Arama HABERLERi

Standard Post with Image

LASİAD Orta Asya Pazarı İçin İncelemelerde Bulundu

LASİAD Başkan Yardımcısı ve Fuarlar Komitesi Başkanı Ercan Hardal, 18-20 Eylül tarihleri arasında Kazakistan'ın başkenti Alamata'da düzenlenen 18.Cat-Expo, Uluslararası Orta Asya Moda Fuarı'na katılarak incelemelerde bulundu. Açılışında İHKİB-İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Hikmet Ünal'ın da konuştuğu fuar, gelişmekte olan Orta Asya'nın alanındaki en önemli etkinliklerinden biri olmaya aday gösteriliyor. Benzerleri gibi yılda 2 kez ilkbahar ve güz dönemlerinde düzenlenen etkinliğin bu yılki ilkbahar sezonunda en çok katılım Türkiye ve İtalya'dan olmuştu.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Kazakistan Girişimci Kadınlar Derneği’nden LASİAD’a ziyaret

LASİAD 25 Ekim salı günü Kazakistan’dan gelen misafirlerini ağırladı. Ülkelerinde tekstil, eğitim, inşaat, üretim, hizmet, turizm ve kozmetik gibi farklı birçok sektörde iş yapan Kazakistan Girişimci Kadınlar Derneği’nden 12 kişilik heyet TOBB’un daveti üzerine geldikleri İstanbul’da Türkiye’nin tekstil başkenti Laleli’ye gelerek, tekstil alanında yatırımlar yapmak ve LASİAD’ın tecrübelerinden faydalanmak için LASİAD’ı ziyaret etti. İki ülke arasındaki dostlukların pekişmesi için bu tür girişimlerin önemli olduğu hatırlatılan toplantıya LASİAD Yönetim Kurulu olarak; Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları; Ahmet Turan ve Erdem Soylu Karabağlı, Yönetim Kurulu Üyeleri; İbrahim Murat Ramizoğlu, Turan Yavuz, Rıfat Opan ve Tarık Nayman, Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak, Proje Sorumlusu Fatih Akkoç  katıldı. Toplantıda karşılıklı görüş alış verişinde bulundu.
Devamını Oku
Standard Post with Image

