istenmeyen düşünceleri ve anıları aklına getirmeme kabiliyetinin öngörülmesini sağladığı kaydedildi.  Keşfin, kaygı bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu ve hipokampusta "hiperaktivetinin" gözlendiği şizofreni gibi rahatsızlıklar konusunda uzun süredir cevaplanamayan bazı sorulara çözüm getirebileceği ifade edildi. www.dunyabulteni.net
Devamını Oku
Standard Post with Image

Fatih Belediyesi ‘Kültürel Mirası İhya’’ Programında Tarihi Yarımadada Yapılan Restorasyon Projeleri Tanıttı.

Fatih Belediyesi, 2004 yılından itibaren Medreseler, Tekkeler, Sıbyan Mektepleri, Sarnıçlar, Anıt Yapılar, Tescilli Sivil Mimarlık örneği yapılar, Camiler ve Çeşmelerden oluşan toplam 320 adet orta ölçekli eseri Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Valiliği, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve hayırsever vatandaşlar ile işbirliği yaparak restore işlemlerini gerçekleştirdi. Yapılan bu restore işlemleri için Fatih Belediyesi 11 Kasım Cumartesi günü Yenikapı Etkinlik Alanı’nda Cumhurbaşkanının katıldığı ve tüm halkın davetli olduğu bir tanıtım programı gerçekleştirdi. ‘320 Orta Ölçekli Eseri Restore Ettik’ Programın açılış konuşmasını Fatih Belediyesi Başkanı Mustafa Demir yaptı. Demir, “8.500 yıllık tarihi boyunca, üç kadim medeniyete ve imparatorluğa ev sahipliği yapan Fatih, binlerce yıldır medeniyetlerin, birbirleriyle yarışına sahne olmuş ve bu yarışta ecdadımız,medeniyet tasavvurunu mimariye yansıtarak, abidevi eserler vücuda getirmiş, şehre, adeta; mührünü vurmuştur.” dedi. Sözlerine şu şekilde devam eden Demir,“Camiler ve çeşmelerden oluşan 320 adet, orta ölçekli eseri restore ettik. Ayrıca hâlihazırda sayısı 480’i bulan ecdat yadigârı eserimizin bir kısmının projeleri tamamlandı, bir kısmının ise; proje süreci devam etmektedir. Bunlardan ayrı olarak; temeli Fatih Sultan Mehmet Han tarafından atılan, 2.776 parsel ve 3.125 dükkândan oluşan, şehrimizin simge eserlerinden Kapalıçarşı’yı da, zamanın acımasız ellerine bırakmadık ve restorasyon sürecini başlattık.” diye konuştu. ‘15 Yılda Hükümet İmkânlarıyla Tarihimizi Ayağa Kaldırmanın Mücadelesini Verdik’ Programa katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptığı konuşmada, tarihle ters düşülmemesi gerektiğini belirterek şunları kaydetti, "Biz tarihimizle ters düşmemeli, tarihimizle bütünleşirsek bir değer ifade eder. Bunu yapamıyorsak bir kaçak var demektir. Bugün ecdadımızın seviyesine ulaşabilmiş değiliz. Bir gün restorasyonun açılışını yaptığımız eserlerine bakalım bir de günümüz mimarisiyle yapılan eserlere bakalım. Ecdat ne kadar zamanda yapmış biz restorasyonu ne kadar zaman da yapmışız. Hangisi insan ruhuna daha iyi ifade ediyor. Hangisi gelecek nesillere iftiharla bırakacak nitelikte. Ecdadın yaptığı eserle bu özelliklere sahip. Zihniyeti ve uygulamamızı değiştirmeliyiz. Önce ihyayı gerçekleştirmeliyiz, sonra da onu aşacak yani inşayı gerçekleştirecek bir anlayışı hâkim kılmalıyız.” Erdoğan, "İstanbul'da yaşamanın anlamını ancak bu manayı kavrayarak anlarız. Geçtiğimiz 15 yılda hükümet imkânlarıyla tarihimizi ayağa kaldırmanın mücadelesini verdik. Yeniden ayağa kaldırdığımız eserleri tek tek saysam saatler sürer. ” dedi. Programa LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Erdem Soylu Karabağlı, Barış Köseliören, Ahmet Turan Yönetim Kurulu Üyeleri İsmail Dark, Turan Yavuz, İhsan Bıyıkbeyi, Arif Özkan, Yakup Samsama, Sebahattin Demir, Gökhan Karabulut ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak  ve 150 kişilik bir Laleli iş adamı grubu katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Şemsudin Kuçeviç Bayrampaşa’da Anıldı

Bayrampaşa Belediyesi ve Bosna Sancak Kültür ve Yardımlaşma Derneği 12 Ekim 2017 günü elim bir trafik kazası sonucu yaşamını yitiren Tutin Belediye Başkanı Şemsudin Kuçeviç için 18 Kasım Cumartesi akşamı Bayrampaşa Belediyesi Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi’nde anma töreni düzenledi. Yoğun katılım ile gerçekleşen Anma Programına T.C.Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, Bosna Hersek Millet Meclisi Başkanı Süleyman Ugıjanin, Karadağ Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Rafet Husoviç, Sırbistan Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Rasim Lajiç, Bayrampaşa Belediye Başkanı Atilla Aydıner, Tutin Belediye Başkanı Kenan Hot, Bosna Sancak Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı ve LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar,Şemsudin Kuçeviç’in ailesi ve çok sayıda Boşnak vatandaş katıldı. Kur’anı kerim tilavetiyle başlayan program, Şemsudin Kuçeviç’in hayatından kesitlerin sunulduğu kısa film gösterimiyle devam etti. Ardından Gülistan isimli Boşnak ses grubunun seslendirdiği ilahiler sonrası protokol konuşmalarına geçildi. Anma programında konuşan Başbakan yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, “Merhum Şemsudin Bey, erken kaybettiğimiz bir dostumuz olarak sıcak ve samimi hatıralarıyla inşallah hep dualarımızda yer alacaktır. Şemsudin Bey, 6 dönem gibi uzun bir süre Tutin Belediye Başkanlığı görevini de sürdürerek Sancak’ın efsane devlet ve millet adamlarından biri olarak tarihteki yerini almıştır” dedi. Programda konuşan Bosna Sancak Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı aynı zamanda LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar, Şemsudin Kuçeviç’i andı, salonu dolduran vatandaşlara teşekkür etti.  Programa LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkova ve LASİAD Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Muhammet Yaşar katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD Katip Kasım İlkokul’unda Öğretmenler Gününü Kutladı

LASİAD, hamisi olduğu Katip Kasım İlkokulu’nda 24 Kasım Cuma günü Öğretmenler Gününde öğretmenler için kokteyl düzenledi. Kokteyl öncesinde öğrencilere kıyafet ve çeşitli hediyeler verildi. Program Okul Müdürü Mehmet Öcel’in açış konuşmasıyla başladı. Ardından LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca konuştu. Eyyüpkoca konuşmasına; şehit olan ebediyete intikal etmiş öğretmenleri anarak başladı. Konuşmasının devamında tüm öğretmenlerin Öğretmenler Günü’nü kutladı. Katip Kasım İlkokulu öğretmenlerine verdikleri emek için teşekkür etti. LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca ve Yönetim Kurulu Üyeleri öğretmenlere hediye takdim etti. Kokteyle LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Erdem Soylu Karabağlı, Ahmet Turan, Sayman İbrahim Murat Ramizoğlu, Yönetim Kurulu Üyeleri Coşkun Melengiç, Sebahattin Demir, Rıfat Opan ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

İto Kanarya İlkokulu’ndan LASİAD’a Teşekkür Ziyareti

İto Kanarya İlkokulu Müdürü Abdullah Erhan Yücel, Müdür Yardımcısı Tamer Mengeç, İto Kanarya İlkokulu Öğretmenleri Duriye Orak, Özlem Güler, Burak Hatay ve Okul Aile Birliği Başkanı Emine Yaman 31 Ocak Çarşamba günü LASİAD’ı dernek merkezinde ziyaret etti. LASİAD Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca yaptığı konuşmada; “Bizler Sivil Toplum Örgütleriyiz. Gönüllü çalışıyoruz. Her zaman söylediğim bir söz vardır, “Sivil Toplum Örgütleri aklın zekâtıdır.” Elimizden geldiğince destek olmaya çalışıyoruz. Eğitim bizler için çok değerlidir. Sizler çok kıymetlisiniz. Sonsuz teşekkür ediyorum. Okul Müdürü Abdullah Erhan Yücel ise “Kanarya Bölgesi Mardin yoğunluğunda göç almakta. Yaklaşık 1.000 öğrencimiz var. Zor şartlar altında mücadele ediyoruz. Terör olayları ve eylemlerle gündem olan bir bölgedeyiz. Yaptığınız yardımlardan dolayı çok teşekkür ederiz” dedi. Ziyarete Sayman İbrahim Murat Ramizoğlu ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak da katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

‘’Rumeli'nin En'leri’’ Ödülleri Sahiplerini Buldu

Tek Rumeli TV tarafından düzenlenen "Rumeli'nin En'leri 2017" ödül töreni Cemal Reşit Rey Konser Salonunda 10 Şubat Cumartesi günü yoğun katılımla gerçekleşti. 240 Rumeli Balkan Derneği tarafından 19 kategoride yapılan oylama ile belirlenen Rumeli'ye en çok hizmet eden kişi, kurum ve kuruluşlar ödüllendirildi. ‘En İyi İş Adamı Ödülü’nü Muharrem Çelik almaya hak kazandı. Çelik’e ödülünü Bosna Sancak Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı aynı zamanda Laleli Sanayici ve İşadamları Derneği (LASİAD)Başkan Vekili Muhammed Sancaktar takdim etti. "Yılın bakanı" seçilen eski Sağlık Bakanı ve AK Parti Bursa Milletvekili Mehmet Müezzinoğlu, törende yaptığı konuşmada, kendisinin de Rumeli çocuğu olduğunu belirtti. Müezzinoğlu, "Doğduğum büyüdüğüm toprakları bırakarak 'Anavatan' diyerek geldiğim bu al bayrağın altında geleceğe umutla ve güvenle baktığım ve yaşadığım sürece bize bu genç Cumhuriyeti miras olarak bırakan Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'e şükranlarımı sunuyorum." dedi. "Osmanlı gitti, dostluk bitti" Tek Rumeli TV Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Baykal da Osmanlı-Rus savaşlarından beri Balkanlar'dan göçün sürdüğünü dile getirdi.Baykal, "1912 Balkan Savaşları, hatta Osmanlı-Rus savaşlarından sonra Balkanlar'da göçler başladı. Bu göçler hala bitmedi. Niçin bitmedi? Çünkü Balkanlar'da huzur yok. Osmanlı 500 yıl Balkanlar'da bulunduğu zaman herkes huzur içinde, herkes kardeşçe, sadece ekonomi açısından mücadele veriyordu. Osmanlı gitti, ondan sonra dostluklar bitti. Çünkü geçmiş siyasetçiler, dünya üzerindeki diğer ülkeler Balkan toplumunu hep bölmek için mücadele verdi. Biz Balkanlar'a huzur nasıl getirebiliriz mücadelesini veriyoruz." diye konuştu.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Ukrayna Hava Yolları İzmir'e direkt uçuş başlatma kararı aldı

Ukrayna Uluslararası Hava Yolları (UIA) önümüzdeki beş yıllık süreçte açmayı planladığı yeni hatları bir basın toplantısı ile duyurdu. Bagımsız Havacılar'da yer alan habere göre, Ukrayna Uluslaarası Hava Yolları 2018-2022 yılları arasında 36 yeni noktaya uçuş başlatacak. Hava yolunun uçuş ağına ekleyeceği noktalar arasında İzmir de bulunuyor. 2018 YILINDA UÇULACAK ŞEHİRLER Vinnitsya, Kopenhag, Kahire, Delhi, Toronto ve Sanya. İZMİR UÇUŞLARI 2019’DA BAŞLAYACAK Ukrayna Uluslararası Hava Yolları’nın 2019 yılında aralarında İzmir’in de bulunduğu 10 şehre Kiev’den uçuş başlatması planlanıyor. 2019 yılında uçuş başlatılacak şehirler; İzmir, Mykolaiv, Hamburg, Lizbon, Napoli, Oslo, Gomel, Aşkabat, Taşkent ve Şangay. 2020 YILINDA BAŞLAYACAK UÇUŞLAR Ujgorod, Dublin, Manchester, Bologna, Gdańsk, Bişkek, Kuveyt, Miami ve Guangzhou. 2021 YILINDA BAŞLAYACAK UÇUŞLAR Zagreb, Varna, Tallinn ve Seul. Kaynak:www.turizmguncel.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

İTHİB Türkiye’nin İhracatçılarını Ödüllendirdi

İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB), 23 Mart Cuma akşamı Raffles İstanbul Zorlu Center’da tekstil sektöründeki başarılarıyla ülke ekonomisine katkıda bulunan ihracatın liderlerini ödüllendirdi. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin katılımıyla gerçekleştirilen Ödül Töreninde Bakan Zeybekçi, Türkiye’nin kalkınması için ihracatın önemine dikkat çekerek geçmişte ihracat seferberliği kapsamında ilk adımı atanın tekstil sektörü olduğunu hatırlattı. Zeybekçi, “Türkiye’de tekstilin sonu asla ve asla gelmeyecek.” dedi.  Platin ve altın ödüllerin sahiplerini bulduğu gecede en fazla ülkeye ihracat yapan firma ödülünü Kadifeteks, en yüksek katma değer üreten firma ödülünü RojaBrode Sanayi ve ihracatını en fazla artıran firma ödülünü ise S3 İplik Sanayi aldı. Ödül töreninde LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Turan’ın sahibi olduğu Turkuaz Tekstil gümüş, LASİAD Eski Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yasubuğa’nın sahibi olduğu Süper Tekstil altın plaket ödülü aldı. Programa LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Turan ve Yönetim Kurulu Üyesi Arif Özkan katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

İHKİB`in Yeni Başkanı Mustafa Gültepe Oldu

İstanbul Hazır Giyim  İhracatçıları Birliği (İHKİB)  başkanlık, Yönetim ve Denetim Kurulları seçimleri 3 Nisan 2018 Salı günü Dış Ticaret Kompleksinde yapıldı. İHKİB Yönetim Kurulu başkanlığı seçiminde tek aday olan Mustafa Gültepe başkanlık bayrağını Hikmet Tanrıverdi`den devraldı. Dört yıl başkanlık görevini yürütecek olan Gültepe başkan seçilmesinin ardından Hikmet Tanrıverdi`ye hazır giyim sektörüne katkılarından dolayı teşekkürlerini sunarak, "Bu seçimin ve yeni yönetimin, hazır giyim sektörüne ülkemize vatanımıza hayırlı olmasını temenni ediyorum. İnşallah yeni rekorlar kırarak hazır giyim sektörünün ihracatını 18 milyar dolarlardan 20-25 milyar dolara en kısa zamanda ulaştırırız" dedi. İHKİB’in yeni yönetimine LASİAD Yönetim kurulu Başkan Yardımcısı Ercan Hardal yeniden seçilirken, LASİAD üyesi Barış Eraslan ve Mithat Samsama da yeni yönetime seçilen yeni isimler oldu. İHKİB’in olağan Genel Toplantısına LASIAD adına Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammet Sancaktar, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Ercan Hardal ve Barış Köseliören, Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Dark, Sayman İbrahim Murat Ramizoğlu ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Bosna Hersek Dış Ticaret Odası İstanbul Temsilciliği Açıldı

Türkiye’ de Ocak ayından itibaren faaliyet gösteren Bosna Hersek Dış Ticaret Odası İstanbul temsilciliği 13 Nisan Cuma günü Parima Ofis Cevizlibağ’da resmen açıldı. Açılış törenine Bosna Hersek Dış Ticaret ve Ekonomik İlişkiler Bakanı Mirko Sarovic katıldı. Mirko Şarovic açılışta yaptığı konuşmada, ‘’Bosna Hersek Dış Ticaret Odası İstanbul Temsilciliğinin turizm ve ekonomi alanında Türkiye ile Bosna Hersek’in iş birliğini teşvik etmesini umut ediyoruz.’’ dedi ve  temsilciliğin hayırlı, uğurlu olmasını diledi. Açılışa, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Bosna Sancak Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Muhammed Sancaktar katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD’tan Yeni Proje

LASİAD tarafından yapılıp uygulamaya sunulan ‘’Lalelinfo’’ uygulamasının tanıtımı, Lalelinin beş faklı noktasında kurulan standlarda yapıldı.21-31 Mayıs tarihleri arasında tanıtımı yapılan ‘’Lalelinfo’’ mobil aplication uygulaması App Store ve Google Play yazılımlarına uyumlu. ‘’Lalelinfo’’nun amacı; Laleliyi ziyaret eden müşteri ve misafirlerin  aradıkları adresi bulması daha da kolaylaşıyor. Piyasa da benzeri olmayan bu uygulama ile Laleli’yi gerek ticari, gerekse turizm  amacıyla ziyaret eden yerli ve yabancı turist ve müşteriler aradıkları hizmet sağlayıcısını, mağazayı işyerini, üreticiyi, oteli, tarihi mekanları, eczaneleri, resmi kurumları, vb. lokasyonları kolayca bulup ulaşabiliyor. ‘’Lalelinfo’’ ayrıca; ‘’Beni Oraya Götür’’, ‘’Mağazayı Ara’’, Whatsapp Mesajlaşma ve Skype ile arama gibi özelliklere sahip.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD’dan Vali Yardımcılarına Ziyaret

LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı İstanbul Gıyasettin Eyyüpkoca Vali Yardımcıları Hülya Kaya, Cemalettin Özdemir, Ahmet Hamdi Usta ve Nihat Nalbant’ı makamlarında ziyaret etti. 17 Mayıs 2018 günü gerçekleşen ziyarete Denetleme Kurulu Üyesi Gazi Naci Polat ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Geleneksel LASİAD İftarı

Dünya nüfusunun 400 milyonu yetim çocuklardan oluşuyor. 100 milyon yetim her hangi bir korumadan uzak yaşıyor. Bu korkunç tablo karşısında, ‘Yetim gülerse cihan güler’ sloganıyla yola çıkan Laleli Sanayici ve İşadamları Derneği (LASİAD) geleneksel ramazan iftarını bu yıl 30 Mayıs 2018 Çarşamba günü Bingöl’de 6 bin kişinin katılımıyla gerçekleştirdi. Yoğun ilgi ve katılımla gerçekleşen iftar programına devlet erkânı da çok ilgi gösterdi. Programa Kalkınma Eski Bakanı ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Bingöl Valisi Ali Mantı, Ağrı Eski Valisi Musa Işın, Belediye Başkan Vekili Halim Sugü, LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, LASİAD Yönetim Kurulu, kurum müdürleri, yetim vatandaşlar ve 6 bin vatandaş iştirak etti. İftar programında konuşan LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca; Memleketin doğusuyla batısı, kuzeyiyle güneyinin bir ve kardeş olduğunu, birleştikçe, beraber hareket ettikçe ülkenin daha çok büyüyebileceğine kanaat getirdikleri için bu programları düzenlediklerini kaydetti. Eyyüpkoca, "3 yıldır İstanbul dışında bu tür organizasyonları yapıyoruz. Kardeşlik, birlik, beraberlik adına bu iftar programlarını düzenliyoruz." ifadelerini kullandı.   İftar sonrasında Bingöl programlarına devam eden LASİAD Yönetim Kurulu bu kapsamda 31 Mayıs Perşembe Bingöl İmam Hatip Lisesini ziyaret etti. Ziyarette okul yönetimi başkan Eyyüpkoca’ya okula yaptığı katkılardan dolayı teşekkür ederek plaket takdim etti. Daha sonra Bingöl Valisi Ali Mantı’yı makamında ziyaret eden LASİAD heyeti, ziyaretin ardından Bingöl’den ayrıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

İstanbul Kids Fashion Fuarına Uluslararası İlgi

35. Uluslararası İstanbul Kids Fashion-Bebek Çocuk Hazır Giyim ve Aksesuarları Fuarı, 17-20 Temmuz tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde 72 ülkeden 4 bin 550 uluslararası ve ulusal profesyonel ziyaretçi ile 156 markanın katılımı ile yapıldı. 2018 Sonbahar-Kış Bebek Çocuk hazır giyim koleksiyonlarının vitrine çıktığı fuara en çok ziyaretçi; soğuk ülkeler Rusya ve Ukrayna ile kış mevsiminin de yaşandığı sıcak ülkeler Cezayir, Libya ve Irak’tan geldi. Fuarı değerlendiren UBM ICC Marka Müdürü Hatice Dinçer, “Bu yıl İstanbul Kids Fashion, 72 ülkeden 4 bin 550 profesyonel ziyaretçi ve 165 markanın katılımı ile gerçekleşti. Hedefi ihracat olan bir fuarız ve en başından itibaren stratejimiz, katılımcı markalarımız 2018 sonbahar kış koleksiyonlarını vitrine çıkardıkları için soğuk ülkeler ve kış mevsiminin de yaşandığı Asya ve Afrika ülkelerinden yoğun profesyonel ziyaretçi katılımı sağlamaktı.” dedi. Fuara LASİAD Yönetim Kurulu Üyesi Rıfat Opan’ın sahip olduğu ALVAN Kids firması katıldı.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Yeni Akademik Yıl Başladı

İstanbul Ticaret Üniversitesi (İTİCÜ)2018-2019 eğitim öğretim yılına düzenlenen törenle başladı. 17 Eylül tarihinde SütlüceYerleşkesi konferans salonun da yapılan 18. AkademikYıl Açılış Törenine, değerli isimler katıldı. İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı, İTO Meclis Başkanı Öztürk Oran, İTO Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç, Rektör Prof. Dr. Nazım Ekren, İTO Genel Sekreteri Doç. Dr. Nihat Alayoğlu, üniversitenin mütevelli heyet üyeleri, İTO meclis üyeleri, akademik ve idari personel ile öğrenciler ve öğrenci velileri de katıldı. LASİAD adına Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Ticaret Bakanlığından "Yerli Üretim" açıklaması

Ticaret Bakanlığı, "Sermayesi yabancı olmakla birlikte Türkiye'de yatırım yapan ve katma değer üreten firmalar tarafından Türkiye'de üretilen ve satışa sunulan her tür mal için fiyat etiketlerinde 'Yerli Üretim' logosu kullanılması zorunluluğu bulunmaktadır" açıklamasında bulundu. Ticaret Bakanlığınca, sermayesi yabancı olmakla birlikte Türkiye'de yatırım yapan ve katma değer üreten firmaların ürünleri için fiyat etiketlerinde "Yerli Üretim" logosu kullanılmasının zorunlu olduğu belirtilerek, ithal edilen ve Türkiye'de sadece ambalajlanarak piyasaya arz edilen ürünlerin ise bu kapsamda kabul edilmeyeceği bildirildi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, 3 Ekim itibarıyla yürürlüğe giren düzenlemeyle Fiyat Etiketi Yönetmeliği'nde değişikliğe gidilerek, etiket ve listelerde bulunması zorunlu bilgilere "malın satış fiyatı ve birim fiyatının uygulanmaya başladığı tarih" ile "üretim yeri Türkiye olan mallar için, Bakanlıkça tespit ve ilan edilen şekil, logo veya işaret" hususlarının eklendiği hatırlatıldı. Bu doğrultuda tüketicilere yönelik mal satışlarında, ürünün Türkiye'de üretildiğini göstermek üzere tüketicilerin dikkatini ilk bakışta çekecek nitelikte "Yerli Üretim" logosu hazırlandığına işaret edilen açıklamada, bu logonun mevzuata uygun olarak kullanılmasında malın üretim yerinin tespitinin büyük önem taşıdığı vurgulandı. Açıklamada, "Yerli Üretim" logosunun perakende satışa konu hangi malların etiketleri üzerine yerleştirileceği hususu ile logonun kullanımına ilişkin usul ve esasların Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanan "Fiyat Etiketinde Yerli Üretim Logosu Kullanımına İlişkin Tebliğ" ile belirlendiğine dikkati çekilerek, şu ifadelere yer verildi: "Düzenlemeyle Sanayi Sicil Kanunu'nun ilgili maddesinde belirtilen işletmeler tarafından Türkiye'de üretilen malların, Türkiye'de üretilen el ve ev sanatları ürünleri ile Gümrük Kanunu'nun ilgili maddesinde sayılan ürünlerden (sanayi, gıda ve tarımsal ürünler ile madenler gibi) Türkiye'de elde edilen veya üretilen malların 'yerli üretim' sayılacağı kabul edilmiştir. Bu doğrultuda yurt dışından ithal edilen ve Türkiye'de sadece ambalajlanarak piyasaya arz edilen ürünler yerli üretim olarak kabul edilmeyecektir. Örneğin Rusya'dan ithal edilen pirincin Türkiye'de sadece ambalajlanarak satışa sunulmasının yerli üretim sayılmayacağı değerlendirilmiştir. Ayrıca, sermayesi yabancı olmakla birlikte Türkiye'de yatırım yapan ve katma değer üreten üreticilerin de yerli sayılacağı göz önünde bulundurularak Türkiye’de elde edilen veya üretilen malların yerli üretim sayılması gerektiği değerlendirilmiştir. Diğer taraftan 'yerli üretim' kavramı ile 'yerli malı' kavramları farklı olup birbirlerinin yerine kullanılmamaktadır. Zira sermayesi yabancı olmakla birlikte Türkiye’de yatırım yapan ve katma değer üreten firmalar tarafından Türkiye’de üretilen ve satışa sunulan her tür mal için de fiyat etiketlerinde yerli üretim logosu kullanılması zorunluluğu bulunmaktadır." Kaynak: https://www.dunya.com/ekonomi/ticaret-bakanligindan-yerli-uretim-aciklamasi-haberi-429292  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Havada yolcu sayısı 9 ayda 164 milyona yaklaştı

Türkiye genelinde yılın 9 ayında havayolu yolcu trafiği, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11,4 artarak 163 milyon 987 bin 652'ye yükseldi. Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğü, eylül ayına ilişkin havayolu, uçak yolcu ve yük istatistiklerini açıkladı. Buna göre, eylülde havalimanlarına iniş-kalkış yapan uçak sayısı, geçen yılın aynı ayına göre iç hatlarda yüzde 5,2 azalışla 79 bin 813, dış hatlarda ise yüzde 7,1 artışla 68 bin 9 oldu. Aynı ayda üst geçiş (overflight) trafiği yüzde 12,2 artışla 43 bin 51 olarak gerçekleşti. Böylece havayolunda hizmet verilen toplam uçak trafiği üst geçişlerle birlikte yüzde 2,6 artarak 190 bin 873'e ulaştı. Eylülde Türkiye geneli havalimanları iç hat yolcu trafiği yüzde 2,7 azalışla 9 milyon 870 bin 47, dış hat yolcu trafiği ise yüzde 12,1 artışla 10 milyon 897 bin 477 oldu. Böylece söz konusu ayda direkt transit yolcularla birlikte toplam yolcu trafiği, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4,4 artışla 20 milyon 785 bin 281 olarak gerçekleşti. Havalimanları yük (kargo, posta ve bagaj) trafiği, eylül ayı itibarıyla iç hatlarda yüzde 2,5 azalarak 90 bin 335 ton, dış hatlarda yüzde 11 artışla 292 bin 224 ton, toplamda ise yüzde 7,4 artışla 382 bin 559 tona ulaştı. İstanbul'daki havalimanlarında hareketlilik sürdü İstanbul Atatürk Havalimanı yolcu trafiği, eylülde geçen yılın aynı ayına göre iç hatta yüzde 2 azalışla 1 milyon 719 bin 594, dış hatta ise yüzde 3 artışla 4 milyon 414 bin 781 olmak üzere toplamda yüzde 1 artışla 6 milyon 134 bin 375 olarak kaydedildi. İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı yolcu trafiği ise geçen ay, 2017'nin aynı ayına göre iç hatta yüzde 3 artışla 1 milyon 992 bin 563, dış hatta ise yüzde 7 artışla 1 milyon 83 bin 797 olmak üzere toplamda yüzde 4 artışla 3 milyon 76 bin 360'a yükseldi. Ege ve Akdeniz kıyılarında bulunan İzmir Adnan Menderes, Antalya, Gazipaşa Alanya, Muğla Dalaman, Muğla Milas-Bodrum havalimanlarında eylül ayı itibarıyla dış hat yolcu sayısında büyük artış yaşandı. İzmir Adnan Menderes Havalimanı dış hat yolcu trafiği, eylülde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 15 artışla 371 bin 826 olarak gerçekleşti. Gazipaşa Alanya Havalimanı dış hat yolcu trafiği söz konusu ayda, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 65 artışla 98 bin 539 oldu. Antalya Havalimanı dış hat yolcu trafiği de eylülde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 24 artışla 3 milyon 665 bin 837 olarak kayıtlara geçti. Muğla Milas-Bodrum Havalimanı dış hat yolcu trafiği eylülde 2017'nin aynı ayına göre yüzde 58 artışla 261 bin 543, Dalaman Havalimanı dış hat yolcu trafiği de yüzde 22'lik artışla 493 bin 668 olarak gerçekleşti. Eylül sonu gerçekleşmelerine göre ise 9 ayda hizmet verilen toplam uçak trafiği (üstgeçişler dahil), geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6,7 artışla 1 milyon 551 bin 749, toplam yolcu trafiği (direkt transit dahil) yüzde 11,4 artışla 163 milyon 987 bin 652, yük (kargo-posta-bagaj) trafiği ise yüzde 10,2 artışla 2 milyon 909 bin 660 tona ulaştı.   Kaynak: https://www.dunya.com/gundem/havada-yolcu-sayisi-9-ayda-164-milyona-yaklasti-haberi-429291
Devamını Oku
Standard Post with Image

Afrika iş dünyası İstanbul'da ağırlanacak

  Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, hükümetin 100 Günlük İcraat Programı'ndaki eylemleri arasında bulunan 2. Türkiye-Afrika Ekonomi ve İş Forumu'nu 10-11 Ekim'de İstanbul'da gerçekleştireceklerini belirterek, "Forumla kıta ülkeleriyle ekonomik ve ticari ilişkileri daha da ileri bir seviyeye taşımayı, yatırımları artırmayı amaçlıyoruz.” dedi. Pekcan, AA muhabirine, genç nüfusu ve zengin coğrafyasının verdiği potansiyelle Afrika'nın önemli iş birliği olanakları sunduğunu söyledi. Türkiye'nin kıta ülkeleriyle ilişkilerinin hak ettiği konuma gelmesi amacıyla 2003 yılında "Afrika Stratejisi"ni devreye aldıklarını anımsatan Pekcan, söz konusu tarihten bu yana Sahra altı Afrika başta olmak üzere kıta ülkeleriyle ekonomiden tarıma, eğitimden diplomasi ve güvenliğe kadar her alanda ciddi ortaklıklar tesis edildiğini bildirdi. Pekcan, 2003 yılında 5,4 milyar dolar olan Türkiye'nin Afrika ile toplam ticaret hacminin geçen yıl yüzde 280 artışla 20,6 milyar dolara ulaştığını aktardı. Türkiye'nin Afrika'ya ihracatının geçen yıl itibarıyla 11,7 milyar dolar, ithalatının ise 8,9 milyar dolar olduğunu ifade eden Pekcan, bu dönemde kıta çapındaki Türk yatırımlarının 6 milyar doları, üstlenilen müteahhitlik projelerinin toplamının ise 65 milyar doları aştığını dile getirdi. Pekcan, Afrika ülkelerinden muhataplarla birçok üst düzey ziyaret ve teknik toplantıda bir araya gelerek ilişkilerin geleceğini planladıklarını vurgulayarak, ilki 2016 yılında gerçekleştirilen Türkiye-Afrika Ekonomi ve İş Forumu'nun ikincisini bu ay yapacaklarını söyledi. Hükümetin 100 Günlük İcraat Programı'ndaki eylemler arasında yer alan 2. Türkiye-Afrika Ekonomi ve İş Forumu'nun 10-11 Ekim'de İstanbul'da gerçekleştirileceğini belirten Pekcan, şöyle devam etti: "Bakanlığımız ve Afrika Birliği koordinasyonunda, DEİK organizasyonunda yapacağımız forum ile kıta ülkeleriyle ekonomik ve ticari ilişkileri ileri bir seviyeye taşımayı, yatırımları artırmayı amaçlıyoruz. Diğer ülkelerle birlikte Afrika'ya ortak yatırım için çalışıyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın açılışını onurlandırmasını beklediğimiz organizasyona Etiyopya Cumhurbaşkanı Mulatu Teshome Wirtu'nun da katılımı bekleniyor. Söz konusu foruma Afrika ülkelerinden 30'un üzerinde bakan ve bakan yardımcısı katılacak. Özel sektör ayağında ise 40'tan fazla Afrika ülkesinden 2 bine yakın Afrikalı iş insanının katılacağı bu önemli organizasyonla Türkiye, Afrika pazarındaki iddiasını ve kıta ülkeleriyle son yıllarda oluşturduğu stratejik ortaklığını en güzel biçimde ortaya koyacak." Yeni ekonomik iş birliği imkanları ele alınacak Pekcan, forumda yeni ekonomik iş birliği imkanlarının ele alınacağına işaret ederek, firmalar arasında da görüşmelerin gerçekleştirileceğini bildirdi. Bakan Pekcan, organizasyon çerçevesinde "Adil, Serbest, Sürdürülebilir Ticaret" gündemiyle yapılacak Bakanlar Toplantısı'nın yanı sıra "Afrika'da Ticaret ve Yatırım Finansmanı", "Türkiye ve Afrika Arasında İnşaat, Altyapı ve Enerji Alanında İşbirliği" ve "Afrika’da Bütünleşme Çabaları ve Türk İş Dünyası için Fırsatlar" konulu panellerin düzenleneceğini vurguladı. Afrika ülkelerinin temsilcilerince Türk iş insanlarına kendi ülkelerindeki projeleri anlatacakları sunumların da gerçekleştirileceğini belirten Pekcan, ayrıca Türk müteahhitlik ve bankacılık sektörlerinin anlatılacağı panellerin yapılacağını ifade etti. Pekcan, "Biz Afrika ile sadece ticaret değil, aynı zamanda oraya yatırım yapmak, kıtayla kalkınmak istiyoruz. İlişkilerimizde 'kazan-kazan' ve 'ortaklık' ilkelerini esas alıyoruz." diye konuştu. "Afrika'da müteahhitlik sektöründe Türkiye markası oluştu" Pekcan, Afrika ülkelerinde Türk yatırımlarının artmasına önem verdiklerinin altını çizerek, kıtada bazı ülkelerin ham madde ihracatına dayalı ekonomik yapıdan yavaş yavaş uzaklaşarak ekonomilerini çeşitlendirdiklerini, burada yüzde 42 dolayında olan şehirleşme oranının son yıllarda yükseldiğini, bilgi ve iletişim teknolojilerinin yaygınlaştığını, ihtiyaç duyulan ürün ve hizmet yelpazesinin genişleyerek talebin arttığını bildirdi. Özellikle müteahhitlik sektörünün kıtada faaliyetlerini yoğun şekilde sürdürdüğünü vurgulayan Pekcan, şunları kaydetti: "Afrika'da müteahhitlik sektöründe bir Türkiye markasının oluştuğunu söyleyebiliriz. Müteahhitlerimiz Afrika'nın altyapı ve üstyapısının inşasında en önemli aktörlerden biri olup kıtada günümüze kadar toplam 65 milyar dolar tutarında bin 300'ü aşkın proje üstlendi. Bu değer, müteahhitlerimizin tüm dünyada üstlendiği proje büyüklüğünün yaklaşık yüzde 20'sine denk gelmektedir." Türkiye ile Afrika ülkeleri arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin yasal altyapısının da hızla tamamlandığına işaret eden Pekcan, kıta genelinde Ticari ve Ekonomik İşbirliği (TEİ) Anlaşması imzalanan ülke sayısının 45'e, Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması (YKTK) Anlaşması'nın olduğu ülke sayısının 29'a, Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi (ÇVÖ) Anlaşması sonuçlandırılan ülke sayısının ise 12'ye çıktığını dile getirdi. Pekcan, "Bakanlığımızca yürütülen Karma Ekonomik Komisyon (KEK) toplantıları özellikle Afrika ülkeleriyle ticaretten yatırıma, sağlıktan turizme birçok alanda iş birliği olanaklarının ele alınmasına fırsat tanımaktadır. Afrika ile öngördüğümüz ortak geleceğin inşasına farklı araçlarla devam etmekteyiz." dedi.   Kaynak: http://www.dunya.com/ekonomi/afrika-is-dunyasi-istanbulda-agirlanacak-haberi-429220      
Devamını Oku
Standard Post with Image

Pasaportsuz gelenler ve gidilebilecek ülkeler: Moldova da katıldı, Rusya sırada

İki devlet yetkilileri arasında yapılan anlaşmaya göre, Moldova vatandaşları Türkiye'ye pasaport olmaksızın, sadece ülke içinde kullandıkları kimlik belgesiyle girebilecek ve turist olarak 90 güne kadar kalabilecekler. Ancak çalışmalarına izin verilmeyecek. Söz konusu gelişmenin taraflar arasında uzun süredir devam eden görüşmelerin sonucu olduğu bildiriliyor. Rusça yayın yapan Moldova sitesi actualitati.md, ülke vatandaşlarının Türkiye'ye pasaportsuz giriş yapabileceklerini bildirirken, Türkiye vatandaşlarının Moldova'ya pasaportsuz girmeleriyle ilgili herhangi bir bilgiye yer vermedi. Geçtğimiz Ağustos ayı sonunda Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, "Türkiye ile Moldova arasında kimlikle seyahat uygulanmasının başlatılması için yasal süreci tamamlamış bulunmaktayız." demişti.  Bu arada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 17-18 Ekim'de Moldova'yı ziyaret etmesi bekleniyor. Daha önce Rusya vatandaşlarının da Türkiye'yi pasaportsuz (kimlik kartlarıyla) ziyaret etmelerini sağlamak amacıyla çalışmaların başlatıldığı açıklanmıştı. Ancak konu henüz karar aşamasına gelmedi. Moldova ile 16 ülke: • Vatandaşları ulusal kimlik kartları ile ülkemize girebilen devletlerin listesi şöyle: Almanya Belçika Fransa Gürcistan Hollanda İspanya İsviçre İtalya KKTC Lihtenştayn Lüksemburg Malta Moldova Portekiz Ukrayna Yunanistan • Türkiye vatandaşlarının ise pasaport kullanmaksızın 90 güne kadar turist olarak gidebildiği üç yer var: Gürcistan KKTC Ukrayna    Kaynak: http://turkrus.com/679491-pasaportsuz-gelenler-ve-gidilebilecek-ulkeler-moldova-da-katildi-rusya-sirada-xh.aspx
Devamını Oku
Standard Post with Image

Ayakkabıcılar AYMOD Fuarında

Kendi alanında Türkiye'nin en büyük, dünyanın ise ikinci büyük fuarı olan Uluslararası Ayakkabı Moda Fuarı (AYMOD), 60'ıncı kez CNR EXPO Yeşilköy’de gerçekleşti. Ayakkabı sektörünün yeni ürün ve hizmetlerinin sergilendiği AYMOD'da, ziyaretçilerin yeni ürünlerle buluşması, katılımcı firmaların tanıtımlarını en etkili şekilde yapması ve iş hacimlerini artırması hedeflendi.  Fuarı, 20 bin ayakkabı alıcısının ziyaret etti. Fuara, LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Barış Köseliören ve Yönetim Kurulu Üyesi Arif Özkan katıldı.      
Devamını Oku
Standard Post with Image

Fatih İlçe Emniyet Müdürlüğüne Ziyaret

Fatih İlçe Emniyet Müdürü Alparslan Atasoy 24 Eylül tarihinde makamında ziyaret edildi. Ziyarette, önümüzde ki dönem yapılacak çalışmalar görüşüldü. LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Erdem Soylu Karabağlı, Barış Köseliören, Ahmet Turan, Yönetim Kurulu Üyesi İrfan Akbaş ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

İstanbul İl Emniyet Müdürlüğüne Ziyaret

İstanbul İl Emniyet Müdürü Yardımcısı Hakan Yılmaz 24 Eylül tarihinde makamında ziyaret edildi. Toplantıda el birliği ile güzel işler yapılacağı vurgulandı. LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Erdem Soylu Karabağlı, Barış Köseliören, Yönetim Kurulu Üyesi İrfan Akbaş ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

TİM İhracat Pusulasında Rota: Gana

Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin (TİM) Coface'ın desteğiyle düzenlediği ve 10 ülkeyi kapsayan İhracat Pusulası Programı başladı. İhracat Pusulası Programı’nın ikincisi 17 Ağustos’ta “Rota: Gana” sloganıyla Dış Ticaret Kompleksi’nde düzenlendi. Etkinliğin açılış konuşmalarını TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, Gana Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Muhammed NurudeenIsmaıla ve DEİK/Türkiye-Gana İş Konseyi Başkanı Pelin Güneşoğlu yaptı. TİM Genel Sekreteri Dr. H. Bader Arslan'ın bir sunum gerçekleştirdiği toplantıda Ekonomi Bakanlığı Gana Önceki Ticaret Müşaviri Gana tecrübelerini aktarırken, Coface Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Emre Özer ise ticari riskler ve alacak sigortası konularında firmaları bilgilendirdi. Toplantıya LASİAD adına Yönetim Kurulu üyesi Tarık Nayman katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

58. Uluslararası Ayakkabı Moda Fuarı Gerçekleşti

Bu yıl 58.Uluslararası Ayakkabı Moda Fuarı 4 Ekim Çarşamba günü CNR Expo’da kapılarını açtı. Bin’in üzerinde markanın katılımlarıyla gerçekleşen fuarda hedeflenen katılımcı sayısı yaklaşık 450, aynı zamanda hedeflenen ziyaretçi sayısı ise 20.000 kişi olarak belirtildi. Gelecek yılın İlkbahar- Yaz sezonuna ait kadın-erkek ayakkabı trendleri fuarda görücüye çıktı. Almanya, Afrika, Azerbaycan, Arnavutluk, Beyaz Rusya, Lübnan, Ermenistan, Dubai, Fransa,Hırvatistan, Irak, İran, İsrail, İtalya, Kazakistan, Kırgızistan, Pakistan, Çin, Romanya, Rusya, Ukrayna’nın da aralarında bulunduğu 80 ülkeden 600 alım heyeti fuara geldi. LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Barış Köseliören, Murat Erarslan, fuara ‘Özkan Shoes’ firması ile katılım gösteren ayrıca Yönetim Kurulu Üyesi Arif Özkan ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katılım gösterdi. LASİAD Başkanı Eyyüpkoca ve LASİAD heyeti fuara katılan Laleli firmalarından CABANI, DARKWOOD, MOLYER, SİGOTTO, RIDGE ve ÖZKAN SHOES standları ziyaret etti.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD, Esnaf Ziyaretlerine Devam Ediyor

LASİAD Üye ve Halkla İlişkiler Komitesi 6 Ekim Cuma günü Donarosa, La Chere ve Gıotellı firmalarını; 18 Ekim Çarşamba günü Bahar Bebe, Jadore, Santoryo ve Euro Fashion firmalarını ziyaret etti. Her hafta farklı üyeleri ziyaret edip sorunlarını dinleyen Komite, firma yetkilileri ile Laleli hakkında karşılıklı fikir alışverişinde bulundu. Laleli’nin sorunları ve çözümleri üzerine konuşulan ziyarete, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve üye ve Halkla İlişkiler Komitesi Başkanı Barış Köseliören, Sayman İbrahim Murat Ramizoğlu,Yönetim Kurulu ve komiteÜyeleri İrfan Akbaş,Turan Yavuz, Tarık Nayman,ve Dış İlişkiler Yöneticisi Halil Kılınç katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

İstanbul Moda Konferansı Gerçekleşti

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği’nin ev sahipliğinde 11. Moda Konferansı, 3-4 Ekim tarihlerinde çok sayıda markanın katılımı ile gerçekleşti. 1500’den fazla B2B görüşmelerinin yapıldığı konferans, iç pazara 150 milyon dolar, ihracata 250 milyon dolar ek ciro hedefiyle yola çıkmıştı. İstanbul Moda Konferansı’nda ayrıca Aslı Filinta, Begüm Berdan, Belma Özdemir, Eda Güngör, Gamze Saraçoğlu, Giray Sepin, Gökay Gündoğdu, Kadir Kılıç, Mehtap Elaidi, Nihan Peker ve Özlem Kaya gibi moda dünyasının önde gelen isimlerinin geri dönüştürülebilir materyaller kullanarak oluşturdukları tasarımlar sergilendi. 2008 yılından bu yana gerçekleşen İstanbul Moda Konferansı, Çırağan Sarayı’nda yapıldı. Açılış galasına çok sayıda özel davetli katıldı. Sektörün önemli isimlerinin katıldığı geceye, LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katıldı. Ertesi gün ki yapılan konferansa birçok modancı’nın da katıldığı güne LASİAD adına Yönetim Kurulu üyesi Tarık Nayman ve Genel sekreter Şeraffettin Yüzüak katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Hazır Giyimin Ardındaki Yerel Güç, ‘Trend İnovasyon’la Büyüyor

KYSD Başkanı Dr. Murat Özpehlivan: ‘Trend İnovasyon’la Ülkemize Hizmet Ediyoruz’ Konfeksiyon Yan Sanayicileri Derneği (KYSD) himayesinde bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilen ‘Tekstil Aksesuarları Trend ve İnovasyon Etkinliği’ Wow Airport Hotel Convention Center’da 25-26 Eylül tarihlerinde gerçekleşti. Yan Sanayiciler ‘Trend İnovasyon’la Moda Algısına Destek Veriyor KYSD Başkanı Murat Özpehlivan açılış konuşmasında Trend İnovasyon etkinliğinin üç ana başlığı olduğunu ifade ederek şunları söyledi: ‘Birincisi, yan sanayimizin trend ve inovasyon yönünü geliştirmek. İkincisi, Üniversite-Sanayi işbirliğini artırmak ki bunu Okan Üniversitesiyle uzun zaman önce başlatmıştık; kendileri hazırladıkları kreasyonlarla bizlere farklı bakış açıları kazandırıyorlar. Üçüncüsü ise, hazır giyim sektörümüzün moda algısına yan sanayiden destek olmaktır. Hep söylediğimiz gibi burada bir kez daha yinelemek istiyorum; yan sanayi olmadan tam sanayi olmaz. Dünyanın her tarafında fuarlar, etkinlikler ve B2B’ler düzenleniyor. Metrekaresi 500-600 Euro’lardanfuarlara, B2B’lere katılan sektör firmalarımıza,bugünkü değerleriyle 380 Dolar civarında bir rakama stant sunmak gerçek manada ülkeye hizmet etmek demektir bize göre. Bu anlamda alın teri döken fuar komitemizi ve yönetim kurulumuzu huzurunuzda alkışlamak istiyorum.’ Sanayi-Eğitim İşbirliği Sürdürülebilir Olmalı Okan Üniversitesi Sanat Tasarım Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Demet Irklı Eryıldız da konuşmasında sanayi-eğitim uyumunun önemine değindi. Eryıldız;‘Sayenizde öğrencilerimiz sektörün değerli sanayicilerinin ürettiği malzemeleri tanıyorlar, o malzemelerle kreasyonlar yapıyorlar. Böylelikle hem yaratıcı güçleri gelişirken hem de sektörle tanışmış oluyorlar. Ve biz bunu çok büyük bir kazanç olarak görüyoruz.’ Son Gün Vizyon 2030 Lansmanı Var Konuşmalardan sonra etkinliğin açılış kurdelesini sektör temsilcileri hep birlikte kesti. Sonrasında etkinlik alanına geçen Başkan Özpehlivan ve diğer sektör temsilcileri stantları dolaşarak katılımcılara hayırlı olsun dileklerini ilettiler. Birçok sektör temsilcisinin katıldığı etkinliğe LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Barış Köseliören, Ahmet Turan, Yönetim Kurulu Üyesi Rıfat Opan, Mehmet Ocaklı katıldı.    
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD, 24 Kasım Öğretmenler Gününü Unutmadı

