Arama HABERLERi

Standard Post with Image

Gürcistan’da Tekstil

Gürcistan Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Dimitri Kumsişvili, “Gürcistan’ın ticaret ortakları arasında Türkiye birinci sıradadır. Gürcistan Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Dimitri Kumsişvili, “Gürcistan’ın ticaret ortakları arasında Türkiye birinci sıradadır. Türkiye Gürcistan’a en çok yatırım yapan ülkeler arasında da başı çekiyor” dedi. Kumsişvili, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından düzenlenen “Gürcistan’da Tekstil Alanında Yatırım Fırsatları” toplantısında Türkiye ve Gürcistan arasındaki ticaretin artırılması gerektiğini söyledi. Gürcistan’ın Avrupa Birliği (AB) ile 2014’te yaptığı Serbest Ticaret Anlaşmasını (STA) hatırlatan Kumsişvili, anlaşmanın Gürcü vatandaşlar için önemli getiri sağlayacağını söyledi. Söz konusu anlaşmanın Türk yatırımcılar için de faydalı olacağına dikkati çeken Kumsişvili, Gürcistan’da üretilen ürünlerin Avrupa pazarına vergisiz girebildiğini kaydetti. Gürcistan’da üretim yapılması halinde Gürcistan’ın küresel ticarette önemli anlaşmalar tesis ettiğini anlatan Kumsişvili, AB ile müzakerelerin devam ettiğini belirterek, “Serbest Ticaret Kurumu ile AB nezdinde son aşamalara gelmiş bulunmaktayız. Dün de Çin ile STA için görüşmelere başladık. Müzakerelerin 1 yıl içerisinde tamamlanmasını öngörüyoruz” değerlendirmesini yaptı. Gürcistan ekonomisinin 2014’te yüzde 4,6, 2015’te de yüzde 2,8 büyüdüğünü anımsatan Kumsişvili, IMF tahminlerine göre ülke milli gelirinin 2016 yılında yüzde 3, 2017’de de yüzde 5 büyümesini beklediklerini kaydetti. Gürcistan’a yabancı yatırımların son dönemde hız kazandığını belirten Kumsişvili, “Yabancı yatırım 2014 yılında önceki yıla göre yüzde 87 artarak 1,75 milyar dolara ulaştı. Son 7 yıl içerisinde doğrudan yabancı yatırımda çok büyük bir artış oldu. 2015’te ilk çeyrek itibarıyla 1 milyar doları aşan yatırım gerçekleşti.” ifadelerini kullandı.   “2015’te Türkiye ile Gürcistan arasındaki dış ticaret 1,5 milyar dolara yaklaştı” Türkiye’nin Gürcistan’ın en büyük dış ticaret ortağı olduğunu belirten Kumsişvili, ticaretin tekstil sektöründe sağlanacak yeni iş birlikleriyle daha iyi seviyelere gelebileceğini söyledi. Kumsişvili iki ülke ekonomik ilişkilerine ilişkin şu bilgileri verdi: “Gürcistan’ın ticaret ortakları arasında Türkiye birinci sırada. Zaten Türkiye, Gürcistan’a en çok yatırım yapan ülkeler arasında başı çekiyor. Gürcistan ve Türkiye arasında 2007’de imzalanan STA var. 2015’te Türkiye ile toplam dış ticaret 1,5 milyar dolara yaklaştı.Türkiye’den ülkemize 2015 yılının ilk üç ayında 110 milyon dolardan fazla yatırım yapıldı.Bu, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 60 büyümedir. Türkiye ile karşılıklı ekonomik ilişkilerimiz giderek artıyor. Türkiye’den birçok firmanın başarısını görmek bizi memnun ediyor. Farklı sektörlerde fevkalade başarılı oldunuz, yönetimimiz bunları çok hoş karşılıyor. Gürcistan’da sizleri daha çok görmek istiyoruz, ticarette, tekstilde, turizm, otelcilik ve haberleşme alanında… Türkiye’deki yatırımcılarımız için en cazip sektörler bunlardır.”   “Toplam turist sayısında Türkler 3. sırada” Türkiye’nin Gürcistan’la yakın ilişkilerini memnuniyetle karşıladıklarını aktaran Kumsişvili, Batum ve Tiflis’teki iki büyük havalimanının TAV tarafından işletildiğini hatırlattı. Gürcistan’a geçen yıl 1,3 milyon turist geldiğini anımsatan Kumsişvili, toplam turist sayısı içinde Türk turistlerin 3. sırada yer aldığını söyledi. Gürcistan hükümetinin Türk yatırımcılara sınırsız teminat sağlayacağını anlatan Kumsişvili, iki ülke arasında mütekabiliyet çerçevesinde yeni iş birliklerinin gündeme gelebileceğini söyledi. DEİK/Türkiye-Gürcistan İş Konseyi Başkanı Cemal Yangın ise Gürcistan ve Türkiye’nin ortak geleneklerinden söz ederek Gürcü misafirperverliğinin Türk yatırımcılar için çekicilik sağladığını söyledi. Gürcistan Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi Bakanı Dimitri Kumsişvili’nin yaşanabilecek bürokratik sorunların kısa sürede çözebileceğine yönelik açıklamalarını hatırlatan Yangın, yatırımcıları Gürcistan’a davet etti. “Dış Ticaret Dengesi 2015’te Türkiye lehine 886 milyon dolar” DEİK’in toplantıda paylaştığı verilere göre, hazır giyim ve konfeksiyon sektöründe eski Doğu Bloku ülkelerine göre Türkiye’nin Gürcistan’a ihracatı dördüncü sırada yer alıyor. Gürcistan, özellikle iç giyim sektöründe Türkiye’nin en fazla hazır giyim ve konfeksiyon ithalatı yaptığı ilk 20 ülke arasında yer alıyor. Türkiye’nin Gürcistan’dan tekstil ithalatı 2015 yılında 1,9 milyon dolar, hazır giyim ithalatı ise 60 milyon dolar seviyesinde. Türkiye ve Gürcistan arasında toplam dış ticaret hacmi 2015’te 1,332 milyar dolar olurken, Türkiye’den Gürcistan’a yapılan ihracat 1,109 milyar dolar. Türkiye’nin Gürcistan’dan yaptığı ithalat 2015’te 223 milyon dolar seviyesinde. Dış Ticaret Dengesi 2015’te Türkiye lehine 886 milyon dolar olarak gerçekleşti. Kaynak: http://www.haberler.com/tekstil-sektoru/
Devamını Oku
Standard Post with Image