ŞİÖ mü, yoksa AEB mi?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) yerine Şanghay İşbirliği Örgütü'ne (ŞİÖ) üye olabileceğine dair açıklamasının ardından başlayan ŞİÖ tartışmalarında asıl "AB muadili" kurumun Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) olduğu yorumları öne çıkıyor.  Konuyu yakından izleyenler, "ŞİÖ tam olmasa da, bir ölçüde güvenlik temelli bir anlaşma olarak NATO ile karşılaştırılabilir. Ama eğer AB'nin karşılığı olarak Rusya ile birlikte hareket edilecek bir Avrasya platformu kast ediliyorsa o zaman Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) anlaşılmalı" değerlendirmesini yapıyor. Erdoğan konuyu şu sözlerle gündeme taşımıştı: "Mesela, “Şanghay 5’lisi içerisinde Türkiye niye olmasın?” diyorum. Bunu sayın Putin’e olsun, Nazarbayev’e olsun, şu anda Şanghay 5’lisinin içerisinde olanlara da söyledim. Başlangıçta 5 ülkenin kurduğu Şanghay İşbirliği Örgütü’ne daha sonra Özbekistan, Pakistan, Hindistan gibi ülkeler de dahil oldu. İran da girmek istiyor. Sayın Putin, “Bunu değerlendiriyoruz” gibi bir ifade de kullandı. Temenni ederim ki orada olumlu bir gelişme olması halinde, yani Türkiye’nin Şanghay 5’lisi içerisinde yer alması, bu konuda çok daha rahat hareket etmesini sağlayacaktır diye düşünüyorum.” BBC Türkçe'den Onur Erem, uzman görüşlerine dayanarak konuyu analiz attiği yazıda şu değerlendirmeyi yaptı: "AB'nin ekonomi, politika, güvenlik ve insan hakları konusunda bağlayıcı bir müktesebatı, üye ülkelerden parlamenterlerin temsil ediği ve yasama gücü bulunan bir meclisi, mahkemesi, marşı ve tüm üye ülkelerin bayraklarının yanında kullandığı bir bayrağı bulunurken bunlar ŞİÖ'de mevcut değil. AB'nin üye ülkeleri arasında insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunurken ŞİÖ'de bunlar da yok. AB, diğer ülkelerle de serbest ticaret anlaşması imzalayabilirken ŞİÖ üyeleri kendi aralarında bile serbest ticaret anlaşmasına sahip değil. ŞİÖ'ye kıyasla, AB'ye daha çok benzeyen Asya örgütü ise Avrasya Ekonomik Birliği (AEB). Rusya, Kazakistan, Ermenistan, Belarus ve Kırgızistan'ın üye olduğu AEB'de insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunuyor. 2013 yılında "Türkiye hem NATO üyesi, hem de ABD'nin en yakın müttefiklerinden. ŞİÖ üyelerinin bu şartlarda Türkiye'yi tam üyeliğe kabul etmesi mümkün değil" diyen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in danışmanı Sergey Markov, bu yüzden Türkiye'nin ŞİÖ'ye değil AEB'ye üye olabileceğini söylemişti. Kazakistan lideri Nursultan Nazarbayev de 2014 yılında Türkiye'yi AEB üyeliğine davet etmişti." PUTİN DE DEĞİNMİŞTİ 2014 Aralık sonundan Kremlin Sarayı’nda yapılan Avrasya Ekonomik Yüksek Konseyi Toplantısında  Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Belarus Devlet Başkanı Aleksander Lukaşenko, Kırgızistan Devlet Başkanı Almazbek Atambayev, Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev ve Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan buluşmuştu. Toplantıda konuşan Rusya Devlet Başkanı Putin, "Ulaşılan noktada durmak tabii ki doğru olmaz. Geleceğe yönelik yeni büyük hedeflerimiz var" demişti. Putin devamında,  başka ülkelerin de birliğe ilgi duyduğuna işaret ederek, “Vietnam’la serbest ticaret sözleşmesi projesine hazırlık için final aşamasına gelindi. Türkiye, Hindistan ve İsrail ile de benzer sözleşmeler üzerinde çalışmalar yapılıyor” dedi.  Rusya resmi haber ajansı Sputnik, bu sözleri şöyle yorumlamıştı: "Türkiye önce de Avrasya Ekonomik Birliği ile işbirliği veya üyelik ihtimalini dile getirmişti. Başta Türkiye’nin bu isteği Türkiye’nin AB üyelik sürecini hızlandırmak amacıyla AB’ye baskı yapma çabası olarak algılanmıştı. Ama sonra Ankara daha pragmatik yaklaşım sergilemeye başladı. Türkiye Ukrayna’daki kriz yüzünden uygulanan Rusya karşıtı yaptırımlara katılmayı reddetti, Rusya ile ticari-ekonomik işbirliğini genişleterek karşılıklı ödemelerde ulusal para birimlerini kullanmaya hazır olduğunu açıkladı. 1 Aralık’ta gerçekleşen Rusya Devlet Başkanı Putin’in Türkiye ziyareti sırasında Güney Akım boru hattının rotasının değiştirilip Türkiye üzerinden geçeceği açıklanmıştı. Ayrıca Avrasya Ekonomik Birliği ile işbirliği Türkiye için ticari-ekonomik alanda çok büyük fırsatlar tanıyacak. Türk işadamları faaliyetlerini uluslararası ticaret şartlarına göre yürütebilecekler. Ayrıca Avrasya Birliği’nin üyelerinin Türkiye’den AB ile Avrasya Ekonomik Birliği arasında seçim yapmasını talep etmemeleri önemlidir. İleride iki birliğin mutlaka işbirliğini yapması gerekecek. Bütün bunlar Türkiye’nin Avrasya Ekonomik Birliği ile işbirliği için hazırlanan yol haritasında yansıtılacak." TARİHÇESİ 1994'te ilk kez Kazak lider Nazarayev tarafından dile getirilen "ortak pazar" fikri sonucunda Avrasya Ekonomik Birliği'nin (AEB) hukuki temeli, 29 Mayıs 2014'te Belarus, Kazakistan ve Rusya liderleri tarafından imzalanan bir antlaşma ile atılmıştı. AEB'ye Ermenistan'ı dahil eden antlaşma 9 Ekim 2014'te imzalandı. Birlik resmen 1 Ocak 2015'te kuruldu.  Kırgızistan'ın Avrasya Birliği'ne tam üyeliği de 1 Mayıs 2015 tarihinden itibaren geçerliliğini kazandı. Böylece bu ülkeler gümrüksüz "ortak pazar" uygulamasına geçti. Beş soruda Şanghay İşbirliği Örgütü Onur Erem, BBC Türkçe'ye derledi: 1. Şanghay İşbirliği Örgütü nedir? ŞİÖ, bölgesel bir işbirliği örgütü. Ana işbirliği konusu güvenlik olan ŞİÖ, ilk olarak 1996'da Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan tarafından "Şanghay Beşlisi" adıyla kuruldu. 2001'de Özbekistan'ın da katılmasının ardından adını Şanghay İşbirliği Örgütü olarak değiştirdi. Örgütün uluslararası yapısında düzenli olarak toplanan Devlet Başkanları Konseyi ve Hükümet Başkanları Konseyi'nin yanı sıra sekretarya, Bölgesel Anti-Terör Yapısı, Dışişleri Bakanları Konseyi gibi yapılar yer alıyor. Örgütün sekretaryası Çin'in başkenti Pekin'de, "Bölgesel Terörle Mücadele Kuruluşu" ise Özbekistan'ın başkenti Taşkent'te bulunuyor. Bugün örgütün 6 üyesinin yanı sıra 6 gözlemcisi ve 6 "diyalog ortağı" bulunuyor. Gözlemciler; Afganistan, Belarus, Hindistan, İran, Moğolistan ve Pakistan. 2006 yılında üyelik başvurusu yapan Pakistan ve 2014 yılında üyelik başvurusu yapan Hindistan'ın 2017'de ŞİÖ'ye üye olmaları bekleniyor. Örgütün diyalog ortakları ise Ermenistan, Azerbaycan, Kamboçya, Nepal, Sri Lanka ve Türkiye. ŞİÖ üyesi 6 ülke, dünya nüfusunun yaklaşık çeyreğini oluşturuyor. Buna gözlemciler ve diyalog ortakları da eklendiğinde ŞİÖ, dünya nüfusunun yaklaşık yarısını içeriyor. ŞİÖ üyesi 6 ülke, dünya nüfusunun yaklaşık çeyreğini oluşturuyor.   2. Hangi amaçla kuruldu? Hükümetler arası bir kurum olan ŞİÖ'nün kuruluşunda Çin ve Rusya'nın Asya'da güvenlik üzerine işbirliği yapma amacı bulunuyordu. Örgütün güvenlik konusundaki endişelerinden biri, Orta Asya'daki İslamcı örgütler ve uyuşturucu ticaretiydi. ŞİÖ üyeleri, bunlara karşı birbirileriyle istihbarat paylaşımında bulunuyor, ortak askeri tatbikat düzenliyor, "suçluları" birbirlerine iade ediyor. Örgüt, Rusya ve Çin'in Orta Asya'ya yönelik politikalarını koordine etmenin bir aracı olma özelliği taşıyor. Askeri bir ittifak ise değil. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün eski direktörü Bates Gill'e göre örgütün kuruluşunda Rusya ve Çin'in ABD'nin Asya'daki olası müdahalelerine karşı ortak hareket etme isteği de vardı. Gill, Brookings Enstitüsü için yazdığı makalede, örgüte üye ülkelerin imzaladığı anlaşmalarda yer alan "Diğer ülkelerin iç işlerine 'insani müdahale' veya 'insan haklarını koruma' gerekçesiyle yapılacak müdahalelere karşı çıkmak ile ülkelerin güvenlik meselelerinde birbirlerine yardım etmesi" ifadelerinin bunun kanıtı olduğunu söylemişti. Şangay İşbirliği Örgütü Batı'ya rakip mi? Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu Doğu Avrupa ve Orta Asya Direktörü Sacha Koulaeva ise ŞİÖ'yü "içe kapalı otoriter ülkeler kulübü" olarak tanımlıyor. Sacha Koulaeva, "Ülkelerin gizli servisleri diğer ülkere engellenmeden girip, hatta girdikleri ülkenin güvenlik güçlerinden yardım alarak 'suçlu' ilan ettikleri kişileri alıp geri götürebiliyorlar" diyor.   3. AB'den ne farkı var? Avrupa Birliği, üye ülkelerin üzerinde yer alan bir hükümetler üstü yapıyken ŞİÖ, işbirliği için kurulmuş hükümetler arası bir yapı özelliği taşıyor. AB'nin ekonomi, politika, güvenlik ve insan hakları konusunda bağlayıcı bir müktesebatı, üye ülkelerden parlamenterlerin temsil ediği ve yasama gücü bulunan bir meclisi, mahkemesi, marşı ve tüm üye ülkelerin bayraklarının yanında kullandığı bir bayrağı bulunurken bunlar ŞİÖ'de mevcut değil. AB'nin üye ülkeleri arasında insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunurken ŞİÖ'de bunlar da yok. AB, diğer ülkelerle de serbest ticaret anlaşması imzalayabilirken ŞİÖ üyeleri kendi aralarında bile serbest ticaret anlaşmasına sahip değil. ŞİÖ'ye kıyasla, AB'ye daha çok benzeyen Asya örgütü ise Avrasya Ekonomik Birliği (AEB). Rusya, Kazakistan, Ermenistan, Belarus ve Kırgızistan'ın üye olduğu AEB'de insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunuyor. 2013 yılında "Türkiye hem NATO üyesi, hem de ABD'nin en yakın müttefiklerinden. ŞİÖ üyelerinin bu şartlarda Türkiye'yi tam üyeliğe kabul etmesi mümkün değil" diyen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in danışmanı Sergey Markov, bu yüzden Türkiye'nin ŞİÖ'ye değil AEB'ye üye olabileceğini söylemişti. Kazakistan lideri Nursultan Nazarbayev de 2014 yılında Türkiye'yi AEB üyeliğine davet etmişti.   4. Neden Türkiye'nin gündeminde? Türkiye 2011 yılındaki başvurusunun ardından 2013'te ŞİÖ'nün diyalog ortağı konumuna gelmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu tarihten sonra hem başbakanlığı hem de cumhurbaşkanlığı döneminde pek çok defa Türkiye'nin Şanghay İşbirliği Örgütü'ne üye olarak kabul edilmesi karşılığında AB'ye tam üyelik başvurusunu geri çekebileceğini açıklamıştı. Erdoğan'ın, son olarak geçen hafta "Türkiye bir defa kendini rahat hissetmeli. 