24 Kasım öğretmenler gününde LASİAD,hamisi olduğu Kâtip Kasım İlkokulu’nda kokteyl düzenledi. LASİAD, öncesinde öğretmenve öğrencilere çeşitli hediyeler verdi. Program okul müdürü Mehmet Öcel’ in açılış konuşmasıyla başladı.Ardından LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı GiyasettinEyyüpkoca konuştu.Eyyüpkoca konuşmasınaşehit olan öğretmenleri anarak başladı. Konuşmasın da tüm  öğretmenleringününü kutladı. Kâtip Kasım İlkokulu öğretmenlerine verdikleri emek için teşekkür etti. Kokteyle LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı GiyasettinEyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Erdem Soylu Karabağlı, Ahmet Turan, Sayman İbrahim Murat Ramizoğlu, Yönetim Kurulu Üyeleri Coşkun Melengiç, Sebahattin Demir, Rıfat Opan ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Ayakkabı Tasarımcılarından Muhteşem Şov

Ayakkabı sektöründe tasarım ve İnovasyona katkıda bulunmak ve katma değerli ürün ihracatını artırmak amacıyla düzenlenen "3.Uluslararası Ayakkabı Tasarım Yarışması" ödülleri sahiplerini buldu.10 Ekim akşamı Raffles Istanbul’ da İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği'nin (İDMİB) düzenlediği yarışmanın kreatif direktörlüğünü Hakan Yıldırım üstlendi. Jüri üyeleri arasında Gülşen ve Edis yer aldı. Ödül töreninde konuşan İDDMİB Başkanı Mustafa Şenocak, “Ayakkabı sektörümüzde çift başına 60 dolara varan çok yüksek ihracat değerlerine ulaştık. Bu rakamı daha da yukarılara taşımanın yolu tasarımdan geçiyor. 2018 yılının ilk dokuz ayında 170 ülkeye, 703 milyon dolar değerinde ayakkabı ihracatı gerçekleştirdik. Böylece 2016 yılı ihracat rakamını 9 ayda geçtik, 2017 rakamını ise Ekim’de geçeceğiz.” dedi. TİM Başkanı İsmail Gülle, katma değerli ihracatın önemli olduğunu belirterek, "Tasarımın gücüne ve Ar- Ge'ye her zaman inandık. Tasarım, malın artısı ve fikrin parasal karşılığı. Tasarım, Ar-Ge ve inovasyon ile ilgili söyleyecek ve yapılacak çok şey var. Böyle bir organizasyonu başlattıkları için İDMİB ailesine teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı. ‘Ayakkabıda dünyanın en büyük 6. üreticisiyiz’ Şenocak, “İhracatımızı sadece nicelik olarak değil, nitelik olarak da artırmak zorundayız. Türkiye, ayakkabı sektörü bugün dünyanın çift bazında en büyük 6. üreticisi, 8. ihracatçısı. Ancak değer bazında 25. sırada yer alıyoruz. Bu durumu değiştirmek zorundayız. Bunu da ancak katma değerli ihracatımızı artırarak yapabiliriz. Bunu yapmanın en etkili yolu da tasarım gücümüzü artırmak. Üçüncüsünü gerçekleştirdiğimiz bu yarışma ile bu amaca katkı sağlamaya çalışıyoruz.” diye konuştu. 10 tasarımdan altısına ödül Kadınlar kategorisinden birinci olan Dila Korkmaz 15 bin TL, ikinci Melih Öz 10 bin TL, üçüncü Gamze Gürtaşar 5 bin TL, Erkekler kategorisinde birinci olan Oya Cevizkaya 15 bin TL, ikinci Kaan Eratalay 10 bin TL, üçüncü Alparslan Şendağlı 5 bin TL ve yurt dışı eğitim ödülünün sahibi oldu. Ayrıca genç tasarımcılar eğitim süreçlerine katkıda bulunacak tasarım tabletleriyle de ödüllendirildi. LASİAD adına geceye, Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

İl Koordinasyon Toplantısı Gerçekleşti

İstanbul İl Valiliğitarafından 11 Ekim Perşembe günü İstanbul Valiliği Ek Hizmet Bina Toplantı Salonunda 2018 yılı 3. Dönem il koordinasyon kurulu toplantısı gerçekleştirildi. Vali yardımcıları, İlçe Kaymakamları, İlçe Belediyelerinin başkanları ve yöneticileri, kurum müdürleri, yatırımcı kurum ve kuruluşların temsilcileri ile STK temsilcilerinin katıldığı toplantıda, İl yatırımları ve ekonomik durum değerlendirmesi yapıldı. Toplantıya LASİAD adına Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

3. Bosna Sancak Kültür Günleri’ne yoğun ilgi

Bosna-Sancak Kültür ve Yardımlaşma Derneği ile Bosna-Sancak Akademik Kültür ve Tarih Vakfı'nın organize ettiği, İstanbul Anadolu Yakası Bosna Sancak Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği'nin desteklediği "3. Bosna Sancak Kültür Günleri" gerçekleşti. Beşiktaş'taki Deniz Müzesi'nde yapılan açılış törenine Bosna Hersek’in Ankara Büyükelçisi Bakir Sandovıc, CHP Genel Sekreteri Mehmet Akif Hamzaçebi, İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, Başkan Yardımcısı Barış Köseliören, Yönetim Kurulu Üyeleri Tarık Nayman, Mehmet Ocaklı ve Sebahattin Demir ile Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katıldı. CHP Genel Sekreteri Mehmet Akif Hamzaçebi, İstanbul'un üç imparatorluğa başkent olduğunun altını çizerek, dünya kenti olmanın birtakım şartları olduğunu söyledi. Şehirlerin durup dururken dünya kenti olmadığını aktaran Hamzaçebi, sözlerini şöyle sürdürdü:"Bizim bugün sanata, kültüre daha çok ihtiyacımız var. Kültürü, sanatı güçlü olan ülkeler, toplumlar, milletler yıkılmıyorlar. Tam tersine daha güçlü bir şekilde yollarına devam ediyor. Onların demokrasileri çok daha güçlü." diye konuştu. "Kültürümüzü yok etmek isteyenlere, en iyi cevabı burada veriyoruz" İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç de Boşnakların sanatın her alanında yer aldığına işaret ederek, "Sinemadan müziğe, sanattan yayına kadar birçok alanda dünya çapında ses getiren eserlerimiz ve isimlerimiz var. Bizim kimliğimizi ve kültürümüzü yok etmek isteyenlere, 50-60 yıl sonra en iyi cevabı burada veriyoruz. Bosna Sancak Kültür Günleri'nin benim için böylesine önemli bir anlamı var." dedi. "Gönül köprülerini daha da güçlendirmiş olmayı ümit ediyoruz" Bosna Sancak Kültür Ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Muhammed Sancaktar, ‘Bu yıl 3. düzenleyeceğimiz ve 13-28 Ekim tarihleri arasında gerçekleşecek Bosna Sancak Kültür Günleri ile Türkiye ile Bosna Hersek ve Sancak arasında var olan köklü tarih, kültür ve gönül köprüsünü daha da güçlendirmiş olmayı ümit ediyoruz. Kültür günlerimiz bu program içeriği ve Bosna Sancak'ın güçlü kültür geleneğinden gelen sanatçıları ile İstanbul'un sanat yaşamına renk katacak yeni bir soluk getirecek Bosna-Sancak'ı tanıtacak, sevdirecek, sevenlerin sevgisini artıracak bir esinti olacaktır.’ şeklinde konuştu. "Boşnakların kültürünün ne olduğunu tanıtmak gibi bir hedefimiz var" Bosna Sancak Akademik Kültür ve Tarih Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Elmas Orak da bu etkinliğin hayallerinden biri olduğunu söyleyerek, "Türkiye'de Boşnaklar kılık kıyafetleri ve düğünleriyle tanınıyorlar ama bizim kültürümüz burada hiç bilinmiyor. Biz vakfı kurduğumuzda, sadece İstanbul'a değil, tüm Türkiye'ye Boşnakların kültürünün ne olduğunu tanıtmak gibi bir hedefimiz vardı. Bu hedefe kilitlenerek 2016'da ilkini yaptık. Bu yıl 3'üncüsünü tertiplediğimiz etkinlik kapsamında Bosna'dan getirdiğimiz misafirleri Türkiye'de ağırlıyoruz. Etkinliğimizin temelinde, Bosna'da yetişmiş olan ressamlar, yönetmenler ve müzisyenleri Türkiye'de misafir ederek, onların eserlerinin halkımıza takdim edilmesi var." diye konuştu.
Devamını Oku
Standard Post with Image

İhracatta Ödüller Sahiplerini Buldu

İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (İDMİB), 5 farklı kategoride, 2017 yılının 333 başarılı firmasını “İhracatta Fark Yaratanlar” Ödül Töreni ile ödüllendirdi.Dış Ticaretler Kompleksinde 25 Ekim Perşembe günü yapılan törende platin,altın,gümüş,bronz ve başarı sertifikası ile 5 farklı ihracatçılar ödüllendirildi. Törenin açılışında konuşan İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mustafa Şenocak, “Bugün ihracat ödülü alan firmalarımız arasında son 1 yılda 50’nin üzerinde ülkeye ihracat gerçekleştiren, ihracatta kilogram başı birim fiyatı 300 doları aşan, son 3 yıldır ihracat gerçekleştirilmeyen Gambiya, Lihtenştayn, Togo gibi ülkelere ihracat yapan firmalarımız var.” dedi. Geceye sektörün önemli isimleri katıldı. LASİAD adına Yönetim Kurulu Üyeleri Arif Özkan ve Tarık Nayman katıldı.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Hazır Giyim ve Konfeksiyon Sektöründe Yüzler Gülüyor

Ekim ayında 1,6 milyar dolar ihracat ile Türkiye’nin en çok ihracat yapan üçüncü sektörü olan Hazır Giyim ve Konfeksiyon sektörü, 9-12 Ocak 2019 tarihleri arasında, İstanbul Fuar Merkezi – CNR Expo’da 36’ncısı düzenlenecek Uluslararası İstanbul CBME Türkiye Anne, Bebek ve Çocuk Ürünleri Fuarı’nda buluşmaya hazırlanıyor. Fuara,125 ülkeden, 300 katılımcı, 750 marka ile 18 bini aşkın profesyonel ziyaretçi katılımı bekleniyor. 600 milyon TL ekonomik büyüklüğe ulaşan bebek ve çocuk giyimi, ülkemizde ve global pazarlarda hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün en yüksek büyüme potansiyeline sahip alt sektörü olarak dikkat çekiyor. Sektörün Ekim ayında anne bebek çocuk ürünleri alanında bir dünya markası olan ve Türkiye dışında Çin, Hindistan ve Singapur’da düzenlenen 36.Uluslararası İstanbul CBME Türkiye Anne, Bebek ve Çocuk Ürünleri Fuarı’nda biraraya geleceğini ifade eden UBM ICC Marka Direktörü Hatice Dinçer,“212 ülkeye yapılan 17 milyar dolarlık toplam hazır giyim ihracatı içinde bebek giyimi yüzde 1,6 paya sahip olurken, sektörün yıllık ekonomik büyüklüğü 600 milyon TL’ye ulaştı. Türkiye, Ekim ayında ülke olarak Cumhuriyet tarihimizin en yüksek ihracat rakamlarına ulaştı. Hazır Giyim ve Konfeksiyon sektörünün 1,6 milyar dolar ihracat ile en çok ihracat yapan sektör olmasını çok memnuniyet verici buluyoruz” dedi.   Kaynak: https://www.akilligundem.com/hazir-giyim-ve-konfeksiyon-sektorunde-yuzler-guluyor/
Devamını Oku
Standard Post with Image

İTO 38. Komite Kahvaltısı Gerçekleşti

İstanbul Ticaret Odası 38 no’lu Hazır giyim ve konfeksiyon meslek komitesinin düzenlediği sektörel toplantı 17 Kasım Cumartesi günü Cemile Sultan Korusunda gerçekleşti.  Sektörün önde gelen isimlerinin katıldığı toplantıda gelecek yıl senaryoları konuşuldu. Toplantının açılış konuşmasını İTO 38. Komite Başkanı ve Meclis üyesi Şenol Aras yaptı. Bilgilendirme sunumunu  ‘Dünya ve Türkiye  Ekonomisindeki Gelişmeler ve  Türkiye Ekonomisi ile ilgili Senaryolar, Beklentiler ve Öngörüler’ ile Prof. Dr. Arif Yavuz  gerçekleştirdi. Kahvaltıya LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Barış Köseliören, Ahmet Turan, Yönetim Kurulu üyeleri Turan Yavuz, Arif Özkan,Tarık Nayman, Sebahattin Demir ve Sayman İbrahim Ramizoğlu katıldı.      
Devamını Oku
Standard Post with Image

13. Kumaş Tasarım Yarışmasına Yoğun İlgi

13. İTKİB İstanbul Uluslararası Kumaş Tasarım Yarışması ödülü sahiplerini buldu. 20 Kasım akşamı Raffles İstanbul otelde İstanbul Tekstil  ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği'nin (İTKİB) düzenlediği yarışmanın  kreatif direktörlüğünü Hakan Akkaya  üstlendi. "Türkiye ihracatla, ihracat tasarımla yükseliyor" sloganıyla tasarımcıları keşfetmek için yola çıkan yarışmanın jürisinde ise Aslı Filinta, Berrin Zorlu, Beyza Uyanoğlu, Canan Hancıoğlu, Fatih Bilici, Fırat Neziroğlu, Gülben Ergen, Gözde Sarar, Ivana Sert, Nihat Odabaşı, Ruken Mızraklı, Siren Ertan, Sitare Kalyoncuoğlu, Süleyman Orakçıoğlu, Yalçın Ayaydın, Yıldırım Mayruk, Zekeriya Tanrıverdi gibi isimler yer aldı. Yarışmanın birincisi İpek Aslanboy oldu. Ticaret Bakan Yardımcısı Fatih Metin’ in katıldığı gecede sektörün önemli isimleri biraraya geldi. Geceye LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Parkurda da iyilik için adım attılar

İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Spor İstanbul ve Vodafone tarafından bu yıl 40'ıncısı düzenlenen İstanbul Maratonu, Kasım ayının ikinci pazarında yoğun katılımla yapıldı. 130 bin kişi Asya kıtasından Avrupa’ya geçti. Spor aşkıyla atılan adımlar arasında ALS-MNH Derneği üyeleri de vardı. LASİAD, ALS – MNH Derneğine Vodafone 40. İstanbul Maratonu tişört sponsoru olmuştu. ALS-MNH Derneği; ‘Yaşatmak için Bir Adım At’ Projesi için maratona katıldı. İnternet sayfalarında maraton ve proje hakkında bir açıklama yapıldı.   ‘Sevgili Dostlarımız Gerçekleştirdiğimiz ‘Yardımseverlik Koşusu’na destek veren herkese en içten teşekkürlerimizi iletmek istiyoruz. Koşumuz sırasında bizi bağışlarınızla ve mesajlarınızla desteklediğiniz bu yarışta sayenizde iyiliğin gücüne bir kez daha inandık. İyilik peşinde koşarken amacımız olabildiğince çok kişiye ulaşabilmekti. Harekete Geçirmekti! Sayenizde bunu başarıyoruz. Hatırlayacağınız üzere amacımız 100 ALS hastasına jeneratör almak için 200.000 TL bağış toplamak idi.Yardımseverlik Koşusu kampanyamıza şu ana kadar koşucularımız sayesinde 849 bağışçı destek verdi ve 129.000 TL toplandı. Gönderdiğiniz bu bağışlar ile İstanbul-2018-ALS/MNH-Yaşatmak için Bir Adım At Projesini desteklediniz ALS-MNH Derneği, 200.000 hedefine hızla yaklaşıyor. Sizler olmadan bunu hayal bile edemezdik.  Gönülden teşekkür ederiz.’ 
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD’tan Vali Yerlikaya’ya Hayırlı Olsun Ziyareti

LASİAD 8 Kasım Perşembe günü son Valiler Kararnamesiyle İstanbul Valisi olarak atanan Gaziantep Eski Valisi Ali Yerlikaya’ya hayırlı olsun ziyaretinde bulundu. Ziyarete LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, Başkan Vekili Muhammed Sancaktar, Başkan Yardımcıları Ahmet Turan, Barış Köseliören, Yönetim Kurulu Üyesi Sebahattin Demir ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katıldı.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD Kâtip Kasım İlkokulu’nda Öğretmenler Gününü Kutladı

LASİAD, hamisi olduğu Kâtip Kasım İlkokulu’na 24 Kasım Öğretmenler Gününde Öğretmenleri yalnız bırakmadı. 23 Kasım Cuma günü Katip Kasım İlkokulunda düzenlenen kutlamada program, okul müdürü Mehmet Öcel’in açılış konuşmasıyla başladı. Programın sonunda  LASİAD Yönetimi, öğretmenlere çeşitli hediyeler verdi.Programa  LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Barış Köseliören, Ahmet Turan, Yönetim Kurulu Üyeleri Turan Yavuz, Rıfat Opan ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD Geleneksel 8. Arama Konferansı Gerçekleşti

LASİAD, 2018 yılının değerlendirilmesinin yapıldığı ve 2018 projelerinin planlandığı 8. Arama Konferansını 18-22 Aralık tarihleri arasında Antalya Kaya Palazzo Otel’de gerçekleştirdi. Arama Konferansı’na LASİAD Yönetim, Denetleme ve Disiplin kurulları üyeleri ile sekretarya katıldı. Program LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca’nın açılış konuşması ile başladı.  Program semineler ile zenginleştirildi. Arama Konferansı’nın 1. günü Prof. Dr. Yücel Oğurlu’nun Özel Sektör (İş Dünyası) Kamu İlişkileri sunumu gerçekleşti. 2. gün Prof. Dr. Berat Bırfın Bir Çocuk Ebeveyn İlişkisi, öğleden sonraki oturumda ise Patron-Çalışan (Ast-Üst İlişkisi) sağlıklı bir iletişim için dikkat edilmesi gerekenlerin hatırlatıldığı sunum gerçekleştirdi. 3. gün LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca,Başkan Vekili Muhammed Sancaktar,Başkan Yardımcıları ve YK üyeleri  2018 Yılı değerlendirmesi yaparak  2019 yılı hedefler hakkında  fikir ve önerileriler sundular..
Devamını Oku
Standard Post with Image

Hazine ve Maliye Bakanı Laleli'de

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Laleli Buluşmalarına konuk oldu. 7 Mart Perşembe günü Crown Plaza Otel’ de yapılan programa Laleli esnafı ve sektörel STK’lar yoğun ilgi gösterdi.   Laleli Buluşmaları  programında LASİAD Başkanı Gıyasettin  EYYÜPKOCA yaptığı konuşmada Bakan ALBAYRAK’a  Laleliye teşriflerinden ötürü teşekkür etti. Daha sonra kürsüye çıkan TİM Başkanı İsmail GÜLLE ihracatın ülke ekonomisindeki önemine ve Lalelinin ihracat potansiyeline dikkat çekti. Laleli Buluşmalarında Laleli Esnafına seslenen  Bakan ALBAYRAK, Lalelinin ekonomik önemine,geçmişten günümüze olan değerine ve değinerek ‘’ sizlerin sorunlarınızı çözmek için ne istiyorsanız yapmaya hazırız’’ dedi.  Konuşmaların ardından  LASİAD başkanı  Gıyasettin EYYÜPKOCA Bakan Albayrak’a  Osmanlı hat sanatınıyla yazılmış besmele tablosu hediye etti. Programdan sonra Bakan  Berat Albayrak, Laleli Sanayici ve İşadamları Derneği Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle ve LASİAD Yönetimi ile Laleli'de esnafını ziyaret etti. Albayrak ziyaretinde, Laleli esnafının uzun süreden beri çözüm beklediği yolcu beraberi eşyanın ihracat kapsamına alınarak ‘’mikro ihracat’’ olarak değerlendirilmesi yönünde  gerekli mevzuat düzenlemesinin yapıldığı ve  Türkiye’de ilk defa Laleli’ye özel kurulacak olan ‘’ihracat antreposuyla’’ esnafın yabancı müşterilere satacağı herşeyin ihracat kapsamına alınacağı müjdesini verdi.Bakan Albayrak,bu uygulamadan Laleli esnafıyla birlikte Zeytinburnu, Merter, Bayrampaşa ve Osmanbey, esnafının da yararlanacağını belirtti.  Gümrük  mevzuatında yapılan düzenlemeyle bugüne dek kargo şirketleri üzerinden faturalandırılan Laleli ihracatı, bundan böyle direkt satıcı adıyla  ihraç edilebilecek. Söz konusu değişiklik ile yolcu beraberi ihracat ve bavul ticareti başta olmak üzere tüm ihracat resmileşecek. Bu sayede Laleli esnafı, ihracatçı konumuna geçerek birçok avantajdan yararlanacak ve ihracatını artıracak. İlk defa uygulamaya alınan "ihracat antreposu" yöntemiyle mikro ihracatçı, kendisi resmi ihracatçı gözükeceği için TİM üyelerinin sayısında da önemli artış kaydedilecek. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Laleli esnafı ziyareti sonrası twitter hesabından yaptığı paylaşımda "Laleli’de esnafımızı dükkanlarında da ziyaret ederek hem yeni uygulamayı anlattık hem de hasbıhal ettik." dedi İşte Bakan Albayrak' ın yaptığı açıklama; "Bugün Laleli Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (LASİAD) konuğu olarak Laleli esnafımızla bir araya geldik. Laleli esnafını, “ihracatçı” haline getirecek yeni düzenlemelerimizi anlattık. Laleli’de esnafımızı dükkânlarında da ziyaret ederek hem yeni uygulamayı anlattık hem de hasbıhal ettik."      
Devamını Oku
Standard Post with Image

İstanbul Havalimanı havadan görüntülendi

Taşınması sonrası seferlerin sürdüğü yeni havalimanında, apron ve terminal bölgesine ait görüntüler helikopterden çekildi. Taşınma işlemlerinin tamamlandığı İstanbul Havalimanı havadan görüntülendi. Taşınması sonrası ilk uçuşun dün Ankara'ya yapıldığı havalimanında seferler devam ediyor. İç ve dış hat yolcuları, kontuarlarda bilet işlemlerini yapmalarının ardından sefer saatini bekleyeceği terminallere yönlendiriliyor. İstanbul Havalimanı'nın işletmecisi İGA da havalimanını havadan görüntüledi. Helikopterle yapılan çekimlerde apron ve terminal bölgesini ait fotoğraflar ile video yer alıyor.   Kaynak: https://www.dunya.com/gundem/istanbul-havalimani-havadan-goruntulendi-haberi-442895
Devamını Oku
Standard Post with Image

Bu sokakta neler oluyor?

Butik çiçekçiler, ‘hip’ kafeler, butikler, plak dükkânları... Burası İstanbul’un yeni cazibe merkezi Ahmet Fetgari Sokak. Sakinlerinin ‘arka sokak’ olarak tanımladığı, kendi halinde bir mahalle nasıl ‘Brooklyn’vari bir havaya büründü? İşte esnafın ve yeni sakinlerinin gözünden kısa zamanda yaşanan büyük değişim... Hafta içi Nişantaşı-Teşvikiye hattından insan manzaraları... Abdi İpekçi Sokak’ta yan yana dörtlü-beşli yürüyen elleri bol poşetli turist kafileleri, Atiye Sokak’ta ‘piyasa yapma’ gayesi içinde kısa paça pantolon ve jöleli saçlarıyla ortalığı kesen jön tayfası, Teşvikiye Caddesi’nde Hüsrev Gerede’nin başında, her süslü kapının önünde fotoğraf çeken sosyal medya bağımlıları... Ve onları yılmış gözlerle izleyen, muhtelif kafelere istiflenmiş sıkkın bir kalabalık. Bir dönem ‘cazibe merkezi’ konumundaki semt yorgun, heyecansız, bir garip istila altında...   Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/hurriyet-pazar/bu-sokakta-neler-oluyor-41174336  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Ergün Turan’a Hayırlı Olsun Ziyareti

LASİAD, 31 mart seçimlerinde Fatih Belediye Başkanı seçilen M. Ergün Turanı 10 Nisan Çarşamba günü makamında ziyaret ederek hayırlı olsun dileklerini sundu.Ziyarette, ayrıca önümüzdeki dönem yapılacak çalışmalar görüşüldü. Ziyarete, LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, Başkan Vekili Muhammed Sancaktar, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Ercan Çelik, Erdem Soylu Karabağlı, Barış Köseliören, Ahmet Turan, Yönetim Kurulu Üyeleri İsmail Dark, İrfan Akbaş, Turan Yavuz, Mehmet Ocaklı, Sebahattin Demir ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

‘Moda Tasarım Teknolojileri Beceri Yarışması’ Ödülleri Sahiplerini Buldu

İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği'nin (İHKİB) bu yıl ikincisini düzenlediği Moda Tasarım Teknolojileri Beceri Yarışması'nı kazanan "Genç Yeteneklere" ödülleri verildi. 53 liseden 212 öğrencinin en iyi modeli ortaya çıkarmak için zamana karşı kıyasıya yarıştığı Beceri Yarışmasında büyük ödülün sahibi Sultangazi Nene Hatun Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi oldu. Birincinin 20 bin, ikincinin 15 bin ve üçüncünün 10 bin TL ödül aldığı gecede "jüri özel ödülü" ve "en iyi takım çalışması" ödülüne değer görülenler de 5'er bin TL'nin sahibi oldu. Jüri özel ödülünün sahibi ise Hikmet Nazif Kurşunoğlu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi oldu. Yarışmada toplamda 55 bin TL'lik para ödülü verildi. LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ercan Hardal katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Kâtip Kasım İlkokulu’nda 23 Nisan Heyecanı

LASİAD’ın hamisi olduğu Katip Kasım İlkokulu 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı büyük coşkuyla kutladı. İstiklal Marşı ve saygı duruşu ile başlayan gösteride öğrenciler şiir okudu, dans gösterisi yaptı. Programa  LASİAD Yönetim Kurulu Üyesi Rıfat Opan ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

KİLİS’TE KARDEŞLİK SOFRASINDA 5 BİN KİŞİ BİR ARAYA GELDİ

Laleli Sanayici ve İşinsanları Derneği (LASİAD) geleneksel İftarını bu yıl ‘’kardeşlik sofrası’’ temasıyla Kilis’te düzenledi. Kilis Valiliği ve Kilis Belediyesi işbirliğiyle organize edilen iftara, 5 binin üzerinde Kilisli ve Suriyeli katıldı. Kilis Cumhuriyet Meydanında düzenlenen, halkın yoğun ilgi gösterdiği ve Kilis’te ilk defa bu kadar kalabalığın bir araya geldiği iftar programına, Kilis Valisi Recep Soytürk, Kilis Belediye Başkanı Mehmet Abdi Bulut, LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan vekili Muhammed Sancaktar, Başkan yardımcıları, Yönetim Kurulu Üyeleri ve Kilis il protokolü katıldı. Kilis Valisi Recep Soytürk, iftar organizasyonu için LASİAD’a ve emeği geçenlere teşekkür etti. Belediye Başkanı Mehmet Abdi Bulut, bu iftarın LASİAD tarafından organize edilerek, Kilis Belediyesi tarafından desteklenen ve Kilis Valiliğinin himayesinde gerçekleştirilen bir program olduğunu ifade ederek, “Ben öncelikle vesile olanlara teşekkür ediyorum. Kilis halkına teşekkür ediyorum, bizleri yalnız bırakmadılar. Hakikaten maneviyatı yüksek bir ortam emeği geçen buraya gelen herkese teşekkür ediyorum.” diye konuştu.   LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, yaptığı konuşmada, geleneksel hale getirdikleri kardeşlik sofrasını bugün Kilis’te kurduklarını ifade ederek, “Kilis şahane bir şehir, zaten halkın buradaki durumundan da bunu görebiliyoruz. Kilis Ensar şehri, Kilisli kardeşlerimizle beraber olmak aynı sofrada oturmak, bizim için şahane bir duygu. Ayrıca bu organizasyonda büyük emekleri olan Kilis Belediyesi çalışanları ile İşadamı Abdullah Alpdağ’a ve LASİAD Yönetim Kuruluna çok teşekkür ediyorum” dedi. Konuşmaların ardından Vali Recep Soytürk’e, belediye Başkanı Mehmet Abdi Bulut’a, Serhat Kilis Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni ve İşadamı Abdullah Alpdağ’a LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca tarafından vazo takdim edildi. Belediye Başkanı Mehmet Abdi Bulut’ta Gıyasettin Eyyüpkoca’ya teşekkür plaketi takdim etti. İftardan önce sahne alan Grup Ravza, iftar sonrası da katılanlara dualar eşliğinde semazen gösterisi sundu.          
Devamını Oku
Standard Post with Image

Katıldığımız İftar Programları

•  WHİTE HOUSE Multi Brand Fashion STORE iftar yemeğine Başkanımız Giyasettin Eyyüpkoca, Başkan Yardımcılarımız Ercan Hardal ve Erdem Soylu Karabağlı, Yönetim Kurulu Üyelerimiz Mehmet Ocaklı ve Sebahattin Demir katıldı. • ‪Birleşmiş Markalar Derneği iftar yemeğine Başkanımız Gıyasettin Eyyüpkoca, Başkan Yardımcılarımız Ercan Hardal ve Dr. Murat Özpehlivan katıldı. • Beksiad (Bebe Çocuk Konfeksiyon Sektörü Sanayici ve İşadamları Derneği) iftar yemeğine Yönetim Kurulu Üyesi Rıfat Opan katıldı. • Yeni Dünya Vakfı iftar yemeğine Başkanımız Gıyasettin Eyyüpkoca ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcımız Ahmet Turan katıldı. • Çsd (Çorap Sanayicileri Derneği) iftar yemeğine Yönetim Kurulu Üyemiz Mehmet Ocaklı katıldı. • TİGSAD (Tigsad İç Giyim Sanayiciler Derneği) iftar yemeğine Başkan Yardımcımız Dr. Murat Özpehlivan ve Yönetim Kurulu Üyemiz Tarık Nayman katıldı. • İTKİB (İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatci Birlikleri) sektörel dernek başkanlarıyla iftar yemeğine Başkanımız Gıyasettin Eyyüpkoca ve Başkan Yardımcımız Dr. Murat Özpehlivan katıldı. İHKİB (İstanbul Hazır Giyim Ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği) 2018 Başarılı İhracatçılar ödül töreni ve İftar Yemeğine Başkanımız Giyasettin Eyyüpkoca, Başkan Yardımcılarımız Ercan Hardal ve Dr. Murat Özpehlivan ile birlikte katıldı. OTİAD (Osmanbey Tekstilci İş İnsanları Derneği) iftar yemeğine Başkanımız Gıyasettin Eyyüpkoca , Başkan Yardımcılarımız Ercan Hardal ve Dr. Murat Özpehlivan katıldı. Başkan Vekilimiz Muhammet Sancaktar Başkanlığında 15 Derneğin bir araya gelerek kurduğu Bayrampaşa Rumeli Balkan Platformunun iftar yemeğine Başkanımız Gıyasettin Eyyüpkoca ve Yönetim Kurulu Üyemiz Sebahattin Demir katıldı. MESİAD (Merter Sanayici ve İş Adamları Derneği) iftar yemeğine Yönetim Kurulu Başkan Yardımcımız Ahmet Turan ve Genel Sekreterimiz Şerafettin Yüzüak katıldı. ZETSİAD (Zeytinburnu Tekstil Sanayici ve İş Adamları Derneği) iftar yemeğine Başkan Yardımcımız Dr. Murat Özpehlivan, Yönetim Kurulu Üyelerimizden Mehmet Ocaklı, Tarık Nayman ve Rıfat Opan ve Genel Sekreterimiz Şerafettin Yüzüak katıldı.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD 10. Olağan Genel Kurulunu Gerçekleştirdi

Laleli Sanayici ve İş İnsanları Derneği (LASİAD) 10. Olağan Genel Kurulunu 17 Haziran Pazartesi günü Crown Plaza Hotel’ de gerçekleştirdi. LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca’nın açış konuşmasıyla başlayan genel kurul toplantısı, LASİAD’ ın ‘Faaliyet Filmi’ gösterimi ile devam etti. Genel Kurulun Divan Başkanlığına Adnan Danışman, Divan Kurulu Üyeliğine Şenol Aras ve Katip Üyeliğe ise Zübeyir Arı seçildi. Faaliyet, denetim, bilanço ve bütçe raporlarının okunup oylanmasıyla devam eden Genel Kurulda; Yönetim, Denetleme ve Disiplin Kurulu asil ve yedek üyelikleri için seçimi yapıldı.   YENİ DÖNEMDE YİNE YENİDEN ‘GIYASETTİN EYYÜPKOCA’ Tek listeyle girilen seçimde 10. Dönem Yönetim Kurulu Başkanlığına hazirunun tamamının oyunu alan Gıyasettin Eyyüpkoca’nın, listesi kazandı.   Eyyüpkoca Kurulların seçiminden sonra yaptığı teşekkür konuşmasında, Yönetim Kurulu adına teşekkür ederek genel kurula şöyle seslendi; ‘Saygı değer Divan Başkanım kıymetli Divan, saygıdeğer hanımefendiler ve kıymetli beyefendiler hepinize ayrı ayrı teşekkür etmek istiyorum. Bu sıcak günde haftanın ilk gününde bizi kırmayıp geldiniz. Benim her zaman söylediğim bir cümle var; altını çizerek söylemeye devam edeceğim.Sivil toplum örgütleri eğer inanıyorsanız aklınızın zekâtıdır. Paranızın, malınızın sadakasıdır. Ben ona göre adım atıyorum siz de lütfen ona göre adım atın. Biz sizler adına seçildik ve sizler adına burada olan insanlarız. Yaptığımız her işte sizden destek istiyoruz. Siz de bu desteği öngördünüz, kabul gördünüz. Ben şahsım ve Yönetim Kurulum adına sizlere teşekkür ediyorum.’ ‘Yönetim Kurulumuzda hiçbir zaman asil ve yedek kavramı olmadı’ Eyyüpkoca, yıllardır LASİAD’ın içinde yetişmiş değerli isimlere de konuşmasında yer verdi; ‘Ben şunun altını çizerek söylemek istiyorum daha önce görev almış  arkadaşlar çok iyi bilir. Bizim Yönetim Kurulu’muzda hiçbir zaman asil ve yedek kavramı olmadı. Bundan sonrada olmayacaktır. Biz 26 kişilik bir Yönetim Kuruluyuz 6 denetleme kurulu üyemiz var ve  bunlara ilaveten 5 kişiyi de Disiplin Kurulu Üyesi olarak seçiyoruz. Sadece dernekler kanuni gereği böyle bir şey söz konusu ama masanın bu söz konusu değil.’   Yeni dönemde LASİAD kurullarına seçilen isimler Şunlar; Yönetim  Kurulu Üyeleri; Gıyasettin Eyyüpkoca Muhammed Sancaktar Ercan Hardal Ercan Çelik Ahmet Turan İrfan Akbaş Erdem Soylu Karabağlı İbrahim Murat Ramizoğlu İsmail Dark Murat Eraslan Süleyman Kaya İhsan Bıyıkbeyi Yakup Samsama Coşkun Melengiç Turan Yavuz Cebrail Karaaslan Rıfat Opan Birol Fırat Hasan Bulut Corc Bekdaş Ahmet Ceylan Çein Altındağ Sebahattin Demir Mehmet Özbayrak Bülent Koca Mert Karaca Şerafettin Yüzüak   Denetleme Kurulu Üyeleri: Metin Görür Mehmet Ocaklı Tarık Nayman Gökhan Karabulut M. Muhammet Yaşar Zülfi Koç   Disiplin Kurulu Üyeleri: İbrahim M. Ramizoğlu Bilal Varlık Erdoğan Avit Gazi Naci Polat Zübeyir Arı Genel kurul toplantısın sonunda 2017-19 döneminde görev yapmış Yönetim, Denetleme ve Disiplin Kurulu üyelerine plaket takdim edildi.      
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye-Rusya Basitleştirilmiş Gümrük Hattı Uygulaması Semineri Yapıldı

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin gerçekleştirdiği “Türkiye-Rusya Basitleştirilmiş Gümrük Hattı Uygulaması” semineri 21 Haziran Cuma günü Dış Ticaret Kompleksinde gerçekleşti. Seminere LASİAD adına Yönetim Kurulu Üyeleri Yakup Samsama, Ahmet Ceylan, Cebrail Karaaslan, Bülent Koca ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katıldı.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

İstanbul Kids Fashion Fuarı Uluslararası Ziyaretçi Akınına Uğradı

2019 yılının ilk 6 ayında yaklaşık yüzde 25 oranında büyüyen anne, bebek, çocuk hazır giyim ve aksesuarları sektöründe yüzler İstanbul Kids Fashion Fuarı ile gülüyor. 26-29 Haziran tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi'nde ziyarete açılan fuar, uluslararası ziyaretçi akınına uğradı. İstanbul Kids Fashion Fuar Direktörü Hatice Dinçer, bir önceki yıla göre ziyaretçi rakamında yüzde 35 artış sağlandığını, en yüksek sayıda ziyaretçi gelen ilk 5 ülkenin Rusya, Ukrayna, Cezayir, Filistin ve Yunanistan olduğunu açıkladı. Dinçer, 4 günde 80 ülkeden 5 binin üzerinde ziyaretçi katılımı beklendiğini ifade etti. 0-16 yaş arası grubu 2019&2020 sonbahar-kış sezonuna yönelik bebek çocuk giyim, abiye, pijama, iç çamaşırı, çorap, aksesuar, ev tekstili, mobilya gibi tüm alt sektörlerden geniş yelpazede ürünlerin sergilendiği fuarda ayrıca, Rusya, Ukrayna, Moldova, Belarus, Kırgızistan, Gürcistan, Lübnan, BAE, Kuveyt, Cezayir, Ürdün, Suudi Arabistan ve Yunanistan'tan 41 kişilik Alım Heyeti katılımcı firmalarla görüşmeler gerçekleştirdi.   Kaynak: https://www.haberler.com/istanbul-kids-fashion-fuari-uluslararasi-12187530-haberi/    
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD - Doğa Koleji İş Birliği Protokolü

LASİAD işbirliği yaptığı kurumlara bir yenisini ekledi.  Bu kapsamda Doğa Koleji ile iş birliği  protokolü imzaladı.24 Ağustos Çarşamba günü Doğa Koleji Genel Merkezinde gerçekleşen protokol imza törenine  LASİAD  adına Yönetim Kurulu ve Eğitim Komitesi  Üyesi Mert Karaca, Doğa Koleji  adına Kurumsal Pazarlama ve İş Geliştirme Müdürü Hakan Arısan ile Kurumsal Pazarlama Yöneticisi Bahar Özbek katıldı. LASİAD Yönetim Kurulu Üyesi Mert Karaca, bu sözleşme ile LASİAD üyelerinin çocuklarına Doğa Okulları'nda eğitim ücretlerinde  indirim   sağlanacağını belirtti.
Devamını Oku
Standard Post with Image

MİKRO İHRACAT UYGULAMASI İLE LALELİ'NİN TİCARETİNE 3 MİLYAR DOLAR DEĞER KATACAĞIZ

30.07.2019 Salı günü Crowne Plaza Old City'de gerçekleşen Laleli Fashion Shopping Festivali Basın Lansmanı toplantısında LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca ve Festival Komitesi basın mensuplarıyla biraraya geldi. Ulusal basından birçok gazete, dergi, tv ve ajans muhabirinin ilgi gösterdiği kahvaltılı basın toplantısında konuşan Eyyüpkoca, Laleli'ninTemmuz ayından itibaren mikro ihracat uygulaması kapsamına alındığını belirterek,''İmajımıza zarar veren sistemin değiştirilmesi yönündeki Laleli esnafının taleplerini her fırsatta Ankara'ya ilettik. Yolcu beraberinde eşyanın ihracat kapsamına alınması için Hazine ve Maliye Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı ile görüşmelerimiz oldu. Yoğun çabalarımız ve girişimlerimiz nihayet meyvelerini verdi. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü Gümrük Yönetmeliği'nde tebliğ düzenlemesi yaptı. Temmuz ayı itibari ile yürürlüğe girendüzenleme uyarınca 'ihracat antreposu' yöntemiyle Laleli esnafı mikro ihracat kapsamına alındı. Böylece esnafımız resmi olarak ihracatçı görüneceği için yıllardır kargo şirketleri üzerinden faturalandırılan Laleli ihracatı kayıt altına alınacak. Esnafımız artık KDV iadesi ve devlet teşvikleri başta olmak üzere birçok avantajdan yararlanabilecek. Uygulama bölgemizin ticaretine 3 milyar dolar katkı sağlamasının yanı sıra imajımızı da çok yukarılara taşıyacak. Projenin gerçekleşmesine destek veren Hazine ve Maliye Bakanımız Berat Albayrak, Ticaret Bakanımız Ruhsar Pekcan, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcımız Nureddin Nebati, Ticaret Bakan Yardımcımız Rıza Tuna Turagay ve ilgili bürokratlara teşekkür ediyoruz.'' dedi. LALELİ FASHION SHOPPING FESTİVAL İÇİN 12 ÜLKEDEN 250 ALICI GELECEK 5-9 Ağustos tarihlerinde 8'incisi düzenlenecek Laleli Fashion Shopping Festivali'ne mikro ihracat uygulmasının gururu ve sevinci ile hazırlandıklarını belirten Başkan Eyyüpkoca şöyle devam etti: ''Laleli'de yaklaşık 7 bin esnafımız ticaret yapıyor. LASİAD olarak festivali bölgenin ticaretini ve turizmini canlandırmanın yanı sıra marka değerini çok yukarılara taşımamızı sağlayan bir etkinlik olarak değerlendiriyoruz. Bu yıl festival için 40 civarında hazır giyim firmamız stant kuracak. 12 ülkeden her biri en az 10 mağaza sahibi 250 alıcıyı ağırlayacağız. Firmalarımız ile misafirlerimiz festival boyunca ticari bağlantıların yanı sıra, B2B görüşemeler yapma imkanı bulacaklar.'' dedi. FESTİVALE TİCARET BAKANLIĞI, İHKİB VE İTO DESTEK VERİYOR ''Türkiye'nin en büyük açık hava alışveriş merkezi'' olarak da nitelendirilen festival, Ticaret Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Fatih Belediyesi, İstanbul Ticaret Odası (İTO), İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) ile İstanbul Tekstil ve Hammadde İhracatçıları Birliği (İTHİB) ve Garanti Bankası tarafından destekleniyor. Basın Lansmanı toplantısına Başkan Eyyüpkoca ile birlikte Başkan vekili ve Festival Komitesi Başkanı Muhammed Sancaktar, Başkan Yardımcısı Ercan HARDAL, YK ve  Festival Komitesi Üyesi Erdem Soylu Karabağlı katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Rakamlar açıklandı! Turizm gelirinde büyük artış

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Nisan-Haziran 2019'a ilişkin 2. çeyrek turizm gelir istatistiklerini açıkladı. Turizm geliri geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 13,2 artış gösterdi. Turizm geliri Nisan, Mayıs ve Haziran aylarından oluşan II. çeyrekte bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 13,2 artarak 7 milyar 973 milyon 963 bin dolar oldu. Turizm gelirinin (cep telefonu dolaşım ve marina hizmet harcamaları hariç) yüzde 87,8'i yabancı ziyaretçilerden, yüzde 12,2'si ise yurt dışında ikamet eden vatandaş ziyaretçilerden elde edildi. Ziyaretçiler, seyahatlerini kişisel veya paket tur ile organize etmektedirler. Bu çeyrekte yapılan harcamaların 5 milyar 576 milyon 564 bin dolar'ını kişisel harcamalar, 2 milyar 397 milyon 399 bin dolar'ını ise paket tur harcamaları oluşturdu. Ziyaretçilerin kişi başı ortalama harcaması 625 dolar oldu. Bu çeyrekte yabancıların ortalama harcaması 607 dolar, yurt dışında ikamet eden vatandaşların ortalama harcaması ise 766 dolar oldu. Ziyaretçi sayısı geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 15,3 arttı.   Kaynak: https://www.cnnturk.com/ekonomi/rakamlar-aciklandi-turizm-gelirinde-buyuk-artis        
Devamını Oku
Standard Post with Image

İSTANBUL VALİLİĞİ İL YATIRIMLARI, EKONOMİK DURUM VE POTANSİYELİ DEĞERLENDİRME TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRİLDİ

25 Temmuz 2019 Perşembe günü ‘’İstanbul Valiliği 2019 Yılı 2.Dönem İl Yatırımları, Ekonomik Durum ve Potansiyeli Değerlendirme Toplantısı’’ gerçekleştirildi. İstanbul Valiliği Ek Hizmet Binası’nda gerçekleşen toplantıya İstanbul’un il ve ilçe düzeyinde tüm yatırımcı kurum ve kuruluşları katıldı. Toplantıda 2018 yılı yatırımları ve 2019 yılı projeleri ile istihdam ve İstanbul’un küresel merkez haline gelmesi başlıkları ele alındı. Toplantının başkanlığını İstanbul Vali yardımcısı M. Bahattin Atçı yaptı. Atçı toplantı açılış konuşmasında  ‘’İstanbul, Türkiye’de ekonomik açıdan en büyük şehir, İstanbul’un önce bölgesel sonra küresel ölçekte finans merkezi haline getirilmesi hedef haline gelmiştir.’’ dedi. Daha sonra İl Planlama ve Koordinasyon Müdürü V. Coşkun Sarıyıldız İstanbul’daki yatırımlar, ekonomik durum ve potansiyeli hakkında sunum yaptı. Yatırımcı kurum ve kuruluşlar ile sektör temsilcilerinin istek ve önerilerini dile getirdiği toplantıya LASİAD adına Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak ve Yönetim Kurulu Üyesi Mert Karaca katıldı.   
Devamını Oku
Standard Post with Image

İstanbul için dijital turizm hamlesi

Dünyaca ünlü seyahat platformu TripAdvisor, İstanbul sayfalarının yönetimini, İstanbul Ticaret Odası'nın başkanlığını yürüttüğü İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu (ICVB) devraldı. ICVB ve TripAdvisor arasındaki iş birliği anlaşmasının imza töreni, İTO ve ICVB Başkanı Şekib Avdagiç ile TripAdvisor Avrupa, Orta Doğu ve Afrika Yöneticisi Chad Shiver'ın ev sahipliğinde İTO Merkez Bina'da gerçekleştirildi.   Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/istanbul-icin-dijital-turizm-hamlesi/1545902#
Devamını Oku
Standard Post with Image