‘Vizesiz Avrupa’ ekonominin önünü açacak

Türkiye-AB Zirvesi’nde gündeme gelen Türk vatandaşları için “Vizesiz Avrupa” konusu ekonomi çevrelerince pozitif karşılandı.   Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye uyguladığı vize uygulamasının haziran ayında kalkacağının açıklanması iş dünyası tarafından olumlu karşılandı. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Ömer Cihad Vardan, Brüksel’de yapılan Türkiye-AB Zirvesi’nde Türk tarafının öneriler paketinde yer alan “En geç haziran sonunda Türk vatandaşlarının Schengen bölgesine vizesiz seyahat edebilmeleri” talebini değerlendirdi. ‘Önemli bir engel kalkar’ Vardan, Türk vatandaşlarının Schengen vize başvurusu için milyonlarca euro para harcadığına dikkati çekerek, “Vizelerin kaldırılması AB ile ticaretimizdeki önemli bir engelin kalkması anlamına gelmektedir” dedi. Vize uygulamasının Avrupa’ya olan ticareti olumsuz etkilediğini savunan Vardan, şu ifadeleri kullandı: “Vatandaşlarımız 2014 yılında AB ülkelerine yaptığı 813 bin 339 kısa süreli Schengen vize başvurusuna, 50 milyon euroya yakın para harcamışlar. Bunların yanında bir de gizli maliyetler var. Banka komisyonları, aracı kurum hizmet bedelleri, seyahat sağlık sigortası bedelleri de eklendiği zaman fatura iyice kabarıyor. Özellikle Türk iş dünyası için maliyet tek olumsuzluk değil. Schengen vize uygulamaları, en büyük ticaret ortağımız AB ile aramızda önemli bir dengesizlik oluşturuyor. İş insanlarımız AB’ye üye ülkelere ürün satmaya, almaya, ürünlerini pazarlamaya, anlaşma imzalamaya veya yatırım yapmaya kısacası iş yapmaya giderken vize engeli ile karşılaşıyorlar. Bu engeli de sadece kendileri değil çalışanları ve personeli de yaşıyor. Bu durumda Türk özel sektörü rekabet avantajını maalesef en başta kaybediyor. Türk vatandaşlarına yönelik vize uygulamalarının kaldırılması, AB ile ticaretimizdeki önemli bir engelin kalkması anlamına gelmektedir.” ‘İkişkilere olumlu katkı sağlayacak’ Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi de mevcut vize uygulamasından en çok ihracatçıların etkilendiğine dikkati çekerek, “Vizesiz Avrupa” sürecinin hızlandırılmasını olumlu karşıladıklarını bildirdi. Büyükekşi, “Vize serbestisinde bu aşamaya gelinmesinde büyük emek ve destekleri olan Sayın cumhubaşınımız ve başbakanımız başta olmak üzere hükümetimize gösterdikleri yoğun çaba ve kararlı tutum için şükranlarımızı sunuyoruz. TİM olarak, vize uygulamasının kaldırılmasının, halkımızın AB’ye duyduğu güven kaybı nedeniyle üyelik sürecine giderek azalan desteğini yeniden artıracak ve Türkiye-AB ilişkilerinin olumlu yönde gelişmesine katkı sağlayacak önemli bir kilometre taşı olacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı. Malların serbest dolaşımda olduğunu ancak kişilerin vizesiz Avrupa’ya gidemediğini hatırlatan Büyükekşi, “2015 yılında AB pazarından aldığımız payı yüzde 1,21’e çıkararak rekor kıran ihracatçılarımız, vize serbestisinin sağlayacağı avantajlarla hedeflerine çok daha sağlam ilerleyebileceklerdir” değerlendirmesinde bulundu. 300 milyar euro ekonomiye dönecek Vizesiz Avrupa Projesi ve Türkiye’yi Tanıtım Platformunun Kurucu Başkanı Mehmet Okumuş ise vizelerin kalkmasıyla Türk vatandaşlarına yaklaşık 35 yıldır uygulanan “haksız-hukuksuz” seyahat engeline son verilmiş olunacağını belirtti. Okumuş, “Bu hem Türkiye hem de AB ekonomilerine çok büyük katkı sağlayacak. Vize engelinden dolayı yaklaşık 300 milyar euroluk ekonomik kaybın AB ve Türkiye ekonomilerine dönüşümü sağlanacaktır. Türk ekonomisinin rekabet gücü artacaktır. İş adamlarımız daha kolay seyahat edebilecek, fuarlara katılabilecek, iş anlaşmalarını daha kolay yapabileceklerdir. Kararın Türk turizm sektörüne de çok önemli katkıları olacaktır” ifadelerini kullandı. Kaynak: www.dunya.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

STK'lardan Darbe Girişimine karşı Ortak Bildiri

STK'lardan Darbe Girişimine karşı Ortak Bildiri Sektörün Önde gelen STK'ları, 15 Temmuz darbe girişimine karşı "Karanlıktan Aydınlığa: 15 Temmuz" bildirisi yayınladı. Sivil toplum örgütlerinin ‘Karanlıktan Aydınlığa 15 Temmuz’ başlıklı ortak bildirisini MÜSİAD Başkanı Nail Olpak okudu. 18 Temmuz 2016 günü yapılan toplantıya ve bildiriye TİM, ASKON, DEİK, Deniz Ticaret Odası, İstanbul Sanayi Odası, İstanbul Ticaret Borsası, İstanbul Ticaret Odası, MÜSİAD, TAMPF, TÜMSİAD ve YASED, LASİAD, OTİAD ve daha bir çok STK katıldı. Demokrasiye ve milli iradeye darbe girişimine karşı ortak basın bildirisi yayınladı. LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca'nın katıldığı toplantıda yayınlanan ortak basın bildirisinin adı "Karanlıktan Aydınlığa 15 Temmuz" Bildiri Şöyle; Ülkemiz, 15 Temmuz Cuma gecesi önce karanlığı; ortaya konan büyük inanç ile de aydınlığı yaşadı. Artık 15 Temmuz, öznesi millet olan demokrasinin kazandığı bir gündür. Bu gün, yalnızca Türkiye'nin değil, dünyanın tarihine geçecek Milli İrade günüdür. Ülkemizin büyük demokrasi yürüyüşüne yönelik 15 Temmuz saldırısında, millet ile iradesi arasındaki köprüye atılan her bomba, sıkılan her kurşun, aslında bunu yapanların karanlık planlarının aydınlığa çıkmasını sağladı. Milletin İradesinden Başka İrade Tanımıyoruz… Ülkemizdeki iş dünyasının temsilcileri olarak, demokrasimizin derinleşmesi ve ekonomimizin güçlenmesinin sivil bir yönetimle mümkün olduğunun bilinci ile demokrasi dışı güçlerin müdahalelerinin en başta ekonomimize büyük zarar vereceğini, tüm birikimlerimizi heba edeceğini biliyoruz. Seçilmiş hükümeti yıkmaya yönelik teşebbüsler demokrasimizi ve ekonomimizi katledecektir. Anti demokratik her türlü girişimin karşısında kararlılıkla duruyoruz. Darbecileri lanetliyor, hükümetimizi destekliyor ve milletimizin iradesinden başka bir irade tanımıyoruz. Milletin İstikrarı En İyi Cevaptır… Bu hain girişimin çökertilmesinin orta ve uzun vadede ülkemiz ekonomisine olumlu yansımalarının olacağı kanaatindeyiz. Çünkü iş dünyası huzur, güven ve istikrar ister. Yaşananlar, tüm bu bileşenleri perçinlemiştir. İstikrarın sadece hükümetle olmayacağını söyleyenlere, siyasi risk olduğunu söyleyenlere, her görüşten milletin istikrarı cevap vermiştir. Güçlü millet iradesi her türlü zorlukla baş edebileceğimizi, ülkemizin uluslararası arenada da siyasi ve ekonomik gücünün kat be kat artacağını ortaya koymuştur.  Çalışmaya ve Üretmeye Devam Edeceğiz… Başbakanımızın dünkü açıklamalarında söylediği gibi ekonomimizin temelleri sağlamdır ve hükümetimiz ile Merkez Bankası ve ilgili kuruluşlar da gereken tedbirleri almıştır. Türkiye, global krizlere karşı ayakta durmayı başaran, G20 üyesi ve AB adayı, serbest piyasa ekonomisini ve çok partili siyasi sistemi içselleştirmiş güçlü bir ülkedir. İlk refleks olarak olumsuz etkiler hissetsek de ülkemizin güçlü imajı, kısa sürede hem iç pazarda hem de dış pazarlarda bu olumsuzlukları bertaraf edecektir. Keza, kamuoyunun da izlediği gibi bütün piyasalar süratle normal seyrine ulaşmıştır. Bundan sonra da bizler daha çok çalışarak ve üreterek ekonomimizi büyütmeye devam edeceğiz. Şimdi “Sağduyu ve Hukuk” Zamanı… Şimdi, paralel terör örgütü darbecilerinin hukukla yüzleşme ve milletin derin hafızasında mahkûm olma zamanıdır. Bu ihanet tezgahını tasarlayan hainlerin hukuk çerçevesinde yargılanarak, en ağır ve caydırıcı cezaları almasını bekliyoruz. Artık darbe kelimesinin literatürden kalkmasını istiyoruz. Meclis'te siyasi partiler arasında takdir edilen bir yaklaşım varken toplumda ayırımcılık yapılması teröristlerin amacına ulaşmasına sebep olur. Sağduyu içerisinde hareket etmeliyiz. Gün Birlik Günü, Milletimize Teşekkürler… Milli İradeyi korurken şehit düşen vatandaşlarımıza ve güvenlik görevlilerimize Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Gün birlik günüdür. Demokrasimize sahip çıkan necip milletimize, halkımıza kararlılığı ile cesaret veren Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan ve Sayın Başbakanımız ile hükümetimize, darbe girişimine destek vermeyen ve karşı mücadele eden Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarımıza, polisimize ve güvenlik güçlerimize, darbeye kalkışanlara bir ağızdan karşı çıkan parti liderleri ile STK'larımızın sağduyulu açıklamalarına ve basınımızın darbe karşıtı tutumuna sonsuz teşekkür ediyoruz. Üretmeye ve demokrasi nöbetine devam edeceğiz… Bizler de iş dünyası olarak, üretmeye ve demokrasi nöbeti tutmaya devam edeceğiz.
Devamını Oku
Standard Post with Image