'Benim için varsa, yoksa Avrupa Birliği' dememeli. Mesela, 'Şanghay Beşlisi içerisinde Türkiye niye olmasın?' diyorum. Temenni ederim ki orada olumlu bir gelişme olması halinde, yani Türkiye'nin Şanghay Beşlisi içerisinde yer alması, bu konuda çok daha rahat hareket etmesini sağlayacaktır diye düşünüyorum" açıklaması üzerine ŞİÖ üyeliği tekrardan gündem oldu.   5. Türkiye için AB'nin alternatifi olabilir mi? Peki ŞİÖ, Türkiye için AB'nin alternatifi olabilir mi? Avrupa Birliği ve Küresel Araştırmalar Derneği Başkan Yardımcısı Can Baydarol'a göre bu sorunun cevabı "Hayır". AB'nin kendine özgü bir entegrasyon süreci olduğunu, ŞİÖ'nün ise ekonomiden ziyade siyasetle ilgili ve NATO'ya alternatif olabilecek bir oluşum olduğunu söyleyen Baydarol, "Erdoğan'ın bu konudaki mesajı ŞİÖ'nün AB'ye alternatif olarak görülmesini değil, Erdoğan'ın Batı dünyasına bir alternatif arayışını ifade ediyor, NATO'yu tartışma haline getiriyor" diyor. Erdoğan'ın bugün NATO Parlamenterler Meclisi toplantısında ittifak üyelerine sert mesajlar verdiğini hatırlatan Baydarol, "Türkiye'nin Batı'yla entegrasyonu bırakıp ŞİÖ üyeliği yoluna girmesi çok çok zor. Türkiye'nin ekonomisi Batı'yla entegre. Bunu koparıp da yerine kısa vadede, hele böyle bir konjonktürde bir alternatif bulması olası gözükmüyor" uyarısında bulunuyor. Baydarol, NATO ile Rusya arasında gerginlik tırmanırken böyle mesajlar vermenin Türkiye için riskler taşıdığını düşünüyor: "Rusya ve NATO Ukrayna'da silahlarını birbirine çeviriyor. Türkiye eğer Rusya'nın kampına girerse Batı da silahlarını Türkiye'ye çevirir." Baydarol, Avrupa Birliği müktesebatının bir AB üyesinin ŞİÖ üyesi olmasına imkan tanımadığını, bu açıdan yasal ve teknik engeller olduğunu belirtirken "Batı dünyası içindeyseniz Çin ve Rusya ile yanyana yer alamazsınız" diyor. Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Ekonomi Araştırmaları Direktörü Sadık Ünay ise ŞİÖ'yü Türkiye için AB'ye karşı hem siyasi hem de ekonomik olarak önemli bir denge unsuru olarak görüyor. ŞİÖ'nün siyasi olarak AB'nin net bir alternatifi olmadığını belirten Ünay, "ŞİÖ enerji güvenliği ve lojistik bağlantılar açısından yükselen Asya'yı temsil ettiği için, içinde dünya ekonomisinin yükselen güçleri olduğu için dünya sisteminin temel ekseninin kaymakta olduğu bir yörüngeyi temsil ediyor" diyor. Ünay'a göre Türkiye-AB ilişkisinin bozulduğu bir dönemde Türkiye'nin, yükselen bir ekonomi olarak diğer ekonomilerle yakın ilişkiler geliştirmesi anlaşılır bir tutum: "AB ile hem ekonomik hem de siyasi sorunlar yaşanıyor. Gümrük Birliği'nin mevcut yapısı Türkiye'nin dış politikasını istediği gibi dizayn etmesine engel oluyor. "Siyaseten de AB'den son dönemde terörle mücadele ve mülteci sorununda Türkiye'nin beklentilerinden uzak açıklamalar geliyor. "Üstelik kıtada aşırı sağ yükseliyor, Türkiye ve Erdoğan karşıtı, İslamofobik yaklaşımlar yükselişe geçiyor". Türkiye'nin ŞİÖ üyeliğinin Avrupa çıpasını tamamen terk etmek ve doğuya yönelik bir eksen kayması değil bir dengeleme olacağını söyleyen Ünay, "Türkiye AB ile ilişkileri kesmeden ŞİÖ üyesi olabilir" diyor ve ekliyor: "Türkiye-AB ilişkisi her zaman bir şekilde devam edecektir. Ama Türkiye'nin Asya'daki pazarlara erişimi açısından böyle açılımlara da ihtiyacı var". Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Uzmanlar tartışıyor: "Şanghay üyeliğinin Türkiye'ye ekonomik katkısı olur mu?"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarıyla Şanghay İşbirliği Örgütü'ne (ŞİÖ) üyelik konusu tekrar gündemde. Ekonomik açıdan da tartışılan ŞİÖ hakkındaki genel kanı, Türkiye'ye ticari ilişkiler açısından yeni bir vizyon vaat etmediği yönünde. Özge Özdemir, BBC Türkçe için derledi: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) yerine ŞİÖ'ye üye olabileceğini söylemiş; ŞİÖ üyeleri Çin ve Rusya'dan da bu yönde olumlu sinyaller gelmişti. Bölgesel bir işbirliği örgütü olan ŞİÖ'nün üyeleri, Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan. Örgütün, bugün altı üyesinin yanı sıra altı gözlemcisi ve Türkiye'nin de içinde bulunduğu altı "diyalog ortağı" bulunuyor. "Şanghay İşbirliği Örgütü, Türkiye'nin ticari ilişkilerine merhem olur mu?" sorusuyla ilgili uzmanların ilk çekincesi, örgütün yapısıyla ilgili olarak geliyor. BBC Türkçe'ye konuşan Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi Asya Çalışmaları Uzmanı Dr. Altay Atlı, örgütün ilk amacının "güvenlik ve terörizmle mücadele" konularında işbirliği olduğunu vurguluyor. Ancak Atlı'ya göre örgüt son zamanlarda Çin ve Rusya ekonomilerinin zora girmesi dolayısıyla ekonomik işbirliğine de yönelmiş durumda: "Ekonomisi petrol ve doğalgaz fiyatlarına aşırı derecede bağımlı olan Rusya, bir yandan fiyatların düşük seyretmesi, diğer yandan Avrupa'nın uyguladığı yaptırımlarla karşı karşıya kalması nedeniyle ekonomik bir darboğaza girdi. Çin ise ihracat ve yatırıma dayalı bir kalkınma modelinden iç tüketim ve yüksek katma değere dayalı bir modele geçmek için çaba gösteriyor ve bu süreçte ekonomik büyümesi hız kesiyor." Atlı, Pekin ve Moskova'nın bu yüzden ekonomik işbirliği projelerine giriştiğini belirtiyor. BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Enerji Piyasaları ve Politikaları Enstitüsü (EPPEN) Başkanı Dr. Volkan Özdemir ise örgütün ekonomik bir işbirliği değil, siyasi bir ittifak olduğuna dikkat çekiyor. Volkan Özdemir bu görüşünü, "Her şeyden önce ŞİÖ, gelişim sürecini henüz tamamlamamış olan ve iktisadi işbirliğinden ziyade üye ülkeler arası terörizmle mücadele, kaçakçılık, köktencilik gibi konularda siyasi ittifakın varolduğu uluslararası bir örgüttür" sözleriyle açıklıyor. Özdemir ayrıca, "NATO üyesi bir ülkenin resmi üyeliği söz konusu olamayacağı ve iktisadi birliktelik olmaması hasebiyle Türkiye'ye ek bir ticari fırsat oluşturmayacağını iddia edebiliriz" açıklamasında bulunuyor.   'Çin ile dengeli bir ticari ilişki kurulmalı' Türkiye'nin Çin ve Rusya ile ticari ilişkilerine baktığımızda büyük bir dengesizlik göze çarpıyor. Türkiye ile Çin arasındaki ticaret dengesi, Türkiye aleyhine işliyor. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) verilerine göre 2016 Ocak-Eylül döneminde Türkiye'nin en büyük ithalat ortağı Çin. Türkiye, Çin'den 19,3 milyar dolarlık bir ithalat gerçekleştirirken ihracatı 1,5 milyar dolar seviyesinde. Asya uzmanı akademisyen Atlı da Çin ile ticaret açığının büyüklüğüne vurgu yaparak, "Sattığımız her bir dolarlık mal karşılığında bu ülkeden on doların üzerinde alım yapıyoruz. Çin ile açığı kapatamayız, ancak daha dengeli bir ekonomik ilişki kurabiliriz" açıklamasında bulunuyor.   'Rusya ile güven tesis edilmeli' Rusya ile de özellikle uçak krizinin ardından ticari dengesizliğin büyüdüğü fark ediliyor. TÜİK verilerine göre, Türkiye'nin 2016'nın Ocak-Eylül döneminde Rusya'ya ihracatı yaklaşık 1,2 milyar dolar iken bu ülkeden yapılan ithalat 11,3 milyar dolar seviyesinde. Türkiye sınırları içinde bir Rus uçağının 24 Kasım 2015'te düşürülmesinin ardından iki ülke ilişkileri neredeyse durma noktasına gelmişti. Rusya'nın Türkiye'ye uyguladığı ekonomik yaptırımlar ticari ilişkilere zarar verirken, normalleşme süreci kurulan diplomatik temasların ardından bu yılın ikinci yarısında başlamıştı. Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi Asya Çalışmaları'ndan Atlı'ya göre Türkiye ve Rusya arasında ekonomik ilişkileri iyileştirmek için güveni tesis etmek önemli bir yer tutuyor. Atlı, Rusya'dan doğalgaz alan ve Rusya'ya gıda ürünleri ve inşaat hizmetleri ihracatı yapan Türkiye için Rusya'nın önemli bir ticari ortak olduğunu vurguluyor. Rus lider Vladimir Putin, iki ülke ilişkilerinin normalleşme sürecine girmesinin ardından 10 Ekim'de Türkiye'yi ziyaret ederek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la bir basın toplantısı düzenledi. Atlı, "Uçak krizinden sonra, ekonomik yaptırımların da uygulanmasıyla büyüyen kriz, iki tarafa da ekonomik anlamda zarar verdi. Türkiye, turizm ve gıda pazarlarını kaybederken, Türkiye'den alım yapmamak Rusya'da enflasyonu tetikleyen bir etki yarattı" diyor.   'Türkiye, Avrasya Ekonomik Birliği'ne katılmalı' EPPEN Başkanı Dr. Volkan Özdemir ise ŞİÖ yerine Çin ve Rusya'nın başını çektiği farklı projelere yönelmenin daha iyi olacağı görüşünde. Özdemir, "Çin dünya ölçeğinde üretim ekonomisiyle mallarını pazarlara daha kolay ve çeşitli yollarla aktaracak başta Yeni İpek Yolu gibi projelere odaklanmaktadır" açıklanmasında bulunarak Çin ve Rusya arasındaki ticari vizyon farkına dikkati çekiyor. ŞİÖ'de kalkınma bankası ya da serbest ticaret bölgesinin kurulmasını uzak bir ihtimal olarak gören Özdemir, "Çin'in geliştirdiği ve odağında enerji ile ulaşım projeleri yer alan Yeni İpek Yolu'na aktif katılım Türkiye'ye yarar sağlar. Rusya ise ağırlığını daha çok Avrasya Ekonomik Birliği'ne vermektedir" diyor. Bu yüzden Özdemir'e göre Türkiye'nin Avrasya Ekonomik Birliği'ne katılımı daha pozitif olur. Ermenistan, Belarus, Kazakistan, Kırgızistan ve Rusya'nın üye olduğu bölgesel ve ekonomik bir işbirliğini temel alan Avrasya Ekonomik Birliği, 2014'te kuruldu. Üye ülkeler arasında bir serbest ticaret bölgesi yaratıldı. Özdemir, "Türkiye'nin bu birliğe katılımı mevcut üye ülkelere göre rekabetçi üretim yapısı nedeniyle kendisi için yararlı. Bu ülkelerle yapılacak gümrüksüz ticarette ihracatımız ithalatımıza oranla kat ve kat artacaktır. Bunun nedeni başta Rusya olmak üzere üye ülkelerin ihracatının enerjiye dayanması ve bunun zaten tarafımızca şu anda da ithal edilmesidir" diyor.   'ŞİÖ üyeliği, projelerde avantaj yaratabilir' Çin ve Rusya ile ticari ilişkilerin geliştirilmesi için Dr. Atlı halihazırda sürdürülen işbirliklerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. "Rusya'nın başı çektiği 'Avrasya Ekonomik Topluluğu' ve Çin'in büyük yatırımlar yaptığı, Yeni İpek Yolu olarak da adlandırdığımız 'Bir Kuşak, Bir Yol' projesi oldukça iddialı; bu projeler özellikle Orta Asya'da coğrafi anlamda örtüşüyor" diyen Atlı, Türkiye'nin bu projelerde önemli roller üstlendiğine dikkati çekiyor. "Rusya ve Orta Asya'da Türkiye'nin büyük yatırımları ve inşaat projeleri var" açıklamasında bulunan Atlı, Türkiye ve Çin arasında altyapı konusunda ortak girişimlerin artacağı görüşünde. Atlı'ya göre Türkiye'nin ŞİÖ üyeliği bu projelerde Türkiye'yi avantajlı bir konuma geçirebilir.   'AB'ye alternatif olamaz' Diğer yandan iki uzman da Şanghay İşbirliği Örgütü'nün ticaret açısından Avrupa Birliği'ne alternatif oluşturamayacağını söylüyor. Türkiye'nin AB ile ticaret hacminin büyüklüğü ve gümrük birliği anlaşması göz önünde bulundurulduğunda ŞİÖ'nün küçük bir potansiyel teşkil ettiği vurgulanıyor. TÜİK verilerine göre Türkiye'nin 2016'nın Ocak-Eylül döneminde AB'ye ihracatı 50.5 milyar dolar seviyesinde. Atlı bu durumu, "Ticaret açısından baktığımızda Türkiye'nin halen ihracatının yarısını AB ülkelerine yaptığını, pazar büyüklüğü ve derinliği açısından ŞİÖ ülkelerinin AB ile yapılan ticarete bir alternatif oluşturabilmekten henüz çok uzakta olduğunu belirtmek lazım" diyerek özetliyor. (BBC) Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

