Arama HABERLERi

Standard Post with Image

Yeni İstanbul için geri sayım

İstanbul’u her alanda dünyanın merkezi haline getirecek projelerin inşası durmaksızın devam ediyor. Bu projelerden Marmaray hizmete girerken, 3. Havalimanı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Kanal İstanbul, Galataport, Avrasya Tüneli ve Haliç Yat Limanı’nın çalışmaları ise hız kesmeden sürüyor. Dünyanın en büyük şantiyelerinden Üçüncü Havalimanı’nda ilk etabın 2018’in başına yetiştirilmesi için 16 ülkeden 13 binin üzerinde personel, çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. İstanbul’u her alanda dünyanın merkezi haline getirecek projelerin inşası durmaksızın devam ediyor. Bu projelerden Marmaray hizmete girerken, 3. Havalimanı, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Kanal İstanbul, Galataport, Avrasya Tüneli ve Haliç Yat Limanı’nın çalışmaları ise hız kesmeden sürüyor. Dört alt projeden oluşan Marmaray’da demiryolu boğaz tüp geçişi, tüneller ve istasyonların inşası tamamlanırken, Gebze-Haydarpaşa, Sirkeci-Halkalı Banliyö Hatlarının İyileştirilmesi, İnşaat ve Mekanik Sistemleri, Yeni Demiryolu Araçlarının Temini, Mühendislik ve Müşavirlik Hizmetlerinin tamamı 2018’in Haziran ayında bitirilecek.   HALKALI-GEBZE 105 DAKİKA Gebze’den başlayarak Haydarpaşa’ya kadar banliyö hattı ile buradan Boğaz’ın altından batırma tüp tünel ile Sarayburnu’na ve Yedikule-Halkalı arasında yerüstü banliyö hatlarını kullanarak oluşan projenin uzunluğu 76.3 kilometreyi buluyor. Kadıköy-Kartal Metro Hattı ile entegre olan İbrahimağa-Ayrılık Çeşmesi İstasyonu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nca inşa edilip, hizmete açıldı. Projeyle tek yönde 1 saatte 75 bin yolcu taşınacak, Gebze-Halkalı arası seyahat süresi 105 dakika olacak ve güzergâhta toplam 440 araç ile hizmet verilecek. Toplam maliyeti 10 milyar 177 milyon 359 bin lira olan proje için 2015 sonu itibarıyla toplam 7 milyar 278 milyon 246 bin lira harcama yapıldı. İşte kamu yatırımları bakımından Türkiye’de ilk sırada yer alan İstanbul’daki mega projeler:   YILDA 150 MİLYON YOLCU 2017’de bitirilmesi hedeflenen 3. Havalimanı için, 10.2 milyar Euro harcanacak. Yılda 150 milyon yolcuya hizmet verecek havalimanında ilk etap, 29 Ekim 2017’de hizmete açılacak. Bittiğinde 120 bin kişiye iş imkânı sağlayacak.   BOĞAZDA TANKER RİSKİNE SON Kanal İstanbul projesi, 25 metre derinliğinde, 150 metre genişliğinde olacak ve Karadeniz’i Marmara Denizi’ne bağlayacak. Proje ile İstanbul Boğazı üzerindeki tanker trafiği, Kanal İstanbul’a yönlendirilecek ve her gün tehlikeli yük taşıyan tanker riskleri de son bulacak.   TURİST SAYISI 6 KAT ARTACAK Galataport projesi kapsamında Salıpazarı’nda bulunan liman, kruvaziyer gemiler için tanzim edilerek bölge turizme yönelik değerlendirilecek. Sona erdiğinde kruvaziyer ile gelen turist sayısında 5-6 kat artış olacağı tahmin ediliyor.   TRANSİT TRAFİK AZALACAK Yavuz Sultan Selim Köprüsü ile İstanbul’daki transit trafik yükü hafifleyecek. Şehir içi trafik; erişim kontrollü, kesintisiz ve emniyetli şekilde sağlanacak. Köprü, bu yıl hizmete girecek.   140 YAT KAPASİTELİ LİMAN Haliç Yat Limanı ve Kompleksi projesi içinde 2 adet her biri minimum 70 yat kapasiteli yat limanı ile 2 adet 5 yıldızlı 400 odalı otel, dükkânlar, ofis ve kongre merkezi bulunacak. Kaynak: www.itohaber.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD’tan Laleli’ye Özel Yeni Bir Proje

LASİAD, Laleli için yeni projeler üretmeye devam ediyor. Bugüne kadar sosyal sorumluluk projelerinden Laleli esnafı için çok farklı projelere imza atan LASİAD, yine yeni bir çok özel proje ile karşımıza çıkıyor. LASİAD’ın yeni projesi olan Laleli Kart; Laleli esnafı ile kendi alanında kurumsallaşmış firmaları bir araya getiriyor. Laleli Kart projesi kapsamında tüm üyelere kolaylık ve indirim sağlamak amacıyla hazırlanan bir proje olmakla beraber tüm üyeleri belirli kurum ve kuruluşlar etrafında toplamayı amaçlıyor. LASİAD Yönetim Kurulu içerisinden oluşturulan Laleli Kart projesi komitesi çalışmaları yürütürken, farklı sektörlerden bir çok farklı kurum ve kuruluşlar ile anlaşmalar yapıldı ve yapılmaya devam ediliyor.  Bugüne kadar anlaşma yapılan firmalar ise şöyle: “Avrupa Göz Hastanesi, Balıkçı Yüksel, Cemile Sultan Korusu, Dünya Göz Hastanesi, Kaşıbeyaz Restaurant, Medical Park Hastaneleri, Medicine Hospital, Nişantaşı Başköşe Restaurant, Polat Renaissance Florya Spa&Fitness Bölümü, Ramazan Bingöl Restoranları, Ziebart Oto, Sait İskender, Özkan Shoes, Cabani Shoes, Dosso Dossi Hotels, Otto Plus Restoran ve Demirci Döner Lokantası.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD İlk Tekstil Ar-GE Merkezi Açılışında Yer Aldı

İstanbul Tekstil İhracatçı Birlikleri ile Alman RWTH Aachen Üniversitesi Tekstil Teknoloji Enstitüsü işbirliğiyle kurulan, Türkiye’nin tekstil sektöründeki ilk AR-GE-inovasyon merkezi olan İTA, 8 Ekim'de açıldı. Merkez ile ortak kalkınma projeleri, know-how paylaşımı, mesleki ve akademik eğitimi desteklenerek her iki tarafın kurumlarının daha da güçlenmesi amaçlanıyor. Törende özellikle sanayinin geleceğine yönelik Aachen Üniversitesi yetkililerinin sanayi 4.0 ile ilgili yaptığı sunum ilgiyle izlendi. İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Gülle ve İTA İstanbul A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Şişman’ın evsahipliğinde düzenlenen açılış törenine; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, aynı zamanda İTHİB Yönetim Kurulu Üyesi de olan İSO Yönetim Kurulu Üyesi Sultan Tepe yanında İTHİB üyeleri, İSO Meclis Üyeleri ile tekstil ve iş dünyasından çok sayıda temsilci katıldı. Etkinliğte LASİAD adına da Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Turan ve Proje Sorumlusu Fatih Akkoç yer aldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Zirve muhasebesi: Kim ne aldı?

Uçak krizi sırasında atılan köprüleri tekrar onarmaya başlayan Tükiye ile Rusya, dün iki ülke liderinin İstanbul zirvesi ile yeniden "güçlü işbirliği" mesajları verdi. İlişkilerin temel taşlarından olan enerji alanında Türk Akım için konulan imzalar, Ankara-Moskova bağlarını daha da perçinledi. İki liderin yakınlığı ve samimi pozları, kriz günlerine sünger çekildiği, "normalleşme" sürecinin pratikte Türk tarafının arzuladığı kadar hızlı olmasa da "adım adım" devam edeceği tespitlerini güçlendirdi. Her ne kadar Rusya'daki iş dünyasının beklediği somut adımlar henüz atılmamış olsa da, genel manzara Türkiye-Rusya ilişkilerinde bulutların büyük ölçüde dağıldığı, Suriye krizi yüzünden yeni "kara bulutlar" birikmezse yolun açık olduğu şeklinde.    Dünkü zirveden çıkan bazı sonuçları şöyle sırlamak mümkün: - İki lider uçak krizi sırasında büyük darbe olan samimi ilişkilerine yeniden döndüler. Erdoğan ile Putin’in birlikte verdikleri fotoğraf, “kırgınlıkların unutulduğu, Rus tarafının uçak krizinin perde arkasında başka nedenler olduğu kanaatine geldiği, Erdoğan ile ilişkileri iyi tutma arzusunda olduğu” yorumlarını güçlendirdi. - Putin, iki ülkenin Türkiye’yi “enerji hub’ı yapma” niyetini bizzat dile getirerek, Türkiye ile stratejik ilişkilerin olası boyutuna dair ipucu verdi. Hata kulislerde, TANAP, Türk Akımı gibi projelerin birbirine rakip değil, Rusya-Türkiye-Azerbaycan arasında “enerji ortaklığı” yaratma konusunda fırsat verebileceği değerlendirmeleri yapıldı. - Rusya Botaş’ın istediği doğal gaz indirimini alamadığı için Türk Akımı’na daha önce gerekli izinleri vermemişti. Şimdi Gazprom’dan indirim garantisi alındığı, sadece oran üzerinde görüşmeler yapılacağı bildiriliyor. Rus basını da bugün Putin'in Türkiye'ye gazda indirim için söz verdiğini özellikle vurguluyor. - Rus tarafının Güney Akım’ın suya düştüğü bir dönemde Türk Akımı anlaşmasını imzalaması, Batı’ya karşı “Hala enerjide gücümüz yerinde” mesajı olduğu ve Ankara ile Moskova’nın AB’ye karşı “ortak tavır” sergiledikleri belirtiliyor. AB içinde Rusya’dan yeni hat ile gaz almaya hazır pek şok ülke olduğu içini, bu proje AB enerji politikalarındaki çatlağı büyüteceğe benziyor.  - Suriye konusunda medyanın önünde "farklı düşüncelere rağmen diyaloga devam" mesajı verilse de, iki tarafın politikalarının hala çok uzak olduğu belirtiliyor. Esad'ın kaderi konusu en önemli farklılık konusu olarak masada. Ancak Fırat Kalkanı operasyonu ile ilgili Rusya'nın başından itibaren ölçülü tepki verme çabasında olması, iki tarafın uçak krizi oılayından ders alarak "diğer konuların ikili ticari-ekonomik ilişkilerin seyrini bozmasına izin vermeme" çabasına bağlanıyor. - Zirvede ağırlığın enerji projelerine ve Suriye konusunda olduğu, ikili ilişkilerdeki detaylı konuların bakanlara havale edildiği anlaşılıyor. Yaş sebze meyvede yasağın domatesi kapsamaması, Rusya’nın yerli üreticisini koruma kararlılığı ile açıklanıyor. Çalışma izinleri başta olmak üzere, Türk iş dünyasının talepleri, KEK toplantısı ve bakanlıklar arasındaki müzakerelere kaldı. Yani Rusya verirken "acele" etmiyor. -  Rusya’nın ilk günden Putin’in ağzından ilan ettiği “kademeli normalleşme” politikasına bağlı olduğu, Türkiye’den gelen taleplerin “aşama aşama karşılanacağı” mesajı verdiği anlaşılıyor. Yıl sonuna kadar yaptırımlardan kaynaklanan yasakların kaldırılması bekleniyor.  Vize konusunda ise en fazla "iş adamlarına vizesiz rejim" beklentisi şimdilik gündemde. Turist vizesinin kaldırılması, Türkye'de olağanüstü hal sürdükçe masada olmayacağa benziyor. Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Putin'den "Biz bize yeteriz" mesajı…

Rusya’da her yıl yabancı yatırımcıların büyük merak ve ilgil ile bekledikleri “Rusya Çağırıyor!” (Russia Calling) forumunda Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yaptığı açıklama büyük yankı buldu. Ülkenin önde gelen ekonomi gazeteleri, Putin’in “Biz bize yeteriz, artık yabancı yatırım gelmese de kendi kaynaklarımızla kalkınaya devam edeceğiz” mesajı verdiği yorumunu yaptı. RBK’nın “Rusya artık çağırmıyor: Hükümet neden Batılı yatırımcı beklemekten vazgeçti?” başlıklı haber analizinde, “Devlet artık yabancı yatırımcılara bel bağlamıyor ve Rusya bankalarının kendi ekonomimize daha aktif yatırım yapmaya çağırıyor. Putin’in bu yöndeki mesajı güne damgasını vurdu. Bu mesajı hem Putin hem de Rus bürokratlar verdi” denildi. Putin’in Rusya ekonomisinde artık istikrarın sağlandığını, Batının yaptırımlarının etkili olmadığını açıklaması dikkat çekerken, enflasyonda tarihi minimuma gidildiğini, rublenin değer kazandığını, uluslararası rezervlerin 400 milyar dolara çıktığını, dış sermaye çıkışının kesildiğini, ilk üç çeyrekte Rusya’da finans dışı sektörler yatırımların 3,6 kat artarak 8,3 milyar dolara çıktığını söyledi. 550 yabancı yatırımcının katıldığı ve Putin’in vereceği mesajı dikkatle dinlediği forumda bu “Rusya’da yabancı yatırım ikliminin iyileştirilmesi ya da Rusya’ya doğrudan yatırım çağrısı”ndan çok, Rusya’nın “kendi kendine yeterliliği” vurgusu öne çıktı. Rusya’nın kendi kalkınması için yeterli kaynağa sahip olduğu her vesile ile vurgulandı. Putin bankacılık sektöründen projeleri daha aktif finanse etmelerini isterken, ocak-aralık döneminde kredilerin yüzde 6,8 azalarak 31 trilyon rubleye inmiş olmasını “en önemli mesele” olarak niteledi. Bu arada ekonomi çevrelerinin saygın gazetesi Vedomosti, bugünkü başyazısında "yabancı yatırımcıların Putin'i dinlediği bir günde üç kıtalararası balistik füze denemesi yapılmasının, forumu 'havai fişek gösterisi ile kutlamak' gibi ironik bir yankısı olduğunu ve istikrar-sükunet isteyen yatırımcılar için ilginç bir mesaj olduğunu" yazdı. Kaynak: www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Uzmanlar tartışıyor: "Şanghay üyeliğinin Türkiye'ye ekonomik katkısı olur mu?"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarıyla Şanghay İşbirliği Örgütü'ne (ŞİÖ) üyelik konusu tekrar gündemde. Ekonomik açıdan da tartışılan ŞİÖ hakkındaki genel kanı, Türkiye'ye ticari ilişkiler açısından yeni bir vizyon vaat etmediği yönünde. Özge Özdemir, BBC Türkçe için derledi: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) yerine ŞİÖ'ye üye olabileceğini söylemiş; ŞİÖ üyeleri Çin ve Rusya'dan da bu yönde olumlu sinyaller gelmişti. Bölgesel bir işbirliği örgütü olan ŞİÖ'nün üyeleri, Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan. Örgütün, bugün altı üyesinin yanı sıra altı gözlemcisi ve Türkiye'nin de içinde bulunduğu altı "diyalog ortağı" bulunuyor. "Şanghay İşbirliği Örgütü, Türkiye'nin ticari ilişkilerine merhem olur mu?" sorusuyla ilgili uzmanların ilk çekincesi, örgütün yapısıyla ilgili olarak geliyor. BBC Türkçe'ye konuşan Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi Asya Çalışmaları Uzmanı Dr. Altay Atlı, örgütün ilk amacının "güvenlik ve terörizmle mücadele" konularında işbirliği olduğunu vurguluyor. Ancak Atlı'ya göre örgüt son zamanlarda Çin ve Rusya ekonomilerinin zora girmesi dolayısıyla ekonomik işbirliğine de yönelmiş durumda: "Ekonomisi petrol ve doğalgaz fiyatlarına aşırı derecede bağımlı olan Rusya, bir yandan fiyatların düşük seyretmesi, diğer yandan Avrupa'nın uyguladığı yaptırımlarla karşı karşıya kalması nedeniyle ekonomik bir darboğaza girdi. Çin ise ihracat ve yatırıma dayalı bir kalkınma modelinden iç tüketim ve yüksek katma değere dayalı bir modele geçmek için çaba gösteriyor ve bu süreçte ekonomik büyümesi hız kesiyor." Atlı, Pekin ve Moskova'nın bu yüzden ekonomik işbirliği projelerine giriştiğini belirtiyor. BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Enerji Piyasaları ve Politikaları Enstitüsü (EPPEN) Başkanı Dr. Volkan Özdemir ise örgütün ekonomik bir işbirliği değil, siyasi bir ittifak olduğuna dikkat çekiyor. Volkan Özdemir bu görüşünü, "Her şeyden önce ŞİÖ, gelişim sürecini henüz tamamlamamış olan ve iktisadi işbirliğinden ziyade üye ülkeler arası terörizmle mücadele, kaçakçılık, köktencilik gibi konularda siyasi ittifakın varolduğu uluslararası bir örgüttür" sözleriyle açıklıyor. Özdemir ayrıca, "NATO üyesi bir ülkenin resmi üyeliği söz konusu olamayacağı ve iktisadi birliktelik olmaması hasebiyle Türkiye'ye ek bir ticari fırsat oluşturmayacağını iddia edebiliriz" açıklamasında bulunuyor.   'Çin ile dengeli bir ticari ilişki kurulmalı' Türkiye'nin Çin ve Rusya ile ticari ilişkilerine baktığımızda büyük bir dengesizlik göze çarpıyor. Türkiye ile Çin arasındaki ticaret dengesi, Türkiye aleyhine işliyor. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) verilerine göre 2016 Ocak-Eylül döneminde Türkiye'nin en büyük ithalat ortağı Çin. Türkiye, Çin'den 19,3 milyar dolarlık bir ithalat gerçekleştirirken ihracatı 1,5 milyar dolar seviyesinde. Asya uzmanı akademisyen Atlı da Çin ile ticaret açığının büyüklüğüne vurgu yaparak, "Sattığımız her bir dolarlık mal karşılığında bu ülkeden on doların üzerinde alım yapıyoruz. Çin ile açığı kapatamayız, ancak daha dengeli bir ekonomik ilişki kurabiliriz" açıklamasında bulunuyor.   'Rusya ile güven tesis edilmeli' Rusya ile de özellikle uçak krizinin ardından ticari dengesizliğin büyüdüğü fark ediliyor. TÜİK verilerine göre, Türkiye'nin 2016'nın Ocak-Eylül döneminde Rusya'ya ihracatı yaklaşık 1,2 milyar dolar iken bu ülkeden yapılan ithalat 11,3 milyar dolar seviyesinde. Türkiye sınırları içinde bir Rus uçağının 24 Kasım 2015'te düşürülmesinin ardından iki ülke ilişkileri neredeyse durma noktasına gelmişti. Rusya'nın Türkiye'ye uyguladığı ekonomik yaptırımlar ticari ilişkilere zarar verirken, normalleşme süreci kurulan diplomatik temasların ardından bu yılın ikinci yarısında başlamıştı. Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi Asya Çalışmaları'ndan Atlı'ya göre Türkiye ve Rusya arasında ekonomik ilişkileri iyileştirmek için güveni tesis etmek önemli bir yer tutuyor. Atlı, Rusya'dan doğalgaz alan ve Rusya'ya gıda ürünleri ve inşaat hizmetleri ihracatı yapan Türkiye için Rusya'nın önemli bir ticari ortak olduğunu vurguluyor. Rus lider Vladimir Putin, iki ülke ilişkilerinin normalleşme sürecine girmesinin ardından 10 Ekim'de Türkiye'yi ziyaret ederek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la bir basın toplantısı düzenledi. Atlı, "Uçak krizinden sonra, ekonomik yaptırımların da uygulanmasıyla büyüyen kriz, iki tarafa da ekonomik anlamda zarar verdi. Türkiye, turizm ve gıda pazarlarını kaybederken, Türkiye'den alım yapmamak Rusya'da enflasyonu tetikleyen bir etki yarattı" diyor.   'Türkiye, Avrasya Ekonomik Birliği'ne katılmalı' EPPEN Başkanı Dr. Volkan Özdemir ise ŞİÖ yerine Çin ve Rusya'nın başını çektiği farklı projelere yönelmenin daha iyi olacağı görüşünde. Özdemir, "Çin dünya ölçeğinde üretim ekonomisiyle mallarını pazarlara daha kolay ve çeşitli yollarla aktaracak başta Yeni İpek Yolu gibi projelere odaklanmaktadır" açıklanmasında bulunarak Çin ve Rusya arasındaki ticari vizyon farkına dikkati çekiyor. ŞİÖ'de kalkınma bankası ya da serbest ticaret bölgesinin kurulmasını uzak bir ihtimal olarak gören Özdemir, "Çin'in geliştirdiği ve odağında enerji ile ulaşım projeleri yer alan Yeni İpek Yolu'na aktif katılım Türkiye'ye yarar sağlar. Rusya ise ağırlığını daha çok Avrasya Ekonomik Birliği'ne vermektedir" diyor. Bu yüzden Özdemir'e göre Türkiye'nin Avrasya Ekonomik Birliği'ne katılımı daha pozitif olur. Ermenistan, Belarus, Kazakistan, Kırgızistan ve Rusya'nın üye olduğu bölgesel ve ekonomik bir işbirliğini temel alan Avrasya Ekonomik Birliği, 2014'te kuruldu. Üye ülkeler arasında bir serbest ticaret bölgesi yaratıldı. Özdemir, "Türkiye'nin bu birliğe katılımı mevcut üye ülkelere göre rekabetçi üretim yapısı nedeniyle kendisi için yararlı. Bu ülkelerle yapılacak gümrüksüz ticarette ihracatımız ithalatımıza oranla kat ve kat artacaktır. Bunun nedeni başta Rusya olmak üzere üye ülkelerin ihracatının enerjiye dayanması ve bunun zaten tarafımızca şu anda da ithal edilmesidir" diyor.   'ŞİÖ üyeliği, projelerde avantaj yaratabilir' Çin ve Rusya ile ticari ilişkilerin geliştirilmesi için Dr. Atlı halihazırda sürdürülen işbirliklerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. "Rusya'nın başı çektiği 'Avrasya Ekonomik Topluluğu' ve Çin'in büyük yatırımlar yaptığı, Yeni İpek Yolu olarak da adlandırdığımız 'Bir Kuşak, Bir Yol' projesi oldukça iddialı; bu projeler özellikle Orta Asya'da coğrafi anlamda örtüşüyor" diyen Atlı, Türkiye'nin bu projelerde önemli roller üstlendiğine dikkati çekiyor. "Rusya ve Orta Asya'da Türkiye'nin büyük yatırımları ve inşaat projeleri var" açıklamasında bulunan Atlı, Türkiye ve Çin arasında altyapı konusunda ortak girişimlerin artacağı görüşünde. Atlı'ya göre Türkiye'nin ŞİÖ üyeliği bu projelerde Türkiye'yi avantajlı bir konuma geçirebilir.   'AB'ye alternatif olamaz' Diğer yandan iki uzman da Şanghay İşbirliği Örgütü'nün ticaret açısından Avrupa Birliği'ne alternatif oluşturamayacağını söylüyor. Türkiye'nin AB ile ticaret hacminin büyüklüğü ve gümrük birliği anlaşması göz önünde bulundurulduğunda ŞİÖ'nün küçük bir potansiyel teşkil ettiği vurgulanıyor. TÜİK verilerine göre Türkiye'nin 2016'nın Ocak-Eylül döneminde AB'ye ihracatı 50.5 milyar dolar seviyesinde. Atlı bu durumu, "Ticaret açısından baktığımızda Türkiye'nin halen ihracatının yarısını AB ülkelerine yaptığını, pazar büyüklüğü ve derinliği açısından ŞİÖ ülkelerinin AB ile yapılan ticarete bir alternatif oluşturabilmekten henüz çok uzakta olduğunu belirtmek lazım" diyerek özetliyor. (BBC) Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Yıldırım'dan Rus basınına: "Moskova ile Ankara doğal partner, yardımlarınızı unutmayacağız"

15 Temmuz darbe girişimi sırasında Türkiye'ye yardım eli uzatan ilk ülkelerden birinin Rusya olduğunu belirten Başbakan Binali Yıldırım, Moskova ve Ankara'nın doğal partnerler olduğunu vurguladı. Rusya ziyareti dolayısıyla Rus basını için bir makale kaleme alan Yıldırım, Türkiye'nin Rusya'nın uzattığı yardım elini unutmayacağının altını çizdi. İki ülkenin çıkarlarının birçok alanda kesiştiğini ve en önemli alanlardan birinin de terörle mücadele olduğunu kaydeden Yıldırım, bölgeye siyasi istikrar kazandıracak yeni konseptler geliştirmeleri gerektiğini yazdı.  'RUSYA VE TÜRKİYE, BATI İLE DAHA PRAGMATİK BİR DİYALOG KURMALI'  Rusya ve Türkiye'nin terörle mücadele alanında daha yakın işbirliğinin gerekliliğini kabul ettiğine ancak Avrupalı ve ABD'li partnerlerin bu konuda tutarlı davranmadığına dikkat çeken Başbakan, "Terörün yok edilmesi için güçlü bir uluslararası cephe kurmamız gerekiyor. Rusya ve Türkiye'nin bu amaç doğrultusunda Batı'daki güçlü ülkelerle eşitlik ve iç işlerine müdahalede bulunmama ilkelerine dayalı yeni, çıkarlara odaklanan ve daha pragmatik bir diyalog kurmak zorunda" ifadelerini kullandı.  'ŞİÖ İLE İŞBİRLİĞİ MANTIKLI' "Küresel düzen hızlı bir şekilde değişiyor. 2016 yılı, Rusya ve Türkiye'nin birbiri için ve bölge için ekonomik ve stratejik açıdan ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Şu anda yapmamız gereken, çalışmalarımızı Suriye'deki bitmek bilmeyen trajediyi en kısa sürede sonlandırmaya odaklandırmak" diye devam eden Yıldırım, bu sayede Avrasya bölgesinde çok sayıda yeni işbirliği alanının doğacağını kaydetti. Yıldırım, bu doğrultuda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gündeme getirdiği Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) ile iş birliğinin mantıklı olduğunun altını çizdi. 'TÜRK AKIMI VE AKKUYU PROJELERİNDE KARARLIYIZ' Öte yandan Yıldırım, Türk-Rus ilişkilerindeki normalleşme sonucunda her 2 ülkenin de kazançlı çıkacağı bir diğer alanın ticaret olduğunu ifade etti. İkili ticaret hacmini yılda 100 milyar dolar seviyesine çıkarma hedefinden söz eden Başbakan, yakın zamanda enerji alanında büyük bir atılım yaptıklarını, Türk Akımı doğalgaz boru hattı ve Akkuyu Nükleer Güç Santrali projelerini hayata geçirmeye hazır olduklarını belirtti.  '2017'DE ÇOK SAYIDA RUS TURİSTİ TÜRK SAHİLLERİNE BEKLİYORUZ'  Türkiye'nin Ruslar için turizm alanındaki en popüler rotalardan biri haline geldiğine de işaret eden Yıldırım, 2017'de Türk sahillerini çok sayıda Rus turistin ziyaret etmesini beklediklerini vurguladı. (Sputnik News) Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