ŞİÖ mü, yoksa AEB mi?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) yerine Şanghay İşbirliği Örgütü'ne (ŞİÖ) üye olabileceğine dair açıklamasının ardından başlayan ŞİÖ tartışmalarında asıl "AB muadili" kurumun Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) olduğu yorumları öne çıkıyor.  Konuyu yakından izleyenler, "ŞİÖ tam olmasa da, bir ölçüde güvenlik temelli bir anlaşma olarak NATO ile karşılaştırılabilir. Ama eğer AB'nin karşılığı olarak Rusya ile birlikte hareket edilecek bir Avrasya platformu kast ediliyorsa o zaman Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) anlaşılmalı" değerlendirmesini yapıyor. Erdoğan konuyu şu sözlerle gündeme taşımıştı: "Mesela, “Şanghay 5’lisi içerisinde Türkiye niye olmasın?” diyorum. Bunu sayın Putin’e olsun, Nazarbayev’e olsun, şu anda Şanghay 5’lisinin içerisinde olanlara da söyledim. Başlangıçta 5 ülkenin kurduğu Şanghay İşbirliği Örgütü’ne daha sonra Özbekistan, Pakistan, Hindistan gibi ülkeler de dahil oldu. İran da girmek istiyor. Sayın Putin, “Bunu değerlendiriyoruz” gibi bir ifade de kullandı. Temenni ederim ki orada olumlu bir gelişme olması halinde, yani Türkiye’nin Şanghay 5’lisi içerisinde yer alması, bu konuda çok daha rahat hareket etmesini sağlayacaktır diye düşünüyorum.” BBC Türkçe'den Onur Erem, uzman görüşlerine dayanarak konuyu analiz attiği yazıda şu değerlendirmeyi yaptı: "AB'nin ekonomi, politika, güvenlik ve insan hakları konusunda bağlayıcı bir müktesebatı, üye ülkelerden parlamenterlerin temsil ediği ve yasama gücü bulunan bir meclisi, mahkemesi, marşı ve tüm üye ülkelerin bayraklarının yanında kullandığı bir bayrağı bulunurken bunlar ŞİÖ'de mevcut değil. AB'nin üye ülkeleri arasında insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunurken ŞİÖ'de bunlar da yok. AB, diğer ülkelerle de serbest ticaret anlaşması imzalayabilirken ŞİÖ üyeleri kendi aralarında bile serbest ticaret anlaşmasına sahip değil. ŞİÖ'ye kıyasla, AB'ye daha çok benzeyen Asya örgütü ise Avrasya Ekonomik Birliği (AEB). Rusya, Kazakistan, Ermenistan, Belarus ve Kırgızistan'ın üye olduğu AEB'de insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunuyor. 2013 yılında "Türkiye hem NATO üyesi, hem de ABD'nin en yakın müttefiklerinden. ŞİÖ üyelerinin bu şartlarda Türkiye'yi tam üyeliğe kabul etmesi mümkün değil" diyen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in danışmanı Sergey Markov, bu yüzden Türkiye'nin ŞİÖ'ye değil AEB'ye üye olabileceğini söylemişti. Kazakistan lideri Nursultan Nazarbayev de 2014 yılında Türkiye'yi AEB üyeliğine davet etmişti." PUTİN DE DEĞİNMİŞTİ 2014 Aralık sonundan Kremlin Sarayı’nda yapılan Avrasya Ekonomik Yüksek Konseyi Toplantısında  Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Belarus Devlet Başkanı Aleksander Lukaşenko, Kırgızistan Devlet Başkanı Almazbek Atambayev, Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev ve Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan buluşmuştu. Toplantıda konuşan Rusya Devlet Başkanı Putin, "Ulaşılan noktada durmak tabii ki doğru olmaz. Geleceğe yönelik yeni büyük hedeflerimiz var" demişti. Putin devamında,  başka ülkelerin de birliğe ilgi duyduğuna işaret ederek, “Vietnam’la serbest ticaret sözleşmesi projesine hazırlık için final aşamasına gelindi. Türkiye, Hindistan ve İsrail ile de benzer sözleşmeler üzerinde çalışmalar yapılıyor” dedi.  Rusya resmi haber ajansı Sputnik, bu sözleri şöyle yorumlamıştı: "Türkiye önce de Avrasya Ekonomik Birliği ile işbirliği veya üyelik ihtimalini dile getirmişti. Başta Türkiye’nin bu isteği Türkiye’nin AB üyelik sürecini hızlandırmak amacıyla AB’ye baskı yapma çabası olarak algılanmıştı. Ama sonra Ankara daha pragmatik yaklaşım sergilemeye başladı. Türkiye Ukrayna’daki kriz yüzünden uygulanan Rusya karşıtı yaptırımlara katılmayı reddetti, Rusya ile ticari-ekonomik işbirliğini genişleterek karşılıklı ödemelerde ulusal para birimlerini kullanmaya hazır olduğunu açıkladı. 1 Aralık’ta gerçekleşen Rusya Devlet Başkanı Putin’in Türkiye ziyareti sırasında Güney Akım boru hattının rotasının değiştirilip Türkiye üzerinden geçeceği açıklanmıştı. Ayrıca Avrasya Ekonomik Birliği ile işbirliği Türkiye için ticari-ekonomik alanda çok büyük fırsatlar tanıyacak. Türk işadamları faaliyetlerini uluslararası ticaret şartlarına göre yürütebilecekler. Ayrıca Avrasya Birliği’nin üyelerinin Türkiye’den AB ile Avrasya Ekonomik Birliği arasında seçim yapmasını talep etmemeleri önemlidir. İleride iki birliğin mutlaka işbirliğini yapması gerekecek. Bütün bunlar Türkiye’nin Avrasya Ekonomik Birliği ile işbirliği için hazırlanan yol haritasında yansıtılacak." TARİHÇESİ 1994'te ilk kez Kazak lider Nazarayev tarafından dile getirilen "ortak pazar" fikri sonucunda Avrasya Ekonomik Birliği'nin (AEB) hukuki temeli, 29 Mayıs 2014'te Belarus, Kazakistan ve Rusya liderleri tarafından imzalanan bir antlaşma ile atılmıştı. AEB'ye Ermenistan'ı dahil eden antlaşma 9 Ekim 2014'te imzalandı. Birlik resmen 1 Ocak 2015'te kuruldu.  Kırgızistan'ın Avrasya Birliği'ne tam üyeliği de 1 Mayıs 2015 tarihinden itibaren geçerliliğini kazandı. Böylece bu ülkeler gümrüksüz "ortak pazar" uygulamasına geçti. Beş soruda Şanghay İşbirliği Örgütü Onur Erem, BBC Türkçe'ye derledi: 1. Şanghay İşbirliği Örgütü nedir? ŞİÖ, bölgesel bir işbirliği örgütü. Ana işbirliği konusu güvenlik olan ŞİÖ, ilk olarak 1996'da Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan tarafından "Şanghay Beşlisi" adıyla kuruldu. 2001'de Özbekistan'ın da katılmasının ardından adını Şanghay İşbirliği Örgütü olarak değiştirdi. Örgütün uluslararası yapısında düzenli olarak toplanan Devlet Başkanları Konseyi ve Hükümet Başkanları Konseyi'nin yanı sıra sekretarya, Bölgesel Anti-Terör Yapısı, Dışişleri Bakanları Konseyi gibi yapılar yer alıyor. Örgütün sekretaryası Çin'in başkenti Pekin'de, "Bölgesel Terörle Mücadele Kuruluşu" ise Özbekistan'ın başkenti Taşkent'te bulunuyor. Bugün örgütün 6 üyesinin yanı sıra 6 gözlemcisi ve 6 "diyalog ortağı" bulunuyor. Gözlemciler; Afganistan, Belarus, Hindistan, İran, Moğolistan ve Pakistan. 2006 yılında üyelik başvurusu yapan Pakistan ve 2014 yılında üyelik başvurusu yapan Hindistan'ın 2017'de ŞİÖ'ye üye olmaları bekleniyor. Örgütün diyalog ortakları ise Ermenistan, Azerbaycan, Kamboçya, Nepal, Sri Lanka ve Türkiye. ŞİÖ üyesi 6 ülke, dünya nüfusunun yaklaşık çeyreğini oluşturuyor. Buna gözlemciler ve diyalog ortakları da eklendiğinde ŞİÖ, dünya nüfusunun yaklaşık yarısını içeriyor. ŞİÖ üyesi 6 ülke, dünya nüfusunun yaklaşık çeyreğini oluşturuyor.   