BM'de Türk-Rus işbirliği: Güvenlik Konseyi Suriye'de ateşkes kararını kabul etti

Rusya'nın Suriye'de ateşkese yönelik karar taslağa, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nden destek geldi. Türkiye ve Rusya'nın, Suriye'de şiddeti sonlandırma ve siyasi görüşmeleri hızlandırma çabalarına destek veren karar, oybirliğiyle kabul edildi. VOA'nın aktardığına göre kararda Suriye'de, Rusya ve Türkiye'nin arabuluculuğuyla varılan ateşkes kararı ve kararın derhal uygulanmasının önemine vurgu yapıldı. Kararda, Kazakistan'ın başkenti Astana'da, BM'nin desteğiyle müzakerelerin başlaması talep edildi ve Suriye geneline insani yarıdmın ulaşması için daha hızlı, güvenli ve engelsiz yolların gerekliliğine işaret edildi. Suriye’de altı yıldır devam eden savaşta ilan edilen üçüncü ateşkesin, bu son kararla daha uzun ömürlü olması planlanıyor. Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

FARUK SARAÇ, LASİAD’I OFİSİNDE AĞIRLADI

07 Ekim Pazartesi günü LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ercan Hardal ve Yönetim Kurulu Üyesi Sabri Akten, erkek giyiminde Türkiye’nin önemli modacılarından Faruk Saraç’ı ofisinde ziyaret ettiler. Türk tekstilinin dünyaya açılan kapısı olan Laleli Bölgesinin, Türkiye’de moda ve marka imajı üzerine istişarede bulundular. LASİAD tarafından 2014’te düzenlenecek olan  “Laleli Fashion Shopping Festival’in" hazırlıklarının konuşulduğu toplantıda, Faruk Saraç; Laleli bölgesinin Türkiye için çok önemli bir yere sahip olduğunu ve bunun içinde LASİAD’ın özenli çalışmaları sonucunda çok daha farklı bir boyut kazandığını ifade etti. Laleli’nin birçok marka ve tasarımcı için dünya pazarına çıkış kapısı olduğunu belirten Saraç, düzenlenecek olan festivalin de bu anlamda büyük kazanımlar sağlayacağını sözlerine ekledi.  Türk tekstili ve Türk modacılarının gelişmesi adına atılan adımlarla, Rusya, Ukrayna, Kazakistan, Romanya gibi ülkelerin kültürlerini de bir araya getirecek olan Laleli Fashion Shopping Festival organizasyonu için, birçok alanda destek olacağını, bu tür organizasyonların her zaman arkasında olduğunu belirti.  Saraç,  2014 yılında açılacak olan Faruk Saraç Tasarım Meslek Yüksek Okulu ile LASİAD’ın ilerleyen zamanlarda iş birliği yaparak,  tekstil ve moda sektörüne yön verecek genç modacıları ülkemize ve Laleli gibi önemli bölgelere kazandırmak için ortak çalışmalarda bulunabileceklerini, bu sayede markaların yurtdışından tasarımcı ithal etmelerine gerek kalmayacağını ifade etti. 
Devamını Oku
Standard Post with Image