LALELİ’DE FESTİVAL ZAMANI

Gelenekselleşen ve bu yıl 8’incisi düzenlenen Laleli Fashion Shopping Festival’i  ile Laleli’de sokaklar festival alanına döndü. 5-9 Ağustos arasında gerçekleşen festivale 13 ülkeden 250’nin üzerinde alıcı katıldı. Rusya, Ukrayna, Kazakistan, Kırgızistan, Ermenistan, Polonya, Romanya, Belarus, Azerbaycan, Gürcistan, Bosna Hersek, Litvanya ve Lübnan başta olmak üzere çevre ülkelerin yoğun ilgi gösterdi. Yoğun ilgiyle gerçekleşen festivale Alvan Kids, Arya, Ay-Sel, Climber, Desibel, Diamond Gold, Dosso Dossi, Euro Fashion, Escetic, Fimka, Garanti Bankası,  Giotelli, İDL Lojistik, İntersan, Kargo 63, La Chere, Laleli Dergisi, L’asiea, Onur Express, PayPorter, Sahra Foods, Sassofono, Soccer, Solido, Spark Kargo, UPT ve White House markaları katılım gösterdi.   Laleli Bu Yıl Türkiye’nin Ticaretine 4,5 – 5 Milyar Dolarlık Katkı Yapacak 05 Ağustos 2019 Pazartesi günü Laleli Caddesi’nde yapılan açılışla startı verilen festivalin açılışında konuşan LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, ‘’2019’un ilk 7 ayında geçen yılın aynı dönemine göre az da olsa daha iyi durumdayız. 8’incisini düzenlediğimiz festivali, bölgenin ticaretini ve turizmini canlandırmanın yanı sıra marka değerini çok daha yukarılara taşımamızı sağlayan bir etkinlik olarak değerlendiriyoruz.’’ dedi. Laleli Sanayici ve İşinsanları Derneği (LASİAD) Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, Temmuz ayından itibaren başlayan mikro ihracat uygulaması ile bölgede yepyeni bir dönemin başladığını söyledi. Uygulamanın ticareti kayıt altına almanın yanı sıra bölgenin imajına da çok olumlu katkı yapacağının altını çizdi. Laleli’nin İstanbul ticaretinin kalbinin attığı merkezlerin başında geldiğini vurgulayan Eyyüpkoca, ‘’Bu yıl 13 ülkeden her biri en az 10 mağaza sahibi, 250’nin üzerinde alıcıyı ağırlıyoruz. Polonya, Romanya ve Litvanya’dan uzun bir aradan sonra ilk kez alım grupları geldi. Firmalarımız ile misafirlerimiz ticari bağlantıların yanı sıra, B2B görüşmeler yapma imkanı bulacaklar. Festivalin yaratacağı sinerji ile önümüzdeki 5 ayda daha iyi bir performans sergileyeceğimizi ve 2019’u 4,5 – 5 milyar dolar ciro ile kapatacağımızı tahmin ediyorum.’’ dedi. Festivalin açılış törenine katılan TİM Başkanı İsmail Gülle de konuşmasında Temmuz’da hem 7 aylık hem de 12 aylık dönemler için hesaplandığında Cumhuriyet tarihinin en yüksek ihracat değerlerine ulaşıldığını hatırlattı. Gülle, ‘’ Laleli’den ihracat yapanların devlet teşviklerinden yararlanmalarının ve yeşil pasaport almalarının önü açılacak. Ticaretin kayıt altına alınması Laleli’nin itibarını da arttıracak.’’ dedi . Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan da Laleli’nin sadece Türkiye için değil, birçok ülke için ilham verici olduğunun altını çizdi, Fatih Belediyesi’nin Laleli’ye verdiği desteğin artarak devam edeceğini vurguladı. İTO Başkan Yardımcısı İsrafil Kuralay ise, Laleli’nin ve Laleli Fashion Shopping Festival’in küresel bir marka haline geldiğini söyledi. Kuralay, ‘’ İnanıyorum ki ‘Laleli Modadır’ sloganıyla yola çıkan bu festival, turizmde yeni rekorlara koştuğumuz bir dönemde hem ülkemize hem de İstanbul markasına güç katacaktır.’’ dedi.  İHKİB Başkanı Mustafa Gültepe ise moda endüstrisinin Türkiye ekonomisi için büyük önem taşıdığını vurguladı. ‘’Hazır giyim ihracatından elde edilen geliri daha da arttırmak için tasarım odaklı, markalı, yüksek katma değerli üretimi teşvik ediyoruz. Bölgenin ve Türk moda endüstrisinin tanıtımı için çok önemli olan Laleli Fashion Shopping Festival’i başından beri destekliyoruz.’’ dedi.  Eyyüpkoca, Laleli Fashion Shopping Festival’e destek veren Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Fatih Belediyesi, İstanbul Ticaret Odası (İTO), İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB), İstanbul Tekstil ve Hammadde İhracatçıları Birliği (İTHİB) ve Garanti Bankası’na teşekkür ederek plaket takdim etti.        
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye'nin havası en temiz şehri seçildi! Ruslar ‘yaşanılabilir yer’ olarak belirledi

Türk Hava Hakkı Platformu'nun raporuna göre Türkiye'de uluslararası standartlar açısından en kirli havaya sahip il Iğdır olarak açıklanırken, en temiz ilin ise 1900 metre rakımlı Ardahan olduğu belirtildi. Ardahan'ın tarihte de bölgenin en temiz havaya sahip yerleşim yeri olduğu ifade edilirken, Doğu'nun Çukurova'sı olarak bilinen Iğdır'da kirliliğin sebebinin kalitesiz kömür ve hava sirkülasyonunun az olması olarak gösterildi. Temiz Hava Hakkı Platformu'nun raporuna göre 2018'de Türkiye'deki 81 ilin 56'sı uluslararası standartlar açısından kirli hava soludu. Hava kalitesi en kötü şehirler Kahramanmaraş, Iğdır ve Mersin olurken, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) kriterlerine göre tek temiz havalı il ise Ardahan. Kaynak:http://www.hurriyet.com.tr/seyahat/turkiyenin-havasi-en-temiz-sehri-secildi-ruslar-yasanilabilir-yer-olarak-belirledi-41309192
Devamını Oku
Standard Post with Image

Sabiha Gökçen, 8 ayda 23 milyonu geçti

İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, yılın 8 ayında 23 milyon 502 bin yolcuyu ağırladı. İstanbul Sabiha Gökçen'den yapılan açıklamaya göre, İstanbul'un şehir havalimanı olan Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı'nda yılın 8 ayına ait yolcu ve uçak rakamları açıklandı. Buna göre, Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı'nı, yılın 8 ayında 23 milyon 502 bin yolcu kullandı. Dış hatları kullanan yolcu sayısı, geçen yılın ilk 8 ayına göre yüzde 20’lik artışla 9 milyon 156 bine ulaşırken, iç hatlarda yolcu sayısı 14 milyon 346 bin olarak gerçekleşti. Yılın 8 ayında İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı'nda 151 bin bin 865 uçak, iniş ve kalkış gerçekleştirdi. Bunların 88 bin 478'i iç hat uçuşlarında, 63 bin 387'si ise dış hat uçuşlarında iniş ve kalkış yaptı. Dış hatlar ağustosta yüzde 18 büyüdü Öte yandan, 2019 yılının ocak ayından itibaren dış hatlarda yaşanan yükseliş ağustos ayında da devam etti. Ağustos ayında geçen yılın aynı dönemine göre dış hat yolcusu yüzde 18 artarak 1 milyon 442 bin olarak gerçekleşti. İç hatlarda ise 1 milyon 980 bin kişi havalimanından geçiş yaptı. Böylece ağustos ayında toplam 3 milyon 422 bin yolcu uçuş yapmış oldu. Aynı dönemde 21 bin 423 uçak, iniş ve kalkış gerçekleştirirken, bunların 12 bin 83'ü iç hat uçuşlarında, 9 bin 340 ise dış hat uçuşlarında seferlerini yaptı.   Kaynak: https://www.dunya.com/ekonomi/sabiha-gokcen-8-ayda-23-milyonu-gecti-haberi-453040
Devamını Oku
Standard Post with Image

TİM ve KOSGEB İhracatı Arttırmak İçin Güçlerini Birleştirdi

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ve Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) arasında başlatılan Yurtdışı Pazar Destek Programı iş birliği imzaları atıldı. TİM Başkanı İsmail Gülle ile KOSGEB Başkanı Cevahir Uzkurt'un imzaladığı "TİM-KOSGEB İhracata İlk Adım Seferberliği İşbirliği Protokolü" ile ihracat yapan ve ihracata başlayacak KOBİ'lere 6 farklı kalemde 300 bin liraya kadar destek sağlanacak. İmzalanan bu protokol ile KOSGEB ilk kez yurt dışına çıkacak KOBİ’lere veya yurt dışı pazar payını arttırmak isteyen işletmelere 300 bin TL'ye kadar destek verecek. Program kapsamında KOBİ'lere, personel gideri desteği, yazılım ve donanım giderleri desteği, tanıtım giderleri desteği, yurt dışı fuar ve seyahat giderleri desteği, test, analiz ve belgelendirme giderlerine yönelik destek ve hizmet alımı giderleri desteği olmak üzere 6 başlıkta destek sağlanacak. Protokolün imza töreni, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ile Sanayi ve Teknoloji  Bakanı Mustafa Varank’ın katılımıyla Dış Ticaret Kompleksi'nde yapıldı. İmza törenine LASİAD adına, LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca ve yönetim kurulu üyeleri katıldı. İmza töreninin ardından TİM 3. Delegeler Çalıştayı gerçekleştirildi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

TÜRKİYE CUMHURİYETİ 96 YAŞINDA!

İstanbul Valiliği tarafından Cumhuriyeti'nin 96'ncı kuruluş yıl dönümü vesilesiyle bir resepsiyon düzenlendi. İstanbul Valisi Ali Yerlikaya ve eşi Hatice Nur Yerlikaya’nın  ev sahipliğinde Bomonti Hilton otelde düzenlenen resepsiyona, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, askeri erkan, bürokratlar, iş, spor ve sanat dünyasından davetliler, siyasetçiler, şehit yakınları ve gaziler katıldı. Resepsiyon girişinde Vali Yerlikaya ile eşi Hatice Nur Yerlikaya davetlileri karşıladı, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarını içeren video gösteriminin ardından Vali Yerlikaya kürsüye çıkarak konuşma yaptı. Konuşmasına davetlilerin Cumhuriyet Bayramını kutlayarak başlayan İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, vatan sathının Mustafa Kemal Atatürk ile başladığını ve onun Mondros ve Sevr gibi birçok çıkar anlaşmalarını yırtıp attığını belirtti. Yerlikaya, "Bu vatanın sonsuza dek bizim olduğunu kanımızla, canımızla bir daha teşhir ettik. Cumhuriyetin ilanı milletimizin yeniden doğuşu, yeniden dirilişidir. Cumhuriyetimizin ilanı bağımsızlık ve özgürlüğümüzün en büyük abidesidir. Türkiye Cumhuriyeti iman, cesaret ve azmin en büyük eseridir. Bu eserde kadının, erkeğin, genci yaşlısıyla yediden yetmişe kalbi bağımsız Türkiye Cumhuriyeti için çarpan aziz milletimizin sevdası var. Cumhuriyetimizin temelinde birlik var, kardeşlik var, vatan sevgisi var. Hak var, adalet var, demokrasi var, ilim irfan var, sarsılmaz bir inanç var" dedi. Katılımın yoğun olduğu resepsiyona LASİAD adına Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak ve Yönetim Kurulu Üyesi Mert Karaca katıldı. PUTİN’DEN 29 EKİM TEBRİĞİ Rusya’nın Ankara Büyükelçiliği, Twitter’dan Rusya lideri Putin’in Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 96. yılı nedeniyle Türk mevkidaşı Erdoğan’a bir tebrik telgrafı gönderdiğini paylaştı. Telgrafta “Ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin yüksek seviyeye ulaştığını memnuniyetle kaydeden Rus lider, Türk vatandaşlarına saadet ve refah dileklerini iletti” ifadelerinin yer aldığı belirtildi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD’TAN FATİH SGK MÜDÜRÜ COŞKUN BİLGİN’E ZİYARET

LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Turan, Yönetim Kurulu Üyesi Rıfat Opan, Sebahattin Demir ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak 6 Kasım Çarşamba günü, Fatih SGK Müdürü Coşkun Bilgin’i makamında ziyaret etti. Ziyarete Sn. Coşkun Bilgin’e hayırlı olsun temennisi ve iyi dileklerde bulanarak başlayan LASİAD Heyeti, kendisini tanıtarak devam etti. Görüşmede, son günlerde Laleli, Merter, Osmanbey gibi özellikle tekstil ihracatının geliştiği bölgelere SGK yetkilileri tarafından yapılan denetimlerin amacı ve kapsamı konuşuldu. Konu hakkında, Gıyasettin Eyyüpkoca şunları kaydetti: ‘’ Laleli bölgesi, yüzü dışarıya dönük bir bölgedir. Laleli’de Suriyeli çalışan yok çünkü firma sahiplerinin Suriyeli çalışana ihtiyacı yok, dil bilen personele ihtiyacı var. Bölgede ticaretin devamlılığı için firma sahiplerinin yabancı personel çalıştırması şart.’’ Yabancı personel çalıştırma prosedürü ve şartları hakkında heyeti bilgilendiren Coşkun Bilgin, ziyaret için de ayrıca teşekkür etti. Ziyaretin sonunda Başkan Eyyüpkoca, Fatih SGK Müdürü Coşkun Bilgin’e lale motifli vazo takdim etti.
Devamını Oku
Standard Post with Image

İç Hat Uçak Biletlerinde Tavan Ücret 450 Lira Olacak

Uçak biletlerinin özellikle tatil dönemlerinde astronomik ücretlerle satışına yönelik şikayetler üzerine, "tavan fiyat belirlenmesi" konusunda düzenlemeye gidildi. Anadolu Ajansı’ndan aldığımız bilgiye göre, hava yolu şirketleri iç hat uçak biletlerinin azami satış fiyatı (tavan fiyat) konusunda anlaşmaya vardı. Şirketler arasında yürütülen görüşmelerde, uçak biletlerinin "bayram ve özel gün ayrımı yapılmadan" 450 lirayı geçmeyecek şekilde düzenlenmesi kararlaştırıldı. Yurt içi uçuşlarındaki business sınıf bilet fiyatları ile yurt dışı bilet ücretlerine herhangi bir sınırlama getirilmeyecek. Yeni uygulamaya göre, iç hatlarda ekonomi sınıfında uçan yolcular, son dakika bileti için en fazla 450 lira ödeyecek.
Devamını Oku
Standard Post with Image

TÜRKİYE BOSNA SANCAK KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ’NİN 30. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ PROGRAMINA YOĞUN İLGİ

Türkiye Bosna - Sancak Kültür ve Yardımlaşma Derneği, 30.  Kuruluş yıl dönümü ve kültür merkezinin açılışı münasebetiyle 27 Ekim Pazar günü dernek merkezinde program düzenledi. Rekor katılım gerçekleşen açılış törenine, Bosna Hersek, Sancak Bölgesi, Sırbistan, Karadağ gibi ülkelerden çok sayıda üst düzey devlet adamı, siyasetçi, diplomat, bürokrat, akademisyen, STK’ların başkan ve temsilcilerinin katıldığı programa; Bosna Hersek’ten Devlet Başkanlığı Konseyi Üyesi Şefik Caferoviç ve Halklar Meclisi Başkanı Bakir İzetbegoviç’i temsilen Saraybosna Belediye Başkanı Abdullah Skaka, Karadağ Ulaştırma Bakanı Osman Nurkoviç, Sancak Boşnak Milli Meclisi Başkanı Jasmina Curiç, Novi Pazar Belediye Başkanı Nihat Bişevac, Sjenica Belediye Başkanı Hazbo Mujoviç ve Tutin Belediye Başkanı Kenan Hot gibi isimler katıldı. Kültür merkezinin resmi açılışının gerçekleştirildiği davete LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, Başkan Yardımcısı Turan Yavuz, Yönetim Kurulu Üyesi Corc Bekdaş, Sayman İrfan Akbaş ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katıldı.   Program, şehitlerimizin anısına saygı duruşu ve ardından okunan İstiklal Marşı ile başladı ve akabinde Türkiye Bosna - Sancak Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nin bugüne kadar yaptığı çalışmaların, yönetimlerde görev almış isimlerin röportajları ve tarihsel sürecin anlatıldığı belgesel film gösterimiyle devam etti. Programda konuşan Türkiye Bosna-Sancak Kültür ve Dayanışma Derneği ve LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar, derneğin kısa bir tarihçesini anlatarak, yapılan faaliyetlerden söz etti ve bugüne kadar emeği geçenlere teşekkür etti. Türkiye’den de üst düzey protokolün ilgisinin yoğun olduğu açılışa, Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, TBMM Başkan Vekili Celal Adan, MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı, Ak Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Demir, Ak Parti Kırklareli Milletvekili Selahattin Minsolmaz, CHP Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Argun, İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, Dr. Soner Şenel, Bayrampaşa Belediye Başkanı Atila Aydıner, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hasan Tahsin Usta katıldı. Bosna Hersek’ten Devlet Başkanlığı Konseyi Üyesi Şefik Caferoviç ve Halklar Meclisi Başkanı Bakir İzetbegoviç’i temsilen Saraybosna Belediye Başkanı Abdullah Skaka, Karadağ Ulaştırma Bakanı Osman Nurkoviç, Sancak Boşnak Milli Meclisi Başkanı Jasmina Curiç, Novi Pazar Belediye Başkanı Nihat Bişevac, Sjenica Belediye Başkanı Hazbo Mujoviç ve Tutin Belediye Başkanı Kenan Hot gibi isimler de Türkiye’deki soydaşlarının yanında olmak için programa katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

İş dünyası ihracat desteklerine dijital ortamda başvurabilecek

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, başkanlığında Ticaret Bakanlığında İstişare Kurulu Toplantılarının yedincisi gerçekleştirildi. Toplantıya Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Yönetim Kurulu Başkanı Nail Olpak, Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) Başkanı Ayşem Sargın, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Abdurrahman Kaan, Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Mithat Yenigün ve bakanlık bürokratları katıldı.  Pekcan, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, bu toplantılarla iş dünyasının önde gelen STK temsilcileriyle bir araya geldiklerini ve ihracat politikalarıyla ilgili yol haritalarını oluştururken önerilerini ve katkılarını değerlendirdiklerini vurguladı.  Dünya Ticaret Örgütünün 9 aylık verilerine göre, en çok ihracat yapan ve ihracatlarının istatistiklerini sunan 69 ülke arasında ihracatı düşen 50 ülkenin ihracatının ortalamada yüzde 2,6 düşüş gösterdiğini belirten Pekcan, Türkiye'nin aynı dönemde ihracatının yüzde 2,59 arttığına dikkati çekti. Böylelikle dünya sıralamasında ihracatın artış oranı itibarıyla Türkiye'nin 7'nci sırada, değer artışında da 5'inci sırada olduğunu belirten Pekcan, "Bu rakamlarla tatmin olmuyoruz, hedeflerimiz daha yüksek. Daha yüksek ticaret ve ihracat hacmine ulaşmayı hedefliyoruz ama bir taraftan da küresel ekonominin içinde bulunduğu koşulları da iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Bu doğrultuda yol haritamızı hazırlıyoruz." diye konuştu. Pekcan, ihracatın 9 ayda değer bazında yüzde 2,6 artmasına rağmen miktar bazında yüzde 7,9 arttığına işaret ederek, birim fiyatlarında düşüş olduğunu söyledi. Küresel ihracat birim fiyatında da yüzde 9,6 azalma bulunduğuna dikkati çeken Pekcan, "Burada da dünyadan biraz daha iyi durumda gidiyoruz.” dedi. Bakan Pekcan, 83 bin 236 ihracatçı firmanın 74 bininin KOBİ olduğunu ve değer bazında ihracatın yüzde 55’ini KOBİ’lerin yaptığını belirterek, “3,5 milyon KOBİ’miz var. KOBİ’lerin sadece yüzde 2’si ihracat yapıyor. Bunu yüzde 4-5’e çıkardığımız anda ihracat rakamlarımız fırlar. Hedef ülke, hedef sektör ve ihracatın tabana yayılması perspektifimizle çalışmalarımız sahada devam ediyoruz.” ifadelerini kullandı. Pekcan, ilk 6 ay içinde net ihracatın büyümeye katkısının 9,7 puan olduğuna dikkati çekerek, "Üçüncü çeyrekte yüzde 0,9 büyüme var, dördüncü çeyrekte inşallah daha pozitif bir rakam bekliyoruz ve 2020'ye el birliğiyle umutla bakıyoruz." dedi. İhracatçılar desteklere dijital ortamda başvurabilecek Bakanlık tarafından yeni geliştirilen Destek Yönetim Sistemi’nden bahseden Pekcan, şöyle konuştu: “Artık iş dünyamız, ihracat desteklerimizden otomasyon sistemi üzerinden yararlanabilecek. Ofisinden müracaat edecekler ve desteklerimizin her aşamasından yararlanıp sonuçlandırabilecekler. Kağıtsız ihracata da başlamıştık. Beyannamelerimizi de artık ofiste açabiliyor, süreci online takip edebiliyoruz. Diğer bakanlıklarımız ve kurumlarımızdan beklediğimiz evraklar tamamlandığında 2020 yılında ithalat işlemlerini de dijital ortamda yapabiliyor olacağız." Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/is-dunyasi-ihracat-desteklerine-dijital-ortamda-basvurabilecek/1663855
Devamını Oku
Standard Post with Image

Sigara paketlerinde yeni dönem

Tarım ve Orman Bakanlığı sigara paketlerinde düz ve standart paket uygulamasına 5 Aralık'ta geçileceğini duyurdu. Sigara paketlerinde yeni dönem 5 Aralık’ta başlıyor.  Tarım ve Orman Bakanlığınca yapılan düzenlemeyle "Tütün mamullerinde düz ve standart paket" uygulamasına 5 Aralık'ta geçiliyor. Yarından itibaren artık eski paketlerle tütün mamulleri üretilmeyecek. Bir aylık süreçte, yani 5 Ocak’a kadar yeni paketlerle üretim yapılacağı gibi mevcut paketlerin piyasadaki satışı devam edecek.  5 Ocak 2020 itibari ile ise sadece yeni standart paketlerin satışı yapılabilecek ve piyasada eski tip paket bulunmayacak. Düz ve standart paket uygulaması ile paketlerin çeşitli renklerinden ve grafik tasarımlarından kaynaklanan çekiciliğinin ve yanıltıcı özelliğinin ortadan kaldırılması, sağlık uyarıları mesajlarının caydırıcı etkisinin artırılması hedefleniyor. Yeni düzenleme ile tütün mamulleri paketlerin rengi, Pantone 448 C Mat bitişli tek renk olarak belirlendi. Marka, ayırt edici ibare ve diğer zorunlu bilgilerin yazım şekli, rengi, konumu standart hale getirildi, markanın logosu, simgesi veya sair işaretleri kaldırıldı. Tek tip ve tek renk olacak paketler üzerindeki birleşik (resimli) sağlık uyarıları alanı yüzde 65’ten yüzde 85’e çıkarıldı, resimli uyarı paketin ön yüzeyi yanı sıra arka yüzeyine de konuldu. 14 yeni birleşik (resimli) sağlık uyarısı belirlendi. Bütün paketlerde yer alacak ibarelerden biri de birleşik (resimli) sağlık uyarıları içerisinde yer alan ‘‘ALO 171 SİGARA BIRAKMA HATTI’’ mesajı olacak. Yeni düzenleme ile tütün mamulü çeşidini belirleyen ayırt edici ibare paketlerin ön yüzeyinde yer alacak. Nargilelik tütün mamulü paketlerinin iç ambalajı ile puro ve sigarillo paketlerinin varsa iç ambalajları üzerine marka ve ayırt edici ibare siyah renkle yazılacak. Üretim tarihi ve üretim kodlama bilgileri, siyah zemine beyaz renkte yazılacak. Ayrıca yeni paketlerde, yan yüzey alanlarının yüzde 50'sini kaplayan genel uyarı ve bilgi mesajı yer alıyor. Paketlerde, "Sigara içmek öldürür-hemen bırakın" genel uyarısı ile "Tütün dumanı, kansere yol açtığı bilinen 70'ten fazla madde içerir" bilgi mesajı bulunacak. Halihazırda mevcut sigara paketlerinin yan yüzeyinin birinde yüzde 10’unu kaplayan zifir, nikotin ve karbon monoksit bırakım değerlerine ilişkin bilgilendirme kaldırıldı, paketler üzerinde bulunan “18 yaşını doldurmayanlara satılamaz” şeklindeki uyarı, “18 yaşını doldurmayanlara satışının cezası hapistir” şeklinde değiştirildi. 14 yeni mesaj ve resim Paketlerde sigara içen insanlara ilişkin caydırıcı fotoğraflarla birlikte 14 ayrı yeni resimli uyarı mesajı da yer alacak. Resimli uyarılarda yer alan ifadelerden bazıları şöyle: Sigara içiyorsanız çocuğunuzun da sigara içme ihtimali iki kat fazladır. Yaşam boyu sigara içenlerde erken ölümlerin yarısı sigara içmekten kaynaklanmaktadır. Sigara içmek kan akışını yavaşlatır ve cinsel iktidarsızlığa neden olur. Sigara kullanımı gebelikte erken doğuma yol açarak bu bebeklerdeki ölüm, hastalık ve engellilik riskini artırır. Sigara kullanımı her aldığınız nefesi zorlaştıran kronik bronşite neden olmaktadır. Sigara en büyük inme nedenidir. Sigara dumanında benzen, nitrozamin, formaldehit ve hidrojensiyanit gibi kanser yapıcı maddeler bulunur. Sigara içmek ayakta kangrene neden olur. Sigara içenler genç yaşta ölür. Kaynak: https://www.azonceoldu.com/gundem/sigara-paketlerinde-yeni-donem-64700
Devamını Oku
Standard Post with Image

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Suriye mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Londra'da Türk vatandaşlarıyla buluşmasında konuştu. Erdoğan, "Dünyada hala bazı saygın ülkelerin saygısız liderleri İslam terör ifadesini kullanıyor. İslam bir barış dinidir. Terörün yanına sıfat olarak İslam'ı koyamazsınız.. Bu ifadeyi kullananları lanetliyorum." ifadelerini kullandı. Erdoğan, NATO Liderler Zirvesi için geldiği Londra'da Old Billingsgate binasında İngiltere'deki Türk vatandaşları ve Müslüman toplumuyla bir araya geldi. Burada bir konuşma yapan Erdoğan, vatandaşları selamladı ve "Buradan, sizlerin aracılığıyla kalpleri bizimle atan Asyalı, Afrikalı, Türkistanlı, Keşmirli, Arakanlı, Yemenli, Libyalı, Suriyeli mazlumlara selamlarımı gönderiyorum. İlk kıblemiz Kudüs'e canları pahasına sahip çıkan Filistinli kardeşlerime aynı şekilde muhabbetlerimi iletiyorum." diye konuştu. NATO Liderler Zirvesi vesilesiyle Türk vatandaşları ve Müslüman toplumuyla bir araya gelmekten duyduğu mutluluğu dile getiren Erdoğan, salonu dolduranlara aşkı, sevdası, ahde vefası için teşekkür etti. Erdoğan, programda bir konuşma yapan Cordoba Vakfı Başkanı Enes El Tikriti'ye buradaki tüm STK'ler adına ayrıca teşekkürlerini iletti. Türkiye'den kucak dolusu sevgi getirdiklerini belirten Erdoğan, burada yaşayan Türklerin ana vatanını, baba ocağını, yurdunu ve mensubu olduğu milletini çok yakından takip ettiğini bildiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ülkemizin içinden geçtiği bu kritik dönemde dualarınızın, desteklerinizin daima bizimle olduğunun farkındayım. Bir kısmınız eğitim için, bir kısmınız rızkı için, bazılarınız ise ülkemizin vesayetle boğuştuğu dönemlerde kendine daha iyi, daha özgür bir hayat kurmak için bu topraklara hicret ettiniz. Buraya gelirken geride gözü yaşlı ailelerinizi, dostlarınızı, sizi canından ayrı görmeyen sevdiklerinizi bıraktınız." diye konuştu. Türk edebiyatının "7 güzel adam"ından biri olan Erdem Bayazıt'ın, "Hicret Burcundan" şiirinden dizeler okuyan Erdoğan, burada yaşayan Türklerin vatanından uzakta, binlerce kilometre ötede, kendine yepyeni hayatlar kurduğunu, zorluklardan yılmadığını, "İman varsa, imkan da vardır" diyerek gurbeti sılaya çevirdiğini, tarihi şanlı zaferlerle dolu Türk milletini burada gururla temsil ettiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ayın 12'sinde İngiltere'de seçimlerin yapılacağını anımsatarak, "Bu seçimde burada az önce başkanımızın da ifade ettiği gibi belirleyici rol oynamalısınız ve oynayacağınıza inanıyorum. Ülkem ve milletim adına her birinize tek tek teşekkür ediyorum. Rabbim sizleri her türlü sıkıntıdan muhafaza buyursun diyorum." ifadelerini kullandı. "TÜRKİYE EMİN ELLERDE" Türkiye'nin emin ellerde, emniyet, huzur ve barış içinde olduğunu dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bugün 17 yıl öncesine göre çok daha güçlü bir Türkiye var. Bugün üzerinde rahatça oyun oynanan değil, bölgesinde oyun kuran, oyun bozan kararlı bir Türkiye var. Bugün birkaç milyar dolar için el açan değil, dünyada milli gelire oranla en fazla insani yardım yapan cömert bir ülke var. Bugün 2002'ye göre ekonomisini 3,5 kat büyütmüş, kişi başı milli gelirini 3 bin 500 dolardan 9 bin 700 dolara çıkarmış, ihracat rakamlarında her sene rekora koşan bir Türkiye var. Bugün, duble yollarla, köprülerle, hızlı tren hatlarıyla, tüneller, kavşaklar, köprülerle, viyadükler, dünyanın ilk üç sırasındaki en büyük havalimanlarıyla, Asya'yı Avrupa'ya bağlayan yeni gerdanlarıyla ulaşım altyapısını tamamlamış bir Türkiye var. Bugün, Ege'de, Karadeniz'de, Doğu Akdeniz'de haklarını savunan, menfaatlerini koruyan, donanması güçlü bir Türkiye var. Bugün, kendine sığınan 4 milyonu aşkın mazlum ve mağdura kucak açan, onlara sahip çıkan bir Türkiye var." Dünyanın hiçbir yerinde Türkiye'den başka bu kadar mülteciye tek elde ev sahipliği yapan bir başka ülke bulunmadığını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti: "Bu 4 milyon mültecinin içinde yaklaşık 3 milyon 250 bini Arap, 350 bini Kürt, kalan diğerleri ise bunun içinde Ezidi var, Keldani var, Arami var. Bütün bunlara hiçbir ayrım yapmaksızın bunları besleyen bir Türkiye var. Tabii önemli olan bir şey var. Peki Avrupa Birliği ne yaptı? Avrupa Birliği şu ana kadar söz verdiği halde sadece 2016'da '3 artı 3 yani 6 milyar avro destek vereceğim' dediği halde ne yazık ki sadece 3 milyar avro uluslararası STK'ler vasıtasıyla Kızılayımıza, AFAD'a vesaire verdiği destek var. Yani bu para bizim milli bütçemize girmiyor. Bizim yaptığımız ne? Şu ana kadar 30 milyar doları aştı yaptığımız oradaki yatırımlar. Türkiye'nin farkı bu." "Bugün kendi milli güvenliği için hiç kimsenin icazetini aramadan operasyon düzenleyen, dış politikası bağımsız bir Türkiye var." ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Tabii herkes bize akıl veriyor, 'Sizin Suriye'de ne işiniz var', bize diyorlar ki; 'Suriye'den ne zaman çıkacaksınız'. Tabii bizim onlara verdiğimiz tek cevap var; Sizin Suriye'de ne işiniz var? Suriye'ye sınırınız var mı? Yok. Peki ne işiniz var? 10 bin kilometreden oraya geliyorsun, 3 bin, 5 bin kilometreden oraya geliyorsun ama bizim 911 kilometre sınırımız var. Bu teröristler, bu YPG/PYD, DEAŞ, PKK bütün bunlar havan toplarıyla, füzelerle her an sınıra, bütün sınır şehirlerimize atışlar yapıyorlar. Biz şehitler veriyoruz, bizim yaralılarımız var ve bütün bunlar karşısında biz eli bağlı neyi bekleyeceğiz? Evet biz oradayız, orayı bu teröristlerden temizleyene kadar oradan çıkmayacağız. Şunu çok açık ve samimi söylüyorum; Bizim Suriye'nin topraklarında gözümüz yok ama gözü olanlar lütfen terk etsinler." Kendilerinin sadece 82 milyonun güvenliğini değil yurt dışında yaşayan 6,5 milyon vatandaşının da haklarını savunan diplomasisi güçlü bir Türkiye olduklarını vurgulayan Erdoğan, "Bütün bunlar Türkiye'nin kendine güvendiğinin, kendine inandığının, uzun yıllar sonra potansiyelini yeniden harekete geçirdiğinin işaretleridir. Hiç şüphesiz bu başarıların tamamı hepimizindir, hepimizin eseridir. Bu başarı, öncelikle devletine, iradesine, demokrasisine 15 Temmuz gecesi olduğu gibi gerektiğinde istiklal ve istikbaline canı pahasına sahip çıkan aziz milletimizin başarısıdır. Türkiye bu noktalara tam bir seferberlik ruhuyla hareket ederek geliyor. Sizlerden kalbinizi ferah tutmanızı istirham ediyorum, sizlerden Türkiye'ye inanmanızı, devletinize güvenmenizi istiyorum." ifadesini kullandı. Recep Tayyip Erdoğan, toplantı için daha büyük bir salon bulunamadığını ve bu nedenle yaklaşık bin vatandaşın dışarıda olduğunu, içeride de bazı vatandaşların ayakta kaldığını belirterek, helallik diledi. "TUZAKLARIN HEPSİ ÇÖKÜYOR" Türkiye'nin hem kendi bekasını hem de bölgesinin istikbalini garanti altına alacak adımları kararlılıkla attığına işaret eden Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu: "Türkiye'nin gayretleriyle merkezinde çatışma yerine dayanışmanın, zulmün yerine adaletin, kavga yerine barışın olduğu yeni bir dünya kuruluyor. Silah üzerinden, ölüm üzerinden, acı, kan, baskı ve tehdit üzerinden ülkemize kurulan tuzakların hepsi çöküyor. Türkiye'yi terörle, şantajla terbiye edeceklerini zannedenler, hedeflerine ulaşamamanın mahcubiyetini yaşıyor. 82 milyon tam bir dayanışma içinde huzuruna huzur katarak, kardeşliğini pekiştirerek kutlu yolculuğunu devam ettiriyor." Türkiye ve Birleşik Krallık arasındaki ilişkinin 400 yılı aşkın bir mazisi olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu köklü iş birliğinin günden güne geliştiğini, derinleştiğini, yeni boyutlar kazanarak güçlendiğini gördüklerine dikkati çekti. Birleşik Krallık'ta nüfusu yarım milyona varan dinamik ve üretken bir Türk toplumu bulunduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Buradaki mevcudiyetinizle sizler, ülkelerimiz arasında beşeri bir köprü kuruyorsunuz. Bugün 15-20 sene öncesine kıyasla bu ülkede çok daha etkin, çok daha organize bir diasporaya sahibiz. Türk toplumu, Türkiye ve Birleşik Krallık arasındaki ilişkilerin gelişmesi noktasında da kritik rol oynuyor. Vatandaşlarımızın özellikle ticari hayatta giderek daha da fazla varlık göstermeleri bizleri gururlandırıyor." şeklinde konuştu. Türk girişimcilerin farklı sektörlerde hayata geçirdikleri proje, ortaklık ve kurdukları iş yerleriyle Birleşik Krallık ekonomisine çok ciddi katkılar sağladığına işaret eden Recep Tayyip Erdoğan, "Sizlerin de çabalarıyla iki ülke olarak 2017 başında belirlediğimiz hedef neydi biliyor musunuz? 20 milyar dolarlık ikili ticaret hacmi hedefini neredeyse yakaladık. 2018 senesinde ikili ticaretimiz bir önceki yıla göre yüzde 14 artışla 18 milyar 600 milyon dolara çıktı." dedi. "TURİZM RAKAMLARI KATLANARAK ARTIYOR" Turizm rakamlarının da her sene katlanarak arttığına dikkati çeken Erdoğan, 2018 yılında Birleşik Krallık'tan 2 milyon 250 bin turisti misafir ettiklerini, bu yılın ilk 10 ayında bu rakamın yüzde 13,5 artışla 2 milyon 443 bine ulaştığına değindi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İnşallah 2019'u turizm rakamlarında rekorla tamamlayacağız. Yakaladığımız bu ivmenin ekonomiden turizme, savunma sanayinden yatırımlara her alanda kuvvetlenerek devam edeceğine inanıyorum." dedi. Bu konuda bir özeleştiri yapmak istediğini dile getiren Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Vatandaşlarımızın ekonomik hayatta elde ettikleri başarıyı maalesef siyasi alana yeterince yansıtamadıklarını görüyoruz. Halbuki Birleşik Krallık'ın kendine özgü şartları bunu zorunlu kılıyor. Siyasi ve sivil toplum boyutu eksik olan bir Türk diasporasının, kendi geleceğini ilgilendiren politikalara etki gücü de zayıflayacaktır. Milli hassasiyetleri yüksek sivil toplum örgütlerine belki bir çok yere kıyasla Birleşik Krallık'ta daha fazla ihtiyacımız var. Bunun için sizlerden çok daha örgütlü, organize ve dayanışma içinde hareket etmenizi bekliyoruz." Tüm sivil toplum kuruluşlarının bu alanlarda yapacakları çalışmalar ve atacakları adımların çok önemli olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Şayet sizler ümitsizliği, öz güvensizliği kapınıza yaklaştırmazsanız, Allah'ın izniyle size kimse ket vuramaz. Şayet sizler aynı idealler etrafında birbirinize kenetlenirseniz, kimse sizi bölemez, parçalayamaz." ifadelerini kullandı.  - Türkiye hem kendi bekasını hem bölgenin güvenini sağlayacak adımları atıyor. - Türkiye'yi terörle, şantajla terbiye edeceklerini zannedenler, hedeflerine ulaşamamanın mahcubiyetini yaşıyor. - Türk toplumu, Türkiye ve Birleşik Krallık arasındaki ilişkilerin gelişmesi noktasında da kritik rol oynuyor. - 40 yıldır teröre çok kurban verdik. Bütün bunlar olurken kimse kapımızı çalmadı. Terörle mücadelede bize akıl verenlere şunu diyoruz; siz aklınızı kendinize saklayın. - Dünyada hala bazı saygın ülkelerin saygısız bazı liderleri 'İslami terör' ifadesini kullanıyor. Bunu kabullenmemiz mümkün değil. İslam bir barış dinidir. Dinimize asla terörü yaklaştıramazsınız, terörün yanına sıfat olarak İslam'ı koyamazsınız. Bu ifadeyi kullananları lanetliyorum. - Asimilasyon çabaları şu ana kadar dünyanın hiçbir ülkesinde sonuç vermemiştir, vermeyecektir. - Son dönemde tüm Avrupa genelinde ırkçılığın arttığını ve hedeflerinde Türk toplumlarının olduğunu görüyoruz. Yükselen İslam düşmanlığı sadece bizim değil, Tüm Batı toplumunun sorunudur. Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/son-dakika-cumhurbaskani-erdogandan-londrada-sert-mesaj-bu-ifadeyi-kullananlari-lanetliyorum-41389848
Devamını Oku
Standard Post with Image

Göbeklitepe'den bin yıl daha eski bulgular bulundu

Mardin Artuklu Üniversites Rektörü Prof. Dr. Özcoşar, Boncuklu Tarla'daki kazı alanının, Göbeklitepe'deki bulguları destekleyen, hatta bin yıl daha öncesine giden bazı bulgular içerdiğini bildirdi. Tarih boyunca Sümer, Akad, Babil, Hitit, Asur, Urartu, Roma, Abbasi, Selçuklu ve Osmanlı'nın da aralarında yer aldığı 25 medeniyete ev sahipliği yapan alanda, "Ilısu Barajı ve HES Projesi Etkileşim Alanında Kalan Kültür Varlıklarının Belgelenmesi ve Kurtarılmasına Yönelik Çalışmalar" kapsamında Mardin Müze Müdürlüğünce 2012 yılında başlatılan arkeolojik kazı çalışmalarının 3'üncü sezonu tamamlandı. Mardin Artuklu Üniversitesi (MAÜ) Rektörü Prof. Dr. İbrahim Özcoşar, Dargeçit Belediye Başkanı Mehmet Cüneyt Aksoy, Genel Sekreter Yardımcısı Muhammed İkbal Saylık, Edebiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Evindar Yeşilbaş, Dr. Öğretim üyeleri Ergül Kodaş, Bülent Genç ve Zekai Erdal, Boncuklu Tarla'da incelemelerde bulundu. Özcoşar, yaptığı açıklamada, insanlık tarihinin aydınlatılmasının önemine işaret ederek, bu işin arkeologlar ve eski çağ tarihçilerince yürütüldüğünü söyledi. Bu çalışmanın yürütüldüğü yerler arasında Boncuklu Tarla'nın da geldiğini ifade eden Özcoşar, bu alanın insanlık tarihi için yeni bilgiler ve bulgular içerdiğini belirtti. Özcoşar, Göbeklitepe'nin bu manada uyandırdığı heyecana değinerek, şöyle konuştu: "Arkamda gördüğünüz Boncuklu Tarla'daki kazı alanı tam olarak da Göbeklitepe'deki bulguları destekleyen, hatta ondan bin yıl daha öncesine giden bazı bulgular içeriyor. Bu yönüyle aslında ilk yerleşik hayata geçenlerin inançlı insanlar olduklarını ispatlayan bir bulgu olarak değerlendirmek mümkün. Bunun üzerinden değerlendirdiğimizde aslında bulunduğumuz bölge insanlığın ilk yerleşik alanlarından biri olması, buraya yerleşen ilk insanların inançlı olduklarını göstermesi açısından önemli bir alan." "Göbeklitepe'den daha eski bir yapının yayındayız" Göbeklitepe ve Boncuklu Tarla karşılaştırıldığında benzer hususlar bulunduğuna dikkati çeken Özcoşar, "Ama şöyle çok bir özellik var. Bulunduğumuz alan Göbeklitepe'den bin yıl daha eski olabilecek bazı bulguları içeriyor. Dolayısıyla Göbeklitepe'den daha eski bir yapının, daha kadim bir yapının yanında duruyoruz şu anda. Öyle bir farktan bahsedebiliriz." diye konuştu. Özcoşar, Boncuklu Tarla konusunda üniversite olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Dargeçit Belediyesinin iş birliğiyle önemli çalışmalar yapmayı planladıklarını dile getirerek, Göbeklitepe'nin Şanlıurfa açısından önemli bir destinasyon haline geldiğini, söz konusu alanı da Mardin için önemli bir destinasyona dönüştürmeyi hedeflediklerini aktardı. MAÜ Arkeoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Ergül Kodaş da, 2017 yılından bu yana Boncuklu Tarla'da kazıların bilimsel başkanlığını yürüttüğünü belirtti. Geniş kapsamlı kazıların 2 yıldır MAÜ ve Mardin Müzesi iş birliğiyle yürütüldüğünü dile getiren Kodaş, şunları kaydetti: "Boncuklu Tarla ilginç bir yerleşim yeri. Milattan önce 11 bin ile 12 binlere giden tabakaları ile başlayan ilk yerleşik hayat. Yerleşim yerinde birçok ev ve konutun yanı sıra mezarlar ve özel binalar ile tapınak olarak isimlendirilen birçok özel yapı da açığa çıkarıldı. Yukarı Dicle havzasının, kuzey Mezopotamya'nın yerleşik hayata nasıl geçtiği, avcı toplayıcı hayattan besin üretim tarzına nasıl geçildiği, kültürel, dini yapıların nasıl bir değişime uğradığı gibi birçok noktada bize bilgi vermesi açısından yeni bir kilit noktası." Kodaş, alanda Göbeklitepe ile benzer binaların olduğunu yer yer bazılarının Göbeklitepe'den daha eskiye uzandığını anlatarak, "Kamusal alan, tapınak, dini mekan dediğimiz binaların daha eskiye giden örneklerini Boncuklu Tarla'da tespit ettik." ifadelerini kullandı. Kazı çalışmalarında bu yıl sona gelindiğini aktaran Kodaş, halen envanter ve etüt çalışmaları yaptıklarını belirtti. Kodaş, devam edilmesi hedeflenen kazılarla yeni verilere ulaşmaya çalışacaklarını sözlerine ekledi. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/kultur-sanat/boncuklu-tarla-gobeklitepeden-bin-yil-daha-eski-bulgular-iceriyor/1663335
Devamını Oku
Standard Post with Image

TİM BAŞKANI İSMAİL GÜLLE: HAZIR GİYİM ÜÇÜNCÜ OLDU

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın katılımıyla kasım ayı geçici dış ticaret verilerini, İstanbul’da Dış Ticaret Kompleksi’nde açıkladı. Kasım ayında ihracat, Genel Ticaret Sistemi’ne (GTS) göre 16 milyar 214 milyon dolar oldu. Yılın ilk 11 ayında ise ihracat yüzde 1,8 artış ile 165 milyar dolara, son 12 aylık ihracat da 180 milyar dolara ulaştı. TİM Başkanı İsmail Gülle "Kasım ayının lideri, 2,7 milyar dolarlık ihracat ile otomotiv sektörümüz olurken, 1,8 milyar dolara ulaşan kimyevi maddeler sektörümüz ikinci, 1,5 milyar dolara ulaşan hazır giyim ve konfeksiyon sektörümüz üçüncü oldu" dedi. Zamanın ruhunun sorgulandığını ve dünyada büyük değişimlerin yaşandığını ifade eden Gülle, şöyle devam etti: "Türkiye, gerek stratejik pozisyonu gerekse de dinamik ve kalifiye nüfusuyla en büyük ilk 10 ekonomi arasına girmeye aday gösteriliyor. Trans Avrasya Koridoru ve Akdeniz Havzası'ndaki gelişmelerin, gerek küresel ticarette gerekse uluslararası ekonomi politikte ülkemizi önemli bir üs olarak öne çıkarması da bu iddiaları destekler nitelikte. Cumartesi günü açılışı yapılan, 21. yüzyılın 'kıtaları birleştiren' enerji projelerinden birisi olan TANAP bunun en güzel örneği. Türkiye'nin bölgesel ve küresel vizyonu, bir kez daha gurur duyduğumuz başarılarla taçlanıyor." İhracat verilerinin açıklandığı programa, LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Ahmet Turan ve Süleyman Kaya, Yönetim Kurulu Üyeleri Sebahattin Demir, Coşkun Melengiç, Bülent Koca ve Başkan Özel Kalem Nada Ökten katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Fuat Oktay 2020 büyüme hedefini açıkladı!

