Arama HABERLERi

Standard Post with Image

Hollanda, Türkiye ile daha güçlü olacak

Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş, Türk girişimcilerle birlikte ziyaret ettiği Lahey kentinde iki ülke iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi. Elitaş, Hollanda’nın Türkiye gibi sürekli gelişen ve küresel alanda söz sahibi bir ortakla daha güçlü olacağını söyledi. Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş, beraberindeki Türk girişimcilerle resmi temaslarda bulunmak üzere Lahey’e giderek, Hollanda iş dünyası ile bir araya geldi. Hollanda’nın Türkiye gibi güçlü, sürekli gelişen ve küresel alanda söz sahibi bir ortakla daha güçlü olacağını belirten Bakan Elitaş, “Tüm Hollanda firmalarını Türkiye gibi dinamizmini yitirmeyen bir ülkeye yatırım yapmaya davet ediyorum” diye seslendi.   SERMAYE İHRACATINDA LİDER İstanbul Ticaret Odası (İTO) Taşımacılık ve Lojistik Hizmetleri Meslek Komitesi Meclis Üyeleri Cihan Kilerci ve Tamer Dinçşahin’in de aralarında bulunduğu Türk iş dünyasının önde gelen temsilcileri ile birlikte katıldığı Hollanda-Türkiye İş Forumu’nda konuşan Bakan Elitaş, Türk şirketlerinin yatırım için en fazla sermaye ihraç ettiği ülkenin Hollanda olduğunu söyledi. “Ekonomik işbirliğimizi geliştirmek amacıyla ülkemize düşen her türlü görevi yerine getirmeye hazırız” diyen Elitaş, bu konuda asıl sorumluluğun ise her iki ülkenin iş dünyasının omuzlarında olduğunu kaydetti.   TTIP ANLAŞMASI Bakan Elitaş, Lahey’de gazetecilerle yaptığı toplantıda ise ABD ile AB arasında müzakereleri sürdürülen Transatlantik Yatırım Ortaklığı Anlaşması’nda (TTIP) Türkiye’nin dışarıda kalmasının Türkiye için ölüm kalım meselesi olmadığını kaydetti.   O HÜKÜM KONULMALI Bakan Elitaş, “TTIP bizim olmazsa olmazımız değil ama AB’nin Türkiye’ye haksızlık yapmadığını ifade edebilmek için en önemli göstergelerden birinin bu olması gerekir” dedi. Elitaş, Türkiye’nin Gümrük Birliği Anlaşması’na ‘üçüncü ülkelerle yapılan Serbest Ticaret Anlaşması’na (STA) Türkiye doğrudan taraf olur’ hükmünü koydurduğu takdirde, ABD ile AB arasındaki STA’ya Türkiye’nin kendiliğinden dahil olacağını dile getirdi.   İHRACAT ARTIYOR Türkiye ve Hollanda arasındaki ticaret hacmi 2002-2015 arasında 2.4 milyar dolardan 6.1 milyar dolara ulaştı. Hollanda, yüzde 53.9 ile bu yılın mart ayında Türkiye’nin en fazla ihracat artışı gerçekleştirdiği ülke oldu.   500 BİN TÜRK YAŞIYOR Hollanda, Avrupa’da en fazla sayıda Türk’e ev sahipliği yapan 3’üncü ülke. Bu ülkede yaşayan yaklaşık 500 bin Türk, iki ülke arasındaki ilişkilerde köprü görevi görüyor.   İŞ DÜNYASININ YOLU DAHA AKICI OLMALI Hollanda Dış Ticaret ve Kalkınma İşbirliği Bakanı Lilianne Ploumen, Hollanda’nın, Türkiye’nin 16’ncı ticaret ortağı olduğunu hatırlatarak, “Bununla yetinmemek lazım. Çünkü Türkiye, G20’de yer alan ülkeler içerisinde 5’inci sırada yer alıyor” dedi. Ploumen, işbirliğini geliştirerek iş dünyasının yolunun daha akıcı olması için çaba gösterdiklerini belirterek, vize konusundaki sıkıntıların da ortadan kaldırılması için girişimleri sürdürdüklerini anlattı. Türkiye’deki KOBİ’lerin kendilerini kanıtlamış işletmeler olduğuna işaret eden Ploumen, “Hollanda’daki KOBİ düzeyinde Türk asıllı girişimciler her türlü fırsatı yakalıyorlar. İki ülke arasında sonsuz denebilecek olanaklar bulunuyor” diye konuştu.   JETCO ANLAŞMASI İMZALANDI Türkiye ile Hollanda arasında Ekonomik ve Ticari Ortaklık Komitesi (JETCO) Anlaşması imzalandı. Taraflar adına imzaları Elitaş ve Ploumen attı. Kaynak: www.itohaber.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye-AB zirvesinin taslağı şekillenmeye başladı

Brüksel’de Davutoğlu’nun katılımıyla gerçekleştirilen zirvede Avrupa, Suriyeliler için ek yardım ve vize serbestisini erkene çekmeyi önerdi.   Başbakan Ahmet Davuoğlu’nun, bugün NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’le görüştükten sonra Ankara’ya dönmesi bekleniyordu. Ancak Brüksel’deki Türkiye-AB zirvesinin süresinin uzatıldığı açıklandı. Öte yandan toplantının taslak metnine ilişkin ilk bilgiler gelmeye başladı. Avrupa Birliği, Türkiye ile zirvede Suriyeliler için ek yardım ve vize serbestisini erkene almayı önerdi. EK 3 MİLYAR EURO Buna göre Türkiye’ye 2018’e kadar ek 3 milyar Euro daha önerildi.   VİZESİZ AVRUPA HAZİRAN’DA Taslak metne göre Türkiye’ye Haziran sonu vize serbestisi tanınacak. Türkiye-AB zirvesinin taslağı şekillenmeye başladı AB 3 MİLYAR EURO SÖZÜNÜ TUTACAK MI Avrupa Birliği, Türkiye’nin kabul ettiği mülteciler için son 5 yılda 21 milyar lira harcamasından dolayı, Türkiye’ye 3 milyar euro (9 milyar lira) bütçe ayıracağını duyurmuş ancak aylar geçmesine rağmen bu parayı teslim etmemişti. AB ayrıca Türkiye üzerinden Avrupa’ya geçiş yapan mültecilerin hükümet tarafından engellenmesini istiyor. Kaynak: www.ensonhaber.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Rusya: "Türkiye ile serbest ticaret yakın"

Türkiye ile Rusya arasında hızla yeniden canlanma sürecine giren ekonomik ilişkilerin, serbest ticaret anlaşmasıyla yeni bir boyuta çıkarılması için girişimler yoğunlaştırıldı. Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanı Aleksandr Ulyukayev, iki ülke arasında serbest ticaret anlaşmasının yakında imzalanmasının planlandığını söyledi.  İki ülke liderlerinin G20 zirvesindeki görüşmesinde konuya değindiklerini belirten Rus Bakan, “Serbest ticaret ve yatırım konusunda bir anlaşmaya yaklaştık” dedi. Türkiye-Rusya Yatırım Fonu görüşmelerinde sona gelindiğini hatırlatan Ulyukayev, ekim ayı sonunda Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi ile bir araya gelerek konuyu görüşeckelerini belirtti. Rus Bakan ayrıca, Türk Akımı konusunda ayrıntılar üzerinde çalışıldığı bilgisini verdi. Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye'nin yüzde 40 pay ile Rusya’da tekrar “1 numara” olmasına sadece bir ay yetti...

Uçak krizi ambargosu yüzünden Rusyalı turistlerden bir yıla yakın mahrum kalan Türkiye’ye, Rusya pazarından yeniden “1 numara” olmak için sadece bir ay yetti. Rusya’da şu an satılan tur paketleri içinde Türkiye’nin payı yüzde 41’e yükseldi. Eylül ve ekim aylarından Türkiye’de tatil yapanların sayısının 150 bini bulması bekleniyor. Bu rakam, kriz öncesi dönemin aynı dönem rakamlarına yakın. Yani durumun “normale döndüğü” sinyalleri geliyor.  Kommersant’ın haberine göre, Türkiye’nin liderliğe çıkmasıyla, yazın liderlerinden Tunus ikinci, Yunanistan üçüncü sıraya geriledi. Charter uçuşlarına izim verilmesiyle, Rusların “kadife sezon” dedikleri sonbahar başı döneminde deniz tatili talepleri Türkiye’ye akmaya başladı. Türkye’ye eylülde, ağustosa kıyasla 10 kat daha fazla talep olduğu bildirildi. Yüzde 41’le tur satışlarından aslan payı alan Türkiye’yi Tunus yüzde 34, Yunanistan yüzde 28 ile takip ediyor. Kaynak: www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

'Türkiye yatırımcılar için adeta cennet haline geldi'

Bakan Özlü, "Hükümetimizin son dönemde yaptığı atılımlarla, Türkiye yatırımcılar için adeta cennet haline geldi"dedi. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, "Hükümetimizin son dönemde yaptığı atılımlarla, Türkiye yatırımcılar için adeta cennet haline geldi. Bu imkanlardan Japon iş adamlarının da yararlanmasını istiyorum." dedi. Bakan Özlü, Japonya ziyaretinin son gününde beraberindeki heyetle, Tokyo'da bulunan Bilim ve İnovasyon Ulusal Müzesi'ne (MİRAİKAN) gitti. Buradaki sergiyi gezen Özlü, ardından Honda Motor'un, Ar-Ge merkezi tarafından tasarlanan ve üretilen insansı robot Asimo'nun gösterisini izledi. Bilim ve İnovasyon Ulusal Müzesi sonrasında, Japon elektrik şirketi NEC'e geçen Özlü, burada firma yetkilileri ve beraberindeki heyetle bir iş toplantısı gerçekleştirdi. Türkiye ve Japonya firmalarının mevcut işbirliklerinin konuşulduğu görüşmede, gelecekte yapılabilecek ortaklıklar ele alındı. Toplantının ardından NEC sergi salonunu da gezen Özlü, firmanın çalışmaları hakkında bilgi aldı. "Bilişim Vadisi Japon yatırımcıları bekliyor" Özlü, son olarak Tsukuba kentinde yer alan, Japon Uzay Araştırma Ajansı'nı (JAXA) ziyaret etti. JAXA Başkanı Naoki Okumura tarafından karşılanan Özlü, merkezin hazırladığı tanıtım sunumunu izledi. Burada Astronot Koichi Wakata ile bir araya gelen Özlü, merkezin çalışmaları hakkında bilgi aldı. JAXA'nın laboratuvarları ve sergi merkezini de gezen Özlü, ziyaretlerinin ardından açıklamalarda bulundu. Japonya’daki temaslarını heyet olarak başarıyla tamamladıklarını anlatan Özlü, ziyaretin iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişmesi noktasında büyük önem arz ettiğini söyledi. Japon yetkilileri ve iş adamlarını da Türkiye’ye davet ettiğini ve en kısa sürede ülkeye beklediğini belirten Özlü, "Hükümetimizin son dönemde yaptığı atılımlarla, Türkiye yatırımcılar için adeta cennet haline geldi. Bu imkanlardan Japon iş adamlarının da yararlanmasını istiyorum." diye konuştu. Özlü, Türkiye'yi teknoloji üssüne dönüştürmeyi hedeflediklerini vurgulayarak, bakanlık olarak bu kapsamdaki çalışmalara hız verdiklerini kaydetti. Japon yatırımcıları Bilişim Vadisi'ne davet eden Özlü, proje ve firmalara özel teşvik ve destek paketleri oluşturduklarını ifade etti. Japonya ziyareti kapsamındaki temaslarına tamamlayan Özlü, ülkeden ayrıldı. MİRAİKAN, JAXA ve NEC MİRAİKAN adıyla bilinen Müze, 2001 yılında Tokyo'da kuruldu. Bilim ve teknolojinin gelecekte üstleneceği rol ve ulaşabileceği nokta konusundaki çalışmalar hakkında bilgi vermek üzere kurulan müzede, en son teknolojik gelişmeler, küresel çevre ve uzay araştırmaları konusundaki teknolojinin geldiği nokta sergileniyor. Bilim ve İnovasyon Ulusal Müzesi 2014 yılında ABD Başkanı Barack Obama, 2015 yılında ise Japon Başbakanı Shinzo Abe başta olmak üzere birçok devlet başkanı, başbakan ve bakan tarafından ziyaret edildi. JAXA, 2003 yılında Japon hükümetinin uzay alanıyla ilgili çalışmalarını yürütmek üzere kuruldu. Ajans, Japon hükümetinin uzay alanındaki temel araştırma, geliştirme ve uzaydan yararlanma ile ilgili entegre operasyonları yürütüyor. Ayrıca JAXA'ya bağlı olarak faaliyet gösteren Tsukuba Uzay Merkezi’nde de uydu gelişimi, uyduların operasyonel kabiliyetinin geliştirilmesi, uzaydan alınan gözlem verilerinin analizi, Japon deney modülü "Kibo" ile uzay ortamının kullanımı ve astronot eğitimi verilmesi, roket ve diğer uzay ulaşım sistemlerinin geliştirilmesi, uzay faaliyetlerinin teşviki ve teknolojik araştırmanın geliştirilmesinin desteklenmesi gibi konularda çalışıyor. Japon Elektrik Şirketi NEC, 1899 yılında Kunihiko Iwadere tarafından kuruldu. Teknoloji pazarında önemli bir yere sahip olan çok uluslu şirketin, yaklaşık 99 bin çalışanı buluyor. Yarı-iletkenler, bilgisayarlar, telekomünikasyon ekipmanların üretimi ve ilgili yazılım ve hizmet alanlarında faaliyet gösteren firma, işletmelere, iletişim sağlayıcılara ve hükümet kuruluşlarına IT ve ağ çözümleri sağlıyor. Türkiye'ye ilk olarak, 1960'lı yıllarda telekomünikasyon ekipmanı tedarik eden NEC, 2010 yılında Ortadoğu ve Kuzey Afrika operasyonları merkezini Türkiye'de kurmuştu. AA Kaynak: www.trthaber.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

İstanbul Moda Haftası başladı

Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul'un sekizinci sezonu, 11-15 Ekim 2016 tarihleri arasında Zorlu Performans Sanatları Merkezi'nde gerçekleşiyor. Berlin, Sydney, Tokyo, Miami gibi dünyanın önde gelen moda haftalarının isim sponsoru Mercedes-Benz, isim sponsorluğunu üstlendiği tüm moda haftalarında olduğu gibiİstanbul'da da ilk sezonundan itibaren bir tasarımcıyı belirleyerek, seçilen tasarımcının defilesini sunuyor. Bu uzun soluklu proje kapsamında Mercedes-Benz Türk, Türk moda sektörünün duayen isimlerinden başarılı tasarımcı Bahar Korçan'ın "Toz" koleksiyonunu Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul davetlileri ile buluşturdu. Türkiye'de ilk moda tasarım ofisini açan,Moda Tasarımcılar Derneği'nin kurulmasına ve bugün Mercedes-Benz Fashion WeekIstanbul ile uluslararası bir etkinlik olarak yoluna devam eden moda haftasının temellerinin atılmasına öncülük eden, moda tasarımcılığının doğru algılanmasına veTürkiye'de moda kültürünün oluşmasına öncülük ederek kanaat önderliğini sürdürenBahar Korçan'ın ilham verici hikayesini kutlayan "Mercedes-Benz celebrates Bahar Korçan" sunumu, 11 Ekim Salı günü saat 20:30'da Zorlu PSM'de gerçekleştirildi. Sunumun ardından koleksiyon, sergi konseptinde hafta boyunca davetlilerin ziyaretine açık olacak. Bahar Korçan, bu işbirliğine dair düşüncelerini "Moda, çok güzel bir ifade şekli... Helemoda tasarımı ve İstanbul bir araya gelince bu ifade şekli çok daha geniş bir yelpaze... Bu coğrafyadan dünyaya bakmak ve dünyaya yaptığımız işleri tanıtmak çok önemli. İstanbulModa Haftası daha genç iken ve bu işe başlarken en büyük hayalimdi. Şimdi bu hayali Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul çatısı altında devam ettirmek ve Mercedes-Benz Türk'ün desteği ile bu organizasyonun bir parçası olmak bana gerçekten gurur veriyor." sözleriyle özetledi. Mercedes-Benz Otomobil Grubu Pazarlama ve Satış Türkiye Direktörü Şükrü Bekdikhan ise "Mercedes-Benz Türk olarak Mercedes-Benz Fashion Week Istanbul'un ilk sezonundan bu yana farklı projeler çerçevesinde sektörün yaratıcı isimlerine destek vermeyi sürdürüyoruz. İlk 5 sezonda aralıksız olarak genç ve yetenekli tasarımcıları destekleyerek,Özlem Kaya, Zeynep Tosun, Gül Ağış, Hande Çokrak ve Gülçin Çengel'in defilelerini "Mercedes-Benz presents" projesi ile sunduk. Geçtiğimiz sezon Türkiye'de bir modakültürünün yaratılmasına büyük emek veren Mehtap Elaidi'nin 15 yılı geride bırakan modakariyerini onurlandırarak "Mercedes-Benz celebrates Mehtap Elaidi" defilesini sunduk. Bu sezon ise Türk moda sektörünün gelişmesinde mihenk taşı olarak nitelendirilebilecek her inisiyatifin arkasında yer alan, İstanbul'un bir moda haftasına kavuşması için büyük emek sarf eden ve Türkiye'de moda tasarımcılığı algısını inşa eden Bahar Korçan'ı onurlandırmaktan ve "Mercedes-Benz celebrates Bahar Korçan" sergisini sunmaktan ötürü çok heyecanlıyız." sözleriyle bu işbirliğinin Mercedes-Benz Türk için önemini vurguladı. Bahar Korçan, "Toz" isimli koleksiyonunda insanın tozdan yaratıldığı ve toza dönüşeceği düşüncesinden yola çıkıyor ve evrendeki her detayın büyük bir bütüne hizmet ettiğini, insanları birbirine bağlayan tek gücün sevgi olduğunu farklı disiplinlerin bir araya geldiği bir koleksiyon sergisi ile taçlandırıyor. Tasarımcı Bahar Korçan'ın kendi yazdığı bir şiirden yola çıkarak tablolara döktüğü desenlerden yarattığı koleksiyon, el boyaması ipekler, tabloları yansıtan desenler ve Bahar Korçan stilini taşıyan zamansız elbiselerden oluşuyor. 3 yıllık bir çalışmanın ürünü olan koleksiyon, resim, heykel ve modayı ilham verici bir sentezde birleştiriyor. 1992 yılında "Naturel" isimli koleksiyonuyla İTKİB'in düzenlediği yarışmayı kazanarak ismini duyuran Bahar Korçan, öncesinde uzun yıllar Vakko'da Vitali Hakko ile çalıştı. 1999 yılında İstanbul Moda Günleri'nde En İyi Tasarımcı ödülüne layık görüldü. Modern Dans Topluluğu ve Ankara Devlet Opera ve Balesi kostüm tasarımlarını üstlenmesinin yanı sıraTarkan ve Sezen Aksu'nun da aralarında bulunduğu ünlü isimleri giydirdi. ModaTasarımcıları Derneği'nin kurucularından ve İstanbul Moda Haftası'nın temelini atan isimlerden biri olan Bahar Korçan, aynı zamanda öykü ve şiir de yazıyor, sadeliğin başrolde olduğu tasarımlarında zamansız parçalara imza atıyor. Kaynak:www.haberler.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD Türkiye’nin İlk İş Ahlakı Zirvesi’nde

Türkiye’de ilk kez düzenlenen İş Ahlakı Zirvesi iş dünyasının zirvesini bir araya getirdi. İş Ahlakı alanında bir ilk olma özelliği taşıyan zirve, Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği (İGİAD)tarafından 15 Ekim Cumartesi günü Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. “Eğitimden Üretime İş Ahlakı” temasıyla yolu çıkan zirveye LASİAD adına Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katıldı. LASİAD Kurucu Başkanı ve İGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Karahan’ın açılış konuşmasıyla başlayan zirvede Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un da konuşma yaptığı etkinlikte; ‘İş Ahlakı Nasıl Uygulanabilir?’ ve ‘İş Ahlakı Nasıl Öğretilebilir?’ konuları işlendi. Aynı zamanda Türkiye’de iş ahlakının mevcut durumu ve yapılması gerekenler işadamları, akademisyen, yönetici ve bürokratların katılımıyla gerçekleşen zirvede ele alındı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD, Türkiye’nin Yeni Liderlik Buluşmasına Katıldı

Fanatik Gazetesi ve Bizz Consulting tarafından düzenlenen “Türkiye’nin Yeni Liderlik Zirvesi” SPORTS&BUSİNESS Summit, 8 Kasım Salı günü gerçekleşti. The Ritz Carlton İstanbul Otel’de yapılan panele spor ve iş dünyasından pek çok isim katıldı. Şirketlerin Stratejileri ve Spor Ekonomisi, Genç Yetenekler Yetiştirmek gibi başlıca konuların konuşulduğu ve oturumlar şeklinde devam eden programa LASİAD’ı temsilen Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Uzmanlar tartışıyor: "Şanghay üyeliğinin Türkiye'ye ekonomik katkısı olur mu?"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarıyla Şanghay İşbirliği Örgütü'ne (ŞİÖ) üyelik konusu tekrar gündemde. Ekonomik açıdan da tartışılan ŞİÖ hakkındaki genel kanı, Türkiye'ye ticari ilişkiler açısından yeni bir vizyon vaat etmediği yönünde. Özge Özdemir, BBC Türkçe için derledi: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) yerine ŞİÖ'ye üye olabileceğini söylemiş; ŞİÖ üyeleri Çin ve Rusya'dan da bu yönde olumlu sinyaller gelmişti. Bölgesel bir işbirliği örgütü olan ŞİÖ'nün üyeleri, Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Özbekistan. Örgütün, bugün altı üyesinin yanı sıra altı gözlemcisi ve Türkiye'nin de içinde bulunduğu altı "diyalog ortağı" bulunuyor. "Şanghay İşbirliği Örgütü, Türkiye'nin ticari ilişkilerine merhem olur mu?" sorusuyla ilgili uzmanların ilk çekincesi, örgütün yapısıyla ilgili olarak geliyor. BBC Türkçe'ye konuşan Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi Asya Çalışmaları Uzmanı Dr. Altay Atlı, örgütün ilk amacının "güvenlik ve terörizmle mücadele" konularında işbirliği olduğunu vurguluyor. Ancak Atlı'ya göre örgüt son zamanlarda Çin ve Rusya ekonomilerinin zora girmesi dolayısıyla ekonomik işbirliğine de yönelmiş durumda: "Ekonomisi petrol ve doğalgaz fiyatlarına aşırı derecede bağımlı olan Rusya, bir yandan fiyatların düşük seyretmesi, diğer yandan Avrupa'nın uyguladığı yaptırımlarla karşı karşıya kalması nedeniyle ekonomik bir darboğaza girdi. Çin ise ihracat ve yatırıma dayalı bir kalkınma modelinden iç tüketim ve yüksek katma değere dayalı bir modele geçmek için çaba gösteriyor ve bu süreçte ekonomik büyümesi hız kesiyor." Atlı, Pekin ve Moskova'nın bu yüzden ekonomik işbirliği projelerine giriştiğini belirtiyor. BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Enerji Piyasaları ve Politikaları Enstitüsü (EPPEN) Başkanı Dr. Volkan Özdemir ise örgütün ekonomik bir işbirliği değil, siyasi bir ittifak olduğuna dikkat çekiyor. Volkan Özdemir bu görüşünü, "Her şeyden önce ŞİÖ, gelişim sürecini henüz tamamlamamış olan ve iktisadi işbirliğinden ziyade üye ülkeler arası terörizmle mücadele, kaçakçılık, köktencilik gibi konularda siyasi ittifakın varolduğu uluslararası bir örgüttür" sözleriyle açıklıyor. Özdemir ayrıca, "NATO üyesi bir ülkenin resmi üyeliği söz konusu olamayacağı ve iktisadi birliktelik olmaması hasebiyle Türkiye'ye ek bir ticari fırsat oluşturmayacağını iddia edebiliriz" açıklamasında bulunuyor.   'Çin ile dengeli bir ticari ilişki kurulmalı' Türkiye'nin Çin ve Rusya ile ticari ilişkilerine baktığımızda büyük bir dengesizlik göze çarpıyor. Türkiye ile Çin arasındaki ticaret dengesi, Türkiye aleyhine işliyor. Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) verilerine göre 2016 Ocak-Eylül döneminde Türkiye'nin en büyük ithalat ortağı Çin. Türkiye, Çin'den 19,3 milyar dolarlık bir ithalat gerçekleştirirken ihracatı 1,5 milyar dolar seviyesinde. Asya uzmanı akademisyen Atlı da Çin ile ticaret açığının büyüklüğüne vurgu yaparak, "Sattığımız her bir dolarlık mal karşılığında bu ülkeden on doların üzerinde alım yapıyoruz. Çin ile açığı kapatamayız, ancak daha dengeli bir ekonomik ilişki kurabiliriz" açıklamasında bulunuyor.   'Rusya ile güven tesis edilmeli' Rusya ile de özellikle uçak krizinin ardından ticari dengesizliğin büyüdüğü fark ediliyor. TÜİK verilerine göre, Türkiye'nin 2016'nın Ocak-Eylül döneminde Rusya'ya ihracatı yaklaşık 1,2 milyar dolar iken bu ülkeden yapılan ithalat 11,3 milyar dolar seviyesinde. Türkiye sınırları içinde bir Rus uçağının 24 Kasım 2015'te düşürülmesinin ardından iki ülke ilişkileri neredeyse durma noktasına gelmişti. Rusya'nın Türkiye'ye uyguladığı ekonomik yaptırımlar ticari ilişkilere zarar verirken, normalleşme süreci kurulan diplomatik temasların ardından bu yılın ikinci yarısında başlamıştı. Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi Asya Çalışmaları'ndan Atlı'ya göre Türkiye ve Rusya arasında ekonomik ilişkileri iyileştirmek için güveni tesis etmek önemli bir yer tutuyor. Atlı, Rusya'dan doğalgaz alan ve Rusya'ya gıda ürünleri ve inşaat hizmetleri ihracatı yapan Türkiye için Rusya'nın önemli bir ticari ortak olduğunu vurguluyor. Rus lider Vladimir Putin, iki ülke ilişkilerinin normalleşme sürecine girmesinin ardından 10 Ekim'de Türkiye'yi ziyaret ederek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la bir basın toplantısı düzenledi. Atlı, "Uçak krizinden sonra, ekonomik yaptırımların da uygulanmasıyla büyüyen kriz, iki tarafa da ekonomik anlamda zarar verdi. Türkiye, turizm ve gıda pazarlarını kaybederken, Türkiye'den alım yapmamak Rusya'da enflasyonu tetikleyen bir etki yarattı" diyor.   'Türkiye, Avrasya Ekonomik Birliği'ne katılmalı' EPPEN Başkanı Dr. Volkan Özdemir ise ŞİÖ yerine Çin ve Rusya'nın başını çektiği farklı projelere yönelmenin daha iyi olacağı görüşünde. Özdemir, "Çin dünya ölçeğinde üretim ekonomisiyle mallarını pazarlara daha kolay ve çeşitli yollarla aktaracak başta Yeni İpek Yolu gibi projelere odaklanmaktadır" açıklanmasında bulunarak Çin ve Rusya arasındaki ticari vizyon farkına dikkati çekiyor. ŞİÖ'de kalkınma bankası ya da serbest ticaret bölgesinin kurulmasını uzak bir ihtimal olarak gören Özdemir, "Çin'in geliştirdiği ve odağında enerji ile ulaşım projeleri yer alan Yeni İpek Yolu'na aktif katılım Türkiye'ye yarar sağlar. Rusya ise ağırlığını daha çok Avrasya Ekonomik Birliği'ne vermektedir" diyor. Bu yüzden Özdemir'e göre Türkiye'nin Avrasya Ekonomik Birliği'ne katılımı daha pozitif olur. Ermenistan, Belarus, Kazakistan, Kırgızistan ve Rusya'nın üye olduğu bölgesel ve ekonomik bir işbirliğini temel alan Avrasya Ekonomik Birliği, 2014'te kuruldu. Üye ülkeler arasında bir serbest ticaret bölgesi yaratıldı. Özdemir, "Türkiye'nin bu birliğe katılımı mevcut üye ülkelere göre rekabetçi üretim yapısı nedeniyle kendisi için yararlı. Bu ülkelerle yapılacak gümrüksüz ticarette ihracatımız ithalatımıza oranla kat ve kat artacaktır. Bunun nedeni başta Rusya olmak üzere üye ülkelerin ihracatının enerjiye dayanması ve bunun zaten tarafımızca şu anda da ithal edilmesidir" diyor.   'ŞİÖ üyeliği, projelerde avantaj yaratabilir' Çin ve Rusya ile ticari ilişkilerin geliştirilmesi için Dr. Atlı halihazırda sürdürülen işbirliklerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. "Rusya'nın başı çektiği 'Avrasya Ekonomik Topluluğu' ve Çin'in büyük yatırımlar yaptığı, Yeni İpek Yolu olarak da adlandırdığımız 'Bir Kuşak, Bir Yol' projesi oldukça iddialı; bu projeler özellikle Orta Asya'da coğrafi anlamda örtüşüyor" diyen Atlı, Türkiye'nin bu projelerde önemli roller üstlendiğine dikkati çekiyor. "Rusya ve Orta Asya'da Türkiye'nin büyük yatırımları ve inşaat projeleri var" açıklamasında bulunan Atlı, Türkiye ve Çin arasında altyapı konusunda ortak girişimlerin artacağı görüşünde. Atlı'ya göre Türkiye'nin ŞİÖ üyeliği bu projelerde Türkiye'yi avantajlı bir konuma geçirebilir.   'AB'ye alternatif olamaz' Diğer yandan iki uzman da Şanghay İşbirliği Örgütü'nün ticaret açısından Avrupa Birliği'ne alternatif oluşturamayacağını söylüyor. Türkiye'nin AB ile ticaret hacminin büyüklüğü ve gümrük birliği anlaşması göz önünde bulundurulduğunda ŞİÖ'nün küçük bir potansiyel teşkil ettiği vurgulanıyor. TÜİK verilerine göre Türkiye'nin 2016'nın Ocak-Eylül döneminde AB'ye ihracatı 50.5 milyar dolar seviyesinde. Atlı bu durumu, "Ticaret açısından baktığımızda Türkiye'nin halen ihracatının yarısını AB ülkelerine yaptığını, pazar büyüklüğü ve derinliği açısından ŞİÖ ülkelerinin AB ile yapılan ticarete bir alternatif oluşturabilmekten henüz çok uzakta olduğunu belirtmek lazım" diyerek özetliyor. (BBC) Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

"ŞİÖ, Türkiye'den önce İran'ı kabul edecek"