Vizesiz gidilebilen ülkeler

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye ile Ukrayna'nın sadece kimlik kartıyla seyahat için mutabakata vardığını belirtti. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye ile Ukrayna'nın sadece kimlik kartıyla seyahat için mutabakata vardığını belirterek, "Karşılıklı ziyaret ve turist sayısını artırmak istiyoruz. Haklarımız arasında daha fazla temas olsun istiyoruz. O nedenle bundan sonraki süreçte vatandaşlarımızının pasaporta ihtiyaç duymadan sadece kimlikleriyle ülkelerimizi ziyaret etmesi için hazırlıkları tamamladık. Yaz gelmeden bunu başaracağız" dedi. VİZESİZ GİDİLEBİLEN ÜLKELER  Andorra  Arjantin  Arnavutluk  Bahamalar  Barbados  Belarus   Belize  Bolivya  Bosna Hersek  Botsvana  Brezilya  Ekvador  El Salvador  Fas  Fiji  Filipinler  Guatemala  Gürcistan  Haiti  Honduras  Hong Kong  İran  Jamaika  Japonya  Karadağ  Kazakistan  KKTC  Kolombiya  Moldova  Güney Kore  Kosova  Karayipler  Kosta Rika  Libya  Kırgızistan  Lübnan  Makedonya  Makau Özel Bölgesi  Maldivler  Malezya  Mauritius  Moğolistan  Nikaragua  Palau Cumhuriyeti  Paraguay  Seyşeller  Saint Kitts and Nevis  St. Lucia  Sırbistan  Singapur  Suriye  Svaziland  Şili  Tayland  Tunus  Trinidad-Tobago    Tuvalu  Ukrayna  Uruguay  Ürdün  Venezuela  Filipinler  Yunan adaları  Sri Lanka   St. Vincent-Grenadines Sadece Diplomatik, Hususi ve Hizmet Pasaportu hamili Türk vatandaşları 90 güne kadar ikamet süreli seyahatlerinde vizeden muaftır.   Irak Sadece Diplomatik, Hizmet ve Hususi Pasaport hamilleri ise 180 gün içinde 90 günü aşmamak kaydıyla Irak'a yapacakları seyahatlerinde vizeden muaftır.   Slovakya Sadece Diplomatik, Hizmet ve Hususi Pasaport hamilleri Slovakya'ya yapacakları seyahatlerinde 90 gün için vizeden muaftır.  Kamerun Sadece resmi heyet mensubu olan Diplomatik, Hizmet ve Hususi Pasaport hamilleri her 180 günlük dönem içerisinde ilk giriş tarihinden itibaren toplam kalış süresi 90 günü aşmamak kaydıyla vizeden muaftır. Resmi heyet mensubu olmayan Diplomatik, Hizmet ve Hususi Pasaport hamilleri vizeye tabidir.  Pakistan (iş adamları vizeden muaf)  Sınır kapılarında vize alınabilen ülkeler arasında ise Dominik Cumhuriyeti  Sınır kapılarında vize alınabilen ülkeler arasında ise Endonezya  Sınır kapılarında vize alınabilen ülkeler arasında ise Güney Afrika Cumhuriyeti  Sınır kapılarında vize alınabilen ülkeler arasında ise Bahreyn   Sınır kapılarında vize alınabilen ülkeler arasında ise Doğu Timor  Sınır kapılarında vize alınabilen ülkeler arasında ise Katar  Sınır kapılarında vize alınabilen ülkeler arasında ise Sudan  Sınır kapılarında vize alınabilen ülkeler arasında ise Umman  Sınır kapılarında vize alınabilen ülkeler arasında ise Zambiya   Kaynak : www.haberturk.com    
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türk Firmaları Uzak Doğu Ülkelerini Feth Etti

Türkiye, İHKİB/İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği organizasyonunda 12-14 Mart tarihleri arasında Kazakistan’ın Almatı şehrinde düzenlenen Central Asia Fashion - CATEXPO Fuarı'na 16 firma ile katıldı. Fuara LASİAD adına katılan Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca ile Başkan Yardımcısı Ercan Hardal aynı zamanda kurdeleyi keserek açılışı gerçekleştirdi. Avrupalı firmalardan da ilgi Bayan hazır giyim ürünlerinin ağırlıklı olmakla beraber ayakkabı, deri hazır giyim ve iç çamaşır ürünlerinin de sergilendiği fuara Türkiye'den katılan; Phardi, Mees, Baraca, Beggi, dossi Dossi, Of White, Eveline, La Chere, Merkür-Algore, Ricardo, Green Tous, Serianno, Setre, Kasha, Beethoven ve Whiney firmaları hem standları hem defileleriyle başta Kazakistan olmak üzere Orta Asya'da yer alan Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Tacikistan, Moğolistan, Moldovya, Rusya, Çin Urumçi, Fransa, Finlandiya, İtalya gibi çeşitli ülkelerden gelen alıcılarla görüşme ve ürünlerini gösterme fırsatı buldukları belirtiliyor.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Antalya, 8 Milyon Turiste Koşuyor