Oktay, TBMM Genel Kurulunda görüşmelerine başlanılan 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin sunuş konuşmasını yaptı. Milli iradenin tecelligahı olan TBMM'deki bütçe görüşmelerinin,  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve kabinesinin vizyonunu ortaya koyma ve  millet önünde hesap verme mecrası olarak büyük bir fırsat olduğuna inandıklarını  söyleyen Oktay, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ikinci, AK Parti  hükümetlerinin 18. bütçesi olan 2020 yılı merkezi yönetim bütçesinin devlete ve  millete hayırlı olmasını diledi. Ekonomide yaşanan dalgalanmalar, yaptırım tehditleri ve bölgesel  belirsizliklerinin, Türkiye'yi hedeflerinden uzaklaştırmadığını aksine  hedeflerine daha sıkı sarılmaya yönelttiğini vurgulayan Oktay, "2020 yılı  bütçesini, toplumumuzun tüm kesimlerini kapsayan sürdürülebilir ekonomik kalkınma  ve toplumsal refah artışı için bir fırsat olarak görüyoruz." dedi. Oktay, 2020 yılı bütçesinin, 11. Kalkınma Planı ile Yeni Ekonomi  Programı'nın hedeflerini merkeze aldığını, 82 milyonun bütçesi olduğunu belirtti. Küresel ekonomik görünüme değinen Oktay, 2020'de küresel büyüme  açısından ılımlı bir toparlanma beklendiğine işaret etti. Küresel ekonominin, ticari ve jeopolitik gerginliklerin yanı sıra  uluslararası ekonomik ve ticari iş birliğinin geleceğine yönelik  belirsizliklerdeki artışın, yatırımcı güvenini ve küresel ticari gelişmeleri  olumsuz etkilediğine dikkati çeken Oktay, bu kapsamda 2018'de küresel büyümenin  yüzde 3,8'den yüzde 3,6'ya gerileyerek ivme kaybettiğini dile getirdi. GELİŞMEKTE OLAN EKONOMİLERDE KÜRESEL TİCARET SAVAŞLARI Oktay, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan  ekonomilerde küresel ticaret savaşları nedeniyle korumacılık eğilimlerinin  artması, güven ve yatırım ortamının zayıflaması ile Çin'de görülen belirgin  ekonomik yavaşlamanın, 2018'de olduğu gibi 2019'da da sürdüğüne dikkati çekti. Gelişmiş ekonomilerde 2019 ve 2020'de büyüme oranının yüzde 1,7  olmasının beklendiğinin altını çizen Oktay, geride kalan dönem ortalamalarına  göre düşük büyüme beklentisinin, başta ticari gerilimler kaynaklı olmak üzere dış  talebin zayıflamasına bağlı olarak öne çıktığını söyledi. Oktay, güçlü seyreden istihdam gelişmelerine rağmen ABD'nin ticaret  anlaşmazlıkları, büyüme üzerinde baskı oluşturduğunu, ticaret savaşının  etkilerinin birçok sektöre yayıldığını dile getirdi. Avro bölgesinde ekonomik büyümenin, 2018 ortasından itibaren  yavaşladığını ve 2019'un ilk yarısında da zayıf bir performans gösterdiğini  aktaran Oktay, ihracat kanalındaki yavaşlamanın, otomotiv sektörü başta olmak  üzere sanayi üretimine yansıdığını belirtti. Fuat Oktay, sonuç olarak küresel ekonomik büyümenin destekleyici  politikalar ve iktisadi faaliyette beklenen canlanmayla 2020'de 2019'a kıyasla  bir miktar daha yüksek olmasının ve yüzde 3,4'e yükselmesinin tahmin edildiğini  bildirdi. ABD VE ÇİN ARASINDA ARTAN TİCARET TANSİYONU Küresel büyümeyi etkileyen en önemli faktörün, ticaret hacmine yönelik  gelişmeler olduğuna işaret eden Oktay, ABD ve Çin arasında artan ticaret  tansiyonunun olumsuz etkilerinin, küresel ticaret hacmindeki artışı  sınırlandırdığını ve buna bağlı olarak dünyada korumacı politikaların artış  göstermesinin küresel büyüme oranlarını baskıladığını anlattı. ABD Merkez Bankasının (Fed), 2008 sonrasında ilk kez 2019 Temmuz  ayında faiz indirimine gittiğini, eylül ve ekim aylarında da faiz indirimlerine  devam ederek genişletici para politikasını sürdürdüğünü anımsatan Oktay, Fed'in  2020'de de faiz indirimine gidebileceğinin, Avrupa Merkez Bankasının politika  faizlerinin de sıfır seviyelerine yakın kalmaya devam edeceğinin  değerlendirildiğini vurguladı. Oktay, 2018'de işsizlik oranının küresel düzeyde yüzde 5 olarak gerçekleştiğini hatırlatarak, genç işsizliğin yanı sıra eğitim ve gelir düzeylerindeki eşitsizliklere de bağlı olarak işgücü piyasasının gerektirdiği  becerilere uygun yeterli işgücünün olmamasının, küresel iş gücü piyasasının  kronik problemleri arasında öne çıktığını aktardı. PETROL FİYATLARINDAKİ DALGALANMALAR Yılın başlarında petrol piyasalarının arz yönlü olarak baskılandığını  ve fiyatların yukarı yönlü hareket ettiğini belirten Oktay, İran ve Venezuela  yaptırımlarının yanı sıra Libya'da artan çatışmalar ile OPEC ve Rusya başta olmak  üzere OPEC dışı bazı ülkelerin üretim kısıntısı kararını yürürlüğe koyması  sonucunda, Brent petrolün varil fiyatının 70 dolar seviyesini aştığını aktardı. Mayıs ayıyla birlikte ticaret savaşı geriliminin yeniden  tırmanmasının, talep yönlü endişeleri tetikleyerek petrol fiyatlarını aşağı yönlü  baskıladığını anlatan Oktay, ortalama petrol fiyatlarının 2019'da 61,8, 2020'de  ise 60 doların altında olmasının beklendiğini belirtti. Türkiye ekonomisinin, küresel büyüme ve ticarete bağlı dış talepteki  toparlanma beklentisiyle genişletici para politikalarından olumlu etkilenmesinin  beklendiğini ifade eden Oktay, "Küresel finans piyasalarında ortaya çıkabilecek  dalgalanmalar ve petrol fiyatlarında meydana gelebilecek yukarı yönlü hareketler,  Türkiye ekonomisinde cari işlemler dengesi ve enflasyon üzerinde risk  oluşturabilecektir." diye konuştu. Son 17 yılda gerçekleştirilen temel icraat ve hizmetlere değinen  Oktay, "Ekonomideki başarılarımızın arkasında bütçe disiplinindeki istikrarlı  duruşumuz bulunmaktadır." dedi. Oktay, 2002'de yüzde 11,2 olan bütçe açığını 2018 sonunda yüzde 2'ye  indirdiklerinin, böylece vergi gelirlerinin daha etkin harcanabileceği mali  yapıya kavuşulduğunu altını çizdi. Mali alanla büyüme ve istihdamın desteklenmesinin yanı sıra başta  ulaştırma, Ar-Ge, eğitim ve sağlık gibi ekonomik ve sosyal alanlarda büyük  altyapı yatırımlarına imza atarak önemli gelişmeleri gerçekleştirdiklerini  anlatan Oktay, "2003-2018 döneminde yıllık ortalama yüzde 5,6 oranında büyüme  sağlayarak ekonomi genelinde toplamda 9,8 milyon, yıllık ortalama olarak ise  yaklaşık 610 bin yeni istihdam oluşturduk. Ar-Ge harcamalarının milli gelir  içindeki payını 2002'de yüzde 0,51'den 2018'de yüzde 1,03'e yükselttik. Söz  konusu harcama tutarı 2002'de toplamda 1,8 milyar lirayken 2018'de toplam 38,5  milyar liraya çıkmıştır." ifadelerini kullandı. ALT YAPI YATIRIMLARI Başta ulaştırma olmak üzere pek çok alanda önemli alt yapı yatırımları  oluşturduklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, "Bu kapsamda  havalimanı sayımızı 56'ya, bölünmüş yol uzunluğumuzu 2019 Kasım ayı itibarıyla 27  bin 123 kilometreye yükseltirken daha önce kullanımda olmayan hızlı trenlerin  kullanımı için bin 213 kilometrelik hat oluşturduk. Derslik sayısını toplamda 343  binden 721 bine çıkararak ilköğretimde derslik başına düşen öğrenci sayısını  36'dan 24'e indirdik." diye konuştu. Oktay, 10 bin kişiye düşen hastane yatağı sayısını 24,8'den 27,9'a  çıkarırken nitelikli yatak sayısını da 19 binden 145 bine yükselttiklerini  anlatarak, "Sağlık yatırımlarımızın sonucunda bin canlı doğumda bebek ölüm hızını  31,5'den 6,8'e, 100 bin canlı doğumda anne ölüm oranını ise 64'ten 13,6'ya  geriletmiş olduk. Söz konusu kazanımlarımıza imkan tanıyan bütçe disiplinine  yönelik istikrarlı tutumumuzu, büyümeye ve refaha daha fazla destek olmasını  sağlayacak şekilde ortaya koymaktayız." dedi. Türkiye ekonomisine ilişkin gelişmeleri aktaran Oktay, Türkiye'nin son  17 yılda yalnızca ekonomik değil, siyasi anlamda da dünyada ağırlığını  hissettirmeye başladığını ve dünyanın bölgesel güç merkezlerinden biri haline  geldiğini belirtti. Bu durumun Türkiye'nin siyasi ve iktisadi rakiplerinin dikkatinden  kaçmadığını ve Türkiye'nin, yapılan bilinçli hamlelerle çok sayıda iç-dış siyasi  ve iktisadi şoklarla karşı karşıya kaldığını ifade eden Oktay, bunların son  örneğinin, 2018 Ağustos ayında başlayan spekülatif kur saldırıları olduğunu  hatırlattı. "2020 YILI BÜYÜME HEDEFİMİZ YÜZDE 5 OLARAK BELİRLENDİ" Hükümetin, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde her türlü açık tehdit ve  baskıya rağmen kararlı tutumuyla saldırılara boyun eğilmediğini ve alınan  tedbirlerle bu şokların etkisiz hale getirildiğini belirten Oktay, "Şokların  neticesinde yükselen enflasyonla oldukça kararlı bir mücadele ortaya konulmuş,  halkımızın desteği alınarak beklentiler iyi yönetilmiş ve enflasyonda belirgin  bir düşüş gerçekleştirilerek fiyat artışında katılaşmanın önüne geçilmiştir."  dedi. Mali disiplinden taviz vermeden vergi indirimleri, istihdam teşvikleri  ve kredi programlarıyla ekonomik büyümenin desteklendiğini vurgulayan Oktay,  uygulanan dış ticaret politikaları ve alınan tedbirlerle, ithalatın  kompozisyonunun ihracatı destekleyecek şekilde değişmeye başladığını, turizm  gelirlerinin desteğiyle cari işlemler fazlası veren bir ekonomiye doğru önemli  adımlar atıldığını söyledi. Yeni Ekonomi Programı'nda öngörülen para ve maliye politikalarının,  koordineli şekilde uygulanmayı sürdürüleceğini ifade eden Oktay, "Yargı reformu  stratejisi ve vergi reformu gibi temel alanlarda öngörülebilirliği güçlendirecek  adımlarla ekonomide yapısal dönüşüm, enflasyonu daha da aşağıya çekerken  ekonominin sürdürülebilir bir büyüme patikasına oturmasına da yardımcı olacaktır.  Bu kapsamda 2020 yılı büyüme hedefimiz yüzde 5 olarak belirlenmiştir." diye konuştu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, iş gücü piyasasına yönelik yapısal adımlar atılacağını, bu kapsamda iş gücü piyasası deneme ve denkleştirme süresi ve kısmi süreli çalışma konularının taraflar arasında mutabakatla esnekleştirilmesinin öngörüldüğünü belirtti. Oktay, TBMM Genel Kurulunda görüşmelerine başlanılan 2020 Yılı Merkezi  Bütçe Kanunu Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin  sunuş konuşmasında, döviz kurlarındaki yükselme sonucu oluşan maliyet baskısı ve  fiyatlama davranışlarında ortaya çıkan bozulma neticesinde 12 aylık tüketici  enflasyonunun ekimde yüzde 25,2 seviyesine ulaştığını söyledi. Para ve maliye politikaları arasındaki güçlü koordinasyon, petrol ve  diğer emtia fiyatlarındaki aşağı yönlü hareketin, kamu fiyatlama mekanizmalarıyla  kur kaynaklı fiyat dalgalanmalarının tüketici enflasyonu üzerindeki etkisinin  yumuşatılması ve enflasyonla mücadele çerçevesinde gösterilen toplumsal destek  neticesinde enflasyonun düşüş eğilimine girdiğini belirten Oktay, bu çerçevede  tüketici enflasyonunun, 2018 sonunda Yeni Ekonomi Programı tahminleriyle uyumlu  olarak yüzde 20,3 seviyesine ve 2019 Kasım ayı itibarıyla da yüzde 10,56  seviyesine gerilediğini ifade etti. Oktay, 2019 yıl sonunda TÜFE'nin Yeni Ekonomi Programı (YEP) hedefi  olan yüzde 12 seviyesinin altında gerçekleşmesinin öngörüldüğünü anımsattı. YEP'te öngörülen politikaların hayata geçirilmesiyle enflasyonun  kalıcı olarak düşük, tek haneli seviyelere indirilmesinin temel hedefleri  olduğuna işaret eden Oktay, bu çerçevede enflasyonun 2020 yılında yüzde 8,5'e,  2022 yılında ise yüzde 4,9'a düşmesinin beklendiğini de vurguladı. İhracatın, AB ekonomisindeki yavaşlamadan olumsuz etkilense de 2018'de  genel ticaret sistemine göre 176,9 milyar dolara yükseldiğine dikkati çeken  Oktay, yıllık ihracatın bu yıl sonunda 180 milyar doları aşmasını, 2020 yılı  ihracat hedefinin ise 190 milyar dolar olduğunu bildirdi. Oktay, bu yıl sonunda seyahat gelirlerinin 29 milyar dolara  ulaşılacağını tahmin ettiklerine dikkati çekerek, "Bu çerçevede turizmdeki  canlanmanın sürmesini beklediğimiz 2020 yılında da seyahat gelirleri hedefimizi  34,3 milyar dolar olarak öngörmekteyiz." diye konuştu. "YÜKSEK KATMA DEĞERLİ ÜRÜN İHRACATININ ARTIRILMASINI BEKLİYORUZ" Oktay, cari işlemler dengesinin YEP'te öngörüldüğü şekliyle 2020  yılında makul düzeylerde bir açık vermesinin beklendiğini dile getirdi. Enflasyondaki gerilemeyle birlikte risk primlerindeki düşüş ve  kaliteli sermaye girişleri için ortamın elverişli hale gelmesinin dış finansmanın  temel belirleyicisi olacağına işaret eden Oktay, bu kapsamda cari işlemler  açığının GSYH'ye oranının 2020 yılında yüzde -1,2 olarak gerçekleşmesinin  öngörüldüğünü anlattı. Oktay, üretimdeki dönüşüme bağlı olarak yüksek katma değerli ürün  ihracatının artırılmasını beklediklerini, bu durumun aynı zamanda yerlileştirme  yoluyla ithalata olan bağımlılığın azaltılmasıyla da destekleneceğini vurguladı. Seyahat gelirlerinin de önemli derecede artmasıyla cari işlemler  dengesinde kalıcı iyileşme sağlanacağına işaret eden Oktay, bu sayede dış  finansman ihtiyacının azalacağını, dengeli ve sürdürülebilir büyüme eğiliminin  korunacağını belirtti. Fuat Oktay, Türkiye'nin gelecek dönemde de yeni nesil uygulamalarla  hızlı ve kolay ticaretin adresi, bölgesinde güvenli bir liman olmaya devam  edeceğinin altını çizdi. Geçen yıl yaklaşık 550 bin kişilik ilave istihdamla işsizlik oranının  yüzde 11 seviyesinde gerçekleştiğini anlatan Oktay, büyümedeki gelişmelerin  istihdama da yansıdığını, işgücü piyasasının ekonomideki büyüme yönünden  etkilendiğini ve 2018'in ikinci yarısında başlayan ekonomik yavaşlama neticesinde  işsizlik oranının bu yıl sonunda yüzde 12,9 olarak gerçekleşmesinin öngörüldüğünü  söyledi. "3 YILDA İSTİHDAM 3,2 MİLYON KİŞİ ARTIRILACAK" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 2020 yılında hedeflenen yüzde 5'lik  büyümeyle iktisadi faaliyette toparlanma ve bunun sonucunda işgücüne katılım ve  istihdam oranlarında iyileşme öngörüldüğünü belirtti. Oktay, "İstihdama yönelik olarak iktisadi güven ortamının güçlenmesi  sonucunda ertelenmiş yatırımların hayata geçirilmesi ve üretimdeki artışla  birlikte istihdam teşviklerinin etkili bir biçimde uygulanmaya devam edecektir.  Ayrıca işgücü piyasasına yönelik yapısal adımlar atılacaktır. Bu çerçevede,  işgücü piyasası deneme ve denkleştirme süresi ve kısmi süreli çalışma konularının  taraflar arasında mutabakatla esnekleştirilmesi öngörülmektedir." şeklinde  konuştu. Kadın istihdamı için 2020'de de güçlü bir destek paketinin hayata  geçirileceğini anlatan Oktay, kadınların çalışma hayatına girişini  kolaylaştıracak ve kadın istihdamını yükseltecek esnek çalışma imkanlarının  artırılması, kadın kooperatiflerinin güçlendirilmesi, çocuk bakım hizmetleri ve  ihtiyaca göre belirlenmiş mesleki eğitim programlarının yaygınlaştırılması için  teşvik uygulamalarının artırılarak sürdürüleceğine işaret etti. İstihdam teşviklerinin ihtiyaçlara göre yeniden tasarlanarak hayata  geçirilmesi ve gençlerin iş dünyasının ihtiyaçlarına uygun mesleki eğitim  programlarına dahil edilmesiyle genç işsizliğinin azaltılmasını sağlayacaklarını  belirten Oktay, bu çerçevede 2020 yılında bu yıla göre istihdamın 1 milyon 52 bin  kişi artmasının, işsizlik oranının ise yüzde 11,8’e gerilemesinin beklendiğini,  YEP'e göre de gelecek üç yılda istihdamın 3,2 milyon kişi artırılarak 2022'de  işsizliğin yüzde 9,8'e düşürülmesinin hedeflendiğini kaydetti. "FAİZ ÖDEMELERİNİN BÜTÇE İÇİNDEKİ PAYI AZALTILDI" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, kamu maliyesinde en önemli  kazanımlardan birinin faiz ödemelerinin bütçe içindeki payının azaltıldığını  vurguladı. Faiz harcamalarının bütçe giderleri içerisindeki payı, 2002'de yüzde  43,2 iken, 2020 yılı bütçesinde bu oranın yüzde 12,7 seviyesinde kalmasının  öngörüldüğünü dile getiren Oktay, bu çerçevede oluşturdukları mali alanla  vatandaşlara hizmet olarak ayrılan kaynakların miktarının önemli ölçüde  artırıldığına dikkati çekti. Oktay, vergi gelirleriyle faiz giderleri karşılaştırıldığında da  benzer bir görünümün ortaya çıktığına işaret ederek, şöyle konuştu: "2002'de toplanan her 100 liralık verginin 85,7 lirası faiz  harcamalarına giderken, 2020 bütçesinde yalnızca 17,7 lirasının faiz  harcamalarına ayrılacağı tahmin edilmektedir. Kamu maliyesinin bir diğer önemli  kazanımı ise borç stokunda ciddi oranda bir düşüşün sağlanmasıdır. 2000'li  yılların başında Gayri Safi Yurtiçi Hasıla içindeki payı yüzde 76,1 seviyesinde  bulunan AB tanımlı borç stoku seviyesi 2019 yılı ikinci çeyreği itibarıyla yüzde  32,2 seviyesindedir. Avrupa İstatistik Ofisi verilerine göre, aynı dönemde 28 AB  üyesi ülkenin borç stokunun Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranı yüzde 80,5  düzeyindedir. 2019 Ekim ayı IMF Küresel Ekonomik Görünüm Raporu'na göre söz konusu  oran gelişmiş ülkeler için yüzde 103,1; gelişmekte olan ülkeler için ise yüzde  53,3 seviyesinde bulunmaktadır. Yüzde 32,2 ile borç stokumuzun düşük seviyelerde  bulunması maliye politikamızın işlevselliğini önemli ölçüde arttırmıştır. 2019  yılında yüzde 32,8 olması beklenen AB tanımlı genel yönetim borç stokunun Gayri  Safi Yurtiçi Hasılaya oranının 2020 yılı itibarıyla yüzde 33,2 ve Yeni Ekonomi  Programı dönemi sonunda ise yüzde 32,3 seviyesine gelmesini hedefliyoruz." "YEREL YÖNETİMLERİN ÖZ GELİRLERİNİN ARTIRILMASI DA ÖNGÖRÜLÜYOR" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 11. Kalkınma Planı'na da değinerek,  Planda verimlilik odağında sanayi sektörünün itici güç rolünü üstlendiği,  ihracata dayalı istikrarlı bir büyüme modeli çerçevesinde hedeflerin  belirlendiğini anlattı. Belirlenen büyüme modelinde bir taraftan yatırımların üretken alanlara  yönlendirilmesinin, diğer taraftan yurt içi tasarrufların artırılmasının  amaçlandığını, bu kapsamda plan dönemi sonunda yurt içi tasarrufların milli  gelire oranının yüzde 30'un üzerine çıkarılmasını hedeflediklerini belirten  Oktay, Kalkınma Planı'nda yurt içi tasarrufların artırılması için hane halkı ve  firmaların tasarrufa özendirilmesinin yanında kamu tasarruflarının artırılmasının  ve bu tasarrufların ekonominin verimli alanlarındaki yatırımlara  yönlendirilmesinin öngörüldüğünü söyledi. Fuat Oktay, planda öngörülen büyümeyi destekleyici maliye  politikalarının hayata geçirilebilmesi için program bütçe sistemine geçilmesinin  yanı sıra maliye politikasının etkinliğini artırmak için harcamaların gözden  geçirildiğini anlatarak şöyle konuştu: "Buna ek olarak vergi adaletini güçlendirecek ve vergi tabanını  genişletecek revizyonların yanı sıra yerel yönetimlerin öz gelirlerinin  artırılması da öngörülmektedir. Ayrıca, sosyal güvenlik sisteminin  güçlendirilmesi için kayıtlı istihdamın artırılması, sistemin kapsadığı nüfusun  genişletilmesi ve prim tahsilatlarının artırılması sağlanarak emeklilik ve sağlık  harcamalarının kamu maliyesi üzerindeki baskısının kontrol altında tutulması  hedeflenmektedir." "EKONOMİDE KAYIT DIŞILIĞIN AZALTILMASINI HEDEFLİYORUZ" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 2018 Ağustos'unda yaşanan kur şokundan  sonra uygulanan maliye politikalarının iktisadi faaliyetin yanı sıra cari açık ve  enflasyonla mücadeleyi desteklediğine işaret etti. Uygulanan etkin bütçe politikaları sayesinde 2018 yılında merkezi  yönetim bütçe açığının Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranının yüzde 2 gibi makul  bir seviyede gerçekleştiğini hatırlatan Oktay, şunları kaydetti: "2020-2022 döneminde de mali disiplini kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu  kapsamda, bütçenin gelir performansının yükseltilmesine yönelik; sürekli gelir  kaynakları ile vergi tahsilatında etkinliğin artırılması ve ekonomide kayıt  dışılığın azaltılmasını hedefliyoruz. Kaynakların verimli kullanılmasını ve  belirlenen alanlarda tasarrufların artırılmasını sağlayacak yapısal  değişiklikleri hayata geçireceğiz. Böylece kamu borçluluğu düşük düzeylerde  tutulacaktır. Yeni Ekonomi Programı'nın kapsadığı önümüzdeki üç yıllık dönemde de  bütçe açığının Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranının yüzde 3'ün altında kalmasını  hedefliyoruz."   Geçen yıl bütçe giderlerinin 830,8 milyar, bütçe gelirlerinin 758  milyar lira olduğunu belirten Oktay, bütçe açığının 72,8 milyar, faiz dışı  fazlanın 1,1 milyar lira olarak gerçekleştiğini anlattı. 2018 yılı bütçe giderlerinin, bütçe başlangıç tahminine göre yüzde  10,8, yıl sonu gerçekleşme tahminine göre yüzde 1 arttığını dile getiren Oktay,  buna karşın bütçe gelirlerinin bütçe başlangıç tahminine göre yüzde 8,1, yıl sonu  gerçekleşme tahminine göre yüzde 1,1 arttığı bilgisini verdi. Oktay, "2018  yılında 72,8 milyar lira olarak gerçekleşen bütçe açığı başlangıçta öngörülen  açığın 6,9 milyar lira üzerinde, yıl sonu gerçekleşme tahmini ise 0,7 milyar lira  üzerinde gerçekleşmiştir." dedi. "BU YIL SONUNDA BÜTÇE AÇIĞININ 125 MİLYAR LİRA OLMASINI BEKLİYORUZ" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 2019 yılı merkezi yönetim bütçe  gerçekleşmelerine ilişkin yıl sonu beklentilerine de değindi. Bu yıl merkezi yönetim bütçe giderlerinin 992,4 milyar, merkezi yönetim bütçe gelirlerinin ise 867,4 milyar lira olmasının öngörüldüğünü  vurgulayan Oktay, bu yıl sonunda bütçe açığının 125 milyar lira, faiz dışı açığın  21,9 milyar lira olarak gerçekleşmesini beklediklerini ifade etti. Fuat Oktay, 2019 yıl sonu bütçe açığının 125 milyar lira ile bütçe  başlangıç hedefinin 44,4 milyar lira üzerinde gerçekleşeceğini beklediklerini  aktararak, şöyle devam etti: "Bu açığın milli gelire oranının ise yüzde 2,9 olacağını  öngörmekteyiz. Bütçe giderlerinin detaylarına bakacak olursak, 2019 yılında  personel giderlerinin 250,7 milyar lira, sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi  giderlerinin 43,7 milyar lira, mal ve hizmet alım giderlerinin 78,4 milyar lira,  cari transferlerin 397,1 milyar lira, sermaye giderlerinin 75,3 milyar lira,   sermaye transferlerinin 15,3 milyar lira, borç verme giderlerinin 28,8 milyar  lira, faiz giderlerinin 103,1 milyar lira olarak gerçekleşmesini beklemekteyiz." Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 2019 yılında vergi gelirlerinin  yaklaşık 668 milyar lira, vergi dışı gelirlerin ise yaklaşık 200 milyar lira  olacağını öngördüklerini söyledi. 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nde bütçe giderlerinin  1 trilyon 95,5 milyar, faiz hariç giderlerin 956,5 milyar, bütçe gelirlerinin  956,6 milyar lira olduğunu belirten Oktay, gelecek yılın bütçesinde vergi  gelirlerinin 784,6 milyar lira, bütçe açığının 138,9 milyar lira olarak  öngörüldüğünü bildirdi. Oktay, 2020 bütçesinde personel giderlerinin 282,5 milyar, sosyal  güvenlik kurumlarına devlet primi giderlerinin 48,1 milyar, mal ve hizmet alım  giderlerinin 75,6 milyar, cari transferlerin 451,1 milyar, sermaye giderlerinin  56,6 milyar, sermaye transferlerinin 6,8 milyar, borç verme giderlerinin 27,1  milyar, yedek ödeneklerin 8,8 milyar, faiz giderlerinin 138,9 milyar lira olduğu  bilgisini verdi. Fuat Oktay, 2020 Yılında Merkezi Yönetim Bütçe gelirlerinin 2019 yılı  gelir hedefine göre yüzde 10,3 artışla 956,6 milyar lira, vergi gelirlerinin  yüzde 17,5 oranında yükselerek 784,6 milyar liraya çıkmasının öngörüldüğünü,  ayrıca vergi dışı gelirlerin 172 milyar liraya ulaşacağının tahmin edildiğini  dile getirdi. Bütçelerin ekonomideki gelişmelere göre şekillendirdikleri maliye  politikalarının bir yansıması olduğunun altını çizen Oktay, bu çerçevede 2020  yılı bütçesinin, ekonomide öngörülen "dengelenme", "disiplin" ve "değişim"  yaklaşımına uygun hazırlandığını vurguladı. Ekonomide dengelenme çerçevesinde elde ettikleri kazanımların  geliştirilmesi, üretim ve verimlilik odaklı sürdürülebilir büyüme ile adaletli  paylaşımın tesisinin 2020 yılı bütçenin temel amacı olduğunu vurgulayan Oktay,  sözlerini şöyle sürdürdü: "2020 yılı bütçesi, önceki 17 bütçemizde olduğu gibi bir hizmet  bütçesi olacaktır. Faiz ödemelerinin bütçe içindeki payı azalırken vatandaşa  hizmet olarak gidecek ödemelerin payının artması sağlanacaktır. Bütçedeki  kaynaklarımız, vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu hizmetlerin karşılanmasında  kullanılacaktır. Yeni Ekonomi Programında öngördüğümüz üzere bütçenin sağlam ve  sürdürülebilir gelirlere dayanması, toplanan gelirlerin ise vatandaşlarımıza  hizmeti esas alan bir anlayışla kullanılması en temel önceliğimiz olacaktır." "EĞİTİMİN YAYGIN VE ERİŞİLEBİLİR OLMASINDA ÖNEMLİ İLERLEMELER SAĞLANDI" Oktay, Türkiye'nin beşeri kapasitesinin güçlenmesine yönelik tüm  kademelerde kapsayıcı ve kaliteli eğitim hamlesiyle bilgiyi ekonomik ve sosyal  faydaya dönüştüren, teknoloji kullanımına ve üretime yatkın, nitelikli ve mutlu  bireylerin yetiştirilmesinin her zaman temel önceliklerini olduğunu ifade etti. AK Parti hükümetleri döneminde temel kamu hizmeti olarak görülen  eğitim hizmetlerinin yaygın ve erişilebilir olması doğrultusunda önemli  ilerlemeler sağlandığına işaret eden Oktay, bu çerçevede öğretmen sayılarının  artırıldığını, başta kız çocukları ve dezavantajlı öğrenciler olmak üzere  eğitimin tüm kademelerinde okullaşma oranlarında artış sağlandığını ve derslik  başına düşen öğrenci sayısının önemli ölçüde azaltıldığını dile getirdi. Eğitime ilişkin hareket noktalarının, "güçlü öğretmen, güçlü gelecek"  olduğunu belirten Oktay, eğitim, kendileri için her zaman bir ülke ve millet  ödevi olduğunu söyledi. Oktay, "2020 yılı bütçemizde de eğitime her zamanki gibi  büyük önem veriyoruz. Eğitime ayırdığımız bütçe kaynaklarını, 2020 yılında 176,1  milyar liraya çıkarıyoruz. Böylelikle bütçe giderlerinin yaklaşık yüzde 16,1'ini  tek başına eğitime ayırıyoruz." ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, bütçede eğitimin her kademesinde  niteliğin artırılmasına yönelik; tekli eğitime geçilmesi, okul öncesi eğitimin  yaygınlaştırılması, mesleki ve teknik eğitim atölye ve laboratuvarlarının  modernizasyonu, tasarım ve beceri atölyelerinin kurulması, öğretmenlerin mesleki  gelişimlerinin desteklenmesine yönelik yapacakları yatırımların, 2020 yılında ön  plana çıkacağını vurguladı. Buna ilaveten, 2020 yılı bütçesinden öğrencilere doğrudan nakdi ve  ayni olarak önemli destekler sağlamayı sürdürdüğünü, bu kapsamda tahsis edilen  ödenek tutarının 26,4 milyar lira olduğunu anlatan Oktay, şöyle konuştu: "2 milyon öğrencimizin faydalandığı burs ve öğrenim kredisi için 12,5  milyar lira, 1 milyon 315 bin öğrencimizin faydalandığı taşımalı eğitim ve yemek  yardım programı için 4,5 milyar lira, 403 bin engelli evladımızın faydalanacağı  eğitim programları için yaklaşık 3,7 milyar lira, öğrencilerimize destekleme ve  yetiştirme kursu çerçevesinde 1,8 milyar lira, özel okullara giden yaklaşık 160  bin öğrencimize eğitim öğretim desteği kapsamında 804 milyon lira, pansiyonlarda  barınan 353 bin öğrencimize barınma desteği olarak 1,2 milyar lira,  üniversitelerde harcı kaldırmamız sonucunda 2 milyon 186 bin üniversite öğrencisi  için üniversitelerimize 602 milyon lira, ücretsiz kitap desteği kapsamında 1,3  milyar lira destek verilecektir." "YATIRIMLARA 64,1 MİLYAR LİRA KAYNAK AYIRIYORUZ" Sağlıklı nesillerin yetişmesi için sağlık alanındaki harcamaları da  yıllara sari olarak yükselttiklerini belirten Oktay, "Sağlığa 2020 yılı  bütçesinde 188,6 milyar lira kaynak ayıracağız. Böylece, 2002 yılında yüzde 11,3  olan sağlık harcamalarının bütçe içerisindeki payını 2020 yılında yüzde 17,2'ye  çıkarıyoruz." dedi. Oktay, 2020 yılında tedavi harcamaları için 98,4 milyar lira, ilaç  harcamaları için 47,3 milyar lira, aile hekimliği için 10,5 milyar lira kaynak  ayrılacağını bildirdi. Özel sektörün yenilikçi ve üretken yatırımlarını teşvik edecek altyapı  yatırımlarını desteklemeye devam edeceklerini, bu çerçevede, 2020 yılında merkezi  yönetim bütçesinden yatırımlara 64,1 milyar lira kaynak ayırdıklarını belirten  Oktay, "Yerel yönetimlere verdiğimiz önem doğrultusunda iktidarımız döneminde  yerel yönetimlere bütçeden ayrılan kaynak miktarı da artırılmıştır. Bu kapsamda  büyükşehir ve diğer belediyelerimiz ile il özel idarelerimize ayırdığımız kaynağı  2019 yılı bütçesine göre yüzde 18,2 artırarak 97,3 milyar lira seviyesine  ulaştırıyoruz." diye konuştu. Oktay, köylerin altyapısını güçlendirmek amacıyla oluşturdukları  KÖYDES projesi için 1,5 milyar lira, belediyelerin su ve kanalizasyon  altyapılarını güçlendirmek amacıyla oluşturdukları SUKAP projesi için 837 milyon  lira, sokak aydınlatmaları için 2,4 milyar lira kaynak ayırdıklarını dile  getirdi. Bütçede sosyal harcamalar için ayrılan kaynak miktarını 69,5 milyar  liraya çıkardıklarını bildiren Oktay, bu tutarın 2020 yılı bütçesinin yüzde  6,3'üne denk geldiğini, 2002 yılında bu oran yüzde 1,3 ve ayrılan kaynağın ise  sadece 1,6 milyar lira olduğunu söyledi. Ödeme gücü olmayan vatandaşların sağlık giderlerini karşılamak  amacıyla 13,4 milyar lira ayırdıklarını ifade eden Oktay, 65 yaş üstü yaşlılar,  bakıma ihtiyacı olan engelli vatandaşlar ve engelli vatandaşların yakınlarına  bağlanan aylıklar kapsamında 11,6 milyar lira, engelli vatandaşların evde  bakımına destek amacıyla 9,4 milyar lira, yoksul ailelere elektrik tüketim  desteği kapsamında 1,8 milyar lira, ekonomik yoksunluk içinde olan çocuk ve  gençlerin aileleri yanında yetişmelerine imkan sağlayan sosyal ve ekonomik destek  ödemeleri için 1,6 milyar lira kaynak ayırdıkları bilgisini verdi. "KADININ KONUMUNUN GÜÇLENDİRİLMESİ, TEMEL POLİTİKALARIMIZDAN BİRİDİR" "Kadının konumunun güçlendirilmesi, temel politikalarımızdan biridir."  diyen Oktay, bu kapsamda eğitim, sağlık, ekonomi, karar alma mekanizmalarına  katılım temel eksenleri üzerine inşa edilen Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi  ve Eylem Planı'nı uygulamaya devam ettiklerini vurguladı. Oktay, şöyle devam etti: "Kadın girişimciliğini geliştirmeye yönelik olarak kadın  kooperatifçiliğini destekleme konusunda yeni adımlar atıyoruz. 81 ilimizde kadın  kooperatifçiliği çalışma grupları oluşturduk. Teşvik ve desteklerimizin de  etkisiyle, 2023 yılında kadın istihdam oranını yüzde 34'e; kadın işgücüne katılım  oranını ise yüzde 38,5'e yükseltmeyi hedefliyoruz. Kadına yönelik şiddete karşı mücadelemizi 'sıfır tolerans' anlayışıyla  sürdürüyoruz. Bu çerçevede, 'Mercan Seferberliği'ni başlatarak Aile, Çalışma ve  Sosyal Hizmetler, Adalet, İçişleri, Milli Eğitim, Sağlık Bakanlıklarımız ve  Diyanet İşleri Başkanlığımız bir araya gelerek 2020-2021 Koordinasyon Planımızı  hazırlamıştır. 81 ilde hizmete açtığımız Şiddeti Önleme ve İzleme Merkezlerinden  bugüne kadar toplamda 514 bin kişi yararlanmıştır." Gençlerin, serbest zamanlarının değerlendirilmesi,  kişisel ve sosyal  gelişiminin desteklenmesi, zararlı alışkanlıklardan korunması ve karar alma  süreçlerine aktif katılımlarına imkan sağlanmasına yönelik çalışmaların aralıksız  devam ettiğinin altını çizen Oktay, "Gençlerimize bağımlılığın her türüyle  mücadele hakkında seminer ve eğitimler verilmekte, bağımlılıkla mücadele  konusunda projeler desteklenmektedir. Üniversite öğrencilerimizin ekonomik olarak  desteklenmesi ve modern ortamlarda barındırılması ile sağlıklı ve dengeli  beslenmelerinin sağlanması için çalışmalarımız sürdürülmektedir." şeklinde  konuştu. Spor alanında ise stadyumlar, yüzme havuzları, gençlik merkezleri,  spor salonları, atletizm pistleri ve benzeri gençlik ve spor tesislerinin yapımı  ve mevcut tesislerin modernizasyonlarının gerçekleştirildiğini anımsatan Oktay,  "Yatırım programında bulunan 37 adet stadyum, 294 adet spor salonu ve 79 adet  yüzme havuzu olmak üzere 1220 adet gençlik ve spor tesisi projesinden 962 tanesi  tamamlanarak hizmete sunulmuştur." dedi. TARIMSAL DESTEKTE YÜZDE 36,7 ARTIŞ Tarım ve orman alanının, her zaman önem verilen alanların başında  geldiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, şunları kaydetti: "Üreticimizin en önemli sorunu olan mazot kullanımını azaltarak yüzde  90'a varan tasarruf sağlayan, yüzde yüz yerli ve çevreci Elektrikli Traktör  prototipini geliştirdik. Buna benzer çalışmalarımızı artıracağız. 2020 yılında  bütçemizden tarım ve ormana ayırdığımız kaynağı 40,3 milyar liraya çıkartıyoruz.  Bu kapsamda, tarımsal destek programları için 22 milyar lira, tarım sektörü  yatırım ödenekleri için 5,1 milyar lira, tarımsal kredi sübvansiyonu, müdahale  alımları, tarımsal KİT'lerin finansmanı ve ihracat destekleri için 6,3 milyar  lira kaynak ayırıyoruz. Tarımsal destek programları için ayırdığımız kaynağı 2019  yılı ödeneklerine göre yüzde 36,7 oranında artırarak 22 milyar liraya  çıkarmaktayız." Türkiye'de artan enerji talebinin sorunsuz karşılanması amacıyla,  milli kaynakların öncelikli kullanılması hususuna dikkat ederek tüm enerji  kaynaklarını milletin hizmetine sunmak için çalışmaların aralıksız sürdüğünü  belirten Oktay, bu kapsamda, enerjinin yüksek verimle kullanılması, arz  güvenliğinin tahkim edilmesi ve cari açığın azaltılmasına katkı sağlanması  amacıyla yerli ve yenilenebilir kaynakları azami ölçüde değerlendirdiklerini  söyledi. Oktay, "Hazar'dan İtalya'ya uzanan TANAP ile Asya'yı Avrupa'ya  bağlayarak bölgede enerji üssü olma yönündeki iddiamızı gerçekleştirmeye devam  etmekteyiz. Ülkemize ve Avrupa'ya doğal gaz arz edecek TürkAkım projesinin de  inşaat ve imalatı tamamlanmıştır." diye konuştu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, Fatih ve Yavuz gemilerinin, Doğu  Akdeniz'deki sondaj faaliyetlerine devam ettiğini kaydederek, "Milli gemilerimiz  ile 2020 yılı içerisinde 5 kuyu daha açarak petrol ve doğal gaz arama  faaliyetlerinde aktif bir strateji izlemeye devam edeceğiz." ifadesini kullandı.   Oktay, TBMM Genel Kurulunda görüşmelerine başlanılan 2020 Yılı Merkezi Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu'nun sunuş konuşmasında, "Reel kesim destekleri için bütçemizden 44,5 milyar lira kaynak ayırmaktayız. Böylece son iki yıl içinde önemli ölçüde arttırdığımız reel sektör desteklerine 2020 yılında da devam ederek özel sektör aracılığıyla büyüme  stratejimizi sürdürmekteyiz." dedi. İşletmelerin 2020 yılında sosyal güvenlik kurumuna ödenmesi gereken  25,3 milyar lira tutarındaki işveren priminin bütçeden karşılanacağını bildiren  Oktay, Hazine destekli kefaletle sağlanan krediler çerçevesinde 2020 yılı  bütçesinde 5 milyar lira kaynak ayrıldığını söyledi. "İhracatçımızın rekabetçi gücünü artırmak amacıyla bütçeden ihracat  destekleri kapsamında 3,8 milyar lira harcamayı hedeflemekteyiz." ifadelerini  kullanan Oktay, Ziraat Bankası aracılığıyla tarımsal kredilere verilen faiz  destek tutarını yaklaşık yüzde 23 artırarak 4,2 milyar liraya çıkaracaklarını  belirtti. "KOSGEB BÜTÇESİNE 1,4 MİLYAR LİRA" Oktay, Halk Bankası aracılığıyla 2020 yılında kullandırılacak esnaf  kredileri için faiz desteği olarak 2,2 milyar, KOSGEB bütçesine ise 1,4 milyar  lira kaynak ayıracaklarını dile getirdi. Oktay, 2020 yılı bütçesinden Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı  aracılığıyla kullandırılmak üzere teşvik ödemeleri kapsamında 1 milyar lira  kaynak ayırdıklarını belirterek, "Bütçemizden başta TÜBİTAK olmak üzere kamu ve  özel sektör Ar-Ge harcamalarına destek sağlarken, diğer taraftan vergi ve diğer  mevzuat düzenlemeleri vasıtasıyla özel sektör Ar-Ge yatırımları için önemli katkı  veriyoruz. Bu amaçlarla 2020 yılı bütçemizde yaklaşık 5,5 milyar lira kaynak  ayırmaktayız." ifadelerini kullandı. Dijital Türkiye Platformu üzerinde 9 Aralık 2019  itibarıyla 44  milyondan fazla kullanıcı sayısına erişildiğini,  638 kurum ve kuruluşa ait  toplam 5 bin 115 hizmet sunulduğunu kaydeden Oktay, sıfır belge politikası  çalışmaları kapsamında toplam 111 adet sürecin sadeleştirildiğini, hizmet başına  düşen ortalama belge sayısının 3,8 iken yapılan çalışmalar neticesinde talep  edilen ortalama belge sayısının 0,34'e düşürüldüğünü, hedeflerinin bunu sıfıra  indirmek olduğunu söyledi. "DEVLET KATKISI TUTARI 25,6 MİLYAR LİRAYA ULAŞACAK" Oktay, 2020 yılında Bireysel Emeklilik Sistemi kapsamında bütçeden  aktarılacak devlet katkısı tutarının 5,1 milyar liraya ulaşmasını öngördüklerini,  böylece 2020 yılı sonunda bütçeden karşılanan toplam devlet katkısı tutarının  25,6 milyar lira olacağını kaydetti. Oktay, 2002-2019 Ekim döneminde kamu görevlilerinin aylık ve  ücretlerinde enflasyonun oldukça üzerinde artış sağladıklarını belirterek,  konuşmasına şöyle devam etti: "Aile yardımı ödeneği dahil en düşük memur maaşı 2002 Aralık ayında  392 lira iken 2019 Ekim ayında 3 bin 707 liraya çıkarıldı, artış oranı yüzde  846'ya ulaştı. Aile yardımı ödeneği dahil ortalama memur maaşı 2002 Aralık ayında  578 lira iken 2019 Ekim ayında 4 bin 483 liraya çıkarıldı, artış oranı yüzde  676'ya ulaştı. Muhtar aylığı 2002 Aralık ayında 97 lira iken 2019 Ekim ayında 2  bin 027 liraya çıkarıldı, artış yüzde bin 982'ye ulaştı. Güvenlik korucularının  ücretleri 2002 Aralık ayında 236 lira iken 2019 Ekim ayında 2 bin 162 liraya  çıkarıldı, artış yüzde 815'e ulaştı." "BİRİNCİ YARGI PAKETİYLE BİRÇOK YENİLİK GETİRİLDİ" Yargı Reformu Strateji Belgesi'nin 30 Mayıs'ta Cumhurbaşkanı Recep  Tayyip Erdoğan tarafından açıklandığını hatırlatan Oktay, belgenin, toplumsal  taleplerin karşılanmasını, vatandaşların etkili ve daha kaliteli adalet hizmetini  makul sürede alabilmelerini sağlamak amacıyla katılımcı bir anlayışla  hazırlandığını söyledi. Strateji Belgesi'ne yönelik yoğun toplumsal ilginin, doğru istikamette  olunduğunun göstergesi olduğuna işaret eden Oktay, yasalaşan birinci yargı paketi  kapsamında birçok yeniliğin getirildiğini vurguladı. İfade özgürlüğünün güvencesinin artırılması, soruşturma aşamasında  tutukluluk sürelerine azami sınır getirilmesi, hukuk mesleklerine giriş sınavının  getirilmesi, yeni muhakeme ve yargılama usullerinin getirilmesi ve avukatlara  hususi damgalı pasaport verilmesinin bu yeniliklerden bazıları olduğunu anlatan  Oktay, "2020 yılında da yeni reform paketleriyle sistemimizi daha güçlü hale  getirmeyi hedeflemekteyiz. Bu konudaki kararlığımız tamdır." diye konuştu. "AÇIK KAPI POLİTİKASI EZBERLERİ BOZDU" Türkiye'nin sahada ve masada güçlü olmaya dayanan girişimci ve insani  dış politikasının milli menfaatlere, bölgenin ve dünyanın barış ve istikrarına,  insanın refah ve huzuruna odaklanan bir yaklaşımla uygulanmaya devam edeceğini  kaydeden Oktay şöyle konuştu: "Dünya, küresel düzeyde istikrarsızlık, belirsizlik ve ciddi  sınamalarla mücadele halindedir. Böylesi bir ortamda hayata geçirdiğimiz insani  dış politika ve Cumhurbaşkanımızın 'Dünya 5'ten büyüktür' söylemiyle küresel  sistemin çarpıklıklarına Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üzerinden  yönelttiğimiz eleştiriler, dünya çapında yankı bulmuştur. Suriye'de yaşanan  insani krize karşı yürüttüğümüz açık kapı politikası ve dünya mazlumlarına her  şartta kol kanat geriyor olmamız var olan ezberleri bozmuştur. Suriye meselesi,  en hayati dış politika başlıklarından birisi olarak gündemimizdeki yerini  korumaktadır. Ülkemizde bulunan sığınmacıların ülkelerine gönüllü ve güvenli geri  dönüşleri, ancak Suriye'nin yeniden huzura, güvene ve istikrara kavuşmasıyla  mümkündür." "HAREKAT, TERÖR TAMAMIYLA TEMİZLENENE KADAR SÜRECEK" Barış Pınarı Harekatı ile Türkiye'nin güvenlik endişelerinin  giderilmesi, bölge halkının PKK-YPG-PYD ve DEAŞ baskısından kurtarılması ve  Suriyeli sığınmacıların ülkelerine güven içerisinde dönmeleri için uygun ortamın  oluşturulması, Suriye'nin toprak bütünlüğünün muhafazasına katkı verilmesinin  hedeflendiğinin altını çizen Oktay, "Bu doğrultuda 4 bin  kilometrekareyi  aşkın  alanı bilfiil terörden arındırdık ve sahadaki kararlı duruşumuzu diplomatik  hamlelerle perçinledik. Aynı zamanda ABD ve Rusya ile sağlanan mutabakatlarla  harekatın meşruiyetinin tescil edilmesini ve güvenli bölgenin tanınmasını  sağladık. Barış Pınarı Harekatı bölgesinde terörle mücadelemiz bu alanda terör  tamamıyla temizlenene kadar sürecektir." değerlendirmesinde bulundu. "ÜLKEMİZİN İZLEDİĞİ TAVİZSİZ POLİTİKA" Oktay, "Dış politikada kararlı duruşumuzun bir diğer örneği, Doğu  Akdeniz'de son dönemde tırmanan hidrokarbon kaynaklarının paylaşım sorununa karşı  ülkemizin izlediği tavizsiz politikadır. Bu konudaki kararlılığımızı, etkin  diplomatik girişimlerimiz yanında sahada arama faaliyetlerimiz dahil  uygulamalarımızla da gösteriyoruz." yorumunu yaptı. Oktay şöyle devam etti: "Libya ile imzaladığımız Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına  İlişkin Mutabakat Muhtırası ile karşılıklı iki kıyıyı dostluk köprüsüyle  birbirine bağlamış durumdayız. Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilip Sayın  Cumhurbaşkanımızın onayının ardından Resmi Gazete'de yayımlanan bu anlaşma, dün  itibariyle Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi tarafından da  onaylanmıştır. Türkiye ne Kıbrıs'ta ne Ege'de ne de Doğu Akdeniz'deki hak ve  çıkarlarından en küçük bir taviz vermeyecektir. Ülkemiz, bölgede yaşanan  belirsizliklerden yakından etkilenirken Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve  NATO gibi kuruluşlar bu süreçte Türkiye'ye karşı üzerlerine düşen  sorumluluklarını ne yazık ki yerine getirmemişlerdir. Tüm bunlara rağmen  Cumhurbaşkanımızın liderliğinde devletimiz 'kendi göbeğini kendi kesmeyi' bilmiş,  uluslararası alanda söz sahibi, güçlü bir aktör haline gelmiştir." "YURT DIŞINA KAÇAN HAİNLER HESAP VERMEKTEN KAÇAMAMAKTADIR" Yurt içinde ve yurt dışında terörle kararlılıkla mücadele ettiklerini  söyleyen Oktay, "Güvenlik güçlerimiz ve silahlı kuvvetlerimizin etkin, caydırıcı  ve saygın nitelikleriyle yurt içinde Kıran ve yurt dışında da Pençe gibi  operasyonları başarıyla sürdürerek terör tehdidini kaynağında yok etmektedir.  Türk milletine ihanet eden FETÖ üyeleri gibi yurt dışına kaçarak kurtulacağını  zanneden hainler de Türk adaletine hesap vermekten kaçamamaktadır. Nerede  olurlarsa olsunlar bulup adalete teslim etmeye devam edeceğiz." dedi. "Artık başka ülkelerin belirlediği çerçevede değil kendi menfaatleri  çerçevesinde hareket eden; hem masada hem sahada kazanan bir Türkiye vardır."  diyen Oktay, Türkiye'nin insan odaklı politikasını sürdüreceğini belirtti. "SAVUNMA VE HAVACILIK İHRACATI 2 MİLYAR 188 MİLYON DOLARA ULAŞTI" Fuat Oktay, milli güvenliğin temini maksadıyla milli savunma sanayinin  gelişiminin ne denli önemli bir mesele olduğunun son yıllarda yapılan yurt içi ve  yurt dışı operasyonlarda kendini bir kez daha gösterdiğini vurgulayarak, son  yıllarda Savunma Sanayii Başkanlığınca yürütülen projelerin güvenlik güçlerinin  her geçen gün gelişimine katma değer sağladığını ifade etti. Savunma sanayi cirosunun 2002 yılında 1 milyar dolar düzeyinde iken  günümüzde 8 milyar 760 milyon dolara ulaştığına dikkati çeken Oktay, dünyanın en  büyük 100 savunma sanayii şirketi arasında bu yıl itibariyle 5 Türk şirketinin  yer aldığını bildirdi. Savunma ve havacılık ihracatının, 2018 yılı sonunda 2 milyar 188  milyon dolara ulaştığını bildiren Oktay, "2019 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki  yıla kıyasla da yüzde 37,7'lik bir artış sağlanan ihracatımızın yıl sonunda rekor  bir düzeyde gerçekleşmesini beklemekteyiz." şeklinde konuştu. Yerli taarruz helikopteri ATAK'ın sayısının 50'yi aştığını, özgün  genel maksat helikopteri GÖKBEY'in de ilk uçuşunu gerçekleştirdiğini anımsatan  Oktay, "ANKA insansız hava aracı hizmete devam ederken, AKINCI taarruzi insansız  hava aracı ise test uçuşlarına başlamıştır. Yüksek faydalı yük kapasiteli  insansız hava aracımız AKSUNGUR ise bu yıl sonu itibarıyla kullanıma hazır hale  gelecektir. Bunların yanında, Milli gemimiz MİLGEM'in dördüncüsü TCG Kınalıada,  yerli gemisavar füzemiz ATMACA silah sistemi entegre edilmiş halde, bu yıl  içerisinde Deniz Kuvvetlerimize teslim edilerek göreve başlamıştır. TCG Anadolu  çıkarma gemimiz ise suya indirilmiştir." ifadelerini kullandı. Savunma sistemleri üzerine çalışmaların da yoğun şekilde devam  ettiğini belirten Oktay, savunma sanayinde yerlileşme ve millileşme hamlesinin  2020 bütçe döneminde de güçlenerek süreceğini kaydetti.   Oktay, TBMM Genel Kurulunda görüşmelerine başlanılan 2020 Yılı Merkezi Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi'nin sunuş konuşmasında, 2020-2022 döneminde kamu gelir politikalarını büyümenin desteklenmesi, kamu harcamaları için finansman sağlanması, kalkınma ve gelir adaletinin desteklenmesi, ekonomimizin rekabet gücünün artırılması ve yurt içi  tasarruflara katkı sağlanması hedefleri doğrultusunda yürüteceklerini belirtti. "Ağustos 2018'de başlayan spekülatif kur saldırılarına karşılık  hükümetimizin proaktif bir yaklaşımla gelir politikalarıyla ilgili aldığı  tedbirler ekonominin canlanması için hayati rol oynamıştır." diyen Oktay,  bu  uygulamaların başında, akaryakıt ürünlerine yönelik uygulanan tavan fiyat sistemi  olan eşel mobil sisteminin geldiğini ifade etti. Petrol fiyatları veya döviz kurları kaynaklı akaryakıt fiyatlarının  artması durumunda ÖTV tutarının bu artış kadar azaltılması yoluyla pompa satış  fiyatlarını belirli seviyelerde tuttuklarını hatırlatan Oktay, şöyle devam etti: "Bu politikayla vatandaşlarımız ve üreticiler için fiyat yükünü  azaltmanın yanı sıra belli oranda kamu gelirinden vazgeçerek enflasyonun aşağıya  inme sürecine önemli oranda katkı sağladık. Buna ilaveten, 2019 yılında ekonomik  aktivitenin daha da canlanması için bir yıl süreyle uygulanmak üzere, tapu  harcında yüzde 25 indirim sağladık, konut ve bazı işyerleri alımında KDV'yi yüzde  18'den yüzde 8'e düşürdük. Beyaz eşya alımlarında ÖTV'yi sıfırladık, mobilyada  KDV'yi yüzde 18'den yüzde 8'e düşürdük. Ocak-Haziran dönemi için altı aylık  uygulanmak üzere, otomobil alımlarında yaklaşık yüzde 30 indirim sağladık. Ticari  araç alımlarında KDV'yi yüzde 18'den yüzde 1'e düşürdük." Bütçe disiplininden taviz vermeden belirli vergi indirimleriyle  büyümeyi ve dezenflasyon sürecini desteklendiği gibi, bütçenin gelir  performansını yükseltmek amacıyla kalıcı gelir kaynakları ile vergi tahsilatında  etkinliğin artırılması için çalışmaları devam ettirdiklerini vurgulayan Oktay, bu  çerçevede, kalkınma hedefleriyle uyumlu şekilde ihracat odaklı ve teknoloji  tabanlı bir üretim modeline geçmeyi öngördüklerini söyledi. "YENİ DÜZENLEMELERLE VERGİ TABANINI GENİŞLETECEĞİZ" Bu doğrultuda yüksek katma değerli üretime, nitelikli istihdama ve  ihracata dayalı bir büyüme modeli için 2019 yılında imalat sektörüne yönelik  ilave destekler sağladıklarına işaret eden Oktay, şöyle konuştu: "Önümüzdeki dönemde de ekonomi genelindeki rekabet ve verimliliği  artırmak üzere yüksek katma değerli üretim ve ihracatı artırmak için düzenlemeler  yaparak ekonomide öngördüğümüz yapısal dönüşümün temellerini sağlamlaştıracağız.  Buna yönelik olarak imalat sanayinde finansmana erişim kanallarını artıracağız.  KOBİ’lerden istenen teminat maliyetlerini hafifleteceğiz. Kredi Garanti Fonu  uygulamasını sanayi odaklı olarak geliştireceğiz. Katılım bankacılığı  enstrümanları ve bireysel emeklilik fonlarının sanayi projelerine yatırım  yapmasına yönelik düzenlemeleri uygulamaya koyacağız." Vergisel teşvikleri gelecek dönemde de tüm sosyo-ekonomik etkileriyle  ele alarak, vergi harcaması nitelikli tüm düzenlemeleri gözden geçireceklerini  dile getiren Oktay, mükerrer teşvik ve destekleri sadeleştirip, etkin olmayanları  kademeli olarak kaldıracaklarını bildirdi. Yeni düzenlemelerle vergi tabanını genişletecek, vergide adaleti  pekiştirerek, tahsilatta etkinliği artıracaklarını ifade eden Oktay, vergi  mevzuatının, daha basit ve anlaşılabilir hale getirilmesi amacıyla, mükellef  uyumunu da gözetecek şekilde sadeleştirilmesine yönelik çalışmaları da  kararlılıkla sürdüreceklerinin altını çizdi. Oktay, kayıt dışı ekonominin azaltılması için planlı bir mücadele  yürüterek kayıt dışı istihdam oranını, 2002 yılındaki yüzde 52,1 seviyesinden,  2018 yıl sonu itibarıyla yüzde 33,4'e indirdiklerini söyledi. "BÜTÇE, BÜYÜME VE KALKINMA HEDEFLERİNİ DESTEKLEYECEK" Oktay, 2020 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi'nin, küresel düzeyde finansal  dalgalanmaların ve ticaret savaşlarının yaşandığı, Türkiye'nin jeopolitik risk ve  tehditlere maruz kaldığı bir ortamda hazırlandığına dikkati çekerek, "Önümüzdeki  dönemde de On Birinci Kalkınma Planı ve Yeni Ekonomi Programı’nda ortaya konulan  hedeflere ulaşmak üzere 2020 yılı bütçemizde olduğu gibi, gerekli kaynakları  kademeli bir biçimde ayıracak ve bütçenin büyümeyi ve kalkınma hedeflerimizi  desteklemesine yönelik politikalarımızı sürdüreceğiz." ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin getirdiği avantajları da  kullanarak kamu yönetiminin ve kamu maliyesinin etkinliğinin daha da  artırılmasını sağlayacaklarını vurgulayan Oktay, "2020 yılı bütçemizin nihai  amacı vatandaşlarımızın refahını artırmak ve onlara daha hızlı ve kaliteli hizmet  sunumunu sağlamaktır.  Uluslararası alanda ise hükümetimizin tüm dönemlerinde  olduğu gibi, bu dönemde de ülkemiz bölgesinde yükselen ekonomik ve siyasi bir güç  olmaya devam etmektedir." dedi. Fuat Oktay, bütçeyi, mali disiplinden taviz vermeyecekleri, kamu  gelirlerinin artırılacağı, kamu harcamalarında etkinliğin sürdürüleceği ve  tasarrufların üretken alanlara yönlendirileceği bir yapı üzerine inşa ettiklerini  kaydetti. Öte yandan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay'ın, 2020 yılı bütçesini  sunuş konuşmasını yaptığı sırada Genel Kurul Salonu'na giren CHP Genel Başkanı  Kemal Kılıçdaroğlu, CHP milletvekilleri tarafından ayakta alkışlandı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de bütçe görüşmelerini Genel  Kuruldaki yerinden takip etti. HDP Eş Genel başkanları Pervin Buldan ve Sezai  Temelli ile çok sayıda milletvekili, Bahçeli ile tokalaştı. Oktay bütçe sunumunu yaparken AK Parti TBMM Grup Başkanı Naci Bostancı, AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş da Genel Kurul Salonu'nda  yer aldı. Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/siyaset/fuat-oktay-2020-buyume-hedefini-acikladi-6097009
Devamını Oku
Standard Post with Image