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) işlerinden sorumlu özel temsilcisi Bahtiyar Hakikov, örgütün yakında İran'ın katılım dilekçesini incelemeye alabileceğini söyledi.  Görünüşe bakılırsa Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, nükleer sorun çözüldükten ve yaptırımlar kalktıktan sonra İran'ın ŞİÖ'ye üyelik başvurusunun olumlu değerlendirilmesi için hiçbir engelin kalmadığı yönündeki ifadeleri uygulamaya geçiyor. Peki, Tahran mevcut koşullarda ŞİÖ üyeliğine hazır mı? Zira başvuru yapıldığı 2008'den bu yana uzun zaman geçti ve siyasi ve ekonomik bütünleşme alanında birçok şey değişti.  Tahran merkezli Şehit Beheşti Üniversitesi Bilimsel Konseyi üyesi ve Avrasya araştırmaları uzmanı Hamid Reza Azizi, Sputnik'e açıklamasında, birkaç kilit noktaya dikkat çekerek, "Bu, İran'ın ŞİÖ üyeliği konusunda 2008'den bu yana sergilediği resmi tutum. Burada önemli değişiklikler yaşandı. Bilindiği gibi son zamana kadar İran, uluslararası ve bölgesel ittifaklara katılım yönünde birçok planını hayata geçirmekte engel olan uluslararası yaptırımların baskısı altındaydı. Başta İran'ın nükleer programıyla ilgili sağlanan anlaşma, yaşanan değişiklikler dikkate alınırsa İran'ın bölgesel ve uluslararası ittifaklarla bütünleşme yolu üzerindeki engeller de kalktı" dedi. İran'ın ŞİÖ'ye katılımını engelleyen bir diğer engelin, örgüt içindeki iki kampın tutumundan kaynaklandığını belirten Azizi, "Bir yandan dünyanın en büyük iki ülkesi Rusya ve Çin, diğer yanda da ŞİÖ'nün diğer üyeleri. Rusya ve Çin, 2008'den bu yana ABD ile aktif işbirliği aramadı. İran'da da, Batı ve ABD ile daha büyük çatışmaya girilmemesi, ŞİÖ içinde ve dışındaki uluslararası durumu daha fazla germemek için üyelik konusunda biraz daha beklenmesi gerektiği yönünde görüş üstün geldi" diye konuştu. Ama 2014'ten başlayarak dünya sahnesinde birçok şeyin değiştiğine dikkat çeken Azizi, "Ukrayna krizi, Rusya ve ABD arasındaki mücadeleyi alevlendirdi. Rusya, aktif olarak uluslararası ittifakları ve bölgesel koalisyonları güçlendirme, çok taraflı işbirliğini geliştirme çizgisine girdi. Rusya'nın bu çizgisini bugün sadece ŞİÖ değil, BRICS ve Avrasya Ekonomik Birliği örneğinde de gözlemliyoruz. Bunlar, İran'ı tutumunu gözden geçirmeye zorlayan olumlu siyasi faktörler" ifadelerini kullandı.  ŞİÖ, ortak enformasyon alanı kuruyor ŞİÖ'nün diğer üyelerinin de unutulmaması gerektiğini kaydeden Azizi, "Onların duruşu da dikkate alınmalı. Örneğin geçen yıl, Rusya ve Çin'in büyük ilgi duymasına rağmen bazı ŞİÖ üyelerinin tutumu yüzünden İran başvurusunun incelenmeye alınması sürecinin geciktiği haberi yapılmıştı. Nükleer anlaşmanın uygulanmaya başlamasıyla İran'ın ŞİÖ üyeliği önündeki engellerin kalkmasına rağmen nihai karar, örgütün diğer üyeleri arasında tam konsensüsün sağlanma olasılığına ve kilit oyuncuların (Rusya ve Çin) İran'ın ittifaka katılımının ekonomik ve siyasi yararları olacağına diğer üyeleri ikna etme ve ilgisini çekme yeteneğine bağlı" yorumunda bulundu.  İran'ın üyelik tutumunun da 2008'den bu yana güçlü bir değişim geçirdiğini söyleyen Azizi, "2014 olayları kilit faktörleri büyük oranda etkiledi. Şimdi, dünya sahnesinde gözlemlediklerimiz dikkate alındığında, İran elbette Rusya ve Çin ile ekonomik bütünleşme ve yakınlaşma peşinde. Ve eğer ŞİÖ, İran'ın bu hırs ve isteklerinin uygulamaya geçmesi için uygun zemini hazırlarsa İran bu örgüt içinde eşit haklara sahip üye statüsüne daha fazla ilgi duyar. Ayrıca, 2008'deki durumun tekrarlanmaması için tüm ŞİÖ üyelerinin de İran'a ilgi duyması gerekir. Bu, sanırım, bugün İran'ın ŞİÖ'ye katılım sürecini hızlandırmak için gereken tek tedbir" dedi.  Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye'den Ukrayna'ya kredi yardımı

Siyasi olayların yaşandığı Ukrayna'ya 50 milyon dolar kredi yardımında bulunulacak. Ukrayna'da yaşanan siyasi olayların ülkeyi derinden etkilemesi sebebiyle ülkeye mali yardım sağlamak amacıyla 50 milyon dolar tutarında kredi sağlanmasına ilişkin 15 Şubat'ta imzalanan ekli kredi anlaşmasının yürürlüğe girmesi, Hazine Müsteşarlığının yazısı üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırıldı. Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, kredi, Ukrayna devlet bütçesinin finansmanı amacıyla kullanılacak. Anlaşma, kredinin ana parası veya tahakkuk etmiş faizi ya da bu kapsamda ödenmesi gereken herhangi bir tutar ödenmediği sürece tam olarak yürürlükte kalmaya devam edecek. Türkiye'den OECD'ye 160 bin avro hibe katkısı Öte yandan, Türkiye ile Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) arasındaki matrah aşındırma ve kar kaydırma projesine ilişkin katkı anlaşmasının yürürlüğe girmesi, Hazine Müsteşarlığının yazısı üzerine, Bakanlar Kurulunca kararlaştırıldı. Resmi Gazetede yayımlanan karara göre, Türkiye OECD'ye hibe kaydıyla 160 bin avro tutarında bir finansal katkı sağlayacak. Katkı, anlaşmanın yürürlüğe girmesinin ardından tek dilimde ödenecek. Kaynak:www.trthaber.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Rusya'dan Türkiye'ye kritik ziyaret

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Zaharova, Dışişleri Bakanı Lavrov'un 1 Aralık'ta Alanya'yı ziyaret edeceğini doğruladı. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, haftalık basın toplantısına Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un 1 Aralık'ta Alanya'yı ziyaret edeceğini açıkladı. Lavrov'un Alanya'yı ziyaret edeceği Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu tarafından açıklanmıştı. Zaharova'nın açıklamasıyla, Rus Dışişleri de Lavrov'un Alanya'ya gerçekleştireceği ziyareti resmen doğrulamış oldu. Kaynak:www.star.com.tr
Devamını Oku
Standard Post with Image

Putin'den yeni yıl mesajı: "Türkiye ile aktif olarak işbirliği yapacağız"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yeni yılını kutlayan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya ve Türkiye'nin ilişkileri geliştirmeye yönelik aktif çalışmaları sürdüreceğini vurguladı.  Putin, Erdoğan'a gönderdiği yeni yıl mesajında, Ankara ile Moskova'nın bölgesel ve küresel konulardaki iş birliğine devam edeceğini belirtti.  Putin'in yabancı ülke liderlerine gönderdiği yeni yıl tebrik mesajları Kremlin'in resmi internet sitesinde yayımlandı.  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a gönderdiği mesajında Putin, Türkiye-Rusya ilişkilerindeki zor dönemin ardından, Türk-Rus iş birliğinin tüm alanlarda kademeli olarak normalleşmeye başlamasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.  Putin, "Siyasi, ekonomik, insani, bilim-teknik ve çeşitli alanlarda tam kapsamlı işbirliğini yeniden başlattık. Rusya ve Türkiye, elde ettikleri sonuçlara istinaden ikili ilişkileri geliştirmeye yönelik yapıcı ortak çalışmaları sürdürecek, bölgesel ve uluslararası sorunları iki ülkenin çıkarına olacak ve Avrasya kıtasında güvenlik ve istikrarı temin edecek şekilde çözmek için aktif olarak işbirliği yapacak" ifadelerini kullandı.  Kaynak:www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

İzmir Fashion Week Coşkusu Sona Erdi

İzmir'in en önemli moda etkinlikleri arasında yer alan İzmir Fashion Week, ünlü tasarımcılar ve firmaların yeni sezon kreasyonlarını sergilemesi ile sona erdi. Ege Giyim Sanayicileri Derneği (EGSD) ile Rönesans Ajans tarafından düzenlenen İzmir Fashion Week'in son günü, Sinem Mardi'nin "Karavaşların Özgürlüğü'' temalı defilesi ile başladı. İkinci defilede görücüye çıkan, Misette firmasının sahibi Ayşegül Köroğlu "Love& Soul'' temasıyla misafirleri büyülerken, Murat Acar'ın "Matador" temasıyla gerçekleştirdiği defile davetlilerden büyük alkış aldı. "İzmir moda başkenti olacak" İzmir'in moda başkenti olma yolunda emin adımlarla ilerlediğinin altını çizen EGSD Yönetim Kurulu Başkanı Mukadder Özden, nisan ayında bir moda etkinliği daha olduğunu hatırlatarak, "İzmir'in moda şehri olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini görmek hepimizi mutlu ediyor. Etkinliğimizin gerçekleşmesinde emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum" dedi. "Türkiye ekonomisinin dinamosuyuz" Genç tasarımcıların ve sektöre yeni girecek herkesin bu tarz etkinliklerle moral bulduğunu ifade eden Özden, "İzmir'in böyle etkinliklere ihtiyacı var. Hazır giyim ve tekstil sektörüTürkiye ekonomisinin dinamosu konumundadır. İhracat ve ithalat ortalamasında, ihracatı ithalatına göre en yüksek olan sektörler arasındayız. Cari açığı kapatma hedefinde en önemli katkıyı sağlıyoruz. Hem Türkiye ekonomisine hem de İzmir ekonomisine olan katkılarımız devam edecektir" diye konuştu. Üç günde 9 defile Üç gün boyunca gerçekleştirdikleri 9 defileyle Fashion Week organizasyonunu bitirmenin mutluluğunu yaşadıklarını ifade eden Rönesans Ajans Başkanı Akif Örük ise modanın merkezi İzmir hedefine her geçen yıl daha fazla yaklaştıklarını söyledi. Kaynak:www.haberler.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Ban Ki-mun Rusya ve Türkiye’nin Suriye’deki çabalarını olumlu karşıladı

Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği görevini bırakan Ban Ki-mun, Güvenlik Konseyi’nin onayladığı Suriye’de ateşkes anlaşmasını destekleyen kararı olumlu karşıladı.  31 Aralık’ta BM Güvenlik Konseyi üyeleri ortak kararla Rusya ve Türkiye’nin Suriye kararını onayladılar. Belgede Moskova ve Ankara’nın Suriye’de ateşkesin ilan edilmesi ve barış sürecinin yenilenmesine yönelik çabalarının desteklenmesi gerektiği belirtiliyor.  Yapılan açıklamada, “Genel sekreter Rusya ve Türkiye’nin ateşkes rejiminin yardımıyla Suriye’deki insanların hayatını kurtarmak için şiddetin azaltılmasını onaylıyor” ifadeleri kullanıldı. Aynı zamanda  31 Aralık’ta BM Genel Sekreterlik görevini bırakan Ban Ki mun onaylanan teklifin Astana’da gaydalı görüşmelerin gerçekleşmesini ve 8 Şubat 2017’de BM adı altında Suriye görüşmesinin gerçekleşmesini sağlayacağını belirtti.  Kaynak: www.gazetem.ru
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye ile Rusya anlaştı karşılıklı yeni tarifeli uçuş noktaları eklendi

Türkiye ile Rusya sivil havacılık kurumları arasında gerçekleşen görüşmeler sonrası Rusya Gazipaşa (Alanya), Türkiye ise Grozny ve Zhukovski (Moskova Bölgesi) için izinleri aldı bu güzergahlara da her iki ülkeden artık tarifeli uçuşlar gerçekleştirilecek. Türkiye ile Rusya sivil havacılık kurumları arasında 20-21 Aralık tarihinde Moskova’da gerçekleşen görüşme sonrası imzalanan memeranduma göre Türkiye ile Rusya arasında gerçekleşen uçuş noktalarına yeni eklenen noktalar şöyle: “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ve Rota Çizelgesi ile Rusya Federasyonu Hükümeti Arasında Hava Ulaştırma Anlaşması Rusya Federasyonu tayin edilen havayolu Anlaşma uyarınca belirlenen hatlarda her iki yönde de uluslararası tarifeli hava hizmetlerini işletmek hakkına sahip olacaktır: Rus hava yolları için izin verilen noktalar: Ankara, Antalya, Bodrum, Dalaman, İstanbul, İzmir, Trabzon, Samsun, Gazipaşa ve diğer Rus tarafınca serbestçe seçilmiş 8 nokta. Türkiye havacılık firmaları için izin verilen noktalar: Moskova, Saint- Petersburg, Astrahan, Ekaterinburg, Kazan, Krasnodar, Mahaçkale, Nalçik, Nizhnekamsk, Novosibirsk, Omsk, Soçi, Rostov, Stavropol, Ufa, Grozni, Zhukovski.” Kaynak:www.gazetem.ru
Devamını Oku
Standard Post with Image

Rusya ve Türkiye, ateşkes için “Direk hat” kurdu

Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Rusya ile birlikte Suriye’de ateşkes kefili olan Türkiye ile direk telefon hattının hazır olduğunu açıkladı. Şoygu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada,  “Savunma Bakanlığımız, Rusya ile birlikte Suriye’deki ateşkes rejiminin ve varılan uzlaşmaların yerine getirilmesinin kefili olan Türk tarafı ile temasta bulunmak üzere devlet telefon hattını hazırladı. Bunun dışında bugün itibariyle Türk meslektaşlarımızla direk hattını kurmuş bulunuyoruz. Türkiye başta mutabık kalınan anlaşmaların yerine getirilmesinin denetimi olmak üzere tüm anlaşmaların kefilidir“ diye konuştu. Kaynak:www.gazetem.ru
Devamını Oku
Standard Post with Image

Dosso Dossi, Unutulmayacak Bir Şova Daha İmza Attı

Ünlü ABD'li model Lindsay Ellingson’ın podyuma çıktığı 19. Dosso Dossi Fashion Show, yine unutulmaz bir etkinliğe imza attı. Düzenlediği etkinlikle dünyanın sayılı moda organizasyonları arasında yer alan Dosso Dossi Fashion Show,  40 farklı ülkeden 200 farklı şehirden yaklaşık 7 bin kişiyi Antalya'da ağırladı. Türkiye’nin en büyük moda organizasyonu olan Dosso Dossi Fashion Show, dünyaca ünlü isimleri ağırlamaya devam ediyor. Antalya Expo Center’da 8-13 Ocak 2015 tarihleri arasında gerçekleştirilen Dosso Dossi Fashion Show kapsamında Antalya hareketli günler yaşadı. LASAİD her yıl olduğu gibi bu yıl da Dosso Dossi Fashion Show’da yer alarak ,24-30 ağustos 2015 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan IV.LALELİ FASHION SHOPPING FESTIVAL’in tanımını yaptı. LASİAD adına  Dosso Dossi Fashion Show’a  Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları; Erdem Soylu Karabağlı ve Ahmet Turan, Yönetim Kurulu Üyesi ve organizasyonun ev sahiplerinden Murat Eraslan,  Başkan Özel Kalemi Nada İsmail katıldı. Dossi Dossi yüzlerce davetlinin katılımıyla hafızalardan silinmeyecek bir organizasyon gerçekleştirdi. Organizasyon, 40 mankenin katılımı ile gerçekleştirilen defile ile taçlandı. Defilede, ünlü top model Lindsay Ellingson podyuma çıktı. İtalya'nın sahil kasabası Portofino'dan esinlenilerek dekore edilen sahnede Topcapy, Velvet, Sensiline ve Moda Larisa markalarının kıyafetlerini sunan Lindsay Ellingson büyük alkış aldı. Defilenin sürprizi ise dünyaca ünlü şarkıcı Dr. Alban'dı. “It’s My Life” adlı şarkısı ile 90’lı yıllarda fırtına gibi esen ve müzik kariyerine İşveç’in başkenti Stockholm’de devam eden Dr. Alban, defilede sahne alarak unutulmaz şarkısıyla konukları coşturdu. Ünlü Rusyalı şarkıcı Ivan Dorn ve Valeriy Meladze’de 19. Dosso Dossi Fashion Show’da sahne aldılar. Dorn ve Meladze, sahne performansları ile konuklara unutulmaz bir gece yaşattılar. Dosso Dossi’nin Renkli Dünyasını Asla Unutmayacağım 19. Dosso Dossi Fashion Show'da baş manken olarak podyuma çıkan dünyaca ünlü model Victoria Secret mankenlerinden Lindsay Ellingson, defilenin ardından Dosso Dossi CEO'su Hikmet Eraslan ile basın toplantısına katıldı. Antalya'ya ilk kez geldiğini söyleyen Ellingson, 10 yıldır mankenlik yaptığını ve 8 yıldır Victoria Secret mankeni olduğunu dile getirdi. Ellingson, "İşim gereği dünyanın farklı yerlerinde bulundum. Farklı aktivitelere katıldım. Antalya'da da çok enerjik ve büyük bir organizasyonda bulundum. Böyle büyük bir organizasyonda bulunduğum için çok mutluyum ve Dosso Dossi’nin renkli dünyasını asla unutmayacağım " dedi. ABD'li model Lindsay Ellingson, koleksiyonları çok beğendiğinin ve farklı olduğununda altını çizdi. Türkiye'yi çok beğendiğini ve tekrar gelmek istediğini kaydeden Ellingson, "Bu deneyimi daha fazla yaşamak istiyorum. Baklava yedim çay içtim. Çok hoşuma gitti. Antalya'ya yaz mevsiminde tatile gelmek istiyorum. İstanbul'un tarihi yerlerini görmek istiyorum. Çok güzel bir yer" şeklinde konuştu. Antalya'da İtalyan Esintileri Moda otoritelerinin dikkatini çeken ve son Victoria’s Secret defilesinde kendini ispat eden Lindsay Ellingston için Antalya’da çok özel bir podyum hazırlandı. Moda şovlarına çıkarttıkları top modeller kadar podyum tasarımlarıyla da dikkat çektiklerini belirten Dosso Dossi Fashion Show Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Eraslan, özellikle Akdeniz ülkelerinin vazgeçilmez yaşam alanları olan meydanlardan ve İtalya’nın ünlü sahil kasabası Portofino’dan esinlendiklerini belirtti.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

LASİAD’dan Türkiye İhracatçılar Meclisi’ne Ziyaret

LASİAD, 13 Mayıs 2013 tarihinde TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi’yi makamında ziyaret etti. Ziyarete; LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları; Ercan Hardal, İsmail Dark, Mehmet Yasubuğa, LASİAD Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Turan ve LASİAD Genel Sekreteri Şerafettin Yüzüak katıldı. Ziyarette konuşan LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca 2. Laleli Fashion Shopping Festival programına ilişkin bilgiler vererek şöyle devam etti; “Laleli’nin imajını yükseltmek ve potansiyelini daha da zirveye taşımak için çabalıyoruz. Laleli’nin alt yapısını, esnaf, dernek ve Fatih Belediyesi iş birliği ile yaptık” diyen Eyyüpkoca Tim Başkanı Mehmet Büyükekşi’yi Laleli’ye davet ederek 2. Laleli Fashion Shopping Festival için destek beklediklerini de sözlerine ekledi. TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi ise “Laleli önemli bir yer.  Olması gereken bir bölge. 80’li yıllarda Romenlere, Macarlara, Polonyalılara perakende ayakkabı satışları yapardık. Bir bakıma 1994 yılında yaşanılan krizin atlatılmasında Laleli’nin çok önemli ve büyük bir rolü var.” dedi. Ziyaretin sonunda LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca, TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi’ye LASİAD logolu tabak takdim etti.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye Başkanlık Sistemini Konuşuyor

“Türkiye Başkanlık Sistemini Konuşuyor” kapsamında 2. Bölge Başkanlık Sistemi toplantısı 14 Nisan 2013 tarihinde T.B.M.M. Anayasa Komisyonu Başkanı İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Burhan Kuzu’nun katılımı ile AK Parti İl Başkanlığı’nda gerçekleşti. Toplantıya; AK Parti İl Başkanı Aziz Babuşcu, LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca ve çok sayıda davetli katıldı. Yaptığımız birikimi 6 ayda bitirirler Toplantıda Başkanlık Sistemi ile alakalı açıklamalarda bulunan T.B.M.M. Anayasa Komisyonu Başkanı İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Burhan Kuzu, "Eğer Türkiye'de bir koalisyon dönemi gelirse günün birinde, AK Parti olarak bizim yaptığımız birikimi, 6 ayda bitirirler" dedi. Kuzu, koalisyon dönemlerinde zorunlu olarak seçim barajı konulduğunu ancak başkanlığa geçildiğinde tüm barajların kaldırılacağını dile getirdi. Burhan Kuzu, bu sistemin istikrar nedeniyle "koalisyon gelmesin" diye getirildiğini, başkanlıkta koalisyon olmayacağı için baraja da gerek duyulmayacağını vurguladı. "Bir ülkede federal yapının olması, başkanlığı gerektirmez" Kuzu, başkanlık sistemi ile "dar bölge sistemi"nin geleceğine değinerek, "liderlerin dediğini yapan" bir parlamentonun oluşmayacağını, "vicdanı hür" vekillerin olacağını söyledi. Federal yapının, başkanlık modeliyle uzaktan yakından ilgisi olmadığına işaret eden Kuzu, "Almanya, şu an parlamenter model ama federal yapı var. Yeni Zelanda, Kanada böyle...Demek ki bir ülkede federal yapının olması, başkanlığı gerektirmez. 'Başkanlık varsa federal yapı gerekir' diye bir şey de yok" ifadelerini kullandı. Toplantı soru-cevap kısmı ile son buldu.
Devamını Oku
Standard Post with Image

CBME Türkiye Anne Bebek Çocuk Ürünleri Fuarı

Türkiye’nin en büyük anne, bebek, çocuk ürünleri fuarı CBME Türkiye, 11-14 Ocak 2017 tarihleri arasında İstanbul CNR Fuar Merkezi'nde 32.kez yapıldı. Bebek ve çocuk sektörüne ait tüm ürünlerin tek bir çatı altında sergilendiği ve LASİAD adına Yönetim Kurulu Üyesi Rıfat Opan’ın katıldığı fuara, 750 marka ve 370 firma katıldı. Bu yıl CBME Türkiye fuarında bir ilke de imza atılarak bazı firmalar, 2017 İlkbahar-Yaz Koleksiyonları ile birlikte 2017-2018 Sezonu Sonbahar-Kış Koleksiyonları'nı da sergilediler. UBM ICC Genel Müdürü Erdal Baykara'nın verdiği bilgilere gore Rusya, anne-bebek-çocuk ürünleri ihtiyacının %30’unu Türkiye'den karşılıyor.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Rusya ve Türkiye arasında vize kolaylaşacak

Rusya Dışişleri Bakanlığı Dördüncü Avrupa Departmanı Başkanı Aleksandr Botsan-Harçenko, Rusya ve Türkiye'nin 9 Şubat'ta iş adamları başta olmak üzere bazı Türk vatandaşları kategorileri için vize rejiminin kolaylaştırılma imkanını görüşeceklerini bildirdi. Rus diplomat konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "9 Şubat'ta Türkiye ile konsolosluk konularına ilişkin detaylı toplantı yapılmasını planlıyoruz. Kilit konulardan birisi bazı Türk vatandaşları kategorileri için vize rejiminin kolaylaştırılması. Bazı kolaylıklar planlanıyor, bunları ekonomik bağların daha aktif hale getirilmesi gerekliliğiyle bağdaştırıyorlar. Öncelikle bu konu girişimcileri kapsıyor" ifadelerini kullandı. ANKARA İLE TEMASLARIMIZ DÖRT KOLDAN Botsan-Harçenko şu şekilde devam etti: "Bu aşamada önceden alınan kararların bir anda kaldırılmasından ve tamamen vizesiz rejime dönülmesinden bahsetmiyoruz. Tabi ki, vizelerin tamamen kaldırılması çok yakında olmayacak, fakat bu konunun sonsuza dek üzerinin çizildiğini söylemek doğru olmaz. Şu anda Ankara ile temaslarımız sadece Dışişleri Bakanlığı düzeyinde değil, askeri hatta ve özel servisler hattında da düzeldi. Bunların sonuç vermesini umuyorum. İşte o zaman bu konuya bakacağız." Kaynak: www.haberturk.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Rusya için 'Pasaportsuz Türkiye' gündemde

Ukrayna'ya pasaportsuz bir şekilde ve sadece kimlik kartları ile geçişin başlayacağının açıklanmasının ardından, şimdi de Rusya gündeme geldi. İki ülke arasında pasaportsuz gidiş gelişlere yönelik müzakereler tekrar başlıyor. Görüşmelerin tekrar başlayacağı haberini Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu verdi. Antalya'da konuşan Çavuşoğlu, Rusya ile uçak hadisesi olmadan önce iki ülke vatandaşlarının pasaportsuz bir şekilde sadece kimlikle giriş-çıkış yapabilmeleri için epeyce görüştüklerini hatırlatarak, "Bayağı mesafe katetmiştik. Şimdi ilişkilerimiz normalleştiğine göre bu konuda da müzakerelere devam edebiliriz.   Biz en azından Rusya vatandaşlarının pasaportu bile olmadan gelebilmeleri için havalimanlarında kimliklerin okunabileceği cihazları kuruyoruz. Bu konudaki görüşmelerimizi başlatacağız tekrar" dedi. YUNANİSTAN'DAN TÜRKİYE'YE GÜZEL HABER! Yunanistan'ın Avrupa İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakan Vekili Yorgos Katrougalos, Yunan adalarına girişte, kapıda vize alınabilmesini sağlayan uygulamanın bir yıl daha uzatılacağını söyledi. Midilli, Sakız, Rodos, İstanköy, Sömbeki, Sisam ve Meis adaları için 2012 yılından bu yana nisan-ekim ayları arasında geçerli olan uygulamayla Türk turistlerin adalara seyahatlerinde limanda vize verilerek önemli bir kolaylık sağlanıyor.   Kaynak: www.haberturk.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türk iş dünyasından Putin-Erdoğan zirvesi yorumu: Bundan sonraki işimiz yolumuza devam etmek

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeleri Sputnik’e değerlendiren Türk iş dünyası temsilcileri, "Türkiye-Rusya ilişkileri dondurulmuş bir döneme girmişti. Bu dönemi atlattık. Artık iş dünyası bundan sonra yoluna devam edecek" dedi. Türk iş dünyası temsilcileri Soçi kentinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeleri Sputnik’e değerlendirdi. Rus-Türk İşadamları Birliği (RTİB) Başkanı Naki Karaaslan şunları söyledi: “Tabii yasakların kalkması çok iyi oldu. Türkiye-Rusya ilişkileri dondurulmuş bir döneme girmişti. Bu dönemi atlattık. Artık iş dünyası bundan sonra yoluna devam edecek. Herkes artık işine gücüne bakacak.” SAVAŞIR: 6-7 MAYIS GÖRÜŞMELERİNİ UMUTLA BEKLİYORUZ   © REUTERS/ ALEXANDER ZEMLİANİCHENKO Rus uzman: Türk-Rus ilişkilerinde kriz öncesi döneme yaklaşıldı DTİK Avrasya Komitesi Başkanı Ali Galip Savaşır konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı: “Erdoğan ve Putin’in Soçi görüşmesi ve tüm yasakların kısa sürede kaldırılacağı, Putin’in ortaklık döneminin başladığını açıklayarak normalleşme ve partnerlik vurgusunu çok önemsiyorum. Ana konusu Suriye olan görüşmede diğer sorunların da çözülme sürecine gireceğini değinilmesi çok umutverici idi. 6-7 Mayıs’ta Başbakan Yardımcıları düzeyindeki Ankara’da yapılacak müzakereler beklentilerimizi yükseltti. Umutla 6-7 Mayıs’ı bekleyeceğiz.”   YANGIN: BÖLGEDEKİ BARIŞ VE HUZURA KATKI SAĞLAYACAK   © AFP 2017/ ALEXANDER NEMENOV Erdoğan ve Putin, Soçi'de görüştü: Vize ve domates dışındaki kısıtlamalar kalkıyor Azerbaycan Türkiye İşadamları Birliği (ATİB) Başkanı Cemal Yangın ise şöyle değerlendirmede bulundu: “İki liderin ileriye dönük adımları ülkeler arasındaki ticaretin en iyi anlamda en iyi şekilde gelişmesine sebep olacaktır. Rusya ve Türkiye iki güçlü ve geleneği olan devletler. Liderlerin aldığı kararların ilişkilerin gelişmesine, bölgede barış ve huzura önemli katkı sağlayacağına inanıyorum.”   Laleli Sanayici ve İşadamları Derneği (LASİAD) Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca da şu ifadeleri kullandı: “Erdoğan-Putin görüşmesinin neticeleri bizi memnun etti. Zira Türk iş dünyası olarak alınan bu kararlardan, varılan mutabakattan memnunuz. Bundan sonra bize düşen çalışmaktır. 2016 yılının sonlarında ikili ekonomi ilişkilerde az da olsa başlayan artış, gelecek yıllarda daha iyi olacağının göstergesi.” DİNÇ: ÖNEMLİ OLAN YUVAYI TEKRAR KURMAK   © AFP 2017/ ALEXANDER ZEMLİANİCHENKO Putin’den Erdoğan’a: Seninkiler çalışmak istemiyor İstanbul Deri ve Deri Mamülleri İhracatçıları Birliği (İDMİB) Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Dinç de, “Tabii biz iki liderin perde arkasında neler konuştuğunu çok iyi bilmiyoruz. Ama basına yansıyan kısmıyla son derece umutverici. Güzel gelişmeler. Tabii ben bu durumu şöyle açıklıyorum: Rusya ve Türkiye arasında çok iyi ilişkiler vardı. Durup dururken birileri evimizi yaktı. Bizler şuanda bu yangını söndürdüğümüze seviniyoruz. Önemli olan bu evi, yuvayı tekrar kurmak. Bunun da ortak akıl ve sağduyu ile sağlanacağına inanıyoruz. İkili ilişkiler mutlaka eski günlerine dönecektir. İkili sıkıntılar da geride kalacaktır” ifadeleri kullandı.   Türkiye Kürk Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (KSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ayfer Gümrük de “Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Putin’in ikili görüşmesinin ülkelerin çıkarları için son derece olumlu olacağına inanıyorum. Vize ile ilgili sorunların bir an önce kaldırılmasını da temenni ediyoruz” dedi. Kaynak: https://tr.sputniknews.com/turkiye
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye-Moldova İş Forumu

Başbakan Binali Yıldırım 5-6 Mayısta Türk iş adamlarıyla Moldova’nın başkenti Kişinev ziyaretinde bulundu. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ev sahipliğinde düzenlenen Türkiye-Moldova İş Forumu, Başbakanın katılımıyla istişare toplantıları ve ikili görüşmelerle sürdü. Foruma Ankara’dan çok sayıda isim katıldı. Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, AK Parti Genel Başkan yardımcıları Mehdi Eker ve Fatih Şahin, Türkiye'nin Kişinev Büyükelçisi Hulusi Kılıç, TİKA Başkanı Serdar Çam ve Başbakanlık Dış Politika Başdanışmanı Kerim Uras yer aldı. 300’e yakın iş adamının olduğu programa LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca katıldı.   Türk ve Moldovalı iş adamlarına seslenen Yıldırım, iki ülke ticaret hacminin artırılması için her türlü desteği sağlayacaklarına vurgu yaptı. Başbakan Binali Yıldırım forumda yaptığı açıklamada, "Türkiye, kişi başına düşen milli geliri 25 bin dolara çıkarmayı hedefliyor. Bunu yapmak için iki şeye ihtiyacımız var. Güven ve istikrar. Son 15 yıl içerisinde Türkiye bir yandan bütün alt yapı eksiklerini giderirken, diğer yandan dünyanın birçok alanında ciddi yatırımlar yaptık. İş adamlarımızın önünü açacak adımlar atıyoruz. İmkânlar hazırlıyoruz" dedi.    
Devamını Oku
Standard Post with Image

Ukrayna hükümeti, Türkiye ile pasaportsuz seyahat anlaşmasını onayladı

Ukrayna hükümeti, Türkiye ile Ukrayna arasında pasaportsuz olarak yeni kimlik kartları ile karşılıklı seyahat imkanı sağlayacak anlaşmayı onayladı. Kırım Haber Ajansı QHA’nın haberine göre, Ukrayna Bakanlar Kurulu bugün yaptığı toplantıda, Türkiye ile Ukrayna arasında imzalanan iki ülke arasında pasaportsuz, yeni kimlik kartları ile karşılıklı seyahat imkanı sağlayacak anlaşmayı onayladı. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Ukrayna Bakanlar Kurulu Arasında Vatandaşların Karşılıklı Seyahatlerine İlişkin Usullere Dair Anlaşma, 14 Mart 2017 tarihinde Ankara’da Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk İşleri Genel Müdürü Büyükelçi Mehmet Samsar ile Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Andriy Sıbiga tarafından imzalanmıştı. İKİ ÜLKE ARASINDA KİMLİKLE SEYAHAT DÖNEMİ Anlaşmaya göre yeni kimlik kartları kullanan Ukrayna ve Türkiye vatandaşları, iki ülke topraklarına giriş, çıkış ve transit geçiş yapabilecekler ve bu ülkelerde 180 gün için 90 güne kadar vizesiz kalabilecekler. Ukrayna hükümeti resmi internet sitesinde yapılan açıklamada söz konusu anlaşmanın ülkeler arasındaki ikili ilişkilerin geliştirilmesine ve sosyal, ekonomik, kültür, insani alanlardaki ilişkilerin yoğunlaştırılmasına yardımcı olacağı ifade edildi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, anlaşmayla ilgili “Karşılıklı ziyaret ve turist sayısını artırmak istiyoruz. Halklarımız arasında daha fazla temas olsun istiyoruz. O nedenle bundan sonraki süreçte vatandaşlarımızın pasaporta ihtiyaç duymadan sadece kimlikleriyle ülkelerimizi ziyaret etmesi için hazırlıkları tamamladık. Yaz gelmeden bunu başaracağız” diye konuşmuştu.   Kaynak için tıklayınız
Devamını Oku
Standard Post with Image