10 Avrupa ülkesinden gelen turist sayısındaki düşüşe rağmen, Rusya'dan gelen turist sayısında rekor artış oldu. Kente gelen toplam turist sayısı, ağustos ayında 7.5 milyona yükseldi. Antalya turizminde en sancılı yıl 2016'nın ardından Rusya pazarındaki rekor artışlar sürerken, Avrupapazarındaki düşüşlerde ise toparlanma devam ediyor. Antalya turizmi, geçen yılın toplamında 6.4 milyon olan turist sayısını geçmeyi başarırken, 31 Ağustos tarihi itibariyle Antalya ve Gazipaşa havalimanları aracılığıyla kente gelen toplam turist sayısı 7 milyon 521 bin 847'ye ulaştı. 31 Ağustos itibariyle AntalyaHavalimanı'na 6 milyon 965 bin 617 turist, Gazipaşa Havalimanı'na ise 556 bin 230 turist geldi. Ağustos ayında ise toplam 1 milyon 760 bin 500 turist gelirken, geçen yılın ağustosuna göre yüzde 75 artış kaydedildi. Eylül ayının ilk dört gününde ise yüzde 76'lık yükselişle toplam 225 bin turist geldi. RUSLAR 2.5 MİLYONU AŞTI Antalya Havalimanı'na 1 Ocak-31 Ağustos tarihleri arasında gelen 6 milyon 965 bin turistin 2 milyon 659 bin 877'sini Ruslar oluşturdu. Rusya'dan 8 ayda gelen turist sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2 bin 536 gibi rekor bir yükseliş gösterdi. Geçen yıl aynı dönemde 100 bin 902 Rus turistin geldiği kentte, bu yıl 2 milyon 558 bin 975 Rus turist artışı oldu. Ruslar toplam turist sayısının yüzde 33'ü oranıyla en büyük paya sahip ülke oldu. ALMANLAR 1 MİLYONU GEÇTİ Kente en çok turist gönderen ikinci ülke ise Almanlar oldu. Almanya'dan gelen turist sayısı en kötü sezon olan 2016'ya göre de azalışını sürdürüyor. Temmuz ayında geçen yıla göre yüzde 21 olan düşüş oranı 3 puan azalarak yüzde 18'e geriledi. 8 ayda Antalya'ya Almanya'dan toplam 1 milyon 83 bin 823 turist geldi. Toplam turist sayısının yüzde 15.5'ini oluşturan Almanlarda geçen seneye göre 236 bin turist kaybı yaşandı. UKRAYNA PAZARI BÜYÜMEYE DEVAM EDİYOR Geçen yıldan itibaren büyük yükseliş gösteren Ukrayna pazarı bu yıl Antalya turizminde en çok paya sahip üçüncü ülke olmayı sürdürüyor. 8 aylık dönemde yüzde 26 artışın yaşandığı Ukrayna'dan bu dönemde Antalya'ya toplam 545 bin 278 turist geldi. Ukrayna'nın toplam turist sayısındaki payı ise yüzde 7.8 oldu. İngiltere pazarı ise bu yıl ilk defa ağustos sonu itibariyle artıya geçti. Önceki aylarda küçük miktarlarda gerileme gösteren İngilizler, Ağustos itibariyle yüzde 3 artışa geçti. İngiltere'den 8 ayda toplam 251 bin 714 turist geldi. YÜKSELEN ÜLKELER Antalya turizminde bu yıl Rusya, Ukrayna ve İngiltere'nin dışında artış gösteren ülkeler, en çok turist gönderen sıralamasıyla Kazakistan, Beyaz Rusya, İsrail, Polonya, Romanya, İran, Slovakya, Çek Cumhuriyeti, Moldova, Litvanya, Fransa, Macaristan, KKTC ve İtalya oldu. Kazakistan'dan yüzde 92 artışla 207 bin, Beyaz Rusya'dan yüzde 166 artışla 127 bin turist geldi. İsrail'den yüzde 13 artışla 120 bin, Polonya'dan yüzde 52 artışla 115 bin turist geldi. Romanya'dan yüzde 22 artışla 92 bin, İran'dan yüzde 18 artışla 81 bin turist geldi. Slovakya'dan yüzde 89 artışla 61 bin, Çek Cumhuriyeti'nden yüzde 77 artışla 57 bin, Moldova'dan yüzde 48 artışla 53 bin turist geldi. Litvanya'dan yüzde 22 artışla 52 bin, Fransa'dan yüzde 15 artışla 49 bin, Macaristan'dan yüzde 49 artışla 30 bin, KKTC'den yüzde 19 artışla 16 bin, İtalya'dan yüzde 2 artışla 8 bin turist geldi. Diğer ülkelerin toplamında ise yüzde 37 artışla 406 bin turist geldi. AVRUPA PAZARINDA DÜŞÜŞ DEVAM ETTİ Avrupa pazarında ise Almanya başta olmak üzere düşüş devam etti. En çok turist gönderen ülkeler sıralamasına göre bu yıl düşüşün devam ettiği Avrupa ülkeleri Hollanda, Belçika, Danimarka, İsveç, İsviçre, Norveç, Avusturya, Finlandiya ve Slovenya olarak sıralandı. Hollanda'dan yüzde 23 düşüşle 183 bin, Belçika'dan yüzde 8 düşüşle 101 bin, Danimarka'dan yüzde 17 düşüşle 87 bin turist geldi. İsveç'ten yüzde 36 düşüşle 70 bin, İsviçre'den yüzde 18 düşüşle 41 bin, Norveç'ten yüzde 40 düşüşle 40 bin turist geldi. Avusturya'dan yüzde 41 düşüşle 38 bin, Finlandiya'dan yüzde 48 düşüşle 23 bin, Slovenya'dan yüzde 12 düşüşle 3 bin 699 turist geldi. İran'dan da yüzde 2 düşüşle 63 bin 916 turist geldi. Kaynak:www.haberler.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Laleli’ de Festival Zamanı

Tekstil ve modanın kalbi olan Lalelide sokaklar festival alanına döndü. Gelenekselleşen ve bu yıl 7.si düzenlenen Laleli Fashion Shopping Festival, 6 Ağustos Pazartesi günü start verdi.12 Ağustos’a kadar süren festivale 4 ülkeden 200 alıcı geldi. Rusya, Ukrayna, Kazakistan ve Polonya başta olmak üzere çevre ülkelerin yoğun ilgi gösterdiği festivalde 30 farklı firmanın standı yer aldı.  Laleli, 7 milyar dolarlık ihracat rekoruna koşuyor Festival açılışında konuşan LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin EYYÜPKOCA, 2018’e çok iyi bir başlangıç yaptıklarını belirterek, ilk 6 ayda Türkiye’nin toplam ihracatı yüzde 7,4 artarken biz aynı dönemde yüzde 30’luk bir artış yakaladık. Ocak – Haziran döneminde Laleli’den 3,5 milyar doları aşkın ihracat gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Festivalimizde yapılacak iş bağlantıların yaratacağı sinerji ile 2018’i 7 milyar dolar civarında bir ihracat ile kapatacağız” dedi.   40 Üretici Firma, 200’ü Aşkın Alıcı, Binlerce B2B Görüşme Fırsatı “İstanbul’un güzide alışveriş ve moda merkezlerinden biri olan Laleli, 2017’yi 5,8 milyar dolar ihracat ile kapattı. Elbette çok daha fazlasını yapabiliriz. Laleli’nin mevcut potansiyelini en verimli şekilde kullanmak, ülkemize daha fazla döviz kazandırabilmek için var gücümüzle çalışıyoruz. Bu yıl festival buyunca Rusya, Polonya, Ukrayna ve Kazakistan’dan 200’ü aşkın alıcıyı ağırlayacağız. Misafirlerimizi davet ederken yine ince eleyip sık dokuduk. Alıcılarımızın ülkelerinde en az 10 mağazaya sahip olma şartını koruduk. Ayrıca bir ilki gerçekleştirerek alıcıları B2B görüşmelere katılacak firmalarımızın en yüksek ticareti yaptığı isimler arasından belirledik. 40 üretici firmamız ile alıcılar arasında binlerce B2B görüşme gerçekleşecek. Festivalimizin ana etkinliğini oluşturan bu görüşmelerde yaklaşık 10 milyon dolarlık ticari bağlantılara imza atılacağına ve yeni ihracat köprüleri kurulacağına yürekten inanıyorum.”  2018’in İlk Yarısında Ticaretimizde Yüzde 30 Artış Var Gıyasettin Eyyüpkoca, Laleli ticaretinde Rusya ve çevre ülkelerden gelen turistlerin hayati önemi olduğunun altını çizdi. Rusya ile ilişkilerin parlak günlerine dönmesi ve turist sayısındaki artışın Laleli ticaretine çok olumlu yansıdığını bildiren Eyyüpkoca, şöyle devam etti: “2018’e iyi bir başlangıç yaptık. Yılın ilk yarısında Türkiye’nin toplam ihracatı yüzde 7,4 artarken, biz aynı dönemde yüzde 30’luk bir artış yakaladık. Ocak – Haziran döneminde Laleli’den 3,5 milyar doları aşkın ihracat gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Mevcut trend önümüzdeki aylarda da devam edecek. Festivalimizde yapılacak bağlantıların yaratacağı sinerji ile 2018’i 7 milyar dolar civarında bir ihracat ile kapatacağız. Laleli bugüne kadar en yüksek ihracata 6 milyar dolarla 2014’te ulaşmıştı. 2018’de 7 milyar dolarla tüm zamanların rekorunu kıracağız. Elbette 7 milyar dolar bizim için yeterli değil, en geç 2023’te 10 milyar dolar çıtasının üzerine çıkmak için var gücümüzle çalışıyoruz.” Eyyüpkoca, Laleli Fashion Shopping Festival için tam destek veren Ticaret Bakanlığı,İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB), İstanbul Ticaret Odası (İTO) ile İstanbul Büyükşehir ve Fatih Belediyesi ve Garanti Bankasına  teşekkür ederek plaket takdim etti.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