Dışişleri'nden yeşil ve gri pasaport açıklaması

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy:“ETIAS sisteminin hizmet ve hususi pasaport hamili vatandaşlarımıza uygulanmayacağı bir kez daha teyit edilmiştir” Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, "AB Komisyonu nezdinde yapılan girişim sonucunda, ETIAS sisteminin hizmet ve hususi pasaport hamili vatandaşlarımıza uygulanmayacağı bir kez daha teyit edilmiştir" dedi.Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Türk hizmet ve hususi pasaportlarının Avrupa Seyahat Bilgi ve Yetkilendirme Sistemi (ETIAS) dahilinde onay almaları gerekeceği yönünde yayımlanan haberler hakkındaki soruya cevap verdi. Dışişleri Sözcüsü Aksoy, "Basında, Türk hizmet (gri renk) ve hususi (yeşil renk) pasaportlarının, Schengen alanına girmeden önce, Avrupa Seyahat Bilgi ve Yetkilendirme Sistemi (ETIAS)çerçevesinde elektronik olarak ön onay almaları gerekeceği yönünde haberlerin yayımlandığı görülmüştür. Esasen, 2018 yılında kabul edilen ve 2022 yılından itibaren uygulanmaya başlanacak olan ETIAS sisteminin Schengen bölgesine vizesiz girme hakkına sahip olan hizmet ve hususi pasaport sahibi vatandaşlarımıza uygulanmaması, zamanında AB makamları nezdinde gerçekleştirdiğimiz girişimler neticesinde sağlanmıştı. Yine benzer haberlerin geçtiğimiz günlerde basında tekrar yer alması üzerine, AB Komisyonu nezdinde yapılan girişim sonucunda, ETIAS sisteminin hizmet ve hususi pasaport hamili vatandaşlarımıza uygulanmayacağı bir kez daha teyit edilmiştir. Bu çerçevede, son dönemde basında çıkan aksi yöndeki haberlere itibar edilmemesi gerekmektedir" ifadelerini kullandı. Kaynak: https://www.sabah.com.tr/gundem/2019/12/10/disislerinden-yesil-ve-gri-pasaport-aciklamasi
Devamını Oku
Standard Post with Image

Merkez Bankası cari işlemler verilerini açıkladı!

  Ekim ayında cari işlemler fazlası, bir önceki yıla göre 1 milyar 77 milyon dolar azalarak 1 milyar 549 milyon dolar oldu. Bunun sonucunda, on iki aylık cari işlemler fazlası 4 milyar 336 milyon dolar olarak gerçekleşti. TCMB'den yapılan açıklamada şöyle denildi: "Söz konusu gelişmede, bir önceki yılın aynı ayında 630 milyon ABD doları fazla veren ödemeler dengesi tablosundaki dış ticaret dengesinin bu yıl 924 milyon ABD doları açık vermesi etkili olmuştur. Altın ve enerji hariç cari işlemler fazlası ise, bir önceki yılın Ekim ayına göre 700 milyon ABD doları azalarak 5.332 milyon ABD doları olarak gerçekleşmiştir. Hizmetler dengesi altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler, bir önceki yılın aynı ayına göre 238 milyon ABD doları tutarında artarak 2.759 milyon ABD dolarına yükselmiştir.Birincil gelir dengesi kalemi altında yatırım geliri kaleminden kaynaklanan net çıkışlar, bir önceki yılın aynı ayına göre 116 milyon ABD doları azalarak 951 milyon ABD doları olmuştur. İkincil gelir dengesi kalemi kaynaklı girişler, bir önceki yılın aynı ayına göre 17 milyon ABD doları artarak 132 milyon ABD dolarına yükselmiştir. FİNANS HESABI Doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net girişler, bir önceki yılın aynı ayına göre 1.013 milyon ABD doları azalarak 448 milyon ABD doları olarak gerçekleşmiştir. Portföy yatırımları 2.729 milyon ABD doları tutarında net çıkış kaydetmiştir. Alt kalemler itibarıyla incelendiğinde, yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi ve devlet iç borçlanma senetleri piyasalarında sırasıyla 492 milyon ABD doları ve 929 milyon ABD doları net satış yaptığı görülmektedir. Yurt dışında gerçekleştirilen tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak, bankalar ve diğer sektörler sırasıyla 1.670 milyon ABD doları ve 25 milyon ABD doları net geri ödeme gerçekleştirmiştir. Diğer yatırımlarda 2.150 milyon ABD doları tutarında net giriş gerçekleşmiştir. Diğer yatırımlar altında, yurt içi bankaların yurt dışı muhabirlerindeki efektif ve mevduat varlıkları 4.058 milyon ABD doları net azalış, yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları ise 978 milyon ABD doları net artış kaydetmiştir. Yurt dışından sağlanan kredilerle ilgili olarak, bankalar, Genel Hükümet ve diğer sektörler sırasıyla 2.207 milyon ABD doları, 27 milyon ABD doları ve 304 milyon ABD doları net geri ödeme gerçekleştirmiştir. Resmi rezervlerde 1.871 milyon ABD doları net giriş gözlenmiştir." Kaynak: http://uzmanpara.milliyet.com.tr/haber-detay/gundem2/cari-islemler-hesabi-fazla-verdi/97000/97286/
Devamını Oku
Standard Post with Image

Google’dan Türkiye’ye lisans resti!

Rekabet Kurumu’nun, ABD’li teknoloji devi Google’a, haksız rekabete yol açması sebebiyle kestiği cezanın ardından Google’ın iş ortaklarına yazdığı mektubun ortaya çıkması, Türkiye’nin gündemine deyim yerindeyse bomba gibi düştü. Google’ın yaptığı yazılı açıklama ile doğruladığı gelişme, Türkiye mobil cihaz pazarıyla Google arasındaki ilişkileri de kopma noktasına getirdi. Google, hem iş ortaklarına hem de kamuoyuna yaptığı duyuru ile Türkiye’de piyasaya sürülecek Android işletim sistemli akıllı telefonlara, bundan sonra Google servislerini kullanabilmeleri için gerekli olan lisansı vermeyeceğini açıkladı. Hangi uygulamalar olmayacak? Buna göre 12 Aralık tarihinden sonra piyasaya yeni sürülecek olan Android işletim sistemli telefonlarda, Google Mobil Hizmetleri (Google Mobile Services, GMS) yer alamayacak. Bu yeni cihazlarda işletim sistemi olarak Android kullanılmaya devam edilebilecek ancak Google’ın şu mobil uygulamaları bu cihazlara yüklenemeyecek: Google Arama, Google Chrome, YouTube, Google Play Store, Google Drive, Gmail, Google Duo, Google Haritalar, Google Fotoğraflar, Google Play Filmler, YouTube Music. Dolayısıyla Samsung, Huawei, LG, Xiaomi, Oppo gibi yabancı Android telefon üreticilerinin yanısıra General Mobile ve Vestel gibi yerli markalar da yeni çıkaracakları Android işletim sistemli telefonlarda Google uygulamalarına yer veremeyecek. Ancak bu Google servislerine, uygulama yerine sözkonusu telefonların mobil web tarayıcıları üzerinden erişmek mümkün olabilecek. Google Play'den uygulama indirilemeyecek! Şunun da altını çizmekte fayda var; bu telefonlarda Google’ın resmi uygulama mağazası Google Play Store yer almayacağı için kullanıcılar telefonlarına uygulama indirebilmek için üretici markanın kendi mağazasındaki içeriklerle yetinmek zorunda kalacak. Ya da resmi uygulama mağazası yerine Google Play Store'un APK dosyasını telefonlarına indirip uygulamaları tek tek telefonlarına yüklemeleri gerekecek. Ki bu işlemin de aslında yasal olmayan, kopya yazılım olarak değerlendirildiğini ve kullanıcıların elindeki telefonları, garanti kapsamına çıkaracak bir adım olduğunu da hatırlatalım. Huaweı de benzerini yaşadı Benzer bir durum farklı bir sebepten kaynaklansa da Huawei’nin birkaç ay önce tanıttığı ve belirli pazarlarda satışa sunduğu Huawei Mate 30 modelinde yaşanmıştı. ABD ile Çin arasında yaşanan ticaret savaşı ve Huawei’ye uygulanan yaptırımlar çerçevesinde Google, Çinli şirkete yeni çıkaracağı telefon modelleri için GMS lisansı vermemiş ve Huawei Mate 30 modeli de Android işletim sistemi ile ancak Google uygulamaları olmadan piyasaya çıkmıştı. Kaynak: https://www.azonceoldu.com/yasam/googledan-turkiyeye-lisans-resti-65176
Devamını Oku
Standard Post with Image

TürkAkım doğal gaz boru hattı açılıyor

Rusya'nın doğal gazını Türkiye'ye ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya iletecek TürkAkım doğal gaz boru hattı bugün düzenlenecek törenle açılacak. Rusya'nın doğal gazını Türkiye'ye ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya iletecek TürkAkım doğal gaz boru hattının açılışı bugün İstanbul'da düzenlecek törenle gerçekleştirilecek. Haliç Kongre Merkezi'ndeki törene, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin, Sırbistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Aleksandar Vuçiç ve Bulgaristan Cumhuriyeti Başbakanı Boyko Borisov katılacak. Boru hattı 31 Aralık'ta gaz akışına hazır hale getirildi Rusya'nın Anapa şehrinden Kıyıköy'e uzanan ve 935'er kilometre uzunluğundaki iki hattan oluşan TürkAkım'ın inşaat süreci sona erdi. Anapa'da bulunan Russkaya Kompresör İstasyonu ve Türkiye Kıyıköy Alım Terminali de tamamlandı.  Rus gazını doğrudan Türkiye'ye iletecek TürkAkım boru hattı 31 Aralık 2019 itibarıyla gaz akışına hazır hale getirildi. Her bir hattı 15,75 milyar metreküp olmak üzere toplam 31,5 milyar metreküp gaz kapasitesi bulunan TürkAkım'ın 15,75 milyar metreküp kapasiteli ilk hattı Türkiye'ye gaz akışı sağlarken, aynı kapasiteli ikinci hat üzerinden Avrupa'ya gaz gönderilecek. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/turkakim-dogal-gaz-boru-hatti-aciliyor/1695772
Devamını Oku
Standard Post with Image

TİM Başkanı Gülle: Bu yıl ihracatta hedefimiz 190 milyar dolar

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle, ihracatçılar olarak 2019'u başarıyla bitirdiklerini, özellikle geçen yılın son ayında önemli bir artış yakaladıklarını söyledi. Bu paralelde yılın 9. günü geride kalırken, ihracatta ocakta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5'in üzerinde bir artışla gittiklerini aktaran Gülle, "Bu rakamları devam ettireceğiz gibi gözüküyor. İnşallah ocak ayına da geçen yılın üzerinde bir rekorla başlarız. Geçen yılki ocak ayı ihracatımız 14-15 milyar dolar civarındaydı. Şu anda buna göre bir yüzde 5 artış görünüyor." diye konuştu. Gülle, bu yıl ihracat hedeflerinin 190 milyar dolar olduğu bilgisini vererek, şunları kaydetti: "Biz bu yıl 190 milyar dolarlık ihracat hedefi bazında çalışacağız, bu rekoru genişletmek için üreteceğiz. Çok zorlu bir dünya ticaretinden geçiyoruz ama buna rağmen ihracatımızın artış trendinde gitmesi önemli. Ülkelerin ticaretlerini genişletmek için aldığı kararların etkisi mutlaka ticaretimize yansıyacak ama hayat devam ediyor. Dünyada insanlar tüketmeye devam ediyor. Küçülmek değil, artık bundan sonra bugüne kadar yaptığımız politika ve stratejilerin neticelerini alarak, daha katma değerli, daha moda tasarım ürünlerle, daha yüksek değerli ürünlerle ihracata devam edeceğiz. Hatta biz 190 milyar dolar değil, 200 milyar dolar seviyesindeki rakamları dile getiriyoruz. Hükümetimizin de desteğini alıyoruz. Biran evvel ikili rakamlara geçmemiz lazım." "Bu yıl sonunda ihracatımızı rekorla kapatacağız" İsmail Gülle, 2018'in Türkiye ekonomisi için önemli bir çelme olduğunu, bozulan dengelerin toparlanması ve tüm parametrelerin yerine konulmasının bir süreç aldığını ifade etti. Bu süreçte ihracat ailesinin büyüme ve gelişmeye verdikleri katkının son derece anlamlı olduğunu vurgulayan Gülle, "Gönül rahatlığı ile söylüyorum ki bu yıl sonunda ihracatımızı rekorla kapatacağız. Bunun altını dolduracak parametrelerimiz var, çalışmalarımız var. Bu çalışmaların neticesini biz rekor olarak görüyoruz. Dünyadaki konjonktürel gelişmelerin de çok anormal şeyler olmadığı takdirde ihracatımızı artıracağız." değerlendirmelerini yaptı. Gülle, ihracatın içerisinde yüksek teknolojili ürünlerin payının arttığına işaret ederek, bazı sektörlerde de değer olarak Avrupa ortalamasının üzerinde rakamların elde edildiğine dikkati çekti. Politikalar bazında ihracatın desteklendiğini anlatan Gülle, "Sayın bakanımızın açıkladığı gerek İVME, yani Türkiye'de üretilmeyen ürünlerin yatırımı bazında, gerekse diğer yatırım ve büyümelerle ilgili çok ciddi teşviklerin olduğunu görüyoruz. Bunların devreye girmesi de zaten bu söylediklerimizin altını dolduran önemli bir gösterge." dedi. Kurun ihracata etkisi Gülle, ihracatın 2019'u yüzde 2'nin üzerinde bir artışla kapattığını ifade ederek, "Yüzde 2 artışı miktar olarak çok daha fazla ama değer olarak bunu küçümsememek gerekiyor. Dünyanın belli büyük ekonomilerinin çok ciddi oranlarda düşüşlerle kapattığı bir ortamda yüzde 2 ile de bunu götürmek son derece önemli." dedi. Kurun ihracata etkisine de değinen Gülle, "Şu anda bizim ihracatımıza etkisi 5 milyar dolar seviyesinde. Bu son derece önemli. Sadece bir hesap yaparken kullandığınız bir çarpımdan dolayı kayıp. Diğer taraftan tabii maliyet bazıyla girdi maliyetlerinin dolar satışında Avrupa'ya satışında avro olduğu bir ortamda bir de böyle tersine durumla karşılaşıyoruz. Yani özellikle ABD'nin çelikle ilgili almış olduğu karar, Avrupa Birliği'nde otomobille ilgili yaşanan daralma var. Bu ikisinin üst üste koyduğunuz zaman yaklaşık iki kalem 10 milyar dolarlık bir ticaret kaybı çıkartıyor ortaya." değerlendirmelerini yaptı. "Türkiye, bu coğrafya için bir rol model" İsmail Gülle, ABD ile İran arasındaki gerilimin bölge ihracatına yansımasına ilişkin de değerlendirmede bulundu. Türkiye'nin çok zorlu bir coğrafi konumda bulunduğuna dikkati çeken Gülle, şunları söyledi: "Tarih boyunca hep böyle olmuş. Buradaki zenginlikleri, nimetleri, petrolü, enerji ve enerjiyle ilgili getirileri hiç bu bölge halkı yememiş, kullanamamıştır. Çok tezat bir görüntü var. Bu kadar değerli yer altı kaynakları var ama üstünde inanların fakirliği, kalkınmamışlığı var. O açından bu süreç öyle görünüyor ki en azından enerji burada olduğu sürece de devam edecek. Biz buna rağmen bu kadar olumsuz konjonktüre rağmen bir istikrar abidesi olarak hem yönetsel olarak hem de işlevsel olarak bunu koruyor olmamız bu bölge adına, bu bölgenin daha da kötü olmaması adına çok önemli bir duruştur." Gülle, Türkiye'nin bu coğrafya için bir rol model olduğunu belirterek, "Özellikle son yıllarda yapmış olduğu ataklar, yatırımlar, büyüme, teknoloji alanındaki, savunma sanayisindeki gelişmeler var. Biz yer altı kaynaklarımızla değil yer üstündeki insan kaynağımızla yatırımcımızla sanayicimizle bunu sağladık. O açıdan bu tür şeyler bize mutlaka ki istikrarın olduğu bölgeyle ilgili ticaretimizde bir avantaj getirir diye bekliyoruz. Özellikle bazı pazarlarla bunun olumlu etkilerini de kısa zamanda göreceğimiz kanaatindeyiz." diye konuştu. "Borsada kısa zamanda artış olması güzel, borsa istikrarın barometresi gibi" Bölgedeki ABD-İran gerginliğinin ihracata etkisine ilişkin soru üzerine Gülle, her gün yeni bir olayla karşılaşıldığını belirterek, "2019'da siyaset de ticaret de üzerine düşeni doğru yaptı. Herkes görevini iyi tamamladı. Dünyanın aklıselim liderlerin aklıselim başkanların yönetimine ihtiyacı var. Dünyanın çok kolaylıkla ayarının bozulduğunu görüyoruz. İki devlet başkanının açıkladığı olumlu hava hem bölgeyi hem de ekonomileri rahatlattı. Borsada kısa zamanda artış olması güzel. Borsa istikrarın barometresi gibi eğer orada artış varsa, güven ve huzur var demektir." diye konuştu.  Gülle, İngiltere'nin Brexit sürecini yönetmekte başarılı olamadığına işaret ederek, şunları kaydetti: "Bizler bu süreçten etkilendik. Bundan en çok otomotiv sektörümüz etkilendi. 500 milyon dolar seviyesinde ihracatımızda düşüş oldu. Bu kadar belirsizliğin olduğu ortamda ihracatımızı devam ettirmek de önemli. TİM ve bakanlık olarak sektörünü bilgilendirici çalışmalar yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Brexit'te artık anlaşmalı bir ayrılığın olacağı belli oldu. Eğer bu bizim kaldığımız pozisyonda kalarak çıkması durumunda çok sorunlu bir ayrılık değil. Bunun haricinde farklı bir ayrılıkla gelip sistemin dışında kalırsa bütün ülkelerle ticaret anlaşmalarına gideceği durum olursa bundan etkilenebiliriz. Ama bunu çok tercih edeceğini zannetmiyorum. Brexit'te fırsatlar olabilir. İngiltere'nin vereceği karar Türkiye'nin pozisyonunu belirleyecek. Gümrük Birliği açısından bunu iyi yönetmemiz bizler için önemli." "190 milyar dolar ihracatı 2019'da yapmamamız için hiçbir sebep yoktu" Avrupa Birliği (AB) ile olan Gümrük Birliği Anlaşması'nın güncellenmesi konusunda 2019 yılında hiçbir şey yapılmadığına dikkati çeken Gülle, bugün ihracat artışının sınırlı kalmasındaki en önemli etken Avrupa'daki daralma olduğunu kaydetti. Gülle, hem çelikte hem de otomobilde ciddi bir etkileşim görüldüğünü aktararak, "Hem otomotiv hem de çelik sektörümüzün negatif vermesinde AB ve ABD etkili oldu. Bu iki pazardaki etkileşimden dolayı negatif çıktı. 190 milyar dolar ihracat yapabilir miyiz? İnanın ki 190 milyar dolar ihracatı geçen sene yapmamamız için hiçbir sebep yoktu. Bu kadar olumsuzluğa rağmen ihracatı artı çıkarıyoruz. Olan işler elimizden kaydı gitti. Ama genel olarak siyaset siyasetini ticaret ticaretini yaptı." şeklinde konuştu. 'Faiz ve enflasyon dengesinin tek hanede tutulması gerekiyor' Gülle, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Uysal'ı, geçen yıl faiz indirimi yönünde aldığı kararlardan ötürü kutlayarak, kendisini en yakın zamanda ihracatçılarla bir araya getirmek üzere davet edeceklerini söyledi. Gülle, faizlerin seviyesi konusunda görüş ve açıklamalarının çok net olduğunu ifade ederek, faizi; "bir ülkenin gelişmesi ve büyümesinde son derece etkili zararlı bir gösterge." şeklinde nitelendirdi. Yüksek faizin yatırım kararları, maliyet, finansmana erişim ve ihracatı negatif etkilediğini anlatan Gülle, şunları kaydetti: "Sayın Başkanın cesurca aldığı ve 4 toplantıda 1200 baz puan faiz indirdiği dönem önemliydi. Para Politikası Kurulu toplantı sayısını bu yıl için 8'den 12'ye yükselterek her aya yaymasını da 'Olayı izliyoruz, izlemeye de devam edeceğiz' mesajını vermesi açısından önemli buluyoruz. Bundan sonraki süreci daha ince yöneteceğini tahmin ediyoruz. Çünkü aldığı faiz kararlarının enflasyona, yatırıma, yatırımcıya, üretime çok ciddi etkisi var. İhracatçı olarak da olayın bir kur-faiz balansında gitmemesi adına, buradaki alınan faiz kararlarının da kur üzerinde baskı yaratmadan, kurun istikrarını sağlayacak yönünde götürmesi bizim önemli beklentimiz.  Spekülatif bir kur beklentisinde değil, dengeli bir kur beklentisindeyiz. Bundan sonraki süreçte, daha önceki gibi büyük değil de ayar ayar, tek haneli faiz rakamlarına kadar inmesi konusunda desteğimizi ve isteğimizi bildiriyoruz. Türkiye'nin bazı şeylere aşması ve istikrarlı göstergeleri yakalamasında tek haneli faiz dönemi son derece önemli. Faiz ve enflasyon dengesinin tek hanede tutulması gerekiyor. Bu da piyasa ve fiyat istikrarı açısından son derece önemli." "Teşviklerin çokluğu değil, cesaretlendirici ve teşvik edici olması önemli" İsmail Gülle, kur seviyesinin ihracata etkilerine ilişkin, "İhracatçılar olarak kurun spekülatif artışlarından çok büyük bir nemalanma gibi ya da 'kurlar arttı, ihracat patlayacak' gibi bir görüntünün olmadığını biliyoruz. İhracata kurun etkisi 15 ya da 30 günlük etkilerle sınırlı kalıyor. Sonrasında yan etkileri oluyor. İhracatçılar olarak istikrarlı ve dengeli bir kur istiyoruz. Bu ihracatçılar için önemli." değerlendirmelerinde bulundu.  Bu yıl ihracatçının enflasyonla ezilmeyeceği, enflasyonla paralel gidecek bir kur istediklerini vurgulayan Gülle, "Kuru yüksek bir kazanç kapısı ya da zarar ettirecek bir argüman olarak görmek istemiyoruz." dedi. Gülle, teşvik mekanizmasının ihracatçılar için önemine işaret ederek, şunları söyledi: "Teşviklerin çokluğu değil, cesaretlendirici ve teşvik edici olması önemli. Teşviklerin verilmesinde, çeşitlenmesinde amaç nedir? Devlet sen bu işi yaparken ben bunu destekliyorum. Bu konuda büyümen ve kalıcı olman adına seni teşvik ediyorum. Bu bir bakıma ihracatçının devleti yanında hissetmesinin en önemli argümanlarından biri teşvikler. Bunu ihracatçı son derece anlamlı buluyor. Bu teşviklerin karşılığı alınmıştır ve karşılığı da devletimize başarı, ihracat ve rekor olarak geri gelmiştir. O açıdan teşviklerin amacına ulaştığını gönül rahatlığıyla söyleyebiliyoruz." Teşviklerin kullanımının ve ulaşılabilirliğinin kolaylaştırılmasının öneminden bahseden Gülle, bu konuda kendilerine de önemli görevler düştüğünü ifade etti. Gülle, ihracatçıların pazarlarda başarılı olması ve başarısını devam ettirmesi adına teşviklerin önemli bir rol üstlendiğini belirterek, "Devletimiz de bu konuda ihracatçının yanında. Biz verilen teşviklerin karşılığını ülkeye ihracat ve döviz olarak getiriyoruz. Devlet ve sanayicinin iş birliği içerisinde götürüyoruz. Teşviklerin teşvik ediciliğinden hiç vazgeçilmemesi, bu sistemin daha da desteklenmesi, basitleştirilmesi ve ulaşımının kolaylaştırılması son derece önemli." diye konuştu. "2019'da 17 bin 544 firmamız ihracat merhaba dedi" İsmail Gülle, 2018'in son çeyreğinin ve 2019'un ihracatçılar açısından önemli bir dönem olduğunu ve geçen yıl göreve geldikten sonraki süreçte yaşanan dışsal ekonomik müdahale sonrasında ihracatçıların hep bir rekor açıkladığını dile getirdi.  İhracatçının duruşunun ve tutumunun son derece anlamlı olduğunu dile getiren Gülle, her ay rekor açıklamanın yanı sıra her ay ihracata merhaba diyen yeni firmalarımı da açıkladıklarını aktardı.  İhracatın tabana yayılması adına bun çalışmaların önemli olduğunu vurgulayan Gülle, "Her ay yaklaşık 1500 firmamız vardı. 2019 yılında 17 bin 544 firmamız ihracat merhaba demiş, ilk defa ihracat yapmış ve yaklaşık 4,5 milyar dolar seviyesinde de bir ihracatı gerçekleştirmiş. Bizim ihracatımızın yüzde 65'ini ilk bin firmamız gerçekleştiriyor. Bu yüzden ihracatın tabana yayılması adına bu çalışma ve bu netice son derece önemli." diye konuştu.  Bu noktada 2019'un hem küçük ve orta ölçekli ihracatçıların ihracata katılması açısından hem de bu ihracat bilincinin yayılması, gelişmesi açısından anlamlı olduğuna dikkati çeken Gülle, TİM olarak bu çerçevede 2019 senesinde başta Anadolu olmak üzere bir çok yerde oldukça yoğun bir çalışma yaptıklarını anlattı. "Bu sene daha çok sahada olacağız"  Gülle, ihracatçıların, 2020 yılı için pazar çeşitliliği anlamında dinamik bir şekilde sahada olacağını belirterek, "Biz bu sene daha çok sahada olacağız. Daha çok ülke ziyareti, daha çok üst düzeyde temas daha çok ticaret ilişkisi olacak. Tamamen bizzat sahada terimizi akıtacağız. Dünyada ürün satmadığımız ülke yok. Neredeyse bütün ülke ve bölgelerin hepsine ihracat gerçekleştiriyoruz. Bu pazar çeşitlendirmesi açısından AB'ye ihracatımız yüzde 47'ler seviyesine düştü. Ama hem bu Orta Doğu ve Körfez ülkelerindeki ihracat payımız arttı hem de Afrika'daki ihracat payımız attı. Diğer bölgelerde mesela Asya-Pasifik'te de arttı ama oralarda daha nispeten sınırlı." dedi.  Avrupa Birliği'nin Türkiye için çok önemli bir pazar olduğunu vurgulayan Gülle, şöyle devam etti:  "Oturmuş bir düzenimiz var. Ama bizim bu ticari düzeni aşağı düşürmekten ziyade daha da geliştirmemiz gerekiyor. AB'nin bu Gümrük Birliği'nin düzenlemesi bunun için çok önemli. Bunu mutlaka gerçekleştirmemiz gerekiyor. Yani 190 milyar dolar ihracatı yapabilir miyiz diye değil 200 milyar dolar niye yapmıyoruz diye sormalıyız. Bizim bu anlaşmaları yaptığımızda mutlaka bu rakamların üzerine çıkacağız. 1 trilyon dolarlık Afrika'dan yüzde 1-1,5 üzerinde bir pay alıyoruz. Biz oralarda lojistikle daha fazla konumlanma, daha fazla yer alma adına çalışmalar yapıyoruz. Bizim bizzat sahada olup oradaki karşı kuruluşlarımızla, oradaki devletin temsilcilileriyle, sanayicileriyle, ihracatçılarıyla daha fazla ilişkide bulunup bizim bu ihracatımızı yükseltmemiz gerekiyor."  Gülle, ihracatın artırılması noktasında devletin kendilerine her türlü çözümü ve desteği sunduğunu ifade ederek, bu kadar devletin desteklediği bir sistemde artık ihracatçıların da daha fazla sahada olup, daha fazla üretim ve ihracat yapmamız gerektiğini dile getirdi. "İhracat büyümede lokomotif olmayı devam ettirecek" Gülle, katma değerli ürün ihracatının önemine işaret ederek, yüksek teknoloji ürün ihracatının yaklaşık yüzde 4 seviyesine çıktığını, savunma sanayi ve medikal alanındaki ihracat haberlerinin kendilerini çok mutlu ettiğini söyledi.  Türkiye'nin doğru bir yönde olduğunu, çok doğru işler ürettiğini vurgulayan Gülle, "İHA'lar, SİHA'lar, helikopterler, gemiler, tanklar... Özellikle kısa süre önce tanıtılan 2022'de yollarda göreceğimiz Türkiye'nin Otomobili'nin ihracatını gerçekleştirmek adına bizim ihracatçı birliğimiz büyük bir heyecan ve beklenti içerisinde. Onun ihracatını gerçekleştirmek ve onu dünyaya tanıtarak satmak bizler için en büyük gurur vesilesi olacak. Türkiye'nin uzun zamandır hasretle beklediği bu önemli projenin ihracatını gerçekleştirecek olmaktan büyük gurur ve mutluluk duyuyoruz." diye konuştu.  "2020'de Türkiye ile ilgili hiçbir olumsuz bir şey yok" Gülle, 2019'un ilk yarısında negatif bir büyüme olduğunu, bu negatif büyümenin pozitife çevrilmesinde ihracatın büyük katkı sunduğunu anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Son çeyrekte büyüme rakamlarının pozitif gelmesini bekliyoruz. Yıl bazında sıfırın biraz daha üstünde bir büyüme ile 2019'u bitireceğimizi gösteriyor. 2020 ile ilgili büyüme beklentilerimiz Yeni Ekonomi Programı'nda belirtildiği gibi yüzde 5 seviyesinde. Bazı uluslararası değerlendirme kuruluşlarının da buna benzer veya biraz altında oranlarla bu büyüme rakamını desteklediğini görüyoruz. 2020'de Türkiye ile ilgili hiçbir olumsuz bir şey yok. Hemen hemen bütün göstergeler büyümenin pozitif olacağı yönünde. 2019'daki ekonomiye zarar veren etkileri 2020'de büyümeyle ortadan kaldırmış oluyor. İhracat büyümede lokomotif olmayı devam ettirecek." Geçen yıl, Cumhuriyet tarihinde ilk defa ihracatçı sayısının ithalatçı sayısını geçtiğini vurgulayan Gülle, "87 bin ihracatçı, 77 bin ithalatçı var. Bu da bizim için güzel oldu. İhracatçının maliyetini düşürmek adına bizler de bazı önemli yapısal kararlar alıyoruz. Biz de birliklerimize giriş aidatını kaldırdık. İhracatçı bir kez üye olacak hiç aidat vermeden, yıllık bazda yaptığı işlerden dolayı ücret ödeyecek." dedi. "Türkiye'nin Otomobili'ni satmada, pazara ulaştırmada çok avantajlıyız" Gülle, otomotiv ihracatının önemine işaret ederek, Türkiye'nin Otomobilini heyecanla beklediklerini ve beklentilerin üstünde bir çalışma olduğunun görüldüğünü dile getirdi. Türkiye'nin Otomobili'nin ülkede milli bir heyecan ve talep yarattığını aktaran Gülle, "Bizler de bu heyecanı desteklemek adına birliklerimizin bünyesindeki araçları yerliye çevirmek adına bir karar aldık. İnşallah ihracatçı birliklerinde yerli arabamız olacak. Türkiye'nin çok ciddi bir yan sanayi gücü var. Bu bizim önemli bir gücümüz. Otomotiv ihracatımıza büyük destek sağlayacak otomobilimizin hem pazarlama hem de ihracatı ile ilgili ciddi çalışmalar yapacağız. Bu aracı satmada, pazara ulaştırmada çok avantajlıyız. Katma değerli ihracatımıza en büyük otomotivden gelecek inşallah." diye konuştu. Demir Grup Sivasspor'un performansı Gülle, ligin ilk yarısını lider kapatan Demir Grup Sivasspor'un performansına ilişkin ise şunlar kaydetti: "Ben Sivaslıyım. Sivas'ı da Sivasspor'u da yürekten destekliyorum. İnşallah bir Fenerbahçeli olarak da Sivasspor'un şampiyon olmasını yürekten destekliyorum. Anadolu'da çok büyük değişiklikler var. İhracat anlamında, gelişme ve yatırımlar anlamında. Sporda da bunu taçlandırırsa Sivassporumuz'la iftihar ederiz. Bu da Türkiye'deki değişimin, Türkiye'deki spor kültürünün, Türkiye'deki anlayışın da ne kadar farklı bir noktaya getirdiğini göstermesi açısından önemli. Bir Sivaslı olarak Sivasspor'la gurur duyuyoruz. İnşallah onu sezon sonunda şampiyon görebilirsek Türkiye'de herkes en az Sivaslılar kadar sevinir diye inanıyorum." Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/tim-baskani-gulle-bu-yil-ihracatta-hedefimiz-190-milyar-dolar/1697272
Devamını Oku
Standard Post with Image