2. Hangi amaçla kuruldu? Hükümetler arası bir kurum olan ŞİÖ'nün kuruluşunda Çin ve Rusya'nın Asya'da güvenlik üzerine işbirliği yapma amacı bulunuyordu. Örgütün güvenlik konusundaki endişelerinden biri, Orta Asya'daki İslamcı örgütler ve uyuşturucu ticaretiydi. ŞİÖ üyeleri, bunlara karşı birbirileriyle istihbarat paylaşımında bulunuyor, ortak askeri tatbikat düzenliyor, "suçluları" birbirlerine iade ediyor. Örgüt, Rusya ve Çin'in Orta Asya'ya yönelik politikalarını koordine etmenin bir aracı olma özelliği taşıyor. Askeri bir ittifak ise değil. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün eski direktörü Bates Gill'e göre örgütün kuruluşunda Rusya ve Çin'in ABD'nin Asya'daki olası müdahalelerine karşı ortak hareket etme isteği de vardı. Gill, Brookings Enstitüsü için yazdığı makalede, örgüte üye ülkelerin imzaladığı anlaşmalarda yer alan "Diğer ülkelerin iç işlerine 'insani müdahale' veya 'insan haklarını koruma' gerekçesiyle yapılacak müdahalelere karşı çıkmak ile ülkelerin güvenlik meselelerinde birbirlerine yardım etmesi" ifadelerinin bunun kanıtı olduğunu söylemişti. Şangay İşbirliği Örgütü Batı'ya rakip mi? Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu Doğu Avrupa ve Orta Asya Direktörü Sacha Koulaeva ise ŞİÖ'yü "içe kapalı otoriter ülkeler kulübü" olarak tanımlıyor. Sacha Koulaeva, "Ülkelerin gizli servisleri diğer ülkere engellenmeden girip, hatta girdikleri ülkenin güvenlik güçlerinden yardım alarak 'suçlu' ilan ettikleri kişileri alıp geri götürebiliyorlar" diyor.   3. AB'den ne farkı var? Avrupa Birliği, üye ülkelerin üzerinde yer alan bir hükümetler üstü yapıyken ŞİÖ, işbirliği için kurulmuş hükümetler arası bir yapı özelliği taşıyor. AB'nin ekonomi, politika, güvenlik ve insan hakları konusunda bağlayıcı bir müktesebatı, üye ülkelerden parlamenterlerin temsil ediği ve yasama gücü bulunan bir meclisi, mahkemesi, marşı ve tüm üye ülkelerin bayraklarının yanında kullandığı bir bayrağı bulunurken bunlar ŞİÖ'de mevcut değil. AB'nin üye ülkeleri arasında insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunurken ŞİÖ'de bunlar da yok. AB, diğer ülkelerle de serbest ticaret anlaşması imzalayabilirken ŞİÖ üyeleri kendi aralarında bile serbest ticaret anlaşmasına sahip değil. ŞİÖ'ye kıyasla, AB'ye daha çok benzeyen Asya örgütü ise Avrasya Ekonomik Birliği (AEB). Rusya, Kazakistan, Ermenistan, Belarus ve Kırgızistan'ın üye olduğu AEB'de insan, sermaye ve ürünlerin serbest dolaşımı bulunuyor. 2013 yılında "Türkiye hem NATO üyesi, hem de ABD'nin en yakın müttefiklerinden. ŞİÖ üyelerinin bu şartlarda Türkiye'yi tam üyeliğe kabul etmesi mümkün değil" diyen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in danışmanı Sergey Markov, bu yüzden Türkiye'nin ŞİÖ'ye değil AEB'ye üye olabileceğini söylemişti. Kazakistan lideri Nursultan Nazarbayev de 2014 yılında Türkiye'yi AEB üyeliğine davet etmişti.   4. Neden Türkiye'nin gündeminde? Türkiye 2011 yılındaki başvurusunun ardından 2013'te ŞİÖ'nün diyalog ortağı konumuna gelmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu tarihten sonra hem başbakanlığı hem de cumhurbaşkanlığı döneminde pek çok defa Türkiye'nin Şanghay İşbirliği Örgütü'ne üye olarak kabul edilmesi karşılığında AB'ye tam üyelik başvurusunu geri çekebileceğini açıklamıştı. Erdoğan'ın, son olarak geçen hafta "Türkiye bir defa kendini rahat hissetmeli. 'Benim için varsa, yoksa Avrupa Birliği' dememeli. Mesela, 'Şanghay Beşlisi içerisinde Türkiye niye olmasın?' diyorum. Temenni ederim ki orada olumlu bir gelişme olması halinde, yani Türkiye'nin Şanghay Beşlisi içerisinde yer alması, bu konuda çok daha rahat hareket etmesini sağlayacaktır diye düşünüyorum" açıklaması üzerine ŞİÖ üyeliği tekrardan gündem oldu.   5. Türkiye için AB'nin alternatifi olabilir mi? Peki ŞİÖ, Türkiye için AB'nin alternatifi olabilir mi? Avrupa Birliği ve Küresel Araştırmalar Derneği Başkan Yardımcısı Can Baydarol'a göre bu sorunun cevabı "Hayır". AB'nin kendine özgü bir entegrasyon süreci olduğunu, ŞİÖ'nün ise ekonomiden ziyade siyasetle ilgili ve NATO'ya alternatif olabilecek bir oluşum olduğunu söyleyen Baydarol, "Erdoğan'ın bu konudaki mesajı ŞİÖ'nün AB'ye alternatif olarak görülmesini değil, Erdoğan'ın Batı dünyasına bir alternatif arayışını ifade ediyor, NATO'yu tartışma haline getiriyor" diyor. Erdoğan'ın bugün NATO Parlamenterler Meclisi toplantısında ittifak üyelerine sert mesajlar verdiğini hatırlatan Baydarol, "Türkiye'nin Batı'yla entegrasyonu bırakıp ŞİÖ üyeliği yoluna girmesi çok çok zor. Türkiye'nin ekonomisi Batı'yla entegre. Bunu koparıp da yerine kısa vadede, hele böyle bir konjonktürde bir alternatif bulması olası gözükmüyor" uyarısında bulunuyor. Baydarol, NATO ile Rusya arasında gerginlik tırmanırken böyle mesajlar vermenin Türkiye için riskler taşıdığını düşünüyor: "Rusya ve NATO Ukrayna'da silahlarını birbirine çeviriyor. Türkiye eğer Rusya'nın kampına girerse Batı da silahlarını Türkiye'ye çevirir." Baydarol, Avrupa Birliği müktesebatının bir AB üyesinin ŞİÖ üyesi olmasına imkan tanımadığını, bu açıdan yasal ve teknik engeller olduğunu belirtirken "Batı dünyası içindeyseniz Çin ve Rusya ile yanyana yer alamazsınız" diyor. Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Ekonomi Araştırmaları Direktörü Sadık Ünay ise ŞİÖ'yü Türkiye için AB'ye karşı hem siyasi hem de ekonomik olarak önemli bir denge unsuru olarak görüyor. ŞİÖ'nün siyasi olarak AB'nin net bir alternatifi olmadığını belirten Ünay, "ŞİÖ enerji güvenliği ve lojistik bağlantılar açısından yükselen Asya'yı temsil ettiği için, içinde dünya ekonomisinin yükselen güçleri olduğu için dünya sisteminin temel ekseninin kaymakta olduğu bir yörüngeyi temsil ediyor" diyor. Ünay'a göre Türkiye-AB ilişkisinin bozulduğu bir dönemde Türkiye'nin, yükselen bir ekonomi olarak diğer ekonomilerle yakın ilişkiler geliştirmesi anlaşılır bir tutum: "AB ile hem ekonomik hem de siyasi sorunlar yaşanıyor. Gümrük Birliği'nin mevcut yapısı Türkiye'nin dış politikasını istediği gibi dizayn etmesine engel oluyor. "Siyaseten de AB'den son dönemde terörle mücadele ve mülteci sorununda Türkiye'nin beklentilerinden uzak açıklamalar geliyor. "Üstelik kıtada aşırı sağ yükseliyor, Türkiye ve Erdoğan karşıtı, İslamofobik yaklaşımlar yükselişe geçiyor". Türkiye'nin ŞİÖ üyeliğinin Avrupa çıpasını tamamen terk etmek ve doğuya yönelik bir eksen kayması değil bir dengeleme olacağını söyleyen Ünay, "Türkiye AB ile ilişkileri kesmeden ŞİÖ üyesi olabilir" diyor ve ekliyor: "Türkiye-AB ilişkisi her zaman bir şekilde devam edecektir. Ama Türkiye'nin Asya'daki pazarlara erişimi açısından böyle açılımlara da ihtiyacı var". Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

