728 x 90

KÜRESEL MESELELER ÜZERİNE-2

Dünya her geçen gün yeni bir küresel gelişmeye şahit oluyor. Laleli gibi dünyanın birçok ülkesi ile ticaret gerçekleştirirken lojistik ve konaklama alanında da iddialı olan bir bölgenin şüphesiz bu gelişmelerden olumlu ya da olumsuz etkilenmesi muhtemeldir. Bu açıdan öngörülerimizi belirlemek ve hedeflerimizi biçimlendirmek adına bu konuların fazlasıyla önem arz ettiği kanaatindeyim.

Bildiğiniz gibi küresel güçler daha Suriye pastasını paylaşamadan Libya’ya el uzattılar. Türkiye ile Rusya’nın iş birliğinde gerçekleştirilen Astana süreci Suriye’de kısmi de olsa belirli bir istikrar ortamı sağlamışken dünya birden yönünü Libya’ya çeviriverdi. Kuşkusuz komşumuz Suriye’nin yeni ve tüm kesimleri kapsayan adil bir anayasa etrafında birleşerek istikrara kavuşması Türkiye’nin önceliklerindendir. Soçi Mutabakatı çerçevesinde uzlaşılan İdlib konusunda maalesef rejim güçlerinin saldırgan tavrı Türkiye’yi yeni bir göç dalgası ile baş başa bırakabilir. Bu durum da Türkiye’den Avrupa’ya uzanacak yeni ve yaygın bir göç hareketini fitilleyecektir. Bu açıdan tüm kesimlerin dikkatli ve anlaşmalar ekseninde hareket etmesinin önemli olduğu kanaatindeyim. Libya konusunda ise küresel güçlerin insan odaklı olmak yerine petrol ve enerji merkezli hareket etmeleri tüm dünya için bir insanlık ayıbıdır. Uzun yıllar boyunca baskı görerek yaşamını sürdüren Libya halkı artık huzur ve refahı hak etmiştir. Kendi çıkarları uğruna yabancı savaşçılar ve çıkar çetelerini harekete geçiren bölgesel aktörlerin yaptıkları insanlık ve kardeşlikle bağdaşmamaktadır. Neticede acıyı çeken ve zulme uğrayan Libya halkı olmaktadır. Türkiye’nin bu kriz sürecinde inisiyatif alarak tarihsel ve kültürel bağları bulunan Libya halkının yanında durması takdire şayandır. Bizler her zaman mazlumun yanında yer almış bir millet olarak burada da üzerimize düşen vazifeyi sonuna kadar yerine getireceğiz. Uzlaşı kültürünün hakim olması, tarafların belirli bir anlaşma zemininde buluşup Libya’nın geleceğine odaklanması en büyük dileğimizdir. Aksi takdirde ucu alınmaz karanlık bir süreç tüm bölgeyi büyük bir zafiyetin içerisine itecektir ve bu sonuç kimsenin yararına olmayacaktır.

Dünya maalesef her zaman adaletin hüküm sürdüğü, haklının güçlü olduğu bir yapıda ilerlememektedir. Bunu Akdeniz’de özellikle son dönemde açık bir biçimde görmekteyiz. Akdeniz’in en büyük sahil şeridine sahip olan Türkiye’nin doğal enerji projelerinden dışlanması buna en büyük örnektir. Anlaşma ve anlayış temelli hareket eden ülkemiz Türkiye’nin oyun dışına itildiği hiçbir projenin başarılı olamayacağını defaten dile getirse de komşularımız bu konudaki inatçı tavırlarını sürdürmektedir. Adaletli bir paylaşımın, kazan-kazan merkezli bir felsefenin prensip edinildiği ortaklıklar özellikle bölgesel barışa büyük katkı sağlayacaktır. Kaldı ki Kıbrıs’taki soydaşlarımızın dışlanmaya çalışıldığı anlaşmalar son tahlilde abesle iştigalden ibarettir. Bu tür dönemsel birliktelikler kurarak küçük kazanımlar peşinde koşmak hiçbir ülkeye fayda getirmeyecektir. Bunun bilinmesi ve bu eksende hareket edilmesi başta komşularımız olmak üzere tüm dünya için önemlidir. Nitekim Türkiye’nin BM nezdinde tanınan Libya yönetimi ile gerçekleştirdiği Deniz Yetki Alanlarının Sınıflandırmasına dair mutabakat muhtırası tüm bu oyun ve planları bir anda alt-üst etmiştir. Hem Libya’ya hem de Türkiye’ye fayda sağlayacak bu anlaşmanın iki ülke halklarına da hayırlar getirmesini diliyorum.

Hep söylüyoruz, büyüyen ve gelişen Türkiye başta komşu ülkelerimiz olmak üzere tüm mazlum halklar için güvencedir. Tarihsel bağlarımız olan, geçmişte aynı sofrayı paylaştığımız kardeş halkların bu bilinçle hareket etmeleri kendi çıkarlarınadır. Bu nedenle Türkiye’nin gücünü, önemini ve kıymetini bilmelerinin önemli olduğu kanaatindeyim. Bu coğrafyanın ayrışma yerine birleşme, bölünme yerine dayanışmaya ihtiyacı vardır. Enerjimizi içeride tüketmek yerine çağa ayak uydurup bölgesel anlamda cazibe merkezi olmamız mümkündür.

Bildiğiniz gibi geçtiğimiz ay Elazığ merkezli gerçekleşen depremde maalesef birçok canımızı yitirdik, binin üzerinde vatandaşımız da yaralandı. Deprem anında ve sonrasında halkımız ve devletimiz büyük bir dayanışma örneği göstererek yaraları sarma adına eşsiz gayret gösterdiler. Bu vesileyle derdimizin ve sevincimizin bir olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Birimizin canı yandığında seksen milyonun yüreğine kor ateş düştüğünü hep birlikte yaşadık. Depremde yaşamını yitiren tüm kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar, yakınlarını kaybedenlere de başsağlığı diliyorum. Rabbim memleketimizi ve milletimizi böyle felaketlerden korusun.

Sözlerimi sonlandırırken, ülkemiz ve bölgemiz adına hayırlar, dostluklar ve başarılarla dolu bir süreci hep birlikte yaşamamız dileğiyle saygılar sunuyorum.

Başkandan


Haberler

Duyurular

Tüm Duyurular

Etkinlikler

Tüm Etkinlikler

Etiketler