58. Uluslararası Ayakkabı Moda Fuarı Gerçekleşti

Bu yıl 58.Uluslararası Ayakkabı Moda Fuarı 4 Ekim Çarşamba günü CNR Expo’da kapılarını açtı. Bin’in üzerinde markanın katılımlarıyla gerçekleşen fuarda hedeflenen katılımcı sayısı yaklaşık 450, aynı zamanda hedeflenen ziyaretçi sayısı ise 20.000 kişi olarak belirtildi. Gelecek yılın İlkbahar- Yaz sezonuna ait kadın-erkek ayakkabı trendleri fuarda görücüye çıktı. Almanya, Afrika, Azerbaycan, Arnavutluk, Beyaz Rusya, Lübnan, Ermenistan, Dubai, Fransa,Hırvatistan, Irak, İran, İsrail, İtalya, Kazakistan, Kırgızistan, Pakistan, Çin, Romanya, Rusya, Ukrayna’nın da aralarında bulunduğu 80 ülkeden 600 alım heyeti fuara geldi. LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Barış Köseliören, Murat Erarslan, fuara ‘Özkan Shoes’ firması ile katılım gösteren ayrıca Yönetim Kurulu Üyesi Arif Özkan ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katılım gösterdi. LASİAD Başkanı Eyyüpkoca ve LASİAD heyeti fuara katılan Laleli firmalarından CABANI, DARKWOOD, MOLYER, SİGOTTO, RIDGE ve ÖZKAN SHOES standları ziyaret etti.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Hazır giyim ihracatı 18,5 milyar dolara koşuyor

Türkiye'nin 2018 yılı hazır giyim ve konfeksiyon ihracatının 18,5 milyar doları bulacağı tahmin ediliyor. İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Mustafa Gültepe, AA muhabirine, 2017 yılını yaklaşık 17 milyar dolarlık ihracatla kapatan hazır giyim ve konfeksiyon sektörünün genel ihracatta yüzde 10,8 paya sahip olduğunu bildirdi. Yaptıkları ihracatın yaklaşık 14 milyar dolarını net ihracat geliri olarak ülkeye bıraktıklarını anlatan Gültepe, "Yani biz cari fazla veren bir sektörüz, dolayısıyla Türkiye'ye para bırakan bir sektörüz. İş gücü anlamında da özellikle kadın iş gücü anlamında, Türkiye'de hizmet sektöründen sonra ikinciyiz. Hazır giyim ve tekstil sektörlerini topladığınız zaman toplamda 28 milyar dolara yakın bir potansiyeli var, bu büyüklükle otomotiv sektöründen sonra ikinci büyük sektör." diye konuştu. Hazır giyim olarak Türkiye'nin dünyada 5'inci, Avrupa'da da 3'üncü büyük tedarikçi olduğunu kaydeden Gültepe, sektörün ve pazarın her geçen gün büyüdüğünü dile getirdi. Daha fazla katma değerli ürün satmak için tasarıma ağırlık verdiklerini dile getiren Gültepe, şöyle konuştu: "Artık eskisi gibi 'Ucuz mal satalım.' düşüncesi bizim sektörde hakim değil. Koleksiyonların yüzde 100'ünü firmalarımız kendileri oluşturdu. Gerek kumaş anlamında gerek aksesuar anlamında gerekse dikim anlamında ciddi bir emek var. Hedefimiz artık katma değerli ürün satmak. İhracatımızın kilogram değeri şu anda ortalama 20 dolar. Türkiye'nin ortalaması 1,3 dolar. Kilogram değeri bakımından savunma sanayi ve mücevherat sektöründen sonra biz geliyoruz. Amacımız inovatif ürünlerle ihracat kilogram değerini daha da yukarılara çıkarmak. Yakın vadede önce ihracat kilogram değerini 25 dolara, sonra da 30 dolara çıkarmayı hedefliyoruz." 2019 hedefi 20 milyar dolar Yılın ocak-eylül dönemindeki ihracatının yaklaşık 13,3 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiğini belirten İHKİB Başkanı Mustafa Gültepe, "2018 sonunda ihracatın 18,5 milyar dolara ulaşacağını tahmin ediyoruz. 2019 yılı hedefimiz bu yılın rakamını en az yüzde 10 artırmak ve inşallah 19,5 - 20 milyar doları zorlamak." beklentisini dile getirdi. Türk hazır giyim ve konfeksiyon ürünlerinin batı Avrupa ve diğer komşu ülkelerde çok rağbet gördüğünü, komşu ülkelerde Türk markalarının mağaza sayısının 3 bine ulaştığını kaydeden Gültepe, "Her ay en az 10-15 mağaza açıyor bizim markalarımız. Rusya, Kazakistan, Özbekistan, Suudi Arabistan, Dubai, Irak, İran, Bulgaristan, Yunanistan, Romanya ve daha birçok ülkede Türk mağazaları var. Bunlar belli bir noktaya geldikten sonra Avrupa ülkeleri ve Amerika'ya doğru bir açılım olabilir." dedi. Gültepe, iç piyasaya üretim yapan firmaların fiyat konusunda biraz hassas davranmaları gerektiğine de işaret ederek, "En son hükümetimiz bir indirim kampanyası başlattı. 1-2 ay zam yapmadan kimseye bir şey olmaz. Sürekli fiyat artırmak, stokçuluk yapmak ülkeye hainlik yapmak demektir. O nedenle bir 'durun' diyorum." değerlendirmesinde bulundu.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Bebek ve çocuk giyimcilerinin rotası Polonya

Türkiye’de bebe ve çocuk konfeksiyonu üretiminin yüzde 80’ini tek başına karşılayan Bursa, ihracatla büyüme yolculuğunda rotasını bu kez Avrupa’nın lojistik merkezi konumundaki Polonya’ya çevirdi. 130’a yakın iş insanı, Varşova’da ikili iş görüşmeleri gerçekleştirdi. Ticaret Bakanlığı’nın destekleriyle sektöre yönelik 2 ayrı Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi Projesi’ni (UR-GE) yürüten Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), şimdiye kadar ABD, Afrika, İran, Kırgızistan ve Kazakistan gibi önemli pazarlarda sektörün açılımına öncülük etti. ‘Juniokids’ kurumsal markası ile faaliyetlerini sürdüren bebe ve çocuk konfeksiyonu sektörünün 11. yurt dışı programı ise Avrupa Birliği’nin en dinamik ve en hızlı büyüyen ülkelerinden Polonya oldu. Bursalı 60’ı aşkın firmadan yaklaşık 130 iş insanı, Polonya’nın başkenti Varşova’da B2B organizasyonu gerçekleştirdi. “Polonya, Avrupa için geçiş kapısı”   Kaynak: https://www.businessworldglobal.com/bebek-ve-cocuk-giyimcilerinin-rotasi-polonya/
Devamını Oku
Standard Post with Image