7. Arama Konferansı'nda Geçmiş Geleceğe Işık Tuttu

LASİAD, 2016 yılının değerlendirilmesinin yapıldığı ve 2017 projelerinin planlandığı 7. Arama Konferansı’nı 21-25 Aralık tarihleri arasında Antalya Mardan Palace Otel’de gerçekleştirdi.Arama Konferansı’na LASİAD Yönetim, Denetleme ve Disiplin kurulları üyeleri ile sekretarya katıldı. LASİAD Ailesi başka derneklerle genişliyor Program LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca’nın 2016 yılı genel değerlendirmesi ile başladı. Eyyüpkoca, yıl içerisinde yaşanan darbe girişimi ve dünya genelindeki krizin piyasa üzerindeki kötü etkisinden bahsetti. “Geçmişi iyi değerlendirir ve analizimizi iyi yaparsak geleceğe daha emin adımlarla yaklaşmış oluruz” sözleriyle Arama Konferansı’nın önemine dikkat çekti. LASİAD Başkanı, “Dernek içerisinde Başkan Vekili Muhammet Sancaktar’ın Bosna Sancak Kültür ve Yardımlaşma  Derneği Başkanı, Başkan Yardımcısı Murat Özpehlivan’ın KYSD Başkanı olması ile iki kardeş dernek sahibi olduk” sözleriyle LASİAD ailesinin genişlemesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Tam bir uyum içinde çalışıyoruz LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar Arama Konferansı’na katılmanın herkes için faydalı olacağına inandığını ifade ederken, LASİAD’ın diğer STK’lar içinde ayrı bir yeri olduğunu dile getirdi. Bunun sebebini “LASİAD’da herkes birbiriyle kaynaşmış halde, anlayış içinde hareket ediliyor ve birbirinin fikirlerine saygı duyuluyor” sözleriyle açıkladı. E-ticarete dikkat! LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Ekonomik Projeler ve Fuarlar Komitesi Başkanı Ercan Hardal, fuarlara katılımın sektör açısından öneminden bahsetti. “Birlikte hareket etme kültürünü en güzel fuarlara katılarak göstermiş oluruz. Fuarlara katılım oldukça zayıf. Fuarlara katılım için LASİAD olarak destekte bulunulmasını, firmalara daha fazla duyurulması anlamında çalışılmasını istiyoruz” sözlerini dile getirdi. Hayata geçirilen LASİAD Kart Projesi’nden de bahseden Hardal, “Sonuç alınan güzel bir proje oldu” dedi.Hardal konuşmasında -ticaret’in gittikçe gelişen bir sektör olduğunu hatırlattı. Bunun üzerine e-ticaret alına giriş yapmış olan  Disiplin Kurulu Üyesi Erdoğan Avit,e-ticaret sektörünün öneminin altını çizdi, üretim ve sevkiyat alanındaki kolaylıklarından bahsetti. Piyasalardaki daralma normal LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Çevre Düzenleme ve Tekstil-Hazır Giyim Komitesi Başkanı Ercan Çelik, piyasalarda genel anlamda yaşanan daralmanın ülkemizin son yıllarda içinden geçtiği sıkıntılı durum itibariyle olağan olduğunu dile getirdi.Projelerde yaşanan bir takım aksaklıkların hem darbe girişimi hem de terör olayları nedeniyle kamu kurumlarında yaşanan bağlantı sıkıntılarından kaynaklandığının altını çizdi. Eğitim gibi sosyal alanlardaki destekler sürüyor LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Dergi, Eğitim ve Medya İlişkileri Komitesi Başkanı Erdem Soylu Karabağlı yaptığı sunumda Katip Kasım İlkokulu için yapılan projelerden bahsetti. Öğrencilere yönelik yapılan göz taraması etkinliğinin önemini hatırlattı ve bu sosyal maksatlı projeleri sürdüreceklerini belirtti. Ayrıca LASİAD Kart projesi ve LASİAD web sitesinin güncellenmesi konuları üzerinde durdu. Üye kazanmak için gayretler sürüyor LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve  Üye ve  Halkla İlişkiler Komitesi Başkanı İrfan Akbaş konuşmasında piyasa değerlendirmesinde bulundu. Üye kazanımı anlamında sıkıntılar olduğuna değinen Akbaş, üye ilişkilerini güçlendirmek adına yapılması gerekenlerden bahsetti. Üye kazanmak için bölgede üyeler ve firmalara yönelik alınması gereken  aksiyonlar üzerinde durdu. Uluslararası projeler son sürat! LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve AB ve Uluslararası İlişkiler Komitesi Başkanı Murat Özpehlivan, komite tarafında gerçekleştirilen projelerden bahsetti. Uluslararası Web Siteleri Projesi’nde gelinen aşamayı bildiren Özpehlivan ayrıca TwoMonthsTwo Hands Projesi, İyi Niyet ve İşbirliği Projesi ve Yurtdışı İş Seyahati Projesi ile yapılanları dile getirdi. Turizmimizi geliştiriyoruz LASİAD Yönetim Kurulu  ve Turizm-Kurumsal  İlişkiler  Komitesi Üyesi İhsan Bıyıkbeyi, Turizm ve Kurumsal İlişkiler Komitesi adına bir sunum gerçekleştirdi. Sunumunda 2016 yılı EMİTT Fuar stantlarından ve Lale Stars projelerinden bahsetti. Yabancı Tur Operatörleri ile yapılan Laleli Turu ve ardından Taşhan’da organize edilen  akşam yemeğinin sektöre önemli katkılarını hatırlattı.Sunumda ayrıca, veriler çerçevesinde Laleli bölgesine gelen ve otellerde konaklayan turist sayısının yıllara göre oranları üzerinde konuşuldu. Program seminerlerle zenginleştirildi Arama Konferansı’nın 2. günü Kişisel Gelişim Uzmanı Nur Hekimoğlu’nın Beden Dili Eğitimi ile başladı. Sağlıklı bir iletişim için dikkat edilmesi gerekenlerin hatırlatıldığı sunumda Beden Dili kullanımına yönelik püf noktaları verildi. 2.Gün A Haber Spikeri Salih Nayman’ın vermiş olduğu Diksiyon Eğitimi ile devam etti.Sunumunda anadilimizi doğru kullanmanın önemi ve getirilerinin altını çizen Nayman, sağlıklı bir iletişim için ilk olarak kendimizi doğru ifade etmenin önemli olduğunu vurguladı. Arama Konferansı’nın 3. gününde Bloomberg HT Televizyonu Haber Koordinatörü Ali Çağatay sahnedeydi. Küresel ekonomik durumun genel değerlendirmesini yapan Çağatay, sunumunda Türkiye ekonomisinin bugünü ve yarınını anlattı. Türkiye ve dünyada 2017 yılı beklentilerine değindi. Ekonomideki tehditleri ve fırsatları dile getiren Çağatay, Türkiye ve Avrupa Birliği ilişkileri ile Türk-Rus ilişkilerini değerlendirdi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD Turizm Komitesi İstişare Toplantısı

LASİAD’ın düzenlediği Turizm Komitesi İstişare Toplantısı, 13 Mayıs 2015 tarihinde Laleli Wyndham Hotel’de gerçekleşti. EMİTT 2016 Fuarı hazırlıklarını ve Laleli Turizm Sektörünün sorunlarını değerlendirmek üzere düzenlenen kahvaltılı toplantı saat 9:30’da başladı. Toplantıya LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar ile Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları; Ercan Hardal, Ercan Çelik, İsmail Dark, Erdem Soylu Karabağlı, Ahmet Turan, Mehmet Ocaklı ve Yönetim Kurulu Üyeleri; İbrahim Murat Ramizoğlu, İhsan Bıyıkbeyi, Münir Dinler, İrfan Akbaş, Mehmet Özbayrak, Sekreterya ve Laleli turizm sektörü temsilcileri katıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Giyasettin Eyyüpkoca sözlerine Soma faciasını anarak başladı. “Bugün Soma faciasının birinci yıl dönümü. Ölen tüm işçilerimizi rahmetle anıyorum. Bir daha böyle bir facianın yaşanmaması için çok sıkı çalışmalıyız” diyen Eyyüpkoca sözlerine şu şekilde devam etti: “Dev Gibi Eserler Bırakmak İçin Karıncalar Gibi Çalışmak Gerekir” “Bizler LASİAD olarak hiçbir sektöre ne çok yakınız ne de çok uzağız. LASİAD tüm sektörleri kendi bünyesinde barındıran bir kurum. LASİAD, topyekün Laleli’nin bir kurumudur. Bizler de zaten en başında bu düşünceyi kendimize vizyon alarak yola çıktık. Bu toplantı, dönem içerisinde diğer sektörler ile yaptığımız değerlendirme toplantısı gibi; Laleli’de bulunan turizmcilerinin sorunlarını tespit etmek ve bu sorunları çözmek amaçlı yapılan bir toplantıdır. Yapılmasını istediklerinizi bizlere iletirseniz, her zamanki gibi yetkili merciler ile iletişime geçerek sorunları çözüme kavuşturmak için çalışırız. Biz bu aşamada, yetkili kurumlar ile sizler arasında bir köprü görevi görmekteyiz. LASİAD sorunların tespiti ve çözümünde oldukça hızlı kararlar alan ve uygulayan bir kurum. Necip Fazıl Kısakürek’in çok büyük önem taşıyan bir sözü vardır: ‘Dev gibi eserler bırakmak için, karıncalar gibi çalışmak gerekir.’ Bizler de LASİAD olarak ve Laleli için çalışan tüm insanlar olarak bu sözü benimsiyoruz.” Konuşmasına, LASİAD’ın geçmiş dönemlerde gerçekleştirdiği ve gelecek dönemlerde gerçekleştireceği projeler hakkında bilgiler vererek devam eden Eyyüpkoca; Şubat ayında düzenlenen Tahran Fuarı’nın ve bu yıl 4.sü düzenlenecek olan Laleli Fashion Shopping Festival’in bölge turizmine olan katkılarını paylaştı. Eyyüpkoca; Laleli turizm sektörü için çok sıkı özveri ile çalışan İhsan Bıyıkbeyi ve İsmail Dark’a özel teşekkürlerini ileterek; birlikte çalıştıkları çok fazla projeleri olduğunu ifade etti. Daha sonra, “Laleli olarak birlik ve beraberlik içerisinde çalışarak, geçtiğimiz yıllarda yaşadığımız sıkıntıları aşacağımıza inanıyorum. Dünyada ve Türkiye’de yaşanan hiçbir felakete kayıtsız kalmadık, bundan sonra da kalmayacağız. Bunu ancak ve ancak sizlerden aldığımız güç ile yapabiliriz” ifadeleriyle sözlerini sonlandırdı. Toplantının sonraki aşamasında; EMİTT 2016 Fuarı’nda yeri şimdiden ayrılmış olan LASİAD standı hakkında bilgiler verildi. EMİTT Fuar alanındaki yeri, sunum aracılığı ile katılımcılara aktarılan standın tasarımı hakkında öneri ve görüşler beklediklerini ifade eden Eyyüpkoca, fuarda gerçekleştirilecek olan çalışmalar hakkında da bilgi verdi. Daha sonra, toplantıya katılan Laleli turizm sektör temsilcileri yaşadıkları sorunları ve çeşitli konular hakkındaki görüşlerini diğer katılımcılar ile paylaştı. Toplantıda genel olarak; İstanbul genelinde hızla artan otel sayıları, Laleli otellerinin yaşadığı çevresel sıkıntılar, otellerin ruhsatları ile ilgili yaşanan sorunlar konuşuldu. Katılımcıların dile getirdikleri sıkıntıları ve konuşmacılara yönelttikleri soruları yanıtlayan Eyyüpkoca, Başkan Vekili Muhammed Sancaktar ve Başkan Yardımcısı ve Turizm Komitesi Başkanı İsmail Dark; “Laleli’nin tanıtımı için projesi olan herkesin bizlerle ortak çalışmasını istiyoruz. Çünkü hepimiz için öncelik ve önem taşıyan konu, Laleli’dir” ortak şiarı ile toplantıyı sonlandırdı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD, Hobyarlı Ahmet Paşa İlkokulu Öğrencilerine Kıyafet yardımında bulundu.

LASİAD Hobyarlı Ahmet Paşa İlköğretim Okulu’nu ziyaret ederek maddi durumu yetersiz öğrencilere kıyafet yardımında bulunda. Okul yönetimi ve okul aile birliği yöneticileri LASİAD heyetini okulun kütüphanesinde ağırladı. Ziyarete, LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan yardımcıları; Ercan Çelik, İsmail Dark, Erdem Soylu Karabağlı, LASİAD Yönetim Kurulu Üyesi İhsan Bıyıkbeyi, LASİAD Genel Sekreteri Şerafettin Yüzüak LASİAD Halkla İlişkiler Sorumlusu Muharrem Ay katıldı.  Hobyarlı Ahmet Paşa İlkokulu’nun Müdür Vekili Suat Erdoğan okul ve öğrenciler hakkında bilgi vererek okul adına taleplerini dile getirdi. LASİAD Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca ise LASİAD olarak özellikle çocuk ve eğitime katkı sağlayan sosyal sorumluluk projelerine destek olmaktan mutluluk duyduklarını, LASİAD’ın bütçesi ve alınan kararlar çerçevesinde okula destek olabileceklerini ifade etti. Toplantıya Hobyarlı Ahmet Paşa İlköğretim Okulu’ndan öğretmenler ve Okul Aile Birliği Üyeleri de katıldı. Toplantı sonrasında LASİAD tarafından alınan hediyeler birer birer çocuklara verildi. Kız ve erkek öğrenciler için ayrı ayrı hazırlanan ve ayakkabıdan monta kadar pek çok giyim eşyasının bulunduğu hediye paketleri ihtiyaç sahibi öğrencilere dağıtıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD İBB Genel Sekreterini Ziyaret Etti.

LASİAD, 29 Aralık 2014 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Hayri Baraçlı’yı makamında ziyaret etti. Ziyarette; LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları; Ercan Çelik ve Erdem Soylu Karabağlı, LASİAD Genel Sekreteri Şerafettin Yüzüak yer aldı. Ziyarette, LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, İBB Genel Sekreteri Dr. Hayri Baraçlı’ya Rusya ve Ukrayna krizinin Laleli Bölgesini nasıl etkilediğini ve gelecekle ilgili öngörülerini aktardı. Eyyüpkoca, ardından Laleli Bölgesi’nde aydınlatma çalışması kapsamında yürüttükleri projenin durumu ile ilgili bilgi verdi. Eyyükoca ayrıca İBB’nin Gençtürk caddesini yol üstü otopark alanı ayırarak İSPARK’a devretme projesi ile ilgili Laleli sakinlerinin şikayetlerini ve itirazlarını aktararak, Gençtürk caddesi yol üstü otopark projesinin iptal edilmesi talebinde bulundu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Hayri Baraçlı, “Projelerinizi destekliyoruz, gereken neyse yapacağız” dedi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD 2015 Yılı Yol Haritasını Belirledi

LASİAD, geleneksel Arama Konferansını 23-27 Aralık 2014 tarihleri arasında Antalya Mardan Palace Hotel’de Yönetim, Denetleme ve Disiplin Kurulu’nun katılımıyla gerçekleştirdi. Gelecek Vizyonu konulu Konferans, LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca’nın açılış konuşması ile başladı. Eyyüpkoca, komitelerin 2014 yılı içinde yapmış oldukları çalışmalar kapsamında değerlendirme yapıp, komitelerin görevlerini en iyi şekilde yerine getirdiklerine vurgu yaparak harcadıkları emekler için tüm komite üyelerine teşekkür etti. Program, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar’ın moderatörlüğünde devam etti. LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları komitelerin bir yıl boyunca gerçekleştirdikleri tüm faaliyetlerin sunumunu yaparak katılımcıların görüşlerini aldı. Konferans, Erguvan İletişim adına Zerrin Yazıcı’nın bilgilendirme sunumu ile devam etti. Yazıcı, sunumunda daha verimli ve stratejik pazarlama tekniklerinden bahsetti. Ardından LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, 2015 yılı plan ve hedefleri konusunda görüş ve önerileri aldı. Arama Konferansı’nın ikinci günü; ulusal ve uluslararası kapsamda büyük ses getiren III. Laleli Fashion Shopping Festival’inin genel bir değerlendirmesi ile başladı. Festival, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Festival Komitesi Başkanı Muhammed Sancaktar’ın moderatörlüğünde geniş ve objektif bir şekilde tüm detaylarıyla değerlendirildi. Sancaktar “Her geçen yıl daha da profesyonel ve kapsamlı bir karnavala dönüşen Laleli Fashion Shopping Festivali’ni daha da ileriye taşıyacağız” dedi. Ardından 24-30 ağustos 2015 tarihlerinde düzenlenecek olan IV. Laleli Fashion Shopping Festival’i ile ilgili yeni projelerini ve yapmak istediklerini katılımcılara aktardı. 2015 yılında 4.sü düzenlenecek olan festivalin daha geniş kitlelere hitap etmesi ve daha fazla ses getirmesi adına katılımcılar ile fikir alışverişinde bulunuldu. Konferans Bloomberg HT Televizyonu Haber Koordinatoru-Gazeteci Ali Çağatay’ın ‘’Ukrayna-Rusya gerginliği ve Laleli piyasasına olan etkileri’’ konulu sunumuyla devam etti. Avrupa Birliği’nin Rusya’ya uyguladığı ambargo karşısında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in sergilediği tutuma değinen Çağatay “Rusya’ya uygulanan bu ambargonun Türkiye ve sizin için büyük getirileri olacaktır. Krizleri fırsata dönüştürebilirsiniz. Tavsiyem Rusya’daki mevcut yatırımlarınızı koruyun fakat yeni yatırımlar yapmayın” dedi. Çağatay konuşmasının devamında dünyadaki petrol krizinin ülkelere yansımalarından söz ederek  “Afrika’da da yatırımlar yapılabilir, özellikle Angola, Fildişi Sahili, Nijerya, Libya gibi ülkeler alternatif pazarlarınız olabilir” dedi. Türkiye ve dünya ekonomisi üzerinde duran Çağatay’ın katılımcıların sorularını cevaplamasının ardından LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca günün değerlendirmesini yaptı. Arama Konferansı’nın üçüncü günü LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar’ın moderatörlüğünde başladı. Ardından Bloomberg HT Televizyonu Haber Koordinatörü - Gazeteci Ali Çağatay’ın sunumu ile devam etti. Çağatay, konuşmasına Türkiye’nin siyasi gelişimi ve bu gelişmelerin Türkiye ekonomisine yansımalarının nasıl olduğunu anlatarak başladı. 2008 ve 2014 krizleri üzerinde duran Çağatay, Türkiye ekonomisini kuvvetlendiren unsurlardan bahsetti. Şuan petrol fiyatlarındaki düşüşün Türkiye’nin cari açığına yansımadığını ve 2015 yılında Türkiye’nin çok iyi seviyelere geleceğinden bahsetti.  Çağatay, konferansın devamında katılımcılardan gelen soruları yanıtladı. Konferansın sonunda Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca,  Arama Konferansına ilişkin genel değerlendirmeler yaptı. Laleli Sanayici ve iş adamları olarak İlerleyen zamanlarda nasıl hareket edilmesi gerektiği üzerinde duran Eyyüpkoca,  uluslararası ekonomik dalgalanmalara karşı alınacak önlemlerden bahsetti. Teşekkürlerini sunarak konferansı kapattı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD, İstanbul Valisi Vasip Şahin’i Ziyaret Etti

LASİAD, 07 Ocak 2015 tarihinde İstanbul Valisi Vasip Şahin’i makamında ziyaret etti. Ziyarete; LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları; Ercan Çelik, Erdem Soylu Karabağlı ve LASİAD Genel Sekreteri Şerafettin Yüzüak katıldı. LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, İstanbul Valisi Vasip Şahin’e yeni makamı için hayırlı olsun dileklerinde bulundu. Eyyüpkoca, LASİAD’ın sosyal sorumluluk projelerinden ve Laleli Bölgesi’ndeki çalışmalarından bahsetti. İstanbul Valisi Vasip Şahin, ziyaretten dolayı teşekkürlerini sundu. Şahin, daha önce Laleli’yi gezdiğini ve fırsat buldukça da ziyaret etmek istediğini dile getirdi. Ardından LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, lale motifli tabağı Vali Vasip Şahin’e takdim etti.
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD’dan İTO Başkanı Murat Yalçıntaş’a Ziyaret

LASİAD, 2 Nisan 2013 tarihinde İstanbul Ticaret Odası Başkanı Dr. Murat Yalçıntaş’ı ziyaret etti. Ziyarete; LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Giyasettin Eyyüpkoca, LASİAD Yönetim Kurlu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmail Dark, LASİAD Yönetim Kurulu Üyesi Ercan Çelik ve LASİAD Genel Sekreteri Şerafettin Yüzüak katıldı. Ziyarette LASİAD’ın çalışmalarına ve vizyonuna değinen LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, “ Geçen yıl Laleli Fashion Shopping Festival’imizin ilkini gerçekleştirdik. Olumlu geri dönüşler de aldık. Bu sene de yine 27 Mayıs-2 Haziran tarihleri arasında ikinci festivalimizi gerçekleştireceğiz.  18 Nisan’da da Garanti Bankası’nın desteği ile festival lansman yemeğimiz olacak. manevi desteklerinizi bekliyoruz. Sizi de aramızda görmekten memnuniyet duyarız” dedi. EYYÜPKOCA, LASİAD’ın yerel yönetimlerle olan iş birliğinden, alt yap güzelleştirme çalışmalarından ve yaplan sosyal yardım projelerinden de söz etti. İstanbul Ticaret Odası Başkanı Dr. Murat Yalçıntaş ise Mayıs 2013’te İTO seçimlerinin olacağını ve seçim programı nedeniyle bu yıl yardımcı olamayacaklarını dile getirdi. Önümüzdeki yıllarda hem maddi hem manevi anlamda desteklerini eksik etmeyeceklerinin de altını çizdi. Yalçıntaş sözlerine şöyle devam etti; “İTO olarak yaptığınız tüm etkinliklerde yanınızdayız. LASİAD ülkedeki sivil toplum örgütleri arasında takdir edilecek özel bir dernek. LASİAD tek sektöre odaklandığından dolayı öne çıkıyor. Kalıcı ve doğrudan doğruya fayda sağlayabilecek projeler yapıyor. Bu nedenle LASİAD’ı yakından takip ediyoruz.Her zaman takdir ediyoruz ve destekçisiyiz.” dedi.  İTO Başkanı Dr. Murat YALÇIKTAŞ, LASİAD Başkanı Giyasettin EYYÜPKOCA’ya tablo hediye etti.
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD’dan İHKİB Başkanı’na Ziyaret

LASİAD, 03 Mayıs 2013 tarihinde İHKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi’yi ziyaret etti. Ziyarete; LASİAD Yönetim Kurulu Başkan GiyasettinEyyüpkoca, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmail Dark, LASİAD Yönetim Kurulu Üyesi Ercan Çelik ve LASİAD Genel Sekreteri Şerafettin Yüzüak katıldı. LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, II. Laleli Fashion Shopping Festival’e ilişkin bilgiler vererek İHKİB’den destek beklediklerini dile getirdi. İHKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi ise LASİAD’ı çalışmalarından ve projelerinden dolayı takdir ettiğini dile getirerek gerekli desteğin verilmesi konusunda bir çalışma yapacaklarını belirtti. Ziyaretin sonunda LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı GiyasettinEyyüpkoca, İHKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi’ye LASİAD logolu tabak takdim etti.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Hazır Giyimcilerden Barış Sürecine İlk Ekonomik Katkı

Hazır giyim ve Konfeksiyon Sektör Kurulu,  kümelenme metoduyla sektöre yönelik bir üretim üssü kuruyor. Şanlıurfa Organize Sanayi Bölgesi’nde, Hazır giyim Organize Sanayi Bölgesi (HOSAB) adıyla kurulacak ve yaklaşık 5 bin kişiye istihdam sağlaması beklenen hazır giyim havzasının imza ve tanıtım toplantısı, 05 Nisan 2013 tarihinde Çırağan’da düzenlendi. Toplantıya, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, TİM Hazır giyim ve Konfeksiyon Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Akbalık, İHKİB Başkanı Hikmet Tanrıverdi,  Şanlıurfa Valisi Celalettin Güvenç, Şanlıurfa Belediye Başkanı Eşref Fakıbaba, Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası ve  aynı zamanda OSB Başkanı Sabri Ertekin, Uludağ Hazır giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Şenol Şankaya, Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Kızılgüneşler, Denizli İhracatçılar Birliği Başkanı Süleyman Kocasert, LASİAD Yönetim Kurulu Üyesi Sabri Akten ve çok sayıda sektör temsilcisi katıldı. “Bölgeye yatırım yağacak” İmza törenine katılan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Teşvik paketi sonrası bölgenin ve kentin öneminin artığına dikkat çekti. Türkiye’nin geleceği adına orta ve uzun vadeli projeler üretmek gerektiğine dikkat çeken Çelik, “Şanlıurfa GAP’ın merkezi, tarım ambarı, Ortadoğu’ya açılan kapı. Sermaye buraya kayıyor bu ne kadar akıllı bir iş yapıldığının göstergesi. Bölgeye yağmur gibi yatırım yağacak” dedi. İstanbul moda merkezi, Anadolu Üretim merkezi Projenin organizasyonunu gerçekleştiren TİM Hazır giyim ve Konfeksiyon Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Akbalık, “İhracatta öncü ve 24 dolarlık ihracat/ kilogram fiyatıyla en değerli üç sektörden biriyiz. Kümelenme metoduyla gerçekleştirdiğimiz Bu proje ile A ve A+ ürünleri, teşvik paketinin de imkanlarından faydalanarak her türlü yan sanayinin ve altyapının olduğu bir ortamda üreteceğiz. Dünya markaları bu tarz projelerin sonucu ortaya çıkıyor” diye konuştu. Neden Şanlıurfa? Ahmet Akbalık, Şanlıurfa’nın, genç işgücü, üretim altyapısı, tekstil üretimi yapılan bölgelere ve Ortadoğu pazarına yakınlığı gibi sebeplerle tercih edildiğini ifade ederek, Sigorta primlerinde işçi hissesinin asgari ücrete karşılık gelen kısmının 12 yıl süreyle, gelir vergisi stopajının da asgari ücrete karşılık gelen tutar üzerinden yine 10 yıl süreyle devlet tarafından karşılanacak olmasının yatırımın avantajlı noktaları olduğunu söyledi. Kentin desteği üst seviyede Toplantıya katılan Şanlıurfa Valisi Celalettin Güvenç, “ İlimiz ulaşım, iletişim ve huzur anlamında yatırıma en uygun kentlerden biri ” diye konuşurken, Şanlıurfa Belediye Başkanı Eşref Fakıbaba ise “ Kentimize gelecek tüm yatırımcılara en uygun ortamı sunacağız” diye konuştu. Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası aynı zamanda OSB Başkanı Sabri Ertekin de, doğru ortaklarla, doğru bir yöntem olan kümelenmeyi gerçekleştirecek olmanın heyecanını yaşadıklarını ifade etti.
Devamını Oku
Standard Post with Image

