Laleli Sanayici ve İşinsanları Derneği (LASİAD) olarak, bölgemizde giderek derinleşen İran–İsrail–ABD gerilimini yalnızca siyasi bir kriz olarak değil, insanlığın ortak vicdanını yaralayan büyük bir kırılma olarak görüyoruz. Savaşın hiçbir millete, hiçbir ekonomiye, hiçbir geleceğe kazanç sağlamadığını tarih defalarca ispat etmiştir. Avrupa düşüncesinin en güçlü seslerinden biri olan Immanuel Kant’ın “Ebedi barış bir hayal değil, bir zorunluluktur” sözü bugün adeta bir çağrı niteliğindedir. Her geçen gün artan saldırganlık, özellikle ABD ve İsrail’in askeri hamleleri, bölgede geri dönüşü zor yaralar açmaktadır. Oysa ki her kaybedilen can, insanlığın ortak mirasından eksilen bir değerdir. Bu savaş derhal sona ermeli, taraflar aklıselime dönmeli ve bölge halklarının hak ettiği huzur yeniden tesis edilmelidir. Ortadoğu artık çatışmanın değil, barışın merkezi olmak zorundadır.
Bu savaşın etkileri yalnızca sınırların ötesinde kalmamakta, Türkiye gibi üretim ve ticaret odaklı ülkeleri doğrudan etkilemektedir. Küresel tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar, hammaddeye erişimde yaşanan zorluklar ve hızla artan lojistik maliyetleri, sanayicilerimizi ve ihracatçılarımızı ciddi anlamda zorlamaktadır. Bu durumun ülkemizin makroekonomik dengelerine zarar vermemesi en büyük temennimizdir. Fransız düşünür Montesquieu’nün “Ticaretin olduğu yerde barış vardır” sözü, aslında bugünkü tablonun tersine işaret etmektedir. Ticaretin sekteye uğradığı bir dünyada barıştan söz etmek giderek zorlaşır. Ancak Türkiye, güçlü üretim altyapısı, dinamik iş gücü ve stratejik konumuyla bu krizden güçlenerek çıkabilecek potansiyele sahiptir. Uzun vadede küresel dengelerin yeniden şekillendiği bu süreçte, kendi kendine yetebilen ve üretim kabiliyetini artıran ülkeler ön plana çıkacaktır. Türkiye de bu ülkelerin başında gelmektedir.
Bugün yalnızca Ortadoğu değil, Rusya-Ukrayna savaşı başta olmak üzere dünyanın pek çok bölgesi eş zamanlı krizlerle sarsılmaktadır. Küresel sistemin temelleri zorlanmakta, yıllardır var olan kurallar aşınmakta, hatta birçok alanda tamamen ortadan kalkmaktadır. Bu durum, uluslararası ilişkilerde öngörülebilirliği azaltmakta ve ekonomik dengeleri kırılgan hale getirmektedir. İngiliz düşünür Thomas Hobbes’un “İnsan insanın kurdudur” sözü, kontrolsüz güç mücadelelerinin nelere yol açabileceğini asırlar öncesinden anlatmaktadır. Bugün dünya tam da bu kaotik eşiğe yaklaşmış durumdadır. Oysa Türkiye, tarihsel birikimi ve coğrafi konumuyla bir “barış havzası” olma potansiyelini taşımaktadır. Çevremiz adeta bir yangın yerine dönmüşken, bizim bu yangının dışında kalmamız ve hatta söndüren taraf olmamız küresel sistemin devamı yönünden değerlidir. Çünkü ticaretin, refahın ve sürdürülebilir kalkınmanın tek yolu barıştan geçer. Savaşların sona erdiği, diplomasinin güç kazandığı bir dünya düzeni artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Öte yandan, 6 Nisan tarihinde gerçekleştirilen İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) seçimleri, sektörümüz adına önemli bir dönüm noktası olmuştur. Kıymetli dostum Sayın Mustafa Paşahan’ın bu göreve seçilmesini büyük bir memnuniyetle karşılıyor, kendisini ve ekibini gönülden tebrik ediyorum. Önümüzdeki dört yıllık süreçte, özellikle küresel belirsizliklerin arttığı bu dönemde, tecrübe, dayanışma ve ortak aklın belirleyici olmasını oldukça değerli buluyorum. Hazır giyim sektörümüz, geçmişte olduğu gibi bugün de zorlukların üstesinden gelebilecek güce sahiptir. Birlik ve beraberlik içinde hareket ederek sektörümüzü yeniden yükselişe geçireceğimize yürekten inanıyorum. Alman düşünür Friedrich Nietzsche’nin “Umudu olanın geleceği vardır” sözüyle ifade ettiği gibi, bizler umudumuzu kaybetmeden yolumuza devam etmeliyiz. Dünya er ya da geç aklıselime ulaşacaktır. Önemli olan, bizlerin bu süreçte kararlılıkla üretmeye, birlikte hareket etmeye ve barışı savunmaya devam etmemizdir. Bu vesileyle ülkemiz, sektörlerimiz ve tüm insanlık için hayırlı bir gelecek diliyor, sizleri saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.
Giyasettin Eyyüpkoca