728 x 90

Gelecek Bizimdir, Biz Geleceğiz

Ekonomi de dahil olmak üzere tüm değerlendirmeler görece kıyaslama metoduyla yapıldığında doğru sonuç verir. Muadillerinize nazaran pozitif yönde fark oluşturabildiyseniz başarılı sayılırsınız. Ülke ekonominiz büyürken diğer ülkeler sizden daha hızlı büyüyorsa bu geri kaldığınız anlamına gelir. Bunun tam tersini de düşünmek mümkündür. Eğer ekonominiz gerilerken diğer ülkelerde de benzer durum varsa bu sizin stabil kaldığınıza işarettir.

Dünya belki de tarihinde görülmemiş bir salgınla baş etmeye çalışırken bu durumdan küresel ekonomik sistem de negatif anlamda etkilenir oldu. Ülke ekonomileri, gayri safi milli hasılaları, emtia fiyatları, talep ve daha birçok ekonomik gösterge geriye doğru gidiyor. Ülkemiz de dünya ülkelerinin çoğu gibi bu süreçte ekonomik kayıplar yaşadı, yaşıyor. Ancak bu değerlendirmeyi yaparken dünyanın köklü ve gelişmiş ekonomilerinin de büyük zorluklarla yüzleştiğini hesaba katmak gerek. Global markalar mağaza kapatıyor, işçi çıkarıyor, ülkeler ağır borçlar altına sürükleniyor, ekonomik sistem değişiyor, dönüşüyor ve bambaşka bir geleceğin alt yapısı hazırlanıyor. Şüphesiz bu sürecin sebeplerini ve sonuçlarını ancak yıllar sonra öğrenebileceğiz. Ancak bir gerçek var ki bu karmaşık dönemi akılcı okuyan ülkeler, firmalar ve bölgeler pandemi sonrasında ciddi bir atağa geçip hızlı bir ivme yakalayacaklar. Ülkemiz de sıçrama yapacak bu ülkelerin başında geliyor. Üretim altyapısı, dinamik ve genç nüfusu, iç pazar potansiyeli ve istikrarlı yapısıyla Türkiye başta bölgemiz olmak üzere dünyanın üretim üssü olmaya adaydır. Bu gerçek dünyanın birçok akil ekonomisti tarafından sürekli dillendirilirken yaşanan gündelik ekonomik gelgitleri bu sürecin ayak sesleri olarak algılamak gerekir. Zamanlama açısından bizleri yorsa da Türkiye’nin üretim gücünü rekabetçi maliyetlerle pekiştirirsek dünyanın her yerindeki alıcıları ülkemize çekmemiz mümkündür. Krizler fırsatları da beraberinde getirir. Bu salgın evresinde firmalarımız altyapılarını dijital anlamda geliştirmeli ve yeni satış, servis ve iletişim yöntemlerine odaklanmalıdır. Sürecin akabinde gerek talep gerekse de network yönünden Türkiye bölgenin cazibe merkezi olacaktır. Bunu hep birlikte yaşayarak göreceğiz. Finansal yönden kırılgan bir dönemden geçiyor olsak da unutmayalım ki yalnız değiliz. Dünyanın gelişmiş nerdeyse tüm ekonomileri aynı sorunlara çare bulmanın peşindeler. Küresel işletmeler artık Uzak Doğu merkezli tek kutuplu üretim modelini bir kenara bırakıyor. Bu da bizlere yepyeni iş fırsatlarını beraberinde getirecektir. Ülkemiz Avrasya bölgesinin her anlamda üretim üssü olmaya namzet bir yapıdayken geleceğin şifrelerini çözebilen işletmeler bu süreçten kazançlı çıkacaklardır. Laleli’nin özellikle küresel ticarete dönük altyapısı bu olumsuz süreçten ister istemez etkilenmektedir ancak salgın sürecinin akabinde ticari anlamda yükselecek bölgelerin başında da yine Laleli gelmektedir. Uzun yıllardır yatırım yapılan fiziki altyapısı, moda ve ticareti buluşturan perspektifi, gelişmiş ve tecrübeli kadrosu, ayakları yere sağlam basan işletmeleri, turizm potansiyeli ve lokasyon avantajıyla Laleli ülkemizin ve bölgenin adeta vitrini ve ticaret merkezi olacaktır. Geleceğe daha güçlü ve hazır bir şekilde yürümemiz için elbette ki belirli sınanmalardan geçeceğiz. Geçmişte yaşadığı sayısız krizlerden yaralansa da güçlenerek çıkan Laleli bu salgın sürecini de yepyeni tecrübe ve birikimler elde ederek atlatacaktır. Sonrası ise her bir firmamız için yepyeni kapıların açıldığı bir dönemi bizlerle buluşturacaktır. Ülkemizin ekonomi ve turizm anlamında dinamosu olan Laleli, ticareti teknolojiyle buluşturan bir yöntemle bambaşka ve çok daha etkili bir değişimin de merkezi olacaktır. Bu nedenle firmalarımız motivasyonunu düşürmeden, inançlarını kaybetmeden, sabırla ve dirayetle geleceğe hazırlanmalıdırlar. Unutmayalım ki gelecek bizimdir. Biz geleceğiz 

Saygılarımla,

Giyasettin Eyyüpkoca

Başkandan


Haberler

Duyurular

Tüm Duyurular

Etkinlikler

Tüm Etkinlikler

Etiketler