İTHİB Türkiye’nin İhracatçılarını Ödüllendirdi

İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB), 24 Mayıs Çarşamba akşamı Çırağan Palace Kempinski’de tekstil sektöründeki başarılarıyla ülke ekonomisine katkıda bulunan ihracat liderlerinin ödülleriyle buluştuğu bir ödül töreni düzenledi. Platin ve altın ödüllerin sahiplerini bulduğu gecede hiç ihracat yapılmayan ülkeye ihracat yapan, en fazla katma değerli ürün ihraç eden ve en fazla ülkeye ihracat yapan firmaların temsilcilerine de ödül verildi.   Ödül törenine LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı Giyasettin Eyyüpkoca Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Ercan Hardal, Murat Özpehlivan ve Ahmet Turan katıldı.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Norveç'te Türkiye kampanyası! 'Evet ben gidiyorum…'

Norveçliler, seyahat acentelerinin Türkiye'ye olan tur ve uçuş sayılarını azaltmasına, biletlerin de  pahalı satılmasına tepki gösterdi - Norveçliler, #EvetBenGidiyorum"  (#JaJegReiser) isimli kampanyayla şikayetlerini dile getirdi. Tepkiler üzerine turizm firmaları, 2018 için kapasitelerini artıracağını açıkladı Norveçliler, havayolu şirketleri ile seyahat acentelerinin Türkiye'ye olan tur ve uçuş sayılarını azalmasına, biletlerin de pahalı satılmasına tepki gösterdi. Sosyal medyada kampanya başlatan Norveçliler, turizm firmalardan  özellikle 2018 yılı için kapasitelerini artırmalarını istedi. Bu konudaki rahatsızlığı dile getirmek için Facebook'ta yürütülen  #EvetBenGidiyorum" (#JaJegReiser) isimli kampanya, şu ana kadar yarım milyon  kişiye ulaştı. Steinar Johansen (67) ile iletişim öğrencisi Çınar Şimşek'in  düzenlediği kampanyaya destek verenler, özellikle sefer sayısının az olması ve  fiyatların pahalılığından şikayetçi oldu. NORVEÇ BASINI İLGİSİZ KALMADI Kampanyanın yürütüldüğü 10 binden fazla üyesi olan Alanya İskandinav  Toplumu (Det Skandinaviske i Samfunn Alanya) adlı Facebook sayfasında bir  kullanıcı, "Havayolu ve charter şirketleri tüm yolları keserse ne yapabilirim"  diye yazarken, diğeri de seyahat firmalarına doğrudan şikayette bulunulmasını  istedi. Sayfada, "İnsanların Türkiye'de savaş olmadığını ve orayı ziyaret  etmenin güvenli olduğunu anlamasının zamanı geldi", "Burada (Norveç) kışlar  soğuk, uzak güneydeki ılık sahilleri öneririm", "İki hafta önce Alanya'dan  döndüm, tekrar gitmeyi sabırsızlıkla bekliyorum" şeklindeki görüşlere yer  verildi. Norveçlilerin şikayetlerini sıraladığı ve Türkiye'ye olan ilgilerini  gösterdiği kampanyaya, seyahat acenteleri ve Norveç basını da ilgisiz kalmadı. Norveç'in ulusal gazetelerinden ABC Nyheter haberlerinde kampanyaya  geniş bir şekilde yer verdi. "TURİZM İLE ŞEHİR HAYATI BİR ARADA" Gazeteye konuşan Johansen, kampanya ile seyahat acenteleri ve havayolu  şirketlerine Norveçlilerin Türkiye'ye gitmek istediğini söylemek istediğini ifade  etti. İlk defa 6 yıl önce Alanya'ya gittiğini, o günden sonra da hem yaz hem kış  Türkiye'yi ziyaret ettiğini vurgulayan Johansen, Türk halkının sıcak kanlılığına  ve yardımseverliğine vurgu yaptı. Alanya'nın kendine has bir atmosferi ve sıcaklığı olduğuna dikkati  çeken Johansen, "Burada turizm ile şehir hayatının doğal bir karışımını  buluyorsunuz. Pek çok güzel ve çocuklar için de uygun olan plajlar var. Ayrıca kendinizi modern bir Türk şehrindeki yerel şehir hayatının tam ortasında bulmak  için otelinizden veya dairenizden fazla uzaklaşmanız gerekmiyor." dedi. Norveç medyasında Türkiye hakkında çıkan olumsuz haberlerden seyahat  acentelerinin etkilendiğine işaret eden Johansen, terör saldırılarının yaşandığı  diğer ülkelere kıyasla Norveç basınında Türkiye haberlerinin aşırı derecede  olumsuz ele alındığını kaydetti. "2018'DE KAPASİTEMİZİ ARTIRACAĞIZ" Bir turizm şirketi temsilcisi olan Nora Aspegren ise yaz sonuna doğru  Türkiye'ye olan ilgide bir artış gözlemlediklerini, 2018 yazı için Türkiye  kapasitelerini yüzde 25 artıracaklarını söyledi. Başka bir turizm yetkilisi Tonje  Lokaas Fossum da Dagbladet gazetesine yaptığı açıklamada 2018 yılında bir artış  beklediğini ifade etti. Norveç havayolu şirketi Norwegian Air temsilcisi Lassa  Sandaker-Nielsen ise terör saldırıları nedeniyle yaza kadar talep ve arzda bir  düşüş olduğunu ancak yaz itibariyle Türkiye'ye yaptıkları seferlerde büyük ilgi  gördüklerini bildirdi. Kaynak:www.milliyet.com.tr
Devamını Oku
Standard Post with Image

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye- Sırbistan İş Forumu’nda

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ukrayna ziyaretinin ardından resmi temaslarda bulunmak üzere Sırbistan'a gitti. 10 Ekim tarihinde Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da gerçekleşen “Sırbistan-Türkiye İş Forumuna Cumhurbaşkanı Erdoğan ile birlikte iş adamları ve sektör temsilcileri de katıldı. İş forumuna LASİAD adına Başkan Vekili Muhammed Sancaktar katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı Belgrad'da Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vuçiç, Başbakan Ana Brnaviç ve Sırbistan Bakanlar Kurulu üyeleri karşıladı. Erdoğan ziyareti kapsamında Sırbistan Cumhurbaşkanı Vuçiç'le baş başa ve heyetler arası görüşmeler gerçekleştirdi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye-Rusya İş Konseyleri toplantısı 30 Kasım'da Voronej'de yapılacak

Bu yıl 19’uncusu yapılacak olan Türkiye-Rusya ve Rusya-Türkiye İş Konseyleri Ortak Toplantılarının 30 Kasım  tarihinde Rusya Federasyonu’nun Voronej şehrinde düzenlenmesi kararlaştırıldı. Konu ile ilgili Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu DEİK'ten yapılan açıklama şöyle: "Türkiye ile Rusya arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerinde yaşanan kısa süreli düşüşten sonra, ikili ticaretimizde önceki yıllarda yakalanan yaklaşık 33 milyar USD gibi yüksek seviyeye en kısa zamanda tekrar gelinmesi ve 100 milyar USD hedefine ulaşılması amacıyla yeni dönemde hem hükümetler, hem de iş çevreleri olarak gerekli çabayı sarf etmemiz önem taşımaktadır. Zira, 21 Ekim 2017 tarihinde Kazan’da gerçekleştirilen Hükümetlerarası Karma Ekonomik Komisyonu (KEK) 15. Dönem Toplantısında imzalanan KEK Prokotolünde yer verilen diğer önemli hususuların yanı sıra, gündeme aldığı sorunlar ve katılımcıların nitelik ve niceliği açısından özel sektörde iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari işbirliğinin kilometre taşlarını oluşturan en önemli etkinliklerden biri olan ve  bu yıl 19’uncusu yapılacak Türkiye-Rusya ve Rusya-Türkiye İş Konseyleri Ortak Toplantılarının 30 Kasım 2017 tarihinde Rusya Federasyonu’nun Voronej şehrinde düzenlenmesi maddesi derç edilmiştir. Bu bağlamda, ekteki taslak program çerçevesinde düzenlenecek olan Voronej ziyaretine katılmayı arzu eden üyelerimizin en geç 15 Kasım 2017 Çarşamba günü, saat 18:00’a kadar https://portal.deik.org.tr/KatilimFormu/519/9385 adresli internet bağlantısı üzerinden kayıt yaptırmaları; İstanbul – Voronej – İstanbul uçak biletleri, Voronej’de 3 gece konaklama, havaalanı ve şehir içi transferler, rehber tercüman hizmetleri ve diğer organizasyon giderlerinin dahil olduğu katılım bedeli avans tutarını kayıt sayfasında belirtilen hesaba yatırmaları gerekmektedir.  Söz konusu etkinliğe kendi imkânları ile katılmayı arzu eden firma temsilcilerinin ise https://portal.deik.org.tr/KatilimFormu/520/9385 adresli internet bağlantısından kayıt yaptırmaları mümkün olup; her iki katılım şeklinde Rusya’ya giriş için iş vizesi katılımcılar tarafından münferit olarak temin edilecektir. Rusya Federasyonu’na giriş vizesi işlemleri hakkında detaylı bilgiye http://www.vhs-turkey.com/ adresli bağlantıdan ulaşılabilmektedir. Vize işlemlerin hızlandırılması amacıyla, kayıt formunda iş vizesine ihtiyacı olduğunu belirten katılımcıların isimleri Rusya’daki makamlara bildirilerek karşı taraftan davet yazıları talep edilecek olup, ilgili yazılar Rusya Federasyonu Ankara Büyükelçiliği ve İstanbul Başkonsolosluğuna tarafımızdan iletilecektir. Anılan ziyaret programına ilişkin her türlü  güncelleme ve detay bilgi katılım teyidi veren firma temsilcilerine bilahare iletilecektir." Bu arada  Rusya Federasyonu’nun Kuzey Batı Kafkasya bölgesindeki Adıgey Cumhuriyeti’nin başkenti Maykop’ta 9 Kasım  tarihinde “Adıgey Yatırım Forumu” düzenleneceği açıklandı. DEİK'in açıklaması şöyle: "Söz konusu Yatırım Forumuna kendi imkanları ile katılmayı arzu eden firma temsilcilerinin https://portal.deik.org.tr/KatilimFormu/493/9416 adresli internet bağlantısından kayıt yaptırmaları mümkün olup, taslak programda tavsiye niyetinde belirtilen uçuşlara gidiş dönüş biletleri ve Rusya’ya giriş için iş vizesi katılımcılar tarafından münferit olarak temin edilecektir.  Kayıt formunda iş vizesine ihtiyacı olduğunu belirten katılımcıların isimleri Adıgey Cumhuriyeti yetkili makamlarına bildirilerek karşı taraftan davet yazıları talep edilecek olup, işlemlerin hızlandırılması amacıyla ilgili yazılar RF Ankara Büyükelçiliği ve İstanbul Başkonolosluğuna tarafımızdan iletilecektir. Ayrıca, arzu eden katılımcılar uçak bileti ve vize işlemleri için, ekte bilgileri yer alan Adıgey tarafınca tavsiye edilen  tur acentesi hizmetinden yararlanabilirler. " www.turkrus.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

İGİAD Türkiye İş Ahlakı Zirvesi ‘17

Türkiye İş Ahlakı Zirvesi, Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği (İGİAD) tarafından Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Bu yıl ikincisi düzenlenen İş Ahlakı Zirvesi’ne Başbakan Yardımcısı Fikri Işık, Sabah Gazetesi Ekonomi Müdürü Şeref Oğuz, ORKA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, HAK-İŞ Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cengiz Ceylan, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak ve İstanbul Şehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Ömer Dinçer konuşmacı olarak katıldı. İGİAD Başkanı Ayhan Karahan yaptığı konuşmada; “İnsan, ancak üretim yapmakla kendini geliştirebilir. Kendi eylemlerimiz ve tercihlerimizle kendi yolumuzu çizeriz, kendi hayatımızı inşa ederiz. İhtiyaçlarımızı karşılamak, sorunlarımızı çözmek, insani ve onurlu bir hayat inşa etmek, ancak insanın iş ahlakına uygun üretici eylemleriyle mümkündür. Lübnan’lı şair Halil Cibran’ın da ifade ettiği gibi, alın yazımızı sadece alın terimizle silebiliriz” dedi. Zirveye LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Turan ve Yönetim Kurulu Üyesi Tarık Nayman katıldı. 
Devamını Oku
Standard Post with Image

Azerbaycanlı Vekil: Geçmişte Yanımızda Olmayan Batı Bugün de Türkiye'nin Yanında Değil

Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva, sözde Ermeni soykırımını kabul eden Hollanda Parlamentosu'nun Hocalı soykırımıyla ilgili açıklama yapmadığını belirterek, "Geçmişte bizim yanımızda olmayan Batı bugün de Türkiye'nin yanında değil" dedi. Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva, sözde Ermeni soykırımını kabul eden Hollanda Parlamentosu'nun Hocalı soykırımıyla ilgili açıklama yapmadığını belirterek, "Geçmişte bizim yanımızda olmayan Batı bugün de Türkiye'nin yanında değil" dedi. Karabağ Savaşı sırasında 26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaşanan ve Azeri sivillerin Ermenistan'a bağlı kuvvetler tarafından toplu şekilde katledilmesinin 26. yıldönümünde Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva açıklamalarda bulundu. Paşayeva, "Hocali Soykırımı üzerinden 26 yıl geçti. O gün orada kar ve soğuk vardı. Ermenistan askeri güçleri sivil insanlarımızı çocuk, kadın, yaşlı demeden acımadan bu soykırımı yaptılar. İnsanların çoğunu katlettiler, çok az insan sağ kurtuldu. Onlar da ayakları ve elleri donarak, ağır hastalık ve travmalarla kurtuldular. İşgalci Ermenistan askerleri yeryüzünden Hocalı adında bir kent sildiler. Çoğunu da rehin aldılar, bazıları kayıp. Onlarda 26 yıldır kendi evlerine dönemiyorlar. Oradaki insanların tek suçu Türk Müslüman olmaktı. O insanlara yapılan soykırım tüm insanlığa yapılmıştır. Herkesin din, dil ve ırk fark etmeksizin Hocalının yanında olmalıdır. Bizim isteğimiz bu soykırımı yapanların adalet karşısında hesap vermesidir. Bunu yapanlar işgalci Ermenistan'da en üst düzeyde şu an görev yapıyorlar ve adalet karşısında cevap vermiş değiller. Dünyanın her yerinde bu çalışmaları yürütüyoruz. Tüm insanlığa Hocalı için adaletin yanında olmaya çağırıyoruz" dedi. "SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMINI KABUL EDEN HOLLANDA, HOCALI'YLA İLGİLİ AÇIKLAMA YAPMADI" Ganire Paşayeva, "Biz bu konuda Batı'da çifte standartlarla karşılaşıyoruz. Sözde Ermeni soykırımını kabul eden Hollanda'nın bu kararını Türk evlatları olarak kabul etmeyeceğiz. Bu yalan ve iftiradır. Bu kararları kabul eden Hollanda Parlamentosu, Hocalı katliamıyla ilgili herhangi bir açıklama yapmadı. Neden yüzyıl önce olmamış olayları kabul edenler modern dünyanın gözü önünde olan Hocalı soykırımını görmek istemiyor. Fransa Cumhurbaşkanı Ermeni Diasporasıyla görüşerek, sözde Ermeni soykırımını anma günlerinin içerisinde ekleyeceklerini söyledi. Biz bunu kınıyoruz. Fransa'nın bu adımları atması çok yanlıştır. Ayrıca Fransa, Karabağ sorunun çözümünde rol oynayacak 3 ülkeden biridir. Tüm bunlar çifte standartı gösterir" ifadelerini kullandı. "GEÇMİŞTE BİZİM YANIMIZDA OLMAYAN BATI BUGÜN DE TÜRKİYE'NİN YANINDA DEĞİL" Paşayeva, "Azerbaycan'da Ermenistan destekli terör örgütleri metroları, parkları ve sivil insanları öldürdüklerinde Batılı ülkeler bizim yanımızda değillerdi. Bugün de terörle mücadele de Türkiye'nin yanında değiller. Uluslararası hukukun çöktüğü dünyada haklı olmak yeterli değil, güçlü olmak zorundayız. Hep birlikte kardeş ülkelerle beraber tüm haksızlıkların karşısında olacağız. Hollanda'da binlerce insanımız var. Evlerinizde oturmayın, itirazınızı Hollanda Parlamentosuna iletin. Seçimler geldiğinde de bu haksız adaletsiz karar kimler oy kullandıysa onlara oy kullanmayın. Herkese de bunu duyurun. Bu yalanlara destek verenlere bizim oyumuz yok. Yalanlara karşı en güzel mücadelenin yolu doğruları anlatmaktır. Gençlerimiz de sosyal medyada daha aktif olmalıdır" şeklinde konuştu. "-TERÖRLE BERABER MÜCADELE EDELİM- DİYEN BATI, TÜRKİYE'NİN YANINDA DEĞİL" Afrin harekatıyla ilgili de açıklamalarda bulunan Paşayeva, "Avrupa, 'terör insanlık aleyhine suçtur' diyor. Terörle mücadele etmek gerekir. Bizde doğrudur diyoruz. Terör her yerde terördür ve kınıyoruz. Aynı duruşu ve tavrı göremiyoruz. Türkiye'nin bugün Afrin'de yaptığı terörle mücadeledir. PKK'nın tüm kolları terör örgütüdür. Bu örgüt binlerce can aldı. Zeytin Dalı Harekatıyla batı ülkelerinin Türkiye'nin yanında olmadığını görüyoruz. Tam aksine Türkiye'nin aleyhine çalışan terör örgütlerini desteklediklerini görüyoruz. Terör kendilerine gelince beraber mücadele edelim derler. Bize gelince terör örgütlerinin arkasında durdukları için insanlık suçu derler. O yüzden biz Azerbaycan olarak kardeş Türkiye'nin yanındayız. Herkesin de Türkiye'nin yanında olması lazım. Terörle mücadele için canımızı vermeye hazırız. Amaçları Türkiye'nin gücünü zayıflatmaktır. Türkiye'nin gücü azalırsa, herkesin gücü azalır. Türkiye'nin gücü bizim gücümüzdür. Birlik ve beraber olma günüdür" diye konuştu. Kaynak:www.sondakika.com
Devamını Oku
Standard Post with Image

İTHİB Türkiye’nin İhracatçılarını Ödüllendirdi

İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB), 23 Mart Cuma akşamı Raffles İstanbul Zorlu Center’da tekstil sektöründeki başarılarıyla ülke ekonomisine katkıda bulunan ihracatın liderlerini ödüllendirdi. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'nin katılımıyla gerçekleştirilen Ödül Töreninde Bakan Zeybekçi, Türkiye’nin kalkınması için ihracatın önemine dikkat çekerek geçmişte ihracat seferberliği kapsamında ilk adımı atanın tekstil sektörü olduğunu hatırlattı. Zeybekçi, “Türkiye’de tekstilin sonu asla ve asla gelmeyecek.” dedi.  Platin ve altın ödüllerin sahiplerini bulduğu gecede en fazla ülkeye ihracat yapan firma ödülünü Kadifeteks, en yüksek katma değer üreten firma ödülünü RojaBrode Sanayi ve ihracatını en fazla artıran firma ödülünü ise S3 İplik Sanayi aldı. Ödül töreninde LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Turan’ın sahibi olduğu Turkuaz Tekstil gümüş, LASİAD Eski Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yasubuğa’nın sahibi olduğu Süper Tekstil altın plaket ödülü aldı. Programa LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Turan ve Yönetim Kurulu Üyesi Arif Özkan katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Yükselen Avrasya'da Türkiye-Rusya İlişkilerinin Geleceği Konferansı Düzenlendi

Uluslararası İşbirliği Platformu ve (UİP) Antalya Büyükşehir Belediyesi işbirliği ile düzenlenen Antalya Zirvesi: "Yükselen Avrasya’da Türkiye- Rusya İlişkilerinin Geleceği" Konferansı Belek Turizm Merkezi’ndeki bir otelde 26 Nisan Perşembe günü düzenlendi. Konferans kapsamında gerçekleştirilen yuvarlak masa toplantılarında Türkiye ve Rusya’nın önümüzdeki dönem ticaret hedefleri konuşuldu. Türk - Rus Ticaretinde 2023 Hedefleri ve 2019 Ajandası ne olmalı?" konusu görüşmelerde istişare edildi. Yuvarlak masa görüşmelerine konuşmacı olarak katılan LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, Aleksander Dugin- politik analist ile bir araya geldi. Konferansa LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar katıldı. Rusya Ankara Büyükelçisi Alexei V. Erkhov ile ikili görüşme yapıldı. 
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin 25. Olağan Genel Kurulu Gerçekleşti

Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin (TİM)  25.Genel kurulu 30 Haziran 2018 günü Haliç Kongre Merkezinde gerçekleşti. Başbakan Binali Yıldırım’ın katıldığı seçimli olağan genel kurula sektör temsilcileri ve TİM delegeleri katıldı. Genel Kurulu’nda konuşan Başbakan Binali Yıldırım, ekonomideki son gelişmeleri değerlendirdi. Genel Kurulda ayrıca Türkiye’nin ihracat şampiyonu firmalarına ödül verildi. 2017 yılında yaptıkları ihracatla ödül almaya hak kazanan Firmalar ve isimler şunlar; Ford Otomotiv-Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç, Toyota Otomotiv Türkiye-Toyota CEO’su Hiroshi Kato, Tofaş Türk Otomobil Fab. A.Ş. - Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç, Oyak - Renault Otomobil Fab. A.Ş. - Oyak Renault Genel Müdürü Antoine Aoun TÜPRAŞ - Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç, Kibar Dış Tic. A.Ş - Kibar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kibar,  Vestel Ticaret A.Ş - Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu K8’inci Arçelik-Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç, Bosch Sanayi Ticaret A.Ş - Yasin Akdere, Mercedes -Benz Türk A.Ş-Bülent Acicbe oldu. Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM), yapılan başkanlık seçiminde yeni başkan İsmail Gülle oldu. Genel Kurula LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar katıldı.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Rus Turistlerin Eylül-Kasım Tercihi Yine Türkiye

MOSKOVA – Türkiye, bu yılın güz döneminde de Rus turistlerin bir numaralı tatil noktası olacak. Rusya Tur Operatörleri Birliği (ATOR) tarafından yapılan açıklamada, Rusya’da eylül-ekim aylarında “kadife sezonu” olarak adlandırılan dönemde vatandaşların tatil tercihini yine Türkiye’den yana kullandıkları belirtildi. Güzel hava ve uygun fiyatlarıyla Türkiye’nin yalnızca kadife sezonunda değil, kasım ayında da tercih edileceğine işaret edilen açıklamada, bu yılın sonbahar sezonunda geçen yılın aynı dönemine kıyasla Türkiye’ye yönelik talebin yüzde 40’a kadar arttığı bilgisine yer verildi. Rus rublesinde yaşanan istikrarın da vatandaşların Türkiye’ye yönelik talebini artırdığının kaydedildiği açıklamada, Lara ve Belek’in yanı sıra İstanbul’un da Rus turistlerin gözde tatil noktaları arasında olduğu belirtildi. Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü verilerine göre, ocak-eylül döneminde Antalya'yı ziyaret eden yaklaşık 11,1 milyon yabancı turistin yüzde 38,83'ünü Ruslar oluşturdu. Yetkililer, Türkiye’yi bu yıl yaklaşık 6 milyon Rus turistin ziyaret etmesini bekliyor.   Kaynak: http://beyazgazete.com/haber/2018/10/2/rus-turistlerin-eylul-kasim-tercihi-yine-turkiye-4700984.html  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye’nin kış turizmi merkezleri Ukrayna’da tanıtıldı

Ukrayna'nın Başkenti Kiev'de, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Turizm Çalıştayı düzenlendi. İstanbul, Kapadokya ve Kayseri başta olmak üzere, kış turizminin tanıtımı için düzenlenen "Sınırsız Türkiye" adlı etkinlikte, Türkiye'den otelciler ile Ukrayna'daki tur operatörleri ve acenteler bir araya geldi. Türkiye Otelciler Birliği'nin (TÜROB) de katıldığı Çalıştay'da, Ukraynalı turizmciler Türkiye’deki kış destinasyonları hakkında bilgi aldı. Kiev Kültür ve Tanıtma Müşaviri Berat Yıldız, DHA’ya yaptığı açıklamada, Ukrayna’da Türkiye’deki kültürel destinasyonların ön plana çıkarılmasının ve turist ziyaretlerinin yıl boyu sürekliliğinin sağlanmasının hedeflendiğini söyledi. Ukrayna’da Kapadokya’nın ve diğer kış destinasyonlarının tanıtımına yönelik son yıllarda yapılan çalışmaların meyvelerini vermeye başladığının altını çizen Yıldız, "Ukrayna, kültürel destinasyonlara çok önem veriyor. Türkiye’yi ziyaret eden Ukraynalı turistlerin yüzde 30’u İstanbul’a gidiyor. Ankara da ilk üçte. Kış destinasyonlarının taıtımına yönelik çalışmalar meyvelerini veriyor. Bu etkinlikte artık doğrudan otelciler ile acenteler buluşuyor" dedi. Etkinliğin açılışında konuşan Kiev Büyükelçisi Yönet Can Tezel, Ukrayna ile Türkiye’nin siyasi iş birliğinin yanı sıra insani ilişkilerinde de ciddi ilerleme olduğunu vurguladı. İki ülke arasında karşılıklı turistik ziyaretlerin özellikle son üç yılda arttığını belirten Tezel, Kayseri ve Kapadokya’ya Ukraynalı turistlerin ilgisindeki artışa dikkati çekti. Büyükelçi ayrıca, Ukrayna’dan bu sene ilk defa bir tur operatörünün Kayseri’ye charter uçuşlarına başlamasının önemine işaret etti.    
Devamını Oku
Standard Post with Image

Oyak-Renault, hibrit araçlar için motorları Türkiye'de üretecek

Türkiye’ye 100 milyon euroyu aşan teknolojik yatırım yapacak olan Oyak-Renault, hibrit araçlar için motoru Türkiye’de üretecek. Mehmet KAYA ANKARA-Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Oyak-Renault’un hibrit araçlar için motor üretimini Türkiye’de yapacağını açıkladı. Varank, Oyak-Renault Genel Müdürü Antoine Aoun’u kabul etti. Kabulün ardından verilen bilgide 100 milyon euroyu aşan tutarındaki yatırımın devlet teşvikiyle yapılacağı belirtildi. Yatırımla Türkiye’de ilk kez alüminyum motor üretilmiş olacak. Fabrikanın temeli 19 Ekim’de Bursa’da törenle atılacak. Görüşmeye yönelik bir açıklama yapan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, motor bloklarının yüksek teknoloji ile üretileceğinin altını çizerek, “Otomotiv sanayimiz için çok büyük bir atılım olan bu yatırım; katma değerli üretime, istihdama ve ihracata ciddi katkılar sunacak. Ayrıca cari açığın azaltılmasına yıllık 2.3 milyar dolar katkı sağlaması bekleniyor” dedi. Oyak-Renault’un yatırımı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 9 Nisanda açıklanan “süper teşvik” listesinde de bulunuyordu. Yatırım, Oyak Renault Otomobil Fabrikalarının yeni nesil hibrit araçlar için motor, batarya ve alüminyum motor bloğu üretimi kapsamında listeye girmişti. Yatırım projesinin en önemli ayağı olan alüminyum enjeksiyon fabrikasıyla başlayacak. Otomotivde yeni teknolojik yatırım Proje bazlı teşvik sistemi kapsamında yeni nesil hibrit araçlar için motor ve bileşenlerinden oluşan bir yatırım hayata geçiyor. Oyak Renault’un sabit yatırım tutarı 100 milyon avroyu aşan projesiyle fabrikadan çıkacak ürünlerin büyük bölümünün ihraç edileceği kaydedildi. Bakan Varank kabulün ardından yaptığı değerlendirmede; “Bu motor bloklarının üretiminde dünyada sadece birkaç yerde bulunan yüksek teknoloji kullanılacak. Otomotiv sanayimiz için çok büyük bir atılım olan bu yatırım katma değerli üretime, istihdama ve ihracata ciddi katkılar sunacak. Üretimde kullanılacak alüminyumun yerli temini için Türk şirketleriyle görüşmeler sürüyor. Dolayısıyla, yerli kaynaklarımızdan mümkün olan en iyi şekilde yararlanılmış olacak,” diye konuştu. Bakan Varank, yüksek katma değerli yatırımların Türkiye’ye çekilmesi için çalışmalar yapıldığını ve yatırımcılara ayrım yapmadan destek olunduğunu belirterek, “Yatırımcılarımız için son derece cazip teşvikler sunuyor, yerli ve yabancılar arasında hiçbir ayrım gözetmiyoruz. Türkiye’nin çok ciddi bir potansiyeli var, bu potansiyeli en iyi şekilde değerlendirecek ve ekonomideki yapısal dönüşüme hizmet edeceğiz. Ticaret savaşlarının konuşulduğu mevcut dünya konjonktüründe emin adımlarla daha da güçlenerek yolumuza devam ediyoruz. Bu yeni işbirliği her iki taraf için önemli kazanımları beraberinde getirecek. Firmanın ilk model hibrit otomobillerini de Türkiye'de üretmesini arzu ediyoruz” yorumunu yaptı. Bu arada, Oyak Renault Otomobil Fabrikaları Genel Müdürü Antoine Aoun’un görüşmede, Oyak Renault’un dünyanın 70 ülkesine ihracat yapan Türkiye’nin lider otomobil üreticisi olduğunu vurguladığı ve “Tüm modellerimizde üretimimize, yaptığımız planlamalar doğrultusunda 3 vardiya olarak devam ediyoruz. Türkiye, Renault Grubu için çok önemli bir ülke . Renault Grubu, Türkiye’ye güveniyor ve bu güven üzerine yatırım planlarını oluşturuyor.” dediği kaydedildi. Aoun’un motor yatırımına yönelik olarak ise yeni nesil hibrit motor üretiminde en önemli yatırımına başlanmakta olan Alüminyum Enjeksiyon Fabrikası olduğunu kaydettiği ve şirketin yatırımlarını sürdürme kararlılığında olduğunu vurguladığı bildirildi. Bakan Varank’ın, Renault Grubu’nun Dünya Başkan Yardımcısı Thierry Bollore ile OYAK Genel Müdürü Süleyman Savaş Erdem'in 19 Ekim'de Bursa'da yapılacak temel atma törenine katılması bekleniyor.   Kaynak: https://www.dunya.com/sektorler/otomotiv/oyak-renault-hibrit-araclar-icin-motorlari-turkiyede-uretecek-haberi-429249      
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye'nin Girişimcileri Ödüllendirildi