"ŞİÖ, Türkiye'den önce İran'ı kabul edecek"

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) işlerinden sorumlu özel temsilcisi Bahtiyar Hakikov, örgütün yakında İran'ın katılım dilekçesini incelemeye alabileceğini söyledi.  Görünüşe bakılırsa Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, nükleer sorun çözüldükten ve yaptırımlar kalktıktan sonra İran'ın ŞİÖ'ye üyelik başvurusunun olumlu değerlendirilmesi için hiçbir engelin kalmadığı yönündeki ifadeleri uygulamaya geçiyor. Peki, Tahran mevcut koşullarda ŞİÖ üyeliğine hazır mı? Zira başvuru yapıldığı 2008'den bu yana uzun zaman geçti ve siyasi ve ekonomik bütünleşme alanında birçok şey değişti.  Tahran merkezli Şehit Beheşti Üniversitesi Bilimsel Konseyi üyesi ve Avrasya araştırmaları uzmanı Hamid Reza Azizi, Sputnik'e açıklamasında, birkaç kilit noktaya dikkat çekerek, "Bu, İran'ın ŞİÖ üyeliği konusunda 2008'den bu yana sergilediği resmi tutum. Burada önemli değişiklikler yaşandı. Bilindiği gibi son zamana kadar İran, uluslararası ve bölgesel ittifaklara katılım yönünde birçok planını hayata geçirmekte engel olan uluslararası yaptırımların baskısı altındaydı. Başta İran'ın nükleer programıyla ilgili sağlanan anlaşma, yaşanan değişiklikler dikkate alınırsa İran'ın bölgesel ve uluslararası ittifaklarla bütünleşme yolu üzerindeki engeller de kalktı" dedi. İran'ın ŞİÖ'ye katılımını engelleyen bir diğer engelin, örgüt içindeki iki kampın tutumundan kaynaklandığını belirten Azizi, "Bir yandan dünyanın en büyük iki ülkesi Rusya ve Çin, diğer yanda da ŞİÖ'nün diğer üyeleri. Rusya ve Çin, 2008'den bu yana ABD ile aktif işbirliği aramadı. İran'da da, Batı ve ABD ile daha büyük çatışmaya girilmemesi, ŞİÖ içinde ve dışındaki uluslararası durumu daha fazla germemek için üyelik konusunda biraz daha beklenmesi gerektiği yönünde görüş üstün geldi" diye konuştu. Ama 2014'ten başlayarak dünya sahnesinde birçok şeyin değiştiğine dikkat çeken Azizi, "Ukrayna krizi, Rusya ve ABD arasındaki mücadeleyi alevlendirdi. Rusya, aktif olarak uluslararası ittifakları ve bölgesel koalisyonları güçlendirme, çok taraflı işbirliğini geliştirme çizgisine girdi. Rusya'nın bu çizgisini bugün sadece ŞİÖ değil, BRICS ve Avrasya Ekonomik Birliği örneğinde de gözlemliyoruz. Bunlar, İran'ı tutumunu gözden geçirmeye zorlayan olumlu siyasi faktörler" ifadelerini kullandı.  ŞİÖ, ortak enformasyon alanı kuruyor ŞİÖ'nün diğer üyelerinin de unutulmaması gerektiğini kaydeden Azizi, "Onların duruşu da dikkate alınmalı. Örneğin geçen yıl, Rusya ve Çin'in büyük ilgi duymasına rağmen bazı ŞİÖ üyelerinin tutumu yüzünden İran başvurusunun incelenmeye alınması sürecinin geciktiği haberi yapılmıştı. Nükleer anlaşmanın uygulanmaya başlamasıyla İran'ın ŞİÖ üyeliği önündeki engellerin kalkmasına rağmen nihai karar, örgütün diğer üyeleri arasında tam konsensüsün sağlanma olasılığına ve kilit oyuncuların (Rusya ve Çin) İran'ın ittifaka katılımının ekonomik ve siyasi yararları olacağına diğer üyeleri ikna etme ve ilgisini çekme yeteneğine bağlı" yorumunda bulundu.  İran'ın üyelik tutumunun da 2008'den bu yana güçlü bir değişim geçirdiğini söyleyen Azizi, "2014 olayları kilit faktörleri büyük oranda etkiledi. Şimdi, dünya sahnesinde gözlemlediklerimiz dikkate alındığında, İran elbette Rusya ve Çin ile ekonomik bütünleşme ve yakınlaşma peşinde. Ve eğer ŞİÖ, İran'ın bu hırs ve isteklerinin uygulamaya geçmesi için uygun zemini hazırlarsa İran bu örgüt içinde eşit haklara sahip üye statüsüne daha fazla ilgi duyar. Ayrıca, 2008'deki durumun tekrarlanmaması için tüm ŞİÖ üyelerinin de İran'a ilgi duyması gerekir. Bu, sanırım, bugün İran'ın ŞİÖ'ye katılım sürecini hızlandırmak için gereken tek tedbir" dedi.  Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Başkanlar LASİAD’ın Çözüm Önerisi Üzerine Toplandı