LALELİ’DE FESTİVAL ZAMANI

Gelenekselleşen ve bu yıl 8’incisi düzenlenen Laleli Fashion Shopping Festival’i  ile Laleli’de sokaklar festival alanına döndü. 5-9 Ağustos arasında gerçekleşen festivale 13 ülkeden 250’nin üzerinde alıcı katıldı. Rusya, Ukrayna, Kazakistan, Kırgızistan, Ermenistan, Polonya, Romanya, Belarus, Azerbaycan, Gürcistan, Bosna Hersek, Litvanya ve Lübnan başta olmak üzere çevre ülkelerin yoğun ilgi gösterdi. Yoğun ilgiyle gerçekleşen festivale Alvan Kids, Arya, Ay-Sel, Climber, Desibel, Diamond Gold, Dosso Dossi, Euro Fashion, Escetic, Fimka, Garanti Bankası,  Giotelli, İDL Lojistik, İntersan, Kargo 63, La Chere, Laleli Dergisi, L’asiea, Onur Express, PayPorter, Sahra Foods, Sassofono, Soccer, Solido, Spark Kargo, UPT ve White House markaları katılım gösterdi.   Laleli Bu Yıl Türkiye’nin Ticaretine 4,5 – 5 Milyar Dolarlık Katkı Yapacak 05 Ağustos 2019 Pazartesi günü Laleli Caddesi’nde yapılan açılışla startı verilen festivalin açılışında konuşan LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, ‘’2019’un ilk 7 ayında geçen yılın aynı dönemine göre az da olsa daha iyi durumdayız. 8’incisini düzenlediğimiz festivali, bölgenin ticaretini ve turizmini canlandırmanın yanı sıra marka değerini çok daha yukarılara taşımamızı sağlayan bir etkinlik olarak değerlendiriyoruz.’’ dedi. Laleli Sanayici ve İşinsanları Derneği (LASİAD) Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, Temmuz ayından itibaren başlayan mikro ihracat uygulaması ile bölgede yepyeni bir dönemin başladığını söyledi. Uygulamanın ticareti kayıt altına almanın yanı sıra bölgenin imajına da çok olumlu katkı yapacağının altını çizdi. Laleli’nin İstanbul ticaretinin kalbinin attığı merkezlerin başında geldiğini vurgulayan Eyyüpkoca, ‘’Bu yıl 13 ülkeden her biri en az 10 mağaza sahibi, 250’nin üzerinde alıcıyı ağırlıyoruz. Polonya, Romanya ve Litvanya’dan uzun bir aradan sonra ilk kez alım grupları geldi. Firmalarımız ile misafirlerimiz ticari bağlantıların yanı sıra, B2B görüşmeler yapma imkanı bulacaklar. Festivalin yaratacağı sinerji ile önümüzdeki 5 ayda daha iyi bir performans sergileyeceğimizi ve 2019’u 4,5 – 5 milyar dolar ciro ile kapatacağımızı tahmin ediyorum.’’ dedi. Festivalin açılış törenine katılan TİM Başkanı İsmail Gülle de konuşmasında Temmuz’da hem 7 aylık hem de 12 aylık dönemler için hesaplandığında Cumhuriyet tarihinin en yüksek ihracat değerlerine ulaşıldığını hatırlattı. Gülle, ‘’ Laleli’den ihracat yapanların devlet teşviklerinden yararlanmalarının ve yeşil pasaport almalarının önü açılacak. Ticaretin kayıt altına alınması Laleli’nin itibarını da arttıracak.’’ dedi . Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan da Laleli’nin sadece Türkiye için değil, birçok ülke için ilham verici olduğunun altını çizdi, Fatih Belediyesi’nin Laleli’ye verdiği desteğin artarak devam edeceğini vurguladı. İTO Başkan Yardımcısı İsrafil Kuralay ise, Laleli’nin ve Laleli Fashion Shopping Festival’in küresel bir marka haline geldiğini söyledi. Kuralay, ‘’ İnanıyorum ki ‘Laleli Modadır’ sloganıyla yola çıkan bu festival, turizmde yeni rekorlara koştuğumuz bir dönemde hem ülkemize hem de İstanbul markasına güç katacaktır.’’ dedi.  İHKİB Başkanı Mustafa Gültepe ise moda endüstrisinin Türkiye ekonomisi için büyük önem taşıdığını vurguladı. ‘’Hazır giyim ihracatından elde edilen geliri daha da arttırmak için tasarım odaklı, markalı, yüksek katma değerli üretimi teşvik ediyoruz. Bölgenin ve Türk moda endüstrisinin tanıtımı için çok önemli olan Laleli Fashion Shopping Festival’i başından beri destekliyoruz.’’ dedi.  Eyyüpkoca, Laleli Fashion Shopping Festival’e destek veren Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Fatih Belediyesi, İstanbul Ticaret Odası (İTO), İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB), İstanbul Tekstil ve Hammadde İhracatçıları Birliği (İTHİB) ve Garanti Bankası’na teşekkür ederek plaket takdim etti.        
Devamını Oku
Standard Post with Image

DÜNYANIN 2. BÜYÜK ULUSLARARASI AYAKKABI MODA FUARI KAPILARINI AÇTI

Alanında Türkiye ve Avrupa'nın en büyük, dünyanın ise ikinci büyük fuarı olan AYMOD, 62. kez gerçekleştirildi. CNR Holding kuruluşlarından Pozitif Fuarcılık tarafından Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) iş birliği ve Türkiye Ayakkabı Sektörü Araştırma Geliştirme Eğitim Vakfı (TASEV) desteğiyle düzenlenen Uluslararası Ayakkabı Moda Fuarı (AYMOD), CNR Expo İstanbul Fuar Merkezi'nde gerçekleştirildi. Potansiyel ticaret fırsatlarının sunulduğu fuar, yapılan ikili görüşmelerle birlikte milyarlarca dolarlık iş bağlantılarına sahne oldu. Türkiye’nin yanı sıra Rusya, Ukrayna, Pakistan, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Gürcistan, İran, Irak ve Ürdün gibi yakın coğrafyada yaşayan 600 milyona yakın insanın ayakkabı ihtiyacını karşılayan fuarda, kadın-erkek ayakkabısından çocuk ayakkabılarına kadar klasik, spor ve el yapımı binlerce yeni model sergilendi. Fuara Rusya, İtalya, İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri, Kazakistan, Polonya, Türkmenistan, Özbekistan, Ürdün, Macaristan, Çekya, Karadağ ve Lübnan’ın da olduğu ülkelerden 30 binin üzerinde ziyaretçi katıldı. LASİAD adına fuara katılan Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Turan ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak, stantları ziyaret edip firmalara iyi dileklerini sundu. Fuarda ayrıca Zahit Okurlar tarafından imal edilen 455 numarayla dünyanın en büyük ayakkabısı olarak Guinness Rekorlar Kitabı'na giren ayakkabı ve Layd Gaga’nın da ayakkabı tasarımcısı olan Kobi Levi’nin “Artistik Ayakkabılar” koleksiyonu sergilendi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

TÜRKİYE - KAZAKİSTAN İŞ FORUMU’NDA İMZALAR ATILDI

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Kazakh Invest ev sahipliğinde 10 Kasım 2019 Pazar günü, İstanbul The Ritz-Carlton otelinde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ve Kazakistan Cumhuriyeti Başbakanı Askar Mamin’in teşrifleriyle Türkiye-Kazakistan İş Forumu düzenlendi. İki ülkeden çok sayıda devlet bakanı ve iş insanının katılımıyla gerçekleşen foruma, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Turan da katıldı. Türkiye-Kazakistan İş Forumu’nda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, “Ülkelerimizin ekonomik yapıları ve ticaret sahaları yeni işbirliği yapmak için oldukça müsait. Bu iş imkanlarını kazan-kazan modeliyle en iyi şekilde belirlemektir. Ülkemizin Kazakistan’a yatırımı 870 milyon dolar, Kazakistan’ın Türkiye’deki yatırımları ise 725 milyon dolar. Yatırımlar konusunda müteahhitlik önemli, bu alanda Kazakistan’a 25.5 milyar dolar değerinde 493 projeye imza atılmıştır. Türkiye-Kazakistan ekonomik ilişkilerini en üst düzeye çıkarmak misyonu iş insanlarımıza aittir. İş insanlarımızı Kazakistan’daki yatırım fırsatlarını değerlendirmeye ve Kazak kardeşlerimizle yeni ortaklıklar kurmaya davet ediyorum." dedi. Forumda, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir de yer aldı. Forum kapsamında, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ve Kazakistan Başbakanı Askar Mamin, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari iş birliklerinin artması amacıyla mali değeri yaklaşık bir buçuk milyar dolar olan 18 ayrı başlık altında özel sektör alanına dair anlaşmaların imza törenine de eşlik ettiler.
Devamını Oku