Ticaret Bakanlığı'nın desteklediği TİM ile TEB ortaklığında bu yıl ilk kez Türkiye'nin Girişimcileri Ödül Töreni gerçekleştirildi. 11 Ekim günüÇırağan Sarayında gerçekleşen törende 10 girişimci ödüllendirildi. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ve TİM Başkanı İsmail Gülle’nin iştirak ettiğiTörende "Türkiye'nin En Hızlı Büyüyen Girişimcisi Ödülünü" Delphisonic, "En Yüksek İhracata Ulaşan Girişimci Ödülünü" Rem People, "En Fazla Ülkeye İhracat Yapan Girişimci Ödülünü Miops", "En Fazla Yatırım Alan Girişimci Ödülünü" Segmentify, "En Motive Edici Başarı Hikâyesi Ödülünü" DermisPharma,"Uçtan Uca Girişimcilik Ödülünü" Indisera, "Anka Kuşu-Küllerinden Doğanlar Ödülünü" Scotty, "İlk Göz Ağrısı Ödülünü" Gastroclub, "Çevreye En Duyarlı Girişim Ödülünü Reengen, "En Başarılı Kadın Girişimci Ödülünü" Artge aldı. "10 ilde faaliyette bulunan Girişim Evlerini Bakanlık olarak çok önemsiyoruz" "Girişimci, bir ekonominin yüklemidir ve yüklem olmazsa cümle kuramazsınız." diyen Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, yeni ürünler, yeni iş yapma teknikleri ve yenilikçi fikirleri pazara sunmanın girişimcilerin eseri olduğunu söyledi.Pekcan, girişimci zihinlerin bir ülkenin zenginliği olduğunu belirterek, "Bu girişimci zihinleri harekete geçirecek tüm çalışmaları desteklemeli ve yüreklendirmeli ve bu girişimci zihinleri yüreklendirecek ekosistemleri yaratmak için gereken her türlü çabayı hep beraber göstermeliyiz." diye konuştu. "Türkiye yenilikçilikte çok üst sıralarda" TİM Başkanı İsmail Gülle ise 2018 Küresel Girişimcilik Endeksi'ne göre Türkiye'nin 137 ülke arasında 37. sırada yer aldığını, "start-up yetenekleri" ve "yenilikçilikte" ise çok daha üst sıralarda olduğunu söyledi. TEB ile 2015'te yola çıkarak Türkiye'nin geleceğine ışık tutan girişimcilere katkı sağlayacak TİM-TEB Girişim Evleri'ni açmaya başladıklarını belirten Gülle, bugüne kadar 650'den fazla girişimci yetiştirdiklerini bildirdi. Yazar Ayşe Arman ve Türkiye Oyun Geliştiriciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Erkin'e "İlham Veren Girişimciler Ödülü", İTÜ ve ODTÜ'ye de Türkiye'nin girişimcilik ekosistemine yaptıkları katkılardan dolayı özel ödül takdim edildi. Ödül törenine LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye 2019'da ihracatla büyüyecek

Cumhurbaşkanlığının 2019 yılına ilişkin programına göre, gelecek yıl ekonomik büyümenin özellikle mal ve hizmet ihracatı kaynaklı olması tahmin ediliyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığınca hazırlanan "2019 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı"nın onaylanmasına ilişkin karar Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlandı. Buna göre, Yeni Ekonomi Programı (YEP) kapsamında açıklanan 2019-2021 Orta Vadeli Programıyla (OVP) öngörülen makroekonomik dengelenme sürecine yönelik politika ve tedbirlerin hızlı ve etkin bir şekilde hayata geçirilmesi hedefleniyor. Kısa vadede fiyat istikrarının ve finansal istikrarın yeniden tesis edilmesi, ekonomide dengelenmenin ve bütçe disiplininin sağlanması, orta vadede sürdürülebilir büyüme ve adaletli paylaşıma yönelik ekonomik değişimin gerçekleştirilmesinin amaçlandığı OVP'nin ilk yılında, GSYH büyüme hızının yüzde 2,3 olarak gerçekleşmesi, katma değerin ise tarım sektöründe yüzde 1,5, sanayi sektöründe yüzde 1,6, hizmetler sektöründe (inşaat dahil) yüzde 2,6 oranında artacağı tahmin ediliyor. İstihdam açısından bakıldığında ise önümüzdeki yıl, ekonomideki dengelenme süreci ve bu sürecin ima ettiği düşük büyüme oranları çerçevesinde istihdam artışının bir miktar hız keserek bir önceki yıla göre 439 bin kişi artacağı, işsizlik oranının ise yüzde 12,1'e yükseleceği öngörülüyor. İş gücüne katılma oranının yükselişini sürdürerek 2019 yılında 0,5 puan artışla yüzde 53,7'ye ulaşması bekleniyor.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye ile Rusya'dan dış ticaret hamlesi

Ticaret Bakan Yardımcısı Fatih Metin: "(Rusya ile) Ticaretteki engelleri de masaya koyarak bir eylem planı üzerinde anlaştık. Ayrıca, iş birliğimizi üçüncü ülkelere de taşımayı planlıyoruz. Hem Türkiye'nin hem Rusya'nın güçlü yanlarını, üçüncü ülkelere ve pazarlara da beraberce taşımayı planlıyoruz" açıklamasında bulundu. Ticaret Bakan Yardımcısı Fatih Metin, Türkiye ve Rusya’nın ortak bir “Dış Ticaret Eylem Planı” yapılması konusunda anlaştıklarını belirterek, “Ayrıca, iş birliğimizi üçüncü ülkelere de taşımayı planlıyoruz. Hem Türkiye’nin hem Rusya’nın güçlü yanlarını, üçüncü ülkelere ve pazarlara da beraberce taşımayı planlıyoruz.” dedi. Metin, başkent Moskova’da düzenlenen “Türkiye-Rusya İş Forumu” kapsamında iki ülke arasındaki güncel ekonomik gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye ve Rusya arasında tarım, enerji ve turizmin yanı sıra yeni iş birliği alanlarının oluşturulduğunu ifade eden Metin, “Bunlardan birisi savunma sanayi… Hava ve uzay teknolojileri alanında da çok önemli iş birliklerimiz var. Bu alanların tümünü ele aldığımızda, karşılıklı iş birliğiyle her iki ülke arasındaki ticaret hacmini daha da yukarılara taşıyacağız.” diye konuştu.   Kaynak: http://kamuoyu.org/trkiye-ile-rusyadan-dis-ticaret-hamlesi/
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye otomobil satışında 23 Avrupa ülkesini solladı

İSTANBUL – Türkiye geçen yıl otomobil pazarındaki daralışa rağmen, Avrupa’da en fazla otomobil satan sekizinci ülke olarak kayıtlara geçerken 23 Avrupa ülkesini de geride bıraktı. Türkiye 2018 yılında Avrupa’da en fazla otomobil satan sekizinci ülke oldu. 486 bin 321 adet satış gerçekleştiren Türkiye, Hollanda, İsveç ve Avusturya’nın da dahil olduğu 23 Avrupa ülkesini geride bıraktı. Aralık 2018 verilerine göre ise Türkiye 60 bin 843 adet satışla Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve İspanya’nın ardından altıncı sırada yer aldı.   Kaynak: http://www.24saatgazetesi.com/turkiye-otomobil-satisinda-23-avrupa-ulkesini-solladi/
Devamını Oku
Standard Post with Image

Turizm geliri ve ihracatta artış.

Son dakika haberi... TÜİK'e göre, Türkiye'nin turizm geliri, 2018'de bir önceki yıla göre yüzde 12,3 artarak 29,5 milyar dolar oldu. TÜİK'ten ihracat rakamlarına ilişkin yapılan açıklamada da, "İhracat, 2018'de 2017'ye göre yüzde 7 artarak 168 milyar 23 milyon dolar, ithalat yüzde 4,6 azalarak 223 milyar 39 milyon dolar oldu." denildi.  Kaynak: https://www.ahaber.com.tr/ekonomi/2019/01/31/son-dakika-turkiyenin-turizm-gelirlerinde-yuzde-12-artis
Devamını Oku
Standard Post with Image

Moda otoritelerinin gözü Türkiye’de

Türkiye’de moda dünyası son 10 yılda atağa geçerek büyük bir gelişme kaydetti. Öyle ki birçok Türk tasarımcı aldıkları kredi ve teşviklerle küçük işletme olarak başladıkları sektörde dünya devleriyle yarışan markalar haline geldi. Türk tasarımcıların dünyaya açılmasıyla İstanbul, Avrupa ve Orta Doğu başta olmak üzere birçok müşteri grubunun da en gözde moda duraklarından biri oldu. Türk moda dünyasının bu cazibesini ve ağırlığını pekiştiren ise Türk modacıların tasarımlarını giyen dünyaca ünlü yıldızların sayısının her geçen gün artması oldu.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye'ye 1.8 milyar dolarlık yatırım

Azeri kamu enerji şirketi SOCAR'ın Turkey Enerji projesi direktörü Emil Alkhasly, BP ve SOCAR'ın 2020 sonunda Türkiye'de yeni petrokimya tesisinin inşasına başlamayı planladığını açıkladı. BP ve SOCAR, 2018 yılında tesisin yapımı için bir anlaşma imzalamıştı. Alkhasly, Reuters'e yaptığı açıklamada, "Tesisin tasarımı için bir ihale açıldı ve üç şirket katıldı. Sonuçlar gelecek ay açıklanacak" dedi. Alkhasly, tesisin yapımının 2023 yılına kadar tamamlanması beklendiğini söyledi. Tesisin kapasitesi 1.250 milyon ton saflaştırılmış tereftalik asit, 840 bin ton paraksilen ve 340 bin ton benzen olacak şekilde tasarlandı. Projenin maliyetinin 1.8 milyar dolar olması bekleniyor.   Kaynak: https://www.dunya.com/ekonomi/turkiyeye-18-milyar-dolarlik-yatirim-haberi-443932
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye-Rusya Basitleştirilmiş Gümrük Hattı Uygulaması Semineri Yapıldı

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin gerçekleştirdiği “Türkiye-Rusya Basitleştirilmiş Gümrük Hattı Uygulaması” semineri 21 Haziran Cuma günü Dış Ticaret Kompleksinde gerçekleşti. Seminere LASİAD adına Yönetim Kurulu Üyeleri Yakup Samsama, Ahmet Ceylan, Cebrail Karaaslan, Bülent Koca ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katıldı.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye-ABD ticaretinde yeni hedef 100 milyar dolar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump arasında yapılan ikili görüşmede, daha önce 75 milyar dolar olarak belirlenen Türkiye-ABD arasındaki ticaret hacmi hedefinin 100 milyar dolara çıkarılması sonucu Boston Consulting Group ile hazırlanan proje hedefinin de bu yönde revize edilmesine karar verildi. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve DEİK/Türkiye-ABD İş Konseyi'nden (TAİK) yapılan açıklamaya göre, TAİK ve Amerikan-Türk Konseyi (ATC) tarafından, Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda gerçekleştirilen Türkiye-ABD 75 Milyar Dolar Ticaret Hedefi Çalışmasının II. Yönlendirme Komite Toplantısı İstanbul'da gerçekleştirildi. Toplantıya Ticaret Bakan Yardımcısı Rıza Tuna Turagay, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD), Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Amerikan Şirketler Derneği (ABFT), Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED), Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB), İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) temsilcileri katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Dünyanın en güvenli şehirleri açıklandı: Türkiye'den de 5 yer listede var

Dünya şehirlerini suç işlenme oranlarına göre sıralayan araştırma firması Numbeo’nun "Dünyanın En Güvenli Şehirleri" listesini açıkladı. Katılımcılara sunulan anket; şehirlerindeki suç seviyesinin ciddiyet oranı, son üç yılda suç seviyesinde görülen değişim miktarı, soyulma ve arabanın hırsızlığı ile herhangi bir kamusal alanda taciz veya darp edilme korkusu, ırk veya dini inanışları nedeniyle fiziksel bir saldırıya maruz kalma endişesi, uyuşturucu kullanan insanlar sorunu gibi bilgilerin girilmesiyle oluşturuldu. Listede Türkiye'den de İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Eskişehir yer aldı   Kaynak: https://www.cnnturk.com/dunya/dunyanin-en-guvenli-sehirleri-aciklandi-turkiyeden-de-5-yer-listede-var?page=1
Devamını Oku
Standard Post with Image

İstanbul için dijital turizm hamlesi

Dünyaca ünlü seyahat platformu TripAdvisor, İstanbul sayfalarının yönetimini, İstanbul Ticaret Odası'nın başkanlığını yürüttüğü İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu (ICVB) devraldı. ICVB ve TripAdvisor arasındaki iş birliği anlaşmasının imza töreni, İTO ve ICVB Başkanı Şekib Avdagiç ile TripAdvisor Avrupa, Orta Doğu ve Afrika Yöneticisi Chad Shiver'ın ev sahipliğinde İTO Merkez Bina'da gerçekleştirildi.   Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/istanbul-icin-dijital-turizm-hamlesi/1545902#
Devamını Oku
Standard Post with Image

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Zelenskiy'i resmi törenle karşıladı

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy'i resmi törenle karşıladı. Erdoğan, Zelenskiy'i Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin ana giriş kapısında karşıladı. İki liderin tören alanındaki yerlerini almalarının ardından, 21 pare top atışı eşliğinde iki ülkenin milli marşları çalındı. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, Muhafız Alayı Tören Kıtası'nı Türkçe, "Merhaba asker" diyerek selamladı. Törende, tarihte kurulan 16 Türk devletini temsil eden bayraklar ve askerler de yer aldı. İki ülke heyetlerinin takdimi sonrasında Erdoğan ve Zelenskiy, merdivenlerde Türkiye ve Ukrayna bayrakları önünde gazetecilere poz verdi. Baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından Erdoğan ve Zelenskiy ortak basın toplantısı düzenleyecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Zelenskiy onuruna resmi akşam yemeği verecek. Törende, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam, İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, Ankara Valisi Vasip Şahin ile Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da yer aldı. Ukrayna heyetinde ise Kırım Tatarlarının lideri Mustafa Cemil Kırımoğlu da hazır bulundu.   Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/cumhurbaskani-erdogan-zelenskiyi-resmi-torenle-karsiladi/1551959
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye'nin havası en temiz şehri seçildi! Ruslar ‘yaşanılabilir yer’ olarak belirledi

Türk Hava Hakkı Platformu'nun raporuna göre Türkiye'de uluslararası standartlar açısından en kirli havaya sahip il Iğdır olarak açıklanırken, en temiz ilin ise 1900 metre rakımlı Ardahan olduğu belirtildi. Ardahan'ın tarihte de bölgenin en temiz havaya sahip yerleşim yeri olduğu ifade edilirken, Doğu'nun Çukurova'sı olarak bilinen Iğdır'da kirliliğin sebebinin kalitesiz kömür ve hava sirkülasyonunun az olması olarak gösterildi. Temiz Hava Hakkı Platformu'nun raporuna göre 2018'de Türkiye'deki 81 ilin 56'sı uluslararası standartlar açısından kirli hava soludu. Hava kalitesi en kötü şehirler Kahramanmaraş, Iğdır ve Mersin olurken, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) kriterlerine göre tek temiz havalı il ise Ardahan. Kaynak:http://www.hurriyet.com.tr/seyahat/turkiyenin-havasi-en-temiz-sehri-secildi-ruslar-yasanilabilir-yer-olarak-belirledi-41309192
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye'ye bu yıl gelen turist sayısı yüzde 11 arttı

Türkiye yılın 5 ayında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11,3 artışla, 12 milyon 757 bin 522 yabancı ziyaretçi ağırladı. Kültür ve Turizm Bakanlığının sınır giriş çıkış istatistiklerine göre mayıs ayında Türkiye'ye 4 milyon 22 bin 254 yabancı ziyaretçi geldi. Böylece mayısta yabancı ziyaretçi sayısı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9,35 arttı. Türkiye'yi ziyaret eden yabancı sayısı ise yılın 5 aylık döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 11,3 artışla 12 milyon 757 bin 522'ye ulaştı. Kaynak: https://tr.euronews.com/2019/06/28/turkiye-ye-bu-yil-gelen-turist-sayisi-yuzde-11-artti
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye-Rusya E-İhracat Zirvesi "Cdek Cis Ecommerce Summit" Gerçekleşti

Dünya E-Ticaret Forumu-World E-Commerce Forum'un desteğiyle CDEK tarafından düzenlenen uluslararası konferanslardan biri olan "CDEK CIS eCommerce Summit"in 2019 etkinliği 3 Ekim'de gerçekleşti. Türk perakende markalarından ve e-ticaret ilgili sektörlerinden, sınır ötesi ticaretin 300'den fazla temsilcisi, Türkiye, Rusya, Ukrayna ve diğer ülkelerden çevrimiçi mağazalar ve entegratörler zirveye katıldı. E- ihracat ekosisteminden özel davetlilerin katıldığı zirvede, programda yer alan "Cdek.market" oturumlarında B2B, şirketler arası pazarlama faaliyetleri gerçekleştirildi. E-ticaret devleri, Türk markaları ile pazar yeri satış anlaşmaları da imzaladı. CDEK'in, Worldef işbirliği ile düzenlediği Zirve'de CDEK CEO'su Leonid Goldort, CDEK Türkiye CEO'su Sertalp Demirağ ve CDEK Türkiye Satış ve Operasyon Direktörü Çetin Balekoğlu, E-ihracatın hızla ivme kazanacağı öngörülen Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu (CIS) pazarında Türk markaları için sınır ötesi ticaret potansiyelinin çok yüksek olduğunu belirterek, E-ihracatçıların talepleri ve e-ihracatın kolay yolları konusunda sunumlar gerçekleştirdiler. Karlarını artırmak isteyen tüm şirketler için etkili olan "CDEK CIS eCommerce Summit"te, LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca konuşmacı olarak yer aldı. Teknoloji ve lojistik imkanların artmasıyla beraber e- ihracatın markalara fırsat olduğuna değinen Gıyasettin Eyyüpkoca, özellikle Rusya ile Türkiye arasında gerçekleşen ticareti ele aldı. Türkiye ihracatına destek sağlayan Laleli Bölgesi’nin teknoloji ve lojistikte yaşanan gelişmeleri yakından takip ettiğini ancak Laleli Bölgesi için geliştirilen bir teknolojinin hala olmamasını eksiklik olarak değerlendirdi. Laleli’deki firmaların müşteri ile skype gibi çeşitli uygulamalar aracılığıyla ticaret gerçekleştirdiği belirten Eyyüpkoca, bölgedeki firmaların müşterileriyle iletişim kurabileceği uygulamanın bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

TÜRKİYE CUMHURİYETİ 96 YAŞINDA!

İstanbul Valiliği tarafından Cumhuriyeti'nin 96'ncı kuruluş yıl dönümü vesilesiyle bir resepsiyon düzenlendi. İstanbul Valisi Ali Yerlikaya ve eşi Hatice Nur Yerlikaya’nın  ev sahipliğinde Bomonti Hilton otelde düzenlenen resepsiyona, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, askeri erkan, bürokratlar, iş, spor ve sanat dünyasından davetliler, siyasetçiler, şehit yakınları ve gaziler katıldı. Resepsiyon girişinde Vali Yerlikaya ile eşi Hatice Nur Yerlikaya davetlileri karşıladı, Cumhuriyet'in kuruluş yıllarını içeren video gösteriminin ardından Vali Yerlikaya kürsüye çıkarak konuşma yaptı. Konuşmasına davetlilerin Cumhuriyet Bayramını kutlayarak başlayan İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, vatan sathının Mustafa Kemal Atatürk ile başladığını ve onun Mondros ve Sevr gibi birçok çıkar anlaşmalarını yırtıp attığını belirtti. Yerlikaya, "Bu vatanın sonsuza dek bizim olduğunu kanımızla, canımızla bir daha teşhir ettik. Cumhuriyetin ilanı milletimizin yeniden doğuşu, yeniden dirilişidir. Cumhuriyetimizin ilanı bağımsızlık ve özgürlüğümüzün en büyük abidesidir. Türkiye Cumhuriyeti iman, cesaret ve azmin en büyük eseridir. Bu eserde kadının, erkeğin, genci yaşlısıyla yediden yetmişe kalbi bağımsız Türkiye Cumhuriyeti için çarpan aziz milletimizin sevdası var. Cumhuriyetimizin temelinde birlik var, kardeşlik var, vatan sevgisi var. Hak var, adalet var, demokrasi var, ilim irfan var, sarsılmaz bir inanç var" dedi. Katılımın yoğun olduğu resepsiyona LASİAD adına Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak ve Yönetim Kurulu Üyesi Mert Karaca katıldı. PUTİN’DEN 29 EKİM TEBRİĞİ Rusya’nın Ankara Büyükelçiliği, Twitter’dan Rusya lideri Putin’in Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 96. yılı nedeniyle Türk mevkidaşı Erdoğan’a bir tebrik telgrafı gönderdiğini paylaştı. Telgrafta “Ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin yüksek seviyeye ulaştığını memnuniyetle kaydeden Rus lider, Türk vatandaşlarına saadet ve refah dileklerini iletti” ifadelerinin yer aldığı belirtildi.
Devamını Oku
Standard Post with Image

TÜRKİYE İHRACATÇILAR MECLİSİ’NDEN İNSANİ YARDIM

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM), Barış Pınarı Harekatı'na sınırı olan bölgelerde yaşayanlara insani yardım sağlamak amacıyla "Birliklerimiz Birlikteliğimizdir" sloganıyla başlattığı kampanya kapsamında toplanan 35 tır insani yardımın bir kısmı Şanlıurfa'nın Akçakale ilçesi ile Kilis'te dağıtıldı. 26 - 27 Ekim tarihlerinde gerçekleşen ziyaretlerde TİM Başkanı İsmail Gülle, törende yaptığı konuşmada, kampanyayı düzenlemekten onur duyduklarını söyledi. Türkiye İhracatçılar Meclisi sektör temsilcileri ile birlikte geldiği Kilis'te, Vali Recep Soytürk'ü makamında ziyaret eden Gülle, Barış Pınarı Harekatı’na destek vermek amacıyla bölgeye geldiklerini ifade ederek, "Türkiye İhracatçılar Meclisi 27 ayrı sektörü temsil ediyor. Kızılay'ımız ile birlikte yardım dağıtmak için geldik. Burada zorluklar içerisinde görev yapıyorsunuz. Türkiye çok önemli bir süreçte, çok önemli dönemeçtedir. Terör belasından kurtulmasına az kaldı. İnşallah bu sıkıntıdan da kurtulacağız” dedi. Gülle, Türkiye'nin dört bir tarafında temsil edilen ihracatçı birliklerin, kampanyaya destek verdiklerini aktararak, şunları kaydetti: "İhracatçılar olarak 35 tırla buradayız. İhtiyaç sahiplerine, çocuklarımıza hediyeler getirdik. İhracatçı birlikleri olarak bu gönül harekatında burada olmaktan sonra derece mutluyuz ve gururluyuz. Ülkemizin terörden kurtulması adına verilen mücadeleyi bir kez daha tebrik ediyoruz. Temsil etmekten büyük gurur duyduğum ihracat ailesinin bu kadirşinaslığını, desteğini buralarda göstermekten dolayı da son derece mutluyuz." Türk Kızılay Yönetim Kurulu Üyesi Ercan Tan ise, "Biz Türkiye olarak birimize yeteriz." düşüncesiyle yola çıktıklarını ve bir hafta içerisinde 35 tırın hazırlandığını belirterek, tırların içerisinde temel gıda maddelerinin yanı sıra yaşam malzemelerinin yer aldığını söyledi. Gaziantep Valisi Davut Gül, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, TİM Başkanı İsmail Gülle, Türk Kızılay Yönetim Kurulu Üyesi Ercan Tan, İhracatçı Birlik Başkanları ve TİM Üyelerinin katıldığı törene, LASİAD adına Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları  Ahmet Turan ve Süleyman Kaya katıldı.  
Devamını Oku
Standard Post with Image

TÜRKİYE - KAZAKİSTAN İŞ FORUMU’NDA İMZALAR ATILDI

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Kazakh Invest ev sahipliğinde 10 Kasım 2019 Pazar günü, İstanbul The Ritz-Carlton otelinde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ve Kazakistan Cumhuriyeti Başbakanı Askar Mamin’in teşrifleriyle Türkiye-Kazakistan İş Forumu düzenlendi. İki ülkeden çok sayıda devlet bakanı ve iş insanının katılımıyla gerçekleşen foruma, LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Turan da katıldı. Türkiye-Kazakistan İş Forumu’nda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, “Ülkelerimizin ekonomik yapıları ve ticaret sahaları yeni işbirliği yapmak için oldukça müsait. Bu iş imkanlarını kazan-kazan modeliyle en iyi şekilde belirlemektir. Ülkemizin Kazakistan’a yatırımı 870 milyon dolar, Kazakistan’ın Türkiye’deki yatırımları ise 725 milyon dolar. Yatırımlar konusunda müteahhitlik önemli, bu alanda Kazakistan’a 25.5 milyar dolar değerinde 493 projeye imza atılmıştır. Türkiye-Kazakistan ekonomik ilişkilerini en üst düzeye çıkarmak misyonu iş insanlarımıza aittir. İş insanlarımızı Kazakistan’daki yatırım fırsatlarını değerlendirmeye ve Kazak kardeşlerimizle yeni ortaklıklar kurmaya davet ediyorum." dedi. Forumda, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir de yer aldı. Forum kapsamında, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ve Kazakistan Başbakanı Askar Mamin, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari iş birliklerinin artması amacıyla mali değeri yaklaşık bir buçuk milyar dolar olan 18 ayrı başlık altında özel sektör alanına dair anlaşmaların imza törenine de eşlik ettiler.
Devamını Oku
Standard Post with Image

TÜRKİYE İŞ AHLAKI ZİRVESİ GERÇEKLEŞTİ

İGİAD tarafından "İş Ahlakı, Hukuk ve Adalet İlişkisi" temasıyla Türkiye İş Ahlakı Zirvesi 9 Kasım Cumartesi Günü Grand Cevahir Hotel’de gerçekleştirildi. LASİAD Kurucu Başkanı ve Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği (İGİAD) Başkanı Ayhan Karahan, Türkiye'de iş dünyasının en önemli eksikliğinin iş ahlakı uygulamalarındaki hukuk desteğinin yetersiz olmasına vurgu yaptı. Geçen yıl gerçekleştirdikleri ankette iş ahlakı ve hukuk ilişkisi sorduklarını belirterek, "Ankete katılanların yüzde 90'ı iş ahlakı uygulamalarında yasal boşlukların olduğunu ve bu boşluğun kanunlarla doldurulması gerektiğini belirtiyor. Bir kimseye kötü davranmanın kanuni olarak caydırıcı yaptırımı yok ancak ahlaki nokta farklı. Burada ahlaki uygulamalar noktasında hukuk eksikliğinin giderilmesi gerekiyor" dedi. Zirve, iki farklı oturumla devam etti "İş Hayatında İnsan Hakları, Ahlak ve Adalet İlişkisi" başlıklı ilk oturum 25 ve 26. Dönem Milletvekili Av. Reşat Petek'in moderatörlüğünde, Anayasa Mahkemesi Üyesi Prof. Dr. Engin Yıldırım ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muharrem Kılıç’ın görüşleri ile devam etti. İkinci oturum "Kamu ve Özel Sektörde İş Ahlakı, Hukuk ve Adalet İlişkisi" başlığıyla Hukuk Vakfı Başkanı Av. Muharrem Balcı’nın moderatörlüğünde, Kamu Başdenetçisi Av. Şeref Malkoç ve İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç'in açıklamaları ile son buldu. Zirveye LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Turan katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

TÜRKİYE BOSNA SANCAK KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ’NİN 30. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ PROGRAMINA YOĞUN İLGİ

Türkiye Bosna - Sancak Kültür ve Yardımlaşma Derneği, 30.  Kuruluş yıl dönümü ve kültür merkezinin açılışı münasebetiyle 27 Ekim Pazar günü dernek merkezinde program düzenledi. Rekor katılım gerçekleşen açılış törenine, Bosna Hersek, Sancak Bölgesi, Sırbistan, Karadağ gibi ülkelerden çok sayıda üst düzey devlet adamı, siyasetçi, diplomat, bürokrat, akademisyen, STK’ların başkan ve temsilcilerinin katıldığı programa; Bosna Hersek’ten Devlet Başkanlığı Konseyi Üyesi Şefik Caferoviç ve Halklar Meclisi Başkanı Bakir İzetbegoviç’i temsilen Saraybosna Belediye Başkanı Abdullah Skaka, Karadağ Ulaştırma Bakanı Osman Nurkoviç, Sancak Boşnak Milli Meclisi Başkanı Jasmina Curiç, Novi Pazar Belediye Başkanı Nihat Bişevac, Sjenica Belediye Başkanı Hazbo Mujoviç ve Tutin Belediye Başkanı Kenan Hot gibi isimler katıldı. Kültür merkezinin resmi açılışının gerçekleştirildiği davete LASİAD Yönetim Kurulu Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, Başkan Yardımcısı Turan Yavuz, Yönetim Kurulu Üyesi Corc Bekdaş, Sayman İrfan Akbaş ve Genel Sekreter Şerafettin Yüzüak katıldı.   Program, şehitlerimizin anısına saygı duruşu ve ardından okunan İstiklal Marşı ile başladı ve akabinde Türkiye Bosna - Sancak Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nin bugüne kadar yaptığı çalışmaların, yönetimlerde görev almış isimlerin röportajları ve tarihsel sürecin anlatıldığı belgesel film gösterimiyle devam etti. Programda konuşan Türkiye Bosna-Sancak Kültür ve Dayanışma Derneği ve LASİAD Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muhammed Sancaktar, derneğin kısa bir tarihçesini anlatarak, yapılan faaliyetlerden söz etti ve bugüne kadar emeği geçenlere teşekkür etti. Türkiye’den de üst düzey protokolün ilgisinin yoğun olduğu açılışa, Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, TBMM Başkan Vekili Celal Adan, MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı, Ak Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Demir, Ak Parti Kırklareli Milletvekili Selahattin Minsolmaz, CHP Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Argun, İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, Dr. Soner Şenel, Bayrampaşa Belediye Başkanı Atila Aydıner, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hasan Tahsin Usta katıldı. Bosna Hersek’ten Devlet Başkanlığı Konseyi Üyesi Şefik Caferoviç ve Halklar Meclisi Başkanı Bakir İzetbegoviç’i temsilen Saraybosna Belediye Başkanı Abdullah Skaka, Karadağ Ulaştırma Bakanı Osman Nurkoviç, Sancak Boşnak Milli Meclisi Başkanı Jasmina Curiç, Novi Pazar Belediye Başkanı Nihat Bişevac, Sjenica Belediye Başkanı Hazbo Mujoviç ve Tutin Belediye Başkanı Kenan Hot gibi isimler de Türkiye’deki soydaşlarının yanında olmak için programa katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Merkez Bankası, 2020 para ve kur politikasını açıkladı!