Rusya’da yaşanan krizle ilgili gerçekleşen istişare toplantısında LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin  Eyyüpkoca’nın hazırladığı çözüm raporu değerlendirildi. Rusya’da yaşanan krizi değerlendirmek ve bu konuda çözüm önerileri üretmek için istişare toplantısı düzenlendi. İstanbul Ticaret Odası’nda gerçekleşen ve LASİAD  adına Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca’nın  katıldığı toplantıya, İTO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Çağlar, İTO Yönetim Kurulu Üyesi Servet Samsama, İTHİB Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Gülle, OTİAD Yönetim Kurulu Başkanı İlker Karataş, MESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Gecü, BATİAD Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Erten, TGSD Yönetim Kurulu Başkanı Şeref Fayat ve sektör temsilcileri katıldı. Akşam yemeği ile başlayan toplantının açılış konuşmalarını Çağlar ve Gülle yaptı. Çağlar konuşmasında; mevcut krizi aşmak adına birlik ve beraberlikle hareket etmenin önemine değindi. Çağlar, İTHİB’in düzenlediği toplantıyı örnek göstererek; “Yapmış olduğunuz bu organizasyonu duyunca hemen harekete geçerek sorunları hep birlikte çözmenin yollarını aramamız gerektiğini düşündük. Geldiğimiz bu aşamada güçlerimizi birleştirmeli, ne yapacaksak birlikte yapmalı ve sorunları hep birlikte aşmalıyız. Rusya krizi ile ilgili olarak yetkili mercilerle toplantılar gerçekleştiriyoruz. Hepimiz el ele verip, sektör temsilcisi arkadaşlarımızı da yanımıza alarak büyük ve zengin bir organizasyon yapmalı ve bundan iyi sonuç almalıyız. Yapacağımız bu eylem birliği ile sorunları rahatlıkla aşacağımızı düşünüyorum. Bu konuda Giyasettin Eyyüpkoca’nın hazırlamış olduğu rapor son derece kapsamlı. Bu rapordaki maddeleri masaya yatırdığımız zaman tüm sorunları kapsamlıca değerlendirmiş oluruz” ifadelerini kullandı. İTHİB Başkanı İsmail Gülle ise, Giyasettin Eyyüpkoca’ya çözüm aşamasına gösterdiği ilgi ve çabadan dolayı özellikle teşekkür etti. Çözüm odaklı çalışmalara devam edilmesi gerektiğinin altını çizen Gülle: “Çok güvendiğimiz, çok itibar ettiğimiz o büyük ve Avrupalı markaların kağıttan kale gibi yıkıldıklarını görüyoruz. Bu nedenle korkmadan, güçlü adımlar atmalıyız. Bugünün resmini iyi okuyarak, iyi hamleler yapmalıyız. Bu aşamada hepinizin değerli fikirlerine ihtiyacımız var” şeklinde konuştu. “Tok Tavrımız İle Durumun Üstesinden Gelmeliyiz” Açılış konuşmalarından sonra ilk sözü alan Eyyüpkoca, “Yaşanan krizleri ancak birlik olarak yapılacak organizasyonlarla çözüme kavuşturabileceklerine vurgu yaptı. Eyyüpkoca: “Krizleri ancak ve ancak topyekün hareket ederek çözebiliriz. Söylemlerimizde ve duruşumuzda tok bir tavır sergilemeliyiz. Gerekirse bu aşamada ser verip sır vermeyen bir tutum sergileyerek, son derece hassas davrandığımızı belli etmeliyiz.” sözleriyle durumun ciddiyetine dikkat çekti. Laleli Fashion Shopping’in bu yıl dördüncüsünü düzenleyeceklerini belirten Eyyüpkoca, bu büyük organizasyonun tek amacının eğlence olmadığını ifade etti. Bu tür organizasyonları düzenli olarak gerçekleştirmelerinin bir diğer nedenin ise, yaşanan bu krizleri ön görmüş olmaları olduğunu belirten LASİAD Başkanı: “Bu tür krizler ticaret sektöründe her zaman olabilecek şeylerdir. Bizler değişen dünya ve siyasi tabloları doğru okuyarak gerçekleşebilecek herhangi bir krizi ön gördük ve bu tür organizasyonlarla bunun önüne geçmeye çalıştık” ifadelerini kullandı. Bu aşamada izlenecek önemli yollardan birinin de hedef pazar arayışlarına devam ederek, yeni hedef pazarlar üretmek olduğunu söyleyen Eyyüpkoca: “Dünyadaki büyük pazarlardan birinin de Afrika olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu anlamda Gana yaptığımız ikili görüşmelerde, Afrika’nın yeni hedef pazarımız olmaya açık olduğu sonucuna vardık. Gana bölgedeki en güvenilir ülkelerden biri olmasının yanı sıra bölgenin merkezi. Bu tür yeni pazarlar ile Rusya’daki açığı kapatma şansımız oldukça yüksek” şeklinde konuştu. Daha sonra söz alan katılımcılar, Eyyüpkoca’nın sunmuş olduğu çözüm raporu kapsamında mevcut sorunları değerlendirdi ve krizi aşmak için önerilerde bulundu.
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD 2015 Yılı Yol Haritasını Belirledi