II. Laleli Fashion Shopping Festivali Binbirdirek’te Yapılan Görkemli Bir Lansmanla Tanıtıldı

LASİAD, bu yıl ikincisi düzenlenecek olan Laleli Fashion Shopping Festival’i  18 Nisan 2013 tarihinde Binbirdirek Sarnıcı’nda organize ettiği lansman yemeği ile tanıttı. Garanti Bankası sponsorluğunda gerçekleşen Lansman yemeğine;  Fatih Belediyesi Başkan Yardımcıları Adnan Güler ve Mehmet Ustağoğlu başta olmak üzere LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, Garanti Bankası Kobi ve Pazarlama Koordinatörü Esra Kıvrak, Garanti Bankası Bölge Müdürleri Sevgi Cevani ve Mazlum İnal, Garanti Bankası Laleli Şube Müdürü Bekir Bilici, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları, LASİAD Yönetim Kurulu Üyeleri, LASİAD Üyeleri, Bloomberg  HT Yayın Koodinatörü Ali Çağatay  ve çok sayıda davetli katıldı. “Laleli Fashion Shopping Festival bizler için adeta mihenk taşı” NTV'nin eski başarılı spikeri Defne Sarısoy’un sunuculuğunu üstlendiği lansman yemeği LASİAD Tanıtım Filmi ile başladı. Tanıtım filminin ardından açılış konuşmasını yapan LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, “Bizler bölgemizin marka bilinirliğini yükseltip, dünya çapında ticaret ve modaya yön veren lokasyonlar arasında olmayı hedefledik. Bu anlamda organize ettiğimiz Laleli Fashion Shopping Festival bizler için adeta mihenk taşı olmuştur. Bugün, ortaya koyduğumuz büyük değişimin aynası olan bu güzel organizasyonun 2.’sini gerçekleştirirken, var olan gücümüzü bir kez daha gösterme ve birlikteliğimizi yaşatma adına bir arada ve tek yürek olmak sizler gibi bizlerin de en büyük temennisidir. Bölgemizin tek yürek olacağı, kalplerin Laleli için çarpacağı, bizleri anlatan, geleceğimizi umutlandıran bu festivali desteklemeli, Laleli’nin tüm fertleri olarak birlik ve bütünlüğümüzü bir kez daha göstermeliyiz. Geçmiş yıllarda yaşadığımız bölgesel kriz ve dönemsel risklere karşı direncimizi arttırmak ve Laleli’nin sesini dünyaya gür bir şekilde duyurmak için hep birlikte elimizi taşın altına koymalı, bu şiarla hareket etmeliyiz” dedi. “Ticaret hacmine destek vermek bizim motivasyon kaynağımız” Açılış konuşmasının ardından söz alan Garanti Bankası Kobi Koordinatörü Esra Kıvrak ise kültürel zenginliği ve ticari hareketliliği ile dünyanın önemli bir noktası olan Laleli’de olmaktan mutluluk duyduklarını dile getirerek, “ Açıldığı günden bu yana bölgenin en büyük bankası konumuna geldik. Piyasanın nabzını tutuyoruz ve tutmaya da devam edeceğiz. Ticaret hacmine destek vermek bizim için motivasyon kaynağı. Bundan sonra da yanınızda olacağız. Geçen sene organize ettiğiniz festivalin bölge için çabaladığınızı göstermektedir. LASİAD, çeşitli projeler ile Laleli’nin imkanlarını arttırıyor. LASİAD, Laleli için büyük bir şans. Bizler de Garanti Bankası olarak bu değerli çabalarınızı desteklemeye çalışıyoruz. Festivalin tüm ülkeye ulaşmasını hedefliyoruz. Laleli esnafına farklı koşullar ve imkanlar sunacağız. İş birliğimizin devam edeceğine inanıyorum” dedi. Fatih Belediyesi Başkan Yardımcısı Adnan Güler ise konuşmasında Laleli’nin güzel şeylere layık olduğunu vurgulayarak, Belediye ve sivil toplum kuruluşu iş birliği ile güzel işler başardıklarına dikkat çekti ve  bu projelerin artarak devam etmesini temenni ettiğini dile getirdi. Konuşmaların ardından Laleli Fashion Shopping Festival’e katkı sağlayan tüm sponsorlara ve festivalin organizatörlüğünü üstlenen Öner Evez’e teşekkür plaketi takdim edildi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD, İTO 38. Komite Meclis Üyeleri ile İstişare Toplantısı Gerçekleştirdi

LASİAD, İTO Meclisi 38. Komite Üyelerini 25 Eylül 2013 tarihinde Darkhill Hotel’de ağırladı. Darkhill Hotel'de yapılan istişare toplantısına; İTO Yönetim Kurulu Üyesi ve 38. Komite Meclis Üyesi Servet Samsama, 38. Komite Başkanı Şenol Aras, Başkan Yardımcısı Çetin Altındağ, 38. Komite Meclis Üyeleri; Adnan Danışman, 38. Komite Üyeleri; Özden Bilirdönmez, Abdurrahman Örs, Tayar Günbeyi  ve LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar,  LASİAD Başkan Yardımcıları Ercan Çelik, İsmail Dark, T. Selim Poşul, Mehmet Ocaklı, Erdem Soylu  Karabağlı, LASİAD  Yönetim Kurulu Üyeleri; Benan Çalabakul, İbrahim Murat Ramizoğlu, İrfan Akbaş, İhsan Bıyıkbeyi,  Mehmet Özbayrak, Münir Dinler, Murat Eraslan, Tarık Nayman, Sabri Akten, LASİAD Genel Sekreteri Şerafettin Yüzüak ve LASİAD Başkan Özel Kalemi Nada İsmail katıldı. Toplantıda söz alan İTO Yönetim Kurulu Üyesi ve 38. Komite Meclis Üyesi Servet Samsama,  İTO’nun projelerinden bahsederek sektörün sorunlarına dikkat çekti. Samsama konuşmasına şöyle devam etti; “İhracat sisteminde ciddi sorunlar yaşıyoruz. Bu konuda hem sektörün hem de devletin rahat edebileceği bir proje geliştirmemiz lazım. Antrepo projesi olunabilirliği yüksek bir proje. Bir komite oluşturarak bu konuda en iyi şekilde projeyi üretip Ankara’ya ulaştırılabilir.  İTO olarak birçok ülkeye fuarlar düzenliyoruz. Bu fuarlara tekstil sektörü pek ilgi göstermiyor. Fuarın bir kısmını hazır giyim fuarı yapabileceğimizi düşünüyorum. İTKİB’in düzenlemediği yerlerde İTO’nun fuar düzenlemesi konusunda taleplerde bulunmalıyız. Sektör sorunları konusunda İTO ve LASİAD/Laleli Esnafı olarak birlikte çalışmalar yapabiliriz. LASİAD, bizi her alanda gururlandırıyor. LASİAD’a her konuda destek vermeye hazırız.” “Ana hedefimiz; Bir Olmak” İTO 38. Komite Başkanı Şenol Aras ise konuşmasında STK’larla ortak çalışmalar yapılmasının önemine değinerek, “Özellikle Sivil Toplum Kuruluşlarını, İTO, İSO, İTKİB’le ortak paydada bir araya getirme amacındayız. Sektörümüzün sorunlarına beraber çözüm bulmalıyız. Ana hedefimiz; Bir olmak.” Dedi. “İTO’nun hedef pazarlarımızdaki gücünü kullanmak istiyoruz” LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca ise LASİAD’ın çalışmaları noktasında desteğe ihtiyaç duyduklarını dile getirerek, “LASİAD olarak 2 yıldır Mayıs- Haziran ayında düzenlediğimiz Laleli Fashion Shopping Festival tarihimizi sezonun başladığı Ağustos ayının ilk haftasına çekme kararı aldık.  LASİAD ve Laleli esnafının gücünü birleştirerek gerek Laleli sokaklarını yenileme projesinde gerekse festival projesinde başarılı sonuçlar aldık. Laleli olarak İTO köprüsünü kullanmak istiyor ve destek bekliyoruz. İTO’nun hedef pazarlarımızdaki gücünü kullanmak istiyoruz” dedi. LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar de Laleli’nin ana sorunları dile getirerek, kalifiye eleman, yabancı personel çalıştırma konusundaki sıkıntılar ve mülteci sorunlarından bahsetti. Toplantının sonunda LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca İTO Yönetim Kurulu Üyesi ve 38. Komite Meclis Üyesi Servet Samsama’ya LASİAD logolu tabak ve LASİAD'ın logosunu temsil eden Lale takdim etti. Akabinde İTO 38. Komite Üyesi Servet Samsama, LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca’ya lale motifli tablo takdim etti. Her bir komite üyesine de LASİAD'ın logosunu temsil eden Lale takdim edilerek toplantıya son verildi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

AK Parti Fatih İlçe Başkanı Ahmet Hamdi Görk LASİAD’ı Ziyaret Etti

AK Parti  İlçe Başkanı Ahmet Hamdi Görk 28 Şubat 2013 tarihinde LASİAD’ı ziyaret etti. Ziyarete;Ak  Parti İlçe Başkanı Ahmet Hamdi Görk ile birlikte  başkan yardımcıları  Temel Sirkeci  ve Büşra  Uncu Halktaş Genel Müdürü Kemal Aktaş katılırken  LASİAD adına  Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Vedat Toy, LASİAD Yönetim Kurulu Üyeleri;Abdurrahman Demircan, Benan Çalabakul, Erdem Soylu Karabağlı, Ercan Elveren, Ercan Çelik, G.Naci Polat, İrfan Akbaş, İ.Murat Ramizoğlu, Murat Eraslan, Murat Özpehlivan, Mehmet Ocaklı, Mehmet Özbayrak, ,LASİAD Genel Sekreteri Şerafettin Yüzüak, LASİAD Yönetim Kurulu Asistanı Nada İsmail ve LASİAD Proje Sorumlusu Fatih Akkoç katıldı. Ziyarette konuşan AK Parti  İlçe Başkanı Ahmet Hamdi Görk,LASİAD’ın önemli çalışmalar yaptığını dile getirerek, “ Laleli için sinerjinizi ve enerjinizi yerel yönetimle iş birliği çerçevesinde kullanmanız çok güzel. Sivil toplum kuruluşu olarak Laleli için çalışmalarınızın yanı sıra sosyal yardım noktasında da önemli adımlar attınız. Laleli’nin bir tekstil merkezi olacağını düşünüyorum.Hem sektörel bazda hem de ilçe bazında daha farklı projelerinizin de olacağı kanaatindeyim. Başarılarınızın devamını dilerim” dedi. “Türkiye’nin dışarıya açılan yüzü; Laleli” LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca ise Laleli’ye olan duyarlılıklarından ve dernek bazında yapılan projelerden bahsederek, “ Laleli, 55 ülkeye ihracatı olan bir bölge. Laleli, Türkiye’nin dışarıya açılan yüzü. Gerekli mercilere dernek olarak götürdüğümüz sorunlarımızın yanında çözüm önerilerimizi de ilettik ve iletmeye devam ediyoruz. Dernek olarak hiçbir zaman alan el olmadık. Daima veren eliz” dedi.  Eyyüpkoca, LASİAD’ın sosyal yardım projeleri arasında yer alan Van Deprem bölgesine, Somali’ye ve Katip Kasım İlköğretim Okulu’ na yaptıkları yardım ve destekleri dile getirdi.  Laleli Fashion Shopping Festival konusunda bilgiler veren Eyyüpkoca, Hayriye Tüccarı ve Türkeli Caddesi’ndeki mülteci sorunu konusunda  da kısaca bilgi aktararak bu konuyla ilgili destek beklediklerini de sözlerine ekledi. Ziyaretin sonunda LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, AK Parti  İlçe Başkanı Ahmet Hamdi Görk’e LASİAD logolu tabak takdim etti.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Ünlü Modacı Hakan Akkaya İle LASİAD Bir Araya Geldi

“Bugün Ne Giysem?” programının başarılı jürilerinden biri olan Modacı Hakan Akkaya, 12 Kasım 2013 tarihinde Laleli’yi ziyaret ederek Darkhill Hotel’de LASİAD ile bir araya geldi. Sohbet havasında geçen görüşmeye; LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca başta olmak üzere; LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları; İsmail Dark, Erdem Soylu Karabağlı, LASİAD Yönetim Kurulu Üyesi Murat Özpehlivan, LASİAD Başkan Özel Kalemi Nada İsmail ve Yön Tanıtım Ekibi katıldı. Görüşmede; LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca,  Laleli piyasası hakkında değerlendirmeler yaparak, “Laleli, 57 dünya ülkesi tarafından alışveriş yapılan bir yer ve bu durum önem arz etmektedir.  Bizim piyasamızı diğer piyasalardan ayıran özellik ise hızlı ve kaliteli iş yapmamız. Bu süreç uzun ve emek isteyen bir süreçtir. Mesela hazırlanan defileler iki mankenin podyuma çıkıp 10 dakikalık yürümesinden ibaret değildir. Bizim  yaptığımız festival organizasyonu bir yıl boyunca yaptığımız hazırlığın sonucudur. Gün geçtikçe yelpazemizi geliştiriyoruz ve çalışmalarımızı yeniliyoruz.” dedi. Eyyüpkoca, LASİAD’ın gerek sosyal sorumluluk gerekse ticari projelerine dikkat çekerek bu yıl 3.sünü organize edecekleri Laleli Fashion Shopping Festival programı ve süreçleri hakkında da Ünlü Modacıya bilgiler verdi. “Laleli’nin Hızı İnanılmaz” Hakan Akkaya ise Laleli’nin imaj yenilenmesi adına yapılan veya yapılacak olan çalışmalarla ilgili bilgiler isteyerek, “ Laleli piyasasında Rusya coğrafyasının önemli katkılarını göz ardı etmemek gerekir. Bugün Rusya coğrafyası Laleli için önemli bir piyasa.  Diğer bir açıdan Laleli’ye baktığımızda üretim ve pazarlama hızı oldukça iyi. Laleli’nin hızı inanılmaz.  Laleli piyasası modayı takip eden insanlardan oluşuyor.  Ankara’da yapılan alışveriş festivali, İstanbul’da yapılan alışveriş festivalinin sadece 10’da 1’i kadar ses getirebildi” dedi. Akkaya  gelecek projelerinden de bahsederek, “ Hazırgiyim  sektöründe de iş yapmaya başlayacağım. Her kadının ihtiyaç duyacağı ürünlerle ilgili üretimler yapacağız. Daha sonra gece elbisesi alanı içinde bir şeyler yapmayı planlıyorum” dedi. Görüşmenin sonunda LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca , Hakan Akkaya’yı 3. Laleli Fashion Shopping Festival’e davet etti.  Görüşmenin akabinde Ünlü Modacı Akkaya ile LASİAD Yönetimi Laleli sokaklarında modanın öncü markalarının koleksiyonlarını değerlendirdiler.
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD’dan İTO Başkanı İbrahim Çağlar’a Ziyaret

LASİAD, 20 Haziran 2013 tarihinde İTO 19. Dönem Başkanı İbrahim Çağlar'ı makamında ziyaret etti. Ziyarete; LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları; Erdem Soylu Karabağlı, Ercan Çelik, İsmail Dark, Mehmet Yasubuğa, Mehmet Ocaklı, T. Selim Poşul, LASİAD Başkanı Özel Kalemi Nada İsmail ve LASİAD Proje Sorumlusu Fatih Akkoç katıldı. LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, Laleli’nin ekonomik bazda önemine dikkat çekerek Laleli için LASİAD’ın yaptığı projelerden bahsetti.  Laleli Fashion Shopping festival hakkında da bilgi veren Eyyüpkoca, proje bazında İTO’dan da destek beklediklerine dikkat çekti. İTO Başkanı İbrahim Çağlar ise Laleli'nin bir marka olduğuna vurgu yaparak, "Laleli yurtdışındaki en büyük marka olduğunu vurgulayarak ve bu markanın daha da kuvvetlenmesi için Lalelideki esnafla en üst düzeyde iş birliği yaparak marka değerini katkı yapmaya hazır olduğunu belirtti. Laleli bizim için çok önemli, Laleli ile ilgili projelerinizi bize sunar bizler de o projelere katkı sağlayarak çok daha büyük işler yapabiliriz" dedi. Ziyaretin sonunda LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, İTO 19. Dönem Başkanı İbrahim Çağlar'ı 10 Temmuz'da gerçekleşecek olan LASİAD iftarına davet ederek LASİAD logolu tabak takdim etti.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Daha Güzel Bir Laleli İçin El Ele

Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir İstanbul’un gözbebeği Tarihi Yarımada Fatih’i daha da güzel hale getirmek için çalışmalarını tüm hızıyla sürdürüyor.  Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir ve Belediye Başkan Yardımcıları, LASİAD (Laleli Sanayici ve İşadamları Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İsmail Dark, LASİAD Yönetim Kurulu Üyeleri İrfan Akbaş ve İbrahim M. Ramizoğlu, LASİAD Genel Sekreteri Şerafettin Yüzüak ve LASİAD Yönetim Kurulu Asistanı Nada İsmail ile Fatih Belediyesi Çatladı Kapı Sosyal Tesislerinde gerçekleştirilen kahvaltılı toplantıda bir araya geldi.  Kahvaltının ardından konuklarına, davetlerine icabet ettiklerinden dolayı teşekkür eden Belediye Başkanı Mustafa Demir, sözü LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca’ya bıraktı.  Söze geçtiğimiz hafta düzenledikleri toplantıya katılımlarından dolayı Mustafa Demir’e teşekkür ederek başladı. Eyyüpkoca, bu bir araya gelmelerin sık sık olmasını dileyerek fikir alışverişlerinde bulunmalarının faydalarına dikkat çekti. Laleli’nin önemli bir ticaret merkezi olduğunu belirten ve Laleli esnafının sıkıntılarını da dile getiren Lasiad Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, bu sıkıntıların giderilmesi konusunda Belediye Başkanı Mustafa Demir’den destek istedi.  Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir’de Laleli’nin hem tarihi hem de ticari olarak önemli bir merkez olduğunu belirterek, burada gerek çevre düzenlemesi gerekse yenileme çalışmalarının devam ettiğini kaydetti. Bölgenin trafik ve diğer görsel sorunlarıyla ilgili yakından ilgilendiğini vurgulayan Demir, LASİAD yöneticilerine Laleli ve çevresiyle ilgili projeleri hakkında da bilgi verdi.  Başkan Demir, LASİAD yöneticilerine Nişanca ile ilgili projelerinden de bahsederek “Konut alanı ile ilgili yenileme çalışmalarımız devam ediyor. Yalnız bazı şeyleri kamu desteği ile yapmak zor, ama vatandaş isterse biz gerekli desteği vermeye hazırız” dedi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Bingöl Derneğinden LASİAD'a Ziyaret

Bin-İl-Der/Bingöl İli Merkez Köyleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, 18 Ocak'ta LASİAD'ı ziyaret etti. LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca'nın katıldığı toplantıda Bin-İl-Der'in projelerinden ve 'Bingöllü Minik Eller Üşümesin' kampanyasına dair çeşitli istişarelerde bulunuldu. Toplantıya Bin-İl-Der Başkanı Halis Atar, Genel Sekreter Paşa Ari, Kadın Komisyonu Başkanı Zuhal Dalbeler, Tanıtım ve Medya Başkanı Fatma Korkutata, Eğitim ve Kültür Komisyonu Başkanı Ahmet Cevdet Özdemir ve Yönetim Kurulu Üyesi Nahit Şerifoğlu katıldı. Toplantı sonunda Giyasettin Eyyüpkoca Bin-İl-Der'e lale motifli plaket takdim etti.
Devamını Oku
Standard Post with Image

TTM Projesi'nin İlki Faaliyete Geçti

Hazırgiyim sektörünün öncü kuruluşu olan İHKİB, sektörün ihracatının artırılması için faaliyet ve projelerini sürdürüyor. Bu faaliyetlerin başında da Türkiye Ticaret Merkezleri (TTM) Projesi geliyor. Ekonomi Bakanlığı ihracat destekleri programı doğrultusunda Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından yürütülen TTM’nin ilk projesi olan İran-Tahran TTM’de 850 m2 büyüklüğünde yer alan İHKİB, böylece THY ile birlikte en büyük alana sahip oldu. İHKİB, 25 Şubat'ta 20 firmaya yerlerini kullanıma hazır bir şekilde teslim ederek Tahran TTM’de ilk buluşmayı gerçekleştirdi. Etkinliğe LASİAD adına, LASİAD Başkan Yardımcısı Ercan Hardal ve LASİAD Yönetim Kurulu Üyesi Tarık Nayman katılarak projeye LASİAD'ın desteğini iletti. Kimler var? Tahran’ın en nezih bölgelerinden Elahiye’de  East Maryam Street 34’de yer alan TTM'de; hazırgiyimin yanı sıra mobilya, kimya ve tekstil sektörleri de yer alıyor. Merkez'de yer kiralayan firmaların listesi şu şekilde: ABT Adnan Bulak Tekstil, Aycem Tekstil, Ay-Tim Tekstil, Badıllı Tekstil, Cebir Tekstil ve Kuyumculuk, Çağdaş Çorapçılık, Eltan Hazır Giyim, Gıyas Tekstil Kuyumculuk, Hazal Tekstil Tabldot Gıda, Julianas Tekstil ve Turizm, Özden Moda Giyim ve Tekstil, Özlem Kumaş, Ral Tekstil, Setre Giyim Tekstil, SNS Giyim, Sorrento Gömlek, Teksas Tekstil, Tugi Çocuk Giyim ve Tekstil, Ulaş Çorap, Vigoss Tekstil Konfeksiyon.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

"Sosyal yardım projelerine katkıda bulunmaktan memnuniyet duyuyoruz"

Bingöl İli Kültür, Sosyal, Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (BİN-İL-DER) Yönetim Kurulu aylık olağan toplantısını 5 Mart Pazar günü Florya Havuzlu Bahçe'de kahvaltı eşliğinde gerçekleştirdi. Kahvaltıya LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca da katıldı. BİN-İL-DER Yönetim Kurulu Başkanı Halis Atar, Eyyüpkoca’ya “Minik Bedenler Üşümesin” projesine yaptığı yardımlardan dolayı teşekkürlerini sundu. Eyyüpkoca ise BİN-İL-DER’in yapacağı projelerde memnuniyetle destekte bulunacağını belirterek metropollerde bu tarz organizasyonların gerekli olduğunu söyledi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

TÜBİTAK'tan tarihinin en yüksek hibe desteği

TÜBİTAK'ın Bireysel Genç Girişim Programı 2017 yılı 1. dönemi kapsamında girişimcilere yaklaşık 30 milyon liralık hibe desteği sağlanacak. Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunun (TÜBİTAK) Bireysel Genç Girişim (BiGG) Programı 2017 Çağrısı 1. Dönem Sonuçları belirlendi. Program, 2012 yılında başlatıldı ve bu kapsamda desteklenen 557 girişimci, şirketlerini kurarak iş fikirlerini hayata geçirdi. Geçen yıl, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca yürütülen "Teknogirişim Sermayesi Desteği" ile birleştirilen programın 1. aşamasında, TÜBİTAK tarafından desteklenen 20 uygulayıcı kuruluş, girişimcilere eğitim, mentorluk, kuluçka, işbirliği ağlarının kullanımı ve müşteri doğrulama desteklerini içerecek şekilde hızlandırıcı hizmeti sağladı. ÜSTÜN BAŞARILI GİRİŞİMCİLERE ÇİFTE BURS FIRSATI Konuya ilişkin soruları yanıtlayan TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Arif Ergin, program sayesinde Türkiye'de ilk kez yenilikçi fikirlerini hayata geçirme noktasında girişimcilere kapsamlı destek sunulduğunu söyledi. Ergin, Bireysel Genç Girişim Programının 2. aşamasında TÜBİTAK tarafından başarılı bulunan girişimcilere, 150 bin liraya kadar sermaye desteği sağlanacağına ve isteyen her girişimciye iş rehberi atanacağına dikkati çekerek, "Bireysel Genç Girişim Programı desteği alan üstün başarılı girişimcilerin, Türkiye ve İngiltere'nin birlikte yürüttüğü 'Katip Çelebi-Newton Fonu' çerçevesinde, İngiltere'de İnovasyonun Liderleri Burs (Leaders in Innovation Fellowships) Programından faydalanmaları da sağlanıyor" diye konuştu. Bireysel Genç Girişim Programı 2017 yılı çağrısı 1. dönemine 20 uygulayıcı kuruluş aracılığıyla, 3 bin 327 girişimci iş fikri başvurusu yapıldığını bildiren Ergin, bunlardan bin 457 girişimcinin 1. aşama desteği almaya uygun görüldüğünü belirtti. Uygulayıcı kuruluşların 1. aşama desteği alan girişimcilerden 320'sinin 2. aşamaya başvurmasını onayladığını kaydeden Ergin, bunlarda da 312'sinin başvuru şartlarına uygun bulunarak panel değerlendirmesine kabul edildiğini aktardı. "TÜBİTAK TARİHİNİN EN YÜKSEK HİBE DESTEĞİNİ VERİYORUZ" Ergin, TÜBİTAK tarafından yapılan panel değerlendirmeleri sonucunda, 206 girişimcinin Teknogirişim Sermayesi Desteği almasının uygun bulunduğunu açıklayarak, "Teknogirişim Sermayesi Desteği almaya hak kazanan 206 girişimci, ağustos ve eylül aylarında şirketlerini kurmaları sonucu TÜBİTAK'la sözleşme imzalayarak, 1 Ekim'de iş planlarını gerçekleştirmek için çalışmalarına başlayacak. Bireysel Genç Girişim Programı 2017 yılı 1. dönemi kapsamında girişimcilere yaklaşık 30 milyon liralık hibe destek sağlanacak" ifadesini kullandı. Bireysel Genç Girişim Programı 2017 yılı 2. dönem iş fikri başvurularının, "bigg.tubitak.gov.tr" web adresinde duyurulan 20 uygulayıcı kuruluş tarafından 1-15 Ağustos'ta alındığına değinen Ergin, iş planı başvurularının ise 16-29 Ağustos'ta toplanacağını dile getirdi. TÜBİTAK tarafından eylül-kasımda yapılacak 2. aşama değerlendirme sonuçlarının 30 Kasım'da açıklanması planladıklarına işaret eden Ergin, şunları kaydetti: "Programın 2017 yılı 2. döneminde, 4 binin üzerinde iş fikri ve 400'ün üzerinde iş planı başvurusu bekliyoruz. Bireysel Genç Girişim Programı 2017 yılı 1. ve 2. dönemi kapsamında, Türkiye'de girişimciliğe yönelik TÜBİTAK tarihinin en yüksek hibe desteğini veriyoruz. Bu noktada genç ve yenilikçi girişimcilerimizden temennimiz, özellikle savunma, enerji ve biyoteknoloji gibi alanlarda dışa bağımlılığımızı azaltacak katma değeri yüksek projeleri hayata geçirmeleri. TÜBİTAK olarak, kamu kaynaklarının etkin olarak kullanılacağı bu programda, Türkiye'yi daha ileriye taşıyacak projelerin desteklenmesi için çalışıyoruz." dedi. Kaynak: www.milliyet.com.tr
Devamını Oku
Standard Post with Image

Yüzde 57'si tamam! 225 bin kişi çalışacak...

Türkiye'nin mega projelerinden İstanbul Üçüncü Havalimanı, aynı zamanda önemli bir istihdam merkezi. Havalimanı inşaatında çalışanların sayısı 30 bini geçerken, tamamlandığında da doğrudan ve dolaylı 225 bin kişiye istihdam yaratacak. Üçüncü Havalimanı'nın inşaatında çalışan sayısı 30 bini aştı. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, hedefin kısa süre içinde sayının 35 bin seviyesine çıkartılması olduğunu belirterek, tamamlandığında doğrudan ve dolaylı istihdam sayısının 225 bine çıkacağını öngördüklerini söyledi. YÜZDE 57'Sİ TAMAM 29 Ekim 2018'de açılması planlanan havalimanı projesinin yüzde 57'si tamamlandı MONTAJ İŞLEMLERİ BAŞLADI Terminal ana blok cephe ve çatı kaplama işleri sürerken, bagaj sistemi inşaatında yüzde 65'lik ilerleme sağlandı. Yolcu köprüleri montaj işlemleri başladı, Hava Trafik Kontrol Kulesi'nin kaba inşaat işleri tamamlandı ve cephe ve çatı kaplama işlerine geçildi. İkinci pist ve bağlantı taksi yollarının toprak işleri sürerken, eş zamanlı alt temel çalışmaları sürüyor. Bu yoğun inşaat faaliyetlerinde özellikle taşımacılık büyük önem taşıyor.. Kaynak:www.milliyet.com.tr
Devamını Oku
Standard Post with Image

Fatih Belediyesi ‘Kültürel Mirası İhya’’ Programında Tarihi Yarımadada Yapılan Restorasyon Projeleri Tanıttı.

Fatih Belediyesi, 2004 yılından itibaren Medreseler, Tekkeler, Sıbyan Mektepleri, Sarnıçlar, Anıt Yapılar, Tescilli Sivil Mimarlık örneği yapılar, Camiler ve Çeşmelerden oluşan toplam 320 adet orta ölçekli eseri Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Valiliği, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Vakıflar Genel Müdürlüğü ve hayırsever vatandaşlar ile işbirliği yaparak restore işlemlerini gerçekleştirdi. Yapılan bu restore işlemleri için Fatih Belediyesi 11 Kasım Cumartesi günü Yenikapı Etkinlik Alanı’nda Cumhurbaşkanının katıldığı ve tüm halkın davetli olduğu bir tanıtım programı gerçekleştirdi. ‘320 Orta Ölçekli Eseri Restore Ettik’ Programın açılış konuşmasını Fatih Belediyesi Başkanı Mustafa Demir yaptı. Demir, “8.500 yıllık tarihi boyunca, üç kadim medeniyete ve imparatorluğa ev sahipliği yapan Fatih, binlerce yıldır medeniyetlerin, birbirleriyle yarışına sahne olmuş ve bu yarışta ecdadımız,medeniyet tasavvurunu mimariye yansıtarak, abidevi eserler vücuda getirmiş, şehre, adeta; mührünü vurmuştur.” dedi. Sözlerine şu şekilde devam eden Demir,“Camiler ve çeşmelerden oluşan 320 adet, orta ölçekli eseri restore ettik. Ayrıca hâlihazırda sayısı 480’i bulan ecdat yadigârı eserimizin bir kısmının projeleri tamamlandı, bir kısmının ise; proje süreci devam etmektedir. Bunlardan ayrı olarak; temeli Fatih Sultan Mehmet Han tarafından atılan, 2.776 parsel ve 3.125 dükkândan oluşan, şehrimizin simge eserlerinden Kapalıçarşı’yı da, zamanın acımasız ellerine bırakmadık ve restorasyon sürecini başlattık.” diye konuştu. ‘15 Yılda Hükümet İmkânlarıyla Tarihimizi Ayağa Kaldırmanın Mücadelesini Verdik’ Programa katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptığı konuşmada, tarihle ters düşülmemesi gerektiğini belirterek şunları kaydetti, "Biz tarihimizle ters düşmemeli, tarihimizle bütünleşirsek bir değer ifade eder. Bunu yapamıyorsak bir kaçak var demektir. Bugün ecdadımızın seviyesine ulaşabilmiş değiliz. Bir gün restorasyonun açılışını yaptığımız eserlerine bakalım bir de günümüz mimarisiyle yapılan eserlere bakalım. Ecdat ne kadar zamanda yapmış biz restorasyonu ne kadar zaman da yapmışız. Hangisi insan ruhuna daha iyi ifade ediyor. Hangisi gelecek nesillere iftiharla bırakacak nitelikte. Ecdadın yaptığı eserle bu özelliklere sahip. Zihniyeti ve uygulamamızı değiştirmeliyiz. Önce ihyayı gerçekleştirmeliyiz, sonra da onu aşacak yani inşayı gerçekleştirecek bir anlayışı hâkim kılmalıyız.” Erdoğan, "İstanbul'da yaşamanın anlamını ancak bu manayı kavrayarak anlarız. Geçtiğimiz 15 yılda hükümet imkânlarıyla tarihimizi ayağa kaldırmanın mücadelesini verdik. Yeniden ayağa kaldırdığımız eserleri tek tek saysam saatler sürer. ” dedi. Programa LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Erdem Soylu Karabağlı, Barış Köseliören, Ahmet Turan Yönetim Kurulu Üyeleri İsmail Dark, Turan Yavuz, İhsan Bıyıkbeyi, Arif Özkan, Yakup Samsama, Sebahattin Demir, Gökhan Karabulut ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak  ve 150 kişilik bir Laleli iş adamı grubu katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD’la Fatih Belediyesi Yerel Buluşmalarda bir araya geldi.

Fatih belediyesinin başlattığı yerel buluşmalar projesi bu hafta Laleli’de düzenlendi. LASİAD’ın ev sahipliğinde 14 Mart Çarşamba günü Wyndham Otel’de kahvaltıyla başlayan toplantıda Lalenin sorunları ve çözüm önerileri ele alındı. Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir Ak Parti Fatih İlçe Başkanı Ahmet Hamdi Görk, Fatih Belediyesi Başkan Yardımcıları, Meclis Üyeleri ve Birim Müdürlerinin katıldığı toplantıya, LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, Yönetim, Denetim ve Disiplin Kurulu üyeleri ile çok sayıda LASİAD üyesi Laleli firması katıldı. Programın açış konuşmasını LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca yaptı. Eyyüpkoca; Belediye Başkanımız Mustafa Demir, 7 yıllık başkanlık sürem boyunca her aradığımızda yanımızda oldu. Ben kendimi çok şanslı hissediyorum. Sivil toplum örgütü ve Yerel Yönetim olarak bir araya geliyoruz ve yaptığımız çalışmaları konuşuyoruz. Yerel yönetimler bulundukları ortam içindeya şanstır ya şansızlıktır. Ben kendimi, Laleliyi çok şanslı olarak düşünüyorum. Ben hepinizin huzurunda samimi olarak, bütün yüreğimle Fatih Belediye Bakanı Mustafa Demir’e teşekkür etmek istiyorum’ dedi. Eyyüpkoca’dan sonra Ak Parti Fatih İlçe Başkanı Ahmet Hamdi Görk konuştu. Görk konuşmasında ağırlıklı olarak LASİAD’ın Laleli için yaptıklarından ve öneminden söz etti. Son konuşmacı olarak kürsüye çıkan Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir ise ‘Ticaretin iki önemli ayağı vardır. Biri baharat diğeri ipektir. İpeğin merkezi İstanbul’dur ve Lalelidir. Tarih boyunca buralar moda açısından da tekstil açısından da üretim açısından da her zaman önemli yer olmuştur. Bu potansiyel geriye dönüp baktığımızda yüzyıllar boyunca gelen bir geleneğin son durağıdır ve devamıdır. Bu anlamda da Laleli de bizim için son derece önemlidir. LALELİ’nin bugünlere gelmesinde en büyük pay şüphesiz ki iyi organize olmuş ve üzerine aldığı bir işi titizlikle yapan LASİAD’a aittir. LASİAD’la birlikte yaptığımız ve başka bir yerde örneği olmayan projeleri başka bir STK ile yapamadık’ dedi. Programın sonunda katılımcılar tarafından çeşitli öneri ve dilekler ve temenniler dile getirildi ve sorular soruldu. Başkan Mustafa Demir ve ekibi soruları yanıtlayarak, sorunların çözümleneceği belirtti.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Afrika iş dünyası İstanbul'da ağırlanacak

  Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, hükümetin 100 Günlük İcraat Programı'ndaki eylemleri arasında bulunan 2. Türkiye-Afrika Ekonomi ve İş Forumu'nu 10-11 Ekim'de İstanbul'da gerçekleştireceklerini belirterek, "Forumla kıta ülkeleriyle ekonomik ve ticari ilişkileri daha da ileri bir seviyeye taşımayı, yatırımları artırmayı amaçlıyoruz.” dedi. Pekcan, AA muhabirine, genç nüfusu ve zengin coğrafyasının verdiği potansiyelle Afrika'nın önemli iş birliği olanakları sunduğunu söyledi. Türkiye'nin kıta ülkeleriyle ilişkilerinin hak ettiği konuma gelmesi amacıyla 2003 yılında "Afrika Stratejisi"ni devreye aldıklarını anımsatan Pekcan, söz konusu tarihten bu yana Sahra altı Afrika başta olmak üzere kıta ülkeleriyle ekonomiden tarıma, eğitimden diplomasi ve güvenliğe kadar her alanda ciddi ortaklıklar tesis edildiğini bildirdi. Pekcan, 2003 yılında 5,4 milyar dolar olan Türkiye'nin Afrika ile toplam ticaret hacminin geçen yıl yüzde 280 artışla 20,6 milyar dolara ulaştığını aktardı. Türkiye'nin Afrika'ya ihracatının geçen yıl itibarıyla 11,7 milyar dolar, ithalatının ise 8,9 milyar dolar olduğunu ifade eden Pekcan, bu dönemde kıta çapındaki Türk yatırımlarının 6 milyar doları, üstlenilen müteahhitlik projelerinin toplamının ise 65 milyar doları aştığını dile getirdi. Pekcan, Afrika ülkelerinden muhataplarla birçok üst düzey ziyaret ve teknik toplantıda bir araya gelerek ilişkilerin geleceğini planladıklarını vurgulayarak, ilki 2016 yılında gerçekleştirilen Türkiye-Afrika Ekonomi ve İş Forumu'nun ikincisini bu ay yapacaklarını söyledi. Hükümetin 100 Günlük İcraat Programı'ndaki eylemler arasında yer alan 2. Türkiye-Afrika Ekonomi ve İş Forumu'nun 10-11 Ekim'de İstanbul'da gerçekleştirileceğini belirten Pekcan, şöyle devam etti: "Bakanlığımız ve Afrika Birliği koordinasyonunda, DEİK organizasyonunda yapacağımız forum ile kıta ülkeleriyle ekonomik ve ticari ilişkileri ileri bir seviyeye taşımayı, yatırımları artırmayı amaçlıyoruz. Diğer ülkelerle birlikte Afrika'ya ortak yatırım için çalışıyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın açılışını onurlandırmasını beklediğimiz organizasyona Etiyopya Cumhurbaşkanı Mulatu Teshome Wirtu'nun da katılımı bekleniyor. Söz konusu foruma Afrika ülkelerinden 30'un üzerinde bakan ve bakan yardımcısı katılacak. Özel sektör ayağında ise 40'tan fazla Afrika ülkesinden 2 bine yakın Afrikalı iş insanının katılacağı bu önemli organizasyonla Türkiye, Afrika pazarındaki iddiasını ve kıta ülkeleriyle son yıllarda oluşturduğu stratejik ortaklığını en güzel biçimde ortaya koyacak." Yeni ekonomik iş birliği imkanları ele alınacak Pekcan, forumda yeni ekonomik iş birliği imkanlarının ele alınacağına işaret ederek, firmalar arasında da görüşmelerin gerçekleştirileceğini bildirdi. Bakan Pekcan, organizasyon çerçevesinde "Adil, Serbest, Sürdürülebilir Ticaret" gündemiyle yapılacak Bakanlar Toplantısı'nın yanı sıra "Afrika'da Ticaret ve Yatırım Finansmanı", "Türkiye ve Afrika Arasında İnşaat, Altyapı ve Enerji Alanında İşbirliği" ve "Afrika’da Bütünleşme Çabaları ve Türk İş Dünyası için Fırsatlar" konulu panellerin düzenleneceğini vurguladı. Afrika ülkelerinin temsilcilerince Türk iş insanlarına kendi ülkelerindeki projeleri anlatacakları sunumların da gerçekleştirileceğini belirten Pekcan, ayrıca Türk müteahhitlik ve bankacılık sektörlerinin anlatılacağı panellerin yapılacağını ifade etti. Pekcan, "Biz Afrika ile sadece ticaret değil, aynı zamanda oraya yatırım yapmak, kıtayla kalkınmak istiyoruz. İlişkilerimizde 'kazan-kazan' ve 'ortaklık' ilkelerini esas alıyoruz." diye konuştu. "Afrika'da müteahhitlik sektöründe Türkiye markası oluştu" Pekcan, Afrika ülkelerinde Türk yatırımlarının artmasına önem verdiklerinin altını çizerek, kıtada bazı ülkelerin ham madde ihracatına dayalı ekonomik yapıdan yavaş yavaş uzaklaşarak ekonomilerini çeşitlendirdiklerini, burada yüzde 42 dolayında olan şehirleşme oranının son yıllarda yükseldiğini, bilgi ve iletişim teknolojilerinin yaygınlaştığını, ihtiyaç duyulan ürün ve hizmet yelpazesinin genişleyerek talebin arttığını bildirdi. Özellikle müteahhitlik sektörünün kıtada faaliyetlerini yoğun şekilde sürdürdüğünü vurgulayan Pekcan, şunları kaydetti: "Afrika'da müteahhitlik sektöründe bir Türkiye markasının oluştuğunu söyleyebiliriz. Müteahhitlerimiz Afrika'nın altyapı ve üstyapısının inşasında en önemli aktörlerden biri olup kıtada günümüze kadar toplam 65 milyar dolar tutarında bin 300'ü aşkın proje üstlendi. Bu değer, müteahhitlerimizin tüm dünyada üstlendiği proje büyüklüğünün yaklaşık yüzde 20'sine denk gelmektedir." Türkiye ile Afrika ülkeleri arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin yasal altyapısının da hızla tamamlandığına işaret eden Pekcan, kıta genelinde Ticari ve Ekonomik İşbirliği (TEİ) Anlaşması imzalanan ülke sayısının 45'e, Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması (YKTK) Anlaşması'nın olduğu ülke sayısının 29'a, Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi (ÇVÖ) Anlaşması sonuçlandırılan ülke sayısının ise 12'ye çıktığını dile getirdi. Pekcan, "Bakanlığımızca yürütülen Karma Ekonomik Komisyon (KEK) toplantıları özellikle Afrika ülkeleriyle ticaretten yatırıma, sağlıktan turizme birçok alanda iş birliği olanaklarının ele alınmasına fırsat tanımaktadır. Afrika ile öngördüğümüz ortak geleceğin inşasına farklı araçlarla devam etmekteyiz." dedi.   Kaynak: http://www.dunya.com/ekonomi/afrika-is-dunyasi-istanbulda-agirlanacak-haberi-429220      
Devamını Oku
Standard Post with Image

TİM'de kadın ihracatçı sayısını artırmak için ilk kez 'Kadın Konseyi' kuruldu

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), kadın ihracatçı sayısını artırmak amacıyla “TİM Kadın Konseyi” oluşturdu. TİM Başkanı İsmail Gülle, “Ülke olarak büyük bir atılım gerçekleştirdiğimiz bu dönemde, kadınlarımızın emeği ve desteğiyle, ihracatımızı sürekli ve kalıcı bir şekilde artırarak, milli hedeflerimize çok daha hızlı bir şekilde ulaşacağız. Kurduğumuz konseyle birlikte kadın ihracatçılarımızın iş dünyasında karşılaştıkları sorunları hızlı bir çözüme kavuşturmayı ve ortaya koydukları projelerini daha etkin şekilde yürütmeyi hedefliyoruz. Biz de oluşturduğumuz bu konseyimizle ihracatta yeni bir seferberlik başlatıyoruz” dedi. Kadın ihracatçı sayısını artırmak, iş dünyasında kadın istihdamı ve girişimciliğini geliştirmek amacıyla Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) bünyesinde “TİM Kadın Konseyi” kuruldu. TİM Başkanı İsmail Gülle, yaptığı açıklamada “Bugün TİM tarihinde bir ilke imza atarak Kadın Konseyi’ni oluşturmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Ülke olarak büyük bir atılım gerçekleştirdiğimiz bu dönemde, kadınlarımızın emeği ve desteğiyle, ihracatımızı sürekli ve kalıcı bir şekilde artırarak, milli hedeflerimize çok daha hızlı bir şekilde ulaşacağız. Biz de oluşturduğumuz bu konseyimizle ihracatta yeni bir seferberlik başlatıyoruz. Kadın ihracatçılarımızın hem mevcuttaki sorunlarını çözmeye, hem de yeni ihracatçı sayımızı artırmaya odaklanacağız. Konseyimizin yol haritasını belirledikten sonra kadın delegelerimiz ile el ele, iş ve ihracat camiasında daha fazla kadının yer alması için çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi. “Kadın Konseyi ülkemiz ve TİM için mihenk taşı olacak” TİM Başkanı İsmail Gülle “Sayın Cumhurbaşkanımızın dile getirdiği gibi bizim gözümüzde kadınlar insanlığın öğretmenidir. Onlarda zaten Allah vergisi bir kabiliyet olan güçlü bir sezgi var. İşte biz bu yeteneği, ihracata daha fazla entegre etmek istiyoruz. Bu sebeple, kadın delegelerimizin daha aktif yer alacağı bir Kadın Konseyi oluşturma kararı aldık. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün vurguladığı gibi ‘Yeryüzünde gördüğümüz her şey kadının eseridir’.” şeklinde sözlerine devam etti. 2018 yılı itibarıyla 5.200 kadın ihracatçı bulunduğunu belirten TİM Başkanı, “Yani 71 bin ihracatçı firmamızın sadece yüzde 7,3’ü kadınlarımızdan oluşuyor. Yeni yönetimimiz ile ilk defa TİM yönetiminde bir kadın üyemiz yer aldı. Aynı şekilde, İhracatçı Birliklerimizin Yönetim Kurullarında daha öncesinde 39 kadın üyemiz varken, bu dönemde 55 kadın üyemiz yer alıyor. Biz bu sayıları daha da fazla artırma konusunda kararlıyız. Hem kadın ihracatçılarımızın, hem de kadın delegelerimizin sayısının artmasını, çok daha fazla kadın çalışanın iş dünyasında temsil edilmesini amaçlıyoruz. Bu yüzden Kadın Konseyi’mizin kurulmasının hem ülkemiz hem de TİM için bir mihenk taşı olacağına inanıyoruz” dedi. TİM Başkanı Konsey bünyesinde yapılacak çalışmalar için “Kurduğumuz konseyle birlikte kadın ihracatçılarımızın iş dünyasında karşılaştıkları sorunları hızlı bir çözüme kavuşturmayı ve ortaya koydukları projelerini daha etkin şekilde yürütmeyi hedefliyoruz. Bu amaçla başarılı kadın ihracatçılarımızı daha fazla ödüllendireceğiz. Türkiye ve dünyadaki başarılı kadın ihracatçı ve girişimcileri bir araya getireceğiz. Ticaret heyetlerimize daha fazla girişimci kadının katılımını teşvik edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.TİM Kadın Konseyi’nin Ekim ayı içerisinde bir araya gelerek yol haritasını oluşturulması ve somut projelere başlaması bekleniyor.   Kaynak: https://www.istekadinlar.com/kadin-orgutleri/tim-de-kadin-ihracatci-sayisini-artirmak-icin-ilk-kez-kadin-h2494.html  
Devamını Oku
Standard Post with Image

GENÇ LASİAD Buluşmaları Sürüyor

 4 Ekim Çarşamba günü Laleli Sanayici ve İş Adamları Derneği’nde (LASİAD) toplanan Genç LASİAD Komitesi Laleli’nin güncel piyasası, firmaların online satışı, e-ticaret uygulaması gibi konular üzerinde değerlendirme yapıp birtakım çalışmalara başladı. Toplantıya LASİAD Yönetiminden Başkan Yardımcısı Erdem Soylu Karabağlı, Yönetim Kurulu Üyeleri Gökhan Karabulut, Mehmet Muhammet Yaşar, Özel Kalem Nada Ökten ve Proje Sorumlusu Fatih Akkoç, Genç LASİAD Komitesi Üyelerinden ise; Deniz Nayman,  Eren Varlık, Mustafa Samsama, Yılmaz Dorukoğlu, Yusufcan Eyyüpkoca katıldı.     ‘Laleli Piyasası Yenilendikçe İyiye Gidiyor’ Son 5 yıl içerisinde Laleli’ de yaşanan değişim ve esnafa yansımaları genç bakış açışıyla gündeme alındı. Toplantıda konuşulan ara başlıklar arasında; Gökhan Karabulut konu ile ilgili şunları kaydetti: Son 3 seneyi istatistikler bazında karşılaştırdığımızda bu yıl satışlarda artış olduğunu ve piyasanın, firmalara güven ve umut verdiğini, değişen trendlere ayak uydurmamız gerektiğini ve Laleli’deki satışların önemli bir kısmının artık onlinesatıs bazında yapıldığını belirtti. Erdem Soylu Karabağlı: ‘‘Her kriz bir fırsat doğuruyor. Laleli’ de son yaşanan krizle yeni fırsatlar doğduğunu düşünüyorum. Esnaf kendini toparlamış ve değişimini sağlamış oldu.’’ dedi.  Mehmet Muhammet Yaşar: ‘‘İşlerimiz son günlerde iyiye gidiyor. Tasarım yapıyor, koleksiyon hazırlıyoruz. Laleli’nin potansiyeli büyük ve işlerin önümüzdeki sezon çok daha iyi olacağını inanıyoruz.’’ diye ifade etti.  Çocukluğunun Laleli’de geçtiğini belirten Deniz Nayman, ‘‘Laleli sokakları eskiye oranla daha az kalabalık, ancak bunun etkilerinden bazıları online satışların artması ve müşterilerin Laleli’ye sene içinde gelme sayılarının azalmasında yatıyor.’’ Genç LASİAD Laleli piyasasının değişen trendlere ayak uydurabilmesi için öneri ve projeler geliştirirken aynı zamanda sosyal yardımlaşma projelerine de başlayacağını bildirdi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD Geleneksel 8. Arama Konferansı Gerçekleşti

LASİAD, 2018 yılının değerlendirilmesinin yapıldığı ve 2018 projelerinin planlandığı 8. Arama Konferansını 18-22 Aralık tarihleri arasında Antalya Kaya Palazzo Otel’de gerçekleştirdi. Arama Konferansı’na LASİAD Yönetim, Denetleme ve Disiplin kurulları üyeleri ile sekretarya katıldı. Program LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca’nın açılış konuşması ile başladı.  Program semineler ile zenginleştirildi. Arama Konferansı’nın 1. günü Prof. Dr. Yücel Oğurlu’nun Özel Sektör (İş Dünyası) Kamu İlişkileri sunumu gerçekleşti. 2. gün Prof. Dr. Berat Bırfın Bir Çocuk Ebeveyn İlişkisi, öğleden sonraki oturumda ise Patron-Çalışan (Ast-Üst İlişkisi) sağlıklı bir iletişim için dikkat edilmesi gerekenlerin hatırlatıldığı sunum gerçekleştirdi. 3. gün LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca,Başkan Vekili Muhammed Sancaktar,Başkan Yardımcıları ve YK üyeleri  2018 Yılı değerlendirmesi yaparak  2019 yılı hedefler hakkında  fikir ve önerileriler sundular..
Devamını Oku
Standard Post with Image

İSTANBUL VALİLİĞİ İL YATIRIMLARI, EKONOMİK DURUM VE POTANSİYELİ DEĞERLENDİRME TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRİLDİ

25 Temmuz 2019 Perşembe günü ‘’İstanbul Valiliği 2019 Yılı 2.Dönem İl Yatırımları, Ekonomik Durum ve Potansiyeli Değerlendirme Toplantısı’’ gerçekleştirildi. İstanbul Valiliği Ek Hizmet Binası’nda gerçekleşen toplantıya İstanbul’un il ve ilçe düzeyinde tüm yatırımcı kurum ve kuruluşları katıldı. Toplantıda 2018 yılı yatırımları ve 2019 yılı projeleri ile istihdam ve İstanbul’un küresel merkez haline gelmesi başlıkları ele alındı. Toplantının başkanlığını İstanbul Vali yardımcısı M. Bahattin Atçı yaptı. Atçı toplantı açılış konuşmasında  ‘’İstanbul, Türkiye’de ekonomik açıdan en büyük şehir, İstanbul’un önce bölgesel sonra küresel ölçekte finans merkezi haline getirilmesi hedef haline gelmiştir.’’ dedi. Daha sonra İl Planlama ve Koordinasyon Müdürü V. Coşkun Sarıyıldız İstanbul’daki yatırımlar, ekonomik durum ve potansiyeli hakkında sunum yaptı. Yatırımcı kurum ve kuruluşlar ile sektör temsilcilerinin istek ve önerilerini dile getirdiği toplantıya LASİAD adına Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak ve Yönetim Kurulu Üyesi Mert Karaca katıldı.   
Devamını Oku
Standard Post with Image

UR-GE PROJELERİ TANITIM TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİ

İstanbul Ticaret Odası 38 No’lu Hazır Giyim ve Konfeksiyon Meslek Komitesi üyelerinin iştirakiyle 16 Kasım 2019 Cumartesi günü ‘’Erkek Giyim ve Kadın Giyim UR-GE Projeleri Tanıtım Toplantısı’’ gerçekleştirildi. İTO Cemile Sultan Korusu’nda düzenlenen kahvaltılı toplantıda yerli ve milli olmanın önemi vurgulandı. Toplantıda, yerleşik şirketlerin uluslararası arenada rekabetçiliğini ve ihracatını artırmak için birlik olması ve UR-GE çalışmalarında bulunması gerektiğinin altı çizildi. İTO tarafından hazırlanan sunum ve beraberinde gelen sorularla devam eden toplantıya, LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Turan, Sayman İrfan Akbaş, Yönetim Kurulu Üyeleri Rıfat Opan, Mert Karaca, Çetin Altındağ, Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak ve birçok LASİAD Üyesi katıldı.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Kız Kardeşim Projesi 10 bin kadını girişimciliğe hazırlayacak

Kız Kardeşim Projesi kapsamında yerel lezzetler üzerine çalışan girişimci kadınların desteklenmesi amacıyla hayata geçirilen "Yerel Lezzet Girişimciliği Destek Programı" kazananları düzenlenen toplantı ile tanıtıldı.  Toplantıda belirlenen kriterlere göre iş geliştirme hibesi almaya hak kazanan 11 girişimci kadına TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, Coca-Cola Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya Bölgesi Başkanı Evguenia Stoichkova, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca ve Habitat Derneği Başkanı Sezai Hazır tarafından ödül verildi. Program kapsamında Türkiye genelinden 29 ilden restoran sahibi olan ve yerel lezzetler üzerine çalışan 114 girişimci kadının başvuruları değerlendirildi. Coca-Cola Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya Bölgesi Başkanı Evguenia Stoichkova da programa ilişkin olarak "Coca-Cola olarak; kadınların küresel ekonomiyi şekillendirmede dönüştürücü bir rol oynadığına inanıyor; bu inançla kadınların kariyer yolculuklarında ilerleyebilmeleri için gelişimlerine destek veren pek çok proje gerçekleştiriyoruz. 2015'te başlattığımız Kız Kardeşim Projesi'yle bugüne kadar yaklaşık 20 bin kadına ulaştık." yorumunu yaptı. Yerel Lezzet Girişimciliği Hibe Programı ile projenin daha da büyüyerek etki alanını genişletmesinden dolayı gurur duyduklarını anlatan Stoichkova, "2020'de Kızkardeşim eğitimleri ile 40 ilden 10 bin kadına ulaşmayı hedefliyoruz. Gelecekte de projelerimiz ile kadınların ekonomik hayata katılım konusunda gerekli bilgi ve becerilerle donatılarak yerel kalkınmada aktif rol almalarını desteklemeyi sürdüreceğiz." şeklinde konuştu. İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca, kadınların ekonomik hayata katılmasının Türkiye'nin büyüme ve gelişmesi açısından önemli olduğunu belirterek, "Yerel Lezzet Girişimciliği Destek Programı" yerel lezzetlerin kalite standardının korunmasının ve geliştirilmesinin yanı sıra, girişimci kadınlara da önemli bir fırsat tanıyor. Dünyada kadın ruhunun egemen olacağı yakın gelecekte, kadınların ekonomik konumlarının güçlenmesi ve ekonomik kalkınmada aktif rol almalarına İTÜ olarak katkı sağlamaktan büyük mutluluk duyuyorum." değerlendirmesinde bulundu. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/kiz-kardesim-projesi-10-bin-kadini-girisimcilige-hazirlayacak/1664799
Devamını Oku
Standard Post with Image

TİM BAŞKANI İSMAİL GÜLLE: HAZIR GİYİM ÜÇÜNCÜ OLDU

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın katılımıyla kasım ayı geçici dış ticaret verilerini, İstanbul’da Dış Ticaret Kompleksi’nde açıkladı. Kasım ayında ihracat, Genel Ticaret Sistemi’ne (GTS) göre 16 milyar 214 milyon dolar oldu. Yılın ilk 11 ayında ise ihracat yüzde 1,8 artış ile 165 milyar dolara, son 12 aylık ihracat da 180 milyar dolara ulaştı. TİM Başkanı İsmail Gülle "Kasım ayının lideri, 2,7 milyar dolarlık ihracat ile otomotiv sektörümüz olurken, 1,8 milyar dolara ulaşan kimyevi maddeler sektörümüz ikinci, 1,5 milyar dolara ulaşan hazır giyim ve konfeksiyon sektörümüz üçüncü oldu" dedi. Zamanın ruhunun sorgulandığını ve dünyada büyük değişimlerin yaşandığını ifade eden Gülle, şöyle devam etti: "Türkiye, gerek stratejik pozisyonu gerekse de dinamik ve kalifiye nüfusuyla en büyük ilk 10 ekonomi arasına girmeye aday gösteriliyor. Trans Avrasya Koridoru ve Akdeniz Havzası'ndaki gelişmelerin, gerek küresel ticarette gerekse uluslararası ekonomi politikte ülkemizi önemli bir üs olarak öne çıkarması da bu iddiaları destekler nitelikte. Cumartesi günü açılışı yapılan, 21. yüzyılın 'kıtaları birleştiren' enerji projelerinden birisi olan TANAP bunun en güzel örneği. Türkiye'nin bölgesel ve küresel vizyonu, bir kez daha gurur duyduğumuz başarılarla taçlanıyor." İhracat verilerinin açıklandığı programa, LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Ahmet Turan ve Süleyman Kaya, Yönetim Kurulu Üyeleri Sebahattin Demir, Coşkun Melengiç, Bülent Koca ve Başkan Özel Kalem Nada Ökten katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Fuat Oktay 2020 büyüme hedefini açıkladı!

Oktay, TBMM Genel Kurulunda görüşmelerine başlanılan 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin sunuş konuşmasını yaptı. Milli iradenin tecelligahı olan TBMM'deki bütçe görüşmelerinin,  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve kabinesinin vizyonunu ortaya koyma ve  millet önünde hesap verme mecrası olarak büyük bir fırsat olduğuna inandıklarını  söyleyen Oktay, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ikinci, AK Parti  hükümetlerinin 18. bütçesi olan 2020 yılı merkezi yönetim bütçesinin devlete ve  millete hayırlı olmasını diledi. Ekonomide yaşanan dalgalanmalar, yaptırım tehditleri ve bölgesel  belirsizliklerinin, Türkiye'yi hedeflerinden uzaklaştırmadığını aksine  hedeflerine daha sıkı sarılmaya yönelttiğini vurgulayan Oktay, "2020 yılı  bütçesini, toplumumuzun tüm kesimlerini kapsayan sürdürülebilir ekonomik kalkınma  ve toplumsal refah artışı için bir fırsat olarak görüyoruz." dedi. Oktay, 2020 yılı bütçesinin, 11. Kalkınma Planı ile Yeni Ekonomi  Programı'nın hedeflerini merkeze aldığını, 82 milyonun bütçesi olduğunu belirtti. Küresel ekonomik görünüme değinen Oktay, 2020'de küresel büyüme  açısından ılımlı bir toparlanma beklendiğine işaret etti. Küresel ekonominin, ticari ve jeopolitik gerginliklerin yanı sıra  uluslararası ekonomik ve ticari iş birliğinin geleceğine yönelik  belirsizliklerdeki artışın, yatırımcı güvenini ve küresel ticari gelişmeleri  olumsuz etkilediğine dikkati çeken Oktay, bu kapsamda 2018'de küresel büyümenin  yüzde 3,8'den yüzde 3,6'ya gerileyerek ivme kaybettiğini dile getirdi. GELİŞMEKTE OLAN EKONOMİLERDE KÜRESEL TİCARET SAVAŞLARI Oktay, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan  ekonomilerde küresel ticaret savaşları nedeniyle korumacılık eğilimlerinin  artması, güven ve yatırım ortamının zayıflaması ile Çin'de görülen belirgin  ekonomik yavaşlamanın, 2018'de olduğu gibi 2019'da da sürdüğüne dikkati çekti. Gelişmiş ekonomilerde 2019 ve 2020'de büyüme oranının yüzde 1,7  olmasının beklendiğinin altını çizen Oktay, geride kalan dönem ortalamalarına  göre düşük büyüme beklentisinin, başta ticari gerilimler kaynaklı olmak üzere dış  talebin zayıflamasına bağlı olarak öne çıktığını söyledi. Oktay, güçlü seyreden istihdam gelişmelerine rağmen ABD'nin ticaret  anlaşmazlıkları, büyüme üzerinde baskı oluşturduğunu, ticaret savaşının  etkilerinin birçok sektöre yayıldığını dile getirdi. Avro bölgesinde ekonomik büyümenin, 2018 ortasından itibaren  yavaşladığını ve 2019'un ilk yarısında da zayıf bir performans gösterdiğini  aktaran Oktay, ihracat kanalındaki yavaşlamanın, otomotiv sektörü başta olmak  üzere sanayi üretimine yansıdığını belirtti. Fuat Oktay, sonuç olarak küresel ekonomik büyümenin destekleyici  politikalar ve iktisadi faaliyette beklenen canlanmayla 2020'de 2019'a kıyasla  bir miktar daha yüksek olmasının ve yüzde 3,4'e yükselmesinin tahmin edildiğini  bildirdi. ABD VE ÇİN ARASINDA ARTAN TİCARET TANSİYONU Küresel büyümeyi etkileyen en önemli faktörün, ticaret hacmine yönelik  gelişmeler olduğuna işaret eden Oktay, ABD ve Çin arasında artan ticaret  tansiyonunun olumsuz etkilerinin, küresel ticaret hacmindeki artışı  sınırlandırdığını ve buna bağlı olarak dünyada korumacı politikaların artış  göstermesinin küresel büyüme oranlarını baskıladığını anlattı. ABD Merkez Bankasının (Fed), 2008 sonrasında ilk kez 2019 Temmuz  ayında faiz indirimine gittiğini, eylül ve ekim aylarında da faiz indirimlerine  devam ederek genişletici para politikasını sürdürdüğünü anımsatan Oktay, Fed'in  2020'de de faiz indirimine gidebileceğinin, Avrupa Merkez Bankasının politika  faizlerinin de sıfır seviyelerine yakın kalmaya devam edeceğinin  değerlendirildiğini vurguladı. Oktay, 2018'de işsizlik oranının küresel düzeyde yüzde 5 olarak gerçekleştiğini hatırlatarak, genç işsizliğin yanı sıra eğitim ve gelir düzeylerindeki eşitsizliklere de bağlı olarak işgücü piyasasının gerektirdiği  becerilere uygun yeterli işgücünün olmamasının, küresel iş gücü piyasasının  kronik problemleri arasında öne çıktığını aktardı. PETROL FİYATLARINDAKİ DALGALANMALAR Yılın başlarında petrol piyasalarının arz yönlü olarak baskılandığını  ve fiyatların yukarı yönlü hareket ettiğini belirten Oktay, İran ve Venezuela  yaptırımlarının yanı sıra Libya'da artan çatışmalar ile OPEC ve Rusya başta olmak  üzere OPEC dışı bazı ülkelerin üretim kısıntısı kararını yürürlüğe koyması  sonucunda, Brent petrolün varil fiyatının 70 dolar seviyesini aştığını aktardı. Mayıs ayıyla birlikte ticaret savaşı geriliminin yeniden  tırmanmasının, talep yönlü endişeleri tetikleyerek petrol fiyatlarını aşağı yönlü  baskıladığını anlatan Oktay, ortalama petrol fiyatlarının 2019'da 61,8, 2020'de  ise 60 doların altında olmasının beklendiğini belirtti. Türkiye ekonomisinin, küresel büyüme ve ticarete bağlı dış talepteki  toparlanma beklentisiyle genişletici para politikalarından olumlu etkilenmesinin  beklendiğini ifade eden Oktay, "Küresel finans piyasalarında ortaya çıkabilecek  dalgalanmalar ve petrol fiyatlarında meydana gelebilecek yukarı yönlü hareketler,  Türkiye ekonomisinde cari işlemler dengesi ve enflasyon üzerinde risk  oluşturabilecektir." diye konuştu. Son 17 yılda gerçekleştirilen temel icraat ve hizmetlere değinen  Oktay, "Ekonomideki başarılarımızın arkasında bütçe disiplinindeki istikrarlı  duruşumuz bulunmaktadır." dedi. Oktay, 2002'de yüzde 11,2 olan bütçe açığını 2018 sonunda yüzde 2'ye  indirdiklerinin, böylece vergi gelirlerinin daha etkin harcanabileceği mali  yapıya kavuşulduğunu altını çizdi. Mali alanla büyüme ve istihdamın desteklenmesinin yanı sıra başta  ulaştırma, Ar-Ge, eğitim ve sağlık gibi ekonomik ve sosyal alanlarda büyük  altyapı yatırımlarına imza atarak önemli gelişmeleri gerçekleştirdiklerini  anlatan Oktay, "2003-2018 döneminde yıllık ortalama yüzde 5,6 oranında büyüme  sağlayarak ekonomi genelinde toplamda 9,8 milyon, yıllık ortalama olarak ise  yaklaşık 610 bin yeni istihdam oluşturduk. Ar-Ge harcamalarının milli gelir  içindeki payını 2002'de yüzde 0,51'den 2018'de yüzde 1,03'e yükselttik. Söz  konusu harcama tutarı 2002'de toplamda 1,8 milyar lirayken 2018'de toplam 38,5  milyar liraya çıkmıştır." ifadelerini kullandı. ALT YAPI YATIRIMLARI Başta ulaştırma olmak üzere pek çok alanda önemli alt yapı yatırımları  oluşturduklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, "Bu kapsamda  havalimanı sayımızı 56'ya, bölünmüş yol uzunluğumuzu 2019 Kasım ayı itibarıyla 27  bin 123 kilometreye yükseltirken daha önce kullanımda olmayan hızlı trenlerin  kullanımı için bin 213 kilometrelik hat oluşturduk. Derslik sayısını toplamda 343  binden 721 bine çıkararak ilköğretimde derslik başına düşen öğrenci sayısını  36'dan 24'e indirdik." diye konuştu. Oktay, 10 bin kişiye düşen hastane yatağı sayısını 24,8'den 27,9'a  çıkarırken nitelikli yatak sayısını da 19 binden 145 bine yükselttiklerini  anlatarak, "Sağlık yatırımlarımızın sonucunda bin canlı doğumda bebek ölüm hızını  31,5'den 6,8'e, 100 bin canlı doğumda anne ölüm oranını ise 64'ten 13,6'ya  geriletmiş olduk. Söz konusu kazanımlarımıza imkan tanıyan bütçe disiplinine  yönelik istikrarlı tutumumuzu, büyümeye ve refaha daha fazla destek olmasını  sağlayacak şekilde ortaya koymaktayız." dedi. Türkiye ekonomisine ilişkin gelişmeleri aktaran Oktay, Türkiye'nin son  17 yılda yalnızca ekonomik değil, siyasi anlamda da dünyada ağırlığını  hissettirmeye başladığını ve dünyanın bölgesel güç merkezlerinden biri haline  geldiğini belirtti. Bu durumun Türkiye'nin siyasi ve iktisadi rakiplerinin dikkatinden  kaçmadığını ve Türkiye'nin, yapılan bilinçli hamlelerle çok sayıda iç-dış siyasi  ve iktisadi şoklarla karşı karşıya kaldığını ifade eden Oktay, bunların son  örneğinin, 2018 Ağustos ayında başlayan spekülatif kur saldırıları olduğunu  hatırlattı. "2020 YILI BÜYÜME HEDEFİMİZ YÜZDE 5 OLARAK BELİRLENDİ" Hükümetin, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde her türlü açık tehdit ve  baskıya rağmen kararlı tutumuyla saldırılara boyun eğilmediğini ve alınan  tedbirlerle bu şokların etkisiz hale getirildiğini belirten Oktay, "Şokların  neticesinde yükselen enflasyonla oldukça kararlı bir mücadele ortaya konulmuş,  halkımızın desteği alınarak beklentiler iyi yönetilmiş ve enflasyonda belirgin  bir düşüş gerçekleştirilerek fiyat artışında katılaşmanın önüne geçilmiştir."  dedi. Mali disiplinden taviz vermeden vergi indirimleri, istihdam teşvikleri  ve kredi programlarıyla ekonomik büyümenin desteklendiğini vurgulayan Oktay,  uygulanan dış ticaret politikaları ve alınan tedbirlerle, ithalatın  kompozisyonunun ihracatı destekleyecek şekilde değişmeye başladığını, turizm  gelirlerinin desteğiyle cari işlemler fazlası veren bir ekonomiye doğru önemli  adımlar atıldığını söyledi. Yeni Ekonomi Programı'nda öngörülen para ve maliye politikalarının,  koordineli şekilde uygulanmayı sürdürüleceğini ifade eden Oktay, "Yargı reformu  stratejisi ve vergi reformu gibi temel alanlarda öngörülebilirliği güçlendirecek  adımlarla ekonomide yapısal dönüşüm, enflasyonu daha da aşağıya çekerken  ekonominin sürdürülebilir bir büyüme patikasına oturmasına da yardımcı olacaktır.  Bu kapsamda 2020 yılı büyüme hedefimiz yüzde 5 olarak belirlenmiştir." diye konuştu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, iş gücü piyasasına yönelik yapısal adımlar atılacağını, bu kapsamda iş gücü piyasası deneme ve denkleştirme süresi ve kısmi süreli çalışma konularının taraflar arasında mutabakatla esnekleştirilmesinin öngörüldüğünü belirtti. Oktay, TBMM Genel Kurulunda görüşmelerine başlanılan 2020 Yılı Merkezi  Bütçe Kanunu Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin  sunuş konuşmasında, döviz kurlarındaki yükselme sonucu oluşan maliyet baskısı ve  fiyatlama davranışlarında ortaya çıkan bozulma neticesinde 12 aylık tüketici  enflasyonunun ekimde yüzde 25,2 seviyesine ulaştığını söyledi. Para ve maliye politikaları arasındaki güçlü koordinasyon, petrol ve  diğer emtia fiyatlarındaki aşağı yönlü hareketin, kamu fiyatlama mekanizmalarıyla  kur kaynaklı fiyat dalgalanmalarının tüketici enflasyonu üzerindeki etkisinin  yumuşatılması ve enflasyonla mücadele çerçevesinde gösterilen toplumsal destek  neticesinde enflasyonun düşüş eğilimine girdiğini belirten Oktay, bu çerçevede  tüketici enflasyonunun, 2018 sonunda Yeni Ekonomi Programı tahminleriyle uyumlu  olarak yüzde 20,3 seviyesine ve 2019 Kasım ayı itibarıyla da yüzde 10,56  seviyesine gerilediğini ifade etti. Oktay, 2019 yıl sonunda TÜFE'nin Yeni Ekonomi Programı (YEP) hedefi  olan yüzde 12 seviyesinin altında gerçekleşmesinin öngörüldüğünü anımsattı. YEP'te öngörülen politikaların hayata geçirilmesiyle enflasyonun  kalıcı olarak düşük, tek haneli seviyelere indirilmesinin temel hedefleri  olduğuna işaret eden Oktay, bu çerçevede enflasyonun 2020 yılında yüzde 8,5'e,  2022 yılında ise yüzde 4,9'a düşmesinin beklendiğini de vurguladı. İhracatın, AB ekonomisindeki yavaşlamadan olumsuz etkilense de 2018'de  genel ticaret sistemine göre 176,9 milyar dolara yükseldiğine dikkati çeken  Oktay, yıllık ihracatın bu yıl sonunda 180 milyar doları aşmasını, 2020 yılı  ihracat hedefinin ise 190 milyar dolar olduğunu bildirdi. Oktay, bu yıl sonunda seyahat gelirlerinin 29 milyar dolara  ulaşılacağını tahmin ettiklerine dikkati çekerek, "Bu çerçevede turizmdeki  canlanmanın sürmesini beklediğimiz 2020 yılında da seyahat gelirleri hedefimizi  34,3 milyar dolar olarak öngörmekteyiz." diye konuştu. "YÜKSEK KATMA DEĞERLİ ÜRÜN İHRACATININ ARTIRILMASINI BEKLİYORUZ" Oktay, cari işlemler dengesinin YEP'te öngörüldüğü şekliyle 2020  yılında makul düzeylerde bir açık vermesinin beklendiğini dile getirdi. Enflasyondaki gerilemeyle birlikte risk primlerindeki düşüş ve  kaliteli sermaye girişleri için ortamın elverişli hale gelmesinin dış finansmanın  temel belirleyicisi olacağına işaret eden Oktay, bu kapsamda cari işlemler  açığının GSYH'ye oranının 2020 yılında yüzde -1,2 olarak gerçekleşmesinin  öngörüldüğünü anlattı. Oktay, üretimdeki dönüşüme bağlı olarak yüksek katma değerli ürün  ihracatının artırılmasını beklediklerini, bu durumun aynı zamanda yerlileştirme  yoluyla ithalata olan bağımlılığın azaltılmasıyla da destekleneceğini vurguladı. Seyahat gelirlerinin de önemli derecede artmasıyla cari işlemler  dengesinde kalıcı iyileşme sağlanacağına işaret eden Oktay, bu sayede dış  finansman ihtiyacının azalacağını, dengeli ve sürdürülebilir büyüme eğiliminin  korunacağını belirtti. Fuat Oktay, Türkiye'nin gelecek dönemde de yeni nesil uygulamalarla  hızlı ve kolay ticaretin adresi, bölgesinde güvenli bir liman olmaya devam  edeceğinin altını çizdi. Geçen yıl yaklaşık 550 bin kişilik ilave istihdamla işsizlik oranının  yüzde 11 seviyesinde gerçekleştiğini anlatan Oktay, büyümedeki gelişmelerin  istihdama da yansıdığını, işgücü piyasasının ekonomideki büyüme yönünden  etkilendiğini ve 2018'in ikinci yarısında başlayan ekonomik yavaşlama neticesinde  işsizlik oranının bu yıl sonunda yüzde 12,9 olarak gerçekleşmesinin öngörüldüğünü  söyledi. "3 YILDA İSTİHDAM 3,2 MİLYON KİŞİ ARTIRILACAK" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 2020 yılında hedeflenen yüzde 5'lik  büyümeyle iktisadi faaliyette toparlanma ve bunun sonucunda işgücüne katılım ve  istihdam oranlarında iyileşme öngörüldüğünü belirtti. Oktay, "İstihdama yönelik olarak iktisadi güven ortamının güçlenmesi  sonucunda ertelenmiş yatırımların hayata geçirilmesi ve üretimdeki artışla  birlikte istihdam teşviklerinin etkili bir biçimde uygulanmaya devam edecektir.  Ayrıca işgücü piyasasına yönelik yapısal adımlar atılacaktır. Bu çerçevede,  işgücü piyasası deneme ve denkleştirme süresi ve kısmi süreli çalışma konularının  taraflar arasında mutabakatla esnekleştirilmesi öngörülmektedir." şeklinde  konuştu. Kadın istihdamı için 2020'de de güçlü bir destek paketinin hayata  geçirileceğini anlatan Oktay, kadınların çalışma hayatına girişini  kolaylaştıracak ve kadın istihdamını yükseltecek esnek çalışma imkanlarının  artırılması, kadın kooperatiflerinin güçlendirilmesi, çocuk bakım hizmetleri ve  ihtiyaca göre belirlenmiş mesleki eğitim programlarının yaygınlaştırılması için  teşvik uygulamalarının artırılarak sürdürüleceğine işaret etti. İstihdam teşviklerinin ihtiyaçlara göre yeniden tasarlanarak hayata  geçirilmesi ve gençlerin iş dünyasının ihtiyaçlarına uygun mesleki eğitim  programlarına dahil edilmesiyle genç işsizliğinin azaltılmasını sağlayacaklarını  belirten Oktay, bu çerçevede 2020 yılında bu yıla göre istihdamın 1 milyon 52 bin  kişi artmasının, işsizlik oranının ise yüzde 11,8’e gerilemesinin beklendiğini,  YEP'e göre de gelecek üç yılda istihdamın 3,2 milyon kişi artırılarak 2022'de  işsizliğin yüzde 9,8'e düşürülmesinin hedeflendiğini kaydetti. "FAİZ ÖDEMELERİNİN BÜTÇE İÇİNDEKİ PAYI AZALTILDI" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, kamu maliyesinde en önemli  kazanımlardan birinin faiz ödemelerinin bütçe içindeki payının azaltıldığını  vurguladı. Faiz harcamalarının bütçe giderleri içerisindeki payı, 2002'de yüzde  43,2 iken, 2020 yılı bütçesinde bu oranın yüzde 12,7 seviyesinde kalmasının  öngörüldüğünü dile getiren Oktay, bu çerçevede oluşturdukları mali alanla  vatandaşlara hizmet olarak ayrılan kaynakların miktarının önemli ölçüde  artırıldığına dikkati çekti. Oktay, vergi gelirleriyle faiz giderleri karşılaştırıldığında da  benzer bir görünümün ortaya çıktığına işaret ederek, şöyle konuştu: "2002'de toplanan her 100 liralık verginin 85,7 lirası faiz  harcamalarına giderken, 2020 bütçesinde yalnızca 17,7 lirasının faiz  harcamalarına ayrılacağı tahmin edilmektedir. Kamu maliyesinin bir diğer önemli  kazanımı ise borç stokunda ciddi oranda bir düşüşün sağlanmasıdır. 2000'li  yılların başında Gayri Safi Yurtiçi Hasıla içindeki payı yüzde 76,1 seviyesinde  bulunan AB tanımlı borç stoku seviyesi 2019 yılı ikinci çeyreği itibarıyla yüzde  32,2 seviyesindedir. Avrupa İstatistik Ofisi verilerine göre, aynı dönemde 28 AB  üyesi ülkenin borç stokunun Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranı yüzde 80,5  düzeyindedir. 2019 Ekim ayı IMF Küresel Ekonomik Görünüm Raporu'na göre söz konusu  oran gelişmiş ülkeler için yüzde 103,1; gelişmekte olan ülkeler için ise yüzde  53,3 seviyesinde bulunmaktadır. Yüzde 32,2 ile borç stokumuzun düşük seviyelerde  bulunması maliye politikamızın işlevselliğini önemli ölçüde arttırmıştır. 2019  yılında yüzde 32,8 olması beklenen AB tanımlı genel yönetim borç stokunun Gayri  Safi Yurtiçi Hasılaya oranının 2020 yılı itibarıyla yüzde 33,2 ve Yeni Ekonomi  Programı dönemi sonunda ise yüzde 32,3 seviyesine gelmesini hedefliyoruz." "YEREL YÖNETİMLERİN ÖZ GELİRLERİNİN ARTIRILMASI DA ÖNGÖRÜLÜYOR" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 11. Kalkınma Planı'na da değinerek,  Planda verimlilik odağında sanayi sektörünün itici güç rolünü üstlendiği,  ihracata dayalı istikrarlı bir büyüme modeli çerçevesinde hedeflerin  belirlendiğini anlattı. Belirlenen büyüme modelinde bir taraftan yatırımların üretken alanlara  yönlendirilmesinin, diğer taraftan yurt içi tasarrufların artırılmasının  amaçlandığını, bu kapsamda plan dönemi sonunda yurt içi tasarrufların milli  gelire oranının yüzde 30'un üzerine çıkarılmasını hedeflediklerini belirten  Oktay, Kalkınma Planı'nda yurt içi tasarrufların artırılması için hane halkı ve  firmaların tasarrufa özendirilmesinin yanında kamu tasarruflarının artırılmasının  ve bu tasarrufların ekonominin verimli alanlarındaki yatırımlara  yönlendirilmesinin öngörüldüğünü söyledi. Fuat Oktay, planda öngörülen büyümeyi destekleyici maliye  politikalarının hayata geçirilebilmesi için program bütçe sistemine geçilmesinin  yanı sıra maliye politikasının etkinliğini artırmak için harcamaların gözden  geçirildiğini anlatarak şöyle konuştu: "Buna ek olarak vergi adaletini güçlendirecek ve vergi tabanını  genişletecek revizyonların yanı sıra yerel yönetimlerin öz gelirlerinin  artırılması da öngörülmektedir. Ayrıca, sosyal güvenlik sisteminin  güçlendirilmesi için kayıtlı istihdamın artırılması, sistemin kapsadığı nüfusun  genişletilmesi ve prim tahsilatlarının artırılması sağlanarak emeklilik ve sağlık  harcamalarının kamu maliyesi üzerindeki baskısının kontrol altında tutulması  hedeflenmektedir." "EKONOMİDE KAYIT DIŞILIĞIN AZALTILMASINI HEDEFLİYORUZ" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 2018 Ağustos'unda yaşanan kur şokundan  sonra uygulanan maliye politikalarının iktisadi faaliyetin yanı sıra cari açık ve  enflasyonla mücadeleyi desteklediğine işaret etti. Uygulanan etkin bütçe politikaları sayesinde 2018 yılında merkezi  yönetim bütçe açığının Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranının yüzde 2 gibi makul  bir seviyede gerçekleştiğini hatırlatan Oktay, şunları kaydetti: "2020-2022 döneminde de mali disiplini kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu  kapsamda, bütçenin gelir performansının yükseltilmesine yönelik; sürekli gelir  kaynakları ile vergi tahsilatında etkinliğin artırılması ve ekonomide kayıt  dışılığın azaltılmasını hedefliyoruz. Kaynakların verimli kullanılmasını ve  belirlenen alanlarda tasarrufların artırılmasını sağlayacak yapısal  değişiklikleri hayata geçireceğiz. Böylece kamu borçluluğu düşük düzeylerde  tutulacaktır. Yeni Ekonomi Programı'nın kapsadığı önümüzdeki üç yıllık dönemde de  bütçe açığının Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranının yüzde 3'ün altında kalmasını  hedefliyoruz."   Geçen yıl bütçe giderlerinin 830,8 milyar, bütçe gelirlerinin 758  milyar lira olduğunu belirten Oktay, bütçe açığının 72,8 milyar, faiz dışı  fazlanın 1,1 milyar lira olarak gerçekleştiğini anlattı. 2018 yılı bütçe giderlerinin, bütçe başlangıç tahminine göre yüzde  10,8, yıl sonu gerçekleşme tahminine göre yüzde 1 arttığını dile getiren Oktay,  buna karşın bütçe gelirlerinin bütçe başlangıç tahminine göre yüzde 8,1, yıl sonu  gerçekleşme tahminine göre yüzde 1,1 arttığı bilgisini verdi. Oktay, "2018  yılında 72,8 milyar lira olarak gerçekleşen bütçe açığı başlangıçta öngörülen  açığın 6,9 milyar lira üzerinde, yıl sonu gerçekleşme tahmini ise 0,7 milyar lira  üzerinde gerçekleşmiştir." dedi. "BU YIL SONUNDA BÜTÇE AÇIĞININ 125 MİLYAR LİRA OLMASINI BEKLİYORUZ" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 2019 yılı merkezi yönetim bütçe  gerçekleşmelerine ilişkin yıl sonu beklentilerine de değindi. Bu yıl merkezi yönetim bütçe giderlerinin 992,4 milyar, merkezi yönetim bütçe gelirlerinin ise 867,4 milyar lira olmasının öngörüldüğünü  vurgulayan Oktay, bu yıl sonunda bütçe açığının 125 milyar lira, faiz dışı açığın  21,9 milyar lira olarak gerçekleşmesini beklediklerini ifade etti. Fuat Oktay, 2019 yıl sonu bütçe açığının 125 milyar lira ile bütçe  başlangıç hedefinin 44,4 milyar lira üzerinde gerçekleşeceğini beklediklerini  aktararak, şöyle devam etti: "Bu açığın milli gelire oranının ise yüzde 2,9 olacağını  öngörmekteyiz. Bütçe giderlerinin detaylarına bakacak olursak, 2019 yılında  personel giderlerinin 250,7 milyar lira, sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi  giderlerinin 43,7 milyar lira, mal ve hizmet alım giderlerinin 78,4 milyar lira,  cari transferlerin 397,1 milyar lira, sermaye giderlerinin 75,3 milyar lira,   sermaye transferlerinin 15,3 milyar lira, borç verme giderlerinin 28,8 milyar  lira, faiz giderlerinin 103,1 milyar lira olarak gerçekleşmesini beklemekteyiz." Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, 2019 yılında vergi gelirlerinin  yaklaşık 668 milyar lira, vergi dışı gelirlerin ise yaklaşık 200 milyar lira  olacağını öngördüklerini söyledi. 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nde bütçe giderlerinin  1 trilyon 95,5 milyar, faiz hariç giderlerin 956,5 milyar, bütçe gelirlerinin  956,6 milyar lira olduğunu belirten Oktay, gelecek yılın bütçesinde vergi  gelirlerinin 784,6 milyar lira, bütçe açığının 138,9 milyar lira olarak  öngörüldüğünü bildirdi. Oktay, 2020 bütçesinde personel giderlerinin 282,5 milyar, sosyal  güvenlik kurumlarına devlet primi giderlerinin 48,1 milyar, mal ve hizmet alım  giderlerinin 75,6 milyar, cari transferlerin 451,1 milyar, sermaye giderlerinin  56,6 milyar, sermaye transferlerinin 6,8 milyar, borç verme giderlerinin 27,1  milyar, yedek ödeneklerin 8,8 milyar, faiz giderlerinin 138,9 milyar lira olduğu  bilgisini verdi. Fuat Oktay, 2020 Yılında Merkezi Yönetim Bütçe gelirlerinin 2019 yılı  gelir hedefine göre yüzde 10,3 artışla 956,6 milyar lira, vergi gelirlerinin  yüzde 17,5 oranında yükselerek 784,6 milyar liraya çıkmasının öngörüldüğünü,  ayrıca vergi dışı gelirlerin 172 milyar liraya ulaşacağının tahmin edildiğini  dile getirdi. Bütçelerin ekonomideki gelişmelere göre şekillendirdikleri maliye  politikalarının bir yansıması olduğunun altını çizen Oktay, bu çerçevede 2020  yılı bütçesinin, ekonomide öngörülen "dengelenme", "disiplin" ve "değişim"  yaklaşımına uygun hazırlandığını vurguladı. Ekonomide dengelenme çerçevesinde elde ettikleri kazanımların  geliştirilmesi, üretim ve verimlilik odaklı sürdürülebilir büyüme ile adaletli  paylaşımın tesisinin 2020 yılı bütçenin temel amacı olduğunu vurgulayan Oktay,  sözlerini şöyle sürdürdü: "2020 yılı bütçesi, önceki 17 bütçemizde olduğu gibi bir hizmet  bütçesi olacaktır. Faiz ödemelerinin bütçe içindeki payı azalırken vatandaşa  hizmet olarak gidecek ödemelerin payının artması sağlanacaktır. Bütçedeki  kaynaklarımız, vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu hizmetlerin karşılanmasında  kullanılacaktır. Yeni Ekonomi Programında öngördüğümüz üzere bütçenin sağlam ve  sürdürülebilir gelirlere dayanması, toplanan gelirlerin ise vatandaşlarımıza  hizmeti esas alan bir anlayışla kullanılması en temel önceliğimiz olacaktır." "EĞİTİMİN YAYGIN VE ERİŞİLEBİLİR OLMASINDA ÖNEMLİ İLERLEMELER SAĞLANDI" Oktay, Türkiye'nin beşeri kapasitesinin güçlenmesine yönelik tüm  kademelerde kapsayıcı ve kaliteli eğitim hamlesiyle bilgiyi ekonomik ve sosyal  faydaya dönüştüren, teknoloji kullanımına ve üretime yatkın, nitelikli ve mutlu  bireylerin yetiştirilmesinin her zaman temel önceliklerini olduğunu ifade etti. AK Parti hükümetleri döneminde temel kamu hizmeti olarak görülen  eğitim hizmetlerinin yaygın ve erişilebilir olması doğrultusunda önemli  ilerlemeler sağlandığına işaret eden Oktay, bu çerçevede öğretmen sayılarının  artırıldığını, başta kız çocukları ve dezavantajlı öğrenciler olmak üzere  eğitimin tüm kademelerinde okullaşma oranlarında artış sağlandığını ve derslik  başına düşen öğrenci sayısının önemli ölçüde azaltıldığını dile getirdi. Eğitime ilişkin hareket noktalarının, "güçlü öğretmen, güçlü gelecek"  olduğunu belirten Oktay, eğitim, kendileri için her zaman bir ülke ve millet  ödevi olduğunu söyledi. Oktay, "2020 yılı bütçemizde de eğitime her zamanki gibi  büyük önem veriyoruz. Eğitime ayırdığımız bütçe kaynaklarını, 2020 yılında 176,1  milyar liraya çıkarıyoruz. Böylelikle bütçe giderlerinin yaklaşık yüzde 16,1'ini  tek başına eğitime ayırıyoruz." ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, bütçede eğitimin her kademesinde  niteliğin artırılmasına yönelik; tekli eğitime geçilmesi, okul öncesi eğitimin  yaygınlaştırılması, mesleki ve teknik eğitim atölye ve laboratuvarlarının  modernizasyonu, tasarım ve beceri atölyelerinin kurulması, öğretmenlerin mesleki  gelişimlerinin desteklenmesine yönelik yapacakları yatırımların, 2020 yılında ön  plana çıkacağını vurguladı. Buna ilaveten, 2020 yılı bütçesinden öğrencilere doğrudan nakdi ve  ayni olarak önemli destekler sağlamayı sürdürdüğünü, bu kapsamda tahsis edilen  ödenek tutarının 26,4 milyar lira olduğunu anlatan Oktay, şöyle konuştu: "2 milyon öğrencimizin faydalandığı burs ve öğrenim kredisi için 12,5  milyar lira, 1 milyon 315 bin öğrencimizin faydalandığı taşımalı eğitim ve yemek  yardım programı için 4,5 milyar lira, 403 bin engelli evladımızın faydalanacağı  eğitim programları için yaklaşık 3,7 milyar lira, öğrencilerimize destekleme ve  yetiştirme kursu çerçevesinde 1,8 milyar lira, özel okullara giden yaklaşık 160  bin öğrencimize eğitim öğretim desteği kapsamında 804 milyon lira, pansiyonlarda  barınan 353 bin öğrencimize barınma desteği olarak 1,2 milyar lira,  üniversitelerde harcı kaldırmamız sonucunda 2 milyon 186 bin üniversite öğrencisi  için üniversitelerimize 602 milyon lira, ücretsiz kitap desteği kapsamında 1,3  milyar lira destek verilecektir." "YATIRIMLARA 64,1 MİLYAR LİRA KAYNAK AYIRIYORUZ" Sağlıklı nesillerin yetişmesi için sağlık alanındaki harcamaları da  yıllara sari olarak yükselttiklerini belirten Oktay, "Sağlığa 2020 yılı  bütçesinde 188,6 milyar lira kaynak ayıracağız. Böylece, 2002 yılında yüzde 11,3  olan sağlık harcamalarının bütçe içerisindeki payını 2020 yılında yüzde 17,2'ye  çıkarıyoruz." dedi. Oktay, 2020 yılında tedavi harcamaları için 98,4 milyar lira, ilaç  harcamaları için 47,3 milyar lira, aile hekimliği için 10,5 milyar lira kaynak  ayrılacağını bildirdi. Özel sektörün yenilikçi ve üretken yatırımlarını teşvik edecek altyapı  yatırımlarını desteklemeye devam edeceklerini, bu çerçevede, 2020 yılında merkezi  yönetim bütçesinden yatırımlara 64,1 milyar lira kaynak ayırdıklarını belirten  Oktay, "Yerel yönetimlere verdiğimiz önem doğrultusunda iktidarımız döneminde  yerel yönetimlere bütçeden ayrılan kaynak miktarı da artırılmıştır. Bu kapsamda  büyükşehir ve diğer belediyelerimiz ile il özel idarelerimize ayırdığımız kaynağı  2019 yılı bütçesine göre yüzde 18,2 artırarak 97,3 milyar lira seviyesine  ulaştırıyoruz." diye konuştu. Oktay, köylerin altyapısını güçlendirmek amacıyla oluşturdukları  KÖYDES projesi için 1,5 milyar lira, belediyelerin su ve kanalizasyon  altyapılarını güçlendirmek amacıyla oluşturdukları SUKAP projesi için 837 milyon  lira, sokak aydınlatmaları için 2,4 milyar lira kaynak ayırdıklarını dile  getirdi. Bütçede sosyal harcamalar için ayrılan kaynak miktarını 69,5 milyar  liraya çıkardıklarını bildiren Oktay, bu tutarın 2020 yılı bütçesinin yüzde  6,3'üne denk geldiğini, 2002 yılında bu oran yüzde 1,3 ve ayrılan kaynağın ise  sadece 1,6 milyar lira olduğunu söyledi. Ödeme gücü olmayan vatandaşların sağlık giderlerini karşılamak  amacıyla 13,4 milyar lira ayırdıklarını ifade eden Oktay, 65 yaş üstü yaşlılar,  bakıma ihtiyacı olan engelli vatandaşlar ve engelli vatandaşların yakınlarına  bağlanan aylıklar kapsamında 11,6 milyar lira, engelli vatandaşların evde  bakımına destek amacıyla 9,4 milyar lira, yoksul ailelere elektrik tüketim  desteği kapsamında 1,8 milyar lira, ekonomik yoksunluk içinde olan çocuk ve  gençlerin aileleri yanında yetişmelerine imkan sağlayan sosyal ve ekonomik destek  ödemeleri için 1,6 milyar lira kaynak ayırdıkları bilgisini verdi. "KADININ KONUMUNUN GÜÇLENDİRİLMESİ, TEMEL POLİTİKALARIMIZDAN BİRİDİR" "Kadının konumunun güçlendirilmesi, temel politikalarımızdan biridir."  diyen Oktay, bu kapsamda eğitim, sağlık, ekonomi, karar alma mekanizmalarına  katılım temel eksenleri üzerine inşa edilen Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi  ve Eylem Planı'nı uygulamaya devam ettiklerini vurguladı. Oktay, şöyle devam etti: "Kadın girişimciliğini geliştirmeye yönelik olarak kadın  kooperatifçiliğini destekleme konusunda yeni adımlar atıyoruz. 81 ilimizde kadın  kooperatifçiliği çalışma grupları oluşturduk. Teşvik ve desteklerimizin de  etkisiyle, 2023 yılında kadın istihdam oranını yüzde 34'e; kadın işgücüne katılım  oranını ise yüzde 38,5'e yükseltmeyi hedefliyoruz. Kadına yönelik şiddete karşı mücadelemizi 'sıfır tolerans' anlayışıyla  sürdürüyoruz. Bu çerçevede, 'Mercan Seferberliği'ni başlatarak Aile, Çalışma ve  Sosyal Hizmetler, Adalet, İçişleri, Milli Eğitim, Sağlık Bakanlıklarımız ve  Diyanet İşleri Başkanlığımız bir araya gelerek 2020-2021 Koordinasyon Planımızı  hazırlamıştır. 81 ilde hizmete açtığımız Şiddeti Önleme ve İzleme Merkezlerinden  bugüne kadar toplamda 514 bin kişi yararlanmıştır." Gençlerin, serbest zamanlarının değerlendirilmesi,  kişisel ve sosyal  gelişiminin desteklenmesi, zararlı alışkanlıklardan korunması ve karar alma  süreçlerine aktif katılımlarına imkan sağlanmasına yönelik çalışmaların aralıksız  devam ettiğinin altını çizen Oktay, "Gençlerimize bağımlılığın her türüyle  mücadele hakkında seminer ve eğitimler verilmekte, bağımlılıkla mücadele  konusunda projeler desteklenmektedir. Üniversite öğrencilerimizin ekonomik olarak  desteklenmesi ve modern ortamlarda barındırılması ile sağlıklı ve dengeli  beslenmelerinin sağlanması için çalışmalarımız sürdürülmektedir." şeklinde  konuştu. Spor alanında ise stadyumlar, yüzme havuzları, gençlik merkezleri,  spor salonları, atletizm pistleri ve benzeri gençlik ve spor tesislerinin yapımı  ve mevcut tesislerin modernizasyonlarının gerçekleştirildiğini anımsatan Oktay,  "Yatırım programında bulunan 37 adet stadyum, 294 adet spor salonu ve 79 adet  yüzme havuzu olmak üzere 1220 adet gençlik ve spor tesisi projesinden 962 tanesi  tamamlanarak hizmete sunulmuştur." dedi. TARIMSAL DESTEKTE YÜZDE 36,7 ARTIŞ Tarım ve orman alanının, her zaman önem verilen alanların başında  geldiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, şunları kaydetti: "Üreticimizin en önemli sorunu olan mazot kullanımını azaltarak yüzde  90'a varan tasarruf sağlayan, yüzde yüz yerli ve çevreci Elektrikli Traktör  prototipini geliştirdik. Buna benzer çalışmalarımızı artıracağız. 2020 yılında  bütçemizden tarım ve ormana ayırdığımız kaynağı 40,3 milyar liraya çıkartıyoruz.  Bu kapsamda, tarımsal destek programları için 22 milyar lira, tarım sektörü  yatırım ödenekleri için 5,1 milyar lira, tarımsal kredi sübvansiyonu, müdahale  alımları, tarımsal KİT'lerin finansmanı ve ihracat destekleri için 6,3 milyar  lira kaynak ayırıyoruz. Tarımsal destek programları için ayırdığımız kaynağı 2019  yılı ödeneklerine göre yüzde 36,7 oranında artırarak 22 milyar liraya  çıkarmaktayız." Türkiye'de artan enerji talebinin sorunsuz karşılanması amacıyla,  milli kaynakların öncelikli kullanılması hususuna dikkat ederek tüm enerji  kaynaklarını milletin hizmetine sunmak için çalışmaların aralıksız sürdüğünü  belirten Oktay, bu kapsamda, enerjinin yüksek verimle kullanılması, arz  güvenliğinin tahkim edilmesi ve cari açığın azaltılmasına katkı sağlanması  amacıyla yerli ve yenilenebilir kaynakları azami ölçüde değerlendirdiklerini  söyledi. Oktay, "Hazar'dan İtalya'ya uzanan TANAP ile Asya'yı Avrupa'ya  bağlayarak bölgede enerji üssü olma yönündeki iddiamızı gerçekleştirmeye devam  etmekteyiz. Ülkemize ve Avrupa'ya doğal gaz arz edecek TürkAkım projesinin de  inşaat ve imalatı tamamlanmıştır." diye konuştu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay, Fatih ve Yavuz gemilerinin, Doğu  Akdeniz'deki sondaj faaliyetlerine devam ettiğini kaydederek, "Milli gemilerimiz  ile 2020 yılı içerisinde 5 kuyu daha açarak petrol ve doğal gaz arama  faaliyetlerinde aktif bir strateji izlemeye devam edeceğiz." ifadesini kullandı.   Oktay, TBMM Genel Kurulunda görüşmelerine başlanılan 2020 Yılı Merkezi Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu'nun sunuş konuşmasında, "Reel kesim destekleri için bütçemizden 44,5 milyar lira kaynak ayırmaktayız. Böylece son iki yıl içinde önemli ölçüde arttırdığımız reel sektör desteklerine 2020 yılında da devam ederek özel sektör aracılığıyla büyüme  stratejimizi sürdürmekteyiz." dedi. İşletmelerin 2020 yılında sosyal güvenlik kurumuna ödenmesi gereken  25,3 milyar lira tutarındaki işveren priminin bütçeden karşılanacağını bildiren  Oktay, Hazine destekli kefaletle sağlanan krediler çerçevesinde 2020 yılı  bütçesinde 5 milyar lira kaynak ayrıldığını söyledi. "İhracatçımızın rekabetçi gücünü artırmak amacıyla bütçeden ihracat  destekleri kapsamında 3,8 milyar lira harcamayı hedeflemekteyiz." ifadelerini  kullanan Oktay, Ziraat Bankası aracılığıyla tarımsal kredilere verilen faiz  destek tutarını yaklaşık yüzde 23 artırarak 4,2 milyar liraya çıkaracaklarını  belirtti. "KOSGEB BÜTÇESİNE 1,4 MİLYAR LİRA" Oktay, Halk Bankası aracılığıyla 2020 yılında kullandırılacak esnaf  kredileri için faiz desteği olarak 2,2 milyar, KOSGEB bütçesine ise 1,4 milyar  lira kaynak ayıracaklarını dile getirdi. Oktay, 2020 yılı bütçesinden Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı  aracılığıyla kullandırılmak üzere teşvik ödemeleri kapsamında 1 milyar lira  kaynak ayırdıklarını belirterek, "Bütçemizden başta TÜBİTAK olmak üzere kamu ve  özel sektör Ar-Ge harcamalarına destek sağlarken, diğer taraftan vergi ve diğer  mevzuat düzenlemeleri vasıtasıyla özel sektör Ar-Ge yatırımları için önemli katkı  veriyoruz. Bu amaçlarla 2020 yılı bütçemizde yaklaşık 5,5 milyar lira kaynak  ayırmaktayız." ifadelerini kullandı. Dijital Türkiye Platformu üzerinde 9 Aralık 2019  itibarıyla 44  milyondan fazla kullanıcı sayısına erişildiğini,  638 kurum ve kuruluşa ait  toplam 5 bin 115 hizmet sunulduğunu kaydeden Oktay, sıfır belge politikası  çalışmaları kapsamında toplam 111 adet sürecin sadeleştirildiğini, hizmet başına  düşen ortalama belge sayısının 3,8 iken yapılan çalışmalar neticesinde talep  edilen ortalama belge sayısının 0,34'e düşürüldüğünü, hedeflerinin bunu sıfıra  indirmek olduğunu söyledi. "DEVLET KATKISI TUTARI 25,6 MİLYAR LİRAYA ULAŞACAK" Oktay, 2020 yılında Bireysel Emeklilik Sistemi kapsamında bütçeden  aktarılacak devlet katkısı tutarının 5,1 milyar liraya ulaşmasını öngördüklerini,  böylece 2020 yılı sonunda bütçeden karşılanan toplam devlet katkısı tutarının  25,6 milyar lira olacağını kaydetti. Oktay, 2002-2019 Ekim döneminde kamu görevlilerinin aylık ve  ücretlerinde enflasyonun oldukça üzerinde artış sağladıklarını belirterek,  konuşmasına şöyle devam etti: "Aile yardımı ödeneği dahil en düşük memur maaşı 2002 Aralık ayında  392 lira iken 2019 Ekim ayında 3 bin 707 liraya çıkarıldı, artış oranı yüzde  846'ya ulaştı. Aile yardımı ödeneği dahil ortalama memur maaşı 2002 Aralık ayında  578 lira iken 2019 Ekim ayında 4 bin 483 liraya çıkarıldı, artış oranı yüzde  676'ya ulaştı. Muhtar aylığı 2002 Aralık ayında 97 lira iken 2019 Ekim ayında 2  bin 027 liraya çıkarıldı, artış yüzde bin 982'ye ulaştı. Güvenlik korucularının  ücretleri 2002 Aralık ayında 236 lira iken 2019 Ekim ayında 2 bin 162 liraya  çıkarıldı, artış yüzde 815'e ulaştı." "BİRİNCİ YARGI PAKETİYLE BİRÇOK YENİLİK GETİRİLDİ" Yargı Reformu Strateji Belgesi'nin 30 Mayıs'ta Cumhurbaşkanı Recep  Tayyip Erdoğan tarafından açıklandığını hatırlatan Oktay, belgenin, toplumsal  taleplerin karşılanmasını, vatandaşların etkili ve daha kaliteli adalet hizmetini  makul sürede alabilmelerini sağlamak amacıyla katılımcı bir anlayışla  hazırlandığını söyledi. Strateji Belgesi'ne yönelik yoğun toplumsal ilginin, doğru istikamette  olunduğunun göstergesi olduğuna işaret eden Oktay, yasalaşan birinci yargı paketi  kapsamında birçok yeniliğin getirildiğini vurguladı. İfade özgürlüğünün güvencesinin artırılması, soruşturma aşamasında  tutukluluk sürelerine azami sınır getirilmesi, hukuk mesleklerine giriş sınavının  getirilmesi, yeni muhakeme ve yargılama usullerinin getirilmesi ve avukatlara  hususi damgalı pasaport verilmesinin bu yeniliklerden bazıları olduğunu anlatan  Oktay, "2020 yılında da yeni reform paketleriyle sistemimizi daha güçlü hale  getirmeyi hedeflemekteyiz. Bu konudaki kararlığımız tamdır." diye konuştu. "AÇIK KAPI POLİTİKASI EZBERLERİ BOZDU" Türkiye'nin sahada ve masada güçlü olmaya dayanan girişimci ve insani  dış politikasının milli menfaatlere, bölgenin ve dünyanın barış ve istikrarına,  insanın refah ve huzuruna odaklanan bir yaklaşımla uygulanmaya devam edeceğini  kaydeden Oktay şöyle konuştu: "Dünya, küresel düzeyde istikrarsızlık, belirsizlik ve ciddi  sınamalarla mücadele halindedir. Böylesi bir ortamda hayata geçirdiğimiz insani  dış politika ve Cumhurbaşkanımızın 'Dünya 5'ten büyüktür' söylemiyle küresel  sistemin çarpıklıklarına Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üzerinden  yönelttiğimiz eleştiriler, dünya çapında yankı bulmuştur. Suriye'de yaşanan  insani krize karşı yürüttüğümüz açık kapı politikası ve dünya mazlumlarına her  şartta kol kanat geriyor olmamız var olan ezberleri bozmuştur. Suriye meselesi,  en hayati dış politika başlıklarından birisi olarak gündemimizdeki yerini  korumaktadır. Ülkemizde bulunan sığınmacıların ülkelerine gönüllü ve güvenli geri  dönüşleri, ancak Suriye'nin yeniden huzura, güvene ve istikrara kavuşmasıyla  mümkündür." "HAREKAT, TERÖR TAMAMIYLA TEMİZLENENE KADAR SÜRECEK" Barış Pınarı Harekatı ile Türkiye'nin güvenlik endişelerinin  giderilmesi, bölge halkının PKK-YPG-PYD ve DEAŞ baskısından kurtarılması ve  Suriyeli sığınmacıların ülkelerine güven içerisinde dönmeleri için uygun ortamın  oluşturulması, Suriye'nin toprak bütünlüğünün muhafazasına katkı verilmesinin  hedeflendiğinin altını çizen Oktay, "Bu doğrultuda 4 bin  kilometrekareyi  aşkın  alanı bilfiil terörden arındırdık ve sahadaki kararlı duruşumuzu diplomatik  hamlelerle perçinledik. Aynı zamanda ABD ve Rusya ile sağlanan mutabakatlarla  harekatın meşruiyetinin tescil edilmesini ve güvenli bölgenin tanınmasını  sağladık. Barış Pınarı Harekatı bölgesinde terörle mücadelemiz bu alanda terör  tamamıyla temizlenene kadar sürecektir." değerlendirmesinde bulundu. "ÜLKEMİZİN İZLEDİĞİ TAVİZSİZ POLİTİKA" Oktay, "Dış politikada kararlı duruşumuzun bir diğer örneği, Doğu  Akdeniz'de son dönemde tırmanan hidrokarbon kaynaklarının paylaşım sorununa karşı  ülkemizin izlediği tavizsiz politikadır. Bu konudaki kararlılığımızı, etkin  diplomatik girişimlerimiz yanında sahada arama faaliyetlerimiz dahil  uygulamalarımızla da gösteriyoruz." yorumunu yaptı. Oktay şöyle devam etti: "Libya ile imzaladığımız Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına  İlişkin Mutabakat Muhtırası ile karşılıklı iki kıyıyı dostluk köprüsüyle  birbirine bağlamış durumdayız. Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilip Sayın  Cumhurbaşkanımızın onayının ardından Resmi Gazete'de yayımlanan bu anlaşma, dün  itibariyle Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanlık Konseyi tarafından da  onaylanmıştır. Türkiye ne Kıbrıs'ta ne Ege'de ne de Doğu Akdeniz'deki hak ve  çıkarlarından en küçük bir taviz vermeyecektir. Ülkemiz, bölgede yaşanan  belirsizliklerden yakından etkilenirken Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve  NATO gibi kuruluşlar bu süreçte Türkiye'ye karşı üzerlerine düşen  sorumluluklarını ne yazık ki yerine getirmemişlerdir. Tüm bunlara rağmen  Cumhurbaşkanımızın liderliğinde devletimiz 'kendi göbeğini kendi kesmeyi' bilmiş,  uluslararası alanda söz sahibi, güçlü bir aktör haline gelmiştir." "YURT DIŞINA KAÇAN HAİNLER HESAP VERMEKTEN KAÇAMAMAKTADIR" Yurt içinde ve yurt dışında terörle kararlılıkla mücadele ettiklerini  söyleyen Oktay, "Güvenlik güçlerimiz ve silahlı kuvvetlerimizin etkin, caydırıcı  ve saygın nitelikleriyle yurt içinde Kıran ve yurt dışında da Pençe gibi  operasyonları başarıyla sürdürerek terör tehdidini kaynağında yok etmektedir.  Türk milletine ihanet eden FETÖ üyeleri gibi yurt dışına kaçarak kurtulacağını  zanneden hainler de Türk adaletine hesap vermekten kaçamamaktadır. Nerede  olurlarsa olsunlar bulup adalete teslim etmeye devam edeceğiz." dedi. "Artık başka ülkelerin belirlediği çerçevede değil kendi menfaatleri  çerçevesinde hareket eden; hem masada hem sahada kazanan bir Türkiye vardır."  diyen Oktay, Türkiye'nin insan odaklı politikasını sürdüreceğini belirtti. "SAVUNMA VE HAVACILIK İHRACATI 2 MİLYAR 188 MİLYON DOLARA ULAŞTI" Fuat Oktay, milli güvenliğin temini maksadıyla milli savunma sanayinin  gelişiminin ne denli önemli bir mesele olduğunun son yıllarda yapılan yurt içi ve  yurt dışı operasyonlarda kendini bir kez daha gösterdiğini vurgulayarak, son  yıllarda Savunma Sanayii Başkanlığınca yürütülen projelerin güvenlik güçlerinin  her geçen gün gelişimine katma değer sağladığını ifade etti. Savunma sanayi cirosunun 2002 yılında 1 milyar dolar düzeyinde iken  günümüzde 8 milyar 760 milyon dolara ulaştığına dikkati çeken Oktay, dünyanın en  büyük 100 savunma sanayii şirketi arasında bu yıl itibariyle 5 Türk şirketinin  yer aldığını bildirdi. Savunma ve havacılık ihracatının, 2018 yılı sonunda 2 milyar 188  milyon dolara ulaştığını bildiren Oktay, "2019 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki  yıla kıyasla da yüzde 37,7'lik bir artış sağlanan ihracatımızın yıl sonunda rekor  bir düzeyde gerçekleşmesini beklemekteyiz." şeklinde konuştu. Yerli taarruz helikopteri ATAK'ın sayısının 50'yi aştığını, özgün  genel maksat helikopteri GÖKBEY'in de ilk uçuşunu gerçekleştirdiğini anımsatan  Oktay, "ANKA insansız hava aracı hizmete devam ederken, AKINCI taarruzi insansız  hava aracı ise test uçuşlarına başlamıştır. Yüksek faydalı yük kapasiteli  insansız hava aracımız AKSUNGUR ise bu yıl sonu itibarıyla kullanıma hazır hale  gelecektir. Bunların yanında, Milli gemimiz MİLGEM'in dördüncüsü TCG Kınalıada,  yerli gemisavar füzemiz ATMACA silah sistemi entegre edilmiş halde, bu yıl  içerisinde Deniz Kuvvetlerimize teslim edilerek göreve başlamıştır. TCG Anadolu  çıkarma gemimiz ise suya indirilmiştir." ifadelerini kullandı. Savunma sistemleri üzerine çalışmaların da yoğun şekilde devam  ettiğini belirten Oktay, savunma sanayinde yerlileşme ve millileşme hamlesinin  2020 bütçe döneminde de güçlenerek süreceğini kaydetti.   Oktay, TBMM Genel Kurulunda görüşmelerine başlanılan 2020 Yılı Merkezi Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanun Teklifi'nin sunuş konuşmasında, 2020-2022 döneminde kamu gelir politikalarını büyümenin desteklenmesi, kamu harcamaları için finansman sağlanması, kalkınma ve gelir adaletinin desteklenmesi, ekonomimizin rekabet gücünün artırılması ve yurt içi  tasarruflara katkı sağlanması hedefleri doğrultusunda yürüteceklerini belirtti. "Ağustos 2018'de başlayan spekülatif kur saldırılarına karşılık  hükümetimizin proaktif bir yaklaşımla gelir politikalarıyla ilgili aldığı  tedbirler ekonominin canlanması için hayati rol oynamıştır." diyen Oktay,  bu  uygulamaların başında, akaryakıt ürünlerine yönelik uygulanan tavan fiyat sistemi  olan eşel mobil sisteminin geldiğini ifade etti. Petrol fiyatları veya döviz kurları kaynaklı akaryakıt fiyatlarının  artması durumunda ÖTV tutarının bu artış kadar azaltılması yoluyla pompa satış  fiyatlarını belirli seviyelerde tuttuklarını hatırlatan Oktay, şöyle devam etti: "Bu politikayla vatandaşlarımız ve üreticiler için fiyat yükünü  azaltmanın yanı sıra belli oranda kamu gelirinden vazgeçerek enflasyonun aşağıya  inme sürecine önemli oranda katkı sağladık. Buna ilaveten, 2019 yılında ekonomik  aktivitenin daha da canlanması için bir yıl süreyle uygulanmak üzere, tapu  harcında yüzde 25 indirim sağladık, konut ve bazı işyerleri alımında KDV'yi yüzde  18'den yüzde 8'e düşürdük. Beyaz eşya alımlarında ÖTV'yi sıfırladık, mobilyada  KDV'yi yüzde 18'den yüzde 8'e düşürdük. Ocak-Haziran dönemi için altı aylık  uygulanmak üzere, otomobil alımlarında yaklaşık yüzde 30 indirim sağladık. Ticari  araç alımlarında KDV'yi yüzde 18'den yüzde 1'e düşürdük." Bütçe disiplininden taviz vermeden belirli vergi indirimleriyle  büyümeyi ve dezenflasyon sürecini desteklendiği gibi, bütçenin gelir  performansını yükseltmek amacıyla kalıcı gelir kaynakları ile vergi tahsilatında  etkinliğin artırılması için çalışmaları devam ettirdiklerini vurgulayan Oktay, bu  çerçevede, kalkınma hedefleriyle uyumlu şekilde ihracat odaklı ve teknoloji  tabanlı bir üretim modeline geçmeyi öngördüklerini söyledi. "YENİ DÜZENLEMELERLE VERGİ TABANINI GENİŞLETECEĞİZ" Bu doğrultuda yüksek katma değerli üretime, nitelikli istihdama ve  ihracata dayalı bir büyüme modeli için 2019 yılında imalat sektörüne yönelik  ilave destekler sağladıklarına işaret eden Oktay, şöyle konuştu: "Önümüzdeki dönemde de ekonomi genelindeki rekabet ve verimliliği  artırmak üzere yüksek katma değerli üretim ve ihracatı artırmak için düzenlemeler  yaparak ekonomide öngördüğümüz yapısal dönüşümün temellerini sağlamlaştıracağız.  Buna yönelik olarak imalat sanayinde finansmana erişim kanallarını artıracağız.  KOBİ’lerden istenen teminat maliyetlerini hafifleteceğiz. Kredi Garanti Fonu  uygulamasını sanayi odaklı olarak geliştireceğiz. Katılım bankacılığı  enstrümanları ve bireysel emeklilik fonlarının sanayi projelerine yatırım  yapmasına yönelik düzenlemeleri uygulamaya koyacağız." Vergisel teşvikleri gelecek dönemde de tüm sosyo-ekonomik etkileriyle  ele alarak, vergi harcaması nitelikli tüm düzenlemeleri gözden geçireceklerini  dile getiren Oktay, mükerrer teşvik ve destekleri sadeleştirip, etkin olmayanları  kademeli olarak kaldıracaklarını bildirdi. Yeni düzenlemelerle vergi tabanını genişletecek, vergide adaleti  pekiştirerek, tahsilatta etkinliği artıracaklarını ifade eden Oktay, vergi  mevzuatının, daha basit ve anlaşılabilir hale getirilmesi amacıyla, mükellef  uyumunu da gözetecek şekilde sadeleştirilmesine yönelik çalışmaları da  kararlılıkla sürdüreceklerinin altını çizdi. Oktay, kayıt dışı ekonominin azaltılması için planlı bir mücadele  yürüterek kayıt dışı istihdam oranını, 2002 yılındaki yüzde 52,1 seviyesinden,  2018 yıl sonu itibarıyla yüzde 33,4'e indirdiklerini söyledi. "BÜTÇE, BÜYÜME VE KALKINMA HEDEFLERİNİ DESTEKLEYECEK" Oktay, 2020 yılı Merkezi Yönetim Bütçesi'nin, küresel düzeyde finansal  dalgalanmaların ve ticaret savaşlarının yaşandığı, Türkiye'nin jeopolitik risk ve  tehditlere maruz kaldığı bir ortamda hazırlandığına dikkati çekerek, "Önümüzdeki  dönemde de On Birinci Kalkınma Planı ve Yeni Ekonomi Programı’nda ortaya konulan  hedeflere ulaşmak üzere 2020 yılı bütçemizde olduğu gibi, gerekli kaynakları  kademeli bir biçimde ayıracak ve bütçenin büyümeyi ve kalkınma hedeflerimizi  desteklemesine yönelik politikalarımızı sürdüreceğiz." ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin getirdiği avantajları da  kullanarak kamu yönetiminin ve kamu maliyesinin etkinliğinin daha da  artırılmasını sağlayacaklarını vurgulayan Oktay, "2020 yılı bütçemizin nihai  amacı vatandaşlarımızın refahını artırmak ve onlara daha hızlı ve kaliteli hizmet  sunumunu sağlamaktır.  Uluslararası alanda ise hükümetimizin tüm dönemlerinde  olduğu gibi, bu dönemde de ülkemiz bölgesinde yükselen ekonomik ve siyasi bir güç  olmaya devam etmektedir." dedi. Fuat Oktay, bütçeyi, mali disiplinden taviz vermeyecekleri, kamu  gelirlerinin artırılacağı, kamu harcamalarında etkinliğin sürdürüleceği ve  tasarrufların üretken alanlara yönlendirileceği bir yapı üzerine inşa ettiklerini  kaydetti. Öte yandan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay'ın, 2020 yılı bütçesini  sunuş konuşmasını yaptığı sırada Genel Kurul Salonu'na giren CHP Genel Başkanı  Kemal Kılıçdaroğlu, CHP milletvekilleri tarafından ayakta alkışlandı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de bütçe görüşmelerini Genel  Kuruldaki yerinden takip etti. HDP Eş Genel başkanları Pervin Buldan ve Sezai  Temelli ile çok sayıda milletvekili, Bahçeli ile tokalaştı. Oktay bütçe sunumunu yaparken AK Parti TBMM Grup Başkanı Naci Bostancı, AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş da Genel Kurul Salonu'nda  yer aldı. Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/siyaset/fuat-oktay-2020-buyume-hedefini-acikladi-6097009
Devamını Oku
Standard Post with Image

Bosna-Hersek Türkiye'nin AB’ye açılan kapısı olabilir!

  Bosna-Hersek'in başkenti Saraybosna'da düzenlenen 23. Uluslararası İş Forumu (IBF), ülkenin gıda, tarım ve hayvancılık, turizm, inşaat, sağlık, metal, mobilya ve orman ürünleri sektörlerindeki ayrıcalıklı yapısına ve AB ile gümrüksüz ticaret yapma fırsatına dikkat çekti. Tüm dünyadan binin üzerinde iş insanının katılımıyla gerçekleştirilen zirvede, şirketten şirkete (B2B) görüşmeler düzenlenerek Türk ve yabancı iş insanlarının bu ülke firmalarıyla yapabileceği işbirliği olanakları ele alındı. Organizasyonda ayrıca Bosna-Hersek’in AB ülkeleriyle olan ticaret anlaşmalarına dikkat çekilirken, ülkenin Türk ve yabancı iş insanları için AB ile ticarette gümrüksüz bir giriş kapısı olarak kullanılabileceğine de vurgu yapıldı. Özellikle kalkınma alanında yatırıma ihtiyaç duyan bir ülke olan Bosna-Hersek’te enerji sektörü şu an potansiyelinin sadece yüzde 30’unu kullanabiliyor, ayrıca maden ve mineral sektörü ile turizm sektörü de potansiyellerinin çok altında yatırım alıyor. Genel ekonomik durum Savaş öncesinde ağır sanayi alt yapısına sahip bir ülke konumunda olan Bosna Hersek’te üretim metalürji ve kimya sanayi üzerine yoğunlaşmıştı ve ülkedeki üretim Yugoslav iç pazarının ihtiyaçlarını karşılamayı önceliyordu. Savaş esnasında sanayi tesisleri ağır hasar gördü ve ülkenin sanayiye dayalı üretim yapısı bozularak savaş sonrasında ekonomi merkezi hizmetler, bankacılık, enerji ve turizm alanlarına kaymış oldu. En ciddi makroekonomik sorunu işsizlik olan Bosna-Hersek’te kayıt dışı istihdam yüksek seviyede seyrediyor. Ülkenin iktisadi olarak öncelikli konularını Avrupa Birliği’ne entegrasyon, mali sistemin güçlendirilmesi, kamu yönetimi reformu, Dünya Ticaret Örgütü’ne üyelik ve istikrarlı büyüme oluşturuyor. Orta Avrupa Serbest Ticaret Anlaşması (CEFTA)’nın üyesi olan Bosna-Hersek ile Türkiye arasında 2003 yılından beri Serbest Ticaret Anlaşması uygulanıyor. Bosna-Hersek 2008 yılında Avrupa Birliği (AB) ile İstikrar ve Katılım Anlaşması imzalamış olmasına rağmen bu anlaşma henüz yürürlüğe girmiş değil. AB ülkeleri tarafından onaylandıktan sonra yürürlüğe girecek olan bu anlaşma, AB standartlarına uygun üretilen bütün Bosna-Hersek ürünlerinin gümrüksüz ve hiçbir kısıtlama olmaksızın AB pazarına girmesini sağlayacak. Bu durumun ülke ekonomisini canlandırması, rekabet gücünü artırması, doğrudan yabancı yatırımları ve iş sahalarını geliştirmesi bekleniyor. Fırsatlar barındıran altı temel sektör Uluslararası İş Forumu (International Business Forum) Direktörü Erol Yarar forum öncesinde sekiz aylık bir periyodda dokuz kez Bosna-Hersek’e keşif gezisi düzenledi ve Bosna’nın orman, fabrika, şehir, kasaba ve köylerini gezerek Türk ve dünya firmaları için ülkenin sahip olduğu tüm işbirliği imkânlarını detaylarıyla araştırdı. Bu saha gezileri sonucunda Bosna’da işbirliği ve yatırım için büyük potansiyel barındıran altı temel sektör belirlendi. Bu sektörler gıda, tarım ve hayvancılık, orman ürünleri ve mobilya, turizm, metal ve otomotiv, sağlık ve inşaat olarak gruplandırıldı. Forumda bu sektörlerin her biri için özel oturum düzenlenerek potansiyel işbirliği ve yatırım imkânları alanda uzman iş insanları ve CEO’lar nezaretinde tartışıldı. Bosna-Hersek’te özellikle organik tarım ve helal gıda pazarı için bakir topraklar bulunduğuna dikkat çekilen forumda, Avrupa’daki 50 bin tonluk helal gıda pazarına Bosna-Hersek’te yapılacak yatırımlar vasıtasıyla kolayca ulaşılabileceği belirtildi. Yıllık 7 milyon metreküp ağaç kesimi yapılan Bosna Hersek, orman ürünleri ve mobilya sektörü için yüksek miktarda hammadde barındırıyor. Turizm sektöründe ise yıllık 100 bin Türk ve 150-200 bin Arap turiste ev sahipliği yapıyor. Forumda protokol konuşmalarının ardından sektörel görüşme ve paneller düzenlenerek sektörler bazında birebir iş anlaşmaları yapılmasına olanak sunuldu. Toplantının ikinci gününde misafir iş insanları için fabrika gezileri düzenlendi. Bosna-Hersek - Türkiye İşbirliği Potansiyelinin Çok Altında 2003 yılında Türkiye ile Bosna-Hersek arasında bir Serbest Ticaret Anlaşması imzalandı. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2018 yılında 660 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Dolayısıyla mevcut işbirliği, hedef olarak belirlenen 1 milyar avroluk hacmin epey altında kalmış oluyor. Bu rakam, diğer taraftan, iki ülke arasındaki tarihi, kültürel ve resmi ilişkiye bakıldığında da potansiyelinin çok altında görünüyor. Bosna-Hersek’in AB ülkeleriyle 1000 kilometrelik bir kara sınırına sahip bulunması, Türk iş insanları için çok önemli bir fırsat olarak değerlendiriliyor. Uluslararası İş Forumu’nda konuşma yapan İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekip Avdagiç, Bosna-Hersek’i iş insanları açısından fırsatlar ülkesi olarak nitelendirdi. Ancak bu fırsatların detaylarıyla birlikte ortaya konulduğu takdirde değerlendirilebileceğini vurgulayan Avdagiç, ticaretin farklılıklardan ziyade ortak noktaları açığa çıkarması gerektiğini belirtti. Ülkelerin ufkunu ticaret aracılığıyla geliştirebileceğini söyleyen Avdagiç, Türkiye’de 2019 yılında iş yapma kolaylığının bir önceki yıla göre 17 basamak yükseldiğini söyleyerek toplantıda hazır bulunan iş insanlarını Türkiye’de yatırım yapmaya davet etti. Ayrıca Bosna’nın AB ile 1,000 kilometre sınırı olması ve ürünlerin kara yoluyla 15 saat içinde Avrupa’ya ulaşabilmesi bakımından Avrupa’yla iş yapmak isteyen Türk firmaları için çok cazip bir ülke olduğunu belirtti. Bosna’daki yatırım ortamını geliştirmek için dört noktanın üzerinde hassasiyetle durulması gerektiğini belirten Avdagiç, bunları şöyle sıraladı: Bosna-Hersek AB üyeliği yolunda kararlı bir şekilde ilerlemeli; Bosna’da yaşayan Boşnak, Sırp ve Hırvat toplumları ortak Bosna ideali etrafında birleştirilmeli; bu toplumlar milliyetçilik sarmalına kapılmamalı; yetişmiş gençlerin ülke içinde tutulması için politikalar geliştirilmeli ve yurtdışına gidenlerin geri getirilmesi sağlanmalı. Bosna-Hersek’in avantajları Bosna-Hersek’in AB pazarında eğitim ve dil becerileri anlamında son derece rekabetçi bir insan kaynağı var. Düşük gelir vergisi ve elektrik fiyatlarına ek olarak Bosna-Hersek parası Konvertible Mark (KM)’ın istikrarlı seyri de rekabetçi bir üretim imkânı sunuyor. Yerli ve yabancı yatırımcıların haklar konusunda eşit olduğu Bosna-Hersek’te yatırımcıların yüzde 84’ü ticari beklentilerinin karşılandığını belirtiyor, yüzde 70’i ise kazandıkları parayı tekrar Bosna-Hersek’te yatırıma dönüştürmek istiyor. Özellikle kalkınma alanında yatırıma ihtiyaç duyan bir ülke olan Bosna-Hersek’te enerji sektörü şu an potansiyelinin sadece yüzde 30’unu kullanabiliyor, ayrıca maden ve mineral sektörü ile turizm sektörü de potansiyellerinin çok altında yatırım alıyor. Bosna-Hersek verimli ve işlenmemiş arazileriyle organik tarım yatırımcıları tarafından da keşfedilmeyi bekliyor. Son beş yılda Bosna’da metal işleme, araba yan sanayi ve yedek parça sektörleriyle savunma sanayi adeta yeniden doğuş yaşıyor. Otomotiv sektörüne çok önem veren Türkiye ve yedek parça sanayinde iyi olan Bosna’nın bu alanda işbirliği yapması iki ülke açısından da kazan-kazan ilişkisi olabilir. Alt yapı ve inşaat sektöründe Bosna’da büyük projelerin başlamak üzere olması da muhakkak piyasayı canlandırıcı bir etki yapacaktır. Saraybosna-Belgrad otoyolu projesinin bölgeye sağlayacağı ekonomik faydanın yanı sıra bölgedeki istikrarı ve iyi ilişkileri sürdürülebilir hale getirmesi bekleniyor. Türkiye’nin Balkan pazarında bağlantılar açısından en avantajlı olduğu ülkelerden biri olan Bosna-Hersek pazarına Türk iş insanlarının ilgi göstermesi ve pazarda uygun fiyat ve kaliteyi gözeterek büyümeleri, AB perspektifinden vazgeçmeyen Bosna-Hersek kanalıyla Türkiye’nin AB’ye daha fazla gümrüksüz ticaret yapmasına olanak sağlaması bakımından önem arz ediyor. Bu noktada Uluslararası İş Forumu ve öncesinde titizlikle gerçekleştirilen saha gezilerinde belirlenen altı sektördeki fırsatlar başka ülkelerden önce kullanılarak hem Balkanlar pazarında fark yaratılabilir hem de Bosna-Hersek uzun vadede Türkiye’nin AB’ye gümrüksüz açılan bir kapısı olabilir. [Türk-Alman Üniversitesi’nde İktisat Bölümü öğretim üyesi olan Doç. Dr. Elif Nuroğlu, uluslararası iktisat, yerçekimi modeli, ampirik uluslararası ticaret, ekonometrik modellemeler, ampirik makroekonomi, yapay sinir ağları ve fuzzy yaklaşımlar alanlarında çalışmaktadır] Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/analiz/bosna-hersek-turkiyenin-ab-ye-acilan-kapisi-olabilir/1670366
Devamını Oku
Standard Post with Image

Kredi faizlerinde yüzde 100 indirim!

Halkbank, esnaf ve sanatkarlara kullandırılmış olan kredilere ilişkin faiz indiriminde bulunacak. Halkbank esnaf ve sanatkarlaralar kullandırılmış ve bakiyesi 2020 yılında devreden krediler ile 2020 yılında doğrudan esnaf ve sanatkarlara kullandırılacak bazı kredilerde yüzde 50 - 100 faiz indirimi yapıyor. Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanan karara göre, Halkbank’ın karar kapsamında doğacak gelir kayıpları, ilgili yıl bütçelerine bu amaçla koyulan ödenekten Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca karşılanacak. Karar ile faiz istisnası; - Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri (ESKKK), - Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Birlikleri Merkez Birliği (TESKMOB) kefaleti, - bunların kefaleti olmaksızın Halkbank kanalıyla KKTC de dahil olmak üzere kullandırılmış ve bakiyesi 2020 yılına devreden krediler ile 2020’de kullandırılacak kredileri kapsıyor. Buna göre; - kapsam dahilinde 2020 yılında kullandırılacak ve önceki yıllarda kullandırılmış, bakiyesi 2020 yılına devreden kredilere yüzde 50, - geleneksel, kültürel, sanatsal değeri olan kaybolmaya yüz tutan meslek kollarında faaliyet gösteren esnaf ve sanatkar ile ilgili meslek kolunda son bir yıl içinde kendi adına işletme kuran girişimci esnaf ve sanatkarlara kullandırılmış ve 2020 yılında kullandırılacak krediler için yüzde 100 faiz indirimi uygulanacak. Ayrıca, KOSGEB uygulamalı girişimcilik eğitimini bitiren ve 30 yaşını tamamlamamış genç girişimci esnaf ve sanatkar da KOSGEB tarafından onaylanan projelerini bankaya sunmaları halinde 100 bin liraya kadar yüzde 100 faiz indirimli kredi kullanabilecek. Ancak, bu olanaktan, bakiyesi 2020 yılına devreden kredi borcu bulunanlar yararlanamayacak. Bu kapsamda, esnaf ve sanatkarlara, makine, ekipman ve demirbaş alımları, işyeri modernizasyonu ya da hammadde ve döner sermaye ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla 30 bin liraya kadar kullandırılan kredilerden bakiyesi 2020 yılına devreden krediler için yüzde 100 faiz indirim uygulanacak. Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/halkbanktan-buyuk-faiz-indirimi-41405272
Devamını Oku
Standard Post with Image

2023 yılını çok sağlam sanayi ve teknoloji altyapısıyla karşılayacağız

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank: "Yıl boyunca atacağımız adımlarla, bu büyüme oranlarını orta ve uzun vadeye de yaymaya devam edeceğiz. Türkiye 2023 yılını, çok sağlam bir sanayi ve teknoloji altyapısıyla karşılayacak." dedi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, şehir merkezindeki bir otelde organize edilen, "Milli Teknoloji, Güçlü Sanayi" İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, katılımcılara Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın selamlarını iletti. Gümüşhanelilerin, Erdoğan'ın Gümüşhane'ye olan sevgisini bildiklerine işaret eden Varank, kente ziyaretlerde kendisine defalarca eşlik ettiğini ancak bakan olarak ilk kez gelmenin bugüne nasip olduğunu söyledi. Varank, Gümüşhane'nin yerinin kendileri için başka olduğunun altını çizerek, "Çünkü sizler, millete hizmet yolunda dolu dolu geçirdiğimiz 17 yıllık dönemde, bizi hiç yalnız bırakmadınız. 2002'den bu yana yapılan tüm seçimlerde liderinizin arkasında durdunuz, AK Parti'yi her seferinde birinci parti olarak çıkardınız. Bizim de sizi yalnız bırakmamız söz konusu olamaz. Dolayısıyla biz sadece seçim dönemlerinde oy istemek için kapı çalan bir anlayışta değiliz. Bizim özledikçe bir Gümüşhane'yi görmemiz, Gümüşhanelilerle şöyle bir kucaklaşmamız lazım. İnşallah bu toplantıları ilerleyen dönemlerde de devam ettireceğiz." diye konuştu. "Başarıya giden yolu, sizlerle birlikte yürüyeceğiz" "Türkiye yatırımlar öncülüğünde büyüsün" diye Bakanlık olarak tüm imkanları seferber ettiklerine dikkati çeken Varank, "Ancak bu şekilde ülkemizi hem teknoloji geliştirmede hem de rekabetçi üretimde dünyanın sayılı güçlerinden biri haline getirebiliriz. Sizler kaynaklarınızı yatırımlara yönlendirdikçe Türkiye güçlenecek, Türkiye daha da büyüyecek." ifadesini kullandı. Varank, ekonomik görünümün günbegün canlandığına işaret ederek, şu değerlendirmede bulundu: "Geçen senenin üçüncü çeyreğinden itibaren büyüme eğilimine geçmiş durumdayız. Faizler düşüyor. Enflasyon hedefin de altında kaldı. Ekonomiye olan güven artmaya devam ediyor. İç talep canlanıyor. İhracatta rekorlar kırıyoruz yani dış talep cephesi de aslında gayet kuvvetli. Dolayısıyla bu sene ekonomik büyümenin güçlendiği bir yoldayız. Yıl boyunca atacağımız adımlarla, bu büyüme oranlarını orta ve uzun vadeye de yaymaya devam edeceğiz. Türkiye 2023 yılını, çok sağlam bir sanayi ve teknoloji altyapısıyla karşılayacak." İddialı olmakla beraber, oldukça gerçekçi hedeflerinin bulunduğunu dile getiren Varank, başarıya giden yolu, değerli iş insanlarıyla beraber yürüyeceklerini söyledi. Varank, Bakanlık olarak, sanayicilerin üretime daha sıkı sarılması için yenilikçi politikalar geliştirdiklerine dikkati çekerek, Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı'nın bunlardan bir tanesi olduğunu aktardı. Bu programla yerlileşme alanında benzersiz bir işe giriştiklerini belirten Varank, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ne demek istiyorum kısaca özetleyeceğim, bakınız 2018 Ağustos ayında ekonomik temellerimizden bağımsız birçok ciddi dış şokla karşılaştık. Bunun sonucunda döviz kurlarında yukarı yönlü ciddi bir dalgalanma gösterdi. Yurt dışından ithal edilen her şeyin fiyatı da artmış oldu. Bu da maliyet artışı olarak sanayicimize, üreticimize ciddi şekilde yansıdı. İşte biz dedik ki Türkiye aslında bu ithalatın önüne geçebilir. İşte Hamle adını verdiğimiz programımız da aslında bunu amaçlıyor. Programı oluştururken, sanayideki mevcut kabiliyetlerimizi ölçtük ve nerelerde sıçrama yapabileceğimizi değerlendirdik. Bakınız biz burada hem alıcıyı hem de satıcıyı aynı anda destekleyeceğimiz bir model oluşturduk." Varank, programa başvuranların, Bakanlığın sunduğu tüm desteklere tek pencereden erişebildiğini ifade ederek, "İlk çağrıya makine sektöründe çıktık ve oldukça yoğun bir taleple karşılaştık. Sadece tek bir sektörde çıktığımız yani makine sektöründe çıktığımız çağrıya toplamda 5,3 milyar liralık yatırım başvurusu yapıldı. Şimdi bu başvuruları değerlendiriyoruz, inşallah sonuçlarını nisan ayında açıklayacağız. Ayrıca yılın ilk yarısında kimya, ilaç, tıbbi cihaz, otomotiv, elektronik ve raylı sistem araçları gibi alanlarda yeni başvuruları da ilan edeceğiz." dedi. Bu programda Gümüşhane'den de firmalar görmek istediğini dile getiren Varank, "İlimiz özellikle madencilik ve gıda sektöründe güçlü bir şehir. Bunun gibi programlar, farklı sektörlere yatırım yapmak isteyenler açısından çok iyi fırsatlar sunuyor." diye konuştu. Bakan Varank, bir diğer vizyoner programlarının da işletmelere sundukları sermaye mekanizmalarıyla ilgili olduğunu kaydederek, şunları söyledi: "Biz bu amaçla biri bölgesel kalkınma diğeri de teknoloji ve inovasyon alanında olmak üzere iki yeni fon kurduk. Burada bizim paydaşımız Türkiye Kalkınma Bankası, böylece 750 milyon liralık kaynağı teknolojiyi, sanayiyi ve yeniliği odağına alan işletmelere aktaracağız. Bakın bu fonlar yatırımcımıza ortak olacaklar ve sizleri bankalara faiz ödemekten de kurtaracak. Finansman alanında sizlere sağladığımız bir başka kolaylığımız daha var. KOSGEB, KOBİ Finansman Destek Programı. Bu programla işletmelere 18 aya kadar yatırım, 36 aya kadar da finansman desteği sağlayacağız. Biliyorsunuz kredi faizlerindeki düşüş eğiliminden sonra işte KOSGEB bunu da dikkate alıp, bankalarla yaptığı protokolleri güncelledi. Şu an finansman maliyetlerinin tamamını KOSGEB'imiz karşılayabiliyor yani istediğiniz zaman KOSGEB'e başvurabileceğiniz bu programlarla faiz ya da kar payı ödemeksizin bankalardan kredi kullanabileceksiniz." Bakan Varank, Gümüşhane Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İsmail Akçay'ın konuşmasında bu süreçteki başvuru koşullarında birtakım teknik zorluklardan bahsettiğini anımsatarak, "Belki biz KOSGEB olarak burada bir program yapabiliriz ve gelir burada süreçlerin nasıl işlediğini anlatabilirler. Aslında süreçlerimiz çok zor değil, hepsi online gerçekleşiyor ama biz burada bir programı hayata geçiririz." dedi. "Biz inşallah elimizden gelen desteği vermeye hazırız" Varank, kendisine iletilen talepler doğrultusunda Gümüşhane özelinde birkaç konuya özellikle değinmek istediğini söyledi. Organize sanayi bölgesinin altyapı desteği ve genişleme süreciyle ilgili taleplere değinen Varank, şöyle devam etti: "Biz inşallah elimizden gelen desteği vermeye hazırız, biraz önce telefon ettirdim, benim plandan haberim yoktu, salı günü inşallah plan onaylanarak buraya gelecek. Bunda hızlıca hareket edebiliriz. Diğer alanlarda da başvurularınızı bize iletirseniz bütçe imkanları çerçevesinde elimizden gelen desteği verebiliriz. Teşviklerden yeterince yararlanamadığınızı bize gelen taleplerde ifade etmişsiniz. Bakınız biz son 7 senede Gümüşhane'de 500 milyon liralık sabit yatırımı teşvik ettik. Tabii burada şunu da vurgulamam gerekiyor; biz bu sene teşvik sistemimizle ilgili kritik adımlar atacağız. Teşviklerimizi daha esnek bir yapıya kavuşturacağız. Yani yatırımcılarımız projelerini hayata geçirmek için ihtiyaç duyduğu destekleri adeta kendileri belirleyebilecekler. Bu sene içerisinde bu alanda yaptığımız çalışmaları biz kamuoyu ve değerli iş insanlarımızla paylaşacağız." Varank, Gümüşhane'de bir Türk Standardları Enstitüsü (TSE) temsilciliği açılması talebine ilişkin, "Bunun için de arkadaşlarımla gelmeden önce görüştüm. Bugüne kadar TSE şehirde sadece 29 belgelendirme faaliyeti yapmış. Ölçü tartı aletlerinin periyodik bakımlarıyla ilgili, evet doğru bu seneden itibaren biz Bakanlığımızın bu sorumluluğunu TSE'ye devrettik ama bütün tedbirlerimizi de aldık, bir sıkıntı yaşanmasını beklemiyoruz ama yine de bunu da tekrar arkadaşlarımızla değerlendirip ona göre nihai kararlarımızı veririz." ifadesini kullandı. Şehit Necmettin öğretmenin adı İŞGEM'de yaşatılacak Bu toplantının hemen ardından Gümüşhane'nin en büyük yatırımlarından biri olan İş Geliştirme Merkezi'nin resmi açılışını yapacaklarına işaret eden Varank, 8-8,5 milyon avroluk bu yatırımın, Bakanlığın Rekabetçi Sektörler Programı sayesinde hayat bulduğunu kaydetti. Varank, buraya şehit öğretmen Necmettin Yılmaz'ın ismini vermek istediklerini dile getirerek, "İnşallah ismini bu şekilde vereceğiz. Bu topraklardan yetişmiş, vatan sevgisiyle dolu gencecik bir fidanımız, terör örgütü PKK tarafından şehit edildi. Biz şehidimizin aziz hatırasını ismiyle bu merkezde yaşatmak istiyoruz." diye konuştu. "Küçük sanayi sitesiyle ilgili de orada tüzel kişilikle biz muhatap olabiliyoruz, eğer siz tüzel kişiliği kurunca bize başvurursanız orada da bütçe imkanlarımız çerçevesinde elimizden gelen desteği vereceğiz." ifadesini kullanan Varank, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kalkınma ajanslarından ve bölge kalkınma idarelerinden burada bahsettiniz, elbette biz bu iki kurumumuzu en verimli şekilde değerlendirmek istiyoruz çünkü yerelin potansiyeli çok önemli, kalkınma yerelden başlıyor, biz yerelin potansiyelini hayata geçirecek ekonomik yapıları kurabilirsek bu ülkenin kalkınması açısından da çok önemli. Ben arkadaşlarımla sürekli görüşüyorum ama bundan sonra pozitif ayrımcılık da olacak şekilde Gümüşhane'mizin projelerine daha bir dikkatli bakacağız, Gümüşhane'de yerel potansiyeli nasıl harekete geçirebiliriz, bunu daha dikkatli bir şekilde gündemimize alacağız." Varank, Gümüşhaneli iş insanlarından kentin gelişmesine katkı sunmalarını isteyerek, "Sayın Aydın Doğan'ın son zamanda medyayı sattıktan sonra nakit anlamında elinde büyük bir sermaye olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla bu şehrin ihtiyaçlarına dönük hem de ileride kendisine rahmet olacak şekilde bu şehre katkı sağlayabilirse tabii ki faydalı olur. Ben şehrimiz için önemli projeleri kendisine ulaştıracağım, oradan da iş adamımızın desteğini almış oluruz." diye konuştu. Bakan Varank, KOSGEB konusundaki değerlendirme süreçlerine ilişkin ilgililerle konuşacağını, o süreleri kısaltmak için elinden gelen gayreti göstereceğini vurguladı. "Bu işin püf noktası, birlik ve beraberlik" Hiçbir terör örgütüne göz açtırmadıklarını vurgulayan Varank, şunları kaydetti: "Sınırlarımızda peydahlanmak istenilen terör devletine de müsaade etmeyeceğimizi tüm dünyaya gösterdik, bu yönde özellikle adımlarımızı attık, operasyonlarımızı sürdürüyoruz. Tabii bu işin püf noktası, birlik ve beraberlik. Devletle millet bir ve beraber oldukça, Allah'ın izniyle hiç kimse bu ülkenin tek bir karış toprağına göz dikemez. Zaten güvenlik güçlerimiz, Allah nazarlardan saklasın, hem içeride hem dışarıda oldukça başarılı operasyonlarını yürütüyorlar. Zeytin Dalı, Fırat Kalkanı, Barış Pınarı, Pençe, Kıran, hangi operasyon gerekiyorsa o operasyonu hayata geçiriyorlar. Biz de siyasiler olarak, terörün üzerine en sert şekilde gidiyor, bu konuda en ufak bir zaaf göstermiyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde nasıl ki bu ülkenin başına bela olan yüzlerce dertten kurtulduysak inşallah bu terör belasından da ebediyen kurtulacağız." Varank, terörle mücadele etmenin hem çok boyutlu hem de oldukça meşakkatli bir süreç olduğuna işaret ederek, "Çünkü terörle mücadele ettiğinizde kutsalı olmayan, ilke tanımayan, insan bile diyemeyeceğimiz kişileri karşınıza alıyorsunuz. Bazıları bir dinin, bazıları bir etnik kökenin maskesine bürünse de terörle mücadele ettiğinizde inançsızları, vatansızları karşınıza alıyorsunuz ve en önemlisi terörle mücadele ettiğinizde aslında cehaletin ta kendisiyle mücadele ediyorsunuz." dedi. "Terörün panzehri eğitim diyoruz" Terör örgütlerinin ekseriyetinin hedefinde çocuklar, gençler olduğuna dikkati çeken Varank, "Çünkü tarihinin farkında olan, nereden geldiğini bilen, okuyan, araştıran, kendini geliştiren hiçbir genci terör örgütü esir alamaz. İşte bu yüzden terörün panzehri eğitim diyoruz." ifadesini kullandı. Bakan Varank, tüm anne babalara, ağabeylere, hocalara, öğretmenlere ve siyasilere büyük işler düştüğünü vurgulayarak, konuşmasını şöyle tamamladı: "Ancak ve ancak vatanını seven, adil ve cesur gençler yetiştirerek terörü yenebiliriz, tamamen kökünü kazıyabiliriz. İşte bunun en güzel örneği tek başına bir ordu olan şehit öğretmenimiz Necmettin Yılmaz. Urfa'da öğretmenlik yapan Necmettin kardeşimiz bayramda ailesini ziyaret etmek için memleketine giderken teröristler tarafından alçakça şehit edildi ama arkasında gözyaşlarını değil, 'Vatan sağ olsun' diyen bir ana babayı, 82 milyonun duasını, 'Büyüyünce ben de Necmettin öğretmen gibi olacağım' diyen onlarca genci bıraktı. İşte terörle mücadele etmek demek, Necmettinler yetiştirmek demektir. Rabbim Necmettin öğretmenimize ve tüm şehitlerimize rahmet eylesin." Açılış konuşmalarının ardından basına kapalı devam eden toplantıya, Vali Kamuran Taşbilek, AK Parti Gümüşhane Milletvekili Cihan Pektaş, Gümüşhane Belediye Başkanı Ercan Çimen, Gümüşhane Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Halil İbrahim Zeybek, İl Genel Meclisi Başkanı Mehmet Emin Erdoğdu, Gümüşhane Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İsmail Akçay, AK Parti Gümüşhane İl Başkanı Celalettin Köse, AK Parti Bayburt İl Başkanı Hacı Ali Polat, diğer ilgililer ve iş insanları katıldı. Kaynak: https://www.azonceoldu.com/gundem/2023-yilini-cok-saglam-sanayi-ve-teknoloji-altyapisiyla-karsilayacagiz-66306
Devamını Oku
Standard Post with Image

Bakan Dönmez: 2030'da Türkiye'de 1 milyonun üzerinde elektrikli otomobil olacağını öngörüyoruz

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dönmez, "Yerli elektrikli otomobillerle birlikte 2030'da Türkiye'de 1 milyonun üzerinde elektrikli otomobil olacağını öngörüyoruz." dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, AA Editör Masası'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sözlerine, Mısır polisinin AA Kahire ofisine yaptığı baskını kınayarak başlayan Dönmez, "Yaşanan bu olayı şiddetle kınıyoruz. Antidemokratik rejimlerin olduğu ülkelerde basın özgürlüğünün olmadığını bir kez daha görmüş olduk. Geçmiş olsun diliyor ve inşallah en kısa sürede gözaltındaki AA çalışanlarının özgürlüklerine kavuşmalarını temenni ediyorum." ifadelerini kullandı. Geçen yıl enerjide hedeflerin yakalandığını dile getiren Dönmez, elektrikte 3 bin 600 megavatlık kurulu güç ilave edildiğini söyledi. Dönmez, 2000'li yılların başında 30 bin megavat olan kurulu gücün 2019'da 91 bin 300 megavata ulaştığına dikkati çekerek, "Üretim ve tüketim miktarımız da arttı. Yerli ve yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretim oranını yüzde 62'ye taşıdık. Elektrik Üretim AŞ'nin portföyüne kattığı 7 mobil santral söz konusu. Burada 2 tırla her bir santrali, Anadolu'nun herhangi bir yerine 24 saatte kurabilecek imkana sahip olduk. Enerji naklinde kesintiler, kopmalar olması durumunda afetin olduğu bölgede vatandaşlarımızı daha fazla elektriksiz bırakmamak için böyle bir tedbire başvurduk." diye konuştu. "Avrupa'ya gaz göndermeye hazırız" Geçen yıl güneş santrallerine yönelik çatı cephe uygulamarında da yeni bir kurgu yapıldığını anlatan Dönmez, bundan sonra vatandaşların ev ve iş yerlerinde çatı ve cephelerini değerlendirebileceğini ifade etti. Dönmez, Doğu Akdeniz'de 2 sismik ve 2 sondaj gemisiyle faaliyetlerin sürdürüldüğünü anımsatarak, şöyle devam etti: "Geçen yıl deniz üstü 4 sondajımızı tamamlamış olduk. TANAP gibi son yılların mega projelerinden birinin açılışını yaptık. 2018'de Eskişehir'e kadar olan etabı açmıştık. Geçen yıl 30 Kasım'da da Edirne'ye kadar taşımış olduk. Bundan sonra gaz göndermeye hazırız, yeter ki Avrupalı komşularımız kendi bölgelerindeki doğal gaz boru hattını tamamlasınlar. 2020 sonlarına doğru orada da gaz akışı başlayabilir diye düşünüyoruz." Bakan Dönmez, doğal gaz depolamaya yönelik adımların da atılmaya devam edildiğini belirterek şöyle dedi: "Geçen yıl itibarıyla sisteme günlük gönderilebilecek doğal gaz miktarı 318 milyon metreküpe çıktı. Günde en fazla 250-260 milyon metreküp gaz tüketiyoruz. Bunun üstünde bir girişle altyapı güçlenmiş oldu. Doğal gazda artık arz güvenliği sorunu kalmamıştır. Bir taraftan da yeni ilçelere ve yerlere gaz götürüyoruz. 2019'da 550 ilçeye ulaştık. Ülke nüfusunun 60 milyonluk kısmı gaza erişebilir hale geldi. 52 milyonluk kısmı da fiilen gaz kullanıyor. Plan, program dahilinde tüm ilçelerimize gaz götürmeyi planlıyoruz. Nüfusu görece yüksek olandan başlayarak iletim hatlarımıza yakınlığını, tüketim potansiyelini dikkate alarak öncelik sıralamasıyla doğal gaz konforundan tüm vatandaşlarımızın yararlanması için gereken hazırlıkları yapıyoruz."  Petrol üretiminde son 20 yılın rekorunun kırıldığına işaret eden Dönmez, üretimin günlük ortalama 50 bin varile yükseldiğini bildirdi. Dönmez, Ceyhan'da 1 milyar doları aşkın polipropilen yatırımı olacağını vurgulayarak, ikinci ürünlerdeki ithalatın azaltılmasının da hedeflendiğini söyledi. Maden sektörü ve altın Geçen yıl madende 1 milyon metre arama amaçlı sondaj yapıldığına dikkati çeken Dönmez, madende üretimin olduğunu ancak bazı madenlerin ithal edildiğini anlattı. Dönmez, maden ve ham madde ithalatının yaklaşık 27 milyar doları bulduğunu, sektörde net dış ticaret açığının ise 20 milyar dolar olduğunu söyledi. Bakan Dönmez, geçen yıl 38 ton altın üretimiyle rekor elde edildiğini belirterek şunları kaydetti: "Son 20 yılda hızlı trendle burayı yakaladık. Buna rağmen her yıl yurt dışından ortalama 130-160 ton arasında ithalat yapıyoruz. Üretimimizi inşallah artıracağız. Yurt dışından bazı ülkelerde altın madeni işletme ruhsatı aldık. Sudan'da 2 ruhsatımız var. Özbekistan'da 3 saha aldık. Özbekistan ve Sudan'da yıllık altın üretimi 90-100 ton. Yani bizden fazlalar. O ülkenin milli mevzuatına uymak şartıyla bu sahaları aldık. Biz bu işi artık biliyoruz, bu kabiliyette firmalarımız var. Bu açığımızı süratle kapatmak arzusundayız. Üretimimiz 1,9 milyar dolar, üretmeseydik bu kadar altını kullanacaksak ithal edecektik, bu da cari açık demek." Dönmez, bor karbür üretim tesisinin temelinin de geçen yıl atıldığını anımsatarak, "Burayı 1,5-2 yıl içinde hizmete alacağız. Bu da özellikle savunma sanayimiz açısından son derece önemli. Zırh yapımında top, tank gibi askeri araçların zırhlanmasında kullanılan bu ürünü ithal ediyorduk. Borun ham maddesi bizde ama işleyip kullanamadığımız için ithal ediyorduk. Uç ürünlere dönüştürecek bir tesisin de temelini atmış olduk." dedi. "2030'da Türkiye'de 1 milyonun üzerinde elektrikli otomobil olacağını öngörüyoruz" Bugüne kadar klasik içten yanmalı motorların enerji ihtiyacının petrolden karşılandığını ama artık elektrikli otomobillerin yaygınlaştığını söyleyen Dönmez, Türkiye'nin de yerli elektrikli otomobilinin 2022-2023'te yollarda olmaya başlayacağını ifade etti.  Dönmez, hem elektrikli araç kullanımı hem de elektrikli şarj istasyonlarına ilişkin planlamaların yapıldığını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yapılan planlamalarda Türkiye'de 2030 yıllarında 1 milyonun üzerinde elektrikli otomobil olacağını öngörüyoruz. Buna göre de şebekede hazırlıklarını planladık. Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) yönetimi bize planlarını aktardı ve bizim arkadaşlarla birlikte çalışıyorlar. Burada yavaş şarj dediğimiz istasyonlarda şebekeye çok büyük bir etki olmasını beklemiyoruz ama hızlı şarj istasyonlarının lokasyonu asıl konu. Bu istasyonlarla arabanının hızı ve kapasitesine göre 15-20 dakikada hızlı şarj etme imkanı olacak. Burada da şebekeyi saatlik olarak 50-100 kilovat yüklemeniz gerekiyor. Bu kapasiteler üretim tarafında arz güvenliği için problem değil. Problem, şarj istasyonu kurulmak istenen noktadaki şebekenin altyapısında olabilir ki bu da bir planlama gerektiriyor. İnşallah bizim hedefimiz bu tarihe kadar 1 milyon adet şarjı yavaş, orta ve hızlı olmak üzere dağıtım şebekesine etkilerini değerlendirdikten sonra bir planlamayla yapmayı arzu ediyoruz. TOGG sadece büyük şehirlerden değil Anadolu ve kırsaldan da fazla talep aldığı için, şarj istasyonlarının en ücra beldelere kadar olmasında fayda var. Bu anlamda yaygınlık, bu araçların kullanımını da kolaylaştıracak. Evde şarj olabilir ama uzun süreli olacağı için pek cazip olmaz."  Akaryakıt istasyonlarının da elektrikli şarj istasyonu kurmak için hazır olduğunu dile getiren Dönmez, "Biz istasyonlara bunlar için izin verdik. Hatta bazı ilçelerde akaryakıt istasyonlarının şarj istasyonu bulundurmasını belki de zorunlu tutacağız. Serbest girişimci gelip, 'şarj istasyonu kuracağım' demediyse o bölgede, biz de akaryakıt istasyonlarına bunu kamu hizmeti olarak görmelerini söyleyeceğiz ama bu hizmetin tabii bir karşılığı olacak. Bir kar merkezi olarak da değerlendirilebilir. Bunun dışında alışveriş merkezlerinde, dinlenme tesislerinde araçlar şarj edilebilecek." diye konuştu.  Dönmez, şarj istasyonlarının bir standardı olması gerektiğine de işaret ederek, şarj istasyonlarına araç plakalarının tanımlı olabileceğini ve Türkiye'nin herhangi bir yerinde bu hizmet alındığında faturanın düzenli olarak plakaya bağlı bir hesaba gönderileceği sistemlerin hayata geçirilebileceğini anlattı.  Çatılar için 2 binin üzerinde başvuru  Türkiye'nin yenilenebilir enerjideki adımlarının da devam ettiğini vurgulayan Dönmez, mini güneş Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) projesi için yaklaşık 40 ilde kapasiteleri 10 ila 50 megavat arasında değişen ihaleler açılacağını anımsattı.  Dönmez, mini güneş YEKA için bir kanun değişikliği planlandığını ve konunun Meclis'te görüşülmesinin ardından şubatta ihale ilanlarının açıklanabileceğini, nisan-mayıs aylarında da bu ihalelerin gerçekleştirilebileceğini ifade etti.  Güneş enerjisi çatı uygulamalarında ise 4-5 bin megavat seviyesinde güneş enerjisi potansiyeli bulunduğunu dile getiren Dönmez, "Çatı güneş uygulamaları için yaklaşık 900 sanayi tesisinden kapasitesi 800 megavatı bulan başvuru aldık. Konutlarda ise çatı uygulamaları için 10 kilovat sınırı var. Konutlardan da kapasitesi 10 megavatı bulan 1200-1300 civarında başvuru aldık. Artık bu uygulamalarda aylık mahsuplaşma var. İhtiyacınız olmadığında elektriği biz satın almış oluyoruz. Bu süreci son derece pratik çalışır bir hale getirdik." diye konuştu. "YEKDEM devam edecek" Dönmez, 2020'nin sonuna kadar işletmeye girecek tüm yenilenebilir enerji tesislerinin Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması'ndan (YEKDEM) yararlanacağını hatırlattı.  YEKDEM'in 2021'den sonra nasıl devam edeceğine ilişkin çalışmaların sürdüğünü belirten Dönmez, şunları kaydetti: "Burada 10 yıllık bir alım garantisi veriyoruz. Hem yatırımcının hakkını koruyacak hem de sisteme ilave maliyet getirmeyecek bir model üzerinde çalışıyoruz. Hazırlıklarımız büyük oranda tamamlandı. Meclis grubumuzla paylaşacağız. Onların da bizden böyle bir beklentisi var. Cumhurbaşkanlığı koordinasyonunda ilgili kamu kurumlarının görüşleri alınacak. Meclis'te de en kısa sürede yasalaşmak suretiyle 2020’den sonra nasıl olacağını hep birlikte göreceğiz. YEKDEM yine devam edecek ama aynı şartlarda olmayacak çünkü teknoloji gelişti, verimlilik arttı ve maliyetler düştü. Dolayısıyla eski fiyatlarla ilerlemenin bir anlamı yok. Eski fiyatlar sembolik de kalıyor çünkü bir yere birden fazla başvuru olduğunda ihale yapıyoruz ve fiyatlar kilovatsaat başına 5 dolar/cent ve altına iniyor. Yani yatırımcı fiyatı kendisi belirlemiş oluyor. Piyasada bir tavan fiyat vardı, biz şimdi kaynak bazında bu fiyatı güncellemiş olacağız. Yine YEKDEM'e 2020’den sonra da devam edeceğiz. Belki burada yerli aksamın kullanılması, yerli ürünlerin kullanılmasının desteklenmesi kalabilir gibi görünüyor. Bunların hepsini değerlendiriyoruz."  Dönmez, Türkiye'nin yenilenebilir enerjide önemli bir teknoloji üssü haline geldiğine dikkati çekerek, YEKA’larla birlikte daha önce yurt dışından ithal edilen birçok ürünün en az yüzde 50’sinin Türkiye’de üretilme imkanı olduğunu ve bu ürünlerin ihraç edilebildiğini sözlerine ekledi.  "Doğu Akdeniz'deki denklem bozuldu" Deniz yetki alanlarına ilişkin, uluslararası deniz hukukunda iki türlü işlem yapılabildiğini dile getiren Dönmez, kıyıdaş ülkelerle bir araya gelip mutabakat yapılarak denizdeki yetki alanlarını sınırlandırmanın mümkün olduğunu söyledi. Dönmez, böyle bir anlaşma olmadığı zaman ülkelerin kendi kıta sahanlığını ilan edebildiğine dikkati çekerek şöyle konuştu: "Her iki işlem de BM'de sonlanıyor. Oraya gidip başvuruyorsunuz. Daha önce Doğu Akdeniz'de kıta sahanlığımızı ilan ettiğimiz ve geçmiş yıllarda BM'ye gönderdiğimiz bölgelerimiz vardı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni (KKTC) de sayarsak bu iki oluyor. KKTC ile adanın kuzeyindeki bölgelere ilişkin böyle bir mutabakatımız var. Libya ile bu ikinci anlaşmayla özellikle Doğu Akdeniz'de petrol ve doğal gaz kaynaklarının paylaşımı konusunda oynanan denklemi bozmuş olduk. Hem bizi hem Libya'yı bir anlamda oyunun dışında tutmaya çalışıyorlardı. Biz, 'Hayır burada haklarımız var sonuna kadar gözeteceğiz. Bu oyunda biz de varız.' dedik." Türkiye'nin ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin ruhsat kestiği alanlar olduğuna dikkati çeken Dönmez, bazı alanlarda çakışmalar olduğunu ancak Türkiye'nin kendi ruhsat kestiği alanlarda bugüne kadar arama ve sondaj faaliyetlerini kesintisiz yaptığını anlattı. Dönmez, Rum yönetiminin ruhsat verdiği ve keşifle sonuçlanan birkaç alanı olduğunu belirterek, "Onlar Rum yönetiminin 2003'lerde 2005'lerde Mısır ile yaptığı deniz yetki alanı paylaşımından kaynaklı, bizim ruhsat sahalarımızın güneyinde yer alan sahalardı. Orada fiilen bizim sahalarımızda arama yapmıyorlar şu anda ama hak iddia ediyorlar. KKTC adanın asli unsurlarından. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, adanın doğal kaynaklarını KKTC'deki soydaşlarımızla hakça, adilane şekilde paylaşmalı." dedi.  Libya'da süratle ruhsatlandırma yapılacak Libya ile imzalanan anlaşmaya ilişkin BM'de bir tescil ilan süreci olduğunu vurgulayan Dönmez, "O tamamlanır tamamlanmaz biz de bu bölgedeki sahaları süratle ruhsatlandıracağız. Bizde de petrol kanunundan gelen prosedür var. O kapsamda uluslararası aktörler ve bu alanda faaliyet gösterenler eğer Türkiye ile Türkiye Petrolleri ile iş birliği yapmak isterse bunlar da oturulur konuşulur. Sayın Cumhurbaşkanımızın altını çizdiği bir husus var. Biz Doğu Akdeniz'de Rum yönetimi hariç, ki onun muhatabı KKTC'dir, diğer tüm ülkelerle diyalog kurarız. Hakkaniyete uygun şekilde bu paylaşımı yaparız." diye konuştu. Bakan Dönmez, Doğu Akdeniz'de kıyı uzunluğu en büyük ülkenin Türkiye olduğuna dikkati çekerek, bazı adaları ortaya koymak suretiyle bunu daraltmanın bir anlamı olmadığını söyledi. Karadaki petrol ve doğal gaz aramalarında geçen yıl geleneksel kazılara ek olarak hidrolik çatlatma yönteminin uygulanmaya başladığına değinen Dönmez, "İlk neticeyi Diyarbakır'da aldık. Bu yıl da devam etmeyi planlıyoruz. Kayaçların arasına sıkışmış olan petrolü daha rahat sağabiliyoruz. Geçtiğimiz yıl çatlatma yöntemiyle ürün almaya başladık. Klasik yöntemlere nazaran 3 ile 5 kat daha fazla ürün alma imkanımız var." ifadelerini kullandı. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/bakan-donmez-2030da-turkiyede-1-milyonun-uzerinde-elektrikli-otomobil-olacagini-ongoruyoruz/1704125
Devamını Oku
Standard Post with Image

Sanayide yerlileşme hamlesine yoğun ilgi

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, "Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı'nın makine sektöründeki pilot çağrısına yoğun başvuru aldık. Ön değerlendirme sürecini geçen 153 proje başvurusu bulunuyor." dedi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, AA muhabirine, Milli Teknoloji Hamlesi vizyonuyla, katma değeri yüksek ürünlerin yerlileşmesi için geçen yıl başlatılan Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı'na ilişkin değerlendirmede bulundu.  Sanayi üretiminde ve ihracatta katma değerin artırılmasının temel öncelikleri olduğunu vurgulayan Varank, bunun için hem ileri teknolojili ürünlere yönelik Ar-Ge faaliyetlerinin hem de bu ürünlere ilişkin yatırımların artırılmasını hedeflediklerini söyledi. Nihai fizibilite için son tarih 19 Ocak Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı'nın bu yönde atılan bir adım olduğunu anımsatan Varank, "Programla odak sektörlerde yüksek dış ticaret açığı verdiğimiz ürünlerin yerlileştirilmesini hedefliyoruz. Bu amaçla Ar-Ge ve yatırım desteklerini Tek Pencere Sistemi ve uçtan uca bir yaklaşımla yönetiyoruz." diye konuştu. Varank, program kapsamında ilk çağrıya makine sektöründe çıktıklarını ve ön başvuru sürecinin tamamlandığını dile getirerek, şunları kaydetti: "Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı'nın pilot çağrısına yoğun başvuru aldık. Ön değerlendirme sürecini geçen 153 proje başvurusu bulunuyor. Bu projelerin toplam bütçesi 5,3 milyar lira büyüklüğünde. Projelerin büyük kısmı Ar-Ge'ye dayalı nitelikli makine ve tezgah geliştirmeyi içeriyor. Bu aşamada, yatırım başvurularının, programın temel kriterlerini sağlayıp sağlamadığını değerlendiriyoruz. Temel kriterleri sağlayan firmalar, detaylı fizibilitelerini hazırlamaya ve Ar-Ge süreci dahil nihai destek başvurularını yapmaya devam ediyor. Bu projelerin nihai fizibilitelerini sunmaları için son tarih 19 Ocak." Yılın ilk yarısında yeni çağrıya çıkılacak Bundan sonraki süreçte detaylı bir değerlendirmenin olacağını anlatan Varank, katma değeri yüksek projeleri tespit etmek için bağımsız danışmanlık raporu, TÜBİTAK teknik değerlendirmesi ve bakanlık incelemesi gibi adımları içeren bütüncül bir değerlendirme sürecinin olacağını bildirdi. Varank, bu sürecin tamamlanmasının ardından nisan sonunda sonuçları paylaşmayı planladıklarını ifade etti. Makine sektörüne yönelik çağrının bir pilot uygulama olduğunu hatırlatan Varank, "Yeni çağrılarımıza yılın ilk yarısından itibaren çıkmayı planlıyoruz. Program kapsamında diğer odak sektörlerimiz olan kimya, ilaç, tıbbi cihaz, elektrikli teçhizat, otomotiv, elektronik, raylı sistem araçları gibi alanlarda da çağrılara çıkarak programı genişleteceğiz." dedi. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/sanayide-yerlilesme-hamlesine-yogun-ilgi/1704324
Devamını Oku
Standard Post with Image

TUSAŞ atıklarının yüzde 99'unu dönüştürdü

TUSAŞ'ta oluşturulan ekosistem sayesinde atıklar ayrıştırılıp geri dönüşüme gönderiliyor. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ), atıklarının yüzde 99'unu dönüştürdü. Şirketten yapılan açıklamaya göre, TUSAŞ'ta israfın önlenmesi, kaynakların etkin kullanılması, atık oluşumunun engellenmesi, atıkların kaynağında ayrı toplanması ve geri dönüştürülmesi gibi konularda örnek uygulamalar gerçekleştiriliyor. Şirketin Kahramankazan merkez yerleşkesi başta olmak üzere, yurt içi ve yurt dışı tüm ofislerinde oluşturulan ekosistem sayesinde atıklar ayrıştırılıp geri dönüşüme gönderiliyor. Bu kapsamda 2019'da 2 bin 847 ton metal, 611 ton kağıt, 44 ton plastik ve 6 ton cam atığın yerinde ayrıştırılması ve dönüşüme gönderilmesiyle 10 bin 386 ağacın kesilmesi ve 380 bin 607 kilogram karbondioksite (CO2) eşdeğer sera gazının salınımı önlendi, 4,6 milyon kilovatsaat enerji tasarrufu sağlandı. TUSAŞ, ayrıca, 10 bin çalışanı adına 10 bin fidan ile Ankara'nın Kahramankazan ilçesi Kıranardı mevkisinde TUSAŞ Hatıra Ormanı Projesi oluşturdu. Öte yandan ahşap ve metal hurdalar da şirketin diğer projelerinde değerlendiriliyor. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/bilim-teknoloji/tusas-atiklarinin-yuzde-99unu-donusturdu/1709061
Devamını Oku