TCMB '2020 yılı para ve kur politikası' raporunu açıkladı. Para Politikası Kurulu, 2020'de önceden açıklanan bir takvim çerçevesinde yılda 12 toplantı yapacak.   Merkez Bankası'nın raporunun detayları şöyle:   1. TCMB’nin temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır. TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki bütün araçları kullanmaktadır. Para politikası kararları, enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve enflasyonu etkileyen diğer tüm unsurlardaki gelişmeler dikkate alınarak oluşturulmaktadır. TCMB, fiyat istikrarı açısından tamamlayıcı bir unsur olan finansal istikrarı da gözetmeye devam ederken, başta enflasyon ve iktisadi faaliyet olmak üzere makroekonomik göstergelerin tamamını dikkate alan veri odaklı bir yaklaşım ile hareket edecektir.   2. Enflasyon hedefi, Hükümet ile varılan mutabakatla uyumlu olarak yüzde 5 olarak korunmuştur. Para politikası, enflasyonu bu hedefe kademeli olarak yaklaştıracak şekilde oluşturulacaktır. Enflasyonun hedeflerden belirgin olarak saptığı dönemlerde TCMB’nin Enflasyon Raporlarında yayımladığı enflasyon tahminleri ara hedef işlevini görmektedir. Dolayısıyla enflasyonun gelecek dönemdeki seyri konusunda iktisadi birimlere rehberlik etmesi öngörülen değerler, kısa vadede enflasyon tahminleri, orta vadede ise enflasyon hedefleridir. 2019 yılı Ekim ayı Enflasyon Raporunda yayımlanan dezenflasyon patikası ile enflasyonun, öncelikle tek hanelere indirilmesi; daha sonra ise kademeli olarak azalarak yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanması hedeflenmektedir.   3. Enflasyon hedefine ilişkin belirsizlik aralığı, önceki yıllarda olduğu gibi hedef etrafında her iki yönde 2 yüzde puan olarak korunmuştur. Yıl içinde enflasyon gelişmelerine ilişkin kapsamlı değerlendirmeler Enflasyon Raporu aracılığıyla kamuoyuyla paylaşılacaktır. Yıl sonunda gerçekleşen enflasyonun belirsizlik aralığının dışında kalması durumunda ise hesap verebilirlik ilkesi gereği Hükümet’e “Açık Mektup” yazılacaktır.   4. Dalgalı döviz kuru rejimi uygulaması devam edecektir. Uygulanmakta olan kur rejiminde, döviz kuru bir politika aracı olarak kullanılmamaktadır. İktisadi temeller, uygulanmakta olan para ve maliye politikaları, uluslararası gelişmeler ve beklentiler döviz arz ve talebinin temel belirleyicileridir. TCMB’nin nominal ya da reel olarak herhangi bir kur hedefi bulunmamaktadır. Ancak, döviz kurunun iktisadi temellerden belirgin şekilde kopması ve döviz kurundaki hareketlerin fiyat istikrarını kalıcı olarak etkilemesi veya finansal istikrara dair risk oluşturması halinde TCMB, bu duruma kayıtsız kalmayacak ve sahip olduğu araçlarla gerekli tepkiyi verecektir. TCMB, döviz piyasalarının etkin bir şekilde çalışabilmesi için döviz kuru gelişmelerini ve buna dair her türlü risk faktörünü yakından takip etmeye, gerekli önlemleri almaya ve TCMB rezervlerinin etkin kullanımı esasıyla ilgili araçları kullanmaya devam edecektir.   5. TCMB, 2019 yılında parasal duruşunu enflasyonun ana eğilimine dair göstergeleri dikkate alarak belirlemiş; parasal sıkılık düzeyini, enflasyondaki düşüşün sürekliliğini ve hedeflenen patika ile uyumunu sağlayacak şekilde oluşturmuştur. TCMB’nin enflasyon tahminleri ve bunların ima ettiği ana eğilimler karar alma sürecinde önemli bir yer teşkil etmektedir. TCMB, 2019 yılının ilk yarısında, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 24 düzeyinde sabit tutarken likidite yönetimine ilişkin destekleyici adımlar atmıştır. Sıkı para politikası duruşu ile güçlü politika koordinasyonu neticesinde birikimli döviz kuru etkilerinin azalması ve iç talebin ılımlı seyri, enflasyon dinamiklerinde belirgin bir iyileşme sağlamıştır. TCMB, enflasyon görünümündeki iyileşmeye bağlı olarak Temmuz, Eylül ve Ekim aylarında kademeli olarak politika faizini yüzde 14 seviyesine düşürmüştür.   6. 2019 yılında TCMB, finansal piyasalarda gözlenen oynaklıklar ve sağlıksız fiyat oluşumlarına karşı piyasaların ve aktarım mekanizmasının etkin işleyişini desteklemek amacıyla politika faizi dışında sahip olduğu araç setini genişleterek kullanmayı sürdürmüştür. . Bu kapsamda, Mart ayının son haftasında yurt dışı swap piyasasındaki arz ve talep dengesizliğinin swap faizleri üzerindeki olumsuz etkilerini sınırlamak amacıyla, TCMB bünyesindeki Döviz Karşılığı Türk Lirası Swap Piyasasında vadesi gelmemiş toplam swap (TCMB tarafından spotta döviz alınıp vadede döviz satılan swap) işlem miktarı kademeli olarak artırılarak, Döviz ve Efektif Piyasaları işlem limitlerinin yüzde 40’ına yükseltilmiştir.   7. Mayıs ayından itibaren Borsa İstanbul (BIST) Swap Piyasasında ABD doları ve euro cinsinden para politikası faiz oranlarıyla uyumlu bir şekilde bir haftadan uzun vadelerde işlem yapılmaya başlanmıştır. Ayrıca, Ağustos ayında TCMB bünyesinde kotasyon yöntemiyle ve 1 hafta vadeli olarak gerçekleştirilmekte olan döviz karşılığı Türk lirası swap işlemlerinin geleneksel ihale (çoklu fiyat) yöntemiyle ve 1, 3 ve 6 ay vadeli olarak da gerçekleştirilmesine karar verilmiştir.   8. Finansal piyasaların derinleşmesine ve para politikası aktarım mekanizmasının etkinliğinin artırılmasına sağladığı katkılar dikkate alınarak Piyasa Yapıcılığı Sisteminin desteklenmesi amacıyla Piyasa Yapıcı (PY) bankalara Açık Piyasa İşlemleri (APİ) çerçevesinde likidite imkânı kullandırılması uygulamasına 17 Haziran 2019 tarihinde yeniden başlanmıştır. TCMB tarafından gecelik vadeli repo işlemleri yoluyla ve limit dahilinde kullandırılan söz konusu likidite imkânına uygulanan faiz oranı, politika faiz oranının 100 baz puan altında belirlenmiştir.   9. 2019 yılı boyunca yaşanan gelişmeler sonucunda bankaların TCMB swap imkânlarını yoğun bir şekilde kullandıkları gözlenmiştir. Bu kapsamda sistemin fonlama ihtiyacının büyük kısmının TCMB taraflı swap imkânları ile karşılanması APİ yoluyla fonlamanın kademeli olarak gerilemesine neden olmuştur. 2019 yılında APİ fonlaması, büyük ölçüde bir hafta vadeli repo ihaleleri ile gerçekleştirilmiş ancak finansal piyasalarda yaşanan gelişmeler dikkate alınarak yıl içinde iki defa haftalık repo ihalelerine ara verilmiştir. Haftalık repo ihalelerine ara verilen her iki dönemde 2 de TCMB fonlamasının tamamı gecelik borç verme faiz oranı üzerinden sağlanmış ve BIST gecelik repo faizleri TCMB faiz koridorunun üst bandına yakınsamıştır. Bankalara PY imkânı çerçevesinde sağlanan likiditenin sistemin fonlama ihtiyacı içindeki payı sınırlı kalmıştır.    10. TCMB, yurt içi altın tasarruflarının finansal sisteme kazandırılması amacıyla bu dönemde de çeşitli adımlar atmaya devam etmiştir. Yurt içinde sağlıklı çalışan bir altın piyasasının oluşabilmesi için etkin bir altın swap piyasasının varlığı önem arz etmektedir. Bu kapsamda, 2019 yılı Mayıs ayında TCMB bünyesinde Türk Lirası Karşılığı Altın Swap Piyasası ve Ekim ayında Döviz Karşılığı Altın Swap Piyasası açılarak, bankaların likidite yönetimine katkı sağlanmıştır. Her iki piyasada da işlemler, bankalara tanınan limitler dâhilinde gerçekleştirilmektedir.   11. TCMB, zorunlu karşılıkların finansal istikrarı destekleyecek şekilde makro ihtiyati bir araç olarak daha esnek ve etkin kullanılmasına yönelik bazı değişiklikler yapmıştır. 2019 yılı Temmuz ayında, 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu’nda yapılan değişiklikle, zorunlu karşılık uygulamasında bankaların sadece yükümlülüklerinin değil, bilanço içi ve dışı uygun görülen kalemlerin de esas alınabilmesi mümkün hale gelmiştir. Bu çerçevede, Ağustos ayında zorunlu karşılıkların finansal istikrarı destekleyecek şekilde makro ihtiyati bir araç olarak daha esnek ve etkin kullanılmasına karar verilmiştir. Buna göre Türk lirası zorunlu karşılık oranları ve Türk lirası cinsinden tesis edilen zorunlu karşılıklara ödenecek faiz/nema oranı, bankaların dövize endeksli kredileri ile bankalara kullandırılan krediler hariç Türk lirası cinsi standart nitelikli ve yakın izlemedeki nakdi kredileri toplamının yıllık büyüme oranları ile ilişkilendirilmiştir.   12. Para Politikası Kurulu (Kurul), 2020 yılında, önceden açıklanan bir takvim çerçevesinde yılda 12 toplantı yapacaktır 3 . Bununla beraber 2021 yılına dair ilk üç toplantı tarihi de takvim çerçevesinde açıklanmaktadır 4 . Para politikası kararı ile kısa gerekçesi, İngilizce çevirisi ile birlikte, toplantı ile aynı gün saat 14.00’te; Kurul’un ayrıntılı değerlendirmelerini içeren toplantı özeti ise toplantıyı takip eden beş iş günü içinde TCMB internet sayfasında yayımlanacaktır. 13. Önümüzdeki dönemde iletişim politikası, destekleyici bir araç olarak etkin bir biçimde kullanılacaktır. Para politikasının temel iletişim araçları Kurul duyuruları ve Enflasyon Raporu’dur. Enflasyon Raporu’nun yılda dört defa yayımlanmasına ve para politikası uygulamalarının kamuoyu ile iletişiminin etkin bir şekilde yapılabilmesi amacıyla bilgilendirme toplantılarıyla tanıtılmasına devam edilecektir. Ayrıca, Türk lirası ve döviz likiditesi yönetimine ilişkin alınan kararlar kamuoyu ile paylaşılmaya devam edilecektir.   14. Fiyat istikrarı ve finansal istikrarın kalıcı olarak sağlanması, toplumsal refah ve potansiyel büyüme açısından büyük önem taşımaktadır. Bu çerçevede, fiyat istikrarını sağlamanın öneminin kamuoyuyla paylaşılması iletişim politikasının temel önceliklerinden birisi olacak ve iletişim kanalları en üst düzeyde kullanılacaktır. Bu kapsamda, yatırımcılar, analistler ve ekonomistler ile belli bir takvim çerçevesinde yapılan teknik içerikli toplantılar devam edecektir. TCMB iletişiminin önemli hedef gruplarından olan basın, akademik çevreler, genel kamuoyu ile iletişim etkin bir biçimde sürdürülecektir. Başkan tarafından TCMB’nin faaliyetleri, para politikası uygulamaları ve döneme özgü iktisadi tartışma konuları hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu ve diğer platformlarda yapılan sunumlar ve konuşmalar da kamuoyunun bilgilendirilmesinde önemli bir paya sahip olacaktır.   15. Finansal İstikrar Raporu, TCMB’nin bir diğer önemli iletişim aracı olmaya devam edecektir. Bunun yanı sıra, Aylık Fiyat Gelişmeleri Raporu, TCMB tarafından yayımlanan çalışma tebliğleri, ekonomi notları ve blog yazıları ile düzenlenen konferanslar da iletişim politikasının bir parçasını oluşturacaktır. Önceki yıllarda olduğu gibi, sosyal medya, Herkes İçin Ekonomi mikrositesi gibi platformlar kullanılmaya; toplantılar, seminerler ve etkinlikler düzenlenmeye devam edilecektir.   16. TCMB, para politikası çerçevesini oluştururken kullanılan bilgi setini çeşitlendirmeye ve zenginleştirmeye büyük önem vermektedir. Mikro düzeydeki dinamikleri ve saha bilgilerini yakından analiz etmeye olanak sağlayan veriler ile finansal sektöre ilişkin yüksek frekanslı veriler de bu süreçte yoğun olarak kullanılmaktadır. Bu çerçevede iletişim ağını güçlendirmek amacıyla reel ve finansal sektör temsilcileriyle yapılan görüşmelere önümüzdeki dönemde de devam edilecektir.   17. Son dönemde enflasyon dinamiklerinde önemli bir iyileşme kaydedilmekle birlikte, Türkiye’de enflasyon oranı akran ülkelere kıyasla halen yüksek seyretmektedir. Enflasyondaki düşüşü kalıcı hale getirebilmek için para politikasındaki temkinli duruşun sürdürülmesi gerekmektedir. Enflasyondaki düşüş sürecinin devamlılığı, ülke risk priminin ve uzun vadeli faizlerin gerilemesi açısından büyük önem taşımaktadır. TCMB’nin amacı enflasyonu önce tek  anelere indirmek, sonrasında da nihai hedef olan yüzde 5’e düşürmektir.     18. Para politikasındaki kararlı duruş fiyat istikrarı açısından bir ön koşul olmakla birlikte enflasyonla mücadele deneyimimiz, fiyat istikrarı yolunda para politikasının tek başına yeterli olmayacağını göstermiştir. Enflasyonla mücadelede toplumsal mutabakat ve ortak bir çabanın önemi büyüktür. Bu nedenle, tüm paydaşları içeren bütüncül bir çabaya ihtiyaç vardır. Uygun bir parasal ve mali duruşun yanında, enflasyondaki düşüşü geciktiren veya zorlaştıran yapısal katılıkların azaltılması önem taşımaktadır. Enflasyondaki katılık ve oynaklıkları azaltacak yapısal reformlara devam edilmesi fiyat istikrarına ve toplumsal refaha önemli katkıda bulunacaktır.   19. Fiyat istikrarına ulaşılabilmesi ve ekonominin dengeli, sürdürülebilir bir büyüme patikasına yönlendirilebilmesi için maliye politikasında da disiplinin devamlılığı esastır. Mali disiplinin sürdürülmesi Türkiye ekonomisinin dış şoklara karşı duyarlılığını azaltan temel unsurlardan biri olmuştur. Küresel belirsizliklerin yüksek olduğu mevcut konjonktürde, bu kazanımların korunarak daha da ileriye götürülmesi önem taşımaktadır. Yasası gereği fiyat istikrarına odaklanmış bir merkez bankası, bütçe ve maliye politikası gelişmelerini yakından takip etmek ve gerektiğinde bu politikaların enflasyon üzerindeki yansımalarına tepki vermek durumundadır. Dolayısıyla, maliye politikasına ilişkin gelişmeler enflasyon görünümüne etkileri bakımından önümüzdeki dönemde de yakından takip edilmeye devam edecektir.   20. 2018 yıl sonu itibarıyla 93,1 milyar Türk lirası olan sistemin fonlama ihtiyacı yıl boyunca yaklaşık 18,6 milyar Türk lirası artış göstererek 4 Aralık 2019 tarihi itibarıyla 111,7 milyar Türk lirası seviyesine yükselmiştir. Bu dönemde, sistemin fonlama ihtiyacını temelde para tabanı gelişmeleri, enerji ithalatçısı kamu iktisadi teşebbüslerine gerçekleştirilen döviz satımları ve kamu kesimi işlemleri artırıcı yönde, ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetler reeskont kredileri ile zorunlu karşılık oranlarındaki düşüşler ise azaltıcı yönde etkilemiştir.   21. Sistemin fonlama ihtiyacının önemli bir bölümü TCMB ve BIST bünyesinde gerçekleştirilen döviz karşılığı TL swap işlemleriyle karşılanırken TCMB bünyesindeki TL Karşılığı Altın Swap Piyasası işlemleriyle sınırlı miktarda fonlama sağlanmış, APİ aracılığıyla sağlanan net fonlama miktarı ise 29,5 milyar Türk lirası seviyesinde gerçekleşmiştir. TCMB taraflı swap imkânları, bankalara döviz kuru riski ve likidite yönetiminde esneklik sağlarken, swap piyasasında ortaya çıkabilen arz talep dengesizliğinin azaltılmasına ve piyasa faizlerinin politika faiz oranlarıyla uyumlu gerçekleşmesine katkı sağlayarak para politikası aktarım mekanizmasının etkinliğini de artırmaktadır.   22. TCMB, 2019 yılında APİ çerçevesinde bir hafta vadeli repo ihaleleri ve PY likidite imkânıyla fonlama sağlamıştır. Repo işlemlerinin depo işlemine dönüştürülebilme imkânı bankalarca kullanılmaya devam edilmiştir. Bu dönemde BIST Repo-Ters Repo Pazarı’ndaki gecelik repo faizlerinin politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı etrafında oluştuğu gözlenmiştir. Diğer taraftan, finansal piyasalarda yaşanan gelişmeler dikkate alınarak 22 Mart ve 9� Mayıs 2019 tarihlerinde yapılan duyurular ile bir hafta vadeli repo ihalelerine kısa süreliğine ara verilmiştir.   23. TCMB’nin 22 Aralık 2018 tarihli “Zorunlu Karşılıklar Hakkında Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ” hükümleri çerçevesinde finansal piyasaların derinleşmesine ve etkinliğine katkı sağlamak amacıyla, BIST bünyesinde yapılan tüm repo işlemleri zorunlu karşılık uygulamasından muaf tutulmuştur. Böylece bankaların birbirleriyle ve sadece portföyleri hesabına işlem yapabildiği ve fon sağlayan tarafın zorunlu karşılığa tabi olmadan repo işlemleri gerçekleştirebildiği Bankalararası Repo-Ters Repo Pazarı’na olan ihtiyaç ortadan kalkmıştır. Bu kapsamda, repo piyasalarının birleştirilmesi mümkün hale gelmiş ve 28 Aralık 2018 tarihi itibarıyla BIST tarafından Bankalararası Repo-Ters Repo Pazarı kapatılmıştır.   24. Borçlanma piyasası araçlarında, finansal türev ürünlerde ve çeşitli finansal sözleşmelerde dayanak varlık veya karşılaştırma ölçütü olarak kullanılabilecek yüksek işlem hacmine sahip kısa vadeli bir Türk lirası referans faiz oranı oluşturulması için Hazine ve Maliye Bakanlığı, TCMB, Türkiye Bankalar Birliği, Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği, İstanbul Takas ve Saklama Bankası A.Ş. ve BIST tarafından yürütülen ortak çalışmalar sonucunda 17 Haziran 2019 tarihinden itibaren BIST tarafından, Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı (TLREF) hesaplanmaya ve yayımlanmaya başlanmıştır. Son dönemde TLREF’e dayalı tahvil ihraçları gerçekleşirken aynı zamanda TLREF üzerine yazılmış vadeli faiz sözleşmeleri ve swap işlemleri gibi türev ürünler oluşturulmaktadır.   25. Bankacılık sektörü teminat yönetimindeki esnekliğin artırılması amacıyla, 2019 yılı Ocak ayında, Türk lirası işlemler karşılığında teminata kabul edilen Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS) ve HMVKŞ tarafından yurt içinde ihraç edilen kira sertifikalarının tüm vadeler için %5 olan iskonto oranları, vade ayrımı gözetilerek yeniden düzenlenmiştir. Bu kapsamda, vadesine 2 yıldan az kalan kıymetlerin, vadesi 2 ile 5 yıl arasında olan kıymetlerin ve vadesi 5 yıldan uzun olan kıymetlerin iskonto oranları sırasıyla, yüzde 1, yüzde 2 ve yüzde 3 olarak belirlenmiştir.    26. BIST nezdinde, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile kamu sermayeli kurumlar tarafından kurulan varlık kiralama şirketleri tarafından ihraç edilen Türk lirası ödemeli kira sertifikalarının işlem gördüğü Taahhütlü İşlemler Pazarında, TCMB tarafından gecelik vadede 17 Aralık 2018 tarihinden itibaren repo işlemleri, 27 Mayıs 2019 tarihinden itibaren ise ters repo işlemleri yapılmaya başlanmıştır.   27. 2018 yılı Kasım ayında başlanan TCMB bünyesindeki Döviz Karşılığı Türk Lirası Swap imkânının bankalar tarafından kullanımı ilk etapta sınırlı düzeyde kalmıştır. Ancak, 2019 yılı Mart ayında yurt dışı swap piyasasında yaşanan gelişmelerin ardından bankaların bu imkânı kullanımının hızla arttığı gözlenmiştir. Bu çerçevede, söz konusu piyasadaki vadesi gelmemiş toplam swap işlem miktarı kademeli olarak artırılarak Döviz ve Efektif Piyasaları işlem limitlerinin yüzde 10’undan yüzde 40’ına yükseltilmiştir.   28. 2019 yılının ilk 3 ayında Türk Lirası Depoları Karşılığı Döviz Depoları ihalelerine devam edilmiş ve bankalara maksimum 2,5 milyar ABD doları tutarında döviz likiditesi sağlanmıştır. Ancak, 2019 yılı Mart ayında yurt dışı piyasalarda yaşanan gelişmeler bankaların TCMB’den talep ettiği Türk lirası fonlama miktarının artmasına neden olmuş ve Türk Lirası Depoları Karşılığı Döviz Depoları ihalelerine ihtiyaç kalmadığı değerlendirilerek ara verilmiştir.   29. 2009 yılında G20 Zirvesi’nde tezgah üstü türev işlemlerin organize piyasa ve elektronik platform işlem süreçlerine dahil edilmesi yönünde alınan karar sonrası, büyük bir kısmı tezgâhüstü piyasada yapılan swap işlemlerinin organize piyasada merkezi takas sürecine dahil edilerek gerçekleştirilmesine de olanak sağlanması amacıyla 2018 yılı Ekim ayında BIST bünyesinde Swap Piyasası faaliyete başlamıştır. Söz konusu piyasa parasal aktarım  mekanizmasının etkinliğini artırarak ve bankalar açısından sistemsel likidite riskini azaltarak finansal istikrara katkı sağlamaktadır. TCMB tarafından da bu piyasada ABD doları ve euro para birimleri cinsinden para politikası faiz oranları ile uyumlu bir şekilde bir haftadan daha uzun vadeli işlemler gerçekleştirilmektedir. 4 Aralık 2019 tarihi itibarıyla BIST Swap Piyasası’ndaki TCMB taraflı swap işlem tutarı 13,3 milyar ABD doları seviyesindedir.   30. Bankaların likidite yönetimine katkıda bulunmak amacıyla 5 Ağustos 2019 tarihinden itibaren kotasyon yöntemiyle gerçekleştirilen 1 hafta vadeli döviz karşılığı Türk lirası swap işlemlerinin geleneksel ihale (çoklu fiyat) yöntemiyle 1, 3 ve 6 ay vadeli olarak da gerçekleştirilmesine karar verilmiştir. Geleneksel ihale yöntemiyle döviz karşılığı Türk lirası swap işlemlerine başlanması ile birlikte 6 Ağustos 2019 tarihinde kotasyon yöntemiyle gerçekleştirilen Döviz Karşılığı Türk lirası Swap Piyasasında vadesi gelmemiş toplam swap işlem limiti Döviz ve Efektif Piyasaları işlem limitlerinin yüzde 20’sine indirilmiş ve ihale yöntemiyle yapılacak işlemler için de yüzde 20’lik işlem limiti belirlenmiştir. İhale yöntemiyle gerçekleştirilen işlemlerde banka bazında işlem limiti bulunmamaktadır. 2019 yılı içerisinde ihale yöntemiyle 1 ay ve 3 ay vadeli olmak üzere toplamda 2,75 milyar ABD doları tutarında 3 ihale düzenlenmiş olup söz konusu ihalelerdeki faiz oranları piyasa faiz oranları ile uyumlu seyretmiştir. 4 Aralık 2019 itibarıyla kotasyon yöntemiyle gerçekleştirilen Döviz Karşılığı Türk Lirası Swap Piyasasındaki stok miktarı 306 milyon ABD doları olup geleneksel ihale yöntemiyle gerçekleştirilen swap işlemleri kaynaklı stok ise bulunmamaktadır.   31. Diğer taraftan, bankaların likidite yönetimindeki etkinliğin artırılması ve altın cinsi tasarrufların finansal sisteme dahil edilmesine katkı sağlamak amacıyla Mayıs ayında alım yönlü Türk Lirası Karşılığı Altın Swap Piyasası; Ekim ayında ise alım ve satım yönlü Döviz Karşılığı Altın Swap Piyasası açılmıştır. Söz konusu işlemler bankalarla kotasyon yöntemiyle 1 hafta vadeli olarak gerçekleştirilmektedir. Her iki piyasada da vadesi gelmemiş toplam altın swap miktarı 100 ton olarak belirlenmiş ve söz konusu miktarlar bankalara Döviz ve Efektif Piyasaları işlem limitleri oranınca dağıtılmıştır. 4 Aralık 2019 tarihi itibarıyla; Türk Lirası Karşılığı Altın Swap piyasasındaki stok tutarı 13,7 ton seviyesindedir. Döviz Karşılığı Altın Swap piyasasındaki stok tutarı ise alım yönünde 25,9 ton seviyesinde olup, satım yönünde ise işlem bulunmamaktadır. Ayrıca, bu dönemde Döviz Karşılığı Altın Piyasası işlemleri ile Türk lirası karşılığında cevherden üretilen altın alımı kapsamında işlemlere devam edilmiştir. Söz konusu piyasalar yurt içinde sağlıklı çalışan bir altın piyasası oluşumuna da katkı sağlamaktadır.   32. TCMB, döviz piyasalarının etkin işleyişine katkı sağlamak amacıyla, 31 Ağustos 2018 tarihinde başladığı BIST nezdinde faaliyet gösteren Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası’nda (VİOP) TL uzlaşmalı vadeli döviz işlemlerine, 2019 yılında da piyasa koşullarına bağlı olarak devam etmiştir.   33. 2019 yılında döviz piyasalarında ihale veya doğrudan satış yöntemiyle döviz satışı gerçekleştirilmezken, 2019 yılında enerji ithalatçısı kamu iktisadi teşebbüslerinin 5,84 milyar ABD doları tutarındaki döviz talebi TCMB tarafından karşılanmıştır.   34. Bankaların TCMB’den 1 hafta ve 1 ay vadeli döviz deposu almak üzere kullanabilecekleri yaklaşık 50 milyar ABD doları seviyesinde toplam limitleri bulunmaktadır. Ayrıca bankalar kendilerine tanınan limitler çerçevesinde TCMB’ye 1 hafta, 2 hafta ve 1 ay vadeli teminat döviz depo getirebilmektedir. Yurt dışındaki referans faiz oranlarındaki gelişmeler çerçevesinde ABD doları döviz depo alış oranları tüm vadelerde kademeli olarak yüzde 2,25’ten yüzde 1,50’ye, 1 hafta vadeli ABD doları döviz depo satış oranı kademeli olarak yüzde 4,25’ten yüzde 3,50’ye ve 1 ay vadeli ABD doları döviz depo satış oranı ise kademeli olarak yüzde 5,00’ten yüzde 4,25’e indirilmiştir.   35. Zorunlu karşılıklar ve ROM, döviz rezervlerini ve döviz likiditesini etkileyen diğer önemli araçlardır. Şubat ayında Türk lirası zorunlu karşılık oranlarının indirilmesi, Mayıs ayında ROM döviz imkânı üst sınırının düşürülmesi ve Ağustos ayında kredi büyümesi referans değerler arasında yer alan bankaların TL zorunlu karşılık oranlarının indirilmesi ile ROM kapsamında finansal sisteme yaklaşık 8,1 milyar ABD doları döviz likiditesi sağlanmıştır. Diğer taraftan, Mayıs, Ağustos ve Eylül aylarında yabancı para zorunlu karşılık oranlarında yapılan artışlar ile piyasadan yaklaşık 11,4 milyar ABD doları likidite çekilmiştir.   36. TCMB nezdinde ABD doları cinsinden tutulan zorunlu karşılıklara, rezerv opsiyonlarına ve ihbarlı döviz mevduat hesaplarına ödenen faiz oranı Ağustos ve Eylül aylarında 100’er baz puan indirilerek yüzde 0 seviyesine düşürülürken, TCMB nezdindeki bloke zorunlu karşılık ve ihbarlı döviz mevduat hesaplarında tutulan euro cinsi döviz hesap bakiyelerine uygulanmakta olan komisyon oranında (yüzde 0) herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.   37. TCMB Kanunu’nun 45’inci maddesi çerçevesinde, döviz üzerinden düzenlenen senetlerin reeskonta kabulü suretiyle Türkiye İhracat Kredi Bankası A.Ş. (Türk Eximbank) ve ticari bankalar aracılığıyla ihracatçılar ile döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetlerde bulunan firmalara TL olarak kullandırılan reeskont kredileri, vade sonunda döviz olarak geri ödenmesi özelliğiyle 2019 yılında da TCMB döviz rezervlerine en fazla katkıyı sağlayan araç olmaya devam etmiştir. Bu krediler aracılığıyla firmalara düşük maliyetle finansman sağlanması mal ve hizmet ihracatının artırılmasını desteklemektedir. Kredi kullanan firma sayısında görülen istikrarlı artış ile kredinin tabana yayılmasının devam etmesi dış ticaretin dengelenmesine katkı sağlamaktadır. Ayrıca, yeni pazarlara yönelik ihracat ile yüksek teknolojili ürün ihracatına daha uzun vadeli reeskont kredisi kullanma imkânı sunulması yoluyla ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi ve katma değeri yüksek ürünlerin ihracı teşvik edilmektedir.   38. Bankamızca reeskont kredilerine uygulanan referans faiz oranları 2019 yılında da değiştirilmemiş olup 120 güne kadar vadeli reeskont kredilerine 1 aylık LIBOR/EURIBOR, 121- 360 gün vadeli kredilere ise 6 aylık LIBOR/EURIBOR uygulanmaktadır.   39. 2019 yılının sonunda reeskont kredisi kullanımının yaklaşık 25,4 milyar ABD doları olması beklenmekte ve reeskont kredilerinin TCMB döviz rezervlerine katkısının yaklaşık 22,5 milyar ABD doları olması öngörülmektedir. Halihazırda reeskont kredisi geri ödemelerinden kaynaklanan 20,5 milyar ABD doları TCMB rezervlerine katkı sağlamıştır.   40. TCMB para ve kur politikası araçları kaynaklı olarak rezerv seviyesi ve kompozisyonunda dönemsel dalgalanmalar gözlenebilmektedir. Bu dönemde TCMB’nin bankalara sağladığı imkânlar arasında yer alan ROM uygulamasında yapılan değişiklikler ve enerji ithalatçısı kamu iktisadi teşebbüslerine gerçekleştirilen döviz satımları rezervleri azaltıcı yönlü, reeskont kredisi geri ödemeleri, yabancı para zorunlu karşılık oranlarındaki artışlar ile bankaların TCMB swap imkânlarının kullanımı ise rezervleri artırıcı yönde etkilemiştir.   41. Küresel iktisadi faaliyetteki zayıf seyir ve enflasyona dair aşağı yönlü riskler belirginleşirken gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikaları genişleyici yönde şekillenmektedir. Bu durum gelişmekte olan ülke finansal varlıklarına yönelik talebi ve risk iştahını desteklemektedir. Ancak, ticarette korumacılık önlemleri ve küresel ekonomi politikalarına dair diğer belirsizlikler gerek sermaye akımları gerekse dış ticaret kanalıyla Türkiye ekonomisini etkileme  potansiyeli taşımaktadır. Bu kapsamda, küresel büyüme ve ticaret savaşlarına ilişkin endişeler ile gelişmekte olan ülke varlıklarına yönelik risk iştahındaki oynaklıklar 2020 yılı için yukarı yönlü risk unsurları arasında ön plana çıkmaktadır. TCMB, 2020 yılında fiyat istikrarının sağlanması hedefi doğrultusunda elindeki politika araçlarını en etkin şekilde kullanmaya devam edecektir. Bankaların TL ve döviz likidite yönetimlerine katkıda bulunmak amacıyla TCMB, 2019 yılında olduğu gibi piyasa şartları gereğince dengeleyici ve finansal istikrarı destekleyici bir rol oynamayı sürdürecektir. Ayrıca, TCMB piyasa koşulları elverdiği müddetçe rezervleri artırma politikasına devam edecektir.   42. 2020 yılında bir hafta vadeli repo ihaleleri temel politika aracı olarak kullanılmaya devam edilecektir. Bu çerçevede, Türk lirası likidite yönetiminde; • Günlük repo ihale miktarı belirlenirken ikincil piyasa gecelik faiz oranları ortalamasının politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı civarında oluşması, • Uygulanan likidite yönetimi stratejisi ile uyumlu şekilde para piyasalarının etkin ve istikrarlı çalışması, • Kullanılan araçların para politikasının etkinliğini desteklemesi, • Ödeme sistemlerinin kesintisiz çalışmasının temini, • Operasyonel yapının piyasalardaki olağandışı gelişmelere karşı yeterli esnekliğe sahip olması hedeflenecektir. Bu hedeflere ulaşmak ve para politikasının etkinliğini artırmak için likidite yönetimi genel çerçevesi belirlenirken, piyasadaki likidite düzeyi ve likiditenin sistem içindeki dağılımı da dikkate alınacaktır.   43. Likiditenin haftanın günlerine dengeli dağılımının sağlanması amacıyla gerekli görülen günlerde vadeleri 5-12 gün arasında olmak kaydıyla farklı vadelerde birden fazla repo ihalesi açılmaya devam edilebilecektir. Diğer taraftan, likidite koşullarına bağlı olarak bazı günlerde bir hafta vadeli repo ihaleleri açılmayabilecektir.   44. TCMB’nin, likidite yönetiminde araç çeşitliliğini ve operasyonel esnekliğini koruyabilmesi için teknik nedenlerle APİ portföyünde yeterli miktarda DİBS veya HMVKŞ tarafından ihraç edilen Türk lirası cinsi kira sertifikası bulundurması gerekmektedir. Önümüzdeki dönemde sistemin fonlama ihtiyacı ve bankacılık sistemindeki likidite dağılımına dair gelişmeler göz önünde bulundurularak para piyasası faiz oranları üzerindeki operasyonel esnekliğin korunması amacıyla;   • 2019 yılı için nominal 18,9 milyar TL olarak belirlenen TCMB Açık Piyasa İşlemleri portföy nominal büyüklüğünün, 2020 yılında azami TCMB analitik bilanço aktif toplamının yüzde 5’i olarak belirlenmesi, • 2020 yılında vadesi gelecek nominal 5,2 milyar TL’lik kısım dahil olmak üzere söz konusu hedefe ulaşmak üzere doğrudan alım işlemlerinin gerçekleştirilmeye devam edilmesi,   • Doğrudan alım işlemlerinin, TCMB açık piyasa portföyünün itfa profili, piyasadaki likidite koşulları ve Hazine ve Maliye Bakanlığı iç borçlanma programı dikkate alınarak yıl içerisinde dengeli ve öngörülebilir bir çerçevede gerçekleştirilmesi, doğrudan alımı yapılacak kıymetlerin alım yapılacak ayın ilk iş günü saat 10.00’da veri dağıtım firmaları aracılığıyla ilan edilmesi, • Alım ihalelerinin Pazartesi, Çarşamba ve/veya Cuma günleri bir iş günü sonrası valörlü gerçekleştirilmesi, • Her bir ihale tutarının nominal en fazla 150 milyon TL olması, • İhalelere ilişkin diğer hususlarda mevcut düzenlemelerin geçerli olması ile birlikte gerektiğinde her türlü değişikliğin yapılabilmesi planlanmaktadır. 45. TCMB, 2020 yılında zorunlu karşılık uygulamasını temel para politikası aracı olan kısa vadeli faiz politikasını destekleyici ve ince ayar bir araç olarak etkin ve esnek bir şekilde kullanmaya devam edecektir.   2020 Yılında Döviz Likiditesi Yönetimi Çerçevesi   46. TCMB nezdindeki Döviz Depo Piyasasında bankalara toplam yaklaşık 50 milyar ABD doları limit ile bir hafta ve bir ay vadeli döviz likiditesi imkânı sağlanmaya devam edilecektir.   47. Bankalar kendilerine tanınan limitler çerçevesinde TCMB’ye bir hafta, iki hafta ve bir ay vadeli teminat döviz veya altın deposu getirebilecektir.   48. Enerji ithalatçısı kamu iktisadi teşebbüslerinin döviz ihtiyacının gerekli görülen kısmı Hazine ve Maliye Bakanlığı ile TCMB tarafından doğrudan karşılanacaktır. Bu kapsamda gelen taleplerin ne kadarının karşılanacağına piyasa koşulları çerçevesinde karar verilmeye devam edilecektir.   49. Döviz Karşılığı Türk Lirası Swap Piyasası işlemlerine ve BIST Swap Piyasasında TCMB taraflı işlemlere 2020 yılında da devam edilebilecektir. Ayrıca, piyasa koşullarına göre ihtiyaç duyulması durumunda; Döviz Karşılığı Türk Lirası Swap İhaleleri de gerçekleştirilebilecektir. Türk Lirası Depoları Karşılığı Döviz Depoları ihaleleri ihtiyaç duyulması halinde tekrar düzenlenebilecektir.   50. Bankaların likidite yönetiminin desteklenmesi amacıyla Türk Lirası ve Döviz Karşılığı Altın Swap Piyasası işlemlerine, döviz karşılığı altın alım ve satım işlemlerine ve Türk lirası karşılığı altın alım işlemlerine 2020 yılında da devam edilecektir.   51. Piyasa koşullarına bağlı olarak, BIST VİOP nezdindeki Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz işlemlerine devam edilebilecektir.   52. Piyasa derinliğinin kaybolmasına bağlı olarak spekülatif davranışlar sonucunda kurlarda sağlıksız fiyat oluşumları gözlenmesi ve aşırı oynaklık durumlarında piyasaya esnek ihaleler yoluyla veya doğrudan müdahale edilebilecektir.   53. Para politikası aktarım mekanizmasının güçlendirilmesi ve finansal istikrarın desteklenmesi amaçlarıyla TCMB tarafından bankalara sağlanan ROM imkânının 2020 yılında kademeli olarak azaltılmasına devam edilebilecektir.   54. Döviz Piyasalarında TCMB ile söz konusu piyasalarda işlem yapmaya yetkili bankalar arasında gerçekleştirilen döviz karşılığı efektif işlemlerine 2020 yılında da devam edilecektir.   55. TCMB, geçmişte olduğu gibi 2020 yılında da döviz piyasasının sağlıklı çalışması ve döviz likiditesinin dengelenmesi amacıyla, döviz arz ve talep gelişmelerini yakından takip ederek gerekli önlemleri almaya devam edecektir.   56. TCMB 2020 yılında da piyasa koşullarının uygun olması durumunda rezervlerini artırmaya devam edecektir. Bu kapsamda 2020 yılında reeskont kredisi kullanımının 28 milyar ABD doları civarında gerçekleşeceği, reeskont kredilerinin TCMB döviz rezervlerine katkısının, 26 milyar  ABD doları civarında olacağı öngörülmektedir.   İŞTE PPK TOPLANTI TARİHLERİ Kaynak: https://www.cnnturk.com/ekonomi/merkez-bankasindan-son-dakika-aciklamasi-en-etkili-sekilde-kullanilacak
Devamını Oku
Standard Post with Image

Deniz ulaşımına fırtına engeli!

Marmara Bölgesinde etkili olan yağış ve olumsuz hava şartları sebebiyle İstanbul Deniz Otobüsleri (İDO) ile Bursa Deniz Otobüsleri'nin (BUDO) bazı seferleri iptal edildi. Marmara Bölgesi'nde etkili yağış ve olumsuz hava koşuları nedeniyle BUDO ve İDO'nun bazı seferlerinin iptal edildiği duyuruldu. Seferlere ilişkin BUDO ve İDO'nun resmi internet sitelerinde açıklama yapıldı. Yapılan açıklamada olumsuz hava şartlarından dolayı iptal olan seferler şöyle:   BUDO   05.12.2019 07:00 tarihindeki Bursa (Mudanya) - İstanbul (Eminönü/Sirkeci)   05.12.2019 10:00 tarihindeki İstanbul (Eminönü/Sirkeci) - Bursa (Mudanya)   iDO   05.12.2019 07:45 - 10:40 Bandırma-Yenikapı-Bostancı   05.12.2019 07:50 - 09:50 Kadıköy-Yenikapı-Bursa   05.12.2019 08:30 - 11:05 Bursa-Armutlu-Armutlu Tatil Köyü-Yenikapı-Kadıköy Kaynak: https://www.cnnturk.com/turkiye/deniz-ulasimina-yagis-ve-firtina-engeli
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye'ye yabancı yatırımı artıyor

ABD, Avrupa, Çin ve Orta Doğu'dan dünyanın en büyük yatırım fonlarının temsilcilerinin katıldığı Globalturk Capital ile EMPEA iş birliğiyle düzenlenen "Türkiye ve Çevresindeki Özel Sermaye Fonları Yatırımları" 4'üncü yıllık toplantısında konuşan Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Arda Ermut, Türkiye'nin dünyada yatırım ortamı açısından en reformist ülke olduğunu söyledi. Ermut, yabancı yatırımların dünyada azaldığını Türkiye'de ise arttığına dikkati çekerek "Ekonominin liberalleştirilmesi bizim için çok önemli ve birinci önceliğimiz. Türkiye coğrafik olarak da çok elverişli bir konumda. 4 saatlik uçuşla, 1,6 milyar insana ve 25 trilyon dolarlık yatırım potansiyeline ulaşmanız mümkün. Buna bir de Türk Hava Yolları’nın başarılarını eklemek gerekir. Bu da yatırım fonları için büyük bir avantaj demek." değerlendirmesinde bulundu. Bunların Türk ekonomisinin başarı öyküleri olduğunu vurgulayan Ermut, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye ekonomisi yeniden kalkış sürecine girdi. Bu toplantıya fon temsilcilerinin katılımını da bu açıdan önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Son yıllardaki çalkantılı dönemi atlattık. Önümüze bakmaya başladık. Dünyada herkes yatırım açısından Türkiye kadar iyi karneye sahip değil. Türkiye yatırım fırsatları açısından kendini ayrıştırıyor. Başarı hikayeleri yeni başarı hikayelerini getiriyor. Türkiye'nin yatırım yapılabilir ülkeler listesinde 17 basamak birden yükselmesini de vurgulamak isterim." "Yabancı sermaye Türkiye’ye daha güçlü gelecek" Globalturk Capital Kurucu ve Yönetici Ortağı Barış Öney de Gelişen Ülkeler Özel Sermaye Fonları Birliği (EMPEA) üyelerinin dünya genelinde 5 trilyon dolarlık fonu yönettiğini belirterek, Türkiye'nin dünyada yatırım için en esnek ve güvenli ülkelerden biri olduğunun altını çizdi. Öney, son iki yılda yaşanan çalkantıların geride kaldığına işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu: "Türkiye yabancıların gözdesi bir ülke. Türkiye’de yabancı sermayeli şirketlerin sayısı 2019’da 70 bine yükseldi. Bu da 2 yıl içinde her altı ayda 5 bin yeni yabancı şirketin giriş yaptığını göstermektedir. Önümüzde 4 yıllık bir seçimsizlik dönemi var. Kısaca seçim belirsizliği kalktı. Yaşanan tüm çalkantılara rağmen Türk-ABD ilişkileri daha iyiye gitti. 2020 yılından çok umutluyum. Türkiye yatırım açısından iyi bir performans gösterecektir." Geçen yıl yüzde 20 artışla 200 kadar satın alma gerçekleştiğini dile getiren Öney, şu bilgileri verdi: "Türkiye'ye yeni 1 milyar dolarlık özel sermaye fonu girdi. Eminim ki yabancı sermaye Türkiye’ye daha güçlü gelecektir. Çünkü Türkiye hem yatırım açısından hem de gerektiğinde sermaye çıkışı açısından çok avantajlı bir ülke. Konuklarımıza şunu söylemek isterim. Türkiye piyasasını önemseyin ve kazançlı çıkmaktan geri kalmayın." Edinilen bilgiye göre, toplantıya pek çok ülkeden 160 yatırımcı fonunu temsilen 300 kişi yer aldı. 40 konuşmacı gün boyu panellerde söz alarak Türkiye ve bölgesindeki yatırım imkanlarını masaya yatırdı. Katılan konuşmacıların temsil ettiği kurumlar, yükselen pazarlarda 150 milyar dolarlık fon yönetiyor. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/cumhurbaskanligi-yatirim-ofisi-baskani-ermut-turkiyeye-yabanci-yatirimi-artiyor/1664678
Devamını Oku
Standard Post with Image

Tataristan'daki firmalarımız Türkiye'nin ihracatına büyük katkı sağlıyor

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, Tataristan'da Rusya ekonomisine katkı sağlayan önemli Türk yatırımları bulunduğunu belirterek "Buradaki firmalarımız Rusya pazarına hizmet ederken Türkiye'nin de ihracatına büyük katkılar sağlıyor." dedi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Tataristan ziyareti kapsamında, Rusya'nın en büyük ağır ticari araç üreticisi Kamaz'ın kamyon fabrikasında incelemelerde bulundu. 1976'da faaliyete geçen ve yılda 71 bin araç üretme kapasitesine sahip şirket hakkında yetkililerden bilgi alan Varank, Kamaz M1845 model kamyonun direksiyonuna geçerek deneme sürüşü gerçekleştirdi. Varank, daha sonra Hayat Kimya, Kastamonu Entegre, Şişecam ve Coşkunöz Holding gibi Türk yatırımcıların üretim merkezlerinin bulunduğu Alabuga Özel Ekonomi Bölgesi'ni ziyaret etti. Söz konusu bölgede yatırımcılar için sunulan fırsatlar hakkında bilgi alan Varank, ardından Şişecam'ın bölgede 2014'te üretime başlayan fabrikasını ziyaret etti ve başta otomotiv olmak üzere birçok sektör için cam üretimi yapılan tesiste incelemelerde bulundu. Türk yatırımları hakkında bilgi aldı Varank'ın bölgedeki ikinci durağı, Hayat Holding'e bağlı Hayat Kimya firmasının tuvalet kağıdı, kağıt mendil, peçete gibi ürünler ürettiği tesisi oldu. Bölgede 2015'te faaliyete geçen fabrikayı gezen Varank, Rusya'da temizlik kağıdı sektöründe yüzde 20'lik pazar payına sahip şirketin çalışmaları hakkında bilgi aldı. Varank, daha sonra, Hayat Holding'in bir diğer şirketi Kastamonu Entegre Ağaç Sanayi'nin fabrikasını ziyaret etti. Parke ve MDF gibi ürünlerin üretildiği fabrikada incelemelerde bulunan Varank'a, Tataristan'daki en büyük 3'üncü yabancı yatırımcısı olan firmanın çalışmalarına ilişkin bilgi verildi. Bölgede yatırımı bulunan bir diğer Türk firması Coşkunöz Holding'in otomotiv sektörüne yönelik parçalar ürettiği fabrikasını da gezen Varank, Renault, Nissan, Kamaz, Ford ve Daimler-Mercedes gibi firmalara parça tedarik eden firmanın çalışmalarına ilişkin incelemelerde bulundu. Varank, son olarak Rusya'nın 6'ncı büyük petrol şirketi olan Tatneft'in Taneco Rafinerisi'ni ziyaret etti ve buradaki üretim faaliyetleri hakkında bilgi aldı. "Firmalarımızın bir kısmı Rusya pazarında etkili" Varank, "Buradaki firmalarımız Rusya pazarına hizmet ederken Türkiye'nin de ihracatına büyük katkılar sağlıyor. Firmalarımızın bir kısmı, Rusya pazarının yüzde 20-25'ini elde etmiş durumda, bu bizim açımızdan çok önemli. Burada oluşan katma değerin Türkiye'ye büyük faydası var." diye konuştu. Bölgede "çok değerli" Türk firmaları olduğuna dikkati çeken Varank, şöyle devam etti: "Türkiye'nin burada bu büyüklükte yatırımların olması, Rusya ekonomisine bu kadar etki eden yatırımların olması Sanayi ve Teknoloji Bakanı olarak bize gurur veriyor. Bu yatırımların Türkiye ekonomisine katkı sağlaması da bizim için ayrıca gurur verici bir konu." "Teşvik verilen yatırımların yüzde 60'ı imalat sanayisinde" Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının yatırımcılar için sağladığı teşviklere de değinen Varank, bakanlık tarafından sağlanan teşviklerin listesinin "şeffaf" bir şekilde her ay Resmi Gazete'de yayımlandığını ve teşviklerle ülkedeki yatırımlara hız kazandırmak istediklerini dile getirdi. Varank, yatırım teşviklerinin Türkiye'deki yatırım ortamının cazip hale gelmesi ve yatırım iştahının artırılması açısından değerli olduğunu belirterek, şunları kaydetti: "Bildiğiniz gibi hem bölgesel teşvikler hem de sektörel bazlı teşvikler veriyoruz. Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı da bu teşvik sistemi altında yeni başlattığımız bir proje. Bugün açıkladığımız rakamlara baktığınızda kapanan teşvikler yani yatırımı tamamlanmış teşviklerin 5,5 milyar lira olduğunu, bunlarla 10 binin üstünde istihdam sağlandığını görüyoruz. Ekimde yeni verdiğimiz teşvik belgelerine baktığımızda bizi sevindiren rakamlar var. Yaklaşık 10,4 milyar liralık yatırıma teşvik belgesi vererek 23 binin üzerinde istihdam oluşmasını öngörüyoruz. Bizi sevindiren nokta, teşvik verilen yatırımların yaklaşık yüzde 60'nın imalat sanayi sektöründe olması. Türkiye'nin yeni büyüme hikayesinin katma değerli, inovatif üretimle olmasını istiyoruz, bu manada teşvik programımız çok faydalı. Bu ay ki rakamlar önümüzdeki süreçte yatırımcılarımızın yatırım iştahının devam ettiğini gösteriyor." Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/bakan-varank-tataristandaki-firmalarimiz-turkiyenin-ihracatina-buyuk-katki-sagliyor/1665397  
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye İnovasyon Haftası Gerçekleşti

Türkiye İnovasyon Haftası 3-4 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşti. Türkiye İnovasyon kavramının yerleşmesine ve gelişmesine katkı sağlayan etkinlik, Ticaret Bakanlığı koordinasyonuyla TİM tarafından İstanbul’da düzenlendi. Türkiye’de İnovasyon kavramının yerleşmesine ve gelişmesine katkı sağlayan, İnovasyon ekosisteminin en büyük buluşması dünyada ve Türkiye’de fark atan uluslararası profesyonelleri,  sanayicileri, akademisyenleri ve üniversite öğrencilerini bir araya getirdi. İnovasyon odaklı konferans, sergi, atölye çalışmaları ve deneyim alanlarıyla dünya çapında bir etkinlik olan Türkiye İnovasyon Haftası’nda, Türkiye’nin ilk İnovasyon geliştirme programı İnovalig ödül töreni gerçekleştirildi. Programa LASİAD adına Yönetim Kurulu Arif Özkan katıldı.
Devamını Oku
Standard Post with Image

Faizler düştü yatırım fonlarına ilgi arttı

Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verilerine göre, son 4 ayda yatırım fonlarının fon adedi ve portföy değerindeki artış dikkati çekiyor. Yılbaşından bu yana yatırım fonlarının portföy değeri yüzde 114,6 artış gösterirken, son 4 aylık artış yüzde 40'ı aştı. Bu yılın temmuz sonunda yaklaşık 81 milyar lira olan yatırım fonlarının portföy değeri, kasım sonu itibarıyla yüzde 40,3 artışla 113,6 milyar liraya ulaştı. Söz konusu rakam, yılbaşında yaklaşık 53 milyar lira seviyesinde bulunuyordu. Yatırım fonları adet bazında da yükseliş eğiliminde hareket ederek yılbaşından bu yana yüzde 40,8'lik artış sağladı. Yılın ilk 7 ayında fon adedi bazında azalış trendi gözlemlense de son 4 aydaki yüzde 44,3'lük artış bu gerilemeyi fazlasıyla telafi etti. Yılın başında 833 milyar olan toplam fon adedi, kasım sonu itibarıyla 1 trilyon 173 milyar adede ulaştı. 3'TE BİRİNDEN FAZLASI PARA PİYASASI FONLARI Para piyasası şemsiye fonu 41,6 milyar lira değeriyle yatırım fonlarının yüzde 36,6'sını temsil etti. Para piyasası şemsiye fonunu, yüzde 22,6'lık büyüklükle borçlanma araçları şemsiye fonu takip etti. Son 4 aylık dönemde katılım şemsiye fonlarının portföy değeri yüzde 84,1 yükselerek değeri en çok artan fon grubu olurken, fonun değeri 2,7 milyar liradan 5,1 milyar liraya yükseldi. Katılım şemsiye fonunu, yüzde 64,3 ile serbest şemsiye fonu izledi ve söz konusu fonun değeri 11,3 milyar liradan 18,6 milyar liraya çıktı. Söz konusu dönemde portföy değeri en az artan fonlar ise yüzde 3,5 ile gayrimenkul yatırım fonları ve yüzde 5 ile girişim sermayesi yatırım fonu oldu. ARTIŞIN ARKASINDA YENİ YATIRIMCILAR VAR Analistler, yatırım fonlarındaki büyümenin yeni fonlar ve yatırımcı girişleri ile sağlandığını belirtti. Yeni yatırımcılarla birlikte fon adedinde ciddi artış gözlemlendiğini ifade eden analistler, yatırım fonlarından alınan yönetim ücretinin düşürülmesiyle azalan maliyetlerin, yatırımcılar için avantaj oluşturduğunu vurguladı. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), mart ayında yaptığı düzenleme ile para piyasası fonlarının toplam değerinin asgari yüzde 50'sini mevduat ya da katılım hesaplarında değerlendirme zorunluğu getirirken, yönetim ücretinin ise yatırımcı bilgi formlarında yer alan mevcut yönetim ücretinin yarısı oranında uygulanabileceğini karara bağlamıştı. Maliyet azaltıcı tedbirler ve katılım tarafında ürün çeşitliliğinin artırılmasının yatırım fonu pazarının büyümesine katkı sağlamaya devam edebileceğini belirten analistler, hisse senedi fonlarındaki büyümenin ise son dönemde Borsa İstanbul'da yaşanan ralli ile hızlanabileceğini kaydetti. Analistler, mevduat tarafında, tasarruf sahiplerini uzun vadeli mevduata yöneltmek için stopaj oranlarında yapılan düzenlemeler ve faiz oranlarındaki düşüşün de kısa vadeli mevduatlardan likit fonlara geçişi desteklediğini vurguladı. Kaynak: https://www.ntv.com.tr/turkiye/faizler-dusunce-yatirim-fonlarina-ilgi-artti-113-milyar-lira,S0DaFgbmYUiE1gWtKg0RHg
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye için bir lik! 59. sıraya yükseldi

Türkiye, 2018'i kapsayan İnsani Gelişme Endeksi'nde 189 ülke arasında 59'uncu sırada yer alarak, ilk kez çok yüksek insani gelişme kategorisine girdi. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından 2018 yılı verileri baz alınarak hazırlanan ve İnsani Gelişme Endeksi, Eşitsizliğe Uyarlanmış İnsani Gelişme Endeksi, Cinsiyete Dayalı Gelişme Endeksi, Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi ile Çok Boyutlu Yoksulluk Endeksi'ni içeren "İnsani Gelişme Raporu 2019" yayımlandı. Ülkelerin resmi istatistik kurumlarından elde edilen veriler ışığında hazırlanan endekslerden İnsani Gelişme Endeksi, uzun ve sağlıklı yaşam, bilgiye erişim ile kabul edilebilir bir yaşam standardı gibi 3 temel boyutta ortalama insani gelişme düzeyinin uzun vadeli takibi sonucunda oluşturuluyor. İnsani gelişmede ilk sırada Norveç var Dünyada en çok bilinen kalkınma göstergelerinden biri olan endekse göre, yeni nesil eşitsizlikler, eğitim, teknoloji ve iklim değişikliği konularının etrafında şekilleniyor. İnsani Gelişme Endeksi'nde 0,954'lük değerle Norveç ilk sırada yer aldı ve zirvedeki yerini korudu. Bu ülkeyi, 0,946'lık değerle İsviçre, 0,942'lik değerle İrlanda, 0,939'luk değerle Almanya ve Çin'in Hong Kong Özel İdari Bölgesi izledi. Geçen yıl kaydettikleri İnsani Gelişme Endeksi değeriyle listenin en altında yer alan ülkeler ise 0,377'lik değerle Nijer, 0,381'lik değerle Orta Afrika Cumhuriyeti, 0,401'lik değerle Çad, 0,413'lük değerle Güney Sudan ve 0,423'lük değerle Burundi olarak sıralandı. Türkiye sınıf atladı Türkiye'nin 2018'deki İnsani Gelişme Endeksi değeri 0,806 olarak hesaplandı. Bu değerle Türkiye, 189 ülke arasında 59'uncu oldu ve ilk kez "çok yüksek insani gelişme" kategorisinde yer aldı. Türkiye, bir önceki listede 64'üncü olmuş ve "yüksek insani gelişme" kategorisine girmişti. Bu dönemde, en yüksek insani gelişme kategorisindeki ülkelerin ortalama endeks değeri 0,892, Avrupa ve Orta Asya ülkelerinin ortalama endeks değeri ise 0,779 olarak hesaplandı. Türkiye'nin endeks değeri 28 yılda yüzde 39,4 arttı İnsani gelişmedeki ilerlemenin ölçütü olan endekste, Türkiye son 28 yılda önemli bir gelişme gösterdi. Türkiye'nin 1990'da 0,579 olarak hesaplanan endeks değeri, geçen yıl 0,806'ya çıkarak toplamda yüzde 39,4'lük artış gösterdi. Türkiye'de 1990-2018 döneminde beklenen yaşam süresi 13,2 yıl, ortalama öğrenim süresi 3,1 yıl ve beklenen öğrenim süresi 7,5 yıl arttı. Ülkede kişi başına brüt milli gelir aynı dönemde yaklaşık yüzde 122,1 yükseldi. İnsani gelişme dağılımındaki eşitsizlikten arındırılmış endekste ise Türkiye'nin değeri boyut endekslerinin dağılımındaki eşitsizliğe bağlı olarak yüzde 16,2'lik bir kayıpla 0,675'e düştü. Çok Yüksek İnsani Gelişme Endeksi değerine sahip ülkelerin eşitsizlik nedeniyle kaybı ortalama yüzde 10,7 olurken, Avrupa ve Orta Asya'da bu oran yüzde 11,7 olarak kaydedildi. Türkiye cinsiyet eşitsizliği endeksinde 66'ncı sırada Raporda, üreme sağlığı, kadının güçlendirilmesi ve ekonomik faaliyetler alanlarında cinsiyete dayalı eşitsizliklere ilişkin bulguların yer aldığı Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi de açıklandı. Kadın ve erkek kazanımları arasındaki eşitsizliklerin insani gelişmede yarattığı kaybı ortaya koyan endekse göre, Türkiye, 2018'de 0,305'lik değerle 162 ülke arasında 66'ncı sırada yer aldı. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/turkiye-insani-gelismede-en-yuksek-kategoride/1667685
Devamını Oku
Standard Post with Image

Bosna-Hersek Türkiye'nin AB’ye açılan kapısı olabilir!

  Bosna-Hersek'in başkenti Saraybosna'da düzenlenen 23. Uluslararası İş Forumu (IBF), ülkenin gıda, tarım ve hayvancılık, turizm, inşaat, sağlık, metal, mobilya ve orman ürünleri sektörlerindeki ayrıcalıklı yapısına ve AB ile gümrüksüz ticaret yapma fırsatına dikkat çekti. Tüm dünyadan binin üzerinde iş insanının katılımıyla gerçekleştirilen zirvede, şirketten şirkete (B2B) görüşmeler düzenlenerek Türk ve yabancı iş insanlarının bu ülke firmalarıyla yapabileceği işbirliği olanakları ele alındı. Organizasyonda ayrıca Bosna-Hersek’in AB ülkeleriyle olan ticaret anlaşmalarına dikkat çekilirken, ülkenin Türk ve yabancı iş insanları için AB ile ticarette gümrüksüz bir giriş kapısı olarak kullanılabileceğine de vurgu yapıldı. Özellikle kalkınma alanında yatırıma ihtiyaç duyan bir ülke olan Bosna-Hersek’te enerji sektörü şu an potansiyelinin sadece yüzde 30’unu kullanabiliyor, ayrıca maden ve mineral sektörü ile turizm sektörü de potansiyellerinin çok altında yatırım alıyor. Genel ekonomik durum Savaş öncesinde ağır sanayi alt yapısına sahip bir ülke konumunda olan Bosna Hersek’te üretim metalürji ve kimya sanayi üzerine yoğunlaşmıştı ve ülkedeki üretim Yugoslav iç pazarının ihtiyaçlarını karşılamayı önceliyordu. Savaş esnasında sanayi tesisleri ağır hasar gördü ve ülkenin sanayiye dayalı üretim yapısı bozularak savaş sonrasında ekonomi merkezi hizmetler, bankacılık, enerji ve turizm alanlarına kaymış oldu. En ciddi makroekonomik sorunu işsizlik olan Bosna-Hersek’te kayıt dışı istihdam yüksek seviyede seyrediyor. Ülkenin iktisadi olarak öncelikli konularını Avrupa Birliği’ne entegrasyon, mali sistemin güçlendirilmesi, kamu yönetimi reformu, Dünya Ticaret Örgütü’ne üyelik ve istikrarlı büyüme oluşturuyor. Orta Avrupa Serbest Ticaret Anlaşması (CEFTA)’nın üyesi olan Bosna-Hersek ile Türkiye arasında 2003 yılından beri Serbest Ticaret Anlaşması uygulanıyor. Bosna-Hersek 2008 yılında Avrupa Birliği (AB) ile İstikrar ve Katılım Anlaşması imzalamış olmasına rağmen bu anlaşma henüz yürürlüğe girmiş değil. AB ülkeleri tarafından onaylandıktan sonra yürürlüğe girecek olan bu anlaşma, AB standartlarına uygun üretilen bütün Bosna-Hersek ürünlerinin gümrüksüz ve hiçbir kısıtlama olmaksızın AB pazarına girmesini sağlayacak. Bu durumun ülke ekonomisini canlandırması, rekabet gücünü artırması, doğrudan yabancı yatırımları ve iş sahalarını geliştirmesi bekleniyor. Fırsatlar barındıran altı temel sektör Uluslararası İş Forumu (International Business Forum) Direktörü Erol Yarar forum öncesinde sekiz aylık bir periyodda dokuz kez Bosna-Hersek’e keşif gezisi düzenledi ve Bosna’nın orman, fabrika, şehir, kasaba ve köylerini gezerek Türk ve dünya firmaları için ülkenin sahip olduğu tüm işbirliği imkânlarını detaylarıyla araştırdı. Bu saha gezileri sonucunda Bosna’da işbirliği ve yatırım için büyük potansiyel barındıran altı temel sektör belirlendi. Bu sektörler gıda, tarım ve hayvancılık, orman ürünleri ve mobilya, turizm, metal ve otomotiv, sağlık ve inşaat olarak gruplandırıldı. Forumda bu sektörlerin her biri için özel oturum düzenlenerek potansiyel işbirliği ve yatırım imkânları alanda uzman iş insanları ve CEO’lar nezaretinde tartışıldı. Bosna-Hersek’te özellikle organik tarım ve helal gıda pazarı için bakir topraklar bulunduğuna dikkat çekilen forumda, Avrupa’daki 50 bin tonluk helal gıda pazarına Bosna-Hersek’te yapılacak yatırımlar vasıtasıyla kolayca ulaşılabileceği belirtildi. Yıllık 7 milyon metreküp ağaç kesimi yapılan Bosna Hersek, orman ürünleri ve mobilya sektörü için yüksek miktarda hammadde barındırıyor. Turizm sektöründe ise yıllık 100 bin Türk ve 150-200 bin Arap turiste ev sahipliği yapıyor. Forumda protokol konuşmalarının ardından sektörel görüşme ve paneller düzenlenerek sektörler bazında birebir iş anlaşmaları yapılmasına olanak sunuldu. Toplantının ikinci gününde misafir iş insanları için fabrika gezileri düzenlendi. Bosna-Hersek - Türkiye İşbirliği Potansiyelinin Çok Altında 2003 yılında Türkiye ile Bosna-Hersek arasında bir Serbest Ticaret Anlaşması imzalandı. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2018 yılında 660 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Dolayısıyla mevcut işbirliği, hedef olarak belirlenen 1 milyar avroluk hacmin epey altında kalmış oluyor. Bu rakam, diğer taraftan, iki ülke arasındaki tarihi, kültürel ve resmi ilişkiye bakıldığında da potansiyelinin çok altında görünüyor. Bosna-Hersek’in AB ülkeleriyle 1000 kilometrelik bir kara sınırına sahip bulunması, Türk iş insanları için çok önemli bir fırsat olarak değerlendiriliyor. Uluslararası İş Forumu’nda konuşma yapan İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekip Avdagiç, Bosna-Hersek’i iş insanları açısından fırsatlar ülkesi olarak nitelendirdi. Ancak bu fırsatların detaylarıyla birlikte ortaya konulduğu takdirde değerlendirilebileceğini vurgulayan Avdagiç, ticaretin farklılıklardan ziyade ortak noktaları açığa çıkarması gerektiğini belirtti. Ülkelerin ufkunu ticaret aracılığıyla geliştirebileceğini söyleyen Avdagiç, Türkiye’de 2019 yılında iş yapma kolaylığının bir önceki yıla göre 17 basamak yükseldiğini söyleyerek toplantıda hazır bulunan iş insanlarını Türkiye’de yatırım yapmaya davet etti. Ayrıca Bosna’nın AB ile 1,000 kilometre sınırı olması ve ürünlerin kara yoluyla 15 saat içinde Avrupa’ya ulaşabilmesi bakımından Avrupa’yla iş yapmak isteyen Türk firmaları için çok cazip bir ülke olduğunu belirtti. Bosna’daki yatırım ortamını geliştirmek için dört noktanın üzerinde hassasiyetle durulması gerektiğini belirten Avdagiç, bunları şöyle sıraladı: Bosna-Hersek AB üyeliği yolunda kararlı bir şekilde ilerlemeli; Bosna’da yaşayan Boşnak, Sırp ve Hırvat toplumları ortak Bosna ideali etrafında birleştirilmeli; bu toplumlar milliyetçilik sarmalına kapılmamalı; yetişmiş gençlerin ülke içinde tutulması için politikalar geliştirilmeli ve yurtdışına gidenlerin geri getirilmesi sağlanmalı. Bosna-Hersek’in avantajları Bosna-Hersek’in AB pazarında eğitim ve dil becerileri anlamında son derece rekabetçi bir insan kaynağı var. Düşük gelir vergisi ve elektrik fiyatlarına ek olarak Bosna-Hersek parası Konvertible Mark (KM)’ın istikrarlı seyri de rekabetçi bir üretim imkânı sunuyor. Yerli ve yabancı yatırımcıların haklar konusunda eşit olduğu Bosna-Hersek’te yatırımcıların yüzde 84’ü ticari beklentilerinin karşılandığını belirtiyor, yüzde 70’i ise kazandıkları parayı tekrar Bosna-Hersek’te yatırıma dönüştürmek istiyor. Özellikle kalkınma alanında yatırıma ihtiyaç duyan bir ülke olan Bosna-Hersek’te enerji sektörü şu an potansiyelinin sadece yüzde 30’unu kullanabiliyor, ayrıca maden ve mineral sektörü ile turizm sektörü de potansiyellerinin çok altında yatırım alıyor. Bosna-Hersek verimli ve işlenmemiş arazileriyle organik tarım yatırımcıları tarafından da keşfedilmeyi bekliyor. Son beş yılda Bosna’da metal işleme, araba yan sanayi ve yedek parça sektörleriyle savunma sanayi adeta yeniden doğuş yaşıyor. Otomotiv sektörüne çok önem veren Türkiye ve yedek parça sanayinde iyi olan Bosna’nın bu alanda işbirliği yapması iki ülke açısından da kazan-kazan ilişkisi olabilir. Alt yapı ve inşaat sektöründe Bosna’da büyük projelerin başlamak üzere olması da muhakkak piyasayı canlandırıcı bir etki yapacaktır. Saraybosna-Belgrad otoyolu projesinin bölgeye sağlayacağı ekonomik faydanın yanı sıra bölgedeki istikrarı ve iyi ilişkileri sürdürülebilir hale getirmesi bekleniyor. Türkiye’nin Balkan pazarında bağlantılar açısından en avantajlı olduğu ülkelerden biri olan Bosna-Hersek pazarına Türk iş insanlarının ilgi göstermesi ve pazarda uygun fiyat ve kaliteyi gözeterek büyümeleri, AB perspektifinden vazgeçmeyen Bosna-Hersek kanalıyla Türkiye’nin AB’ye daha fazla gümrüksüz ticaret yapmasına olanak sağlaması bakımından önem arz ediyor. Bu noktada Uluslararası İş Forumu ve öncesinde titizlikle gerçekleştirilen saha gezilerinde belirlenen altı sektördeki fırsatlar başka ülkelerden önce kullanılarak hem Balkanlar pazarında fark yaratılabilir hem de Bosna-Hersek uzun vadede Türkiye’nin AB’ye gümrüksüz açılan bir kapısı olabilir. [Türk-Alman Üniversitesi’nde İktisat Bölümü öğretim üyesi olan Doç. Dr. Elif Nuroğlu, uluslararası iktisat, yerçekimi modeli, ampirik uluslararası ticaret, ekonometrik modellemeler, ampirik makroekonomi, yapay sinir ağları ve fuzzy yaklaşımlar alanlarında çalışmaktadır] Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/analiz/bosna-hersek-turkiyenin-ab-ye-acilan-kapisi-olabilir/1670366
Devamını Oku
Standard Post with Image

Google’dan Türkiye’ye lisans resti!

