728 x 90

Doğacak o günler, doğacak elbet...

İhracatta nitelik ve nicelik yönünden büyük bir değişim başlıyor. Bu değişim küresel tedarik zinciri yönetiminde de ciddi kırılımlar olacağının habercisi. Lojistik merkezlerinin yeni ticaret yolları ve üretim akımlarıyla birlikte dönüşüm sürecine girdiği bu dönem topyekun bir değişimin işaretleri. Dünyanın ekonomik ağırlığı terazinin doğu kefesine kaymakta. Üretimle birlikte finans, tüketim, turizm ve daha birçok sektör Asya’dan yükselmeye başladı. Çin, sanayileşme evresini hızlıca geçip zenginleşme sürecine girerken başta komşuları olmak üzere etrafına ve bulunduğu ticaret yollarına refah dağıtmayı sürdürüyor. Bu yeni denge ortamı ekonomiyle birlikte global koşulları ve politik eksenleri de ister istemez etkiliyor. Geçmişin aksine doğuya yönelmek geriye dönmek değil aksine geleceği doğru okumak anlamına geliyor. Tek kutuplu dünyanın son bulduğu bu düzen yıllar önce hayatımıza girdi. Batı bunu kabullenmekte zorlansa da bu gerçekle yaşamak zorunda olacağı kesin. Artık dünyada çoksesli bir düzen hakim. Türkiye de bu senfoninin en önemli aktörlerinden birisi. Hem batının hem de doğunun giriş ve çıkış kapısı olan ülkemiz bu stratejiyi çoktandır uyguluyor.

Amerika başta olmak üzere Avrupa ülkelerinin Türkiye karşıtı tavırlarının kaynağı elbette ki budur. Kaybetme güdüsüyle hırçınlaşan bu ülkeler ne yazık ki bu durumu kabullenmek durumunda kalacaklar. Söz dinleyen, dikte edilen her şeyi harfiyen uygulayan Türkiye’ye alışmış güruhlar şüphesiz ki bu yeni sistemi yadırgayacaklardır. Masaya yeni bir oyuncu kabul etmek pek de işlerine gelmeyecektir. Ancak her geleceğin aslında yakın olduğu gibi ülkemizdeki bu potansiyelin doğacağı da ta en başından belliydi. Güçlenen, gelişen ve oyuna dahil olan Türkiye kendisiyle dost ve müttefik olan herkese fayda sağlayacak güç ve iradeye sahiptir. Buna karşı duracak ülkeler de muhakkak ki sonuçlarına katlanacaklardır. Jeopolitik yönden stratejik konumu, genç nüfusu ve küresel etki gücüyle ülkemiz geleceğin yıldızı olmaya namzettir. Geçen bu zorlu günler bizleri hırpalasa da dayanmalı, yamaçları aştığımız gibi zirveye de uzanmayı bilmeliyiz. Bu yeni güç ve yeni ruh hem bize çok yakışacak hem de dünyaya iyi gelecektir. Küresel haksızlık ve aymazlıklara dur diyebilecek cesur bir yüreğe herkesin ama herkesin ihtiyacı var. Türkiye bu misyonu her anlamda taşıyabilecek tarihi kimliğe, perspektife ve gelecek vizyonuna sahip eşsiz bir ülke. Murad ettiğimiz küresel adalet anlayışı için birliğimizi, dirliğimizi ve beraberliğimizi asla yitirmemeliyiz.

Bizden sonraki nesillere asaletiyle mağrur bir ülke bırakmak için var gücümüzle çalışmaya devam etmeliyiz. Bu asil vazife fert be fert boynumuza yüklenmiş en asli sorumluluğumuzdur. Bizimle birlikte dünyadaki tüm mazlum halklar bu dev uyanışı gözlüyor. Akif’in dediği gibi “Doğacaktır sana vadettiği günler hakkın, Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın”. Bu niyet ve temennilerle sözlerimi sonlandırırken mübarek Ramazan ayınızı tebrik ediyor, ülkemize ve tüm dünyaya sağlık, huzur ve refah getirmesini diliyorum.

Saygılarımla

Giyasettin Eyyüpkoca

Başkandan


Haberler

Duyurular

Tüm Duyurular

Etkinlikler

Tüm Etkinlikler

Etiketler