Her 5 tüketiciden 3'ü şikayetinde haklı çıktı

Ticaret Bakanı Pekcan, tüketici hakem heyetlerine 2019'da 545 bin 237 başvuru yapıldığını ve 546 milyon 50 bin 537 liralık uyuşmazlığın değerlendirildiğini belirterek, alınan kararların yaklaşık yüzde 61'inin tüketici lehine sonuçlandığını bildirdi. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, AA muhabirine, tüketici hakem heyetlerinin, tüketiciler ile satıcı ve sağlayıcılar arasında oluşan uyuşmazlıkları, mahkemeye yansımadan, masrafsız, hızlı ve kolay bir şekilde çözüme bağladığını söyledi. Heyetlerin, kurulduğu 1995'ten bugüne kadar geçen sürede, 14 milyondan fazla başvuruyu karara bağlayarak hem yargının üzerinden önemli bir iş yükünü aldığını hem de tüketicileri haklarını arama konusunda cesaretlendirdiğini dile getiren Pekcan, heyet kararlarıyla tüketicilerin mağduriyetlerin önüne geçildiğini ifade etti. Pekcan, geçen yıl tüketici hakem heyetlerine, vatandaşlarca 545 bin 237 başvuru yapıldığını ve 541 bin 770 karar alındığını belirterek, "Bunların yaklaşık yüzde 61'i tüketici lehine sonuçlandı. Tüketici hakem heyetlerimiz, toplamda 546 milyon 50 bin 537 lira tutarında uyuşmazlığı değerlendirdi." dedi. Tüketicilerin olası mağduriyetlerini önlemek için hem tüketicileri hem de tacirleri tüketici hakları konusunda bilgilendirdiklerini anlatan Pekcan, "Vatandaşlarımızın tüketici haklarıyla ilgili bilinç düzeyini artırmak adına her türlü aracı ve platformu kullanıyoruz. Kamu spotları yayınlıyor, kitapçık, afiş ve broşürler basıyor, sektörle ve tüketici örgütleriyle toplantılar, çalıştaylar ve seminerler gerçekleştiriyoruz." diye konuştu. Pekcan, tüketicilere çağrıda da bulunarak, haklarını ararken bilinçli ve cesur olmaları ve haklarını aramaktan imtina etmemeleri gerektiğini kaydetti. En çok şikayet ayakkabı grubunda Ürün ve hizmet bazında değerlendirildiğinde geçen yıl tüketicilerin, tüketici hakem heyetlerine en çok 70 bin 698 ile ayakkabı konusunda başvurduklarını anlatan Pekcan, bu grubu 62 bin 110 ile cep telefonu, 41 bin 707 ile kredi tahsis ücreti (dosya masrafı), 31 bin 547 ile kredi kartı üyelik ücreti, 25 bin 157 ile internet abonelikleri uyuşmazlıklarının izlediğini söyledi. Sektörel dağılıma bakıldığında ise geçen yıl 265 bin 431 başvuru ile perakende ticaretin ilk sırada yer aldığını ifade eden Pekcan, bu sektörü 122 bin 659 ile finansal hizmetler, 71 bin 558 ile abonelik hizmetleri, 19 bin 417 ile ulaşım, sağlık, eğitim hizmetleri, 5 bin 682 ile turizm hizmetlerinin takip ettiğini bildirdi. Tüketici hakem heyetlerine yönelik hukuki, fiziki ve teknik çalışmalar yürüttüklerini de belirten Pekcan, bu faaliyetler sonucunda 2019'da ortalama karar alma süresini, yasal süre olan 6 aydan yaklaşık 3 aya düşürdüklerini kaydetti. e-Devlet ve Alo 175 Tüketici Danışma Hattı üzerinden başvuru kolaylığı Bakanlık bünyesinde oluşturdukları "Alo 175 Tüketici Danışma Hattı" ile tüketicilerin karşılaştıkları sorunlara çözüm yolları sunduklarına da işaret eden Pekcan, söz konusu hatta tüketicilerin insan sağlığı, can ve mal güvenliği açısından risk taşıyan ürünleri ve firmaları ihbar edebildiklerinin altını çizdi. Pekcan, vatandaşlara 2017 yılında tüketici hakem heyetlerine e-devlet üzerinden başvuru imkanı sağladıklarını, 2018'de e-Devlet üzerinden tüketici hakem heyetlerine 97 bin 791 başvuru yapıldığını hatırlattı. Başvuru sayısının geçen yıl 137 bin 731'e ulaştığını ve toplam başvuruların yaklaşık yüzde 25'inin e-Devlet üzerinden gerçekleştirildiğini ifade eden Pekcan, "e-Devlet üzerinden başvuru kolaylığı, vatandaşlar tarafından her yıl daha fazla benimseniyor. Hem tüketiciler hem iş erbabı hem de ihracatçılarımızın iş ve işlemlerini kolaylaştırmak için Bakanlık sistemlerindeki teknolojik altyapıyı sürekli iyileştiriyoruz." dedi.  Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/her-5-tuketiciden-3u-sikayetinde-hakli-cikti/1700126
Devamını Oku
Standard Post with Image

TİM, ilk yurt dışı temsilcilik ofisini Kıbrıs'ta açtı

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), inovasyon, küresel ticaretteki tecrübelerini aktarmak ve birlikte eğitim çalışmaları yürütmek üzere ilk yurt dışı temsilcilik ofisini, Kıbrıs Türk Sanayi Odası (KTSO) iş birliğiyle Lefkoşa'da hizmete açtı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), inovasyon, girişimcilik ve küresel ticaretteki tecrübelerini aktarmak ve birlikte eğitim çalışmaları yürütmek üzere ilk yurt dışı temsilcilik ofisini, Kıbrıs Türk Sanayi Odası (KTSO) iş birliğiyle Lefkoşa'da hizmete açtı. KTSO bünyesinde faaliyet gösterecek ofisin açılışına, KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Hasan Taçoy, KTSO Başkanı Candan Avunduk, TİM Başkanı İsmail Gülle, ihracatçı birlik başkanları ve Kuzey Kıbrıs Türk iş dünyasından çok sayıda sanayici ile ihracatçı katıldı. Törende konuşan TİM Başkanı İsmail Gülle, iki kardeş ülke arasında bölgesel ticaretin geliştirilmesi adına hayati bir çalışmaya imza attıklarını söyledi. KTSO çatısı altında TİM'in ve ihracatçı birliklerinin 83 yıllık ihracat tecrübesini Kıbrıs'a taşıyacaklarını belirten Gülle, şunları kaydetti: "Dış ticaret mevzuat altyapısından pazara giriş stratejisine, finansmana erişim modellerinden inovasyon, Ar-Ge, dijital dönüşüm, e-ihracat ve girişimcilik alanındaki çalışmalara kadar biriktirdiğimiz know-how'ı, Kıbrıslı soydaşlarımızla, iş dünyamızla daha da ileriye taşımak için buradayız. İki kardeş ülkenin ticaretini daha da ileriye götürecek, Kıbrıs Türk sanayi ve ticaret dünyasıyla ilişkilerimizi daha da derinleştirecek, konjonktür doğrultusunda değişen şartların ötesine geçecek, üretimde, sanayide ve sınır ötesi ticarette sürdürülebilir yarınlara beraber yürüyeceğiz." "Tüm bu tecrübelerimizi Kıbrıs'a aktarmaya hazırız" İsmail Gülle, "dış ticaret fazlası veren Türkiye" hedefine ulaşmanın tek yolunun; inovasyon, Ar-Ge, teknoloji transferi, markalaşma ve girişimcilik ekosistemini geliştirmek, dolayısıyla yüksek katma değer üretmekten geçtiğini vurguladı. Bu anlamda 4 yıldır başarıyla sürdürdükleri "İnoSuit-İnovasyon Odaklı Mentorluk Programı"nı, TİM KKTC Ofisi'nde faaliyete geçirdiklerini bildiren Gülle, "Bu çalışmalardaki en önemli destekçimiz TEB ile iş birliği içerisinde, 5 yıldır girişimcilik ekosistemini Türkiye geneline yaymaya çalışıyoruz. Bugüne kadar 10 ilimizdeki TİM-TEB Girişim Evleri'mizde 900'den fazla girişimcimizi yetiştirdik. Bu ekosistemin Kıbrıs'ta da oluşturulması adına, tüm bu tecrübelerimizi buraya aktarmaya hazırız." diye konuştu. Gülle, düzenledikleri yeni nesil ticaret heyetlerini, firmaların yeni pazarlara girişlerini kolaylaştıracak şekilde gerçekleştirdiklerini ifade etti. KKTC Ofisi'nin de bu heyetler için çalışmalarını genişleteceğini, Kıbrıslı firmaların ticaret heyetlerine dahil edilmesini sağlayacağını belirten Gülle, şöyle devam etti: "Türkiye'de yürürlükte olan dahilde işleme rejimi, ihracatta KDV alacakları, ihraç kayıtlı satış, sözleşmeli tarım destekleri ve tarım ihracatının desteklenmesi gibi tüm mevzuatsal altyapı konusunda TİM'in tecrübeleri, TİM KKTC Ofisi tarafından Kıbrıslı ihracatçılarımızla ve KKTC hükümetiyle paylaşılacak. Ayrıca, Eximbank'ın faaliyetlerini buraya da taşımak adına çalışmalarımızı genişleteceğiz. e-ihracat, ürün-sektör raporları, kağıtsız ihracat gibi dijital dönüşüm uygulamaları... Bunların hepsi adım adım Kuzey Kıbrıslı dostlarımızın bilgilerine sunulacak." Gülle, TİM'in ulusal ve uluslararası ölçekte büyük organizasyonlara imza attığına işaret ederek, bu organizasyonlarda Kıbrıslı ihracatçıları da paydaş olarak görmek istediklerini söyledi. Gülle, "Bu vesileyle bir müjdeyi de burada vermek istiyorum; 8. yılına giren İnovasyon Haftası'nda ve Tasarım Haftası'nda Kıbrıslı firmalarımız, dostlarımız, bu yıl onur konuklarımız olacak." dedi. "TİM'in KKTC Ofisi, birçok kapıyı açabilecek nitelikte" KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Hasan Taçoy da bugünün, kendileri için bir milat olduğunu belirterek, TİM'in KKTC Ofisi'nin birçok kapıyı açabilecek nitelikte olduğunu vurguladı. Dünyada birçok olumsuz gelişme yaşanmasına karşın KKTC'ye böyle bir girişimde bulunulmasının kendileri için mutluluk verici olduğunu dile getiren Taçoy, şunları kaydetti: "Gelişen dünya içinde savaşlar; toprak savaşı olmaktan çıkmış, daha fazla petrol, enerji savaşlarına dönüşmüştür. Bölgemiz, bu konuda çok önemli konumda. Güneydoğu Akdeniz ve Güneydoğu Akdeniz'in içinde yaşadığı durum bizleri çok yakinen ilgilendiren bir konudur. Özelikle KKTC'nin Kıbrıs sorununda içinde bulunduğu durum ve çözümsüzlüğün getirmiş olduğu tartışmaların ön koşulları bizleri çok daha farklı noktalara götürmektedir. Bugün Güneydoğu Akdeniz'de konuşulan 'bu bölge acaba bir Yunan-Rum gölüne dönüşebilir mi?' noktasında, ana vatan Türkiye'mizin attığı adımlarla daha farklı yerlere geldiğimizi hep birlikte idrak etmekteyiz. KKTC sınırları içerisinde, KKTC'nin birçok hakkının korunmasını ana vatan Türkiye ile daha düne kadar izledik. Bu sadece satranç oyununun belki de başlangıcıydı ve tek başına bu bölgeyi kendine ait ilan eden Rum ve Yunan'ın attığı adımlara karşı bir yanıttı. Akabinde Türkiye'nin Libya ile imzaladığı mutabakat, bu bölgede Türkiye'nin ağırlığını bir kez daha gündeme getirmiştir ve bölgenin önemini bir bu kadar daha artırmıştır. Bu bölge, net bir 50 yıl daha önemini devam ettirebilecek bölgedir. Çünkü enerji kaynaklarının tam üzerindedir." Taçoy, KKTC olarak 2020 için sektör seçip bu sektörlerdeki ihracatı artırmayı hedeflediklerini, bunu gerçekleştirebilmek için TİM gibi bir gücün yanlarında bulunmasının bir şans olduğunu vurguladı. TİM ile KKTC'de ihracat rekorlarına imza atmayı ve çift rakamlara ulaşmayı arzu ettiklerini dile getiren Taçoy, "Ar-Ge ve kuluçka merkezlerinin kurulması, teknolojinin geliştirilmesi, markalaşma gibi alanlarda Türkiye'nin destek sağlaması bizim için önemli. Ana vatan Türkiye, bizim dünyaya açılış kapımız. Biz de artık yavru vatan olmaktan çıktık, 36 yaşını doldurduk, bir yerde serhat vatan haline geldik. KKTC'nin sınırları ve ana vatan Türkiye'mizle imzaladığımız anlaşmalarla münhasır ekonomik bölge içerisinde en azından bu rüşdü ispat etmiş olduk." şeklinde konuştu. "Eximbank mekanizmalarından KKTC ihracatçılarının da yararlanmasını arzulamaktayız" KTSO Başkanı Candan Avunduk ise Türkiye'nin, 2019'da ihracatta rekor kırması, yıllardır sürdürülebilir bir şekilde ihracatını artırması ve yeni pazarlar bulma konusundaki başarılarının Kıbrıslı Türkleri gururlandırdığını ve cesaretlendirdiğini söyledi. Türkiye'nin son yıllarda örnek gösterilecek adımlarına karşın KKTC'nin ihracatında bir düşüş trendinin söz konusu olduğunu belirten Avunduk, KKTC'de 1980'lerde yüzde 50'lere kadar yükselen ihracatın ithalatı karşılama oranının, dışta Kıbrıslı Türklere karşı uygulanan haksız ambargolar, içte siyasilerin üretimle ilgili politikalara önem vermemesi ve ihracatla ilgili devlet politikası oluşturamaması nedeniyle yüzde 6'lara kadar düştüğünü anlattı. Bu anlamda KKTC olarak potansiyellerinin çok altında olduklarına işaret eden Avunduk, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bu durum, ülkemizin ihracatla ilgili kapasitesinin artırılmasının yanı sıra Türkiye'nin ihracatta yegane çatı kuruluşu olan TİM iş birliği içerisinde hareket edilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu çerçevede TİM KKTC Ofisi'nin açılmasının, KKTC'nin ihracatının artırılması açısından büyük bir milat ve şans olacağını düşünüyoruz. TİM'in bilgi ve tecrübesinden yararlanmak suretiyle KKTC'nin ihracatının geliştirilmesi yönünde devlet politikası oluşturulması, ihracatçıyı destekleyen ekosistemin yaratılması, Türkiye'deki ihracatçılara yönelik Eximbank'la ilgili mekanizmalardan KKTC ihracatçılarının da yararlanması ve KKTC için ulaşılabilir ve gerçekçi bir ihracat hedefi konulmasını da arzulamaktayız." KKTC için ihracatın ithalatı karşılama oranının 5 yıl içinde ikili hanelere çıkarılmasının hedeflenmesi önerisinde bulunan Avunduk, ülkenin sürdürülebilir büyümesinin ancak ve ancak üretimle mümkün olduğunu vurguladı. Avunduk, Doğu Akdeniz'deki gelişmelere değinirken, "Doğu Akdeniz'de Türkiye'miz ve Kıbrıslı Türkleri dışlamak suretiyle Yunanistan, İsrail, Mısır ve Kıbrıslı Rumların bölgedeki gerginliği tırmandıran girişimlerini kesinlikle kabul etmiyoruz." dedi. TİM KKTC Ofisi'nde yapılacak çalışmalar Verilen bilgiye göre, KKTC'de yatırım ortamının iyileştirilmesine katkı sağlanacak TİM'in KKTC Ofisi'nde, KKTC ihracatında yeni açılımlar sunacak olan mevzuatların geliştirilmesine yönelik know-how aktarımı yapılması sağlanacak. Öte yandan, KKTC’de ihracatın finansmanına yönelik imkanların artırılması için ortak çalışmalar yapılacak. Çalıştay, konferans, seminer, ortak komite, teknik heyet ziyaretleri, bilgi paylaşımları aracılığıyla mutabakata varılmış alanlarda ortak proje ve faaliyetler düzenlenecek. KKTC ve Türkiye'den ihracatçılar arasında iş birlikleri oluşturulması amacıyla diyalog kanalı oluşturulacak. Taraflarca mutabık kalınan devlet kurum ve kuruluşları nezdinde girişimleri gerektiren ekonomiye yeni ihracatçı kazandırılması, genç girişimciler yetiştirilmesi, inovasyona yönelik farkındalık oluşturulmasına yönelik eğitim ve mentorluk bazlı çalışmalarda TİM tarafından bilgilendirme desteği sağlanacak. TİM ayrıca, ticaretin dijitalleşmesi ve e-ticaret konusunda KTSO'ya teknik ve eğitim desteği verecek. KKTC'de katma değer, teknoloji ve rekabet edebilirlik seviyesi yüksek, ihracatı yapılabilecek yatırım alanları tespit edilecek.Türk ihracatçıların örgütlendirilmesi, Türk ihracatının artırılması, Türk ürünlerinin tanıtımı ve bilinirliğinin artırılması amacıyla KTSO tarafından duyuru, tanıtım, reklam çalışmaları yapılacak. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/tim-ilk-yurt-disi-temsilcilik-ofisini-kibrista-acti/1700141
Devamını Oku
Standard Post with Image

2023 yılını çok sağlam sanayi ve teknoloji altyapısıyla karşılayacağız

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank: "Yıl boyunca atacağımız adımlarla, bu büyüme oranlarını orta ve uzun vadeye de yaymaya devam edeceğiz. Türkiye 2023 yılını, çok sağlam bir sanayi ve teknoloji altyapısıyla karşılayacak." dedi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, şehir merkezindeki bir otelde organize edilen, "Milli Teknoloji, Güçlü Sanayi" İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, katılımcılara Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın selamlarını iletti. Gümüşhanelilerin, Erdoğan'ın Gümüşhane'ye olan sevgisini bildiklerine işaret eden Varank, kente ziyaretlerde kendisine defalarca eşlik ettiğini ancak bakan olarak ilk kez gelmenin bugüne nasip olduğunu söyledi. Varank, Gümüşhane'nin yerinin kendileri için başka olduğunun altını çizerek, "Çünkü sizler, millete hizmet yolunda dolu dolu geçirdiğimiz 17 yıllık dönemde, bizi hiç yalnız bırakmadınız. 2002'den bu yana yapılan tüm seçimlerde liderinizin arkasında durdunuz, AK Parti'yi her seferinde birinci parti olarak çıkardınız. Bizim de sizi yalnız bırakmamız söz konusu olamaz. Dolayısıyla biz sadece seçim dönemlerinde oy istemek için kapı çalan bir anlayışta değiliz. Bizim özledikçe bir Gümüşhane'yi görmemiz, Gümüşhanelilerle şöyle bir kucaklaşmamız lazım. İnşallah bu toplantıları ilerleyen dönemlerde de devam ettireceğiz." diye konuştu. "Başarıya giden yolu, sizlerle birlikte yürüyeceğiz" "Türkiye yatırımlar öncülüğünde büyüsün" diye Bakanlık olarak tüm imkanları seferber ettiklerine dikkati çeken Varank, "Ancak bu şekilde ülkemizi hem teknoloji geliştirmede hem de rekabetçi üretimde dünyanın sayılı güçlerinden biri haline getirebiliriz. Sizler kaynaklarınızı yatırımlara yönlendirdikçe Türkiye güçlenecek, Türkiye daha da büyüyecek." ifadesini kullandı. Varank, ekonomik görünümün günbegün canlandığına işaret ederek, şu değerlendirmede bulundu: "Geçen senenin üçüncü çeyreğinden itibaren büyüme eğilimine geçmiş durumdayız. Faizler düşüyor. Enflasyon hedefin de altında kaldı. Ekonomiye olan güven artmaya devam ediyor. İç talep canlanıyor. İhracatta rekorlar kırıyoruz yani dış talep cephesi de aslında gayet kuvvetli. Dolayısıyla bu sene ekonomik büyümenin güçlendiği bir yoldayız. Yıl boyunca atacağımız adımlarla, bu büyüme oranlarını orta ve uzun vadeye de yaymaya devam edeceğiz. Türkiye 2023 yılını, çok sağlam bir sanayi ve teknoloji altyapısıyla karşılayacak." İddialı olmakla beraber, oldukça gerçekçi hedeflerinin bulunduğunu dile getiren Varank, başarıya giden yolu, değerli iş insanlarıyla beraber yürüyeceklerini söyledi. Varank, Bakanlık olarak, sanayicilerin üretime daha sıkı sarılması için yenilikçi politikalar geliştirdiklerine dikkati çekerek, Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı'nın bunlardan bir tanesi olduğunu aktardı. Bu programla yerlileşme alanında benzersiz bir işe giriştiklerini belirten Varank, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ne demek istiyorum kısaca özetleyeceğim, bakınız 2018 Ağustos ayında ekonomik temellerimizden bağımsız birçok ciddi dış şokla karşılaştık. Bunun sonucunda döviz kurlarında yukarı yönlü ciddi bir dalgalanma gösterdi. Yurt dışından ithal edilen her şeyin fiyatı da artmış oldu. Bu da maliyet artışı olarak sanayicimize, üreticimize ciddi şekilde yansıdı. İşte biz dedik ki Türkiye aslında bu ithalatın önüne geçebilir. İşte Hamle adını verdiğimiz programımız da aslında bunu amaçlıyor. Programı oluştururken, sanayideki mevcut kabiliyetlerimizi ölçtük ve nerelerde sıçrama yapabileceğimizi değerlendirdik. Bakınız biz burada hem alıcıyı hem de satıcıyı aynı anda destekleyeceğimiz bir model oluşturduk." Varank, programa başvuranların, Bakanlığın sunduğu tüm desteklere tek pencereden erişebildiğini ifade ederek, "İlk çağrıya makine sektöründe çıktık ve oldukça yoğun bir taleple karşılaştık. Sadece tek bir sektörde çıktığımız yani makine sektöründe çıktığımız çağrıya toplamda 5,3 milyar liralık yatırım başvurusu yapıldı. Şimdi bu başvuruları değerlendiriyoruz, inşallah sonuçlarını nisan ayında açıklayacağız. Ayrıca yılın ilk yarısında kimya, ilaç, tıbbi cihaz, otomotiv, elektronik ve raylı sistem araçları gibi alanlarda yeni başvuruları da ilan edeceğiz." dedi. Bu programda Gümüşhane'den de firmalar görmek istediğini dile getiren Varank, "İlimiz özellikle madencilik ve gıda sektöründe güçlü bir şehir. Bunun gibi programlar, farklı sektörlere yatırım yapmak isteyenler açısından çok iyi fırsatlar sunuyor." diye konuştu. Bakan Varank, bir diğer vizyoner programlarının da işletmelere sundukları sermaye mekanizmalarıyla ilgili olduğunu kaydederek, şunları söyledi: "Biz bu amaçla biri bölgesel kalkınma diğeri de teknoloji ve inovasyon alanında olmak üzere iki yeni fon kurduk. Burada bizim paydaşımız Türkiye Kalkınma Bankası, böylece 750 milyon liralık kaynağı teknolojiyi, sanayiyi ve yeniliği odağına alan işletmelere aktaracağız. Bakın bu fonlar yatırımcımıza ortak olacaklar ve sizleri bankalara faiz ödemekten de kurtaracak. Finansman alanında sizlere sağladığımız bir başka kolaylığımız daha var. KOSGEB, KOBİ Finansman Destek Programı. Bu programla işletmelere 18 aya kadar yatırım, 36 aya kadar da finansman desteği sağlayacağız. Biliyorsunuz kredi faizlerindeki düşüş eğiliminden sonra işte KOSGEB bunu da dikkate alıp, bankalarla yaptığı protokolleri güncelledi. Şu an finansman maliyetlerinin tamamını KOSGEB'imiz karşılayabiliyor yani istediğiniz zaman KOSGEB'e başvurabileceğiniz bu programlarla faiz ya da kar payı ödemeksizin bankalardan kredi kullanabileceksiniz." Bakan Varank, Gümüşhane Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İsmail Akçay'ın konuşmasında bu süreçteki başvuru koşullarında birtakım teknik zorluklardan bahsettiğini anımsatarak, "Belki biz KOSGEB olarak burada bir program yapabiliriz ve gelir burada süreçlerin nasıl işlediğini anlatabilirler. Aslında süreçlerimiz çok zor değil, hepsi online gerçekleşiyor ama biz burada bir programı hayata geçiririz." dedi. "Biz inşallah elimizden gelen desteği vermeye hazırız" Varank, kendisine iletilen talepler doğrultusunda Gümüşhane özelinde birkaç konuya özellikle değinmek istediğini söyledi. Organize sanayi bölgesinin altyapı desteği ve genişleme süreciyle ilgili taleplere değinen Varank, şöyle devam etti: "Biz inşallah elimizden gelen desteği vermeye hazırız, biraz önce telefon ettirdim, benim plandan haberim yoktu, salı günü inşallah plan onaylanarak buraya gelecek. Bunda hızlıca hareket edebiliriz. Diğer alanlarda da başvurularınızı bize iletirseniz bütçe imkanları çerçevesinde elimizden gelen desteği verebiliriz. Teşviklerden yeterince yararlanamadığınızı bize gelen taleplerde ifade etmişsiniz. Bakınız biz son 7 senede Gümüşhane'de 500 milyon liralık sabit yatırımı teşvik ettik. Tabii burada şunu da vurgulamam gerekiyor; biz bu sene teşvik sistemimizle ilgili kritik adımlar atacağız. Teşviklerimizi daha esnek bir yapıya kavuşturacağız. Yani yatırımcılarımız projelerini hayata geçirmek için ihtiyaç duyduğu destekleri adeta kendileri belirleyebilecekler. Bu sene içerisinde bu alanda yaptığımız çalışmaları biz kamuoyu ve değerli iş insanlarımızla paylaşacağız." Varank, Gümüşhane'de bir Türk Standardları Enstitüsü (TSE) temsilciliği açılması talebine ilişkin, "Bunun için de arkadaşlarımla gelmeden önce görüştüm. Bugüne kadar TSE şehirde sadece 29 belgelendirme faaliyeti yapmış. Ölçü tartı aletlerinin periyodik bakımlarıyla ilgili, evet doğru bu seneden itibaren biz Bakanlığımızın bu sorumluluğunu TSE'ye devrettik ama bütün tedbirlerimizi de aldık, bir sıkıntı yaşanmasını beklemiyoruz ama yine de bunu da tekrar arkadaşlarımızla değerlendirip ona göre nihai kararlarımızı veririz." ifadesini kullandı. Şehit Necmettin öğretmenin adı İŞGEM'de yaşatılacak Bu toplantının hemen ardından Gümüşhane'nin en büyük yatırımlarından biri olan İş Geliştirme Merkezi'nin resmi açılışını yapacaklarına işaret eden Varank, 8-8,5 milyon avroluk bu yatırımın, Bakanlığın Rekabetçi Sektörler Programı sayesinde hayat bulduğunu kaydetti. Varank, buraya şehit öğretmen Necmettin Yılmaz'ın ismini vermek istediklerini dile getirerek, "İnşallah ismini bu şekilde vereceğiz. Bu topraklardan yetişmiş, vatan sevgisiyle dolu gencecik bir fidanımız, terör örgütü PKK tarafından şehit edildi. Biz şehidimizin aziz hatırasını ismiyle bu merkezde yaşatmak istiyoruz." diye konuştu. "Küçük sanayi sitesiyle ilgili de orada tüzel kişilikle biz muhatap olabiliyoruz, eğer siz tüzel kişiliği kurunca bize başvurursanız orada da bütçe imkanlarımız çerçevesinde elimizden gelen desteği vereceğiz." ifadesini kullanan Varank, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kalkınma ajanslarından ve bölge kalkınma idarelerinden burada bahsettiniz, elbette biz bu iki kurumumuzu en verimli şekilde değerlendirmek istiyoruz çünkü yerelin potansiyeli çok önemli, kalkınma yerelden başlıyor, biz yerelin potansiyelini hayata geçirecek ekonomik yapıları kurabilirsek bu ülkenin kalkınması açısından da çok önemli. Ben arkadaşlarımla sürekli görüşüyorum ama bundan sonra pozitif ayrımcılık da olacak şekilde Gümüşhane'mizin projelerine daha bir dikkatli bakacağız, Gümüşhane'de yerel potansiyeli nasıl harekete geçirebiliriz, bunu daha dikkatli bir şekilde gündemimize alacağız." Varank, Gümüşhaneli iş insanlarından kentin gelişmesine katkı sunmalarını isteyerek, "Sayın Aydın Doğan'ın son zamanda medyayı sattıktan sonra nakit anlamında elinde büyük bir sermaye olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla bu şehrin ihtiyaçlarına dönük hem de ileride kendisine rahmet olacak şekilde bu şehre katkı sağlayabilirse tabii ki faydalı olur. Ben şehrimiz için önemli projeleri kendisine ulaştıracağım, oradan da iş adamımızın desteğini almış oluruz." diye konuştu. Bakan Varank, KOSGEB konusundaki değerlendirme süreçlerine ilişkin ilgililerle konuşacağını, o süreleri kısaltmak için elinden gelen gayreti göstereceğini vurguladı. "Bu işin püf noktası, birlik ve beraberlik" Hiçbir terör örgütüne göz açtırmadıklarını vurgulayan Varank, şunları kaydetti: "Sınırlarımızda peydahlanmak istenilen terör devletine de müsaade etmeyeceğimizi tüm dünyaya gösterdik, bu yönde özellikle adımlarımızı attık, operasyonlarımızı sürdürüyoruz. Tabii bu işin püf noktası, birlik ve beraberlik. Devletle millet bir ve beraber oldukça, Allah'ın izniyle hiç kimse bu ülkenin tek bir karış toprağına göz dikemez. Zaten güvenlik güçlerimiz, Allah nazarlardan saklasın, hem içeride hem dışarıda oldukça başarılı operasyonlarını yürütüyorlar. Zeytin Dalı, Fırat Kalkanı, Barış Pınarı, Pençe, Kıran, hangi operasyon gerekiyorsa o operasyonu hayata geçiriyorlar. Biz de siyasiler olarak, terörün üzerine en sert şekilde gidiyor, bu konuda en ufak bir zaaf göstermiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde nasıl ki bu ülkenin başına bela olan yüzlerce dertten kurtulduysak inşallah bu terör belasından da ebediyen kurtulacağız." Varank, terörle mücadele etmenin hem çok boyutlu hem de oldukça meşakkatli bir süreç olduğuna işaret ederek, "Çünkü terörle mücadele ettiğinizde kutsalı olmayan, ilke tanımayan, insan bile diyemeyeceğimiz kişileri karşınıza alıyorsunuz. Bazıları bir dinin, bazıları bir etnik kökenin maskesine bürünse de terörle mücadele ettiğinizde inançsızları, vatansızları karşınıza alıyorsunuz ve en önemlisi terörle mücadele ettiğinizde aslında cehaletin ta kendisiyle mücadele ediyorsunuz." dedi. "Terörün panzehri eğitim diyoruz" Terör örgütlerinin ekseriyetinin hedefinde çocuklar, gençler olduğuna dikkati çeken Varank, "Çünkü tarihinin farkında olan, nereden geldiğini bilen, okuyan, araştıran, kendini geliştiren hiçbir genci terör örgütü esir alamaz. İşte bu yüzden terörün panzehri eğitim diyoruz." ifadesini kullandı. Bakan Varank, tüm anne babalara, ağabeylere, hocalara, öğretmenlere ve siyasilere büyük işler düştüğünü vurgulayarak, konuşmasını şöyle tamamladı: "Ancak ve ancak vatanını seven, adil ve cesur gençler yetiştirerek terörü yenebiliriz, tamamen kökünü kazıyabiliriz. İşte bunun en güzel örneği tek başına bir ordu olan şehit öğretmenimiz Necmettin Yılmaz. Urfa'da öğretmenlik yapan Necmettin kardeşimiz bayramda ailesini ziyaret etmek için memleketine giderken teröristler tarafından alçakça şehit edildi ama arkasında gözyaşlarını değil, 'Vatan sağ olsun' diyen bir ana babayı, 82 milyonun duasını, 'Büyüyünce ben de Necmettin öğretmen gibi olacağım' diyen onlarca genci bıraktı. İşte terörle mücadele etmek demek, Necmettinler yetiştirmek demektir. Rabbim Necmettin öğretmenimize ve tüm şehitlerimize rahmet eylesin." Açılış konuşmalarının ardından basına kapalı devam eden toplantıya, Vali Kamuran Taşbilek, AK Parti Gümüşhane Milletvekili Cihan Pektaş, Gümüşhane Belediye Başkanı Ercan Çimen, Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Halil İbrahim Zeybek, İl Genel Meclisi Başkanı Mehmet Emin Erdoğdu, Gümüşhane Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İsmail Akçay, AK Parti Gümüşhane İl Başkanı Celalettin Köse, AK Parti Bayburt İl Başkanı Hacı Ali Polat, diğer ilgililer ve iş insanları katıldı. Kaynak: https://www.azonceoldu.com/gundem/2023-yilini-cok-saglam-sanayi-ve-teknoloji-altyapisiyla-karsilayacagiz-66306
Devamını Oku
Standard Post with Image

104 milyondan fazla yolcu uçtu

Atatürk, Sabiha Gökçen ve İstanbul havalimanlarını 2019'da kullanan yolcu sayısı, önceki seneye göre 1 milyon 547 bin 788 kişi artarak 104 milyon 123 bin 394'e ulaştı. Geçen yıl toplamda 104 milyon 123 bin 394 kişinin seyahat ettiği İstanbul havalimanları, önceki seneye göre, yolcu sayısını 1 milyon 547 bin 788 kişi arttırdı. Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğü verilerinden derlenen bilgiye göre, Atatürk, Sabiha Gökçen ve İstanbul havalimanlarındaki toplam yolcu ve sefer sayısında 2019'da artış yaşandı. Geçen yıl Atatürk Havalimanı'ndan toplam 16 milyon 72 bin 534 yolcu seyahat etti. Bu dönemde iç hatta 4 milyon 227 bin 132, dış hatta 11 milyon 845 bin 402 kişi havalimanını kullandı. Yoğunluğu her yıl giderek artıran Sabiha Gökçen Havalimanı'nda ise 2019'da iç hatta 21 milyon 415 bin 596 dış hatta 14 milyon 57 bin 256 yolcu ağırlandı. Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan geçen yıl 35 milyon 472 bin 852 yolcu geliş-gidiş yaptı. İstanbul Havalimanı'nda geçen yıl 52 milyon 578 bin 8 yolcu seyahat ederken, iç hatta 12 milyon 720 bin 826, dış hatta 39 milyon 857 bin 182 yolcu taşındı. Geçen yıl, kentteki havalimanlarından yapılan seferlerle iç hatta 38 milyon 363 bin 554, dış hatta 65 milyon 759 bin 840 olmak üzere toplam 104 milyon 123 bin 394 yolcu seyahat etti. Önceki sene 102 milyon 575 bin 606 yolcunun ağırlandığı İstanbul'daki havalimanlarında bu yıl, 1 milyon 547 bin 788 yolcu artışı sağlandı. İstanbul Havalimanı'ndan 329 bin 799 sefer Geçen yıl, Atatürk Havalimanı'nda iç hatlarda 38 bin 818, dış hatlarda 99 bin 421 sefer düzenlendi. 6 Nisan'dan itibaren sadece özel ve kargo uçuşlarının yapıldığı havalimanından 2019'da toplam 138 bin 239 sefer gerçekleştirildi. Aynı dönemde Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan 235 bin 72 sefer icra edildiği istatistiklere yansıdı. Geçen yıl, iç hatta 135 bin 161, dış hatta 99 bin 911 sefer bu havalimanından düzenlendi. İstanbul Havalimanı ise 2019'da yoğun bir dönemi geride bıraktı. İç hatta 82 bin 325, dış hatta 247 bin 474 olmak üzere 329 bin 799 sefer bu havalimanından yapıldı. İstanbul'daki havalimanlarından geçen sene iç hatta 256 bin 304, dış hatta 446 bin 806 olmak üzere toplam 703 bin 110 iç ve dış hat seferi düzenlendi. Önceki sene 697 bin 696 sefer yapılan İstanbul'daki havalimanınlarında, 2019'da oluşan toplam hava trafiğinde 5 bin 414 uçuşluk artış yaşandı. Avrupa Hava Seyrüsefer Emniyeti Teşkilatı (EUROCONTROL) verilerine göre, Avrupa'da geçen yıl toplam 11 milyon 100 bin sefer yapıldı. Kıtada bu dönemde icra edilen seferlerin yaklaşık yüzde 6'sı İstanbul havalimanları merkezli düzenlendi. Kaynak: https://www.azonceoldu.com/gundem/104-milyondan-fazla-yolcu-uctu-66304
Devamını Oku
Standard Post with Image

BDDK'dan taksit düzenlemesi: 6 aydan 3 aya düşürüldü

BDDK, havayolları, seyahat acenteleri ve konaklama ile ilgili yurt dışına ilişkin harcamalarda taksitlendirme sürelerini altı aydan üç aya düşürdü. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, havayolları, seyahat acenteleri ve konaklama ile ilgili yurt dışına ilişkin harcamalarda taksitlendirme sürelerinin altı aydan üç aya düşürülmesine karar verdi. BDDK'dan yapılan açıklamada şöyle denildi: "Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 10/01/2020 tarihli ve 8792 sayılı Kararı ile Banka Kartları ve Kredi Kartları Hakkında Yönetmeliğin 26 ncı maddesinin yedinci fıkrası uyarınca, 11/01/2019 tarihli ve 8198 sayılı Kurul Kararı ile belirlenen kredi kartlarında taksitlendirme sürelerinin havayolları, seyahat acenteleri ve konaklama ile ilgili yurt dışına ilişkin harcamalarda altı aydan üç aya düşürülmesine karar verilmiştir." Kaynak: https://www.azonceoldu.com/ekonomi/6-aydan-3-aya-dusuruldu-66333
Devamını Oku
Standard Post with Image

Bakan Kasapoğlu: 'Spor Kulüpleri ve Federasyonları Yasası' yakın bir zamanda Meclis gündemine alınacak

Gençlik ve Spor Bakanlığınca Ankara'da düzenlenen, Türk sporunun mevcut sorunları ve çözüm önerilerinin ele alınacağı "Spor Kulüpleri ve Federasyonları Çalıştayı" başladı. The Green Park Hotel'de 5 gün sürecek çalıştayın açılış konuşmasını yapan Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, 2019 yılında pek çok branşta önemli başarıların elde ediğini vurguladı.  A Milli Futbol Takımı'nın 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası'na gitmeye hak kazandığını hatırlatan Kasapoğlu, dün A Milli Kadın Voleybol Takımı'nın 2020 Tokyo Olimpiyatları'na vize almasıyla bir gurur daha yaşadıklarını dile getirdi. "Hiçbir başarı tesadüfi değil." diyen Bakan Kasapoğlu, şöyle devam etti: "Spor camiamız yükselen bir ivmeye sahip. Sayın Cumhurbaşkanımız, belediye başkanlığı döneminden beri spora önem veriyor. Cumhurbaşkanımızın üstün gayretleriyle "Spor tesisleri devrimi' gerçekleşti. Cumhurbaşkanımızın göstermiş olduğu vizyon çerçevesinde yapılan çalışmalarla ülkemizin 4 bir yanında tesis eksiklerimizi tamamladık. Avrupa'nın en modern tesislerine, statlarına sahibiz."  Kasapoğlu, sporun tabana yayılması için kadın erkek, genç yaşlı, engelli engelsiz demeden bütün vatandaşların spora eşimlerini sağladıklarını vurgulayarak, "Artık niteliklerimizi artırmak ve başarıların sürekliliğini sağlamak için Türk sporunda, insan odaklı yapısal reformlar hayata geçirme amacımız var." şeklinde görüş belirtti. "Daha fazla elit sporcu yetiştirmenin gayreti içerisindeyiz" Bakan Kasapoğlu, antrenör eğitim, sporcu lisans, vize ve transfer yönetmeliğinde değişiklikler yaparak, spor üzerindeki bürokrasiyi azaltıp, süreçlerin hızlanmasına yönelik önemli bir adım attıklarını kaydetti. Sportif yetenek taramasını da sürdürdüklerine değinen Kasapoğlu, "Herhangi bir spor dalına yeteneği olan gençlerimizi küçük yaşlarda keşfederek, ilgili spor dallarına yönlendiriyor ve o alanlarda nitelikli bir şekilde eğitim almalarını sağlıyoruz. Bu şekilde de ülkemizin sahip olduğu genç nüfus potansiyelini sonuna kadar kullanarak olimpik sporcu havuzumuzu olabildiğince geliştirmek ve nihayetinde de daha fazla elit sporcu yetiştirmenin gayreti içerisindeyiz." ifadelerini kullandı. Sporcular ve aileleri için büyük problem olan 'Spor mu, eğitim mi?' ikilemini ortadan kaldırma yolunda vakıf üniversiteleriyle önemli bir mutabakata imza attıklarına işaret eden Kasapoğlu, sözlerini söyle sürdürdü: "Artık gençlerimiz hem kampüste eğitimini hem de sahada sporunu yüzde 100 burslu bir şekilde yapabilecekler. Bu şekilde sporcularımızın karşı karşıya olduğu dezavantajlı durumun ortadan kalkmasını amaçladık. Yine 2020 yılında 1 milyon kişiye yüzme öğretme hedefiyle başlattığımız yüzme bilmeyen kalmasın projemiz var. Öte yandan yerel yönetimlerimizle, kamu kurum ve kuruluşlarımızla, bakanlıklarımızla güçlü işbirliklerine imza atıyoruz. 10 bin pota olarak adlandırdığımız projemizle, ülkemizin dört bir yanına çok amaçlı açık hava spor yerleşkeleri inşa ediyoruz. Tesislerimizin tamamını 24 saat vatandaşlarımızın kullanımına açtık. Günün her saati, rahatlıkla spor yapılabilecek imkanları milletimizin hizmetine sunduk." "En büyük görev spor kulüplerimize düşüyor" Bakan Kasapoğlu, spor kültürünü yaygınlaştırmak ve her yaştan herkesin daha fazla spor yaptığı Türkiye hedefine ulaşmak için dinamik bir şekilde canla başla çalışmayı sürdürdüklerini belirterek, "Onlarca projemizle, toplumun bütün kesimlerini kapsayan spor faaliyetlerimizle sporun bir hayat tarzı haline gelmesinin önündeki engelleri birer birer ortadan kaldırıyoruz. Bu noktada sporun tabana yayılmasında en büyük görev altını çizmek isterim ki spor kulüplerimize düşüyor." diye konuştu.  Kasapoğlu, Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bütün imkanları spor kulüpleri için kullanmaya çalıştıklarını ifade ederek, "Ancak bu noktada maalesef önemli sıkıntılar var. Tesisler gelişti, imkanlar genişledi, spor pazarı içerisinde ülkemizin elde ettiği pay arttı, uluslararası organizasyonlar ülkemizde daha fazla yer almaya başladı ancak federasyonlar ve kulüpler noktasında idari ve mali anlamda olması gereken noktada değiliz. Mevcut yapı ve anlayışla kulüplerimizin, bilhassa futboldaki faaliyetlerini sürdürmeleri pek mümkün görünmüyor." değerlendirmesinde bulundu.  Mevcut durumun iyi analiz edilmesi gerektiğini vurgulayan Kasapoğlu, "Bu endüstrinin dinamolarından biri haline gelmek istiyorsak, analitik bir şekilde yaklaşarak futbola bütüncül bir bakış açısı getirmek mecburiyetindeyiz. Sorunların çözüm yollarını enine boyuna tartışmak zorundayız. Mevcut ortaklıkların ve mevcut varlıkların değerini artıracak stratejiler artık üretilmelidir. Reklam, sponsor, maç başı gelirleri artıracak eylem planlarını hayata geçirmeliyiz." şeklinde konuştu. "Küresel rekabette, özel sektörden ve devletten gelecek destek çok önemli" Bakan Kasapoğlu, sponsorların spor ekonomisinin yapıtaşları olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti: "Maalesef Türk sporunda muhtelif nedenlerle sponsorlar noktasında azalış yaşandığını hep birlikte görüyoruz. Küresel rekabette, özel sektörden ve devletten gelecek destek çok önemli. Ama bunun dengeli olması lazım. Bu açığı sadece devlet üzerinden kapatmaya çalışmak, devleti en büyük sponsor yapar ki bu da sürdürülebilir bir sistem oluşturmak için rasyonel bir adım değildir. Sponsorların sistemden çıkış nedenleri doğru analiz edilmeli ve onlar yeniden sektöre kazandırılmalıdır. Fakat esas konu, kulüplerimizdeki yönetim zafiyetleri olarak ortaya çıkıyor."  Almanya, Fransa, İngiltere gibi; idari, mali ve sportif yönden bir yeniden yapılanma sürecine girilmesi gerektiğini söyleyen Kasapoğlu, "Özellikle futbolumuzun artık kendi değerini, idari, mali ve sportif anlamda çağdaş ve gerçekçi yöntemlerle, uluslararası bakış açısına uygun strateji ve planlarla şekillendirmesi gerekiyor. Çünkü global çapta sportif başarının, finansal ve idari disiplinle eş zamanlı gerçekleştiği bir çağda yaşıyoruz. Kulüplerin idari ve mali disiplini yakalamaları için liyakat sahibi kimselerin yönetim kadrolarına dahil edilmesi gerekiyor." diye konuştu.  "Yasal düzenlemeler problemlerin çözümü için ilk adımlardır" Kasapoğlu, ülkedeki kulüp yapılarının, Avrupa'da hatta dünyada eşine pek az rastlanır bir çeşitlilik gösterdiğini dile getirerek, şunları söyledi: "Dernek, anonim şirket, müessese, branş ve belediye kulüplerimiz var. Bu durum, yasal anlamda sorunları da beraberinde getiriyor. Milli irademizin tecelligahı Gazi Meclisimiz, üzerine çalıştığı bizim de teknik ve veri desteği verdiğimiz 'Spor Kulüpleri ve Federasyonları Yasası'nı yakın bir zamanda gündemine alacak. Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak bütün paydaşlarımızla, bilgi, birikim ve tecrübe paylaşımı noktasında Gazi Meclisimizin emrindeyiz. Elbette yasal düzenlemeler problemlerin çözümü için ilk adımlardır. Uygulamalarıyla bu çözümleri sürekli kılacak olanlar, spor kulüplerimizdir. Kulüplerimizin, içinde bulundukları bu girdaptan çıkmaları için herkes elini taşın altına koymalıdır."  Bakan Kasapoğlu, altyapıların sözde değil, gerçekte hayata geçirilmesi gerektiğini dile getirerek, "Önümüzdeki süreç futbolcu yetiştirme, futbolcu ihracatı, Türk futbolu için markalaşma süreçlerinin hızlandığı bir dönem olacak. Öyle gençler yetiştirmeli, öyle kadrolar çıkarmalıyız ki milli takımımızın da eli güçlensin." dedi. Katılımcı anlayışla ortak aklın işletildiği ve bu kapsamda bir ilk olma özelliği taşıyan "Spor Kulüpleri ve Federasyonlar Çalıştayı"nın fırsat olarak görülmesi gerektiğini belirten Kasapoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: "Önümüzdeki 5 gün boyunca hep beraber bütün fikirlerimizi, analizlerimizi, tespitlerimizi masaya yatıracağız. Sorunlarımızın tamamını kapsamlı bir biçimde ele alarak, çözüm önerileri üreteceğiz. Spor camiamızın en önemli isimleri, bütün tarafları, bakanlığımızın bütün paydaşları bizlerle beraber. Öncelikli ve birincil hedefimiz, güçlü bir spor kültürü oluşturmaktır. Planlı gelişmenin, büyümenin, sürdürülebilir başarının, ekonomik zorlukları aşmanın yollarını birlikte bulacağız. Sadece cesaretle eski hatalarımızla yüzleşelim ve yeni bir başlangıç için samimi şekilde takım ruhunu oluşturalım."  Çalıştayın ilk gününde "Türk Sporunda Gelecek Stratejileri" ve "Türk Futbolunda Finansal Sorunlar ve Çözüm Önerileri" ele alınacak.  İkinci gün "Türk Futbolunda Sportif Sorunlara Çözüm Önerileri" ile "Türk Futbolunda Marka Yönetimi" başlıkları görüşülecek. Üçüncü gün ise "Spor Kulüplerinin Hukuki Sorunları ve Çözüm Önerileri" oturumu yapılacak.  Çalıştayın son üç gününde olimpik ve paralimpik dalları da kapsayan bütün branşlardaki kulüpler ve federasyonlar ile Türk sporunun sorunları ve çözüm önerileri istişare edilecek.  Çalıştaya Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Nihat Özdemir, A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörü Şenol Güneş, kulüp ve federasyon başkanları katılıyor.  Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/spor/bakan-kasapoglu-spor-kulupleri-ve-federasyonlari-yasasi-yakin-bir-zamanda-meclis-gundemine-alinacak/1700755
Devamını Oku
Standard Post with Image

Bakan Turhan: Kanal İstanbul Projesi'ni 2026 gibi tamamlamış olacağız

Kanal İstanbul'a neden ihtiyaç duyulduğuna açıklık getiren Turhan, İstanbul Boğazı'nın uluslararası deniz taşımacılığında kullanılan bir su yolu olduğunu ve çok yoğun deniz trafiğine maruz kaldığını söyledi. Turhan, bu su yolunun yatay olarak İstanbul'un her iki yakasında oturan vatandaşlarca sabah ve akşam saatlerinde çok yoğun olarak kullanıldığını, buradaki 57 iskeleden Boğaz'ın her iki yakasında deniz taşımacılığı amacıyla yararlanıldığını bildirdi.  İstanbul'un turizm açısından önemine dikkati çeken Turhan, kente gelen yerli ve yabancı turistler için yapılan Boğaz turu amaçlı deniz trafiğinin de yoğun olduğunu dile getirdi.  Turhan, "Böyle bir ortamda, giderek artan ticari taşımacılıkla Boğaz'ın deniz trafiği için dünyanın en riskli geçiş yollarından biri olması İstanbul Boğazı'nda yaşayan insanların hayatını tehdit ediyor. Birinci nedenimiz bu. Yani Boğaz ve çevresinde yaşayan insanların hayatı risk altında. İkincisi, İstanbul'u İstanbul yapan Boğaz sahillerinde yer alan tarihi eserler. Bu eserler insanlığın malı. İstanbul pek çok medeniyete beşiklik yapmış, bunların hepsinin izleri, eserleri var. Bizim milletimizin de 800 yıla varan tarihi değerleri var. Hepsini korumak ve saklamak istiyoruz. Geçmiş insanlığın mirası olan bu eserleri gelecekteki nesillerin emaneti olarak görüyoruz, bunları kollamamız ve korumamız lazım. Bunları tehdit eden riskleri azaltmamız gerekiyor. Bu su yolunu kapatamıyoruz ancak kullananların uyması gereken kuralları koyuyoruz, şartları belirliyoruz." diye konuştu.  "Geçen gemi sayısı azaldı, yük miktarı arttı" Turhan, Boğaz trafiğine yönelik bilgisi olmayanların "Kanalın yapılmasına gerek yok, zaten bedava geçiş yapılan su yolu varken neden yeni kanal kullanılsın" yönünde eleştirilerde bulunduğunu hatırlatarak, Boğaz trafiğine ilişkin verileri paylaştı.  Son 15 yılda İstanbul Boğazı'ndan geçiş yapan gemilerin sayısının yıllık ortalama 48 bin 296 olduğunu belirten Turhan, şöyle konuştu: "Bu rakam, zaman zaman 50 binin üzerine çıktı. Son 5 yılın ortalaması 42 bin 258. Düşmüş ve giderek düşüyor rakamlar. 'Demek ki Boğaz kullanılmıyor' gibi bir anlayışla bu rakamları söyleyenler, kendi tezlerini güçlendirmek için bunu kullanıyor ama gerçekler böyle değil. Son 3 yıl ortalaması da 41 bin 731 ama 2005, 2006 ve 2007 yıllarının ortalaması 55 bin 426. Çok yüksek bir rakam. Son üç yıl ortalaması 41 bin ve 2019 yılında 41 bin 112 geçiş olmuş. Bu rakamlar İstanbul Boğazı'nı kullanan, uğraksız olarak transit geçen deniz trafiği, şehir içi trafiği değil. O da her geçen gün artıyor. Gemi geçiş rakamlarında son 15 yılda yüzde 25'lik azalma olduğunu görüyoruz. Yani 48 bin 296'dan 41 binlere düşmüş ama bu gemilerin taşıdığı yük miktarında yüzde 53'lük artış var. İşte bizi de en fazla korkutan, ürküten geçen yükün miktarı ve geçen yükün içindeki tehlikeli madde miktarı. LNG, doğal gaz, kimyasal madde, petrol, patlayıcı madde taşıyor. 10 yıl önce geçen yükün yüzde 25'iydi tehlikeli madde miktarı, şimdi bu yüzde 35'in üzerine çıktı. Tehlikeli madde miktarında yüzde 11'lik artış var ve bu giderek artıyor." Turhan, geçmişte Boğaz'da tehlikeli madde taşıyan bir geminin yaptığı kazayı anımsatarak, bu kazanın Boğaz'ın çıkış noktasında olmasının, olayın sadece maddi hasarla atlatılmasını sağladığını söyledi. Bu geminin 1 kilometre daha Boğaz'ın içinde olması halinde, Karaköy, Moda, Sirkeci ve Beşiktaş civarındaki evlerin tamamında hasar olacağını ve ölümlü bir kazanın meydana gelebileceğine dikkati çeken Turhan, "Başka bir risk daha var, Boğaz'ın güney tarafında yani Marmara Denizi'ne yakın yerdeki Boğaz trafiğinin riski. Bunu Boğaz'ı geçen gemileri kullanan kaptanlar söylüyor, en riskli yer Sarıyer ile Marmara Denizi arasındaki kıvrımlarda, bizim tabirimizle keskin virajlarda. Bu keskin virajları geçmişte 50-100-150 metrelik araçlar manevra rahatlığında geçerken şimdi 200-250-300 metre ağır yük taşıyan araçlar bu manevraları yapmak zorunda kalıyor." ifadelerini kullandı.  "Amacımız deniz trafiğinin güvenli ve emniyetli sağlanması" Özellikle son yıllarda İstanbul Boğazı'nı kullanan araçların geçişinde birtakım sınırlamalar getirdiklerini anlatan Turhan, riskli boyuttaki yük ya da gemilerin trafik ve hava şartlarının uygun olduğu zamanda geçişlerine izin verdiklerini dile getirdi. Turhan, "Bizim buradaki maksadımız 'deli dumrul muhasebesi' yapmak değil. Benim köprümden geçersen 1 dolar geçmezsen 2 dolar gibi bir niyetimiz yok. Kanal İstanbul Projesi'nde amacımız, ülkemizde deniz trafiğinin güvenli ve emniyetli sağlanması, insanların, değerlerin korunmasıdır. Amacımızın bu trafikten para kazanalım, bunu gelire, kara döndürelim değil., İstanbul Boğazı'nın güvenliğini giderek artan risklerini azaltmak." diye konuştu. Projenin hazırlık aşamasında uluslararası denizcilik konusunda uzman bir Hollanda firmasına Boğaz trafiğinde gelecek dönemde olacak artışa ilişkin bir rapor hazırlattıklarının bilgisini veren Turhan, ilgili fizibilite raporlarının hazırlandığını aktardı.  Turhan, İstanbul Havalimanı'nın da Atatürk Havalimanı'nın ihtiyaçları karşılamaması gerekçesiyle yapıldığını anımsatarak, şunları kaydetti:  "İstanbul Havalimanı'na uçuş izni isteyen ülkelere biz hayır diyorduk. Onlar da bizim bazı taleplerimize mütekabiliyet esası gereği hayır diyorlardı. Bizim kaybımız oluyordu. Örneğin Çin'e hayır diyorduk. Çin son yıllarda çok hızlı gelişen bir ülke, İstanbul Havalimanı'na uçmak istiyordu. Ülkemiz bulunduğu konum itibarıyla Afrika, Asya, Avrupa kıtalarının tam kalbinde bulunuyor. Coğrafi avantajlarımızı ülkemiz için ekonomik büyüklüğe, gelire dönüştürmek istiyoruz. Biz ülkemizi bir lojistik üs yapmak, uluslararası ticarette bir köprü, bir kavşak olarak kullanılmasını istiyoruz." Uluslararası 7 kara yolu ve 5 demir yolunun Türkiye'den geçtiğini bildiren Turhan, bu yolların ulaşım standardının yükseltilmesi halinde gelire ve ticaret yapılan ülkelerle olan diplomatik ilişkilere olumlu yansıyacağını ifade etti. Turhan, "Örneğin Orta Asya ülkelerinin Avrupa'ya, Afrika'ya yapacağı ticarette geçiş yollarını onlara yasaklasam, onlara kota koysam, bizim de onların da zararına olur. Biz de Orta Asya'ya mal satmak istiyoruz. Ticaretimiz Orta Asya'ya, Güney Asya'ya, doğru kayıyor. Karşılıklı olarak kazan-kazan, çıkarları koruma anlayışıyla bunu yapıyoruz. Kanal İstanbul bu manada çok önemli." değerlendirmesinde bulundu.  "Amacımız yeni bir su yolu kapasitesi oluşturmak" Turhan, ulaşımda yeterli kapasite sağlanmadığı durumlarda ticarette önemli kayıplar yaşandığına dikkati çekerek, şöyle konuştu:  "Biz kimseyi boşuna bekletmiyoruz. 25 bin yıllık geçiş kapasitesi olan bir su yolundan takip mesafesini kısaltarak 41 bin geçiriyoruz. Atatürk Havalimanı'nda da bunu yapıyorduk. 1200 olan iniş kalkış kapasitesini uçakların seyir iniş kalkış arasındaki sınırları son limitinde kullanarak 1400'lere 1500'lere çıkarıyorduk. Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nü niye yaptık. İstanbul Boğazı'ndan gerek bizim nakliyecilerimize gerekse Orta Doğu'dan, Kafkasya'dan, Orta Asya'dan Güney Asya'dan Avrupa'ya gidip gelenlere sabah 06.00 ile 10.00, akşam 16.00 ile gece 22.00 arası 'Dur kardeşim geçemezsin' diyoruz. Adamlar zulüm çekiyor, gelir kaybı oluyordu." Bakan Turhan, "Bizim amacımız burada bu koridoru, bu suyu yolunu kullanan insanların emniyetli ve güvenli bir şekilde geçebileceği yeni bir su yolu kapasitesi oluşturmak. Yapacağımız yeni kanalın geçiş kapasitesi Boğaz'ın 2,5 katının üstünde 3 katına yakın olacak." ifadelerini kullandı. "Kanal İstanbul'dan günde 185 gemi geçirebileceğiz" Bakan Turhan, "Otoyol standardındaki Kanal İstanbul'dan güvenli şekilde günde 185 gemi geçirebileceğiz. Şu anda Boğaz'dan 118-125 gemi geçirebiliyoruz." ifadelerini kullandı. "Yıllık 5 milyar dolar gelirimiz olacak" Hesaplara göre Kanal İstanbul'dan geçecek gemilerden alınacak paranın, asgari yıllık net 1 milyar dolar civarında olduğunu belirten Turhan, "68 bin kapasiteli kanaldan 50 bin gemi geçtiğinde yıllık 5 milyar dolar gelirimiz olacak, bu rakamlara gelecekte ulaşacağız." diye konuştu. Turhan, "Kanaldan çıkarılacak kazıyı Durusu Gölü ve Karadeniz arasındaki falezlerde dolgu olarak kullanacağız. Oluşan alanı mesire yeri yapacağız." dedi. "Yapım maliyeti toplam 15 milyar dolar" "Milli menfaatler söz konusu olunca herkes esas duruşa geçecek, yerini, yetkisini, sorumluluğunu bilecek, çalışacak, millete hizmet edecek." diye konuşan Turhan, Kanal İstanbul'un projelendirilmesinden sonra yapım maliyetini toplam 15 milyar dolar, inşaat maliyetini 10 milyar dolar olarak belirlediklerini dile getirdi. Turhan, Kuzey Marmara Otoyolu 7. kesiminde Hasdal, Hadımköy, Başakşehir, Bahçeşehir, Esenyurt'u bağlayacak yolun ihalesine gelecek ay çıkacaklarını bildirdi. "Projeyi 2025 sonu 2026 gibi tamamlamış olacağız" Bakan Turhan "Kanal İstanbul'a 2020'de kazmayı vurursak, projeyi 2025 sonu 2026 gibi tamamlamış olacağız. Kanal İstanbul Projesi ile Hollandalı, Belçikalı, Fransız firmalar ilgileniyor. Hepsi bu işlerde uzman firmalar." dedi. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/politika/bakan-turhan-kanal-istanbul-projesini-2026-gibi-tamamlamis-olacagiz/1700681
Devamını Oku
Standard Post with Image

Cep telefonu taksitlerinde yeni düzenleme!

Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmeliğe göre fiyatı 3500 TL’nin üzerinde olan cep telefonu alımı amacıyla kullandırılan krediler 6 aydan 3 aya düşürüldü. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) bankaların kredi işlemlerine ilişkin yönetmelikte yaptığı değişiklik bugünkü Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre, fiyatı 3500 TL’nin üzerinde olan cep telefonu alımı amacıyla kullandırılan kredilerin vadesi üç ayı aşamayacak. Önceki sınır 6 aydı. Fiyatı 3500 TL’nin altındaki cep telefonu alımlarında kullanılan krediler ise eskiden olduğu gibi 12 aya kadar taksitlendirilebilecek. Halen; tüketici kredilerinin vadesi 60 ay, nihai fatura  değeri 120,000 TL ve altında olan taşıt alımı amacıyla  kullandırılan kredilerin vadesi 60 ay, nihai fatura değeri 120,000 TL'nin üzerinde olan taşıt alımı amacıyla kullandırılan krediler ile taşıt teminatlı kredilerin vadesi 48 ay, bilgisayar alımı amacıyla kullandırılan kredilerin vadesi 12 ay, tablet alımı amacıyla kullandırılan kredilerin vadesi altı ayla sınırlandırılıyor. Seyahat harcamalarında da düşürülmüştü Yönetmeliğe eklenen bir fıkrayla, BDDK, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşünü alarak, bu maddede yer alan sınırlamaları değiştirmeye veya bu konuda ilave sınırlamalar getirmeye yetkili kılındı. BDDK dün de kredi kartıyla yurtdışı seyahatlerde havayolu, konaklama ve tur paketi harcamalarında taksit sayısını 6’dan 3’e indirmişti. Kaynak: https://www.azonceoldu.com/gundem/cep-telefonu-taksitlerinde-yeni-duzenleme-66381
Devamını Oku
Standard Post with Image

TBMM'de uluslararası anlaşmalara ilişkin 5 kanun teklifi kabul edildi

TBMM Genel Kurulunda, uluslararası anlaşmaların uygun bulunmasına ilişkin 5 kanun teklifi kabul edildi. TBMM Genel Kurulunda, uluslararası anlaşmaların uygun bulunmasına ilişkin 5 kanun teklifi kabul edildi. Müzakerelerin ardından kabul edilen kanun teklifleri şöyle: - Türkiye ile Gana Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi - Türkiye ile Zambiya Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunmasına İlişkin Anlaşmanın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi - Türkiye ile Fildişi Sahili Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi - Türkiye ile Çad Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi - Türkiye ile Somali Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi. FETÖ tartışması Teklifler üzerindeki görüşmelerde söz alan CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, bugün bir gazetenin, "FETÖ CHP'nin eseri" manşetiyle çıktığını belirterek, "Bu manşetleri nereden örnek alıyorlar? Siyasette attıkları her adımda örnek aldıkları gibi Hitler'in propaganda bakanı Goebbels'ten alıyorlar. Goebbels'in taktiği ne? 'Bir yalan ne kadar büyükse ve ne kadar çok tekrarlanırsa inanan çıkar.' diyor. Aslında havuz medyası ve haram medyası uzunca bir süreden beri bu işi yapıyor." dedi. Ağbaba, CHP Grubu'nda, Pensilvanya'ya giderek başına türban bağlayan, fotoğraf çektiren bir kadın milletvekili bulunmadığını belirterek, "Sizde var." ifadesini kullandı. AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, "Ağbaba'nın kullandığı dilin iyi bir dil olmadığı" değerlendirmesinde bulunarak, "Kendi istemediği haberi yapınca hemen 'havuz medyası', 'haram medyası' tarzı ithamların çok yanlış olduğu kanaatindeyim." dedi. Turan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu FETÖ denilen lanet örgüt 50 yıldan beri var. Bu, AK Parti'nin döneminde çıkmış olan bir örgüt değil. Bakınız ısrarla bazı AK Parti'li vekillerin Pensilvanya'ya gittiğini iddia etti. Sizin bir vekiliniz, kendi grup başkanvekilinizin fotoğrafını koyarak, 'Bu adamın ne işi var orada.' demedi mi? Bir başka CHP'li vekil, 'Bizim partimiz FETÖ'ye alet oldu, onun altında kaldı.' deyip de ihraç konusu olmadı mı? Bu dil, FETÖ'yü bulma dili değil, FETÖ'yü aklama dilidir." Bunun üzerine Ağbaba, "FETÖ konusunda bize en son laf söyleyecek grup sizsiniz. Bunu bizimle hiç tartışmayın, çıkın milletten özür dileyin ve bu işi çözün. Bunların hepsi sizin eseriniz. Bundan utanıyor musunuz veya pişman mısınız? Değilsiniz. Halen cemaatlerle ilişki kuruyorsunuz, halen cemaatlerin, şıhların önünde diz çöküyorsunuz." diye konuştu. "Kasetli bir örgüt bu" AK Parti Grup Başkanvekili Turan ise kendileri FETÖ'yle mücadele ederken CHP'yi yanlarında hiç görmediklerini belirterek, "MİT krizinde, dershanelerin kapatılmasında, Bank Asya'da, diğer meselelerde, hiçbirinde yanımızda olmadınız. Allah'tan Erdoğan var, Allah'tan AK Parti Grubu var ki bu adamlarla mücadele ettik biz." ifadelerini kullandı. FETÖ'nün en önemli özelliğinin, "kasetle operasyon yapması" olduğunu dile getiren Turan, şöyle konuştu: "Kasetli bir örgüt bu. Dönün geriye, AK Parti'den önceye veya şimdiye, bu örgüt elindeki en büyük argüman olan kasetle bir operasyon yaptı. AK Parti'nin güya ses kayıtlarını, tapelerini Meclis'te kim hukuksuz, yargı kararı olmaksızın yargılamışsa o örgütün gölgesini orada arayın. Aynı şekilde o örgüt MHP'ye yaptı kasetle. Yıllarca uğraştılar ama başaramadılar fakat o örgüt kasetle bir genel başkan operasyonu yaptı. O örgüt kasetle hangi partinin genel başkanını değiştirmişse FETÖ'nün gölgesini, ilişkisini orada arayın. İtham etmek kolay, mücadele etmek zordur. FETÖ ile en iddialı haliyle mücadelemize, size rağmen devam edeceğiz." "Araştırma komisyonu kurulsun" önerisi İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, FETÖ'nün siyasi ve ekonomik ayağı ile bağlantılarının araştırılması için 3 önerge verdiklerini hatırlatarak, "Bunu kısır tartışmalara dönüştürmek yerine FETÖ araştırma komisyonu kuralım." dedi. Konunun önce kurulacak komisyonda sonra da Genel Kurulda tartışılmasını talep eden Dervişoğlu, "Kimse de bundan kaçmasın çünkü bu tartışma ilanihaye devam ettikçe TBMM'nin itibarı zedeleniyor. Ben bu Meclis'te ne bir teröristin ne de bir FETÖ'cünün bulunduğuna inanmak istiyorum." ifadelerini kullandı. Tekliflerin kabul edilip yasalaşmasının ardından TBMM Başkanvekili Süreyya Sadi Bilgiç, birleşimi saat 14.00'te toplanmak üzere kapattı. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/politika/tbmmde-uluslararasi-anlasmalara-iliskin-5-kanun-teklifi-kabul-edildi/1702605
Devamını Oku
Standard Post with Image

Bakan Dönmez: 2030'da Türkiye'de 1 milyonun üzerinde elektrikli otomobil olacağını öngörüyoruz

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dönmez, "Yerli elektrikli otomobillerle birlikte 2030'da Türkiye'de 1 milyonun üzerinde elektrikli otomobil olacağını öngörüyoruz." dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, AA Editör Masası'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sözlerine, Mısır polisinin AA Kahire ofisine yaptığı baskını kınayarak başlayan Dönmez, "Yaşanan bu olayı şiddetle kınıyoruz. Antidemokratik rejimlerin olduğu ülkelerde basın özgürlüğünün olmadığını bir kez daha görmüş olduk. Geçmiş olsun diliyor ve inşallah en kısa sürede gözaltındaki AA çalışanlarının özgürlüklerine kavuşmalarını temenni ediyorum." ifadelerini kullandı. Geçen yıl enerjide hedeflerin yakalandığını dile getiren Dönmez, elektrikte 3 bin 600 megavatlık kurulu güç ilave edildiğini söyledi. Dönmez, 2000'li yılların başında 30 bin megavat olan kurulu gücün 2019'da 91 bin 300 megavata ulaştığına dikkati çekerek, "Üretim ve tüketim miktarımız da arttı. Yerli ve yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretim oranını yüzde 62'ye taşıdık. Elektrik Üretim AŞ'nin portföyüne kattığı 7 mobil santral söz konusu. Burada 2 tırla her bir santrali, Anadolu'nun herhangi bir yerine 24 saatte kurabilecek imkana sahip olduk. Enerji naklinde kesintiler, kopmalar olması durumunda afetin olduğu bölgede vatandaşlarımızı daha fazla elektriksiz bırakmamak için böyle bir tedbire başvurduk." diye konuştu. "Avrupa'ya gaz göndermeye hazırız" Geçen yıl güneş santrallerine yönelik çatı cephe uygulamarında da yeni bir kurgu yapıldığını anlatan Dönmez, bundan sonra vatandaşların ev ve iş yerlerinde çatı ve cephelerini değerlendirebileceğini ifade etti. Dönmez, Doğu Akdeniz'de 2 sismik ve 2 sondaj gemisiyle faaliyetlerin sürdürüldüğünü anımsatarak, şöyle devam etti: "Geçen yıl deniz üstü 4 sondajımızı tamamlamış olduk. TANAP gibi son yılların mega projelerinden birinin açılışını yaptık. 2018'de Eskişehir'e kadar olan etabı açmıştık. Geçen yıl 30 Kasım'da da Edirne'ye kadar taşımış olduk. Bundan sonra gaz göndermeye hazırız, yeter ki Avrupalı komşularımız kendi bölgelerindeki doğal gaz boru hattını tamamlasınlar. 2020 sonlarına doğru orada da gaz akışı başlayabilir diye düşünüyoruz." Bakan Dönmez, doğal gaz depolamaya yönelik adımların da atılmaya devam edildiğini belirterek şöyle dedi: "Geçen yıl itibarıyla sisteme günlük gönderilebilecek doğal gaz miktarı 318 milyon metreküpe çıktı. Günde en fazla 250-260 milyon metreküp gaz tüketiyoruz. Bunun üstünde bir girişle altyapı güçlenmiş oldu. Doğal gazda artık arz güvenliği sorunu kalmamıştır. Bir taraftan da yeni ilçelere ve yerlere gaz götürüyoruz. 2019'da 550 ilçeye ulaştık. Ülke nüfusunun 60 milyonluk kısmı gaza erişebilir hale geldi. 52 milyonluk kısmı da fiilen gaz kullanıyor. Plan, program dahilinde tüm ilçelerimize gaz götürmeyi planlıyoruz. Nüfusu görece yüksek olandan başlayarak iletim hatlarımıza yakınlığını, tüketim potansiyelini dikkate alarak öncelik sıralamasıyla doğal gaz konforundan tüm vatandaşlarımızın yararlanması için gereken hazırlıkları yapıyoruz."  Petrol üretiminde son 20 yılın rekorunun kırıldığına işaret eden Dönmez, üretimin günlük ortalama 50 bin varile yükseldiğini bildirdi. Dönmez, Ceyhan'da 1 milyar doları aşkın polipropilen yatırımı olacağını vurgulayarak, ikinci ürünlerdeki ithalatın azaltılmasının da hedeflendiğini söyledi. Maden sektörü ve altın Geçen yıl madende 1 milyon metre arama amaçlı sondaj yapıldığına dikkati çeken Dönmez, madende üretimin olduğunu ancak bazı madenlerin ithal edildiğini anlattı. Dönmez, maden ve ham madde ithalatının yaklaşık 27 milyar doları bulduğunu, sektörde net dış ticaret açığının ise 20 milyar dolar olduğunu söyledi. Bakan Dönmez, geçen yıl 38 ton altın üretimiyle rekor elde edildiğini belirterek şunları kaydetti: "Son 20 yılda hızlı trendle burayı yakaladık. Buna rağmen her yıl yurt dışından ortalama 130-160 ton arasında ithalat yapıyoruz. Üretimimizi inşallah artıracağız. Yurt dışından bazı ülkelerde altın madeni işletme ruhsatı aldık. Sudan'da 2 ruhsatımız var. Özbekistan'da 3 saha aldık. Özbekistan ve Sudan'da yıllık altın üretimi 90-100 ton. Yani bizden fazlalar. O ülkenin milli mevzuatına uymak şartıyla bu sahaları aldık. Biz bu işi artık biliyoruz, bu kabiliyette firmalarımız var. Bu açığımızı süratle kapatmak arzusundayız. Üretimimiz 1,9 milyar dolar, üretmeseydik bu kadar altını kullanacaksak ithal edecektik, bu da cari açık demek." Dönmez, bor karbür üretim tesisinin temelinin de geçen yıl atıldığını anımsatarak, "Burayı 1,5-2 yıl içinde hizmete alacağız. Bu da özellikle savunma sanayimiz açısından son derece önemli. Zırh yapımında top, tank gibi askeri araçların zırhlanmasında kullanılan bu ürünü ithal ediyorduk. Borun ham maddesi bizde ama işleyip kullanamadığımız için ithal ediyorduk. Uç ürünlere dönüştürecek bir tesisin de temelini atmış olduk." dedi. "2030'da Türkiye'de 1 milyonun üzerinde elektrikli otomobil olacağını öngörüyoruz" Bugüne kadar klasik içten yanmalı motorların enerji ihtiyacının petrolden karşılandığını ama artık elektrikli otomobillerin yaygınlaştığını söyleyen Dönmez, Türkiye'nin de yerli elektrikli otomobilinin 2022-2023'te yollarda olmaya başlayacağını ifade etti.  Dönmez, hem elektrikli araç kullanımı hem de elektrikli şarj istasyonlarına ilişkin planlamaların yapıldığını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yapılan planlamalarda Türkiye'de 2030 yıllarında 1 milyonun üzerinde elektrikli otomobil olacağını öngörüyoruz. Buna göre de şebekede hazırlıklarını planladık. Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) yönetimi bize planlarını aktardı ve bizim arkadaşlarla birlikte çalışıyorlar. Burada yavaş şarj dediğimiz istasyonlarda şebekeye çok büyük bir etki olmasını beklemiyoruz ama hızlı şarj istasyonlarının lokasyonu asıl konu. Bu istasyonlarla arabanının hızı ve kapasitesine göre 15-20 dakikada hızlı şarj etme imkanı olacak. Burada da şebekeyi saatlik olarak 50-100 kilovat yüklemeniz gerekiyor. Bu kapasiteler üretim tarafında arz güvenliği için problem değil. Problem, şarj istasyonu kurulmak istenen noktadaki şebekenin altyapısında olabilir ki bu da bir planlama gerektiriyor. İnşallah bizim hedefimiz bu tarihe kadar 1 milyon adet şarjı yavaş, orta ve hızlı olmak üzere dağıtım şebekesine etkilerini değerlendirdikten sonra bir planlamayla yapmayı arzu ediyoruz. TOGG sadece büyük şehirlerden değil Anadolu ve kırsaldan da fazla talep aldığı için, şarj istasyonlarının en ücra beldelere kadar olmasında fayda var. Bu anlamda yaygınlık, bu araçların kullanımını da kolaylaştıracak. Evde şarj olabilir ama uzun süreli olacağı için pek cazip olmaz."  Akaryakıt istasyonlarının da elektrikli şarj istasyonu kurmak için hazır olduğunu dile getiren Dönmez, "Biz istasyonlara bunlar için izin verdik. Hatta bazı ilçelerde akaryakıt istasyonlarının şarj istasyonu bulundurmasını belki de zorunlu tutacağız. Serbest girişimci gelip, 'şarj istasyonu kuracağım' demediyse o bölgede, biz de akaryakıt istasyonlarına bunu kamu hizmeti olarak görmelerini söyleyeceğiz ama bu hizmetin tabii bir karşılığı olacak. Bir kar merkezi olarak da değerlendirilebilir. Bunun dışında alışveriş merkezlerinde, dinlenme tesislerinde araçlar şarj edilebilecek." diye konuştu.  Dönmez, şarj istasyonlarının bir standardı olması gerektiğine de işaret ederek, şarj istasyonlarına araç plakalarının tanımlı olabileceğini ve Türkiye'nin herhangi bir yerinde bu hizmet alındığında faturanın düzenli olarak plakaya bağlı bir hesaba gönderileceği sistemlerin hayata geçirilebileceğini anlattı.  Çatılar için 2 binin üzerinde başvuru  Türkiye'nin yenilenebilir enerjideki adımlarının da devam ettiğini vurgulayan Dönmez, mini güneş Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) projesi için yaklaşık 40 ilde kapasiteleri 10 ila 50 megavat arasında değişen ihaleler açılacağını anımsattı.  Dönmez, mini güneş YEKA için bir kanun değişikliği planlandığını ve konunun Meclis'te görüşülmesinin ardından şubatta ihale ilanlarının açıklanabileceğini, nisan-mayıs aylarında da bu ihalelerin gerçekleştirilebileceğini ifade etti.  Güneş enerjisi çatı uygulamalarında ise 4-5 bin megavat seviyesinde güneş enerjisi potansiyeli bulunduğunu dile getiren Dönmez, "Çatı güneş uygulamaları için yaklaşık 900 sanayi tesisinden kapasitesi 800 megavatı bulan başvuru aldık. Konutlarda ise çatı uygulamaları için 10 kilovat sınırı var. Konutlardan da kapasitesi 10 megavatı bulan 1200-1300 civarında başvuru aldık. Artık bu uygulamalarda aylık mahsuplaşma var. İhtiyacınız olmadığında elektriği biz satın almış oluyoruz. Bu süreci son derece pratik çalışır bir hale getirdik." diye konuştu. "YEKDEM devam edecek" Dönmez, 2020'nin sonuna kadar işletmeye girecek tüm yenilenebilir enerji tesislerinin Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması'ndan (YEKDEM) yararlanacağını hatırlattı.  YEKDEM'in 2021'den sonra nasıl devam edeceğine ilişkin çalışmaların sürdüğünü belirten Dönmez, şunları kaydetti: "Burada 10 yıllık bir alım garantisi veriyoruz. Hem yatırımcının hakkını koruyacak hem de sisteme ilave maliyet getirmeyecek bir model üzerinde çalışıyoruz. Hazırlıklarımız büyük oranda tamamlandı. Meclis grubumuzla paylaşacağız. Onların da bizden böyle bir beklentisi var. Cumhurbaşkanlığı koordinasyonunda ilgili kamu kurumlarının görüşleri alınacak. Meclis'te de en kısa sürede yasalaşmak suretiyle 2020’den sonra nasıl olacağını hep birlikte göreceğiz. YEKDEM yine devam edecek ama aynı şartlarda olmayacak çünkü teknoloji gelişti, verimlilik arttı ve maliyetler düştü. Dolayısıyla eski fiyatlarla ilerlemenin bir anlamı yok. Eski fiyatlar sembolik de kalıyor çünkü bir yere birden fazla başvuru olduğunda ihale yapıyoruz ve fiyatlar kilovatsaat başına 5 dolar/cent ve altına iniyor. Yani yatırımcı fiyatı kendisi belirlemiş oluyor. Piyasada bir tavan fiyat vardı, biz şimdi kaynak bazında bu fiyatı güncellemiş olacağız. Yine YEKDEM'e 2020’den sonra da devam edeceğiz. Belki burada yerli aksamın kullanılması, yerli ürünlerin kullanılmasının desteklenmesi kalabilir gibi görünüyor. Bunların hepsini değerlendiriyoruz."  Dönmez, Türkiye'nin yenilenebilir enerjide önemli bir teknoloji üssü haline geldiğine dikkati çekerek, YEKA’larla birlikte daha önce yurt dışından ithal edilen birçok ürünün en az yüzde 50’sinin Türkiye’de üretilme imkanı olduğunu ve bu ürünlerin ihraç edilebildiğini sözlerine ekledi.  "Doğu Akdeniz'deki denklem bozuldu" Deniz yetki alanlarına ilişkin, uluslararası deniz hukukunda iki türlü işlem yapılabildiğini dile getiren Dönmez, kıyıdaş ülkelerle bir araya gelip mutabakat yapılarak denizdeki yetki alanlarını sınırlandırmanın mümkün olduğunu söyledi. Dönmez, böyle bir anlaşma olmadığı zaman ülkelerin kendi kıta sahanlığını ilan edebildiğine dikkati çekerek şöyle konuştu: "Her iki işlem de BM'de sonlanıyor. Oraya gidip başvuruyorsunuz. Daha önce Doğu Akdeniz'de kıta sahanlığımızı ilan ettiğimiz ve geçmiş yıllarda BM'ye gönderdiğimiz bölgelerimiz vardı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni (KKTC) de sayarsak bu iki oluyor. KKTC ile adanın kuzeyindeki bölgelere ilişkin böyle bir mutabakatımız var. Libya ile bu ikinci anlaşmayla özellikle Doğu Akdeniz'de petrol ve doğal gaz kaynaklarının paylaşımı konusunda oynanan denklemi bozmuş olduk. Hem bizi hem Libya'yı bir anlamda oyunun dışında tutmaya çalışıyorlardı. Biz, 'Hayır burada haklarımız var sonuna kadar gözeteceğiz. Bu oyunda biz de varız.' dedik." Türkiye'nin ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin ruhsat kestiği alanlar olduğuna dikkati çeken Dönmez, bazı alanlarda çakışmalar olduğunu ancak Türkiye'nin kendi ruhsat kestiği alanlarda bugüne kadar arama ve sondaj faaliyetlerini kesintisiz yaptığını anlattı. Dönmez, Rum yönetiminin ruhsat verdiği ve keşifle sonuçlanan birkaç alanı olduğunu belirterek, "Onlar Rum yönetiminin 2003'lerde 2005'lerde Mısır ile yaptığı deniz yetki alanı paylaşımından kaynaklı, bizim ruhsat sahalarımızın güneyinde yer alan sahalardı. Orada fiilen bizim sahalarımızda arama yapmıyorlar şu anda ama hak iddia ediyorlar. KKTC adanın asli unsurlarından. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, adanın doğal kaynaklarını KKTC'deki soydaşlarımızla hakça, adilane şekilde paylaşmalı." dedi.  Libya'da süratle ruhsatlandırma yapılacak Libya ile imzalanan anlaşmaya ilişkin BM'de bir tescil ilan süreci olduğunu vurgulayan Dönmez, "O tamamlanır tamamlanmaz biz de bu bölgedeki sahaları süratle ruhsatlandıracağız. Bizde de petrol kanunundan gelen prosedür var. O kapsamda uluslararası aktörler ve bu alanda faaliyet gösterenler eğer Türkiye ile Türkiye Petrolleri ile iş birliği yapmak isterse bunlar da oturulur konuşulur. Sayın Cumhurbaşkanımızın altını çizdiği bir husus var. Biz Doğu Akdeniz'de Rum yönetimi hariç, ki onun muhatabı KKTC'dir, diğer tüm ülkelerle diyalog kurarız. Hakkaniyete uygun şekilde bu paylaşımı yaparız." diye konuştu. Bakan Dönmez, Doğu Akdeniz'de kıyı uzunluğu en büyük ülkenin Türkiye olduğuna dikkati çekerek, bazı adaları ortaya koymak suretiyle bunu daraltmanın bir anlamı olmadığını söyledi. Karadaki petrol ve doğal gaz aramalarında geçen yıl geleneksel kazılara ek olarak hidrolik çatlatma yönteminin uygulanmaya başladığına değinen Dönmez, "İlk neticeyi Diyarbakır'da aldık. Bu yıl da devam etmeyi planlıyoruz. Kayaçların arasına sıkışmış olan petrolü daha rahat sağabiliyoruz. Geçtiğimiz yıl çatlatma yöntemiyle ürün almaya başladık. Klasik yöntemlere nazaran 3 ile 5 kat daha fazla ürün alma imkanımız var." ifadelerini kullandı. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/bakan-donmez-2030da-turkiyede-1-milyonun-uzerinde-elektrikli-otomobil-olacagini-ongoruyoruz/1704125
Devamını Oku
Standard Post with Image

Sanayide yerlileşme hamlesine yoğun ilgi

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, "Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı'nın makine sektöründeki pilot çağrısına yoğun başvuru aldık. Ön değerlendirme sürecini geçen 153 proje başvurusu bulunuyor." dedi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, AA muhabirine, Milli Teknoloji Hamlesi vizyonuyla, katma değeri yüksek ürünlerin yerlileşmesi için geçen yıl başlatılan Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı'na ilişkin değerlendirmede bulundu.  Sanayi üretiminde ve ihracatta katma değerin artırılmasının temel öncelikleri olduğunu vurgulayan Varank, bunun için hem ileri teknolojili ürünlere yönelik Ar-Ge faaliyetlerinin hem de bu ürünlere ilişkin yatırımların artırılmasını hedeflediklerini söyledi. Nihai fizibilite için son tarih 19 Ocak Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı'nın bu yönde atılan bir adım olduğunu anımsatan Varank, "Programla odak sektörlerde yüksek dış ticaret açığı verdiğimiz ürünlerin yerlileştirilmesini hedefliyoruz. Bu amaçla Ar-Ge ve yatırım desteklerini Tek Pencere Sistemi ve uçtan uca bir yaklaşımla yönetiyoruz." diye konuştu. Varank, program kapsamında ilk çağrıya makine sektöründe çıktıklarını ve ön başvuru sürecinin tamamlandığını dile getirerek, şunları kaydetti: "Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı'nın pilot çağrısına yoğun başvuru aldık. Ön değerlendirme sürecini geçen 153 proje başvurusu bulunuyor. Bu projelerin toplam bütçesi 5,3 milyar lira büyüklüğünde. Projelerin büyük kısmı Ar-Ge'ye dayalı nitelikli makine ve tezgah geliştirmeyi içeriyor. Bu aşamada, yatırım başvurularının, programın temel kriterlerini sağlayıp sağlamadığını değerlendiriyoruz. Temel kriterleri sağlayan firmalar, detaylı fizibilitelerini hazırlamaya ve Ar-Ge süreci dahil nihai destek başvurularını yapmaya devam ediyor. Bu projelerin nihai fizibilitelerini sunmaları için son tarih 19 Ocak." Yılın ilk yarısında yeni çağrıya çıkılacak Bundan sonraki süreçte detaylı bir değerlendirmenin olacağını anlatan Varank, katma değeri yüksek projeleri tespit etmek için bağımsız danışmanlık raporu, TÜBİTAK teknik değerlendirmesi ve bakanlık incelemesi gibi adımları içeren bütüncül bir değerlendirme sürecinin olacağını bildirdi. Varank, bu sürecin tamamlanmasının ardından nisan sonunda sonuçları paylaşmayı planladıklarını ifade etti. Makine sektörüne yönelik çağrının bir pilot uygulama olduğunu hatırlatan Varank, "Yeni çağrılarımıza yılın ilk yarısından itibaren çıkmayı planlıyoruz. Program kapsamında diğer odak sektörlerimiz olan kimya, ilaç, tıbbi cihaz, elektrikli teçhizat, otomotiv, elektronik, raylı sistem araçları gibi alanlarda da çağrılara çıkarak programı genişleteceğiz." dedi. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/sanayide-yerlilesme-hamlesine-yogun-ilgi/1704324
Devamını Oku
Standard Post with Image