Rekabet Kurumu’nun, ABD’li teknoloji devi Google’a, haksız rekabete yol açması sebebiyle kestiği cezanın ardından Google’ın iş ortaklarına yazdığı mektubun ortaya çıkması, Türkiye’nin gündemine deyim yerindeyse bomba gibi düştü. Google’ın yaptığı yazılı açıklama ile doğruladığı gelişme, Türkiye mobil cihaz pazarıyla Google arasındaki ilişkileri de kopma noktasına getirdi. Google, hem iş ortaklarına hem de kamuoyuna yaptığı duyuru ile Türkiye’de piyasaya sürülecek Android işletim sistemli akıllı telefonlara, bundan sonra Google servislerini kullanabilmeleri için gerekli olan lisansı vermeyeceğini açıkladı. Hangi uygulamalar olmayacak? Buna göre 12 Aralık tarihinden sonra piyasaya yeni sürülecek olan Android işletim sistemli telefonlarda, Google Mobil Hizmetleri (Google Mobile Services, GMS) yer alamayacak. Bu yeni cihazlarda işletim sistemi olarak Android kullanılmaya devam edilebilecek ancak Google’ın şu mobil uygulamaları bu cihazlara yüklenemeyecek: Google Arama, Google Chrome, YouTube, Google Play Store, Google Drive, Gmail, Google Duo, Google Haritalar, Google Fotoğraflar, Google Play Filmler, YouTube Music. Dolayısıyla Samsung, Huawei, LG, Xiaomi, Oppo gibi yabancı Android telefon üreticilerinin yanısıra General Mobile ve Vestel gibi yerli markalar da yeni çıkaracakları Android işletim sistemli telefonlarda Google uygulamalarına yer veremeyecek. Ancak bu Google servislerine, uygulama yerine sözkonusu telefonların mobil web tarayıcıları üzerinden erişmek mümkün olabilecek. Google Play'den uygulama indirilemeyecek! Şunun da altını çizmekte fayda var; bu telefonlarda Google’ın resmi uygulama mağazası Google Play Store yer almayacağı için kullanıcılar telefonlarına uygulama indirebilmek için üretici markanın kendi mağazasındaki içeriklerle yetinmek zorunda kalacak. Ya da resmi uygulama mağazası yerine Google Play Store'un APK dosyasını telefonlarına indirip uygulamaları tek tek telefonlarına yüklemeleri gerekecek. Ki bu işlemin de aslında yasal olmayan, kopya yazılım olarak değerlendirildiğini ve kullanıcıların elindeki telefonları, garanti kapsamına çıkaracak bir adım olduğunu da hatırlatalım. Huaweı de benzerini yaşadı Benzer bir durum farklı bir sebepten kaynaklansa da Huawei’nin birkaç ay önce tanıttığı ve belirli pazarlarda satışa sunduğu Huawei Mate 30 modelinde yaşanmıştı. ABD ile Çin arasında yaşanan ticaret savaşı ve Huawei’ye uygulanan yaptırımlar çerçevesinde Google, Çinli şirkete yeni çıkaracağı telefon modelleri için GMS lisansı vermemiş ve Huawei Mate 30 modeli de Android işletim sistemi ile ancak Google uygulamaları olmadan piyasaya çıkmıştı. Kaynak: https://www.azonceoldu.com/yasam/googledan-turkiyeye-lisans-resti-65176
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye'nin Otomobili'nden yeni detaylar belli oldu!

Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu'nun resmi Twitter sayfasından "Türkiye’nin Otomobili"nin elektrikle çalışma sistemini yansıtan 10 saniyelik bir video animasyon ve aracın iç kısmını gösteren bir fotoğraf yayımlandı. Türkiye'nin otomobilinde 1453 ve 1923 sürprizi  Bu paylaşımın ardından saat 14.53'te ise aracın direksiyonunu, ön konsolunu ve iç tasarımın bir kısmını gösteren bir fotoğraf paylaşıldı.  Türkiye'nin Otomobili'nden yeni görüntü Sosyal medyada yoğun ilgi gören paylaşım, dakikalar içerisinde binlerce beğeni aldı. Sosyal medya kullanıcıları fotoğrafın 14.53'te paylaşılmasının İstanbul'un fetih tarihi olan 1453'e atıfta bulunulduğu şeklinde yorum yaparken, bir sonraki fotoğrafın bugün saat 19.23'te paylaşılacağının duyurulması ise Cumhuriyet'in ilanı olan 1923 tarihiyle ilişkilendirildi. Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu'nun resmi Twitter sayfasından dün de "Türkiye’nin Otomobili"nin panjur ve ön tamponun bir bölümünü gösteren yeni bir fotoğraf yayınlanmış ve otomobilin panjur kısmında yer alan lale motifi de dikkati çekmişti. Hafta başından bu yana her gün saat 14.30'da yeni detaylarının Twitter'dan duyurulduğu "Türkiye’nin Otomobili"nin merakla beklenen ön gösteriminin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla yarın Gebze'de yapılması planlanıyor.  Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/turkiyenin-otomobilinden-yeni-detaylar-belli-oldu/1684529
Devamını Oku
Standard Post with Image

Yeni asgari ücret belli oldu!

Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun son toplantısının ardından Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, 2020 yılı için geçerli olan asgari ücreti açıkladı. Bakan Selçuk, açıklamasında, asgari ücretin 2020 yılı için brüt 2 bin 943 lira, net 2 bin 324 lira olarak belirlendiğini açıkladı. Selçuk, evli ve üç çocuklu bir işçi için asgari ücretin 2 bin 479 lira 21 kuruş olduğunu söyledi. "Bu sene de Asgari Ücret Tespit Komisyonu'muz kararını oy çokluğu ile aldı." diyen Selçuk, "2020 yılında asgari ücret desteğini tüm işletmeler için 75 lira olarak sürdürmeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı. "Enflasyon oranının çok üzerinde bir artış sağlamış olduk" Selçuk, "Enflasyon oranının çok üzerinde bir artış sağlamış olduk. 'İşçilerimizi enflasyona ezdirmeyeceğiz' sözümüzü de oy çokluğuyla sağladık." şeklinde konuştu. Mevcut asgari ücret net 2 bin 20 lira
 Halen bekar bir işçi için aylık brüt 2 bin 558 lira 40 kuruş olan asgari ücret, vergiler ve kesintiler düştüğünde net 2 bin 20 lira 90 kuruş olarak uygulanıyor. Apartman görevlileri için ise asgari ücret normal işçilerden farklı olarak gelir ve damga vergileri kesilmediğinden net 2 bin 174 lira 64 kuruş olarak hesaplanıyor. Asgari ücretin işverene toplam maliyeti, bir işçi için 3 bin 6 lira 12 kuruş. Bunun 2 bin 558 lira 40 kuruşunu brüt asgari ücret, 396 lira 55 kuruşunu sosyal güvenlik primi, 51 lira 17 kuruşunu işveren işsizlik sigorta fonu oluşturuyor. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/yeni-asgari-ucret-belli-oldu/1684579
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye 11 ayda yaklaşık 43 milyon yabancı ziyaretçi ağırladı

Türkiye, 2019'un 11 aylık döneminde 42 milyon 910 bin 408 yabancı ziyaretçi ağırladı. Kültür ve Turizm Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, bu yılın kasım ayında Türkiye'yi ziyaret eden yabancı sayısı 2018'in Kasım ayına göre yüzde 11,41'lik artışla 2 milyon 190 bin 622 oldu.  Bakanlığın Ocak-Kasım 2019 sınır verilerine göre ise Türkiye'yi 11 ayda ziyaret eden yabancı sayısı 2018'in 11 aylık dönemine göre yüzde 14,31 artarak 42 milyon 910 bin 408'e ulaştı. En çok ziyaretçi gönderen ülkeler Türkiye'ye yılın 11 aylık döneminde en çok ziyaretçinin geldiği ülkeler sıralamasında, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17,42 artış ile Rusya Federasyonu birinci (6 milyon 887 bin 136 kişi), yüzde 11,57 artış ile Almanya ikinci (4 milyon 835 bin 626 kişi), yüzde 13,30 artış ile İngiltere (2 milyon 506 bin 246 kişi) üçüncü sırada yer aldı. İngiltere'yi, Bulgaristan ve İran izledi. Kasım ayında ise 2018'in aynı ayına göre Bulgaristan yüzde 8,35 artışla (230 bin 220 kişi) birinci, Rusya Federasyonu yüzde 36,85 artışla (192 bin 683 kişi) ikinci, Almanya da yüzde 4,32 artışla (186 bin 132 kişi) üçüncü oldu. Almanya'yı Gürcistan ile İran takip etti. Türkiye, dünya genelinde en çok ziyaret edilen altıncı ülke Dünya Turizm Örgütünün (UNWTO) Aralık 2019 verilerinde Türkiye, dünya genelinde 2018 yılı ziyaretçi sıralamasındaki altıncılığını korudu. UNWTO'nun açıkladığı en son veri olan 2018'de ise Türkiye, dünya turizm gelirlerindeki sıralamada 15'inci oldu. Avrupa'nın en çok turizm geliri elde eden altıncı ülkesi Türkiye, yine Avrupa'da en çok turisti ağırlayan dördüncü ülke oldu. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/kultur-sanat/turkiye-11-ayda-yaklasik-43-milyon-yabanci-ziyaretci-agirladi/1687831
Devamını Oku
Standard Post with Image

İstanbul'da yağış etkili oluyor

İstanbul'da etkili olan sağanak, hayatı olumsuz etkilerken, bugün Türkiye genelinde de hava yağışlı olacak. İstanbul genelinde etkili olan sağanak, hayatı olumsuz etkiliyor.Gece saatlerinden bu yana devam eden yağış, sabah saatlerinde işe gitmeye çalışan vatandaşlara zor anlar yaşattı. Yağışla birlikte ana arterlerde trafik yoğunluğu yüzde 70'leri bulurken, toplu taşıma araçlarında da yoğunluk yaşandı. Sağanağın, il genelinde yarın gece saatlerine kadar etkili olması bekleniyor. İstanbul'da yağış hayatı olumsuz etkiliyor Avrupa Yakası'nda etkili olan yağış nedeniyle bazı ana arterlerle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluştu. Sürücüler, yağış nedeniyle zor anlar yaşadı. Topkapı alt geçidinde de su birikintisi nedeniyle araçlar ilerlemekte zorlandı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yol Bakım ve Altyapı Koordinasyon Daire Başkanlığı ekipleri, olay yerine gelerek alt geçitte tıkanan rögar kapaklarını açarak biriken suyu tahliye etti. Ekiplerin olay yerindeki çalışması sürüyor. Marmara'da bazı iller için "aşırı yağış" uyarısı Meteoroloji Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, Marmara Bölgesinde kuvvetli olması beklenen yağışların Balıkesir'in batı ilçelerinde şiddetli ve yer yer aşırı olacağı tahmin ediliyor.  Marmara ile Ege kıyılarında kuzeyli yönlerden kuvvetli ve yer yer tam fırtına (80-100 kilometre/saat) öngörülüyor.  Yağış ve fırtına nedeniyle sel, su baskını, yıldırım ve kıyıya yakın kesimlerde hortum oluşma riski gibi olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekiyor.  Bolu Dağı'nda kar yağışı etkili oluyor Öte yandan, D-100 kara yolunun Bolu Dağı kesiminde kar yağışı başladı. Yumrukaya, Abant Kavşağı, Karanlıkdere, Bakacak, Seymenler mevkilerinde sabah saatlerinden itibaren kar yağışı etkili oluyor.  Bölgede görev yapan Karayolları ekipleri, güzergahta karla mücadele çalışması yürütüyor. Ulaşımda herhangi bir aksama yaşanmıyor. Trafik ekipleri de sürücüleri kar yağışı ve buzlanmaya karşı dikkatli olmaları konusunda uyarıyor. Bolu kent merkezinde ise kar yağışı hafif şekilde devam ediyor. Kırklareli'nde kuvvetli rüzgar etkili oluyor Kentte geceye doğru etkisini artıran ve zaman zaman hızı saatte 50 kilometreye ulaşan kuvvetli rüzgar nedeniyle birçok iş yerinin önündeki sandalye ve masalar savruldu. Karakaş Mahallesi'nde ise bir ağaç yola devrildi, bazı iş yerlerinin tabelaları ile çanak antenleri yerinden çıkarak yola düştü. Kuvvetli rüzgarın elektrik tellerine verdiği zarar nedeniyle ara ara enerji kesintileri meydana geldi. Kentin yüksek kesimlerinde ise kar yağışı etkisini sürdürüyor. Karayolları ve İl Özel İdaresi ekipleri kar yağışının etkili olduğu bölgelerde kar kürüme ve tuzlama çalışmaları yapıyor. Yüksek kesimlerde kar yağışının yarına kadar etkili olması bekleniyor. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/istanbulda-yagis-etkili-oluyor/1693529
Devamını Oku
Standard Post with Image

Bakan Varank: Türkiye'nin Otomobili'nin tasarımları için tescil başvuruları yapıldı

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, "Avrupa, Rusya, ABD'nin de aralarında olduğu bazı yerlerde Türkiye'nin Otomobili'nin tasarımları için tescil başvuruları yapıldı." dedi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, AA Editör Masası toplantısında, gündeme ilişkin soruları yanıtladı ve değerlendirmelerde bulundu. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, "Vatandaşlarımızın Türkiye'nin Otomobili'ni destekleme oranı yüzde 97,6, satın almak isteyenlerin oranı yüzde 89." diyen Bakan Varank, "Fabrika için ilk hedef Gemlik'te 2020'nin ilk yarısında temel atılıp inşaata başlanması." ifadesini kullandı. "Ön sipariş uygulaması daha başlamadı" Türkiye'nin Otomobili konusunda, tasarımlarla uyumlu, tescil edilebilecek marka için çalışmalar sürdüğünü, bu sürecin sene içinde tamamlanacağını belirten Varank, şöyle devam etti: "Ön para ödenerek ön sipariş uygulaması daha başlamadı. Bu, marka lansmanı sonrası şirketin uygulayacağı metot olacak. Bilişim Vadimizin lansmanından sonra çeşitli alanlarda 32 firmadan başvuru alındı. Burada akıllı mobilite teknolojileri geliştirmek istiyoruz. İlgili bakanlıklarla otomobilin şarj altyapısının kurulması için yol haritası hazırlıyoruz. Araç pazara çıktığında bu altyapı hazır olacak. İlgili bakanlıklarla otomobilin şarj altyapısının kurulması için yol haritası hazırlıyoruz. Araç pazara çıktığında bu altyapı hazır olacak. 100-150 prototip üretme aşamasındayız. Bunlarla testler yapılacak. 2022 başında fabrika seri üretime başlar." Alım garantisini sadece TOGG için uyguladıklarını dile getiren Varank, "2035 yılına kadar 30 bin araç için, bunun dışında hiçbir firmaya garanti vermedik." dedi. "Türkiye'nin Otomobili'nin tasarımları için tescil başvuruları yapıldı" Bakan Varank, "Avrupa, Rusya, ABD'nin de aralarında olduğu bazı yerlerde Türkiye'nin Otomobili'nin tasarımları için tescil başvuruları yapıldı." diye konuştu. Varank, "2019'da 137 milyar liralık 5 bin 691 proje için teşvik belgesi düzenledik. Bunlar tamamlandığında 210 binin üzerinde yeni istihdam bekliyoruz." ifadelerini kullandı. "127 araştırmacıyı destekleyeceğiz" Sanayi ve Teknoloji Bakanı Varank, "Lider Araştırmacılar Programı'na başvuran 242 kişi arasından seçilen 98'i Türk, 29'u yabancı uyruklu 127 araştırmacıyı destekleyeceğiz." dedi. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/politika/bakan-varank-turkiyenin-otomobilinin-tasarimlari-icin-tescil-basvurulari-yapildi/1693428
Devamını Oku
Standard Post with Image

Dijital takografa geçişte 6 aylık süre uzatımı Resmi Gazete'de yayımlandı

Taşımacılık yapan ve takograf kullanması gereken 2008 ve sonrası model araçlarda geçiş süresi 6 ay uzatıldı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan Takograf Cihazları Muayene ve Damgalama Yönetmeliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, Resmi Gazete'de yayımlanarak 1 Ocak 2020'den geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi. Buna göre, yurt içinde taşımacılık yapan ve takograf kullanması gereken 2008 ve sonrası model araçlardaki analog veya elektronik takograf cihazlarının dijital takograf ile değiştirilmesi zorunluğu 10 Temmuz'a kadar uzatıldı. Söz konusu süre 31 Aralık 2019'da sona ermişti. İçişleri Bakanlığı verilerine göre, yaklaşık 350 bin araçta dijital takografa geçilirken, 150 bin araçta henüz dönüşüm tamamlanmadı. Oluşan yoğunluk nedeniyle dijital takografa geçiş süresi 6 ay uzatılmış oldu. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/dijital-takografa-geciste-6-aylik-sure-uzatimi-resmi-gazetede-yayimlandi/1697224
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye'nin ihracatı 2019'da en fazla Orta Doğu'ya arttı

Geçen yıl ihracat artışında değer bazında 1,9 milyar dolarla Orta Doğu başı çekerken, oransal olarak en hızlı yükseliş yüzde 16,5 ile BDT ülkelerinde yaşandı. Türkiye'nin 2019'da bir önceki yıla göre ihracatını en fazla artırdığı bölge yaklaşık 1,9 milyar dolarlık artışla Orta Doğu olurken, söz konusu artışa yüzde 41 ile en fazla katkı kimyevi maddeler ve mamulleri sektöründen geldi. Küresel ekonomiyi etkisi altında bırakan siyasi belirsizlikler, ekonomik durgunluk sinyalleri, ticaretteki yavaşlamalar ve korumacı politikalara rağmen Türkiye, ihracatını geçen yıl da artırmayı başardı. Türkiye'nin geleneksel pazarı olan Avrupa Birliği (AB) ve ABD'ye ihracatında 2019'da düşüşler gerçekleşirken, ülkenin, ihracat rotasını Orta Doğu, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ve Afrika gibi bölgelere çevirdiği gözlemlendi. AA muhabirinin, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye'nin geçen yıl Afrika, AB, BDT, diğer Amerika, diğer Asya, diğer Avrupa, Kuzey Amerika Serbest Ticaret Bölgesi, Okyanusya, Orta Doğu, serbest bölgeler, Uzak Doğu ve diğer ülkelere gerçekleştirdiği ihracat yaklaşık yüzde 1,6 artarak 165 milyar 959 milyon 755 bin dolara ulaştı. Bu dönemde ülkenin en fazla dış satım gerçekleştirdiği bölgeler 82,2 milyar dolarla AB, 26,1 milyar dolarla Orta Doğu, 15,5 milyar dolarla Afrika, 12,9 milyar dolarla BDT ve 9,4 milyar dolarla Kuzey Amerika Serbest Ticaret Bölgesi oldu. Orta Doğu'ya en çok kimyevi madde sattık Geçen yıl ihracatı bir önceki yıla göre 1 milyar 870 milyon 707 bin dolar artış gösteren Orta Doğu, dış satımı söz konusu dönemde en fazla yükseliş kaydeden bölge oldu. Orta Doğu'ya geçen yıl 27 sektörden ihracat gerçekleştirilirken, yıllık bazda bu sektörlerin 17'sinin ihracatı arttı. Orta Doğu'ya ihracattaki artışa en büyük katkı kimyevi maddeler ve mamulleri sektöründen geldi. Sektörün ihracatı, yıllık bazda 767,2 milyon dolar artarak 3,6 milyar dolar oldu. Bu artışın bölgeye toplam ihracattaki oransal karşılığı ise yüzde 41 olarak hesaplandı. Orta Doğu'ya ayrıca 2,9 milyar dolarlık hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri, 2,7 milyar dolarlık çelik, 2,1 milyar dolarlık mobilya, kağıt ve orman ürünleri ve 2 milyar dolarlık hazır giyim ve konfeksiyon ürünleri satıldı. Bölgeye ihracatını yüzde 128,2 artırarak 710,1 milyon dolarlık dış satım gerçekleştiren savunma ve havacılık sanayi ise oransal bazda ihracatı en fazla yükselen sektör oldu. İhracatı değer bazında en fazla artış gösteren bölgeler sıralamasında Orta Doğu'yu, dış satımı 1 milyar 820 milyon 191 bin dolar artan BDT ve 1 milyar 205 milyon 657 bin dolar yükselen Afrika takip etti. İhracatı değer bazında en fazla düşen bölge AB oldu Geçen yıl AB'ye ihracat, toplamın yüzde 49,5'ini oluştururken, yıllık bazda bölgeye gerçekleştirilen dış satım 771,3 milyon dolarlık düşüşle yaklaşık yüzde 1 azaldı. Değer bazında kaydedilen bu azalış AB'yi, aynı zamanda 2019'da ihracatın en fazla düştüğü bölge yaptı. Türk firmaları, Avrupa'ya 2019'da 27 sektörden ihracat gerçekleştirirken, 14 sektörün dış satımında yıllık bazda artış kaydedildi. AB'ye en fazla ihracat otomotiv sektöründen yapıldı. Geçen yıl bu sektörün bölgeye dış satımı yüzde 4,8 azalarak 23,4 milyar dolar oldu. AB'ye ayrıca 12,2 milyar dolarlık hazır giyim ve konfeksiyon, 8,5 milyar dolarlık kimyevi maddeler ve mamulleri, 6,5 milyar dolarlık elektrik ve elektronik ve 5,1 milyar dolarlık çelik ihraç edildi. Bölgeye söz konusu dönemde dış satımı değer bazında en fazla artış gösteren sektör 1,8 milyar dolarla kimyevi maddeler ve mamulleri olurken, en fazla azalış 1,4 milyar dolarla çelik sektöründe gerçekleşti. AB'ye ihracatı yüzdelik bazda en fazla artan sektörler ise yüzde 37,9 ile mücevher, yüzde 28,1 ile fındık ve mamulleri, yüzde 27,4 ile kimyevi maddeler ve mamulleri, yüzde 12,5 ile halı ve yüzde 8,6 ile çimento, cam, seramik ve toprak ürünleri oldu. İhracatta geçen yıl 2018'e göre değer bazında en fazla düşüş yaşanan bölge olan AB'yi, dış satımı 731 milyon dolar düşen Kuzey Amerika Serbest Bölgesi, 487,4 milyon dolarla diğer Asya, 433,3 milyon dolarla diğer Avrupa ve 75,4 milyon dolarla Okyanusya izledi. BDT'ye dış satım yüzde 16,5 arttı Verilere göre, geçen yıl, 2018'e göre ihracatta yüzdelik bazda en fazla artışın yaşandığı bölge ise BDT oldu. Bu bölgeye ihracat 2018'de 11 milyar 25 milyon 984 bin dolar seviyesinde bulunurken, geçen yıl yüzde 16,5 yükseldi. BDT'ye geçen yıl 27 sektörden ihracat gerçekleştirilirken, yıllık bazda bu sektörlerin 23'ünün ihracatı arttı. Bölgeye değer bazında en fazla ihracat gerçekleştiren sektör, ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 22,9 artarak 2,1 milyar dolara ulaşan kimyevi maddeler ve mamulleri sektörü oldu. Türk şirketleri, BDT'ye ayrıca 1,2 milyar dolarlık makine ve aksamları, 1,1 milyar dolarlık otomotiv endüstrisi, 1 milyar dolarlık yaş meyve ve sebze, 953 milyon dolarlık hazır giyim ve konfeksiyon ve 946 milyon dolarlık tekstil ve ham maddeleri ihracatı yaptı. BDT bölgesine 2019'da bir önceki yıla göre ihracatını oransal bazda en fazla artıran sektörler ise yüzde 103,6 ile savunma ve havacılık sanayi, yüzde 47,8 ile gemi ve yat, yüzde 37,2 ile çelik, yüzde 33 ile su ürünleri ve hayvansal mamuller ve yüzde 29,1 ile tütün oldu. Geçen yıl, 2018'e kıyasla dış satımı oransal bazda en fazla artan bölge olan BDT'yi, yüzde 8,4 ile Afrika, yüzde 7,7 ile Orta Doğu, yüzde 5,3 ile diğer Amerika, yüzde 3 ile serbest bölgeler takip etti. Öte yandan, oransal bazda ihracatı en fazla azalan bölgeler ise yüzde 8,5 ile diğer Asya, yüzde 8,3 ile Okyanusya, yüzde 7,4 ile diğer Avrupa, yüzde 7,2 ile Kuzey Amerika Serbest Ticaret Bölgesi, yüzde 1 ile AB ve yüzde 0,8 ile Uzak Doğu olarak sıralandı. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/turkiyenin-ihracati-2019da-en-fazla-orta-doguya-artti/1700125
Devamını Oku
Standard Post with Image

Türkiye'nin çekici ihracatı 2019'da rekora yaklaştı

Türkiye, geçen yıl 869 milyon 803 bin dolarlık çekici ihracatı gerçekleştirerek, bu sektörde 2018'den sonra tüm zamanların ikinci en yüksek dış satım rakamına ulaştı. Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliğinden (OİB) alınan bilgiye göre, otomotiv sektörü 2019 yılını 30,6 milyar dolarlık dış satımla kapattı.  Otomotiv sektörünün alt gruplarından olan çekicinin dış satımı, geçen sene 2018'e kıyasla yüzde 4,82 azalsa da Cumhuriyet tarihinin en yüksek ikinci dönemi olarak kayıtlara geçti. En fazla ihracat Almanya, Fransa ve Polonya'ya Türkiye'de üretilen çekiciler, geçen sene çoğunlukla Avrupa Birliği (AB) ülkelerine gönderildi. Bu ülkelerin başında ise yüzde 64'lük payla Almanya, Fransa ve Polonya geldi. Almanya'ya 318 milyon 431 bin dolarlık ihracat gerçekleştirildi. Bu ülkeye yapılan dış satımda 2018'e göre yüzde 13'lük düşüş görüldü. Almanya'nın ardından en fazla çekici Fransa'ya satıldı. Bu ülkeye 120 milyon 916 bin dolarlık ihracat yapıldı. Sıralamada 3'üncü olan Polonya'ya ise 118 milyon 767 bin dolarlık ihracat gerçekleştirildi. Irak ve Çekya'ya dış satımda artış Irak'a 2019'da yapılan çekici ihracatı, bir önceki yıla göre yüzde 119,74 artarak 19 milyon 444 bin dolara yükseldi. Bu ülkeden sonra en fazla dış satım artışının yaşandığı Çekya'ya ihracat 2018'de 15 milyon 875 bin dolar iken, geçen yıl yüzde 53,49 yükselişle 24 milyon 367 bin dolara çıktı. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/turkiyenin-cekici-ihracati-2019da-rekora-yaklasti/1700880
Devamını Oku
Standard Post with Image

Bakan Dönmez: 2030'da Türkiye'de 1 milyonun üzerinde elektrikli otomobil olacağını öngörüyoruz

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Dönmez, "Yerli elektrikli otomobillerle birlikte 2030'da Türkiye'de 1 milyonun üzerinde elektrikli otomobil olacağını öngörüyoruz." dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, AA Editör Masası'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sözlerine, Mısır polisinin AA Kahire ofisine yaptığı baskını kınayarak başlayan Dönmez, "Yaşanan bu olayı şiddetle kınıyoruz. Antidemokratik rejimlerin olduğu ülkelerde basın özgürlüğünün olmadığını bir kez daha görmüş olduk. Geçmiş olsun diliyor ve inşallah en kısa sürede gözaltındaki AA çalışanlarının özgürlüklerine kavuşmalarını temenni ediyorum." ifadelerini kullandı. Geçen yıl enerjide hedeflerin yakalandığını dile getiren Dönmez, elektrikte 3 bin 600 megavatlık kurulu güç ilave edildiğini söyledi. Dönmez, 2000'li yılların başında 30 bin megavat olan kurulu gücün 2019'da 91 bin 300 megavata ulaştığına dikkati çekerek, "Üretim ve tüketim miktarımız da arttı. Yerli ve yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretim oranını yüzde 62'ye taşıdık. Elektrik Üretim AŞ'nin portföyüne kattığı 7 mobil santral söz konusu. Burada 2 tırla her bir santrali, Anadolu'nun herhangi bir yerine 24 saatte kurabilecek imkana sahip olduk. Enerji naklinde kesintiler, kopmalar olması durumunda afetin olduğu bölgede vatandaşlarımızı daha fazla elektriksiz bırakmamak için böyle bir tedbire başvurduk." diye konuştu. "Avrupa'ya gaz göndermeye hazırız" Geçen yıl güneş santrallerine yönelik çatı cephe uygulamarında da yeni bir kurgu yapıldığını anlatan Dönmez, bundan sonra vatandaşların ev ve iş yerlerinde çatı ve cephelerini değerlendirebileceğini ifade etti. Dönmez, Doğu Akdeniz'de 2 sismik ve 2 sondaj gemisiyle faaliyetlerin sürdürüldüğünü anımsatarak, şöyle devam etti: "Geçen yıl deniz üstü 4 sondajımızı tamamlamış olduk. TANAP gibi son yılların mega projelerinden birinin açılışını yaptık. 2018'de Eskişehir'e kadar olan etabı açmıştık. Geçen yıl 30 Kasım'da da Edirne'ye kadar taşımış olduk. Bundan sonra gaz göndermeye hazırız, yeter ki Avrupalı komşularımız kendi bölgelerindeki doğal gaz boru hattını tamamlasınlar. 2020 sonlarına doğru orada da gaz akışı başlayabilir diye düşünüyoruz." Bakan Dönmez, doğal gaz depolamaya yönelik adımların da atılmaya devam edildiğini belirterek şöyle dedi: "Geçen yıl itibarıyla sisteme günlük gönderilebilecek doğal gaz miktarı 318 milyon metreküpe çıktı. Günde en fazla 250-260 milyon metreküp gaz tüketiyoruz. Bunun üstünde bir girişle altyapı güçlenmiş oldu. Doğal gazda artık arz güvenliği sorunu kalmamıştır. Bir taraftan da yeni ilçelere ve yerlere gaz götürüyoruz. 2019'da 550 ilçeye ulaştık. Ülke nüfusunun 60 milyonluk kısmı gaza erişebilir hale geldi. 52 milyonluk kısmı da fiilen gaz kullanıyor. Plan, program dahilinde tüm ilçelerimize gaz götürmeyi planlıyoruz. Nüfusu görece yüksek olandan başlayarak iletim hatlarımıza yakınlığını, tüketim potansiyelini dikkate alarak öncelik sıralamasıyla doğal gaz konforundan tüm vatandaşlarımızın yararlanması için gereken hazırlıkları yapıyoruz."  Petrol üretiminde son 20 yılın rekorunun kırıldığına işaret eden Dönmez, üretimin günlük ortalama 50 bin varile yükseldiğini bildirdi. Dönmez, Ceyhan'da 1 milyar doları aşkın polipropilen yatırımı olacağını vurgulayarak, ikinci ürünlerdeki ithalatın azaltılmasının da hedeflendiğini söyledi. Maden sektörü ve altın Geçen yıl madende 1 milyon metre arama amaçlı sondaj yapıldığına dikkati çeken Dönmez, madende üretimin olduğunu ancak bazı madenlerin ithal edildiğini anlattı. Dönmez, maden ve ham madde ithalatının yaklaşık 27 milyar doları bulduğunu, sektörde net dış ticaret açığının ise 20 milyar dolar olduğunu söyledi. Bakan Dönmez, geçen yıl 38 ton altın üretimiyle rekor elde edildiğini belirterek şunları kaydetti: "Son 20 yılda hızlı trendle burayı yakaladık. Buna rağmen her yıl yurt dışından ortalama 130-160 ton arasında ithalat yapıyoruz. Üretimimizi inşallah artıracağız. Yurt dışından bazı ülkelerde altın madeni işletme ruhsatı aldık. Sudan'da 2 ruhsatımız var. Özbekistan'da 3 saha aldık. Özbekistan ve Sudan'da yıllık altın üretimi 90-100 ton. Yani bizden fazlalar. O ülkenin milli mevzuatına uymak şartıyla bu sahaları aldık. Biz bu işi artık biliyoruz, bu kabiliyette firmalarımız var. Bu açığımızı süratle kapatmak arzusundayız. Üretimimiz 1,9 milyar dolar, üretmeseydik bu kadar altını kullanacaksak ithal edecektik, bu da cari açık demek." Dönmez, bor karbür üretim tesisinin temelinin de geçen yıl atıldığını anımsatarak, "Burayı 1,5-2 yıl içinde hizmete alacağız. Bu da özellikle savunma sanayimiz açısından son derece önemli. Zırh yapımında top, tank gibi askeri araçların zırhlanmasında kullanılan bu ürünü ithal ediyorduk. Borun ham maddesi bizde ama işleyip kullanamadığımız için ithal ediyorduk. Uç ürünlere dönüştürecek bir tesisin de temelini atmış olduk." dedi. "2030'da Türkiye'de 1 milyonun üzerinde elektrikli otomobil olacağını öngörüyoruz" Bugüne kadar klasik içten yanmalı motorların enerji ihtiyacının petrolden karşılandığını ama artık elektrikli otomobillerin yaygınlaştığını söyleyen Dönmez, Türkiye'nin de yerli elektrikli otomobilinin 2022-2023'te yollarda olmaya başlayacağını ifade etti.  Dönmez, hem elektrikli araç kullanımı hem de elektrikli şarj istasyonlarına ilişkin planlamaların yapıldığını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yapılan planlamalarda Türkiye'de 2030 yıllarında 1 milyonun üzerinde elektrikli otomobil olacağını öngörüyoruz. Buna göre de şebekede hazırlıklarını planladık. Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) yönetimi bize planlarını aktardı ve bizim arkadaşlarla birlikte çalışıyorlar. Burada yavaş şarj dediğimiz istasyonlarda şebekeye çok büyük bir etki olmasını beklemiyoruz ama hızlı şarj istasyonlarının lokasyonu asıl konu. Bu istasyonlarla arabanının hızı ve kapasitesine göre 15-20 dakikada hızlı şarj etme imkanı olacak. Burada da şebekeyi saatlik olarak 50-100 kilovat yüklemeniz gerekiyor. Bu kapasiteler üretim tarafında arz güvenliği için problem değil. Problem, şarj istasyonu kurulmak istenen noktadaki şebekenin altyapısında olabilir ki bu da bir planlama gerektiriyor. İnşallah bizim hedefimiz bu tarihe kadar 1 milyon adet şarjı yavaş, orta ve hızlı olmak üzere dağıtım şebekesine etkilerini değerlendirdikten sonra bir planlamayla yapmayı arzu ediyoruz. TOGG sadece büyük şehirlerden değil Anadolu ve kırsaldan da fazla talep aldığı için, şarj istasyonlarının en ücra beldelere kadar olmasında fayda var. Bu anlamda yaygınlık, bu araçların kullanımını da kolaylaştıracak. Evde şarj olabilir ama uzun süreli olacağı için pek cazip olmaz."  Akaryakıt istasyonlarının da elektrikli şarj istasyonu kurmak için hazır olduğunu dile getiren Dönmez, "Biz istasyonlara bunlar için izin verdik. Hatta bazı ilçelerde akaryakıt istasyonlarının şarj istasyonu bulundurmasını belki de zorunlu tutacağız. Serbest girişimci gelip, 'şarj istasyonu kuracağım' demediyse o bölgede, biz de akaryakıt istasyonlarına bunu kamu hizmeti olarak görmelerini söyleyeceğiz ama bu hizmetin tabii bir karşılığı olacak. Bir kar merkezi olarak da değerlendirilebilir. Bunun dışında alışveriş merkezlerinde, dinlenme tesislerinde araçlar şarj edilebilecek." diye konuştu.  Dönmez, şarj istasyonlarının bir standardı olması gerektiğine de işaret ederek, şarj istasyonlarına araç plakalarının tanımlı olabileceğini ve Türkiye'nin herhangi bir yerinde bu hizmet alındığında faturanın düzenli olarak plakaya bağlı bir hesaba gönderileceği sistemlerin hayata geçirilebileceğini anlattı.  Çatılar için 2 binin üzerinde başvuru  Türkiye'nin yenilenebilir enerjideki adımlarının da devam ettiğini vurgulayan Dönmez, mini güneş Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) projesi için yaklaşık 40 ilde kapasiteleri 10 ila 50 megavat arasında değişen ihaleler açılacağını anımsattı.  Dönmez, mini güneş YEKA için bir kanun değişikliği planlandığını ve konunun Meclis'te görüşülmesinin ardından şubatta ihale ilanlarının açıklanabileceğini, nisan-mayıs aylarında da bu ihalelerin gerçekleştirilebileceğini ifade etti.  Güneş enerjisi çatı uygulamalarında ise 4-5 bin megavat seviyesinde güneş enerjisi potansiyeli bulunduğunu dile getiren Dönmez, "Çatı güneş uygulamaları için yaklaşık 900 sanayi tesisinden kapasitesi 800 megavatı bulan başvuru aldık. Konutlarda ise çatı uygulamaları için 10 kilovat sınırı var. Konutlardan da kapasitesi 10 megavatı bulan 1200-1300 civarında başvuru aldık. Artık bu uygulamalarda aylık mahsuplaşma var. İhtiyacınız olmadığında elektriği biz satın almış oluyoruz. Bu süreci son derece pratik çalışır bir hale getirdik." diye konuştu. "YEKDEM devam edecek" Dönmez, 2020'nin sonuna kadar işletmeye girecek tüm yenilenebilir enerji tesislerinin Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması'ndan (YEKDEM) yararlanacağını hatırlattı.  YEKDEM'in 2021'den sonra nasıl devam edeceğine ilişkin çalışmaların sürdüğünü belirten Dönmez, şunları kaydetti: "Burada 10 yıllık bir alım garantisi veriyoruz. Hem yatırımcının hakkını koruyacak hem de sisteme ilave maliyet getirmeyecek bir model üzerinde çalışıyoruz. Hazırlıklarımız büyük oranda tamamlandı. Meclis grubumuzla paylaşacağız. Onların da bizden böyle bir beklentisi var. Cumhurbaşkanlığı koordinasyonunda ilgili kamu kurumlarının görüşleri alınacak. Meclis'te de en kısa sürede yasalaşmak suretiyle 2020’den sonra nasıl olacağını hep birlikte göreceğiz. YEKDEM yine devam edecek ama aynı şartlarda olmayacak çünkü teknoloji gelişti, verimlilik arttı ve maliyetler düştü. Dolayısıyla eski fiyatlarla ilerlemenin bir anlamı yok. Eski fiyatlar sembolik de kalıyor çünkü bir yere birden fazla başvuru olduğunda ihale yapıyoruz ve fiyatlar kilovatsaat başına 5 dolar/cent ve altına iniyor. Yani yatırımcı fiyatı kendisi belirlemiş oluyor. Piyasada bir tavan fiyat vardı, biz şimdi kaynak bazında bu fiyatı güncellemiş olacağız. Yine YEKDEM'e 2020’den sonra da devam edeceğiz. Belki burada yerli aksamın kullanılması, yerli ürünlerin kullanılmasının desteklenmesi kalabilir gibi görünüyor. Bunların hepsini değerlendiriyoruz."  Dönmez, Türkiye'nin yenilenebilir enerjide önemli bir teknoloji üssü haline geldiğine dikkati çekerek, YEKA’larla birlikte daha önce yurt dışından ithal edilen birçok ürünün en az yüzde 50’sinin Türkiye’de üretilme imkanı olduğunu ve bu ürünlerin ihraç edilebildiğini sözlerine ekledi.  "Doğu Akdeniz'deki denklem bozuldu" Deniz yetki alanlarına ilişkin, uluslararası deniz hukukunda iki türlü işlem yapılabildiğini dile getiren Dönmez, kıyıdaş ülkelerle bir araya gelip mutabakat yapılarak denizdeki yetki alanlarını sınırlandırmanın mümkün olduğunu söyledi. Dönmez, böyle bir anlaşma olmadığı zaman ülkelerin kendi kıta sahanlığını ilan edebildiğine dikkati çekerek şöyle konuştu: "Her iki işlem de BM'de sonlanıyor. Oraya gidip başvuruyorsunuz. Daha önce Doğu Akdeniz'de kıta sahanlığımızı ilan ettiğimiz ve geçmiş yıllarda BM'ye gönderdiğimiz bölgelerimiz vardı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni (KKTC) de sayarsak bu iki oluyor. KKTC ile adanın kuzeyindeki bölgelere ilişkin böyle bir mutabakatımız var. Libya ile bu ikinci anlaşmayla özellikle Doğu Akdeniz'de petrol ve doğal gaz kaynaklarının paylaşımı konusunda oynanan denklemi bozmuş olduk. Hem bizi hem Libya'yı bir anlamda oyunun dışında tutmaya çalışıyorlardı. Biz, 'Hayır burada haklarımız var sonuna kadar gözeteceğiz. Bu oyunda biz de varız.' dedik." Türkiye'nin ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin ruhsat kestiği alanlar olduğuna dikkati çeken Dönmez, bazı alanlarda çakışmalar olduğunu ancak Türkiye'nin kendi ruhsat kestiği alanlarda bugüne kadar arama ve sondaj faaliyetlerini kesintisiz yaptığını anlattı. Dönmez, Rum yönetiminin ruhsat verdiği ve keşifle sonuçlanan birkaç alanı olduğunu belirterek, "Onlar Rum yönetiminin 2003'lerde 2005'lerde Mısır ile yaptığı deniz yetki alanı paylaşımından kaynaklı, bizim ruhsat sahalarımızın güneyinde yer alan sahalardı. Orada fiilen bizim sahalarımızda arama yapmıyorlar şu anda ama hak iddia ediyorlar. KKTC adanın asli unsurlarından. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, adanın doğal kaynaklarını KKTC'deki soydaşlarımızla hakça, adilane şekilde paylaşmalı." dedi.  Libya'da süratle ruhsatlandırma yapılacak Libya ile imzalanan anlaşmaya ilişkin BM'de bir tescil ilan süreci olduğunu vurgulayan Dönmez, "O tamamlanır tamamlanmaz biz de bu bölgedeki sahaları süratle ruhsatlandıracağız. Bizde de petrol kanunundan gelen prosedür var. O kapsamda uluslararası aktörler ve bu alanda faaliyet gösterenler eğer Türkiye ile Türkiye Petrolleri ile iş birliği yapmak isterse bunlar da oturulur konuşulur. Sayın Cumhurbaşkanımızın altını çizdiği bir husus var. Biz Doğu Akdeniz'de Rum yönetimi hariç, ki onun muhatabı KKTC'dir, diğer tüm ülkelerle diyalog kurarız. Hakkaniyete uygun şekilde bu paylaşımı yaparız." diye konuştu. Bakan Dönmez, Doğu Akdeniz'de kıyı uzunluğu en büyük ülkenin Türkiye olduğuna dikkati çekerek, bazı adaları ortaya koymak suretiyle bunu daraltmanın bir anlamı olmadığını söyledi. Karadaki petrol ve doğal gaz aramalarında geçen yıl geleneksel kazılara ek olarak hidrolik çatlatma yönteminin uygulanmaya başladığına değinen Dönmez, "İlk neticeyi Diyarbakır'da aldık. Bu yıl da devam etmeyi planlıyoruz. Kayaçların arasına sıkışmış olan petrolü daha rahat sağabiliyoruz. Geçtiğimiz yıl çatlatma yöntemiyle ürün almaya başladık. Klasik yöntemlere nazaran 3 ile 5 kat daha fazla ürün alma imkanımız var." ifadelerini kullandı. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/bakan-donmez-2030da-turkiyede-1-milyonun-uzerinde-elektrikli-otomobil-olacagini-ongoruyoruz/1704125
Devamını Oku
Standard Post with Image

Kıyı kesimlerde sağanak, Marmara ve iç kesimlerde kar bekleniyor

Türkiye'nin kıyı kesimlerinde bugün yağmur ve sağanak, Marmara Bölgesi ile iç kesimlerde karla karışık yağmur ve kar bekleniyor. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün duyurusuna göre, bugün ülke genelinde hava parçalı ve çok bulutlu olacak. Marmara'nın doğusu, İç Anadolu'nun güneyi ve Karadeniz Bölgesi ile Hatay, Osmaniye, Gaziantep, Kilis, Ardahan, Hakkari ve Şırnak çevrelerinde yağış tahmin ediliyor. Yağışların kıyı kesimlerde yağmur ve sağanak, Marmara Bölgesi ile iç kesimlerde karla karışık yağmur ve kar şeklinde olması öngörülüyor. Doğu Karadeniz'in kıyı kesimlerinde ise kuvvetli yağış bekleniyor. Hava sıcaklıklarında önemli bir değişiklik olmayacağı, mevsim normalleri civarında seyredeceği tahmin ediliyor. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/kiyi-kesimlerde-saganak-marmara-ve-ic-kesimlerde-kar-bekleniyor/1708859
Devamını Oku
Standard Post with Image

Bakan Pekcan: Türkiye’de yatırım yapmayı düşünen dünya çapındaki firmalardan randevu talepleri oldu

Ticaret Bakanı Pekcan, "Türkiye’de yatırım yapmayı düşünen dünya çapındaki bazı firmalardan randevu talepleri oldu. General Electric'in zaten yatırımları var, onlardan talep geldi. P&G ve Alibaba'nın da görüşme talepleri var." dedi. İsviçre'nin Davos kasabasında düzenlenen 50'nci Dünya Ekonomik Forumu'nda temaslarını sürdüren Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, televizyon kanallarının, forum kapsamındaki görüşmeleriyle ticaret konusundaki sorularını yanıtladı.  Pekcan, ticaret savaşlarının jeopolitik gerginliklerin arttığı bu dönemde dünya ekonomisinin geleceğinin tartışılması açısından söz konusu toplantıların çok anlamlı olduğunu belirterek, kendilerinin de bu platformları ikili görüşmeler için bir avantaj olarak gördüklerini söyledi. Davos'ta Güney Kore Ticaret Bakanı, Malezya Ticaret ve Sanayi Bakanı, Endonezya Ticaret Bakanı, Meksika Ekonomi Bakanı, Pakistan uluslararası anlaşmalardan sorumlu Başbakan Başdanışmanı ile görüşeceğini ifade eden Pekcan, yarın da Hollanda, İsviçre, Güney Afrikalı bakanlarla görüşmelerinin olacağını bildirdi. Pekcan, ikili ticaret için bu görüşmelerin son derece önemli olduğunu dile getirerek, "Ayrıca, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Bakanlar Toplantılarına, panellere katılacağız. Kalkınma İçin Yatırımların Kolaylaştırılması Paneli'ne, bakanların e-ticaret konusunda bir bildiri yayınlaması doğrultusunda düzenlenecek panele katılacağız." diye konuştu. Aynı zamanda Türkiye'de yatırım yapmayı düşünen dünya çapındaki bazı firmalardan randevu talepleri olduğuna dikkati çeken Pekcan, "General Electric'in zaten yatırımları var, onlardan talep geldi. P&G ve Alibaba'nın da görüşme talepleri var." ifadelerini kullandı. Pekcan, Türkiye'nin tam bir fırsatlar ülkesi olduğunu belirterek, şöyle konuştu: "Türkiye, ticaret savaşlarının olduğu bu dönemi çok iyi değerlendirdi. İş dünyamızın ne kadar dinamik olduğunu da biz burada görmüş olduk. Türkiye'de mevcut uluslararası yatırımcılarımız var. Bunlar Türkiye'deki potansiyeli çok daha iyi görüp değerlendirebildikleri için yeni yeni yatırımlara giriyorlar ve kapasite artışına gidiyorlar. Esasında bunlar uluslararası platformlarda ve kendi ülkelerinde bir nevi Türkiye'nin elçisi de oluyorlar." "Ticarette korumacılık önlemine tabi hacim 10 kat arttı" Ticaret savaşlarının son dönemde artış gösterdiğini ifade eden Pekcan, bunlar nedeniyle küresel ticari yatırımların azaldığını, belirsizliklerin arttığını, bundan bütün dünya ekonomisinin etkilendiğini dile getirdi. Pekcan, korumacılık önlemlerine tabi ticaret hacminin 2017'de 79 milyar dolar olduğu bilgisini vererek, şöyle devam etti: "Korumacılık önlemlerine tabi ticaret hacmi Ekim 2019 itibarıyla 747 milyar dolara yükselmiş, 10 katına yakın bir artış var. Türkiye açısından değerlendirildiğinde, 2017'deki ticaret politikaları önlemlerine tabi ihracatı 853 milyon dolar. 2018'de bu rakam 7,2 milyar dolara, 2019'da 10,8 milyar dolara çıktı ancak dünya böyle bir trendde iken Türkiye olarak çok başarılı bir sene geçirdik. Geçen yıl yüzde 2,04 artışla 180,5 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik. DTÖ'nün Eylül 2019 sonu itibarıyla açıkladığı verilere göre, dünyada en büyük ihracatçı 50 ülkenin ihracatının ortalama yüzde 2,7 azaldığını görüyoruz. Türkiye'de ise aynı dönemde ihracatta yüzde 2,6 artış var. Biz dünya sıralamasında artış oranı bakımından 7'nci, değer bakımından da 5'inci sıradayız. Bu konjonktürü pozitife çevirmek için fırsatlarımız olduğuna inanıyoruz ve iş dünyamızla beraber bunları değerlendirmeye çalışıyoruz." "Ocağın 20 gününde ihracatta yüzde 3 artış" Bakan Pekcan, ihracat için yeni pazarlar, yeni ihracatçılar ve yeni ürünleri hedef aldıklarını, aynı zamanda da ülkenin mevcut pazarlardaki konumunu daha da güçlendirme konusunda kararlı olduklarını belirterek, "2019 ihracatının yaklaşık yüzde 49'u Avrupa Birliği'ne (AB) gerçekleştirildi. AB'ye ihracatımız binde 8 azalmasına rağmen, değer bazında 14,6 milyar dolar ticaret fazlası verdik. Bir önceki sene bu 3,9 milyar dolardı. Yani AB'ye ticaret fazlamızı 3,7 kat artırdık. Bunun dışında en çok ticaret artışı yüzde 10,8 ile Kuzey Afrika'ya, yüzde 12,4 ile diğer Afrika ülkelerine, yüzde 7,5 ile Orta Amerika ve Karayipler'e yönelik gerçekleşti. Bu yıl da ihracata iyi bir performansla devam edeceğiz. Ocak ayının ilk 20 gününde ihracatta yüzde 3 artış var, sonuna doğru neler olacağını hep beraber göreceğiz." ifadelerini kullandı. Pekcan, AB ile Gümrük Birliği Anlaşması'nın revize edilmesine yönelik yürütülen görüşmelere ilişkin bir soru üzerine de şunları kaydetti: "Aslında AB ile bizim Gümrük Birliği Anlaşmamızın güncellenmesi biraz gecikti. Sadece Türkiye için değil, AB için de gecikti. Artık AB'nin de Türkiye'nin de üçüncü ülkelerle çok daha geniş kapsamlı ticaret anlaşmaları mevcut. 2016'dan beri Avrupa Komisyonu, Avrupa Konseyinden yetkilendirme bekliyor. Neden bekliyor? Bazı siyasi çekişmeler nedeniyle kimi ülkeler bu güncellemenin başlanmasını önlüyor ama ben artık AB'nin de buna farklı gözle bakacağını, siyasi sorunların başka mecralarda çözülmesi gerektiğini ama ekonomik ve ticaretin önündeki engellerin bir an önce kaldırılmasının hem AB ülkeleri için hem Türkiye için artık bir zorunluluk olduğunu görüyorum. Aralık ayında AB Komisyonu ticaretten sorumlu Komiseri Phil Hogan ile bir araya geldik, çok verimli, çok pozitif bir toplantı gerçekleştirdik. Kendilerinin de bizimle aynı görüşleri paylaşıyor olmasından son derece memnun kaldık. Artık siyasi çekişmeleri başka bir mecrada değerlendirmeli, ekonomik gelişmelere kaldığı yerden devam etmeliyiz. 2020'de de bu konuda adım atacağımıza inanıyorum." "ABD ile ek vergileri tek taraflı kaldırmamızı kimse beklemesin" ABD'nin Mart 2018'de demir-çelik ve alüminyuma yüzde 25 ve yüzde 10 ek vergi getirdiğini, daha sonra da bunu iki katına çıkardığını anımsatan Pekcan, mütekabiliyet gereği kendilerinin de ABD'ye bazı ürünlere DTÖ kurallarına uygun ek vergi getirdiklerini hatırlattı. Pekcan, ek vergi getirirken de sanayicilerin çok fazla etkilenmemesi için özel dikkat gösterdiklerini ifade ederek, "Tütüne, viskiye, çeltiğe, otomotive ek vergi getirirken, bunun yanında ceviz, badem, kaju fıstığına da getirdik. ABD, getirdiği ek vergileri kaldırdığı anda biz de kaldırmaya hazırız ama tek taraflı kaldırmamızı kimse beklemesin." diye konuştu. Türkiye ile ABD arasında çok inişli-çıkışlı bir 2019 yılı yaşandığını ancak bundan ticaret hacminin etkilenmediğini vurgulayan Pekcan, "Biz, mevcudun korunmasından ziyade ne kadar artırabiliriz, onun çalışmasını yapıyoruz. Bizim 100 milyar dolar hedefimizle ilgili sektörel bazda yaptığımız çalışmalar, yol haritaları, ölçek ekonomisi sektörün bakış açısını değiştirdi. Şu anda benim Bakan Yardımcılarımdan Tuna Turagay ABD'de iş dünyasıyla beraber ve 'Fırsatları nasıl değerlendirebiliriz' konusu üzerine çalışıyoruz." dedi. ABD Başkanı Trump'ın "Çin ile ikinci aşama görüşmelerini yapacaklarını ve tarifelerin bunun ardından kaldırılabileceği"ne yönelik sözlerine ilişkin görüşlerinin sorulması üzerine de Pekcan, şu değerlendirmede bulundu: "Dünya ticareti açısından baktığımızda bu esasında olumlu bir gelişme. Zaten ticaret savaşlarında ABD'nin Çin'e uyguladığı tarifelerin toplamı 370 milyar dolar. Çin'in ABD'ye uyguladığı vergilerin toplam ticaret hacmi 110 milyar dolar. Sadece Çin ile ABD'nin birbirine uyguladıkları 480 milyar dolar civarında. Dolayısıyla bu, dünya için de yeni bir motivasyon, küresel ekonomi için pozitif katkıları olacaktır ama biz Türkiye olarak her halükarda dezavantajı nerede avantaja çevirebiliriz, buna çalışacağız." "Yeni Rekabet Kanunu'nda taslak çalışma hazır" Bakan Pekcan, iç ticarete ilişkin sorular üzerine de yeni bir düzenleme müjdesi verdi. Pekcan, "Rekabet Kanunu ile ilgili çalışmamızı bitirdik. Uluslararası yatırımcıların Türkiye'ye çekilmesi açısından da çok önemli bir taslak çalışmasını tamamlamış bulunuyoruz." diye konuştu. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/bakan-pekcan-turkiye-de-yatirim-yapmayi-dusunen-dunya-capindaki-firmalardan-randevu-talepleri-oldu/1710222
Devamını Oku
Standard Post with Image

İhracatçılar 'Turkey' yerine 'Türkiye'yi kullanacak

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle, yerli otomobil tanıtımında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın özellikle dikkati çektiği Made in Turkey yerine Türkiye kullanılması ile ilgili süreci ihracatçı ailesi olarak destelediklerini söyledi. Gülle, "Türkiye'nin dışarıya açılan ihracat elçileri olarak sattığımız her üründe uluslararası arenalarda kullandığımız 'Turkey' yerine bundan sonra 'Türkiye' kullanacağız." açıklamasında bulundu. "Dünya bizi artık Türkiye olarak biliyor" Türkiye'nin ismini pek çok etkinlikte dünyaya tanıttıklarının altını çizen Gülle, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu amaçla Türkiye'yi marka yapmak, Türkiye'yi yüceltmek hepimizin ortak mücadelesi ise bunu marka ve logo ile yapmamız gerekiyor. Bütün bu logoları bundan sonra Türkiye olarak yapacağız ve ihracatçılarımızdan da bundan sonraki süreçte bütün etiketlerinde Türkiye'de üretildiğini gösteren bütün ibarelerde Turkey yerine Türkiye kullanmalarını istiyoruz. Dünya bizi artık Türkiye olarak biliyor ve tanıyor. Bizim bunun üzerinden yürümemiz gerekiyor. Artık spor, kültür, sanayi ve ticaretteki her türlü başarımızı bu isim adı altında taçlandıracağız. Bugüne kadar bununla ilgili kullanım esaslarını içeren genelge vardı. Bu çerçevede onun değiştirilmesi gerek yurt içinde gerek yurt dışındaki bütün etkinlikliklerde, bu logo üzerinden olacak, bununla ilgili bir sürecede ihtiyacımız olacak onu da yıl sonuna kadar tamamlayacağız. Türkiye'nin şu anda kullanılan logo yerine bugünkü gelmiş olduğu gücünü gösteren bir logo ve algı ile bu çalışmaları tamamlayacağız. Cumhurbaşkanımızın göstermiş olduğu hepimizin zaten istediği konuda bazılarının çift logo olarak kullandığı şeyde artık bundan sonra tek bir logomuz tek bir sloganımız olacak. Türkiye'nin değerini çok güzel başarılar ile taçlandırıyoruz. Artık ismiyle de taçlandırmak bizim yol haritamız ve hedefimiz olacak. Türkiye tanıtım grubu olarakta hem Türkiye'yi hem de Türkiye'nin 27 sektörünü tanıtıyoruz."  Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/ihracatcilar-turkey-yerine-turkiyeyi-kullanacak/1711310
Devamını Oku
Standard Post with Image

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg: Türkiye'nin NATO üyeliğinin önemini anlamak zorundayız

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Türkiye'nin çok önemli bir NATO müttefiki olduğunu belirterek, "Türkiye'nin NATO üyeliğinin önemini anlamak zorundayız." dedi. Stoltenberg, İsviçre'nin Davos kasabasında düzenlenen 50'nci Dünya Ekonomik Forumu'nda "NATO'nun Geleceği" başlıklı oturumda konuştu. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun da katıldığı oturumda, Türkiye'nin S-400 hava savunma sistemi tedariki ve NATO'nun siber tehditlere karşı hazırlığı gibi konular ele alındı. "Sorunu çözmek için her şeyi yapmaya hazırız" Stoltenberg, Türkiye'nin F-35 uçakları ile S-400 sistemlerine sahip olmasına yönelik endişelerle ilgili çalışma grubu oluşturulması önerisine ilişkin kendisinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ve Çavuşoğlu'yla konuya dair görüşmeler yürüttüğünü anımsattı. Genel Sekreter Stoltenberg, "Biz bu sorunu çözmek için elimizden gelen her şeyi yapmaya hazırız." dedi. "Türkiye çok önemli bir NATO müttefiki" S-400 konusunun NATO bağlamında çözülmesi gereken sorunlardan biri olmayı sürdürdüğüne işaret eden Stoltenberg, "Ancak Türkiye birçok nedenden ötürü çok önemli bir NATO müttefiki. NATO misyon ve operasyonlarına katkı sağlayan Türkiye, aynı zamanda DEAŞ'a karşı elde ettiğimiz başarıda çok önemli rol oynadı." şeklinde konuştu. Stoltenberg, DEAŞ'a karşı mücadelede Irak ve Suriye'ye komşu olan Türkiye'nin altyapı ve üslerinin kullanıldığına dikkati çekerek, "Türkiye'nin NATO üyeliğinin önemini anlamak zorundayız." ifadesini kullandı. Siber saldırı 5'inci maddeyi tetikleyebilir Mevcut teknolojik gelişmelerin savaşın doğasını tam olarak nasıl değiştirdiğini anlamanın güç olduğunu dile getiren Stoltenberg, bu bağlamda NATO'nun üst düzey teknolojiye ciddi yatırım yaptığını vurguladı. Stoltenberg, ittifakın özellikle siber savunmaya büyük önem verdiğine işaret ederek, siber saldırının müttefiklere ortak savunma taahhüt eden 5'inci maddeyi tetikleyebileceğini anımsattı. NATO'nun siber savunma alanında kendini geliştirmeye devam edeceğinin altını çizen Stoltenberg, DEAŞ'la mücadelede de siber savunmanın önemli rol oynadığını kaydetti. Stoltenberg, güvenlik sınamalarının öngörülemediği bir dönemde 70 yıldır barışı muhafaza eden NATO'nun daha fazla önem taşıdığını söyledi. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/dunya/nato-genel-sekreteri-stoltenberg-turkiyenin-nato-uyeliginin-onemini-anlamak-zorundayiz/1711411
Devamını Oku
Standard Post with Image

Hava sıcaklıkları yurt genelinde azalıyor

Meteoroloji Genel Müdürlüğünden yapılan duyuruya göre, Türkiye'nin kuzey, iç ve doğu kesimlerinde hava yarın sabah saatlerine kadar parçalı ve çok bulutlu olacak. Karadeniz, Doğu Anadolu'nun güneydoğusu ve Güneydoğu Anadolu'nun doğusuyla Sakarya, Bilecik, Sivas ve Ardahan çevrelerinde karla karışık yağmur ve kar yağışı tahmin ediliyor. Diğer yerlerde havanın az bulutlu ve açık geçmesi bekleniyor.  Rize, Artvin, Hakkari ve Şırnak çevrelerinde yoğun kar yağışı öngörülürken, sabah ve gece saatlerinde iç ve doğu kesimlerde buzlanma ve don olayıyla birlikte yer yer sis ve pus tahmin ediliyor. Hava sıcaklıklarının yurt genelinde 2 ile 4 derece azalması, kuzey ve iç kesimlerde mevsim normallerinin yer yer altında seyretmesi bekleniyor. Rüzgarın, genellikle kuzeyli yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette, Doğu Akdeniz'in iç kesimleri ile Malatya, Elazığ, Adıyaman çevreleri ve Muğla'nın iç kesimlerinde kuvvetli ve tam fırtına (70-100 kilometre/saat) şeklinde esmesi öngörülüyor. Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/hava-sicakliklari-yurt-genelinde-azaliyor/1711907
Devamını Oku