LASİAD, geleneksel Arama Konferansını 23-27 Aralık 2014 tarihleri arasında Antalya Mardan Palace Hotel’de Yönetim, Denetleme ve Disiplin Kurulu’nun katılımıyla gerçekleştirdi. Gelecek Vizyonu konulu Konferans, LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca’nın açılış konuşması ile başladı. Eyyüpkoca, komitelerin 2014 yılı içinde yapmış oldukları çalışmalar kapsamında değerlendirme yapıp, komitelerin görevlerini en iyi şekilde yerine getirdiklerine vurgu yaparak harcadıkları emekler için tüm komite üyelerine teşekkür etti. Program, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar’ın moderatörlüğünde devam etti. LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları komitelerin bir yıl boyunca gerçekleştirdikleri tüm faaliyetlerin sunumunu yaparak katılımcıların görüşlerini aldı. Konferans, Erguvan İletişim adına Zerrin Yazıcı’nın bilgilendirme sunumu ile devam etti. Yazıcı, sunumunda daha verimli ve stratejik pazarlama tekniklerinden bahsetti. Ardından LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, 2015 yılı plan ve hedefleri konusunda görüş ve önerileri aldı. Arama Konferansı’nın ikinci günü; ulusal ve uluslararası kapsamda büyük ses getiren III. Laleli Fashion Shopping Festival’inin genel bir değerlendirmesi ile başladı. Festival, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Festival Komitesi Başkanı Muhammed Sancaktar’ın moderatörlüğünde geniş ve objektif bir şekilde tüm detaylarıyla değerlendirildi. Sancaktar “Her geçen yıl daha da profesyonel ve kapsamlı bir karnavala dönüşen Laleli Fashion Shopping Festivali’ni daha da ileriye taşıyacağız” dedi. Ardından 24-30 ağustos 2015 tarihlerinde düzenlenecek olan IV. Laleli Fashion Shopping Festival’i ile ilgili yeni projelerini ve yapmak istediklerini katılımcılara aktardı. 2015 yılında 4.sü düzenlenecek olan festivalin daha geniş kitlelere hitap etmesi ve daha fazla ses getirmesi adına katılımcılar ile fikir alışverişinde bulunuldu. Konferans Bloomberg HT Televizyonu Haber Koordinatoru-Gazeteci Ali Çağatay’ın ‘’Ukrayna-Rusya gerginliği ve Laleli piyasasına olan etkileri’’ konulu sunumuyla devam etti. Avrupa Birliği’nin Rusya’ya uyguladığı ambargo karşısında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in sergilediği tutuma değinen Çağatay “Rusya’ya uygulanan bu ambargonun Türkiye ve sizin için büyük getirileri olacaktır. Krizleri fırsata dönüştürebilirsiniz. Tavsiyem Rusya’daki mevcut yatırımlarınızı koruyun fakat yeni yatırımlar yapmayın” dedi. Çağatay konuşmasının devamında dünyadaki petrol krizinin ülkelere yansımalarından söz ederek  “Afrika’da da yatırımlar yapılabilir, özellikle Angola, Fildişi Sahili, Nijerya, Libya gibi ülkeler alternatif pazarlarınız olabilir” dedi. Türkiye ve dünya ekonomisi üzerinde duran Çağatay’ın katılımcıların sorularını cevaplamasının ardından LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca günün değerlendirmesini yaptı. Arama Konferansı’nın üçüncü günü LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar’ın moderatörlüğünde başladı. Ardından Bloomberg HT Televizyonu Haber Koordinatörü - Gazeteci Ali Çağatay’ın sunumu ile devam etti. Çağatay, konuşmasına Türkiye’nin siyasi gelişimi ve bu gelişmelerin Türkiye ekonomisine yansımalarının nasıl olduğunu anlatarak başladı. 2008 ve 2014 krizleri üzerinde duran Çağatay, Türkiye ekonomisini kuvvetlendiren unsurlardan bahsetti. Şuan petrol fiyatlarındaki düşüşün Türkiye’nin cari açığına yansımadığını ve 2015 yılında Türkiye’nin çok iyi seviyelere geleceğinden bahsetti.  Çağatay, konferansın devamında katılımcılardan gelen soruları yanıtladı. Konferansın sonunda Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca,  Arama Konferansına ilişkin genel değerlendirmeler yaptı. Laleli Sanayici ve iş adamları olarak İlerleyen zamanlarda nasıl hareket edilmesi gerektiği üzerinde duran Eyyüpkoca,  uluslararası ekonomik dalgalanmalara karşı alınacak önlemlerden bahsetti. Teşekkürlerini sunarak konferansı kapattı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

New York Moda Haftası'nda Afrika Esintisi

Moda dünyasına adeta yön veren New York Moda Haftası, her yıl olduğu gibi bu yıl da birbirinden farklı tasarımlara ev sahipliği yapıyor. İşte onlardan biri 2018 erkek hazır giyim koleksiyonunu görücüye çıkaran David Hart. Hart, Küba’ya henüz gitmediğini fakat yeni tasarımlarında Küba esintisini yansıttığını söylüyor: “Benim yansıttığım Küba, filmler, medya, fotoğraflar ve müzik yoluyla bizi etkisi altına alan Küba. New York Moda Haftası’nın öne çıkan bir diğer modacısı 18 yaşındaki Nijeryalı Aofeek Abıjako da tasarımlarında Afrika’nın tarihini de yansıtmaya çalışmış: “Bu koleksiyonda, batı Afrika’da sömürgecilik ve sömürgecilik sonrasından ilham aldım. Aynı zamanda gençlik kültürüne de atıfta bulundum. İlham kaynağım onlardı. Afrikalıların sömürge sonrası tutumlarını ve Batı etkisine nasıl tepki verdiğini yansıtmaya çalıştım.” Senede iki kere düzenlenen moda haftasında yeni kreasyonunun tanıtan deneyimli tasarımcı Michael Rubin’in moda severlerden tam not aldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Rusya, Sovyetler Birliği`nin tüm borcunu kapattı

Rusya, 125,5 milyon dolarlık ödemeyle Sovyetler Birliği`nden kalan 64 milyar dolarlık dış borcun tamamını kapattı. Rusya, Sovyetler Birliği'nden kalan dış borçlarının tamamını kapattı. Daha önce açıklanan plan çerçevesinde 125,5 milyon dolarlık son dilimin Bosna ve Hersek'e gönderilmesiyle Sovyetler Birliği'nin borç bakiyesi sıfırlandı. Rusya Maliye Bakanlığı, Bosna-Hersek’e 125 milyon dolarlık ödemeyle Sovyetler Birliği'nden kalan tüm borçlarını bitirdiklerini açıkladı. 125,5 milyon dolarlık borç 2017 yılı bütçesinden karşılandı. Bir önceki ödeme 60,6 milyon dolar ile Makedonya'ya yapılmıştı. 64 MİLYAR DOLARLIK SSCB BORCU Rusya 1991 yılında Sovyetler Birliği'nden 64 milyar dolar borcu devralmıştı. Borcun 60 milyar dolarlık kısmı ABD ve İngiltere'nin de aralarında bulunduğu 19 üyeli Paris Kulübü kreditörlerineydi. Bunun da yarısından fazlası Almanya'ya olan borçlardı. 2006 yılında artan petrol gelirleriyle o dönem çok yüksek bütçe fazlaları veren Rusya, 2005'teki 15 milyar dolar ödemesinin üzerine 22,3 milyar dolar erken ödemeyle Kulüp borçlarını kapatmıştı. Rusya'nın bu borcun geri ödemesi için 2115'e kadar süresi bulunuyordu. Daha öncesinde, 1996 yılında, Rus ekonomisindeki sorunlar nedeniyle o tarihte 40 milyar dolara kadar gerilemiş olan borç temerrüde girmiş ve yeniden yapılandırılmıştı. 1996'dan 2006'ya kadar olan dönemde ise borcun ödenip ödenmeyeceği konusu uluslararası siyasi arenada Batı ülkeleri ve Rusya arasında önemli bir müzakere konusu olmuştu. Paris Kulübü dışındaki borçlardan Çin'e olan 415 milyon dolar da 2015 yılında ödenmişti. KÜBA'NIN 29 MİLYAR DOLAR BORCU SİLİNDİ SSCB'nin alacakları tarafında ise Rusya, 2013 yılında Küba'nın 32 milyar dolar borcunun 29 milyar dolarını silmiş, geriye kalan 3 milyar doları da 10 yıl vadeye yaymıştı. Rusya, Hırvatistan, Sırbistan, Karadağ, Slovenya ve Makedonya'dan oluşan eski Yugoslavya cumhuriyetlerine olan borcunun tamamını ise 2011-2016 yıllarında kapatmıştı.   Kaynak:www.milliyet.com.tr
Devamını Oku
Standard Post with Image