Bakan Albayrak: 2019'u pozitif bir büyümeyle geride bırakacağız

Bakan Albayrak, "Gayrisafi yurt içi hasıla artışı açısından baktığımızda 2019'u tarihe geçecek bir yumuşak inişle, inşallah pozitif bir büyüme ile geride bırakacağız." dedi. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, ekonomi basını yöneticileri ile bir araya geldiği 2019 Değerlendirme Toplantısı kapsamında yaptığı konuşmada, 2018 Haziran-2019 Haziran döneminde Türkiye'nin kabaca 3 farklı kur atağına maruz kaldığını söyledi. Söz konusu dönemde kurun yoğun bir şekilde dalgalandığını ve buna ek olarak TL'de farklı gelişmelerin yaşandığını anlatan Albayrak, bunun ardından ekonomide ve finansal mimaride öncelikli stratejinin istikrarı oluşturan bir süreçten geçildiğini ifade etti. Albayrak, gelinen noktada, 2019 itibarıyla, özellikle son 6 ayda yaşanan iç ve dış politik dalgalanmalara rağmen stabilizasyonun yavaş yavaş oluşmaya başladığını aktararak, "Türkiye'de tüm bu gelişmeler ışığında ciddi iyileşmeler yaşanmaya başladığını gördük, gerek iç piyasada, gerek dış piyasada, gerek risk primlerinde, gerek Türkiye'nin referans faizi dediğimiz 2 yıllık tahvil faizlerinde ciddi iyileşmeleri bu süreçte görmeye başladık. Bu noktada bizim için çok önemli olan 5 yıllık CDS risk primi göstergesinde ve 2 yıllık devlet tahvil faizlerinde sadece son 1-2 yılın değil, bazı indikatörlerde son 3-5 yılın bile altında iyileşmeyi ciddi anlamda görmeye başladık." diye konuştu. Bunların dışında piyasaların yakından takip ettiği alanlarda çok önemli adımlar attıklarından bahseden Albayrak, şunları kaydetti: "Son 1,5 yılda Türkiye ekonomisinde sessiz ve devrim niteliğinde o kadar çok stratejik yapısal reforma imza attık ki... Belki son 70-80 senede ama serbest piyasa ekonomisinden bahsediyorsak 1980'lerin ikinci yarısından bugüne dediğimiz 30-35 yılda hakikaten Türkiye ekonomisi üzerinde çok kritik adımlar ortaya koyduk. Bu noktada gerek Merkez Bankası'nın, gerek Borsa İstanbul'un, gerek Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı'na (TLREF) dayalı işlemlerin, gerek Overnight Indexed Swap (OIS) piyasasında, çok ciddi bir şekilde TL üzerinde gerek değerleme gerek faiz referansı noktasında devrim niteliği diye sessiz adımlar atmaya başladık. Ağustos ayındaki kur atağının hemen ardından Borsa İstanbul'da swap piyasası kurulması, ekim başı itibarıyla bu işlemlerin artık Borsa İstanbul'da gerçekleşmesinin önünün açılmasıyla sadece bu işlemler değil, işlem hacminin artması açısından da önemli bir süreç başlamış oldu. Sadece son 15 ayda, ekim başından aralık sonuna kadar bu anlamda 1,5 trilyon liralık işlem gerçekleşti. Sadece karşılıklı swap işlemleri değil, faiz swapı işlemlerinin de artık Borsa İstanbul üzerinde inşa edilmeye başlaması, hakikaten bu ülkenin kendi para birimi özelinde gerek değerler, gerek faiz anlamında ihtiyaç duyulan süreçlerin mimarisi artık Türkiye'de gerçekleşmeye başladı. Bu noktada çok önemli bir mesafe kat ettik." "2019'u pozitif bir büyüme ile geride bırakacağız" Berat Albayrak, Ekim 2018'de İstanbul'da açıkladıkları "Enflasyonla Topyekün Mücadele" kapsamında, hükümet ve reel sektör başta olmak üzere tüm paydaşlarla birlikte enflasyonla mücadelede müthiş bir seferberliğin ortaya konulduğunu belirtti. Bu anlamda 2019'un enflasyonun dizginlenmesi ve müdahalenin zamanlaması açısından kritik bir dönem olduğuna işaret eden Albayrak, "2019 şu açıdan da zor bir yıl oldu; biliyorsunuz 2014-2019 döneminde Türkiye'de 8 seçim oldu. Seçim ikliminin ve atmosferinin oluşturduğu ekonomik anlamda bakıldığında, zamların ertelendiği ve birçoğunun 2019'a kaldığı bir yıl oldu. Zor bir 2019'u Türkiye tüm paydaşlarının güçlü desteği ve refleksi ile 2019 için YEP'de koyduğumuz yüzde 15,9 enflasyon hedefinin altında kapattı." değerlendirmelerini yaptı. Albayrak, enflasyonun 2020 ve sonrası açısından da kendileri için en önemli çıpa olmaya devam edeceğini vurgulayarak, "Gayrisafi yurt içi hasıla artışı açısından baktığımızda ise 2019'u tarihe geçecek bir yumuşak inişle, inşallah pozitif bir büyüme ile geride bırakacağız. Benzer iç ve dış kriz, şok, saldırı atak... Ne dersek diyelim. Türkiye, 2001 ve 2009'a kıyasla hakikaten çok başarılı bir şekilde bertaraf etmiş oldu." dedi. Dengelenme sürecinin, disiplinli bir şekilde 2018 ve 2019'da ortaya konulan performans ve belirlenen hedeflerin çoğunun hayata geçirilmesi ile geride bırakıldığını anlatan Albayrak, şöyle devam etti: "Türkiye'nin artık, bir daha aynı sıkıntılara maruz kalmaması için, bu değişim dediğimiz olguyu tüm paydaşlarla güçlü bir şekilde içine sindirerek ortaya koyması gerek. Bu kapsamda yaptığımız il ziyaretleri ile bu değişimi iş dünyasına, sanayi ve ticaret odalarına birebir anlatıyoruz. Türkiye'de artık ekonominin tüm paydaşlarıyla bu değişimi adım adım hayata geçirmek için yürüyoruz. Sadece Merkez Bankası'nın son dönemde yapmış olduğu düzenlemeler, attığı adımlar, bu çerçevede ortaya koyduğu hususlar bile, şu 5-10 reel büyümesi üzerindeki Türkiye'nin artık eski dönemlerdeki gibi çılgın büyüme, çılgın küçülme üzerinde değil artık, dengeli, disiplinli ve reel büyüme dediğimiz üretim odaklı, ihracat odaklı Türkiye'nin kendi imalat sektörü büyümesini destekleyecek bir strateji aslında." "Türkiye'nin borç stokunda çok ciddi bir marjı var" Bakan Albayrak, gerek Ağustos 2018'den bu yana, gerek 2019'un tamamında, kim hangi yatırım aracında pozisyonu alarak ne kazandı diye bakıldığında, TL varlıkların ayrıştığını ve kazandırdığını söyledi. Bu dönemde spekülatif algılarla hareket edenlerin de olduğunu belirten Albayrak, buna karşın Türkiye'ye yurt içinden veya yurt dışından güvenen ve yatırım yapan, ülkenin büyümesi ve gelişmesini destekleyen kesimin de bulunduğunu, onların yanında olunması gerektiğini ifade etti. Albayrak, bu istikametten çıkmayacaklarını vurgulayarak, şunları söyledi: "Çok zor yıllar olmasına rağmen, 2018 ve 2019'u Türkiye'nin performansından taviz vermeden, büyümeyi de negatife çevirmeden, özellikle TL borç stokunda da ciddi sıkıntılı bir resim ortaya koymadan tamamlamış olduk. Tabii Türkiye'nin borç stokuna baktığımızda gerçekten çok ciddi bir marjı var. Gerek hane halkı borç stoku, gerek kamu borç stoku, gerek se özel sektör ve bankacılık açısından baktığımızda, Türkiye'deki tüm bu 4 paydaşın birleşerek Türkiye sepetinde oluşturduğu resimde güçlü bir bilanço yapısı var. Bundan sonra da bütçe disiplini ve kamu maliyesi, enflasyon ve fiyat istikrarı gibi bizim için en önemli çıpa olmaya devam edecek." "TLREF'e dayalı borçlanma araçları ihracı 17,7 milyar lirayı geçti" Bu arada Bakan Albayrak'ın konuşması esnasında yansıtılan sunumda, kur atağının yaşandığı Ağustos 2018'den bugüne 5 yıllık CDS'lerde yaklaşık 337 baz puan iyileşme sağlandığı, 2 yıllık devlet tahvil faizinde ise 1800 puan düşüş görüldüğünü bildirildi.  Türk lirası ve döviz likidite yönetimindeki etkinliğin artırılması amacıyla 31 Ağustos 2018’de Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) bünyesinde döviz karşılığı Türk lirası swap piyasasının açılmasına karar verildiği anımsatılan sunumda, "TL faiz riskinin yönetilebilmesi için TLREF hayata geçirilmiş olup Ağustos 2019 itibarıyla TLREF'e dayalı kredi kullandırım ve borçlanma araçları ihracına başlanmıştır. TLREF'e dayalı borçlanma araçları ihracı 17,7 milyar lirayı geçmiştir. TLREF ile beraber uzun vadeli TL fonlama imkanının önü açılmıştır." ifadelerine yer verildi. Sunumda, BİST Swap Piyasası ile yurt dışı yabancı bankalar aradan kaldırılarak Türk bankalarının kendi aralarında işlem yapmasının sağlandığına işaret edilerek, böylelikle TL'nin Türkiye'de kaldığı, yurt dışı bankaların da yurt içinde swap yapmasının önünün açıldığı vurgulandı. Ekim 2018'de kurulan BİST Swap piyasasında gerçekleşen işlemlerin 2019 sonu itibarıyla 1,5 trilyon lirayı aştığı aktarıldı. "Tahsisler 50 milyar lirayı, kullanımlar da 30 milyar lirayı buldu" Albayrak, ekonomi basını yöneticileri ile bir araya geldiği 2019 Değerlendirme Toplantısı kapsamında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir basın mensubunun "İVME finansman paketlerinin sonuca ne kadar ulaştığına, yeni teşvik finansman paketlerinin devreye alınıp alınmayacağına" ilişkin bir sorusu üzerine Albayrak, finansman paketlerinin hangi amaçlarla hayata geçirildiğini anımsatarak kaynakları Türkiye'nin reel ekonomik dönüşümünde doğru kanallara aktarmak istediklerini kaydetti. Albayrak, "Yaklaşık 35-40 milyar liraya yakın hedef koymuştuk biliyorsunuz 6 aylık süreçte. Şu an itibarıyla tahsisler 50 milyar lirayı, kullanımlar da 30 milyar lirayı buldu. Bu şu demek; 2019 itibarıyla bu rakam başarılı." diye konuştu. Desteklerin bu paketlerle bitmeyeceğini dile getiren Albayrak, "2020 itibarıyla istihdam odaklı, reel sektör odaklı, birçok farklı sektöre yani ithalatı ikame edecek, ihracat odaklı olacak, imalat sanayi noktasında olacak... Bu yerli ekonominin değişim ve dönüşümünü destekleyecek tüm ve benzeri kredi paketlerinin tamamı 2020'de şartları, vadesi, faizleri iyileşmeler oldukça daha da iyileşerek devam edecek. Burada çok seçici olmaya bundan sonra daha da fazla devam edeceğiz." ifadelerini kullandı. Albayrak, Türkiye'nin stratejik sektörlerinden bahsederek, şu ifadeleri kullandı: "Türkiye'de bankacılık sektörü stratejik, önemli bir sektörse, ki ben öyle görüyorum, bilançosu, kaynağı, likiditesi Türkiye'nin bu ekonomisiyle uyumlu bir şekilde... Türkiye büyüyor ama sağlıklı, reel büyümesi lazım ithalata dayalı şu bu değil. Hep anlatılıyordu ya bu. Ben de diyorum ki onların da istediği gibi tam da Türkiye'de bankacılık sektörü likiditesine baktığımızda bu anlamda Türkiye'nin gerçek büyümesi yüzde 5 baz büyümesi diyoruz. Türkiye'nin yüzde 5 baz büyüme senaryosu uçuk kaçık bir hedef değildir." "Türk Lirası rekabetçi bir kur olmalı" Albayrak, Türkiye'nin üretim, ihracat ve reel sektör odaklı büyümesinin önemine değinerek, büyümenin 2P'si (Production ve Population) manasına gelen üretim ve nüfusta bölgesel anlamda rakiplerinin çoğunun önünde olduğunu anlattı. Türkiye'nin bu bazı doğru şekilde destekleyecek, likidite kanallarını doğru bir şekilde yönlendirecek şekilde büyümesi gerektiğini vurgulayan Albayrak, herkesin değişimin bir parçası olması gerektiğini söyledi. Albayrak, "Dolar kurunda bölgesel riskleri göz önünde bulundurduğunuzda tahmininiz geçerliliğini koruyor mu?" şeklindeki soruya karşılık, Türkiye olarak stratejilerinin ne olacağı konusunda hep iki konudan bahsettiğini belirterek, Türkiye'nin ekonomik anlamda dış politik risklerden geçmişte olduğundan daha az, minimum etkileneceği, kırılganlıkların giderildiği, rekabetçi bir finansal sistemin önemini vurguladı. Bakan Albayrak, "Türkiye'nin (tahmini) kuru 'şu veya bu demek' bence doğru değil. 'Dolar şu olacak' hiç demedim, bundan sonra da demeyeceğim. Ben hep şunu ifade etmeye çalışıyorum; Türk Lirası rekabetçi bir kur olmalı. Çünkü Türkiye üreten, ihracatçı, üretimiyle bölgesel ve küresel rakiplerine göre rekabet anlamında iyi, pozitif noktada avantajlı noktada bir ülkeyse o zaman rekabetçi olması lazım. Dolayısıyla bu çerçevede bölgesel riskler dün vardı, bugün var, yarın da olacak. Bunların bilinciyle minimum etkilenecek şekilde stratejik bir akılla bu süreci yönetmeye gayret edeceğiz bugüne kadar olduğu gibi." şeklinde konuştu. "Türkiye, askeri operasyonları yapacak ekonomik güce sahip" Albayrak, Türkiye ekonomisinin özellikle yurt dışındaki askeri harcamalarla birlikte dengeyi nasıl sağladığına dair bir soru üzerine, Türkiye'nin bütçesinin çok büyük olduğunu, daha fazlasına talip olunduğunda stratejik dönüşümü destekleyecek altyapının bulunması gerektiğini söyledi. Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki sondaj faaliyetlerine değinen Albayrak, Türkiye'nin kendi gemisiyle, kendi mühendisiyle, kendi operasyonel gücüyle burada bulunduğunu, eski Türkiye'ye göre maliyetlerin çok daha düşük olduğunu bildirdi. Albayrak, Türkiye'nin yurt dışındaki askeri operasyonlarının ülkenin itibarına, küresel rekabetine, masadaki ağırlığına sağladığı katkıdan bahsederek, Türkiye'nin bu operasyonları ekonomik anlamda çok rahat finanse edecek güce sahip olduğunu anlattı. Ekonomik ve finansal güvenlik için milli güvenliğin büyük önem arz ettiğini belirten Albayrak, Türkiye'nin bölgesel ve küresel, iç ve dış tehditlere karşı hazır olmasının öneminden bahsetti. "Özel bankacılık sektörü 2019'da faiz indirimleri noktasında başarısızdı" Albayrak, TCMB'nin faiz indirimleri sonrası bankaların faiz oranlarındaki düşüşü yeterli bulup bulmadığına ve kamu bankalarından bu yönde ilave bir adım bekleyip beklemediğine ilişkin soruya karşılık, 2019'a özel bankacılık sektörünün faiz indirimleri açısından bakıldığında çok başarılı bir yıl olmadığını söyledi. Kamu bankalarının faiz indiriminden bahseden ve yıl sonu bilançoları açıklandığında kamu bankalarının iddia edildiği gibi zarar değil kar ettiğinin görüleceğini anlatan Albayrak, dünyada risksiz hiçbir iş olmadığını, bankacılıkta da risk bulunduğunu bildirdi. Albayrak, bazı bankaların 2019 bilançolarına ciddi kar yazdığını ve yılı iyi bir şekilde kapattığını kaydederek, "2020 yılı itibarıyla artık özel bankalar koordineli, senkronize bir şekilde bu sistemin bir parçası olmalı onlar da değişmeli. Ben şunu diyorum; Artık plaza bankacılığı mı piyasa bankacılığı mı? Yani sahaya mı ineceğiz yoksa yüksek katlı binalardan gökyüzünü mü süzeceğiz? Sahaya inerek, reel sektöre, piyasaya inerek, etkin bankacılığın daha da fonksiyonel olarak dönüşümün bir parçası olacağı dönem olmalı." dedi. Özel bankaların etkin bir şekilde sahada olması gerektiğine dikkati çeken Albayrak, özel bankaların son bir-iki aydır faiz oranlarında ciddi gevşemeye gittiğini, tek haneli faizlerle kredi kullandırma konusunda müşterileri aramaya başladıklarını ifade etti. Albayrak, "Yavaş yavaş bu hareketlenmeyi görüyoruz. İyi gidiyor, daha da iyi olacak. Bu değişim olmak zorunda. Kamu bankaları en ufak iyileşmeyi yansıtacak. Her gelişmeyi, pozitif manadaki süreçleri önümüzdeki dönemde de yansıtacaklar." diye konuştu. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/bakan-albayrak-2019u-pozitif-bir-buyumeyle-geride-birakacagiz/1708269
Devamını Oku
Standard Post with Image

Merkez Bankasından kar payı ve ihtiyat akçesi dağıtımı

Merkez Bankası, 35,2 milyar TL kar payı avans tutarı ile 5,3 milyar TL ihtiyat akçesinin hissedarlara dağıtımına başlandığını duyurdu. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 35,2 milyar lira kar payı avans tutarının ve 5,3 milyar lira ihtiyat akçesinin hissedarlara dağıtımına başlandığını bildirdi. TCMB'den yapılan duyuruda, bankanın Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'nın bugün Ankara'da gerçekleştirildiği hatırlatıldı.  Toplantıda, Merkez Bankasının 2019 yılı dönem karı üzerinden ödenmesine ve 2018 yılı karından ayrılan ihtiyat akçesinin dağıtılmasına karar verildiği belirtilen duyuruda, "Bu kapsamda ve ilgili mevzuat çerçevesinde, 35,2 milyar Türk lirası kar payı avans tutarının ve 5,3 milyar Türk lirası ihtiyat akçesinin hissedarlara dağıtımına başlanmıştır." ifadelerine yer verildi. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/merkez-bankasindan-kar-payi-ve-ihtiyat-akcesi-dagitimi/1708399
Devamını Oku
Standard Post with Image

Kıyı kesimlerde sağanak, Marmara ve iç kesimlerde kar bekleniyor

Türkiye'nin kıyı kesimlerinde bugün yağmur ve sağanak, Marmara Bölgesi ile iç kesimlerde karla karışık yağmur ve kar bekleniyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün duyurusuna göre, bugün ülke genelinde hava parçalı ve çok bulutlu olacak. Marmara'nın doğusu, İç Anadolu'nun güneyi ve Karadeniz Bölgesi ile Hatay, Osmaniye, Gaziantep, Kilis, Ardahan, Hakkari ve Şırnak çevrelerinde yağış tahmin ediliyor. Yağışların kıyı kesimlerde yağmur ve sağanak, Marmara Bölgesi ile iç kesimlerde karla karışık yağmur ve kar şeklinde olması öngörülüyor. Doğu Karadeniz'in kıyı kesimlerinde ise kuvvetli yağış bekleniyor. Hava sıcaklıklarında önemli bir değişiklik olmayacağı, mevsim normalleri civarında seyredeceği tahmin ediliyor. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/kiyi-kesimlerde-saganak-marmara-ve-ic-kesimlerde-kar-bekleniyor/1708859
Devamını Oku
Standard Post with Image

TUSAŞ atıklarının yüzde 99'unu dönüştürdü

TUSAŞ'ta oluşturulan ekosistem sayesinde atıklar ayrıştırılıp geri dönüşüme gönderiliyor. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ), atıklarının yüzde 99'unu dönüştürdü. Şirketten yapılan açıklamaya göre, TUSAŞ'ta israfın önlenmesi, kaynakların etkin kullanılması, atık oluşumunun engellenmesi, atıkların kaynağında ayrı toplanması ve geri dönüştürülmesi gibi konularda örnek uygulamalar gerçekleştiriliyor. Şirketin Kahramankazan merkez yerleşkesi başta olmak üzere, yurt içi ve yurt dışı tüm ofislerinde oluşturulan ekosistem sayesinde atıklar ayrıştırılıp geri dönüşüme gönderiliyor. Bu kapsamda 2019'da 2 bin 847 ton metal, 611 ton kağıt, 44 ton plastik ve 6 ton cam atığın yerinde ayrıştırılması ve dönüşüme gönderilmesiyle 10 bin 386 ağacın kesilmesi ve 380 bin 607 kilogram karbondioksite (CO2) eşdeğer sera gazının salınımı önlendi, 4,6 milyon kilovatsaat enerji tasarrufu sağlandı. TUSAŞ, ayrıca, 10 bin çalışanı adına 10 bin fidan ile Ankara'nın Kahramankazan ilçesi Kıranardı mevkisinde TUSAŞ Hatıra Ormanı Projesi oluşturdu. Öte yandan ahşap ve metal hurdalar da şirketin diğer projelerinde değerlendiriliyor. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/tusas-atiklarinin-yuzde-99unu-donusturdu/1709061
Devamını Oku
Standard Post with Image

Küresel ticaret 2020’de yüzde 2,3 büyüyecek

UNCTAD Dünya Ekonomik Durumu ve 2020 Beklentileri Raporu'na göre, küresel ticaret büyümesinin 2020’de yüzde 2,3 seviyesine çıkması bekleniyor. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) tarafından hazırlanan Dünya Ekonomik Durumu ve 2020 Beklentileri Raporu'na göre, küresel ticaret büyümesinin 2020’de kısıtlı toparlanmayla yüzde 2,3, 2021’de ise yüzde 3,2 seviyesine çıkması bekleniyor. Rapordan derlenen bilgilere göre, uzun süren ticaret gerilimleri ve yavaşlayan ekonomik faaliyetler küresel ticarette düşüşe neden oldu. Raporda geçen yıl boyunca, küresel ticaret gerilimlerinin daha yaygın hale geldiği, Çin ve ABD'nin ötesine geçerek daha fazla ülke ve ürün grubunu kapsayacak şekilde genişlediği de belirtildi. Küresel ticaret gerilimlerinin kaynakları arasında, Brexit ile ilgili ticaret belirsizliği, çeşitli ülkelerin Hint tarifelerine karşı şikayetleri, Avrupa Birliği ve ABD arasındaki karşılıklı korumacılık iddiaları ve Kore Cumhuriyeti ile Japonya arasındaki ticaret anlaşmazlığı gösterildi. Ticaret gerginliklerinin arttıkça küresel tedarik zincirlerinde aksamaların olduğuna dair işaretlerin oluştuğuna dikkati çeken raporda, ticari anlaşmazlıkların geniş üretim ağlarına sahip elektronik ve otomobil sektörlerindeki döngüsel rüzgârları artırdığı kaydedildi. Gelecekteki ticaret eylemlerini çevreleyen yüksek belirsizliğin birçok ülkede yatırım büyümesini azaltarak iş güveninin bozulmasına neden olduğuna vurgu yapılan raporda, yaşanan bu gelişmelerin, sermaye ve ara mallara olan küresel talebi baskılayarak uluslararası ticaret faaliyetlerindeki düşüşe sebep olduğu bildirildi. 2020 için öngörülen toparlanma yüksek risklere maruz kalacak Rapora göre, küresel ticaret büyümesinin ılımlı bir şekilde 2020'de yüzde 2,3'e ve 2021'de yüzde 3,2'ye yükselerek toparlanması bekleniyor. Bu tahminlere göre, ticaret belirsizliğinin devam edeceği ancak daha fazla yükselmeyeceğini varsayılıyor. Raporda, ABD ve Çin arasındaki gerilimlerin hafiflemesinin, küresel ticaret büyümesinin taban çizgisinden daha yüksek olmasına yol açtığı ve Brexit etkilerinin henüz tam olarak fiyatlandırılmadığı açıklandı. Değerlendirmede, 2020 için öngörülen mütevazi toparlanmanın yüksek risklere maruz kalacağı, Kore Cumhuriyeti ve Japonya arasındaki ticaret anlaşmazlığının, yarı iletkenlerin yüksek küreselleşmiş değer zincirini bozabileceği, gelişmiş ve gelişmekte olan bölgelerde, tarifeli ticaret büyümesinin 2018'den bu yana önemli ölçüde zayıflamadığı ama önceki altı yıl için ortalama büyüme oranlarının oldukça altına düştüğü hatırlatıldı. Geçen yıl küresel tarifeli ticaret büyümesindeki keskin düşüşün, Çin ve diğer gelişmekte olan Asya ekonomilerinden gelen ithalat talebindeki daralmadan kaynaklandığı ve bu durumun, ticaret gerilimlerinin bölgenin geniş sınır ötesi üretim ağları üzerindeki etkisini ve aynı zamanda Çin'deki iç talebin yavaşlamasını yansıttığı aktarıldı.   Toplam ithalat büyümesi önemli ölçüde yavaşladı  Rapora göre, Amerika Birleşik Devletleri'nde, tarife artışı yıl boyunca Çin'den yapılan ithalatta çift haneli düşüşe katkıda bulunduğundan, toplam ithalat büyümesi önemli ölçüde yavaşladı. Sermaye harcamalarının yavaşlaması ve otomotiv endüstrisindeki aksamaların Avro Bölgesi'ndeki ithalat talebini azaltıldığı öne sürülen raporda, gelişmekte olan bölgeler arasında, ticaret gerilimlerinin ithalat büyümesi üzerindeki etkisinin ülkeye veya bölgeye özgü faktörler tarafından daha da kötüleştiğine değinildi. Afrika, Batı Asya ve Latin Amerika'daki çeşitli ekonomiler dahil olmak üzere büyük emtia ihracatçıları için, emtia fiyatlarındaki yavaşlamanın iç yatırım faaliyetlerini etkilemeye devam ettiği için ithalat büyümesinin zayıf kaldığına da dikkat çekildi. Latin Amerika'da, Arjantin'deki derinleşen ekonomik krizin, sermaye harcamalarında keskin bir daralma ile ithalat talebinin çökmesine neden olduğu belirtilen raporda, Hindistan ve Güney Asya'daki diğer büyük ekonomilerde görülen ekonomik yavaşlamanın tarifeli ithalat talebini bastırdığının altı çizildi. Petrol piyasaları 2020'de dalgalı seyrini sürdürecek  Rapora göre, emtia fiyatları, küresel büyümenin yavaşlaması ve yüksek ticaret gerilimlerinin talep üzerine tartılması nedeniyle geçen yıl hafifledi. Ham petrol dahil olmak üzere birkaç emtia piyasasında arz kesintileri yıl boyunca vadeli işlem sözleşmelerinin spekülatif alımlarını tetikledi. Raporda, “Küresel talebin zayıflamasıyla ilgili artan endişeler fiyatları düşürmeye devam ettiği için, sonuçta ortaya çıkan fiyat artışları çoğunlukla kısa sürdü. Hafif talep görünümünün tedarik kısıtlamalarını bastırdığından dolayı çoğu emtia fiyatlarının zayıf kalması bekleniyor” ifadelerine yer verildi. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) ve Rusya Federasyonu liderliğindeki ham petrol üretim kesintilerinin uzatılması, küresel talebin zayıflaması ve ABD'den hızla artan arz bağlamında aşırı arzın önüne geçtiği belirtiliyor. Değerlendirmede şunlara yer verildi: "Petrol piyasaları 2020 yılında dalgalı seyrini sürdürecek. Brent ham petrol varil başına ortalama 59,50 dolar olacak. Bakır, kurşun, çinko ve alüminyum dahil olmak üzere bu kategorideki diğer emtiaların ara fiyat döngülerinin düşük endüstri talebi nedeniyle aşağı yönlü seyredecek.Kıymetli olmayan metallere olan talep büyük ölçüde Çin'in büyüme beklentilerine bağlı olduğundan, bu emtia fiyatları 2020'de azalacak. Buna karşılık, kıymetli metaller için alt endeks, riskten kaçınan yatırımcılar bu emtialardan kaçarken, altın, platin, paladyum ve gümüşün artan fiyatlarını yansıtan sürekli bir yükseliş eğilimi göstermektedir.” Avustralya'daki meteorolojik gelişmelerin hasada etkisi Geçen yıl mayıs ayında Amerika Birleşik Devletleri'nin Orta Batı bölgesinde şiddetli yağışların, tahıllarda uluslararası fiyat artışına neden olduğuna işaret eden raporda, ortalama gıda fiyatlarının 2020 yılında sabit kalacağı tahmininde bulunuldu. Avustralya'da son zamanlarda meydana gelen şiddetli meteorolojik olayların, çeşitli alanlarda zayıf tahıl hasatlarına neden olması bekleniyor. Tahıl stokları rahat seviyelerde kaldığından, bu tür olayların uluslararası hububat fiyatları üzerinde sınırlı etkiye sahip olması ve gıda fiyatlarının özellikle gelişmekte olan ülkelerde bölgeye özgü fiyat artışlarına eğilimli olmaya devam edeceği de öngörülüyor. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/kuresel-ticaret-2020-de-yuzde-2-3-buyuyecek-/1709975
Devamını Oku
Standard Post with Image

Bakan Pekcan: Türkiye’de yatırım yapmayı düşünen dünya çapındaki firmalardan randevu talepleri oldu

Ticaret Bakanı Pekcan, "Türkiye’de yatırım yapmayı düşünen dünya çapındaki bazı firmalardan randevu talepleri oldu. General Electric'in zaten yatırımları var, onlardan talep geldi. P&G ve Alibaba'nın da görüşme talepleri var." dedi. İsviçre'nin Davos kasabasında düzenlenen 50'nci Dünya Ekonomik Forumu'nda temaslarını sürdüren Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, televizyon kanallarının, forum kapsamındaki görüşmeleriyle ticaret konusundaki sorularını yanıtladı.  Pekcan, ticaret savaşlarının jeopolitik gerginliklerin arttığı bu dönemde dünya ekonomisinin geleceğinin tartışılması açısından söz konusu toplantıların çok anlamlı olduğunu belirterek, kendilerinin de bu platformları ikili görüşmeler için bir avantaj olarak gördüklerini söyledi. Davos'ta Güney Kore Ticaret Bakanı, Malezya Ticaret ve Sanayi Bakanı, Endonezya Ticaret Bakanı, Meksika Ekonomi Bakanı, Pakistan uluslararası anlaşmalardan sorumlu Başbakan Başdanışmanı ile görüşeceğini ifade eden Pekcan, yarın da Hollanda, İsviçre, Güney Afrikalı bakanlarla görüşmelerinin olacağını bildirdi. Pekcan, ikili ticaret için bu görüşmelerin son derece önemli olduğunu dile getirerek, "Ayrıca, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Bakanlar Toplantılarına, panellere katılacağız. Kalkınma İçin Yatırımların Kolaylaştırılması Paneli'ne, bakanların e-ticaret konusunda bir bildiri yayınlaması doğrultusunda düzenlenecek panele katılacağız." diye konuştu. Aynı zamanda Türkiye'de yatırım yapmayı düşünen dünya çapındaki bazı firmalardan randevu talepleri olduğuna dikkati çeken Pekcan, "General Electric'in zaten yatırımları var, onlardan talep geldi. P&G ve Alibaba'nın da görüşme talepleri var." ifadelerini kullandı. Pekcan, Türkiye'nin tam bir fırsatlar ülkesi olduğunu belirterek, şöyle konuştu: "Türkiye, ticaret savaşlarının olduğu bu dönemi çok iyi değerlendirdi. İş dünyamızın ne kadar dinamik olduğunu da biz burada görmüş olduk. Türkiye'de mevcut uluslararası yatırımcılarımız var. Bunlar Türkiye'deki potansiyeli çok daha iyi görüp değerlendirebildikleri için yeni yeni yatırımlara giriyorlar ve kapasite artışına gidiyorlar. Esasında bunlar uluslararası platformlarda ve kendi ülkelerinde bir nevi Türkiye'nin elçisi de oluyorlar." "Ticarette korumacılık önlemine tabi hacim 10 kat arttı" Ticaret savaşlarının son dönemde artış gösterdiğini ifade eden Pekcan, bunlar nedeniyle küresel ticari yatırımların azaldığını, belirsizliklerin arttığını, bundan bütün dünya ekonomisinin etkilendiğini dile getirdi. Pekcan, korumacılık önlemlerine tabi ticaret hacminin 2017'de 79 milyar dolar olduğu bilgisini vererek, şöyle devam etti: "Korumacılık önlemlerine tabi ticaret hacmi Ekim 2019 itibarıyla 747 milyar dolara yükselmiş, 10 katına yakın bir artış var. Türkiye açısından değerlendirildiğinde, 2017'deki ticaret politikaları önlemlerine tabi ihracatı 853 milyon dolar. 2018'de bu rakam 7,2 milyar dolara, 2019'da 10,8 milyar dolara çıktı ancak dünya böyle bir trendde iken Türkiye olarak çok başarılı bir sene geçirdik. Geçen yıl yüzde 2,04 artışla 180,5 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik. DTÖ'nün Eylül 2019 sonu itibarıyla açıkladığı verilere göre, dünyada en büyük ihracatçı 50 ülkenin ihracatının ortalama yüzde 2,7 azaldığını görüyoruz. Türkiye'de ise aynı dönemde ihracatta yüzde 2,6 artış var. Biz dünya sıralamasında artış oranı bakımından 7'nci, değer bakımından da 5'inci sıradayız. Bu konjonktürü pozitife çevirmek için fırsatlarımız olduğuna inanıyoruz ve iş dünyamızla beraber bunları değerlendirmeye çalışıyoruz." "Ocağın 20 gününde ihracatta yüzde 3 artış" Bakan Pekcan, ihracat için yeni pazarlar, yeni ihracatçılar ve yeni ürünleri hedef aldıklarını, aynı zamanda da ülkenin mevcut pazarlardaki konumunu daha da güçlendirme konusunda kararlı olduklarını belirterek, "2019 ihracatının yaklaşık yüzde 49'u Avrupa Birliği'ne (AB) gerçekleştirildi. AB'ye ihracatımız binde 8 azalmasına rağmen, değer bazında 14,6 milyar dolar ticaret fazlası verdik. Bir önceki sene bu 3,9 milyar dolardı. Yani AB'ye ticaret fazlamızı 3,7 kat artırdık. Bunun dışında en çok ticaret artışı yüzde 10,8 ile Kuzey Afrika'ya, yüzde 12,4 ile diğer Afrika ülkelerine, yüzde 7,5 ile Orta Amerika ve Karayipler'e yönelik gerçekleşti. Bu yıl da ihracata iyi bir performansla devam edeceğiz. Ocak ayının ilk 20 gününde ihracatta yüzde 3 artış var, sonuna doğru neler olacağını hep beraber göreceğiz." ifadelerini kullandı. Pekcan, AB ile Gümrük Birliği Anlaşması'nın revize edilmesine yönelik yürütülen görüşmelere ilişkin bir soru üzerine de şunları kaydetti: "Aslında AB ile bizim Gümrük Birliği Anlaşmamızın güncellenmesi biraz gecikti. Sadece Türkiye için değil, AB için de gecikti. Artık AB'nin de Türkiye'nin de üçüncü ülkelerle çok daha geniş kapsamlı ticaret anlaşmaları mevcut. 2016'dan beri Avrupa Komisyonu, Avrupa Konseyinden yetkilendirme bekliyor. Neden bekliyor? Bazı siyasi çekişmeler nedeniyle kimi ülkeler bu güncellemenin başlanmasını önlüyor ama ben artık AB'nin de buna farklı gözle bakacağını, siyasi sorunların başka mecralarda çözülmesi gerektiğini ama ekonomik ve ticaretin önündeki engellerin bir an önce kaldırılmasının hem AB ülkeleri için hem Türkiye için artık bir zorunluluk olduğunu görüyorum. Aralık ayında AB Komisyonu ticaretten sorumlu Komiseri Phil Hogan ile bir araya geldik, çok verimli, çok pozitif bir toplantı gerçekleştirdik. Kendilerinin de bizimle aynı görüşleri paylaşıyor olmasından son derece memnun kaldık. Artık siyasi çekişmeleri başka bir mecrada değerlendirmeli, ekonomik gelişmelere kaldığı yerden devam etmeliyiz. 2020'de de bu konuda adım atacağımıza inanıyorum." "ABD ile ek vergileri tek taraflı kaldırmamızı kimse beklemesin" ABD'nin Mart 2018'de demir-çelik ve alüminyuma yüzde 25 ve yüzde 10 ek vergi getirdiğini, daha sonra da bunu iki katına çıkardığını anımsatan Pekcan, mütekabiliyet gereği kendilerinin de ABD'ye bazı ürünlere DTÖ kurallarına uygun ek vergi getirdiklerini hatırlattı. Pekcan, ek vergi getirirken de sanayicilerin çok fazla etkilenmemesi için özel dikkat gösterdiklerini ifade ederek, "Tütüne, viskiye, çeltiğe, otomotive ek vergi getirirken, bunun yanında ceviz, badem, kaju fıstığına da getirdik. ABD, getirdiği ek vergileri kaldırdığı anda biz de kaldırmaya hazırız ama tek taraflı kaldırmamızı kimse beklemesin." diye konuştu. Türkiye ile ABD arasında çok inişli-çıkışlı bir 2019 yılı yaşandığını ancak bundan ticaret hacminin etkilenmediğini vurgulayan Pekcan, "Biz, mevcudun korunmasından ziyade ne kadar artırabiliriz, onun çalışmasını yapıyoruz. Bizim 100 milyar dolar hedefimizle ilgili sektörel bazda yaptığımız çalışmalar, yol haritaları, ölçek ekonomisi sektörün bakış açısını değiştirdi. Şu anda benim Bakan Yardımcılarımdan Tuna Turagay ABD'de iş dünyasıyla beraber ve 'Fırsatları nasıl değerlendirebiliriz' konusu üzerine çalışıyoruz." dedi. ABD Başkanı Trump'ın "Çin ile ikinci aşama görüşmelerini yapacaklarını ve tarifelerin bunun ardından kaldırılabileceği"ne yönelik sözlerine ilişkin görüşlerinin sorulması üzerine de Pekcan, şu değerlendirmede bulundu: "Dünya ticareti açısından baktığımızda bu esasında olumlu bir gelişme. Zaten ticaret savaşlarında ABD'nin Çin'e uyguladığı tarifelerin toplamı 370 milyar dolar. Çin'in ABD'ye uyguladığı vergilerin toplam ticaret hacmi 110 milyar dolar. Sadece Çin ile ABD'nin birbirine uyguladıkları 480 milyar dolar civarında. Dolayısıyla bu, dünya için de yeni bir motivasyon, küresel ekonomi için pozitif katkıları olacaktır ama biz Türkiye olarak her halükarda dezavantajı nerede avantaja çevirebiliriz, buna çalışacağız." "Yeni Rekabet Kanunu'nda taslak çalışma hazır" Bakan Pekcan, iç ticarete ilişkin sorular üzerine de yeni bir düzenleme müjdesi verdi. Pekcan, "Rekabet Kanunu ile ilgili çalışmamızı bitirdik. Uluslararası yatırımcıların Türkiye'ye çekilmesi açısından da çok önemli bir taslak çalışmasını tamamlamış bulunuyoruz." diye konuştu. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/bakan-pekcan-turkiye-de-yatirim-yapmayi-dusunen-dunya-capindaki-firmalardan-randevu-talepleri-oldu/1710222
Devamını Oku
Standard Post with Image

'Orta vadeli enflasyon beklentilerindeki düşüş eğilimi sürüyor'

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) Toplantı Özeti'nde, orta vadeli enflasyon beklentilerindeki düşüş eğiliminin genele yayılarak sürdüğü belirtilerek, "Beklenti dağılımının anket katılımcıları arasında artan bir uzlaşı içermesi orta vadeli enflasyon görünümüne ilişkin belirsizliklerin önemli ölçüde azaldığına işaret etmiştir." ifadeleri kullanıldı. Para Politikası Kurulu'nun 16 Ocak'taki toplantısına ilişkin özet yayımlandı. Özette, Aralık 2019'da yıllık enflasyonun 1,28 puan yükselerek yılı yüzde 11,84 ile Ekim Enflasyon Raporu'nda sunulan tahminin bir miktar altında tamamladığı hatırlatıldı. Söz konusu dönemde yıllık enflasyonun, alt gruplar genelinde yükselirken, hizmet grubundaki artışın daha sınırlı olduğu belirtilen özette, çekirdek enflasyon göstergelerinin yıllık enflasyonunun bir miktar yükselse de, B ve C göstergelerinin eğilimindeki ılımlı seyrin korunduğu bildirildi. Özette, gıda ve alkolsüz içecekler yıllık enflasyonunun 2 puanlık artışla seneyi yüzde 10,89 olarak tamamladığı ifade edildi. Bu yükselişte, işlenmiş gıda grubunun daha belirleyici olduğu belirtilen özette, şunlar kaydedildi: "Çiğ süt alım fiyatlarındaki artışları takiben süt ürünlerindeki fiyat gelişmeleri öne çıkarken, ekmek-tahıl fiyatlarında son aylardaki artış eğiliminin devam ettiği gözlenmiştir. İşlenmemiş gıda enflasyonundaki yükseliş temelde diğer işlenmemiş gıda grubu kaynaklı olurken, taze sebze ve meyve grubu enflasyonu sınırlı bir artışla yılı düşük bir seviyede tamamlamıştır. Öncü göstergeler sebze fiyatlarında görülen belirgin artışlara rağmen, işlenmemiş gıda enflasyonunun ocak ayında baz etkisiyle yavaşlayabileceği yönünde sinyal vermektedir." "Enflasyon beklentilerindeki iyileşme sürmektedir" Özette, enerji grubunun yıllık enflasyonunun baz etkisiyle 3,64 puan yükselerek yüzde 10,98'e ulaşmasında, petrol fiyatlarındaki yükseliş ve yakın dönem döviz kuru gelişmelerine bağlı olarak tüp gaz ve akaryakıt fiyatlarında gerçekleşen artışların belirleyici olduğu belirtildi. Akaryakıt ürünlerinde eşel mobil uygulaması ve şebeke suyu fiyatlarında gözlenen gerilemenin grup enflasyonunda daha olumsuz bir görünümü sınırladığı bildirilen özette, "Enerji grubu yıllık enflasyonunun baz etkilerine bağlı olarak ocak ayında da belirgin bir şekilde artacağı not edilmelidir." ifadelerine yer verildi. Özette, hizmet fiyatlarının geçen ay yüzde 0,37 arttığı, grup yıllık enflasyonunun 0,14 puan yükselerek yüzde 12,30 olduğu hatırlatıldı. Bu dönemde yıllık enflasyonun haberleşme ve diğer hizmetler gruplarında bir miktar yükselirken, ulaştırma hizmetlerinde gerilediği, lokanta-otel ve kira gruplarında ise yataya yakın seyrettiği kaydedildi. Hizmet fiyatları ana eğiliminin ise sınırlı bir oranda gerilediği vurgulanan özette, şu değerlendirmelere yer verildi: "Önümüzdeki dönemde hizmet fiyatlarının seyrinde asgari ücret gelişmelerine istinaden reel birim iş gücü maliyetlerinin, turizm talebinin ve geçmiş enflasyona endeksleme davranışının etkili olacağı öngörülmektedir. Enflasyon beklentilerindeki iyileşme sürmektedir. Orta vadeli enflasyon beklentilerindeki düşüş eğilimi genele yayılarak sürerken, beklenti dağılımının anket katılımcıları arasında artan bir uzlaşı içermesi orta vadeli enflasyon görünümüne ilişkin belirsizliklerin önemli ölçüde azaldığına işaret etmiştir." "Sanayi üretimindeki artış eğilimi sürecek" PPK özetinde, son döneme ilişkin verilerin iktisadi faaliyetteki toparlanma eğiliminin devam ettiği belirtildi. Tarihsel oynaklığı yüksek olan sektörlerdeki arızi hareketlerden arındırıldığında sanayi üretimi ana eğiliminin daha kuvvetli olduğu vurgulanan özette, "Anket göstergeleri ve dış ticaret verileri sanayi üretimindeki artış eğiliminin aralık ayında da süreceğine işaret etmektedir." ifade edildi. 2019'un son çeyreğinde, risk primi ve döviz kuru oynaklığındaki düşüş ile finansal koşullardaki iyileşmenin yurt içi talebi belirgin ölçüde desteklediği belirtilen özette, şunlar kaydedildi: "İktisadi faaliyetin sektörel yayılımındaki iyileşme devam etmektedir. TCMB İktisadi Yönelim Anketi, PMI ve sektörel güven endeksleri gibi anket göstergeleri ışığında imalat sanayi ve hizmet faaliyetlerindeki artışın sürdüğü görülmektedir. Yatırımlar zayıf seyrini sürdürmekle birlikte, yatırım ve istihdam eğiliminde küçük ve orta ölçekli firmaları da kapsayan toparlanma devam etmektedir. Kurul, yatırım ve istihdam görünümündeki iyileşmenin devamı açısından büyüme ve talep istikrarının önemine vurgu yapmıştır. Rekabet gücündeki gelişmelerin olumlu etkisi sürerken küresel büyüme görünümündeki zayıflama dış talebi kısmen yavaşlatmaktadır. Bu dönemde Avrupa Birliği ülkelerinin yanı sıra Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde de yavaşlama sinyalleri bir miktar artmıştır. Buna karşın, pazar çeşitlendirme esnekliği ve turizmdeki güçlü seyir mal ve hizmet ihracatındaki artışı desteklemekte; ancak yurt içi talepteki toparlanmaya bağlı olarak ithalatta artış gözlenmektedir. Bu çerçevede, yılın son çeyreğinde net ihracatın büyümeye katkısının gerilemesi; son dönemde belirgin bir iyileşme kaydeden cari işlemler dengesinin alınan tedbirlerin de katkısıyla önümüzdeki dönemde ılımlı bir seyir izlemesi beklenmektedir." Özette, öncü göstergelerin, işsizlik oranlarındaki kısmi iyileşmenin sürdüğü sinyalini vermekle birlikte iş gücü piyasasındaki zayıf seyrin devam ettiği belirtilerek, "Önümüzdeki dönemde net ihracatın büyümeye katkısı gerilerken, dezenflasyon süreci ve finansal koşullardaki iyileşmeyle birlikte ekonomideki toparlanmanın devam edeceği öngörülmektedir." ifadelerine yer verildi. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/orta-vadeli-enflasyon-beklentilerindeki-dusus-egilimi-suruyor/1711369
Devamını Oku
Standard Post with Image

Heykel tarlası Yesemek medeniyet tarihini değiştirecek

Gaziantep'in turizm potansiyeline dönük çalışmaları belirlemek ve uluslararası arenada tanıtmak amacıyla Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Yesemek Açık Hava Müzesi’ni ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin Troyası olarak tanımlanan Tilmen Höyük’te yapılan karbon ve yüzey analizlerinde çok daha eski döneme ait bulguların dünyanın medeniyet tarihini değiştireceği belirtildi. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, kentin turizm potansiyeline dönük çalışmaları belirlemek ve uluslararası arenada tanıtmak amacıyla Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Yesemek Açık Hava Müzesi’ni ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin Troyası olarak tanımlanan Tilmen Höyük’ü gezdi, bilgi aldı. Başkan Şahin, bölgede yapılan karbon ve yüzey analizlerinde çok daha eski döneme ait bulguların dünyanın medeniyet tarihini değiştireceğini söyledi. Dünya medeniyet tarihine ışık tutan ve İslahiye ilçesinin en eski tarihi alanları olarak belirlenen Yesemek ve Tilmen Höyük’ü için Gaziantep Valisi Davut Gül, AK Parti Gaziantep Milletvekili Derya Bakbak ve İslahiye Belediye Başkanı Kemal Vural da protokolde yer aldı, incelemelerde bulundu.  ŞAHİN: BİZE DÜŞEN YESEMEK’İ KALICI LİSTEYE ALMAK Bölgedeki incelemelerin ardından değerlendirmelerde bulunan Başkan Fatma Şahin Yesemek’in kalıcı listeye alınması gerektiğini belirterek, “Kazı başkanımız ve üniversitemizle birlikte çok önemli çalışmalar yapıyoruz. Karbon ve yüzey analizlerinde çok daha eski dönemlere ait bulgular ortaya çıktı. Bu yeni bulgular da dünya medeniyet ve arkeoloji tarihini değiştirecek. Bir taraftan da Arkeoloji Enstitüsü’nü hayata geçiriliyor. Artık, çalışmalarımızı Gaziantep’te yapacağız. Bize düşen şey Yesemek’i kalıcı listeye almak. Kazılarda ortaya çıkan şeyleri bütün dünyaya doğru anlatmamız gerekiyor. Akabinde de milyonlarca insanın buraya gelmesi için çaba göstermeliyiz. Doğru bir tanıtımla sahip olduğumuz bu kültürel mirası herkesle ve en önemlisi gelecekteki nesille paylaşmalıyız” dedi. YESEMEK’İ VE TİLMEN HÖYÜK’Ü DÜNYAYA TANITACAĞIZ Gaziantep Valisi Davut Gül, Yesemek Açık Hava Müzesi’nin 4 bin yıllık bir geçmişe sahip olduğuna dikkati çekerek, “Bu tarihi mekanın UNESCO’nun Dünya Mirası Kalıcı listesinde de yer alacağına inanıyorum. Gerçekten olağanüstü bir değer ve estetiğe sahip. Gerek ulusal gerekse uluslararası alanlarda bu bölgenin tanınması için elimizden geleni yapacağız” diye konuştu. TARİHE ŞAHİTLİK AK Parti Gaziantep Milletvekili Derya Bakbak ise, Yesemek’in heykel atölyesi olarak bilinen tarihi bir mekan olduğunu hatırlatarak, “Bizim için çok önemli bir tarihe sahip. Öte yandan UNESCO’nun Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan bir alanımız. Bölgeyle ilgili arkeologlarımızın çalışmaları devam ediyor. Bulunan parçalara göre bölgenin daha eski dönemlere şahitlik ettiği görülüyor” ifadelerin kullandı.   HERKES YESEMEK’İ DUYACAK İslahiye Belediye Başkanı Kemal Vural da bölgenin en eski tarihlerini Yesemek ve Tilmen Höyükü’nün oluşturduğunu söyleyerek daha önceki dönemlerde bu tarihi alanların iyi hizmet almadığını ancak Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in ve Gaziantep Valisi Davut Gül’ün desteğiyle dünyanın ilk heykel atölyesi olan Yesemek’i herkese duyuracaklarını kaydetti. Kaynak: https://www.turizmnews.com/heykel-tarlasi-yesemek-medeniyet-tarihini-degistirecek/17951/
Devamını Oku
Standard Post with Image

Yerli turistin seyahat sayısı ve geceleme süresi düştü

Türkiye İstatistik Kurumu, 2019 yılının III. çeyreğine ait yurt içi turizm istatistiklerini açıkladı. TÜİK'in açıkladığı verilere göre, 2019 yılının III. çeyreğinde 24.2 milyon insan ülke içinde seyahate çıktı. Seyahate çıkanların bir ve daha fazla geceleme kaydı ile ülke içinde yaptıkları toplam seyahat sayısı bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %1,8 azalarak 31 milyon 939 bin olurken, bu çeyrekte seyahate çıkanlar 309 milyon 342 bin geceleme yaptı. Ortalama geceleme sayısı ise 9,7 gece oldu. Seyahat harcaması arttı Yerli turistlerin, yurt içinde yaptıkları seyahat harcamaları 2019 yılının III. çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde oranında 10,4 artarak 23 milyar 344 milyon TL olarak gerçekleşti. Bu harcamaların yüzde 89,6'sını (20 milyar 911 milyon TL) kişisel harcamalar, yüzde 10,4'ünü ise (2 milyar 432 milyon TL) paket tur harcamaları oluşturdu. Seyahat başına yapılan ortalama harcama ise 731 TL oldu. Bu çeyrekte yapılan seyahat harcamalarının geçen yılın aynı çeyreğine göre değişim oranları incelendiğinde en fazla artış yüzde 36,1 ile sağlık harcamalarında, yüzde 21,1 ile diğer harcamalarda (spor, eğlence, eğitim, mücevher, altın, gümüş, halı, kilim vs) ve yüzde14,3 ile konaklama harcamalarında oldu. İlk sırada yine 'yakınları ziyaret' var Yakınları ziyaret amacı ile yapılan seyahatler yüzde 60,5 ile ilk sırada yer alırken, onu yüzde 33,8 ile "gezi, eğlence, tatil" ve yüzde 3 ile "sağlık" takip etti. Otelde yapılan gecelemeler üçüncü sırada Bu çeyrekte seyahate çıkanlar 193 milyon 611 bin geceleme sayısı ile en çok "arkadaş, akraba evinde" kaldı. Konaklama türlerine göre geceleme sayısında ikinci sırada 71 milyon 611 bin geceleme ile "kendi evi" yer alırken, "otel" 22 milyon 391 bin geceleme sayısı ile üçüncü sırada yer aldı. Geceleme sayısı düşüyor Öte taraftan, yurt içinde seyahate çıkanların yaptığı geceleme sayısındaki düşüş bu çeyrekte de devam etti. 2017 yılının üçüncü çeyreğinde 10.8 olan ortalama geceleme sayısı, 2018 yılının aynı çeyreğinde yüzde 10.2'ye düşmüştü. 2019 yılının üçüncü çeyreğinde ise geceleme sayısı 9.7'ye geriledi. Harcama türlerinin bir önceki yılın aynı çeyreğine göre değişim oranları (%), III. Çeyrek, 2019 Seyahat sayılarının amaçlara göre dağılımı, III. Çeyrek, 2019 Geceleme sayısının konaklama türlerine göre dağılımı, III. Çeyrek, 2019 Kaynak: https://www.turizmguncel.com/haber/yerli-turistin-seyahat-sayisi-ve-geceleme-suresi-dustu
Devamını Oku