Şemsudin Kuçeviç Bayrampaşa’da Anıldı

Bayrampaşa Belediyesi ve Bosna Sancak Kültür ve Yardımlaşma Derneği 12 Ekim 2017 günü elim bir trafik kazası sonucu yaşamını yitiren Tutin Belediye Başkanı Şemsudin Kuçeviç için 18 Kasım Cumartesi akşamı Bayrampaşa Belediyesi Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi’nde anma töreni düzenledi. Yoğun katılım ile gerçekleşen Anma Programına T.C.Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, Bosna Hersek Millet Meclisi Başkanı Süleyman Ugıjanin, Karadağ Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Rafet Husoviç, Sırbistan Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Rasim Lajiç, Bayrampaşa Belediye Başkanı Atilla Aydıner, Tutin Belediye Başkanı Kenan Hot, Bosna Sancak Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı ve LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar,Şemsudin Kuçeviç’in ailesi ve çok sayıda Boşnak vatandaş katıldı. Kur’anı kerim tilavetiyle başlayan program, Şemsudin Kuçeviç’in hayatından kesitlerin sunulduğu kısa film gösterimiyle devam etti. Ardından Gülistan isimli Boşnak ses grubunun seslendirdiği ilahiler sonrası protokol konuşmalarına geçildi. Anma programında konuşan Başbakan yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, “Merhum Şemsudin Bey, erken kaybettiğimiz bir dostumuz olarak sıcak ve samimi hatıralarıyla inşallah hep dualarımızda yer alacaktır. Şemsudin Bey, 6 dönem gibi uzun bir süre Tutin Belediye Başkanlığı görevini de sürdürerek Sancak’ın efsane devlet ve millet adamlarından biri olarak tarihteki yerini almıştır” dedi. Programda konuşan Bosna Sancak Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı aynı zamanda LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar, Şemsudin Kuçeviç’i andı, salonu dolduran vatandaşlara teşekkür etti.  Programa LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkova ve LASİAD Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Muhammet Yaşar katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

4. Detay Deri Ürünleri Tasarım Yarışması’nın Ödülleri Sahiplerini Buldu

İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği bünyesinde, Ekonomi Bakanlığı’nın destekleriyle, deri sektöründe tasarım ve inovasyona katkıda bulunmak ve ihracatı artırmak amacıyla düzenlenen 4. Detay Deri Ürünleri Tasarım Yarışması’nın ödülleri sahiplerini buldu. Deri sektöründe 2017-2018 yılı sonbahar-kış döneminin modasının belirlendiği Detay Deri Tasarım Yarışması’nda Siran Ertan, Mehmet Ali Dinç, Simay Bülbül, Ruken Mızraklı, Hüseyin Buzrul, Murat Aytulum, Musa Evin, Can Oker, Güven Karaca, Fikriye Altunbaş, Cemal Aydın ve Hakan Güldağ gibi birbirinden değerli isimler jüri üyeliği yaptı. Yarışmanın ev sahipliğini yapan İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mustafa Şenocak’ın ev sahipliğini yaptığı geceye Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkan vekilleri Tahsin Öztiryaki, Mustafa Çıkrıkçıoğlu, ihracatçı birlikleri başkanları katıldı. LASİAD adına geceye Yönetim Kurulu Başkanı Barış Köseliören ve Yönetim Kurulu Üyesi Arif Özkan katıldı. Gecenin açılış konuşmasını yapan Şenocak “Öncelikle İTO Başkanımız, benim de değerli dostum, arkadaşım İbrahim Çağlar’ı son yolculuğuna uğurladık tüm iş dünyasın, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı dilerim” dedi. Tasarım yarışmalarının sektöre sağladığı katkılara vurgu yapan Şenocak, “Şimdi yeni bir tasarım yarışması ile karşınızdayız. Yarışmamızı bir gün ertelemiş olmamıza rağmen bugün çok yoğun bir katılım ile karşılaştık. Her geçen gün daha çok kişiye ulaşan yarışmamızda her iki kategoride de yoğun başvuru aldık ve başta Özge Ulusoy olmak üzere 26 mankenin taşıdığı 12 finalistimizin tasarımlarını puanlayarak yarışmamızı sonuçlandırdık. Bizler sektör olarak ihracatta katma değer için tasarımın, modanın, inovasyonun, Ar-Ge’nin, markanın önemini biliyoruz. Katma değeri artırabilmek için tasarımcılarımıza çok büyük görev düşüyor. Bizleri ileriye katma değeri yüksek ürünlere taşıyacak olan yine tasarımcıların getirdiği yeni bakış açıları olacak” diye konuştu.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Antalya'da tüm zamanların Rusya rekoru kırıldı

2017, Antalya ve çevresi için Rusya'dan gelen turist sayısı açısından "tüm zamanların rekoruna" imza attı. Antalya'ya, Antalya ve Gazipaşa havalimanları başta olmak üzere İstanbul ile diğer havalimanlarından transfer şeklinde 2017 yılında ağırladığı 10 milyon 486 bin turistin milliyetlerine göre dağılımında Ruslar ilk sırayı aldı. 2016'ya göre yüzde 671 artışla 3 milyon 796 bin 374 turist sayısına ulaşıldı. haberalanya.com.tr'nşn aktardığına göre, Antalya Valisi Münir Karaloğlu, Rusya pazarında 2017'de bütün zamanların rekorunun kırıldığını kaydetti. 3 milyon 800 bine yakın sadece Rusya'dan misafir geldiğine değinen Vali Münir Karaloğlu, "Toplantıda bu pazarın 2018'de daha da büyüyeceğini öngördük. Tabi Rusya'nın etkili olduğu hinterlandı var. BDT bölgesi ve o bölgede de geçen sene ciddi bir sıçramamız oldu. Şu anda Antalya'ya en çok turist gönderen ülke Rusya oldu. Antalya'ya gelen toplam turist sayımızın yüzde 40'ını Ruslar oluşturdu, Rusya'dan geldi" dedi. Vali Karaloğlu, Rusya-BDT pazarındaki büyümenin iyi olduğunu ama tek pazara bağlı olmayı da çok arzu etmediklerini belirtti. Pazar çeşitliliği konusunda çok ciddi çalışmalar yaptıklarını vurgulayan Karaloğlu, "Ortadoğu pazarı çok büyüyor. Rakamlar Avrupa ve Rusya kadar büyük olmasa da oransal olarak 2016 ile 2017 rakamlarına bakıldığında çok büyüyor. Bugün hedef ülkeler belirledik. Irak, Ürdün, Lübnan, Suudi Arabistan gibi. 2018'de ve devamındaki yıllarda pazarı çeşitlendirme ve Antalya'daki tek pazarın ağırlığını azaltma noktasında bir gayretimiz olacak. Bunu yaparken rakamı büyüteceğiz. Farklı ve yeni pazarlardan turist getirerek bu sağlamaya çalışacağız" diye konuştu. Antalya'ya, Antalya ve Gazipaşa havalimanları başta olmak üzere İstanbul ile diğer havalimanlarından transfer şeklinde 2017 yılında ağırladığı 10 milyon 486 bin turistin milliyetlerine göre dağılımında Ruslar ilk sırayı aldı. 2016'ya göre yüzde 671 artışla 3 milyon 796 bin 374 turist sayısıyla Ruslar tüm zamanların rekorunu kırdı. Bu sayı toplam turistin de yüzde 40'ını oluşturdu. Turizmin altın yılı olarak kabul edilen 2014 yılında Antalya'ya 3 milyon 489 bin Rus turist gelirken, bu ülkeden 2015 yılında 2 milyon 838 bin, 2016'da ise 492 bin 349 tatilci geldi. İkinci sırada ise Almanya geldi. Almanya pazarında yüzde 15 azalma ile 1 milyon 694 bin 956 turist geldi. Üçüncü sırayı alan Ukrayna'dan yüzde 24 artışla 715 bin kişi geldi. Dördüncü İngiltere'den yüzde 8.5 artışla 375 bin, beşinci Hollanda'dan yüzde 21 düşüşle 275 bin turist geldi.  Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku